HDP’de ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ İçin İsimler Tartışılıyor

Kongreye hazırlanan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile yola devam etmeyi düşünüyor. Seçimlerde ortak aday konusunda “şeffaf müzakere” tutumunu açıklayan HDP’de cumhurbaşkanı adaylığı için de isimler zikredilmeye başlandı.

Berivan Altan’ın Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 3 Temmuz’da Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştireceği 5’inci Büyük Olağan Kongresi çalışmaları sürüyor. Hazırlıkları koordine eden ve yeni dönem kurullarını belirleyecek olan Merkezi Mutabakat Komisyonu hafta içerisinde bir araya geldi. Kongre hazırlık çalışmaları ve Parti Meclisi’ne (PM) yönelik başvuruları ele alan komisyon çalışmalarını hızlandırdı.

Komisyonda mevcut Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile devam etme eğilimi ortaya çıktı. Yanı sıra yeni dönem için başka isimler de tartışıldı. Parti yetkili organları henüz bir karar almadı ancak ağırlıklı görüş Buldan ve Sancar ile yola devam etmesi yönünde.

Daha çok 5’inci Büyük Olağan Kongresi’nde verilecek mesajlar ve HDP’nin Türkiye siyasetinde belirleyici olma gerçekliği üzerinden çalışmalara ağırlık veriliyor. Özellikle seçim politikası, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki hamleler ve Kürt sorunun demokratik çözüm modeline dair kapsamlı bir çalışma yürütülüyor. Bu kapsamda Merkezi Mutabakat Komisyonu’nun bir ekip oluşturduğu ve bu ekibin kongreye kadar verilecek mesajlara dair çalışacağı öğrenildi. Kongrede seçilecek yeni eşbaşkanların mesajlarına yönelik hummalı bir çalışma başlamış durumda.

Tutuklu siyasetçilerin önerileri alındı

Bu çalışmalar kapsamında önceki dönem Eş Genel Başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ile Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile Buldan ve Sancar geçtiğimiz hafta içerisinde tutuldukları cezaevlerinde görüşmeler yaptı. Yeni dönem politikalar, izlenecek siyasete dair tutuklu siyasetçilerle de tartışmalar yürütülerek, öneriler alındı. Tutuklu siyasetçilerin önerileri ve düşünceleri de ilgili kurullara aktarıldı.

HDP’nin kongrede hem iktidarı hem de muhalefeti şaşırtacak mesajlar vereceği de kulislerde konuşulanlar arasında. Bu kapsamda da kongre beklenenden daha çok dikkati çekeceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı için isimler tartışılıyor

Bir diğer önemli konu ise HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday çıkarıp, çıkarmayacağıydı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar bu konuda açık, şeffaf bir şekilde müzakereye açık olduklarını söylemiş aynı zamanda alternatif bir aday ihtimaline işaret etmişti. Bu konunun da kongre öncesinde HDP’nin ittifaklarının oluşturulduğu kurullarda tartışılmaya başlandı. Hatta Cumhurbaşkanlığı için bazı isimlerinde tartışıldığı ve bu çerçevede öneriler götürülmesi de konuşuluyor.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için izleyeceği politikada, muhalefetin HDP’ye yönelik baskılarda ve dokunulmazlıkların kaldırılmasında aldığı tutum belirleyici olacak. Muhalefetin HDP ve seçmeninin kabul edemeyeceği bir aday olması halinde Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’a karşı alternatif ve güçlü bir isimle Cumhurbaşkanlığı adayı çıkaracağı belirtiliyor.

Paylaşın

‘Erdoğan, Erken Seçim Açıklamasına Hazırlanıyor’ İddiası

Erken seçim tartışmaları sürerken önemli bir iddiada Milli Gazete yazarı Adnan Öksüz’den geldi. Öksüz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken seçim açıklaması yapacağını iddia ettiği tarihi yazdı.

Milli Gazete yazarı yazarı Adnan Öksüz, bugünkü köşe yazısında Ankara kulislerinde yer alan erken seçim iddiasını köşesine taşıdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın erken seçime gitmek için 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde açıklama yapacağını ifade eden Adnan Öksüz, “Kulislere göre, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hain darbe girişiminin yıldönümünde, 15 Temmuz’da erken seçim açıklaması yapmaya hazırlanıyor!” yazdı.

Erdoğan topu Meclis’e bırakacak

“Fakat Erdoğan’ın aday olabilmesi için seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacağı ifade ediliyor.” diyen Öksüz, “Buna göre, Eylül 2022 ikinci yarısı ya da Ekim 2022’nin ilk yarısında erken seçim olabilir!” ifadelerini kullandı.

Öksüz’ün dikkat çeken ifadeleri şöyle:

“Önümüzdeki sonbaharda erken seçim var mı, yok mu?

Kulislere göre, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, hain darbe girişiminin yıldönümünde, 15 Temmuz’da erken seçim açıklaması yapmaya hazırlanıyor!

Fakat Erdoğan’ın aday olabilmesi için seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacağı ifade ediliyor.
Buna göre, Eylül 2022 ikinci yarısı ya da Ekim 2022’nin ilk yarısında erken seçim olabilir!”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Macron, Ulusal Meclis’te Çoğunluğu Kaybetti

Fransa’da 48 milyon seçmenin, Ulusal Meclis’te görev alacak 577 milletvekilini belirlemek için sandığa davet edildiği parlamento seçimlerinin ikinci turunda, iktidar ağır darbe aldı. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, seçmenin yüzde 54’ü sandığa gitmedi.

İlk turda, Macron iktidarının önderliğindeki Birlikte! koalisyonu oyların yüzde 25.78’ini, Boyun Eğmeyen Fransa önderliğindeki Yeni Ekolojik ve Sosyal Halk Birliği (NUPES) yüzde 25.75’ini almışlardı. Aradaki oy farkı yalnızca 6 bin 668’di.

Ifop enstitüsünün sandıklardan yansıyan ilk projeksiyonlarına göre, Cumhurbaşkanı Macron’un partisi, 289 olan salt çoğunluğa yaklaşamadı. İlk belirlemelere göre, “Birlikte/Ensemble” hareketi sadece 210 ila 250 sandalye elde edebiliyor.

Solun 4 eğilimini birleştiren Jean Luc Melenchon’un liderliğindeki Yeni Ekolojik ve Sosyal Halk Birliği- NUPES” ise, 170-190 sandalye, büyük bir atılım yapan Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağ Ulusal Bütünleşme 75-95 arasında sandalye, ana muhalefet sağ parti Cumhuriyetçiler (RN) ise, 60-75 sndalyeye sahip olabilecek.

Bu rakamlarla ülkeyi yönetmesi zorlaşacak olan Macron’un, Fransa Meclisi’nde salt çoğunluğu elde edebilmek için, koalisyon ya da milli birlik hükümeti gibi arayışlara girmesi gerekiyor.

Aşırı sağcı bir grup en son 1986 yılında 35 milletvekili çıkararak parlamentoda grup oluşturabilmişti. Le Pen’in de aday olduğu ve ikinci tura yüksek bir oy oranıyla kaldığı genel seçimlerde, Le Pen’in partisi RN’nin 20 ila 40 milletvekili çıkaracağı tahmin ediliyordu.

Mevcut sandık çıkış sonuçlarının doğrulanması halinde bu Cumhurbaşkanı Macron’un vaat ettiği reformları hayata geçirme olanağını zora sokacak.

Macron, seçim öncesi Fransızları kendisine ‘güçlü ve net bir salt çoğunluk’ vermeye çağırmıştı ancak sonuçlar bunun böyle olmayacağını gösteriyor. Seçimlerde Macron’a yakın isimlerden eski Christophe Castaner Alpers-de-Haute-Provence bölgesinde seçimi kazanamadı.

Fransa’da genel seçimin ilk turunda bir adayın salt çoğunluğu sağlayamadığı sandalyeler için ikinci tur yapılıyor. İlk turda yüzde 12,5 ve üzeri oy alan adaylar, ikinci tura kalıyor. Bu turda en fazla oyu alan aday milletvekili seçiliyor.

Genel seçimlerde öne çıkan iki ittifak

Fransa Boyun Eğmeyen Partili (LFİ) aşırı solcu Jean-Luc Melenchon’un girişimiyle LFİ, Yeşiller Partisi (EEVL), Sosyalist Partisi (PS) ve Komünist Partisi’ni (PCF) kapsayan “Sosyal ve Ekolojik Yeni Halk Birliği” (Nupes) ittifakı kuruldu.

Nupes ittifakı, Meclis’te salt çoğunluğu (289 sandalye) alarak, Melenchon’un başbakan olarak atanmasını hedefliyordu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) etrafında da Horizons (Ufuklar) ve Demokrasi Hareketi (MoDem) partilerinden oluşan Ensemble adında bir konfederasyon oluşturuldu.

Macron’un vaatlerini yerine getirebilmesi için, genel seçimlerde mecliste salt çoğunluğu sağlayabilmesi ve hükümeti kurabilmesi büyük önem taşıyor.

Paylaşın

‘Erdoğan, 15 Temmuz’da Erken Seçim Çağrısı Yapacak’ İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın erken seçim çağrısı yapmaya hazırlandığı iddia edildi.

Artı Gerçek’ten Hayri Demir’in haberine göre, Ankara kulislerinde konuşulan senaryoda; Erdoğan 15 Temmuz’da yani darbe girişiminin yıldönümünde erken seçim açıklaması yapacak. Fakat Erdoğan’ın seçim kararının alınmasını Meclis’e bırakacak.

Habere göre, Meclis’in seçim kararı alması içinse 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. AK Parti ve MHP’nin sandalye sayısı bugün itibariyle 333. Bu durumda erken seçim çağrısını sürekli yenileyen muhalefetin de Erdoğan’ın çıkışına “hayır” demeyeceği ve Meclis’ten seçim kararı almasına destek vereceği ifade ediliyor.

Söz konusu senaryo, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Dönüş” çalışması yürüten altı partinin kulislerinde de yoğunca dillendiriliyor. Parti kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Erdoğan’ın böylesi bir çıkış yapma ihtimali partilerin ilgili kurullarında ele alındı.

Eylül-Ekim arası seçim kararı alınabilir

Buna göre, Eylül ikinci yarısı ya da Ekim ayının ilk yarısına denk gelecek şekilde seçim kararı alınabilir. Erdoğan’ın seçim kararı almasının en önemli nedenlerinden birinin ekonomideki kötü gidişat gösteriliyor.

Altılı masanın henüz ilk tur görüşmelerini bile tamamlamış olmasıyla birlikte ortak bir aday konusunda uzlaşının sağlanmamış olmasını da Erdoğan lehine çevirmek için böylesi bir çıkış yapabileceğini güçlendiriyor.

Öte yandan geçmişte AK Parti’de üst düzey görevlerde bulunmuş ancak şimdi altılı masada yer alan bir partinin yönetiminde yer alan bir partili, bu plandan haberdar olduklarını ve planın altılı masanın liderleriyle paylaşıldığını, her olasılığa göre karşı planlarını hayata geçireceklerini ifade etti.

Erdoğan’ın seçim kararı açıklayacağı yönündeki bu bilgiler gündemdeyken, dün il başkanları toplantısında yaptığı açıklama da dikkat çekti. Erdoğan, toplantıda il başkanlarına “yarın seçim olacakmış gibi hızlı ve titiz” çalışmaları için talimat verdi.

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli’nin Seçimi Kazanma Formülleri

Erdoğan ve Bahçeli’nin seçimi kazanmak için düşündükleri formülleri köşesine taşıyan Halk TV yazarı Mehmet Tezkan, “Erdoğan partisinin il başkanlarına hitap ederken 2023 seçimlerini nasıl kazanacaklarının formülünü açıkladı. 

Zor değil, gayet basit dedi ve ekledi: ‘AKP’nin 11 milyonu aşkın üyesi var. Her üye bir yeni üye getirirse 23 milyon üye yapar. Seçimi seçimden önce kazanırız. Mesele bitti’. Bu hesap tutar mı? Geleceğim oraya…” diye yazdı.

Bahçeli’nin seçim formülü olarak 9 rakamını sembol haline getirdiğini kaydeden Tezkan, şunları kaydetti:

Önce ortağının seçimi kazanma formülüne de bakalım. Bahçeli’ninki biraz farklı. Bahçeli Erdoğan gibi 11 milyon yeni üye bulmak gibi zahmetli yola girmemiş rakamları ters yüz ederek sonuca ulaşmıştı. Şubat ayıydı, soğuk bir kış günü partisinin milletvekillerine hitap ederken bir karton gösterdi. Üzerinde 6 rakamı yazıyordu. ‘Tabiatıyla ters çevirirseniz 9 rakamı çıkar’ dedikten sonra devam etti:

‘Bu altı oktur, yuvarlak masa etrafında kurulan tezgahtır, karamsarlıktır. 6’ yı ters çevirirseniz 9 olur. 9 ‘a bakınca ne görüyoruz. Bizim için huzurdur, 9 Işık’tır. Sosyal ve ekonomik sorunların süratle geçeceğinin müjdesidir. Cumhur İttifakı’nın 2023 seçimlerini açık ara alacağının simgesidir.’

Gördüğünüz gibi Erdoğan için de Bahçeli için de seçimi kazanmak zor değil, gayet basit.

İktidarın büyük ortağı kurtuluşu AKP’ye 11 milyon yeni üyenin kaydedilmesinde arıyor.İktidarın küçük ortağı 9 rakamından medet umuyor. Türkiye’nin son hali eksiksiz budur.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın Seçim Planı Belli Oldu

Gazeteci Mehmet Tezkan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmaya dikkat çekerek, “Aslında Erdoğan’ın oyun planı belli. Önceki günkü konuşmasında çıtlattı. Satır aralarında ima etti” dedi.

Mehmet Tezkan, Halk TV’de yayımlanan köşe yazısında erken seçim iddialarını değerlendirerek “Siz olsanız erken seçime gider misiniz? Siz gitmeyecekseniz Erdoğan neden gitsin?” diyerek ihtimalin düşük olduğunu vurguladı.

Erdoğan’ın dün yaptığı konuşmaya dikkat çeken Tezkan, “Aslında Erdoğan’ın oyun planı belli. Önceki günkü konuşmasında çıtlattı. Satır aralarında ima etti.” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

Haziran planı şu:

BİR: Enflasyon şu nedenle bu nedenle inecek. Karar gazetesinde İbrahim Kahveci meseleyi o kadar basit o kadar güzel anlattı ki:

“Matematik ile izah edelim: Bu 6 ayda 54 TL zam yapılan ürünün fiyatı 100 liradan 154 liraya yükselmiş oldu. Fakat siz önümüzdeki 6 ayda 55 lira daha zam yaptığınızda ürünün fiyatı 154+55=209 liraya çıkmış olacak. Ammaaa bir farkla.

İlk 54 liralık zam 54/100=%54 demektir. İkinci altı ayda 55 lira zam ise 55/154=%35,7 etmektedir.

Şimdi burada ne olmuş oluyor? İlk 6 ayda 54 TL zam yapılmış ve ardından ikinci 6 ayda da 55 TL daha zam yapılmıştır. Ama baz etkisi ile ilk 6 ayda enflasyon %54 olurken, sonraki 6 ayda enflasyon %35,7’ye düşmektedir. Zam tutarı daha fazla olsa bile enflasyon düşmüş oluyor.

İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kurulan ülke yönetiminin enflasyonu düşürme formülü budur”

100 liraya aldığın malı bir yıl sonra 209 liraya alacaksın ama enflasyon yüzde 54 ‘ten yüzde 35.7’ye düşmüş olacak… Şubatta, martta enflasyon inecek demesinin sebebi budur.

Erdoğan bu durumu iyi satar, iyi pazarlar…

İKİ: Temmuz ayında enflasyon oranında zam verecek. Ocak ayında ise seçim zammı yapacak. Enflasyonun üzerinde. Yüzde yüz.

Asgari ücrete yapacağı zam Hazine’yi çok fazla ilgilendirmiyor. İşvereni ilgilendiriyor. Yüzde yüz çaksa kendi için ne yazar?

İşveren kaldıramaz, işten çıkarmalar olur. Olmaz. Seçim öncesi maliye sopayı gösterdi mi kimse bir kişi bile işten çıkaramaz.

ÜÇ: Karadeniz gazı. Borular döşenmeye başlandı, 2023’te seçimden önce evlere taşınacağı Erdoğan tarafından ilan edildi. Artık yerli gazımız var diye seçimden önce doğalgaz ücretlerini yüzde 60, yüzde 70 indirebilirler.

Nisan, mayıs bolluk havası haziranda seçim.

Siyaset bilimcilerin bir bölümü seçmen son üç aydaki duruma göre oy tercihini yapar diyor. Erdoğan ocak sonrasına oynuyor.

Ya kazanırım ya benden sonra tufan diyecek…

Gidişat belli…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Seçim Kuruluna Girmek İstemeyen Hakimler Sağlık Raporu Almaya Başladı’ İddiası

Erken seçim veya zamanında seçim tartışmaları sürerken, il-ilçe seçim kurulu başkanlıklarına yapılacak atamalar için birinci sınıfa ayrılmış hâkimlerin kuraya girmek istemediği için sağlık raporu almaya başladığı iddia edildi.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, “Yeni Seçim Kanunu kapsamında, il-ilçe seçim kurulu başkanlıklarına yapılacak atamalar için birinci sınıfa ayrılmış hâkimler arasında yapılacak görevlendirmeler konusunda sıkıntı çıktı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimler sırasında il ve ilçelerde görev yapacak seçim kurulu başkanlarını belirlemek için harekete geçti. Yeni Seçim Kanunu kapsamında il-ilçe seçim kurullarına birinci sınıfa ayrılan hâkimler arasından kurayla seçim yapılması gerekiyor. 6 Temmuz’a kadar bu atamaların gerçekleşmesi gerekirken kuraya girmek istemeyen hâkimlerden YSK’ya sağlık raporu yağmaya başladı.

Edinilen bilgilere göre sadece İzmir’de 40 civarında birinci sınıfa ayrılmış hâkim sağlık raporu alarak kuraya girmek istemediklerini YSK’ya bildirdi. Kuradan çıkacak isimler seçim döneminde yoğun olarak bir ay görev yapacaklar. Bu sebeple birçok hâkimin görev almak istemediği için sağlık raporu aldığı belirtiliyor.” denildi.

Haberde şu ifadelere yer verildi:

“YSK’daki ağırlıklı görüş ise hâkimlik yapmaya engel bir hastalığı yoksa kuraya katılmaları zorunluluğu getirmek. Edinilen bilgilere göre YSK’ya hâkimlerden gelen sağlık raporlarının büyük bölümü bu yüzden kabul edilmeyecek.

YSK önümüzdeki günlerde sağlık raporları ile ilgili bir karar verecek ve sadece kanser hastalığı sebebiyle alınan sağlık raporlarının kabul edilmesi yönünde görüş bildirecek. Buna rağmen ad çekmeye katılacak hâkimin bulunmaması durumunda ise en kıdemli hâkimden başlayarak il ve ilçe seçim kurullarında görev alacak olanlar belirlenecek.”

 

Paylaşın

Erdoğan, Seçime Krizsiz Girmek İçin Zaman Kazanmaya Çalışıyor

Karar yazarı Mustafa Karaalioğlu “erken seçimin Erdoğan için bir avantaj olmadığını” söyledi. Erdoğan’ın, “süresini sonuna kadar kullanıp, türlü ekonomik paketleri deneyerek seçime krizsiz girmek için zaman kazanmaya çalıştığını” belirten Karaalioğlu, muhalefetin de adayını açıklamayarak elindeki tek erken seçim kozunu harcadığını ileri sürdü.

Mustafa Karaalioğlu’nun “Erdoğan rakip adayın gecikmesinden şikayetçi midir?” başlıklı yazısından bir bölüm şöyle:

“Son olarak İYİ Parti lideri Meral Akşener dile getirdi. ‘Seçim tarihini açıkla, ertesi gün adayımızı ilan edelim’ dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Cumhur İttifakı’nın aylardır yaptığı çağrıya böyle cevap verdi Akşener. Bilindiği gibi, altılı masa liderlerinin tamamı böyle düşünüyor.

Görünürde bu tavır bir rest, özgüven ve meydan okuma içeriyor. Yani, muhalefet seçime hazır ve aday ismini gizleyerek iktidarın merakını artırıyor. İktidarın sürekli hata yapması nedeniyle zamanın kendi lehlerine gelişmesinden yararlanıyor. Muhalefet bir yandan da adayı erken açıklamayıp yıpranmasını önlemek gibi bir ihtiyat gözetiyor. Buraya kadar güzel…

Ancak, meselenin iktidar açısından da siyasi anlamı ve avantajları var. Birincisi ve en önemlisi ekonomide tablonun bu kadar olumsuz olduğu ortamda beş yıllık dönemi sonuna kadar kullanabilecek olmak büyük bir başarıdır. Diyebiliriz ki Erdoğan’ın en büyük siyasi başarısı, bu ekonomiye rağmen erken seçime gitmeden zamanında seçim yapabilmek olacaktır. Böylelikle zımnen, aslında ekonominin o kadar da kötü olmadığı, olağanüstü bir yönetim problemi bulunmadığı ve durumun abartıldığı kanaati pekişmektedir. Bu sayede iktidar ekonomi bakanlarını, Merkez Bankası başkanlarını defalarca değiştirebilmekte ve ömrü birkaç ayı geçmeyen ekonomi modelleri veya ağır maliyetli enstrümanlarla şansını deneyebilmektedir. Sadece son bir yılda Çin modeli, rekabetçi kur ve cari açığı azaltma modelinden enflasyonla büyüme modeline, oradan kur korumalı mevduatla Türkiye ekonomi modeline; olmayınca yeniden enflasyonu azaltma modeline ve en nihayet gelire endeksli senede kadar birbiriyle alakasız birçok yöntemi deneme imkanına kavuşmuştur. Her modelin ve enstrümanın sisteme, bütçeye ve gelecek yıllara yüklediği maliyetlerine aldırmadan, sınırsızca deney yapabilmek bulunmaz bir siyasi imtiyazdır. Bu yolu, seçim takviminde kararı Erdoğan’a tamamen teslim ederek muhalefet kolaylaştırmıştır. Aday belirleme kararı rutin seçim takvimine bağlandığı için iktidarın üzerindeki erken seçim baskısı tamamen bitmiş durumdadır. Yakın tarihin en büyük enflasyonu, hayat pahalılığı, kur şoku, işsizliği ve faiz oranları yaşanırken, iktidarın süreyi sonuna kadar kullanarak seçime gitmesi küçümsenemez bir siyasi başarıdır ve bunda muhalefetin payı büyüktür.

Dolayısıyla, Erdoğan’ın altılı masadan gelen ‘Seçimi açıkla, adayı açıklayalım’ tavrından şikayetçi olduğu düşünülemez. Çünkü, aday erkenden açıklanmış olsaydı erken seçim baskısı artacak ve büyük ihtimalle de bu baskı sonuç alacaktı. Muhalefetin analizin aksine altılı masanın adayı değil, Erdoğan yıpranacaktı. Ayrıca, bu ağır şartlarda bile olduğu yerde yıpranan bir muhalefet adayı endişesi varsa, o doğru aday da değildir. Adayı erken ilan etmenin riskini almak bir siyasi vizyon anlamı taşırdı. Adı sanı belli bir alternatifin ortaya çıkması mevcut ekonomik şartların da eşlik etmesiyle, ‘Daha fazla vakit ve kaynak kaybetmeden hemen seçim’ duygusunu güçlendirecekti.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kulis: İktidar Cephesi, Rakip Aday İçin 5 İhtimal Konuşuyor

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda iktidar partisinde beş ihtimalin konuşulduğu kulislere yansıdı. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Yavaş ve Akşener isimleri gündeme gelirken, bir başka AK Partili yönetici “Bence No-name bir isim belirleyecekler” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçime 1 yıl kala adaylığını İzmir’den ilan etti ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da adaylığını ya da adayını açıklamaya çağırdı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu bu sözlere henüz karşılık vermedi ama parti yöneticilerinden “Sandığı getir adayı açıklayalım” yönünde değerlendirmeler geldi.

Muhalefet partilerinin oluşturduğu altılı masa, şimdilik seçim takvimi belli olmadan aday açıklamayı planlamıyor. Bu tutum “Muhalefetin adayı kim olacak?” sorusunun daha uzun süre siyaset kulislerinde sorulmaya devam edeceğini gösteriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre muhalefet kadar adayı merak eden iktidar cephesinden ise farklı tahminler geliyor. Bir kesim Kılıçdaroğlu’nun aday olacağını düşünürken İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a şans verenler de var.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hâlâ denklemden çıkmadığını düşünenlerin yanı sıra bir beşinci görüş ise muhalefetin bu 4 isim dışında aday çıkaracağı yönünde.

AK Partili bir yönetici, adayın daha önce adı duyulmayan biri olabileceğini belirterek, “Bence No-name bir isim belirleyecekler” iddiasında bulundu.

Paylaşın

Z Kuşağı Anketi: ‘Millet’ İle ‘Cumhur’ Arasındaki Fark Yüzde 42

Türkiye’de gelecek seçimlerin en önemli belirleyicilerinden biri olması beklenen Z kuşağı, 1997 ile 2012 yılları arasında dünyaya gelenleri temsil ediyor. 24 Haziran 2018’deki seçimlerde Z kuşağının toplam seçmen içindeki payı yüzde 7’yken, 2023’te bu oran en az yüzde 16 olacak.

Bu kuşağa ilişkin yapılan araştırmalarda genel olarak maddi olanaksızlıklar ön plana çıkıyor. Sokak röportajlarında en çok, “Telefonunu çıkar” ifadesiyle özdeşleşen ve AKP’li olduğunu söyleyen vatandaşlar ile gençler arasındaki tartışmalar dikkat çekiyor.

BUPAR Araştırma Danışmanlık, 17-24 yaş arasındaki 2 bin 780 kişiyle yüz yüze yaptığı araştırmayla gençlerin Türkiye’nin gündemindeki sorunlara ilişkin bakış açılarına yer verdi. Buna göre AKP politikalarına destek her geçen gün azalıyor.

Cumhuriyet gazetesinden Sena Tufan’ın haberine göre ilk defa oy kullanacak seçmenlerin yüzde 65’i Millet İttifakı’na oy vereceğini söylerken, Cumhur İttifakı’na oy verecek yeni seçmen oranı yüzde 23 oldu. Yüzde 12’si ise diğer partiler ve ittifak dışı partilere oy vereceğini belirtti.

‘Yeni biri cumhurbaşkanı olsun’

“Yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ın tekrar seçilmesini mi istersiniz yoksa yeni biri mi cumhurbaşkanı olsun?’’ sorusuna verdikleri yanıtla gençler, değişimden yana olduklarını, yeni bir cumhurbaşkanı istediklerini ortaya koydu.

Gençlerin yüzde 72’si “yeni biri cumhurbaşkanı olsun” derken yüzde 20.5’i “Recep Tayyip Erdoğan olsun” dedi. Yüzde 7.5’lik bir kesim ise “Kararsız” olduğunu belirtti.

‘Ekonomi daha kötü olur’ diyenlerin oranı yüzde 75

Araştırmaya katılanların yarısı “Gelirim giderimi karşılamıyor, eski birikimlerimi harcıyorum’’ derken, gençlerin yüzde 30’u ailesinden yardım alarak geçindiğini belirtti. “2022’de sizin ekonomik durumunuz ile ülkenin ekonomik durumu nasıl olur’’ sorusuna, “Daha kötü olur’’ diyenlerin oranı yüzde 75. “Kendinizi genel olarak mutlu hissediyor musunuz’’ sorusuna ise yüzde 70 “hayır’’ yanıtını verdi.

“Yurtdışında okumak ister misiniz’’ sorusuna yanıt veren lise öğrencilerinin yüzde 77’si “Evet’’ derken, yüzde 12’si “Hayır’’ yanıtını verdi. Yüzde 11’i ise ‘Şu anda karar veremiyorum’ dedi. Üniversite öğrencilerinin yüzde 71’i “Dünya genelinde ülkemizdeki üniversitelerin kalitesi ve saygınlığı azalıyor” derken yüzde 9’u ise “Dünya genelinde ülkemizdeki üniversitelerin kalitesi ve saygınlığı artıyor” yanıtını verdi.

‘Gezi davası siyasi’

Gezi eylemlerinin demokratik bir hak kullanımı olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 40 iken, 15 Temmuz darbe girişiminin dış güçlerin organizasyonu olduğunu düşünenler ise yüzde 20’de kaldı. Gezi Davası’nda açıklanan kararları doğru ve hukuki bir karar olarak değerlendirenler yüzde 20, “Siyasi bir karardır’’ diyenlerin oranı ise yüzde 40 olarak kayda geçti.

Sığınmacı politikası eleştirisi

Gençlerin yüzde 90’ı sığınmacıların ülkelerine dönmeleri gerektiğini ve vatandaşlık verilmesinin doğru bulmadıklarını belirtti. Konut alan yabancılara vatandaşlık verilmesine de yüzde 90’ı karşı çıktı. Gençler, ‘’İktidarın Suriyeli ve Afgan politikalarını destekliyor musunuz?’’ sorusuna yüzde 9 oranında ‘Evet’, yüzde 85 oranında ‘Hayır’ yanıtını verdi.

Paylaşın