AK Parti’ye Göre ‘Erken Seçim Bahsi’ Kapandı: Seçim 2023’te

2023 seçimlerine yaklaşık 10 ay kalmasına karşın, erken seçim olasılığı hala seslendiriliyor. Son olarak gazeteci Barış Yarkadaş’ın, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, 4 Eylül’deki Sivas mitinginde “erken seçim çağrısı” yapacağı iddiası, tartışmayı yeniden alevlendirdi.  

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, MHP tarafından sert bir dille yalanlanan baskın seçim iddialarıyla ilgili olarak AK Parti kulislerinde ise “Seçim 2023’te, belli olmayan tek şey hangi gün yapılacağı” görüşü dile getiriliyor.

AK Parti kulislerinde, bir erken seçim kararının Ekim ayına zaten yetişmeyeceği, Kasım-Aralık aylarının ise hem ekonomik göstergeler, hem de hava durumu açısından uygun bir zaman olmayacağına dikkat çekiliyor.

Artık muhalefet partilerinin bile erken seçimi seslendirmediğine dikkat çeken AK Parti yöneticileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, son il başkanları toplantısında seçime 9-10 ay kaldığını vurguladığına dikkat çekerek, “Artık şu net, seçim 2023’te olacak. Cumhurbaşkanımız sadece günün söylemedi” diyerek, erken-baskın seçim tartışmalarına nokta koyuyor.

Seçim tarihi için Haziran ayında üniversite sınavlarının yapılacak olması da dikkate alınarak, Demokrat Parti’nin kuruluş yıldönümü olan 14 Mayıs tarihi öne çıkıyor.

Parti içinde seçim tarihi olarak Mayıs’ın son Pazar günü veya Haziran ayının ilk Pazar gününü önerenler de var.

‘Ekimde enflasyon artar, seçim için uygun zaman değil’

AK Parti kaynaklarına göre, erken veya baskın seçim senaryoları, hem ekonomik tablo, hem de partinin seçim stratejisine uymadığı için gerçekçi değil.

Böyle bir kararı, ittifak ortağı MHP veya AK Parti’nin tek başına alamayacağına dikkat çeken parti kaynakları, ayrıca, Ekim veya Kasım aylarının, yüksek enflasyon beklentileri dikkate alındığında uygun olmayacağına vurgu yapıyorlar.

Ekim ve Kasım aylarında enflasyonda artış olacağı beklentisine dikkat çekilerek Aralık ve özellikle Ocak ayından itibaren enflasyonun baz etkisi ile düşüşe geçeceği belirtiliyor.

Pandemi sürecinde üretim yapılamaması ve stokların tükenmesi nedeniyle fiyat artışları yaşandığı ifade edilirken yeniden üretim süreçlerine dönülmesi ile fiyatların sabitlenmeye başlayacağı beklentisi dile getiriliyor. Fiyatların sabitlenmesinin, iktidar lehine fırsata dönüştürülebileceği savunuluyor.

Bir partili bunu “Şimdi emtia üretimleri de normal seyrine ulaştı ve artık fiyatları sabitledi. Yani demir 13-14 arasında gidip geliyor ama 16’yı görmüyor. Çimento, enerji fiyatları belli noktada gidiyor. Biz de fiyatları sabitleyebilirsek, artık ekmeği 4, akaryakıtı 21-22 olarak sabitlersek, durum normalleşir ve biz bunu seçimler için fırsata döndürebiliriz” diye ifade ediyor.

‘7 siyasi parti, yedi düvel durdurmaya çalışıyor’

AK Parti’de Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesinde sıkıntı yaşanacağı öngörülmüyor. Ancak, parti oyları konusunda o kadar iyimser bir tablo olmadığı, hatta parlamento çoğunluğunun kaybedilebilmesi ihtimali bile değerlendiriliyor.

Erdoğan’ın seçimi kesinlikle kazanacağı görüşü, her şeye rağmen seçmene “güven vermesi” ve 6’lı masanın, iktidara “alternatif olamadığı” tezleriyle savunuluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “ekonomide sıkıntılar var, bunu anlıyoruz, çözeceğiz” mesajlarının toplumda karşılık bulduğunu savunan parti yöneticileri, ayrıca “beka” üzerinden verilen mesajların da vatandaşta karşılık bulduğu görüşünde.

Adını vermeden konuşan bir AK Parti yöneticisi, Erdoğan’ın dış politikada, özellikle Ukrayna-Rusya savaşında ve tahıl koridorunun açılmasında oynadığı role dikkat çekerek, bunların da seçmende “güven oluşturduğunu ifade ediyor:

“Bizim coğrafyamızda ortaya çıkan savaşlar, Amerika’yı, İngiltere’yi, Avrupa Birliği’ni rahatsız ediyor ve bu bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışıyorlar. Arap Baharı’nın da zaten Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme politikası olduğu bugün net şekilde görünüyor.

Bu çerçeveden baktığımızda, Türkiye onların önünde engel oluşturmaya başladı. O engel de Erdoğan. ‘Erdoğan, bir yandan yedi siyasi partiye karşı durmaya çalışıyor, öte yandan yedi düvele karşı durmaya çalışıyor’ diyoruz. Vatandaşa bunu anlatınca karşılık buluyor. Ekonomik krizin nasıl çözüleceğini anlatınca dinliyor.”

Cemevi, Hacıbektaş ziyareti, Alevi açılımının işareti mi?

Muharrem ayının ilk günü bazı cemevleri ve Alevi kültür merkezlerine yapılan saldırılardan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, önce Hüseyin Gazi Dergahı’nı ziyareti, ardından da Hacı Bektaş-ı Veli anma etkinliklerine katılması, “Seçimler öncesi yeni bir Alevi açılımının adımı mı?” sorusunu da gündeme taşıdı.

Muhalefet ve bazı Alevi örgütleri bu ziyaretleri “samimi bulmadığını, seçim hamleleri” olduğunu belirterek tepki gösterdi.

AK Parti kulislerinden yansıyan bilgilere göre, bu ziyaretlerin amacı, seçimler öncesinde, “Alevi-Sünni” çatışması üzerinden kargaşa çıkarmak isteyenlere mesaj vermek.” Türkiye’nin PKK ile mücadelede başarılı olduğunu, hatta bu durumun “HDP’de bir miktar söylem değişikliği”ne yol açtığını savunan parti kaynakları, şimdi “Alevi –Sünni çatışması” üzerinden Türkiye’ye yönelik bir oyun” ortaya konulmak istediğini söylüyor.

Bir parti yetkilisi “Alevi meselesi, kabuk tutmuş yaralarımızdan birisi. Şimdi birileri bu yarayı kaşıyor, Alevi-Sünni ayrışması ortaya koymak için. PKK ile mücadelemiz çok iyi gidiyor. Tam cesaretleri olmasa da HDP’de bile biraz söylem değişiyor. Şimdi birileri Alevi meselesine çomak soktu. Cumhurbaşkanımız, onu iyi gördü ve toplumsal huzuru sağlamak için, bir devlet başkanının yapması gereken görevi yerine getirdi” diyor.

Paylaşın

İYİ Parti: CHP’ye Borcumuzu Mahalli Seçimde Ödedik

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olup olmayacağı merak ediliyor. 21 Ağustos’taki ‘altılı masa’ buluşmasının vakti yaklaştıkça tartışma bu sorunun yanıtına odaklanıyor. 

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, ismini paylaşmadığı İYİ Parti’nin bir ağır topunun, Kılıçdaroğlu’nun bugüne dek adaylık bahsini kendilerine açmadığını, “Bizimle öyle bir görüşmesi, öyle bir niyet açıklaması olmadı. Bizim kimseye bir sözümüz, mecburiyetimiz yok” dediğini aktardı.

Saymaz’ın aktarımına göre, İYİ Parti’nin ağır topu devamında şunları söyledi:

“Kılıçdaroğlu aday olacaksa gelsin söylesin. Bize iletilmiş bir şey yok. Masada bununla ilgili bir konuşma da yok. Kılıçdaroğlu, ‘Böyle böyle yapacağım’ diyor. Diyebilir, hakkıdır, belki tek başına iktidar olacak.”

Kimi çevrelerde 2018’deki seçimde CHP’nin 15 milletvekili transfer ederek, İyi Parti’nin seçimlere girme hakkı kazanmasına imkan sağladığı ve Akşener’in borcu kapatmak için Kılıçdaroğlu’nun adaylığına “Evet” diyebileceği savunuluyor. İyi Parti’nin ağır topu ise bu düşünceye şöyle yanıt verdi:

“Ne borcu? Biz borcumuzu mahalli seçimde ödedik. Kaldı ki bizim seçime katılma hakkımızı YSK vermişti. CHP o imkanı tanıdıktan sonra bu kararı almış olabilirler. Olmasa belki yapmayabilirlerdi. Ama zaten seçime girme hakkını kazanmıştık.”

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Muhalefet Adaylarının Hepsi Erdoğan’ı Yeniyor

Yöneylem Araştırma 27 ilde 2400 kişi ile 28 Temmuz- 1 Ağustos arasında yaptığı Temmuz 2022 araştırmasının sonuçları yayınlandı. Yüzde 95 güven aralığındaki araştırmada kararsızlar “dağıtıldıktan sonra” Cumhur İttifakı’nın 35,6’da kaldığı Millet İttifakı’nın ise 44,3’e yükseldiği görüldü.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenle muhalefet adaylarına yöneliyor. Çalışmaya göre Millet İttifakı, kararsızlar dağıtılmadan önce yüzde 35.4 oranında oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 28.4 seviyesinde kaldı. Ankette ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçiminde de seçmenin tercihinin muhalefet adayı olduğu görüldü.

Yöneylem tarafından 27 ilde 2400 katılımcı ile 28 Temmuz- 1 Ağustos tarihleri yapılan araştırmanın sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı.

MHP baraj altında

Kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtıldıktan sonra milletvekili genel seçimlerinde genel görünüm aşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde oluştu, önemli ayrıntı Cumhur İttifakı ortaklarından MHP’nin yüzde 7 olarak belirlenen yeni seçim barajının altında kalması.

Türkiye iyi yönetilmiyor

Yöneylem’in Temmuz araştırmasında katılımcılara yönelttiği “Türkiye nasıl yönetilmektedir?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 63.7’si “kötü yönetilmektedir” yanıtını verirken yalnızca 23.1’i “iyi yönetilmektedir” yanıtını verdi.

Seçmen parlamenter sistemi istiyor 

Araştırmada katılımcılara “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi mi, Parlamenter Sistem mi?” diye sorulduğunda ise Parlamenter Sistem diyenlerin oranı yüzde 66.4 seviyesinde seyretti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diyenlerin oranı ise yalnızca yüzde 28.5 oldu.

Erdoğan’ı “asla istemeyenler” yüzde 58,4

Önümüzdeki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olması halinde oy verir misiniz? sorusuna katılımcıların yalnızca yüzde 30.7’si “kesinlikle oy veririm” yanıtını verirken, “asla oy vermem” diyenlerin oranı ise yüzde 58.4 oldu.

Muhalefet adaylarının hepsi Erdoğan’ı yeniyor 

Yine çalışmada katılımcılara sorulan sorular arasında yer alan “Erdoğan mı, muhalefet adayı?” sorusuna muhalefet adayı diyenlerin oranı yüzde 54.3 iken Erdoğan diyenlerin oranı yalnızca 33.1 oldu..

  • Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kalması halinde Erdoğan diyenlerin oranı 38.3 olurken Kemal Kılıçdaroğlu diyenlerin oranı ise yüzde 47.8 seviyesinde seyretti.
  • Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu karşısında yüzde 37.1 oranında oy alırken İmamoğlu 50.9 seviyesinde seyretti.
  • Son olarak ABB Başkanı Mansur Yavaş karşısında ise Erdoğan yüzde 31.2 oy alırken Mansur Yavaş’ın yüzde 61.5 oranında oy aldığı görüldü.

Muhalefete güven artıyor

Ekonomiyi iktidarın mı yoksa muhalefetin mi daha iyi yöneteceği yönündeki soruya katılımcılar yüzde 46.3 muhalefet yanıtını verirken iktidar diyenlerin oranı yüzde 35 oldu. Hiçbiri yanıtını verenlerin oranı ise 10.2 seviyesinde seyretti.

İktidar hiçbir alanda güven vermiyor

  • Demoktarik düzen, hak ve özgürlükler alanında muhalefetin daha iyi bir savunucu olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 53.7 olurken bu oran iktidar için yüzde 32.4 oldu.
  • Yaşam tarzına saygı noktasında ise iktidar yüzde 34.1 seviyesindeyken muhalefet yüzde 53.1 oranında seçmenden karşılık buldu.
Paylaşın

İktidarın Tüm Hesapları Seçime Odaklı

İçeride çıkmaza giren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dışarıdan nefes almanın yollarını arıyor. Seçim takvimi yaklaşırken iktidarının ömrünü uzatmak adına yapılan hamlelerle dış politikada zikzaklar çiziliyor. Soçi Zirvesi, Suriye krizi, Şanghay’daki görüşme trafiği, Rusya ile artan temaslar gerek Batı’da gerekse iç siyasette, Ankara’nın seçimi kurtarmak adına bir eksen değişikliğine gittiği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Batı medyasında çıkan haberler, bu tartışmalara kapı aralarken dün de Finansial Times’ta ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’ye ‘yasadışı Rus sermayesi veya işlemleri için güvenli bir liman haline gelmeme çağrısında bulunduklarını’ bildiren açıklaması dikkat çekti. İktidara yakınlığı ile bilinen Türkiye Gazetesi’nin önceki gün manşetinde yer alan, ‘Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Esad ile telefonda görüşeceği’ haberi bir başka önemli gelişme oldu. Suriyeli kaynaklar haberi yalanlasa da konunun yandaşlar tarafından tartıştırılıyor olması önemli. Öte yandan iktidara desteğiyle öne çıkan Aydınlık gazetesinin önceki günkü, iktidarı “Atlantik Sistemi’ne uyum gösterip Üretim Devrimi’ne yan çizmekle” suçlayan manşeti de bir diğer ayrıntı oldu.

Konuya ilişkin Birgün’den Mehmet Emin Kurnaz’a değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, son dönemki gelişmelerin Türkiye’nin eksen kayması yaşadığı şeklinde yorumlanmasının abartılı ve gerçek dışı olduğu yorumunu yaptı. Uzmanlara göre iktidar içeride sıkıştı. Batıdan ve NATO çizgisinden çıkmaya niyeti de yok. Sıcak para bulabileceği, kendine alan açabileceği her fırsatı değerlendirme gayreti içinde. Seçime kadar günübirlik gel git politikalarına devam ederek ayakta kalmaya çalışacak.

Bir yıl boyunca gelgitler artacak

“İktidarın son dönemki hamleleri konjonktürel oynamalardır” diyen emekli Büyükelçi Engin Solakoğlu, “Türkiye’nin eksen değiştirmesinden ziyade AKP’nin iktidara tutunma çabaları olarak değerlendirilmesi gereken eylemler. Bunların kökü yok, bu konulara dair daha çok batıda Finansial Times gibi yayınlarda çıkan haberler var. Türkiye NATO zirvesine katıldığında da ‘geri döndü’ diyorlar. Sonra Soçi’de görüşme yapılıyor, bu sefer ‘ekseni değişti’ filan diyorlar. Böyle eksenler kolay değişen eksenler değildir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin NATO’nun çok uzun yıllardır üyesi olduğunu söyleyen Solakoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Bütün altyapısı NATO’ya uyarlanmış. Yani önümüzdeki on ay içerisinde, seçime kadar AKP bu gelgitleri yapacaktır ama bunlar sonuç olarak öze ilişkin eylemler değildir. Bunlar kısa vadede AKP’nin iktidarda kalmak için birtakım çıkarlar elde etmeyi umduğu eylemlerdir. Bunlar ekonomik çıkarlar olabilir. Batıyla pazarlıkta elini yükseltme amacı olabilir. Yani bunların hepsini birden deniyor şu anda AKP Genel Başkanı. Yani burada tek tek olaylar üzerinden Türkiye’nin yönünü çevirdiği yorumu yapmak mümkün değil. Gerçekçi de değil. Batının zaman zaman başvurduğu bir tür gözdağı verme yöntemi de diyebiliriz. AKP de neticede Batı’nın iktidara getirdiği bir partidir. Dolayısıyla AKP’nin zaten böyle bir niyeti de yok.”

Kendine alan açmaya çalışıyor

Eksen tartışmalarını abartılı bulduğunu söyleyen Uluslararası İlişkiler Uzmanı Soli Özel ise “Tabii benim bunu abartılı bulmam Türkiye’nin izlediği politikanın mantığını tam olarak anladığım anlamına da gelmiyor. Türkiye gene dünya sistemindeki boşluklardan yararlanarak kendine alan açmaya çalışıyor. Fakat açıkçası ben bugünkü uluslararası ortamın Türkiye’nin arzu ettiği genişlikte bir alanın önünü açmış olduğu kanısında değilim. Ama şunu da kabul etmek lazım. Tahıl koridoru anlaşması çok önemli bir anlaşma. Herkes Türkiye’nin bunun gerçekleşmesindeki payını kabul ediyor. Zaten Türkiye bu işlerin içinde olmasa o koridorun açılabilmesi mümkün değil. Çünkü yolu Türkiye kontrol ediyor. O anlamda son derece olumlu bir katkı yaptı ve bu şekilde sadece Ukrayna’ya destek veren Batılı müttefiklerinin değil bir bakıma Rusya’nın da hayır duasını alıyor” diye konuştu.

Çizgiyi aşmaması yönünde uyarıyorlar

Bu anlaşmayla Rusya’nın da kendi mallarını gönderebilmesinin yolunun açıldığını vurgulayan Özel, “Şimdi buradan yola çıkarak Türkiye’nin Rusya’ya doğru yöneldiğini söylemek mümkün değil. Çünkü buradan asıl yararlanması beklenen ülke de Ukrayna. Buna karşılık şunu hatırlatayım. Amerikan Hazine Bakan Yardımcısı bir buçuk ay önce Türkiye’ye gelmişti ve Türkiye’yi özellikle finansal konularda yaptırımları delme yoluna girmemesi konusunda uyarmıştı. İran’ın ambargosunun delinmesine benzer bir şeye belli ki bugünkü kritik ortamda hiç de sıcak bakılmayacak, daha doğrusu göz yumulmayacak. Bu arada tabii Türkiye’ye Rus vatandaşlarının sermayesi geliyor. Bunların içinde oligarklar var mıdır yok mudur onu bilmiyorum. İşte dört yüz bin dolar veren, Türkiye vatandaşı olabiliyor. İnce bir çizgi var ortada, Türkiye’nin o ince çizgide ters tarafa kaymaması konusunda uyarılar yapılıyor. Ben Financial Times’daki yazıyı da bu şekilde değerlendiriyorum” dedi.

Krizler pansumanla düzelecek gibi değil

Erdoğan’ın bir buçuk ay önce NATO Zirvesi’nde Rusya’yı düşman ilan eden bir belgenin altına imza attığını hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ondan sonra biz denge politikamıza devam edeceğiz demek açıkçası normal sayılmaz ve o denge politikasının devam ettirme alanının ne kadar var olduğu açıkça tartışılabilir. Yönetim, para bulabildiği her yerden para bulmak için uğraşıyor. Güya Suudi Arabistan’dan da on milyar dolar gelecekmiş. Akkuyu nedeniyle Rusya’dan yedi milyar dolar gelmiş. Bu şekilde rezervler yukarı çekilmiş. Ama bugünkü iktisat politikası devam ettikçe Türkiye’nin kendini dertten kurtarabileceğini açıkçası pek sanmıyorum. Yani bu meseleler pansumanla geçiştirilecek gibi bir durum değil. Ama seçime kadar bulunabilecek her yerden para bulma işine yöneticiler her şeyi yapacaklar gibi gözüküyor.”

Görüşme iddiasına yalanlama

Üst düzey Suriyeli kaynaklar, Türkiye medyasının “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad arasında bir telefon görüşmesi olabileceği” yönündeki haberleri kesin bir dille yalanladı. Türkiye gazetesinde dün yayınlanan bir haberde, İran ve Rusya ile yapılan Tahran ve Soçi görüşmelerinde “Suriye sahasına yansıyacak önemli kararlar alındığı” belirtildi. Haberde, “Ankara’nın ‘Henüz erken’ dediği Erdoğan ile Esad görüşmesinin bir telefon düzeyinde de gerçekleşebileceği” iddiası da yer almıştı.

Paylaşın

CHP’den Seçim Sonrası Hazırlığı: Bürokrasi Çalışılmaya Başlandı

AKP’nin 20 yıllık iktidarında, siyasi düşünceleri iktidardan farklı olan hiçbir bürokrat görevde kalmadı. Örneğin vali, kaymakam, genel müdürlük, daire başkanlığı, il Emniyet müdürlüğü gibi görevlerde darbe girişimi öncesinde yoğun olarak FETÖ’cü kadrolar bulunuyordu. Darbe girişiminin ardından bir iki yıl farklı düşünceye sahip bürokratlara zorunlu olarak makam verilirken daha sonra bunların da tasfiye edildiği biliniyor. 

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre yapılan bir çalışmada, kamuda kritik görevde yer alan toplam 12 bin bürokratın bulunduğu belirlendi. 6’lı masada yer alan partiler, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi nedeniyle kısa sürede bu kadroların değiştirilmesi gerektiği konusunda fikirbirliği yapmış durumda. Bu amaçla bazı partilerin çalışmaları da bulunuyor.

Çok sayıda AKP’li bürokrat da iktidarın zayıflaması nedeniyle CHP ile bağlantı kurmaya, birtakım bilgileri paylaşmaya başladı. CHP’li kaynaklar, bürokratlardan kendi partilerine yönelmenin daha önce olandan farklı boyutlarda olduğunu kabul ediyor. Ancak seçim sonrasına hazırlıklı olmak için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun isimlerini gizli tuttuğu bazı danışmanları aracılığıyla bürokrasiye ilişkin çalışma yaptırdığı öğrenildi.

İstekler inceleniyor

Bürokratların taleplerinin incelenmesinin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun sürekli dile getirdiği “siyasi görüşe göre değil liyakate göre” ölçüsünün ön plana çıkarılacağı kaydediliyor. Ayrıca CHP’li belediyelerde çalışan güvenilir ve başarılı olmuş çok sayıda bürokratın da bu kapsamda değerlendirileceği, özellikle üç büyük kentin yerel yönetimlerinden bazı bürokratların adının öne çıktığı dile getiriliyor.

Yol haritası komisyonu

CHP, altı parti arasında kurulması planlanan “Yol Haritası Komisyonu”na hazırlık amacıyla kendi bünyesinde aynı isimle bir komisyon oluşturdu. Komisyonda, hukukçu isimler ağırlıklı olarak yer aldı. Muharrem Erkek, Hakkı Süha Okay, Bülent Tezcan, Oğuz Kaan Salıcı ve İbrahim Kaboğlu’nun yer alacağı komisyon, CHP’nin geçiş sürecindeki önceliklerini tespit edecek. Altı parti arasında oluşturulan bu komisyon henüz bir toplantı yapmadı. Öncesinde partilerin yapacağı çalışmaların bu komisyonda ele alınacağı ve geçiş sürecinde nasıl hareket edileceğine ilişkin ölçütlerin belirleneceği kaydediliyor.

Paylaşın

AK Parti’de Saha Analizleri: Kararsız Seçmen Partiye Dönebilir

Meclis’in tatile girmesinin ardından AKP milletvekilleri sahada halkın nabzını tutuyor. Milletvekilleri, şikayet ve önerileri de genel merkeze iletiyor. Özellikle kırsal kesimde güçlü desteği olan AKP’lilere göre tarım kesimi, ürününün para etmesi nedeniyle memnun.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, partinin oy kaybının “durduğunu” savunan bazı AKP kaynaklarına göre partinin ücretli kesimi, özellikle de emeklileri rahatlatacak adımları atması halinde, kararsız seçmen “partiye geri dönebilir.”

Yaz aylarında seçim bölgelerinde halkın talep, beklenti ve şikayetlerini dinleyen AKP milletvekilleri, sahadan izlenimlerini ve analizlerini, rapor halinde parti yönetimine sunuyor.

AKP’lilerin önceliğini ise son yılların en yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı yaşanması nedeniyle, bu durumun seçmenin oy davranışına nasıl yansıyacağı oluşturuyor.

Milletvekilleri bu çerçevede, Meclis’in yeni yasama yılında, yapılması gereken yasal düzenleme önerilerini de parti yönetimine iletiyor.

‘Az da olsa düzelme var’

AKP milletvekillerine göre özellikle tarım kesimi ürününün para etmesinden memnun.

Enflasyona karşı yapılan ücret ve ürün taban fiyat artışları nedeniyle partinin “oy kaybının durduğunu” belirten AKP’li bir milletvekili, az da olsa bir oy artışı gözlediklerini ifade ediyor.

AKP’li bir grup seçmenin “kararsıza” geçtiği ancak başka bir partiye de yönelmediği ifade edilirken, ekonomide atılacak adımların halkın cebine yansıması halinde, bu seçmenin geri döneceğine işaret ediliyor.

Enflasyon ve hayat pahalılığını görmezden gelmeyen AKP’de, üretilen malların tüketiciyle buluşması aşamasında fiyatların aşırı şişirildiği yaygın görüş.

Enflasyon nedeniyle bazı ürünlerin 5 kat arttığını ama piyasada bunun çok çok üstünde artışlar olduğunu belirten parti kaynakları, tepkilerini “10 liraya kuru soğan mı olur?” sözleriyle dile getiriyor.

Emekliye formül arayışı: Taban ücret asgari ücrete çekilebilir mi?

AKP’de, tarım kesiminin durumundan memnun olmakla birlikte, özellikle büyükşehirlerde ücretli kesimlerin, özellikle de emeklilerin rahatlatılması gerektiği ifade ediliyor. Maaşların enflasyon karşısında erimesine karşı da parti içinde formüller tartışılıyor.

Konuşulan formüllerden biri, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi veya maaşların asgari ücret oranında artırılması yönünde.

Bu önerinin parti yönetimince de uygun bulunması halinde, Meclis’te yeni bir yasal düzenleme yapılabilir.

Ancak parti kaynakları, bu konuda çok farklı öneriler olduğunu, ekonomi yönetiminin de yapacağı değerlendirmelerle netleşeceğini ifade ediyorlar.

Artış için kaynak emekli ikramiyesi olur mu?

AKP’de, emeklilerin maaşlarının asgari ücrete endekslenmesi halinde kaynak sıkıntısı yaşanması halinde ise emekli ikramiyelerinin kaldırılarak, yeni bir kaynak yaratılabileceği savunuluyor.

Yerine daha iyisini koymadan, emekli ikramiyesinin kaldırılamayacağına dikkat çeken parti kaynakları, emekli maaşlarının asgari ücrete endekslenmesi halinde ancak kamuoyunun ikna olabileceğine de işaret ediyorlar.

Yüksek enflasyona karşın, bu yıl emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramı’nda verilen ikramiyeler yükseltilmemişti.

Siyasi kulislerde, iktidarın bu uygulamadan rahatsız olduğu ancak muhalefet baskısı nedeniyle de kaldıramadığı için, “enflasyon karşısında eritme” taktiği izlediği yorumları uzunca süredir yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2 yıl önce bu yöndeki iddiaları yalanlamıştı.

‘EYT oy getirmez’

AKP, uzun süredir direndiği “emeklilikte yaşa takılanların” (EYT) geçmiş seçimlerdeki tepkisini de dikkate alarak, kritik olan 2023 seçimleri için bu konuda da adım atmaya hazırlanıyor.

Yılbaşından sonra EYT’lilerin yararlanacağı düzenlemeye parti içinde itiraz edenler de var. Ancak seçim sürecine girilmesi nedeniyle artık bundan vazgeçilmeyeceği belirtiliyor.

Bazı parti kurmayları, EYT’lilerin büyük kamuoyu baskısı oluşturduğunu ve özellikle muhalefeti bu konuda iktidara baskı unsuru olarak kullandığına dikkat çekiyorlar.

EYT konusunda adım atılması konusunda geç kalındığını savunan bazı milletvekilleri, bunun partiye oy getirisinin olmayacağını belirterek, “EYT’liler bu süreçte muhalefete yakınlaştı, çünkü onların aracılığıyla sesini duyurmuş oldu. Bu aşamadan sonra biz düzenleme yapsak ta muhalefetin baskısıyla yapılmış algısı oluşacak. Ancak, artık yola çıkıldı ve bu konuda düzenleme yapılacak” görüşünü dile getiriyorlar.

Paylaşın

Yöneylem Araştırma: Tablo Kalıcılaştı, AK Parti Artık Birinci Parti Değil

Yöneylem Araştırma’nın anketine göre AK Parti’nin oy oranı kararsızlar dağıtılmadan yüzde 23,5’e geriledi. Yöneylem Genel Koordinatörü Derya Kömürcü, AK Parti’nin CHP’nin arkasında kaldığı bir tablonun ‘kalıcılaştığını’ belirtti.

Yöneylem Araştırma, genel seçimlere 10 ay kala, 28 Temmuz- 1 Ağustos’ta düzenlediği araştırma sonuçlarını paylaştı. Seçmenlerin milletvekilliği seçimlerinde parti tercihlerinin ölçüldüğü ankette, kararsızlar ve oy kullanmayacak kişiler dağıtılmadan partilerin oy oranları şöyle sıralanıyor:

AKP  yüzde 23,6, CHP  yüzde 23,5, HDP yüzde 7,2, MHP yüzde 4,8, İYİ Parti yüzde 11,9, SP yüzde 0,5, DEVA Partisi yüzde 1,8, TİP yüzde 0,8, YRP yüzde 1,8, ZP yüzde 2,0, Diğer yüzde 1,5, Kararsız yüzde 10,9, Oy kullanmayacak yüzde 9,2

AK Parti üç aydır yüzde 25’in altında

Yöneylem Genel Koordinatörü Kömürcü, sonuçları değerlendirdiği sosyal medya hesabından AKP’nin son üç aydır kararsızlar ve oy kullanmayacaklar dağıtılmadan önce yüzde 25’in altında ölçüldüğünü açıkladı. Kömürcü bu belirlemeye dayanarak, “Dolayısıyla AKP’nin yüzde 30’un altında oy alacağı ve birinci parti olma özelliğini yitireceği bir tablonun kalıcılaşmaya başladığı söylenebilir” dedi.

Kömürcü’nün öne çıkan diğer belirlemeleri şöyle:

CHP yüzde 30 sınırına takıldı kaldı. Bu eşiği aşması durumunda AKP’deki düşüşten bağımsız bir biçimde kendi yükseliş trendi içinde seçimden birinci parti olarak çıkma potansiyeli var. Özellikle cumhurbaşkanı adayı açıklandıktan sonra CHP’ye yönelik destekte bir artış bekleyebiliriz.

AKP ile MHP, CHP ile İYİ Parti seçmenleri arasında aydan aya geçişler oluyor. Bu da söz konusu partilerin oy oranlarında 1-2 puanlık oynamaları beraberinde getiriyor. Ancak AKP-MHP ya da CHP-İYİ Parti’nin toplam oy oranlarındaki oynaklık aynı seviyelerde değil.

Bu ayın ilgi çekici bulgularından biri oy kullanmayacağını ifade edenlerin oranındaki artış. Bunu iki türlü yorumlamak mümkün. Birincisi seçmenlerin bir kısmı sorunlarına sistem içi bir çözüm bulma inancını yitirmeye başlıyor. Destekleyebileceği bir seçenek bulmakta zorlanıyor. İkincisi iktidar bloğundan kopan seçmenlerin bir kısmı, çeşitli nedenlerle tercihlerini açıklamaktan çekindikleri için oy kullanmayacaklarını ifade etmeyi tercih ediyorlar. Ayrıca HDP, özellikle de genç HDP seçmeninde oy tercihini gizleme kaygısı zaman zaman daha yoğun olabiliyor.

Önceki anketlerle karşılaştırma

Yöneylem’in hazirandaki anketine göre de yine kararsızlar dağıtılmadan CHP yüzde 23’le birinci parti olurken AK Parti yüzde 22,5’le ikinci sırada yer alıyordu.

AK Parti’nin düşüşü diğer şirketlerce de gözleniyor

Aksoy Araştırma’nın anketine göre AK Parti, asgari ücretteki temmuz zammına ve dış politikadaki hamlelerine rağmen yüzde 30’un altında kalmaya devam ediyor.

ORC Araştırma’nın temmuz anketinde AK Parti yüzde 27,1, CHP yüzde 24, İYİ Parti’yse yüzde 22,1 olarak ölçülmüştü.

Paylaşın

Metropoll Araştırma: Millet İttifakı İle Cumhur İttifakı Başa Baş

Metropoll Araştırma şirketinin yaptığı son ankette kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 33,8 en yakın parti CHP’nin oyu yüzde 24,9, İYİ Parti’nin oyu ise yüzde 14,5 oldu. Ankette HDP için yüzde 11,4, MHP için ise yüzde 6,0 oy oranı çıktı.

11-16 Temmuz tarihlerinde toplam 2 bin 91 kişi ile yapılan anket sonucuna göre Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı başa baş gidiyor. Buna göre Cumhur İttifakı yüzde 39,8 Millet İttifakı ise yüzde 39,4 oranında oy alıyor.

Katılımcılara “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi siyasi partiye oy verirsiniz” sorusu yöneltildi ve ‘kararsızım’, ‘protesto oy’ ile ‘cevap yok’ diyenlerin toplam oranı yüzde 16,7 oldu.

Anket sonuçlarında uzun zamandır Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı’nın oy oranı birbirine oldukça yakın çıkıyor. Bu da HDP oylarının kritik önemde olduğuna işaret ediyor.

MetroPoll Araştırma şirketinin adaylar bazında geçtiğimiz günlerde yaptığı bir diğer ankete göre ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanamıyor.

İkinci tura kaldığı takdirde beş potansiyel adayın da gerisinde kalan Erdoğan’ın oyları ilk turda birinci olsa bile yüzde 40’ın altında görünüyor.

Ankette Erdoğan’ın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş karşısında ikinci turda kaybettiği görülüyor.

Özellikle Mansur Yavaş’ın Erdoğan’ı 16 puan farkla geçmesi dikkat çekiyor. Erdoğan, diğer dört aday karşısında ise yüzde 42.7’yi aşamıyor.

İkinci turda Erdoğan karşısında beş ihtimalli senaryo

Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş yarışırsa Erdoğan yüzde 37.7, Yavaş yüzde 53.9 alıyor. Bu da 16 puanlık fark demek. Bu yarışta kararsızlar, protestocular ve “Cevabım yok” diyenlerin oranı yüzde 8.4’e iniyor.

Erdoğan ve İmamoğlu yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, İmamoğlu yüzde 48.6 alıyor. Bu sefer kararsızların ve diğerlerinin toplamı yüzde 9.1 oluyor.

Erdoğan ve Akşener yarışırsa Erdoğan yüzde 42.3, Akşener yüzde 46.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı ise yüzde 11.3’e çıkıyor.

En düşük fark Erdoğan-Kılıçdaroğlu yarışında ortaya çıkıyor. Erdoğan yüzde 42.7, Kılıçdaroğlu ise yüzde 45.4 alıyor. Kararsızların ve diğerlerinin toplamı en yüksek seviyesini görerek yüzde 11.9’a ulaşıyor.

Paylaşın

Seçmen Somut Çözüm Bekliyor!

Önümüzdeki seçimlere yönelik araştırma şirketleri tarafından kamuoyu yoklamaları sürüyor. Aksoy Araştırma gerçekleştirdiği son anket sonuçlarını sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Sonuçlara göre Cumhur İttifakı içerisinde bulunan AK Parti ve MHP içerisinde erimenin devam ediyor.

AK Partinin oyu yüzde 29,7 olarak verilirken MHP’nin oyu ise 7,8 ile baraj sınırında kalmaya devam ediyor. Millet İttifakı’nda ise CHP yüzde 28,8 ile AK Partinin hemen ardında bulunuyor. İYİ Parti’nin oyu yüzde 14 çıkarken DEVA Partisi yüzde 2,5, Gelecek Partisi yüzde 1,3 ve Saadet Partisi yüzde 0,9 bandında seyrediyor. HDP’nin oyu ise yüzde 10 olarak anket sonuçlarına yansıdı.

Aksoy Araştırma’nın şu ana kadar seçimlere yönelik gerçekleştirdiği anketlerde AK Partinin ilk defa yüzde 30’un altına düştüğü ve CHP ile aradaki farkın azalmaya devam ettiği görüldü.

Aksoy Araştırma’nın kurucusu Ertan Aksoy son gerçekleştirdikleri anket sonuçlarını BirGün’den Umut Serdaroğlu’na değerlendirdi.

AK Partinin oylarının kış aylarına kadar aynı düzlemde devam edeceğini aktaran Aksoy, “Kış mevsiminde AK Parti’de yeni bir gerileme bekliyoruz. Şu anda hayat pahalılığı AK Partinin çok fazla oy kaybetmesinde büyük etken ancak kış aylarında ekonomik kriz yaşanmazken bile hayat daha pahalı oluyor. Böylesine bir ekonomik kriz varken belki de en zor kışlardan birini geçireceğiz. Bu durum mutlaka iktidara da yansır” dedi.

Kış döneminde MHP’de de büyük bir düşüş yaşanabileceğini belirten Aksoy, “Kış mevsimi geçtikten sonra MHP ciddi olasılıkla baraj altında kalacaktır ancak MHP ideoloji partisi olduğu için bu seçmeninde olumsuz bir etki yaratmayacaktır. Ancak HDP’nin yüzde 10 seviyesinde bir oyla meclise girmesi bir nebze de olsa MHP seçmeninde huzursuzluk yaratabilir. Öte yandan seçime ne zaman gidileceğine dair belirsizlik de sürüyor. Yasal düzenleme öncesinde seçime gidilirse MHP baraj sorunu yaşamayacaktır” şeklinde konuştu.

AK Parti’den ayrılan seçmenlerin oy vereceği partilere değinen Aksoy, “İlk akla gelen partilerden biri İYİ Parti. Ancak ölçümlerimize göre az farkla da olsa AK Parti’den ayrılan seçmenlerin CHP’ye daha fazla yöneldiğini gösteriyor. Hemen arkasından ise İYİ Parti geliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde olası bütün adayların Erdoğan’ın önünde olduğunu söyleyen Aksoy, “Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş uzun zamandır Erdoğan’ın karşısına çıkacak olası adaylar olarak belirtiliyor ve üçü de aday olarak seçime girdiği bütün senaryolarda Erdoğan’ın önünde yer alıyor. Diğer ihtimallere göre aday olma olasılığı daha fazla olan Kemal Bey’in şu anda yürüttüğü siyaset Erdoğan’ın gerilim yaratan ayrımcı ve kimlik siyasetinden çok daha farklı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yaptığı hamaset siyasetine somut sorunlara somut çözümler getirerek karşılık veriyor” dedi.

İki ismin Cumhurbaşkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu’nun kazanacağını dile getiren Aksoy, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın aksine çözümlere yönelik hamaset siyaseti izlemiyor. Bu da Kılıçdaroğlu’na yönelik desteği artırıyor. Örneğin KYK hamlesine baktığımızda toplumun yüzde 61’i Kılıçdaroğlu’nun söylemi sayesinde faizlerin silindiğini düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Helalleşme söyleminin yerine somut fikirlerin topluma daha fazla etki ettiğinin altını çizen Aksoy, “Helalleşme aslında gerilim siyasetine yönelik yapılan kapsayıcı bir politika. Ancak son zamanlarda somut fikirlerin helalleşmeden daha fazla etki ettiğini düşünüyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun Roboski ziyareti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile birlikte, 2011’de TSK’ye ait uçaklarla yapılan bombardımanda 34 kişinin katledildiği Roboski’ye bugün ziyaret gerçekleştiriyor. Kılıçdaroğlu, geçen aylarda Roboski katliamında yakınlarını kaybeden ailelerle telefonda görüşmüş; ‘Helalleşmemiz lazım’ diyerek mezarlık ziyaretinde bulunmuştu. Kılıçdaroğlu, “İki değerli arkadaşımız orada, Roboski’de yaşanan olayı, yaşanan dramı TBMM’de dile getirdiler. Dolayısıyla kamuoyunun bu konuda dikkatini çektiler. Her zaman her yerde onların hakkını hukukunu savunmak görevimizdir. Bütün annelere mutlu bir yıl diliyorum, mutsuz olmasınlar. Evlat acısını biliyorum, evlatların geri gelmesi de mümkün değil ama onlarla helalleşmemiz lazım” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Seçimlerden HDP’nin Ana Muhalefet Olduğu Bir Tablo Ortaya Çıkabilir

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçların çok şeye gebe olduğunu belirten gazeteci Sedat Bozkurt, son yazısında, “Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir” ifadelerini kullandı.

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında bir yıldan az süre kalan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine değindi.

HDP’nin kilit parti olduğunu, bu nedenle hep kendisiyle diyalog kurulmasını istediğini belirten Bozkurt, “Çünkü istemediği adayın cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyecek bir oy potansiyeline sahip. Onaylayacağı bir adayı da ilk turda cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtabiliyor” dedi; ardından şunları kaydetti:

“HDP’nin de önceliği parlamenter sistem. Parlamento zemininde anayasa değişikliği konusunda Millet İttifakının yeterli sayıyı bulmasında kolaylaştırıcı olacak bir durum bu. İktidar bileşenlerinin ‘masanın altına’ itelenmesine karşın Deva, Gelecek, SP ve CHP’nin HDP ile temasları, önlerine somut hedefler koymasalar da mevcut.

Seçimler sonrasında ortaya çıkacak sonuçlar da çok şeye gebe. Buradaki denklemde de HDP önemli. Seçim kaybetmiş Erdoğan ve parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmiş AKP yönetilebilir mi? İktidar, devlet elinden gitmiş bir Erdoğan ve partisi AKP, muhalefet yaparak politik olarak hayatını devam ettirebilir mi? Neye, nasıl muhalefet yapacak? Bunlar ciddi ve Erdoğan ile AKP açısından baraj soruları.

‘HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo’

Bu şartlar altında parlamento dağılımı mutlaka değişecektir. Ve o değişim sonucunda ortaya Millet İttifakı’nın koalisyon hükümeti oluşturduğu bir parlamento zemininde HDP’nin ana muhalefet olduğu bir tablo da çıkabilir. İşte bir başka denklem daha. Bu meseleleri çok konuşacağız sanırım. (…)”

Yazının tamamını için TIKLAYIN

Paylaşın