Gıda Enflasyonunun Nedeni Zincir Marketler Mi?

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Burak Arzova, zincir marketlerin gıda enflasyonunun bir sonucu olmadığını,  bunun temelinde çok başka sorunlar olduğunu ifade ederken, ekonomi yazarı Çetin Ünsalan ise geçmiş dönemlerde zincir marketlerin kontrolsüzce büyümelerine izin verilmesinden ötürü büyük haksızlıklar yaşandığını fakat durumun şimdilerde farklı olduğunu düşünüyor.

Üretim desteklenmeden yapılan bu tartışmaların popülizmden ibaret olduğunu dile getiren ekonomi yazarı Çetin Ünsalan, fırsatçılığın market raflarından değil, muhasebe departmanlarından bulunabileceğini dile getiriyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ekim ayı itibariyle ülkelere göre gıda enflasyonu oranlarını açıkladı. Türkiye, gıda enflasyonunda yüzde 99’luk oran ile lider oldu.

Türkiye’yi yüzde 42.9 ile Macaristan takip ediyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerindeki gıda enflasyonun ortalaması ise yüzde 17.3 olarak gerçekleşirken, G7 ülkelerinde yüzde 12.7.

Ülkedeki gıda enflasyonuna dair yükselen tepkiler karşısında ilk açıklama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan geldi. Erdoğan eylül ayında yaptığı konuşmasında zincir marketleri işaret etti; “Bu beş tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar alt üst oluyor” dedi.

Yakın zamanda MHP lideri Devlet Bahçeli ise “Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ’yle irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine de inanıyoruz” cümleleriyle yüklendi.

MHP liderinin bu sözlerine Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı olan BİM CEO’su Galip Aykaç, “FETÖ örgütü ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler” karşılığını verdi.

Tepkilerin büyümesiyle Aykaç, Gıda Perakendecileri Derneği Başkanlığı’ndan istifa etmek zorunda kaldı.

”İhale birilerine yıkılmak istendi ve gıda enflasyonundaki başarısızlığın sebebi zincir marketlermiş gibi gösterildi”

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’e konuşan Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sabri Burak Arzova, zincir marketlerin gıda enflasyonunun bir sonucu olmadığını, bunun temelinde çok başka sorunlar olduğunu ifade ediyor.

Arzova’ya göre bu sorunların çözümleri görmezden gelindi ve zincir marketler kurban seçildi.

”Bunun kökenine indiğimizde tarım politikalarında eksiklikler ve aksaklıklar olduğunu söylememiz gerekir. Ve bu da bugünün sorunu değil. Geçmiş yıllarda Türkiye’de enflasyon hep yüksek kalırken FAO gıda fiyatları küreselde hep düşük kaldı. Bunun arkasında daha az ve verimsiz üretmenizden kaynaklanan bir çok unsur var. Son yaşamış olduğumuz kur atakları, yüksek enflasyon döneminde özellikle gıda fiyatlarını arttırdı. Çünkü tohum fiyatları, gübre fiyatları arttı, köylünün mazotu şehirde kullandığımız aracınkisiyle aynı hale geldi. Dolayısıyla aslında üreticinin maliyeti anormal derece arttı. Tabi bu malların pazara getiriliş sürecinde lojistik anlamda yaşanan ciddi maliyetler de var. Bu kadar önemli bir mesele siyasi bir tartışmanın içinde kaldı ve bu ihale birilerine yıkılmak istendi. Gıda enflasyonundaki başarısızlığın sebebi bunlarmış gibi gösterildi.”

Prof. Dr. Sabri Burak Arzova, her ne kadar zincir marketlerin kendi aralarında bir rekabet olsa da fiyatların göreceli olarak daha düşük kalmasını sağladıkları kanaatinde.

”Bu marketler Türkiye geneline yayıldıkları için de fiyat farklılıkları çok oluşamıyor. Yani İstanbul’daki aldığınız bir ürün Ankara’da Hakkari’de aldığınız ürünün fiyatı ile hemen hemen aynıdır. Burada konuşmamız gereken mesele perakende yasasının bir türlü neden çıkmadığı üzerine olmalıdır. Yıllardır konuşuyoruz, hal yasasından bahsediyoruz. Oysa bu hükümet kadar güçlü hiç bir hükümet dönemi olmadı. İstedikleri anda çıkartabilirlerdi yasayı ama şu anda bunu yapmıyorlar ve yaşanan bir cadı avı.”

Enflasyonda gelinen noktanın zincir marketlere ihale edilmeye çalışıldığını söyleyen Prof. Dr. Sabri Burak Arzova, geçmişte enflasyon bu kadar yüksek değilken TÜİK’in fiyatları buralardan aldığını hatırlatıyor ve esas sorunu ise Türkiye’nin doğru bir tarım politikası olmamasına bağlıyor:

”Türkiye’nin doğru düzgün bir tarım politikasının olmaması demek; herkesin kafasına göre ektiği, teşviklerin verimli olmaması, zincirin içerisindeki aksamalar demektir. Zincir marketlere mal satan binlerce insan var, belirli vadelerle çalışıyorlar ve bu marketlerin bir kısmı da halka açık. O nedenle buraları yok edecek kadar önlem getirilmesi herkesi etkileyecektir. Aynı zamanda vatandaşı da derinden etkiler. Bu zincir marketlerin ne kadar satış yaptıkları devlet kayıtlarında mevcut. Kar oranları yüzde dört, beş oranında değişir. İstenildiğinde kontrol edilebilirdi demek ki yok. Onun için burada kurban olarak seçildiklerini düşünüyorum.”

Ekonomi yazarı Çetin Ünsalan ise geçmiş dönemlerde zincir marketlerin kontrolsüzce büyümelerine izin verilmesinden ötürü büyük haksızlıklar yaşandığını fakat durumun şimdilerde farklı olduğunu düşünenlerden.

Gıda zincirindeki artan maaliyetlerin ve enflasyonun göz ardı edildiğine dikkat çeken Ünsalan, ”Bu son tartışmada dernek başkanı doğruları söyledi. ‘Gelin, üretici ve tüketici fiyatları arasındaki maaliyetlere bakalım’ dedi ama işin bu kısmı tartışılmadı” diyor:

”Her piyasada fırsatçılık yapan vardır ve bu kısmı elbette tartışmaya açık değildir. Devletin zaten bulması gerekiyor. Özellikle KDV’lerin indirilmesi ile başlayan süreç ‘Fiyatları indirin’ baskısına dönüştü. Fakat fiyatlar fahiş karlardan çok, ürünlerin üretim sürecinden başlayan ve kimsenin para kazanamadığı maaliyetlerden kaynaklanıyor. Geriye dönüp baktığınızda eğer gerçekçi bir fırsatçılık aranıyorsa bütün maaliyetlerin raftan o ilk atılan gübreye kadar zincirleme olarak incelenmesi gerekiyor. O zaman fırsatçılık var mı yok mu ortaya çıkar.

Bu zincir incelenince görülecektir ki rafa gelene kadar neredeyse üçte bire yakın vergi, üretim maaliyetlerinin yüksekliği, nakliyesi ile ilgili yaşanan fireler ve bazı yolların mecburi tutuluyor olmasıdır. Tüm bunları gözardı edip, fiyatı düşür baskısı yapmak çok gerçekçi olmaz. Topu taca atmak olur. İşi bu kısmı ile tartıştığınızda maaliyetler ve enflasyon gündeme gelmiyor, getirilmiyor. Bu son tartışmada dernek başkanı doğruları söyledi. ‘Gelin, üretici ve tüketici fiyatları arasındaki maaliyetlere bakalım’ dedi ama işin bu kısmı tartışılmadı. Anlamsız şekilde mesele başka yerlere çekildi. Daha da garip olan bir sektör mensubu durumu anlattığı için afaroz edildi.”

Üretim desteklenmeden yapılan bu tartışmaların popülizmden ibaret olduğunu dile getiren ekonomi yazarı Çetin Ünsalan, fırsatçılığın market raflarından değil, muhasebe departmanlarından bulunabileceğini dile getiriyor:

”Genel piyasa yapısı içerisinde marketlerin bu piyasayı çok zedeledikleri, sıkıntı yarattıklarını biliyoruz. Ve tüm bunlar yapılırken desteklendilerini ve bir çok şeye de göz yumulduğunu da gördük. Ama bu son olayda mesele piyasa rekabetinden çok fiyatların keyfe keder mi artırıldığı yoksa maliyetten kaynaklı mı arttığının sorusunun yanıtıdır. Üretimi destekleyecek meseleleri konuşmadan gündemi bu şekilde tartıştırırsanız bunun adı populizmdir. Gerçekten markete gidip bir fırsatçılık var mı yok mu diye araştırırsanız bir kere market rafından bulamazsınız, zincire bakmanız gerekir. Ve de burada samimiyseniz bu işe muhasebe kısmında bakmalısınız.”

Yeni düzenleme ile zincir marketlerin ürün verileri bakanlığın sistemine aktarılacak

Gelinen son aşamada Ticaret Bakanlığı zincir marketlere yönelik yeni bir yönetmelik yayımladı. Buna göre tüketim malları satan ve şube sayısı 200’den fazla olan zincir marketler, satışa sundukları ürünlere ilişkin verileri Ticaret Bakanlığı’nın sistemine aktaracak. Resmi Gazete’de yer alan gerekçelere göre bu yönetmelikle ‘kamuoyunun aydınlatılması ve tüketicinin fiyat karşılaştırabilmesi’ amaçlanıyor.

Paylaşın