Lahey’de ‘Ukrayna’daki Savaş Suçları’ Zirvesi

Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin, Ukrayna’daki savaş suçlarının yargılanması amacıyla eski Yugoslavya ve Ruanda benzeri bir özel mahkeme kurulması önerisi, Hollanda’nın Lahey kentindeki uluslararası konferansa kabul görmedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya’nın veto olasılığı, böyle bir mahkeme oluşumunu neredeyse imkansız kılıyor.

Bunun yerine, yaklaşık 50 ülke, Ukrayna’daki savaş suçlarının araştırılması için para ve uzman desteği sözü verdi.

Hollanda’nın öncülüğünde, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Avrupa Komisyonu işbirliği ile Perşembe günü Lahey’de “Ukrayna Hesap Verebilirlik Konferansı” düzenlendi.

BM üyesi yaklaşık 50 ülkeden üst düzey temsilcilerin katıldığı konferansta, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy de, video konferans aracılıyla bir konuşma yaptı.

Zelensky, Ukrayna’daki savaşın, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük saldırganlık eylemi olduğunu belirterek, bu nedenle Nürnberg Mahkemesi benzeri özel bir yargı mekanizması oluşturulması önerisinde bulundu.

Konferansa katılan Ukrayna Başsavcısı Irina Venediktova’ya göre, şimdiden yaklaşık 23 bin savaş suçu ihbarı yapıldı.

Ukraynalı başsavcı, “Buna her gün 200 ila 300 kişi daha ekleniyor. Şu anda en az 600 şüpheli tespit edildi ve 127’si hakkında cezai işlem başlatıldı. Altı asker zaten hüküm giydi” dedi.

Venediktova, uluslararası kamuoyunu bir an önce adım atmaya çağırdı.

Konferansa ev sahipliği yapan Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra da, eski Yugoslavya ve Ruanda’da olduğu gibi, Ukrayna konusunda da bir uluslararası savaş mahkemesi kurulmasına sıcak bakıyor.

Rus vetosu

Ancak konferansa katılan üye ülkelere göre, bu çok da kolay bir adım değil. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi Rusya’nın böyle bir mahkemeyi veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Rusya olmadan bir mahkeme kurmak teorik olarak mümkün ancak bu hem çok uzun bir süreç hem de Moskova’nın desteği olmadan yargılama yapmak neredeyse imkansız.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun adaletten sorumlu yüksek temsilcisi Didier Reynders, tüm şüphelilerin yargılanmasının onlarca yıl sürebileceğini düşünüyor.

Ancak bu konuda karamsar olmadığını vurgulayan Reynders, Ruanda’da 28 yıl önce yaşanan katliamla soruşturmanın hala devam ettiğine işaret ederek, bütün sorumluların, hayatlarının sonuna dek yargılanabileceklerini söyledi.

Hollanda Dışişleri Bakanı Hoekstra da böyle bir mahkeme kurmanın kolay olmayacağını belirterek. “Rusya buna karşı koymaya çalışacak, ancak biz de kaynaklarımızı buna adamaya uğraşacağız” diye konuştu.

Hollandalı bakan, yalnızca Rus savaş suçlarının yargılanmayacağını, Ukraynalı askerler tarafından işlenen savaş suçlarının da soruşturulabileceğini dike getirdi.

Hoekstra, “Ancak saldırıdan açıkça sorumlu olan bir taraf var, o da Rusya” dedi.

Konferansa katılan ülkeler, Ukrayna soruşturma ve cinsel şiddet mağdurlarına psikososyal destek amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne 20 milyon euro yardım sözü verdi.

Katılımcı ülkeler, savaş suçlarını araştırmak için gerekli delilleri toplamak için Ukrayna’ya adli tıp uzmanı göndermeyi de benimsedi.

Ukrayna, 2 ay önce Polonya, Litvanya, Estonya, Letonya ve Slovakya ile birlikte Rusya’nın işlediği savaş suçlarını araştıran Ortak Soruşturma Ekibi oluşturdu.

Bu soruşturma ekibi, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından destekleniyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Uzay Ajansı, Mars Seferi İçin Rusya İle İşbirliğini Sonlandırdı

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Başkanı Josef Aschbacher, Rusya-Avrupa ortaklığında Mars’ta keşif gezisi için tasarlanan ExoMars Rover projesinin sonlandırıldığını açıkladı. ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu.

ESA’nın Rus uzay ajansı Rosmocos ile Mars’ta yaşam belirtileri aramak  için başlattığı proje, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sebebiyle Mart ayında durdurulmuştu. ESA yetkililerinin dün yaptığı açıklamada ise ortaklığın resmen sonlandırıldığı bildirildi.

Sosyal medya üzerinden açıklama yapan ESA Başkanı Josef Aschbacher, ESA yönetim kurulunun konuyu görüşmek için bir araya geldiğini ve iki kurum arasındaki işbirliğin askıya alınmasına sebep olan Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesiyle böyle bir kararın alındığını ifade etti.

Aschbacher, “Yönetim kurulu, ExoMars Rover ve Yüzey Platformu projeleri üzerine Roscosmos ile kurulan işbirliğini sonlandırmamı istedi. Yeni ortaklarla projeleri nasıl ilerleteceğimiz konusunda 20 Temmuz’da basın açıklaması yapacağız” dedi.

Roscosmos Başkanı Dmitry Rogozin ise bu kararı “sabotaj” olarak nitelendirdi ve Rus kozmonotların Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir parçası olan Avrupa Robotik Kolu ortaklığında yürüttükleri çalışmaları durdurmalarını istedi.

“ESA, üye ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyor”

ESA ile Roscosmos Mars’ın yüzeyini incelemek için ExoMars Rover projesi üstünde çalışıyordu.

Avrupa’nın Mars gezegeni üzerinde yapacağı ilk robotik seyrin ise sonbaharda gerçekleşmesi bekleniyordu.

Toplamda 22 ülkenin üye olduğu ESA, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından Mart ayında yaptığı basın açıklamasında Rusya ile işbirliğini dondurmuştu:

“Avrupa değerlerine saygılı bir biçimde uzay projeleri geliştirmek ve bu projeleri yürürlüğe sokmak için kurulan bir hükümetlerarası kuruluş olarak Rusya’nın Ukrayna’ya uyguladığı şiddetin insanların hayatları üzerindeki trajik etkilerini kınıyoruz. Verdiğimiz bu kararın uzayda yapılan bilimsel çalışmaların üzerindeki etkisini anlıyoruz fakat bir kurum olarak üye ülkelerimizin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyoruz.”

Anlaşmazlıklara rağmen uzay alanında işbirlikleri devam ediyordu

Bugüne kadar ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali iki kurum arasında kopma noktası oldu.

Öte yandan Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay ajansı NASA ile alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiş bir uzay üssü olan Uluslararası Uzay İstasyonu üzerinde çalışmaya devam ediyor.

ABD merkezli New York Times gazetesinin tabiriyle “Soğuk Savaş’ın bitişini temsil eden bir anıt olarak” da nitelendirilebilen Uluslararası Uzay İstasyonu, Washington ile Moskova arasında 20 yıldır devam eden bilimsel bir işbirliğin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Ukrayna’ya Silah Yardımı Kesilebilir’ İddiası

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Washington Times, ABD’nin Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık yardımın askeri strateji olmadığını, bu ülkeye verilen silahların geleceğinin sıkı kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.

Mike Glenn imzalı yazıda, Washington’un son bir yılda Kiev’e, roket sistemleri, mühimmat, obüsler, helikopterler, tanksavar sistemler ve İHA’lar dahil 15 askeri yardım paketi gönderdiği anımsatıldı.

Bu bilgiyi değerlendiren Emekli Yarbay Daniel Davis, silah tedarikinin strateji olmadığını ve Ukrayna’daki silahlı çatışmanın gidişatını değiştiremeyeceğini kaydederek, “Bu, Ukrayna ordusunun planlarına nasıl uyuyor? Nihai amaç ne? Ne gibi sonuçlar beklenebilir?” ifadesini kullandı.

Ukrayna’ya yapılan sevkiyatlarının ABD’nin savaşa hazır olma durumunu etkilemeyeceğini vurgulayan Davis, fakat Ukrayna’daki lojistiğin tamamen bozulduğuna işaret ederek, “Silahlar ve mühimmat cepheye ulaşmıyor. Bu yüzden Ukrayna metodik olarak geriye geri itiliyor” dedi.

ABD Kongresi’nde, Ukrayna’ya yapılan askeri yardıma yönelik kontrolün artırılması yönünde çağrılar yapılıyor. Senatör John Kennedy, Ukrayna’ya yapılan finansmanın kontrol edilmesi için bir yetkilinin atanmasını önerdi.

Albay Mark Cancian, ABD ve NATO’nun ‘sınırsız’ cephaneliğe sahip olduğunu kaydetse de bazı silah türlerinin Ukrayna’ya sevkiyatının gelecekte ABD’nin güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulundu.

ABD toplumunun, Ukrayna’ya askeri yardım konusundaki fikrini değiştirebileceğini dile getiren Cancian, “Ukrayna halâ çok verimsiz, yozlaşmış bir ülke. İnsanlar, Amerikan parasıyla yat satın alan oligarklar gibi yolsuzluk kanıtlarını görmeye başlarsa bu, desteği baltalar” diye kaydetti.

Paylaşın

Putin’den Ukrayna Açıklaması: Henüz Yeni Başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, parlamento liderleriyle yaptığı görüşmede Ukrayna işgalinin ‘henüz yeni başladığını’ söyledi. Ukrayna ile müzakereleri reddetmediklerini belirten Putin, “Herkes bilmeli ki, genel olarak, henüz ciddi anlamda hiçbir şeye başlamadık” ifadelerini kullandı.

“Barış görüşmelerini de reddetmiyoruz. Ama onları reddedenler bilsinler ki, iş ne kadar ileri giderse, bizimle müzakere etmeleri o kadar zor olacak” diyen Putin, Batı’yı, Rusya ekonomisini yaptırımlar ile zayıflatarak ve Ukrayna’ya silah tedarikini artırarak ülkesine karşı bir ‘vekalet savaşı’ yürütmekle suçladı. Rusya lideri, şöyle konuştu:

“Bizi savaş alanında yenmek istediklerini duyuyoruz, bırakın denesinler. Batı’nın bizimle son Ukraynalı kalana kadar savaşmak istediğinin farkındayız ve bunu denemenin memnuniyetle karşılanacağını ancak bunun Ukrayna için yalnızca trajediye sebep olacağını bilmeliler.”

Geçtiğimiz günlerde, barış görüşmelerinin devam etmesi için Kiev yönetiminin koşullarını açıklayan Ukrayna’nın baş müzakerecisi Mykhailo Podolyak, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı: “Ateşkes. Z birliklerinin geri çekilmesi. Kaçırılan vatandaşların geri dönüşü. Savaş suçlularının iadesi. Ukrayna’nın egemenlik haklarının tanınması.”

24 Şubat’ta savaş başladığında, doğudaki bölgelerin üçte ikisi Ukrayna’nın kontrolündeydi. Geri kalanı 2014’teki savaştan bu yana Rus yanlıları tarafından tek taraflı ilan edilmiş; Rusya destekli küçük özerk bölgeler olarak varlığını sürdürüyordu.

Savaşın başlamasından birkaç gün önce Vladimir Putin, bu iki bölgenin tümünün Ukrayna’dan bağımsızlığını kabul ettiğini açıkladı. Eğer Rusya bu iki bölgeyi de tamamen ele geçirirse, bu Putin’e büyük bir “başarı” imkanı vermiş olur.

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Tehdit: Alaska’yı Geri Alırız

Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, ABD’nin yurtdışındaki Rus kaynaklarına el koymayı sürdürmesi durumunda Alaska eyaletini tekrar isteyebileceklerini söyledi.

Volodin, çarşamba günü yaptığı açıklamada “Amerika, topraklarının bir parçası olan Alaska’yı asla unutmamalı. Yurtdışındaki kaynaklarımızı yönetmeye çalıştıklarında, öncelikle bizim de onlardan alabileceğimiz bir şey olduğunu unutmasınlar” dedi.

ABD, 18. yüzyıl sonlarında Rus İmparatorluğu’nun kolonize ettiği Alaska’yı 1867’de 7,2 milyon dolara satın almıştı.

Volodin, yardımcısı Piyotr Tolstoy’un Alaska’da Rusya’ya katılmaya dair bir referandum düzenleme teklifinde bulunduğunu da söyledi.

ABD’nin içişlerine karışmadıklarını söyleyen Volodin, ABD’li siyasetçilerin ülkelerinde ters giden her şeyden Rusları sorumlu tuttuğunu savundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın 134. gününde de çatışmalar sürüyor.

Ukrayna istilasının ardından başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülke ve kuruluş, Rus şirketlere, siyasetçilere ve oligarklara yaptırım uygulama kararı almıştı.

Öte yandan Alaska’yla ilgili benzer bir öneriyi Putin’in Birleşik Rusya partisinden Duma üyesi Oleg Matveyçev de martta dile getirmişti.

Alaska Valisi Cumhuriyetçi Mike Dunleavy ise Rus parlamenterin sözlerine tepki göstererek, “Becerebilirseniz, iyi şanslar. Bizim de size iki çift lafımız olur” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Doğuda Elinde Kalan Son Şehir Lısıçansk’a Girdi

Rusya, Ukrayna’nın doğusundaki Lısıçansk kentini ele geçirdiğini açıkladı. Ukrayna ise bu iddiayı reddetti. Ukrayna’ya göre kent yoğun bir saldırı altında olsa da kent merkezi hala Ukrayna’nın kontrolünde.

Rus yanlısı ayrılıkçılar ise kent merkezine girdiklerini belirtiyor. Rus medyası, kent merkezinde yürüyüş yapan ayrılıkçı birlikler veya Rus birlikleri olduğu düşünülen bir grubun videosunu yayınladı.

Bazı Rus kaynakları, harap olmuş belediye binasına Sovyetler Birliği bayrağı çekildiğini gösteren bir videoyu da paylaştı fakat bu video bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.

Lısıçansk, sanayi bölgesi Donbas’ın bir parçası olan Luhansk’ta Ukrayna’nın elinde kalan son şehir. Rusya, buradaki Severodonetsk kentini geçen ay ele geçirmişti. Luhansk valisi Serhiy Haidai “Lısıçansk’taki büyük yangınları söndürmeye fırsat bulamıyoruz” dedi.

Rusya ayrıca kuzey ve güneydeki şehirlere füze atışına devam etti. Kuzeydeki Harkov kentinde demiryolu rayları ve elektrik hatları bir dizi saldırıda hasar gördü. Herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

Liman kenti Odessa’ya giden önemli bir güzergah üzerinde bulunan güneydeki Mıkolayiv kenti de birçok patlamayla sarsıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı, hava kuvvetlerinin Ukrayna’ya ait beş komuta merkezini ve birkaç mühimmat deposunu imha ettiğini söyledi; ancak bu iddia bağımsız olarak doğrulanamadı.

Rusya’nın Odessa yakınlarındaki bir apartmana dün düzenlediği füze saldırısında 20’den fazla kişi öldü. Rusya Donbas’ta kara harekâtını yoğunlaştırırken Vali Haidai, Lısıçansk’a çeşitli yönlerden topçu ateşi açıldığını söyledi.

Bir Ukrayna Ulusal Muhafız sözcüsü ise Rusya destekli Luhansk ayrılıkçılarının şehri kuşattıkları iddialarını yalanladı.

Rusya destekli Luhansk ayrılıkçıları, “Lısıçansk’taki son stratejik tepeleri işgal ettiklerini ve kenti tamamen kuşattıklarını” iddia ettiler.

İngiltere Savunma Bakanlığı’nın son istihbarat güncellemesinde, Rus güçlerinin “hava ve topçu saldırılarıyla Lısıçansk çevresinde küçük ilerlemeler kaydetmeye devam ettiği” belirtildi.

Bakanlık ayrıca Rusya’yı, Sovyet döneminden kalma gemisavar füzelerini, tasarlandıkları amaç dışında, “ikincil bir kara saldırısı için” kullanmakla suçluyor. Bakanlık, Kremençuk ve Odessa’da çok sayıda sivilin ölümüne neden olan füzelerin “muhtemelen” Kh-22 ve Kh-32 füzeleri olduğunu söylüyor.

Donbas’ta Ukrayna güçlerinin elinde bulunan önemli bir şehir olan Slovyansk da Rusya tarafından yeniden bombalandı. Belediye Başkanı Vadym Lyakh, Rus misket bombalarının burada dört kişinin ölümüne neden olduğunu söyledi; ancak BBC bu iddiayı da doğrulayamadı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin: Finlandiya Ve İsveç İle Aramızda Kesinlikle Gerginlik Olacaktır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreci için “Eskiden (bu ülkelerle) her şey iyiydi. Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır” dedi.

İki ülkenin NATO’ya katılımı konusunda yaşanan bunalım, Türkiye’nin veto tehdidini çekmesi sonrası aşıldı.

Finlandiya ve İsveç’in en erken 2022’nin sonlarında birliğe katılabileceği ifade ediliyor. Rusya üyelik başvurusu öncesi bu iki ülkenin katılımının “Ciddi askeri ve siyasi sonuçlarının” olacağı uyarısını yapmıştı.

Ancak Vladimir Putin, iki ülkenin üyeliği ile ilgili sorunları olmadığını ancak sınırlarına asker konuşlandırılması karşısında Rusya’nın tepki vereceğini söyledi.

Madrid’deki NATO zirvesinde resmileşen süreç sonrası ilk kez konuşan Putin, “İsveç ve Finlandiya ile Ukrayna ile olan türde sorunlarımız yok. NATO’ya üye olmak istiyorlarsa olsunlar” dedi.

Putin sözlerinin devamında ise Moskova’nın hangi karşı adımları atacağını sıraladı:

“Ancak bu ülkeler anlamalılar ki, daha önce onlardan bize bir tehdit yoktu. Ama şimdi, eğer askeri birlikler ve altyapı buralara konuşlandırılırsa, buna başka tehditlere cevap verdiğimiz gibi vermemiz gerekecek. Yaratılan tehdide karşı benzer tehdidi oluşturmamız gerekecek”

Savaşa süre sınırı vermedi

Ukrayna işgalinden bu yana ilk kez yurt dışı seyahatine çıkan Putin bu açıklamaları eski Sovyet ülkelerinden Türkmenistan’da yaptı.

Rus lider, Moskova ile bu iki ülke arasındaki ilişkilerin kaçınılmaz şekilde bozulacağını söyledi ve “Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır. Bize tehdit olursa bu kaçınılmaz” dedi.

Putin, Ukrayna’daki hedeflerinin değişmediğini, amaçlarının Donbas bölgesini “özgürleştirmek” olduğunu da savundu.

Askeri harekatın planlandığı gibi gittiğini savunan Putin, harekata tarih sınırlaması getirmenin gereksiz olduğunu söyledi.

ABD istihbaratı: Putin halen Ukrayna’nın büyük kısmını istiyor

ABD istihbarat birimleri Putin’in halen Ukrayna’nın büyük bir bölümünü ele geçirme hedefinde olduğunu değerlendiriyor.

Bu açıklamayı yapan Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, Rus askerlerin çatışma yorgunu olması nedeniyle yavaş ilerleyebildiklerini söyledi.

Haines, Putin’in hedefi ve Rus askerlerinin durumunu karşılaştırdıklarında savaşın uzun sürebileceği sonucunun oluştuğu yorumunu yaptı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

NATO İçin Rusya Artık Resmen ‘En Ciddi Tehdit’

Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde ittifakın yeni stratejik konsepti kabul edildi. NATO’nun yeni güvenlik doktrinini yansıtan belgede, Rusya’yı ittifak için “en ciddi ve doğrudan tehdit” olarak tanımlandı.

“Rusya Federasyonu, müttefiklerin güvenliğine ve Avro-Atlantik bölgesindeki barış ve istikrara yönelik en ciddi ve doğrudan tehdittir” ifadesi, hem yeni stratejik konsept belgesinde hem de zirvede yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Yeni stratejik konseptte, “Müttefiklerimizin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı ihtimalini göz ardı edemeyiz” denildi.

NATO’nun stratejik konsepti en son 2010 yılında güncellenmişti. Rusya, 2010’daki belgede NATO’nun stratejik ortağı olarak tanımlanıyordu.

NATO liderlerinin ortak bildirisinde, müttefiklerin Rusya tehdidine karşı Doğu Avrupa’daki muharebeye hazır kuvvet kapasitesinin artırılması konusunda taahhütte bulunduğu da ifade edildi.

Madrid’de düzenlediği basın toplantısında NATO’nun yeni güvenlik doktriniyle ilgili konuşan Genel Sekreter Jens Stoltenberg de ittifakın doğu kanadındaki muharip güç sayısını artıracağını söyledi.

Stoltenberg ayrıca, 2010’daki stratejik belgede “Çin hakkında tek bir kelime dahi yokken” yeni konseptte Pekin’in politikalarının NATO’nun “çıkarlarına, güvenliğine ve değerlerine meydan okuduğunun” belirtildiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya’ya davet

Ortak bildiride, NATO’nun Finlandiya ve İsveç’i üye olmaya davet etme kararı aldığı ve katılım protokollerini imzalama konusunda anlaştığı da açıklandı.

Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesinin ardından imzalanan üçlü mutabakata da değinilen bildiride, “İttifaka her katılımda müttefiklerin meşru güvenlik endişelerinin tamamen karşılanması hayati önem taşımaktadır. Bu anlamda Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasındaki üçlü memorandumu memnuniyetle karşılıyoruz” ifadesine yer verildi.

Memorandumla ilgili konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de davetini kabul ederek çözüm için masaya oturan üç ülkeye de teşekkür ederek “Hem Türkiye, Finlandiya ve İsveç hem de NATO için iyi bir anlaşma” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya, 1918’den Beri İlk Kez Temerrüde Düştü

Rusya, 104 yıldır ilk kez bir borç ödemesinde temerrüde düştü. Ülkenin yaklaşık 100 milyon dolarlık 27 Mayıs vadeli iki eurobond kupon ödemesinde 1 aylık ek süre doldu ve bu ödemeler için temerrüt ilan edildi.

Rusya’nın yükümlülüğünü karşılayacak parası ve isteği vardı ancak yaptırımlar bu ödemenin yapılmasını imkansız kıldı.

Kremlin, Rusya’nın prestijine büyük darbe vuran bu gelişmeyi önlemek için kararlıydı ancak temerrüt önlenemedi.

Rusya son kez dış borcunu ödeyemediğinde yıl 1918’di. Komünist lider Lenin, Rus imparatorluğundan kalan borçları ödemeyi reddetmişti.

Ülke 1998 yılında Boris Yeltsin döneminin kaosu içinde de iç borç nedeniyle temerrüde düşmüştü ama dış borçlarını ödeyebilmişti.

Rusya ABD ve Avrupa Birliği tarafından getirilen yaptırımlar ilk ilan edilmeye başladığından bu yanma temerrüde doğru kaçınılmaz bir rota içindeydi.

Yaptırımlar, ülkenin yatırımcılara olan ödemelerini yapabilmesine olanak veren, uluslararası bankacılık sistemine erişimini sınırlıyor.

Rusya tüm ödemelerini zamanında yapabilmek istediğini açıklamış ve şu ana kadar da bunda başarılı olmuştu.

Temerrüde düşen faiz ödemesinin ilk ödeme tarihi 27 Mayıs’tı. Rusya paranın, yatırımcılara gönderilmesi amacıyla Euroclear’a yatırıldığını açıkladı.

Ama Bloomberg’ün haberine göre para orada takıldı ve kredi verenlere ulaşmadı.

30 günlük son ödeme tarihinin Pazar gecesi bitmesiyle de borç temerrüde düşmüş oldu.

Euroclear paranın bloke olup olmadığını açıklamadı ama yaptırımlara uyulduğunu söyledi.

Bu gelişme, ABD Hazine Bakanlığı’nın, yatırımcılarının Rusya’dan ödemelerini alabilmelerini sağlayan ‘özel istisnayı’ uzatmaması sonrası kaçınılmaz hale gelmişti.

‘Tüm bu olanlar bir komedi’

Kremlin artık bu kaçınılmaz durumu kabul etmişe benziyor. 23 Haziran itibariyle çıkarılan bir kararname ile, anlaşmalar dolar ve euro üzerinden yapılmış olsa dahi, tüm gelecekteki borç ödemelerinin Ruble ile Rusya bankalarından yapılacağı duyuruldu.

RIA Novosti ajansına konuşan Maliye Bakanı Anton Siluanov, yabancı yatırımcıların paralarını alamayabileceklerini de doğruladı.

Bakan, “Herkes temerrüt diye bir şeyin olmadığının farkında. Tüm bu olanlar bir komedi” dedi.

Temerrüde düşmek bir ülkenin borç ödemeyi reddetmesi veya ekonomisinin zayıflığı nedenleri ile gerçekleşebiliyor.

Temerrüdün sembolik sonuçlarının yanında Rusya için günlük sonuçları da olacak.

Temerrüde düşen ülkeler borç bulmakta zorlanıyor. Ancak hali hazırda Rusya’nın Batılı piyasalardan borç bulması yaptırımlarla imkansız bir hale getirildi.

Bakan Siluanov, fosil yakıtlardan günlük bir milyar dolar elde ettiği ifade edilen ülkenin yeni borç alma gibi bir planı olmadığını söylemişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Severodonetsk’i Tamamen Ele Geçirdi

Rus kuvvetleri, haftalardır yoğun çatışmaların yaşandığı doğudaki Ukrayna kenti Severodonetsk’in tamamını işgal etti. Belediye başkanının doğruladığı gelişme, Ukrayna’nın bir ayı aşkın süredir cephedeki en büyük yenilgisi oldu.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Igor Konaşenkov da yaptığı yazılı açıklamada, Rus güçlerinin Severodonetsk ve yakınındaki Borivske kentlerinin tamamının kontrolunu eline aldığını kaydetti.

Rusya yanlısı ayrılıkçılar, Moskova’ya bağlı güçlerin şimdi ülkenin doğusunda hala Ukrayna’nın elindeki son büyük kale olan Luhansk bölgesindeki Lisiçansk kentine saldırdığını bildirdi. Lisiçanks ve Severodonetsk, Siverskyi Donets nehrinin iki yakasındaki ikiz kentler konumunda bulunuyorlar.

Bir zamanlar 100 binin üzerinde kişinin yaşadığı ancak şimdi bir enkaza dönüşen Severodonetsk’in düşmesi, geçen ay Mariupol’u ele geçirmesinden sonra Rusya’nın en büyük zaferi oldu.

Rusya şimdi taarruzunu ilerleterek nehrin karşı yakasında daha fazla toprak ele geçirmeyi hedefliyor. Ukrayna’ysa, Moskova’nın haftalardır süren çatışmalarda ödediği bedellerin Rus güçlerini gelecek haftalarda karşı saldırılara karşı kırılgan bir konumda bırakacağını umuyor.

Severodonetsk’in belediye başkanı Oleksandr Stryuk ulusal televizyon kanalında yaptığı açıklamada, “Kent şu anda tamamen Rus işgali altında. Kendi düzenlerini tesis etmeye çalışıyorlar, bildiğim kadarıyma bir tür komutan atadılar” diye konuştu.

Stryuk, hala kentte kalanların artık Ukrayna’nın elindeki bölgelere erişemeyeceğini, kentin çıkışlarının tamamen kapatıldığını söyledi.

Rus Interfaks haber ajansı, sahadaki Rus yanlısı savaşçıların bir temsilcisine dayanarak, Rus ve Rus yanlısı güçlerin Lisiçansk’a girdiğini ve çatışmaların kentsel alanlarda devam ettiğini bildirdi. Bu haber henüz doğrulanmadı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük kara savaşı olan Ukrayna’daki savaş beşinci ayına girerken, Ukraynalı yetkililer Rusya’nın ülkenin batısı, kuzeyi ve güneyindeki kesimlere füzeler yağdırdığını belirtti.

Paylaşın