Lahey’de ‘Ukrayna’daki Savaş Suçları’ Zirvesi

Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin, Ukrayna’daki savaş suçlarının yargılanması amacıyla eski Yugoslavya ve Ruanda benzeri bir özel mahkeme kurulması önerisi, Hollanda’nın Lahey kentindeki uluslararası konferansa kabul görmedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya’nın veto olasılığı, böyle bir mahkeme oluşumunu neredeyse imkansız kılıyor.

Bunun yerine, yaklaşık 50 ülke, Ukrayna’daki savaş suçlarının araştırılması için para ve uzman desteği sözü verdi.

Hollanda’nın öncülüğünde, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) ve Avrupa Komisyonu işbirliği ile Perşembe günü Lahey’de “Ukrayna Hesap Verebilirlik Konferansı” düzenlendi.

BM üyesi yaklaşık 50 ülkeden üst düzey temsilcilerin katıldığı konferansta, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy de, video konferans aracılıyla bir konuşma yaptı.

Zelensky, Ukrayna’daki savaşın, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük saldırganlık eylemi olduğunu belirterek, bu nedenle Nürnberg Mahkemesi benzeri özel bir yargı mekanizması oluşturulması önerisinde bulundu.

Konferansa katılan Ukrayna Başsavcısı Irina Venediktova’ya göre, şimdiden yaklaşık 23 bin savaş suçu ihbarı yapıldı.

Ukraynalı başsavcı, “Buna her gün 200 ila 300 kişi daha ekleniyor. Şu anda en az 600 şüpheli tespit edildi ve 127’si hakkında cezai işlem başlatıldı. Altı asker zaten hüküm giydi” dedi.

Venediktova, uluslararası kamuoyunu bir an önce adım atmaya çağırdı.

Konferansa ev sahipliği yapan Hollanda Dışişleri Bakanı Wopke Hoekstra da, eski Yugoslavya ve Ruanda’da olduğu gibi, Ukrayna konusunda da bir uluslararası savaş mahkemesi kurulmasına sıcak bakıyor.

Rus vetosu

Ancak konferansa katılan üye ülkelere göre, bu çok da kolay bir adım değil. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi Rusya’nın böyle bir mahkemeyi veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Rusya olmadan bir mahkeme kurmak teorik olarak mümkün ancak bu hem çok uzun bir süreç hem de Moskova’nın desteği olmadan yargılama yapmak neredeyse imkansız.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun adaletten sorumlu yüksek temsilcisi Didier Reynders, tüm şüphelilerin yargılanmasının onlarca yıl sürebileceğini düşünüyor.

Ancak bu konuda karamsar olmadığını vurgulayan Reynders, Ruanda’da 28 yıl önce yaşanan katliamla soruşturmanın hala devam ettiğine işaret ederek, bütün sorumluların, hayatlarının sonuna dek yargılanabileceklerini söyledi.

Hollanda Dışişleri Bakanı Hoekstra da böyle bir mahkeme kurmanın kolay olmayacağını belirterek. “Rusya buna karşı koymaya çalışacak, ancak biz de kaynaklarımızı buna adamaya uğraşacağız” diye konuştu.

Hollandalı bakan, yalnızca Rus savaş suçlarının yargılanmayacağını, Ukraynalı askerler tarafından işlenen savaş suçlarının da soruşturulabileceğini dike getirdi.

Hoekstra, “Ancak saldırıdan açıkça sorumlu olan bir taraf var, o da Rusya” dedi.

Konferansa katılan ülkeler, Ukrayna soruşturma ve cinsel şiddet mağdurlarına psikososyal destek amacıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne 20 milyon euro yardım sözü verdi.

Katılımcı ülkeler, savaş suçlarını araştırmak için gerekli delilleri toplamak için Ukrayna’ya adli tıp uzmanı göndermeyi de benimsedi.

Ukrayna, 2 ay önce Polonya, Litvanya, Estonya, Letonya ve Slovakya ile birlikte Rusya’nın işlediği savaş suçlarını araştıran Ortak Soruşturma Ekibi oluşturdu.

Bu soruşturma ekibi, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından destekleniyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Uzay Ajansı, Mars Seferi İçin Rusya İle İşbirliğini Sonlandırdı

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Başkanı Josef Aschbacher, Rusya-Avrupa ortaklığında Mars’ta keşif gezisi için tasarlanan ExoMars Rover projesinin sonlandırıldığını açıkladı. ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu.

ESA’nın Rus uzay ajansı Rosmocos ile Mars’ta yaşam belirtileri aramak  için başlattığı proje, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sebebiyle Mart ayında durdurulmuştu. ESA yetkililerinin dün yaptığı açıklamada ise ortaklığın resmen sonlandırıldığı bildirildi.

Sosyal medya üzerinden açıklama yapan ESA Başkanı Josef Aschbacher, ESA yönetim kurulunun konuyu görüşmek için bir araya geldiğini ve iki kurum arasındaki işbirliğin askıya alınmasına sebep olan Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesiyle böyle bir kararın alındığını ifade etti.

Aschbacher, “Yönetim kurulu, ExoMars Rover ve Yüzey Platformu projeleri üzerine Roscosmos ile kurulan işbirliğini sonlandırmamı istedi. Yeni ortaklarla projeleri nasıl ilerleteceğimiz konusunda 20 Temmuz’da basın açıklaması yapacağız” dedi.

Roscosmos Başkanı Dmitry Rogozin ise bu kararı “sabotaj” olarak nitelendirdi ve Rus kozmonotların Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir parçası olan Avrupa Robotik Kolu ortaklığında yürüttükleri çalışmaları durdurmalarını istedi.

“ESA, üye ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyor”

ESA ile Roscosmos Mars’ın yüzeyini incelemek için ExoMars Rover projesi üstünde çalışıyordu.

Avrupa’nın Mars gezegeni üzerinde yapacağı ilk robotik seyrin ise sonbaharda gerçekleşmesi bekleniyordu.

Toplamda 22 ülkenin üye olduğu ESA, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından Mart ayında yaptığı basın açıklamasında Rusya ile işbirliğini dondurmuştu:

“Avrupa değerlerine saygılı bir biçimde uzay projeleri geliştirmek ve bu projeleri yürürlüğe sokmak için kurulan bir hükümetlerarası kuruluş olarak Rusya’nın Ukrayna’ya uyguladığı şiddetin insanların hayatları üzerindeki trajik etkilerini kınıyoruz. Verdiğimiz bu kararın uzayda yapılan bilimsel çalışmaların üzerindeki etkisini anlıyoruz fakat bir kurum olarak üye ülkelerimizin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyoruz.”

Anlaşmazlıklara rağmen uzay alanında işbirlikleri devam ediyordu

Bugüne kadar ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali iki kurum arasında kopma noktası oldu.

Öte yandan Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay ajansı NASA ile alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiş bir uzay üssü olan Uluslararası Uzay İstasyonu üzerinde çalışmaya devam ediyor.

ABD merkezli New York Times gazetesinin tabiriyle “Soğuk Savaş’ın bitişini temsil eden bir anıt olarak” da nitelendirilebilen Uluslararası Uzay İstasyonu, Washington ile Moskova arasında 20 yıldır devam eden bilimsel bir işbirliğin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

‘Ukrayna’ya Silah Yardımı Kesilebilir’ İddiası

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Washington Times, ABD’nin Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık yardımın askeri strateji olmadığını, bu ülkeye verilen silahların geleceğinin sıkı kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.

Mike Glenn imzalı yazıda, Washington’un son bir yılda Kiev’e, roket sistemleri, mühimmat, obüsler, helikopterler, tanksavar sistemler ve İHA’lar dahil 15 askeri yardım paketi gönderdiği anımsatıldı.

Bu bilgiyi değerlendiren Emekli Yarbay Daniel Davis, silah tedarikinin strateji olmadığını ve Ukrayna’daki silahlı çatışmanın gidişatını değiştiremeyeceğini kaydederek, “Bu, Ukrayna ordusunun planlarına nasıl uyuyor? Nihai amaç ne? Ne gibi sonuçlar beklenebilir?” ifadesini kullandı.

Ukrayna’ya yapılan sevkiyatlarının ABD’nin savaşa hazır olma durumunu etkilemeyeceğini vurgulayan Davis, fakat Ukrayna’daki lojistiğin tamamen bozulduğuna işaret ederek, “Silahlar ve mühimmat cepheye ulaşmıyor. Bu yüzden Ukrayna metodik olarak geriye geri itiliyor” dedi.

ABD Kongresi’nde, Ukrayna’ya yapılan askeri yardıma yönelik kontrolün artırılması yönünde çağrılar yapılıyor. Senatör John Kennedy, Ukrayna’ya yapılan finansmanın kontrol edilmesi için bir yetkilinin atanmasını önerdi.

Albay Mark Cancian, ABD ve NATO’nun ‘sınırsız’ cephaneliğe sahip olduğunu kaydetse de bazı silah türlerinin Ukrayna’ya sevkiyatının gelecekte ABD’nin güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulundu.

ABD toplumunun, Ukrayna’ya askeri yardım konusundaki fikrini değiştirebileceğini dile getiren Cancian, “Ukrayna halâ çok verimsiz, yozlaşmış bir ülke. İnsanlar, Amerikan parasıyla yat satın alan oligarklar gibi yolsuzluk kanıtlarını görmeye başlarsa bu, desteği baltalar” diye kaydetti.

Paylaşın

Putin’den Ukrayna Açıklaması: Henüz Yeni Başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, parlamento liderleriyle yaptığı görüşmede Ukrayna işgalinin ‘henüz yeni başladığını’ söyledi. Ukrayna ile müzakereleri reddetmediklerini belirten Putin, “Herkes bilmeli ki, genel olarak, henüz ciddi anlamda hiçbir şeye başlamadık” ifadelerini kullandı.

“Barış görüşmelerini de reddetmiyoruz. Ama onları reddedenler bilsinler ki, iş ne kadar ileri giderse, bizimle müzakere etmeleri o kadar zor olacak” diyen Putin, Batı’yı, Rusya ekonomisini yaptırımlar ile zayıflatarak ve Ukrayna’ya silah tedarikini artırarak ülkesine karşı bir ‘vekalet savaşı’ yürütmekle suçladı. Rusya lideri, şöyle konuştu:

“Bizi savaş alanında yenmek istediklerini duyuyoruz, bırakın denesinler. Batı’nın bizimle son Ukraynalı kalana kadar savaşmak istediğinin farkındayız ve bunu denemenin memnuniyetle karşılanacağını ancak bunun Ukrayna için yalnızca trajediye sebep olacağını bilmeliler.”

Geçtiğimiz günlerde, barış görüşmelerinin devam etmesi için Kiev yönetiminin koşullarını açıklayan Ukrayna’nın baş müzakerecisi Mykhailo Podolyak, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı: “Ateşkes. Z birliklerinin geri çekilmesi. Kaçırılan vatandaşların geri dönüşü. Savaş suçlularının iadesi. Ukrayna’nın egemenlik haklarının tanınması.”

24 Şubat’ta savaş başladığında, doğudaki bölgelerin üçte ikisi Ukrayna’nın kontrolündeydi. Geri kalanı 2014’teki savaştan bu yana Rus yanlıları tarafından tek taraflı ilan edilmiş; Rusya destekli küçük özerk bölgeler olarak varlığını sürdürüyordu.

Savaşın başlamasından birkaç gün önce Vladimir Putin, bu iki bölgenin tümünün Ukrayna’dan bağımsızlığını kabul ettiğini açıkladı. Eğer Rusya bu iki bölgeyi de tamamen ele geçirirse, bu Putin’e büyük bir “başarı” imkanı vermiş olur.

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Tehdit: Alaska’yı Geri Alırız

Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, ABD’nin yurtdışındaki Rus kaynaklarına el koymayı sürdürmesi durumunda Alaska eyaletini tekrar isteyebileceklerini söyledi.

Volodin, çarşamba günü yaptığı açıklamada “Amerika, topraklarının bir parçası olan Alaska’yı asla unutmamalı. Yurtdışındaki kaynaklarımızı yönetmeye çalıştıklarında, öncelikle bizim de onlardan alabileceğimiz bir şey olduğunu unutmasınlar” dedi.

ABD, 18. yüzyıl sonlarında Rus İmparatorluğu’nun kolonize ettiği Alaska’yı 1867’de 7,2 milyon dolara satın almıştı.

Volodin, yardımcısı Piyotr Tolstoy’un Alaska’da Rusya’ya katılmaya dair bir referandum düzenleme teklifinde bulunduğunu da söyledi.

ABD’nin içişlerine karışmadıklarını söyleyen Volodin, ABD’li siyasetçilerin ülkelerinde ters giden her şeyden Rusları sorumlu tuttuğunu savundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın 134. gününde de çatışmalar sürüyor.

Ukrayna istilasının ardından başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülke ve kuruluş, Rus şirketlere, siyasetçilere ve oligarklara yaptırım uygulama kararı almıştı.

Öte yandan Alaska’yla ilgili benzer bir öneriyi Putin’in Birleşik Rusya partisinden Duma üyesi Oleg Matveyçev de martta dile getirmişti.

Alaska Valisi Cumhuriyetçi Mike Dunleavy ise Rus parlamenterin sözlerine tepki göstererek, “Becerebilirseniz, iyi şanslar. Bizim de size iki çift lafımız olur” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Doğuda Elinde Kalan Son Şehir Lısıçansk’a Girdi

Rusya, Ukrayna’nın doğusundaki Lısıçansk kentini ele geçirdiğini açıkladı. Ukrayna ise bu iddiayı reddetti. Ukrayna’ya göre kent yoğun bir saldırı altında olsa da kent merkezi hala Ukrayna’nın kontrolünde.

Rus yanlısı ayrılıkçılar ise kent merkezine girdiklerini belirtiyor. Rus medyası, kent merkezinde yürüyüş yapan ayrılıkçı birlikler veya Rus birlikleri olduğu düşünülen bir grubun videosunu yayınladı.

Bazı Rus kaynakları, harap olmuş belediye binasına Sovyetler Birliği bayrağı çekildiğini gösteren bir videoyu da paylaştı fakat bu video bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.

Lısıçansk, sanayi bölgesi Donbas’ın bir parçası olan Luhansk’ta Ukrayna’nın elinde kalan son şehir. Rusya, buradaki Severodonetsk kentini geçen ay ele geçirmişti. Luhansk valisi Serhiy Haidai “Lısıçansk’taki büyük yangınları söndürmeye fırsat bulamıyoruz” dedi.

Rusya ayrıca kuzey ve güneydeki şehirlere füze atışına devam etti. Kuzeydeki Harkov kentinde demiryolu rayları ve elektrik hatları bir dizi saldırıda hasar gördü. Herhangi bir can kaybı bildirilmedi.

Liman kenti Odessa’ya giden önemli bir güzergah üzerinde bulunan güneydeki Mıkolayiv kenti de birçok patlamayla sarsıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı, hava kuvvetlerinin Ukrayna’ya ait beş komuta merkezini ve birkaç mühimmat deposunu imha ettiğini söyledi; ancak bu iddia bağımsız olarak doğrulanamadı.

Rusya’nın Odessa yakınlarındaki bir apartmana dün düzenlediği füze saldırısında 20’den fazla kişi öldü. Rusya Donbas’ta kara harekâtını yoğunlaştırırken Vali Haidai, Lısıçansk’a çeşitli yönlerden topçu ateşi açıldığını söyledi.

Bir Ukrayna Ulusal Muhafız sözcüsü ise Rusya destekli Luhansk ayrılıkçılarının şehri kuşattıkları iddialarını yalanladı.

Rusya destekli Luhansk ayrılıkçıları, “Lısıçansk’taki son stratejik tepeleri işgal ettiklerini ve kenti tamamen kuşattıklarını” iddia ettiler.

İngiltere Savunma Bakanlığı’nın son istihbarat güncellemesinde, Rus güçlerinin “hava ve topçu saldırılarıyla Lısıçansk çevresinde küçük ilerlemeler kaydetmeye devam ettiği” belirtildi.

Bakanlık ayrıca Rusya’yı, Sovyet döneminden kalma gemisavar füzelerini, tasarlandıkları amaç dışında, “ikincil bir kara saldırısı için” kullanmakla suçluyor. Bakanlık, Kremençuk ve Odessa’da çok sayıda sivilin ölümüne neden olan füzelerin “muhtemelen” Kh-22 ve Kh-32 füzeleri olduğunu söylüyor.

Donbas’ta Ukrayna güçlerinin elinde bulunan önemli bir şehir olan Slovyansk da Rusya tarafından yeniden bombalandı. Belediye Başkanı Vadym Lyakh, Rus misket bombalarının burada dört kişinin ölümüne neden olduğunu söyledi; ancak BBC bu iddiayı da doğrulayamadı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Putin: Finlandiya Ve İsveç İle Aramızda Kesinlikle Gerginlik Olacaktır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreci için “Eskiden (bu ülkelerle) her şey iyiydi. Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır” dedi.

İki ülkenin NATO’ya katılımı konusunda yaşanan bunalım, Türkiye’nin veto tehdidini çekmesi sonrası aşıldı.

Finlandiya ve İsveç’in en erken 2022’nin sonlarında birliğe katılabileceği ifade ediliyor. Rusya üyelik başvurusu öncesi bu iki ülkenin katılımının “Ciddi askeri ve siyasi sonuçlarının” olacağı uyarısını yapmıştı.

Ancak Vladimir Putin, iki ülkenin üyeliği ile ilgili sorunları olmadığını ancak sınırlarına asker konuşlandırılması karşısında Rusya’nın tepki vereceğini söyledi.

Madrid’deki NATO zirvesinde resmileşen süreç sonrası ilk kez konuşan Putin, “İsveç ve Finlandiya ile Ukrayna ile olan türde sorunlarımız yok. NATO’ya üye olmak istiyorlarsa olsunlar” dedi.

Putin sözlerinin devamında ise Moskova’nın hangi karşı adımları atacağını sıraladı:

“Ancak bu ülkeler anlamalılar ki, daha önce onlardan bize bir tehdit yoktu. Ama şimdi, eğer askeri birlikler ve altyapı buralara konuşlandırılırsa, buna başka tehditlere cevap verdiğimiz gibi vermemiz gerekecek. Yaratılan tehdide karşı benzer tehdidi oluşturmamız gerekecek”

Savaşa süre sınırı vermedi

Ukrayna işgalinden bu yana ilk kez yurt dışı seyahatine çıkan Putin bu açıklamaları eski Sovyet ülkelerinden Türkmenistan’da yaptı.

Rus lider, Moskova ile bu iki ülke arasındaki ilişkilerin kaçınılmaz şekilde bozulacağını söyledi ve “Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır. Bize tehdit olursa bu kaçınılmaz” dedi.

Putin, Ukrayna’daki hedeflerinin değişmediğini, amaçlarının Donbas bölgesini “özgürleştirmek” olduğunu da savundu.

Askeri harekatın planlandığı gibi gittiğini savunan Putin, harekata tarih sınırlaması getirmenin gereksiz olduğunu söyledi.

ABD istihbaratı: Putin halen Ukrayna’nın büyük kısmını istiyor

ABD istihbarat birimleri Putin’in halen Ukrayna’nın büyük bir bölümünü ele geçirme hedefinde olduğunu değerlendiriyor.

Bu açıklamayı yapan Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, Rus askerlerin çatışma yorgunu olması nedeniyle yavaş ilerleyebildiklerini söyledi.

Haines, Putin’in hedefi ve Rus askerlerinin durumunu karşılaştırdıklarında savaşın uzun sürebileceği sonucunun oluştuğu yorumunu yaptı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

NATO İçin Rusya Artık Resmen ‘En Ciddi Tehdit’

Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde ittifakın yeni stratejik konsepti kabul edildi. NATO’nun yeni güvenlik doktrinini yansıtan belgede, Rusya’yı ittifak için “en ciddi ve doğrudan tehdit” olarak tanımlandı.

“Rusya Federasyonu, müttefiklerin güvenliğine ve Avro-Atlantik bölgesindeki barış ve istikrara yönelik en ciddi ve doğrudan tehdittir” ifadesi, hem yeni stratejik konsept belgesinde hem de zirvede yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Yeni stratejik konseptte, “Müttefiklerimizin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı ihtimalini göz ardı edemeyiz” denildi.

NATO’nun stratejik konsepti en son 2010 yılında güncellenmişti. Rusya, 2010’daki belgede NATO’nun stratejik ortağı olarak tanımlanıyordu.

NATO liderlerinin ortak bildirisinde, müttefiklerin Rusya tehdidine karşı Doğu Avrupa’daki muharebeye hazır kuvvet kapasitesinin artırılması konusunda taahhütte bulunduğu da ifade edildi.

Madrid’de düzenlediği basın toplantısında NATO’nun yeni güvenlik doktriniyle ilgili konuşan Genel Sekreter Jens Stoltenberg de ittifakın doğu kanadındaki muharip güç sayısını artıracağını söyledi.

Stoltenberg ayrıca, 2010’daki stratejik belgede “Çin hakkında tek bir kelime dahi yokken” yeni konseptte Pekin’in politikalarının NATO’nun “çıkarlarına, güvenliğine ve değerlerine meydan okuduğunun” belirtildiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya’ya davet

Ortak bildiride, NATO’nun Finlandiya ve İsveç’i üye olmaya davet etme kararı aldığı ve katılım protokollerini imzalama konusunda anlaştığı da açıklandı.

Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesinin ardından imzalanan üçlü mutabakata da değinilen bildiride, “İttifaka her katılımda müttefiklerin meşru güvenlik endişelerinin tamamen karşılanması hayati önem taşımaktadır. Bu anlamda Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasındaki üçlü memorandumu memnuniyetle karşılıyoruz” ifadesine yer verildi.

Memorandumla ilgili konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de davetini kabul ederek çözüm için masaya oturan üç ülkeye de teşekkür ederek “Hem Türkiye, Finlandiya ve İsveç hem de NATO için iyi bir anlaşma” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Karadeniz’deki Mayınlar Tahıl Ticaretini Engelliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Ukrayna’dan tahıl tedariği yolunu açarak küresel gıda krizi kaygılarını gidermeye çalışırken, Karadeniz’e yerleştirilen yüzlerce mayın, herhangi bir anlaşmaya varılmasından sonra bile çözümü aylar sürecek bir kabus anlamına geliyor.

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna ve Rusya’nın kıyılarının bulunduğu Karadeniz, tahıl, petrol ve petrol ürünleri nakliyatında kritik öneme sahip.

Ukrayna hükümeti yetkilileri, Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgal öncesinde dünyanın dördüncü büyük tahıl ihracatçısı olan Ukrayna’nın elinde bulunan 20 milyon ton tahılın ihraç edilemediğini bildiriyor.

Ukrayna ve Batılı liderler, Moskova’yı, Ukrayna limanlarını işlevsiz hale getirmek ve bunun sonucunda gıda ürünlerini bir silah olarak kullanmakla suçluyor. Rusya ise tahıl ihracatının akışının yeniden sağlanması için Batılı ülkelerin yaptırımları kaldırmasını talep ediyor.

Ancak herhangi bir anlaşmaya varılsa ve Ukrayna limanları yeniden açılsa da Ukrayna ve Rusya’nın denize yerleştirdiği mayınlar, denizcilik yetkililerine göre aylar boyunca gemi nakliyeciliğini sekteye uğratmaya devam edecek.

Tahıl ürünlerinin denizlerden geçişini sağlamak için çaba gösteren kurumlardan biri olan BM’ye bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü’nden bir sözcü, “Deniz mayınları liman girişlerine döşendi ve bazı çıkışlar batırılmış mavna ve vinçlerle bloke edildi. Limanlardaki deniz mayınlarının tamamını temizlemek birkaç ay sürer” dedi.

Gıda fiyatları

Uluslararası Tahıl Konseyi, küresel tahıl üretiminin 2022-2023 sezonunda talebin gerisinde kalacağını tahmin ediyor.

Ukrayna tahılına erişimin kesilmesi, mevcut arzı daha da daraltacak ve küresel açlığın daha önce hiç olmadığı seviyelere tırmanmasıyla ekmek, makarna gibi temel gıda ürünlerinin fiyatlarını arttıracak, gıda enflasyonunu körükleyecek.

Batılı deniz taşımacılığı yetkilileri, Ukrayna’da limanların civarına ne tür mayınlar döşendiğinin netlik kazanmadığını söyledi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Mart ayında Reuters haber ajansına, Rusya’nın döşediği 372 deniz mayınının “R-421-75” tipi olduğunu, bunların Ukrayna donanmasında kayıtlı olmadığını ve Ukrayna donanması tarafından kullanılmadığını bildirmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Mart’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Odesa, Oçakov, Çoromonsk, Yujni limanlarının girişine 400 mayın döşediğini bildirmişti.

Rus istihbarat dairesi FSB de yine Mart’ta, Ukrayna’nın limanları yakınında bağlı oldukları kablolardan kopan mayınların Karadeniz’e sürüklendiğini kaydetmiş, Ukrayna ise FSB’nin uyarısının yanlış olduğunu, denize sürüklenen mayınlar hakkında bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, bazı mayınları Ukrayna’nın döşediğini söyledi ve ”BM anlaşmasının 51’inci maddesiyle garanti altına alınan meşru müdafaa hakkımız kapsamında denize mayın döşedik” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı 26 Mayıs’ta Mariupol limanının mayınlardan temizlendiğini bildirdi ve yabancı hükümetleri, “Mariupol’daki gemi sahiplerine gemilerini daimi olarak demirledikleri yerlere çekmeye teşvik etmeye” çağırdı.

Ukrayna’daki limanlarda 84 yabancı gemi mahsur kalmış bulunuyor. Bu gemilerinin birçoğu tahıl taşıyor.

Mayın tehlikesi uyarı işaretleri bulunan Odesa’daki plajlarsa kapalı. Bazı mayınlar Türkiye ve Romanya’ya kadar ulaştı.

Deniz taşımacılığı kanallarını açmak için çalışan bir başka örgüt olan Uluslararası Nakliyecilik Odası’nın Genel Sekreteri Guy Platten, “Şu anda gemilerin limanlara giriş ve çıkış yapmaları güvenli değil. Mayınlar temizlenene kadar durum değişmeyecek” dedi.

Ukrayna kıyıları yakınlarında şimdiye kadar yedi gemi mayına çarptı, bunlardan ikisi battı. İki denizciyse yaşamını yitirdi. Londra’daki sigorta şirketleriyse tüm bölgeyi yüksek risk kategorisine aldı.

Mayın temizleme

Ukrayna kıyılarındaki mayınları temizlemek için başlatılacak girişim, 1980’li yıllarda İran-Irak savaşından bu yana mayın temizleme konusunda atılacak en büyük adım olacak.

İngiltere Kraliyet Donanması’ndan emekli Gerry Northwood, döşenen mayın türleri ve bunların nereye döşendiği konusundaki istihbarata daha işin en başında ihtiyaç olduğunu söyledi.

Denizcilik güvenliği firması MAST’ta danışmanlık yapan Northwood, “Mayın temizleyicilerin mayınların yerini tespit etmesi ve imha işlemi için uzaktan kumandalı sualtı araçlarına ihtiyacı olacak” dedi.

İngiliz Kraliyet Donanması’ndan emekli Koramiral Duncan Potts, Karadeniz genellikle gel-gitin ve da güçlü akıntıların çok olmadığı bir deniz olsa da yüzeydeki mayınların zaman içinde uzak mesafeler kat edebileceğini söyledi.

Batılı hükümetlere danışmanlık yapan Potts, “Deniz yüzeyinde bir yere bağlı olmadan serbest dolaşan mayınlar, düşmanınıza olduğu kadar size de yönelik bir tehdittir” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, üst düzey BM yetkililerinin son 10 gündür tahıl ürünlerinin güvenli geçişini sağlamak amacıyla Ankara, Brüksel, Kiev, Moskova ve Washington’da temaslarda bulunduğunu söyledi.

Bir Avrupa Birliği (AB) yetkilisi, mayın temizliği için birliğin yapabilecekleri hakkında konuşmanın tamamen varsayıma dayalı olduğunu, döşediği mayınları Rusya’nın temizlemeye başlaması gerektiğini söyledi.

Reuters’a konuşan yetkili, “Bu sağlanana kadar deniz koridorları olmayacak. Ukrayna’ya savunmadan vazgeçmeleri için baskı yapmayacağız. Varılacak her türlü anlaşma Ukrayna tarafından kabul edilebilir olarak tanımlanmalı” dedi.

Denizcilik kaynakları, hangi ülkelerin donanmalarının mayın temizliğine katılacağına ilişkin bir anlaşma gerekeceğini, Rusya’nın çabalarına duyulan güvensizlik nedeniyle ticari firmalar ve sigorta şirketleri için bu anlaşmanın kabul edilebilir olmasının şart olduğunu bildirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Reuters: Suriye, Rusya, SDG Türkiye’nin Olası Harekatına Hazırlanıyor

İngiltere merkezli Reuters haber ajansı, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine operasyon sinyali vermesinin ardından Rusya ve Suriye’nin bölgedeki askeri takviyeleri artırdığı yönünde haber yayınladı. Türkiye destekli gruplar ise Rusya ve Suriye’nin ABD destekli Suriye Demokrat Güçleri’ne (SDG) destek verdiğini iddia ederken SDG’den Suriye yönetimine destek çağrıları yapılıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yarın Ankara’ya yapacağı ziyarette de olası operasyonun görüşüleceği belirtiliyor.

Reuters’e göre, Türkiye’den üst düzey bir yetkili ajansa yaptığı açıklamada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a “Suriye ve İran’ın Tel Rıfat bölgesinde askeri hareketliliğini artırdığı” yönünde bilgilerin sorulacağını belirterek “Türkiye bu operasyonu öyle veya böyle yapacak” dedi.

Türkiye’nin desteklediği ve aralarında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) mensuplarının yer aldığı Suriye Milli Ordusu sözcüsü Yusuf Hammud da Reuters’e yaptığı açıklamada, Türkiye sınırına 40 kilometre mesafedeki Tel Rıfat, Menbiç, Kobanê’nin güneyi ve Ayn İsa yakınlarındaki güçlerini artırdıklarını belirterek operasyona hazırlanıldığı mesajı verdi.

Rus helikopterlerinin Tel Rıfat yakınlarındaki bir hava üssüne indiğini söyleyen Hammud, “Suriye rejimi ve İranlı milisler SDG’ye takviye kuvvet gönderiyor” iddiasında bulundu.

‘Operasyon Putin’le ilişkileri test edebilir’

Suriye’nin kuzey sınırlarında TSK’nin henüz kritik bir yığınak yapmadığı ancak son iki haftada roket ve topçu atışlarının daha sık yapıldığı belirtilen haberde “Ankara, Moskova’nın Ukrayna savaşıyla ilgili müzakerelerinde arabuluculuk yapmaya çalıştı ancak Suriye’de karşıt tarafa verdiği destek, Vladimir Putin’le ilişkilerini test edebilir” analizine de yer verildi.

Haberde, “Devlet Başkanı Beşar Esad’ın güçlü müttefiki Rusya’nın en azından üstü kapalı bir onayı olmadan yapılacak bir operasyon ek zayiat riski anlamına da gelebilir” ifadeleri yer aldı.

SDG: Şam’a bağlı birliklerle kordinasyona hazırız

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) komutanı Mazlum Abdi de 5 Haziran’da Reuters’e verdiği demeçte, Suriye’ye Türkiye’nin olası saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini kullanması için çağrı yaparken SDG Askeri Konseyi’nin bugün Kamışlı’da yapılan olağanüstü toplantısından da benzer bir çağrı yapıldığı kaydedildi.

Almanya merkezli Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, “Türkiye’nin son tehditleri dahil olmak üzere işgal projeleri Suriye’nin bölünmesine hazırlık” denildi.

Habere göre, açıklamada, “Potansiyel bir Türk işgali Suriye topraklarında istikrar ve birliği olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle işgale sadece hedef alınan bölgelerde değil, halihazırda işgal altındaki Suriye topraklarında da karşı koyulmalıdır. SDG herhangi bir Türk saldırısına karşı koymak ve Suriye topraklarını korumak için Şam hükümetine bağlı birliklerle koordinasyona hazırdır” ifadeleri yer aldı.

Rusya’dan ise Türkiye’nin operasyon sinyallerine “Suriye’de mevcut zor durumun daha da tehlikeli bir şekilde kötüleşebileceği” uyarısı yapılmıştı. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, basın brifinginde gazetecilerin Rusya’nın Suriye’nin kuzeyindeki mevzilerini güçlendirip güçlendirmediği sorularına ise “Suriye ordusunun bazı askeri noktaları az ya da çok güçlendirdiği” yanıtı vermişti.

Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) destekleyen ABD’den ise “Türkiye’nin olası operasyonunun Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede güç kaybettireceği ve kazanımları baltalayabileceği” açıklaması yapılmıştı. Suriye hükümetine yakın El Vatan gazetesi ise Türkiye sınırına yakın noktalarda birliklerin tank ve ağır silahlarla konuşlandırıldığını yazmıştı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın