Suriye’nin Yeni Yönetimi Rusya’dan Beşar Esad’ı İstedi

Suriye’de yönetimi ele geçiren Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara’nın Rusya’dan Beşar Esad’ın iadesini talep ettiği belirtildi. Rusya’dan konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin Aralık ayında devrilmesinden sonra Rusya’dan ilk kez üst düzey bir heyet Şam’a giderek yönetimi ele geçiren Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara ile görüştü.

Esad’ın Rusya’ya kaçması sonrasında Suriye’deki iki Rus askerî üssünün durumu Moskova açısından gündemin en önemli maddesiydi. Akdeniz kıyısındaki Tartus ve Hmeymim, Rusya’nın eski Sovyetler Birliği toprakları dışında yurt dışındaki tek askeri üsleri konumunda.

Rusya Dışişleri Bakanlığından dünkü görüşmelerle ilgili bugün yapılan açıklamada, görüşmelerde “açık sözlü” istişarelerde bulunulduğu, Rus heyetinin Suriye’nin birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliğine verilen desteği vurguladığı bildirildi.

Ancak Rus üslerinin geleceği ya da Suriye’deki yeni yönetimin, üslerdeki faaliyetin sürdürülmesi karşılığında ne talep ettiğine dair bilgi verilmedi.

Reuters haber ajansına konuşan görüşmelerle ilgili bilgi sahibi Suriyeli bir kaynak, Ahmed eş-Şara’nın Rusya’dan Beşar Esad’ın iadesini talep ettiğini belirtti.

Suriye resmi haber ajansı Sana da iç savaş döneminde Esad’ın en büyük destekçisi konumundaki Rusya’dan, “tazminat, yeniden imar, telafi gibi somut önlemler” yoluyla güveni yeniden tesis etmesinin istendiğini bildirdi.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya’dan Esad’ın iadesi ya da tazminat talep edilip edilmediği yönündeki soruyu yanıtsız bıraktı.

Suriye’deki yönetim, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov başkanlığındaki Rus heyetle yapılan görüşmeler sonrasında dün yaptığı açıklamada “ilişkilerin onarılması sürecinin geçmişteki hataların da ele alınmasını ve Suriye halkının iradesine saygıyı gerektirdiği, ayrıca Suriye halkının çıkarlarına hizmet etmesi gerektiği” mesajı vermişti.

Reuters’a konuşan Suriyeli kaynak, Rus tarafının görüşmelerde geçmişte hata yaptığını kabul etmeye yanaşmadığını, görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan tek noktanın, istişarelerin devam etmesi olduğunu kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Nükleer Çatışma Riski Uyarısı

Rusya Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Sergey Şoygu, uluslararası alanda büyük güçler arasındaki jeopolitik rekabetin tırmanmasının nükleer çatışma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Haber Merkezi / Sergey Şoygu, TASS’a yaptığı açıklamada, “Küresel çapta artan çatışmalar ve yoğunlaşan jeopolitik rekabet ortamında, nükleer güçler de dahil olmak üzere büyük güçler arasında şiddetli çatışma riskleri artıyor” dedi.

Şoygu, “Kiev’e yapılan büyük mali harcamalara ve kapsamlı desteğe rağmen Batı, Ukrayna’daki özel askeri operasyonun gidişatını değiştiremedi. Birincil bahsin yine Rusya’yı istikrarsızlaştırmaya kaydırılması öngörülebilir. Bu konuda proaktif önlemler alıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu tür önlemlerin Rusya’nın güvenlik konseptinde de yer aldığını açıklayan Şoygu, “Dost olmayan ülkelerin Rusya ve Belarus’un içişlerine müdahale girişimlerinin” devam ettiğini vurguladı.

Şoygu, yabancı istihbarat örgütlerinin sabotajlarla iç durumu etkilemeye yönelik sürekli girişimlerde bulunduğunu söyledi ve ekledi: Batı bu amaçla bilgi kaynaklarını, sivil toplum örgütlerini ve kurumları kullanıyor.

“NATO, nükleer silahların kullanımı için eşiği sürekli olarak düşürüyor ve askeri planlamasında nükleer bileşeleri artırıyor” diyen Sergey Şoygu, “Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin eylemleri, kitle imha silahları için silah kontrol mekanizmalarının ve yayılmayı önleme çerçevelerinin bozulmasına yol açtı” ifadelerini kullandı.

Şoygu, “Güncellenen ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi ve 2022’de güncellenen NATO’nun stratejik konsepti, önemli güvenlik tehdidi olarak algılanan Rusya ve müttefiklerine karşı ‘küresel çatışma’ ihtiyacını açıkça belirtiyor” dedi.

Paylaşın

Putin’den “Suriye” Açıklaması: Rusya’nın Yenilgisi Anlamına Gelmiyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye’de yaşananların Rusya için bir yenilgi olmadığını söyledi. Putin, Rusya’nın Suriye’den Tahran’a 4 bin İranlı savaşçıyı geri gönderdiğini belirtti.

Vladimir Putin, Halep’te 350 militanın yakalandığını, 30 bin hükümet askerinin ve İran yanlısı birliklerin ise savaşmadan geri çekildiğini söyledi. Putin “Suriye’de Hmeymim üssünü kullanarak 4 bin İran yanlısı savaşçıyı Tahran’a götürdük. Halep’e 350 muhalif savaşçı girdi, 30 bin hükümet askeri ve İran yanlısı birliklerse savaşmadan geri çekildi” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’daki Gostiny Dvor Ticaret ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen yıllık yıl sonu basın toplantısına katılarak değerlendirmelerde bulundu.

Rusya’ya sığınan eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la Moskova’ya geldiğinden beri görüşmediğini belirten Putin ayrıca Esad ile görüşebileceğini de söyledi. Sputnik’in aktardığına göre; Putin şöyle konuştu:

“Beşar Esad’la Moskova’ya gelişinden sonra Devlet Başkanı Esad’la görüşmedim. Ancak bunu yapmayı planlıyorum. Suriye’ye gelince, Rusya’nın asıl görevi orada bir terör yuvasının kurulmasını engellemekti. Bu hedefe ulaşıldı. Orada kara birliklerimiz yoktu, yalnızca askeri üslerimiz bulunuyor.

Bugün Suriye’deki durum kolay değil, Moskova hızla barışın tesis edilmesini ümit ediyor. Rusya oradaki askeri üslerini korumayı düşünüyor. Ancak bunun olup olmayacağını henüz bilmiyoruz. Bu, yeni hükümetle çıkarların örtüşüp örtüşmeyeceğine bağlı. Ortadoğu’daki ülkelerin büyük bölümünün oradaki üslerin korunmasından yana.”

“Rusya, 10 yıl önce Suriye’ye terörist bir yerleşimin orada oluşmaması için geldi, hedeflerine ulaştı” ifadelerini kullanan Putin, ayrıca Suriye’de yaşananların Rusya için bir yenilgi olmadığını söyledi. Putin, Rusya’nın Suriye’den Tahran’a 4 bin İranlı savaşçıyı geri gönderdiğini belirtti.

Rusya Devlet Başkanı, Halep’te 350 militanın yakalandığını, 30 bin hükümet askerinin ve İran yanlısı birliklerin ise savaşmadan geri çekildiğini söyledi. Putin “Suriye’de Hmeymim üssünü kullanarak 4 bin İran yanlısı savaşçıyı Tahran’a götürdük. Halep’e 350 muhalif savaşçı girdi, 30 bin hükümet askeri ve İran yanlısı birliklerse savaşmadan geri çekildi” diye konuştu.

Putin, Rusya’nın Suriye’deki üslerini bırakıp bırakmayacağının henüz bilinmediğini söylerken bunun yeni otoritelerle çıkarların örtüşmesine bağlı olduğunu söyledi. Putin, “Rusya, Suriye’de barış ve huzura güveniyor ve tüm taraflarla ilişkilerini sürdürüyor” dedi.

Paylaşın

Rusya’nın Nükleer Savunma Güçlerinin Şefi Moskova’da Öldürüldü

Rusya Silahlı Kuvvetleri Radyasyon, Kimyasal ve Biyolojik Savunma Birlikleri Komutanı Korgeneral İgor Kirillov, 17 Aralık’ta Moskova’da düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybetti.

Generalin ve yardımcısının yaklaşık 300 gram TNT eşdeğerinde ev yapımı bir patlayıcı cihazla öldürüldüğü bildirildi.

Kirillov’un Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Moskova’da bu tür bir patlamada öldürülen en üst düzey Rus askeri yetkili olduğu belirtiliyor.

Rusya Soruşturma Komitesi, Moskova’da elektrikli bir scooter’a gizlenmiş bombanın patlaması sonucu nükleer koruma güçlerinden sorumlu üst düzey bir Rus generalin öldüğünü açıkladı.

Rusya’nın nükleer, biyolojik ve kimyasal koruma birliklerinin başında bulunan Korgeneral Igor Kirillov, Salı günü Kremlin’in yaklaşık 7 kilometre güneydoğusundaki bir apartmanın girişinde öldürüldü.

Soruşturma Komitesi, “Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Radyasyon, Kimyasal ve Biyolojik Koruma Kuvvetleri Başkanı Igor Kirillov ve yardımcısı öldürüldü” açıklamasını yaptı.

Rus Telegram kanallarında yayınlanan fotoğraflarda, molozlarla dolu bir binanın parçalanmış girişi ve karda kanlar içinde yatan iki ceset görülüyordu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

“RKhBZ” olarak kısaltılan Rusya’nın radyoaktif, kimyasal ve biyolojik savunma birlikleri, radyoaktif, kimyasal ve biyolojik kirlenme koşulları altında faaliyet gösteren Rus özel kuvvetleri olarak biliniyor.

Kyiv Independent gazetesinin haberine göre, Ukrayna Güvenlik Servisi Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Ukraynalı savcıların Kirillov hakkında Ukrayna’da yasaklı kimyasal silahlar kullandığı iddiasıyla gıyabında yargı süreci başlattı. Rusya bu suçlamaları reddediyor.

İngiltere, savaş alanında zehirli boğucu madde “kloropikrin” kullanıldığına dair çok sayıda rapor olduğu için Ekim ayında Kirillov’a ve nükleer koruma güçlerine yaptırım uygulamaya başlamıştı.

İngiltere ve ABD, Rusya’yı Uluslararası Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ni ihlal ederek Ukrayna birliklerine karşı zehirli madde kloropikrin kullanmakla suçlamıştı.

Birinci Dünya Savaşı’nda kullanılan kloropikrin Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nin (OPCW) yasakladığı maddeler arasında yer alıyor.

Kirillov’un Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Moskova’da bu tür bir patlamada öldürülen en üst düzey Rus askeri yetkili olduğu belirtiliyor.

54 yaşındaki Igor Kirillov, 2017 yılından bu yana Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Radyasyon, Kimyasal ve Biyolojik Savunma Birlikleri Başkanlığı görevini yürütüyordu.

Mart 2022’de Savunma Bakanlığı’nda yaptığı sansasyonel açıklamada, ABD’nin Ukrayna’daki biyolaboratuvarlarında yarasa ve kuşları kullanarak biyolojik silahlar yayma projeleri geliştirdiğinden bahsetti.

Kirillov ayrıca Ukrayna’yı “kirli bomba” da dahil olmak üzere zehirli kimyasallar kullanarak provokasyon yapmakla suçladı.

Paylaşın

Bloomberg: Beşar Esad’ı Kaybedileceğine Rusya İkna Etti

ABD merkezli Bloomberg, Rusya’nın Beşar Esad’ı rejim karşıtı silahlı gruplara karşı savaşı kaybedileceğine ikna ettiğini yazdı. Rusya, Beşar Esad ve ailesinin Moskova’ya sığındığını duyurmuştu.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Beşar Esad ve ailesine sığınma sağlama kararının doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından alındığını söylemişti.

Suriye’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki silahlı grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirdiği sırada ülkeyi terk ederek Rusya’ya sığınan Devlet Başkanı Beşar Esad hakkında yeni bir iddia ortaya atıldı. Bloomberg’de Henry Meyer imzasıyla yayınlanan haberde, Rusya’nın Esad’ın savaşı kaybedeceği sonucuna varmasının ardından Suriye’den kaçması için kendisine baskıda bulunduğu ileri sürüldü.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 10 Aralık’ta Moskova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya’nın sığınma hakkı verdiği Esad hakkında sorulan ‘Moskova’nın Rusya’ya ailesiyle sığınan Beşar Esad’ın görevini bırakmasında nasıl bir rol oynadığı’ sorusuna, “Esad’ın  görevden ayrılma kararı kendisine ait. Diğer konuları yorumsuz bırakıyorum” demişti.

Konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, Rusya istihbarat ajanlarının Esad’ın kaçışını organize ettiğini ve Suriye’deki hava üssü üzerinden Esad’ı ülkeden kaçırdığını ileri sürdü. Kaynaklardan biri, bu esnada uçağın radar alıcı-verici cihazının (transponder) kapatıldığını anlattı.

Cihatçı grupların Şam’a girdiği saatlerde sosyal medyaya yansıyan bazı uçuş takip verilerine göre de Esad’ın içinde olduğu iddia edilen uçaktan bir noktadan sonra veri alınamadığı görülmüş, uçağın düştüğü ileri sürülmüştü. Daha sonra Rusya’dan yapılan açıklamada, Esad’ın görevi bırakmaya karar vererek ülkeden ayrıldığı belirtilmişti. Rusya devlet haber ajansları, aynı günün akşamı, Esad ve ailesine sığınma verildiğini yazmıştı.

Silahlı gruplar Şam’da ilerlerken ‘Esad’ın kaderinin Rusya’nın ellerinde olduğu’ yorumu yapılan Bloomberg’in haberine göre, Kremlin, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin linç edilerek öldürüldüğünü de düşünerek, Esad’ın yönetimini desteklemek için artık hiçbir şey yapamayacağı sonucuna varsa da Esad’ı kurtarmak için harekete geçti.

Konu hakkında bilgi sahibi olan Kremlin’e yakın bir kişi, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya istihbarat servisinin Esad’ın yönetimine karşı büyüyen tehditleri neden tespit edemediğini öğrenmek istediğini söyledi.

Konu hakkında bilgi sahibi olan ancak konunun ‘hassasiyeti’ sebebiyle kimliklerinin verilmemesini isteyen üç kişiye göre, Rusya, Esad’ı HTŞ’nin öncülüğündeki silahlı gruplara karşı savaşı kaybedeceğine ikna etti ve hemen ülkeden ayrılırsa kendisine ve ailesine güvenli geçiş sağlamayı teklif etti.

Paylaşın

Türkiye, Rusya Ve İran’dan Doha’da “Suriye” Görüşmesi

Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 22’nci Doha Forum’u marjında, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’de gerilimi dindirmek ve soruna siyasi bir çözüm bulmak amacıyla bir araya geldi.

Suriye’de silahlı grupları destekleyen Türkiye ile Suriye yönetimi destekçileri Rusya ve İran arasındaki görüş ayrılıkları ile muhalif grupların sahadaki kazanımlarının devam ediyor olması, soruna hemen bir çözüm bulunmasını zorlaştıran bir durum olarak değerlendiriliyor.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, görüşmeyi yapıcı olarak nitelendirdi. Görüşmede sahadaki durumun ele alındığını aktaran kaynaklar, siyasi sürecin yeniden başlatılmasının önemine değinildiğini belirtti. Görüşmede Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararı uyarınca hareket edilmesi gerektiğinin vurgulandığını ifade eden Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine destek beyan edildiğini bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, üçlü görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu. Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları olarak Suriye’deki silahlı çatışmaların bir an önce sonlandırılması gerektiği konusunda görüş birliğine vardıklarını söyleyen Lavrov, Moskova’nın Suriye’de “meşru muhalefet” olarak tanımladığı gruplarla Esad rejimi arasında diyalog kurulmasından yana olduğunu belirtti.

Silahlı gruplardan Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) ise ismini ne şekilde değiştirirse değiştirsin “terörist” olarak kalacağını ifade eden Lavrov, “terörist grupların” Suriye topraklarını kontrol etmesine izin verilmesinin “kabul edilemez” olduğunu söyledi. Lavrov, Suriye’deki gelişmelerin ne yönde ilerleyebileceğine ve bu ülkedeki Rus askeri üslerine ne olacağına dair soruya ise “tahminler” üzerine konuşmayacağını belirterek yanıt verdi.

Lavrov’la benzer açıklamalarda bulunan İran Dışişleri Bakanı Erakçi de üçlü toplantıda Suriye’deki çatışmaların derhal durdurulması gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını belirtti. Açıklamaları İran devlet medyası tarafından aktarılan Erakçi, “En önemlisi, Suriye hükümeti ve meşru muhalif gruplar arasındaki siyasi görüşmeleri başlatmak” dedi.

Astana süreci nedir?

Türkiye, Rusya ve İran, Suriye’de barışı konu edinen Astana toplantıları kapsamında Suriye’nin geleceği konusunda üçlü formatta düzenli görüşmeler gerçekleştiriyor.

Astana toplantıları, 2017 yılında Türkiye, Rusya ve İran’ın garantörlüğünde başladı. Süreç, adını ilk toplantıların düzenlendiği Kazakistan’ın başkenti Astana’dan (günümüzde Nur-Sultan olarak da biliniyor) aldı.

Bu zamana kadar toplamda 22 kez düzenlenen toplantılarından sonuncusu ise Suriye’de muhalif militanların yeniden saldırıya geçmesinden iki hafta önce Astana’da düzenlenmişti.

Bakan Fidan, 2 Aralık’ta İranlı mevkidaşı Arakçi ile Ankara’da bir araya gelmiş ve ardından düzenlenen ortak basın toplantısında İran ile koordinasyonu sürdüreceklerine vurgu yapmıştı.

Türkiye: Derin görüş ayrılıkları var

Türkiye, Rusya ve İran’ın son gelişmelere ilişkin derin görüş ayrılıkları dikkat çeken bir duruma işaret ediyor. Türkiye, olayların bu hale gelmesinin nedeni olarak Esad yönetiminin son 5 senede sağlanan çatışmasızlık ortamını muhalefetle uzlaşma sağlamak için kullanmaması ve Ankara’nın ilişkileri normalleştirme çağrılarına yanıt vermemesi olarak görüyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Aralık’ta gazetecilerin sorularına yanıt verirken, Esad’a yaptığı çağrılara yanıt alamadığını bir kez daha anımsattı ve Türkiye’nin liderliğini Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) yaptığı saldırıları desteklediğini ima etti.

Erdoğan, “İdlib, Hama, Humus ve hedef tabii Şam. Muhaliflerin bu yürüyüşü devam ediyor. Temennimiz kazasız belasız bir şekilde Suriye’deki bu yürüyüş devam etsin,” ifadelerini kullandı. Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, son saldırılar bağlamında Suriye sahasındaki statükonun değiştiği ve yeni bir uzlaşıya varılacaksa bu yeni gerçeklik üzerine inşa edilmesi düşüncesi ön plana çıkıyor.

HTŞ ve diğer muhalif grupların başlattığı sürece müdahil olmadığını, ancak Halkın Savunma Birlikleri’nin (YPG) karmaşadan yararlanıp Türkiye’ye dönük tehdit oluşturmasına izin vermeyeceğini belirten Ankara, önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması kapsamında bir siyasi çözüm olduğunu kaydediyor.

Rusya ise Türkiye’nin süreçteki etkisine vurgu yapıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefon görüşmesinde, Ankara’nın bölgedeki kapasitesine dikkat çekti ve olayların durdurulması çağrısında bulundu.

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ise doğrudan Türkiye’nin rolünden bahsetmek yerine İdlib’te çatışmasızlık bölgesinin oluşmasına yol açan 2019 ve 2020 anlaşmalarını anımsattı ve bu bölgede kontrolün Türkiye’de olduğunu kaydetti.

İran ise sahadaki gelişmelerden ABD ve İsrail yönetimini sorumlu tutuyor ve Türkiye gibi bölge ülkelerine dolaylı uyarıda bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Fidan ile Ankara’da yaptığı görüşmede, Suriye sahasında yaşanan son olayların komşu ülkelerin istikrarını da tehlikeye atacak türde gelişmeler olduğu uyarısında bulundu.

Rusya’ya oranla Esad yönetimine desteğini daha güçlü ifadelerle yansıtan Tahran yönetimi, Şam’a askeri olarak da destekte bulunacağını açıkladı. Suriye’de İran’a bağlı önemli sayıda milis gücü bulunuyor ancak bu grupların sahadaki mevcut çatışmaların seyrini ne kadar değiştirebileceği bilinmiyor.

İran’ın Astana Süreci toplantısında, muhalif grupların geri çekilmesi çağrısında bulunması ve mevcut Suriye yönetiminin egemenliğine saygı duyulması çağrısını yinelemesi bekleniyor.

Lavrov, görüşmede Türkiye ile Rusya arasında geçen yıllarda varılan İdlib anlaşmalarının kesin olarak uygulanması konusunu ele alacaklarını, “Çünkü Halep’i ele geçiren teröristler İdlib çatışmasızlık bölgesinden geldiler,” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Rusya’dan “HTŞ” Açıklaması: Kimin Desteklediği Konusunda Bilgimiz Var

ABD’li siyasi tolkşov sunucusu Tucker Carlson’a mülakat veren Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’deki silahlı grupları kimin desteklediği konusunda “bazı bilgileri olduğunu” söyledi ancak detay vermedi.

Sergey Lavrov, Suriye’deki karışıklığın arkasında ABD ve İngiltere’nin olabileceğini ayrıca İsrail’in de bundan fayda sağladığını iddia etti. “Bazıları Gazze bu kadar gündemde olmasın diye İsrail’in durumu kötüleştirdiğini söylüyor. Karışık bir oyun, çok fazla aktör dahil oldu” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türk ve İranlı mevkidaşlarıyla Doha’da yapacağı Suriye konulu toplantı öncesinde ABD’li siyasi tolkşov sunucusu Tucker Carlson’a mülakat verdi.

Lavrov, daha önce yapılan anlaşmaların Türkiye’ye İdlib’deki durumu kontrol altına alma ödevi verdiğini söyledi, Doha’daki toplantıda durumu netleştirmeyi umduklarını ifade etti. Halep’e yönelik saldırının başlamasının ardından Türkiye ve İran dışişleri bakanları Hakan Fidan ve Abbas Erakçi ile bir telefon görüşmesi yaptığını ve bir araya gelmeyi kararlaştırdıklarını belirtti.

Rus Bakan, “Umarım Doha’da bir araya geleceğiz. İdlib bölgesiyle ilgili anlaşmaların sıkı şekilde uygulanması için gerekenleri tartışacağız çünkü teröristlerin Halep’e doğru harekete geçtikleri yer İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ydi” dedi.

Geçmişte yapılan anlaşmaların bu bölgede sorumluluğu Türkiye’ye bıraktığını hatırlatan Lavrov şöyle konuştu:

“2019 ve 2020’de varılan anlaşmalar, Türk dostlarımızın İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde durumu kontrol etmelerini ve Heyet Tahrir Şam’ı terörist olmayan ve Türkiye ile işbirliği yapan muhalefetten ayırmalarını öngörüyordu. Bir diğer anlaşma ise Şam’dan Halep’e uzanan M5 güzergâhının açılmasıydı, ancak şimdi burası da tamamen teröristlerin kontrolünde.”

Lavrov üç ülkenin dışişleri bakanları olarak bu konuyu ele almayı planladıklarını ayrıca Rusya, İran ve Türkiye’den askeri yetkililerin halihazırda birbirleriyle iletişim halinde olduğunu belirtti.

“İsrail dikkat dağıtmak istiyor olabilir”

Carlson’ın terör örgütü Heyet Tahrir Şam (HTŞ) militanlarını kimin desteklediği sorusuna Lavrov, “Bazı bilgilerimiz var. Ortaklarımızla bu gruplara silah ve finansman sağlama kanallarını kesmenin yollarını ele alacağız” yanıtını verdi.

Bakan Suriye’deki karışıklığın arkasında ABD ve İngiltere’nin olabileceğini ayrıca İsrail’in de bundan fayda sağladığını iddia etti. “Bazıları Gazze bu kadar gündemde olmasın diye İsrail’in durumu kötüleştirdiğini söylüyor. Karışık bir oyun, çok fazla aktör dahil oldu” dedi.

Türkiye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarının 7 Aralık’ta Astana formatı kapsamında Doha’da bir araya gelmeleri bekleniyor. Bakanların, aynı tarihte düzenlenen 22. Doha Forumu’na katılmak üzere Katar’ın başkentinde olmaları planlanmıştı. Türkiye, Rusya ve İran’ın katılımıyla Suriye konulu ilk üçlü zirve 23 Ocak 2017’de Kazakistan’ın Astana kentinde yapılmıştı, bu nedenle izleyen toplantılar da “Astana formatı” olarak adlandırıldı.

Halep’in ardından daha güneydeki Hama kentini de ele geçiren muhalifler, başkent Şam’a giden yol üzerindeki son büyük yerleşim yeri Humus’a doğru ilerleyişini sürdürüyor. Amerikan CNN yayınına katılan HTŞ lideri Ebu Muhammed Colani hedeflerinin “Beşar Esad yönetimini devirmek olduğunu” söyledi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan İle Putin, Suriye’yi Görüştü

Erdoğan ile Putin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmeye ilişkin Kremlin’den yapılan açıklamada, Putin’in görüşmede “Suriye devletine karşı radikal grupların terörist saldırganlığının hızlı bir şekilde sona erdirilmesi” gerekliliğine vurgu yaptığı kaydedildi.

Haber Merkezi / İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada ise Erdoğan’ın görüşmede Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklediği ve kalıcı çözüm için çabaladığı belirtilirken Suriye rejiminin de siyasi çözüme angaje olması gerektiğini vurguladığı ifade edildi.

Suriye’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) taarruzu tüm yoğunluğuyla sürerken AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Kremlin’den yapılan açıklamada, Putin’in görüşmede “Suriye devletine karşı radikal grupların terörist saldırganlığının hızlı bir şekilde sona erdirilmesi” gerekliliğine vurgu yaptığı ve Ankara’nın nüfuzunu bu yönde kullanması mesajı verdiği kaydedildi.

Açıklamada iki liderin Rusya, Türkiye ve İran arasındaki yakın koordinasyonun devamının önemi konusunda mutabık olduğu belirtilerek “İki devlet başkanı, krizin yatıştırılmasına yönelik adımlar aranması bağlamında birbirleriyle teması sürdürecektir” denildi.

İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada Erdoğan’ın telefon görüşmesinde Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklediği ve kalıcı çözüm için çabaladığı belirtilirken Suriye rejiminin de siyasi çözüme angaje olması gerektiğini vurguladığı ifade edildi.

Erdoğan’ın telefonda görüşmesinde Suriye’de yaşanan son gelişmeler bağlamında en önemli hususun sivillerin zarar görmemesi olduğunu, Suriye’nin daha büyük istikrarsızlıklara kaynaklık etmemesi gerektiğini ve Türkiye’nin Suriye’de sükunetin sağlanması için elinden gelen tüm gayreti gösterdiğini ifade ettiği aktarıldı.

Erdoğan’ın görüşmede ayrıca Suriye’deki son gelişmelerden istifade etmeye çalışan terör örgütü PKK ve uzantılarıyla mücadele konusunda Türkiye’nin kararlı tutumunu sürdürmeye devam edeceğinin altını çizdiği belirtildi.

Halep, Hama, Tel Rıfat ve Deyrizor’da son durum ne?

Öte yandan Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, ülkenin doğusundaki Deyrizor bölgesinde saldırı başlatan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ordu tarafından püskürtüldüğünü bildirdi.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yakınlığıyla bilinen Rudaw internet sitesi ise bölgede yedi köyün kontrolünün daha SDG’nin eline geçtiğini iddia etti. Rudaw, ABD’nin de SDG güçlerine havadan destek verdiğini öne sürdü.

Haseke gibi zengin petrol yataklarının bulunduğu Deyrizor’da, Kürt güçlere destek veren ABD’nin askeri üsleri var. Kürt güçler, 27 Kasıma kadar Rakka’nın büyük kısmını, Deyrizor’un yarısını ve Halep’teki bazı bölgeleri kontrol altında tutuyordu.

Halep kent merkezine yakın Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinin yanı sıra, Menbiç ile El Bab’ın bazı kasabaları da Kürt güçlerin kontrolündeydi.

SDG’nin siyasi kanadı olan Demokratik Suriye Meclisi (DSM) ise bir haftadır Suriye’nin kuzeybatısında yoğunlaşan çatışmalardan Türkiye’yi sorumlu tuttu. DSM bununla birlikte, “Ankara’yla diyaloğa hazır olduğunu” duyurdu.

SDG’nin omurgasını, Suriye’deki Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Koruma Birlikleri (YPG) oluşturuyor. Ankara, YPG’yi, “PKK’nın Suriye kolu” ve “terör örgütü” olarak görüyor.

Suriye’de Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki gruplar 27 Kasım’da başlattıkları saldırılar sonrası ülkenin ikinci büyük kenti Halep’te kontrolü büyük oranda ele geçirdi. HTŞ, Türkiye’nin “terör örgütleri listesinde” yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM), son çatışmalarda çoğu savaşçı yüzlerce kişinin öldürüldüğünü, yaklaşık 50 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, “terör eylemi” olarak nitelendirdiği saldırılardan ABD ve Batı ülkelerini sorumlu tuttu.

Muhaliflerin Halep sonrası güneydeki Hama kentine yöneldiği duyuruldu. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, HTŞ liderliğindeki silahlı muhaliflerin, Hama kırsalında, Esad güçleriyle “en sert çatışmalara” girdiğini duyurdu.

Gözlemevi, bilgilerini Suriye’deki yerel yetkililer ve sivillerden alıyor. BBC, bu iddiaları bağımsız kaynaklardan doğrulayabilmiş değil. Fransız AFP haber ajansına bilgi veren bir muhabir ise Hama kırsalında onlarca terk edilmiş tank ve askeri araç gördüğünü söyledi.

SANA da Hama ve İdlib’e yönelik hava saldırıları düzenlendiğini bildiriyor. Hama, başkent Şam ve Halep arasında kritik bir konumda yer alıyor.

Suriye’de 2011’de başlayan iç savaş nedeniyle devam eden çatışmalar 2020’de varılan ateşkesten bu yana büyük ölçüde durmuştu. Muhalif güçler kuzeybatıdaki İdlib kenti ve çevresindeki vilayetin büyük bölümünü kontrol altında tutuyordu.

HTŞ liderliğindeki grupların Halep’e operasyon başlatmasının ardından, Rusya ve Suriye orduları İdlib’e yönelik hava saldırıları başlattı. Muhaliflerin elindeki “Beyaz Baretliler” olarak bilinen sivil savunma hizmeti, hava saldırılarında en az 25 kişinin öldüğünü açıkladı.

Suriye’nin 14 eyaletinden biri olan İdlib, ülkenin kuzeybatısında, Türkiye sınırında yer alıyor. İdlib; Harem, Cisr eş-Şuğur, eyaletle aynı adı taşıyan İdlib, Ariha ve Maarat El Numan şehirlerinden oluşuyor. İdlib merkezi ise Halep’e 55 kilometre uzaklıkta.

HTŞ’nin operasyonu devam ederken Suriye Milli Ordusu (SMO) da Tel Rıfat kentine yönelik harekat başlattı. Tel Rıfat, SDG tarafından kontrol ediliyordu.

Anadolu Ajansı, SMO’nun Tel Rıfat’a yönelik “Özgürlük Şafağı” adı verilen operasyonun ardından ilçe merkezinin “tamamına hakim olduğunu” ve dış kesimlerde ilerlemeye devam ettiğini bildirdi. AFP’nin Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne dayandırdığı habere göre de SMO güçleri kent merkezi ve civardaki köyleri ele geçirdi.

Gözlemevi, SMO operasyonu sonucunda Halep’in kuzeyinde 200 bin Suriyeli Kürdün “Türkiye destekli fraksiyonlar tarafından kuşatıldığını” ve bölge ile iletişimin tamamen koptuğunu duyurdu.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’nın Enerjisi Altyapısını Vurdu

Ukrayna Enerji Bakanı German Galushchenko, Rusya’nın ülkenin enerji altyapısına karşı “büyük bir saldırısı” başlattığını ve bir milyondan fazla insanın elektriksiz kaldığını söyledi.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, görevden çekilmeden önce Ukrayna için 725 milyon dolarlık bir yardım paketi daha hazırlıyor. İsmini açıklamayan ABD’li yetkililerin, Reuters’a verdiği bilgilere göre pakette kara mayınları, drone’lar, Stinger füzeleri ve Yüksek Hareket Yetenekli Topçu Roket Sistemi (HIMARS) mühimmatları yer alıyor.

Rusya Perşembe günü erken saatlerde Ukrayna’ya saldırdı ve ülke genelinde fırlattığı çok sayıda füze ve insansız hava aracıyla enerji şebekesini hedef alarak 1 milyon kadar Ukraynalıyı elektriksiz bıraktı. Dokuz buçuk saatten fazla süren saldırıda aralarında Kiev, Harkiv, Mykolayiv, Odesa, Lutsk ve Rivne’nin de bulunduğu çok sayıda şehirde patlamalar meydana geldiği bildirildi.

Ukrayna Hava Savunması 188 füze ve insansız hava aracından 176’sının önlendiğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy Moskova’nın özellikle Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef aldığını vurguladı. Zelenskiy birkaç bölgenin misket bombalarıyla saldırıya uğradığını belirtti.

Zelenskiy, “Bu misket bombaları kurtarma ekiplerimizin ve enerji mühendislerimizin saldırının sonuçlarını ortadan kaldırmasını çok daha zor hale getiriyor. Bu Rus terörist taktiklerinin çok alçakça tırmanışıdır,” dedi.

Enerji Bakanı Herman Halushchenko Rusya’nın ülkenin elektrik şebekesine “büyük bir darbe” vurduğunu söyledi. Devlet şebeke operatörü Ukrenergo, enerji sistemini Rusya’nın saldırısından korumak amacıyla birçok bölgede acil kesinti ilan etti.

Rusya, Ukrayna’nın elektrik şebekesine yönelik saldırılarını yoğunlaştırırken, ülke tam ölçekli işgalin ortasında üçüncü kışına giriyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak perşembe günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın şehirlere ve altyapıya toplu saldırılar düzenlemek için Kuzey Kore’den gelen silahlar da dahil olmak üzere kasıtlı olarak silah stokladığını söyledi. Yermak, “Ukrayna altyapısına saldırılar için, soğukta, kış aylarında sivillere karşı savaşmak için füze stokladılar” dedi.

Bölge başkanı Oleksandr Koval, kuzeybatı Rivne bölgesinde 280.000’den fazla hanenin saldırı nedeniyle şu anda elektriksiz olduğunu belirtti. Etkilenen bölgelerde su kaynaklarında da kesintiler var. Rivne kentindeki bazı okullara perşembe günü uzaktan eğitim verilmesi talimatı verildi.

Yönetim başkanı Ivan Rudnytskyi’ye göre sınırdaki Volyn bölgesinde 215.000 haneye elektrik verilemiyor. Elektriği kesilen tüm kritik altyapı jeneratörlere bağlandı. Yerel yetkililer, insanların telefonlarını ve diğer cihazlarını şarj edebilecekleri ve elektrik kesintileri sırasında ısınabilecekleri sığınak tipi yerler olan “yenilmezlik noktalarının” açılmasını talep etti.

ABD Ukrayna’ya 725 milyon dolarlık yardım gönderecek

ABD Başkanı Joe Biden, görevden çekilmeden önce Ukrayna için 725 milyon dolarlık bir yardım paketi daha hazırlıyor. İsmini açıklamayan ABD’li yetkililerin, Reuters’a verdiği bilgilere göre pakette kara mayınları, drone’lar, Stinger füzeleri ve Yüksek Hareket Yetenekli Topçu Roket Sistemi (HIMARS) mühimmatları yer alıyor. Kaynaklar, Kongre’nin pazartesi günü paketle ilgili bilgilendirileceğini söylüyor.

ABD Başkanı, müttefiklere acil durumda yardım sağlamak için doğrudan Amerikan ordusunun cephaneliğinden silah gönderme yetkisine sahip. Reuters, bu yöntemle genellikle tek seferde 125 ila 250 milyon dolar değerinde yardım yapıldığına dikkat çekerek, son silah paketinin bu rakamların çok üstüne çıktığına işaret ediyor.

ABD’nin Ukrayna’ya antipersonel kara mayını gönderme kararı da tepki toplamıştı. ABD ve Rusya, bu mayınların kullanımını ve transferini yasaklayan Mayın Yasağı Anlaşması olarak da bilinen Ottawa Sözleşmesi’nin tarafları arasında yer almıyor. İnsan hakları örgütleri, kara mayınlarının sivil kayıplara yol açabileceğine dikkat çekerek Washington’a tepki göstermişti.

Diğer yandan Washington’ın, askere alma yaşını 25’ten 18’e düşürmesi için Kiev’e baskı yaptığı aktarılıyor. Biden yönetiminden adının açıklanmasını istemeyen bir yetkilinin AP’ye verdiği bilgiye göre, Ukrayna ordusunda savaşacak daha fazla asker bulunabilmesi için bu yönde bir baskı uygulanıyor.

Kiev güçlerinin Rus ordusuna karşı sayıca kötü bir durumda olduğuna işaret eden yetkili, Ukrayna’nın kayıplarını telafi etmek ve Rus birliklerin ilerleyişini önlemek için yeterli sayıda savaşçı seferber edemediğini belirtiyor.

Resmi rakamlara göre Ukrayna ordusunda yaklaşık 1 milyon kişi var. Ukraynalılar savaş alanındaki ihtiyaçları karşılayabilmek için 160 bin ek askere ihtiyaç olduğunu bildirmişti ancak Washington’a göre ihtiyaç bundan daha yüksek. Kiev, nisanda askere alma yaşını 27’den 25’e indirmişti.

Washington merkezli muhafazakar düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı, Bradley Bowman, şu değerlendirmeleri paylaşıyor: Ukrayna’nın ciddi bir insan gücü açığı var ve bunu gidermenin kolay bir çözümü yok. Fakat askere alma yaşının düşürülmesi durumu rahatlatabilir. Rus işgali nedeniyle zaten çok şey yaşamış bir hükümet ve toplum için bunların zor kararlar olduğu açık.

(Kaynaklar: Euronews Türkçe ve Independent Türkçe)

Paylaşın

Kremlin’den Batı’ya Gerilimi Tırmandırmama Konusunda Uyarı

Batı’yı gerilimi tırmandırmama konusunda uyaran Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Füze üretip Ukrayna’ya gönderen ve Rus topraklarına düzenlenen saldırılara dahil olan Batılı ülkelerin pervasızca karar ve eylemleri yanıtsız bırakılamaz” dedi.

Biden yönetiminin “gerilimi tırmandırma yolunda ilerlemeyi tercih ettiğini” belirten Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “Mevcut ABD yönetiminin verilen mesajı aldığına ve anladığına kuşkularının bulunmadığını” söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in dün gece yaptığı açıklamada Ukrayna’ya dün ilk kez yeni geliştirilen orta menzilli hipersonik balistik füze fırlattıklarını açıklamasının ardından Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov Batı’yı gerilimi tırmandırmama konusunda uyardı.

Ukrayna’da dün kullanılan yeni füzenin Batı’ya bir mesaj olarak tasarlandığını belirten Peskov, “Füze üretip Ukrayna’ya gönderen ve Rus topraklarına düzenlenen saldırılara dahil olan Batılı ülkelerin pervasızca karar ve eylemleri yanıtsız bırakılamaz” dedi.

Bir yükümlülükleri bulunmamasına rağmen füze saldırısından 30 dakika önce ABD’yi bilgilendirdiklerini belirten Peskov, “Rus tarafı kabiliyetlerini göstermiş, endişelerinin dikkate alınmaması durumunda atacağı diğer misilleme adımlarının çerçeve hatlarını açık bir şekilde ortaya koymuştur” diye konuştu.

Putin’in diyaloğa açık olduğunu, ancak ABD’de görevden ayrılmak üzere olan Biden yönetiminin “gerilimi tırmandırma yolunda ilerlemeyi tercih ettiğini” belirten Peskov, “Mevcut ABD yönetiminin verilen mesajı aldığına ve anladığına kuşkularının bulunmadığını” söyledi.

Rusya lideri Putin dün gece yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında ABD’nin Avrupa’da konuşlandırdığı modern hava savunma ve füzesavar sistemlerinin bu tür füzeleri yakalayamayacağını belirterek “Kışkırtıcı politikaların, gerilimin tırmanması durumunda Batı’nın kendisi açısından ciddi sonuçlar doğuracağı” tehdidinde bulunmuştu. Putin, barışçı bir yola girilmesi ve gerilimi yatıştırmaya yönelik her tür temasa açık olduğunu da sözlerine eklemişti.

Rusya’nın dün ilk kez savaş koşullarında test ettiği, Rusça’da fındık ağacı anlamına gelen Oreşnik orta menzilli hipersonik balistik füze, nükleer başlık taşıyabilme özelliğine de sahip. Ukrayna Perşembe günü Rusya’nın ilk kez “uzun menzilli kıtalararası balistik füzeyle”saldırdığını duyurmuştu.

ABD ve İngiltere, kendi ürettikleri uzun menzilli füzelerin Rus topraklarına saldırı için kullanılabilmesi konusunda Ukrayna’ya izin vermiş, Ukrayna da Salı günü ABD üretimi ATACMS ve Çarşamba günü İngiliz yapımı Storm Shadow füzelerini Rus topraklarına saldırılarda kullanmıştı.

Rusya’nın füze adımı, önümüzdeki hafta Brüksel’de düzenlenecek NATO-Ukrayna Konseyi’nde ele alınacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın