Erdoğan: Artık Bambaşka Bir Türkiye Var

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 10 yıldır her seçim dönemi öncesinde olduğu gibi 31 Mart seçimleri yaklaşırken milletimizi huzursuz edecek görüntüler ardı ardına gelmeye başladı. Terör saldırılarından eski Türkiye’den ödünç alınma provokatif çıkışlara kadar her türlü oyun devreye soruldu. Halbuki artık siyaseti, toplumu, ekonomisiyle bambaşka bir Türkiye var” dedi ve ekledi:

“Yüzlerine çarpılan gerçeğe rağmen mahalli idareler seçimlerini ülkemizi tökezletmenin aracı haline dönüştürme hayali kuranların inşallah yine heveslerini kursaklarında bırakacağız. Bu ülkenin rahmetli Menderes’le birlikte 1950’de başlayan demokrasi ve kalkınma yolculuğunu 1960 darbesiyle kesenlerin, hemen ardından yeniden toparlanan siyasi ve ekonomik düzeni 1971 darbesi ve 1980 darbesiyle sabote edenlerin, rahmetli Özal’ın büyük Türkiye hayalini 28 Şubat’ta kesenlerin, yeniden darbe ve kaos silahına sarılanların, bu milleti sırtından hançerleyenlerin devri artık kapanmıştır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Türkiye artık hem siyasi hem ekonomik hem askeri olarak bambaşka bir ligin oyuncusudur. Bizim iktidarımızın ilk 10 yılı vesayetle mücadeleyle, ikinci 10 yılı ise terör ve milli irade hırsızlarına karşı verdiğimiz kavgayla geçti. Demokrasi ve kalkınma atılımlarını sürdürdük. 2023 hedeflerimizin Türkiye Yüzyılı şahlanışının altyapısını inşa etmeyi başardık. Artık etrafı kan ve ateş çemberiyle çevrili olduğu halde güven, huzur, istikrarla Türkiye Yüzyılı idealini hayata geçirmek için hedeflerine ilerleyen bir Türkiye var. Sıkıntılarımız elbette var. Bir kısmı küresel ve bölgesel krizin yansımaları bir kısmı da ayağımıza takılan çelmelerin bedelleridir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaklaşık 3 saat 15 dakika süren Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Deprem bölgesindeki çalışmalar kabine gündemimizin en önemli başlığıydı. Yaklaşan yerel seçimlere ilişkin hazırlıkları da gözden geçirdik. Güvenlik boyutu başta olmak üzere seçim sürecini değerlendirdik. Ülkemizi büyütme mücadelemizi sürdürüyoruz. Bölgemizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve saldırılar kesintisiz sürüyor. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir kısmı ciddi siyasi istikrarsızlık ve buna bağlı sosyal gerilim tehditleriyle yüzleşiyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen Türkiye hamdolsun hedeflerinde kararlılıkla ilerliyor. Turizmde 2023 senesi tarihimizin en iyi sezonu oldu. Turizm gelirimiz 54 milyar 315 milyon dolara yükseldi. Ziyaretçi sayısı 57 milyon kişiyi buldu. Turizmde tarihi başarıları muhalefetin ve faşist zihniyetin menfi karalamalarına rağmen elde ettik.

“Türk ekonomisine güvenin artmasından memnuniyet duyuyoruz”

İhracatta yakaladığımız ivmeyi Ocak ayında da sürdürdük. Ocak ihracatımız 20 milyar dolar oldu. Böylece tarihimizin en yüksek Ocak ayı ihracat tutarına ulaştık. Bugün Türkiye’de işsizlik oranı Aralık 2023’te bir önceki aya kıyasla 0.1 puan düşüşle yüze 8.8 geriledi. Uluslararası piyasalar ve piyasalar nezdinde Türk ekonomisine güvenin artmasından memnuniyet duyuyoruz. Risk primindeki düşüş devam ediyor.

Milli Uzay Programı kapsamında bir ilki gerçekleştirerek, insanlı uzay misyonunu başarıyla hayata geçirdik. Alper Gezeravcı görevini ve bilimsel deneyleri tamamlayarak ülkemize döndü ve biz de kendisini bugün kabul ettik. İkinci astronotumuz da önümüzdeki aylarda yeni deneyler yapmak üzere yörünge altı uçuş için uzaya göndereceğiz. Ülkemizin farklı alanlarda yaptığı her hamleyi değersizleştirmeyi maharet zannedenler maalesef burada da boş durmadı. Eser ve hizmetlere kulp takan, takoz koyan, engel çıkartan bu sığ anlayışı gördükçe üzülüyoruz. Türkiye’nin geçmişte kaybettiği hazine değerindeki yılların, kaçırdığı fırsatların sebebini bunlara baktıkça daha iyi anlıyoruz. Müzmin muhaliflere aldırmadan yolumuza devam ettik, edeceğiz.

Her biri ayrı emek ve başarı örneği olan çok sayıda savunma sanayi ürününü Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmenin heyecanını yaşadık. Envantere aldığımız gemilerimizin, silah sistemlerimizin donanmamıza hayırlı olmasını diliyor, projelerde emeği geçenleri tebrik ediyorum. ABD’den F-16 talebinin olumlu sonuçlanmasından memnuniyet duyuyoruz. İnşallah Türk savunma sanayi bundan sonra daha hızlı yol alacaktır.

İran Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Reisi’yi 24 Ocak’ta Ankara’da misafir ettik. Pekçok konuyu etraflıca istişare ettik. Yaptırımlar nedeniyle bir süredir yavaşlayan ikili ticaretimizi 30 milyar dolar hedefine ulaştırmakta kararlıyız. Milli Güvenlik Kurulumuzun Ocak ayı toplantısında sınır ötesi operasyonlarımızı kapsamlı değerlendirmeye tabi tuttuk.

Türkiye uyguladığı terörü kaynağında yok etme stratejisiyle bölücü terör örgütünü dar bir alana hapsetmiştir. Bölücü örgütün ömrünü uzatan ana faktör kimi müttefiklerimiz ile Kuzey Irak’taki bazı yapıların teröre verdiği destektir. Yaz aylarında Pençe Harekat Bölgesindeki tahkimatımızı önemli ölçüde tamamlamış olacağız, daha etkin tedbirleri alma imkanına kavuşacağız. Türkiye Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine saygılıdır. Iraklı kardeşlerimizden haklı beklentimiz Irak topraklarının ülkemize yönelik terör eylemlerinde bir üs olarak kullanılmasına izin vermemeleridir.

“Türkiye güney sınırlarında bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyecektir”

Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız ve Milli Savunma Bakanımız bu konudaki hassasiyetimizi Irak makamlarına iletti. 40 yıldır sürdürdüğümüz bölücü terör örgütüyle mücadelede çok daha etkin tedbirleri alma imkanına kavuşacağız. Irak’la Kalkınma Yolu Projesi için de bu önemlidir. Türkiye güney sınırlarında bir teröristan kurulmasına müsaade etmeyecektir. Terör örgütü mensuplarını nerede bulursak orada kafalarını ezmeyi, altyapıları imha etmeyi sürdüreceğiz. Evlatlarımıza sınırlarımızın dışında da terörün olmadığı, barışın hüküm sürdüğü bölge bırakacağız.

Siyaset kulvarında partimizin ve Cumhur İttifakımızın adaylarının tanıtımını yaptık. 31 Mart seçim beyannamesini kamuoyumuzun takdirine sunduk. İzmir’de şehir hastanemizi ve bağlantı yollarını hizmete açtık. Gayrettepe-Kağıthane hattını 29 Ocak’ta hizmete aldık. İstanbul Havalimanı ile Gayrettepe arasında kesintisiz metro ulaşımını sağladık. İstanbul’da tamamlanan raylı sistem uzunluğu 338,5 kilometreye çıkmıştır. Şu an toplam uzunluğu 52,7 kilometre olan 4 metro hattının inşası sürüyor. Ulaştıran İstanbul parolasıyla şehrimizin trafik çilesini bitirecek adımları atmaya devam ediyoruz. 4 ayrı proje kapsamında 34 kilometrenin üzerindeki uzunluğa ve 18 istasyona sahip raylı sistemi şehrimize kazandıracağız.

Yaklaşık 10 yıllık çabanın neticesinde hayata geçirdiğimiz Diyanet Akademisi’nin ilk mezunlarını 1 Şubat’ta külliyemizde ağırladık. 4 bin 537 aday din görevlimize görev yerlerinde Rabbimden muvafakiyetler diliyorum. Diyanet camiamız Asım’ın Nesli’nin yetiştirilmesinde önemli sorumluluklar üstleniyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin ruh, beden, gönül sağlığına yönelik tehditlerin arttığı günümüzde hademe-i hayrat olan din görevlilerimizden daha fazla gayret bekliyoruz.

İtalya Başbakanı sayın Meloni’yi kabul ederek AB tam üyelik sürecimiz, savunma sanayi alanında işbirliği, ticaret ve yatırım konularını ele aldık. Nijer Başbakanı ve heyetinin ülkemizi ziyareti Afrika ile ilişkilerimizi tekrar gözden geçirmemize vesile oldu. Afrikalı kardeşlerimizle işbirliğini her alanda güçlendirmeye devam edeceğiz.

Kahramanmaraş depremleri 11 ilimizi ve 14 milyon insanımızı doğrudan etkiledi. Depremlerde kaybettiğimiz 53 binin üzerindeki şehitlerimizi rahmetle yadediyorum. Depremin 1. yıldönümünde hem inşası tamamlanan konutların teslimatını yapmak, depremzedelerimizin acısına ortak olmak üzere bölgedeydik. Depremden zarar gören tüm il, ilçe ve köylerimizde yeniden inşa çalışmaları kesintisiz sürüyor.

Depremzede kardeşlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu, dayanıklı yuvalarına kavuşturmak için gece gündüz koşturuyoruz. 5 ilde kuralarını çekerek hak sahiplerini teslim ettiğimiz konut ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. 2 ay içerisinde 75 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz. Her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Böylece inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiş olacağız. Yıl sonuna kadar hedefimiz 200 bin evi vatandaşlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaştıracağız.

Devlet olarak deprem bölgesinde sadece konut ve ev inşa etmiyoruz. Şehirlerimizin depremde tahrip olan ana meydanlarını, caddelerini, altyapı ve üstyapı çalışmalarını da biz yapıyoruz. Deprem bölgesinde istihdamı, üretimi canlandıracak, şehirlerimizin ekonomisine güç katacak projeleri devreye alıyoruz. İskan ve İstihdam temasıyla yürüttüğümüz deprem bölgesi şehirlerimizi savunma sanayi merkezi haline getireceğimiz bölgelerdir. Deprem şehirlerimizi altyapısı, üstyapısı, üretim, ticaret, sanayisiyle tamamen ayağa kaldırana kadar var gücümüzle çalışacağız. Daha önce verdiğimiz sözlerin de takipçisiyiz. 14-28 Mayıs seçim döneminde Aile ve Gençlik Fonu ile ilgili mevzuat çalışmaları tamamladı.

Deprem bölgesinde faaliyete geçireceğimiz başvuruları 15 Şubat’tan itibaren başlıyoruz. Kim ne derse desin biz büyük bir devlet ve asil bir milletiz. Bu topraklardaki 1000 yıllık tarihimiz boyunca zorluk, badire ve saldırı ve imtihanların üstesinden geldik. İnşallah yine başaracağız. Asrın birlikteliği ile asrın felaketinin yaralarını süratle saracağız. Felaket telalları ve bozgunculara prim vermemenizi özellikle rica ediyorum. Depremzede kardeşlerimizden gönülleri ferah tutmalarını bekliyorum. Rabbim ülke ve milletimizi her türlü afet, kaza, bela, saldırıdan muhafaza eylesin diliyorum.

“Her türlü oyun devreye soruldu”

Bilhassa son 10 yıldır her seçim dönemi öncesinde olduğu gibi 31 Mart seçimleri yaklaşırken milletimizi huzursuz edecek görüntüler ardı ardına gelmeye başladı. Terör saldırılarından eski Türkiye’den ödünç alınma provokatif çıkışlara kadar her türlü oyun devreye soruldu.

Halbuki artık siyaseti, toplumu, ekonomisiyle bambaşka bir Türkiye var. Yüzlerine çarpılan gerçeğe rağmen mahalli idareler seçimlerini ülkemizi tökezletmenin aracı haline dönüştürme hayali kuranların inşallah yine heveslerini kursaklarında bırakacağız. Bu ülkenin rahmetli Menderes’le birlikte 1950’de başlayan demokrasi ve kalkınma yolculuğunu 1960 darbesiyle kesenlerin, hemen ardından yeniden toparlanan siyasi ve ekonomik düzeni 1971 darbesi ve 1980 darbesiyle sabote edenlerin, rahmetli Özal’ın büyük Türkiye hayalini 28 Şubat’ta kesenlerin, yeniden darbe ve kaos silahına sarılanların, bu milleti sırtından hançerleyenlerin devri artık kapanmıştır.

Türkiye artık hem siyasi hem ekonomik hem askeri olarak bambaşka bir ligin oyuncusudur. Bizim iktidarımızın ilk 10 yılı vesayetle mücadeleyle, ikinci 10 yılı ise terör ve milli irade hırsızlarına karşı verdiğimiz kavgayla geçti. Demokrasi ve kalkınma atılımlarını sürdürdük. 2023 hedeflerimizin Türkiye Yüzyılı şahlanışının altyapısını inşa etmeyi başardık. Artık etrafı kan ve ateş çemberiyle çevrili olduğu halde güven, huzur, istikrarla Türkiye Yüzyılı idealini hayata geçirmek için hedeflerine ilerleyen bir Türkiye var.

Sıkıntılarımız elbette var. Bir kısmı küresel ve bölgesel krizin yansımaları bir kısmı da ayağımıza takılan çelmelerin bedelleridir. Dünyada Gezi olaylarıyla başlayıp 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimiyle süren, PKK terörünün şehirlerimizi hedef alması, DEAŞ’ın sınırlarımızı hedef almasıyla yükselen 15 Temmuz darbesiyle zirveye ulaşan, ekonomimizi mahvetme tehditleriyle genişleyen, Kovid-19 ve Rusya Ukrayna savaşıyla beslenen, 6 Şubat depremleriyle felakete maruz kalan, böylesine büyük sıkıntılara düçar olup da hala hedeflerinden kopmayan, programlarını uygulayabilen bir başka ülke örneği var mıdır? Önümüzdeki dönemde ekonomi programımızın müspet yansımalarını, enflasyon başta olmak üzere diğer alanlarda net bir şekilde göreceğiz

Biz bu salgını en az hasarla atlatan toplum olduk. Sınırlarına dayanan masum göçmenlere tahammül edemeyip, siyasi ve sosyal bunalıma giren ülkeler görmedik mi? Biz teröristlerin başlarını inlerinde ezdik. Korku ve endişe içinde oradan oraya savrulan görmedik mi? Biz savaş çığırtkanlığı yapmak yerine barış çabalarına sarılmayı seçtik. Biz mazlumun ve masumun yanındaki duruşumuzu hiç bozmadık. Kendi adımıza buradan almamız gereken mesaj; Türkiye yaşadığı onca sıkıntıya, zor imtihana rağmen hamdolsun sıkıntıların hepsinin üstesinden gelecek programa, imkana ve kudrete sahip ülkedir.

“Cumhuriyetimizi ikinci asrında hak ettiği yere çıkartacağız”

Milletimizle el ele vererek çözemeyeceğimiz hiçbir mesele olmadığı inancıyla mücadele bayrağını bir an bile yere düşürmeden yolumuza devam ettik, devam edeceğiz. İnancımızda karamsarlık ve umutsuzluk haşa küfre eşdeğer sayılmıştır. 21 yılda Türkiye’yi asırlık eksiklerini telafi ederek nasıl 3-5 kat, kimi alanlarda 10-20 kat büyüttüysek inşallah Türkiye Yüzyılı’nın aydınlığa da 85 milyona hep birlikte ulaşacağız. Türkiye milli mücadelenin bizatihi kendisiyle nice hesapları bozmuş, Cumhuriyetimizle binlerce yıllık geleneğin son devletini kurmuştur. Bugün de inşallah önümüzdeki sorunları çözerek Cumhuriyetimizi ikinci asrında hak ettiği yere çıkartacağız.

Bu akşam BAE Devlet Başkanının daveti üzerine dünya hükümetler zirvesine katılmak üzere Dubai’ye hareket ediyoruz. Onur konuğu olarak davet edildiğimiz zirvede ikili temaslar, devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştireceğiz. Mısır Cumhurbaşkanı sayın Sisi’nin davetine icabetle Kahire’ye geçeceğiz. Sayın Sisi ile ekonomi, ticaret, turizm, enerji ve savunma gibi pek çok konuyu istişare edeceğiz.

Gündemimizin ilk sırasında Gazze’ye yönelik artan saldırılar olacaktır. Netanyahu ve hükümeti her gün yeni bir kırmızı çizgiyi aşıyor. Bu sabah Gazze’nin kuzeyinden zorla çıkarılan 1,5 milyon Gazzelinin sığındığı Refah’a saldırdılar. Bu saldırılarda 100’den fazla Gazzeli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in bu pervasızlığının sebebi Batılı güçlerin tavşana kaç, tazıya tut diyen ikiyüzlü politikasıdır. Sahne önünde İsrail’e itidal çağrısı yaparken Netanyahu’nun katliamına göz yumuyorlar. İslam dünyasının da maalesef katliamların önüne geçme noktasında yetersiz kaldığını görüyoruz. Emirlikler ve Mısır’da gerçekleştireceğimiz görüşmelerde Gazzeli kardeşlerimiz için daha başka neler yapabiliriz? İnşallah buna bakacağız.”

Paylaşın

Erdoğan: Biz De Oy Tercihleri Sebebiyle Aşağılama Olmaz

Tekirdağ’da halka seslenen Erdoğan, “Biz birleştiren bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Biz muhalefet gibi oy tercihinden dolayı seçmende değil daima kendimizde hata arıyoruz. Hangi siyasi partiden olursa olsun seçmen veli nimetimizdir” dedi ve ekledi:

“Biz de CHP gibi vatandaşa ‘Tıpış tıpış gideceksiniz, oyunuzu vereceksiniz’ diyen kibirli bir dil olamaz. Biz de oy tercihleri sebebiyle insanlarımızı aşağılama olmaz. Biz de sırf kendisini rey vermedi diye depremzedelere hakaret etmek yok. Biz de CHP’nin belediye başkanları gibi ‘Oy yoksa hizmet de yok’ gibi tehdit olmaz.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Beceriksizlik, iş bilmezlik bunları öyle bir esir almış ki nereye ellerini atsalar orası adeta kuruyor, çöküyor. Vatandaşımız CHP’nin idare ettiği yerlerde klasik belediye hizmetlerini almakta zorlanıyor. Bunlar asfalt dökmemekle övünebiliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve  AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler kapsamında Tekirdağ’da halka seslendi. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Biz Tekirdağ’ı başkaları gibi öyle esabi değil hasbi olarak yürekten bağlıyız.3 Kasım 2002’den beri Tekirdağ’ın tercihi ne olursa olsun şehrimizi hiçbir zaman ihmal etmedik, kaderine terk etmedik. Her fırsatta Tekirdağ’ın misafiri olduk.

Biz birleştiren bir anlayışla siyaset yapıyoruz. Biz muhalefet gibi oy tercihinden dolayı seçmende değil daima kendimizde hata arıyoruz. Hangi siyasi partiden olursa olsun seçmen veli nimetimizdir. Biz de CHP gibi vatandaşa ‘Tıpış tıpış gideceksiniz, oyunuzu vereceksiniz’ diyen kibirli bir dil olamaz.

Biz de oy tercihleri sebebiyle insanlarımızı aşağılama olmaz. Biz de sırf kendisini rey vermedi diye depremzedelere hakaret etmek yok. Biz de CHP’nin belediye başkanları gibi ‘Oy yoksa hizmet de yok’ gibi tehdit olmaz.

Beceriksizlik, iş bilmezlik bunları öyle bir esir almış ki nereye ellerini atsalar orası adeta kuruyor, çöküyor. Vatandaşımız CHP’nin idare ettiği yerlerde klasik belediye hizmetlerini almakta zorlanıyor. Bunlar asfalt dökmemekle övünebiliyor.

14-28 Mayıs seçim süreci ve sonrasında buna bir kez daha şahit olduk. Depremzedelerimize hakaret savurmaktan çekinmediler. Bir defa bile egolarını ayaklar altına alıp vatandaşa öz eleştiri vermediler. Millete parmak sallamadan önce kendilerine ‘Acaba biz nerede hata yapıyoruz’ diye sormadılar.

Son seçim yenilgisini de 13. Cumhurbaşkanımız diyerek yere göğe sığdıramadıkları Kılıçdaroğlu’na kestiler. CHP başta olmak üzere muhalefetin mazisine baktığınızda bunun gibi sayısız skandallarla karşılaşıyorsunuz.

Anadolu insanını hiçbir zaman hizmete layık bulmadılar. Seçmenin kalbini kazanmak yerine her zaman kolaya kaçtılar. Kimi zaman vesayet odaklarından kimi zaman da terör baronlarından medet umdular. Aylarca Kandil’deki terör elebaşları bunlar için oy istediler. Benim Tekirdağlı kardeşim Kandil’den oy isteyenlerin uzantılarına oy verir mi? Sandıklarda bunlara gereken cevabı vermeye hazır mıyız?

Bunlarda şehirlerimizi geliştirmek gibi bir dert yok. Bunun yerine tek parti faşizmine özlem var. Vatandaşa tepeden bakma hastalığı var. Seçim meydanlarında tutamayacakları sözleri verme hainliği var. Çantada keklik gördükleri kupon belediyeler için meydan muharebesi verme ihtirası var.

Dün gerçekleşen saldırıyı bir kez daha lanetliyorum. Saldırıda yaralanan vatandaşımıza Allah’tan acil şifalar diliyorum. Türkiye’nin her ne surette olursa olsun bir güvensizlik ortamına sürüklenmesine müsaade etmeyeceğiz.

Terör örgütleriyle, şehir eşkıyalarıyla tüm alçaklarla mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Dün ‘Geçmiş olsun’ dileklerini ileten tüm siyasi parti genel başkanlarına teşekkür ediyorum. Saldırganlardan bir tanesi yakalandı. Diğerlerini de inşallah yakalayacağız.

Geçen hafta 6 Şubat depreminin sene-i devriyesiydi. Depremzedelerimizle dertleştik, yanlarında olduğumuzu gösterdik. Hükümetimizin bölgeyi ihmal etmeyeceğini ortaya koyduk. Yapımı tamamlanan konutların kuralarını çekerek vatandaşlarımıza teslim ettik.

“31 Mart seçimleri Tekirdağ için milat olacaktır”

Kentsel dönüşüm projelerini sabote ettiler. Kentsel dönüşüm ile şehrini depreme hazırlamak yerine nümayiş yapan belediye başkanları gördük. Şehirleri depreme hazırlamak için hiçbir somut adım atmıyorlar. 31 Mart sonrası hükümet yerel yönetim iş birliği ile şehirlerimizi depremlere hazırlayacağız.

Tekirdağ’ı ele ele vererek yeniden ayağa kaldıracağız. Tekirdağ’da merkezi yönetim ve belediye el ele vereceğiz ve Tekirdağ’ı ayağa kaldıracağız. 31 Mart seçimleri Tekirdağ için milat olacaktır.

Tekirdağ’da 157 milyar liralık yatırım yaptık. Namık Kemal Üniversitemizi şehre kazandırdık. 45 spor tesisi yaptık. Kentsel dönüşümde 2919 konutu dönüşümünü sağladık. İktidara geldiğimizde 2 adet arıtma su tesisi ile hizmet verilirken bugün 19 adetle nüfusun tamamına hizmet veriliyor. 3.5 milyarlık sosyal yardım yaptık.33 sağlık tesisi inşa ettik. Tekirdağ şehir hastanemizi tamamlayıp hizmete sunduk.

Tekirdağ’a 14 organize sanayi bölgesi, 54 araştırma geliştirme merkezi kurduk. Tekirdağ’ın tüm ilçelerine doğal gazın arzını verdik. Sevgili Tekirdağlılar bunlar 21 yılda kazandırdığımız hizmetlerin özetidir. Bizim siyasetteki gayemizi aziz milletimize aşla hizmettir. Biz Türkiye’yi bütün olarak yüceltmenin arzusundayız. Biz bu millete hizmetkar olmaya geldik.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin Antalya aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, “Bir önceki seçimde iş başına gelen CHP zihniyetinin ideolojik esareti altında boğulan, tüm umutları tükenen şehirlerimizi çok kısa sürede yaşanabilir hala getirdik” dedi ve ekledi:

“İstnabul ve Ankara başta olmak üzere bizim hizmet ve eser siyasetimizle taşınan şehirlerimiz. Çeyrek asır boyunca adeta altın devirlerini yaşadı. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi kişisel kariyer peşinde dolaşanlara bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Expo Fuar Alanı’nda AK Parti Antalya İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Daha önce mahalli idarelerde hiç görülmemiş hizmetleri vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Şehirlerimizin nüfusunun çoğalmasıyla birlikte insanlarımızın belediyelerden beklentileri de değişti.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu değişimi karşılamanın çabasındayız. Aziz milletimize daha iyi hizmet etmek için sadece kadrolarımızı değil belediyecilik vizyonumuzu da değiştirdik. 30 yıllık zengin tecrübemizi iktidardaki çalışmalarımızla yoğurduk.

“Antalya, Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak”

CHP şehirlerimize irtifa kaybettirdi. İstanbul harap oldu, Ankara harap oldu. İzmir zaten berbat. Antalya zaten harap oldu. CHP’nin elindeki belediyelerimizi gerçek belediyecilik anlayışıyla tekrar buluşturmakta kararlıyız. Şehirlerimizi iş yapmak, milletin sıkıntılarına çözüm bulmak yerine şov yapan, kişisel kariyer peşinde koşan muhterislerin insafına bırakamayız. İnşallah 31 Mart’ta Antalya Cumhur İttifakı ile yeni bir döneme yelken açacak. Buna hazır mıyız?

Antalya’da doğru dürüst bir havalimanımız bile yoktu. Bugünkü havalimanını kimler hazırladı? Ülkemiz genelinde 2024 turizm hedefimiz de 60 milyon ziyaretçi, 60 milyar dolar turizm geliridir.

CHP yöneticilerinin gündeminde ne ülkenin meseleleri ne milletin sıkıntıları var. İnsanlığın hangi sınamalarla karşılaştığından haberleri bile yok. Kimin adamının nerede aday gösterileceğinden başka meseleleri yok. Bunlar çantada keklik olarak gördükleri belediyeler için adete meydan muhaberesi yaşıyorlar. Biz bay Kemal ile en azından siyasi bir mücadele yürütüyorduk. Özgür Özel’in ise sesi çıkmıyor. İşte bay Kemal’i Ankara’da bir köşeye hapsettiler.

“Bizim milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak”

CHP bir alacakaranlık siyasetinin içine girmiş durumdadır. Bu siyasetlerini ülkeye bulaştırmalarına izin veremeyiz. Demokrasinin önemli bir unsuru olan muhalefetin bu durumu içimizi acıtıyor. Önümüzdeki seçimler şehirlerimizin gerçek belediyecilikle buluşması dışında CHP’de de taşların yerine oturmasını sağlayacak. Bizim de milletimize kazandıracak daha çok hizmetimiz olacak.

Antalya’yı hak ettiği eser ve hizmetlerle buluşturup en üst lige taşıyacağız. Birlikten güç doğar. Bu inançla gece gündüz demeden koşturacağız. “

Paylaşın

Erdoğan, Kılıçdaroğlu Üzerinden Muhalefete Yüklendi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleri üzerinden siyaseti yönlendirme çabaları hiç bitmiyor. Birden artış gösteren terör eylemleri, provokasyonlar boşuna değildir. Hepsi de aynı senaryonun bir parçasıdır. Bu oyunu kuranların bilmedikleri bir şey var. O da Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığıdır. İktidara geldiğimizde önce güven ve istikrar iklimini tesis edecek adımlar attık. Elbette pek çok sinsi eylemle önümüz kesilmeye çalışıldı” dedi ve ekledi:

“Gezi olaylarından darbe girişimine, ekonomik tuzaklara kadar her yolu denediler. Son olarak şanslarını Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinde denediler. Yolda birbirlerini görseler selam vermeyecek olanları aynı ittifak çatısı altında birleştirdiler yine de beceremediler. Bütün bu yükü de Bay Kemal’in sırtına yükleyip çekildiler. Bay Kemal’e ilk hançeri vuranlar ise toplam oyları yüzde biri bulmadığı halde sırtında Meclis’e taşıdığı uyanıklar oldu.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adıyaman’da Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni’nde ve AK Parti Adıyaman İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın kura ve anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada öne çıkan bölümler şöyle: “Adıyaman, 6 Şubat depremlerinde en çok yara alan şehirlerimizden biridir. Adıyaman’da 8 bin 565 insanımız hayatını kaybetti.

Şu anda kuralar çekildi. Bugün 2 bin 798 konutumuzun teslimini yapıyoruz. Biraz sonra da anahtar teslimlerini gerçekleştireceğimiz hak sahiplerine yeni konutlarının hayırlı olmasını diliyorum. Adıyaman’da 8561 insanımız hayatını kaybetti. Depremde yıkılan 6 binin üzerindeki binaya ek olarak ağır hasarlı 19 binin üzerinde bina vardı. 39 bini konut 3400’e yakın iş yeri, toplam 45 bin 325 hak sahibi belirlendi.

Halen inşası süren 32 bin konutumuzu yıl sonuna kadar peyderpey teslim edeceğiz… 91 binin üzerinde çadır gönderdik Adıyaman’a. 35 bine yakın konteyner kurarak 118 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Toplam 1,2 milyar TL’ye yakın kaynak kullanarak 27 bin 609 haneye kira yardımı yaptık.

Çok daha fazlasını hayata geçirdiğimizi biliyorsunuz. Sadece konut ve işyeri yapmakla kalmıyoruz. Aynı zamanda şehirlerimizi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yatırımları da hayata geçiriyoruz… Halen inşası süren 32 bin konutumuzu yıl sonuna kadar peyderpey teslim edeceğiz.

91 binin üzerinde çadır gönderdik Adıyaman’a. 35 bine yakın konteyner kurarak 118 bin vatandaşımıza hizmet verdik. Toplam 1,2 milyar TL’ye yakın kaynak kullanarak 27 bin 609 haneye kira yardımı yaptık… Adıyamanımıza savunma sanayisi şirketlerimizin ortaklığıyla ve TUSAŞ’ın ortaklığı ile kablo konektör ve kablaj tesisi kuruyoruz.

Emin olun dünyada 14 milyon insanı etkileyen böylesine büyük bir felaketin altından bu kadar kısa bir sürede kalkabilecek başka bir ülke yoktur. Gelişmiş ülkelerin bile bizimkine göre çok daha küçük afetlerde bile nasıl çaresiz kaldığını görüyoruz.

Terör örgütleri üzerinden siyaseti yönlendirme çabaları hiç bitmiyor. Birden artış gösteren terör eylemleri, provokasyonlar boşuna değildir. Hepsi de aynı senaryonun bir parçasıdır. Bu oyunu kuranların bilmedikleri bir şey var. O da Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığıdır. İktidara geldiğimizde önce güven ve istikrar iklimini tesis edecek adımlar attık. Elbette pek çok sinsi eylemle önümüz kesilmeye çalışıldı.

Gezi olaylarından darbe girişimine, ekonomik tuzaklara kadar her yolu denediler. Son olarak şanslarını Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinde denediler. Yolda birbirlerini görseler selam vermeyecek olanları aynı ittifak çatısı altında birleştirdiler yine de beceremediler. Bütün bu yükü de Bay Kemal’in sırtına yükleyip çekildiler. Bay Kemal’e ilk hançeri vuranlar ise toplam oyları yüzde biri bulmadığı halde sırtında Meclis’e taşıdığı uyanıklar oldu.

Yine akıllara ziyan arayışlara giriştiler. Terör örgütleriyle ilişkileri tescilli partilerle bir araya gelmek mi dersiniz, Çağlayan Adliyesi’ne saldırı düzenleyen terör örgütlerine kol kanat germek mi dersiniz. Bir yandan da kendi içlerinde kavga halindeler. Ülke iyi ki bunların ellerine kalmadı diye milletimiz hamd ediyor. Mart seçimlerinin ardından da aynı şükrü şehirlerimizdeki vatandaşlarımız yapacaklar.

Biz ülkemize, milletimize, şehirlerimize, en başta da deprem bölgesine neler yapabileceğimize, eksikleri nasıl tamamlayabileceğimize bakıyoruz. Gençlerimize büyük, güçlü Türkiye’yi teslim edene kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. En çok kadınıyla, genciyle, Adıyamanlı tüm kardeşlerimden ümitliyim.”

“Her gün yeni bir Bizans oyununa şahit oluyoruz”

Erdoğan’ın aday tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada öne çıkan bölümler şöyle: “11 ildeki deprem konutları sayısını 389 bine tamamlayacağız. Hedefimiz 2 ayda 75 bin konutun teslimini yapmak. Biz tutamadığımız sözü vermeyiz. Söz verdiğimiz zaman da onu yerine getirmeden rahat etmeyiz. Adıyaman’ın bize olan güvenini Allah’ın izniyle boşa çıkarmayacağız.

Adıyaman 6’lı masanın yalan siyasetine fırsat vermedi. Fırsatçıların oyununa gelmedi. Son 8 aya baktığımız zaman Adıyaman’ın nasıl doğru bir tercih yaptığını çok net görebiliyoruz. Altılı masa bir proje yapıydı. Yere göğe sığdıramadıkları zatın bugün adının anılmasına dahi tahammül edemiyorlar.

Seçim yenilgisinin tüm faturasını bir kişiye kestiler. Bunun yanında kim varsa siyasetten diskalifiye ettiler. Ama CHP ve ortaklarının kavgasının sesi hiç kesilmedi. Her gün yeni bir Bizans oyununa şahit oluyoruz. Eskisi yenisi CHP yönteminin ülkenin sorunlarına çözüm üretmek gibi bir derdi yoktur.

Bizim gündemimizde milletimizi hedefleri ve hayalleri ile buluşturmak var. Biz asrın felaketini yaşamış şehirlerimizi nasıl imar ve ihya ederiz buna kafa yoruyoruz. Biz, üzerimize salınan terör örgütlerinin başını ezme mücadelesini veriyoruz. Muhalefet gibi laf üstüne laf koymanın derdinde değiliz. Hizmet üretmenin eser bırakmanın derdindeyiz. CHP gibi kapalı kapılar ardında terör örgütü uzantılarıyla DEM’lenmek yerine sözümüzü doğrudan millete söylüyoruz.

Belediyecilik konusunda AK Parti ve Cumhur İttifakı ile yarışabilecek hiçbir babayiğit yoktur. Hizmet ve eser siyasetinde bizimle aşık atabilecek kimse yoktur. Bugüne kadar hep kendimizle yarıştık. Siyaset ve toplum mühendisliği ile seçim kazanmak yerine milletimizin gönlüne girerek seçim kazandık. Siyaseti basit toplama çıkarma işlemine indirgeyenler öyle olmadığını 31 Mart akşamı görecekler. “

Paylaşın

Bloomberg: Şimşek, Erdoğan’dan Erkan’ı Görevden Almasını İstedi

New York merkezli yayın organı Bloomberg, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Hafize Gaye Erkan’ı Merkez Bankası (TCMB) başkanlığı görevinden almasını istediğini yazdı.

Hafize Gaye Erkan, kısa bir süre önce sosyal medya hesabından “görevinden azil” talebinde bulunduğunu duyurmuş, saatler sonra Resmi Gazete’de yayınlanan bir başkanlık kararında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hafize Gaye Erkan’ı “görevden aldığı” bildirilmişti.

Bloomberg’den Beril Akman ve Kerim Karakaya yayınladıkları makalede, Hafize Gaye Erkan’ın görevden ayrılmasına zemin hazırlayan sürece değindiler.

Erkan’ın bir aylık ABD seyahati, sessizlik süresinde ABD’de iş adamlarıyla görüşmesi, Erdoğan’a yakın olmak istemesi, ailesini Merkez Bankası’na götürmesi ve teknokrata yakışmayacak röportajının halkta bulduğu yankılara dair tüm süreç ele alındı. Son olarak Erkan’ın tavırlarının Şimşek’i rahatsız ettiği ve Şimşek’in Erdoğan’a Erkan’ı görevden almasını istediğine işaret edildi.

Beril Akman ve Kerem Karakaya’nın makalesinin tamamı şu şekilde:

Hafize Gaye Erkan’a gelince Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güveni sonuna kadar sarsılmadı. Ancak o zamana kadar, onun mahvolduğunu kanıtlayan şey, yaklaşık 1,1 trilyon dolarlık ekonomiyi güzelleştirme misyonuyla hareket eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek gibi diğer ağır topların güvenini kaybetmiş olmasıydı.

Merkez Bankası içindeki ve Türkiye’nin iktidar koridorlarındaki eleştirmenler için, Erkan’ın neredeyse sekiz aylık görev süresinin sonu, personel ile çatışmalarının doruk noktasıydı ve iç müzakereler hakkında bilgi sahibi olan kişilere göre sonuçta boşa çıkan bir güç oyunuydu. Konuştuğumuz kaynaklar medyayla konuşma yetkileri olmadığı için kimliklerinin açıklanmaması istedi.

Goldman Sachs Group Inc.’de yaklaşık on yıl görev yapan Türkiye’nin ilk kadın merkez bankası başkanı, bunun yerine bunu “büyük karakterli bir suikast kampanyası” olarak gördüğünü, ailesini ve küçük çocuğunu korumak için istifa ettiğini söyledi.

Teknokrat grubundaki çatlaklar

Erdoğan’ın geçen mayıs ayında yeniden seçilmesinin ardından, geleneksel politikalara dönüş sırasında Şimşek’le birlikte Erkan’ın da övgüyle karşılanması, ödemeler dengesi krizi ve dövizde düzensiz bir devalüasyon olasılığı riskini ortadan kaldırdı. Ancak kaynaklar, perde arkasında Erdoğan’ın görevlendirdiği teknokrat grubunun işin üzerinden henüz aylar geçmesine rağmen çatlaklar göstermeye başladığını söyledi.

Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bu haber hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Erkan’a yapılan aramalar ve mesajlar cevapsız kaldı.

Kendi yerleşik politika çevrelerine karşı bir tepki olarak bile Erkan, ABD’deki bağlantı ağıyla övünen, bilgili ve dürüst bir konuşmacı olarak yabancı yetkililerin ve birçok yatırımcının övgüsünü kazanıyordu.

Kendisi Merkez bankasından ayrılmış olsa da, yerine Erkan’ın politika şahini olarak görülen yardımcısı Fatih Karahan’ın getirilmesiyle ekibi büyük ölçüde sağlam kaldı. Ancak olayların zaman çizelgesini bir araya getirmek, Erkan dahil son beş başkanın görev süresini tamamlamadan görevden ayrıldığı bir kuruma yeni bir ışık tutuyor.

Bu, gelişmekte olan dünyanın en cezbedici geri dönüş hikayelerinden birini -Erdoğan yönetimindeki politika iniş çıkışlarının on yıldan fazla bir süre içinde dış borç stoklarını yaklaşık yüzde 96 oranında azalttığı bir ülkede- yakından takip eden yatırımcılar için önemli olacak bir durum.

Erkan’ın görünürdeki eksikliklerine gösterilen ilgi, kendisinden önceki erkek adaylara uygulanan muameleyle de tam bir tezat oluşturuyordu. Eski merkez bankacılarından bazıları Erdoğan’ın emirlerini ekonominin zararına yerine getirdiler ancak basından veya siyasetçilerden hiçbir zaman aynı muameleyi görmediler.

Bu durum, Erkan’ın düşüşünde cinsiyetin oynadığı rol ve daha genel anlamda, 38 ülkeden oluşan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nde iş gücü piyasasına katılım oranının en düşük olduğu ekonomide Türk kadınlarının durumuna ilişkin soruları gündeme getirebilir .

Bu hikaye, olaylar hakkında doğrudan bilgisi olan insanlarla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Hepsi hassas bir konu hakkında özgürce konuşmak için isminin gizli kalmasını istedi.

Geçtiğimiz Haziran ayında Türkiye’ye döndüğünde Erkan, LinkedIn profiline göre Princeton Üniversitesi’nden finans mühendisliği ve uygulamalı matematik alanında doktorasını aldığı ABD’de 20 yılı aşkın bir süre geçirdikten sonra kendi ülkesindeki pek çok kişiye yabancıydı .

Erkan, First Republic Bank’ta neredeyse sekiz yıl çalıştıktan sonra Türkiye’deki görevine başladı;  yaklaşık altı ayı New York merkezli bir ticari gayrimenkul kredi kuruluşu olan Greystone’un eş başkanı ve birkaç ay da icra kurulu başkanı olarak görev yaptı.

Atanmasının üzerinden iki haftadan kısa bir süre geçtikten sonra Türkiye’nin en uzun parasal sıkılaştırma döngülerinden birine girişti.

Fiyatlar yükselmeye devam etti ancak politika yapıcılar, Erkan’dan önce sıklıkla görülen, düşük faiz oranlarının enflasyonu iyileştirebileceği yönündeki hüsnükuruntudan artık vazgeçtiler. Döviz piyasasına gizli müdahaleler devam ederken bile, brüt döviz rezervleri göreve geldiğinden bu yana yüzde 50’den fazla arttı.

Merkez Bankası verilerine göre, Erkan’ın görevde olduğu dönemde yabancı yatırımcılar net 5,3 milyar dolarlık devlet tahvili ve Türk hisse senedi satın aldı. Gösterge Borsa İstanbul 100 endeksi bu dönemde yüzde 60’ın üzerinde yükseliş kaydetti.

Yatırımcıların güveni güçlendi ancak hükümet içindeki bazı kişiler için gerilim şimdiden artmaya başlamıştı. Bazıları, Erkan’ın kamuoyunda her zaman olduğu gibi algılanan teknokrat olmadığını söyledi.

Kaynaklar, görevde geçirdiği birkaç ayın ardından Erkan’ın, daha önce bakanlar veya hükümet yetkilileri için çalışmış olanları seçerek siyasi açıdan anlayışlı bir danışman ekibi kurmaya başladığını söyledi.

Halk, başkanın Aralık ayında yerel bir gazeteye verdiği ilk röportajın, Erkan’ın hedeflerini doğruladığını söyledi. Bu mesajda, politikanın zaten yeterince sıkı olduğunu söyleyerek bir kez daha güvercin tonunu benimsemiş gibi göründü. Bazıları, bu yorumun, faiz belirleme komitesinin bazı üyelerini, başkanın Erdoğan’a daha sempatik görünmek istediğine ve onun zamanından önce bir gevşeme döngüsü başlatabileceğine inanmasına yol açtığını söyledi.

Röportajda Erkan, İstanbul’da kalacak yer bulamadığını ve ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldığını söylerken, fiyatların neden düşmediğini de sorguladı. Finanstan milyonlar kazanan birinin şikayetlerine inanmayan Türkler arasında bu sözler sosyal medyada viral oldu.

Yasal kayıtlara göre, Erkan, 2023’te, ayrıldıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra iflas eden ABD’nin bölgesel kredi kuruluşu First Republic Bank’tan ayrıldığında, 23 milyon dolardan fazla parayla ayrılmıştı.

Teknokratik imajdan uzaktı

Hükümetin bazı üyelerine göre, onun ev fiyatlarına ilişkin yorumu aşırı politik ve ekonomik liderliğin yansıtmak istediği teknokratik imajla çelişkili olarak yorumlandı.

Faizi belirleyen Para Politikası Kurulu içindeki gerginlikler, Ocak ayında, Erdoğan’ın ekonomi ekibini elden geçirmesinden bu yana merkez bankasının düzenlediği bu tür ilk toplantıda Erkan’ın yatırımcı toplantıları için New York’a gitmesiyle doruğa çıktı.

Edinilen bilgiye göre Erkan, ilk etapta başka başkan yardımcılarını geziye getirmek istemedi. Son olarak Fatih Karahan ve Cevdet Akçay da kendisine eşlik etti. Yatırımcı ilişkilerinden sorumlu yardımcısı Hatice Karahan ise yoktu.

JP Morgan Chase & Co.’nun genel merkezinde düzenlenen etkinlik, bazı kişilerin karışık mesajlar olarak tanımladığı şekilde sonuçlandı; Erkan, ocak ayına kadar daha fazla faiz artırımına son verildiğinin sinyalini verdi ve yardımcıları çok daha şahin bir rehberlik sağladı.

Bu, Erkan’ın üç hafta sonra ayrılışına zemin hazırladı.

Yatırımcı görüşmelerinin tamamlanmasının ardından 10 gün daha Türkiye’ye dönmeyen Erkan, yerine bir başkan vekili atamadığı için geziyi yaklaşık bir aya kadar uzattı.

Kendisi ABD’deyken, yerel bir gazetenin ailesinin Merkez Bankası işlerindeki rolüne ilişkin iddiaları yayınlaması patlak verdi.

Konuyla ilgili bilgisi olan kişiler o dönemde Bloomberg’e Erkan’ın babasının sürekli olarak bankada bulunduğunu ve kurumda resmi bir görevi olmamasına rağmen kendisinin bankanın işlerine, özellikle de personel kararlarına dahil olduğunu doğruladıklarını söylemişti.

Erkan’ın babası, İstanbul Sanayi Odası’ndaki bir toplantı da dahil olmak üzere iş etkinliklerine sık sık katılırdı. Halk, Şimşek’in bu olaya karışması karşısında şaşıranlar arasında olduğunu söyledi.

İddiaların ortaya çıkmasından günler sonra Erkan bunları yalanladı ve yasal yollara başvuracağının sözünü verdi. X hesabından konuya ilişkin açıklamada bulunan Erkan, yatırımcılarla görüşmelerde bulunmak üzere ABD’de olduğunu söyledi.

Bu noktada, Ocak ayındaki politika toplantısına bir haftadan az bir süre kalmıştı; faiz kararlarının öncesinde iletişim kesintisi yaşandı.

Kaynaklar, iddiaların ve Erkan’ın ABD’ye yaptığı uzun ziyaretin, para politikası açısından önemli olduğu ortaya çıkan bir nokta öncesindeki tartışmaları sekteye uğrattığını söyledi.

Politika yapıcıların normalde faiz oranlarını tartıştığı hafta, bunun yerine PPK üyeleri ile Erkan arasında son olaylara ilişkin çok sayıda tartışma yaşandı. Şimşek, arabuluculuk amacıyla bu toplantıların bazılarına katıldı.

Şimşek ile arasında da gerilim tırmanıyordu. Şimşek ve diğer politika yapıcılar, gerilimlerin Merkez Bankası’ nın güvenilirliğini ve itibarını sorgulamaya yol açacağından giderek daha fazla endişeleniyorlardı. Kaynaklar, Maliye bakanının sonunda Erdoğan’a durumu anlattığını ve Cumhurbaşkanından Erkan’ı görevden almasını istediğini söyledi.

Başlangıçta plan, para politikasını çok fazla sıkılaştırdıkları için Erkan’dan önceki üç kişiyi görevden alan Erdoğan’ın tasarladığı yeni bir politika hamlesi algısından kaçınmak için önümüzdeki ay yapılacak yerel seçimlere kadar beklemekti.

Sonu bundan daha erken geldi.

Erkan, Cuma gece yarısından kısa bir süre önce “görevinden azil” talebinde bulunduğunu duyurdu. Saatler sonra yayınlanan bir başkanlık kararında Erdoğan’ın onu “görevden aldığı ” belirtildi.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Hatay” Tepkisi: Siyasi Şantaj

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı konuşma hem tartışma yarattı, hem de muhalefetin tepkisini çekti. CHP Lideri Özgür Özel, “Siyasi şantaj yapıyor ve oy istiyor. Ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bilhassa AK Parti’ye oy veren vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu!”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antakya Spor Salonu’nda düzenlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Hatay İlçe Belediye Başkan Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasında, “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi? Şu anda Hatay garip kaldı, mahzun kaldı” dedi.

“Hatay Büyükşehir’de Cumhur İttifakı adayı olarak Mehmet Öntürk kardeşimizi kamuoyumuzla paylaştık. Mehmet kardeşimizin Hataylıların teveccühüne mazhar olduğunu görmekten memnuniyet duyuyorum” diye konuşan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatay, kamu yatırımlarını noksansız alsa da yereldeki vizyon eksikliği nedeniyle potansiyelini açığa çıkmakta zorlanan şehrimiz… Şu anda Hatay’daki mevcut yerel yönetim, maalesef şu deprem olayından sonra ‘bad-el harab-ül Basra’ oldu. Nerede belediye başkanı? Yok. İşte şimdi, 31 Mart akşamı yeni bir dönemi, ben inanıyorum ki Mehmet Öntürk kardeşim ve ekibiyle ayağa kaldıracaktır.

Hatay, iş ve icraat yerine laf üreten CHP zihniyetinin elinde adeta heder oldu. Sizlerin de güçlü desteğiyle 31 Mart’ta Hatay’da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. El ele, gönül gönülle vererek Hatay’ın hizmet ve eser siyaseti hasretini 56 gün sonra bitireceğiz.”

“Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu!”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’daki sözlerine tepki gösterdi.

CHP Lideri Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Genel iktidarla yerel iktidar birlikte olmazsa hizmet gelmez’ ifadeleri gerçekten vicdan sahibi, yürek sahibi, akıl sahibi kimsenin bırakın söylemeyi, duymaya bile tahammül edemeyeceği laflar” dedi.

“Hatay’a siyasi şantaj yapıyor olmasının ayıbını Hataylılara havale ediyorum” diyen Özgür Özel, şöyle devam etti: “Diyor ki ‘Benim partimden bir belediye başkanı olmadığı için ben Hatay’ı hizmetsiz bıraktım, seçmezseniz yine getirmem.’ Yalan da söylüyor. Kendi belediyelerinin olduğu yerde de sorunları çözmüş değil. Siyasi şantaj yapıyor ve oy istiyor. Ben bunu bütün milletimize şikayet ediyorum. Bilhassa AK Parti’ye oy veren vicdan sahibi insanlara havale ediyorum. Depremzedeye tehdit olur mu, böyle vicdan olur mu!”

CHP Lideri Özel, “Recep Tayyip Erdoğan’un kalbinin yerinde taş olsa bu laf edilmez… Olmaz olsun senden gelecek hizmet. Yazıklar olsun! Bir insanın gözü bu kadar nasıl döndü gerçekten inanmıyorum! Kalbinin yerinde taş var demek ki bu adamın!” sözleriyle açıklamasına son verdi.

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye, Asrın Felaketinin Yaralarını Süratle Sarıyor

Gaziantep’te katıldığı bir etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok açık ve net bilmenizi isterim. En son hak sahibi vatandaşımız da evine yerleşinceye kadar bize durmak, dinlenmek yok. El ele, gönül gönülle vererek bu sınamanın da üstesinden geleceğiz. Görüyoruz ki Türkiye, asrın birlikteliğini sergileyerek asrın felaketinin yaralarını süratle sarıyor” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gaziantep-İslahiye Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni’ne canlı bağlantı ile katılarak bir konuşma yaptı.

Depremin hemen ardından 21 Şubat’ta İslâhiye’ye geldiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Asrın felaketi olarak nitelenen 6 Şubat depremlerinin ilçemizde yol açtığı yıkımı bizzat yerinde görmüştük. Depremden en olumsuz etkilenen diğer yerlerimizle birlikte İslahiye’nin yeniden inşası için süratle kolları sıvadık, ‘bismillah’ deyip çalışmalara başladık” dedi.

Deprem bölgesinin imarı ve ihyası için aralıksız çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Depremde şehrimizde yıkılan bina sayısı 4 bin 126’ydı. Yıkık ve acil yıkılacak 6 bin 114 bina enkazının tamamını kaldırdık. Ağır hasarlı 14 bin 319 binadan 11 bin 554’ünün enkaz kaldırma işlemi de bitti. Kira yardımı ve diğer destek ödemeleriyle birlikte Gaziantep’e toplam 4,8 milyar liralık kaynak aktardık.”

Gaziantep’te 17 bin 425 konut, bin 663 iş yeri, 839 ahır olmak üzere toplam 19 bin 927 hak sahibi bulunduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü törenimizle 10 bin 90’ı il ve ilçe merkezlerinde, 608’i kırsalda olmak üzere, toplam 10 bin 698 konutumuzun kurasını çekiyoruz. Yuvalarına kavuşan tüm vatandaşlarıma yeni evlerinin hayırlı, bereketli, huzurlu olmasını temenni ediyorum. Gaziantep’te yaklaşık 14 bin konutumuzun yapımı hızla devam ediyor. Bunları da söz verdiğimiz şekilde tamamlayarak, hak sahibi kardeşlerime peyderpey teslim edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Şunu çok açık ve net bilmenizi isterim. En son hak sahibi vatandaşımız da evine yerleşinceye kadar bize durmak, dinlenmek yok. El ele, gönül gönülle vererek bu sınamanın da üstesinden geleceğiz. Görüyoruz ki Türkiye, asrın birlikteliğini sergileyerek asrın felaketinin yaralarını süratle sarıyor.”

“Gaziantep bölgesel bir merkez hâline geldi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, Gaziantep Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Dün gece Nurdağı ilçesinden herkesi üzüntüye boğan acı bir haber aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep Havalimanı’na gitmek için havalanan bir helikopterin Kartal köyü mevkisinde kaza kırıma uğradığını, iki pilotun şehit olduğunu, bir teknisyenin yaralandığını anımsattı.

Şehitler Pilot Emniyet Amiri Cemil Gülen ve Sözleşmeli Pilot Levent Öztürk’e Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, emniyet teşkilatına başsağlığı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tedavisi süren yaralı teknisyen için de acil şifa dileğinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbim askeri, polisi, jandarması, korucusuyla tüm güvenlik güçlerimizi her türlü kazadan saldırıdan muhafaza eylesin” ifadesini kullandı.

Gaziantep Şehir Hastanesi’nin hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eseri görüyorsunuz, biz söz verdik mi yaparız ama böyle yaparız. Öyle laf ola beri gele yok. Gaziantep’e ne yakışır? İşte böyle eserler yakışır” diye konuştu.

Kapalı alanı 680 bin metrekareyi bulan Şehir Hastanesi’nin 265’i yoğun bakım ve 30’u diyaliz olmak üzere toplam 1875 yatak kapasitesi, 64 ameliyathanesi ve 335 polikliniği, teşhis ve tedavi merkezleri yanında 4 bin 500 araçlık otoparkıyla hizmet vereceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün hastaneye güvenli, konforlu ve hızlı ulaşımı sağlayacak bağlantı kavşağını da resmen hizmete açacaklarını belirtti.

Gaziantep’in bölgenin çekim merkezi olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu hastanelerimizle bölgede inşallah bundan böyle sıkıntı yaşamayacağız. Gaziantepli kardeşlerimiz de ileri tıp teknolojilerine ve gelişmiş imkânlara sahip hastanemizde artık bu üst düzey sağlık hizmetinden faydalanacaklar. Hastanemizin resmî açılışıyla birlikte inşallah birimlerinin bir kısmındaki donanım ve personel eksikleri tamamen giderilerek randevu ve hizmetler konusundaki sıkıntılar ortadan kalkacaktır. Sağlık Bakanlığımızın kısa sürede tüm bu meseleyi çözeceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şahinbey Belediyesi tarafından şehre kazandırılan cami ve külliyenin açılışını yaptıktan sonra İslahiye’ye gitmeyi planladıklarını ancak aşırı sis nedeniyle video konferansla bağlanarak, inşası tamamlanan deprem konutlarının kura çekimi ve anahtar teslimi törenini gerçekleştireceklerini bildirdi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden 3 bin 903’ü Gaziantep’te olmak üzere 53 binin üzerindeki vatandaşı rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gaziantep’in de aralarında olduğu 11 şehrimizin 124 ilçesiyle 7 bin köy ve mahallesini vuran 14 milyon insanı etkileyen asrın afetinin üzerinden 1 yıl geçmişken yaraları sarma sözümüzü hızla yerine getiriyoruz. Dün Hatay’da, bugün Gaziantep’te, salı günü Kahramanmaraş’ta, çarşamba günü Şanlıurfa’da, perşembe günü Adıyaman’da, cuma günü Elazığ’da hak sahiplerine ilk konutları teslim ediyoruz. Deprem şehirlerimizi, altyapısıyla üstyapısıyla, şehir merkezi ve kırsalıyla tamamen ayağa kaldırana kadar durup dinlenmeyeceğiz. Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten kazadan beladan muhafaza eylesin.”

Ülkenin önde gelen sanayi, ticaret, tarım şehri Gaziantep’in dev adımlarla büyümesini yakından takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart akşamına hazır mıyız? Ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları, durmadan usanmadan çalışmaya var mıyız? Cumhur İttifakı olarak inşallah Gaziantep’imizde el ele vererek, gönül gönülle vererek ve dayanışma içerisinde Gaziantep’te yeni bir dönemin başlamasına hazır mıyız?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem hükûmet hem belediyeler olarak yaptıkları yatırımlarla şehrin önünü açmayı, gelişmesine destek vermeyi sürdürdüklerini vurgulayarak, “Açılışını yaptığımız hastanemiz şehrin güney kesimindeki sağlık hizmetleri talebini karşılayacaktır. Maşallah, Gaziantep sanayisiyle, ticaretiyle, tarımıyla ülkemiz sınırlarını aşıp bölgesel bir merkez hâline geldi” dedi.

Paylaşın

Erdoğan: Bay Kemal’e Cüzzamlı Muamelesi Yaptılar

Sivil Toplum Kuruluşları Bursa Buluşması Programı’nda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “8 ay öncesine kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenler bugün birbirlerine demediklerini bırakmıyor. 8 ay öncesinde 85 milyonu kucaklaştırmaktan dem vuranlar bugün sabah akşam kavga ediyorlar” dedi ve ekledi:

“Millete umut diye açıkladıkları Cumhurbaşkanı adayını siyasetten emekli ettiler. Bay Kemal’e cüzzamlı muamelesi yaptılar. Kendi aralarında paylaşım kavgasına tutuştular. Gün geçmiyor ki milletçe yüzümüzü kızartacak bir skandala, bilhassa gençlerimizin siyaset kurumuna yönelik zedeleyen ayak oyununa şahit olmayalım.”

Erdoğan, açıklamasının devamında, “Gerçekten üzüntü verici günlerden geçiyoruz. Bizim kanaatimize göre ortaya saçılanlar buzdağının sadece görünen kısmıdır. Turpun büyüğü aslında heybededir. Tamamen siyaset mühendisliği ürünü bir proje olan 6’lı Masa kurgusunun organizatörleri eninde sonunda ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sivil Toplum Kuruluşları Bursa Buluşması Programı’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun milletimizle iletişim halinde olmaya çalışıyoruz. İstişareyi siyaset tarzının merkezine yerleştirmiş kadro olarak toplumumuzun farklı kesimleriyle yakın diyalog içinde olmaya özen gösterdik. Seçim dönemlerini halkımızla gönül köprülerimizi güçlendirme vasıtası haline dönüştürmeyi arzu ediyoruz. Sokağa, çarşıya, pazara tüm dikkatimizle kulak veriyoruz. Gençlerimizle daha sık bir araya geleceğiz.

Hanım kardeşlerimizi daha sık dinleyeceğiz. Milletin gündemiyle, siyaset ve hükümetin gündemini birbirine rapt ederek ülkemize hizmet mücadelesini sürdüreceğiz. 40 yıllık siyasi hayatımızın en önemli prensibi budur. Milletimiz için varız, milletimizle birlikte varız. Milletimizin olmadığı hiçbir yede biz de olmayız. Milletimizin sevinci mutluluk kaynağımız ise derdi ve tasası da öncelikli meselemizdir. Vatandaşımızın her problemine çözüm üretmeyi boynumuzun borcu görüyoruz.

Türkiye’nin otomobili ve ilk milli elektrikli araç markası TOGG’a kulp takanlar bu yatırımımızdan da rahatsızlıklarını dile getirmişlerdi. Muhalefet yapmayı hizmete, esere düşmanlık gören bu kifayetsiz muhterisleri kendi sığ dünyasıyla baş başa bırakıyoruz. ‘Bunlar elektriksiz araç üretemezler, üretseler dahi satamazlar’ diyerek proje aşamasından itibaren tıpkı Devrim otomobilinde yaptıkları gibi diri diri mezara gömmek istedikleri TOGG Allah’a hamdolsun rakiplerini kıskandırmaya, hazımsızları da rahatsız etmeye devam ediyor. Batarya fabrikamızın da şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Bugüne kadar bizleri asla yalnız bırakmayan Bursa, 14-28 seçimlerinde yine güçlü bir duruş sergiledi. Şahsımıza olan teveccühünü net bir şekilde ortaya koydu. Cumhur İttifakı olarak da yüzde 51 oy oranıyla ipi yine biz göğüsledik. Bursa iktidara gelmek için Kandil ve Pansilvanya’dan medet umacak kadar ihtiraslarının kurbanı olanlara geçit vermedi. Bursa bir kez daha güven ve istikrar dedi.

Seçimlerden bu yana yaşananlara baktığımızda Bursalı kardeşlerimizin ne kadar doğru, isabetli, basiretli bir tercih yaptıklarını net bir şekilde görebiliyoruz. 8 ay öncesine kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenler bugün birbirlerine demediklerini bırakmıyor. 8 ay öncesinde 85 milyonu kucaklaştırmaktan dem vuranlar bugün sabah akşam kavga ediyorlar.

Millete umut diye açıkladıkları Cumhurbaşkanı adayını siyasetten emekli ettiler. Bay Kemal’e cüzzamlı muamelesi yaptılar. Kendi aralarında paylaşım kavgasına tutuştular. Gün geçmiyor ki milletçe yüzümüzü kızartacak bir skandala, bilhassa gençlerimizin siyaset kurumuna yönelik zedeleyen ayak oyununa şahit olmayalım. Gerçekten üzüntü verici günlerden geçiyoruz. Bizim kanaatimize göre ortaya saçılanlar buzdağının sadece görünen kısmıdır. Turpun büyüğü aslında heybededir. Tamamen siyaset mühendisliği ürünü bir proje olan 6’lı Masa kurgusunun organizatörleri eninde sonunda ortaya çıkacaktır.

“Milli birlik ve beraberliğin bozulmasına müsaade etmeyeceğiz”

Biz elbette siyasi rakiplerimizin kendilerini böyle bir duruma düşürmesini arzu etmeyiz. Hele hele toplumumuzun belli kesimlerinde yayılan karamsarlık dalgasını demokrasimiz adına ürkütücü buluyoruz. Muvafık veya muhalif fark etmeksizin siyaset kurumunun ana görevi topluma umut aşılamaktır. Biz böyle bir tablonun oluşmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Kendini muhalif olarak vatandaşımızı da kucaklayarak, onların da sesine kulak vererek milli birlik ve beraberliğin bozulmasına müsaade etmeyeceğiz.

Rabbim dayanışmamızı ve muhabbetimizi daim etsin diyorum. Bizde koltuklar, makamlar, payeler, unvanlar amaç değil; milletimize en güzel, başarılı şekilde hizmet etmek için araçtır. Biz buralara birileri gibi siyasi kariyer amacıyla çıkmadık. Meseleye bu zaviyeden bakanlarda kırgınlık, küskünlük olmaz. Rehavete asla ve asla kapılmaz. Ülkeye hizmet mücadelesini devam ettirmek ancak bu şekilde mümkündür. Siz bize destek olarak çok kritik seçimde bize olan inancınızı gösterdiniz.

Bugüne kadar nasıl emanetinize sahip çıktıysak inşallah bundan sonra da emanetinizi namusumuz bilip asla yere düşürmeyeceğiz. Bursa’ya son 21 yılda yaptığımız yatırımları en iyi siz biliyorsunuz. Muhalefetin iradesindeki belediyeler ile Cumhur İttifakı’nın yönetimindeki belediyeler arasındaki fark gece ile gündüz arasındaki fark gibidir.

Bizde yarı zamanlı belediye başkanlığı olmaz. Hemşehrilerini yüz üstü bırakan belediye başkanları olmaz. Bizde seçmenini sadece seçimden seçime hatırlayan belediye başkanı olmaz. Bugün Bursa’da AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın hizmet ve eser siyasetini devam ettirecek belediye başkanı adaylarımızı sizlerin takdirine sunduk. Her biri kendi alanında yetkin ve ehil isimlerden oluşan gerçekten güçlü bir kadro kurduk.

Bugüne kadar bizim mahçub etmeyen Bursa 31 Mart seçimlerde bir kez daha inanıyorum ki tarih yazacaktır. İnşallah sizlerin desteğiyle iktidarla belediyeler ele le verip şehrimizi hedefleriyle ulaştırmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu açık etsin diyorum. Bir kez daha soframızı teşrifleriniz için sizlere teşekkür ediyorum, sevgi ve saygılarımı sunuyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Erdoğan, CHP’yi Hedef Aldı: Halini Görüyorsunuz

Partisinin Bursa aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, CHP’nin halini görüyorsunuz. Herkes bir köşe başına yapışmanın derdinde. Düne kadar ittifak içinde oldukları partileri bile gözleri görmüyor” dedi ve ekledi:

“Şehirlerin hali umurlarında değil. Kendi arkadaşlarına bu derece hoyratça davrananların o şehirlerde yaşayanlara şefkatle yaklaşması mümkün mü?”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Bursa her şeyden önce kuruluşun şehridir. Sanayinin, ticaretin lokomotif şehri Bursa’nın çalışkanlığını ülkemize ve milletimize anlatmaya gerek bile yoktur. Biz de son 21 yıldır Bursa’yı hak ettiği eser ve hizmetlere kavuşturmak için gece gündüz çalıştık ve bu yolda yürüyoruz.

Elbette hala eksiklerimiz var. Hep söylediğimiz gibi biz bugüne kadar şehrimize kazandırdığımız eser ve hizmetlerimizin asıl bundan sonra yapacaklarımızın bir girizgahı olarak kabul ediyoruz. İnşallah Bursamıza bir kez daha geldiğimizde bu çalışmalarımızı sizlerle paylaşacağız. Bursa altyapı ve üstyapısıyla Bursa, Türkiye Yüzyılı şehirlerimizin en başlarında yer alıyor.

Ülkemizin ve şehirlerimizin önüne koyacakları, hiçbir projeleri olmayanların sırf AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için gösterdikleri çabayı üzüntüyle izliyoruz. Biz rakiplerimizle eser, hizmet ve icraat noktasında yarışmak istiyoruz. Konu eser ve hizmet olduğunda üstümüze kimseyi tanımayız.

Her ki bu hususta bizden daha iyisini yapabileceğini iddia esiyorsa buyursun çıksın ortaya. Ama şehri için hiçbir hayali olmayanların sırf komşunun iki gözü çıksın mantığıyla yaptıkları cinlikleri de asla tasvip ediyoruz.

Biz Türkiye Yüzyılı peşinde koşarken kendi yıldızlarını parlatmaktan başka gayesi olmayanlara milletimizin gerekli cevabı vereceğinden şüphemiz yok. CHP’de herkes bir köşe kapma peşinde. CHP’nin gözü düne kadar ittifak olduğu partileri bile görmüyor. Çiğneyip geçiyor. Ne ülkenin hali ne şehirlerin durumu umurlarında değil. Kendi arkadaşlarına ve müttefiklerine bu şekilde hoyratça davrananların şehirlerimize şefkat göstermesi mümkün mü?

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz sorumluluğumuzun sadece bugüne değil, asıl yeni nesillere olduğunun bilinciyle adımlarımızı atıyoruz. İnsanlarımızın her adımında hep yanında olacak isimlerle şehirlerimizin hizmetine talibiz. Belediye Başkanlarımızın gözü hep sizin, bizim gözümüz de hep onların üzerinde olacak. Bizim en büyük yoldaşımız hiç şüphesiz milletimizin bizati kendisidir.

“Milletimizin huzuruna çıkardığımız adayların her biri…”

Tabii bir de siyasi mücadelemizde birlikte ter döktüğümüz, kimi yarım asrı bulan, kimi yakın tarihlerde başlayan yol arkadaşlıklarımız var. Türkiye için ne yaptıysak milletimiz için neyi başardıysak hepsinin mücadelesini onlarla verdik, aldığımız neticelere onlarla ulaştık. Milletimizin huzuruna çıkardığımız adayların her biri de yol arkadaşımızdır. Bu uzun hizmet maratonunda yolda kalanlar, yolunu kaybedenler olmuştur, bundan sonra da olacaktır.

Milletimiz nasıl bizi vesayetle mücadelede, terörle mücadelede, darbecilerle mücadelede, ekonomik tetikçilerle mücadelede yalnız bırakmadıysa inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde de yalnız bırakmayacaktır.

31 Mart’tan sonraki sandık buluşmamız 2028 Mayıs’ında olacak. Dolayısıyla önümüzde orta ve uzun vadeli programlarımızı hayata geçirebileceğimiz uzunca bir süre var. AK Parti olarak biz iç ve dış gelişmeler ne olursa olsun ülkemizi hedeflerinden koparmama azmi ile hareket ediyoruz.

Rüzgârın önünde savrulan kuru yapraklar misali kendi iradeleri dışında sürekli rota değiştirenlerin başlarına neler geldiğini bölgemizdeki çok sayıda örnekten biliyoruz, görüyoruz. Türkiye’yi de bu hale getirmek istiyorlar ama başaramadılar. Mayıs seçimlerinde bunun için çok uğraştılar. 31 Mart’ta istismar edebilecekleri bir sonuç almayı umuyorlar. Milletimiz seçimini gerçek belediyecilikten yaparak heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakacaklar.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Şeriat” Çıkışı

Katıldığı bir etkinlikte konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yaşadığımız her hadisede ülkemizde özellikle tek parti dönemiyle başlayan, vesayet dönemlerinde artan kimliksizleştirme politikaları Türkiye’ye dair hiçbir hayali, endişesi olmayan zihni ve kalbi sömürgeleştirilmiş bir güruh ortaya çıkarmıştır” dedi ve ekledi:

“Bu güruhun vasfı kibridir, nobranlığıdır. Bunlar Anadolu insanını aşağılamayı tercih ettiler. Batı kadar bile kendi insanını tanıma gayreti göstermediler. Kadim değerleri gerilik emaresi olarak gördüler. Bunlar bilmedikleri, anlamaya tenezzül etmedikleri insanlara, değerlere ve sembollere karşı kör bir husumet beslediler.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Şeriata yönelik sergilenen pervasızlıkların gerisinde cehalet ve bilgisizlik hastalığı var. Ülkemizde en azından bir kesimin içinde bulunduğu cehalet karanlığında daha fazla boğulduğunu görmekten üzüntü duyuyoruz. El ele verip, milli bünyemize tehdit teşkil eden bu cehalet karanlığını yırtıp atacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Diyanet Akademisi Başkanlığı 1. Dönem Aday Din Görevlileri Mezuniyet Merasimi’’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar:

“Bugün Diyanet teşkilatımız ve din görevlilerimizin mesleki eğitimi için önemli bir merasim yapıyoruz. Uzun bir projenin meyvesini almanın mutluluğunu yaşıyoruz. 33 ayrı mekanda devam eden kurslar. Gerçekten bu bir azmin ifadesidir.

2012 yılında hukuki altyapısını oluşturduğumuz Diyanet Akademisi’ni 2022 yılında hayata geçirdik. Diyanet camiamız mesleki eğitim konusunda son derece mücehhez yapıya kavuştu. Müezzin, imam hatip ve vaiz olarak görev yapacaklar için meslek öncesi 3 yıl eğitim mecburiyeti getirildi.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın her tür ve düzeydeki eğitimleri tek çatı altında topladık. Din hizmetlerinin niteliğini daha da artıracağız. Mesleki donanımı tahkim edecek, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımıza da çok daha iyi hizmet götürülmesini sağlayacak kritik bir kurumu başkanlığımızın hizmetine sunduk.

İlk günden itibaren akademiyle ilgili tüm safahatı yakından takip ettik. Diyanet Akademisi Başkanlığı uhdesindeki 8 aylık eğitimi tamamlayan 4 bin 537 aday din görevlimizi tebrik ediyorum. Akademide Kuran*ı Kerim, tefsir, fıkıh gibi temel yanında dini musiki ve Kuran Kursu eğiticiliği eğitimi alanları tebrik ediyorum. Mezunlarımızın 3 bin 120’si imam hatip, 1167’si Kuran kursu öğreticisi olarak görev yapacak.

Atalarımız İslam’ı sadece kendi hayatlarına tatbik etmekle kalmamışlar, yayılmasına da hizmet etmişlerdir. Kuran ve sünnete sıkı sıkıya sarılan, İslam’da kendini bulan ecdat Allah Allah nidalarıyla barışı ve kardeşliği 3 kıta 7 iklime ulaştırmıştır. Zaman zaman hadisle alay eden bazı kendini bilmezleri görüyoruz.

“İslam’ı Türk’ten, Türk’ü de İslam’dan koparan anlayış”

1000 yıldır Türkler İslam’ı, İslam da Türkleri muhafaza etmiştir. Tarih kitaplarına göz attığınızda, Türk demek aynı zamanda Müslüman demektir. İslam’ı Türk’ten, Türk’ü de İslam’dan koparan anlayışın bu topraklarla hiçbir illiyetti yok.

Son dönemde Türkiye karşıtı kimi çevrelerce çift kulvarlı bir kampanya yürütüldüğünü görüyoruz. İlki lümpen faşistlerin gündeme getirmeye çalıştığı ‘İslamsız Türklük’ tanımıdır. Milletimizi ayakta tutan tarihi, kültürel ve beşeri değerler tahrip edilmek isteniyor. İslam’ın gaza ruhunu taşımayan bir Türklük projesi, Türk milletini müzeye kaldırma teşebbüsleridir. Burada gaye milletin mayasını bozmak, kaleyi içeriden çökertmektir. İkinci kulvarda ise; şeriat düşmanlığı vardır. İslam’ın kurallarını temsil eden şeriata düşmanlık dininin kendisine husumettir. Yaşayıp yaşamamak tercihtir. Dinin emirlerine dil uzatmak başka konudur.

Kimi barolar çıkıyor kimi Kelime-i Tevhit yazılı bayraktan rahatsız oluyor. Suç duyurusunda bulunabiliyor. Kendini sanatçı diye tanımlayan kimi şahsiyetler, milyonlarca vatandaşımızı gerici, yobaz diye tahkir edebiliyor. En büyük ikinci siyasi partisinin genel başkanı ‘Çocuklara din eğitimi verilmesine ortaçağ zihniyeti’ deme gafleti gösterebiliyor.

Bu tür menfi örnekleri uzatmak mümkün. Yaşadığımız her hadisede ülkemizde özellikle tek parti dönemiyle başlayan, vesayet dönemlerinde artan kimliksizleştirme politikaları Türkiye’ye dair hiçbir hayali, endişesi olmayan zihni ve kalbi sömürgeleştirilmiş bir güruh ortaya çıkarmıştır. Bu güruhun vasfı kibridir, nobranlığıdır. Bunlar Anadolu insanını aşağılamayı tercih ettiler. Batı kadar bile kendi insanını tanıma gayreti göstermediler. Kadim değerleri gerilik emaresi olarak gördüler.

Bunlar bilmedikleri, anlamaya tenezzül etmedikleri insanlara, değerlere ve sembollere karşı kör bir husumet beslediler. Şeriata yönelik sergilenen pervasızlıkların gerisinde cehalet ve bilgisizlik hastalığı var. Ülkemizde en azından bir kesimin içinde bulunduğu cehalet karanlığında daha fazla boğulduğunu görmekten üzüntü duyuyoruz. El ele verip, milli bünyemize tehdit teşkil eden bu cehalet karanlığını yırtıp atacağımıza inanıyorum.

İslam’ın hakikatlerinin egemen olması sizlerin gayretleriyle gerçekleşecektir. Sosyal marazları ortadan kaldırmak sizlerin emekleriyle mümkün olacak. Din görevlilerimizin kendilerini camilerle ve Kuran kurslarıyla sınırlamaları asla düşünülemez. İmam demek aynı zamanda içinde yaşadığı halkın önderi ve örnek şahsiyeti demek. Toplumu irşat vazifesi başta olmak üzere tebliğ ve temsil görevini yerine getirmek asli sorumluluğunuzdur.

“Gençleri kendi ülkesine düşman ettiler”

Ülkemizin en parlak evlatlarını teröre, cehalete ve batı özentisi müstevlilerin senaryolarına kurban verdik. Kalem tutması gereken gençlerin ellerine silah tutuşturdular. Gençleri kendi ülkesine düşman ettiler. 40 yıldır milletimizin başına musallat olan PKK belasının gerisinde geri kalmışlık ve cehalet vardır. 15 Temmuz hoca kılıklı bir sahtekarın ülkemize nasıl bir zarar verebileceğinin örneğidir. Buna tekrar izin veremeyiz.

Sizlerden ilminizin zekatını, bildiklerinizi aktarmakla bırakmayıp hayatınıza tatbik ederek vermenizi bekliyorum. Gittiğiniz yerlerde o topraklarda, oraların çocukları sizlere emanet. Siz orada adeta nakış işler gibi o yavrularımızı işleyeceksiniz. İnsanımıza sadece rehberlik etmeyeceksiniz, mazlum ve mağdurlara umut aşılayacaksınız.

İsrail-Filistin arasında yaşananları görüyorsunuz değil mi? Filistinli kardeşlerimize İsrailli zalimlerin neler ettiğini görüyorsunuz. Rabbim bunları kahrı perişan eylesin. Biz öyle bir nesli yetiştirmeliyiz ki Filistin’in düştüğü duruma düşmeyelim. Sizler nerede görev yaparsanız yapın ulvi bir mücadelenin neferlerisiniz. Sizlere kardeş halkların da ihtiyacı var. Filistin ve Gazze’nin sizlere ihtiyacı var.

AB ve ABD’de büyüyen İslam düşmanlığı, ırkçılıkla mücadele eden vatandaşlarımızın sizlere ihtiyacı var. Tüm mazlum gönüllerin sizlerin çabasına ihtiyacı var.”

Paylaşın