Özgür Özel: Turbun Büyüğü Recep Tayyip Erdoğan

CHP lideri Özgür Özel, TBMM grup toplantısında hem ekonomi hem yargı üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Akaryakıt zamlarından yargıya güvene, mal varlığı iddialarından İBB davasına kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada ekonomi, yargı ve siyaset gündemine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Akaryakıt fiyatlarındaki artışa dikkat çeken Özel, zamların yeni bir enflasyon dalgasını tetikleyebileceğini söyledi. Hükümete çağrıda bulunan Özel, “Cumhurbaşkanı Erdoğan bir imzayla KDV’yi yüzde 1’e indirebilir. Bu adım atılırsa hem pompa fiyatları düşer hem de mazot fiyatlarını yüzde 20 bandında tutabiliriz. Kısa vadede vergi kaybı olur ama uzun vadede enflasyonun önüne geçilir” dedi.

Yargıya güven konusuna da değinen Özel, Türkiye’de yargıya duyulan güvenin ciddi biçimde eridiğini belirtti. “Yargıya güven yüzde 18’e düşmüşse, artık hiçbir şeye güven kalmamıştır” diyen Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik sert eleştirilerde bulundu.

Gürlek’in mal varlığına ilişkin iddialarını yineleyen Özel, 16 taşınmaza dair belgelerin ellerinde olduğunu söyledi. “Bu malların ID numaraları ortada ve yalanlanamıyor. Gösterilen tapularda yer almayan taşınmazlar var. Açıklamalarla belgeler çelişiyor. Bu farkın hesabı verilmelidir” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında yargı süreçlerine müdahale iddialarını gündeme getiren Özel, bazı isimler üzerinden yürütülen ilişkileri eleştirdi. Adalet Bakanlığı çevresinde gayriresmi yapılanmalar olduğunu öne süren Özel, bu yapıların kamuoyunu yönlendirmeye çalıştığını iddia etti.

Özel, Gezi davası tutuklularına ve çeşitli yargı süreçlerine de değinerek, “Bu ülkede adalet duygusu ağır yara almıştır. İnsanlar ailelerinden koparılıyor, hukukun temel ilkeleri yok sayılıyor” dedi. Tayfun Kahraman ve diğer tutuklular üzerinden örnekler veren Özel, yaşananların vicdanları yaraladığını ifade etti.

İktidarın “terörsüz Türkiye” söylemini de eleştiren Özel, mevcut yargı anlayışıyla bu hedefin gerçekleşemeyeceğini savundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Özel, “Bu iddialar size hiç ulaşmadı mı? Her şey sizin bilginiz dahilinde yürütülüyor. Turbun büyüğü Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyerek sözlerini sertleştirdi.

İBB davasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, kamuoyunda gündeme getirilen birçok iddianın iddianamede yer almadığını belirtti. Gizli tanık tartışmalarına dikkat çeken Özel, davanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü savundu.

Dış politika başlığında ise iktidarın İsrail-ABD-İran hattındaki tutumunu eleştiren Özel, Türkiye’nin edilgen bir pozisyonda olduğunu öne sürdü. “Tarafsızlık görüntüsü altında aslında başkalarının planının parçası olunuyor” diyen Özel, Türkiye’nin daha aktif ve bağımsız bir politika izlemesi gerektiğini vurguladı.

Konuşmasının sonunda erken seçim çağrısını yineleyen Özel, “Bu ülke zorla yönetilemez. Türkiye’yi daha fazla yıpratmadan en kısa sürede sandığın gelmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Siyasette Mal Varlığı Tartışmaları: Şeffaflık Mı, Siyasi Hesaplaşma Mı?

Özgür Özel ile Akın Gürlek arasındaki mal varlığı tartışması, şeffaflık talebi ile hukuki sınırlar arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı; siyaset ile hesap verebilirlik ilişkisi bir kez daha sorgulanıyor.

Haber Merkezi / Türkiye’de siyaset bazen tek bir başlık etrafında hızla ısınır. Son günlerde bu başlık: mal varlığı açıklamaları.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile yargı dünyasının dikkat çeken isimlerinden Akın Gürlek arasında yükselen tartışma, yalnızca iki isim arasındaki bir polemik değil; sistemin nereye evrileceğine dair daha derin bir soruyu da beraberinde getiriyor.

Özgür Özel’in çıkışı, siyasetin en güçlü meşruiyet zeminlerinden birine yaslanıyor: kamu adına yetki kullananların şeffaf olması gerektiği fikri. Bu yaklaşım, sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok demokrasisinde kabul gören bir standart. Ancak mesele teoride bu kadar netken, pratikte aynı açıklıkla ilerlemiyor.

Akın Gürlek cephesinden gelen yaklaşım ise daha temkinli. Hukukun çizdiği sınırlar, kişisel verilerin korunması ve prosedürlerin dışına çıkılmaması gerektiği vurgulanıyor. Bu da tartışmayı farklı bir zemine taşıyor: Şeffaflık ne kadar, hangi sınırlar içinde?

Tam da bu noktada tartışma teknik bir konudan çıkıp siyasi bir mücadele alanına dönüşüyor.

Çünkü Türkiye’de mal varlığı meselesi çoğu zaman bir sistem önerisinden çok, bir siyasi hamle olarak gündeme geliyor. Taraflar değişiyor ama yöntem değişmiyor: biri açıklama çağrısı yapıyor, diğeri buna karşılık veriyor ve tartışma kısa sürede kişisel bir gerilime evriliyor.

Oysa gerçek ihtiyaç, kişilerden bağımsız bir düzen.

Eğer mal varlığı beyanı, tüm kamu görevlileri için standart hale getirilir, bağımsız kurumlar tarafından denetlenir ve düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılırsa, bu tartışmaların tonu da doğal olarak değişir. Şeffaflık, bir “silah” olmaktan çıkar, kurumsal bir güven mekanizmasına dönüşür.

Bugün yaşanan tartışma ise bu noktadan hâlâ uzak. Daha çok bir siyasi refleks, bir karşı hamle görüntüsü veriyor. Bu da toplumda şu algıyı güçlendiriyor: Şeffaflık talebi, ilkesel olduğu kadar araçsal da kullanılıyor.

Belki de asıl mesele burada düğümleniyor.

Türkiye, mal varlığı tartışmasını bir polemik konusu olmaktan çıkarıp bir hukuk standardına dönüştürebilecek mi?

Özgür Özel ile Akın Gürlek arasında yaşanan gerilim, bu sorunun güncel bir yansıması. Eğer bu tartışma kalıcı bir düzenleme ihtiyacını tetiklerse, anlamlı bir kırılma noktası olabilir.

Ama eğer yine kişisel atışmaların arasında kaybolursa, siyaset bir kez daha aynı döngüyü üretmiş olacak.

Ve biz yine aynı soruyla baş başa kalacağız: Şeffaflık gerçekten bir hedef mi, yoksa sadece gerektiğinde başvurulan bir argüman mı?

Paylaşın

Özgür Özel: İktidara Yürüyoruz

CHP Lideri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu için başlatılan mücadeleye destek çağrısı yaparak vatandaşları İstanbul’daki Saraçhane buluşmasına davet etti ve “İstanbul’a yürüyoruz, iktidara yürüyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Uşak’ta düzenlenen mitingde hem yerel hizmetlere hem de ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında ekonomik sorunlardan tarım politikalarına, yerel yönetim projelerinden yargı tartışmalarına kadar birçok başlığa değinen Özel, “Bugün burada miting yapmaya değil, adalet arayanlarla buluşmaya geldik” dedi.

Uşak’ta yerel seçimlerde elde edilen başarıya değinen Özel, kentin 35 yıl aradan sonra CHP tarafından yönetilmeye başladığını hatırlattı. Belediye Başkanı Özkan Yalım ile birlikte yüzde 41 oy oranıyla seçimi kazandıklarını belirten Özel, parti örgütüne ve seçmenlere teşekkür etti.

Uşak Belediyesi’nin son iki yılda birçok sosyal ve altyapı projesini hayata geçirdiğini söyleyen Özel; yeni hizmet araçları, sosyal tesisler, ücretsiz internet hizmetleri, kadın yaşam merkezleri ve ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal destek projelerini örnek gösterdi. Kentte emeklilerin sosyal tesislerde 1 liraya çay içebildiğini hatırlatan Özel, “Gün gelecek bütün emekliler ‘iyi ki CHP’ye oy vermişim’ diyecek” ifadelerini kullandı.

Uşak’ta planlanan tramvay projesinin engellendiğini savunan Özel, bazı kurumların projeye çevresel etki değerlendirme raporu talep ettiğini söyledi. Aynı kurumların madencilik projelerine ise “ÇED gerekli değildir” kararı verdiğini öne süren Özel, “Tramvaya ÇED isteyenler, azgın madenciliğe ‘gerek yok’ diyor. Bu kabul edilemez” dedi.

Özel, özellikle Uşak’taki doğal alanlar ve Murat Dağı çevresinde planlanan madencilik faaliyetlerine karşı verilen çevre mücadelesini de desteklediklerini belirtti.

Kentte sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlara değinen Özel, hastanelerin kapatılması nedeniyle vatandaşların randevu almakta zorlandığını ve bazı branşlarda aylar sonrasına gün verildiğini söyledi.

14 Mart dolayısıyla sağlık çalışanlarının bayramını da kutlayan Özel, uyuşturucuyla mücadele konusunda da ulusal bir seferberlik başlatacaklarını ifade etti. Kara para takibinin güçlendirileceğini, suç örgütlerinin mal varlıklarına el konulacağını ve gençlerin eğitim ile istihdam yoluyla suç ağlarından uzak tutulacağını belirtti.

Konuşmasının önemli bölümünü ekonomik sorunlara ayıran Özel, Türkiye’de gelir dağılımının bozulduğunu savundu. Kişi başına milli gelir ortalamasının 18 bin dolar olarak açıklanmasına rağmen emeklilerin ortalama gelirinin çok daha düşük olduğunu belirten Özel, emeklilerin alım gücünün son yıllarda ciddi biçimde gerilediğini söyledi.

Bayram ikramiyelerine de değinen Özel, 2018’de verilen ikramiyenin alım gücünün bugün ciddi şekilde düştüğünü ifade ederek, “Emekli bayram ikramiyesi artık kurbanlık bile alamıyor” dedi. Özel, CHP iktidarında en düşük emekli maaşının önce asgari ücret seviyesine çıkarılacağını, ardından kademeli olarak artırılacağını dile getirdi.

Uşak’ın önemli bir tarım kenti olduğunu vurgulayan Özel, çiftçilerin artan maliyetler nedeniyle zor durumda olduğunu belirtti. Tarım kredilerinin faizlerinin silineceğini ve üretimde planlama yapılacağını söyleyen Özel, süt üreticileri için “parite garantisi” uygulaması getireceklerini ifade etti.

Eğitim alanında da yeni sosyal politikalar planladıklarını anlatan Özel, tüm okullarda ücretsiz içme suyu sağlanacağını ve öğrencilere sıcak yemek verileceğini söyledi. Özel, ayrıca işsiz vatandaşlara “temel vatandaşlık geliri” verileceğini ve ev kadınlarına sosyal güvence ile emeklilik hakkı tanınacağını da açıkladı.

Konuşmasının son bölümünde İstanbul’daki dava sürecine değinen Özel, Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen soruşturmanın siyasi olduğunu savundu. İddianamede ortaya atılan birçok iddianın kanıtlanamadığını öne süren Özel, davanın canlı yayınlanması çağrısını yineledi. Özel, “Eğer iddianameye güveniyorsanız davayı TRT’den canlı yayınlayın” dedi.

“İstanbul’a yürüyoruz”

Konuşmasının sonunda partilileri İstanbul’daki büyük buluşmaya davet eden Özel, “Buradan İstanbul’a, Saraçhane’ye yürüyoruz. Bu sadece bir miting değil, büyük bir yürüyüşün parçası” ifadelerini kullandı. Özel, “Millet istediğinde değişim olur. Hep birlikte yürüyeceğiz ve iktidarı değiştireceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.

Paylaşın

Özgür Özel: Barışı Ve Demokrasiyi Savunmak, Türkiye’nin Kritik Görevi

CHP Lideri Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı’nda, küresel krizler ve savaşlar karşısında barış, demokrasi ve Türkiye’nin rolünü vurguladı. Seçim hazırlıklarını da değerlendirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, çevrimiçi düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Prezidyum Toplantısı’na CHP Genel Merkezi’nden katıldı. Toplantıyı, Pedro Sanchez yönetti. Özel’e Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan ve Dış Politika Koordinatörü İlhan Uzgel eşlik etti.

Özel, konuşmasında bölgede ve dünyada yaşanan krizlere dikkat çekerek, “Büyük bir mücadele, büyük zorluklar yaşıyoruz. Son yerel seçimde bunun ateşini yaktık, genel seçime doğru ilerliyoruz” dedi.

Küresel sistemin yoğun saldırılarla karşı karşıya olduğunu belirten Özel, ekonomide ticaret savaşları, siyasette popülizm ve radikalleşme, güvenlikte ise Ukrayna-Rusya savaşı, göç ve siber tehditler gibi sorunları sıraladı. “Türkiye, sahip olduğu konum ve kapasitesiyle Avrupa’nın güvenliği ve demokrasi mücadelesine katkı sağlayabilir” ifadelerini kullandı.

Trump yönetimini sert sözlerle eleştiren Özel, “Kuralları, hukuku ve normları hiçe sayan bir yönetimle karşı karşıyayız. İran’a yönelik hukuksuz saldırılar ve bölgesel krizler dünya barışını tehdit ediyor. Barış yoluyla güç perspektifini savunmalıyız” dedi.

Özel, demokrasiyi güçlendirmenin hem barışı hem güvenliği sağlayacağını vurgulayarak, “Demokrasi, halkları otoriter ve demagogların saldırgan politikalarına karşı korur. Barışı savunmak, ekonomik refahı ve kırılgan grupları korumak demektir” ifadelerini kullandı.

Seçim sürecine de değinen Özel, “Partimiz, son yerel seçimlerden beri ağır bir baskı altında olmasına rağmen birinci parti konumunda. Bu baskı rejimi altında hem hayatta kalmaya hem de demokrasi mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.

Özel, sözlerini, “Hepimizi sevgiyle selamlıyorum. Genel seçime doğru ilerliyoruz, mücadelemiz sürecek” diyerek tamamladı.

Paylaşın

Özgür Özel: İmamoğlu’nun Üzerine Beton Dökmeyiz

İBB iddianamesine ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Siyasallaşmış yargının delilsiz iddianamesi kıymetlendirilemez. CHP, İmamoğlu’nun üzerine beton dökmez” dedi.

Cumhuriyet Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ”siyaseten arınma” ve ”çözüm sürecinde cesur olma” çıkışını değerlendirdi.

Özel, CHP’nin geçmişten bugüne vefa ve birlik anlayışıyla hareket ettiğini, mevcut genel başkan olarak önceki liderleri eleştirme hakkı olmadığını vurguladı. Ayrıca Özel, partinin çözüm süreci, İmralı komisyonu ve yeni kurultay süreciyle ilgili yaklaşımını da detaylı biçimde açıkladı.

CHP’de koltuk Atatürk’ten miras olduğu için hem genel başkana hem önceki genel başkanlara yaklaşımın çok özenli olması gerektiğini vurgulayan Özgür Özel ”Önceki genel başkanların eleştiri hakkı var ama bizim mevcut genel başkan olarak onları eleştirme hakkımız yok. Vefa göstermeliyiz. Meseleye hep öyle yaklaştık. İki yıldır bunun dışında bir tavrımız olmadı. Bugün de bunu terk etme niyetinde değiliz” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları, parti tabanında ve CHP’ye umut bağlayanlarda ciddi bir tepki yarattığına değinen ve bu tepkilerin önünü almakta zorlandıklarını belirten Özel, CHP’nin çözüm süreci noktasında hep somut adımlar attığını ve 29 maddelik demokratikleşme paketini masaya koyduğunu hatırlattı.

Özel, ”İmralı’ya gitme noktasında tavrını net olarak belirlemiş bir genel başkana yönelik eleştiriler, partiyi üzdü” dedi. Özel, geçmişte benzer saldırılar ve iddialar yaşandığını, ancak bugün CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik iddianameyi siyasi olarak değerlendirdiğini söyledi.

Özgür Özel, ”15.5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği Ekrem İmamoğlu’nu yalnızlaştıracak, üzerine beton dökecek bir işin içinde CHP olamaz” diye konuştu. Özel, partinin tabanının büyük çoğunluğunun iddianamenin siyasi olduğunu düşündüğünü belirtti.

CHP Lideri, ”Bu iki açıdan mevcut genel başkan olarak zorlandığımı ifade etmeliyim. Ama sakinliğimizi, sağ duyumuzu korumak zorundayız. Sonuçta Kemal Bey’i de arayıp kurultaya davet edeceğim. Ben Kemal Bey’in bu açıklamasının parti tarihinde bir istisna olarak kalmasını ümit ediyorum. Bunun için üzerime düşen bir şey varsa yapacağım. Kendisini kurultaya da davet edeceğim” diye konuştu.

Parti içinde önceki genel başkanlarla sürekli iletişim hâlinde olduklarını ve onları istişare heyeti gibi değerlendirdiklerini dile getiren Özel, ”Mevcut genel başkan talebi halinde aday olur, diğer adaylar da imza toplama hakkına sahip olur. Delege üzerinde hiçbir baskı yok” ifadelerini kullandı.

Bu kurultayla birlikte CHP’nin kuruluş değerlerinden sapmadan, Türkiye’deki tüm demokratları kucaklayan bir çizgiye oturacağının altını çizdi.

Kurultay hedeflerine değinen Özel, ”Partiyi kuruluş değerlerinden bir yere savurmadan, Türkiye’deki bütün demokratların partisi yapmaya yönelik anlayışı da yerleştirerek; bütün demokratlara hem kadrolarıyla hem politikalarıyla kucak açan; sandığı, demokrasiyi koruyan, ortak bir gelecek kurabilmeyi merkeze oturtan bir yaklaşımımız var. Ama savunduğu değerleri daha doğru anlatıp; merkeze Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sandığı koruma refleksini koyacağız” ifadelerini kullandı

Özel, Bu programdan sonra CHP sorunları söylemekten çok, çözümleri söyleyen yeni bir evreye geçtiğinin altını çizdi.

CHP Lideri, ”Program seçim vaadi duymak isteyenler için hâlâ soyut kalabilir. Onu da Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi ile yapacağız. Bugünkü Gölge Kabine, ofise evrilecek. Orada bol bol çözüm söyleyen bir söyleme geçeceğiz” diye konuştu.

Kürt sorunun çözümü için kurulan komisyonda somut önerilerle hareket edeceklerine değinen Özel, nefret söylemiyle mücadele, kadın cinayetleri, anadilin öğrenilmesi, ”terör” tanımlarının düzenlenmesi ve fikir özgürlüğü alanında önemli adımlar atacaklarını vurguladı.

Komisyon’un İmralı ziyaretine ilişkin süreci de değerlendiren Özel, AKP ve MHP’nin siyasi hesaplar üzerinden süreci yürüttüğünü, CHP’nin ise şeffaf ve net bir tutum sergilediğini kaydetti.

Özel ”Samimiyetsiz bir tutum. AKP zaten ilk günden beri derenin boyunu MHP’ye ölçtürerek tamamen bu işi bir siyasi rant ve risk alanı olarak yönetiyor. Bize bazı eleştiriler yapıyor ama hiç olmazsa CHP’nin tutumu net ve samimidir. Biz komisyona girdik, katkı irademizi ortaya koyduk. Koymaya devam ediyoruz” dedi.

İmralı ziyareti sürecinde AKP’den gelen gizli ziyaret teklifini de değerlendiren Özel, sürecin AKP ve MHP tarafından siyasi hesaplarla yürütüldüğünü söyledi: ”Bize ‘Siz de gelin, video olmayacak, fotoğraf olmayacak’ dediler. Biz buna itibar etmedik ve şeffaf tutumumuzu koruduk. İmralı’daki tutanakların komisyon üzerinden paylaşılmasını istiyoruz. Gizli tutulacak bir şey yoksa kamuya açıklanmasını destekleriz” ifadelerini kullandı.

Mevcut anayasa ile ilgili eleştirilerini yineleyen CHP Lideri, iktidarın anayasa ihlallerine dikkat çekti. ”Bu iktidarla yeni bir anayasa yapamayız. Mevcut anayasanın ihlali bu kadar fazla olursa yeni anayasa oyun kurmak için yapılır” diye konuşan Özel,ayrıca Siyasi Ahlak Yasasıyla ilgili tekliflerini Meclis’e sunduklarını da belirtti.

Özgür Özel siyasetçilerin gelir ve mal varlıklarının şeffaf şekilde denetlenmesini amaçladıklarını da açıkladı.

Yeni parti programı ve laiklik eleştirilerini de değerlendiren Özel, ”Altı Ok’un altısını da aynı özenle tarif ettik. Eleştiriler bize ulaştı, nihai metin kurultaya sunulacak” dedi. Özgür Özel, programın somut önerilerle zenginleştirileceğini ve CHP’nin çözüm üreten bir parti konumuna geçeceğini vurguladı.

Özel, sözlerini şöyle noktaladı: ”CHP geçmişten bugüne, tüm demokratik değerleri savunan bir partidir. Partimizi, sandığı, demokrasiyi ve ortak geleceği merkeze alarak güçlendirmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Özgür Özel: Ülkesini Seven Arkamdan Gelsin

Partisinin Manisa İl Kongresi’ne konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da partisinin 39’uncu Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Özel buradaki konuşmasında hayatını kaybeden Ferdi Zeyrek nedeni ile kendisi için duygusal yönü çok ağır olan bir kongrede olduğu ifade etti.

Özel konuşmasında şu anda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki adayın yarıştığını birisinin Silivri’de diğerinin de bin 500 odalı sarayda olduğunu ifade etti. İmamoğlu’nun alnının açık, başının dik ve hükümet programını çalıştığını söyleyen Özel, o gün İmamoğlu aday olamazsa partiden başka bir ismin aday olacağını ancak mücadelede en ufak bir eksilme olmayacağını dile getirdi:

“Her şeye rağmen iki aday yarışıyor şu anda. Birisi bin 500 odalı sarayda. 14 tane uçağından canı hangisini çekerse ona biniyor. Yüzen sarayı ayrı, yazlık sarayı Okluk’ta, kışlık sarayı Ahlat’ta. Her imkan elinde. Ama ruhu dar, sanki yerin yedi kat dibinde. Diğer tarafta 12 metrekarelik bir hücrede biri var. Alnı açık, başı dik, morali yüksek. Ve oradan Cumhuriyet Halk Partisi’nin parti programını, kendisinin hükümet programını ve Türkiye’ye nasıl yöneteceğimizi çalışıyor.

Gün gelip özgür kalıp ya da adaylığı önünde bir engel olmayıp, aday gösterdiğimizde Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olacak ve Cumhurbaşkanı olacak. İşte hem o gün gelene kadar, o gün tut ki aday yapamadık, bir nefer, partiden bir nefer adaylaşacak. Ama mücadelede en ufak bir eksilme olmayacak. Ve hep beraber bu süreci birlikte götüreceğiz. Şimdi Ekrem Başkan’ın yerine bize Cumhurbaşkanı adayı soruyorlar.

Ben geçmişte de bunu hep öyle düşündüm, hep öyle söyledim. ‘Ekrem Başkan’ın yerine Cumhurbaşkanı adayınız var mı?’ Diyorum ki ‘Var.’ ‘Kim?’ Vallahi ben değilim. Sensin, bu salonda oturan herkes benim Cumhurbaşkanı adayım. Benim Cumhurbaşkanı adaylarım sizsiniz. Sizin kadar da benim. Sabahleyin yataktan ‘Eyvah ya, bugün de başımıza ne gelecek?’ diye değil, ‘Hadi bakalım iktidara bir gün daha yaklaştık’ diye kalkmanın zamanıdır.”

“Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak”

Özel konuşmasının devamında Erdoğan’ın sermayeye, yargıya, istihbarata, Barrack’a ve Trump’a güvendiğini, iktidarını sürdürmek için her şeyi göze aldığını ifade etti. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmeye giderken, “Beni seven arkamdan gelsin” sözlerini kullandığını belirten Özel, Manisa’dan İstanbul’a gideceğini söyledi.

Özel, Fatih Sultan Mehmet’in sözlerine atıfta bulunarak, “Beni seven arkamdan gelsin. İktidara yürümeye, bir devri kapatıp bir devri açmaya hazır mıyız? Bir devir kapanacak, yeni bir devir açılacak. Beni seven arkamdan gelsin, ülkesini seven arkamdan gelsin.” şeklinde konuştu. Bu sözler salondakiler tarafından alkışlarla karşılandı.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’ın “Avrupa’ya Şikayet” Sözlerine Dikkat Çeken Yanıt

Erdoğan’ın “Avrupa’ya şikayet” sözlerine yanıt veren Erdoğan, “Biz bir kelime eksik söylersek siz bu milleti susturacaksınız, biz bir adım geri gidersek siz bu ülkeyi 50 yıl geri götüreceksiniz. Ne bir kelime eksik konuşacağız ne de bir santim eğileceğiz. Biz içeride de dışarıda da Türkiye’nin kazancını gözetiriz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özgür Özel konuşmasında şunları kaydetti:

“Madrid ve Brüksel’de programlarımız yurt içinden ve yurt dışından büyük ilgi gördü. Tabii ilgi gösterenlerin başında da Sayın Erdoğan var. Çünkü Sayın Erdoğan öyle bir anlayışa sahip ki, geçmişte kendine helal olan şimdi onun yönettiği ülkede muhalefete haramdır. Onun sevabı bizim günahımız olacak. O ne yapmışsa geçmişte yapmış olacak ama bugüne gelince o her şeyi yapacak, muhalefet susacak. O bir çerçeve çizecek. Muhalefet onun içinde yapılacak. Çizdiği sınırların dışına çıkılmayacak. Ayrıca Türkiye’de üniversitelerde başörtüsü sorunu varken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceksin, dava açacaksın. Dava kazanacaksın.

Devletten tazminat alacaksın. Bu Avrupa’ya şikayet etmek olmayacak. O gün de yapılanın yanlış olduğunu, hak aramanın meşru olduğunu söylüyordum. AK Parti’ye kapatma davası açılacak. Üçerli dörderli heyetler yapacaksın. Dünya başkentlerine gideceksin. Kendi ülkendeki bir yargı sürecini dünya başkentlerine anlatacaksın, bu meşru olacak. 15 Temmuz akşamı ne istediyse verdiklerin, etle tırnak oldukların, altına F16 çektiğin, tank verdiklerin demokrasiye karşı darbe girişimine girişecek.

Biz senin bize yaptığın husumetleri, haksızlıkları her şeyi bir kenara bırakıp demokrasinin yanında darbenin karşısında bulunacağız. Sabah ilk teşekkür telefonunu bize açacaksın. Sonra diyeceksin ki CHP’nin uluslararası bağlantıları çok güçlü. Yardım edin bu darbeyi dünyaya birlikte anlatalım. O zaman bunların hepsi olacak. Yani darbenin mağduruyken yurt dışına gidip anlatacaksın. Sonra yıllar önce ya bu demokrasi bizim anlayışımıza ne kadar uygun diyene bir trendir, tramvaydır. İşimize girdi geldi, bindik işimize gelmediğinde ineriz dediğin yaklaşımla uyumlu olarak yıllarca seçim kazanınca milli irade bir kere kaybedince kirli irade.

Bahçeli, kol kırılsın yen içinde kalsın diyor. Sayın Bahçeli, sayın Erdoğan kırılan kol bizim, kırılan kalp bizim, aileleriyle tehdit edilenler bizim arkadaşlarımız. Sayın Bahçeli, kızılcık şerbetini Erdoğan’ın etrafındakiler içsin, biz kan kusalım istiyorsunuz. Kusura bakmayın hiçbir yerde o yoğurdun bolluğu kalmamıştır, CHP milleti ile birlikte ayaktadır, hakkını aramaktadır, sonuna kadar da arayacaktır. Türkiye’nin 6.5 milyon oy almış siyasi partisiyle tokalaşıyoruz diye bizi terörist ilan ediyordunuz. Yıllarca bebek katili dediğiniz kişiye kurucu önder diyorsunuz. Bunların hepsi milletin gözü önünde oluyor.

Erdoğan’ın “Avrupa’ya şikayet” sözlerine yanıt

Biz bir kelime eksik söylersek siz bu milleti susturacaksınız, biz bir adım geri gidersek siz bu ülkeyi 50 yıl geri götüreceksiniz. Ne bir kelime eksik konuşacağız ne de bir santim eğileceğiz. Biz içeride de dışarıda da Türkiye’nin kazancını gözetiriz. İktidarda kalabilmek için her tavizi veren kendini düşünen bir iktidar anlayışı var. Erdoğan ortaya çıkan görüntüden çok rahatsız olmuş. Diyor ki siyasi hayatımın hiçbir yerinde eğilmedim, bükülmedim. Sayın Erdoğan’ın omurgalı duruşundan birkaç tanesini hatırlayalım. Rus uçağı düşürülünce cumhurbaşkanı ve başbakan yarışa girdi. Erdoğan çok kızdı, ben düşürdüm dedi. Putin, senin ailenin zenginleşmesini ve taşıdığı petrolleri AB’ye sunacağım dediğinde özür mektubu yazdı. Çok omurgalı bir duruş gösterdi.

Trump’tan bir telefon geldi. Rahip Brunson akşamüstü kendini Beyaz Saray’da buldu. Trump her aklına geldiğinde nasıl verdi ama papazımı diye konuşuyor. Çok omurgalı bir duruşu var Erdoğan’ın. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği söz konusu oldu. Biz dedik ki NATO’da açık kapı politikası var. NATO’nun o kanadının da güçlenmesi lazım. Vay Finlandiya İsveç vaktiyle PKK’lılar iki tur döndüler orada eylem yaptılar. Siz nasıl PKK’nın hamisi ülkeyi NATO’ya sokarsınız dedi. 4 ay sonra günü geldi. İlk imzayı kendi attı. Kalemi Avrupalıların elinden kaptık. İlk imzayı kendi attı. Ama omurgalı bir duruş sergiledi Erdoğan Batı’ya karşı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne 15 Temmuz’dan sonra darbenin finansörü dediler.

Yeni Şafak gazetesinden Emiri’in fotoğrafını basıp darbenin finansörü altına kocaman puntolarla şerefsizler diye manşet attılar. Daha sonra gidip Birleşik Arap Emirlikleri’nde kardeşine sarılmaz insan o kadar. Emire öyle sarıldı. Para istedi yaklaşan seçimler için. Cemal Kaşıkçı cinayeti bu ülkenin topraklarında işlenen bir cinayetten Suudi Arabistan’ı doğrudan sorumlu tutup katil ilan edip daha sonra doların yeşilinin ucunu gösterdiklerinde dosyayı iadeli taahhütlü bile değil, tek taraflı karşı tarafa ön ödemeli olarak Erdoğan aldı yolladı yetiştirdi.

Trump Erdoğan’a aptal olma diye mektup yazdı. O mektubu katlarım cebime koyarım dedi. Hala orada duruyor. Dışişleri Bakanı bizden randevu dileniyorlar dedi. Bunu dedikten iki gün sonra randevuya gitti. ABD elçisi Trump akıllı adam. Erdoğan’da olmayanı verecek. Kendisine meşruiyet verecek her şeyi alacak. Çok da güzel olacak sonu dedi. Tam da dediği gibi gitti. Boeingleri satın aldı. Pahalı gazı satın aldı. Nadir toprak elementlerini peşkeş çekti. Ne varsa verdi. Karşılığında hileli seçimleri en iyi bu bilir ama seçim yapılırsa bu kazanır diye Türkiye’de olmayan meşruiyeti güya Trump’tan aldı. Omurgalı duruş diyorsun ya. Omurga dediğin 33 omurdan oluşur. 6 tanesini bir nefeste saydım. 33 tanesini iki nefesle saymazsam namerdim.

Eğer sen omurgalıysan şimdi bir omurgalı duruşu daha hep birlikte yaşıyoruz. Milletin önünde bir konuşalım. Gazze’de 2 yıldır İsrail’in soykırımı var katliamı var. Mısır’da bir ateşkes mutabakatı imzalandı. Biz ilk baştan beri bu sürece hep şöyle yaklaşıyoruz. Bu adil bir barış değil. Ama Aliye İzzetbegoviç’in söylediği gibi kötü bir barış süren bir savaştan iyidir. Hiç olmazsa 67.000 Filistinli ölmüş. Yarısı kadın ve çocuk. Bundan sonra ölümler durdurulamıyordu. Gazze tamamen sürülüp gidiyordu ve Trump’ın oradaki hayalleri ortadaydı. Kan akmamasına, çocukların açlıktan ölmemesine, kadınların ölmemesine, ekmek kuyruktakilerin taranmamasına bir umut varsa peki dedi bütün dünya.

Mahmut Abbas bile peki dedi. Biz de peki dedik takip ediyoruz. Beklentimiz katliamların tamamen durması, insani yardımların ve sağlık hizmetlerinin eksiksiz sağlanması, bağımsız bir Filistin devletinin tanınması ve Gazze’nin Filistin toprağı olarak muhafaza edilmesi. Bunun dışında bir şey istemek zaten Filistin davasını terk etmek, Filistin’i yalnızlaştırmak ve İsrail’in kayığına binmektir. 2 yıldır kararlı bir şekilde savunduğumuz bu meselede Erdoğan iktidarının ikircikli tutumunu her seferinde eleştirdik. Gazze İsrail işgalinden kurtarılıp Trump’ın ilhakına açma hevesine de uyanık ve temkinli bir şekilde yaklaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz tüm uluslararası örgütlerde de bu tehlikeye dikkat çekiyoruz.

Dün Mısır’da Trump’ın şımarık ve alaycı bir şovunu bütün dünya ibretle izledi. Trump bu şovdan saatler önce İsrail parlamentosunda bir konuşma yaptı. Netanyahu’ya sen bir savaş kahramanısın dedi. Ve dedi ki herkesin içinde ona kullanması için en iyi silahlarımızı verdik. O da iyi bir iş çıkardı dedi. Tek tek İsrail parlamentosunun başkanı savaş suçlularını anons etti. O katliamları yapanları. O komutanlar tek tek ayağa kalktılar. Bütün salondan alkış aldılar. Çoğunda Trump da ayağa kalktı. Ayakta alkışladı onları. 67 bin kişinin katillerini. En şahin bakanlar anons edildi. En çok onlar alkış aldı.

“Dün iki yerde sevinç vardı birisi İsrail Parlamentosu biri de AKP’nin yandaş basını”

Trump da onları ayakta alkışladı. Sumud Filosu’na saldıranları ayakta alkışladılar. Ve Trump döndü dedi ki ‘sevinebilirsin mutlu olabilirsin. Savaşı sen kazandın’ dedi Netanyahu’ya. Başardın dedi. En iyi silahlarımı sana verdim. İyi iş çıkardın dedi dakikalarca alkışlandı. Sonra oradan Mısır’a geçti ve herhalde Türkiye’yi yurt dışındaki birçok konuda Erdoğan’ı takip ediyoruz. İzliyoruz. Zaman zaman doğru tutum aldığında destekliyoruz diyoruz. Hiç çekinmeden bu kürsüden söyledim. Rusya Ukrayna arasında taraf olmamak, barışa alaycılık etmek, tahıl koridoruna çalışmak doğru iş. Biz de olsak aynısını yaparız dedik. Çoğu zaman yanlışlarını eleştirdik. Ama hiç dünkü kadar utanmamıştım. Hiç dünkü kadar midem bulanmamıştı.

İsrail parlamentosundaki o şov yetmezmiş gibi bir de güya Netanyahu da gelecekmiş de Erdoğan karşı çıkmış. Ya Netanyahu nereye geliyor? Nereye geliyor Netanyahu? Eli kanlı adam. Katliamların faili soykırımcı Netanyahu. Bizim onu Lahey’de yargılatmamız lazımken 67 bin kişinin kanının hesabını sormamız lazımken neredeyse bir araya geleceklermiş de karşı çıkılmış marşı çıkılmış. En büyük utancım şu. Dün iki yerde sevinç vardı. Birisi İsrail parlamentosunda İsrail basınında bile bu kadar değil. İkincisi AK Parti’nin yandaş basınında. Buradan dün yaşananları bir başarı, bir zafer, Hamas direndi, Erdoğan kazandı.

Ya ne Erdoğan kazandı? Erdoğan yıllarca Trump’a sustu. Trump Netanyahu’yu övdü, önünü açtı. Ekmek kuyruğunda kadınlar tarandı. Gık demediniz. Gık demediniz. Parmağınızı oynatamadınız. Ne zamanki oradaki bölüşüm meselesinde anlaştılar, hidrokarbonlar Amerika’nın, Gazze’de Amerika’nın ilhakı olacak bütün 150 ülke Filistin’i tanımışken kendilerince manevra yaptılar. Bizim yandaş basın utanmadan, sıkılmadan İsrail parlamentosundaki o havayı görmeden bunu Erdoğan’a bir yurt içinde acaba iç siyasette faydası olur mu diye bir başarı gibi göstermeye çalışıyor.

Beyler buradan hepinizin gözünün içine baka baka söylüyorum. Hey biz yas eviyiz. 67 bin tane cenaze var orada. Siz İsrail’in düğün evinin defçisi gibi davranıyorsunuz. Yazıklar olsun hepinize. Yazıklar olsun. Yarısı kadın, çocuk 67 bin Filistinli katledilmişken İsrail’in davuluyla zurnasıyla halaya duran yandaş basına diyorum ki sizde ne yerlilik var, ne millilik var. Şu kadar vicdan yok. Sadece yalakalık var. Sadece yalakalık var. İmzalanan şey barış anlaşması değil ateşkes mutabakatı.

Erdoğan’ın imzasıyla poz verdiği belge bir niyet beyanı. İçinde bağımsız Filistin devleti yok. İki devletli çözüme atıf yok. Gazze’nin Filistin toprağı olduğu yok. Filistin’in seçilmiş Filistinliler tarafından yönetilmesine ilişkin irade yok. 70 bin kişiyi öldürenlere karşı bu insanlık suçuna karşı bir uluslararası hukuk hatırlatması yok. Ne var? İsrail’de düğün dernek var. Bizim utanmazlar da Türkiye’de konvoy yapıyorlar İsrail’in peşinden. Yazıklar olsun. Bu konuda bu konuda biraz önce söyledim.

Nasıl efendim bizim çizdiğimiz alanda siyaset yapacaksınız. Biz lokomotif olduk. Katar gibi peşimize takılacaksınız vagon yapacaksınız çuf çuf ben başı çekeceğim. Muhalefet arkama dizileceksiniz. Geç onları Erdoğan, geç onları. Çok geride kaldı onlar. Doğru bildiğimizi söyleriz, savunuruz. Erdoğan’ın ne arkasına diziliriz, ne yanına diziliriz. Ne zamanki bu zulüm sürer bunun için içeride mücadele eder, dışarıda anlatırız. Filistin’in dostuyuz. Zalimlerin karşısındayız. Trump’tan medet umanlara söylüyoruz. Mübarek olsun Trump’ınız. Onun da karşısındayız. Sizin de karşınızdayız. Amerika’nın başkanından çekilseydik Kıbrıs Barış Harekatı yapılamazdı.

Dünyanın dünyanın devletlerinden, krallarından, liderlerinden çekinseydik Milli Mücadele başarılı olamazdı. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi kuruluşun, kurtuluşun kurucu iradenin çelik gibi bir iradenin partisidir. Buradadır. Kimse korkmasın. Türkiye’nin çıkarları Cumhuriyet Halk Partisi’ne emanettir. Kimse Trump’a Trump’la Trump’a yapılacak bir iktidar hevesine kapılmasın. Cumhuriyet Halk Partisi geliyor. Tam bağımsız Türkiye geliyor. Trump’tan da bağımsız, Netanyahu’dan da bağımsız.

“Emekliye yapılan zammın 150 katını 19 Mart darbesi için harcadılar”

19 Mart darbesinin maliyeti 160 milyar dolar. Bunu ben söylemiyorum. Bunu devletin kayıtları söylüyor. Sattıkları rezerv, faize binen yük, faiz artışının getirdiği dış borç yükü ve her şey. Her şey. 19 Mart darbesinde harcanan bu para bu milyar ama yeni milyar yani bunun üstüne 6 tane daha 0 ekleyeceksin eski parayla. Eski milyar gibi değil. Yeni paranın milyarı bu. Emekliye yapılan zammın 150 katını 19 Mart darbesi için harcadılar. Asgari ücretliye verilmeyen zammı yani 22.000 liraya biz 30.000 lira yapın dedik. O paranın yok dedikleri paranın 120 katını harcadılar. Çiftçiye destek veriyorlar. Biz diyoruz ki kanuna göre alması gereken gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’i sizin verdiğiniz yüzde 0.2 binde 2 5 katını vermelisiniz. Vermeyiz diyorlar. 100 katını bu darbeye harcıyorlar. Bakın Türkiye’deki bütün çiftçilerin aldığının 5 katını verseler kanuna uygun şekilde nefes alacak oraya vermeyen buraya veriyor.

Ama Plan Bütçe Komisyonu’nda şimdi başlıyor Plan Bütçe Komisyonu yine bütçe görüşmeleri. Geçen sene vazgeçilen gelir vergileri için ayrılan kalem firma çalışmış, üretmiş, satmış, ihraç etmiş, kar etmiş, vergisi çıkmış. 700 milyar liralık vergiyi silmek için bütçeye kalem koyuyorlar. Kur korumalı mevduata 2,5 trilyon lira veriyorlar. Yani param var ama dolara mı koysam koyma dolar yükselir. Faize mi koysam? Sen gel bunu kur korumalı mevduata koy. Faiz neyse veririz. Dolar ondan çok yükselirse aradaki farkı aramızda toplar onu da sana biz öderiz. Kim kim toplandık biliyor musunuz? Asgari ücretliler işçiler, memurlar, çiftçiler, esnaflar. Yani fakirler fakir bıraktıkları aramızda toplayıp 2,5 trilyon lira kur korumalı mevduata para harcadık. Daha bu yıl daha bu yıl 8 ayda faize 1,5 trilyon lira vergi harcadık. Ve burası burası zurnanın zırt dediği yer.

Yoksulun cebine atılan o eli oradan çekeceğiz. Kırıp atacağız. O eli o şefkatli eli milletin sırtına dayayacağız sırtına. Tabii gerçek gündemimiz geçim derdi. Vatandaş tarihin en büyük borç batağında. Rakamlar açıklanıyor. Duymuşsunuzdur. İcra takibine alınan batık kredi 500 milyar lirayı geçmiş. Ama esas mevzu ne biliyor musunuz? Bireysel kredi borcu 5.3 trilyon lirayla kendi rekorunu kırdı geçen ay ve bu yılın ilk 8 ayında ocaktan ağustosa kadar 2 milyon yeni kişi icra takibine alındı. Ve icradaki dosya sayısı 24.645.000’e çıktı. Yani 22 milyonmuş 24 milyona çıkmış. 2 milyon yeni hacze uğramak üzere olan icra dairelerine dosyası düşmüş olan vatandaş var sadece 8 ayda. Ve nüfusa oranlandığında 10 kişiden üçünün icra dosyası var memlekette. Her 10 kişiden üçünün icraya düştüğü bir noktadayız.

Merkez Bankası’nın faizi yüksek düşecekti ne güzel. Araya 19 Mart’ı yaptılar. O yüzden faizleri tekrar arttırdılar. Milleti zarara soktular. Ama faiz 40.5. Ama öyle bir geçen hafta söyledim çok büyük dikkat uyandırdı. İnsanlar bazen de veriyorlar da verdiklerinin farkına varmıyorlar. O rakamı geçen ay söylemiştim. Bunu bir kez daha gösterelim istedik. Bunu unutturmayacağız. Geçen hafta demiştim. Hem grubumuz bunun mücadelesini verecek. Plan Bütçe Komisyonu’nda Meclis Genel Kurulunda hem sokaklarda.

Bakın memlekette faiz yüzde 40 ama kredi kartına ve kredili mevduat hesabına uygulanan faiz yüzde 4,5. Üstüne de yüzde 30 vergi alıyor. BSMV banka, sigorta, muamele vergisi ve kaynak kullanımı destekleme fonu yüzde 5.85’e geliyor aylık. Bunun her ay 5,85 yıllık bileşeni yüzde 95. Merkez Bankası politika faizi 40 ama kredi kartını borcu borçla çevirmeye çalışan bu vatandaş 40,5’in üzerine yüzde 50 gariban olma bedeli. Gariban olma bedeli ödüyor ve yüzde 95 faiz alıyor.

Şu yüzde 40’a göre parası olana verilen ve sonra geri alınan kredilerde bu rakamlar bunun biraz üstü uygulanıyor. Ama bu amcama yüzde 95 faiz uygulanıyor. Öyle bir noktadayız ki bakın zenginseniz örneğin 5 milyon lira faiz geliriniz var. Sizden alınan vergi sadece yüzde 17,5 stopaj. Parayı bankaya koyuyorsun. Milyonlarca lira faiz alıyorsun. yüzde 17,5’unu stopaj diye kesiyorlar. Bu amcamın kredi kartı borcunu öderken sırf yüzde 30, sırf yüzde 30 vergi alıyorlar. Faiz de alınan vergi 17,5 batmış adamın bankaya ödediği kredi kartına işlenen faizde yüzde 30 vergi var. Ve katlanıyor yüzde 95’e geliyor.

Bir yandan bir gün sabah kalkıp da yıllardır yüzüne bakmadıklarının elini sıkanlar bir yanda biz durduğumuz yerdeyiz. Gelinen aşamada bazı uyarıları yapmamız gerekiyor. Komisyon orada dinliyor, dinliyor. Biz komisyona girerken de söyledik. Yeni anayasa konuşulmasında biz yokuz. Vize sorunundan kurtulmak, dünyanın en pahalı internetinden kurtulmak lazım. Bunun için var. Bu iş 80 yaş üzeri birkaç kişinin akran dayanışmasına kurban edilemez.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Trump’a Sarılarak İktidarda Kalamazsın

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a ABD ziyaretini hatırlatarak, “Trump sayesinde oturulan koltuk, meşru koltuk değildir. İnsanı bir makama millet getirir. Seni de getirdi. Millet götürür. Seni de götürecek” dedi ve ekledi:

“Darbeye niyetlenerek, Amerika’dan icazet alarak, iktidarı Trump’a yaslanarak sürdürerek asla devam edemezsin. Milletin gönlünden kopan, gözünden düşen, iktidardan da düşecek. Trump‘a sarılarak iktidarda kalamazsın. Millete sarılıyoruz, seni iktidardan göndermeye hazırlanıyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Şişli’de düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde konuştu. Konuşmasına “Utangaç Vatanım” şiiriyle başlayan Özgür Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Kaldır başını utangaç vatanım
Mutluluğuna birkaç fırça vuracağız
Bütün renklerle onurlu güzel yarınlar kuracağız
Saklında dursun umut
Yaranı bunlar saracaktır
Elimden tut eğme başını
Biliyorsun,
Hiç bir güzellik sensiz yaşanmayacak.

Hepimizin arkasında olduğu Ekrem Başkan’a selam olsun. Bugün 60’ıncı kez, hep beraber 60’ıncı eylemi yapmak üzere buradayız. Otobüsün üstünde bugün de Balıkesir’den Ahmet Akın evladınız var. Ama en gencimiz, yaşına rağmen ‘Genel Başkanımın arkasındayım, partimin yanındayım’ diyen Hikmet Çetin başkanım yok. Ona buradan selam olsun. Sevgili Hikmet Çetin ağabeyimiz, maalesef bir rahatsızlığı için tedavi görüyor Tedbiren orada yatıyor, gözü burada, kulağı burada.

İnsanlara çocukları ile yakınları ile tehditler, sürgünler var. Sağlıkları ile tehdit etmek, ailelerinin gözyaşı önünde onlarla uğraşan bir anlayış var. Artık bu işin son bulmasını, iddianamenin ortaya çıkmasını ve yanıtlarını vermememizin zamanı geldi. Tam 200 gündür her sabah bir yalan uydurup üzerinde tepiniyorlar. Biz o iddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak için değil yargılamak için bekliyoruz.

AKP artık siyaset üretemiyor. Erdoğan mindere çıkmıyor, partisine güvenmiyor. ‘Artık bana bunları yenecek başka bir kuvvet lazım’ dedi ve bakan yardımcısını gönderip AKP Yargı Kollarını kurdu. Bugün Çağlayan Adliyesindeki Cumhuriyet Başsavcısı, Başsavcı değildir. Anayasaya göre siyasete atılırsa, aday adayı olursa oraya dönemez.

Oysa hakimlik yaptığı adliyeden Ankara’ya gitti. Bakan yardımcısı oldu. Fevkalade siyasi bir görevi üstlendi. Sonra buraya geldi. Aldığı hiçbir karar, hiçbir soruşturma ne Anayasa’ya uygundur ne etiğe uygundur. Bugün bir partinin Yargı Kolları Genel Başkanlığından başka hiçbir görevi yapmamaktadır. Bu zulmü de onu atayana da hesabını soracağız.

Mahkemeyi görecek hakimi etkileyecek şekilde konuşmaması gereken Başsavcıya HSYK hiçbir şey söylemiyor. Gizli olan soruşturma evrakları yandaş gazetecilere servis ediliyor. Arkadaşlarımızı perişan ettiler, boyun eğdirmeye çalıştılar. 200 günün sonunda hala iddianameyi hazırlamayıp basına bilgi notları yolluyorlar.

Tuğla gibi iddianame hazırlıyormuş. Balyoz ve Ergenekon soruşturmalarına demişlerdi. Tuğla gibi iddianameyi Zekeriya Öz yazmıştı. Kuddisi Okkır’a kasa diyordu, cenazesini beş parasız Silivri Belediyesi kaldırdı. Ahmet Tatar’a suikastçı dediler, kendi yaşamına son verdi ve hiçbir alakası olmadığı ortaya çıktı.

İlker Başbuğ’a terörist dediler, İlhan Selçuk’a darbeci dediler ama ne oldu? Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal’a müebbet verdiler. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal Meclis koridorlarında alnı ak, başı dik dolaşıyor. Tuğla gibi iddianame hazırlayan Zekeriya Öz, sıçan gibi kaçtı.

Türkan Saylan’ın evini basan polisin çocuğuna Çağdaş Yaşam burs verdi. Demek ki neymiş bizim gibi insanlar düşmanlarına benzemiyormuş. Bakın nasıl bir kötülükle karşı karşıyayız kimi görürseniz anlatın. Erdoğan, 5 güçlü rakibin içinden yüzde 23 oyla seçildiğinde kendisi hakkında dünya kadar soruşturma açıldı. Rüşvetle, irtikapla, terör örgütüne yardımla suçlandı. Bir gün kapısına polis gitti mi?

Giden polis Emine Hanım’a ‘Çekil Tayyip’i almaya geldik’ diyor mu? Sorun bakalım, bir gün Vatan Emniyette tutuldu mu? Bir gün tutuklu yargılandı mı? Yargıtay cezasını onaylandı, Pınarbaşı Cezaevinden aranarak çağrıldı. Bir polis kolundayken fotoğrafı servis edildi mi? Bu tarafta evini arayan polisin çocuğunu 5 sene okutacak yapıda birisi Türkan Saylan, bu tarafta kendine yapılmayanı 30 sene sonra rakibine yapan, 17 yaşındaki çocuğun diplomasını 31 yıl sonra iptal ettiren, kötülükten başka bir şey düşünmeyen bir korkak var.

Sen rüşvetten, irtikaptan, zimmetten yargılanırken iktidar olmak yardımına yetişti. Lehinde oy verenleri AYM’ye taşıdın. Sana yapılmayanları arkadaşlarımıza yaptığını millet görüyor. Milletin gözünden de gönlünden de düştün. 1 ay sonra birbirinin gözlerine bakamayacak diyordu. Nasıl iddialı iftira. Dilek Hanım’ın gözüne bakalım. 1 ay dedin 6 ay 20 gün geçti. Ben Şişli’de on binlerin yüzüne bakıp söylüyorum, Arkadaşlarımız masumdur.

Bizi birbirimize düşürmek için kayyum denediler, iftiracıları denediler. CHP dimdik ayaktadır. Ama bir yanda bir damat, bir oğlan bir de TikTok’çu Hakan birbirlerini yiyorlar. Manşetlerden operasyon çekenler CHP’yi karıştıramazsınız. Biz birbirimizden ayrılmayız. CHP bu ülkenin son kalesidir. Ele geçmez.

163 ülkede Küresel Huzur Endeksine bakmışlar, Türkiye 146’ıncı. Bizden bir kötü sırada Filistin var. İki yıldır savaş var, soykırım görüyor 67 bin kişi ölmüş. Oradaki huzur Türkiye ile aynı. Bizden daha iyi halde Irak ve Nijerya var. Eskiden herkes telefonun dinlenmesinden şüphe ederdi şimdi normal vatandaş sabah gözaltına alınmaktan korkuyor. Korku imparatorluğuna karşı umudu örgütlüyoruz, 12 metrekarelik zindanlarda moralleri yüksek arkadaşlarımız, bin odalı saraylarında panik halindeki rakiplerine korku salıyorlar.

Bugün bu meydanda bizimle birlikte olan tüm siyasi partilere, tüm sendikalara, tüm derneklere, tüm örgütlere ve tüm yüreklere binlerce teşekkür ediyorum. Bu ülkenin umudunu siz ayakta tutuyorsunuz. İnanın bu meydanlar hem mahkemelerdeki adalet talebinin, hem seçtiklerimize yapılan haksızlıkların karşısındaki adalet talebimizin meydanları.

Hem de tarihin en büyük ekonomik sıkıntılarıyla boğuşan, emeklilerin, emekçilerin, esnafların, çiftçilerin, gençlerin, bütün mağdurların mücadelesini büyüttüğü meydanlar. Sizler böyle bu meydanlara sığmadıkça, bu meydanlardan taştıkça, buraya öfkenizi, direncinizi ve mücadelenizi taşıdıkça, bu kötü günlerden kurtulacağız. Elbette biliyoruz, bu iktidar emeklinin düşmanıdır.

Geldiğinde 8 çeyrek altındı en düşük emekli maaşı, şimdi 2 çeyrek altın. Şaka değil. Tayyip Erdoğan hiç gelmese, hiç karışmasa, hiç emekliye ilişmese, basit hesapla 7 kere 8, 56. Bugün en düşük emekli maaşı 56 bin lira olacaktı. 7 çeyrek altın alıyordu asgari ücret. Hiç bulaşmasa, gelip uğraşmasa, asgari ücretliye hiç karışmasa 7 kere 7, 49. Bugün 49 – 50 bin liraydı asgari ücret. Ama maalesef asgari ücreti 22 bin liraya mahkum etti.

Geçen sene yüzde 44 enflasyon varken yüzde 30 zam verdi bir yılda. Yani her asgari ücretlinin cebinden yüzde 15 sırf enflasyon farkını çaldı. Ayrıca TÜİK 44 gösteriyor ama enflasyon geçen sene 80’di. Şimdi enflasyon sadece eylül ayında, Avrupa’daki bir yıllık enflasyonu bir ayda yaşadı Türkiye. Enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Ve Avrupa’nın en yoksul ülkesiyiz. Dünyanın vergisi en adaletsiz toplanan ülkelerinden bir tanesiyiz.

Şişli’den bıkmadan, usanmadan söylemek lazım. Türkiye’de 100 lira vergi toplanıyor. Bu verginin 66 lirası fabrikanın patronuyla, fabrikanın bekçisinden, hatta sokakta işsiz gezenden eşit alınıyor. Dolaylı vergi. Elektrikten, sudan, telefon faturasından, evladına aldığın sütten, evine aldığın ekmekten, ilaçtan, fabrikatör de milyarder da aynı vergiyi veriyor, en gariban da aynı vergiyi veriyor. Yüzde 66 böyle. Yüzde 23, aldığınız maaşlardan.

Şu AVM’de çalışan emekçi kardeşimin maaşı eline geçmeden kesilen para. Hepinizin daha maaşınıza dokunmadan alınan vergi yüzde 23. Yaptı mı sana yüzde 89. Geriye kalan yüzde 11 bütün holdinglerin, bütün bankaların, bütün ihracatçıların, bütün fabrikatörlerin, bütün şirketlerin toplam ödediği kurumlar vergisi, yüzde 11.

Bunu anlatın. Eğer bunu anlatabilirsek, AK Parti’nin seçmeni bunu bilse bir daha dönüp bunlara oy değil selam bile vermez. MHP’nin seçmeni bunu bilse bunlara dönüp de selam vermez. 100 lira vergi 89 lirası biz garibanlardan, 11 lirası bu zenginlerden. Andolsun ki iktidar olacağız, bunu tam tersine çevireceğiz. Bu mücadeleyi vermeye, hep beraber vermeye, hakkımızı söke söke almaya, kısa çöpün hakkını uzun çöpten, bu milletin hakkını bu ülkeyi yöneten bu uzun adamdan almaya, onu yollamaya, halkın iktidarını kurmaya hazır mısınız? İşte bunun için mücadele ediyoruz.

Ekrem İmamoğlu’nun özgürlük mücadelesi; ülkenin iktidar mücadelesidir. Bizim arkadaşlarımızın özgürlük mücadelesi; emeklinin, 2 çeyrek altına değil, 8 çeyrek altına, 10 çeyrek altına ulaşma mücadelesidir. Siz mücadele etmezseniz, biz mücadele etmezsek, sesimizi yükseltmezsek, direnmezsek, eylem yapmazsak asgari ücrete yüzde 20 zam yapmaya hazırlanıyorlar.

Yani asgari ücreti 26 bin lira yapmaya, bir yıl boyunca daha yani bu sene ocaktan 2026 sonuna kadar ‘26 bin liraya geçinin’ demeye hazırlanıyorlar. Biz buna sessiz kalmayacağız. Asgari ücretlinin hakkını alacağız, emeklinin hakkını alacağız. Vermeyecekler, vermeyenleri indireceğiz, halkı iktidara getireceğiz.

“Trump‘la Erdoğan’ın ilişkisi iyi…”

Birileri durum böyleyken Amerika’ya gidip Trump’tan icazet dileniyor. Ve birileri diyor ki, ‘Erdoğan’ın Trump’la arası çok iyi.’ Doğru. Bana da Erdoğan’ın yaptığı gibi kocaman bir hediye paketi ile gitseler, ben de Erdoğan’ı överim. Trump Erdoğan’ı boşuna mı övüyor? Babasının hayrına mı övüyor? Senin sırtından övüyor, senin sırtından. 225 tane Boeing al, git pahalı sıvılaştırılmış doğal gazı Amerikan şirketlerinden 20 yıllığına al. İstediği her tavizi ver.

Bir de utanmadan memleketin geleceği olan nadir toprak elementlerini Trump’a peşkeş çek. Kendi iktidarınla memleketin geleceğini Trump’la trampa et. Buna ne ben izin veririm, ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, ne de aziz Türk milleti. Bunu çok önemsiyoruz. Bakın bu nadir toprak elementlerini bizimkiler kamyon kamyon çıkartıp, üç otuz paraya Trump’a vermeye kalkıyorlar. Bunlar dünyanın en kıymetli madenleri. Bundan gelişmiş teknolojisi olanlar, Çin – Amerika başta olmak üzere yüksek teknoloji ile nadir elementleri ayırıyorlar.

Yüksek kapasiteli süper mıknatısları ayırıyorlar. Bununla cep telefonları yapıyorlar, bununla lazer teknolojileri yapıyorlar, akıllı cihazlar yapıyorlar. Ve aldıkları paranın binlerce katına bütün dünyaya satıyorlar. Bugün Apple’ın toplam ihracatı 391 milyar dolar, bu geçen sene. Türkiye’nin toplam ihracatı 262 milyar dolar. Türkiye’nin neredeyse 1,5 katı fazla, bir şirket ihracat yapıyor.

Ne sayede yapıyor? Yüksek teknoloji sayesinde yapıyor. Bu Erdoğan, sırf iktidarda kalabilmek için, sırf Trump‘ın desteğini alabilmek için, bunu cevher halinde kamyon kamyon Amerikan şirketlerine verecek, ülkemizin geleceği çalınacak. Bu elementler dünyada her ülkede yok. Türkiye dünyada beşinci sırada. Teknolojimiz o noktaya gelene kadar, biz de onları işleyene, üretene ve değerinde dünyaya satana kadar asla ve asla bu altın yumurtlayan tavuğu kesmemeliyiz.

Altın yumurtlayacak tavuğu Trump‘a teslim etmemeliyiz. Burada diyorlar ki, ‘Trump‘la Erdoğan’ın ilişkisi iyi, Trump Erdoğan’ın koltuğunu tuttu.’ Tutar tabi. Boeing’i alırsan, tutar. Nadir elementleri verirsen, tutar. Ülkenin geleceğini Trump‘a verirsen, koltuğunu tutar. Ayrıca mesajı veriyor. ‘Koltuğun elimde, sözümden çıkma. Çekerim koltuğu altından’ diyor.

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Trump sayesinde oturulan koltuk, meşru koltuk değildir. İnsanı bir makama millet getirir. Seni de getirdi. Millet götürür. Seni de götürecek. Darbeye niyetlenerek, Amerika’dan icazet alarak, iktidarı Trump’a yaslanarak sürdürerek asla devam edemezsin. Milletin gönlünden kopan, gözünden düşen, iktidardan da düşecek. Trump‘a sarılarak iktidarda kalamazsın. Millete sarılıyoruz, seni iktidardan göndermeye hazırlanıyoruz.

Bir yandan da gözümüz kulağımız Filistin’de, Gazze’de. Biliyorsunuz bundan iki hafta önce diğer muhalefet partileri ile birlikte hep birlikte Eyüpsultan’dan Filistin için bir miting yapmıştık. Biz mitingler yaparken iktidar susuyordu. Diğer taraftan Amerika’ya gidip Netanyahu ile kayıkçı kavgası yaparken, onun baş destekçisi Trump‘la görüşmeler ve anlaşmalar yapmaya çalışıyordu.

O gün açıkça söyledim, ‘Bana dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.’ Senin dostun benim dostumdur, senin düşmanın benim düşmanımdır. Bu mantıkla bakarsan Trump’ın dostu Netanyahu’dur. Dostunun dostu, Erdoğan’ın dostu Netanyahu’dur. Burada Trump’a ses etmeden Netanyahu ile yapılan iş, kayıkçı kavgasıdır. Ve eğer sen Netanyahu’ya karşıysan Trump’a da karşı durmayı bileceksin. Çünkü Netanyahu’ya Trump, ‘Savaş kahramanısın’ diyor. Oysa o bir insanlık suçu işleyen soykırımcıdır. Netanyahu’ya ‘Savaş kahramanı’ diyen Trump‘la dostsan, sen Filistin’in dostu olamazsın.

İşte şimdi ilk giden filoya İsrail saldırmıştı. Oraya giden ikinci grupta Mehmet Atmaca, milletvekilimiz. Necmettin Çalışkan milletvekilimiz. Sema Silkin Ün, milletvekilimiz bulunuyorlardı. Üçünü de bugün sabah haksız bir müdahaleden sonra gemileri ile birlikte limana götürdüler. Aldığımız bilgilere göre ki ben kendileriyle telefon irtibatı sağlıyordum, dünden itibaren görüşemedik.

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Arıkan’dan ve Sema Hanım’ın eşinden aldığımız bilgilerle şu anda Filistin’de gözaltındalar. Üç milletvekilimiz tutuklanıp cezaevine konulmaya çalışılıyor. Bu konuda buradan Cumhuriyet Halk Partisi olarak en derin dayanışma duygularımızı iletiyoruz. İsrail’e sesleniyoruz: Aklını başına al. Milletvekillerini, bütün aktivistleri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını ve dünyadan oraya gidip Filistin için dayanışan aktivistleri serbest bırak. Sen savaş suçu işliyorsun, insanlık suçu işliyorsun. Biz Filistin’in arkasındayız, sonuna kadar mazlumlarla dayanışma içindeyiz.

Buradan bir konuyu dile getireceğim. O günleri hatırlayacaksınız ve bugünü hatırlayacaksınız. Biliyorsunuz, Saraçhane’de ilk gün ‘Ne olacaksa bugün olacak’ demiştik. ‘Koşun gelin, seçtiğinize sahip çıkın, iradenize sahip çıkın’ demiştik. Onlar o gün, sizler Saraçhane‘ye ulaşmayın diye köprüleri kaldırdılar, gemileri bağladılar. Oraya ulaşan metroların istasyonlarını kapattılar. Bütün otobüs seferlerine engel oldular. Ama yedi kilometre uzaktan koştunuz, 100 binler oldunuz, 500 bin oldunuz, bir milyon oldunuz ve Ekrem Başkan’a, Saraçhane binasına sahip çıktınız, kayyımı püskürttünüz.

Biz Saraçhane’de 1 milyonken o meydanı görenler vardı bir de o meydanı görmezden gelenler vardı. Görmezden gelenlere dedik ki bizi görmeyeni biz de görmeyeceğiz. O meydanı görmeyen NTV’yi hatırlıyor musunuz? Reytingler 2,5’tu en son reytingi 0,47. Beter olsun. Boykot listeleri yayınladık. İzlemeyin, alışveriş yapmayın. Liste uzadı.

Biz boykot dediğimizde bir talep yükseldi. Bir kahve zinciri (Espressolab) için dediler ki kampüslere geldi, kahveleri zincirleştirdi, fiyatları arttırdı. Bizimle görüşmek istediler, gençlere yönlendirdik. O kahve zinciri kampüslerde ve tüm ülkede cirosu 1/10’a düşmüş.

Kampüslerdeki fiyatları düşürmüşler, gençler kabul etmedi. Hangi kampüsteysek bütün karımızı 19 Mart’ta zarar gören öğrenciye burs olarak, maaşı kesilenler için oluşturulan fona aktarıyoruz dediler. CHP olarak kurumsal boykot listesinden çıkardık. Takdir gençlerin. Bize yan bakanı protesto etmeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Sert Yanıt: Nasıl Konuştuğunu Bileceksin

Devlet Bahçeli’nin, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin açıklamalarına sert tepki gösteren Özgür Özel, “Sayın Bahçeli, kimle konuştuğunuzu, nasıl konuştuğunuzu bileceksiniz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Baba ocağına sahip çıkan grubumuza ve onları destekleyen tüm demokratlara yürekten selam olsun. 70 gün aradan sonra yeniden Meclis çatısı altındayız. Maalesef bu 70 günde 3 büyük krizi yaşamaya devam ettik; Demokrasi krizi, adalet krizi, ekonomik kriz… Yetmiş günde ülkenin sorunları büyürken bizler de mücadelemizi büyüttük. Yaz boyunca seksen bir ilde çalıştık. Derdi olanların ayağına gittik, sorunlarını dinledik.

Partimize yönelen saldırılara karşı bir arada durduk, kenetlendik. Birileri klimalı salonlarda kendi atadıklarına kendini alkışlatırken biz yetmiş günde yirmi büyük eylem yaptık. 19 Mart sonrası altmışıncı eylem için de yarın yine İstanbul’dayız, meydanlardayız. Biz milletten aldığımız güçle biz meydanları doldururken bizimle siyasi rekabet edemeyenler saldırılarını sürdürdüler.

Biz mücadeleyi büyütürken onlar kumpasları büyüttüler. Yaptıklarıyla milletin gönlünden düşmüşlerdi, gözünden de düştüler. Okyanus ötesinde meşruiyet aramaya giriştiler. Trump’la beş dakika görüşme yapabilmek için akıl almaz tavizler verdiler… Yetmiş gün yan gelip yatıp milletin dertleriyle ilgilenmediler. Sonra 1 Ekim’de Meclis’e gelip buradan kameraların karşısında poz kestiler.

Biz 1 Ekim öncesi bir karara vardık. Meclisi işine geldiğinde çalıştıran, işine gelmediğinde bypass eden, millet iradesine saygısızlık edip bir darbeye kalkışan, milletin payına değil varsa yoksa kendi payına çalışan bir iktidarın başındaki zatı bu çatının altına gelip bir açılış konuşması yapıp orada demokrasiden, iletişimden, anlayıştan, birlikten, beraberlikten söz edip dönüp gidip zulme devam edecek olan ikiyüzlülüğüne tanıklık etmek istemedik. O gün hiç şüphe yok. O gün hiç şüphe yok. Bu durumdan duydukları rahatsızlıktan bunu milli iradeye saygısızlık, meclise saygısızlık diye nitelendirmeye çalıştılar.

Birileri muhalefetin belediye başkanlarını şantajla partisine katıp rozet takma törenleri düzenlerken kimse bana ‘Erdoğan’ı dinlemek milli iradeye saygıdır’ diyemez. Eskiden bakanlar siyasetçiydi. Bürokratları, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasidir. ‘Bakanlıkla teşkilatım arasında köprü olacaklar’ dediği bakan yardımcısını İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı atadı.

Arkadaşlarımızın haysiyet cellatları tarafından onurlarıyla, şerefleriyle oynanmaktadır… Beyefendi gelmiş, ana muhalefet koltuklarını boş görmüş, kimyası bozulmuş, nevri dönmüş. O günden beri ağzından çıkanı kulağı duymuyor.

Bir yandan da, bir yandan da susuyoruz, sabrediyoruz, aylarca meclise gelinememiş, bir kelime etmemişiz. Yaşa hürmet ediyoruz ama dönüp dönüp haksızlıklar yapılıyor, dönüp dönüp haksızlıklar yapılıyor. Bana söylenenlere sustum, yuttum, bir sürü haksızlığı duymazdan geldim. Zaman zaman bazı önemli açıklamaları da kıymetlendirdim, iddianameler yazılsın dendi diye, tutuksuz yargılama esastır diye. Şimdi bugün çıkmış bu meclisin ilk grup toplantısında Sayın Bahçeli aynı, aynı promptra aynı metni kes kopyala yapıştır atmışlar.

Okuyor oradan. “Şikayet eden CHP’li şikayet edilen CHP’li, itirafçılar CHP’li, rüşveti alan CHP’li, veren CHP’li.” Külliyen yalan. Soruyorum buradan hangi hangi şahitler CHP’liymiş? Gizli tanık dediği odun isimleriyle Ladinler, Çınarlar söylediği çocuk tacizcisi olan gizli tanık mı CHP’li? Ya da 3 kuşak babasından kalan malına, mülküne çökülüp de geçmişte AKP’den ihale alıyordu. Şimdi İBB’den almış diye malına çökülen, şimdi de imza atarsan sana bunları geri veririm deyince iftiralere imza atan iş adamları mı CHP’li?

Ya da, ya da insanları çoluğuyla, çocuğuyla tehdit eden, ‘Bu imzayı atmazsan evladının yüzünü 20 yıl göremezsin.’ diyen, 80 yaşında anasından 500 kilometre öteye evlatları yollayan hasta 26 yaşındaki çocuğu hücreye tıkıp babasına ‘at artık imzayı, çıkar oğlunu’ diyen, kendini itirafname imzalamaya çağırıp yoldayken karısını, eşini gözaltına alıp onun çıkması senin atacağın imzaya bağlı diyenlerin kurduğu kumpasın ne tarafı CHP’li? Ama Sayın Bahçeli, Sayın Bahçeli buraya kadar, buraya kadar geldi. Öyle, o CHP’li, bu CHP’li, hırsıza CHP’li, yolsuza CHP’li.

Bakın, bütün Türkiye konuşuyor, birileri susuyor. Sayın Bahçeli, kimle konuştuğunuzu, nasıl konuştuğunuzu bileceksiniz. Ankara’nın ortasında vurulan MHP’li, vurup da yargılananlar MHP’li, azmettirilenler MHP’li, serbest bırakıldıktan hemen sonra susturulan MHP’li, susturan MHP’li. Konuşmayan bir tek sensin MHP’li. Ağzından tek söz çıkmayan sensin buna ne demeli?

Hak etmediğimi duyarsam, hak ettiğini duyarsın. Hak ettiğini duyarsın. Bu partinin evlatlarına, suçsuz evlatlarına hazımsızlıkla iftira atanların hak ettikleri sözü duymalarının vakti çoktan gelmişti. Bundan sonra da duyacaklar. Hadi bakalım. Bir daha, bir daha duyduğum anda ‘hırsız CHP’li, bilmem ne CHP’li’ anlatacağım kimler hangi suç örgütleriyle birer birer ilişkili.

“Sıçan gibi kaçtı”

Zekeriya Öz tuğla gibi iftiraname yazdı. Sıçan gibi kaçtı sonunda, sıçan gibi kaçtı! Şimdinin tuğla gibi iddianamesi Ekrem İmamoğlu’na örgüt lideri dese ne olur? Hapiste yatan arkadaşlarımıza iftira atsa ne olur? Biz o tuğla gibi iftiranameyi bekliyoruz… Yargılanmak için değil, yazanları yargılamak için. Tuğla gibi iddianameyi bekliyoruz. Yıllardır aylardır yapılan haysiyet cellatlığına o iddianamede nasıl kılıf uydurmuşlar görmek için.

Göremezsek sormak için yazdıklarını çürütmek için. Ve eninde sonunda herkes şunu bilsin. Cumhuriyet Halk Partisi yargıya saygılıdır. Savcılığı, hakimliği avukatlık gibi en kutsal meslektir. Bu mesleği yüreğine adalet dağıtmak düşenler.

Asgari ücreti utanmadan sıkılmadan yüzde 20 artırmaya niyetleniyorlar. Asgari ücreti 26 bin lira yapmaya bir yıl boyunca da böyle tutmaya niyet ediyorlar. Erdoğan dün utanmadan sıkılmadan çıkıp diyor ki ;’kişi başı milli gelirimiz 17 bin dolara yükseldi.’ Asgari ücrete yüzde 20 zam hedeflenen yerde yüzde yüksek faize savaş ilan ediyoruz. Vatandaşın sırtından bu keneleri söküp atacağız.

Bu iktidar döneminde maalesef kaliteli eğitim sınıfsal bir hakka dönüştü. Belli sınıfların ulaşabildiği yoksulların mahrum kaldığı bir noktaya geldi. Artık kaliteli eğitime sadece zenginler erişebiliyor.

Bu da yetmez gibi şimdi 12 yıllık zorunlu eğitimi kısıtlamak ve kısaltmak istediklerini ifade ediyor Milli Eğitim Bakanı. Buradan söylüyorum; Zorunlu eğitimi kısaltmak çocuk işçiliğini yasallaştırmak ve çoğaltmaktır. Çocuk işçiliğinin yarattığı iş kazaları ve o güvencesiz ortamlarda sabilerin hayatlarını kaybetmesi çok daha fazla artacaktır. Zorunlu eğitimi kısaltmak kız çocuklarının eğitim dışına itilmesi demektir.

Zorunlu eğitimi kısaltmak eşitsizliğin büyümesi, toplumsal uçurumun derinleşmesi gerektir. Peki kim istiyor bunu? Tarikatlar ve bazı gözü dönmüş patronlar. Kim istiyor? MÜSİAD mesela istiyor. Çocuklar erken yaşta iş gücüne katılsın diye önerisi var MÜSİAD’ın. Tarikatlar istiyor. Kız çocukları okulda olmasınlar diyor. Bakan çıkıp bu talepleri bir kılıf içine sokup bunu da meclisten geçirmek üzere bu sene içinde çaba sarf edeceklerini söylüyor.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “İmamoğlu” Göndermesi: Kaçacaksa Kaçsın, Kurtulursun

Gündeme ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a göndermede bulunarak, “İmamoğlu kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan sen kurtulursun. Senin korkun zaten İmamoğlu’nun burada kalıp seni yenmesi” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, çalışma ofisi haline getirilen eski İstanbul İl Başkanlığı binası önünde açıklamalarda bulundu.

Partinin içinde bulunduğu kongre sürecine ilişkin konuşan Özel, yargı müdahalelerinin partiyi birleştirdiğini ifade etti ve şunları söyledi:

“Son İstanbul İl Kongresi’nde kurduğumuz büyük birliktelik, Ak Parti yargısının CHP kurultayından ayıklanması sonucunu doğurdu. İl başkanımız Özgür Çelik de mazbatasını aldı. Bu sürecin durdurulması çalışması geri döndü ve olağan kongreler tamamlandı. İlçe kongremiz tamamlandı. İstanbul İl kongremizi de birkaç hafta içinde yapacağız. Partinin kurumsal kimliğine yapılan saldırılar tek elden gidiyor.

Son yerel seçimin birinci partisi olarak 23 yıllık iktidarın yapmadığını yaptık. Seçimden sonra 6 gün sonra Sayın Erdoğan dahil bütün siyasi parti liderlerini tek tek aradım. Siyasette yoksullukla, işsizlikle mücadele eden bir anlayışı hayata geçirmeye çalıştım. Birileri Erdoğan’a ‘Bu işler onlara yarıyor, bu süreci bitir’ dedi ve ona yardımcı olması için İstanbul’a bir başsavcı yolladı.

Biz geçen sene Meclis açılışında saygı gereği Cumhurbaşkanı’nı ayakta karşıladık. Cumhurbaşkanı, tarafsızlığına ilişkin doğru bir tavır takınmadı ve giderken ayağa kalkmadık. Şu an CHP’nin Türkiye’de 18 belediye başkanının cezaevlerinde tutulduğu, kongrelere maalesef haciz memurlarıyla idarenin haczedilmeye gittiği bir süreç yaşanıyor. İddianame yok, arkadaşlarımız hücredeler.”

Erdoğan’ın Trump ile görüşmesine de değinen Özgür Özel, sözlerine şöyle devam etti: “Bunlar bir merkezden yönetilirken 1 Ekim geldi, CHP ne yapsın? CHP gitsin ve Erdoğan’a makamından dolayı saygı mı göstersin? Onu ne oturarak ne ayakta karşılamamızı gerektirecek ne yaptı? Artık bu görevini meşru görmememiz için her şeyi yaptı. Küçücük çocuklarla uğraşıyorlar, aileleriyle uğraşıyorlar. 80 yaşında anneleri hastane bahçelerinde perişan ediyorlar.

O kapıdan cumhurbaşkanı olarak girip konuşmasını yapıp çıksaydı ve 1 yıl boyunca görevini anayasal sınırlarında yapsaydı yine dinlerdik. Trump’tan meşruiyet dilenenlere bizim meşruiyet kazandırmamızı kimse beklemesin. Bu millet kavgayı sevmez ama insanların evine birileri zorla girmeye çalışıyorsa herkes evini, namusunu korur. Meclis çalışmalarına yarından itibaren devam edeceğiz.”

“Kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan”

Eski TBMM Başkanı AKP’li Bülent Arınç’ın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanması gerektiğini söylemesini ve Genel Kurul’a katılmama kararı için CHP yönetimini eleştirmesini değerlendiren Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Bülent Arınç’ın, önceki dönem Meclis Başkanı olmanın verdiği refleksle yaptığı değerlendirmeleri saygıyla karşılıyorum. Ben bütün süreci kendisine de özetledim. Zaten Ekrem İmamoğlu kaçacaksa bırak kaçsın sayın Erdoğan sen kurtulursun. Senin korkun zaten İmamoğlu’nun burada kalıp seni yenmesi. Kendisinden korkmuyorlarsa tutuksuz yargılansın. İmamoğlu’ndan ve CHP’den çok korkan bir iktidarla karşı karşıyayız. Cumhur İttifakı’nın durumu ortada.”

KAAN tartışmasına da değinen Özgür Özel, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Erdoğan, ‘Hamas kurtuluş örgütüdür’ diyordu ama desteklediği planda Hamas’ın teslim olması isteniyor. O zaman sen Filistin’in kurtuluş umutlarını mı Trump’a teslim ettin? KAAN konusunda meseleyi bilen biziz, ne açıkladıysa doğru çıktı.

Ben TUSAŞ’ı ziyaret ettiğimde zaten bir uçağa iki motor gerektiğini, bundan sonrası için CAATSA yaptırımlarının kalkması gerektiğini söylediler. Ak Partili arkadaşlar kendi propagandalarına öyle inanmışlar ki 2028’de KAAN’ın yerli uçakla uçacağına inananlar var. Bu bir proje ve biz bunu destekliyoruz. Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN Türkiye’de yapılacak motorla da uçacak bir gün.”

Özgür Özel, Gürsel Tekin ile ilgili sorulacak soruyu yanıtlamadan konuşmasını tamamladı.

Paylaşın