Kardiyovasküler Hastalık Nedir?

İnsan kalbi yumruk büyüklüğündedir. Gebe kaldıktan 21 ila 28 gün sonra atmaya başlar ölüme kadar aralıksız çalışır. Kalp, aynı zamanda insan vücudundaki en güçlü kastır. Kalp, günde ortalama 100.000 kez, yetmiş yıllık bir yaşam boyunca yaklaşık iki buçuk milyar kez atar.

Haber Merkezi / Kalp her atışında, damarlardan her yerine kan pompalar. Kalp atışları, egzersiz sırasında veya farklı duygu durumlarında iki katına çıkabilir.

Kardiyovasküler sistem

Kan kalbin sol tarafından gelir ve oksijen açısından zengindir. Kan, vücudun tüm organlarına ve bölümlerine atardamarlar ve kılcal damarlar yoluyla dağılır. Oksijenini ve besin maddelerini dağıtan ve atık ürünleri toplayan kan, giderek genişleyen bir damar sistemi aracılığıyla kalbin sağ tarafına geri gelir.

Buna dolaşım sistemi veya kardiyovasküler sistem denir ve yaşamak için hayati önem taşır. Kardiyovasküler sistem, kelimenin tam anlamıyla “kardiyo” veya kalp ve “vasküler” veya bir sistem veya kan damarları ağı anlamına gelir.

Kalp damar hastalıkları kaç kişiyi etkiliyor?

Bu sistemin bozukluklarının hastalıklarına kardiyovasküler hastalıklar denir. Kardiyovasküler hastalıklar her yıl dünya çapında tahminen 17 milyon insanın ölümüne neden olmakta. Bu ölümlerin çoğu kalp krizi ve felçten kaynaklanmaktadır.

Tütün tüketimi, dünya çapında kardiyovasküler hastalıklar için en büyük risk faktörü olmaya devam etmektedir. Tütün tüketimi felç riskini de yükseltmektedir.

Obeziteye yol açan fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenme, kardiyovasküler hastalıklara yönelik bireysel riskleri artıran diğer önemli risk faktörlerindendir.

Kardiyovasküler hastalık türleri

Koroner kalp hastalığı

Kalp kasını besleyen kan damarlarının hastalığı veya daralması durumudur. Bu kan damarlarına koroner kan damarları denir. Ateroskleroz en yaygın nedendir ve kalbin koroner arterlerinin plak ve tıkaç oluşumuyla sertleşmesi ve daralmasından kaynaklanır.

Koroner kalp hastalığına yüksek tansiyon, yüksek kan kolesterolü, tütün kullanımı, obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, diyabet, ilerleyen yaş, kalıtsal yatkınlık gibi risk faktörleri neden olabilir.

Konjenital kalp hastalığı

Bu, doğumda kalp yapılarının malformasyonu veya anormal oluşumlarından kaynaklanmaktadır. Bu kalıtsal veya başka faktörlerden dolayı olabilir. Buna kalpteki delikler, anormal kapakçıklar, anormal kalp boşlukları vb. dahildir. Uyuşturucu, alkol kullanan, kızamıkçık gibi enfeksiyonlu veya hayati besinlerden yoksun diyet yapan anneler, doğuştan kalp kusurlu bebekleri doğurma riski altındadır.

İnme veya Serebrovasküler (CVA)

Bu, beynin bir kısmına kan akışı engellendiğinde ortaya çıkar. Bu, beyindeki bir kan damarının tıkanması veya yırtılmasından kaynaklanabilir. Risk altında olanlar arasında yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, yüksek kan kolesterolü, tütün kullanımı, diyabet ve ilerleyen yaşı olanlar bulunur.

Konjestif kalp yetmezliği

Bu, kalp kaslarının giderek kan damarlarına kan pompalayamamasından kaynaklanır. Risk altında olanlar arasında yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, obezite vb.

Periferik arter hastalığı veya periferik vasküler hastalıklar

Bu, kolları ve bacakları besleyen arterleri etkiler. Riskler, koroner kalp hastalığı risklerine benzer.

Derin ven trombozu (DVT) ve pulmoner emboli

DVT’de, bacak damarlarında şiddetli ağrı ve sakatlığa yol açan kan pıhtıları oluşur. Bu pıhtılar yerinden çıkarak kalbe ve akciğerlere hareket ederek hayatı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir. Risk faktörleri arasında uzun süreli cerrahi, travma, obezite, kanserler, yakın zamanda doğum, oral kontraseptif kullanımı ve hormon replasman tedavisi vb. sayılabilir.

Romatizmal kalp rahatsızlığı

Bu, romatizmal ateşten kalp kasına ve kalp kapakçıklarına verilen hasardan kaynaklanır. Bu, streptokok bakterileri ile enfeksiyondan kaynaklanır.

Diğer kardiyovasküler hastalıklar

Bu, kalp tümörlerini, kan damarı tümörlerini veya beynin kan damarlarında balonlaşmayı (anevrizma), kardiyomiyopatiyi, kalp kapakçık hastalıklarını, kalp zarı bozukluklarını veya perikarditi, aort anevrizmasını vb. içerir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kardiyojenik Şok Nedir? Nedenleri, Belirtileri

Kanın kalp tarafından pompalanması ve ardından vücuttaki dolaşımına kardiyovasküler sistem denir. Bu sistem vücudu oluşturan organlara ve dokulara oksijen ve hayati öneme sahip besinler sağlar. Birkaç şok şekli vardır. 

Haber Merkezi / Tüm şok türleri, vücudun dokularının ve organlarının metabolik taleplerinin kan akışıyla karşılanmadığı zaman meydana gelir. Diğer yaygın şok biçimleri arasında septik şok (kan enfeksiyonunun neden olduğu) ve hipovolemik şok (kanama veya başka nedenlerle kan hacmindeki büyük kayıp) bulunur.

Kardiyojenik şok

Kardiyojenik şok, kalbin etkili bir şekilde kanı pompalamaması nedeniyle oluşur. Kardiyojenik şokun ana nedeni kalp yetmezliğidir. Kardiyojenik şok, miyokard enfarktüsü, aritmi, kalp kapağı sorunları, ventrikül çıkışının tıkanması veya kardiyomiyopatiden kaynaklanabilir.

Kardiyojenik şokta ne olur?

Çoğu kardiyojenik şok vakasında, kalp krizi sonucu sol ventrikül (kalbin ana pompalama odası) hasar görmüştür. Kalp vücudun oksijen ve besin ihtiyacını karşılayacak kadar kan pompalayamadığı için hayati organ ve dokulardaki hücreler ölmeye başlar. Bu, sonunda kalp durması gibi ciddi olumsuz olaylara yol açabilir ve kanın pompalanması tamamen durabilir.

Belirtileri;

Kardiyojenik şok belirtileri şunları içerir:

  • Hızlı solunum
  • Hızlı nabız
  • Nefes darlığı
  • Soğuk eller ve ayaklar
  • Bilinç bulanıklığı, konfüzyon
  • Terleme
  • Zayıf nabız
  • Bilinç kaybı
  • Azalmış idrara çıkma
Paylaşın

Vegan Et Nedir Ve Gerçek Etten Daha Mı Sağlıklıdır?

Gerçek et gibi görünen vegan etler bir kez daha gündemde. Bitki bazlı et kavramı Amerika’da başlarken, kısa zamanda tüm dünyaya yayıldı. Türkiye’de bu trenden nasibini aldı. Vegan etler ülkemizde de giderek popüler hale geliyor.

Haber Merkezi / Bu tür etler, hayvansal etlerinin özelliklerini taklit eder. Et lezzetini kaybetmek istemeyen veganlar için birçok şirket vegan et üretmeye başladı.

Vegan etler, ölçülü ve dengeli bir beslenmenin parçası olarak yenildiğinde genellikle daha sağlıklı kabul edilir. Vegan etlerin besin içeriği hakkında konuştuğumuzda ise, içinde daha fazla protein, daha az doymuş yağ ve daha az kolesterol bulunmaktadır.

Ancak, vegan etler hayvansal kökenli etlere göre daha yüksek sodyum içeriğine sahiptir ve bu da onları lezzetli kılmak ve raf ömrünü uzatmak için kullanılır. Bu durum, bitki bazlı etlerin veya vegan etlerin ölçülü olarak yenmesinin tek nedeni olabilir. Vücudunuzda biriken fazla sodyum, felç ve yüksek tansiyon riskini artırabilir.

Vegan eleri hayvansal kaynaklı etlerle karşılaştırırsak, şüphesiz ondan daha sağlıklıdır ancak ölçülülük ve denge burada anahtardır. Vegan etleri her zaman ölçülü tükettiğinizden ve aşırıya kaçmadığınızdan emin olmalısınız.

Paylaşın

Aagenaes (Lenfödem Kolestaz) Sendromu Nedir? Teşhisi, Tedavisi

Aagenaes sendromu, karaciğerden kolestaz ile sonuçlanan safra akışının bozulması ile karakterize nadir görülen bir hastalıktır. Bozukluk ayrıca lenfödem kolestaz sendromu (LSC1) veya kolestaz-lenfödem sendromu (CLS) olarak da adlandırılır.

Haber Merkezi / Safra salgısının tıkanması (hepatik kolestaz) alt ekstremitelerde şişme ve sıvı tutulmasına (lenfödem) neden olur. Aagenaes sendromlu hastalarda neonatal kolestaz genellikle erken çocukluk döneminde azalır, ancak doğası gereği aralıklı kalır.

Buna rağmen, Aagenaes sendromu sıklıkla yavaş yavaş karaciğer sirozuna ve portal yol dokularının skarlaşmasının eşlik ettiği dev hücreli hepatite dönüşür. Aagenaes sendromunun en sık görülen semptomları karın ağrısı, şişmiş bacaklar, obstrüktif karaciğer hastalığı, idrar homeostazında anormallik, kil renkli (akolik) dışkı ve yorgunluktur.

Diğer semptomlar arasında genişlemiş karaciğer, karaciğer skarlaşması, anormal lipid metabolizması ve safra yolu anormallikleri bulunur. Ne yazık ki, şu an bu rahatsızlığı tanımlayacak bir tanı testi bulunmamaktadır. Aagenaes sendromu, semptomların ve lenfödem gibi komorbiditelerin değerlendirilmesi ile teşhis edilir.

Bu bozukluğu tedavi etmek için kullanılabilecek bir tedavi yoktur. Tedaviler esas olarak özellikle lenfödem ile ilgili spesifik semptomları hedefler. Genetik veya nadir bir hastalıkla yaşamak, hastaların ve ailelerinin günlük yaşamlarını önemli ölçüde etkileyebilir.

Toplumsal duyarlılık ve destek çok önemlidir. Destek, hastaların benzer durumdaki başkalarıyla bağlantı kurmasına yardımcı olabilir.

Paylaşın

Sirtfood Diyeti Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Güzel sesiyle milyonları etkilemeyi başaran Adale, son fotoğraflarında fit ve formda görünümü ile de hayranlarını mest etmektedir. 32 yaşındaki şarkıcının, fit ve formda görünüşünün arkasındaki başarının akıllıca yemek yemek olduğunu söylesek?

Haber Merkezi / Adele, sağlıklı ve fit görünüşünü ‘sirtfood diyeti’ne borçlu. Peki Sirtfood diyeti nedir? Ayrınyılar için okumaya devam edin.

Dünyayı çılgına çeviren en son diyet trendi sirtfood diyeti, kilo alımıyla savaşmak için bilimsel bir yaklaşım izliyor. Diyet, sirtuinler olarak bilinen ve vücuttaki belirli protein zincirlerini aktive ederek çalışan bazı özel gıdalar olan ‘sirtfood’ların kullanımıyla yapılıyor.

Bilime göre, bu antioksidan maddeler, yaşlanmayı yavaşlatmaya, metabolizmayı hızlandırmaya, vücudun iltihaplanmasını önleyen ve böylece yağ kaybına yardımcı olan koruyucular görevi üstleniyor. Araştırmalar, sirtfood diyetinin bir haftadan kısa bir sürede 3 kilo vermeye yardımcı olabileceğini bulmuştur.

ADELE

Sirtfood diyet planı kulağa ne kadar karmaşık ve bilimsel gelse de, bu diyet mutfağınızdaki en yaygın malzemelerin yanına bazı lezzetli yiyecekleri dahil ederek yapılmaktadır. Bu planda izin verilen bazı yaygın yiyecekler arasında portakal, bitter çikolata, maydanoz, zerdeçal, lahana ve hatta kırmızı şarap bulunmaktadır.

Diyet, kilo vermede bir haftalık kısıtlayıcı bir strateji sürdürmeye odaklanır. İlk üç gün kalori alımınızı 1000 kcal ile sınırlamanızı sağlarken. Kalan günlerde kalori alımınızı 1500 kcal’a çıkarmanıza ve günde iki öğün yemek yemenize izin verilir. Diyet kalori alımınızı kısıtladığı ve diğer gerekli besinlerden sizi mahrum bıraktığı için uzun vadeli, sürdürülebilir bir diyet planı değildir.

Paylaşın

Obsesif Aşk Bozukluğu Yaşadığınıza Dair İşaretler

Aşık olmak ile birine takıntılı olmak iki  farklı şeydir. Takıntılı olmak, karşınızdaki için korkutucu ve boğucu olabilir ve bu durum, sizin terapiye ihtiyacınız olduğunuzu da gösteren bir işarettir de.

Haber Merkezi / Bir tür obsesif kompülsif bozukluk olarak bilinen takıntılı aşk, bireyin bir kişiye takıntılı olması durumudur. İşte obsesif aşk bozukluğunu tespit etmek için takip etmeniz gereken bazı önemli işaretler.

Sürekli onu düşünmek

Ne yapıyor olursanız olun, çalışırken, televizyon izlerken, yemek yaparken, yemek yerken, hatta duş bile alırken onu düşünme durumu.

Sahiplenme

Biraz sahiplenmek, sahiplenilmek iyidir ve doğaldır. Ama karşınızdaki kişinin en yakın arkadaşları ya da ailesiyle vakit geçirmesinden bile hoşlanmıyorsanız, obsesif aşk bozukluğu yaşıyorsunuz demektir. Geri çekilme vakti!

Sürekli iletişim kurma isteği

Size sürekli mesaj atıyorsa, sizi arıyorsa, e-posta gönderiyorsa vb. anlarsınız. Sürekli iletişim halinde olma ihtiyacı normal değildir.

Unutulan dünya

Kişi birine takıntılıysa, etrafındaki herkesi unutmaya eğilimlidir. Çevresindekilerle, arkadaşları ve ailesi ile iletişim kurmazlar. Düzenli günler artık düzenli değildir.

Kontrol etme isteği

Nereye gidiyorsun? O kim? Neden telefonda bu kadar uzun konuştun? Kız arkadaşının evine gitmeye ne gerek var (veya erkek arkadaşının)? Onunla neden bu kadar sık ​​karşılaşıyorsunuz (aynı cinsiyetten ve sadece arkadaş olsanız bile)? Bu sorular sorulduğunda, kırmızı bayrak yukarı çıkmalı!

Paylaşın

Marie Antoinette Sendromu: Neden Bazı İnsanların Saçları Bir Gecede Beyazlar?

Efsaneye göre, Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’nın saçları idam edilmeden önceki gecede aniden beyazladı. Aynı şekilde, 16. yüzyılda, İngiltere’nin Katolik kilisesinden ayrılmasına şiddetli bir şekilde karşı çıkan Thomas More’da idam edilmeden önce aynı şeyi yaşadı. Peki, saçlardaki bu ani değişikliği tetikleyen şey neydi?

Haber Merkezi / Canities subita olarak da adlandırılan Marie Antoinette Sendromu, bilim camiasında yerleşik bir tartışma konusu değil. Bununla ilgili hikayeler çok yaygın, ancak çok az bilimsel vaka çalışması var. Ancak bu çalışmalar bile tartışmalı.

Sendrom (eğer varsa), aşırı yüksek düzeyde duygusal stres tarafından tetikleniyor gibi görünüyor, bu da saçta pigment kaybına yol açabiliyor. Bu çıkarım, araştırmacıların stres tarafından tetiklendiğini keşfettiği doğal saç grileşmesi üzerine mevcut araştırmalara uyuyor. Ancak hala çok az sayıda iyi belgelenmiş Marie Antoinette Sendromu vakası var ve çalışmalar çok yetersiz.

Bilimi efsaneden ayırmak

Şu ana kadar net olan bir şey var: Marie Antoinette Sendromu, hikayelerde ve mitlerde gerçek hayatta olduğundan çok daha yaygın. Çarpıcı bir hikaye anlatımı öğesidir, ancak gerçekleri kurgudan ayırt etmek zordur.

Marie Antoinette Sendromu, stresle ilişkili gibi görünüyor; bu da otoimmün bir duruma işaret ediyor. Ancak fareler üzerinde yapılan bir araştırma bu hipotezi çürütmüş durumda. Araştırma, stresin, bağışıklık sistemi baskılandığında bile farelerde beyaz saça neden olduğunu ortaya koydu. Bu sonuç, otoimmün yanıtı dışladı.

Araştırma, sempatik sinir sisteminin (savaş ya da kaç tepkisini tetikleyen) aşırı aktivasyonunun, kök hücrelerin saç köklerinde pigment hücrelerinin üretimini durdurmasına neden olarak sorumlu olduğu sonucuna varmıştır. Ancak, bu çok büyük bir çalışma olmadığı ve hayvanlar üzerinde yapıldığı için, insanlar için daha güçlü sonuçlar çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

Marie Antoinette Sendromu’nun saç boyasının yıkanmasıyla bağlantılı olduğu öne sürülüyor. Ancak bu iddia, bildirilen vakaların en azından bazıları için geçerli görünmüyor. Marie Antoinette Sendromu tarihsel olarak aşırı stresle ilişkilendirilmiştir.

Ancak stres, erken yaşlarda gri saçlara neden olabilirken, bu etkiyi bir gecede (veya birkaç hafta içinde) gösterip gösteremeyeceği açık değildir. Saçların beyazlaması, hormonal bozulmalar veya bazı otoimmün durumlarla da bağlantılı olabilir, ancak şu anda net sonuçlar çıkarmak için yeterli bilgi yok. Kuşkusuz, araştırmacılar bu sendrom üzerine araştırma yapmaya devam edecekler, umarım yakında bu gizemin sırrı çözülür.

Paylaşın

Göz Yorgunluğu Nedir Ve Nasıl Giderilir?

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, yalnızca biz çalışanlar için değil, çocuklar için de ekran başında geçirilen sürenin artmasına neden oldu. Uzun süre yoğun bir şekilde ekrana odaklanmak, uzun süre araba kullanmak, uzun süre yazı yazmak, okumak gibi detaylı çalışmalar göz yorgunluğuna neden olabilir.

Haber Merkezi / Yoğun odak, sık sık göz kırpmadığınız anlamına gelir. Dijital ekranlar göz kırpmanızı azaltabilir ve göz bebeklerinizi kuru ve tahriş edebilir. Bu, herhangi bir şeye çok uzun süre odaklandığınızda gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğu anlamına gelir.

Göz yorgunluğunun belirtileri;

Gözlerinizin ne zaman yorulduğunu anlamak kolay değildir. Gözleriniz sulanabilir, görüş bulanıklaşabilir, gözleriniz yanabilir veya kaşınabilir veya ışığa karşı ekstra hassasiyet hissedebilirsiniz. Tüm bu belirtiler, gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösterebilir.

Göz yorgunluğu nasıl önlenir?

– Bilgisayarınızda ve telefonlarınızda yazı  boyutunu artırın. Ekrandaki parlama ve yansıma gözleri daha fazla zorlayabilir. Yazı tipini artırmak yardımcı olabilir.

– Ekranı, gözleriniz biraz aşağı bakacak şekilde ayarlayın.

– Ekranın parlaklığını azaltın ve arada göz kırpmayı unutmayın. Göz kırpmanızı hatırlatmak için telefona bir alarm veya ekranınızın yanına bir not koyabilirsiniz.

– 20-20-20 kuralına uyun. Her 20 dakikada bir, 20 metre uzaktaki bir cisme en az 20 saniye bakın. Bu, gözlerinize çok gerekli olan molayı verecektir.

Göz yorgunluğunu gidermenin yolları;

– Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar herhangi bir ekrana bakmayı bırakın.

– Yılda bir kez göz muayenenizi yaptırın.

– Göz yorgunluğu, miyopi gibi altta yatan göz problemlerinden dolayı kötüleşebilir.

 

Paylaşın

Duygusal Körleşme Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!

Herkesin duygularla yüzleşmek için kendi bildiği bir yolu vardır. Bazı insanlar duygularını özgürce ifade ederken, diğerleri duygularını bastırabilir ve uygun şekilde ifade etmeyi zor bulabilir. Bu sınırlı duygusal tepkiselliğe duygusal körleşme denir.

Haber Merkezi / Travma, ruh sağlığı ve madde kullanımı gibi çeşitli faktörler bu duruma yol açabilir. Duygusal körleşme, bir kişinin duygularını tam olarak deneyimleme ve uygun bir şekilde tepki verme kapasitesinin azalmasıdır.

Duygusal körleşme, duygusal deneyimler söz konusu olduğunda uyuşturma etkisi içerir. Bir kişinin sözlü, yazılı veya davranışsal yollarla duygularını ifade etmesi de azalır. Duygusal körleşmeden muzdarip insanlar, yüz mimikerini, beden dilini ve ses tonunu duygularına göre ayarlamakta zorlanabilirler.

Bu, depresyon veya travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip insanlar için yaygın bir durumdur. Duygusal körleşme dört ortak faktörün sonucu olabilir;

İlaçlar;

Antidepresanlar bir kişinin duygusal körleşmeye maruz kalmasına neden olabilir. Bu yatıştırıcılar ayrıca sinir sisteminizde kişinin duyguları hissetme yeteneğini azaltan tetikleyici inhibitörlerin ortaya çıkmasına da yol açabilirler.

Depresyon;

Bir kişi içinde bir boşluk hissettiğinde, etraflarında olup bitenlere karşı tepki hissetmemeye başlayabilir. Depresyon, bir kişiyi duygusal olarak körleştirebilir ve duygularını rasyonelleştirmelerini zorlaştırabilir.

Alkol ve madde bağımlılığı;

Uyuşturucu ve alkol sinir sistemini olumsuz etkileyebilir ve kişinin gerçek çevresinden ve yaşamdaki olaylardan uzaklaşmasına neden olabilir. Bu, kişinin hayatını uyuşukluk halinde yaşamasına neden olur.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB);

Travmatik bir olay yaşayan bir kişi olay nedeniyle duygusal körleşme yaşayabilir. Duygusal kopukluk hissi, travmatik geçmişe dönüşler ve zayıf zihinsel sağlık, duygusal körleşmeye yol açabilir.

Duygusal körelme bir insanı ne kadar etkileyebilir?

Duygusal körleşme, bir kişinin üzüntü ve mutluluk hissetme yeteneğini kaybetmesine neden olabilir, huzursuz hissetmesine, iştah kaybına neden olabilir, kişi çevresinden koparabilir, konuşmakta zorlanabilir ve yeteneklerinden şüphe duyabilir.

Paylaşın

Miyokardit (kalp kası iltihabı) nedir? Belirtileri, Nedenleri, Tedavisi

Miyokardit, kalp kasının (miyokard) iltihaplanması durumudur. Miyokardit, kalp kasınızı ve kalbinizin elektrik sistemini etkileyerek kalbinizin pompalama yeteneğini azaltabilir ve hızlı veya anormal kalp ritimlerine (aritmiler) neden olabilir. Viral bir enfeksiyon genellikle miyokardite neden olur, ancak bir ilaca verilen reaksiyondan kaynaklanabilir veya daha genel bir inflamatuar durumun parçası olabilir.

Haber Merkezi / Belirti ve semptomlar göğüs ağrısı, yorgunluk, nefes darlığı ve aritmileri içerir. Şiddetli miyokardit kalbinizi zayıflatır, böylece vücudunuzun geri kalanı yeterince kan pompalanmaz. Kalbinizde pıhtılar oluşabilir ve bu da felç veya kalp krizine neden olabilir.

Belirtileri;

Hafif bir miyokardit vakanız varsa veya erken evrelerdeyseniz, göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi hafif semptomlarınız olabilir veya semptomlarınız olmayabilir. Ciddi durumlarda, miyokarditin belirti ve semptomları, hastalığın nedenine bağlı olarak değişir. Yaygın miyokardit belirtileri ve semptomları şunlardır;

  • Göğüs ağrısı
  • Hızlı veya anormal kalp ritimleri (aritmiler)
  • Dinlenirken veya fiziksel aktivite sırasında nefes darlığı
  • Bacaklarınızın, ayak bileklerinizin ve ayaklarınızın şişmesi ile sıvı tutulması
  • Yorgunluk
  • Baş ağrısı, vücut ağrıları, eklem ağrısı, ateş, boğaz ağrısı veya ishal gibi viral bir enfeksiyonun diğer belirtileri ve semptomları

Çocuklarda miyokardit;

Çocuklarda miyokardit geliştiğinde, aşağıdakileri içeren belirti ve semptomlar olabilir;

  • Ateş
  • Bayılma
  • Nefes alma zorlukları
  • Hızlı nefes alma
  • Hızlı veya anormal kalp ritimleri (aritmiler)

Ne zaman doktora görünmeli?

Özellikle göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi miyokardit semptomlarınız varsa doktorunuzla iletişime geçin. Bir enfeksiyon geçirdiyseniz, miyokardit belirtileri konusunda dikkatli olun ve ortaya çıkarsa doktorunuza bildirin. Şiddetli semptomlarınız varsa, acil servise gidin veya acil tıbbi yardım arayın.

Nedenleri;

Çoğu zaman, miyokarditin nedeni tanımlanmaz. Olası nedenler şunlardır;

  • Virüsler; Soğuk algınlığına neden olan virüsler (adenovirüs); COVID-19; hepatit B ve C; genellikle çocuklarda hafif bir kızarıklığa neden olan parvovirüs (beşinci hastalık); ve herpes simpleks virüsü
  • Gastrointestinal enfeksiyonlar (ekovirüsler), mononükleoz (Epstein-Barr virüsü) ve Alman kızamığı (kızamıkçık) da miyokardite neden olabilir. AIDS’e neden olan virüs olan HIV’li kişilerde de yaygındır
  • Bakteriler; Stafilokok, streptokok, difteriye neden olan bakteri ve Lyme hastalığından sorumlu kene kaynaklı bakteri de dahil olmak üzere çok sayıda bakteri miyokardite neden olabilir
  • Parazitler; Bunlar arasında Trypanosoma cruzi ve toksoplazma gibi parazitler vardır ve bazıları böcekler tarafından bulaşan ve Chagas hastalığı denilen bir duruma neden olabilen parazitlerdir
  • Mantarlar; Candida gibi maya enfeksiyonları; aspergillus gibi küfler; ve genellikle kuş pisliklerinde bulunan histoplazma gibi diğer mantarlar, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde bazen miyokardite neden olabilir

Miyokardit bazen şu nedenlerlede oluşabilir;

  • Alerjik veya toksik reaksiyona neden olabilecek ilaçlar veya yasa dışı ilaçlar; Bunlar, kanseri tedavi etmek için kullanılan ilaçları içerir; penisilin ve sülfonamid ilaçları gibi antibiyotikler; bazı nöbet önleyici ilaçlar; ve kokain gibi bazı yasa dışı maddeler
  • Kimyasallar veya radyasyon; Karbon monoksit ve radyasyon gibi belirli kimyasallara maruz kalmak bazen miyokardite neden olabilir
  • Diğer hastalıklar; Bunlara lupus, Wegener granülomatozu, dev hücreli arterit ve Takayasu arteriti gibi bozukluklar dahildir

Komplikasyonları;

Şiddetli miyokardit, kalp kasınıza kalıcı olarak zarar verebilir ve muhtemelen aşağıdakilere neden olabilir;

  • Kalp yetmezliği; Tedavi edilmeyen miyokardit, kalbinizin kasına zarar vererek kanı etkili bir şekilde pompalayamaz. Şiddetli vakalarda, miyokarditle ilişkili kalp yetmezliği bir ventriküler destek cihazı veya kalp nakli gerektirebilir
  • Kalp krizi veya felç; Kalbinizin kası yaralanırsa ve kan pompalayamazsa, kalbinizde biriken kan pıhtı oluşturabilir. Bir pıhtı kalbinizin atardamarlarından birini tıkarsa kalp krizi geçirebilirsiniz. Kalbinizdeki bir kan pıhtısı yerleşmeden önce beyninize giden bir atardamara giderse, felç geçirebilirsiniz
  • Hızlı veya anormal kalp ritimleri (aritmiler); Kalp kasınızın zarar görmesi aritmilere neden olabilir
  • Ani kalp durması; Bazı ciddi aritmiler kalbinizin durmasına neden olabilir (ani kalp durması). Hemen tedavi edilmezse ölümcüldür

Önleme;

Miyokardit için özel bir önleme yoktur. Bununla birlikte, enfeksiyonları önlemek için aşağıdaki adımları atmak yardımcı olabilir;

  • İyileşene kadar viral veya grip benzeri bir hastalığı olan insanlardan kaçının. Viral semptomlardan hastaysanız, başkalarına maruz bırakmaktan kaçının
  • Hijyen; Düzenli el yıkama, hastalığın yayılmasını önlemeye yardımcı olabilir
  • Riskli davranışlardan kaçının; HIV ile ilişkili miyokard enfeksiyonu kapma şansınızı azaltmak için güvenli seks yapın ve yasa dışı uyuşturucu kullanmayın
  • Kenelere maruz kalmayı en aza indirin; Kenelerin bulaştığı bölgelerde vakit geçiriyorsanız, cildinizin mümkün olduğu kadar çoğunu örtmek için uzun kollu gömlekler ve uzun pantolonlar giyin. Kene veya böcek kovucular uygulayın
  • Aşılarınızı yaptırın; Miyokardite neden olabilen kızamıkçık ve grip hastalıklarına karşı koruma sağlayanlar da dahil olmak üzere önerilen aşılar konusunda güncel kalın

Teşhis;

Erken teşhis, uzun süreli kalp hasarını önlemenin anahtarıdır. Fizik muayeneden sonra doktorunuz miyokarditiniz olduğunu doğrulamak ve şiddetini belirlemek için bir veya daha fazla test isteyebilir. Testler şunları içerebilir;

  • Elektrokardiyogram (EKG); Bu noninvaziv test, kalbinizin elektriksel modellerini gösterir ve anormal ritimleri tespit edebilir
  • Göğüs röntgeni; Bir röntgen görüntüsü, kalbinizin boyutunu ve şeklini ve ayrıca kalp yetmezliğini gösterebilecek kalbin içinde veya çevresinde sıvı olup olmadığını gösterir
  • MR; Kardiyak MR, kalbinizin boyutunu, şeklini ve yapısını gösterecektir. Bu test, kalp kası iltihabı belirtileri gösterebilir
  • Ekokardiyogram; Ses dalgaları, atan kalbin hareketli görüntülerini oluşturur. Bir ekokardiyogram, kalbinizin büyümesini, zayıf pompalama işlevini, kapak problemlerini, kalp içinde bir pıhtı veya kalbinizin etrafındaki sıvıyı tespit edebilir
  • Kan testleri; Bunlar, beyaz ve kırmızı kan hücresi sayımlarının yanı sıra kalp kasınıza zarar veren belirli enzimlerin seviyelerini ölçer. Kan testleri, virüslere ve miyokarditle ilişkili bir enfeksiyonu gösterebilecek diğer organizmalara karşı antikorları da tespit edebilir
  • Kalp kateterizasyonu ve endomiyokardiyal biyopsi; Bacağınızdaki veya boynunuzdaki bir damara küçük bir tüp (kateter) yerleştirilir ve kalbinize geçirilir. Bazı durumlarda doktorlar, iltihaplanma veya enfeksiyon olup olmadığını kontrol etmek için laboratuvarda analiz için küçük bir kalp kası dokusu örneğini (biyopsi) çıkarmak için özel bir alet kullanırlar

Tedavi;

Çoğu durumda, miyokardit kendi kendine veya tedavi ile iyileşir. Miyokardit tedavisi, kalp yetmezliği gibi nedene ve semptomlara odaklanır.

Hafif vakalarda, kişiler en az üç ila altı ay boyunca rekabetçi sporlardan kaçınmalıdır. Vücudunuzun miyokardite neden olan enfeksiyonla savaşmasına yardımcı olacak dinlenme ve ilaç tedavisi ihtiyacınız olan tek şey olabilir.

Antiviral ilaçlar mevcut olmasına rağmen, çoğu miyokardit vakasının tedavisinde etkili oldukları kanıtlanmamıştır.

Dev hücreli ve eozinofilik miyokardit gibi bazı nadir viral miyokardit türleri, bağışıklık sisteminizi baskılamak için kortikosteroidlere veya diğer ilaçlara yanıt verir. Lupus gibi kronik hastalıkların neden olduğu bazı durumlarda, tedavi altta yatan hastalığa yöneliktir.

Miyokardit kalp yetmezliğine veya aritmilere neden oluyorsa, doktorunuz sizi hastaneye yatırabilir ve ilaçlar veya başka tedaviler reçete edebilir. Bazı anormal kalp ritimleri veya ciddi kalp yetmezliği için, kalbinizde kan pıhtılaşması riskini azaltmak için size ilaçlar verilebilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

Paylaşın