İsveç’te Anayasa Değişikliği Tartışmaları: Türkiye Detayı

Temmuz ayında yeni terör yasasının yürürlüğe girdiği İsveç’te bu yönde yapılacak Anayasa değişikliği tartışılıyor. Anayasa değişikliği ile terör örgütlerine katılımın özendirilmesi, propagandasının yapılması ve bireylerin terör eylemlerine teşvik edilmesinin önlenmesi hedefleniyor.

Tasarı, Andersson hükümetinin değişmesiyle sonuçlanan Eylül seçimlerinden önce, parlamantodaki ilk tur oylamada kabul edilmişti. Şimdi 16 Kasım’da ikinci ve son kez oynalanacak. Kabul edilmesine kesin gözüyle bakılan değişiklik 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek.

Türkiye’nin “terör örgütlerine yuva olmakla” suçladığı İsveç, gelecek hafta yapılacak anayasa değişikliğini tartışıyor. Anayasa değişikliği ile hükümet ve kolluk kuvvetlerine, “terörist organizasyonlarla ilişki görülmesi durumunda örgütlenme hürriyetini engelleme hakkı” veriliyor.

Öneride, “Değişiklik ile İsveç, terörle daha fazla ve yeni yöntemlerle mücadele etme kabiliyeti kazanacak” deniyor.

Stockholm, belirli durumlarda örgütlenme özgürlüğün kısıtlanmasını öngören düzenleme ile Ankara’nın itirazlarını yumuşatabilmeyi umuyor. İnsan hakları örgütleri ve bazı muhalefet partileri ise tepkili.

Hazırlıklarına NATO adaylığından çok önce başlansa da Ankara’nın, İsveç’i İttifak’a katılımını veto etmekle tehdit ettiği bir ortamda 16 Kasım’da yapılacak oylama ayrıca önem kazandı.

İsveç’in yeni Başbakanı Ulf Kristersson da 8 Kasım’da Ankara’ya yaptığı ilk yurt dışı ziyareti sırasında Türkiye’nin terörle ilgili eleştirilerini ciddiye aldıklarını, yasal değişiklikler yapacaklarını söylemişti. Değişiklik için “Yasal otoritelere terörle mücadelede kas gücü sağlayacak” yorumunu yapan Başbakan Kristersson, “Terör faaliyetleri ister İsveç’i ister Türkiye’yi hedefliyor olsun, eşit derecede ciddiye alarak mücadele edeceğiz” diye konuşmuştu.

Sol Parti itiraz ediyor

İsveç parlamentosu Riksdag’da 24 sandalyesi bulunan Sol Parti, örgütlenme hakkının kısıtlanacağı endişesiyle planlanan değişikliğe “hayır” oyu vereceğini açıklayan tek parti. Bazı Sol Parti milletvekillerinin Temmuz ayında PKK bayraklarıyla çektirdiği fotoğraf da tartışma yaratmıştı. Türkiye’den gelen tepki üzerine dönemin Başbakanı Magdalena Andersson, PKK’nın “terör örgütü listesinde olduğunu” belirterek vekillere tepki göstermişti.

DW Türkçe’den Muhammed Kafadar’ın sorularını yanıtlayan Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Paul Levin’e göre değişiklik uzun süredir üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları gibi geniş bir kesimin görüşlerine açıktı ve tepkiler genelde olumlu oldu.

Yine de Uluslararası Af Örgütü ve İsveç merkezli Sivil Hak Savunucuları hak ihlalleri yaşanabileceğine dair itirazlarını dile getiriyor. İnsan hakları örgütleri, Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında Haziran ayında Madrid’de imzalanan üçlü mutabakat ile bazı terör şüphelilerinin Türkiye’ye iade edilmesine zemin hazırlanmasına da adil yargılama yapılmayacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Düzenleme 1 Ocak’ta yürürlüğe girecek

Aslında 2019’dan beri tartışılan anayasa değişikliğine dair yasama süreci İsveç’in NATO adaylığından çok önce başlamıştı.

Peki düzenleme Türkiye’nin itirazlarına yanıt verebilecek mi?

Paul Levin, “Bu polise, terörü desteklemeleri halinde miting veya protesto gösterilerini engelleme hakkı verebilir. Bugüne kadar böyle bir şey söz konusu değildi” yorumunu yaptı.

Son şeklini Nisan ayında alan Anayasa değişikliği ile terör örgütlerine katılımın özendirilmesi, propagandasının yapılması ve bireylerin terör eylemlerine teşvik edilmesinin önlenmesi hedefleniyor. Tasarı, Andersson hükümetinin değişmesiyle sonuçlanan Eylül seçimlerinden önce, parlamantodaki ilk tur oylamada kabul edilmişti. Şimdi 16 Kasım’da ikinci ve son kez oynalanacak. Kabul edilmesine kesin gözüyle bakılan değişiklik 1 Ocak 2023’te yürürlüğe girecek.

Ancak Stockholm Üniversitesi’nden uluslararası hukuk profesörü Dr. Mark Klamberg’e göre PKK sembollü yürüyüşler hâlâ ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilir. Klamberg, düzenleme ile terör örgütlerinin desteklenmesi veya katılımın özendirilmesinin cezaya tabi olduğuna dikkat çekti, “Sadece sempati ifade etmek suç sayılmayabilir” değerlendirmesini yaptı.

Bu peş peşe ikinci değişiklik

Anayasa değişikliği, İsveç’in terör kanunlarını sıkılaştırmak yönünde attığı ikinci adım oldu. Ülkede Temmuz ayında daha sert yeni terör yasası yürürlüğe girmişti.

Yasama sürecine yine NATO adaylığından önce başlanan kapsamlı “Terör Suçları Yasası” ile terörle bağlantılı suçların hemen hepsinde cezalar ağırlaştırıldı. Ayrıca terörün tanımı daha geniş şekilde ele alındı. Dönemin hükümeti, 31 Mayıs’ta mecliste kabul edilerek 1 Temmuz’da yürürlüğe giren değişiklik ile Ankara’nın itirazını yumuşatmayı hedefliyordu. Ancak bu yeni kanuna göre de Türkiye’yi rahatsız eden PKK bayraklı eylemler suç sayılmıyor.

İsveç, PKK’yı 1984’te terör örgütü olarak tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştu.

Paylaşın

İsveç, NATO Üyeliğinin Onayı İçin Anayasayı Değiştiriyor

İsveç Başbakanı Kristersson’un NATO üyeliği konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşmenin ardından İsveç parlamentosu, Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamak için şart koştuğu “terörle mücadele” konusunda yasaları sertleştirmeyi mümkün kılacak anayasa değişikliğinin önümüzdeki hafta oylanacağını açıkladı.

Parlamentodan yapılan açıklamada, değişikliğin “teröre bulaşan grupların örgütlenme özgürlüğünü sınırlayacak” yeni yasaların çıkarılmasının önünü açacağı belirtildi. Uzmanlar, yeni yasayla özellikle PKK üyelerine yönelik cezai takibatın kolaylaşmasının amaçlandığını belirtiyor.

Milletvekillerine değişikliğe onay vermeleri tavsiyesinde bulunan parlamentonun anayasa işlerinden sorumlu komitesi, oylamanın 16 Kasım’da yapılacağını ve değişikliğin 1 Ocak’ta yürürlüğe girmesinin beklendiğini açıkladı.

İlk oylama meclisten geçmişti

İsveç’te bir anayasa değişikliğinin kabul edilebilmesi için parlamentonun onayından sonra yapılacak ilk genel seçimde göreve gelen yeni parlamentonun da onaylaması gerekiyor. İlk oylama İsveç’in bir önceki sol hükümeti döneminde yapılmış ve değişiklik kabul edilmişti.

11 Eylül’de yapılan seçimleri kazanarak başbakanlık koltuğuna oturan Ulf Kristersson anayasa değişikliğini “büyük bir adım” olarak nitelendirmişti. Kristersson, “İsveç yıl sonuna kadar ya da önümüzdeki yılın başlarında, adli makamlara terörle mücadelede daha fazla güç verecek büyük adımlar atacak” demişti.

Erdoğan’dan İsveç’e NATO üyeliği için Temmuz mesajı

İsveç’in başbakanı Ulf Kristersson, Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştü. Düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan,  “İsveç kendi güvenliği için NATO üyeliğini istiyor, biz de kendi güvenlik kaygılarımızın giderilmesine destek olan bir İsveç görmek istiyoruz” diye konuştu.

Konuk lider Kristersson ise, “İsveç, Türkiye’ye yapmış olduğu taahhüde riayet edecek, yerine getirecektir” dedi. Kristersson PKK’yı bir terör örgütü olarak gördüklerini de vurguladı.

Türkiye’nin “PKK, YPG, FETÖ, DHKP-C, gibi terör örgütleriyle mücadele ettiğini” hatırlatan Erdoğan, “Madrid’de imzalanan üçlü muhtırada da vurgulandığı üzere terörizmle mücadele tam dayanışma ve iş birliğidir. Yeni İsveç hükümetinin taahhütlerinden memnuniyet duyduk. Savunma sanayiinde ülkemize uygulanan kısıtlamaların kaldırılması olumlu adım teşkil ediyor” dedi.

İsveç’e “Bülent Keneş” talebi

İsveçli bir gazetecinin “üçlü muhtırada İsveç’in gerçekleştirmediği taahhüt nedir ve İsveç’ten talebiniz tam olarak nedir?” yönündeki sorusuna verdiği yanıtta Erdoğan, bazı isimlerin iadesini gündeme getirdi. Erdoğan, “Dört tanesi deport edildi. Şu anda FETÖ terör örgütünden İsveç’te olan bir tanesi var ki, Bülent Keneş, mesela bu teröristin Türkiye’ye deport edilmesi bizler için büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

Erdoğan ayrıca, söz konusu örgütlerin İsveç ve Finlandiya’daki faaliyetlerinin engellenmesi gerektiğini belirterek, 7 ay sonraki seçimlerde halkın karşısına bu sorunu çözmüş olarak gitmek istedikleri mesajını verdi.

“Temmuz’a kadar süre var”

Erdoğan, “Birinci derecedeki NATO dostlarımızla dayanışma içerisinde olmamız lazım. Bu teröristleri ülkelerinde barındırmamak gerekiyor. Özellikle İsveç’te mi bu var? Hayır. Birçok AB üyesi ülkelerde maalesef teröristler cirit atıyor…Bu konuda değerli dostuma şu an itibariyle beni anlayacağına inanıyorum. Önümüzde Temmuz ayına kadar süre var. Bir diğer taraftan da Haziran ayında Türkiye’de seçim söz konusu. Gerek Cumhurbaşkanlığı gerek parlamento seçimi. Bu seçimlere de hazırlanırken halkımızın karşısına çok rahat çıkabilmemiz lazım. Bunları da değerli dostumla paylaştık, görüştük. Ona göre de adımlarımızı atacağız” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından İsveç ve Finlandiya uzun süredir sürdürdükleri tarafsızlık politikasını terk ederek askeri ittifaka katılmak için başvuruda bulunmuştu. Ancak Ankara, özellikle İsveç’in Türkiye’nin mücadele ettiği “terör örgütü üyelerini” barındırdığı gerekçesiyle iki ülkenin NATO üyeliğine engel olmuştu.

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Nükleer Savaşın Kazananı Olmayacak

Rusya’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanma riski düşük olduğunu ancak sonuçları büyük olacağı için çok ciddiye aldıklarını vurgulayan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Rusya sorumsuzca ve pervasızca davranıyor. Nükleer silahlar çatışmanın doğasını değiştirecektir. Nükleer savaşın kazananı olmayacaktır. Bu mesajı net biçimde veriyoruz. Rusya’nın nükleer duruşunda değişiklik yok” dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “Putin kazanırsa sadece Ukrayna için felaket olmaz. Rusya Ukrayna’da kazanırsa tüm dünyanın zararına olacaktır. Hepimiz için Ukrayna’nın kazanıp Putin’in zafere ulaşamaması önemli” ifadelerini kullandı.

NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtıranın gerekliklerini yerine getirdiğini söyleyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Artık tam üyelik zamanı gelmiştir, üyeliklerinin en kısa sürede onaylanmasını bekliyorum” dedi.

NTV Brüksel Temsilcisi Güldener Sonumut‘un sorularını yanıtlayan Stoltenberg, “Şimdiden muhtıra uygulanmaya başladı. İsveç ve Finlandiya, NATO üyesi olduktan sonra da işbirliğini sürdürecek. İki ülkenin tam üyeliği hem onlar hem NATO hem de Türkiye için iyi olacak. Kolay müzakereler olmadı Madrid’de saatler süren toplantılar yaptık. Finlandiya, İsveç ve Türkiye’yi anlaşmalardan dolayı takdir ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a teşekkür

Savaş devam ettikçe riskler süreceğini belirten Stoltenberg, “Açlıkla mücadele için Ukrayna tahılının dünyaya ulaşmayı sürdürmesi gerkeiyor. Bunun için Putin savaşa son vermeli. Savaş ortamında tahıl anlaşması son derece büyük önem taşıyor. Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tahıl anlaşmasının sağlanması ve yeniden uygulanması için çabalarından dolayı takdir ve teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

‘Nükleer savaşın kazananı olmayacak’

Rusya’nın Ukrayna’da nükleer silah kullanma riski düşük olduğunu ancak sonuçları büyük olacağı için çok ciddiye aldıklarını vurgulayan Stoltenberg, “Rusya sorumsuzca ve pervasızca davranıyor. Nükleer silahlar çatışmanın doğasını değiştirecektir. Nükleer savaşın kazananı olmayacaktır. Bu mesajı net biçimde veriyoruz. Rusya’nın nükleer duruşunda değişiklik yok” diye konuştu.

Stoltenberg, “Putin kazanırsa sadece Ukrayna için felaket olmaz. Rusya Ukrayna’da kazanırsa tüm dünyanın zararına olacaktır. Hepimiz için Ukrayna’nın kazanıp Putin’in zafere ulaşamaması önemli” ifadelerini kullandı.

‘Yunanistan ve Türkiye çok değerli iki müttefikimiz’

Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüştüğünü söyleyen Stoltenberg, “Yunanistan ve Türkiye çok değerli iki müttefikimiz. NATO’nun ortak savunmasına büyük katkıları var. İki ülke NATO çerçevesinde yakın işbirliği içerisindeler. Sadece NATO karargahındaki diplomatik işbirliği değil operasyonel olarak da yakın işbirliği var. Anlaşmazlıklar olduğunun farkındayım ancak işbirliği ve iyi müttefiklik ruhu içinde çözülmesini bekliyorum” diye konuştu.

Paylaşın

NATO’dan Türkiye’ye Dikkat Çeken İsveç Ve Finlandiya Mesajı

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Stoltenberg, Finlandiya ve İsveç’in Türkiye’ye taahhütlerini yerine getirdiklerini belirterek, “İsveç yeni yasalar geçiriyor ve böylece terör örgütlerine katılımı, PKK dahil olmak üzere engelliyor. Finlandiya ve İsveç, Türkiye ile anlaşmalarındaki taahhütleri yerine getiriyorlar” dedi ve ekledi:

“Terörizmle mücadelede her yerde, her konuda taahhütlerini güçlendiriyor ve taahhütlerini yerine getiriyorlar. Türkiye’yle çalışmaya hazırlar. Dolayısıyla bütün güvenlik endişelerinizi giderecekler. Artık İsveç’in, Finlandiya’nın tam üye olarak NATO’ya katılması lazım. Onların üyeliği bizi daha güçlü kılacak, insanlarımızı daha güvende kılacak.”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İstanbul’da biraraya geldi. Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Finlandiya ve İsveç’in Türkiye’ye taahhütlerini yerine getirdiklerini belirterek, “Artık İsveç’in, Finlandiya’nın tam üye olarak NATO’ya katılması lazım” diye konuştu.

“Türkiye Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın etkilerinin azaltılmasında çok kritik roller oynadı”

Türkiye’nin tahıl koridoru anlaşmasının yanı sıra Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın etkilerinin azaltılmasında da çok kritik roller oynadığını vurgulayan Stoltenberg, tahıl anlaşmasına geri dönüş için verdikleri destekten dolayı Türkiye’ye teşekkür etti.

Stoltenberg, “Türkiye hükümetinin bu konudaki gayretleri, çabaları çok önemliydi. Bu tahıl anlaşması yeniden kazanıldı. Milyonlarca insan Ukrayna’dan gelecek, Karadeniz’den, Boğazlar’dan dünya pazarına ulaşacak tahıla ihtiyaç duyuyor. Eğer bu sevkiyat dünya piyasalarına erişmezse fiyatlar artar ve milyonlarca insan mağdur olur. Tahıl anlaşması, son derece büyük önem arz ediyor. Gıda fiyatları açısından belirleyici. Yüz milyonlarca insanın beslenmesi buna bağlı. Burada Türkiye’yi bir kere daha takdirle karşılıyorum” diye konuştu.

Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Stoltenberg, iki ülkenin NATO müttefiklerince ittifaka davet edildiğini, Türkiye ile de bir üçlü muhtıra konusunda anlaştıklarını kaydetti.

Türkiye’nin iki ülkeden önemli beklentileri olduğuna dikkati çeken Stoltenberg, “Bu muhtıranın Türkiye’ye daha fazla güvenlik getirmesini bekliyorsunuz ve ben bu endişelerinizi paylaşıyorum. İsveç ve Finlandiya, bu muhtıra konusunda Türkiye’yle uzun vadeli ortaklıklarını taahhüt ettiklerini vurguladılar. Bu konuda görevlerini yerine getirdiler. Hem Finlandiya hem de İsveç liderleriyle geçen hafta konuştum. Her iki ülkenin muhtırayı uygulayacak somut adımlarını memnuniyetle karşılıyorum” ifadelerini kullandı.

İki ülkenin de Türkiye’yle terörle mücadele konusunda işbirliklerini arttırdıklarına işaret eden Stoltenberg, “İsveç yeni yasalar geçiriyor ve böylece terör örgütlerine katılımı, PKK dahil olmak üzere engelliyor. Finlandiya ve İsveç, Türkiye ile anlaşmalarındaki taahhütleri yerine getiriyorlar. Terörizmle mücadelede her yerde, her konuda taahhütlerini güçlendiriyor ve taahhütlerini yerine getiriyorlar. Türkiye’yle çalışmaya hazırlar. Dolayısıyla bütün güvenlik endişelerinizi giderecekler. Artık İsveç’in, Finlandiya’nın tam üye olarak NATO’ya katılması lazım. Onların üyeliği bizi daha güçlü kılacak, insanlarımızı daha güvende kılacak” şeklinde konuştu.

“Somut adımlar da görmek istiyoruz”

Finlandiya ve İsveç’in, NATO üyeliklerine ilişkin konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise söz konusu iki ülkenin terörle mücadelede önemli adımlar atmasının önemine işaret ederek, “Bu konularda somut adımlar da görmek istiyoruz. Şu anki hükümetin açıklamalarını olumlu bulduğumuzu da söyledik” dedi.

“Sadece silah ambargosunu kaldırmak yetmez, bunun kalıcı olması gerekiyor”

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile telefonda da görüştüğünü hatırlatarak, Kristersson’un Türkiye’ye gelmek istediğini söylediğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu ziyaretin gerçekleşmesi için gerekli koordinasyonun sağlanması talimatını verdiğini söyledi. Kristersson’un, 8 Kasım’da Ankara’da olacağını kaydeden Çavuşoğlu, “Bir sonraki daimi ortak mekanizmanın toplantısı Stockholm’de olacak. Bu toplantılar esasen kritik ve önemli toplantılar olacak. Burada, atılmış adımlar ve bundan sonra atılacak adımlar gözden geçirilecek. Sadece silah ambargosunu kaldırmak yetmez. Bunun kalıcı olması lazım. Üye olduktan sonra da bu tür geri adımların atılmaması gerekiyor” diye konuştu.

Çavuşoğlu, “Diğer taraftan bizim hem Meclis’imize hem de halkımıza dönüp, iki ülkenin somut adım attığını göstermemiz gerekiyor. Bu bakımdan esasen bu takvim de bu iki ülkeye, onların atacakları adımlara bağlı” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, Finlandiya ile göreceli olarak çok ciddi probleminin olmadığını kaydeden Çavuşoğlu, NATO ile Finlandiya ve İsveç’in, bu konuda bir ayrımın yapılmamasını rica ettiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, iki ülkenin bu anlamda aynı muameleyi gördüğünü belirterek, “Önümüzdeki günlerde yeni hükümetten, özellikle İsveç’ten daha umutluyuz. Şu ana kadar attığı adım ve yaptığı açıklamalardan dolayı. Somut adımları da görmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Hiçbir ülke bu yasadışı savaşta Moskova’ya destek vermemeli”

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Rusya-Ukrayna savaşı hakkındaki konuşmasında, Rusya’nın Ukrayna’daki zulmünün devam ettiğine dikkat çekti: “Son haftalarda füzelerin atıldığını, dronlarla saldırı yapıldığını, altyapının zalimce yerle bir edildiğini, Ukraynalı sivillerin ısınmadan, elektrikten, sudan mahrum edildiğini ve kışın geldiği dönemde bunun yapıldığını görüyoruz.”

İran’ın da balistik füzelerle Rusya’ya destek verdiğini kaydeden Stoltenberg, “İran’ın Rusya’ya insansız hava araçları teklif ettiğini ve balistik füze teslimatı yapmayı düşündüğünü görüyoruz. Bu kabul edilemez. Hiçbir ülke bu yasadışı savaşta Moskova’ya destek vermemeli” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Finlandiya’dan Türkiye’ye ‘NATO Üyeliği’ İçin Çağrı

İskandinav ülkelerinin liderleriyle düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, bugün yaptığı açıklamada, Türkiye ve Macaristan’dan İsveç’in ve kendilerinin NATO savunma ittifakı üyelik başvurularını hızla onaylamalarını istedi.

Türkiye ve Macaristan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik başvurularını onaylamayan son iki ülke.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, “Şimdi tüm gözler Macaristan ve Türkiye’nin üzerinde. Bu ülkelerin üyelik başvurularımızı onaylamalarını bekliyoruz. Başvurularımızın onaylanmasının tercihen geciktirilmeden yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Finlandiya ve İsveç, geçen hafta, NATO’ya aynı anda katılmak istediklerini yineleyerek Türkiye’ye karşı ortak cephe oluşturmuştu.

Sanna Marin geçen hafta, “NATO başvurularımız artık NATO üyesi ülkelerin tamamında onaylanmıştır. Hala onaylamayan iki ülke var, Macaristan ve Türkiye ve tabii ki Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya el ele katılması bizim için çok önemli, zira bu süreci bugüne kadar getirdik” demişti.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle Mayıs ayında NATO’ya katılma başvurusunda bulunmuş, ancak bu iki ülkeyi PKK ve diğer terör gruplarının militanlarını barındırmakla suçlayan Türkiye’nin itirazlarıyla karşılaşmışlardı.

Türkiye, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO zirvesi çerçevesinde imzalanan mutabakatla başvuru önündeki vetosunu geri çekmişti.

Ancak iki ülkenin üyelikleri için gerekli meclis onayı TBMM’den hala çıkmadı. Türkiye’nin mutabakattaki koşulları arasında “terör örgütlerine desteğin sonlandırılması, Türkiye’ye yönelik silah ihracat kısıtlamalarının kaldırılması ve iade taleplerinin karşılanması” öne çıkıyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyonlar nedeniyle İsveç’in 2019’da yürürlüğe koyduğu silah ihracat kısıtlamaları 30 Eylül’de kaldırılmıştı.

İsveç, Ağustos ayında da dolandırıcılık suçundan hakkında Türkiye’de hapis cezası bulunan bir kişi için iade izni vermiş, ancak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’ye adi suçluları iade ederek sözlerini yerine getirdiklerine inandıracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar… İade kararı verdiği kişi terör suçlarıyla ilgili değil” açıklaması yapmıştı.

 

Paylaşın

Finlandiya Ve İsveç Liderlerinden Türkiye’ye ‘NATO’ Mesajı

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ve Finlandiya Başbakanı Sanna Marin, gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında, NATO askeri ittifakına eş zamanlı olarak katılmaya kararlı olduklarını söylediler.

Sanna Marin, NATO’ya katılım süreci ile ilgili konuştu ve Türkiye’nin endişelerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçen günlerde Prag’da görüştüğünü kaydetti. Marin, “Kendisi Finlandiya söz konusu olduğunda çok fazla soru olmadığını, ancak İsveç söz konusu olduğunda bazı sorular olduğunu ifade etti” dedi.

Sanna Marin, “NATO başvurularımız artık NATO üyesi ülkelerin tamamında onaylanmıştır. Hala onaylamayan iki ülke var, Macaristan ve Türkiye ve tabii ki Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya el ele katılması bizim için çok önemli, zira bu süreci bugüne kadar getirdik” diye konuştu.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali nedeniyle Mayıs ayında NATO’ya katılma başvurusunda bulunmuş, ancak bu iki ülkeyi PKK ve diğer terör gruplarının militanlarını barındırmakla suçlayan Türkiye’nin itirazlarıyla karşılaşmışlardı.

Geçen hafta göreve başlayan İsveç Başbakanı Kristersson da ülkesinin Finlandiya tarafından sürecin gerisinde bırakılmasından endişe duymadığını ve yakın gelecekte Ankara’da Erdoğan ile görüşeceğini söyledi.

Kristersson, “Her ülkenin bu konuda kendi kararını vermesi gerektiğine saygı duyuyoruz. Ama tabii ki İsveç ve Finlandiya mümkün olduğunca çabuk onaylanmasını istiyor. Bu çok açık. İşte bu nedenle geçen gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir telefon görüşmesi yaptım ve Ankara’ya gitmeye ve daveti kabul etmeye hazır olduğumu söyledim. Bu davet üzerinde resmi olarak mutabık kalınır kalınmaz ve kesinleşir kesinleşmez, size bu seyahatle ilgili bilgi vermek üzere geri döneceğim” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin karar alma sürecinin İsveç ve Finlandiya için çok büyük önem taşıdığını ve işlerin bu şekilde yürümesine saygı duyduklarını kaydeden Ulf Kristerrson, “Ancak biz de üzerimize düşeni yapmak zorundayız ve yapıyoruz. Üçlü mutabakata göre sahip olduğumuz çok açık yükümlülükler dışında başka bir taviz verilmiyor. Bu da yeterince adil. Dolayısıyla İsveç’in yapması gerekenleri yerine getirmek için çok sıkı çalışıyoruz ve elbette bu yılın başlarında Madrid’de yapılan üçlü anlaşmadan bu yana neler başardığımızı, neler yaptığımızı çok detaylı bir şekilde rapor edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kristersson, “Türkiye’nin İsveç’in anlaşma çerçevesinde taahhüt ettiklerini yerine getirdiğine dair teyit alması tamamen meşrudur” dedi.

NATO Genel Sekreteri Türkiye yolcusu

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleriyle ilgili diplomasi trafiği hızlanırken NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in 4 Kasım tarihinde Türkiye’yi ziyaret edeceği bildirildi. İsmi verilmeyen bir Türk yetkili, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada Stoltenberg’in 4 Kasım’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geleceğini belirtti.

Stoltenberg Çarşamba günü yaptığı açıklamada İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile “her düzlemde” yakın temas halinde olmasını memnuniyetle karşıladığını vurgulamış, kendisinin de kısa süre içinde İstanbul’da Erdoğan ile görüşmeyi planladığını söylemişti.

Erdoğan’a randevu talebinde bulunan İsveç’in yeni Başbakanı Kristersson’un da Türkiye’ye giderek Cumhurbaşkanı ile görüşmesi bekleniyor. AFP’ye konuşan Türk yetkili, Kristersson’un ziyareti için 8 Kasım tarihinin gündemde olduğunu belirtti. Kristersson’un ofisi ise AFP’nin konuyla ilgili sorusuna “Tarihi teyit edemiyoruz. Bu konuda çalışmalarımız sürüyor” yanıtını verdi.

Erdoğan bu hafta Kristersson ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş, görüşmenin ardından Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, “Erdoğan’ın Kristersson’u Ankara’da misafir etmekten memnuniyet duyacağını ve İsveç hükümetiyle ikili ilişkileri her alanda ileriye taşımaya hazır olduklarını” söylediği bildirilmişti.

Türkiye’nin talepleri, İsveç’in attığı adımlar

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından uzun yıllardır uyguladıkları askeri tarafsızlık ilkesini terk eden İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Türkiye, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO zirvesi çerçevesinde imzalanan mutabakatla başvuru önündeki vetosunu geri çekmişti.

Ancak iki ülkenin üyelikleri için gerekli meclis onayı TBMM’den hala çıkmadı. Türkiye’nin mutabakattaki koşulları arasında “terör örgütlerine desteğin sonlandırılması, Türkiye’ye yönelik silah ihracat kısıtlamalarının kaldırılması ve iade taleplerinin karşılanması” öne çıkıyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyonlar nedeniyle İsveç’in 2019’da yürürlüğe koyduğu silah ihracat kısıtlamaları 30 Eylül’de kaldırılmıştı. İsveç, Ağustos ayında da dolandırıcılık suçundan hakkında Türkiye’de hapis cezası bulunan bir kişi için iade izni vermiş, ancak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’ye adi suçluları iade ederek sözlerini yerine getirdiklerine inandıracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar… İade kararı verdiği kişi terör suçlarıyla ilgili değil” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye Mesaj: Taahhütlerimizi Yerine Getireceğiz

İsveç Dışişleri Bakanı Billstrom, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın imzaladığı mutabakata işaret ederek “Memorandumu ve maddelerini yerine getirebileceğiz. Bundan oldukça eminim” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Billstrom, PKK konusunda Türkiye ve AB’nin tutumunu desteklediklerini belirterek PKK’nın “tepeden tırnağa” terörist olduğunu, Türkiye’nin güvenlik endişelerine saygı duyduklarını söyledi.

İsveç’te yeni hükümet, ülkenin NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin çekincelerini gidermek üzere atağa geçti. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara’dan randevu istemesinin ardından, Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom, Türkiye’nin çekincelerini bertaraf etme taahhüdüne bağlı olduklarını vurguladı.

Görevi geçen hafta devralan Billstrom, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın imzaladığı mutabakata işaret ederek “Memorandumu ve maddelerini yerine getirebileceğiz. Bundan oldukça eminim” diye konuştu.

AFP haber ajansına konuşan İsveç Dışişleri Bakanı, PKK konusunda Türkiye ve AB’nin tutumunu desteklediklerini belirterek PKK’nın “tepeden tırnağa” terörist olduğunu, Türkiye’nin güvenlik endişelerine saygı duyduklarını söyledi. PKK, AB’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.

Anayasaya uyum ve denge vurgusu

Billstrom, diğer yandan “ifade özgürlüğü konusunda dengenin gerekli olduğunun” da altını çizdi, taahhütler yerine getirilirken bunun anayasayla uyumlu olması ve yasal olarak güvenli bir zeminde yapılmasının önemine işaret etti.

İsveç yasalarına göre bir şüphelinin hükümetin iade kararına karşı çıkması durumunda, şüphelinin çekincesi Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmek zorunda. Mahkeme, hükümetin iade kararını bloke edebiliyor.

İsveç Dışişleri Bakanı, Türkiye ile “olumlu bir diyalog içinde olduklarını”, kendisinin ve Başbakan Kristersson’un kısa süre içinde Ankara’yı ziyaret edeceklerini de sözlerine ekledi.

Kristersson Erdoğan’a mektup göndermişti

İsveç basını, geçen hafta Başbakan Kristersson’un ülkesinin Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup göndererek “Umarım kısa süre içinde sizinle NATO konusunda ayrıntılı bir görüşme yapabiliriz. Size uygun olur olmaz Ankara’ya gelmeye hazırız” mesajı verdiğini bildirmişti.

Erdoğan da 21 Ekim’de yaptığı açıklamada, “İsveç’in yeni başbakanı randevu talebinde bulundu. Arkadaşlarımıza ‘Randevu verin, gelsin’ dedim. Ülkemizde kendisiyle bu konuları da görüşürüz… Şu andaki yeni Başbakan’ın yaklaşım tarzı, terörle ve teröristlerle mücadeleden yanadır” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’nin talepleri, İsveç’in attığı adımlar

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından uzun yıllardır uyguladıkları askeri tarafsızlık ilkesini terk eden İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Madrid’de imzalanan mutabakatla başvuru önündeki vetosunu geri çeken Türkiye, iki ülkenin üyelikleri için gerekli meclis onayını ise henüz vermedi. Türkiye’nin koşulları arasında “terör örgütlerine desteğin sonlandırılması, Türkiye’ye yönelik silah ihracat kısıtlamalarının kaldırılması ve iade taleplerinin karşılanması” öne çıkıyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyonlar nedeniyle İsveç’in 2019’da yürürlüğe koyduğu silah ihracat kısıtlamaları 30 Eylül’de kaldırılmıştı.

İsveç, Ağustos ayında da dolandırıcılık suçundan hakkında Türkiye’de hapis cezası bulunan bir kişi için iade izni vermiş, ancak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’ye adi suçluları iade ederek sözlerini yerine getirdiklerine inandıracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar… İade kararı verdiği kişi terör suçlarıyla ilgili değil” açıklaması yapmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD Büyükelçisi’nden Dikkat Çeken Türkiye Ve Yunanistan Açıklaması

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake, “NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.”

Flake, açıklamasının devamında, “Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Yunanistan arasında gerilim sürerken Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake’den dikkat çeken açıklamalar geldi. Flake’in açıklaması şu şekilde:

“Son dönemde bana ABD’nin Ege’de güvenliğe ilişkin pozisyonunda bir değişiklik olup olmadığı sorusu yöneltiliyor. Bu soruya cevabım “Hayır”. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır. Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.

“Türkiye, özellikle gıda güvenliğini ileri bir noktaya taşıyarak ve Ukrayna ile Rusya arasında diyaloğu gerçekleştirerek değerli bir destek sağlamayı sürdürmektedir. Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.”

 

Paylaşın

Nükleer Silah Tartışması: Putin Kullanırsa Batı’nın Planı Ne?

İsmini açıklamayan bir NATO diplomatı, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda, NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çekerek, 3 senaryonun gündemde olduğunu söyledi: Tam ekonomik ambargo, siber saldırı, ABD’nin cevabı…

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 24 Şubat’tan beri devam ederken uluslararası kamuoyunda nükleer silah ve atom bombası tartışması devam ediyor… Geçen haftalarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer silah kullanma ihtimalini açık tuttuğunu vurgulaması sonrasında Batı dünyasında ve bölgedeki ülkelerde endişe artmaya devam ediyor.

Almanya’nın çok okunan gazetelerinden Bild’e konuşan üst düzey bir NATO diplomatı ismini açıklamadan olası senaryoları değerlendirdi. Rusya’nın nükleer silah kullanması durumunda NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çeken yetkili 3 senaryonun gündemde olduğunu açıkladı.

Bild’e konuşan yetkili, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda Rusya’yı tam tecrit altına alarak ticaret ablukası uygulanmasının gündemde olduğunu açıkladı. Birinci seçeneğin bu olduğunu belirten yetkili, “Rus doğalgazı ve petrolüne tam ambargo uygulanacak. Bu da Rus ekonomisinin batı dünyasından tamamen uzaklaşması anlamına gelecek. Hammaddeleri için alıcı bulmak zorunda kalacaklar” dedi. Böyle bir durumda Rusya’nın Çin ve Hindistan’la yakınlaşması beklenirken, bu ülkelerin de yaptırım sebebiyle farklı bir şekilde hareket edebileceği öngörülüyor.

“Nükleer silah ile karşılık verilmeyecek”

Öte yandan Bild’e konuşan bir yetkili ise Rusya’nın olası bir nükleer silah kullanması durumunda büyük bir siber saldırıya geçeceğini söyledi. Alman Savunma Bakanlığı Yönetim Ekibinin eski lideri olan Nico Lang, “Putin’in nükleer silah kullanması durumunda ABD siber saldırı düzenleyerek telefon ve internet gibi ana iletişim ağlarını hedef alabilir” dedi.

Bild’e konuşan üst düzey NATO diplomatı da Biden yönetiminin Rusya’ya askeri karşılık vermesinin gündemde olduğunu dile getirdi. İsmini açıklamayan yetkili, “Eğer Putin, Ukrayna’ya nükleer silah kullanırsa ABD askeri yanıt verebilir” dedi.

Fakat yetkili ABD ve Batı ülkelerinin Rusya’nın nükleer saldırısına nükleer silah ile yanıt verilmeyeceğini ve geleneksel silahlarla saldırılacağını söyledi.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyeliğinin Önünde İki Engel Kaldı

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Zirvesi’nden yaklaşık üç ay sonra NATO’ya üye 30 ülkenin 28’i Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine onay verdi. Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliğinin önündeki son iki engel Macaristan ve Türkiye. 

Eylül ayında Finlandiya Dışişleri Bakanı, Macar mevkidaşının Finlandiya ile İsveç’in üyeliklerine yönelik herhangi bir itirazlarının olmadığını kendilerine ilettiğini söyleyerek bu konuda güvence vermişti.

Bu tarihten birkaç hafta önce, ağustos sonunda Macaristan Bölgesel Kalkınma Bakanı (ve eski AB Komiseri) Tibor Navracsics, Helsinki’yi ziyaret etmiş ve Finlandiyalı milletvekillerine ülkesinin NATO üyelik başvurusunu gecikmeden onaylayacağını söylemişti.

Aynı tarihlerde Finlandiya hükümeti tarafından yapılan bir basın açıklamasında “Macaristan, Finlandiya’nın NATO üyeliğini destekliyor, ancak Macaristan Parlamentosu’ndaki onay süreci devam ediyor.” denilmişti.

Ancak bu hafta Başbakan Viktor Orbán’ın liderliğini yaptığı Fidesz Partisi’nden politikacılar, muhalefetin sert eleştirilerine neden olan bir adımla, hem Finlandiya hem de İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin oylanmasını hızlandıracak bir önergenin meclise sunulmasını engelledi.

Önergeyi sunmaya çalışan Macar Milletvekili Bertalan Toth, “Bu anlaşılmaz ve gerekçesiz bir adım.” sözleriyle iktidar milletvekillerine tepkisini dile getirdi.

Toth, “Finlandiya ve İsveç, NATO’nun kararlı ortaklarıdır. 1994’ten bu yana İttifak’ın Barış için Ortaklık programı içerisinde olmuşlardır. Geçmişten günümüze NATO liderliğindeki barış destek operasyonlarında aktif rol oynadılar ve oynuyorlar.” diye konuştu.

Katılım sürecinin görüşülmesi teorik olarak halen Macaristan Parlamentosu’nun gündeminde olsa da herhangi bir tarih belirlenmiş değil. Bu da konunun şimdilik geri planda kaldığı anlamına geliyor.

Bu, Finlandiya ve İsveç için ne anlama geliyor?

Helsinki ve Stockholm’de, perde arkasında, NATO üyeliği konusunda çok hızlı yol aldıklarını düşünen yetkililer son engellere takıldıklarını düşünerek bir hayal kırıklığı yaşayacaktır.

Peki bu iki ülkenin Orban ve hükümeti üzerinde daha fazla baskı oluşturmak için yapabileceği bir şey var mı?

Helsinki merkezli Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden araştırmacı Minna Alander, “Finlandiya’nın bu konuda yapabileceği fazla bir şey olmayabilir.” diyor.

Euronews’e konuşan Alander, “Muhtemelen Fidesz, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini, AB Komisyonu’nun hukukun üstünlüğü kaygıları nedeniyle Macaristan’a yönelik fonları dondurma önerisiyle ilişkilendirmeyi umuyor. Orban, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliği söz konusu olduğunda Türkiye’nin kervanına katılıyor gibi görünüyor. Erdoğan birkaç gün önce bu ülkelerin üyeliğini engellemeye devam edebileceklerini açıklamıştı. Bu devam ettiği sürece Macaristan’ın da harekete geçmesi pek olası görünmüyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile durum nedir?

Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini geciktirme gerekçesi Macaristan’ın durumundan daha karmaşık.

Türkiye ilk etapta bu iki ülkenin NATO üyeliklerini desteklediğinin sinyalini vermişti.

Nisan ayı başında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Niinistö arasında yapılan bir telefon görüşmesinde Finler herhangi bir sorun yaşanmayacağına dair güvence almışlardı.

Bir ay sonrasında ise Türkiye iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılamamasına neden olarak, bu ülkelerin Ankara’nın ‘terör örgütü’ olarak gördüğü gruplara destek verildiği iddiası da dahil olmak üzere, ortaya bir dizi neden koydu.

Madrid’de yapılan NATO zirvesine bir ay kala, kapalı kapılar ardında yürütülen yoğun diplomasinin ardından Türkiye, üyelikleri destekleme konusunda anlaşmaya vardı.

Ayrıca aradaki anlaşmazlıkları aşmak için de üçlü görüşmelerin başlatılması buna dahil edildi.

Ağustos ayında Finlandiya’da başlayan bu görüşmelerin sonbaharda da devam etmesi bekleniyordu ancak ay başında Erdoğan, tekliflerin onaylanması konusunda yine frene bastı.

Erdoğan 1 Ekim’de Ankara’da parlamentonun açılışında milletvekillerine Finlandiya ve İsveç’in güvenlik ve terör konusunda “Türkiye’ye verdikleri sözleri yerine getirmemeleri halinde” üyelik adımını bloke edeceğini söyledi.

Erdoğan, “Ülkemize verilen sözler tutulana kadar bu konudaki ilkeli ve kararlı duruşumuzu sürdüreceğiz.” dedi.

Stockholm Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Paul Levin, İsveç Haber Ajansı TT’ye verdiği mülakatta, “İsveç’in NATO başvurusu hakkında karar vermek resmi olarak Türk Parlamentosu’na bağlı ama en nihayetinde karar verecek olan Erdoğan’dır. Erdoğan duygusal bir kişiliğe sahip ve kendisini kırılmış hissederse muhatabını cezalandırmayı seçebilir.” ifadesiyle topun doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olduğunu dile getirdi.

Askeri teçhizat

Türkiye, ABD’den F-16 savaş uçakları almak için yeşil ışık bekliyor. Keza Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine dair kararını da Amerikalıların bu anlaşmayı onaylaması için baskı unsuru olarak kullanmak istiyor olabilir.

Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden Türkiye uzmanı Toni Alaranta, kısa süre önce yayınladığı bir brifingde “Türkiye’nin stratejik çıkarları ittifakın (NATO) geri kalanından giderek daha fazla ayrışıyor.” dedi.

Alaranta, “Türkiye’nin Batı ile Rusya arasında denge politikasını kararlılıkla sürdürmeye çalıştığı bir dönemde, dış politika elitlerinin NATO’nun genişlemesini desteklemenin en nihayetinde Türkiye’nin çıkarına olup olmadığı konusunda son derece şüpheli oldukları sonucundan kaçmak zor.” ifadesini kullandı.

Ayrıca Alaranta, Türkiye’nin NATO’ya daha fazla Kuzey ülkesinin üye olmasını “Batı-Rusya ilişkilerini daha da gerecek” potansiyel bir yıkıcı unsur olarak gördüğünün de ihtimal dahilinde olduğu yorumunda bulundu.

Bununla birlikte Türkiye’nin eninde sonunda Finlandiya ve İsveç’in üyeliğini onaylayacağını belirten Alaranta, “Bu sadece zaman ve baskı meselesi.” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın