Akşener Duyurdu: Bütün İl Ve İlçelerde Aday Çıkaracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi planlayan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, “Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener konuşmasının devamında, “Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Düzce’ye ziyarette bulundu. Partililerle bir araya gelen Akşener, burada yaptığı konuşmada yerel seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi bizim yapmaya çalıştığımız şey şu; kimseyi kazandırma ya da kimseye kaybettirmek gibi bir niyetimiz yok. Biz kendimiz kazanmak için yola çıkıyoruz. Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?

Çünkü hem 2018’de, hem 2023’te bu millet bize yüzde 10 civarında, gözümün önünden ayrılma, seni takip ediyorum dedi. Ama milletimiz bir şey daha dedi. Arkadaşlarımızın eline vuruldu. Terörist elini sıkan elle yan yanasınız diye. Buna istediğiniz kadar cevap vermeye gayret edin, doğru dürüst cevap verilemedi. Çünkü bu duygusal bir şey.

Aç yatarım, ülkemi böldürmem, aç yatarım şunu yaptırmam diyen bir milletin haslet bu. Bu hasletin tahrik edildiği, tedirgin edildiği bir meselede, sonuçta her şeye rağmen bizi göz önünde tuttu, yok etmedi, ama buna rağmen de gel buyur sen yönet demedi. Bunlardan ders çıkardık. Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz.”

Meral Akşener, İYİ Partinin Düzce belediye başkan adayının Mehmet Keleş, Düzce’nin Akçakoca belediye başkan adayı olarak İYİ Parti Akçakoca ilçe başkanı Av. Behcet Alkan Lokum, Gölyaka ilçesi belediye başkan adayı olarak da Bekir Akbulut olduğunu açıkladı.

Paylaşın

Sinan Aygün Sorusunu Beğenmeyen Akşener, Gazetecileri Tersledi

Eski CHP Milletvekili ve ATO Başkanı Sinan Aygün’e Ankara belediye başkan adaylığı teklifi götürdüğü iddiaları sorulan İYİ Parti Lideri Akşener, soruya cevap vermeyeceğini belirterek, gazetecileri tersledi.

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in Sinan Aygün’e Ankara adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Sinan Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği öne sürülmüştü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e, partisinin TBMM grup toplantısının ardından gazeteciler tarafından, Sinan Aygün’e belediye başkan adaylığı teklifi götürdüğü iddialarına ilişkin soru yöneltildi.

Soruya cevap vermeyeceğini belirten İYİ Parti Akşener, “Basın mensuplarımızın iznini almadığım için hepinizden özür dilerim. Bundan sonra görüştüğüm her kişi için ‘acaba izin veriyor musunuz?’ diye soracağım size. Ne kadar büyük saygısızlık. Büyük saygısızlık. Gizli görüşme yok, bir şey yok.” ifadelerini kullandı.

Sinan Aygün’e Ankara adaylığı iddiası

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; Sinan Aygün, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu ile bir araya geldiği iddia edildi. Buluşmada, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural’ın da yer aldığı öne sürüldü.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, buluşma Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım kararı çıkardığı; eski Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı ve eski CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün sahibi olduğu Togo Kuleleri’nde organize edildi.

Eski TBMM Başkanı AK Partili siyasetçi Cemil Çiçek ile eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun Togo Kuleleri’nde bulunduğu sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Aygün’ü ziyaret etmek istedi. Akşener, Togo Kuleleri’nde bu iki isimle bir araya gelirken, ziyarete eski MHP’li olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural da katıldı.

Görüşmede İYİ Parti’nin yerel seçimlerde çıkaracağı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayının da gündeme geldiği öğrenildi. İddiaya göre, Akşener’in Aygün’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği belirtildi.

İYİ Parti’den açıklama

İYİ Parti’den bu iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı: “Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in, dün Ankara’da katıldığı bir sohbet toplantısı, bazı yayın organlarında spekülatif bir şekilde gündeme getirilmiştir. Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığı döneminde, Sayın Çiçek ve Sayın Aksu, telefonla arayarak, geçmiş olsun dileklerini iletmiş, o görüşmede biraraya gelme temennisi de dile getirilmiştir.

Sayın Cemil Çiçek, Sayın Abdülkadir Aksu, Sayın Oktay Vural’ın katılımıyla, Sayın Sinan Aygün’ün evsahipliğinde davet üzerine gerçekleşen sohbette, iddia edildiği gibi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylık konusu asla gündeme gelmemiştir. Sözkonusu buluşma gizli bir buluşma olmadığı gibi, gizli bir gündemi de yoktur.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Netanyahu 21. Yüzyılın Hitler’idir

Partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada Gazze’deki El Ehli Hastanesi’nin vurulmasına tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, “Dün gece yaşananlar, 1938 yılı Almanya’sında yaşayan Yahudilerin, bir soğuk kasım akşamı yaşadıklarının, günümüzdeki gölgesidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hitler canisinin, Kristal Gece Komplosu’nun, mağduru olan bir halkın lideri bugün çıkmış, yeni bir kristal gecenin, faili olmuştur. Önce çıktılar ‘Hastaneyi Hamas bombaladı, biz yapmadık.’ dediler. Kimse bu yalana inanmayınca bu sefer de, ‘İslami Cihad Örgütü’nün attığı füze, yolunu şaşırdı’ diyecek kadar alçaldılar.”

Akşener, konuşmasının devamında, “Bu saatten sonra, katil Netenyahu için, söylenecek hiçbir söz kalmamıştır. O, 21’inci yüzyılın, yeni Hitler’idir. Holokost’u yaşamış bir halkın, yüz karasıdır. Zaman farklı, zihniyet aynı zihniyettir. Ve derhal yargılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener, konuşmasında şunları söyledi:

“Dün akşam Gazze’den gelen haberle sarsıldık. Teröre karşı savaş iddiasıyla yola çıkan İsrail’in sivilleri bile hedef alan gaddarlığı hastaneyi bombalayacak kadar alçalmıştır. Bunun adı terörle mücadele değil düpedüz terörizmdir. Bu bizzat Netanyahu terörüdür.

Önce çıktılar hastaneyi Hamas bombaladı dediler, kimse inanmayınca füze yolunu şaşırdı diyecek kadar alçaldılar. Netanyahu 21. yüzyılın yeni Hitler’idir. Zaman farklı zihniyet aynı zihniyettir. Derhal yargılanmalıdır. Medeni değerleri savunduğunu söyleyen her ülke bu vahşete karşı tutum almalıdır.

“Küresel koşullar bozulunca kapı kapı yardım arıyor”

Ekonominin gündemi değişmiyor ama üzerimizde yarattığı yıkım her gün büyüyor ve derinleşiyor. Ekmek aslanın ağzında yatar midesinde biter demişler. Artık o aslan ağzı da midesi de boş geziyor. Çocuklarımız derinleşen yoksulluğu daha fazla hissediyor.

Okullar açıldı, kitap, giyim kuşam, servis masrafı derken aileler çıkmaza sürükleniyor. Temmuzda büyük gürültülerle ilan edilen maaş zamları eridi gitti. Milletimizin payına zamdan başka bir şey düşmüyor. Ekonominin hikayesi ağustos böceğiyle karıncanın hikayesine benziyor. İktidar, küresel ekonomi iyiyken, gerekli yatırımları yapmadı, hatta olanları da sattı sattı yedi. Şimdi küresel koşullar bozulunca kapı kapı yardım arıyor.

Ne diyorlardı? 50 milyar dolar gelecekti değil mi? Peki ne oldu? Ne gelen var ne de yatırım yapan. Neden biliyor musunuz? Çünkü iktidara ve sahip olduğu yönetim anlayışına güven yok. Ülkemizdeki hukuka, adalete, demokrasiye, güven yok. Yıllarca, beceriksiz ellere mahkûm edilen, ekonomi yönetimini, bugün devralan arkadaşların vadesine güven yok.

E hal böyle olunca da akıl veren, sırt sıvazlayan, ‘iyi yoldasınız’ diyen çok olur; ama parasını veren, yatırım yapan kimse olmaz. Seçimlerden önce, sırf iktidarları sürsün diye elde avuçta ne varsa harcadılar. Siyasi propaganda uğruna, akıl dışı politikalar uyguladılar. Sahte bir bahar havası estirmek için ucuz krediyle enflasyonu azdırdılar. Seçimler bittikten sonra da vatandaşa dönüp, ‘Zaman, kemer sıkma zamanı’ dediler. Zam üzerine zam yaptılar. Ekonomiyi soğutup, kaynak yaratmaya çalıştılar. Nitekim, hâlâ da çalışıyorlar. Değerli milletvekili arkadaşlarım, durum aslında bu kadar açık ve net.

Ama burada, büyük bir haksızlık, büyük bir adaletsizlik, büyük bir vicdansızlık var. Çünkü seçimlerden önce, servetine servet katanlar ile seçimlerden sonra bedel ödeyenler, aynı insanlar değil. AK Parti iktidarı, milletimize kaşıkla verip kepçeyle alırken, kendi zenginlerineyse kepçeyle verip kaşıkla almaya devam ediyor. Emeklimizin, asgari ücretlimizin aldığı maaş, açlık sınırının altında kaldı. Çalışan nüfusumuzun, neredeyse yarısı asgari ücretli.

Yani; çalışanlarımızın neredeyse yarısı, açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildi. Milletimiz âdeta can çekişiyor. Ama iktidar, kendi elleriyle sebep oldukları enflasyon için bile faturayı yine milletimize kesiyor. Böyle bir utanmazlık, böyle bir vicdansızlık olabilir mi? Daha dün meydanlarda, bülbül gibi şakıyıp bol keseden vaatler verirken bugün dut yemiş bülbüle döndüler.

Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta emeklimize 5 bin liralık ‘ödeme’ yapılacağı söylendi. Şimdi bu arkadaşların, ‘ödeme’ dedikleri, maaş mı? Değil. İkramiye mi? Değil. Öyleyse nedir? Belli değil. Üstelik, bu UFO’ya benzeyen, ‘tanımlanamayan uçan ödeme’; ‘yalnızca bir kereye mahsus olarak’ ödenecek. Aslında söylemek istedikleri şu: ‘Biz emeklilere, önümüzdeki seçimler için para veriyoruz’ Yani, akıllarınca emekliye, ‘yerel seçim sadakası’ veriyorlar. Bu kadar basit. Üstelik de bu ‘ödemeden’ emekli olup, fiilen çalışmaya devam edenler de yararlanamayacakmış.

Şimdi ben de buradan iktidardakilere sormak istiyorum: Allah aşkına; emekli olup da çalışmaya devam edenler, acaba keyfinden mi çalışıyor? Emekli maaşıyla geçinebilseler, sizce ikinci bir işte çalışırlar mı? Böyle bir akıl tutulması olabilir mi? İşte bu akılsızca hazırlanan, adaletsiz düzenlemeden faydalanabilmek için şimdi emekli çalışanlarımız, belki de işlerinden çıkıp çalışmaya kayıt dışı olarak devam edecekler. Devletimiz de prim kaybına uğrayacak. Biz bu uygulamada, neye üzüleceğimizi şaşırdık.

Türk Devleti’nin, emeklisini kayıt dışı ekonomiye itecek kadar, akılsızca yönetildiğine mi üzülelim? İktidardakilerin, seçim uğruna, emeklilerimize sadaka verecek kadar, şirazeden çıktığına mı üzülelim? Yoksa emekli çalışanlarımızın, bu paraya muhtaç hâle gelmesine mi üzülelim? Gerçekten ibretlik. Geçen hafta, bu kürsüden iktidara yaptığım çağrıyı, bu hafta da yinelemek istiyorum: Aklınızı acilen başınıza alın.

Böyle haksızlık, böyle adaletsizlik olmaz. Emekli maaşlarını derhâl asgari ücret seviyesine çıkartın. Asgari ücreti de gerçek enflasyona göre ayarlayın. Kış artık kapıda. Milletimizin, yılbaşına kadar dayanacak gücü kalmadı. Ya enflasyonun önüne geçin ya da milletimizin, enflasyonun altında ezilmesine, behemehâl bir çare bulun. Türk milletinin hiçbir ferdi, açlık sınırın altında bir yaşam standardını hak etmiyor. Ayıptır, günahtır.

Bildiğiniz üzere ülkemizde, yerel seçimler ile genel seçimlerin dinamikleri arasında bazı farklar var. Yalnız, ben burada sadece seçim süreçlerinin teknik farkından bahsetmiyorum. AK Parti iktidarının ilkesiz siyasetinin oluşturduğu bir yaklaşım farkından bahsediyorum. Kendisine, icraatlarına, memleket için çözümlerine ve vizyonuna güvenmeyen AK Parti, bugüne kadar seçim rekabetini sürdürmenin yolunu ya rakiplerine çamur atmakta ya da çamura bizzat kendisi bulanmakta bulmuştur.

Her türlü ahlaksızlığı mübah gören, bu ilkesiz siyaset anlayışıyla genel seçimlerde bizi terörle yan yana gelmekle, teröre destek vermekle ve en nihayetinde hızlarını alamayıp teröristlikle suçlarken; yerel seçimlerde ise terörden ve teröristlerden bizzat kendilerinin medet umduğu, bir büyük çelişkiye, bir büyük iki yüzlülüğe mahkûm olmuşlardır. AK Parti’nin bitmek bilmeyen, bu kısır döngüsünün, biz zaten en başından beri farkındaydık. Bu yüzden, geçtiğimiz seçim süreci boyunca biz, terör üzerinden iftira atmalarına da şaşırmamıştık. Şimdiyse önümüzde, yerel seçimler var.

Yani bu ne demek, biliyor musunuz? Bize attıkları, ne kadar iftira varsa şimdi hepsini yapmak, kendileri için mübah demek. Yani Cumhur ittifakı için ‘2’nci geleneksel terörist başından oy dilenme festivali’ başlıyor demek. Ez cümle, artık AK Parti iktidarı için İmralı’nın yolları taştan demek. Şimdi biz, böyle söyleyince kızacaklar. Ama aslında, bunu biz söylemiyoruz. Bunu, 2019’da çevirdikleri filmin figüranı ve posta güvercini olan sözde akademisyenleri söylüyor.

Biliyorsunuz; 2019 yılında tekrarlattıkları İstanbul seçimleri öncesinde, bir oyun sahneye koyulmuştu. Bu oyunda, akademisyen olduğu iddia edilen ancak esasında, kurye olduğu anlaşılan bir kişi, terör örgütü elebaşından bir mektup getirmişti. Bu mektupta, terörist başı İstanbul seçimlerinde tarafsız kalınması çağrısını bu şahıs üzerinden yapmıştı.

Bizi, utanmadan terörle iş birliği yapmakla suçlayanlar ise o günlerde, ‘terörist başına özgürlük’ naraları atmaya başlamıştı. Hatırlayın: O mektup üzerine; ne değerlendirmeler ne yorumlar ne analizler yapılmıştı. Ne övgüler dizilmişti. Hiç beklemediğimiz siyasetçiler, terörist mektubunda ne büyük hikmetler bulmuştu. Utanmasalar, Apo’dan bir Türkiye sevdalısı bile çıkartacaklardı. Ama olmadı. Olduramadılar. Ve çevirdikleri bu kirli dümenin cevabını, sandıkta bizzat milletimizden aldılar.

Şimdi de belli ki, aynı mahiyette, yeni oyunlar peşindeler. Açıktan konuşarak, seçimi kaybettiler. O nedenle, bu sefer işi aracılarla çözmeye uğraşıyorlar. Cumhur İttifakı’nın, pek de gizli olmayan gayri resmi ortağına, şimdiden ulaşmaya çalışıyorlar. Nabız yoklamak için olsa gerek; ilk önce de 2019’daki posta güvercinlerini konuşturmuşlar. Bu arkadaş, 2019 seçimlerindeki rezaleti hatırlatarak diyor ki; ‘Ben kendimi kullandırdım. Bu kullanılmaksa benim için şereftir’. Ve ekliyor: ‘Yeni bir İmralı odaklı sürecin başlatılma ihtimali, kuvvetle muhtemeldir’

Ama dahası var. Ve ne tesadüftür ki bu açıklamanın hemen devamında, biliyorsunuz geçtiğimiz hafta sonu bir kongre yapıldı. Terör örgütünün, siyasi şubesinin yaptığı kongrede, artık milletçe alıştığımız, ‘Acaba terörün siyasi bacağına, bu dönem ne isim versek’ konulu çalışmanın haricinde; bir de İmralı için özgürlük haykırışları, Apo posterleri eşliğinde seslendirildi. Şimdi, buradan iktidara sormak istiyorum: Hayırdır muhteremler?

Neyin peşindesiniz? Yerel seçimler yaklaşınca, terörist başıyla olan aşkınızı tazelemeye mi karar verdiniz? Yoksa, ‘yeni anayasa’ adı altında kamuoyunda propagandasını yürüttüğünüz süreci, el altından İmralı’daki katille mi yürütüyorsunuz? ‘Milletin çeşitliliği’ diyerek, İmralı’ya selamlarınızı, muhabbetlerinizi mi gönderiyorsunuz? Belli ki siz unutmuşsunuz. Ama ne milletimiz ne de bizler unutmadık. Çözüm süreci diye teröristin kazdığı hendeği görmezden geldiğinizi unutmadık. Habur’u, Oslo’yu unutmadık. Maceralarınızın bedelini, 793 şehidimizle, gazilerimizle ödediğimizi unutmadık.

Bu yüzden, İYİ Parti olarak sonda söylenecek sözü, en baştan söyleyelim. Biz sizin ortaklarınıza da diğer rakiplerinize de benzemeyiz. Yaptıklarınızı unutmayız, unutturmayız. Bugün aslan kesilip, yarın kedi gibi susmayız, Okullarımıza, üniversitelerimize kadar sıçrayan terör belasını, tekrardan bu ülkenin başına saramayacaksınız. Meydanlarda konfetili gözyaşları döküp, türküler söylerken, faşist ilan ettiğiniz, vatansever öğrencilerimizi ezdiremeyeceksiniz. Varsın İmralı’ya gitmek isteyenler, koşa koşa gitsin. Varsın, terörist başıyla haşır neşir olmak isteyenler, doya doya olsun. Varsın, kuryeler mekik dokusun, kendilerini kullandırsın.

Herkes emin olsun ki; Türk Devletini, sözde çözüm sürecindeki gibi, zafiyete düşürmeye çalışan girişimlere karşı, artık İYİ Parti var. Türk Milleti’nin, kırmızı çizgisi olan Anayasa’nın ilk dört ve 66’ncı maddesine uzanan ellerin karşısında İYİ Parti var. Anayasa tartışmaları üzerinden terör örgütüne, terör örgütü yöneticilerine, iş birlikçilerine ve şakşakçılarına alan açma girişimlerine karşı dimdik duran bir İYİ Parti var. Tarihimiz, hem başkalarının hem de kendimizin hakkını ve hukukunu korumak uğruna verdiğimiz nice mücadelelerle doludur.

Çünkü adalet, Türk’ün karakteridir. Çünkü Türk Milleti’nin doğasında mağdurun yanında, haksızlığın karşısında dimdik durmak vardır. Hatta bu yüzden, milli mücadele için kurduğumuz en önemli teşkilatlarımızdan biri de Müdafaa-i Hukuk ismini taşır. Ve Türk Milleti’nin hukukunu koruma idealimiz, tarihin hiçbir döneminde değişmemiştir. Ancak, geçtiğimiz 21 yılda, bu idealimiz adım adım tahrip ediliyor. ‘Adalet mülkün temelidir’ düsturunun üzerine inşa edilen devlet geleneğimiz, gittikçe daha da yaralanıyor ve yozlaştırılıyor.

“Sayın Erdoğan yine sessizliğe bürünmüş vaziyette”

Nitekim, bu yozlaşmanın artık daha da görünür olduğu günlerden geçiyoruz. Biliyorsunuz geçen hafta, İstanbul Anadolu Adliyesi Başsavcısı’nın yazmış olduğu bir ihbar dilekçesine şahit olduk. Sayın Başsavcı, bu dilekçesinde hepimizi az çok tahmin ettiği gerçeklerin dehşet verici boyutlarını dile getirdi. Yargıdaki çürümüşlüğü anlattı. Para karşılığı alınan kararları anlattı. Uyuşturucu satıcılarının nasıl serbest kaldığını anlattı. Gaspçıların nasıl elini kolunu sallayarak gezdiğini anlattı. Bahis çetelerinin nasıl ayakta kaldığını anlattı.

Dürüst hakimlere nasıl baskı yapıldığını anlattı. Ez cümle ülkemizdeki hukuk sisteminin nasıl çöktüğünü anlattı. Konuyla ilgili soruşturma başlatılmış. HSK Teftiş Kurulu da bir müfettiş görevlendirmiş. Bakalım, sonucu hep beraber göreceğiz. Yalnız, ortada böylesine büyük bir rezalet varken, Sayın Erdoğan yine sessizliğe bürünmüş vaziyette… Çünkü, o da aslında her şeyin farkında. ‘Daha adil bir dünya mümkün’ diye kitap yazdırmayı biliyor. Ama, daha kendi yönettiği ülkede adaleti sağlayamıyor. Gittiği ülkelerde, katıldığı toplantılarda, başka milletler için adalet istemeyi biliyor.

Ama kendi ülkesinin çocuklarına adaleti getiremiyor. Meydanlardan konuşmaya gelince; ‘Adaletin olmadığı bir devlet, tıpkı temelsiz bina gibi eninde sonunda yıkılıp gitmeye mahkûmdur’ diyor. Ama, kendi yönettiği devletin yıkımına seyirci kalıyor. Çünkü, kendisi de bal gibi biliyor ki bu çürümüşlüğün sebebi, iktidarın kendisidir. Bu hukuksuzluğun sebebi, iktidarın kendisidir. Para uğruna, tüm ilkelerini çiğneyen bu kirli zihniyet, bizzat kendi eseridir. Yargıyı, milletimizi koruyan bir zırh olmaktan çıkartıp insanlarımızın tepesindeki sopa hâline getirdiler.

Şimdi de açtıkları yoldan gidenleri, ürettiği pisliklerle, milletimizi baş başa bıraktılar. Ama, şunu asla unutmayın ki; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, hiç kimse sahipsiz değildir. Çünkü Cumhuriyetimiz, hiçbir evladını yalnız bırakmaz. Biz hangi şart ve dönemde olursa olsun, filler çoğalsa da ebabilden umut kesmeyenleriz.

Firavun azsa da Nil’den umut kesmeyenleriz. Batılın zulmü karşısında Hakk’tan umut kesmeyenleriz. Bugün, meydanı boş bilip ortalıkta fink atan sırtlan sürüleri varsa, bizim de bu sırtlanları dağıtacak bozkurtlarımız var. Bugün, milletin karşısında dikilmiş düzenin mankurtları varsa bizim de millete özünü hatırlatacak Hayme analarımız var. Bugün, görevini kötüye kullanan ahlak yoksunları varsa bizim de görevini namus bilen, haksızlık karşısında susmayan bozkurtlarımız var.

Kimse merak etmesin. Şartlar ne olursa olsun, bu milletin hakkını-hukukunu savunacak, bu çürümüşlüğün hesabını soracak, onurlu savcılarımız, hakimlerimiz de var. Türkiye’nin İYİ ve cesur evlatları; Türk milleti, tarihin her döneminde şartlar ne kadar ağır olursa olsun, kendisine boyun eğdirmeye çalışanların karşısında dimdik durmayı bilmiştir. Nice taştan surları, nice sıra dağları, nice demir kapıları parçalayıp geçmiştir. Dayatmalara razı gelmemiş, eğilmemiş, bükülmemiştir.

Çünkü imkânsızları mümkün kılmak, yapılamaz denileni başarmak, seçeneksizliklerin içerisinden yepyeni bir yol açmak, Türk milletinin karakteridir. Asırlar boyu verdiğimiz bağımsızlık mücadelemizin özü budur. ‘Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet’ sözü budur. ‘Ya istiklal, ya ölüm’ parolamızın gücü budur. Zalimin zulmüne de mücrimin gücüne de boyun eğmeyişimizin sebebi, işte budur. O nedenle iki yumruk arasına sıkıştırılmak istenen Türk milleti; her zaman ve her şartta, kendisine yeni bir yol açmıştır. Ve işte o yeni yol, bugün İYİ Parti’nin ta kendisidir.

Biz, bundan tam 6 yıl önce iki kutuplu bir siyasi iklimde doğduk. İki ateş arasında doğduk. İki cephe arasında doğduk. Biz, 6 yıl önce, zifiri bir karanlıkta doğduk. Adaletin olmadığı bir ülkede doğduk. Umudun kalmadığı bir ülkede doğduk. Akılsızca yönetilen bir ülkede doğduk. Kaynakları, ahlaksızca sömürülen bir ülkede doğduk. Ve biz, 6 yıl önce; Bu karanlığa güneş olup, geceyi gündüz yapmak için doğduk. Bundan 6 yıl önce, İYİ Parti’nin kuruluşuyla Türkiye’deki tüm siyasi dengeler değişti.

Ve bazıları, bundan çok korktular. Daha yeni doğmuş bir İYİ Parti’den korktular. Ve doğduktan 6 ay sonr, İYİ Parti’yi, siyasi denklemin dışına atmak istediler. Bizi, baskın bir seçimle durdurmaya çalıştılar. Ama başaramadılar. İftiralar, dedikodular, yalanlar söylediler.

Ama milletimizi inandıramadılar. Hukuku eğdiler, büktüler. Ama bize zincir vuramadılar. Medyada sansür uyguladılar. Ama sesimizi kısamadılar. Biz doğar doğmaz, tüm güçleriyle bizi yıldırmaya çalıştılar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar yıldıramadılar. O taarruzdan sağ çıkamayacağımızı düşündüler. Sendeleyip düşeceğimizi sandılar. Çünkü o gün, korktukları neydi biliyor musunuz? İYİ Parti’nin ayakta kalmasıydı.

Ama çok yanıldılar. İşte çok şükür, bugün buradayız. Ve dimdik ayaktayız. O gün korktukları İYİ Parti’nin kök salmasıydı. İşte çok şükür, bugün on binlerce teşkilat mensubumuz ve yarım milyonu aşkın üye kardeşimizle Türkiye’nin dört bir yanına kök saldık. Biz, her daim doğru olanı yaptığımız için büyüdük. Ama gelin görün ki en çok eleştirilen parti olduk. Sokaklara çıkmaya korkanlar, geçmedik sokak bırakmayan İYİ Parti’yi eleştirdiler.

Yenilgi yenilgi küçülenleri alkışlayanlar, her geçen gün güçlenen İYİ Parti’yi eleştirdiler. Millete rağmen ve millete karşı siyaset yapanlar, milletin sesi olan İYİ Parti’yi eleştirdiler. Onsuz olmaz, şunsuz olmaz dediler; ama değişimin İYİ Parti sayesinde olduğunu unutuverdiler. Ve bugün geldiğimiz noktada, yıllardır İYİ Parti’ye iftira atanlar, haksızlık edenler, hakikatin izinden sapmamız ve yanlışa ortak olmamız için çabalıyorlar. Çünkü dün ayakta kalıp kök salmamızdan korkanlar, bugün de en çok İYİ Parti’nin tek başına bir seçenek olmasından korkuyorlar. Çünkü, 21 yıldır kendi yazdıkları senaryoya, figüranlık yapan bir muhalefete alıştılar.

Çünkü 21 yıldır kutup siyaseti üzerinden milleti kendilerine mahkûm etmeye alıştılar. Çünkü 21 yıldır arka sokaklara giremeyen, toplumdan kopuk siyasete alıştılar. Çünkü, 21 yıldır fevkalade konforlu bir kayıkçı siyasetine alıştılar. Çünkü 21 yıldır siyasi rantın, statükonun nimetlerine ve rahat koltuklarına fena alıştılar. Onun için bugün, İYİ Parti’den korkuyorlar. Çünkü hür ve bağımsız bir muhalefetten korkuyorlar. Çünkü yan gelip yatmayan, çalışkan bir muhalefetten korkuyorlar. Çünkü gün geçtikçe kalabalıklaşan, büyüyen bir muhalefetten korkuyorlar. Ve bu muhalefetin kendi alıştıkları elverişli muhalefetin, yerini almasından korkuyorlar.

“Geçtiğimiz 6 yıl, bize çok şey öğretti”

Çünkü alışık oldukları muhalefet düzenini kaybettiklerinde, iktidarı da kaybedeceklerini çok ama çok iyi biliyorlar. Evet. Geçtiğimiz 6 yılda, iktidarı devralamadık. Seçimlerden galip çıkamadık. Ama her seçimden haklı çıktık. Zaman kaybettik, ama onurumuzu kaybetmedik. Zaman kaybettik, ama direncimizi yitirmedik. Zaman kaybettik, ama inancımızı kaybetmedik. Geçtiğimiz 6 yıl, bize çok şey öğretti. Çok dersler aldık. Büyük acılar çektik.

Büyük haksızlıklar yaşadık. Büyük fedakarlıklar yaptık. Ez cümle biz, bu 6 yılda üstümüze düşen ne varsa tereddütsüz yaptık. Ve bunu da hep birlikte yaptık. İYİ Parti, hiçbir namerde muhtaç olmadan, hür ve bağımsız olarak doğdu. Ve kimsenin şüphesi olmasın ki hür ve bağımsız olarak yaşamaya devam edecek. Gerçekleri savunurken tek başımızaydık. Milletin sesine kulak verirken tek başımızaydık. Hain ilan edilirken, iftiralara maruz kalırken, medya eliyle yerden yere vurulurken, hep tek başımızaydık!

Seçimlerden sonra hesap günü geldiğinde de herkes kayboldu ama; biz yine, milletimizle baş başaydık. Bundan sonra da sadece ve sadece milletimizle baş başa olacağız. 21 Ekim Cumartesi günü Ankara’da, Atatürk Spor Salonu’nda İYİ Parti’mizin, 6’ncı yaş gününü kutlayacağız. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılının sevincini hep birlikte paylaşacağız.

Aynı zamanda hür ve müstakil siyaset anlayışımızın vizyonunu ortaya koyan, ‘Demokratik Millî Yükseliş Beyannamemizi’, milletimizin takdirine sunacağız. Bu vesileyle, sizlerin aracılığıyla milletimizin, her bir ferdini, bu güzel günde bizlerle birlikte olmaya davet ediyor; hem Cumhuriyetimizin yeni yüzyılının hem İYİ Parti’mizin yeni yaşının hem de Demokratik Milli Yükseliş Beyannamemizin milletimiz ve memleketimiz için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’den “Ankara İçin Sinan Aygün” İddialarına Yalanlama

İYİ Parti, “Meral Akşener’in Sinan Aygün’e Ankara adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Sinan Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği” iddialarına ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamada, “Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in, dün Ankara’da katıldığı bir sohbet toplantısı, bazı yayın organlarında spekülatif bir şekilde gündeme getirilmiştir. Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığı döneminde, Sayın Çiçek ve Sayın Aksu, telefonla arayarak, geçmiş olsun dileklerini iletmiş, o görüşmede biraraya gelme temennisi de dile getirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Açıklamanın devamında, “Sayın Cemil Çiçek, Sayın Abdülkadir Aksu, Sayın Oktay Vural’ın katılımıyla, Sayın Sinan Aygün’ün evsahipliğinde davet üzerine gerçekleşen sohbette, iddia edildiği gibi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylık konusu asla gündeme gelmemiştir. Sözkonusu buluşma gizli bir buluşma olmadığı gibi, gizli bir gündemi de yoktur.” denildi.

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; Sinan Aygün, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu ile bir araya geldiği iddia edildi. Buluşmada, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural’ın da yer aldığı öne sürüldü.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, buluşma Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım kararı çıkardığı; eski Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı ve eski CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün sahibi olduğu Togo Kuleleri’nde organize edildi.

Eski TBMM Başkanı AK Partili siyasetçi Cemil Çiçek ile eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun Togo Kuleleri’nde bulunduğu sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Aygün’ü ziyaret etmek istedi. Akşener, Togo Kuleleri’nde bu iki isimle bir araya gelirken, ziyarete eski MHP’li olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural da katıldı.

Görüşmede İYİ Parti’nin yerel seçimlerde çıkaracağı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayının da gündeme geldiği öğrenildi. İddiaya göre, Akşener’in Aygün’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği belirtildi.

Paylaşın

“Meral Akşener, Ankara İçin Sinan Aygün’le Görüştü” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in Sinan Aygün’e Ankara adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Sinan Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği öne sürüldü.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener; Sinan Aygün, Cemil Çiçek ve Abdülkadir Aksu ile bir araya geldiği iddia edildi. Buluşmada, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural’ın da yer aldığı öne sürüldü.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, buluşma Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yıkım kararı çıkardığı; eski Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı ve eski CHP Milletvekili Sinan Aygün’ün sahibi olduğu Togo Kuleleri’nde organize edildi.

Eski TBMM Başkanı AK Partili siyasetçi Cemil Çiçek ile eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun Togo Kuleleri’nde bulunduğu sırada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Aygün’ü ziyaret etmek istedi. Akşener, Togo Kuleleri’nde bu iki isimle bir araya gelirken, ziyarete eski MHP’li olan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural da katıldı.

Görüşmede İYİ Parti’nin yerel seçimlerde çıkaracağı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayının da gündeme geldiği öğrenildi. İddiaya göre, Akşener’in Aygün’e Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı teklifinde bulunduğu ancak Aygün’ün bu teklifi kabul etmediği belirtildi.

İYİ Parti’den açıklama

İYİ Parti’den bu iddiaları yalanlayan bir açıklama yaptı: “Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in, dün Ankara’da katıldığı bir sohbet toplantısı, bazı yayın organlarında spekülatif bir şekilde gündeme getirilmiştir. Sayın Genel Başkanımızın rahatsızlığı döneminde, Sayın Çiçek ve Sayın Aksu, telefonla arayarak, geçmiş olsun dileklerini iletmiş, o görüşmede biraraya gelme temennisi de dile getirilmiştir.

Sayın Cemil Çiçek, Sayın Abdülkadir Aksu, Sayın Oktay Vural’ın katılımıyla, Sayın Sinan Aygün’ün evsahipliğinde davet üzerine gerçekleşen sohbette, iddia edildiği gibi, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylık konusu asla gündeme gelmemiştir. Sözkonusu buluşma gizli bir buluşma olmadığı gibi, gizli bir gündemi de yoktur.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın İttifak Davetine Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ittifak davetine yanıt veren İYİ Parti Lideri Akşener, “İttifak siyasetinin derinleştirdiği kutuplaşma, ülkemize zarar veriyor Sayın Erdogan” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gelin, siz de aynı bizim gibi 81 ilde kendi adaylarınızla seçime girin. Türk siyaseti normalleşsin, kazanan milletimiz olsun.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Meclis Grup Toplantısı çıkısında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerin ittifaklara dair sorularını cevaplarken “Kapımız herkese açık İYİ Parti de aynı şekilde” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmasında da da isim vermeden muhalefet partilerine çağrıda bulunmuştu.

Milletvekillerine seslenen Erdoğan, “İttifakımıza katılabilirsiniz” diyerek şu ifadeleri kullandı: “Ülkesinin ve milletinin bekası, istiklali ve istikbali uğrunda verdiğimiz mücadeleye katılmak isteyen herkese Cumhur İttifakı’nın kapısının, tabii ortaklarımızın da rızası şartıyla açık olduğunu belirtmek isterim.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ittifak davetine sosyal medya hesabı üzerinden yanıt verdi. Akşener, şunları söyledi:

“İttifak siyasetinin derinleştirdiği kutuplaşma, ülkemize zarar veriyor Sayın @RTErdogan. Gelin, siz de aynı bizim gibi 81 ilde kendi adaylarınızla seçime girin. Türk siyaseti normalleşsin, kazanan milletimiz olsun.”

Paylaşın

İYİ Parti’den Irak Ve Suriye Tezkerelerine Yeşil Işık

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Meclis’te görüşülecek olan Irak ve Suriye tezkerelerine değinerek, “Ne hikmetse bütün terör örgütlerinin hedefinde Türk milleti var. Kimisi millet kavramına yüce dinimizi alet ederek savaş açar, kimisi de millet kavramına etnik aletleri alet ederek savaş açar, hepsinin ortak noktası Türk milletine ve Atatürk’e olan alerjileridir” dedi ve ekledi:

“Dolayısıyla TC devletinin milli birliğine ve toprak birliğine  tehdit oluşturan her türlü terör örgütüyle mücadelesi haklı ve meşrudur. YPG, PKK de terör örgütüdür. Biz de Suriye’de Irak’ta bu terör odaklarına karşı yürütülen tüm askeri operasyonlarımızı destekliyoruz. Önümüzdeki süreçte gazi Meclisimizde görüşülecek olan Irak ve Suriye tezkereleri kapsamında da verdiğimiz bu desteği sürdüreceğiz.”

Akşener, çalışmayan emeklilere verilecek olan 5 bin liraya tepki göstererek, “Bir kereye mahsus 5 bin lira vermek yetmez, sadaka mı dağıtıyorsunuz kardeşim, kendisine gelin. Emekli maaşlarını derhal asgari ücret seviyesine çıkartın. Asgari ücreti de gerçek enflasyona göre ayarlayın. Milletimizin hiçbir ferdi geçim sıkıntısıyla ömür tüketmeyi hak etmiyor” dedi.

Meral Akşener konuşmasında, Filistin – İsrail arasında yaşanan şiddetli çatışmalara değinerek, “Basiretsiz Filistin hükümetinin Türk düşmanı tavırlarını bölgede can çekişen Filistin halkına mal edemeyiz. Nasıl ki Hamas’ın uyguladığı terörün karşısında duruyorsak İsrail’in bayram günü Kudüs’te Müslümanlara ateş açan terörünün karşısında duruyoruz.

Nasıl ki Hamas’ın sivilleri hedef alan eyleminin karşısında duruyorsak İsrail’in de savaş diyerek meşru göstermeye çalıştığı ama Gazzeli sivilleri hedef alan eylemlerinin karşısında da duruyoruz. Eğer bölgede barışı tesis edeceksek İsrail’in gaddarlığını sahiplenen Batı ile, terörü bile sahiplenen Doğu arasında Türkiye olarak biz her daim hakkı, merhameti, vicdanı sahiplenen taraf olmalıyız” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“İktidar mensuplarına bir kez daha sesleniyorum eğer ki enflasyonla samimi bir mücadele yapacaksanız işe tarımdan başlayacaksınız. Ayrıca sanayi politikasındaki ithalat bağımlılığnı azaltacaksınız ki kur her zıpladığında enflasyon da artmasın. Ticaret politikasında üretim zincirinin tekelleşmesinin önüne geçeceksiniz. Maliye politikasında ise önce kendinizden tasarruf edeceksiniz. Çünkü ihtişam merakınızı sürdürmek için artırdığınız veriler enflasyonu tırmandırıyor.

Bir kereye mahsus 5 bin lira vermek yetmez, sadaka mı dağıtıyorsunuz kardeşim, kendisine gelin. Emekli maaşlarını derhal asgari ücret seviyesine çıkartın. Asgari ücreti de gerçek enflasyona göre ayarlayın. Milletimizin hiçbir ferdi geçim sıkıntısıyla ömür tüketmeyi hak etmiyor.

(İsrail – Filistin) Eğer masumları öldürüyorsan bu savaş değil terördür. Eğer asker veya sivil ayrımı yapmadan saldırıyorsan bunun meşru bir yanı olmaz bu terördür. Yani her şart ve ortamda önce terörün adını koymamız lazım. Eğer bunu yapmazsak başka ülkelerin PKKİ, YPG, TERÖR örgütünün alçal eylemlerine gösterdiği iki yüzlü tavra karşı durma meşruiyetimiz de azalır.

Gazze’de yaşananlar terördür. Hamas yapmış olduğu bu eylemler ile Filistin halkının haklı mücadelesine kara bir leke sürmüştür. Dışişleri Bakanlığı’nın bugüne kadar sergilemiş olduğu sağduyulu ve dengeli duruşu doğru buluyor ve en azından şu ana kadar eski hatalardan ders çıkartılmış olmasından memnuniyet duyuyoruz.

Basiretsiz Filistin hükümetinin Türk düşmanı tavırlarını bölgede can çekişen Filistin halkına mal edemeyiz. Nasıl ki Hamas’ın uyguladığı terörün karşısında duruyorsak İsrail’in bayram günü Kudüs’te Müslümanlara ateş açan terörünün karşısında duruyoruz. Nasıl ki Hamas’ın sivilleri hedef alan eyleminin karşısında duruyorsak İsrail’in de savaş diyerek meşru göstermeye çalıştığı ama Gazzeli sivilleri hedef alan eylemlerinin karşısında da duruyoruz. Eğer bölgede barışı tesis edeceksek İsrail’in gaddarlığını sahiplenen Batı ile, terörü bile sahiplenen Doğu arasında Türkiye olarak biz her daim hakkı, merhameti, vicdanı sahiplenen taraf olmalıyız.

Sınırlarımızdaki gevşekliği, eleğe dönmüş halini derhal gidermeli ve hudutlarımızı terörist geçişlerine karşı daha sıkı bir şekilde korumalıyız. Bu terör oluşumunun diplomatik yolla bertarafı için de tüm bilgi ve belgeleri uluslararası kamuoyuna taşımalı teröre yatırım yapmanın kaçınılmaz sonuçlarını Ermenistan’a anlatmalı. Böylece yine tarihi bir hata yapmasının önüne geçmeliyiz. Herkes bir gerçeği çok iyi bilmelidir; Karabağ Türk’tür, Karabağ Azerbaycan’ındır.

(Irak ve Suriye tezkereleri) Ne hikmetse bütün terör örgütlerinin hedefinde Türk milleti var. Kimisi millet kavramına yüce dinimizi alet ederek savaş açar, kimisi de millet kavramına etnik aletleri alet ederek savaş açar, hepsinin ortak noktası Türk milletine ve Atatürk’e olan alerjileridir. dolayısıyla TC devletinin milli birliğine ve toprak birliğine  tehdit oluşturan her türlü terör örgütüyle mücadelesi haklı ve meşrudur. YPG, PKK de terör örgütüdür. Biz de Suriye’de Irak’ta bu terör odaklarına karşı yürütülen tüm askeri operasyonlarımızı destekliyoruz. Önümüzdeki süreçte gazi Meclisimizde görüşülecek olan Irak ve Suriye tezkereleri kapsamında da verdiğimiz bu desteği sürdüreceğiz.

(Düşürülen SİHA) İnanamıyorum, ciddiyetten uzak acayip bir ruh hali. Asıl sorgulamamız gereken SİHA’mızın ABD üssüne ne kadar yaklaştığı değil, terör örgütünün dibinde ABD üslerinin ne aradığıdır.

Paylaşın

Akşener: Yalnız Başımıza Seçime Gideceğiz Ve Göreceğiz

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız gireceklerini açıklayan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, konuya ilişkin yaptığı yeni açıklamada, “İttifakın içinde mecbursun kendini anlatabilmeye. Bu sefer anlatmaya kalktığın zaman suç işledin. Her ikisi için de söylüyorum yani hem Cumhur hem Millet İttifakı için. İttifak siyasetinin kendisi için söylüyorum. Her ikisi de aynı” dedi ve ekledi:

“Mesela netice itibarıyla Sayın Bahçeli’nin bir açıklaması var; ‘Biz biriz ve iç içeyiz’ diyor. ‘Biz biriz ve iç içeyiz’ diyemediğimize göre biz hür, bağımsız, müstakil bir siyasi partiysek, çok bedel ödemiş insanların bir araya geldiği bir yapıysak, millet için her şeyi göze almaya razı insanlarsak, aynı zamanda serdengeçti ruhundaysak, aynı zamanda bu millet için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırsak bu riski de göze alıyoruz.

Tartışmaya açık bir konu artık değildir. Bizim bu seçimlere kendimizin ne olduğunu anlatmak ve Eskişehir başta olmak üzere bu şehirlerde seçim kazanmak ve bu seçimin sonucunda yaptığımız icraatlarla partimizi 2028’de iktidara getirmek gibi bir hedefimiz var. Bu hedefle ilgili olarak elbette zorluklar çekeceğiz. Elbette iftiralara uğrayacağız. Elbette hakaretler yiyeceğiz. Elbette yani ince kıyım kıyma yapmaya çalışanlar olacak ama vız gelecek tırıs gidecek. Çünkü biz alışkınız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Eskişehir İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Sputnik’te yer alan habere göre, Akşener, kentteki bir otelde düzenlenen “Eskişehir Teşkilat Buluşması”nda yaptığı konuşmada, milliyetçi, demokrat, kalkınmacı bir parti olduklarını söyledi.

İYİ Parti’nin nihai hedefinin birilerine yer kazandırmak olmadığını belirten Akşener, şöyle devam etti: “Eskişehir’den örnek vereyim. Bizim Eskişehir’de bildiğim kadarıyla tek bir belediye meclis üyemiz vardı. Başka da hiçbir şeyimiz yoktu. Şimdi 30 yıllık aktif politika yapan bir şahıs, bir il başkanının kız kardeşi, Doğru Yol Partisi gibi seçmen konusunda çok hassas ve bu tür konularda da gerçekten müthiş bir tecrübe birikimi olan bir siyasi partide politikaya başlamış 30 yılını böyle geçirmiş bir şahıs sizce böyle bir ketenpereye gelir mi? Gelmez. Niye çırak çıktık biz?

Bu bir çırak çıkma eylemi. Millet çırak çıkmasın diye bilerek taammüden biz çırak çıktık. Hiçbir derdimiz de olmadı. Çünkü burada var olan bir belediye başkanını yeniden seçtirmek falan meselemiz değildi. Biz bunu görmemezlikten geldik mi? Geldik. Niye geldik? Millet kazansın diye yani 2023 seçimlerini almak için. Şimdi bu İYİ Partinin bu millet için üstlendiği misyondur. Bu milleti, bu cendereden kurtarmak için çıktığı yolun misyonudur, vazifesidir.”

Akşener, İYİ Parti’nin “kuruluş ayarlarına geri döndüğünü” aktardı. Ülkesi ve milleti için kendinden vazgeçen insanlar olduklarını kaydeden Akşener, “Keşke 2023 seçimlerini kazanabilseydik. ‘Şu suçludur, bu suçludur’ demeden hepimiz mesuliyetlerimizi üzerimize aldık.” diye konuştu. Seçimler öncesi partisinin hazırlıklarının tam, kadrolarının muhteşem olduğunu dile getiren Akşener, bunların ittifak siyasetinin içinde kaybolup gittiğini anlattı.

İttifaka giden partilerin hareket tarzlarını değerlendiren Akşener, şunları kaydetti: “İttifakın içinde mecbursun kendini anlatabilmeye. Bu sefer anlatmaya kalktığın zaman suç işledin. Her ikisi için de söylüyorum yani hem Cumhur hem Millet İttifakı için. İttifak siyasetinin kendisi için söylüyorum. Her ikisi de aynı. Mesela netice itibarıyla Sayın Bahçeli’nin bir açıklaması var; ‘Biz biriz ve iç içeyiz’ diyor. ‘Biz biriz ve iç içeyiz’ diyemediğimize göre biz hür, bağımsız, müstakil bir siyasi partiysek, çok bedel ödemiş insanların bir araya geldiği bir yapıysak, millet için her şeyi göze almaya razı insanlarsak, aynı zamanda serdengeçti ruhundaysak, aynı zamanda bu millet için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırsak bu riski de göze alıyoruz.

Tartışmaya açık bir konu artık değildir. Bizim bu seçimlere kendimizin ne olduğunu anlatmak ve Eskişehir başta olmak üzere bu şehirlerde seçim kazanmak ve bu seçimin sonucunda yaptığımız icraatlarla partimizi 2028’de iktidara getirmek gibi bir hedefimiz var. Bu hedefle ilgili olarak elbette zorluklar çekeceğiz. Elbette iftiralara uğrayacağız. Elbette hakaretler yiyeceğiz. Elbette yani ince kıyım kıyma yapmaya çalışanlar olacak ama vız gelecek tırıs gidecek. Çünkü biz alışkınız.”

Akşener, yerel seçimlerde tek başına gireceklerini söylemelerinden bu yana yaşadıkları gelişmeleri hatırlatarak, “Aynı sözleri farklı farklı en birbirinden nefret edenlerden duyduk. Gerçekten komediydi. Bir taraf diyor ki ‘AK Partiye yanlıyorlar’. ‘Evet’ yapıyor birileri. Öbür taraf diyor ki ‘Zaten bunlara güven olmaz. El artırıyorlar.’ Ne kadar derin bir nefret varmış.” değerlendirmesinde bulundu.

Akşener, partisinin Eskişehir adayını açıkladı

Seçimi kazanmakta ittifak sisteminin başarılı olmadığını gördüklerini dile getiren Akşener, “An itibarıyla rahmetli Elçibey’in dediği gibi ‘özü başımıza’, yalnız başımıza seçime gideceğiz ve göreceğiz. Melih (partisinin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Melih Aydın), boyun kaçmış, kilon kaçmış hep beraber göreceğiz. Bu arada benim boyum kaçmış, kilom kaçmış, hep beraber göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Akşener’den Partisine ‘Farklı Anlaşabilecek Yorumlar Yapmayın’ Talimatı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başkanlık divanı toplantısı ve milletvekilleriyle birlikte yediği yemekte yeni talimatlar verdiği öğrenildi. Milletvekillerinin de yemekte il ve ilçe teşkilatlarından bilgi aktardığı, 81 ilde seçime tek başına girme kararının arkasında durduklarını söyledikleri belirtildi.

Akşener, grup toplantısında “Nasıl ki; 25 Ekim 2017’de çıktığımız bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız” ifadesini kullanmıştı.

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerle ilgili ‘müstakil siyaset’ çıkışını sürdürerek ittifaklara kapıları kapatan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in başkanlık divanı toplantısı ve milletvekilleriyle birlikte yediği yemekte yeni talimatlar verdiği öğrenildi.

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’in aktardığına göre Akşener, şunları söyledi: “Arkadaşlar biz 81 ilde seçimlere tek başımıza gireceğiz. Sizlerden isteğim televizyon kanallarına çıktığınızda ya da gazetelere konuştuğunuzda bu kararımızdan farklı anlaşabilecek yorumlar yapmamanız. Genel İdare Kurulu bir karar aldı ve biz tek başımıza olacağız. Bu nedenden dolayı da hiç kimse yanlış algılanabilecek konuşmalar yapmasın.”

İYİ Parti lideri, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında da “Nasıl ki; 25 Ekim 2017’de çıktığımız bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız” ifadesini kullanmıştı.

Bu arada milletvekillerinin de yemekte il ve ilçe teşkilatlarından bilgi aktardığı, 81 ilde seçime tek başına girme kararının arkasında durduklarını söyledikleri belirtildi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Akşener’den Yerel Seçim Açıklaması: 81 İlde Kendi Adayımızı Çıkaracağız

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Zengin güçlü bir ülke nasıl inşa edilirmiş göstermeye geliyoruz. En iyi bildiğimiz şeyi yapmaya devam edeceğiz. Sokak sokak kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz” dedi ve ekledi:

“25 Ekim 2017’de çıktığımız, bu kutlu yolda; tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek, bugünden sonra da, tek başımıza olacağız! Ve önümüzdeki yerel seçimlerde, 81 ilde, kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle, tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız!”

Akşener, konuşmasının devamında, “Bize bu yolda, dört bir yandan, saldıranlar olacak. Kiralık kalemler hep bizi yazacak, satılık diller, hep bizi konuşacak. Yalanın, iftiranın, rantın karasına bulanmış, kirli eller, hep bizi işaret edecek. Varsın, olsun. Biz, milletimizin sinesinde huzur bulacağız! Dönüp bize, “oyunbozan” diyenler olacak. Doğrudur.

Eğer ortada, milletin zararına oynanan bir oyun varsa, biz o oyunu bozarız! Memleketin geleceğiyle, kumar oynanıyorsa, biz o kumarı bozarız! 22 yıldır, kazananın ve kaybedenin değişmediği, kirli bir çark varsa, biz o çarka, çomak sokarız!” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında konuştu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Başkent’in göbeğinde; bir evlada, bir babaya, bir eşe, bir kardeşe, Sinan Ateş’e, kıyılmasının üzerinden, tam 278 gün geçti. Onlar, ilk günden beri, Sinan Başkan’ı unutturmaya çalıştı; ama Bengisu, onu unutmadı, Banuçiçek, unutmadı, Ayşe Hanım, unutmadı ve bizler, Sinan Ateş’i unutmadık. Şunu herkes çok iyi bilsin ki; kimsenin unutmasına da unutturmasına da asla izin vermeyeceğiz.

Arsızlar, güçlü diye, haklı olmayacak. Katiller, güçlü diye, özgür kalmayacak. Çevrilmek istenen dümenleri, kabullenmeyeceğiz. Katillerin, elini kolunu sallayarak gezmesine, izin vermeyeceğiz. Gerçekler ortaya çıkana kadar, bu cinayetin, peşinde olacağız. Sinan Ateş’in katilleri yakalanana kadar, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

27 Mayıs 2013 tarihi, AK Parti için bir travmadır. Diliyle, diniyle, hayat tercihleriyle, siyasi görüşleriyle, bölüp, paramparça ettikleri bir milletin, ağaçlarına sahip çıkmak için, Gezi Parkı’nda birleştiğini görmek, onlar için bir travmadır.Ülkücüsünden solcusuna, muhafazakarından sekülerine, kadınından erkeğine, gençlerimizin, o dönem, yaklaşık 10’uncu yılında olan, bir müstemleke rejimine karşı sergilediği bu asil duruşu; her ne kadar, türlü müdahalelerle, rayından çıkartmış olsalar da, türlü provokasyonlarla, kirletmiş olsalar da, türlü ayak oyunlarıyla, karalamış olsalar da, bir türlü hazmedemediler, hazmedemeyecekler.

Bakın, üzerinden, 10 yıl geçse bile yetmiyor. Gezi, AK Parti için, öyle bir travma ki, hâlâ intikam almaya çalışıyorlar. Peki kimden? Tutuklulardan mı? Hayır. Bizatihi milletten intikam almaya çalışıyorlar. Yargı sopasını, dilediklerince savurarak, millete göz dağı vermeye çalışıyorlar. “Sakın ola, bir kez daha birleşmeyin.” demeye çalışıyorlar. Büyük bir gayrimeşruluğun, arkasına sığınıp; bu büyük travmayı, bastırmaya çalışıyorlar. O yüzden geçtiğimiz hafta,

Gezi Parkı davasından çıkan sonuç da; AK Parti’nin yaşadığı, travma sonrası stres bozukluğunun, bir neticesidir. Ne yazık ki, ülkemizde bir kez daha vicdan, ihtiraslara tercih edilmiştir. Ne yazık ki, bir kez daha hukuk, koltuklara hizmet etmiştir. Ne yazık ki, bir kez daha vesayet, milletin üzerine çökmüştür. Ülkemizdeki yargı rezaletleri, artık bir seri haline geldi. Yargının, siyasallaşması kadar, bir dayatma ve bastırma aracı hâline gelmesinin de, bedelini ödüyoruz. Üstelik bu bedelin, en ağırını da, Türk gençlerine ödetiyorlar.

Biliyorsunuz gazeteci gençlerimiz, tam 12 gündür tutuklu.  Neden? Sığınmacılarla ilgili, haber yaptıkları için. Şu rezalete bakar mısınız? Sığınmacıların, ülkemizi içine soktuğu, toplumsal ve güvenlik krizinin, boyutları ortadayken; sorunu çözmek yerine, sorunu dile getirenlerden, “işine gelenleri tutuklamak” tam da, Ak Parti’nin zihniyetine yakışır bir tutum. Muhteremler; Kendi beceriksizliğinizin üzerini örtmek için, yargıyı aparat haline getiremezsiniz.

Biri çıkacak, rahat rahat; Hatay’da, depremde şehit olan vatandaşlarımızın, cesetlerinin koktuğunu, ama bir Suriyelinin, naaşının mis gibi koktuğunu söyleyecek, öyle mi? Türk olmaktan gurur duyanlar, saldırılara hedef olacak. Ama Türk milletine, alenen hakaret eden bir ahlaksıza, hakkında, “dostlar alışverişte görsün” misali, başlatılan bir inceleme dışında, hiçbir şey olmayacak, öyle mi? Allah aşkına, hiç mi utanmıyorsunuz?

Zengin güçlü bir ülke nasıl inşa edilirmiş göstermeye geliyoruz. En iyi bildiğimiz şeyi yapmaya devam edeceğiz. Sokak sokak kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz. Kayıkçı kavgalarını suni gündemleri değil milletin gerçek gündemini konuşacağız. 7 yıl evveli hatırlayın nasıl bir sessizlik vardı, bugün de milletin sesini yine tek başımıza duyuracağız. Nasıl baskıları tek başımıza göğüslediysek tek başımıza olacağız. Önümüzdeki seçimlerde 81 ilde kendi adaylarımızla aziz milletimizin huzuruna çıkacağız.

“Türk milliyetçiliğinin gür sesini, duyurmaya geliyoruz”

Milletten değil, pazarlıktan medet uman, ittifak siyasetini reddediyoruz. Biz, İYİ Parti olarak; milletimizin umudunu yeşertmek için, heyecanını canlandırmak için, güveninin tazelemek için, velhasıl o zincirleri kırıp, o cevheri, yeniden göğe yükseltmek için, yepyeni bir yol açıyoruz. Çapulcu diyenlere karşı da, cahil diyenlere karşı da; 85 milyon Türk milletinin, topyekûn azizliğini savunuyoruz. Önüne gelenin, siyasi çıkarlarına göre, manivela yapmaya kalktığı, Türk milliyetçiliğinin gür sesini, duyurmaya geliyoruz.

Beceriksizliğe ve hatta millet düşmanlığına bile, kalkan yapılan demokrasi, esaslı olarak nasıl işletilirmiş, herkese öğretmeye geliyoruz. Biz, bundan sonra da en iyi bildiğimiz şeyi, yapmaya devam edeceğiz. İl il, ilçe ilçe, sokak sokak, kapı kapı gezip milletimizin ayağına gideceğiz. Her bir vatandaşımızın taleplerini, isteklerini ve varsa eleştirilerini dinleyeceğiz. Onlara bahaneler değil, çözümlerimizi anlatacağız.

Kayıkçı kavgalarını, suni gündemleri değil, milletin gerçek gündemini konuşacağız. Nasıl ki, dün korkaklığın sessizliği, her yeri sarmışken, milletin sesini haykırdıysak; bugün de milletin sesini yine tek başımıza duyuracağız.

Nasıl ki 25 Ekim 2017’de çıktığımız, bu kutlu yolda tüm engelleri, iftiraları, baskıları, tek başımıza göğüslediysek bugünden sonra da, tek başımıza olacağız. Ve önümüzdeki yerel seçimlerde 81 ilde kendi adaylarımızla, hür ve müstakil siyasetimizle tek başımıza, aziz milletimizin huzuruna çıkacağız. Bize bu yolda, dört bir yandan, saldıranlar olacak. Dönüp bize, ‘oyunbozan’ diyenler olacak. Doğrudur. Eğer ortada, milletin zararına oynanan bir oyun varsa, biz o oyunu bozarız.”

Paylaşın