Grip ve Kalp Sağlığı: Görünmeyen Tehlike

Grip çoğu zaman basit bir enfeksiyon gibi görülse de, vücutta oluşturduğu iltihap kalp krizi, ritim bozukluğu ve kalp kası iltihabına yol açabiliyor. Uzmanlar, gribin hafife almaması gerektiğini vurguluyor.

Haber Merkezi / Grip, çoğu zaman ateş, halsizlik ve kas ağrılarıyla sınırlı, geçici bir hastalık olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, grip enfeksiyonunun özellikle risk grubundaki kişilerde kalp sağlığı üzerinde ciddi ve hatta hayati sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Grip virüsü vücuda girdiğinde bağışıklık sistemi güçlü bir iltihap (inflamasyon) yanıtı oluşturuyor. Bu durum sadece solunum yollarını değil, kalp ve damar sistemini de etkileyebiliyor. Artan iltihap, damar duvarlarında plakların çatlamasına neden olarak kalp krizi riskini yükseltebiliyor.

Araştırmalar, grip geçirilen ilk bir hafta içinde kalp krizi riskinin normal zamana göre birkaç kat artabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle 65 yaş üzeri kişiler, kalp-damar hastalığı olanlar, diyabet hastaları ve bağışıklık sistemi zayıf bireyler bu açıdan daha büyük risk altında.

Grip sadece dolaylı değil, doğrudan da kalbi etkileyebiliyor. Nadir de olsa grip virüsü, kalp kası iltihabı (miyokardit) gelişimine yol açabiliyor. Bu durum göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve ciddi ritim bozukluklarıyla kendini gösterebiliyor.

Uzmanlar, grip sırasında veya sonrasında ortaya çıkan göğüs ağrısı, ani nefes darlığı, bayılma hissi ve çarpıntı gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.

Sağlık uzmanlarına göre gripten korunmanın en etkili yolu olan grip aşısı, yalnızca enfeksiyonu önlemekle kalmıyor, aynı zamanda kalp krizi ve kalp kaynaklı ölüm riskini de azaltıyor. Özellikle kalp hastalarının her yıl düzenli olarak grip aşısı yaptırması öneriliyor.

Kardiyologlar, “Grip hafif bir hastalık gibi görülmemeli. Özellikle kalp hastalığı olan bireylerde grip, ciddi komplikasyonların tetikleyicisi olabilir” uyarısında bulunuyor. İstirahat edilmeden geçirilen grip, ağır fiziksel efor ve kontrolsüz ilaç kullanımı da riski artıran faktörler arasında yer alıyor.

Grip, yalnızca mevsimsel bir enfeksiyon değil; kalp sağlığı açısından da göz ardı edilmemesi gereken bir tehdit. Uzmanlar, gripten korunma önlemlerine uyulmasını, risk grubundaki kişilerin aşılanmasını ve şüpheli belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulmasını öneriyor.

Paylaşın

Kalp Sağlığınızı Güçlendirmek Mi İstiyorsunuz? Beslenmenize Baharatlar Ekleyin

Kalp sağlığınızı güçlendirmek istiyorsanız, antioksidan, antienflamatuar ve kolesterol düzenleyici özelliklere sahip baharatları beslenmenize eklemek bunun en kolay yoludur. 

Haber Merkezi / Baharatların kalp hastalıklarının ilerlemesini önlemede olumlu etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar mevcut.

Kalp sağlığına faydalı baharatlar:

Zerdeçal: Zerdeçal içerdiği olan kurkumin, güçlü bir antienflamatuar ve antioksidandır. Bu damar sertliğini (ateroskleroz) azaltır ve kolesterol seviyesini düzenler.

2020 yılında yapılan bir araştırma, zerdeçalın damar sağlığını koruyarak kalp krizi riskini düşürdüğünü gösteriyor.

Safran: Safran, antioksidan özellikleri sayesinde damar yapısını korur ve iltihabı azaltır. Ayrıca safranın kolesterol düşürücü etkisi vardır.

Kekik: Antioksidan ve iltihap azaltıcı özellikleriyle damar sağlığını destekleyen kekik, ayrıca kolesterol seviyelerini düşürmeye de yardımcı olur.

Kişniş: Kan kolesterol seviyelerini azaltan kişniş, ayrıca hipertansiyon kontrolüne de katkıda bulunur.

Sumak: Sumak, kan şekerini dengeleyerek damarların şekerin zararlı etkilerinden korunmasını sağlar.

Nane: Nane, antioksidan etkisiyle damarları korur, kalp ritmini ve kan basıncını düzenler, stres giderici etkisiyle de dolaylı olarak kalp sağlığına katkı sağlar.

Karabiber: Antioksidan ve iltihap azaltıcı etkileriyle damar sağlığını destekleyen karabiber, yağ hücrelerinin yıkımını da hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olur.

Tarçın: Tarçın, kolesterol ve kan şekerini düşürücü etkisiyle kalp-damar sağlığını destekler. Günde 1 çay kaşığı tarçın tüketimi faydalı olabilir.

Sarımsak (Kuru veya Toz): Sarımsak, kan basıncını düzenler, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Allisin bileşiği sayesinde kalp sağlığına katkıda bulunur.

Zencefil: Antioksidan ve iltihap azaltıcı etkisiyle damar duvarlarını koruyan zencefil, yüksek tansiyon kontrolüne de yardımcı olur.

Baharatların Etki Mekanizmaları:

Antioksidan Etki: Baharatlar, serbest radikalleri nötralize ederek damar hasarını önler.

Antienflamatuar Etki: Kronik iltihap, kalp hastalıklarının temel nedenlerinden biridir. Baharatlar iltihabı azaltarak bu riski düşürür.

Kan Şekeri ve Kolesterol Kontrolü: Tarçın, sumak ve sarımsak gibi baharatlar, kan şekeri ve kolesterol seviyelerini düzenleyerek damar sağlığını korur.

Kan Basıncı Düzenlemesi: Nane, zencefil ve sarımsak, hipertansiyonu kontrol altına alarak kalp yükünü azaltır.

Öneriler:

Tuz Yerine Baharat: Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği günlük 6 gram tuz sınırını aşmamak için yemeklerde tuz yerine baharat kullanılabilir.

Dengeli Kullanım: Baharatlar faydalı olsa da aşırı tüketim, özellikle meyan kökü gibi bazı bitkisel ürünlerde yan etkilere neden olabilir. Doktor tavsiyesine uygun dozda kullanılmalıdır.

Akdeniz Diyetiyle Kombinasyon: Baharatlar, zeytinyağı, balık, sebze ve tam tahıllarla zengin Akdeniz tipi beslenmeyle birleştiğinde kalp sağlığına etkisi daha fazla olur.

Paylaşın

Kahve, Kalp Sağlığını Desteklemek İçin Nasıl İçilir?

Semmelweis Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, günde üç fincana kadar kahve içmenin kalbi koruyabileceği,  felç ve ölümcül kalp hastalığı riskini azaltabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Araştırma, dünyanın en popüler içeceklerinden biri olan kahvenin uzun vadeli faydalarına dair yeni bakış açıları sunuyor.

Araştırmada, İngiltere Biyobankası’ndan yaklaşık yarım milyon katılımcının verileri 10 ila 15 yıl boyunca takip edildi. Araştırmanın başlangıcında, yarısından fazlası kadın ve ortalama yaşları 56 olan katılımcıların hiçbirinin kalp hastalığı yoktu.

Araştırmacılar, katılımcıları günlük kahve tüketimlerine göre üç gruba ayırdılar: Hiç kahve içmeyenler (Yüzde 22), az – orta düzeyde kahve içenler (Yüzde 58), ve çok tüketenler (Yüzde 20), günde 3 fincandan fazla kahve içenler.

Araştırmanın sonuçları, özellikle az ve orta düzeyde kahve içenler için umut vericiydi. Kahve içmeyenlere kıyasla, bu gruptaki kişilerin herhangi bir nedenden ölme riski yüzde 12, kalp hastalığından ölme riski yüzde 17 ve felç geçirme riski yüzde 21 daha düşüktü.

Günde üç fincandan fazla kahve tüketenlerde bile kalp sorunları veya ölüm riskinde artış görülmedi.

Araştırmada ayrıca kahvenin kalbi nasıl etkileyebileceği daha derinlemesine incelendi. Araştırmacılar, kalp sağlığını değerlendirmek için oldukça hassas bir araç olan kardiyak manyetik rezonans görüntüleme (MRG) kullanarak 30 binden fazla katılımcıdan oluşan bir alt grubu incelediler.

Araştırma, düzenli olarak kahve içenlerin, içmeyenlere kıyasla daha sağlıklı kalplere sahip olduğunu ortaya koydu. Bu, kahvenin yaşlanmanın kalp üzerindeki etkilerini dengelemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Kahvenin içeriğindeki antioksidan ve anti – inflamatuar maddeler gibi bileşiklerin kalp damar sağlığının korunmasında rol oynayabileceği düşünülüyor.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Kalp İçin En İyi İlkbahar Meyveleri

Zararlı meyve yoktur ve her türlü meyve kalp sağlığına faydalıdır. Ancak ilkbahar meyveleri, antioksidanlar, vitaminler, mineraller ve lif açısından zengin olanlarla öne çıkar.

Haber Merkezi / Bu besinler, kolesterolü düşürmeye, kan basıncını düzenlemeye ve damar sağlığını desteklemeye yardımcı olabilir. İşte ilkbaharda bulunan ve kalp sağlığı için en iyi meyveler:

Çilek: C vitamini, folat ve antosiyanin gibi antioksidanlar açısından zengindir. Bu bileşenler, iltihabı azaltır ve damar sertliğini (ateroskleroz) önlemeye yardımcı olur. Araştırmalar, düzenli çilek tüketiminin LDL (“kötü”) kolesterolü düşürdüğünü ve kalp hastalığı riskini azalttığını gösteriyor.

Kiraz: Potasyum, C vitamini ve polifenoller içerir. Potasyum kan basıncını düzenlerken, polifenoller oksidatif stresi azaltır. Araştırmalar, kirazın antienflamatuar etkisinin, kalp krizi riskini düşürebileceğini öne sürüyor.

Kayısı: A ve C vitaminleri ile beta-karoten içeren kayısı, ayrıca lif açısından da zengindir, bu da kolesterol seviyelerini dengeler. Kayısıdaki potasyum, kalp ritmini düzenler ve hipertansiyonu önler.

Böğürtlen: Flavonoidler ve magnezyum açısından zengindir. Flavonoidler damar sağlığını korurken, magnezyum da kan dolaşımını destekler. Düzenli böğürtlen tüketimi, kalp damarlarında plak oluşumunu azaltabilir.

Erik: Lif, potasyum ve antioksidanlar (özellikle kırmızı-mor eriklerdeki antosiyaninler) içerir. Erik, kan şekerini ve kolesterolü düzenleyerek kalp üzerindeki yükü hafifletir.

Bu meyveler, sağlıklı bir diyetin parçası olarak kalp sağlığını destekler, ancak tek başına mucize yaratmaz. Düzenli egzersiz, düşük tuz alımı ve stresten uzak durmak da kalbinizi korumak için kritik önem taşır.

Paylaşın

Her Gün En Az 50 Basamak Merdiven Çıkmak Kalp Hastalığı Riskini Azaltıyor

Yeni bir araştırma günde 5 kattan fazla merdiven çıkmanın kardiyovasküler rahatsızlık riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen morbidite ve ölüm nedenleri arasında.

Dr. Lu Qi, “Kısa sürelerle yüksek yoğunlukta merdiven çıkmak, kardiyorespiratuar dayanıklığı ve lipit profilini iyileştirmede özellikle mevcut fiziksel aktivite önerilerini gerçekleştiremeyen kişiler için zaman açısından verimli bir yol” diyor:

“Bu bulgular, genel popülasyonda ASKVH’ye karşı birincil önleyici tedbir olarak merdiven çıkmanın potansiyel avantajlarını vurguluyor.”

Küçük adımlarla ilerlerseniz kardiyo o kadar da kötü olmayabilir. Yeni bir araştırmaya göre her gün en az 50 basamak merdiven çıkmak kalp hastalığı riskini ciddi ölçüde azaltabiliyor.

Atherosclerosis adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırma, günde 5 kattan fazla merdiven çıkmanın kardiyovasküler rahatsızlık riskini yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.

Aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASKVH), koroner arter hastalığı ve felç gibi kardiyovasküler hastalıklar dünya çapında önde gelen morbidite ve ölüm nedenleri arasında.

Tulane Üniversitesi’nin HCA Heyeti Başkanı ve New Orleans’taki Halk Sağlığı ve Tropikal Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olan, çalışmanın ortak yazarı Dr. Lu Qi, “Kısa sürelerle yüksek yoğunlukta merdiven çıkmak, kardiyorespiratuar dayanıklığı ve lipit profilini iyileştirmede özellikle mevcut fiziksel aktivite önerilerini gerçekleştiremeyen kişiler için zaman açısından verimli bir yol” diyor:

“Bu bulgular, genel popülasyonda ASKVH’ye karşı birincil önleyici tedbir olarak merdiven çıkmanın potansiyel avantajlarını vurguluyor.”

Çalışma için araştırmacılar, Birleşik Krallık Biyobankası’ndan 450 bin yetişkinin verisini kullanırken katılımcılar, ailelerindeki kardiyovasküler hastalık geçmişinin yanı sıra genetik risk faktörleri ve yerleşik risk faktörlerine göre analiz edildi.

Katılımcılara yaşam tarzı alışkanlıkları ve merdiven çıkma sıklıkları da sorulurken, medyan takip süresi 12,5 yıl olarak belirlendi.

Sonuçlar her gün daha fazla merdiven çıkmanın, hastalığa daha az yatkın kişilerde kardiyovasküler hastalık riskini azalttığını ortaya koyarken, Dr. Qi hastalığa daha yatkın kişilerde kalp hastalığı riskinin artmasının “etkili bir şekilde dengelenebileceğini” söylüyor.

Dr. Qi, “Bu çalışma merdiven çıkmanın, özellikle çeşitli ASKVH risk faktörlerine sahip bireyleri ASKVH riskine karşı koruyan etkilerine dair yepyeni kanıtlar sunuyor” diyor.

Araştırmada yer almayan, İngiltere’deki Teesside Üniversitesi’nin spor ve egzersiz alanındaki kıdemli öğretim üyesi Dr. Nicolas Berger, “daha fazla kasın yanı sıra bazı denge ve kaba motor becerilerinin kullanılmasını gerektirdiğinden” merdiven çıkmanın, düz bir zeminde yürümekten daha çok fayda sağladığını söylüyor.

Dr. Berger, bunlar “kısa sürelerle” yapılsa bile “kardiyovasküler sistemden çok fazla hareketlilik gerektirdiğini ve bu nedenle merdiven çıkarken sık sık nefes nefese kalındığını” söylüyor.

Dr. Berger şöyle ekliyor: Bu kısa ve aralıklı aktivite anları, kardiyovasküler hastalık riskini azaltma açısından büyük faydalara sahip. Bu, kalp atış hızınızı ve oksijen alımınızı kayda değer derecede artırarak vücutta olumlu değişimlere neden olabilir.

Günde 50 basamak fazla gibi görünmese de “kayda değer bir antrenman etkisi yaratabiliyor.”

Dr. Berger bu tür hareketlerin ilye, quadriceps femoris, hamstring ve baldır gibi kasların yanı sıra merkez bölgesindeki kasları da harekete geçirdiğini söylüyor.

Eğer pek koşan biri değilseniz, Dr. Berger merdiven çıkmanın faydalı bir seçenek olabileceğini belirtiyor: Merdivene evlerde ya da dışarı çıkınca kolayca erişilebildiğinden, yürüme ya da koşma karşısında çoğu kişiye cazip bir alternatif sunuyor.

Merdivene erişiminiz yoksa, dik yokuşlarda yukarı ve aşağı yürümenin de benzer faydaları ve gereklilikleri var. Yerden veya alçak bir yerden kalkmanın güç ve denge açısından faydaları bulunsa da kardiyovasküler sisteme pek faydası yok.”

Dr. Berger, “Hareketsiz kişiler, risk altındaki kişiler veya sağlıklı kalmaya çalışan herkesin bu aktiviteyi günlük alışkanlıklarına dahil etmesi genel anlamda iyi bir öneri olur” diye ekliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Gün Ortası Kısa Uyku Molaları Bunama Riskini Azaltabilir

Uzun vadede beynin toplam hacminin daha büyük kalmasına yardımcı olan gün ortasında verilen kısa uyku molaları, ilerleyen yaşlarda demans (bunama) ve kalp sorunları başta olmak üzere, pek çok hastalığın ortaya çıkma riskini azaltıyor.

Gün ortası kısa uyku molaları kalp sağlığına da iyi geliyor. Bunun için haftada sadece bir ya da iki kez, gün ortasında kısa bir uyku molası vermek yeterli. Kendisini yorgun hissedenlerin, ara sıra gün ortasında 20 ila 30 dakika arasında kısa bir uyku molası vermesi, beyin ve kalp sağlığı için oldukça yararlı.

Sleep Health dergisine göre araştırmacılar, öğle uykusu ile beyin hacminin küçülmesi arasında nedensel bir ilişki kurmayı başardılar. Buna göre ara sıra şekerleme yapmak, uzun vadede beynin toplam hacminin daha büyük kalmasına yardımcı oluyor. Bu da ilerleyen yaşlarda demans (bunama) ve kalp sorunları başta olmak üzere, pek çok hastalığın ortaya çıkma riskini azaltıyor.

Çalışma için Uruguay Üniversitesi ve University College London’dan araştırmacılar, İngiltere’deki Biyobank Araştırması arşivinde kayıtlı olan ve yaşı 40 ila 69 arasında değişen 378 bin 932 kişinin verilerini analiz etti. Uzmanlar, uyuma alışkanlıkları ile genetik özellikler arasında bir bağ tespit etti.

Massachusetts General Hospital’da uyku üzerine uzmanlaşmış doktorlara göre, gün ortasındaki kısa uykunun özellikle önemli olduğu üç tip insan var: Çok erken kalkanlar, uyku bozukluklarından mustarip olanlar ve genetik olarak daha fazla uykuya ihtiyaç duyanlar.

Uzmanlara göre bazı insanlar, genetik özelliklerinden dolayı, dışarıdaki güzel havaya rağmen kendilerini yorgun hissedip uyumaya ihtiyaç duyabiliyor.

Öğle uykusunun, zihinsel yetenekleri geliştirip geliştirmediği henüz bilinmiyor. Michiganlı uyku araştırmacıları, uyku ile bilişsel yetenekler arasında neredeyse hiçbir bağ bulamadı. Uruguay’da yapılan çalışmada da uzmanlar, gün içinde kısa süreli uyuyanlarda refleks veya görsel algılama performansındaki artışa dair bir kanıta rastlamadı.

Diğer yandan Çin’de yapılan bir araştırmaya göre, yaşlılarda öğle uykusunun bilişsel yetenekleri geliştirdiği düşünülüyor. Ancak bu araştırmanın yöntem ve koşulları hakkında çok fazla ayrıntı bilinmiyor.

Öğle uykusu pek çok Batı ülkesinde hoş karşılanmazken, Japonya, Çin ve İspanya gibi ülkelerde hayli yaygın. Delaware Üniversitesi’nden Xiaopeng Ji, “Çin’de öğle uykusu, iş yerindeki birçok yetişkin ve okuldaki öğrenciler için öğle yemeği sonrası rutin programa entegre edilmiş durumda” diyor.

“Hipertansiyon” dergisinde yazılanlara göre, kısa öğle uykusu göründüğü kadar masum ve zararsız değil. Aksine: Yine Çinli uzmanlara dayandırılan bir araştırmaya göre, sık veya düzenli şekerleme yapmanın, hiç öğle uykusu uyumayanlara kıyasla, yüksek tansiyon riskinin yüzde 12 ve felç riskinin yüzde 24 daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Ancak söz konusu araştırmanın denekleri arasında çok yüksek oranda erkek, düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip katılımcılar, düzenli olarak sigara içen ve alkol alan, uykusuzluk çeken veya “gece kuşu” olma olasılığı daha yüksek kişiler bulunuyor. Bu nedenle araştırma sonuçlarına da temkinli yaklaşmak gerekiyor.

Yüksek tansiyon ve obezite de uykululuğa yol açabilir. Obez insanların genelde uykuya daha fazla meyilli oldukları biliniyor. Arizona Üniversitesi’nden uyku araştırmacısı Michael Grandner, sağlıksız yaşamın yol açtığı pek çok hastalığın sebebi olarak gün içindeki kısa uykuları göstermenin, doğru bir yaklaşım olmadığı görüşünde: “Örneğin kötü bir gece uykusu, vücut sağlığını olumsuz etkiler. Gün içinde kestirmek, gece uykusunu telafi etmek için yeterli değildir.”

Kalp sağlığına iyi geliyor

İsviçre’de yapılan bir başka araştırmaya göre ise arada bir kestirmek, kalp sağlığına iyi geliyor. Bunun için haftada sadece bir ya da iki kez, gün ortasında kısa bir uyku molası vermek yeterli. Bochum Ruhr Üniversitesi Herne Marien Hastanesi Direktörü Dr. Hans-Joachim Trappe, “Ara sıra yapılan bir ‘şekerleme’ kardiyovasküler riskleri önemli ölçüde azaltıyor. Ancak her gün düzenli yapılan öğle uykuları için aynı şeyi söyleyemeyiz” diyor.

Özetle: Kendisini yorgun hissedenlerin, ara sıra gün ortasında 20 ila 30 dakika arasında kısa bir uyku molası vermesi, beyin ve kalp sağlığı için oldukça yararlı. Ancak uzmanlar, özellikle geceleri uykusuzluk çekenlerin, öğle uykusundan uzak durmalarının daha sağlıklı olacağını vurguluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kadınları Daha Fazla Etkileyen Başlıca Kalp Sorunları Nelerdir?

Kardiyovasküler hastalıklar olarak da adlandırılan “kalp hastalıkları”, kalbi etkileyen çeşitli problem türlerini ifade eder. En yaygın kalp hastalığı türü ise koroner arter hastalığıdır (KAH).

Haber Merkezi / Kardiyovasküler hastalıklar, vücudun farklı bölgelerine kan taşıyan kan damarlarının hastalıklarını içerir. Bunlar koroner arter hastalığı, vasküler (periferik arter) hastalığı ve inmeyi içerir.

Kadınları etkileyen yaygın kalp problemleri nelerdir?

Ateroskleroz: Ateroskleroz, arterlerin daralmasına ve sertleşmesine neden olan plak birikmesi olarak açıklanabilir. Plak aşındığında veya kırıldığında, bir kan pıhtısı oluşabilir ve bu kan pıhtısı kalbe giden kan akışını engellerse kalp krizine neden olabilir.

Kalp yetmezliği: Kalp vücuda gerektiği gibi kan pompalayamadığında kalp krizi meydana gelir. Kalp yetmezliği ciddi bir tıbbi sorundur. Kalp yetmezliğinin temel belirtileri ise, nefes darlığı, ayaklarda, ayak bileklerinde ve bacaklarda şişlik, aşırı yorgunluktur.

Düzensiz kalp atışı (aritmiler): Aritmiler kalp atışınızın hızı veya ritmi ile ilgili problemlerdir. Kalp çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz bir ritimle atabilir. Kalp atışlarındaki değişiklikler çoğu insan için zararsızdır.

Yaşlandıkça, kısmen östrojen düzeylerinin değişmesinin bir sonucu olarak aritmi yaşama olasılığı artar. Arada bir birkaç çarpıntı hissedilmesi veya kalbin hızlı atması normaldir. Baş dönmesi veya nefes darlığı gibi diğer kalp krizi semptomlarıyla birlikte çarpıntı varsa doktora görünmek faydalı olabilir.

Atriyal fibrilasyon (afib): Atriyal fibrilasyon düzensiz ve hızlı kalp atımları ile karakterize bir aritmi (ritim bozukluğu) durumudur ve kalp içerisinde pıhtı oluşumu ile sonuçlanabilir. Pıhtı oluşumu, kişiye kalp yetmezliği ve inme gibi durumlar başta olmak üzere pek çok sağlık sorununa yol açabilir.

Kalp kapağı hastalığı: Kalp kapağı hastalığı, kalbin farklı bölümlerine giren ve çıkan kan akışını kontrol eden kapakçıkları etkiler. Bir doğum kusuru, ileri yaş veya bir enfeksiyon, kalp kapakçıklarının tam olarak açılmamasına veya tamamen kapanmamasına neden olabilir.

Bu, kalbin kan pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olur. Kalp kapağı hastalığı felç, kalp yetmezliği, kan pıhtılaşması veya ani kalp durmasına neden olabilir.

Kadınları erkeklerden daha fazla etkileyen kalp problemleri nelerdir?

Göğüs ağrısı (anjina): Angina erkekleri de etkiler, ancak kadınların iki spesifik anjina tipine yakalanma olasılığı erkeklerden daha fazladır: stabil ve değişken anjina.

Kardiyak sendrom X: Kardiyak sendrom X, sağlıklı, tıkanmamış arterleri olan kişilerde göğüs ağrısı (anjina) ve koroner arter spazmları olduğunda ortaya çıkan bir sorundur. Kardiyak sendrom X’in nedeni bilinmemektedir.

Kırık kalp sendromu: Kırık kalp sendromunun kesin nedenini bilinmemektedir. Semptomlar genellikle yoğun keder, öfke veya şaşkınlık gibi aşırı stres tarafından tetiklenir. Kadınların kırık kalp sendromu yaşama olasılığı erkeklerden daha fazladır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kalbi Güçlendirmek İçin En İyi 10 Egzersiz

Genel sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri daha sağlıklı bir kalbe sahip olmaktır. Bildiğiniz gibi, daha sağlıklı bir kalp için en ideal yaklaşım ise egzersiz yapmaktır. Gerçeği söylemek gerekirse, egzersiz yapmayan birinin, kalp sorunları yaşama olasılığı, yapan birine göre iki kat daha fazladır. 

Haber Merkezi / Kalp sorunları olan biriyseniz veya sadece kalp sağlığı için stres yaşıyorsanız, günlük bir egzersiz programı oluşturmalısınız. Uzmanlar, her hafta en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yaparak daha sağlıklı bir kalbe sahip olunabileceğini söylüyor.

İşte daha sağlıklı bir kalp için en iyi egzersizler;

Yürüme

Basit görünebilir. Ancak yürümek, özellikle hızlı yürüyüş, daha sağlıklı bir kalp için iyi bir yöntemdir. Tempolu yürüyüş, nabzı yükseltir ve diğer egzersiz türlerine göre eklemleri daha kolay çalıştırır.

Ağırlık çalışması

Vücudu oluşturan farklı kaslar güçlendirmek kalp sağlığını destekleyecektir. Ağırlık antrenmanı yapmak, kas kütlesi oluşturmaya ve yağ yakmaya yardımcı olacaktır. Ağırlık antrenmanı yapmak için spor salonuna gitmeye ihtiyaç yoktur, en iyi ağırlık antrenmanı vücut ağırlığıyla yapılan antrenmandır.

Yüzme

Yüzme sadece yaz ayları yapılan birşey değildir… Yüzme, vücudu ve kalbi güçlendiren tam vücut egzersizi olabilir. Diğer egzersizlerden farklı olarak, yüzme eklemleri yormaz ve vücudun çok fazla acı çekmeden hareket etmesini sağlar.

Yoga

Yoga kalp sağlı için inanılmazdır. Yoga yapmak kaslarınızı güçlendirmeye ve nefes alış-verişeri düzenlemeye yardımcı olacaktır.

Aralıklı egzersiz

Kısa süreli yüksek yoğunluklu egzersiz ile daha uzun az yoğunluklu egzersiz arasında gidip gelen aralıklı antrenman. Örneğin, bir dakika koşu ve ardından üç dakika yürüme, bu döngüyü tekrarlama.

Bisiklet sürme

Bisiklete binmenin kalp hastalığı tehlikelerini azaltmaya yardımcı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Temel egzersizler

Pilates gibi egzersizler, çekirdek kasları güçlendirmeye yardımcı olur, uyum ve dengeyi geliştirir.

Dans

Dans etme, kalbi daha sağlıklı tutmak için iyi bir yaklaşımdır. Tek ihtiyaç, iyi bir çift ayakkabı, biraz alan ve ilham veren müzik.

Tai Chi

Tai Chi, dövüş sanatlarına dayanan eski bir Çin egzersiz formudur. Derin nefes alma ve odaklanma ile birleştirilen ritmik vücut hareketlerini kullanır, bu nedenle “hareketli meditasyon” olarak da adlandırılır. Bu aktivite, kalp sağlığı da dahil olmak üzere hem zihin hem de vücut için harikadır.

Eliptik

Eliptik makineler, en hızlı gelişen aerobik egzersiz seçeneklerinden biridir. Bu makineler birçok fitness merkezinde bulunur. Kalp sağlığı için eliptik bir makinenin iyi tarafı, hem üst hem de alt vücut egzersizi yapmasıdır.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Kalp İçin ‘Egzersiz’

Sıkça tartışılan ancak nadiren uygulanan bir konu, sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz. Herkes için geçerli olmakla birlikte, önceden kalp hastalığı olan veya kalp krizi, anjiyoplasti veya baypas ameliyatı geçirmiş hastalar da durumu kontrol altında tutmak için günlük egzersizlerden faydalanır.

Haber Merkezi / Egzersiz yapmaya değer mi? Uzmanlar, kesinlikle diyor.

İşte bazı genel egzersiz ipuçları:

  • Kendinizi çok fazla zorlamayın, egzersizler arasında vücudunuzun dinlenmesi için zaman verin.
  • Çok soğuk, çok sıcak ve nemli havalarda dışarıda egzersiz yapmayın.
  • Susuz kalmayın: Özellikle sıcak günlerde susamadan önce su için.
  • Dağlık alanlarda egzersiz yapmayın.
  • Egzersiz yapmadan önce yemek yediyseniz, en az bir saat bekleyin.

Egzersiz Türleri

Kardiyo (aerobik egzersiz): Bu, kalbinizin daha hızlı atmasını sağlar. Ayrıca kan basıncınızı düşürür. Yürüyebilir, koşabilir, ip atlayabilir, bisiklete binebilir veya dans edebilirsiniz. Haftada üç kez en az 30 dakika yapabileceğiniz aerobik egzersizlerde tutarlılık esastır.

Fiziksel durumunuz iyileştikçe, antrenmanlarınızı kademeli olarak haftada beş veya daha fazla kez 30 ila 60 dakikaya çıkarabilirsiniz. Aerobik egzersize başlamadan önce 10 ila 15 dakika boyunca yürüyerek ve esneyerek kaslarınızı hazırlayın. Antrenmanınızı bitirdikten sonra en az 5 dakika dolaşarak ve esneterek serinleyin.

Kuvvet antrenmanı: Kalp hastalarının haftada en az 2 gün fiziksel kondisyon programlarına ağırlık kaldırma veya direnç antrenmanı olarak da adlandırılan kuvvet antrenmanını dahil etmeleri önerilir. Bu, kaslarınızı güçlendirir, ancak kan basıncınızı kısa vadede yükseltebilirler. Bu yüzden daha hafif ağırlıklarla çalışın ve daha fazla kaldırın.

Rutine nasıl sadık kalırsınız?

  • Yapmaktan hoşlandığınız aktiviteler seçerek can sıkıntısını kendinize yasaklayın: Aynı şeyi tekrar ve tekrar yapmayın.
  • İyi bir müzik listesi yapın
  • Eğer yanınızda bir arkadaşınız varsa egzersiz yapmak daha eğlenceli olacaktır.
  • Bütçeniz dahilinde kalın. Kullanacağınızdan emin olmadığınız sürece pahalı ekipman veya sağlık kulübü üyelikleri yapmaaktan kaçının.

Spor yaparken bunlara dikkat edin

Aşırı yorgun hissederseniz, nefes darlığı yaşarsanız, göğüs ağrısı veya çarpıntınız varsa egzersiz yapmayı bırakın.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

İster 30 İster 40 Yaşında Olun, Spora Başlamak İçin Asla Geç Değil

Araştırmalar, kalp sağlığını için egzersiz yapmaya başlamak için asla geç olmadığını söylüyor. Yakın zamanda yapılan bir araştırma, 30 yaşından önce egzersiz yapmaya başlayan erkeklerle 40 yaşından sonra egzersize başlayan erkekler içi çok benzer sonuçlar buldu.

Haber Merkezi / Fransız araştırmacılar, 40 erkek üzerinde bisiklete binmenin ve koşmanın etkilerini incelediler. Erkeklerin yarısı 30 yaşından önce koşmaya veya bisiklete binmeye başladı. Diğer yarısı ise 40 yaşından sonra koşmaya veya bisiklete binmeye başladı. Erkekler şu anda 55 ile 70 yaşları arasında.

Erkekler, egzersiz testi, kalp atış hızı analizi ve ekokardiyogram (yankı) dahil olmak üzere çeşitli testlerden tabi tutuldular. Bu testler, yapılan egzersizin, her iki erkek grubunun da kalp atış hızları, kan basıncı ölçümleri ve genel kalp sağlığı üzerinde benzer faydaları olduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, yaşlandıkça biyolojik değişiklikler olsa da, 40 yaşından sonra bile, egzersiz yapmanın kalp sağlığını iyileştirebildiğini söylüyor. Araştırmacılar, bu sonuçların benzer araştırmalardaki bulguları desteklediğini ve egzersiz yapmaya başlamanın hiçbir zaman geç olmadığını söylüyor.

Egzersize başlamadan önce

Egzersize başlamak için asla geç olmadığını kabul eden uzmanlar, ancak bazı kişilerin bir egzersiz programına başlamadan önce bir doktora danışması gerektiğini belirtiyorlar.

40 yaşın üzerindeyseniz ve egzersiz yapmaya yeni başladıysanız, her zaman vücudunuzu dinlemeli, eklem ve sırt ağrılarını ciddiye almalısınız. Araştırmacılar, dayanıklılık antrenmanlarının kemik yoğunluğu, kas kütlesi ve hücre sağlığı için de faydalı olduğunu söylüyorlar.

Araştırmacılar, fiziksel aktivitenin kalp sistemindeki değişiklikleri engellemediğini, ancak değişiklikleri yavaşlatabildiğini belirtiyorlar.

Paylaşın