En Çok Kadın Adayı Türkiye İşçi Partisi Ve Yeşil Sol Parti Gösterdi

YSK’ya verilen listelere göre, en fazla kadın adayı Yeşil Sol Parti gösterdi. Yeşil Sol Parti, 193 kadın adaya listelerinde yer verdi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) de 398 aday içerisinde 161 kadını vekil adayı gösterdi.

AK Parti listesinde 126 kadın aday, CHP listesinde 137 kadın aday yer aldı. İYİ Parti’nin adaylarının ise 145’ini kadınlar oluşturuyor.

14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilliği seçimleri için siyasi partiler, aday listelerini bugün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu. Partiler arasında en fazla kadın adayı Yeşil Sol Parti gösterdi.

Artı Gerçek’in haberine göre; AK Parti’nin 600 kişilik listesinde 113 kadına yer ver aldı. DEVA Partisi, Gelecek Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de dahil olduğu CHP listesindeki adayların 153’ünü, ayrı listeyle giren İYİ Parti’nin adaylarının ise 145’ini kadınlar oluşturuyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında seçimlere girecek olan Yeşil Sol Parti’nin göre, 490 adayın 193’ünü kadınlar oluşturuyor. İttifakın mensubu olan ancak bazı illerde seçimlere kendi listesiyle giren Türkiye İşçi Partisi (TİP) de 398 aday içerisinde 161 kadını vekil adayı gösterdi.

YSK’ya verilen listelere göre, AK Parti 4, CHP 11, İYİ Parti 6 kadını illerin birincisi sırasından aday gösterdi. Bu sayı YSP’de 30 oldu. TİP ise 28 kadını birinci sıradan listesine koydu.

Partilerin aday listelerindeki kadın oranı şöyle:

AK Parti: yüzde 18.83
CHP: yüzde 26.33
İYİ Parti: yüzde 25.84
YSP: yüzde 39.38
TİP: yüzde 40.45

24 Haziran seçimlerinde AK Parti listesinde 126 kadın aday, CHP listesinde 137 kadın aday yer aldı. 14 Mayıs’taki seçimlere YSP olarak girecek olan HDP’nin 27. dönemde gösterdiği kadın vekil sayısı 230 idi.

Paylaşın

İran, Kamusal Alanlarda Kadınları Kameralarla İzleyecek

İran’da kadınların başörtüsü takıp takmadığını kamusal alanlara ve caddelere konacak kameralarla takip edilecek. İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

1979 yılında gerçekleşen İran İslam Devrimi’nin ardından uygulanan Şeriat yönetimi uyarınca ülkede kadınlar saçlarını örtmek ve vücut hatlarını belli etmeyen bol kıyafetler giymek zorunda. Bu kurallara uymayan kadınlar para cezasına ve hatta tutuklanmaya maruz kalabiliyor.

İran’da devlet, kıyafeti İslami kurallara uygun olmayan kadınlara yönelik tavrını daha da sertleştiriyor. Polisin kamuya ait medya organları ile adalet sisteminin internet sayfası olan Mizan üzerinden duyurduğuna göre bundan böyle kadınların, kamuya açık alanlarla caddelere yerleştirilen kameralar vasıtasıyla başörtüsü takıp takmadıkları izlenecek.

Kıyafet yönetmeliğine uymadığı tespit edilen kadınların telefonlarına, önce alabilecekleri cezalar ile ilgili bilgileri içeren bir uyarı mesajı gönderileceğini duyuran İran polisi, dükkan sahiplerinden de, “toplumsal normlara” uyulmasına dikkat etmelerini talep etti.

İran’da uzun süreli protesto gösterilerinin devlet tarafından şiddetle bastırılmasının ardından, hükümeti protesto etmek için kamusal alanda başörtüsü takmayan kadınların sayısı son dönemde giderek artıyor. Söz konusu kitlesel protestolar, geçen yıl Eylül ayında, başörtüsünü gerektiği gibi takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin polis gözetiminde iken hayatını kaybetmesinin ardından başlamıştı.

İran İçişleri Bakanlığı, Mart ayında yaptığı bir açıklamada, başörtüsünün “İran ulusunun uygarlık temellerinden biri” olduğunu ifade etmiş ve bundan geri adım atılmayacağını duyurmuştu. Bakanlık ayrıca halka çağrıda bulunarak, başörtüsüz kadınlardan hesap sorulmasını istemişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan’da Üniversiteler Kadın Öğrenciler Olmadan Açıldı

Taliban yönetimindeki Afganistan’da aralık ayında kadınların üniversiteye gitmesinin yasaklanmasının ardından, üniversiteler kış tatilinin ardından kadın öğrenciler olmadan açıldı.

Taliban Yüksek Eğitim Bakanı, yazılı bir açıklamayla kadınların üniversiteye gitmesini yasaklamıştı. Taliban böylece Afganistan’da yönetimi ele geçirdikleri 2021’de kadınların eğitimine izin veren politikalarını iptal etmişti.

Bu süre içinde kadınlar buna benzer çeşitli diğer kısıtlamalarla da karşı karşıya kaldı. Birçok lise kapılarını kız öğrencilere kapattı.

Taliban yetkilileri bu müdahalelerin geçici olduğunu söylüyor. Yetkililer, kıyafet kurallarının ihlali, bütçe eksikliği ve müfredatın yeniden şekillendirilmesi ihtiyacı gibi çeşitli gerekçeleri sıralıyor.

Üniversitelerin büyük bir kısmı ise halihazırda kadın ve erkekleri ayırmak gibi önlemlerin alındığını belirtiliyor.

Ülkede kadınların haklarına yönelik çeşitli protestolar düzenleniyor ancak Taliban bunların büyük bir kısmını engelliyor. Taliban, Salı günü Birleşmiş Milletler (BM) ofisinin önünde düzenlenen küçük bir gösteriyi dağıttı.

Sosyal medyada ise Kabil Üniversitesi’nin önünde oturarak kitap okuyan bir grup kadın öğrencinin fotoğrafları paylaşıldı.

Taliban’ın kadınlara yönelik kısıtlamaları uluslararası tepkilere de neden oldu. Bu hafta yayımlanan bir BM raporu, kısıtlamaların insanlığa karşı suç teşkil edebileceğini söylüyor.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Afganistan’da Üniversiteler İlk Defa Kadın Öğrenciler Olmadan Kapılarını Açtı

Afganistan’da Taliban geçici hükümetinin kız öğrencilerin üniversitelerde eğitim almasını yasaklamasının ardından ülke çapındaki üniversiteler ilk defa kız öğrenciler olmadan kapılarını açtı.

15 Ağustos 2021’de Taliban’ın Afganistan yönetimine gelmesiyle kadınların çalışması ve kızların eğitim almasına yönelik ciddi kısıtlamalar getirildi. Kızların önce ortaokul ve liselerde, geçen aralık ayında ise üniversitelerde eğitim alması engellendi.

Afganistan genelinde kış ayları nedeniyle derslere ara verilen üniversiteler kız öğrenciler olmadan yeni eğitim ve öğretim dönemine başladı.

Taliban geçici hükümetinin Yüksek Eğitim Bakanlığından yapılan açıklamada, tüm üniversitelerin bugünden itibaren eğitime başladığı duyuruldu.

Böylece aralık ayında, Taliban geçici hükümetinin kız öğrencilerin üniversitelerde eğitim almasını yasaklamasının ardından ülke çapındaki üniversiteler ilk defa kız öğrenciler olmadan kapılarını açtı.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, sabah saatlerinden itibaren üniversitelerin erkek öğrencileri sınıflardaki yerini aldı. Kampüs önlerinde toplanan küçük gruplar halindeki kız öğrencilerin içeri girmesine ise izin verilmedi.

Bazı kız öğrenciler sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarda kızların eğitim alacağı ana kadar erkek öğrencilerin üniversitelerdeki eğitimi protesto edip derslere katılmamasını istedi.

Bu çağrıya uyan ülkenin kuzeyindeki Belh Üniversitesinden bir grup erkek öğrenci dersleri boykot edeceklerini duyurdu.

Kabil Üniversitesi öğrencileri AA muhabirine, Taliban sonrası üniversitelerin imkanlarında ciddi ölçüde daralma olduğunu belirterek kızların da üniversitelerde eğitim alması gerektiğini ifade etti.

Kimi öğrenciler, bugün ders işlenmediğini ancak okula gelerek ders müfredatı ve içerik hakkında bilgi aldıklarını ifade etti. Üniversiteye yeni başlayan öğrenciler de yüksek öğretimin ilk heyecanını yaşadı.

“Tüm arzularımız yok oldu”

Kabil Üniversitesi Psikoloji 3’üncü sınıf öğrencisi Lime Suheyl, kampüse alınmayacağını bile bile, kız öğrencilerin görünürlüğünü artırmak istediğini ve bu nedenle iki arkadaşı ile birlikte giriş kapısının önünde beklediğini söyledi.

Üniversite eğitimine büyük umutlarla başladığını aktaran Suheyl şu ifadeleri kullandı:

“Tüm arzularımız yok oldu. Toplumdan silindik. Varlığımız yok. Kim olduğumuz, hedef ve isteklerimizin olup olmadığı kimsenin umrunda değil. Burada erkelerin içeri girdiğini, bize ise izin verilmediğini görmek kötü ve umut kırıcı bir his veriyor.”

Kabil Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Bölümü 2’inci sınıf öğrencisi Danış Taban ise, Taliban sonrası birçok üniversite hocasının ülkeden ayrıldığını ve üniversite imkanlarında daralma meydana geldiğini söyledi.

Taban, “Kızlar olmadan ilk kez bugün eğitime başladık. Kızların sınıfta olmaması bir parçamızın olmaması gibiydi. Bugün erkek öğrencilerin sayısı da çok azdı ve bu nedenle sınıflarda sıkıcı bir ortam vardı.” ifadelerini kullandı.

Hukuk ve Siyaset Bilimi öğrencisi Petun Kadiri, bugün ders işlenmediğini ancak eğitim materyalleri hakkında bilgi aldığını aktardı.

Üniversiteye bu yıl yeni başladığını aktaran Kadiri, “Üniversitelerde geçen yıldan bu yana neler değiştiğini bilmiyorum. Çokça olumsuz şeyler duyuyoruz ancak eldeki imkanları iyi kullanıp yüksek notlar almayı hedefliyorum” dedi.

Eğitim ve çalışma hayatında kısıtlamalar

15 Ağustos 2021’de Taliban’ın Afganistan yönetimine gelmesiyle kadınların çalışması ve kızların eğitim almasına yönelik ciddi kısıtlamalar getirildi.

Kızların önce ortaokul ve liselerde, geçen aralık ayında ise üniversitelerde eğitim alması engellendi. Yine aralık ayında Afgan kadınların yerel ve yabancı sivil toplum kuruluşlarında çalışması da askıya alındı.

Afgan kadınlarına “örtünme zorunluluğu” getirilirken, kadınların spor salonları, park ve bahçeler gibi sosyal mekanlara da girişi yasaklandı.

Taliban yetkilileri ise, yasakların ardındaki nedeni “örtünme kurallarına uygun bir biçimde riayet edilmemesi” olarak gerekçelendirdi.

Yetkililer, yasakların “geçici” nitelikte olduğunu söylemesine karşın, şu an kadar kadınlara yönelik getirilen kısıtlamalarda herhangi bir iyileşme görülmedi.

Söz konusu alandaki kısıtlamalar uluslararası toplumdan da büyük tepki topluyor.

Paylaşın

2022 Yılında En Az 327 Kadın Öldürüldü

2022 yılında en az 327 kadın öldürüldü. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022 yılında yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor. Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

2022 yılında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) Erkek Şiddeti Çetelesi Raporu’na göre, 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında erkekler en az 327 kadını katletti.

Bianet, yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği erkekler tarafından kadınlara yönelik cinayetlerin ve şiddete ilişkin 2022 raporunu yayınladı.

Raporun detayları şöyle:

2022’de erkeklerin öldürdüğü kadın sayısı 327. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022’de yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor.  Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

Yine aynı dönemde basına yansıyan verilere göre (1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) erkekler 39 çocuğu öldürdü, 32 kadına tecavüz etti, 442 kadını seks işçiliğine zorladı,156 kadını taciz etti, 238 çocuğu istismar etti. Erkekler 793 kadını yaraladı.

2022’de aralarında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Erkekler, 2022’de, en az 12 kadını öldürmeye teşebbüs etti, 42 kadını öldürmekle veya şiddet uygulamakla tehdit etti.

Basına yansıyan bilgilere göre erkekler, en az 26 kadını, “koruma”, “uzaklaştırma” kararı ve “talebine” rağmen öldürdü.

2022’de en az dört kadın, kendisine şiddet uygulayan ve cinsel saldırıda bulunan erkeklerden korunmak için meşru müdafaa hakkını kullandı.

Cinayet

Erkekler, 2022’de en az 327 kadını öldürdü.  Ayrıca erkekler, cinayet sırasında kadınların yanında olan en az 37 erkeği öldürdü.

Erkeklerin öldürdüğü 23 kadın göçmendi. Erkekler, 2022’de Günay Özyıldız ve İpek Ağmaz isimli LGBTİ+’ları öldürürdü, en az 16 LGBTİ+’yı da yaraladı.

Çocuk cinayetleri

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre, erkekler 2022’de şiddet uyguladıkları kadınlara zarar vermek veya öç alma “bahanesiyle” en az 39 çocuğu öldürdü.

Öldürülen çocuklar arasında erken yaşta zorla evlendirilenler de vardı.

Cinsel saldırı – tecavüz

bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre erkekler, 32 kadına tecavüz etti.

Erkeklerin tecavüz ettiği dokuz kadın zihinsel engelliydi.

Taciz

Erkekler, 2022’de en az 156 kadını taciz etti. En az 16 taciz sistematik olarak gerçekleşti. Erkeklerin taciz ettiği kadınlar arasında göçmen kadınlar da vardı.

Çocuk istismarı

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlendiği güncel verilere göre, erkekler, 2022’de aralarında oğlan çocukların da olduğu 238 çocuğu istismar etti.

Şiddet yaralama

Erkekler 2022’de en az 793 kadına şiddet uyguladı. Erkekler, 72 kadını “ağır olarak” yaraladı.

Bir faile elektronik kelepçe takıldı. 22 fail intihar etti. 20 fail hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Beş fail hakkında dava açıldı. 30 fail hakkında soruşturma açıldığı bilgisi basına yansırken en az 300 failin hukuki süreci basına yansımadı.

Fuhuşa zorlama

Erkekler, 2022’de en az 442 kadını fuhşa zorladı. Fuhşa zorlanan kadınlar arasında 18 yaşının altındaki çocuklar da vardı.

Fuhşa zorlanan 232 kadın Türkiye vatandaşı değildi.

Paylaşın

Şubat Ayında En Az 11 Kadın Öldürüldü

Şubat ayında en az 11 kadın erkekler tarafından öldürülürken, en az dokuz kadının ölümü de basına “şüpheli” olarak yansıdı. En az 40 kadına şubat ayında şiddet uygulanırken, en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar edildi.

Geçen yıl şubat ayında erkekler 22 kadını öldürürken, 78 kadına da şiddet uygulamıştı.

Bianet’ten Evrim Kepenek’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Şubat’ta en az 11 kadını öldürdü.

Şubat’ta en az dokuz kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı. Şubat’ta iki çocuğun ölümü de basına şüpheli olarak yansıdı.

Erkekler, en az 40 kadına şiddet uyguladı, en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az bir kadını taciz etti. Şubat 2023’te basına yansıyan bir tecavüz vakası oldu.

Cinayet

Erkekler, en az 11 kadını öldürdü; geçen yıl da aynı ay bu sayı 22 idi. Erkekler, kadınların yanındaki iki erkeği de öldürdü.

Erkekler, en az iki kadını koruma kararına rağmen öldürdü.

Erkekler altı kadını “ayrılmak istediği”, “barışmak istemediği” için öldürdü. Erkeklerin beş kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

Sekiz kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, bir kadını babası, bir kadını damadı, bir kadını da arkadaşı öldürdü.

Erkekler, üç kadını sokak, park, iş yeri gibi ev dışı alanlardan, yedi kadını ev içinde öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, altı kadını kesici silahlarla, beş kadını ateşli silahla öldürdü.

Taciz

Şubat 2023’de erkekler en az bir kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay, yedi idi.

Erkekler, kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti.

Erkekler bir kadını işyerinde taciz etti. Bir kadını, patronu taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Şubat’ta en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 26 idi.

Erkekler, bir çocuğu okulda bir çocuğu da sokakta istismar etti. Bir çocuğu öğretmeni istismar ederken, bir çocuğu kimin istismar ettiği bilgisi basına yansımadı.

Cinsel Saldırı/ Tecavüz

Şubat’ta erkekler, basına yansıyan bilgilere göre bir kadına tecavüz etti.

Zihinsel engelli bir kadına tecavüz eden erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Şubat’ta 40 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 78 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az dört kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. İki kadın depremzedeydi. Erkekler en az altı kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 33 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Beş kadını, abi, baba gibi aile üyeleri yaraladı. İki kadını yaralayan erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 12 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Bir kadına “gasp etmek” için şiddet uygulayan erkekler, bir kadını da “izin almadan evden çıktığı” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 26 kadına şiddet uygulama bahanesi basına yansımadı.

Erkekler, 33 kadını darp ederek, üç kadını ateşli silahlarla, üç kadını kesici aletlerle yaraladı. Erkekler, bir kadına yakıcı madde attı.

Erkekler, 34 kadını ev içinde, altı kadını ormanlık alan, gazino ve sokak gibi ev dışı alanlarda yaraladı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Şubat’ta basına yansıyan seks işçiliğine zorlama vakası olmadı. Basına yansımaması olmadığı anlamına gelmiyor.

Paylaşın

Bilim İnsanları Daha Uzun Yaşamanın Basit Bir Sırrını Keşfetti

Bilim insanları, düzenli olarak kaliteli gece uykusu çeken erkeklerin diğerlerine kıyasla neredeyse 5 yıl daha uzun yaşayabildiğini saptadı. Kadınlarda ise bu sayı iki yıl olarak belirlendi.

Bilim insanları,, daha iyi uyku alışkanlıkları olan gençlerin erken ölme ihtimalinin de daha düşük olduğunu tespit etti.

Yeni bir araştırmada uzun yaşamanın basit bir yolu ortaya kondu. Buna göre kaliteli bir uyku, insan ömrüne fazladan birkaç yıl ekleyebilir.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bilim insanlarının da aralarında yer aldığı araştırma ekibi, düzenli olarak kaliteli gece uykusu çeken erkeklerin diğerlerine kıyasla neredeyse 5 yıl daha uzun yaşayabildiğini saptadı.
Kadınlarda ise bu sayı iki yıl olarak belirlendi.

Ekip, daha iyi uyku alışkanlıkları olan gençlerin erken ölme ihtimalinin de daha düşük olduğunu tespit etti.

Öte yandan, tek başına uyku miktarının yeterli olmadığı, önemli olanın uyku kalitesi olduğu vurgulandı.

Araştırmacılar kaliteli uykuyu şu faktörlere dayandırdı:

– Gecede 7 ila 8 saatlik ideal uyku süresini tamamlamak
– Haftada en fazla iki kez uykuya dalmakta zorluk çekmek
– Haftada en fazla iki defa uykunun bölünerek kaçması
– Herhangi bir uyku ilacı kullanmamak
– Haftada en az 5 gün uyandıktan sonra dinlenmiş hissetmek

Araştırmada, 2013 ve 2018 arasında ABD’deki Ulusal Sağlık Görüşmesi Anketi adlı geniş çaplı bir çalışmaya katılan yurttaşların verileri incelendi.

Bu veriler, yüzde 54’ü kadın ve ortalama yaşı 50 olan 172 bin kişiyi içeriyordu ve bu kişilerin genel sağlık durumlarıyla uyku alışkanlıklarına dair bilgiler veriyordu.

Katılımcılar ortalama 4,3 yıl takip edilmişti ve bu süre zarfında 8 bin 681 kişi kayatını kaybetmişti.

Bu ölümlerin yüzde 30’u kardiyovasküler hastalıklara, yüzde 24’ü kansere ve yüzde 46’sı da diğer nedenlere bağlıydı.

Bulgular, tüm bu nedenlere bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 8’inin kötü uyku düzeniyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Harvard Üniversitesi’nden klinik araştırmacı Dr. Frank Qian, “Bence bu bulgular, sadece belli bir süre boyunca uykumanın yeterli olmadığını vurguluyor” diye konuştu:

Gerçekten dinlendirici bir uyku çekmeniz, uykuya dalma ve uykuda kalmayla ilgili az sorun yaşamanız gerekiyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Kadınlar Neden Vücut İmajına Odaklanır?

Vücut imajı, kişinin görünüşü görünüşü hakkında ne düşündü, ne hissettiği ve kendi öz değerini nasıl yargıladığını içerir. Olumlu ya da olumsuz bir vücut imajı olabilir. Vücut imajı her zaman vücudun görünüşüyle ilişkili değildir.

Haber Merkezi / Olumlu bir vücut imajına sahip kadınların iyi bir zihinsel sağlığa sahip olma olasılığı daha yüksektir. Vücutları hakkında olumsuz düşünce ve duygulara sahip kadınların, yeme bozuklukları ve depresyon gibi bazı zihinsel sağlık sorunları geliştirme olasılığı daha yüksektir. 

Olumsuz bir vücut imajı, hayatın birçok alanını etkileyebilecek düşük benlik saygısına da yol açabilir.

Kadınlar, çocukluk döneminin ilk anlarından yetişkinliğe kadar nasıl göründüklerine dair mesajlar alırlar, düşüncelerinden veya eylemlerinden daha çok nasıl göründükleri öne çıkar.

Örneğin, medya, zayıf, çekici ve genç kadınları göstermeye odaklanır: Çekim öncesi makyaj, ışık gibi bir çok ayarlama, çekim sonrası olumsuz görüntülerin bilgisayar teknolojisi kullanılarak yeniden düzenlenmesi.

Sonuç olarak, kadınlar gerçek dünyada olma ihtimali çok düşük güzellik ve vücut ideallerine ulaşmaya çalışırlar.

Sağlıklı bir vücut imajına nasıl sahip olunur?

Araştırmalar, kilo kaynaklı olumsuz bir vücut imajına sahip olanların bile uygun bir kilo verme programına katıldığı zaman vücut imajını düzeltebileceğini gösteriyor. Kilo verme programı, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye odaklanmayı içermeli.

Zayıflıktan kaynaklı olumsuz vücut imajı, sağlıklı şekilde kilo alımı ve diğer sağlık sorunları tedavi edilerek düzeltilebilir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz, vücut imajı için uygun kilodan daha iyi sonuçlar verebilir.

Kişi kendi hakkında ne kadar çok olumlu düşünceye sahip olursa kendini o kadar iyi hisseder. Unutmayalım çok az kişi vücudunun her yönü hakkında yüzde 100 olumlu düşünceye sahiptir.

Nasıl göründüğünü kabul etmek, nasıl göründüğünü değiştirmeye çalışmaktan daha sağlıklıdır.

Estetik cerrahi sağlıklı bir vücut imajı için iyi mi yoksa kötü mü?

Duruma göre değişir. Estetik cerrahi düşünülüyorsa, kişi kendine karşı dürüst olmalı: Neden ameliyat olmak istiyorum?

Başkalarını etkilemeye çalışmak için estetik ameliyat asla iyi bir fikir değildir. 

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kadınlar Strese Erkeklerden Farklı Mı Tepki Veriyor?

Uzun süreli stres ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kadınların baş ağrısı, mide rahatsızlığı gibi stres belirtileri gösterme olasılığı erkeklerden daha fazladır. Ayrıca, kadınların depresyon veya anksiyete gibi stresle daha da kötüleşen zihinsel sağlık koşulları geliştirme olasılığı daha yüksektir.

Haber Merkezi / Peki, kadınlar strese erkeklerden farklı mı tepki veriyor? Cevap evet.

Araştırmalar kadınların stres belirtileri yaşama olasılığının erkeklerden daha yüksek olduğunu gösteriyor. Stresli kadınların depresyon ve anksiyete yaşama olasılığı stresli erkeklerden daha fazladır.

Uzmanlar, farklılıkların nedenini tam olarak bilmiyorlar ancak erkek ve kadın vücudunun stres hormonlarını nasıl işlediğiyle ilgili olabileceğini tahmin ediyorlar. Özellikle uzun süreli stres, kadınlarda ruh hali ve kaygı ile ilgili sorunlara neden olma olasılığı daha yüksek.

Stres nedir?

Stres, bir değişime veya zorluğa verilen bir tepkidir. Stresli olaylar sırasında vücut adrenalin gibi hormonlar salgılar. Adrenalin stresle başa çıkmaya ve strese tepki vermeye yardımcı olan bir enerji patlamasıdır.

Stres, hafif ve kısa süreli ile daha aşırı ve uzun süreli arasında değişebilir. Kronik (uzun süreli) stres zihinsel ve fiziksel sağlığı etkileyebilir.

Stres herkesi farklı şekilde etkiler. Kronik veya uzun süreli stresin kadınları etkilemesinin bazı belirtileri şunlardır:

  • Sırt ağrısı dahil ağrı
  • Akne ve kızarıklık veya kurdeşen gibi diğer cilt sorunları
  • Baş ağrısı
  • Mide rahatsızlığı
  • Kontrolün yokmuş gibi hissetme
  • Unutkanlık
  • Enerji eksikliği
  • Dikkat eksikliği
  • Aşırı yeme ya da yeterince yememe
  • Kolayca öfkelenme
  • Uyku problemi
  • Uyuşturucu ve alkol kullanımı
  • Zevk aldığınız şeylere karşı ilgi kaybı
  • Sekse normalden daha az ilgi

Stres nasıl yönetilir?

Herkes hayatının bir noktasında mutlaka stresle baş etmek zorunda kalmıştır. Stresle olumlu bir şekilde başa çıkmak için bazı adımlar atılabilir:.

  • Derin nefes alma,
  • Açma germe hareketleri,
  • Düşünceleri yazma veya günlük tutma,
  • Kendine zaman ayırma,
  • Yeterince uyku,
  • Sağlıklı beslenme,
  • Aktif olma veya hareketli olma,
  • Sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak durma,
  • Arkadaşlarla veya aile üyeleriyle konuşma,
  • Profesyonel destek alma,
  • Düzenli yaşama,
  • Başkalarına yardım etme.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Afganistan; Taliban’dan Kadın Öğrencilere Üniversite Giriş Sınavı Yasağı

Ağustos 2021’de Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçiren Taliban, kadınların ve kız çocukların ne yapıp ne yapamayacağına odaklanmış vaziyette. Taliban, önümüzdeki ay yapılacak üniversite giriş sınavlarına kadınların alınmaması talimatı verdi.

Haber Merkezi / Yüksek Öğretim Bakanlığı, özel üniversitelere gönderdiği talimatla kadınlara yüksek öğrenim yasağının altını çizdi.

Bakanlık tarafından ilgili kurumlara gönderilen mektup aralarında başkent Kabil’in de kuzey bölgelerde Şubat sonunda yapılacak sınavlara kadınların alınmaması talimatını iletiyor. Mektupta talimata uymayan kurumların cezalandırılacağı da hatırlatılıyor.

Afganistan’da üniversite giriş sınavları baz bölgelerde 29 Ocak Pazar günü yapılacak. Diğerlerinde ise 27 Şubat’tan itibaren yapılacak.

Afganistan’ta 24 şehirde 140 özel üniversitede 200 bin civarında öğrenci eğitim görüyor. Bu öğrencilerden 60 ila 70 binini kadınlar oluşturuyor.

Taliban benzer vaatleri ortaokul ve liseler için de açıklamış ve üniforma, servis gibi teknik sorunlar aşıldığında kız öğrencilerin tekrar okullara döneceğini duyurmuştu.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın