ABD Başkanı Biden: Hamas’ın Kazanmasına İzin Vermeyeceğim

Oval Ofis’te Ulusa Sesleniş konuşması yapan ABD Başkanı Joe Biden, “İsrail ve Ukrayna’nın başarılı olmasını sağlamak, Amerika’nın ulusal güvenliği açısından hayati önem taşıyor” dedi ve ekledi: Putin’in Ukrayna’daki güç ve kontrol iştahını durdurmazsak, kendisini Ukrayna ile sınırlamayacaktır.

Joe Biden, Hamas ve Putin’in kazanmasına izin vermeyeceğini söyledi. Biden ayrıca, “Açık bir şekilde Yahudi karşıtlığı ve İslamofobiyi reddetmeliyiz” vurgusunu yaptı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Oval Ofis’te Ulusa Sesleniş konuşması yaptı. Biden, konuşmasında, İsrail hava kuvvetlerine yönelik yapacakları mali destek için Kongre’ye acil bir talepte bulunacağını söyledi.

“Demir Kubbe’nin İsrail gökyüzünü korumaya devam edeceğinden emin olmalıyız” diyen Biden, “İsrail’in, bugün ve daima, halkını korumak için gereken her şeye sahip olduğundan emin olmalıyız” dedi.

Biden, Kongre’ye göndereceği “İsrail’in güvenliğine yönelik benzeri görülmemiş bir taahhüt” olarak nitelediği paketin, askeri niteliği de artıracağını belirtti.

Amerikan Başkanı olarak rehin tutulan Amerikalılardan daha büyük bir önceliğinin olmadığını kaydeden Biden, Hamas’ın “dünyaya katıksız bir kötülük getirdiğini” söyledi.

Gazze’deki hastane saldırısında ölenler de dahil, her iki taraftan da hayatını kaybeden insanların ailelerine taziye mesajı gönderen Biden, Filistinlilerin “trajik bir şekilde hayatını kaybetmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü” dile getirdi.

Biden, hastane saldırısının İsrailliler tarafından yapılmadığını savundu. Çatışma ve kaosun dünyanın diğer bölgelerine, özellikle de Orta Doğu’ya yayılması riskinin olduğunu ifade eden Biden, “ABD ve müttefiklerinin Orta Doğu için daha iyi bir gelecek inşa etmek için çalıştıklarını” söyledi.

Biden, Hamas ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i mukayese etti ve “Hamas ve Putin farklı tehditler sunuyor. Ancak şu noktada birleşiyorlar: Her ikisi de sınırındaki demokrasiyi tamamen yok etmek istiyor” diye konuştu.

ABD Başkanı, Amerikalıların çatışmaların kendilerinden çok uzak olduğunu düşünmesinin ve de üzerine bunun kendileri için neden önemli olduğunu sormasının doğal olabileceğini aktardı.

Biden, “İsrail ve Ukrayna’nın başarılı olmasını sağlamak, Amerika’nın ulusal güvenliği açısından hayati önem taşıyor” dedi ve şöyle devam etti: Putin’in Ukrayna’daki güç ve kontrol iştahını durdurmazsak, kendisini Ukrayna ile sınırlamayacaktır.

ABD Başkanı Biden, Hamas ve Putin’in kazanmasına izin vermeyeceğini söyledi. (Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan İsrail’e Koşulsuz Destek

ABD Başkanı Joe Biden, “Dün gece hastanedeki patlamadan sonra yaşanan büyük can kaybından ‘öfke ve üzüntü'” duyduğunu vurguladı. ABD Başkanı, “şu andaki kanıtların Gazze’deki bir terör örgütü tarafından fırlatıldığını gösterdiğini” söyledi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Biden, “Gazze halkının gıda, su, ilaç ve barınmaya ihtiyacı olduğunu ve yardımların Hamas’a değil, sivillere gitmesinin kritik önemde olduğunu” belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD)  İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Netanyahu havalimanında karşıladı. Biden her iki liderle sarılarak selamlaştı.

Hamas karşısında İsrail’e koşulsuz destek veren ABD Başkanı Joe Biden, Gazze’de el Ehli Hastanesi’nde meydana gelen patlamanın İsrail tarafından kaynaklanmamış gibi göründüğünü söyledi.

İsrail ve Hamas arasındaki savaşta İsrail’e desteğini göstermek için Tel Aviv’e giden Biden burada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede “Gördüklerime göre, bu [patlama] diğer ekip tarafından yapılmış gibi görünüyor, sizin tarafınızdan değil,” ifadelerini kullandı.

İsrail, İslami Cihad’ı sorumlu tuttu

İsrail ordusu, Gazze’de 500’den fazla kişinin öldüğü hastane saldırısının İslami Cihad’ın başarısız roket fırlatma girişiminden kaynaklandığını öne sürdü. Ordu Sözcüsü Daniel Hagari çarşamba günü yaptığı açıklamada, karadan, denizden veya havadan hastaneyi hedef alan bir saldırılarının olmadığını söyledi.

Saldırıdan İslami Cihad’ı sorumlu tutan sözcü basın toplantısında, “Hepinizle paylaştığımız kanıtlar, Gazze’de hastanedeki patlamanın başarısız bir İslami Cihad roketinin atılmasından kaynaklandığını doğruluyor” dedi

Delillerini savunan Hagari, “Bu profesyonel analiz, hepsi çapraz referanslı olan istihbarata, operasyonel sistemlere ve hava görüntülerine dayanıyor.” ifadelerini kullandı.

Hastane saldırısında 471 öldü

Filistin Sağlık Bakanlığı dün akşam vurulan Gazze’deki El Ehli Hastanesi’den 471 kişinin öldürüldüğünü ve 314 kişinin de yaralandığını açıkladı. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı sözcüsü Dr Aşraf El Kudra, hastanenin İsrail tarafından vurulduğunu savundu.

El Kudra İsrail’in Gazze’ye yönelik 11 gündür devam eden saldırılarında 3 bin 478 kişinin öldürüldüğünü ve 12 bin 65 kişinin yaralandığını belirtti.

Filistin Sağlık Bakanı Mai al-Kaila, 7 Ekim’den bu yana 11 gündür devam eden İsrail saldırılarında öldürülenlerin sayısının 3 bin 300’e ulaştığını açıkladı. Buna göre 13 bin kişi de yaralandı.

BMGK, Hamas ve İsrail arasındaki savaşı kınayan kararı reddetti

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Brezilya tarafından sunulan ve Hamas ile İsrail arasındaki savaşı ve özellikle de Hamas’ın “terör saldırılarını” kınayan karar tasarısını reddetti.

Konsey’in 15 üye ülkesinden 12’si lehte oy kullanırken, aralarında Rusya’nın da bulunduğu iki ülke çekimser kaldı. Beş daimi üyeden biri olan ABD’nin aleyhte oy kullanması kararın reddedilmesi için yeterli oldu.

Uluslararası kurumlardan saldırıya kınama

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, Gazze’de hastanenin bombalanmasıyla ilgili, “Çok fazla ölü var. Bu, orada yaşayan insanlar için sahadaki dramatik durumu gösteriyor.” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM), Gazze’deki El Ehli Vaftiz Hastanesi’ne yönelik saldırıyı şiddetle kınayarak, siviller ve sağlık tesislerine yönelik saldırıların sonlandırılması çağrısında bulundu

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’deki El Ehli Vaftiz Hastanesine yapılan saldırıyı güçlü şekilde kınadı. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, X sosyal medya platformundan el-Ehli Baptist Hastanesine yönelik saldırıya ilişkin paylaşımda bulundu.

Ghebreyesus, “İlk haberler yüzlerce ölü ve yaralı olduğuna işaret ediyor. Sivillerin ve sağlık hizmetlerinin derhal korunması için çağrıda bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı. Direktör Ghebreyesus, Gazze’nin kuzeyindeki hastanelerin tahliye talebinin (İsrail tarafından yapılan) geri alınmasını talep ettiklerini kaydetti.

Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, “İsrail’in Gazze Şehrinde hastaları tedavi eden ve yerinden edilmiş Gazzelilere ev sahipliği yapan hastanenin bombalaması karşısında dehşete düştük. Yüzlerce insanın öldürüldüğü bildiriliyor. Bu bir katliamdır. Kesinlikle kabul edilemez” açıklaması yaptı.

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Savaş Kurallarına” Uyma Çağrısı

Can kayıplarının binlerle ifade edildiği İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti. Biden, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı.

ABD Başkanı Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti. Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

Trump’tan Binyamin Netanyahu’ya eleştiri

Öte yandan eski ABD Başkanı Donald Trump, İranlı General Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan suikastına katılmadığı için İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Trump ayrıca, Hamas saldırılarının ardından İsrail’in “kendine çeki düzen vermesi” gerektiğini söyledi.

“Bibi Netanyahu’nun bizi hayal kırıklığına uğrattığını asla unutmayacağım.”diyen Trump, “Bu çok korkunç bir şeydi, bunu söyleyebilirim. Potansiyel olarak çok büyük bir güçle savaşıyorlar. İran’la savaşıyorlar ve yanlış şeyler söyleyen insanlar olduğunda, bu insanlar tarafından her şey sindiriliyor.”

Trump ayrıca, Netanyahu hükümetinin Hamas saldırısına hazırlıksız yakalandığını söyledi ve Netanyahu’nun siyasi duruşunun saldırı nedeniyle ‘büyük yara aldığı’ görüşünü dile getirdi.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Paylaşın

Erdoğan – Biden Görüşmesi: ABD İle Yeni Bir Süreci Başlatıyoruz

Litvanya’nın başkenti Vilnius’taki NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden’ın görüşmesi sona erdi.

Haber Merkezi / Görüşmenin başında, yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi dolayısıyla kendisini arayarak ilettiği tebrik mesajı için ABD Başkanı Biden’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Stratejik mekanizma kapsamında sıranın artık devlet başkanları düzeyinde istişarelere geldiği kanaatindeyim.

Bugün NATO marjında bu görüşmeyi bunun ilk adımı olarak görüyorum. Bundan önceki buluşmalarımız adeta ısınma turları gibiydi ama şimdi yeni bir süreci başlatıyoruz. Tabii benim için bu yeni süreç beş yıllık bir süreç, şimdi sizde de seçim hazırlıkları var. Bu seçim hazırlıklarıyla birlikte şimdiden başarılar diliyorum” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ise, “Teşekkür ederim. Biz de 5 yıl sizle beraber olmayı arzu ediyoruz” şeklinde cevap verdi.

İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada görüşmede, Türkiye ve ABD arasındaki siyasi, ekonomik ve ticari ilişkiler, güvenlik alanındaki iş birliği imkanları ve bölgesel konuların ele alındığı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da kişisel sosyal medya hesabından “NATO Liderler Zirvesi marjında ABD Başkanı Joe Biden ile bir görüşme gerçekleştirdik” dedi.

Erdoğan iletisinde, “Görüşmemizde ikili ilişkilerimizi ve güvenlik alanındaki iş birliği imkânlarımızı ele aldık. Temaslarımızın ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın, Biden ile görüşmesinde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da yer alıyor.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Biden’dan Dikkat Çeken Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’la görüşen ABD Başkanı Joe Biden, “ABD’nin İsveç’in NATO üyeliğini tamamen, tamamen desteklediğini tekrarlamak isterim. Bunun önemi çok açık. İsveç ittifakımızı daha da güçlü hale getirecek ve NATO içinde sahip olduğumuz aynı ilkelere sahip. NATO’ya üye olmanızı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / ABD’nin hemen hemen her konuda İsveç ile aynı görüşte olduğunu vurgulayan ve ortak demokratik değerlerin altını çizen Joe Biden, İsveç’in Ukrayna halkının Rusya işgaline karşı kendilerini savunması konusundaki çabalarından da övgüyle söz etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kistersson da ABD Başkanı Biden’a daveti için teşekkür etti ve Biden’ın NATO üyeliği konusundaki desteğini takdirle karşıladıklarını belirtti.

Kristersson, “İsveç ve ABD’nin çok sayıda değer ve öncelikleri paylaştığını düşünüyorum. Buna Ukrayna savaşını nasıl ele alacağımız da dahil. Liderliğiniz ve kurmak için uğraştığınız transatlantik birlik için teşekkür ediyorum. İsveç’in NATO üyeliğine verdiğiniz güçlü desteği takdir ediyorum. Bizim için anlamı çok büyük. Ortak korumayı amaçlıyoruz. Ancak katkıda bulunabileceğimiz şeyler olduğunu da düşünüyoruz” diye konuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden gelecek hafta Vilnius’ta düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile Beyaz Saray’da bir araya geldi.

İki lider görüşme öncesinde ortak açıklama yaptı. Biden, NATO’ya katılımına Türkiye ve Macaristan’ın henüz onay vermediği İsveç’in üyeliğine desteğini yineledi.

Gelecek hafta düzenlenecek NATO zirvesine hazırlık yaptıklarını hatırlatan Biden, “Bir kez daha tekrarlamak istiyorum: ABD, İsveç’in NATO üyeliğini tamamen destekliyor” dedi.

İsveç’in ittifakı güçlendireceğini ifade eden Biden, İsveç’in NATO’ya üye olmasını “sabırsızlıkla” beklediğini de sözlerine ekledi.

Başkan Biden’a desteği için teşekkür eden Başbakanı Kristersson, “İsveç’in NATO’ya kabulü için verdiğiniz güçlü desteğe çok değer veriyoruz” şeklinde konuştu. NATO üyeliği ile “ortak koruma” aradıklarını belirten Kristersson, aynı zamanda NATO’nun güvenliği için katkı sağlayacaklarını düşündüğünü ifade etti.

Kristersson, Biden ile yaptığı görüşme sonrasında ise “Gelecek hafta Vilnius’ta yapılacak zirve İsveç’in katılımı için kesinlikle uygun bir zaman ancak Türkiye’nin kararlarını sadece Türkiye alabilir” görüşünde ABD Başkanı ile hemfikir olduklarını söyledi.

Brüksel’de, İsveç’in NATO üyeliği görüşülecek

İsveç, Türkiye ve NATO temsilcileri bugün Brüksel’deki NATO karargahında bir araya gelerek İsveç’in üyeliğini görüşecek. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile telefon görüşmesinde “İsveç’in terörle mücadele mevzuatındaki değişikliğin doğru yönde bir adım olduğunu fakat PKK yanlılarının gösterilerine izin verilmesi nedeniyle bu adımın boşa çıktığını” söylemişti.

NATO’da İsveç’in üyeliğine onay vermeyen yalnızca Türkiye ve Macaristan kaldı. Avrupa Birliği’nin geri kalanına kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkileri olan Macaristan daha önce, Türkiye’nin onay vermesi durumunda kendilerinin de İsveç’in üyeliğini onaylayacağını açıklamıştı.

İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Finlandiya’yla birlikte NATO üyeliğine başvurmuş fakat iki ülke de Türkiye’nin engeline takılmıştı.

İskandinav ülkelerini PKK’ye destek olmakla suçlayan Türkiye, Stockholm ve Helsinki hükümetleriyle bir üçlü muhtıra imzalamış ve üyeliklerin ancak bu muhtırada verilen sözler yerine getirildiğinde mümkün olacağını belirtmişti.

Türk hükümeti bu yıl Finlandiya’nın verdiği vaatleri yerine getirdiğini açıklayarak üyeliğini onaylamış, fakat İsveç’in hl atması gereken adımlar olduğunu belirtmişti.

İsveç’in yeni terörle mücadele kanunun 1 Haziran’da yürürlüğe girmesinin ardından ülkede ilk defa bir kişi PKK’ye yardım için haraç toplamakla suçlanmış, Ankara bunu olumlu bir adım olarak karşılamıştı. Öte yandan İsveç’te bir kişinin Kuran yakmasına izin verilmesi iki ülke arasında gerilime yol açmıştı.

Paylaşın

Erdoğan İle Biden Görüştü: F-16 Ve İsveç’in NATO Üyeliği

ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın telefon görüşmesinde F-16, İsveç’in NATO üyeliği ve iki ülke arasındaki işbirliğinin ilerletilmesinin gündeme geldiği bildirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Joe Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak tebrik ettiği belirtildi.

ABD Başkanı Biden’ın görüşmede, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını dilediği” ifade edildi.

Açıklamada iki liderin, “bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda işbirliğini ilerletme hususunda mutabık kaldığı” belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı’nın açıklamasında hangi konu başlıklarının ele alındığına ilişkin başka bir ayrıntı paylaşılmadı.

“Erdoğan F-16 konusunu gündeme getirdi”

Reuters’ın haberine göre Başkan Biden, Erdoğan’ın telefon görüşmesinde ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışı olasılığını; kendisinin de Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımına itirazından vazgeçmesi konusunu gündeme getirdiğini söyledi.

Habere göre ABD Başkanı Biden bu konuyu önümüzdeki hafta daha ayrıntılı konuşacaklarını belirtti.

Rusya’nın Ukrayna işgalinin ardından NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç’in İttifak’a katılım protokolünü henüz Türkiye onaylamadı.

Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünü onaylayan Türkiye İsveç’ten terörle mücadele konusunda daha fazla adım atmasını talep ediyor.

Türkiye, terörist olarak gördüğü militan grupların üyelerini İsveç’in barındırdığını ve Ankara’nın güvenlik endişelerini gidermek için geçen yıl Haziran ayında Madrid’de varılan anlaşma kapsamında üzerine düşeni yapmadığını savunuyor.

İki ülke arasındaki NATO görüşmeleri, Türkiye’deki seçim sürecinde durma noktasına gelmişti.

İsveç 11-12 Temmuz tarihlerinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak ittifak zirvesine kadar NATO’nun 32’nci üye ülkesi olmayı umuyor.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, dün sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı tebrik etmiş; “Ortak güvenliğimiz gelecekteki bir önceliktir” demişti.

Paylaşın

Joe Biden Ve Vladimir Putin, Erdoğan’ı Tebrik Etti

ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Seçimini kazanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak tebrik etti.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak, yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (ABD) Joe Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla tebrik etti.

ABD Başkanı Biden, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim başarısını kutlayarak, sonuçların Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider, bölgesel ve küresel meydan okumalar karşısında Türkiye-ABD ilişkilerinin daha da ehemmiyet taşıdığını belirterek, yeni dönemde iki ülke arasındaki tüm konularda iş birliğini ilerletme hususunda mutabık kaldı.”

Putin, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak tebrik etti.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanlığı’nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak seçim başarısı dolayısıyla tebrik etti.

Rusya Devlet Başkanı Putin, görüşmede, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanlığına seçilmesini kutlayarak, seçim sonuçlarının Türk halkı için hayırlı olmasını diledi.

İki lider yeni dönemde de Türkiye-Rusya ilişkilerinde ve bölgesel konularda iş birliğini daha da geliştirme konusunda mutabık kaldı.”

Paylaşın

Demokrasiler İttifakı Zirvesi Yine Türkiye’siz Yapılacak

ABD’nin oluşturduğu demokrasiler ittifakının ikinci zirvesi bu hafta gerçekleştirilecek. ABD Başkanı Joe Biden, tıpkı 2021’deki zirvede olduğu gibi bu haftaki zirveye de, Türkiye ve Macaristan liderlerini davet etmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Victor Orban, başta ABD olmak üzere Avrupalı ülkeler tarafından, ülkelerinde demokratik gerilemeye yol açmak, yolsuzlukla mücadele etmemek, basın özgürlüğünü kısıtlamak ve liberal demokratik değerlerden uzaklaşmakla eleştiriliyor.

Her iki liderin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkileri,  İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda takındıkları tavırlar da eleştirilen diğer konular arasında.

ABD’nin Rusya ve Çin ile rekabetinin sertleştiği bir dönemde dikkatler, Biden yönetimi öncülüğünde ve 121 ülkenin katılımıyla düzenlenecek ikinci Demokrasi Zirvesi’ne çevrildi.

ABD yönetimi, ilk Demokrasi Zirvesi’ni Aralık 2021’de düzenlemiş, hedefini de, “otoriter yönetimlere karşı demokrasiler ittifakı oluşturmak” olarak açıklamıştı.

Bu hafta gerçekleştirilecek ikinci zirve, yeni bir formatta düzenlenecek. Zirve yine ABD’nin öncülüğünde ancak aynı zamanda Kosta Rika, Güney Kore, Hollanda ve Zambiya ile ortaklaşa gerçekleştirilecek.

Ağırlıklı olarak video konferans aracılığıyla yapılacak zirvenin açılış konuşmalarını çarşamba günü beş kıtadan, beş ülkenin liderleri, ABD Başkanı Joe Biden, Kosta Rika Cumhurbaşkanı Chave Robles, Zambiya Cumhurbaşkanı Hakainde Hichilema, Hollanda Başbakanı Mark Rutte ve Güney Kore Cumhurbaşkanı Yoon Sum Yeol birlikte yapacak.

ABD yönetiminin toplantıyı her kıtadan bir ülke ile ortaklaşa gerçekleştirme hedefinde, otoriter yönetimlere karşı cepheyi genişletme ve güçlendirme hedefinin yattığı belirtiliyor.

Zirve öncesinde gündem Ukrayna

Çarşamba günü resmen başlayacak zirve öncesinde, Salı günü, özel oturumlar düzenlenecek. Bunlardan biri “Ukrayna’da adil ve kalıcı barış” başlığını taşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in başkanlık edeceği ve farklı bölgelerden dışişleri bakanlarının katılacağı oturuma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy video konferans aracılığıyla katılacak. Programda oturumun, Rusya’nın savaşını sona erdirmek ve Ukrayna’da Birleşmiş Millerler (BM) Şartı’nda yer alan ilkeler doğrultusunda kalıcı barış tesis etmek için gereken unsurlara ilişkin çeşitli perspektifleri dinleme fırsatı sunacağı belirtiliyor.

Çarşamba günü ise zirvenin resmi açılışı yapılacak. Beş ev sahibi liderin açılış konuşmalarının ardından oturumlara geçilecek. Bu oturumlarda, demokrasinin ekonomik büyümeye, küresel sorunlarla başa çıkmaya, adalete, güçlü kurumlara ve katılımcılık ile eşitliğe sağladığı katkılar ele alınacak.

Oturumlara, hükümet temsilcilerinin yanı sıra sivil toplum temsilcileri de katılacak.

Zirvenin ikinci günündeyse beş ülke liderinin ev sahipliği yapacağı toplantılar düzenlenecek. Dijital çağda demokrasi ve internet özgürlüğünü geliştirmek, gelişen teknolojileri insan hakları ve demokratik ilkelere saygıyı güvence altına alabilmek için şekillendirmek, yolsuzlukla mücadeledeki sorunlar, demokratik yönetişimin gerekliliği olarak özgür, adil ve şeffaf seçimler bu başlıklardan bazılarını oluşturuyor.

Rekabetin odağındaki Afrika’ya özel ilgi

Bu arada ikincisi düzenlenen zirveye 121 ülke lideri davet edildi. Yeni davetli ülkeler arasında Bosna-Hersek, Gambiya, Honduras, Fildişi Sahili, Lichtenstein, Moritanya, Mozambik ve Tanzanya bulunuyor.

ABD’nin Rusya ve Çin ile aynı zamanda Afrika’da güçlü bir rekabet içinde olması nedeniyle, Afrika’dan beş ülkenin daha zirveye davet edilmesi dikkat çekici bulunuyor. Amerikan Başkan Yardımcısı Kamala Harris de bu hafta zirve ile eşzamanlı olarak, Gana, Tanzanya ve Zambiya’yı kapsayan Afrika turuna çıkmıştı.

Türkiye ve Macaristan yine ittifak dışında kaldı

Biden, tıpkı 2021’deki zirvede olduğu gibi bu haftaki zirveye de, NATO müttefikleri olmalarına rağmen Türkiye ve Macaristan’ın liderlerini davet etmedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Macaristan Başbakanı Victor Orban, başta ABD olmak üzere Avrupalı ülkeler tarafından, ülkelerinde demokratik gerilemeye yol açmak, yolsuzlukla mücadele etmemek, basın özgürlüğünü kısıtlamak ve liberal demokratik değerlerden uzaklaşmakla eleştiriliyor.

Her iki liderin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkileri, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda takındıkları tavırlar da eleştirilen diğer konular arasında.

İsveç merkezli V-Dem Enstitüsü tarafından açıklanan 2023 Demokrasi Raporu’na göre dünya genelinde otoriterleşme sorunu büyüyor.

2012’de dünya nüfusunun yüzde 46’sı otoriter yönetimler altında yaşarken günümüzde bu oran yüzde 72’yi aştı, yani günümüzde 5 milyar 700 milyonu aşkın insan, otoriter yönetimler altında yaşıyor.

V-Dem Enstitü’ne göre dünya nüfusunun yüzde 44’ü Türkiye, Nijerya, Pakistan ve Rusya gibi seçimle işbaşına gelen otokrasilerde, yüzde 28’i ise Çin, İran ve Vietnam gibi kapalı otokrasilerde yaşıyor.

Dünyada liberal demokrasi olarak tanımlanabilecek 33 ülkede yaşayanların oranı ise sadece yüzde 13.

ABD destekli araştırma grubu Freedom House da Mart ayında açıklanan son raporunda dünya genelinde demokrasideki gerilemenin sürdüğüne dikkat çekmişti.

Demokrasi Zirvesi’nde Freedom House’un koordinatörü olarak görev yapan Katie LaRoque, otoriterleşme ile mücadelede tek başına zirvelerin belirleyici olmadığını vurgulamakla birlikte, demokrasilerin bu zirveler sayesinde, otoriter saldırganlığa karşı politikaları koordine etme imkanına sahip olduklarını kaydetti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi Direktörü Marti Flacks ise zirve hakkında kaleme aldığı analizde demokrasilerin bugün çok ciddi olarak tehdit altında olduklarına vurgu yaparak, “Bu geçmişte ciddi ama yavaş yavaş büyüyecek bir tehdit olarak görülüyordu. Artık hem ciddi, hem de acil olarak karşı konulması gereken bir tehdit olarak görülüyor” dedi.

Zirvenin sadece siyasetçileri değil, insan hakları savunucuları ve gazetecileri de bir araya getirdiğine dikkat çeken Flacks, bunun demokrasinin direncinin güçlendirilmesinde, sivil toplumun rolünün pekiştirilmesinde, “daha geniş bir demokratik ekosistemin” inşasında önem taşıyacağına vurgu yaptı.

Zirvenin odak noktasında teknolojinin yer aldığına işaret eden Flacks, demokrasi için mücadele edenlere, yolsuzlukları ifşa edenlere teknolojik destek ve mali taahhütler verilmesi halinde, değişime somut katkı sağlanabileceğinin altını çizdi.

Biden eleştiri oklarının hedefinde

ABD Başkanı Joe Biden, Demokrasi Zirvesi’ni ilk kez 2020 yılındaki seçim kampanyası sürecinde gündeme getirmişti. Biden, her ne kadar verdiği sözü tutarak ilk zirveyi 2021 yılında gerçekleştirmiş olsa da insan hakları savunucularının eleştirilerine hedef oluyor.

Hak savunucuları Biden’ı ABD’nin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını öncelik olarak görmek, bu nedenle de otoriter rejimlere karşı net bir tavır sergilememekle eleştiriyor.

Biden’ın geçen yıl hem Suudi Arabistan hem de Mısır’ı ziyaret etmiş olması yoğun tepkilere yol açmıştı.

Alman Marshall Fonu (GMF) uzmanlarından Nicolas Bouchet de yayımlanan makalesinde, iyi niyetlerle olsa da Demokrasi Zirvesi ile başlatılan sürecin somut sonuç vermekte zayıf kaldığına işaret etti.

Bouchet, Rusya’nın Şubat 2022’deki saldırısı ile başlayan Ukrayna savaşının uluslararası gündemi tamamıyla değiştirdiğine, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin siyasi kapasitelerini ağırlıklı olarak bu savaşa yöneltmek durumunda kaldıklarını aktardı.

Demokrasi Zirvesi’nden beklentilerin karşılanıp karşılanmadığı konusunda Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki uzmanlardan görüş topladıklarını aktaran Bouchet, “Bazı olumlu yönlerine rağmen, tablo parlak değil” bilgisini paylaştı.

Bouchet, uzmanlarda gidişat konusunda genel bir karamsarlığın mevcut olduğuna dikkat çekerken, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Uzmanlarımız arasında, Biden yönetiminin Demokrasi Zirvesi ile ilgili gündeminin iyi niyetli olduğu, bunun Orta ve Doğu Avrupa’da bazı olumlu yansımaları olduğu, ancak uygulamanın zayıf kaldığı yönünde görüş birliği var diyebilirim.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Biden: ABD, Ukrayna’ya Savaş Uçağı Göndermeyecek

Ukrayna’nın şu aşamada F-16 savaş uçaklarına ihtiyacı olmadığını belirten, ABD Başkanı Joe Biden, ABD’nin Ukrayna’ya savaş uçağı göndermeyeceğini söyledi. Ancak Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’ya sürpriz ziyaretinin ardından Amerikan ABC televizyonuna özel bir mülakat verdi ve gezisini değerlendirdi.

Joe Biden, “Ukrayna’nın şu an F-16’lara ihtiyacı olmadığını mı düşünüyorsunuz?” sorusuna “Hayır şu an F-16’la ihtiyaçları yok” yanıtını verdi.

Ancak ABD Başkanı Biden bu konuda kapıyı tamamen de kapatmadı. Sunucu David Muir’in “Asla göndermeyiz mi diyorsunuz?” şeklindeki sorusuna da ABD Başkanı, şu aşamada bunu tam olarak bilmenin imkansız olduğu yanıtını verdi.

Joe Biden, ilerideki dönemde Ukrayna’nın ihtiyaçlarının ne yönde şekilleneceğini şu aşamada tam olarak bilmenin mümkün olmadığını dile getirdi. Biden, “Ordumuzun şu an Ukrayna’da F-16 savaş uçaklarına ihtiyaç olduğu şeklinde bir gerekçe yok” diye konuştu.

ABD Başkanı, şu aşamada Ukrayna’nın ihtiyaçlarının gönderildiğini söylediç Biden, “Biz onlara şu an tecrübeye sahip ordumuzun ihtiyaç olduğunu düşündüğü şeyleri gönderiyoruz. Ukrayna’nın şu an tanklara, toplara, aralarında HIMARS füzelerinin de bulunduğu hava savunma sistemlerine ihtiyaçları var” dedi.

Biden, Ukrayna’nın bu bahar aylarında, yaz aylarında ve sonbaharda avantajlı duruma geçmesini sağlayacak mühimmatın kendilerine gönderileceğini belirtti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Putin’in Nükleer Silah Kullanacağını Sanmıyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Devlet Başkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

Paylaşın