CHP’den ‘6’lı Masada Çatlak’ İddialarına Yanıt

CHP’li Zeynel Emre, katıldığı bir televizyon programında, ‘6’lı masada çatlak’ iddialarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ”İktidarı hedefliyorsanız farklı fikirlerdeki insanların bir araya gelip güç birliği yapması lazım. Bu masayı biz ittifak olarak görüyoruz. Bu masanın öncüsü olmaktan gurur duyuyoruz. Yanlış anlamanın önlenmesi için elbette her türlü girişimde bulunuruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, Habertürk canlı yayınında Kübra Par’ın sorularını yanıtladı.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na yaptığı ziyaret sonrası ‘6’lı masada çatlak’ iddialarına yanıt veren Emre, ”İktidarı hedefliyorsanız farklı fikirlerdeki insanların bir araya gelip güç birliği yapması lazım. Bu masayı biz ittifak olarak görüyoruz. Bu masanın öncüsü olmaktan gurur duyuyoruz. Yanlış anlamanın önlenmesi için elbette her türlü girişimde bulunuruz. Türkiye’de iktidar olmak istiyorsanız elbette ki AKP’ye oy vermiş kişilerin de oylarını almamız lazım” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı adayı

Cumhurbaşkanı adayının neden belli olmadığına da yanıt veren Emre, ”Seçim zamanı geldiğinde adayımız belli olacaktır. Seçim kararı alınmadığı için öncelikli olarak yapılması gerekenler vardır. Ortak aklı arayan bir yönetim şekline ihtiyacımız var. Türkiye 2017 referandumundan bu yana ciddi gerileme kaydetti. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullarla birlikte ortak adayla çıkacağız. Seçim tarihi açıklanmadan, kampanya dönemine girilmeden aday açıklanmaz. Bizim açıklayacağımız aday ortak aklı temsil eden bir isim olacak. Aday açıklandığı zaman masa dağılacak diye bir şey yok. Aday açıklarken birlikte çalışma çabası içinde olacağız” ifadelerine yer verdi.

Paylaşın

Akşener, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadan bir video kesiti paylaşarak iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Akşener, “Tek görevi; arz etmek ve selefinin yerini aratmamak gibi gözüken Tarım Bakanı, ‘Aç açık kimsemiz yok, herkesin karnı tok.’ diyor. Hadi kalk; Bağcılar’a git, Sultanbeyli’ye git, Ümraniye’ye git. Hatta Üsküdar’a git de göreyim bakayım; aç açık var mıymış, yok muymuş!” notuyla paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı;

“AK Parti iktidarının, berbat tarım politikaları, çiftçilerimize çile çektirmeye devam ediyor. Tarıma düşman bakan gitti, ama miras bıraktığı zulüm, aynen sürüyor. Bay Kriz ise hâlâ, utanmadan, gıda fiyatlarındaki artışa karşı, ithalatı çare olarak sunuyor.

Defalarca söyledik; ‘İthalatla, gıda enflasyonunu düşüremezsiniz’ dedik. ‘İthalat ile ancak, kendi çiftçinizin, artan maliyetler karşısında ezilmesine neden olursunuz. Enflasyonu daha da tırmandırırsınız’ dedik. ‘Bu sarmaldan tek çıkış yolu, çiftçilerimizi teşvik ederek, destekleyerek, üretimi artırmaktır’ dedik. Ama inatla dinlemediler. Neymiş?

Yaz gelince, gıda ürünlerinin fiyatı düşecekmiş. Yahu, böyle sığ bir bakış açısı olabilir mi? Bunlar artık, ne galoş giyerek gezdikleri, mübarek Anadolu toprağını tanıyor, ne de çiftçimizin alın teriyle, üretirken yaşadığı sorunları umursuyor.

Buradan iktidara, bir çağrıda bulunmak istiyorum. Daha doğrusu, daha önce de yaptığım bir çağrıyı yinelemek istiyorum: Elektrik zamlarını geri alın. Sakin sözle duymuyor olabilirsiniz. Şimdi yüksek sesle söyledik. Elektrik zamlarını geri alın. Hem de, ivedilikle geri alın.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Davutoğlu’na Dikkat Çeken Telefon!

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün gece Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu aradığını ve Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’ın cumhurbaşkanlığı çıkışını sorduğunu yazdı.

Kılıçdaroğlu’nun, Uysal’ın ’20 yıllık AKP iktidarında sorumluluğa ortak olmamış olmak’ şeklindeki tweetini hatırlatarak, “Biliyorum, böyle bir gelişme oldu. Yarın görüşeceğiz. Bana söyleyeceğiz bir şey var mı?” diye sorduğunu aktaran Saymaz, “Gece telefonu biraz da Davutoğlu’nun gönlünü almak içindi” dedi.

Davutoğlu’nun, Uysal’ın tweet’i karşısında şaşırdığını ve yakın çevresine “CHP’nin de bir şeyler söylemesi gerekmez mi?” dediğini ifade eden Saymaz, “Kılıçdaroğlu, Hoca’nın kırgınlığını duymuş olmalı ki, gece yarısı telefon açtı. Dünkü görüşmede Davutoğlu, ‘Doğrusu, üzüldüm. Bu işin muhatabı liderlerdir. Biz bir uzlaşma iklimi oluştururken, hoş olmadı’ dedi. Öğrendiğim kadarıyla Gelecek Partisi, Uysal’ın düzeltmesini yeterli bulmadı. Uysal, bugün Kılıçdaroğlu ve Temel Karamollaoğlu’nu, yarın Ali Babacan’ı, çarşamba günü Meral Akşener ve Davutoğlu’nu ziyaret edecek. Bu ziyaretler hasarı onarır diye düşünüyorum” dedi.

Ne olmuştu?

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanı adaylığı için sıraladığı ölçülerin masada krize neden olduğu öne sürülmüştü. Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

“1) 20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak,

2) Seçilebilirlik,

3) Seçim sonrası 20 yılda AKP tarafından ‘devr-i sabık’ muamelesine maruz kalan T.C. Devleti’ni kurucu bir ruhla yeniden tesis etme yetisi!”

Paylaşın

Muhalefet Cephesinde ‘İttifak İçinde İttifak’ İhtimali

Gelecek ve DEVA partileri ile Saadet Partisi’nin belirlenecek bir partinin amblemi altında Millet İttifakı içinde seçime girme önerisi konuşuluyor. Kararı altı muhalefet partisi birlikte verecek.

AK Parti ve MHP’nin ittifak kanununu değiştiren seçim yasası yürürlüğe girdikten sonra muhalefet partileri farklı seçenekleri tartışmaya başladı.

İttifakı, barajı aşma dışında anlamsız kılan yeni sistemle partiler aldıkları oya göre milletvekili çıkarabilecek.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Meclis’te anayasayı değiştirecek aritmetiği yakalamak için gerekirse yeni kurulan Gelecek ve DEVA partileri ile Saadet Partisi’nin belirlenecek bir parti amblemi altında ortak listeyle Millet İttifakı içinde seçime girmesi konuşuluyor.

Birçok parti temsilcisi sahadan da bu yönde talepler geldiğine dikkat çekiyor ama burada yanıtlanması gereken bir soru olduğunu söylüyor: “Kim parti logosunu bırakmayı kabul eder?”

Yeni kurulan partilerde, “İlk kez tartıya çıkacağız, o nedenle amblemi bırakamayız. Gücümüzü görmek isteriz” görüşü ağırlık taşıyor. Bu görüşe karşı ise, “Amblemi bırakmazlarsa Türkiye’yi bırakırlar. Bu durumda Millet İttifakı çoğunluğu sağlayamayabilir” değerlendirmeleri yapılıyor.

‘6’lı masa verecek’

İYİ Parti ve CHP ise seçime doğru il bazlı simülasyonlar yapılarak bu öneriyi değerlendirmenin daha doğru olacağını belirtirken, “Tüm seçenekleri konuşuruz, ama kesin olan bir şey var o da ittifak içinde üçüncü bir ittifak olacaksa buna 6’lı masa karar verecektir. Bu ayrışma değil, Meclis’te anayasayı değiştirecek çoğunluğu sağlamak için en doğru ittifak neyse onu kurmak için yapılacaktır” diyor.

Paylaşın

Muhalefetin Seçim Çalışmalarının Ayrıntıları Ortaya Çıktı

Seçim Yasası’ndaki değişikliklerin “kendilerine tuzak kurmak amacıyla yapıldığını” düşünen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı muhalefet bloğu, Cumhur İttifakı’nın bu hamlesine karşı atacağı adımları planlıyor.

24 Nisan’da Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde yapılacak olan dördüncü liderler zirvesi yaklaşırken altı partide kurmayların simülasyon ve formül çalışmaları büyük oranda tamamlandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, önceki akşam katıldığı bir televizyon programında, kurmayları ve akademisyenlerin çeşitli senaryolar üzerinde çalıştığını, 8 seçenekli bir çalışma hazırlandığını ve bunu 6’lı masaya sunacaklarını söyledi.

Cumhuriyet’ten Erdem Sevgi’nin haberine göre, CHP kurmayları ve akademisyenlerin oluşturduğu tek adaylı ve sekiz seçenekli taslak şöyle:

Avantajlı partiler

Muhalefet blokundaki 6 parti, Millet İttifakı yapısına dahil olacak ve tüm illerde seçime CHP ya da İYİ Parti listeleriyle girilecek. Bu formülde, partilerin illerdeki durumlarına bakılarak liste çıkarma önceliği, o ildeki avantajlı partiye verilecek. DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partilerinin adayları, CHP ve İYİ Parti’nin çıkaracağı listelere eklenecek.

İttifak içinde bloklaşma

Millet İttifakı çatısı korunarak 4+2 seçeneği uygulanacak. CHP ve İYİ Parti bir blok; DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partileri ikinci blok olacak, iki ayrı liste ile seçime girilecek.

Millet İttifakı yapısı altında 3+3 sistemi uygulanacak. CHP, İYİ Parti ve Demokrat Parti bir bloku oluştururken ikinci blokta ise DEVA, Gelecek ve Saadet partileri yer alacak. İttifaklar, seçim için iki ayrı liste oluşturacak.

Millet İttifakı, CHP ve İYİ Parti’den oluşan yapısını koruyacak. Buna alternatif olarak farklı isim taşıyan yeni bir ittifak oluşturulacak. Yeni ittifakta ise DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partileri yer alacak. İki ittifak illerde farklı listeler çıkaracak.

Karşılıklı çekilme sistemi

Muhalefet blokundaki tüm partilerin illerdeki oy potansiyellerine bakılarak “karşılıklı çekilme sistemi” uygulanacak. Örneğin CHP ya da İYİ Parti’nin milletvekili çıkaramayacağı düşünülen bir ilde daha fazla vekil çıkarması olası parti ya da blok üzerinden liste oluşturacak. Bu seçenekte hangi parti ya da blok avantajlı durumdaysa liste çıkarma önceliği ona bırakılacak.

Cumhur İttifakı’nda yer alan AKP, MHP ve BBP’nin ayrı listelerle seçime gitmesi durumunda ilk altı formül üzerinden en yüksek faydanın sağlanacağı seçenek değerlendirilecek.

AKP, MHP ve BBP, Cumhur İttifakı çatısı altında tek listeyle seçime girerse yine ilk altı formül masaya yatırılarak en fazla milletvekilini elde etme olanağı sunan seçeneğe odaklanılacak.

‘2019 seçimleri’

CHP’nin çalışmasında ortaya konulan seçeneklerin yanı sıra en önemli unsurun, “illerdeki milletvekili sayısının yüksek tutulması” olduğuna dikkat çekiliyor. Millet İttifakı için en iyi senaryonun “6’lı ortak liste” olacağı öngörülürken bu yolla “6’lı ittifakın çıkarabileceği milletvekili sayısının 300’e yaklaşabileceği”, “Cumhur İttifakı’nın vekil sayısının ise 240’ta kalacağı” değerlendiriliyor.

Öte yandan üzerinde durulan tüm senaryolarda HDP’nin çıkaracağı milletvekili sayısının da 55 ila 70 arasında değişeceği” kaydediliyor.

2019 yerel seçimlerinde CHP ile İYİ Parti’nin uyguladığı illere göre lehte çekilme sistemi hatırlatılarak titizlik ve demokratik fedakârlığın önde tutulacağı benzer bir uygulamayla Millet İttifakı’nın 2023 seçiminde TBMM’de çoğunluğu elde edebileceği, bu birlikteliğin çıkaracağı tek adayın da Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı olabileceği belirtiliyor.

Paylaşın

CHP Kurmaylarına Göre Altılı Masadan ‘İki İttifak’ Çıkabilir

SP Lideri Karamollaoğlu’nun üçüncü ittifaka yönelik sözleri kulisleri hareketlendirirken, CHP kurmayları, altılı masadan ‘iki ittifakın’ çıkabileceğini, hatta illere göre farklı uygulamalara gidilebileceğini ifade ettiler.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun “üçüncü ittifak” açıklamasını değerlendiren CHP kurmayları, Seçim Yasası’ndaki değişiklik sonrası “6’lı masanın etrafındaki partiler arasında yeni ittifak senaryolarının gündeme gelebileceğine” dikkat çekti. CHP’li isimler, “bu durumun 6’lı masadaki sistem değişikliğine ilişkin birlikteliği olumsuz etkilemeyeceğini” görüşünü dile getirdi.

Karamollaoğlu, Karar TV’ye yaptığı açıklamada, Seçim Yasası’ndaki değişiklikle üçüncü bir ittifak olabileceğine işaret etti. SP lideri bunu ilk defa söylüyorum” diyerek şu öneriyi getirdi:

“Şu anda şartlar değişti. Seçim Kanunu ile birlikte görüşlerimiz de değişti. 6’lı masa aslında muhalefetin diyalog ortamını oluşturuyor. İlle de her noktada birlikte hareket etme mecburiyeti yok. Zaten bu durum da çıkan kanunla ortadan kalkmış oldu. 6’lı masanın olması, meselelerin birlikte yürütülmesine fırsat veriyor.

Bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Ama üçüncü ittifak, yeni seçim kanunundan dolayı olabilir. Tek tek de girilirse, üç partinin aldıkları oyu birlikte oldukları takdirde üst üste koysanız daha büyük çoğunluk elde edersiniz. Milletvekili çıkarma ihtimali artar. Veya böyle bir ortam oluştuğu takdirde bu bir yeni katılıma vesile olabilir.”

HÜDAPAR’a yaptığı ziyarette sözlerini açan Karamollaoğlu, “Ben, ‘İttifak içinde ittifaklar olabilir’ kanaatini gündeme getirmiştim. 6’lı masayla ilgili farklı bir fikir gündeme getirmedim” dedi. Karamollaoğlu’nun açıklaması, muhalefet liderlerinin güçlendirilmiş parlamenter sistem çalışmasını sürdürdüğü “6’lı masadan kopma mı olacak” sorusunu gündeme getirdi.

“İllere göre değişebilir”

Konuya ilişkin Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a konuşan CHP kurmayları, “Seçim Yasası’ndaki değişiklik sonrası yeni ittifak senaryolarının gündeme gelmesinin doğal olduğunu” ifade ederek, “6’lı masanın ittifak değil, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişe yönelik bir birliktelik” olduğunu belirttiler. CHP kanadından, “Yeni ittifaklar olabilir, ittifak içi ittifak oluşabilir, illere göre farklı davranılabilir. Yani seçim sistemine göre hareket edilir. Ancak bu durumlar 6’lı masanın yoluna devam etmesini engellemez” görüşü paylaşıldı.

“2+4 ya da 3+3 olabilir”

Karamollaoğlu’nun “ittifak içinde ittifak” söyleminin, “6 parti arasında CHP ve İYİ Parti’den bir ittifak; DEVA, Demokrat, Gelecek ve Saadet partilerinden de ikinci bir ittifaka” işaret ediyor olabileceğine dikkat çeken CHP’li isimler, “6’lı masa yoluna devam ederken 2+4 ya da 3+3 gibi farklı olasılıkların değerlendirilebileceği” yorumunda bulundu.

Paylaşın

Akşener: Bu Harami Düzeni Birlikte Bitireceğiz

İnegöl’de halka hitap eden İYİ Parti Lideri Akşener, parmağındaki yüzüğü çıkararak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş yıllardaki “İşte bütün servetim bu yüzük. Ben siyasete bununla girdim” sözlerine göndermede bulunarak, “Yüzüğün sahibi dünyanın en zenginleri ile aşık atıyor. Hey gidi hey! Bu yüzükten gemiciklere, bu yüzükten Hariri’nin cebine 24 milyar lira koymaya” dedi.

Meral Akşener, açıklamasının devamında, “Kimin parası, senin paran. Kimin parası, benim param sizin paranız. İşte onlara haram olsun, zıkkım olsun. Elbet bu yanlışlıklar kimsenin yanında kâr kalmayacak. Onun için demokrasi ile helal oylarınız ile bu harami düzeni birlikte bitireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, Bursa programı kapsamında İnegöl ilçesindeki esnaf ziyaretinden önce kendisini bekleyen kalabalığa hitap etti.

“5 maaş alan danışman var. 5 maaş alan danışman senin gibileri sokakta yıkıp tekmeliyor” diyen Akşener, “Elbette haram olsun, zıkkım olsun. 314 bin lira maaş alan bakan yardımcısı var. Günahtır be günahtır! Sen emekli, en düşük maaşın 2500 lira oldu diye sevinirken 314 bin lira maaş alan bakan yardımcısı var. Haram olsun, zıkkım olsun. Senin çocuğun işsizliğe, asgari ücrete mahkûm edilmişken, el alemin çocukları, ayısı olanlar dayısı olanlar 11 maaş alıyorlar. İşte bu harami düzeni ortadan kaldırabilmek için, gerçek dertleri konuşabilmek için, bu gerçek dertler üzerinden sizin adınıza rekabet yaratabilmek için esnaf esnaf geziyorum” dedi.

Dükkanların içindeki müşterilerin esnaflar için velinimet olduğunu kaydeden Akşener, “Müşterisine hakaret etmez, müşterisine terörist demez, müşterisine hain demez. Ama siyasetçi için seçmen velinimet olmaktan çıktı. Hoşuna gitmeyen seçmene hain, terörist diyor. İşte o dükkanların içindeki esnafın ‘müşteri velinimettir’ dediği gibi, siyasetçi için de seçmen velinimet olmalıdır. Biz el ele verip bu harami düzeni birlikte yıkacağız. Helal oylarınızla sandıkta yıkacağız. ‘Seçmen velinimettir’i bütün ağaların alnına çakacağız. Herkes İnegöl’e gelip bir kamyon polis olmadan sizinle görüşecek. Siz bizi tartacaksınız, hangimiz size daha doğru çareler üretmişse onu destekleyeceksiniz. Yapmaya çalıştığım şey seçmenin velinimet olmasıdır” diye konuştu.

Besicinin, işsiz gencin, esnafın dertlerine çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Akşener, “Çiftçilik bitti, tarım bitti. Savaş olan Ukrayna’dan çiçek yağı ithal ediliyor, ayıptır ayıp” ifadelerini kullandı.

Akşener, bir vatandaşın kuponla ekmek verildiğini söylemesi üzerine, “Devlet olmanın özelliği aç-açıkta insan bırakmamaktır. İstiklal Savaşı’nın olduğu yıllarda, yanmış yıkılmış bir ülkede açıkta insan bırakmamak için çaba gösterenlerin bugünkü evlatlarıysak elbet o görevi yerine getirmeliyiz” açıklamasında bulundu.

Yüzük göndermesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmiş yıllarda “İşte bütün servetim bu yüzük. Ben siyasete bununla girdim” diyerek elindeki yüzüğü göstermesine göndermede bulunan Akşener, şöyle devam etti: “Yüzük sahibi ne yapıyor? Yüzün sahibi dünyanın en zenginleri ile aşık atıyor. Hey gidi hey! Bu yüzükten gemiciklere, bu yüzükten Hariri’nin cebine 24 milyar lira koymaya. Kimin parası, senin paran. Kimin parası, benim param sizin paranız. İşte onlara haram olsun, zıkkım olsun. Elbet bu yanlışlıklar kimsenin yanında kâr kalmayacak. Onun için demokrasi ile helal oylarınız ile bu harami düzeni birlikte bitireceğiz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

DP Lideri Uysal’ın ‘Kriterleri’ Altılı Masada Kriz Yarattı

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın sosyal medya hesabından cumhurbaşkanı adaylığı için açıkladığı üç kriterin altılı masada kriz yarattığı öne sürüldü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12 Şubat’taki davetinden sonra Millet İttifakı üyesi altı partinin katıldığı yemekte, Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal’ın Cumhurbaşkanı adaylığı için sıraladığı ölçülerin masada krize neden olduğu öne sürüldü.

Gültekin Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

“1) 20 yıllık AKP döneminde sorumluluğa ortak olmamış olmak,

2) Seçilebilirlik,

3) Seçim sonrası 20 yılda AKP tarafından ‘devr-i sabık’ muamelesine maruz kalan T.C. Devleti’ni kurucu bir ruhla yeniden tesis etme yetisi!”

T24 yazarı Murat Sabuncu; Gültekin Uysal’ın bu tweet’inde cumhurbaşkanı adayı olmayacak olsalar bile altılı masada yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun hedef alındığını ifade etti.

Bu tweet ile ilgili altılı masanın liderlerinin kurmaylarından biriyle görüştüğünü kaydeden Sabuncu şunları yazdı:

“Bu tweet ve yaşananlarla ilgili görüş almak istediğim altılı masanın liderlerinin kurmaylarından biri ile aramızda şöyle bir diyalog geçti:

– Gültekin Bey’in tweet’i ile ilgili bir rahatsızlık oldu mu?

– Nasıl olmasın Murat Bey?

– Telefonla bir görüşme yapıldı mı?

– Hayır.

– Bu tweet ile ilgili rahatsızlık 24 Nisan’daki Demokrat Parti’nin ev sahipliğindeki yemekte gündeme gelecek mi?

– Bakalım her lider yemeğe gidecek mi?

Altılı masanın 24 Nisan’a kadar özellikle kurucu iki lider Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener tarafından bir arabuluculuğa ihtiyacı var gözüküyor.

Bu arada tweet’teki ikinci madde yani ‘seçilebilirlik’ ile Kılıçdaroğlu ima ediliyor da olabilir. Ama Kemal Kılıçdaroğlu memleketin bu zor durumunda bunu göz ardı edebilecek bir isim.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Harami Düzen Sürdürülemez

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adaylığı sırasında söylediği “İşte bütün servetim bu yüzük. İstanbul’a hizmete hazırım” sözlerini hatırlattı.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Parmağındaki bu yüzüğün sahibi ne halde duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi nerede nasıl yaşıyor duyuyor musunuz sizin çocuklarınıza dünyayı gezin diyor duyuyor musunuz 20 lirası olmayan çocuklarınıza ‘dünyayı gezin’ diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi cebinde 10 lirası olmayan gençlere aromalı kahve için diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi sofrasında smooty içiyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi kolunda nasıl bir saat taşıyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi yerde fakir fukarayı tekmeleyen danışmanlara ne kadar maaş veriyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi 24 milyar lirayı sizlerin cebinden alıp, büyük Türk milleti dostu arkadaşı Hariri’nin cebine koyuyor biliyor musunuz? Bu harami düzen sürdürülemez.” dedi.

Emeklilere verilen bayram ikramiyesine de değinen Akşener, “Bayram ikramiyesinin ilk verildiği yılın TÜFE gıda harcamaları cinsinden güncellenmesini yaptık. 2018 yılı mart ayında TÜFE gıda endeksi 385.4 idi. 2022 yılı aynı ayında 1101 olmuş. Artış oranı yüzde 186. Yani TÜFE’ye göre bakarsak böyle güncellendiğinde emeklilerimize 2860 lira emekli ikramiyesi verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında kira artışlarına dikkat çeken İYİ Parti Lideri Akşener, “Yabancılar geçen sene 59 bin konut satın aldı. Kiraları da astronomik seviyelere çıkardı. Bu ihanetin sonucunda bugün en güzel semtlerde en güzel evlerde Türk vatandaşları oturamıyor. Sahillerde tatil yapamıyor. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gezemiyor” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Ben bunların sıkıştıkça tarih vermelerine bayılıyorum. Ta geçen yılın ağustos ayında enflasyonda en yükseği görecektik, sonra düşmeye başlayacaktı. Hiçbir tarihin tutmadığı gibi bu da tutmadı. Enflasyon loto furyasına Nebati Bakan da katıldı. Şubatta inişe geçecekti geçmedi. Sonra yaz aylarından itibaren düşecek dedi. Vade kısa olduğu için yalanın ortaya çıkacağını anlayınca vadeyi uzatmaya başladılar. Affını isteyeceği gün gittikçe yaklaşan Nebati Bakan ‘Enflasyon aralıkta düşecek’ dedi. O zamana kadar paket olacağı için topu yeni bakana atmış oldu.

Bu arkadaşlar vatandaşa tavsiye vermeyi alışkanlık haline getirdi. Nebati Bakan ‘Sabredin’ dedi. İbretlik. Nebati Bakan diyor ki, derin bir yoksullukla mı mücadele ediyorsun, sabredeceksin. Artan gıda fiyatları karşısında eziliyor musun sabredeceksin. 2500 lira ile geçinemiyor musun sabredeceksin.

“Türkiye böyle daha fazla yönetilemez”

Sabır taşı artık çatlamış milletimize sabretmeyi tavsiye eden bu üstün zekalılar, mesele saray olunca farklı davranıyor. Müteahhitte gelince bir ihale daha diyor, AK Partili dayısı olan pudra sevdalısı gence ATM’den maaş kartı diyor. Bu bile bay krizin ucube modelinin iflasının kanıtıdır. Türkiye böyle daha fazla yönetilemez.

Seçim artık mecburiyettir. Onlar seçimi 2023’e bırakmak için ellerinden geleni yapacak. Bizleri oyalamaya çalışacak. Kendilerine göre yasa değiştirip, kaçınılmazdan kaçmaya çalışacaklar. Az kaldı, o sandık gelecek. Milletimiz İYİ Parti diyecek. İYİ Parti iktidarında kimse sabretmek zorunda kalmayacak. Biz geleceğiz ve enflasyon canavarını da faiz belasını da çözeceğiz.

Kira artışları

Bay kriz ve iktidarının etkilerini kiralarda da görüyoruz. Büyükşehirlerde fiyatlar uçtu gitti. Mahkemeler kiracı ve mal sahibi davalarından geçilmiyor. Bayram geliyor ve iktidar yorulmasın diye arkadaşlarımız emekli ikramiyeleri için çalıştı. Şimdi dolara göre 3700 lira, TÜFE’ye göre 2860 lira bayram ikramiyesinin verilmesi gerekiyor.

Kiraların artışı, ev sahiplerini kiracılarını çıkarmaya itiyor. İnsanlarımız barınma sorunlarını çözmeye çalışıyor. Konut satışı devam ediyor ama vatandaşlık garantili konut satışlarıyla devam ediyor. Bugün ciddi bir konut problemi yaşanıyor. Büyük bir mutlulukla ‘Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim’ diyen Sayın Erdoğan milletimizi yoksullaştırarak, işçimizi köleleştirerek, toprağımızı kirleterek, milletimizin varlıklarını satarak sömürge valisi olmayı seçti.

Yabancılar geçen sene 59 bin konut satın aldı. Kiraları da astronomik seviyelere çıkardı. Bu ihanetin sonucunda bugün en güzel semtlerde en güzel evlerde Türk vatandaşları oturamıyor. Sahillerde tatil yapamıyor. Gençlerimiz kendi ülkelerinde gezemiyor.

“Yaz gelince fiyatlar düşecekmiş. Böyle bir mantık olabilir mi?”

AK Parti iktidarının berbat tarım politikaları çiftçilerimize çile çektirmeye devam ediyor. Çiftçiye düşman bakan gitti zulmü sürüyor. Bay kriz ithalatı çare olarak sunuyor. ‘İthalatla gıda enflasyonunu düşüremezsiniz’ dedik. Bu sarmaldan tek çıkış yolu, ‘çiftçilerimizi teşvik ederek, destekleyerek üretimi artırmaktır’ dedik. Yaz gelince fiyatlar düşecekmiş. Böyle bir mantık olabilir mi?

Elektrik zamlarını geri alın. Sıcaklar artmaya başladı, tarım ürünleri bu ay sulanmaya başlanacak. Çiftçilerimiz elektrik zamlarıyla yüzleşecekler. Tarımsal sulamada kullanıla elektriğe yüzde 100’ün üzerinde zam geldi.

Asgari ücretli milyonlarca vatandaşımız evine ekmek götüremiyor. Asgari ücretleri gelen zamlara göre, yeniden güncelleyin. 2500 liraya çıkardığınız en düşük emekli maaşını da asgari ücret oranına çıkarın. Kimse ayın sonunu getiremiyor. Vatandaşlarımız bu ağır koşulların altında ezilirken, devletimiz ise bay kriz ve yandaşlarının elinde aciz bırakılmış durumda.

“İYİ Parti olarak bu ucube sistemi değiştirmeye geliyoruz”

Kamu hizmetlerinin eşit yerine getirilmediği, hataların millete fatura edildiği bir ucube sistemle yönetiliyoruz. Biz İYİ Parti iktidarında kamu hizmetinde temel amacı kar etmek isteyen şirketlerle sizi muhatap etmeyeceğiz. Devlet ile vatandaş arasına kimseyi sokmayacağız. İYİ Parti iktidarında sözleşmelerdeki yatırımlar yapıldı mı yapılmadı mı tek tek bakacağız. TEDAŞ görevini yerine getirdi mi getirmedi mi araştıracağız. EPDK yaptırım uyguladı mı uygulamadı mı denetleyeceğiz. İYİ Parti olarak bu ucube sistemi değiştirmeye geliyoruz.

Çiftçimizin tek derdi elektrik değil. Birçok yerdeki tarlalarda iklim krizi var. Kış aylarının sonunda tam bahar geldiğinde yaşanan don ekinlerde hasara yol açtı. Bazı yerlerde yılların emeği ağaçlar sökülecek. Ağaç zararı TARSİM kapsamına girmiyor. O yüzde çiftçimiz hava şartlarından dolayı ayrıca risk altında. İktidarı hızlı adımlar atmaya çağırıyorum. Kredi ödemeleri ertelensin, çiftçilerimize finansman desteği sağlansın.

Geçen hafta İzmir’deydik. Menderes’te bir fırıncı, ‘Yaptığımız işin kıymeti kalmadı. Bu işi sürdüremeyiz’ diyor. Bir kasap kardeşim ‘Kiloyla et alan kalmadı. 20-30 liralık et alıyorlar. Haftada bir gelenler ayda bir geliyor’ diyor. Bir kadın, ‘Evimde bayat ekmek dahi yok’. Oruçlu bir kadın.

Artık bu duyduklarımı yüreğim kaldırmıyor. İktidardakiler nasıl huzurlu uyuyor benim aklım almıyor. İşe yüzükle başlayanlar. Kocasının kendisine taktığı bileziği dava adı altında buraya verenler. Çocuğunun rızkından keserek din adına, İslam adına, dava adına buralara olmayan varından yardım edenler… Bu yüzüğün sahibi nerede duyuyor musunuz? Sizin çocuklarınıza, 20 lirası olmayan çocuklarınıza dünyayı gezin diyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi sofrasında smooty içiyor duyuyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi kolunda nasıl bir saat taşıyor biliyor musunuz? Bu yüzüğün sahibi 24 milyar lirayı sizlerin cebinden alıp, ailevi dostu Hariri’nin cebine koyuyor biliyor musunuz?

Bu harami düzen sürdürülemez. Senin çocuğun gündüz uyuyup para istemekten utandığından, iş bulamadığı için, mülakatta elenmiş kızın oğlun, bu yüzüğün sahibinin yandaşının çocuğu atanmışsa bu harami düzen sürdürülemez. Bu kul hakkının dibine varılmış düzeni sandıkta değiştirmek, sandıkta bunları emekliye sevk etmek büyük Türk milletinin görevi olacak.

Kemalpaşa’da bir markette 18 yaşındaki bir evladımız, ‘Hak ettiğimiz yeri bulacak mıyız’ diyor. Gelecekle endişesi olmaması gereken bir oğlumuz söylüyor. Çocukları bu hale getirenler utansın. Bugün gençlerin aklında bu soru var. Geleceğe dair derin kaygılarla yaşayan gençlikle karşı karşıyayız. Umursanmadığını, unutulduğunu, yok sayıldığını düşünen bir gençlikle karşı karşıyayız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayını Açıklamak İçin Neden Seçim Kararını Bekleniyor?

Altı muhalefet partisinin oluşturduğu Millet İttifakı içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, CHP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adayı olması yönündeki açıklaması, muhalefetin adayının kim olacağı tartışmasını bir kez daha gündemin ön sıralarına taşıdı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İktidar kanadından gelen “Adayını açıkla” baskılarına karşın muhalefet, adayını seçim kararı alınana kadar açıklamamakta kararlı. Ancak ortak adayın CHP’den bir isim olacağı neredeyse kesin.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “en güçlü aday” olarak görülse de; adaylık konusunun gündemlerinde olmadığı açıklamalarına karşın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylık denkleminden çıkmış değil.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin tartışmalar sürerken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda, muhalefete “Bizim adayımız bellidir. Sizin çürük adayınız ne zaman ortaya çıkacaktır? İlan edin adayınızı da boyunuzun ölçüsünü görelim” çıkışı yaptı.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı konusunda birden fazla isim konuşulurken, son olarak gazeteci Nihat Genç, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın muhalefetin ortak adayı olacağını iddia etti.

Muhalefet kulislerinde aday tartışmaları ve aday belirme sürecinde izlenecek stratejiye ilişkin şu değerlendirmeler yapılıyor:

‘Haşim Kılıç aklımızın ucundan geçmez, aday CHP’li olmalı’

CHP ve İYİ Parti kaynakları, Haşim Kılıç’ın adaylığı iddialarına “Zerre gündemimizde değil, aklımızın ucundan geçmez” sözleriyle tepki gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, “dışarıdan” bir adayın başarı şansının zaten mümkün olmayacağı belirtilirken, CHP’li bir parti yöneticisi, adaylık kriterlerini şöyle açıklıyor:

“Aday CHP’li olmalı. İkincisi siyasetçi olmalı. Elbette belediye başkanları da siyasetçi kriteri içindedir. Ama bize göre kuvvetle muhtemel, genel başkan aday olacaktır. Dışarıdan bir adayla seçimi kazanmaya sistem müsait değil. Kaldı ki kazansak bile, ülkeyi yönetemeyiz. Çünkü 6’lı masayla bu seçime gidiyoruz. Bu seçimden çıkacak kişi sadece ittifakları değil, iktidarı ülkeyi yönetecek birisi olmalı.”

Seçim sürecinin bir anlamda, gerek iktidar kanadı, gerekse muhalefet açısından “sinir harbi” niteliğine dönüşebileceği savunularak, “Muhalefetin adayına yönelik kıştırtıcılık yapılacak, sinir uçlarına dokunulacak. Bu süreçte dayanıklılık testini kim geçerse, süreci kim iyi yönetirse o kazanacak. O nedenle bizim adayımız, seçim takvimi ile birlikte açıklanır” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti kurmayları da “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nin yürürlükte olduğuna ve adayın da partili olacağına işaret ediyor.

Adaylık için Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerinin konuşulduğuna dikkat çeken İYİ Parti kaynakları, “Evet, hiç tanınmayan bir isim olursa adayı açıklamakta gecikmiş olunur. Ama konuşulan isimler aday olursa geç kalınmış olmaz, zaten kamuoyu bu isimler üzerinden aday tartışıyor. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde de zaten partisiz aday olmaz” görüşünü dile getiriyor.

Yavaş ve İmamoğlu, adaylık denkleminden çıktı mı?

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın, adaylık için “göreve çağırdığı” Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın, “Ben kamu görevlisiyim ve kendimi siyasetin içinde görmüyorum” açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da “Adayımız Kemal Kılıçdaroğlu” şeklindeki sözleri CHP’de memnuniyet yarattı.

Ancak gerek CHP, gerekse İYİ Parti’de bu açıklamalara karşın, iki büyükşehir belediye başkanı, adaylık denklemi dışına çıkmış değil.

Adaylık konusunda en güçlü isim olarak görülen Kılıçdaroğlu’nun ise hesabını “seçimi farklı kazanma” üzerine yaptığı, “kazanamayacağını görmemesi halinde aday olmayacağı”, iki belediye başkanının adaylığının gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Muhalefetin, birden çok aday seçeneği olması ise “handikap değil, zenginlik” olarak görülüyor.

‘Kriz yok, ilgi var’

CHP kulislerinde, muhalefetin adayının kim olacağının bu kadar tartışılmasının nedenleri olarak şunlar dile getiriliyor: “Bu seçim, Millet İttifakı’nın seçimi olacak. İktidar kanadı, bunu görüyor ve ittifakı bölmeye dönük arayış içinde. Bunu da en rahat yapabileceği zemin olarak aday tartışması görülüyor.

İkinci bir neden aday tartışmasının alıcısı, izleyicisi çok. Kaldı ki adayı erken açıklasak da bu tartışma bitmeyecek, ‘Şu neden olmadı, daha çok oy alabilirdi’ denilecek. Elbette belediye başkanlarımız da aday olmak isteyebilir. Ama bu tartışmanın tarafı değiller. Toplumsal karşılıkları olması bizim avantajımız.

Oysa Cumhur İttifakı’nın Erdoğan dışında bir alternatifi yok. Sürece yönetme konusunda bizim açımızdan bir risk yok. O nedenle Millet İttifakı’nda da bir adaylık krizi yok, ilgi var.”

Aday açıklamak için neden seçim takvimi bekleniyor?

Muhalefet partileri içinde cumhurbaşkanı adayının “seçim kararı alındıktan sonra açıklanması” konusunda görüş birliği var. Buna neden olarak da, muhalefetin sadece aday değil, yönetim kadrosunu, anlayışını da ilan ederek, seçime gidilecek olması gösteriliyor.

Yeni seçim yasasına karşın, muhalefetin parlamento seçimimini kazanmasında bir sorun olmadığı ancak cumhurbaşkanlığı için çok ince bir strateji yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor: Sadece aday ismiyle yola çıkılması doğru olmaz. Yönetim tarzı, mekanizması ve cumhurbaşkanının birlikte çalışacağı takım arkadaşları da açıklanmalı.

‘Akşener, yükü üstleneceğini gösterdi’

Yeni seçim yasası değişikliğine göre ittifakta yer alacak siyasi partilerin milletvekili sayısı, seçim çevrelerinden aldıkları oy oranına göre hesaplanacak. Bu durum, küçük partilerin milletvekili çıkarma olasılığını zayıflattığı için muhalefet partileri, parlamento seçimlerinde en fazla milletvekili çıkarmaya dönük simülasyonlar üzerinde çalışıyor.

Seçeneklerden birisi de barajı aşamayacak partilerin CHP ve İYİ Parti listelerinden seçime girmesi. Bu durumda, her iki parti içinde de “liste krizi” yaşanması olası.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklik, kısa süre önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bülent Tezcan’ı Merkez Yönetim Kurulu’na (MYK) alarak parti yönetimini güçlendirmesi, olası krizlere yönelik bir önlem ve “yükü paylaşma” olarak görülüyor.

CHP kulislerinde, İYİ Parti’de yapılan değişiklik, Akşener’in önümüzdeki süreçle ilgili “yükü üstlenmeye hazır olduğu” mesajı olarak yorumlanıyor.

Kılıçdaroğlu’nun da seçime giderken, parti yönetiminde dar kapsamlı değişikliğe gidebileceği, bu kapsamda bir veya yeni iki ismi MYK’ya taşıyabileceği konuşuluyor. MYK’ya yeni girecek isimler arasında Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’un adı geçiyor.

HDP, muhalefet masasında nasıl yer alacak?

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, 6’lı masada yer almayan HDP’nin tutumu da belirleyici olacak. İYİ Parti’nin mesafeli tutumu nedeniyle, HDP’nin parlamenter sistem masasında yer alması beklenmiyor. Ancak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde, HDP’nin desteğinin alınabileceği düşünülüyor.

CHP kulislerinde, “Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hem İYİ Parti, hem de HDP’yi rahatlatır. Genel Başkan, bir araya gelemeyenlerin ortak destekleyeceği bir isim olur. HDP bu süreçle ilgili sorunlu değil, sorumlu bir siyaset yürütüyor” yorumu yapılıyor.

Paylaşın