‘Altılı Masa’ Bürokratlar Listesini Nasıl Belirleyecek? DEVA Partisi Sözcüsü Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın parti genel başkanlarının ikinci tur görüşmeler kapsamında ikinci randevu tarihi belli oldu. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde 14 Kasım’da bir araya gelecek.

Altılı masanın çalışmalarıyla ilgili Milliyet gazetesinde Mehtap Gökdemir imzasıyla yayımlanan kulis haberde, masanın iktidara hazırlık olarak bürokratik kadrolarla ilgili çalışma yaptığı belirtildi.

Haberde, “Kulislerde ‘2 bin kişilik bürokrat listesi hazırlandığı’ iddiası konuşulurken altılı masa kurmayları şu aşamada ağırlıklı olarak getirilecek isimlerle ilgili değil, değişmesi gereken kadrolara ilişkin çalışma yürütüldüğünü vurguluyor” denildi.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan da bugünkü köşe yazısında bu konuyu DEVA Partisi sözcüsü İdris Şahin’le konuştuğunu aktardı. Pehlivan’ın yazısı özetle şöyle:

“(…) Şahin’e “Seçim sonrası göreve gelecek bürokratları nasıl belirlediklerini” sordum. Anlatmaya başladı:

“Her siyasi parti kendi çalışmalarını yapıyor. CHP’ye de İYİ Parti’ye de ve elbette bize de gelen bürokratlar oluyor. Şu anda devlette görev yapan, doğrudan partiye üye olamayan, rozet taktıramayan, ama seçime giden süreçte mutfaklarımızda çalışanlar var. İktidara gelindiğinde, hazır var olan bu arkadaşlar üzerinden bir değerlendirme mutlaka yapılır. Yoksa altılı masanın şu an için özel olarak bir çalışması söz konusu değil.”

Araya girdim. “Peki, kesin listeyi, yani devlette hangi koltuğa kimin oturacağını seçimi kazandıktan sonra mı belirleyeceksiniz” diye sordum. DEVA Partili İdris Şahin’in yanıtı şu oldu:

“Cumhurbaşkanı adayı kesinleştikten sonra oluşturulacak kurullar bunun üzerinde mutlaka çalışacak. Ama şu anda değil. Altılı masa şimdilik bu konuya dair kolektif bir çalışma yapmıyor. Fakat dediğim gibi, kurumsal olarak herkes kendi bürokrat adaylarıyla mutlaka görüşüyor.

Mesela biz de parti olarak kamudan çok ciddi anlamda destek alıyoruz. Keza yurtdışındaki hocalar da yardım ediyor. Görüştüğümüz bu insanların çoğu yarınki bir düzenlemeyle müsteşar, rektör ya da genel müdür olarak çalışabilecek düzeyde.”

Altılı masanın sekizinci toplantısı kasım ayının ortasında gerçekleşecek. Ev sahibi DEVA Partisi’nin sözcüsü İdris Şahin’i bulmuşken sordum: “Toplantıdaki en önemli konu başlığı ne olacak?”

Şunları duydum:

“Geçiş sürecinin yol haritası da ortak söylemler de nihai aşamaya ulaşmış olacaktır. Yani artık bir nevi bu işin son noktasına doğru geldiğimizi gösterebiliriz. Geçiş süreci yol haritasına ilişkin her partinin teklifleri sunuldu. Ama işte son noktayı liderler koyacak.

Diğer dokuz tane temel konuda, yani ekonomi, sağlık, eğitim, adalet gibi konularda neler yapılacağı kasımdaki toplantıda ete kemiğe bürünmüş olur. Ve artık bunlardan sonra da nasıl bir cumhurbaşkanı olacağına dair konu gündeme gelir…”

DEVA Partisi kurmayının aktardıkları böyle.

Ben ise aynı noktadayım. Kuşkusuz altılı masa çok önemli çalışmalar yapıyor. Lakin “cepte olmayan” insanları kazanabilmeleri için çözümlerini etkili aktaramıyor. Koşar adım seçime giderken bir ortak iletişim kanalı bile halen kurulamıyor. Kasım buluşması bize neler gösterecek, hep birlikte göreceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

RTÜK’ün Boş Kontenjanı AK Parti’ye Geçti

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlık Divanı, boş bulunan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeliği kontenjanının, Taha Yücel’in üyelikten istifa ettiği 1 Temmuz tarihindeki parlamento aritmetiği esas alınarak belirlenmesini kararlaştırdı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın aktardığına göre, AK Parti bunun üzerine iki ismi, TBMM Başkanlığı’na bildirdi.

TBMM Genel Kurulu’nda gelecek hafta yapılacak seçimde, Kültür Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Batuhan Mumcu’nun RTÜK üyesi seçilmesi bekleniyor.

Muhalefetin önerisi kabul görmedi

TBMM Başkanlık Divanı, bugünkü toplantısında, AK Parti kontenjanından RTÜK üyesi seçilen Taha Yücel’in istifasıyla boşalan üyelik kontenjanının hangi siyasi partiye düştüğünü karara bağladı.

Toplantıda, AK Parti ve MHP’li divan üyelerinin oylarıyla, Yücel’in istifa tarihi olan 1 Temmuz’daki parlamento aritmetiğinin esas alınması benimsendi.

Muhalefet partili üyeler ise RTÜK’ün aylar boyunca istifayı Meclis’e bildirmediğine dikkat çekerek, son parlamento aritmetiğinin esas alınmasını istedi ancak bu öneri kabul görmedi.

Başkanlık Divanı’nın kararına karşın başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet partileri, RTÜK’ün 1 Temmuz’dan Ekim ayına kadar, boşalan üyeliği TBMM Başkanlığı’na bildirmemesini eleştiriyor ve kararı “hukuksuz” olarak nitelendiriyor.

AKP isimleri önceden bildirdi

Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un Mayıs ayında İYİ Parti’ye geçmesi ile kontenjanın da bu partiye geçtiği belirtilmişti.

Ancak Yücel’in istifasından bir gün önce, 29 Haziran’da İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun istifası dengeleri değiştirdiği için, üyeliğin bu tarih itibariyle AK Parti’ye geçtiği belirtildi.

RTÜK üyeliğinde kontenjan hesabı, d’hont sistemine göre yapılıyor ve bağımsız üyelikler hesaba dahil edilmiyor.

Yapılan hesaplara göre de 1 Temmuz itibarıyla kontenjanın yeniden AK Parti’ye geçtiği belirlendi.

Başkanlık Divanı bu kararıyla, İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin AK Parti’ye geçmesi sonrası, AK Parti’den ayrılan Ahmet Eşref Fakıbaba’nın İYİ Parti’ye katılımı nedeniyle RTÜK’teki kontenjan değişiminin de önüne geçmiş oldu.

Daha önce TBMM Başkanlığı’nın yazısı üzerine AK Parti, 12 Ekim itibarıyla iki ismi aday olarak bildirmişti.

RTÜK Yasası’na göre; siyasi partiler kendilerine düşen üye kontenjanının iki katı isim bildiriyor ve bu isimlerden birisi üye olarak seçiliyor.

Batuhan Mumcu’nun seçilmesi bekleniyor

RTÜK üyeliği seçiminin gelecek hafta TBMM Genel Kurulu’nda yapılması planlanıyor. Kültür Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Batuhan Mumcu’nun AK Parti kontenjanından RTÜK üyesi seçilmesi bekleniyor.

Paylaşın

Akşener’den AK Partili Ünal’a: Düşünce Üretemiyorsan O Senin Kapasite Problemin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ı sert sözlerle eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cumhuriyet Bayramı’nı idrak ettiğimiz bu hafta AKP’nin bir grup başkanvekilinin ağzından çıkan ibretlik sözlerle gördük” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu arkadaş her bir cümlesi ayrı bir patolojik vaka olan bir açıklama yaptı. Dedi ki ‘maalesef bir kültür devrimi olarak cumhuriyet bizim lügatımızı, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir. Bugün konuştuğumuz Türkçeyle bir düşünce üretemeyiz. Sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz.

Şu rezalete bakar mısınız? Tarihi fesli meczuplardan öğrenmiş bu sözde entelektüelin hezeyan dolu şu analizine bakar mısınız? Neymiş? Bu fevkalade aydın arkadaşımız çığır açıcı düşüncelerini Türkçe dilinde üretemiyormuş. Sadece konuşabiliyormuş, düşünemiyor, bundan da çok muzdaripmiş. İşte size ‘keşke Yunan kazansaydı’ diyen ucube bir zihniyetin ortaya çıkışı.

Biz ezelden beri Türkçe konuşuyoruz muhterem, yani cumhuriyet ile birlikte bizim dilimiz değişmedi, sadece alfabemiz değişti. Türkçe, Göktürklerden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar binlerce yıllık kadim tarihimizi birbirine bağlayan harçtır.”

Ünal’ın sözlerinin “cahillikle açıklanamayacağını; art niyetli olduğunu” söyleyen Akşener, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Düşünce üretemiyorsan o senin kapasite problemin. Siz en küçük bir düşünce yetisine sahip oldunuz da Türkçe mi size engel oldu? Cumhuriyetin edebiyata, düşünce dünyamıza, bilime ve eğitime katkılarını; Cumhuriyetin ne büyük bir şahlanış olduğunu; bu aziz milletin oyuyla seçilmiş olan bir vekile, anlatmak zorunda olduğum için gerçekten utanç duyuyorum.

Neymiş? Bu Türkçe ile düşünce üretilmezmiş. Bu sözleri, cahillikle açıklamaya kalkmak, cahillik kavramının içini boşaltmak olur. Bu düpedüz patolojik bir Cumhuriyet nefretine kılıf bulma gayretidir. Ve tepeden tırnağa, art niyetlidir.”

Ne olmuştu?

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kahramanmaraş Uluslararası 8. Kitap ve Kültür Fuarı’nda yaptığı konuşmada, “Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız devrimi her şeyi yıkmıştır ama lügate dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi Mao’nun Çin kültür devrimidir. Lügate dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak Cumhuriyet; bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir” ifadelerini kullanmıştı.

Konuşmanın sosyal medyada gündem olmasının ardından Ünal, “Sözlerim bağlamından koparılıyor. Ben siyasi bir demeç vermek için o açıklamayı yapmış değilim. Bir kitaptan bahsediyoruz, Cemil Meriç’in kitabından” demişti.

MHP lideri Devlet Bahçeli ise grup toplantısında isim vermeden Ünal’a tepki göstermiş ve, “Bizim tarih anlayışımız devrevi, coğrafya algımız dönemsel değildir. Tarih ve coğrafyaya baktığımızda gördüğümüz dağınık parçalardan, birbirinden kopuk paydalardan müteşekkil bir yapı da değildir.

Tarih birdir ve bütündür, adı da Türk tarihidir. Coğrafya birdir ve bellidir, adı da Türk vatanıdır. Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık Türk tarihinin ana güzergâhından kategorik bir kopuş, kesif bir ayrılış, keskin bir sapış olarak görülemeyecek, asla gösterilemeyecektir. Yani Cumhuriyet şerefli geçmişimizin bir antitezi değildir” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Yeniden ‘Kazanacak Aday’ Vurgusu

‘Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Kapsayıcı olacak, kutuplaştırmayacak, ciddi bir devlet deneyimi olacak, çılgın olmayacak, gece rüya görüp ertesi gün onları hayata geçirmeye çalışmayacak. Bu ülkeyi tekrar demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, yandaş kayırmanın dışına çıkmaya, şeffaflığın önemine inanmış bir arkadaşımız olacak. Ve de kazanacak.” dedi ve ekledi:

“Parlamenter sistemi konuşacağımız son seçim. Masayı kuran sayın Kılıçdaroğlu. Hepimizi masanın etrafına davet eden kendisi. Bu masanın cumhurbaşkanı adayını seçeceğini de ilan eden kendisi. Bizde olumlu baktık, yanında durduk.”

Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Kaybedersek parlamenter sistem bir daha bu konuşulmayacak. Kararnamelerle yönetilen bir ülke olacak. Erdoğan’ın son seçimi. Bir daha sayın Erdoğan aday olmayacak, olamayacak. Bu anlayış üzerinden dişini sıka sıka duran bir insan topluluğu olacak. Biz biliyoruz ki AK Parti’nin adayı seçilmeyecek. Benim Cumhurbaşkanı adayımızda olmazsa olmaz dediğim özellik ‘kazanması’ Bu vasıflara uyan pek çok insan var. Ama ‘kazanmak’ önemli. Henüz masada o noktaya gelmedik.” ifadelerini kullandı.

Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katılan Akşener partisine katılımlardan, ‘Altılı Masa’nın çalışmalarına kadar pek çok soruya yanıtlar verdi. İşte Akşener’in açıklamalarından öne çıkan mesajlar:

“Başörtüsü çözülmüş bir konu. Yani bunun hukuki bir alt yapısının olması, olmaması meselesi değildi. Kapanmış yaraları yeniden açmak yerine, kanayan yaralara bakmak durumundayız. Ben saygı duyuyorum elbette sayın Kılıçdaroğlu’nun bu tavrına ama bugün neyi tartışıyoruz? Anayasaya koyulmayı, başörtüsü içinden yeni bir kavgayı tartışıyoruz. Kılıçdaroğlu’nun duruşunu biliyoruz zaten. Bence gerek yoktu.

Sayın Erdoğan seçimi kaybedeceğini gördü her bir manevi konuya, somut kavrama iki eliyle sarılıyor. Anayasalar bu Meclis’te olmaz çünkü gidiyor, seçime kalmış 7-8 ay… Böyle bir durumda anayasalar vaattir. Seçime giderken bunları söylersiniz, kazandıktan sonra da bu vaadi yerine getirirsiniz. 2010’da aklına gelmemiş sayın Erdoğan’ın, 2017’de de aklına gelmemiş, şu anda aklına geldi. Derhal seçim kararı alsınlar, bu vaatle gitsinler, seçimi kazanırlarsa yerine getirirler. Bizim bakış açımız bu.

(İYİ Parti’ye yeni katılımlar): Bakcez duruma. Bakcez gari. Şu anda da görüştüğümüz isimler var… İYİ Parti vatandaş nezdinde çok ciddi bir teveccüh ile karşı karşıya. Bu partinin büyümesi lazım. Biz kurumsallaştırmaya, kalıcı hale getirmeye gayret ediyoruz. Bu ülkenin yetiştirdiği çok kıymetli insanlar var. Partimizde değerlendirmeleri için görüşmeler yapıyorum ben. Bir kısmı aktif olarak yer alıyor, bir kısmı bilgi ve birikimlerini projeler bazında, bilgi iletimi bazında, benim yaptığım çalışmalara katkı çerçevesinde dile getiriyorlar. Böyle bir çalışma biçimimiz var. Bu görüşmelerimize devam ediyoruz. Arkadaşlarımızın partimize kattıkları güçle kuvvetlenerek yolumuza devam ediyoruz.

Katılımlarda “gelin” siyaset

(Fakıbaba’nın katılımı): Ortak dostlarımız var bizim. Hakikaten bir gün telefon açtım görüşmeyi yapabilmek için ama evden bilgi sahibiyim bu arada. Gaziantepli eşi, çok güzel bir yumurtalı çiğ köfte yaptığına dair bilgim vardı. Direkt aradım, ‘Sayın bakanım ben oralarda yalnız, gariban koca İstanbul’da… Aç geziyorum.. Ben hanımefendiden şöyle bir şey rica ediyorum’ dedim. Sonra gittik. Şu anda da görüştüğümüz isimler var. Sadece AK Parti’den bahsetmiyorum. Türkiye’ye katkıda bulunmuş, genç yaşlı ve bundan sonrada bulunabilecek insanların her biriyle görüşüyorum… Ben gelinlerden istiyorum. Şimdi de öyle hanımefendilerden istiyorum.

Altılı Masa

Masayı muhafaza et, sürdürülmesine gayret et. Adamlar arasında arıza çıktığında düzelt’ dediler. ‘Jandarma Genel Komutanlığı’na çevirdiniz beni’ dedim. Masa çok iyi gidiyor. Cumhur İttifakı’nın masasıyla, altılı masa ittifaka dönüştüğü taktirde Millet İttifakı sistemi… Biz rasyoneliz, Cumhur İttifakı çok hissi. Yani tek parti gibi. Bizimki farklılıklar gören, saygı duyan ayrı ayrı alanlardan geliyoruz. Bu farklılıkları zenginlik olarak gören, kapsayıcı bir tutum alan, birbirini anlayan ve güvenen bir masa orası. Masa sürekli olarak üretiyor.

Altı genel başkan ve onların partileri oluşturdukları çeşitli komisyonlarla ortak çalışmalar yapıyor ve her biri kendi partisini eğitiyor. Parlamenter sisteme geçişin yol haritası nasıl olacak o çalışıyor. 2017 referandumunun sonuçları ortadan kaldırılması gerekiyor onunla ilgili bir Anayasa Komisyonumuz var.

Kapsayıcı olacak, kutuplaştırmayacak, ciddi bir devlet deneyimi olacak, çılgın olmayacak, gece rüya görüp ertesi gün onları hayata geçirmeye çalışmayacak. Bu ülkeyi tekrar demokrasiye, hukukun üstünlüğüne, yandaş kayırmanın dışına çıkmaya, şeffaflığın önemine inanmış bir arkadaşımız olacak. Ve de kazanacak.

Parlamenter sistemi konuşacağımız son seçim. Masayı kuran sayın Kılıçdaroğlu. Hepimizi masanın etrafına davet eden kendisi. Bu masanın cumhurbaşkanı adayını seçeceğini de ilan eden kendisi. Bizde olumlu baktık, yanında durduk.

Kaybedersek parlamenter sistem bir daha bu konuşulmayacak. Kararnamelerle yönetilen bir ülke olacak. Erdoğan’ın son seçimi. Bir daha sayın Erdoğan aday olmayacak, olamayacak. Bu anlayış üzerinden dişini sıka sıka duran bir insan topluluğu olacak. Biz biliyoruz ki AK Parti’nin adayı seçilmeyecek. Benim Cumhurbaşkanı adayımızda olmazsa olmaz dediğim özellik “kazanması” Bu vasıflara uyan pek çok insan var. Ama “kazanmak” önemli. Henüz masada o noktaya gelmedik.

Muhalefet psikolojik üstünlüğü kayıp mı etti sorusuna): Doğrudur. Algılar olgular bunu sağlar. Bir şımarıklık çöktü ama siyasilere değil. Genellikle CHP’yi destekleyen ve onu tanzim etmeye çalışan insanlarda… Sağcılar diye bir kavram çıktı. İpin ucu kaçtı. Gazetecilik yapan insanlar olmayan şeyleri söylediğinde incinir insanlar. CHP’den gelen 15 milletvekili öyle hale döndü ki bu arkadaşlar tarafından…. O 15 milletvekilinin herkese en önemlisi Türkiye’ye faydası oldu. CHP’nin anti demokratik olarak kabul edilen algısını yıkan bir iştir. Teklif eden benim, kabul eden Kemal bey.

Masaya davet ettiniz geldik. Sağcı istemiyorsanız etmeyin kardeşim. Problem yok biz bunları anlıyoruz ama sonuçları itibariyle bu zararı herkes görür. Kazanılamadığı taktirde bu zararı herkes görür.

(Küçükkaya’nın AKP’nin gazetecilere davetini hatırlatması üzerine): Bence katılın ama ilginç olanı şu acaba sayın Erdoğan ve yanındaki muhteremler gazetecimsi, akademisyenimsi arkadaşların kendilerine verdiği zararı anlamış olabilirler mi? Bir istibdat yasası çıktı, onu örtmek amacıyla olabilir ama her ikisi halinde de gidin.

2018’de CHP de ekstra kazandı

(2018’deki ittifak): İYİ Parti kuruldu 2018 seçimlerine katıldık. Bizi seçimlere sokmayacaklardı, bir dümen oluşmuştu. Sayın Kılıçdaroğlu’ndan 15 milletvekili talep ettim kendisi buna hiç sektirmeden ‘evet’ dedi. O 15 milletvekili arkadaşımızın bize katılmasıyla birlikte grup kurmuş olduk… CHP bu ittifak sisteminden ekstra kazandı, biz 4 milletvekili ekstra kazandık. Sonuçta Cumhur İttifakı çoğunluğunu kaybetti. Bugün biz Türkiye’de yan yana gelmiş siyasi partilerin bir sürü çalışmaları konuşmak yerine ‘Adayınız kimdir?’ diyorsa o zaman 13. Cumhurbaşkanı bizim masanın önerdiği kişi olacak inancımı karşı taraftan da kabul edildiğini gösteriyor.

(Kadınlara konut desteği): Mantık doğru 300 bin lira ev. Ama 3 çocuk yanlış. 1 ya da 2 çocuklu olan kadınlara neden yok. Burada bir dümen var. Demek ki 3 çocuklu kadınların sayısı az. Talimatları var. Vay patronun sözü yere düşmesin. derseniz siz çok büyük ayrımcılık olur.

Paylaşın

‘Yığma Seçmen’ İhtimaline Karşı ‘Altılı Masa’dan Tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı.

Bazı vatandaşların adres sorgulama sırasında kendi adreslerinde tanımadıkları kişilerle karşılaşmaları’ sonrası altılı masa harekete geçti.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın aktardığına göre altılı masanın seçim güvenliği komisyonu, “yurttaşların ikametlerinde tanımadıkları kişileri görmelerine” ilişkin ihbarları ele aldı. Sorun tespit edildiğinde parti örgütleri aracılığıyla yerinde inceleme yapıldığı, sorunun Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) hem de diğer ilgili devlet kurumlarına bildirildiği aktarıldı.

Gelen ihbarlar arasında; ikametlerde 18 yaşından küçük olan kişilerin de göründüğü, bu durumlarda seçim güvenliğinin tehlikeye girmediği ancak her ihtimale karşı ihbarların seçmen listelerinden kontrol edilmeye başlandığı öğrenildi. Partililer yığma seçmen ihtimaline karşı da şimdiden tedbir almaya başladığını aktaran kurmaylar, şunları söyledi:

“Bu daha çok belediye seçimlerinde sorun olan bir konu ama mesela çok az oyla milletvekili çıkarılan yerler var. Diyelim ki bir ilde 10 oyla milletvekili çıkarılmış. Burada il dışından seçmen getirilerek oy kullanılmış mı buna bakıyoruz. Bunun olmaması için tedbirimizi alıyoruz.

Teşkilatlarımız sahada incelemeler yapıyor. Mesela bir ikamette 8-10 seçmen gözükmesi gibi anormal bir durum oluyor. Öyle olduğunda teşkilatlar gidip buraya bakıyor. Orada mesela boş bir bina, bir yurt çıkarsa bunu YSK’ye bildirmek için not alıyorlar. Yani vatandaşlarımızın sandığa rahat bir şekilde gitmesi için şimdiden incelemelerimizi yapıyoruz.”

CHP’den Erdoğan’a yanıt

Öte yandan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Sivas’ta katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sivaslı yurttaşlara verdiği sözleri tutmadığını belirterek “Onların ‘Bir de şu Kılıçdaroğlu’nu deneyelim, nasıl bir adam görelim’ demesi lazım. Bir denemesi lazım” ifadelerini kullandı.

Erdoğan da bu sözleri “adaylık ilanı” olarak değerlendirerek “Hayırlı olsun. Bu isabetli oldu. Türkiye, Bay Kemal gibi bir adayı görmekle, nasıl bir cumhurbaşkanlığı yarışı olacağını göreceğiz” dedi.

CHP kurmayları, “Erdoğan’ın açıklamasının 6’lı masaya karşı bir hamle olduğunu” söyledi. Kurmaylar, şu yorumu yaptı:

“Genel başkan bir soru üzerine bu sözleri söyledi ve her zaman yaptığı açıklamalardan farklı bir şey demedi. Kendisi toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan bir isim ve böyle demesi çok doğal. Daha önce de ‘6’lı masa uzlaşırsa ben hazırım’ demişti. Biz parti olarak da her zaman kendisinin adaylığını desteklediğimizi söylüyoruz.

Ancak her zaman ‘Adayı altılı masa belirleyecek’ açıklamasını da yapıyoruz. Cumhur İttifakı ‘Adaylık ilanı’ diyerek Kemal Bey’in 6’lı masayı yok saydığı algısını oluşturmaya çalışıyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Genel başkanımız adayı masanın belirleyeceğini açıkladı ve masa açıklamadan adaylık ilan etmez.”

Paylaşın

“MHP’li Oktay Vural, İYİ Parti’ye Katılacak” İddiası

2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine az süre kala siyasi partilerin ‘transfer’ görüşmeleri hızlandı. Turhan Çömez ve Ahmet Eşref Fakıbaba gibi bilinen isimler İYİ Parti’ye katıldı. İYİ Parti’ye katılımların devam edeceği belirtilirken, ‘sıradaki ismin MHP’li Oktay Vural olabileceği’ ileri sürüldü.

AK Parti Şanlıurfa Milletvekili, eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, AK Parti’den ve milletvekilliğinden istifa ettiğini duyurdu. Fakıbaba, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Siyasi ve ahlaki anlayışıma uygun olmayan bazı kişilerle bundan böyle beraber olmayacağım için mutluyum” ifadelerine de yer verdi. Fakıbaba, İYİ Parti’ye katılacağını açıklarken, rozetinin gelecek hafta grup toplantısında Meral Akşener tarafından takılacağı belirtiliyor.

Fakıbaba, 1994-2004 arasındaki SSK Şanlıurfa Hastanesi’ndeki başhekimlik görevi sonrası 28 Mart 2004 seçimlerinde AK Parti’den Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday oldu ve seçildi. Fakıbaba 2009 seçimlerinde AK Parti ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile sert tartışmalara girdi. AK Parti’den aday gösterilmeyince istifa edip bağımsız adaylık başvurusu yapan Fakıbaba, aday adaylığı sürecinde kendisini istemedikleri ileri sürülen AK Partili 9 Şanlıurfa milletvekilinden 7’sinin, “Ceketimizi koysak Şanlıurfa’da yüzde 70 oy alır” sözü ile adaylığının engellendiği iddia etti.

Bağımsız olarak seçildi

Başbakan Erdoğan’ın yanıltılarak kendisinin aday gösterilmediğinin ortaya çıktığını söyleyen Fakıbaba, 2009 yerel seçimlerinde aday gösterilmemesi üzerine bağımsız aday oldu ve oyların yüzde 44’ünü alarak yeniden başkan seçildi. Bir dönem Saadet Partisi’ne geçen Fakıbaba, 2013’te yeniden AK Parti’ye döndü. 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde AK Parti Şanlıurfa Milletvekili seçilen Fakıbaba, 2017’deki kabine değişikliğinde Başbakan Binali Yıldırım tarafından Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı olarak görevlendirildi.

Sıradaki isim Oktay Vural

İYİ Parti’ye katılımlar sürerken yeni isimlere partide kritik görevler veriliyor. Geçen mayısta İYİ Parti’ye katılan emekli hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok Genel Başkan Danışmanlığı görevine getirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski doktoru ve eski AK Parti Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Turhan Çömez de geçen hafta partiye katıldı ve genel başkan başdanışmanı oldu. İYİ Parti bu hafta ise Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kürşad Zorlu’yu saflarına kattı. Zorlu, partide de iki yıl önce lağvedilen sözcülük görevine getirildi.

Cumhuriyet gazetesinden Gamze Kolcu‘nun haberine göre İYİ Parti’ye “iktidarı rahatsız edecek” katılımların devam edeceği belirtilirken “sıradaki ismin MHP’li Oktay Vural olabileceği” ifade ediliyor.

Paylaşın

İYİ Parti, CHP Ve AK Parti Arasında RTÜK Üyeliği Gerginliği

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) yönetiminde bulunan 1 boş üyelik Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) arasında gerginliğe neden oldu. Dokuz üyeli RTÜK yönetiminde AK Parti kontenjanından 4, CHP kontenjanından 2, HDP ve MHP kontenjanından seçilen birer üye bulunuyor.

AK Parti kontenjanından  RTÜK üyesi olan Taha Yücel bu görevinden ayrılmasından sonra bağımsız Milletvekili İsmail Koncuk İYİ Parti’ye geri döndü. Böylece Meclis aritmetiği gereği yeni üyenin İYİ Parti’ye geçmesi gerekiyordu.

Ancak uzun süre geçmesine rağmen seçim süreci başlatılmadı. CHP ve ardından Memleket Partisi’ne geçen Mehmet Ali Çelebi’nin AK Parti’ye katılmasının ardından üye seçim hakkı tekrar iktidar partisine geçti. RTÜK başkanı da meclise yazı göndererek seçim sürecini başlattı.

Ancak AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Ahmet Eşref Fakıbaba’nın parti üyeliğinden ve milletvekilliğinden istifa etmesi hesapları bir kez daha değiştirdi. Son aritmetikle birlikte RTÜK üyelik hakkı tekrar İYİ partiye geçti.

Fakıbaba’nın istifası Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildikten sonra resmileşecek. İYİ Parti, AK Parti’nin RTÜK üyeliği için istifanın resmileşmeden seçim yapmaya çalışarak kendi haklarını ‘gasp etmeye’ çalışmakla suçluyor.

RTÜK üyeliği tartışması bugün Meclis’te yapılan görüşmelere de yansıdı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, İYİ Parti’nin, RTÜK üyeliği hakkının siyasi manevralarla gasbedilmeye çalışıldığını belirterek, “Bir oldubittiye getirip dün gelen yazı üzerine bugün RTÜK üyeliği seçimi yapacaktınız, bu seçimin bugün yapılmasının başka türlü mahzurları da beraberinde getireceğini görerek frene bastınız.” dedi.

RTÜK üyeliği seçimi konusunda “hile” olduğunu iddia eden Dervişoğlu, şöyle konuştu:

“RTÜK Başkanı’nın bu hilenin bir parçası olması, Meclis Başkanı’nın bu hileye bulaşması ve dahil olması, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de bu hileden kendisine siyasi fayda çıkarmaya çalışması bu milletin itibarına zarar veriyor. Bir RTÜK üyeliği için Mecliste bu tartışmaların yapılması size yakışmıyor. Elinizde hangi yetki eksik? Bir RTÜK üyeliği sizin bir şey kaybetmenize mi neden olacak? Adalet istiyoruz. Sizde RTÜK üyesi var; CHP’de, HDP’de, MHP’de var. Hakkımız olan bir üyeliği bize vermemek suretiyle aslında kendi alnınıza kara leke sürüyorsunuz. Bundan vazgeçin.”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de “RTÜK üyeliği konusunda bugün seçim yapmak için kendilerini yırttılar, bugün seçim yapamadılar, salı günü bir kaçak seçim yapacaklar. ‘Erdemliler Hareketi’ diye yola çıkıldı, siyasi yankesiciliğe tenezzül ediliyor.” ifadelerini kullandı.

“Daha önce nasıl yapıldıysa aynısını yaptık”

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise “siyasi yankesicilik” ifadesinin şık olmadığını belirterek, Özel’e bu sözünü iade ettiğini söyledi.

Turan, “Biz bugün RTÜK üyeliği seçimini yapacaktık ama ‘Bir kanunumuz var, kanunun olduğu bir ortamda araya başka bir işlem koymayalım.’ dedik, koymadık. Daha önce nasıl yapıldıysa aynısını yaptık.” dedi.

Turan, rutin bir işlemin, bir senaryonun parçası haline getirilmeye çalışıldığını belirterek, “RTÜK meselesi kendi kanunu içinde yürüyor. Mevzuat neyse yerine getirilecek. Bunu senaryolaştırmak anlamsız ve gereksiz. Buradan bir atraksiyon yaratıp AK Parti’yi itham, izam etmek yanlış.” diye konuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Telefon: Bunu Yapma

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Montrö bildirisi”nin yayımlanasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2 kere arayarak amirallerin tutuklanmamasını talep etmiş: Bu kadarı bile, mahkeme kararlarının nereden alındığını özetliyor.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, bugünkü köşe yazısında İYİ Parti Genel Başkan Danışmanı Ahmet Zeki Üçok ile yaptığı görüşmeyi paylaştı. Üçok’un aktardığına göre İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Montrö bildirisi”nin yayımlanasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2 kere arayarak amirallerin tutuklanmamasını talep etmiş.

Barış Terkoğlu’nun bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Konuşmamızda haber değeri taşıyan kritik bir açıklama daha oldu. O da Montrö’ye sahip çıktıkları için haklarında hapis istenen amiraller duyurusu ile ilgiliydi. Malum, Akşener, basın duyurusu için “zevzeklik” demişti. Bunu hatırlattığımda Üçok, daha önce Barış Pehlivan’ın yazısında okuduğumuz bir kulis bilgisinin ayrıntılarını, Akşener’in danışmanı sıfatıyla şöyle anlattı:

“Kimsenin bilmediği bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Amirallerimizin açıklamaları sonrasında hepimiz hatırlıyoruz, iktidar partisi adeta bu açıklamanın üzerinde tepinmeye başladı. Tapu Kadastro müdürlüklerinin bile içerisine katıldığı bir senaryo yürürlüğe konuldu. Gözaltılar başlatıldı. Ben o tarihte henüz İYİ Parti’ye katılmamıştım. Gözaltılar yapılıp tutuklanmaları için hazırlıklar yapılırken o gece, Sayın Akşener beni cep telefonumdan aradı.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı aradığını, ortada darbe falan gibi bir şeyin söz konusu olmadığını, bu amirallerin hepsinin emekli olup emrinde kimselerin olmadığını, bu kadar büyütülecek bir durumun söz konusu olmadığını, bu kişilerin tutuklanmaları için hazırlıklar yapılmasının doğru olmadığını anlattığını söyledi. Bu konuşmamızdan yaklaşık bir saat kadar sonra Meral Hanım beni tekrar aradı.

Sayın Erdoğan ile ikinci defa konuştuğunu, durumu tekrar anlattığını ve tutuklanmamaları konusunda kendisini ikna ettiğini düşündüğünü ifade ederek ‘İnşallah tutuklanma olmaz’ dedi. Şimdi herkes Meral Hanım’a kızıyor ama durum da bu. Kendisi bizzat cumhurbaşkanını iki defa arayıp amirallerimizin tutuklanmamaları için çaba sarf ediyor. Bence Sayın Akşener’in söylediklerini bu görüşmeleri dikkate alarak değerlendirmek daha adil olacak.”

Bu kadarı bile, mahkeme kararlarının nereden alındığını özetliyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Akşener’den ‘Bütçe’ Tepkisi: Biz Vergi Vereceğiz Ki, Saraydaki Sefa Hiç Bitmesin

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında TBMM’ye sunulan 2023 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ni sert ifadelerle eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir” dedi.

Haber Merkezi / Bütçedeki harcamaların ulaşacağı rakama dikkati çeken Akşener, “Pekiii, tüm bu harcamalar nasıl karşılanacak? Tabii ki milletimizin sırtına yüklenen vergilerle karşılanacak. Tüketici artan fiyatlar nedeniyle, daha fazla vergi ödeyecek. Çalışanlar vergi dilimlerinin düşük artırılması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek. Esnaf ve sanayici reel bir kazancı olmasa dahi düşük fiyattan girişlerin, yüksek fiyattan çıkması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek” dedi ve ekledi:

“Yani biz para vereceğiz ki, yandaşlar zenginleşmeye devam etsin.  Biz elimizi cebinize atacağız ki, faiz geliri elde edenler üzülmesin. Biz vergi vereceğiz ki, saraydaki sefa hiç bitmesin. Bütçenin özeti, işte tam olarak budur. Ez cümle içinde milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir.  Nokta.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bartın’daki facianın ardından yaptığı “kaza” açıklamalarına tepki gösteren Akşener, şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan işine geldiğinde “benim bakanım”, işine gelmediğinde, “kader” diyemezsin. Beceriksiz yöneticilerinin hatalarına, iş bilmezliklerine, kader diyemezsin. 21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Maden faciasını bile, kendi kader anlayışıyla yorumlayan hatasını bulana hain eleştirene terörist kadına sürtük, gencine aşağılık diyen ucube bir anlayışla devlet yönetilmez!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“Geçtiğimiz cuma milletçe büyük bir acı yaşadık. Ne yazık ki 41 madenci kardeşimizi kaybettik.

Partimizin bünyesinde ne kadar hukukçu varsa, maden şehitlerimizin ailelerinin hakkını hukukunu hiçbir şey almadan takip edeceksiniz.

Yaptığımız inceleme ve çalışmalar sonucunda görüyoruz Amasra’daki felaket de maalesef adeta geliyorum demiş.

Sayıştay uyarmış, raporuna yazmış, iş müfettişleri uyarmış, ocakta çalışan madenciler uyarmış.

Sayın Erdoğan’ın atadığı yetkililer kıllarını kıpırdatmamışlar. Sonuç 41 kardeşimizi daha ihmale kurban verdik. Artık bu duruma şaşıramıyoruz. 17 Mayıs 2010’da 30 canımızı kaybettik, 13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 insanımızı yitirdik.

28 Ekim 2014’te Ermenek’te 18 kardeşimizi kaybettik. Bilerek katliam diyorum çünkü bu kadar uyarıya rağmen tedbir almazsınız, yaşanan felaketin adı katliam olur.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ilgilere dönüp ‘bu uyarıları neden dikkat almadınız?’ diyeceğine, ne yaptı biliyor musunuz, 41 hayatın söndüğü bu felaketten bile başarı hikayesi çıkarmaya kalktı. Bu arkadaş, 8 sene önce de Soma’da utanmadan ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ demişti.

Bu defa ‘Çok şükür 24 saat geçmeden 41. şehidimize de ulaştık’ dedi. ‘Biz kader planına inanmış insanlarız’ dedi.

İmanımızı sömürmeye kalkmak kimsenin haddi değildir. Bir kazanın tüm şartları oluşmuş ve sen tedbir almıyorsan şartlar yerine gelir.

7 Ocak 2013’te Kozlu’da metan gazı patlaması oldu. Uzun süren yargı süreci başladı. Taşeron işi aksatmış, ekipleri göndermemiş. Tesisin güvenliğini tehlikeye atmış.

Şirkette işin üstünü örtmüş. Yargı dedi ki ‘Müessese müdürü tali kusurlu’ dedi ve 4 yıl hapis verdi.

Bir kazanın, tüm şartları oluşmuşsa ve sen tedbir almıyorsan, o kaza meydana gelir. Tedbir almayıp, sorumluluğunu yerine getirmeyip, üstüne de, tevekkülden bahsetmek, meseleyi kadere havale etmek, en hafif tabiriyle, terbiyesizliktir.

Aileler isyan ettiler. Mahkeme, 4 yıllık hapis cezasını para cezasına çevirdi. O müessese müdürü ne oldu, TTK Genel Müdür olarak atandı.

8 canımızı kaybettiğimiz olayda ceza alan bir kişi kurumun en tepesine oturtuldu. Bu da mı kader Sayın Erdoğan?

Maden senin bakanın hesap sorsana, ‘Nerede tedbirler’ desene. İşine gelmediğinde kader diyemezsin. Maden işçisine ölümü kader diye kabullendiremezsin.

21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, 41 naaşa, kısa sürede ulaşmakla övünmez, o felaketin, yaşanmamasıyla övünür.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, tabut başlarında siyasi nutuklar atmaz, sorumlular hakkında, gerekeni yapar.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, Milletinin karşısında, felakete neden olanları kollamaz, hakkını ve hukukunu korumak için, her daim, dimdik, milletinin yanında durur.

Çünkü; liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, hamasetle, laf kalabalığıyla değil, duruşla ve icraatla olunur. Bu kadar basit.

“Dünya ortalamasının 20 katı”

Soma’dan sonra geçen 6 yılda her yıl madenlerimizde çalışan 100 bin işçimizden 53’ünü iş kazalarında yitirmişiz. Dünya kömür madeninde yeni standartlar belirliyor.

Alınan tedbirlerle ölüm oranları hızla düştü. Türkiye’deki ölüm riski dünya ortalamasının 20 katından fazla. Sayın Erdoğan buna fıtrat da kader de diyemezsin.

Senin atadığın beceriksiz yöneticilerin asli görevi ölümleri engellemektir. Atılacak adımlar, alınacak tedbirler belli. Hamaseti bırakıp işinizi yapacaksınız. Yapamıyorsanız da çekip gideceksiniz.

2023 bütçesi

Muhteşem ekonomi yönetimi sayesinde tüketici enflasyonu yüzde 83,5’a ulaştı. Enflasyon öngörülenin 74 puan üzerinde gerçekleşti.

Ama gözünde ışıltı var adamın. Bu arkadaşları öngörü kabiliyetleri için tebrik etmek istiyorum.

Muhteşem ikilinin 2022 için hedeflediği dolar kuru 9,27 kuruştu, şimdi 18,6 kuruş. Benzer başarıyı cari açıkta görüyoruz. Cari açık 18,6 milyar dolar planlanmıştı, ilk 8 ayda 40 milyar dolar cari açık verildi.

Gerçekten olağanüstü yönetim becerisi. 2022 yılında bütçe açığının 278 milyar lira olmasını hedeflemişlerdi, bütçe açığı 461 milyar lira olacak diyorlar.

Hazine ve Maliye Bakanlığı istatistiğine göre bütçe 33 milyar fazla vermiş. Çünkü eylülde 78,6 milyar lira açık verilmiş.

Bütçe açıklarının şahlanarak devam edeceğini görüyoruz. 2022 bütçesinde toplam harcamalar için ödenek 1,751 milyar liraydı. Şimdi ise harcamaların 3 trilyona ulaşacağı ifade ediliyor.

Tarih yazıyoruz diye gezenlerin öngörüsüzlük kitabı yazdığına şahit oluyoruz. Toplam faiz ödemesi 640 milyar lirayı aşacak.

İşte size Nass. Devletin bütçesinden 5 kuruş çıkmıyor diye pazarlanan KÖİ’lere ödenecek 43 milyar liranın 53 milyar lirayı bulması bekleniyor.

Peki bunlar nasıl karşılanacak, daha fazla vergiyle karşılanacak. İçinde milletin hayrına hiçbir şey olmayan bu bütçe israf, yandaş bütçesinden ibarettir.

Korku çok kuvvetli bir duygudur. En çok da sahibini vurur. Neden çok korkuyorsanız, etrafınıza da korku salmaya çalışırsınız. İktidarın korku üzerinden hakimiyet oluşturma çabası da bundan kaynaklanıyor. Yalanların meydana saçılmasından korkuyorlar.

Saray’daki sefanın bitmesinden korkuyorlar. İktidarı kaybetmekten korkuyorlar. Artık bizzat oylarıyla seçildikleri milletimizden korkuyorlar.

Anne-babalardan korkuyorlar. Çiftçilerimizden korkuyorlar. Gençlerimizden korkuyorlar. Gazetecilerimizden korkuyorlar. İşte bu yüzden de her korkanın yaptığı gibi onlar da baskı ve zorbalığa sarılıyorlar.

Onlardan daha çok korkarsak kazanabileceklerine inanıyorlar. Korkma diye yazılan hikayemizi, irademizi, kudretimizi, gönlümüzü unutuyorlar.

Dezenformasyon yasası

Tüm itirazlarımıza rağmen utanmadan sıkılmadan sansür yasasını Meclis’ten geçirdiler. Bu yasa bir utanç vesikası olarak kalacaktır.

Tarihinin hiçbir döneminde esaret kabul etmeyen bir millete pranga vurmaya çalışan aymazlığı ne tarih ne millet unutmayacak” ifadelerini kullandı.

Bu yasa bir istibdat yasasıdır. Aziz milletimiz ne darbeler ne baskılar gördü de susmadı, sizin bu uyduruk yasanızla mı susacak?

Dün nasıl gittilerse siz de tıpış tıpış gideceksiniz. İstibdat meraklıları nasıl gittiyse siz de gideceksiniz.”

Kürşad Zorlu, İYİ Parti’ye katıldı

Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kürşad Zorlu, toplantının başında İYİ Parti’ye katıldı ve bir konuşma yaptı.

Akşener, Zorlu için “Zaten ailemizin bir parçasıydı, bugün ailemizin nüfusuna ismini yazıdırdı. Ben ona ‘Dur’ dedim durdu, ‘Gel’ dedim geldi. Tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Başbakan Olabilir Mi?

İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Bilal Karaca, Meral Akşener’in “Başbakanlık” çıkışını hatırlatarak, “Merkez sağ/milliyetçi geçmişiyle bilinen bir ismin yaratacağı ek sinerji, İYİ Parti’yi şimdilerde sıkışıp kaldığı yüzde 17-20 bandından 30’lara doğru sıçratabilir. Akşener’i merkez sağın tartışılmaz lideri, seçimin mutlak galibi ve 67. Hükümetin Başbakanı yapabilir” ifadelerini kullandı.

Korkusuz yazarı Ahmet Takan, İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Bilal Karaca’nın değerlendirmelerini aktardı.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda acele edilmesi gerektiğini düşünen Karaca, seçilecek ismin parlamento seçimlerine de etki edeceği görüşünü ifade etti.

İyi Parti lideri Meral Akşener’in “Başbakanlık” çıkışını hatırlatan Karaca, “Merkez sağ/milliyetçi geçmişiyle bilinen bir ismin yaratacağı ek sinerji, İYİ Parti’yi şimdilerde sıkışıp kaldığı yüzde 17-20 bandından 30’lara doğru sıçratabilir. Akşener’i merkez sağın tartışılmaz lideri, seçimin mutlak galibi ve 67. Hükümetin Başbakanı yapabilir” ifadelerini kullandı.

“Bu mesele, sadece Akşener ve İYİ Parti’nin meselesi de değildir” diyen Karaca, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin geleceğini ve bütün muhalefet blokunun başarısını belirleyecek bir gerçekliktir. 6’lı Masa’nın bileşenleri belli, bunların temsil ettiği kitlelerin sayısal gücü malum. CHP bir türlü yükselemiyor, Gelecek ve DEVA beklenen çıkışı yapamadı. Hitap ettiği seçmen potansiyeli bakımından iktidar değişimini sağlama konusunda umut vadeden tek parti, İYİ Parti görünüyor.

Kaldı ki; kamuoyu araştırmaları da göstermektedir ki, AK PARTİ ve MHP’den uzaklaşan seçmenin önemli bir çoğunluğu ya İYİ Parti’ye yanaşmaktadır, ya da bir süre sonra partisine geri dönmektedir. Yani, ancak İYİ Parti büyürse, AK Parti küçülebilmektedir. Bu çıplak gerçekliği artık sözde muhalif ‘akıldanelerin’ ve suret-i haktan görünen kamuoyu araştırmacılarının ama’sız, fakat’sız, açık seçik görmesi gerekir.”

Paylaşın