İYİ Parti: Millet İttifakı Adayını 2 Mart’ta Belirleyecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını 2 Mart’ta belirleyeceği açıklandı.

İYİ Parti genel merkezinde gündemi değerlendiren ve basın mensuplarının sorularını yanıtlayan parti sözcüsü Kürşad Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız” dedi.

Zorlu, “Biz İYİ Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Kürşat Zorlu, açıklamasının devamında, “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu” dedi ve ekledi:

“Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Zorlu, CHP, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’yle birlikte çalıştıkları Millet İttifakı’nın adayının 2 Mart’taki toplantıda belirleneceğini duyurdu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in dün gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin konuşan Zorlu, “Millet İttifakı’nın paydaşlarının zaman zaman yaptığı periyodik görüşmelerden biridir. Yaklaşık 1,5 saatlik bir görüşme gerçekleştirdiler. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanımızı ziyaretleri sonrası adım adım 2 Mart’taki toplantıya tüm paydaşlar hazırlanıyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şöyle devam etti: “Dün görüşmeden sonra bazı yayınlarda aday üzerinde mutlak bir anlaşma olduğu ya da bize atfen kullanılan ve asla kabul etmeyeceğimiz ‘pazarlık’ gibi ifadeler, bunların hiçbirisi gerçeği yansıtmamaktadır.”

“2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek”

Saadet Partisi ev sahipliğinde 2 Mart’ta düzenlenecek Millet İttifakı toplantısına ilişkin de konuşan Zorlu, “2 Mart’ta Millet İttifakı 13’üncü cumhurbaşkanını belirleyecek. Bu iradeyi gösterecek ve en kısa zamanda da bu iradenin ortaklaşmasıyla bunu milletimizle paylaşacağız. Biz İyi Parti olarak milletimizin neyi istediğini, neyi beklediğini biliyoruz. Bu sorumlulukla sayın Genel Başkanımız görüşmelerini gerçekleştiriyor” ifadelerini kullandı.

Zorlu, şunları kaydetti: “Biz istişareye çok önem veren bir siyasi partiyiz. Dün milletvekillerimiz ve başkanlık divanı üyelerimizle uzun bir toplantı gerçekleştirdi sayın Genel Başkanımız. Burada deprem konusundaki gelişmelerin yanı sıra elbette bu konular da konuşuldu.

Tümüyle ilgili oy birliğiyle İYİ Parti TBMM Grubumuz, sayın Genel Başkanımız tam olarak yetkilendirmiştir 2 Mart’taki toplantı için… Yarın da grup toplantımızın ardından Genel İdare Kurulu toplantımız gerçekleşecek. Bu şekilde milletimizin istek ve iradesini masaya götürmek suretiyle nihai neticiye ulaşmanın gayreti içinde olacağız.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan “Aday” Açıklaması: Uzlaşmayla Belirleyeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantı öncesi açıklamalarda bulundu. Önceki gün partisinden seçimlerde Cumhurbaşkanı adayını belirleme dahil tam yetki alan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Altılı Masa’nın adayı ilk turda kazanacak” dedi.

YetkinReport’a konuşan Kılıçdaroğlu, “Tek kişilik hükümet artık yönetemiyor. Devletin iyi yönetilmediğini deprem bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkardı. Altılı Masa adayı ilk turda cumhurbaşkanı seçilecek, buna inanıyorum” diye konuştu.

Bugün (27 Şubat) İYİ Parti lideri Meral Akşener’le ikili bir görüşme gerçekleştirecek olan Kılıçdaroğlu, “Altılı Masanın dağılacağı söylentileri asılsız, kopma ihtimali yok. Her ne kadar uyumsuz olduğumuz havası yaratılmak isteniyorsa da Masa uyumlu çalışıyor.

Elbette ki zaman zaman masada ya da belli alanlarda birlikte çalışan arkadaşlarımız arasında farklı görüşler dile getiriliyor. Ancak biz uygar insanlar gibi görüşüp, sorunları aşıyoruz. Adayımızı uzlaşmayla belirleyeceğimizi daha önce açıklamıştık” ifadelerini kulandı.

CHP lideri, HDP ve Kürt seçmen sorusu üzerine de “Altılı Masanın belirleyeceği cumhurbaşkanı adayı toplumun her kesiminden, yurdun her bölgesinden, her kimlikten, her inançtan ayırt etmeden oy isteyecektir. Bu da doğal. Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen herkesin de bunu göreceğine inanıyorum. 2 Mart toplantısında bütün bunları görüşme imkanımız olacak” ifadesini kullandı.

‘Deprem her şeyi ortaya çıkardı’

“Halkın tek kişilik hükümete tepkileri daha deprem felaketinden önce birikmeye başlamıştı” diye Kılıçdaroğlu, seçimin ilk turda kazanılacağından nasıl emin olduğu sorusu üzerinde şunları sıraladı:

“- Demokrasi söylemi, demokrasiye duyulan ihtiyaç toplumun dokusuna çoktan sirayet etmeye başladı,

– Ekonomideki olumsuzluklar mutfağı vurmuş vaziyette,

– Toplumda ciddi bir gelecek endişesi baş gösterdi, özellikle gençlerde bu çok belirgin olarak ortaya çıkıyor,

– Gelir dağılımındaki eşitsizlik uçurumu artıyor, açıkça ifade etmek gerekirse alt gelir gruplarından sınırlı sayıdaki üst gelir grubuna milyarlar akıtılıyor,

– Dış politika itibarsız ve güvenilmez bir çizgide,

– Yönetim yolsuzlukları önlemiyor, aksine devleti soyanlar ya da rüşvetçiler devlet katında itibar görüyor,

– Devlet kadrolarında liyakat yok, AFAD olayında bu çok net görüldü,

– Cumhuriyet kurumları çürütüldü; Kızılay’ın Türk Hava Kurumunun, üniversitelerin hali ortada.

– Deprem felaketi devletin iyi yönetilmediğini bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkardı.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Masa’ya İsim Mi Götürecek?

Parlamenter Sisteme Geçiş Mutabakat Metni’ni imzalayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı yaklaşık 1 yıllık çalışmanın ardından ortak cumhurbaşkanı adayını belirlemek için bir araya gelecek.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan habere göre, 2 Mart’ta, Saadet Partisi ev sahipliğinde yapılacak toplantıda 6 lider ilk kez yüz yüze aday ismi konuşacak. Toplantı gündemi için liderleri ziyaret eden Karamollaoğlu’nun görüşmelerde aday belirleme ile ilgili yöntemin yanı sıra isim önerilerini de aldığı, konuşulan isimlerle ilgili değerlendirmeleri de not ettiği biliniyor. Öneriler Karamollaoğlu tarafından ikinci liderler turunda bir kez daha değerlendirilecek.

Altılı Masa’da İYİ Parti dışında diğer partilerin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili büyük itirazı bulunmadığı kaydediliyor. Sık sık, “Noter değiliz, kazanacak aday gösterilmeli” çıkışı yapılan İYİ Parti’de ise durum farklı.

Partide, “Bizim Kemal Bey’e karşı olduğumuz algısı yanlış. Hiç kimsenin adaylığına veto koymayız ancak bizim de önerimiz olabilir. Siz adaysınız, ama şu isim de olabilir, hangisi daha iyi sonuç getirecekse bakalım, onu tercih edelim, diyebiliriz. Başka partiler de önerebilir. Masa’dan çoklu aday çıkmaz ama çoklu aday adayı neden konuşulmasın, tartışılmasın” değerlendirmesi yapılıyor.

Bu değerlendirme hafta başı toplanacak İYİ Parti kurullarından bir aday önerisi çıkabileceği ve Akşener’in de bu ismi Masa’ya götürebileceği anlamına geliyor.

İYİ Partili yetkililer Cumhurbaşkanı adaylarının sayısının artmasının birden fazla adayla seçime gidilmesi anlamına gelmeyeceğine dikkat çekerken, “İki ay sonra millete soracağımız aday için bugün neden yoklama yapılmasın?” diyerek kamuoyu anketi talebinden vazgeçmiyor. Şimdi gözler kritik zirve öncesinde İYİ Parti kurullarında yapılacak toplantılarda…

Liste pazarlığı mı?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayını belirleyeceği toplantıdan 6 gün önce yaptığı, “Kazanacak aday gösterilmeli, noter değiliz” yönündeki açıklamaları kritik buluşma öncesi gerilimi yükseltti. Akşener’in sözleri Cumhurbaşkanı adayına dair olsa da kulislerde bu çıkışı parlamento seçimleri ile ilişkilendiren siyasetçiler de var.

Millet İttifakı’nın bir aday üzerinde mutlaka uzlaşacağını, masanın hiçbir şekilde dağılmayacağını savunan bazı siyasetçiler, “Akşener masadan daha çok şey almak istiyor olabilir. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi liderlerin konumu dışında Meclis aritmetiğine göre belirlenecek görünüyor. Akşener bunun için milletvekili sayısını artırmak zorunda. İttifak bileşenleri olarak ülkenin yarısında, yaklaşık 40 ilde ortak liste ile seçime girmeyi konuşuyoruz. Bu açıdan illerde belirlenecek listeler şimdiden pazarlık konusu olabilir” deniliyor.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Adayın Açıklanması Seçim Takvimine Bağlı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı partilerinin kurmayları aday gündemiyle yapılacak toplantıda kararın hemen çıkmayabileceğine işaret ediyor.

Üst üste birkaç toplantı yapılabileceği kaydedilirken isim netleşse dahi aday ilanının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçim takviminin açıklanmasından sonraya bırakılabileceği kaydediliyor.

Gazate Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Maraş merkezli 11 kentte büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremlerin ardından siyaset gündemine verilen ara yaklaşan seçim takvimi nedeniyle bitiyor. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını belirlemek için 2 Mart’ta yapacağı toplantı için hazırlıklar başladı. Toplantının ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, toplantıdan önce, ikinci bir liderler turu yapacak. CHP ve İYİ Parti’de de kritik zirve öncesi partilerin yetkili kurulları toplanacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Şubat Pazar günü sabah saatlerinde partisinin milletvekilleriyle bir araya gelecek. Milletvekilleri deprem bölgesinde olduğu için online olarak gerçekleşecek bu toplantıda bölgede yürütülen çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra yaklaşan seçime yönelik değerlendirmeler yapılacak. Aynı gün CHP Parti Meclisi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya gelecek. Bu toplantıda da 14 Mayıs’ta yapılma ihtimali güçlenen seçim çalışmaları masaya yatırılacak.

Her iki toplantıda da Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı ve geçiş sürecinin yönetim şekli gibi tartışmalar da gündeme gelecek. Toplantılarda aday belirleme, seçim ittifakları ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularda Kılıçdaroğlu’nun tam yetki alması ve 2 Mart toplantısına bu yetki ile katılması bekleniyor.

Akşener parti yetkililerini dinleyecek

İYİ Parti’de de 2 Mart toplantısı öncesi yoğun bir toplantı trafiği yaşanacak. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin en üst yönetim organı olan Genel İdare Kurulu’nun yanı sıra Başkanlık Divanı üyeleri ve milletvekili grubu ile bir araya gelecek. Toplantılarda Akşener, parti yetkililerinin cumhurbaşkanı adayı ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularındaki görüşlerini alacak.

Deprem nedeniyle ertelenen 13 Şubat toplantısı öncesi liderler turu gerçekleştiren Karamollaoğlu, bu ziyaretlerinde aday ismi ve geçiş süreci yönetim şekline ilişkin genel başkanların görüşlerini almıştı. Bu ziyaretlerde liderler Karamollaoğlu’na isim önerileri sunmuş, diğer liderin önerdikleri isimlere ilişkin değerlendirmelerini aktarmıştı. 2 Mart toplantısından önce liderleri tekrar ziyaret edecek olan Karamollaoğlu, hem toplantının gündemini belirleyecek hem de aday ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularda liderlerin son görüşlerini alacak, olası pürüzleri minimuma indirmeye çalışacak. Karamollaoğlu’nun liderler turuna pazartesi günü başlayıp ziyaretlerini iki gün içinde tamamlaması bekleniyor.

Adayın ilanı seçim takvimini bekleyebilir

Millet İttifakı partilerinin kurmayları aday gündemiyle yapılacak toplantıda kararın hemen çıkmayabileceğine işaret ediyor. Üst üste birkaç toplantı yapılabileceği kaydedilirken isim netleşse dahi aday ilanının YSK seçim takviminin açıklanmasından sonraya bırakılabileceği kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı adayı konusunda “kazanacak aday” vurgusu devam eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Fox TV yayınında yaptığı açıklamaları Millet İttifakı’ndaki diğer partilerin de gündeminde. CHP’li kurmaylar, Akşener’in açıklamalarının ittifakta bir kırılmaya sebep olmayacağını, liderlerin bu seçimin öneminin farkında olduğunu ve itidalli davranacağını vurguluyor.

Masanın ilkeleri olduğunu ve bu ilkeler üzerinde yoluna devam ettiğini belirten CHP’li bir yetkili Akşener’in ‘kazanacak aday’ vurgusunun seçime giden süreçteki pazarlık kozunu yükseltme, milletvekili sayısını artırma amacı taşıyabileceğini ifade ediyor.

İYİ Parti Lideri Akşener ne demişti?

Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davada ceza almasının ardından İmamoğlu’na destek vermek için İstanbul’a gitmesine yönelik eleştirilere Fox TV yayınında cevap vererek, “Almanya’ya gitmesinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir problem yok. Yanında bulunan muhteremler, beni ararlardı. Hani Hande Fırat’la Sayın Erdoğan 15 Temmuz’da yapmıştı ya. Sayın Kılıçdaroğlu beni arardı, ben onu halka gösterirdim. Bunu akıl eden kurmay zekadır. Sonuç, beceremediniz. Terbiyesiz, fırsatçı ben oldum” ifadelerini kullanmıştı.

HDP’de gündem deprem ve seçim

Halkların Demokratik Partisi (HDP) de Merkez Yönetim Kurulu toplantısını 27 Şubat Pazartesi günü yapacak. Bu toplantıda da deprem bölgesinde yürütülen ve yürütülecek çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra yaklaşan seçime ilişkin faaliyetler de masaya yatırılacak. Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplantı tarihi ise netleşmedi. Bu toplantının da ‘cumhurbaşkanı adayı ve ittifak’ gündemiyle mart ayı başında gerçekleşmesi bekleniyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Seçim 14 Mayıs’ta Yapılacak

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin en geç 18 Haziran’da yapılması gerektiğini belirterek, “18 Haziran’da kesinlikle bu seçim olacaktır, olmalıdır” dedi ve ekledi:

“Son aldığımız duyum, 14 Mayıs’ta seçim kararını Sayın Erdoğan’ın aldığına dair. ’14 Mayıs’a yetiştireceğiz’ deniliyorsa, yetiştirilir. Ama bu kararı Sayın Erdoğan almak zorunda.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox Tv’de İlker Karagöz’ün Çalar Saat adlı programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“Afet, deprem bu toprakların kaderidir ancak bu yaşadığımız felaket ihmaldir, sebebi Beştepe’dir. Afet büyük olup yönetilemediği zaman felakete dönüşür.

AFAD’ın bütçe yüzünden 4 aydır yeterli malzeme alamadığına dair bilgi geldi.

Yardımların yerine ulaşamadığını fark ettik. Kendiler dağıtamadılar çünkü eleman sayısı yeterli değil.

AFAD’ın bilgisi dahilinde biz arama-kurtarma konusunda gönüllülere çağrıda bulunduk, 30 bini aşkın telefon aldık.

Listeler yapıp onların içinden AFAD’ın üst düzey yöneticiler bize dedi ki ‘Arama-kurtarma deneyimi olsun’ 3 uçak dolusu insanı biz arama-kurtarma çalışmaları için AFAD’ın bilgisi dahilinde gönderdik.

Bir haftada Sayın Erdoğan’ın atacağı imza sayısı 36 binmiş. Yahu bir insana bu mümkün değil. Bu bana verilen bilgi. 36 bin imzayı atamaz kardeşim. Biz deprem sürecinde sahadan aldığımız bilgileri yetkililere ilettik sürekli.

Bizim 16 kişimiz sahaya gittiler, ondan sonra ilçe teşkilatlarımızdan ve üyelerimizden bilgi almaya başladı. Bu bilgileri alıp vay adiler çözemediniz demek yerine ben aldım bunu Hasan Doğan dahil ilgili bakanlıklar dahil bunları ilettik biz, çözülsün diye.

Mesela tüp meselesi bizim sahadan aldığımız bilgidir. O yıkıntının altında soğuktan donarak ölmek diye bildiğim bir durumu hipodermi diye açıkladı bir arkadaşımız bunları ilettik hatta bu kısmını bizzat Sayın Erdoğan’a ben ilettim.

Hemen talimat vereceğim dedi ve verdi ama iletme konusunda problem oldu. Yardımların yerine ulaşamadığını fark ettik.

AFAD müdürü arandı. AFAD müdürü validen, vali genel merkezden şey yapmadan izin veremedi ya. Bunlar için her seferinde saraydan bir kişi arandı. Nereye konuşuyor o Fuat Oktay!

(Erdoğan’ın “ahlaksız namussuz, adi” sözlerine cevap)

Hicap diye bir kavram vardır, utanma daha başka bir şeydir. Yahu hicap duyguları gitmiş. Sen böyle bağırdığın zaman senin gözünün içine bakan o silsile aşağıda ne yapmaz kardeşim. En azından onu düşün be. Balık baştan kokarmış.

Akşener’den “not ediyoruz” cevabı

Bunlar. Tek bilek tek yürek tek vücut olduk biz insanlar olarak. Bu bir sörf dalgası çık üstüne kardeşim. Bu insanlığın artı değerini kendine yazdır siyasi olarak.

Birinci derecede ahmaklık görüyorum bu sözleri, siyasi olarak gerçek bir geri zekâlılık görüyorum. Bu saatten sonra ölümü tatmış bir insanın neden korkusu olur ya! Kimle neyi korkutuyorsun.

Hazır bir araya gelmişken bir iyilik dalgası var, çık üzerine kardeşim. Bunun yerine parmak sallıyor. Ne oluyor, kime yarıyor. Bir ahmaklık ve siyasi geri zekâlılık olarak görüyorum. Parmak sallamak bir ihtiyat haline geldi.

Öğrenmeye kapalı bir yapı sadece seçim almaya odaklı, empati yoksunu bir yapı, sonuç itibariyle korkutursam her işleri hallederim deniyor. Her yeri kapattınız elinize ne geçti? Elimizde telefonlarımız var. Burayı kapattın da ne geçti eline?

“Seçim 14 Mayıs’ta yapılacak”

Seçim tarihi tartışmalarına değinen Meral Akşener, şunları söyledi:

18 Haziran’da bu seçim kesinlikle olacaktır, olmalıdır. Şimdi aldığımız bilgilere göre 14 Mayıs’ta Sayın Erdoğan’ın bu seçimi yapacağı yönünde.

Bu kararın 10 Mart’ta alınması gerekiyor. Biz eğer 6 Nisan öncesinde bir seçim kararı alınırsa ona Meclis’te onay vereceğimizi söylemiştik.

Çünkü bir kanun çıkmıştı eski seçim yasasına yürüsün diye, bu 14 mayıs bunun karşılığı değil, dolayısıyla Meclis’te biz buna onay vermeyeceğimizi ilan etmiştik, aynı yerde duruyoruz”

Şimdi yetiştirip yetiştirilemeyeceği benim tamamen mantığım çerçevesinde gerçekler üzerinden bir tarifimde 14 Mayıs’ta yetiştireceğiz deniyorsa yetiştirilir orada bir sorun yok. ama bu kararı Erdoğan almak zorunda.

Niçin buna rağmen hızlı bir şekilde yapılacağını siyasi olarak soruyorsanız, benim gezip gördüğüm bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan gerçeklik şu, Sayın Erdoğan bu işin becerilemediğini anladı, uzadığı takdirde daha büyük beceriksizliklerle karşılaşılabileceğini herhalde anladı, ciddi bir para topladı dolayısıyla bazı şeyleri daha hızlı bir şekilde yaparmış gibi bir dili geliştirmek daha kolay. Geleceğe dair söyleyecek bir şey kalmadığı için en uygun zaman gibi görünüyor.”

Paylaşın

Meral Akşener: Sayın Erdoğan Ve Ekibinin Acizliğini Görüyoruz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Biz, 1999 depreminin üzerinden geçen, 24 yılın ardından, 6 Şubat’ta, sadece deprem gerçeğiyle yüzleşmedik. Biz aslında, 24 yıl sonra, hiçbir dersin alınmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Sadece beton blokların değil, ahlakın da çürüdüğü gerçeğiyle yüzleştik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi /“Yapı denetim sisteminin, işlemediği gerçeğiyle yüzleştik. Rant sevdasının, hırsızlığın, yolsuzluğun, acı reçetesiyle yüzleştik. İmar affının, çözüm değil, tam tersine, ölüm fermanı olduğu gerçeğiyle yüzleştik. Tedbirsizlikle, iş bilmezlikle, liyakatsizlikle yüzleştik.”

Akşener, konuşmasının devamında, “Ülkemizin içine hapsedildiği, tek adam sistemiyle, devletimizin kurumsal yapısının, nasıl can verdiğini, senelerdir anlatıyoruz. Ancak ne yazık ki, bu gerçek, kendisini, kriz anlarında daha net belli ediyor. Ormanlarımız yanıyor; söndürecek uçağımızın olmadığını, yangın sırasında öğreniyoruz.

“Paramız, ani kur ataklarıyla pul oluyor; Merkez Bankamızda para kalmadığını, dolar, 3 katına çıktığında öğreniyoruz. Ve maalesef, deprem oluyor. Binlerce vatandaşımız, enkaz altında yardım bekliyor, soğukta çadır bekliyor, tuvalet bekliyor, aş bekliyor; ve biz, iktidarın hiçbir ciddi hazırlığının olmadığını, afet yönetiminin çöktüğünü, Sayın Erdoğan ve ekibinin, acizliğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, TBMM’deki partisinin grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasında önemli başlıklar şöyle:

“Yakın tarihimizin, en büyük acısını yaşıyoruz. Ama tüm acılarımıza rağmen, her zaman olduğu gibi, yan yanayız. Ve bu yarayı, hep birlikte saracağımızın farkındayız. Çünkü, ne olursa olsun, bizim mayamızda; kardeşlik var. Dayanışma var. Zor günlerde, kenetlenme var. Toplu vuran, sinmeyen ve asla yılmayan, yüreklerimiz var. Bu, dün de böyleydi; şükürler olsun, bugün de böyle. Ve yürekten inanıyorum ki, yarın da böyle kalacak.

Şüphesiz; yaşadığımız bu felaketin izleri, ne hafızamızdan, ne de kalbimizden silinmeyecek. Hayatla ölüm arasındaki, o ince çizgiyi, memleketimizi yasa boğan, o büyük acıyı, tüm Türkiye’nin kulaklarını çınlatan, o feryatları, asla unutmayacağız. Nice hayatların, nice hayallerin, moloz yığınlarının, altında kalışını unutmayacağız. Tertemiz niyetlerle uyunan bir geceye, çamurun sıçradığı, o karanlık sabahı unutmayacağız. Sesini duyuramayan evlatlarımızı, annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi unutmayacağız. Başkaları unutabilir. Biz, dün de unutmadık, bugün de unutmayacağız. Ve asla unutturmayacağız.

Elbette ki, acının asıl sahibi, depremi şehrinde, mahallesinde, köyünde yaşayan vatandaşlarımızdır… Binlerce ailemizin can kayıpları var. Kaybettikleri evleri, işyerleri, birikimleri var. Hatıraları, anıları var. Kaybolan çok şey var… Bu vesileyle; Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, Yüce Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevdiklerine, sabır diliyorum. Allah, ailesiz kalan çocuklarımızı korusun. Allah, çadırlarda kalan depremzedelerimize, direnme gücü versin. Allah, yaralarımızı sarmak için, ter döken, görevlilerimize, gönüllülerimize, güç kuvvet versin. Yaralı vatandaşlarımızın, bir an önce sağlığına kavuşmaları için, dua ediyorum. Hepimizin başı sağ olsun, hepimize geçmiş olsun.

Ben, 1999 depremini bizzat yaşamış, yakınlarını kaybetmiş bir insanım. Dolayısıyla, deprem gerçeğiyle yüzleşmenin, ne demek olduğunu, iyi biliyorum. 99 depremi, hepimize çok şey öğretti. Mesela bunlardan biri; ilk 72 saatin önemiydi. Arama kurtarma çalışmalarının, yapıldığı yerlerde, ayak altında dolaşmamak, oradaki çalışmalara, engel olmamak çok önemlidir. Çünkü ilk 72 saatte, en büyük ihtiyaç; enkaz altındaki vatandaşlarımızın kurtarılması ve bölgeye gerekli desteğin, en hızlı şekilde sağlanmasıdır.

İşte biz de tam olarak bu sebeple, afeti öğrenir öğrenmez, Afet Koordinasyon Merkezimizi kurup, parti olarak seferber olduk. Milletvekillerimizi, genel başkan yardımcılarımızı, gençlik kollarımızı, teşkilat mensuplarımızı ve gönüllülerimizi harekete geçirdik. Hem arama kurtarma faaliyetlerine, yardımcı olmaları, hem de, bölgedeki eksikleri, talepleri ve ihtiyaçları, tespit etmeleri için 10 şehrimize gönderdik.

Ben de, 72 saat sonra deprem bölgesindeydim. Yaralılarımızı ziyaret ettim, aile fertlerini, yakınlarını, sevdiklerini kaybetmiş insanlarımıza, taziye ziyaretlerinde bulundum. Yürütülen çalışmaları, yerinde gördüm. Depremzede vatandaşlarımızın, taleplerini dinledim. Özellikle ilk 3 gün boyunca, bölgede yaşanan organizasyon krizi, vatandaşlarımızın canını yakan, başlıca konulardan biri oldu. Beşinci günde bile, hâlâ arama kurtarmanın ulaşamadığı enkazlar vardı.

O enkazların başında, binlerce insanımız, yakınlarının, enkaz altında, gün geçtikçe azalan seslerini dinlediler. Evlatlarını çıkarma ümidiyle, günlerce beklediler. Kimisi, evladının sesini duymuş. Enkaz altındayken, onunla konuşmuş. Yüzlerce kiloluk betonları, elleriyle kaldırmaya çalışmış. Ama beklediği yardım gelmemiş. Acısına, bir de bu çaresizliğin getirdiği acı eklenmiş. Enkaz altından kurtulan vatandaşlarımızın, çektiği çile de ayrıydı.

Cenazesine, kefen bile bulamayan, insanlarımız vardı. Depremin, 7’nci gününde bile, çadır bekleyen aileler vardı. Dondurucu soğukta, barınma, ısınma ve hijyen ihtiyaçlarını karşılayamayan, günler boyunca tuvalet sorunuyla uğraşan, vatandaşlarımız vardı.

Biz, 1999 depreminin üzerinden geçen, 24 yılın ardından, 6 Şubat’ta, sadece deprem gerçeğiyle yüzleşmedik. Biz aslında, 24 yıl sonra, hiçbir dersin alınmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Sadece beton blokların değil, ahlakın da çürüdüğü gerçeğiyle yüzleştik. Yapı denetim sisteminin, işlemediği gerçeğiyle yüzleştik. Rant sevdasının, hırsızlığın, yolsuzluğun, acı reçetesiyle yüzleştik. İmar affının, çözüm değil, tam tersine, ölüm fermanı olduğu gerçeğiyle yüzleştik. Tedbirsizlikle, iş bilmezlikle, liyakatsizlikle yüzleştik.

Ülkemizin içine hapsedildiği, tek adam sistemiyle, devletimizin kurumsal yapısının, nasıl can verdiğini, senelerdir anlatıyoruz. Ancak ne yazık ki, bu gerçek, kendisini, kriz anlarında daha net belli ediyor. Ormanlarımız yanıyor; söndürecek uçağımızın olmadığını, yangın sırasında öğreniyoruz.

“Sayın Erdoğan ve ekibinin, acizliğini görüyoruz”

Paramız, ani kur ataklarıyla pul oluyor; Merkez Bankamızda para kalmadığını, dolar, 3 katına çıktığında öğreniyoruz. Ve maalesef, deprem oluyor. Binlerce vatandaşımız, enkaz altında yardım bekliyor, soğukta çadır bekliyor, tuvalet bekliyor, aş bekliyor; ve biz, iktidarın hiçbir ciddi hazırlığının olmadığını, afet yönetiminin çöktüğünü, Sayın Erdoğan ve ekibinin, acizliğini görüyoruz.

Mesela; ülkemizde, deprem sonrasında, arama kurtarma için, vinç olmadığını; “10 tane vinç kiraladık.” diye övünen, Cumhurbaşkanı yardımcısından öğreniyoruz.  Mesela, yine aynı kişinin; Yerle bir olan, Elbistan’a; 20 kişilik bir ekip gönderdiğini açıklamasıyla, arama-kurtarma ekiplerimizin, ne kadar yetersiz olduğunu görüyoruz. Mesela; Kahramanmaraş’ta depremzede vatandaşlarımız,

Geceleri, eksi 18 derece soğukla, mücadele etmeye çalışırken; Teknoloji Bakanı’nın; 1 milyon battaniye üretmekten duyduğu, gururu izliyoruz. Mesela; bir yandan, iktidar mensupları tarafından, yol şartlarından ötürü, gecikme yaşandığı söylenirken, diğer yandan; Ulaştırma Bakanı’nın; “dayanıklı yollar sayesinde, ulaşım kesintisiz sağlanmış oldu” dediği, yaman bir çelişkiye, şahit oluyoruz.

Mesela; depremin ertesi gününde, birçok ilimizden, doğru düzgün haber bile alamazken; Türk Kızılayı Başkanı’nın; “Ulaşılamayan bir nokta yok” diyerek, kendini bile inandıramadığı, yalanına maruz kalıyoruz.

“Tüm Türkiye’de yabancılara konut satışı durdurulsun”

Yaşadığımız bu büyük felaketin, ekonomik, psikolojik, sosyolojik, ve demografik birçok etkisi olacak. Geçen hafta, bir konuya, özellikle dikkat çektim. Deprem bölgesindeki göç hareketliliği, büyük bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. 2 buçuk milyondan fazla vatandaşımızın, tahliyelerle ve kendi imkanlarıyla, bölge dışına çıktığı tahmin ediliyor.

Mevcut sığınmacı sorunuyla birlikte irdelendiğinde, bu durum, gelecekte, bölgedeki insanlarımız için, bir demografik değişim tehlikesini, gözler önüne seriyor. Nüfusumuzun, yüzde 16’sını oluşturan deprem bölgesinde, yaklaşık, 1 milyon 700 bin, Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Göçlerin yoğun yaşandığı illerimizde boşalan alanlar dışında, göçün gerçekleştiği, Mersin ve diğer illerimizde de, bu sorun, hayatı, giderek daha da olumsuz etkileyecektir.

Köylerin boşaltılması ise, bu kapsamda, sadece bir demografik değişime değil, terör örgütlerine, yeni alanlar açılmasına da neden olabilir. O nedenle, öncelikle Hatay’dan başlayarak, tüm Türkiye’de, yabancılara konut satışının, durdurulması çağrımı, buradan da tekrarlıyorum. Bu çağrımın, ne anlama geldiğini, idrak edemeyenlerin, zaten bu sorunu, bizzat çıkaranlar olduğunu, kimse unutmasın.

“İktidarı, başlayacak olan yeni inşa süreci kapsamında, sığınmacıları, ülkelerine geri göndermeye…”

Bizim amacımız, insanlarımızın, evlerine, yurtlarına, geri dönmesi, hiçbir vatandaşımızın, herhangi bir hakkının, kaybolmamasıdır. Çünkü kadim devlet geleneğimizde, devleti yönetenler, sınırlarda güvenliği, içeride ise huzuru, temin etmekle sorumludur. Çünkü sınır güvenliği ve milletin huzuru, ülkenin varlığı için vazgeçilmezdir. Ancak Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının, böyle bir derdi olmadığını, maalesef biliyoruz.

O nedenle, buradan uyarmak istiyorum: Özellikle bölgedeki insanlarımızın, mülklerini korumalarına yönelik, hukuki bir çerçevenin oluşturulması, ve farkındalık çalışmalarının, derhal organize edilmesi gerekiyor. Evet, şehirlerimizi yeniden onaracağız. Ve bunu yaparken de, yeni bir usulsüzlüğe ve çarpıklığa izin vermeyeceğiz. Ancak artık, sığınmacı problemini çözme vakti gelmiştir. Buradan iktidarı, başlayacak olan yeni inşa süreci kapsamında, sığınmacıları, ülkelerine geri göndermeye, bunun için de, gerekli adımları atmaya, ve diplomatik görüşmeleri, derhal başlatmaya davet ediyorum.

Biz, en kısa zamanda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, bu konuda görüşmeye çağıracağız. Eğer Sayın Erdoğan’ın inadı hala sürüyorsa, Daha önceki çağrımı da, bu vesileyle, buradan yineliyorum. Milletimiz için, devletimiz için, ben bu görüşmeleri yapıp, bu sorunu çözmeye hazırım. Bizler hazırız. Aziz milletim; Biz, İYİ Parti olarak; Meselelerin üstesinden gelebilmemiz için, önce onları konuşabilmemiz, çözüm yollarını arayabilmemiz gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü maalesef Türkiye, gerçekleri konuşamadıkça, yalan sarmallarında oyalanarak, çok daha büyük sorunlara doğru sürükleniyor. Ancak biz, milletimize karşı, çok büyük bir sorumluluğumuz olduğunun farkındayız. Bu sebeple de Bıkmadan, usanmadan, çağrılarımızı yapmaya, önerilerimizi, çözümlerimizi inatla anlatmaya, devam edeceğiz. Sesimiz duyulana kadar da, bundan vazgeçmeyeceğiz.”

Paylaşın

Millet İttifak: Ülkemizin En Acil İhtiyacı Yeni Bir İktidar

Millet İttifakı, deprem gündemli toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Biz siyaseten sorumluluk alacağız. Ortak Politikalar Metnimizde yer alan ‘Kentleşme’ ve ‘Afet Yönetimi’ başlıkları altındaki yol haritamızı aynen uygulayacağız. ‘Nasıl olsa deprem olmaz’ diye değil, ‘yarın deprem olacakmış gibi’ güçlü bir kriz yönetimi inşa edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Halkımız müsterih olsun! Bizler hızlı, sağlıklı ve kalıcı çözümlerimizle insanca yaşam standartlarına uygun yaşanabilir şehirler inşa etmekte kararlıyız. Aç ve açıkta tek bir insanımızı dahi bırakmayacağız! Acılarımızı hep beraber paylaşacak, maddi ve manevi yaralarımızı hep birlikte saracağız” denildi.

Açıklama, “Ülkemizin en acil ihtiyacı; içinde bulunduğumuz siyasi enkazı kaldıracak, devlet kurumlarını şeffaf ve halka hizmet esasına göre güçlendirecek, kriz koşullarında ülkeyi yönetebilecek, içinde bulunduğumuz ekonomik krizden ülkemizi çıkaracak, iktidarın içine düştüğü israf ve şatafata son verecek, yaşanan felaketten ötürü etkilenecek olan ekonomimizi güçlendirecek, devlet yönetiminde liyakati esas alacak yeni ve etkin bir iktidardır. Milletimizden aldığımız destekle, kendimize olan inancımızla Türkiye için hazır olduğumuzu duyururuz” ifadeleriyle devam etti.

illet İttifakı’nı oluşturan partiler, Maraş merkezli depremleri görüşmek üzere Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Toplantıya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu katıldı.

Toplantı sonrası Millet İttifakı ortak açıklama yaptı. Millet İttifakı tarafından yapılan ortak açıklamanın tamamı şöyle:

“Ülke ve millet olarak tarihimizin en büyük acılarından birini yaşıyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

İktidarın şaşkınlığına, acziyetine ve ayrıştırıcı tutumuna rağmen; depremin ilk anından itibaren sorumluluklarını yerine getiren, ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan kurumlarımıza ve kamu görevlilerimize teşekkür ediyoruz. Muazzam bir dayanışma gösteren, büyük bir fedakarlık ve gayretle çalışan STK’larımıza, vatandaşlarımıza, uluslararası dayanışma gösterenlere ve emek sarf eden tüm isimsiz kahramanlarımıza minnettarız.

Deprem ülkesi olan Türkiye’mizde afet öncesi gerekli hazırlıkların yapılmadığı, yeterli tedbirlerin alınmadığı apaçık ortadadır. Eskiden Başbakanlık’a bağlı olan AFAD’ın kurumsal kapasitesinin zayıflatılması, liyakatten yoksun insanlara üst düzey kadrolarda sorumluluk verilmesi, depreme dayanıksız binalara hiçbir rapor istenmeden imar affı çıkarılması ve inşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir.

Ülkemizin her kurumunda yaşanan özerklik, liyakat ve şeffaflık kaybı afet yönetimini ve depreme müdahale sürecini de doğrudan etkilemiştir. Hiçbir bürokratın inisiyatif alamadığı, her konuda talimatın bir kişiden beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmıştır. Afet süreci ne yazık ki iyi yönetilememiş, arama-kurtarma çalışmalarında geç ve yetersiz kalınmıştır. Başlangıçtan itibaren, temel ihtiyaçların temininin ve yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediği, bunların sonucunda felaketin etkisinin vahim boyutlara ulaştığı acı bir gerçek olarak görülmektedir.

Ne yazık ki, belediyeler ve STK’lar arasında ayrım yapılmış, bunların sürece dahil edilmeleri hususunda geç kalınmıştır. Kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçilmemiş, tek bir merkezden alınan kararlar çalışmaları yavaşlatmıştır. Kolluk kuvvetlerinin, madencilerin ve iş makinelerinin sahaya geç gönderilmesi, sosyal medya platformlarında bant yavaşlatma, borsanın kapatılmaması gibi akıl dışı uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmuş, krizi daha da derinleştirmiştir.

İktidar barınma, seyyar tuvalet ve hijyen konusunda yeterli adımları halen atmamış, bölgede salgın hastalık riskine karşı gerekli tedbirleri de almamıştır. Deprem sonrası yaşanan iç göçle ilgili herhangi bir planlama ve yönlendirme yapılmamıştır. Tüm hata, kusur, ihmal ve kasıtlar apaçık ortadadır. Hukuki, idari ve siyasi sorumlular da arşivlenerek dosyalarda ve hafızalarımızda not edilmiştir.

Millet İttifakı olarak, omuzlarımızdaki ağır sorumlulukların farkındayız. Şimdi önümüzde zorlu bir sınav bizleri beklemektedir. Yaşanan bu felaketten dersler çıkararak, şehirlerimizi ve geleceğimizi ortak akılla inşa etmek mecburiyetindeyiz.

Unutulmamalıdır ki; jeoloji, sismoloji, psikoloji, sosyoloji, ekoloji, tıp, ekonomi, eğitim, hukuk, siyaset, şehir planlama ve mimarlık birbirlerinden asla bağımsız düşünülemez, hiçbiri ihmal edilemez.

Bu çerçevede tüm bu alanların uzmanlarıyla süreci an be an takip edeceğiz. Depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına dair kısa, orta ve uzun vadede yapılacak işler ve buna dair ortak çalışmalar için bir komisyon kuracağız.

Uyarıyoruz! Afet bölgelerinde yabancılara ev, arsa ve arazi satışı yasaklanmalıdır! Bölgenin yeniden imarı esnasında Hatay başta olmak üzere demografik ve sosyal yapının korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle bu konunun takipçisiyiz!

Toplantımızda ele aldığımız bir diğer konu ise üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararıdır. Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir. Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir.

Biz siyaseten sorumluluk alacağız. Ortak Politikalar Metnimizde yer alan “Kentleşme” ve “Afet Yönetimi” (https://bit.ly/kentlesme-afet-yonetimi) başlıkları altındaki yol haritamızı aynen uygulayacağız. “Nasıl olsa deprem olmaz” diye değil, “yarın deprem olacakmış gibi” güçlü bir kriz yönetimi inşa edeceğiz.

Halkımız müsterih olsun! Bizler hızlı, sağlıklı ve kalıcı çözümlerimizle insanca yaşam standartlarına uygun yaşanabilir şehirler inşa etmekte kararlıyız. Aç ve açıkta tek bir insanımızı dahi bırakmayacağız! Acılarımızı hep beraber paylaşacak, maddi ve manevi yaralarımızı hep birlikte saracağız.

Ülkemizin en acil ihtiyacı; içinde bulunduğumuz siyasi enkazı kaldıracak, devlet kurumlarını şeffaf ve halka hizmet esasına göre güçlendirecek, kriz koşullarında ülkeyi yönetebilecek, içinde bulunduğumuz ekonomik krizden ülkemizi çıkaracak, iktidarın içine düştüğü israf ve şatafata son verecek, yaşanan felaketten ötürü etkilenecek olan ekonomimizi güçlendirecek, devlet yönetiminde liyakati esas alacak yeni ve etkin bir iktidardır.

Milletimizden aldığımız destekle, kendimize olan inancımızla Türkiye için hazır olduğumuzu duyururuz.

Son olarak, Suriye’de meydana gelen depremin yaralarını sarabilmek adına uluslararası camiaya bugün buradan çağrıda bulunuyor; Suriye halkına da sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Millet İttifakı olarak önceden planladığımız ve yaşanan deprem sonrası tehir ettiğimiz rutin toplantımızı ise Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde, 2 Mart Perşembe günü gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Toplanıyor: Gündem Depremler

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, liderleri deprem gündemiyle cumartesi günü toplanıyor.

Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin liderleri Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde toplanacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Kahramanmaraş depremi sonrasında ilk kez bir araya gelecek.

Millet İttifakı partileri, daha önce cumhurbaşkanı adayını belirlemek için 13 Şubat’ta bir araya gelmeyi planlamışlardı. Ancak depremin ardından bu toplantı iptal edilmişti.

Siyasi partilerin genel merkezlerince yapılan açıklamada, Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin liderlerinin Cumartesi günü saat 14.00’te Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, “deprem özel gündemi” ile bir araya geleceği duyuruldu.

Erdoğan ve Bahçeli, yaklaşık 1 saat görüştü

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan depremin ardından, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi Cumhurbaşkanlığı makamında kabul etti. Yaklaşık 1 saat süren görüşmenin ardından açıklama yapılmadı.

AFAD: Ölü sayısı 36 bin 187’ye çıktı

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı (AFAD) 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin ardından ölü sayısının 36 bin 187’ye çıktığını duyurdu.

Depremlerin ardından 4 bin 323 artçı depremin meydana geldiğini açıklayan AFAD, bölgeden tahliye edilen kişi sayısını ise 216 bin 347 olarak açıkladı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den “Özgür Basın” Vurgusu

Milletin haber alma hakkının, anayasal güvence altındaki vazgeçilmez bir hak olduğunu hatırlatan İYİ Parti Lideri Akşener, “Milletimiz günlerdir ekran başında, felaket bölgesinde ne olup bittiğini öğrenmeye çalışıyor. Üzülerek görüyorum ki; canlarımız, devletin kendilerine uzanacak elini beklerken, devleti idare eden iktidar, Radyo Televizyon Üst Kurulu üzerinden, milletimizin bu hakkına müdahaleye hazırlanıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı yayınlara dair eleştiri hakkımı saklı tutarak hatırlatmak isterim ki; bu süreçte, yakınlarından ve bölgeden haber almak için çırpınan aziz milletimizi bilgilendiren, felaketin boyutlarını gözler önüne seren, enkazlardan müjdeler vererek, hepimize nefes aldıran yayınlar, aba altından sopayı ya da cezayı değil, takdiri hak ediyor.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kahramanmaraş merkezli 10 ili vuran depremlerle ilgili yazılı açıklama yaptı.

Deprem konusunda yayın yapan medya kuruluşlarına destek verdiğini ve hükümetin RTÜK üzerinden ceza planları yaptığını belirterek eleştirilerde bulunan Akşener açıklamasında şunları belirtti:

“Aziz milletim; tarihimizin en büyük felaketlerinden biri ile karşı karşıyayız. Ülkemiz ve milletimiz, yaşadığımız deprem felaketi dolayısıyla derin bir acı yaşıyor. Mensubu olmaktan şeref duyduğum yüce Türk Milleti’nin, büyük dayanışmasına ve kardeşlik ruhuna bir kez daha şahitlik ediyoruz. Yıkım büyük, kayıplarımız çok, acımız sonsuz, ancak Türkiye’nin bu badireyi de atlatacağına olan inancımız tamdır. Arama-kurtarma çalışmaları devam ettiği için, “Bugünü, yarın konuşmak” üzere, bir hususa dikkatinizi çekmek isterim.

Çağımızın en önemli güçlerinden biri de basındır. Milletin haber alma hakkı da anayasal güvence altındaki vazgeçilmez bir haktır. Milletimiz günlerdir ekran başında, felaket bölgesinde ne olup bittiğini öğrenmeye çalışıyor. Üzülerek görüyorum ki; canlarımız, devletin kendilerine uzanacak elini beklerken, devleti idare eden iktidar, RTÜK üzerinden milletimizin bu hakkına müdahaleye hazırlanıyor.

Bazı yayınlara dair eleştiri hakkımı saklı tutarak hatırlatmak isterim ki; bu süreçte, yakınlarından ve bölgeden haber almak için çırpınan aziz milletimizi bilgilendiren, felaketin boyutlarını gözler önüne seren, enkazlardan müjdeler vererek, hepimize nefes aldıran yayınlar, aba altından sopayı ya da cezayı değil, takdiri hak ediyor.

İktidar, RTÜK üzerinden ceza planları yapacağına, milletimizin gelişmeleri, neden, milyonlarca dolar vererek satın aldırdığı televizyon kanallarından değil de bağımsız yayın yapan kanallardan izlediğini düşünmelidir. Haber suç değildir.

“Özgür medya herkese lazım”

Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Asrın felaketi’ derken bu acıya dair bilgileri, felaketin boyutlarını milletimize ulaştırmak suç değil, olsa olsa durum tespitidir. Hiç kimse unutmamalıdır ki; özgür medya bir gün herkese lazımdır. Ve özgür bir medya, özgür bir toplumun en önemli kazanımıdır.

Aziz milletimizin haber alma hakkını koruyup kollamak adına, depremin ilk dakikalarından itibaren, sorumlu yayıncılık yapan bütün gazetecilerin ve televizyonların yanında olduğumuzu ilan ediyor, haberciliği cezalandırmayı düşünenleri de bu büyük hatadan dönmeye davet ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Seçim Yorumu: 14 Mayıs’a Yetişeceğini Sanmıyorum

İYİ Parti Lideri Akşener’in “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorularına, “Seçimin 14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum” dediği aktarıldı.

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa’da on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan depremlerden 72 saat sonra enkaz bölgesine gitti.

Gazeteci Murat Yetkin’in aktardığına göre bunun gerekçesini “Üç gün. Şimdiye kadar neden gitmedim? (Deprem çalışmasına) engel olmamamız lazım, gürültü çıkarmamak lazım. Devlet konuşsun diye bekledim. Artık konuşma zamanı. Şimdi enkaz altından devleti çıkarıyor millet” diye açıklayan Akşener, “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Yetkinreport.com’da yayınlanan yazının ilgili bölümü şöyle:

“(…) Soruyoruz: Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı? Kafalardaki sorular… Akşener sorudan pek de memnun olmamış bir ifadeyle yanıtlıyor: ’14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum.’

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

Depremin Erdoğan’ın seçim desteğine etkisi ne olur peki? Akşener susuyor ama Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ‘Buradan bir şamar yer’ diye bir özet veriyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın