Filistin – İsrail Savaşı: Gazzeli Siviller İçin ‘Tahliye Planı’

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 143. günü geride kalırken, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin tahliyesi için bir plan hazırladığı açıklandı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada İsrail ordusunun “Savaş Kabinesi’ne Gazze Şeridi’ndeki çatışma alanlarından nüfusun tahliyesi için bir plan sunduğu” belirtildi. Ancak planda sivillerin nereye ve nasıl tahliye edileceğine dair bir ayrıntı yer almadı.

Açıklama Mısır, Katar ve ABD’li “uzmanların” Katar’ın Doha kentinde yaptığı İsrail ve Hamas yetkililerinin de katıldığı görüşmeler sonrasında geldi. ABD arabuluculuk çabaları sonucunda “bir anlayışın” ortaya çıktığını açıklarken Hamas temsilcileri İsrail güçlerinin geri çekilmesinde ısrarcı olduklarını duyurdu.

Netanyahu ise İsrail ordusunun çekilmesi talebini “hayal” olarak niteleyerek Refah’a kara operasyonunun Hamas üzerinde “topyekûn bir zafer” kazanmayı sağlayacağını söyledi. Netanyahu CBS Sunday’e verdiği röportajda Refah’a bir operasyon için “Eğer bir anlaşmaya varırsak bu biraz gecikecek ama olacak” ifadelerini kullandı.

Netanyahu “Olması gerekiyor çünkü hedefimiz topyekûn zafer ve topyekûn zafere erişmeye yakınız, buna aylarca uzak değiliz, eğer bu operasyona başlarsak haftalar içinde elde ederiz” dedi.

Gazze’de can kaybı 29 bin 692’ye yükseldi

Öte yandan Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bin 692’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 142. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 86 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 692’ye çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 131 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 879’a ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

İsrail savaş kabinesi, Gazze Şeridi’nde ateşkes sağlanması ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için görüşmelere devam edilmesine yeşil ışık yaktı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, bunun için İsrail’den bir heyetin önümüzdeki günlerde Katar’a gitmesi bekleniyor.

Savaş kabinesinin görüşmelere yeşil ışık yakmasının ardından Reuters’a konuşan Mısırlı güvenlik kaynakları da, Katar’ın Hamas ve İsrail arasında bu hafta, ateşkes sağlanmasını hedefleyen görüşmelere ev sahipliği yapacağını aktardı.

Savaş kabinesinin görüşmelere devam edilmesi yönündeki kararı öncesinde İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı David Barnea ve iç istihbarat servisi Şin Bet’in başında bulunan Ronen Bar’ın yer aldığı heyet, Fransa’nın başkenti Paris’te ABD, Katar ve Mısır temsilcileriyle bir araya gelmişti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi de savaş kabinesinin toplantısı öncesinde N12 televizyonuna yaptığı açıklamada, “Heyet Paris’ten döndü. Bir anlaşma sağlama imkânı var gibi görünüyor” dedi. Ancak Hanegbi, sağlanacak olası bir ateşkes anlaşmasının savaşın sona ereceği anlamına gelmeyeceğini vurguladı. İsrail, başta kadınlar olmak üzere, Hamas’ın elindeki bütün rehinelerin serbest bırakılması için ısrar ediyor.

Hamas, Kasım ayındaki bir haftalık ateşkes sırasında 240 Filistinli mahkûma karşılık 100’den fazla rehineyi serbest bırakmıştı. İsrail, Hamas’ın elinde şu an 136 rehine olduğunu tahmin ediyor. İsrail ordusu bu rehinelerden 31’inin ölü olduğunun düşünüldüğünü açıklamıştı.

Refah’a operasyon planları

İsrail bir yandan saldırılarını Gazze-Mısır sınırındaki en güneydeki Refah kentine doğru genişletme planları yapıyor. 2,3 milyonluk bölge nüfusunun yarısından fazlası bakımsız çadır kamplarına, tıka basa dolu apartmanlara ve dolup taşan sığınaklara yığılmış durumda.

Yardım grupları bir felaket yaşanacağı uyarısında bulunurken ABD ve diğer müttefikler, İsrail’in sivillere zarar vermekten kaçınması gerektiğini söylüyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, sivillerin tahliyesi dahil, “Refah’taki operasyonel eylem planlarını onaylamak” için bu hafta Bakanlar Kurulu’nu toplayacağını söyledi.

Netanyahu Facebook’ta yaptığı açıklamada Gazze’nin güneyinde Mısır sınırına yakın bir kasabaya atıfta bulunarak “Kaçırılanların serbest bırakılması ve Refah’taki Hamas taburlarının tasfiyesinin tamamlanması için başka bir çerçeveye ulaşmaya çalışıyoruz” dedi.

Saldırının ilk hedefi olan Gazze’nin kuzeyindeki bazı bölgelerde ağır çatışmalar hala devam ediyor. Bölge sakinleri Gazze Şehri’nin Zeytun mahallesinde günlerdir süren ve Pazar sabahına kadar devam eden şiddetli çatışmalar yaşandığını bildirdi.

Bölge sakinlerinin hayvan yemi yemek ve yıkılan binalarda gıda aramak zorunda kaldıkları haberleri geliyor. Savaşın başlamasından bu yana Gazze’nin kuzeyine büyük ölçüde yardım ulaştırılamıyor ve BM Dünya Gıda Programı da geçen hafta yardımları askıya aldı.

İsrail ve Hamas militan grubu arasında Katar’la birlikte arabuluculuk yapan Mısır’dan üst düzey bir yetkili Cumartesi günü yaptığı açıklamada, taslak ateşkes anlaşmasının çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan 300 kadar Filistinli mahkum karşılığında, 40 kadar kadın ve yaşlı rehinenin serbest bırakılmasını içerdiğini söyledi.

Müzakereler konusunda isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan Mısırlı yetkili, çatışmalara altı haftalık bir ara verilmesini öngören anlaşmanın, kuşatma altındaki bölgenin kuzey yarısı dahil Gazze’ye her gün yüzlerce kamyonun umutsuzca ihtiyaç duyulan yardımları getirmesine izin verilmesini içerdiğini kaydetti.

Yetkili, her iki tarafın da daha fazla serbest bırakma ve kalıcı bir ateşkes için, müzakereleri verilen ara sırasında sürdürmeyi kabul ettiğini belirtti. İsrail Başbakanlık ofisi, Savaş Kabinesi’nin görüşmeleri ve basında çıkan haberlerle ilgili yorum talebine yanıt vermedi.

Müzakereciler, İsrail-Filistin geriliminin sık sık yükseldiği bir dönem olan Ramazan ayının başlangıcı olan 10 Mart öncesinde bir anlaşmaya varılmasını hedefliyor.

Hamas, İsrail saldırılarına son verip güçlerini bölgeden çekene kadar kalan rehinelerin tamamını serbest bırakmayacağını söyledi ve ayrıca aralarında üst düzey militanların da bulunduğu yüzlerce Filistinli mahkumun serbest bırakılmasını talep ediyor. Netanyahu bu şartları şiddetle reddediyor.

Ancak Hamas’ın daha önceki bir önerisi, bildirilen anlaşma taslağına benzeyen bir başlangıç aşamasını özetliyor ve iki tarafın geçici bir ateşkes üzerinde birleşebileceğini gösteriyor.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’in güneyine düzenlediği, ve 1200 kişiyi öldürüp yaklaşık 250 kişiyi rehin aldığı açıklanan saldırının ardından savaş ilan etti. Kasım ayında yapılan ateşkes ve takas anlaşmasıyla 100’den fazla rehine serbest bırakıldı. Rehin tutulan yaklaşık 130 kişininse dörtte birinin öldüğü sanılıyor.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: G20’den İki Devletli Çözüm Mesajı

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira, G20 ülkelerinin dışişleri bakanlarının İsrail – Filistin ihtilafını çözmek için iki devletli çözümü destekleme konusunda neredeyse hemfikir olduklarını söyledi.

Gazze’de yaşanan çatışmaların Orta Doğu’ya yayılma riskiyle ilgili endişelerini de dile getiren Vieira, G20 ülkelerinin dışişleri bakanlarının Gazze’ye yönelik ateşkes ve insani yardım çağrılarının olduğunu da belirtti.

Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira, ayrıca ‘birçok’ ülke dışişleri bakanının İsrail’in Refah’a yönelik askeri saldırılarını da eleştirdiğini sözlerine ekledi.

Brezilya’nın ev sahipliğinde yapılan G20 Dışişleri Bakanları toplantısında, ağırlıklı olarak Gazze ve Ukrayna’daki çatışmalar ele alınırken, dünyadaki diğer gelişmelerde değerlendirildi. G20 ülkeleri, Ortadoğu’da barışın ancak iki devletli çözümle tesis edilebileceği konusunda İsrail hükümetine bir mesaj verdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vierira, “Ortadoğu’da iki devletli çözümün tek olası çözüm yolu olduğu konusunda neredeyse oybirliği var” açıklamasını yaptı. Brezilyalı diplomatlar oturumlarda buna hiç bir ülkeden itiraz gelmediğine dikkat çekti.

Benzer bir açıklama da Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’den geldi. Borrell, Rio de Janeiro’da gerçekleştirilen G20 Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında yaptığı açıklamada, İsrail-Filistin barışının tesisi için iki devletli çözümün tek yol olduğuna dikkat çekti.

“Buna karşı olan kimseyi duymadım. İki devletli çözüm için güçlü bir talep var” açıklamasını yapan Borrell, “Aramızda mutabakat var” diye konuştu.

“Filistinliler kendi devletlerini kurmak için net bir siyasi perspektife sahip olmadıkça barış olmayacak… İsrail için sürdürülebilir bir güvenlik olmayacak” sözlerini kaydeden Borrell, siyasi çabaların iki devletli çözümün sağlanmasına odaklanması gerektiğini de vurguladı.

Bu arada İsrail’in en üst düzey askeri savcısı Tümgeneral Yifat Tomer-Yerushalmi’nin İsrailli komutanları Gazze Şeridi’nde askerler tarafından gerçekleştirilen “kabul edilemez” ve “yasadışı” eylemler konusunda uyardığı ortaya çıktı.

Uyarıların yer aldığı mektubun içeriği, İsrail ordusunun bir soruşturmaya verdiği yanıtla birlikte bugün açıklandı. Savcı, ordu birliklerinin zor koşullar altında bile genel olarak “profesyonel ve yasal” olarak hareket ettiklerine işaret etmekle birlikte, “Ordunun değerlerinden ve emirlerinden sapan kabul edilemez davranışların sergilendiği vakaların da olduğuna” vurgu yapıyor.

Bu vakaları, uygunsuz davranışları teşvik eden açıklamalar, haksız güç kullanımı, yağmalama ve sivil mülkün tahrip edilmesi olarak sıralayan savcı, bazı eylemlerin “suç eşiğini aştığı” uyarısında bulunuyor.

Sergilenen bu davranışların İsrail devleti ve ordusunun uluslararası saygınlığına “ciddi stratejik zarar” verdiğine de dikkat çeken askeri savcı, bu vakaların soruşturulacağını, bunlara karışanlar hakkında ne yapılacağı hakkında da karar verileceğini belirtiyor.

İsrail’de insan hakları savunucuları da, İsrail hükümetini Gazze’nin kuzeyinde ağır uluslararası hak ihlallerine yol açmakla suçladı. Dört insan hakları kuruluşu tarafından kaleme alınan mektupta, Gazze’nin kuzeyinde yüz binlerce insanın ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna işaret edildi, İsrail hükümetine uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme, sivil halka insanı yardımları ulaştırma çağrısı yapıldı.

İnsan hakları savunucuları mektupta, Hamas’ın 7 Ekim’deki terör saldırıları sonrasında İsrail’in Gazze Şeridi’ne başlattığı operasyonda yaklaşık 28 bin insanın hayatını kaybettiğine, 68 bin insanın da yaralandığına dikkat çekti.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bin 313’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 138. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’ndeki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Haber Merkezi / Son saldırılarda 118 kişinin yaşamını yitirdiği ve bölgedeki can kaybının 29 bin 313’e çıktığını bildiren Bakanlık, İsrail güçlerinin 163 Filistinliyi daha yaraladığı ve toplam yaralı sayısının 69 bin 333’e ulaştığı kaydedildi.

Sağlık Bakanlığının açıklamasında halen enkaz altında ve yol kenarlarında ölülerin bulunduğu ancak İsrail güçlerinin engellemesi nedeniyle sağlık ekipleri ile sivil savunma görevlilerinin cenazelere ulaşamadığı vurgulandı.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti.

15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı. Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Gazze’de şartlar daha da ağırlaşıyor

Ayrıca Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Gıda Programı tarafından yapılan açıklamada, Gazze’nin kuzeyine gıda sevkiyatının durdurulduğu belirtildi ve bölgedeki açlık tehlikesinin arttığına dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu(UNICEF) tarafından yapılan değerlendirmede de bölgedeki her 6 çocuktan birinin akut olarak yetersiz beslendiği belirtildi.

BM verilerine göre, Gazze’ye giriş yapan yardım kamyonlarının sayısı son iki haftada yarı yarıya azaldı. Yetkililer, İsrail’in devam eden saldırıları ve yardım konvoylarının güvenliğinin sağlanamaması nedeniyle sevkiyatların sekteye uğradığını belirtiyor.

Aksayan yardımlar, İsrail’in operasyonlarını sürdürdüğü ve 7 Ekim’den bu yana 2 milyon 300 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı bölgedeki şartların daha da zorlaşmasına neden oluyor. Gazze’nin kuzeyinde özellikle son iki günde çatışmaların yoğunlaştığı ifade ediliyor.

İsrail birliklerinin Ekim ayı sonunda Gazze’ye girmesinden bu yana Gazze Şeridi’nin kuzey bölgesi tecrit edilmiş durumda. Bölgenin büyük bir bölümü enkaza dönmüş vaziyette ve yüzbinlerce Filistinli büyük ölçüde yardımlara erişemiyor. Bölgede yaşayan ailelerin günde bir öğünle yetindiği ve ekmek pişirmek için genellikle hayvan ve kuş yemlerini tahıllarla karıştırmaya başladığı ifade ediliyor.

Dünya Gıda Programı yetkilileri, yardım konvoylarının güvenliğinin sağlanamamasının en büyük sorun olduğunu, kamyonların hedef olduğunu ya da bölgede saldırıya uğradıklarını belirtiyorlar. Yardımların bu hafta yeniden ulaştırılmaya başlanmasına çalışıldığı ancak başarılı olunamadığı ifade ediliyor.

Dünya Gıda Programı yaptığı açıklamada da “İnsanlar şimdiden açlığa bağlı nedenlerden ölüyor” diyerek “açlık ve hastalığa doğru hızlı bir kayma” uyarısında bulundu.

Öte yandan UNICEF yetkilisi Ted Chaiban yaptığı açıklamada, Gazze’nin “önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanık olmaya hazırlandığını ve bunun Gazze’de zaten dayanılmaz düzeyde olan çocuk ölümlerini daha da arttıracağını” söyledi.

UNICEF liderliğindeki bir yardım ortaklığı olan Küresel Beslenme Kümesi tarafından Pazartesi günü yayınlanan rapor, Gazze’deki hanelerin %95’inde yetişkinlerin küçük çocukların yiyebilmesini sağlamak için kendi yiyeceklerini kısıtladığını, ailelerin %65’inin ise günde sadece bir öğün yemek yediğini ortaya koydu.

Rapora göre Gazze’deki 5 yaş altı çocukların yüzde 90’ından fazlası günde iki ya da daha az çeşit gıdayla besleniyor ve bu durum ciddi gıda yoksulluğu olarak biliniyor. Benzer bir oran da bulaşıcı hastalıklardan etkileniyor ve çocukların yüzde 70’i son iki hafta içinde ishal oldu. Gazze’deki konutların yüzde 80’inden fazlasının temiz ve güvenli sudan yoksun olduğu belirtiliyor.

Yetkililer İsrail’in saldırıları öncesinde Gazze Şeridi’nde akut yetersiz beslenme sorununun yüzde 1 düzeyinde olduğunu ifade ediyorlar. Aralık ayında yayınlanan bir BM raporu Gazze nüfusunun tamamının gıda krizi içinde olduğunu ve her dört kişiden birinin açlıkla karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştu.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Gazze” Tepkisi

Gazze’de acilen insani ateşkes edilmesi çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tasarısını veto eden ABD’ye tepki gösteren Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, Pekin’in bu veto nedeniyle “büyük bir hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik duyduğunu” söyledi.

Haber Merkezi / Açıklamaları Çin resmi haber ajansı Şinhua tarafından aktarılan Zhang Jun, “Gazze’deki durumu daha da tehlikeli bir hâle iten ABD vetosu, yanlış bir mesaj veriyor” dedi.

Ateşkese karşı çıkılmasının “kıyımın devam etmesine yeşil ışık yakılmasından hiçbir farkı olmadığını” belirten Çinli temsilci, ateşkes çağrısını, “BM Güvenlik Konseyi’nin kaçınamayacağı bir ahlaki yükümlülük” olarak tanımladı.

Çatışmaların yayılmasının Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdığını ve daha büyük bir savaş çıkma riskini artırdığını ifade eden Zhang, “Dünya ancak Gazze’deki savaşın alevlerini söndürerek tüm bölgeyi cehennem ateşinin sarmasına engel olabilir” dedi.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD, Gazze tasarısını veto etti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nin Kuzeyine Yardımları Durdurdu

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD’den Gazze hamlesi

Ayrıca ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze’de Çocuk Ölümü Uyarısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler’in çocuk, gıda ve sağlık kuruluşlarının ortak değerlendirmesinde, bir kez daha Gazze’deki endişe verici duruma dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

ABD’den Gazze hamlesi

Öte yandan ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 29 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın

İsrail, Refah Kentine Saldırı İçin Tarih Verdi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, İsrail, 10 Mart’a kadar Gazze’de tutulan rehineler serbest bırakmaması halinde Refah’a saldırı başlatılacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’de halen 130 civarında İsrailli rehine bulunuyor ve bunların dörtte birinin -bazılarının İsrail ateşi nedeniyle- öldüğüne inanılıyor. Diğerlerinin çoğu kasım ayında bir hafta süren ateşkes sırasında serbest bırakıldı.

Mısır sınırına yakın Refah’ta İsrail saldırılarından kaçan yaklaşık 1,5 milyon kişi bulunuyor. Bu insanların pek çoğu önce kuzeyden merkeze, daha sonra da güneye doğru kaçmak zorunda bırakıldı.

Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 985’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 68 bin 883’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın

“İsrail’in Filistin İşgalinin Hukuki Sonuçları” Uluslararası Adalet Divanı’nda

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) başlıyor.

Duruşmalar, İsrail’in yine UAD’de soykırım sözleşmesini ihlali nedeniyle yargılandığı davadan farklı. Danışma görüşü, diğer davadan farklı olarak, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor. Danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da UAD’nin o mesele hakkındaki görüşünü yansıtması bakımından önem taşıyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nın görevleri arasında ilk olarak devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları, uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.

Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor.

ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Bugün başlayan duruşmalar, İsrail’in yine UAD’de soykırım sözleşmesini ihlali nedeniyle yargılandığı davadan farklı. Danışma görüşü, diğer davadan farklı olarak, iki devletin karşı karşıya geldiği bir dava niteliği taşımıyor.

Birleşmiş Milletlerin temel yargı organı Uluslararası Adalet Divanı’nın görevleri arasında ilk olarak devletler arasında ortaya çıkan hukuki ihtilafları, uluslararası hukuka uygun şekilde çözmek, ikinci olarak da kendisine yönlendirilen hukuki konularda danışma görüşü bildirmek bulunuyor.

BM organları ve faaliyet alanlarıyla ilgili olması şartıyla BM yetkili kuruşları uluslararası hukuka ilişkin konu hakkında UAD’den danışma görüşü isteyebiliyor. Devletler şse, Divan’dan danışma görüşü isteyemiyor.

UAD bu meselede İsrail’in, işgal ettiği Filistin’deki politikaları ve uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin bağlayıcı olmayan danışma görüşü verecek. Danışma görüşleri her ne kadar bağlayıcı olmasa da UAD’nin o mesele hakkındaki görüşünü yansıtması bakımından önem taşıyor.

Yöneltilen sorular

BM Genel Kurulu 30 Aralık 2022 tarihli kararında UAD’den, Divan Statüsü’nün 65’inci maddesine dayanarak 1967’deki savaştan bu yana İsrail’in Filistin’deki işgalinin hukukiliğine ilişkin iki soru yöneltti.

BM Genel Kurulu’nun UAD’den talep ettiği sorular şu şekilde:

“1- İsrail’in, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını sürekli olarak ihlal etmesinin, işgali sürdürmesinin, 1967’den bu yana Filistin topraklarındaki yerleşim ve ilhak faaliyetlerinin, Kudüs’ün demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik faaliyetlerinin ve ilgili ayrımcı mevzuat ve tedbirleri kabul etmesinin hukuki sonuçları nelerdir?

2- İsrail’in, ilk soruda belirtilen uygulamaları, işgalin hukuki statüsünü nasıl etkilemektedir ve bu durumun tüm devletler ve Birleşmiş Milletler için doğurduğu hukuki sonuçlar nelerdir?”

Hamas’ın kontrolündeki Gazze’deki sağlık yetkililerine göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde çoğu çocuk ve kadın yaklaşık 29 bin Filistinli öldü. Hamas’ın 7 Ekim’deki İsrail saldırılarında ise 1200 kişi ölmüş, 200’den fazla kişi de rehin alınmıştı.

İsrail 1967 savaşında Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü işgal etmişti. İsrail 2005 yılında Gazze’den çekilmiş ancak komşu Mısır ile birlikte Gazze’nin sınırlarını kontrol etmeye devam etmişti.

Paylaşın