Üç Kıtada Aşırı Yağış Ve Sel: Yüzlerce Can Kaybı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kentucky eyaletindeki selde ölü sayısı 37’ye yükseldi. İran’daki selde ölü sayısı 76 olurken Pakistan’da Haziran’dan bu yana 457 kişi öldü. Uganda’da da sel sonucu 24 kişi hayatını kaybetti.

ABD güneydoğusundaki Kentucky eyaletinin valisi Andy Beshear, 29 Temmuz’dan bu yana etkili olan aşırı yağış ve sellerde ölü sayısının 37’ye yükseldiğini açıkladı.

Konuyla ilgili dün akşam bir açıklama yapan Vali Beshear, arama ve kurtarma ekiplerinin kayıp yüzlerce kişiyi bulmak için çalışmalarına devam ettiğini, yıkılan köprüler ve sular altında kalan bölgeler sebebiyle bazı alanlara erişimin sağlanamadığını söyledi.

Sosyal medyadan paylaştığı mesajında, “Günü, Doğu Kentucky’den daha fazla yürek burkan haberlerle bitiriyoruz” diyen Andy Beshear, “Ölü sayısının 37’ye yükseldiğini doğrulayabiliyoruz; çok daha fazla sayıda kişi ise halen kayıp” açıklamasında bulundu.

Beshear, gün içinde yaptığı başla bir basın açıklamasında da en az “yüzlerce insandan haber alınamadığını” söylemişti.

Ülkenin batısında orman yangınları

ABD’nin batı kıyılarındaki California eyaleti ise 29 Temmuz’dan bu yana söndürülemeyen orman yangınları ile karşı karşıya.

CNN International’ın aktardığına göre, Kuzey California’daki “McKinney Yangını”nda şimdiye kadar iki kişi yaşamını yitirdi.

Siskiyou County Şerif Ofisi’nden yapılan açıklamada, yangının güzergahı üzerinde bulunan bir araçta iki kişinin ölü bulunduğu belirtildi.

California Orman ve Yangın Koruma Kurumu’ndan bir gün önce yapılan açıklamaya göre, yerel saatle 28 Temmuz akşamı California-Oregon eyalet sınırına yakın Klamath Ulusal Ormanı’nda başlayan McKinney yangını, eyaletin bu sene gördüğü en büyük yangın olma özelliği taşıyor.

Dört gündür devam eden “McKinney Yangını” sebebiyle yaklaşık 21 bin hektar ormanlık alan zarar görürken 2 bin kişi bölgeden tahliye edildi.

Pakistan’da Haziran’dan bu yana 457 ölü

Öte yandan, muson yağmurlarının etkili olduğu Güney Asya ülkesi Pakistan’da da son bir gün içinde 22 kişi hayatını kaybetti.

Anadolu Ajansı’nın (AA) ulusal basından aktardığına göre, Azad Cammu Keşmir bölgesinde bir evin çatısının çökmesi sonucu 10 kişi öldü.

Hayber Pahtunhva eyaletinin çeşitli bölgelerinde şiddetli yağışların yol açtığı kazalarda da 12 kişi hayatını kaybetti.

Şiddetli yağışlardan en çok etkilenen yer Belucistan eyaleti olurken eyalet genelinde 10 bin 129 ev hasar gördü, 3 bin 406 ev tamamen yıkıldı.

Yağışlar sebebiyle 16 köprü ve 640 kilometre karayolu zarar gördü, 20 binin üzerinde çiftlik hayvanı hayatını kaybetti.

Ülkede Haziran 2022’den bu yana etkili olan yağışlarda hayatını kaybedenlerin sayısı, 1 Ağustos itibariyle 457’ye yükseldi.

İran’da ölü sayısı 76’ya yükseldi

Aşırı yağış ve sellerin bir haftayı aşkın süredir devam ettiği İran’da da hayatını kaybedenlerin sayısı artıyor.

İran Kriz Yönetimi Teşkilatı Başkanı Muhammed Hüseyin Nami, İran’ın resmi ajansı İRNA’ya yaptığı açıklamada, kayıp olan yedi kişinin daha cesedinin bulunduğunu, son bir haftada yaşanan sellerde hayatını kaybedenlerin sayısının 76’ya yükseldiğini söyledi. 16 kişi ise halen kayıp.

Uganda’da 24 kişi yaşamını yitirdi

Afrika’nın doğusundaki Uganda’da da sağanak yağışların yol açtığı sel ve heyelanlarda yaşamını yitirenlerin sayısı 24’e yükseldi.

Uganda’da Kızılhaç’tan yapılan açıklamada, ülkenin doğusundaki iki bölgede 14 kişinin daha cesedine ulaşıldığı açıklandı.

Açıklamaya göre, “Mbale ilçesindeki Nabiyonga nehrinden 11 ceset ve Kapchorwa ilçesinde üç ceset daha bulundu.” 14 kişinin daha cesedine ulaşılmasıyla hayatını kaybedenlerin sayısı 24’e ulaştı.

Paylaşın

İran: Atom Bombası Yapabiliriz Ama Böyle Bir Niyetimiz Yok

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, ülkesinin teknik olarak atom bombası yapma kabiliyetine sahip olduğunu ancak böyle bir projenin gündemlerinde olmadığını söyledi.

Yarı resmi Fars haber ajansının haberine göre İslami, ülkesinin nükleer faaliyetleri ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan 2015 yılında 5+1 ülkeleriyle imzalanan ancak uygulanamayan nükleer anlaşmaya yönelik açıklamalarda bulundu.

İslami, “İran’ın atom bombası yapacak teknik yeteneği var ama böyle bir program gündemde değil.” dedi.

Bu açıklama, dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Kemal Harrazi tarafından da dile getirilmişti.

İslami, “Sayın Harrazi’nin de belirttiği gibi İran atom bombası yapabilecek teknik kabiliyete sahip ancak böyle bir program gündemde değil” ifadesini kullandı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile ilişkilerinde yapıcı iş birliğine sahip olduklarını dile getiren İslami, ülkesinin nükleer faaliyetlerine yönelik asılsız suçlamalarla KOEP’in hayata geçirilmesine engel olunduğunu savundu.

İranlı yetkili, “Karşı tarafta KOEP’e dönme iradesi varsa asılsız suçlamalarda bulunmamalı, KOEP’e dönmek istemiyorlarsa da tarafların zamanını boşa harcamamalıdırlar.” diye konuştu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başmüzakereci Ali Bakıri, dün Twitter hesabından yaptığı paylaşımında, ABD’nin de hazır olması durumunda İran’ın müzakereleri kısa sürede sonuçlandırmaya hazır olduğunu belirtmişti.

Viyana’dan Doha’ya nükleer müzakereler

İran’ın nükleer faaliyetleri konusundaki Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan anlaşmanın ilki, 2015 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi (İngiltere, ABD, Çin, Fransa, Rusya) ve Almanya ile İran arasında imzalanmıştı.

Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018’de ülkesini tek taraflı olarak anlaşmadan çekmesinin ardından İran’a yönelik ekonomik yaptırımlar tekrar uygulamaya konulmuştu.

Bunun üzerine Tahran yönetimi nükleer faaliyetlerine aşamalı olarak geri dönmüştü.

KOEP’in yürürlüğe konulması için geçen yıl Avusturya’nın başkenti Viyana’da yeniden başlayan görüşmeler, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’ın tabiriyle “dış etkenler” nedeniyle 11 Mart’ta askıya alınmıştı.

Borrell’in 25 Haziran’daki Tahran ziyaretinde, varılan anlaşmalar çerçevesinde, nükleer anlaşmanın hayata geçirilmesi kapsamındaki görüşmelerin Katar’ın başkenti Doha’da sürmesine karar verilmişti.

28-29 Haziran’da ABD ve İran temsilcilerinin dolaylı görüşmelerinden de bir sonuç alınamamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD, İran Ve Pakistan’ı Sel Vurdu: En Az 105 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Kentucky eyaletinde etkili olan yağışlarda can kaybı 25’e yükselirken, İran’ın başkenti Tahran’daki sellerde 61 kişi yaşamını yitirdi. Pakistan’da ise muson yağmurları sebebiyle iki günde 19 kişi hayatını kaybetti.

Kentucky Valisi Andy Beshear, eyalette 29 Temmuz’dan bu yana etkili olan aşırı yağış ve sellerde en az 25 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

CNN International’ın aktardığına göre, selle ilgili dün (30 Temmuz) açıklama yapan Kentucky Valisi Beshear, arama kurtarma ekiplerinin kayıp kişileri aramaya devam ettiğini hatırlatarak ölü sayısının bu sebeple “kesinlikle daha da kötüleşeceğini” kaydetti.

Kentucky’nin yanı sıra Tennessee ve West Virginia eyaletlerinden ekiplerin de katıldığı kurtarma çalışmalarında yüzlerce kişi sellerin etkili olduğu bölgeden hava ve su yoluyla tahliye edildi. Vali Beshear, “Yıkımın ve etkilenen alanların ne kadar geniş çaplı olduğunu, kayıp kişilerin sayısı ile ilgili kesin bir bilgi sahibi olmanın mevcut durumda çok zor olduğunu” söyledi.

PowerOutage.us internet sitesinin paylaştığı verilere göre, bugün itibariyle 12 bin 863 ev ve işyerine elektrik verilemiyor. Bu durum arama kurtarma çalışmalarının da sekteye uğramasına sebep oluyor.

İran’da sel: 61 ölü

Öte yandan, başta başkent Tahran olmak üzere İran’ın büyük kısmını etkisi altına alan şiddetli yağışlarda ölü sayısı 61’e yükseldi.

İran Kızılayı Yardım ve Kurtarma Başkanı Mehdi Velipur, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ülke genelinde etkili olan sellerde 61 kişinin yaşamını yitirdiğini, 32 kişinin kayıp olduğunu söyledi.

Velipur, Firuzkuh da dahil olmak üzere selden etkilenen bazı bölgelerde arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

Kızılay yetkilisi ayrıca yağışların devam etme olasılığına karşı yurttaşlara nehir ve kanal kıyılarından uzak durma uyarısı yaptı.

İran resmi ajansı İRNA’nın aktardığına göre, Kızılay Genel Sekreteri Yakub Süleymani de selin detayları hakkında açıklamada bulundu.

Süleymani, selin İran’ın 60 il, 140 ilçe, 516 köy ile 85 bölgesinde etkili olduğunu, bin 332 kişinin güvenli yerlere nakledildiğini ve 5 bin 215 kişiye acil barınma sağlandığını kaydetti. Kızılay Genel Sekreteri, son bir hafta içinde 27 bin 35 kişiye yardım ulaştırıldığını ifade etti.

Ulusal Tahmin ve Kriz Yönetimi Merkezi, ülkeyi etkisi altına alan şiddetli yağışların 1 Ağustos pazartesiye kadar devam edeceğini duyurdu.

Pakistan’da musonlar: 2 günde 19 ölü

Güney Asya ülkesi Pakistan’da süren muson yağmurları sonucu yaşanan sellerdeki can kayıpları da artıyor.

Ülkede son iki gün içinde 19 kişi yaşamını yitirdi.

Yetkililer, Belucistan eyaletinde aynı aileden dokuz kişinin sele kapılarak hayatını kaybettiğini açıkladı. Eyalet genelinde 565 kilometre karayolu zarar görürken çok sayıda tarım arazisi de sular altında kaldı.

Yağışların yol açtığı afet ve kazalarda 712 çiftlik hayvanı hayatını kaybetti. Şiddetli yağışlardan etkilenen 17 bin 500 kişi ise tahliye edildi.

Hayber Pahtunhva eyaletinde de evlerin çatısının çökmesi ve sele kapılma sebebiyle 10 kişi hayatını kaybetti, 17 kişi yaralandı.

Ülkede 14 Haziran 2022 tarihinden bu yana etkili muson yağmurlarında hayatını kaybedenlerin sayısı 376’ya yükseldi.

Pakistan Ulusal Afet Yönetim Ajansından 28 Temmuz’da yapılan açıklamada, 14 Haziran’dan bu yana etkili muson yağmurları sebebiyle 357 kişinin hayatını kaybettiği, 408 kişinin yaralandığı belirtilmişti.

Açıklamada, Belucistan’da 106, Hayber Pahtunhva’da 70, Pencap’ta 76, Sindh’te 90, Gilgit-Baltistan’da 8, Azad Cammu Keşmir’de 6 ve İslamabad’da bir kişinin öldüğü aktarılmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İran’da Sel Ve Toprak Kayması: En Az 53 Ölü

İran’da etkili olan aşırı yağışların yol açtığı sel ve toprak kaymalarında hayatını kaybedenlerin sayısı en az 53’e yükseldi. Yetkililer, kayıp olarak bildirilen kişilerin bulunması için kurtarma faaliyetlerinin de devam ettiğini duyurdu.

İran Kızılay Derneği Acil Durumlar Direktörü Mehdi Velipur, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran’ın 31 vilayetinin 18’inde 400 kasaba ve köyü etkileyen ve iki gün süren sel felaketinin ardından 16 kişinin hala kayıp olduğunu söyledi. Yetkili, yağışların otoyollarının büyük kısmının kapanmasına neden olduğunu da kaydetti.

Tahran Valisi Muhsin Mansuri de, selden en çok etkilenen bölgenin başkent Tahran’ın kuzeydoğusundaki Alborz Dağları’nın eteklerinde yer alan Firuz Koh (Firuz Dağı) bölgesi olduğunu, burada en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini dile getirdi.

Daha sonra yerel haber ajansları, aynı bölgede altı kişinin de kayıp olduğunu aktardı. Vali Mansuri, selin Tahran’ın kuzey bölgelerini etkilemeye devam ettiği bir ortamda peş peşe yapılan uyarılara rağmen dağcıların hala Firuz Koh’a doğru gitmesine tepki gösterdi.

Devlet medyası perşembe günü Tahran’ın kuzeybatısındaki İmamzade Davud köyünde sel nedeniyle meydana gelen toprak kaymasında en az sekiz kişinin öldüğünü ve köydeki bir türbenin de zarar gördüğünü duyurdu.

Yerel medya, 14 kişinin de halen kayıp olduğunu bildirdi. Reuters’ın haberine göre geçen cumartesi günü, güneydeki Fars eyaletinde meydana gelen sel felaketinde 22 kişi hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Hayvan Barınağındaki ‘1600’ Köpeğin Öldürülmesi İnfial Yarattı

İran’da hükümete bağlı olduğu düşünülen grubun bir hayvan barınağını basarak ‘1500’den fazla köpeği öldürmesi’ sosyal medyada infial yarattı. ‘Katliamı protesto eden’ bazı hayvan hakları aktivistlerinin tutuklandığı bildirildi. 

Sosyal medyada çok sayıda köpeğin cansız bedeninin yer aldığı görüntüler paylaşılırken görgü tanıkları bu videoların Demavend kentindeki Gandak Köpek Barınağı’nda kaydedildiğini belirtti.

Hayvan hakları aktivistleri, hükümete bağlı bir grubun 25 Temmuz’da barınağa baskın düzenleyerek içerisindeki 1600 kadar köpeği vurarak öldürdüğünü bildirdi.

İran Çevre Bakanlığı ise iddiaları yalanlayarak yalnızca depolama merkezindeki 50 hasta köpeğin öldürüldüğünü söyledi.

Öte yandan hayvan hakları aktivistleri Gandak Barınağı’ndaki köpeklerin tümünün aşılı olduğunu ve kısırlaştırıldığını söyleyerek yetkililerin onları öldürmek için hiçbir gerekçesi olmadığını ifade etti.

Katliama ilişkin görüntüler sosyal medyada viral olurken “Hayvanlara zulme hayır”, “Köpek cinayetlerine hayır” etiketleri Twitter gündeminde ilk sıralara yükseldi.

Öfke dalgasının büyümesi üzerine aktivistler Demavend Kaymakamlığı önünde toplanarak protesto gösterisi düzenledi.

İran rejimi evcil hayvan sahipliğini yasaklamak istiyor

Tahran son on yıldır evcil hayvan beslemeyi yasaklamaya yönelik yasalar üzerinde çalışıyor. Parlamento yakın zamanda evcil hayvan sahipliğini önemli ölçüde kısıtlayacak bir yasa tasarısını onaylamayı bekliyor.

Yasa tasarısına göre, bir evcil hayvan barındırabilmek için özel bir komiteden ruhsat alınması gerekecek. Kedi, kaplumbağa ve tavşan gibi bazı hayvanların ithalatı, alımı, satımı, nakliyesi ve barındırılmasına en az 790 euro olmak üzere para cezası uygulanacak.

Halihazırda İran’da köpek sahiplerinin köpeklerini parklarda gezdirmesi yasaklandı ve bu bir suç sayılıyor. Yetkililer köpeklerin kamu güvenliğine tehlike oluşturduğunu öne sürüyor.

Öte yandan çoğu hayvan hakları savunucusuna göre, Tahran rejimi evcil hayvan beslemeyi ve köpek sahipliğini “Batılılaşmanın bir sembolü” olarak görüyor.

Uluslararası Hayvan Refahı Fonu’nun Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Elsayed Mohammed, hükümetin gözünde köpeğinizi tasmalı bir şekilde yanınızda gezdirmenin “İslami bir hareket” olmadığını söylüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Tahran’daki Üçlü Zirvede ‘Suriye’nin Toprak Bütünlüğü’ Vurgusu

“Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı” İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirildi. Suriye krizine çözüm amaçlı oluşturulan Astana görüşmeleri bağlamında gerçekleştirilen toplantıya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi katıldı.

Üçlü zirve toplantısı öncesinde Rusya Devlet Başkanı Putin, Erdoğan, Reisi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile de bir araya geldi. Tahran Uluslararası Konferans Salonu’nda düzenlenen Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı sonrasında liderler ortak basın toplantısında konuştu. Toplantı sonrasında ayrıca ortak bir bildiri yayınlandı.

“Egemenliği ihlal edecek girişimlerden kaçınmalı”

Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye muhtemel askeri operasyonunun konuşulduğu günlerde gerçekleştirilen zirve sonrası yapılan açıklamalarda Suriye’nin “egemenliği ve toprak bütünlüğü” vurgusu vardı.

Zirvenin ardından gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan İran Cumhurbaşkanı Reisi, ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilebilir değil ve onların buraları terk etmeleri gerekiyor” dedi: Suriye’nin topraklarının her noktasının Suriye’nin meşru hükümetinin denetimine ve kontrolü altına girmesi gerekiyor.

Üçlü zirvenin gündem maddelerine de değinen Reisi, “Suriye’nin egemenliğini ihlal edecek herhangi bir girişimden kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurguladık” dedi, Rusya, Türkiye ve İran’ın iş birliğinin yanı sıra Suriye hükümetiyle işbirliği nin “çok önemli olduğunu” söyledi.

“Fırat’ın doğusu, Şam’ın kontrolünde olmalı”

Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yaparak “çözümün siyasi olması gerektiğini” belirtti, bölgeye dışarıdan müdahale yapılmasına karşı çıktı.

Putin, ayrıca Fırat’ın doğusunun Beşar Esad yönetimindeki “Şam hükümetinin kontrolünde olması gerektiğini” söyledi.

Putin, “Rusya, İran ve Türkiye olarak Suriye’de sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dönüşüm sağlanabilmesi için kararlı olduğumuzu teyit ettik” dedi, bir sonraki zirvenin Rusya’da olacağını duyurdu.

Ortak bildiri

Üçlü zirve sonrasında yayınlanan ortak bildiride de zirvede, Suriye’deki güncel durumun ele alındığı, liderlerin “Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurguladıkları” kaydedildi.

“Suriye’nin kuzeyindeki duruma” ilişkin değerlendirmelerin de olduğu ortak bildiride, bölgede “terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimin reddedildiği” ifade edildi.

Ortak bildiri ayrıca “liderlerin, Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele aldıkları, bu bölgede kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunun vurgulandığı” bilgisine de yer verildi.

Bildiriden öne çıkan diğer noktalar özetle şöyle:

“Devlet başkanları, sivil tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil olmak üzere, Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini kınamışlardır.

Suriye’nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere, terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün yanı sıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını vurgulamışlardır.”

“Suriye’den söküp atmakta kararlıyız”

Öte yandan, üçlü zirve sonrası ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör örgütleriyle mücadelemiz nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir” dedi:

“Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak, Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.

Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak, bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.”

Üçlü zirve toplantısının açılışında konuşan Erdoğan, “Milli güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür, terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir” demişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Hamaney’den Erdoğan’a ‘Suriye’ Uyarısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tahran’da İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve ardından İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Hamaney ile görüşmesinden önce, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin yedinci toplantısına katıldı.

Görüşme sonrasında Hamaney’in resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yapacağı herhangi bir askeri operasyon Suriye için, Türkiye için ve bölge için zararlı olacak ve sadece teröristler için faydalı olacaktır” denildi.

Açıklama şu şekilde devam etti: Böyle bir saldırı Türkiye’nin Suriye hükümetinden beklediği siyasi eylemi de yerine getirmeyecek. Terörizm ile mutlaka mücadele edilmelidir. Biz de elbette Türkiye ile terörizme karşı mücadelede işbirliği yaparız.

Hamaney açıklamasında diyalog çağrısı da yaptı: Suriye meseleleri diyalogla çözülmeli ve İran, Türkiye, Suriye ve Rusya müzakere ile bu meseleyi bitirmelidir.

30 milyar dolarlık ticari hacme ulaşma hedefi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Hamaney ile görüşmesinden önce, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin yedinci toplantısına katıldı.

Toplantı sonrasında iki ülke arasında yapılan anlaşmaların imza töreni ve ardından Erdoğan ile İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin ortak basın toplantısı gerçekleşti.

Erdoğan, yapılan görüşmelerin Türkiye-İran ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağını, siyasi, kültürel, ticari ve ekonomik alanlarda görüşüldüğünü ve anlaşmalara varıldığını belirtti.

Erdoğan, iki ülkenin 30 milyar dolarlık bir ticari hacme ulaşma hedefi olduğunu ancak Covid-19 sebebiyle ciddi manada bir gerileme yaşandığını söyledi.

Erdoğan, “Şu an itibariyle 7 buçuk milyar doları yakaladık. Ben inanıyorum ki iki ülkenin kararlı yürüyüşüyle biz 30 milyar dolara yine ulaşacağız” dedi ve devam etti:

“Savunma sanayiinde atacağımız adımlarla bu süreci hızlandırmamız mümkün. Gerek petrol, gerek doğalgaz alanında atılacak adımlarla da bu hızlanabilir. Türkiye olarak bildiğiniz gibi özellikle savunma sanayiinde son yıllarda ciddi bir sıçramamız mevcut. Bu konudaki dayanışmamızı çok ama çok önemsiyorum.”

İran Cumhurbaşkanı Reisi ise “30 milyar dolarlık bir rakam belirledik bu da mevcut ticaret hacminin üç katına çıkarılacağı anlamına gelmektedir. İki ülkenin ortak sanayi siteleri kurması, bugün konuştuğumuz ve anlaştığımız konulardan bir tanesi” diye konuştu ve devam etti:

“İki ülkede bilgi ve teknoloji parkları kurulması ve bilim alanında çalışan şirketlerin kurulması müzakeremizin konularından bir tanesiydi.

“İki ülke arasında doğal gaz ihracatı konusuyla ilgili bulunan 25 yıllık anlaşmanın süresinin uzatılması konusu da iki taraftan vurgulandı ve takip edeceğimiz konular arasında. Bunun süresinin uzatılmasıyla doğal gaz ihracatı hacmi yeni bir boyuta ulaşacaktır.  Bugünkü toplantımızda yatırım konularının geliştirilmesi de ele alındı.”

‘Terörle mücadele’

Terörle mücadele konusunda açıklama yapan iki lider konunun büyük önem arz ettiğini söyledi.

Her iki ülkede de “ciddi manada baş belası” olan terör örgütleri olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu konuyu artık NATO sözleşmesine de eklediğini belirtti.

Erdoğan, İran ile Türkiye’nin dayanışma içerisinde teröre karşı mücadelelerini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı Reisi ise şu şekilde konuştu:

“Terör örgütlerinin farklı isimleri olabilir ama halklarımızın güvenliğini tehlikeye atıyorsa onlar teröristtir ve mücadele etmemiz gerekir. Batı’da bugün uygulanan ikili standartlar var, biz bunu reddediyoruz. Terörizm hangi başlık altında olursa olsun onunla mücadele edilmelidir” dedi.

Reisi, her iki ülkenin de Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Astana Süreci

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak.

Paylaşın

Tahran Zirvesi’nde Hangi Konular Ele Alacak?

Astana Süreci’ni oluşturan Türkiye, İran ve Rusya’nın liderleri bu akşam Tahran’da bir araya gelecek ve Suriye’de devam eden istikrarsızlığı değerlendirecek. Zirvenin Suriye ile ilgili gündeminde, Rusya ile İran’ın karşı çıktıkları olası bir Türkiye askeri operasyonu ağırlıklı olarak yer alacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in zirve öncesinde yapacakları ikili görüşmenin gündemi ise Ukrayna ve oluşturulması için yoğun çaba gösterilen tahıl koridoru olacak. Erdoğan’ın amacı, Birleşmiş Milletler (BM) ile oluşturulan planın somut bir şekilde uygulanması için Putin’i de ikna etmek ve anlaşmayı imza aşamasına getirmek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 7.si yapılacak Astana Süreci zirvesi için bugün Tahran’da buluşacak. Liderlerin akşam saatlerinde bir araya gelmeleri ve toplantı sonrasında ortak basın açıklaması yapması bekleniyor.

Suriye sorununun çözülmesine kolaylaştırıcı olmak üzere 2017’de oluşturulan Astana Süreci, Covid-19 salgını nedeniyle liderler düzeyinde fiziki olarak 2019 Eylül’ünden bu yana toplanamıyordu.

Yaklaşık üç sene sonra yoğun bir Suriye gündemiyle gerçekleşecek olan zirve, 24 Şubat’ta Rusya’nın saldırmasıyla başlayan Ukrayna savaşı nedeniyle farklı bir uluslararası konjonktürde yapılacak.

Küresel ve bölgesel dengeleri tamamen değiştiren Ukrayna savaşının Suriye’ye olası etkilerinin bugünkü zirvede daha net ortaya çıkabileceği kaydediliyor.

Bu kapsamda, üç liderin kendi aralarında yapacakları ikili görüşmeler de önemli olacak. 24 Şubat’tan bu yana birçok kez telefonda görüşen Erdoğan ve Putin, savaşın başlamasının ardından ilk kez Tahran’da yüz yüze görüşecek.

Böylece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid Zirvesi’nde kabul edilen NATO Strateji Belgesi’nde “en önemli ve doğrudan tehdit” olarak tanımlanan Rusya’nın Devlet Başkanı Putin ile yüz yüze görüşen ilk ve tek NATO lideri olacak.

Batı’nın yakından takip ettiği zirve ve ikili görüşmeler, Suriye ve Ukrayna gündeminin bundan sonraki gelişmeleri açısından önem taşıyacak.

Suriye gündemi yoğun olacak

Suriye’ye odaklanan Astana Süreci’nin Tahran Zirvesi’nde ele alınacak konuların başında “terörle mücadele” konusu geliyor. Ancak özellikle Türkiye ve Rusya’nın bu konudaki öncelikleri farklı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan zirveye ilişkin yapılan açıklamada, zirve gündemi sıralanırken “PKK/YPG ve DEAŞ başta olmak üzere bölge güvenliğine tehdit teşkil eden terör örgütleriyle mücadele” başlığı dikkat çekti.

Kremlin’den yapılan açıklamada ise liderlerin “uluslararası terörizmin yuvasının tamamen temizlenmesi için” bir dizi önlemin görüşüleceği bilgisi verilerek, özellikle İdlib’de konuşlu “radikal İslamcı terör örgütleri” gündeme getirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aylarda yaptığı bir açıklamada, PKK’nın Suriye kolu olarak tanımlanan YPG’nin kuzey Suriye’de Tel Rıfat ve Münbiç’ten temizlenmesi için bölgeye yeni bir askeri operasyon yapılacağını açıklamıştı.

Bölgeye en son Ekim 2019’da Barış Pınarı Operasyonu’nu düzenleyerek Cerablus-Mare arasında güvenli bir bölge oluşturan Türkiye, Tel Rıfat ve Münbiç’i de YPG’den arındırmak ve oluşturulacak yeni alanlara yaklaşık bir milyon Suriyeli mülteciyi yerleştirmek istediğini kaydetmişti.

İran ve Rusya, Türkiye’nin operasyonuna karşı

Ancak Türkiye’nin yeni bir operasyon yapmasına ne Rusya ne İran sıcak bakıyor. Türkiye’nin güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini, ancak yeni bir operasyonun istikrarsızlaştırıcı sonuçları olacağını kaydeden Rusya ve İran’ın, Türkiye’nin operasyonu durdurup durduramayacakları ileriki dönemde belli olacak.

Her ne kadar tüm ağırlığını Ukrayna’ya verse de Rusya, Suriye’de hala en önemli askeri güç ve son dönemde oluşturulan statükonun bozulmasını istemiyor.

Rusya, ayrıca zafiyet görüntüsü vermemek için de Türkiye’nin operasyonuna sıcak bakmıyor. Türkiye’nin olası operasyonuna Rusya’nın nasıl yanıt vereceği, örneğin 2020 başında olduğu gibi İdlib kozunu oynayıp oynamayacağı da bilinmiyor.

İran ise Rusya’nın dikkatinin Ukrayna’ya çevrilmiş olmasını fırsat bilerek Suriye ile ilişkilerini daha da güçlendirme arayışında. İran’ın desteklediği Şii milis güçlerinin son dönemde kuzey Suriye’de daha görünür oldukları kaydediliyor.

Tel Rıfat ve Münbiç’e yapılacak bir operasyonun Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep’in güvenliğini tehlikeye sokacak olması da İran’ın kaygıları arasında.

Türkiye’nin operasyonuna Rusya ve İran’ın yanı sıra, başta ABD olmak üzere Batılı müttefikler de karşı çıkıyor. Washington’dan yapılan açıklamalar, Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) oluşturan YPG’ye karşı yapılacak bir harekatın, IŞİD ile mücadeleye sekte vuracağı ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı noktasına dayanıyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) operasyon yapıp yapmayacağı, yaparsa ölçüsü ve sınırları, Tahran Zirvesi sonuçları ışığında 21 Temmuz günü düzenlenecek Milli Güvenlik Kurulu toplantısında ayrıntılı ele alınacak.

Siyasi süreç donma noktasında

Astana Süreci’nin en önemli getirilerinden biri BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde Suriye’de siyasi süreci ilerletmek için Anayasa Komitesi’nin kurulması olmuştu.

Ancak aradan geçen onca yıl ve BM liderliğindeki görüşmelere karşın somut bir ilerleme sağlanamadı. Türkiye’nin Astana Süreci ortaklarına yaptığı ve Suriye’ye uygulanan siyasi ve ekonomik yaptırımlar da sonuç vermedi.

Zirvede Suriye yönetimi ile muhalefeti bir araya getiren anayasa yazım sürecinin yeniden ele alınması hedefleniyor, ancak somut sonuç çıkması beklenmiyor.

Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri kopma noktasına gelen Rusya’nın siyasi süreç konusunda yeni talepleri olduğu, bunlar karşılanana kadar Suriye’nin anayasa komitesi toplantısına katılmasını istemediği kaydediliyor.

Bu nedenle bu ay sonunda yapılması öngörülen anayasa komitesi toplantısının 9. tur birleşimi yapılamıyor. Rusya’nın toplantıların Cenevre yerine başka bir yerde yapılmasını istediği, Arap basınının gündeme getirdiği iddialar arasında.

‘Tahıl koridoru’ da gündemde

Tahran’da üçlü Suriye görüşmesi kadar ikili temaslar da önemli olacak. Gözlerin çevrildiği buluşma ise Erdoğan ile Putin arasında olacak. Türk ve Rus liderlerin ikili gündemini ise Ukrayna dosyası dolduracak.

Savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna ve Rusya arasında dengeli bir politika izlediğini açıklayan Türkiye, bunalımın ilk günlerinde tarafları Antalya ve İstanbul’da bir araya getirerek çatışmaların bir an önce durmasını hedeflemişti.

Taraflar arasındaki çatışmaların yoğunlaşması ve Rusya’nın birçok kez sivil hedefleri vurarak yüzlerce kişinin ölmesine yol açması ateşkes çabalarının sona ermesine yol açmıştı.

Türkiye, Mayıs ayı başlarından itibaren küresel bir gıda krizinin engellenmesi için Ukrayna’nın gemilerde ve silolarında bekleyen 25 milyon tona yakın tahılın güvenli yollarla dünya pazarlarına ulaştırılması için taraflar arasında diplomasiye başladı.

Geçen hafta Türkiye ve BM yetkililerinin katılımıyla İstanbul’da yapılan toplantıda Ukrayna ve Rusya askeri yetkilileri uzunca bir süreden sonra ilk kez aynı masa etrafında buluşmuş, tahıl ihracının yapılabilmesi için bazı teknik unsurlarda uzlaşmıştı.

Hem Ankara hem de Moskova’dan yapılan açıklamalar, tahıl koridoruna ilişkin çalışmanın iki lider tarafından Tahran’da ele alınacağını gösteriyor. Savunma Bakanı Hulusi Akar, zirveden bir gün önce yaptığı açıklamada, tarafların bu hafta içinde bir kez daha bir araya gelmesinin beklendiğini kaydetti.

Erdoğan’ın da Putin’e bu anlaşmanın tamamlanması için gerekli siyasi liderliği göstermesi ve devam eden savaşın küresel gıda krizine yol açmasını önleme çağrısında bulunması bekleniyor.

Putin ile yapılacak görüşmelerde Akar’ın açıkladığı planın geri kalan unsurlarının da çözülmesi durumunda, Rusya ve Ukrayna’nın gıda koridorları oluşturulmasını içeren anlaşmaya imza atabilecekleri kaydediliyor.

Zirve öncesinde bir açıklama yapan AB Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tahıl koridoru konusunda bir anlaşmanın yakın olduğunu kaydetmişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, Tahran’da Suriye İçin ‘Yeşil Işık’ Arıyor

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de süre giden çatışmayı sona erdirmek hedefiyle 11 yl önce başlatılan ve “Astana barış süreci” olarak adlandırılan müzakerelerin yeni bir evresi olarak Suriye’deki son durumu görüşmek üzere Salı günü İran’ın başkenti Tahran’da bir araya geliyor.

Üç ülke de Suriye’de güç bulunduruyor. Rusya ve İran, Selefi muhaliflere karşı Şam rejimini desteklerken Türkiye isyancıları destekliyor. Salı günkü zirve, Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerine yönelik yeni bir saldırı başlatma tehdidinin gölgesinde toplanıyor.

Al Monitor’un haberine göre toplantıya ev sahipliği yapan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi toplantı öncesinde Türkiye’nin Suriye’deki herhangi bir askeri harekatının “bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği” uyarısında bulundu.

Tahran zirvesi, Erdoğan’ın, Şubat’ta Ukrayna’yı işgal kararnamesi yayınlamasından bu yana Putin ile ilk yüz yüze görüşmesi olacak. Erdoğan uzun süredir Putin’le buluşma arzusunu dile getiriyordu.

AFP’ye demeç veren Rus yorumcu Vladimir Sotnikov, Türkiye’nin Suriye’deki istilasını Rusya’nın Ukrayna’daki işgaliyle meşrulaştırmayı hedeflediğini söylüyor.

İran ve Rusya “yeşil ışık” yakacak mı?

Erdoğan Ankara’nın “terörist” olarak gördüğü Kürt gücü YPG ve Kürt-Arap ortak ordusu SDG’yi hedef alıyor. Suriye hükümeti, Türkiye’nin yeni bir saldırı başlatma tehditlerini pek çok kez kınadı.

Carnegie Europe uzmanlarından konuk araştırmacı Sinan Ülgen, Ankara’nın operasyonunu başlatmadan önce Moskova ve İran’ın onayını aradığını söyledi.

Ülgen Ankara’nın özellikle hedef almak istediği Tel Rıfat ve Membiç’in “Rusya’nın kontrolü altında” olduğunu ve Türkiye’nin operasyonu sonuçlandırmak açısından bu bölgede “hava sahasını kendisine açmasını istiyor.” Ülgen’in yorumuna göre Ankara özetle Rusya ve İran’dan “yeşil ışık” istiyor.

Ancak şu ana kadar Rusya ve İran, Ankara’nın önünü açacak bir tutum takınmadılar. Rusya, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik bir saldırı başlatmaktan “kaçınacağı” umudunu önceden dile getirmişti.

Geçtiğimiz haftalarda hem Ankara’yı hem de Şam’ı ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir-Abdullahyan Türkiye’yi ihtiyatlı olmaya çağırdı.

Ancak, İranlı diplomatlar Haziran sonunda Ankara’da “[…] belki özel bir operasyona ihtiyaç duyulabilir olmasını” değerlendirebilecekleri imasında bulunmuşlardı.

Ne var ki, Abdullahyan daha sonra Şam’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekatının “bölgede istikrarsızlaştırıcı bir unsur olacağını” söyledi.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başkomutanı Mazlum Abdi’yse, Rusya ve İran’ı Türkiye’yi dizginlemeye çağırdı vee “Umarız (saldırılar) gerçekleşmez ve Kürtler… Büyük güçler arasındaki görüşmeler sırasında terkedilmez” dedi.

Bu koşullar altında yorumcular Türkiye, Rusya ve İran’ın gerginlikten kaçınma ve Suriye konsundaki görüş farklılıklarını azaltma gayretinde olacaklarını öngörüyorlar.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İran’da İdam Edilenlerin Sayısı Bir Önceki Yıla Oranla İkiye Katlandı

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları (IHR), yayınladığı son raporda 2022’nin ilk yarısında İran’daki idamların bir önceki yıla oranla iki kattan fazla arttığını ortaya koydu. 

Raporda 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında İran’da 251 kişinin asıldığı, bu rakamın geçen yılın ilk yarısında 117 olduğu belirtildi.

İran’da son aylarda ekmek gibi temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki artış nedeniyle ülke çapında protestolar düzenleniyor.

İran İnsan Hakları’nın (IHR) kurucusu Mahmud Amiri Mukaddem, AFP’ye verdiği demeçte “Hiç şüphe yok ki bu infazların asıl amacı, giderek büyüyen rejim karşıtı protestoları engellemek için korku yaymak” dedi.

İdam edilenler arasında 6 kadının da yer aldığını belirten kuruluş, yeni protesto dalgalarının başladığı 7 Mayıs’tan bu yana 137 infazın gerçekleştiğini söyledi.

‘Derin endişe’

Aktivistler arasında İran’ın etnik azınlıklarından, özellikle de Beluç ve Kürtlerden idam edilenlerin sayısının orantısız bir şekilde yüksek olması da endişe yaratıyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres geçtiğimiz ay, İran’ın uyuşturucu suçlusu ve etnik azınlıklardan birçok kişiyi artan sayıda daha fazla idam etmesinden duyduğu “endişeyi” dile getirmişti.

Guterres, “Ölüm cezası, ‘en ciddi suçlar’ kapsamına girmeyen suçlamalar temelinde ve adil yargılama standartlarıyla bağdaşmayan şekillerde uygulanmaya devam ediyor” açıklamasında bulunmuştu.

IHR, yılın ilk yarısında ülkenin güneydoğusunda yaşayan Sünni Beluç azınlığından 67 mahkumun idam edildiğini söyledi.

Raporda, kaydedilen infazların en az yüzde 19’unun İran nüfusunun sadece yüzde beşini oluşturan bu etnik azınlığın üyesi olduğu kaydedildi.

Aktivistler ayrıca, Firuz Musalu adlı bir Kürt’ün 20 Haziran’da idam edilmesinden duydukları endişeyi dile getirdi.

Uluslararası Af Örgütü’nün ölüm cezasına ilişkin yıllık raporunda, 2021’de infaz sayısının yüzde 28 artarak 314’e yükseldiği, bunun 2017’den bu yana en yüksek rakam olduğu ve o tarihten bu yana yaşanan düşüşün tersine döndüğü belirtildi.

İran’daki infazlar, ülkenin narkotikle mücadele yasasında yapılan ve uyuşturucuyla ilgili suçlardan idam cezasına çarptırılan hükümlülerin sayısını azaltan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 2017 yılından bu yana düşmüştü.

IHR, infazların sadece resmi medyada yayınlananları veya en az iki bağımsız kaynak tarafından teyit edilenleri içerdiğini, bu nedenle gerçek sayının daha yüksek olabileceğini söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın