Özel’den Erdoğan’ın “Özür Dile” Sözlerine Tepki

Erdoğan’ın kendisine yönelik ‘önce özür dilesin’ sözlerine yanıt veren CHP Lideri Özgür Özel, ”Tutturmuş ‘Özgür Özel özür dilesin’ ben ne dedim de özür dileyeyim” dedi ve ekledi:

“Ben Dilruba adına söylediği sözlerden alınmış kötü hissetmiş kim varsa özür dilerim. Şimdi sıra Erdoğan’da ağzıma alamayacağım ifadelerle Gezi’ye katılanlara ‘sürtük’ dedi. Şimdi Erdoğan da onlardan özür dilesin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik ‘önce özür dilesin’ sözlerine yanıt verdi.

CHP Lideri Özgür Özel, ”Tutturmuş ‘Özgür Özel özür dilesin’ ben ne dedim de özür dileyeyim. Ben Dilruba adına söylediği sözlerden alınmış kötü hissetmiş kim varsa özür dilerim. Şimdi sıra Erdoğan’da ağzıma alamayacağım ifadelerle Gezi’ye katılanlara ‘sürtük’ dedi. Şimdi Erdoğan da onlardan özür dilesin” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İL Başkanları toplantısında Dilruba Kayserilioğlu’nun 30 Ağustos resepsiyonunda CHP’nin konuğu olarak kendisine yer verilmesini eleştirmişti. Erdoğan “AK Parti’ye oy veren insanlara hakaret edeni yanlarına aldılar. Biz Sayın Özel’den bir özür bekliyoruz” diye konuşmuştu.

Ne olmuştu?

Sokak röportajında Instagram’ın erişime engellenmesi ve sokak hayvanlarıyla ilgili yasayı eleştiren Dilruba Kayserilioğlu, 12 Ağustos’ta tutuklandı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamaları yöneltilen Kayserilioğlu’nun tutukluluğuna avukatı Hüseyin Yıldız, itiraz etti. Ancak itiraz reddedildi.

İkinci itiraz üzerine Dilruba Kayserilioğlu’nun “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından tahliyesine karar verildi. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan tutukluluğu süren Kayserilioğlu’nun serbest bırakılması için tekrar itiraz edildi. Bu son itiraz üzerine Kayserilioğlu 29 Ağustos’ta tahliye edildi.

Dilruba Kayserilioğlu, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunu basın yoluyla işlenmekten 6 yıla hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu oluşmadığından Kayserilioğlu’nun beraatine karar verdi.

Kayserilioğlu’nu “Halkın bir kesimini alenen aşağılamak” suçundan 6 ay hapis cezasına çarptıran mahkeme, bu eylemin basın yayınla yapıldığı için cezayı 1/2 artırarak 9 aya çıkardı. Mahkeme ayrıca, iyi hal indirimi uygulayarak cezayı 7 ay 15 güne düşürdü. Hakim, hükmün açıklanmasını geri bıraktı ve Dilruba Kayserilioğlu hakkındaki adli kontrol kararını kaldırdı.

Serbest bırakılmasının ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Kayserilioğlu hakkında bu kez de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla iddianame hazırladı. Kayserilioğlu’nun 4 yıla kadar hapsi isteniyor.

Paylaşın

Son Bir Yılda 66 Çocuk İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

Türkiye’de son bir yılda 66 çocuk iş kazalarında hayatını kaybetti. “Çocuk işçiliği” çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler olarak tanımlanır.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 2023 Eylül – 2024 Ağustos döneminde Çocuk İşçiler İş Cinayetleri Raporu’nu açıkladı. Son 1 yılda en az 66 çocuk çalışırken hayatını kaybetti belirtilen raporda öne çıkan bölümler şöyle:

Tarım sektöründe 24 çocuk hayatını kaybetti: 24 çocuk (20 işçi, 4 çiftçi) hayatını kaybetti. Tarım sektöründe ölen çocukların neredeyse yarısı, sıcak havada çalışmadan bunalıp su kanalında veya derede boğulma nedeniyle hayatını kaybetti. Tarım sektöründeki çocuk işçilerin çalışma koşullarının genellikle ağır ve riskli olması yine dikkat çekti.

Sanayi sektöründe 17 çocuk hayatını kaybetti: 17 çocuk işçi, sanayi sektöründe çeşitli kazalar sonucu hayatını kaybetti. Bu ölümlerin çoğu, makinaya sıkışma, patlama ve yanma gibi nedenlerle gerçekleşti.

İnşaat sektöründe 13 çocuk hayatını kaybetti: 13 çocuk inşaat sektöründe çalışırken hayatını kaybetti. İnşaat sektöründeki çocuk işçilerin büyük bir kısmı, yüksekten düşme gibi kazalar nedeniyle yaşamını yitirdi.

Hizmet sektöründe 12 çocuk hayatını kaybetti: 12 çocuk hizmet sektöründe çalışırken hayatını kaybetti. Bu ölümler genellikle trafik kazaları ve diğer iş kazalarından kaynaklandı.

Çocuk işçi ölümlerinin şehirsel dağılımı: Çocuk işçi ölümleri, kırsal bölgelerden büyük şehirlere doğru kayıyor. Geçen yıl tarım sektöründeki çocuk işçi ölümlerinin oranı yüzde 36 iken, bu oran geçmiş yıllara göre belirgin bir şekilde azalmış durumda. Tarımda çocuk işçi ölümlerinin düşüşü, kentsel alanlarda çocuk işçiliğin artışını da beraberinde getirdi.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde çocuk işçi ölümlerinin dağılımı ise şu şekilde: İstanbul’da 7 çocuk, Şanlıurfa’da 5 çocuk, Adana, Kocaeli ve Konya’da 4’er çocuk, Ankara ve Kayseri’de 3’er çocuk, Çorum, Gaziantep, Hatay, Malatya ve Manisa’da 2’şer çocuk, Diğer şehirlerde ise 1’er çocuk hayatını kaybetti.

İSİG Meclisi tarafından belirlemeye göre; MESEM (Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezleri), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasına neden oluyorken; 2016 yılına kadar var olan ‘Çıraklık Eğitim Merkezleri’nin devamı niteliğindeki MESEM, çocukların bedava iş gücü olarak kullanılmasını meşrulaştırılıyor.

2024 yılında MESEM kapsamında bedava çalışan öğrenci işçilere patronlara 1 milyar 698 milyon TL ödenmiş ve son üç yılda MESEM programlarına aktarılan kamu kaynağı 15 milyar TL’ye ulaştı.

İSİG Meclisi tarafından yapılan değerlendirmeye göre; ”MESEM’lerin amacı eğitim değil, çocuk işçiliği yaygınlaştırmak ve patronlara finansal destek sağlamaktır.”

Kız çocukları: Kız çocuklarının ölümleri, iş cinayetlerinde ölen kadınların ölümlerinin iki katı oranında gerçekleşti. Ancak kentsel alanda çocuk işçiliğinin artmasıyla bu oran geçen yıl yüzde 8’e düştü.

Göçmen Çocuklar: Türkiye’deki göçmen çocuk işçilerin ölüm oranı geçen yıl yüzde 8 olarak belirlendi. Göçmen çocuklar, genellikle güvencesiz işlerde çalıştırılmakta ve bu durum sağlıklarını tehdit etmektedir.

Çocuk işçi ölümleri arasında yaş gruplarına göre dağılım ise şu şekildedir: 6-14 yaş arası 22 çocuk hayatını kaybetti. 15 yaş ve üzeri kalan çocuk işçilerin çoğunluğu bu yaş grubunda yer aldı. 14 yaş altındaki çocukların çalışması yasak olmasına rağmen, bu yaş grubundaki çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılıyor.

İSİG Meclisi’nin rapor sonucuna göre yer alan ifadeleri şöyle; ”Türkiye sanayisinin dünya pazarlarında, özellikle AB pazarında, var olmasının yegâne yolu ucuz işgücü ihracıdır. Türkiye’de çocuk işçiliği, ucuz iş gücü ihtiyacı nedeniyle sürdürülmektedir.

Bu aşamada ‘kullan-at işçilik’ halini alan çocuk işçiliğin varlığı elzemdir ve çocuk işçilik ancak üretenlerin yönetmesi durumunda önlenebilir.

Çocuk işçiliğinin önlenmesi ve çocuk haklarının korunması için sistematik bir değişim ve örgütlenme gerekmektedir. Çocukların korunması ve haklarının savunulması için mücadele devam etmelidir. Örgütlenmek ve mücadele etmek, çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi için kritik öneme sahiptir.”

NOT: İSİG Meclisi, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

DEVA Partisi İle Gelecek Partisi Birleşecek Mı? Babacan’dan Açıklama

Gelecek Partisi ile birleşme görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulunan DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Türkiye’de çok sayıda siyasi parti var. Bütün bu çabaların birlik ve beraberlik içerisinde olması gerektiğini de hep görüyoruz. Hem Meclis’te yoğun işbirliğiyle hem siyasi partilerle beraber çalışmayla yeni ve güçlü bir alternatif beraberce oluşturmanın faydalı olacağına inanıyoruz” dedi ve ekledi:

“Mesela Gelecek Partisi ile birleşme noktasında görüşme trafiğimiz var. Ya da birleşme olur, grup olur, ama bu grup orada kalmamalı, Meclis’ten başka siyasi partiden arkadaşları da dahil ederek, çok daha güçlü ve yeni bir grup oluşur mu diye bakıyoruz. Farklı farklı yerlerde merkez sağ arayışında olan insanlar var; biz onlarla da irtibattayız. Ben buradan bir çağrı yapıyorum. Bu ülkeyi seven, bu vatanı seven, bu ülkenin değerleriyle yoğrulmuş, Cumhuriyetimizin değerlerine inanan insanların daha yakın, bir arada olması lazım.”

Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu olan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, grup kurma ve parti birleşme çalışmalarıyla ilgili açıklamalar yaptı. Ali Babacan’ın açıklamaları şöyle:

“Bizim bir grup kurma hedefimiz var ve gayretimiz var. Ancak şunu da görmek gerekiyor. Türkiye’de toplumsal dinamiklere baktığımızda, son seçimden sonra da gittikçe yoğunlaşan hareketlenmeler var. Birincisi, zamanında AK Parti’ye gönül vermiş, destek vermiş, artık sayın Erdoğan ve AK Parti’den memnun olmayan, dindar ve muhafazakar milyonlarca vatandaşımız var. Bir başka önemli dinamik, zamanında rahmetli Menderes ve Özal’ın dönemlerini hayırla yad eden, acaba merkez sağda o günlerdeki gibi yeni bir hareketlenme olur mu diye takip eden milyonlarca vatandaşımız var.

Yine Türkiye’deki mevcut siyasi düzenin tamamını reddeden yepyeni arayışlar içinde olan milyonlarca gencimiz var. Biz diyoruz ki ister AK Parti’den memnun olmayan milyonlarca dindar vatandaşımız ister merkez sağda rahmetli Menderes ve Özal dönemini hayırla yad eden, merkez sağda arayış içinde olan seçmenimiz ve gençlerimiz için artık bundan sonraki süreçte doğru adresin DEVA Partisi olduğunu hep söylüyoruz.

“Yeni ve güçlü bir alternatif…”

Şunu da biliyoruz ki şu anda Türkiye’de çok sayıda siyasi parti var. Bütün bu çabaların birlik ve beraberlik içerisinde olması gerektiğini de hep görüyoruz. Hem Meclis’te yoğun işbirliğiyle hem siyasi partilerle beraber çalışmayla yeni ve güçlü bir alternatif beraberce oluşturmanın faydalı olacağına inanıyoruz. Mesela Gelecek Partisi ile birleşme noktasında görüşme trafiğimiz var. Ya da birleşme olur, grup olur, ama bu grup orada kalmamalı, Meclis’ten başka siyasi partiden arkadaşları da dahil ederek, çok daha güçlü ve yeni bir grup oluşur mu diye bakıyoruz.

Farklı farklı yerlerde merkez sağ arayışında olan insanlar var; biz onlarla da irtibattayız. Ben buradan bir çağrı yapıyorum. Bu ülkeyi seven, bu vatanı seven, bu ülkenin değerleriyle yoğrulmuş, Cumhuriyetimizin değerlerine inanan insanların daha yakın, bir arada olması lazım. Şu anda Türkiye için birlik ve beraberlik zamanıdır. Diyorum ki gelin bir olalım, beraber olalım.

Hem siyasi hem de Meclis’te daha büyük bir birliktelikle bu ülkenin sorunlarını çözmek için gayret edelim. Biz DEVA Partisi olarak kadrolarımızla çalışmaya hazırız. Her şeyin çözümünde binlerce madde ile hazırız. Ancak bunların hayata geçirilmesi, vatandaşımızın ikna olması, bizi sevmesi ve desteklemesi son derece önemlidir. Bunun için de daha geniş bir işbirliğinin tam da şu anda Türkiye için önemli bir ihtiyaç olduğunu düşüyoruz, bunun için de yoğun bir gayretimiz var.”

Paylaşın

İktidar, Kamu Şirketlerini Körfezde Görücüye Çıkarıyor

İktidar, Türkiye’nin en önemli kamu şirketlerini körfezde görücüye çıkarıyor: Turkcell, Türk Telekom, Çaykur, Botaş, Eti Maden, Türk Hava Yolları, Ziraat Bankası, Kardemir Çelik gibi…

Yurttaşı yoksulluğa mahkûm eden rasyonel ekonomi politikalarına rağmen yabancı yatırımcı getiremeyen hükümet, Türkiye’nin en önemli kamu şirketlerini körfezde görücüye çıkarıyor.

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre; En son Koza Altın’ı da bünyesine katan Türkiye Varlık Fonu (TVF), Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai ve Abu Dabi şehirlerinde 12-13 Eylül’de getirili menkul kıymet yatırımcılarıyla yüz yüze görüşme düzenleyecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yönetim kurulu başkanı olduğu TVF’nin bünyesinde bulunan şirketler arasında Turkcell, Türk Telekom, Çaykur, Botaş, Eti Maden, Türk Hava Yolları, Ziraat Bankası, Kardemir Çelik gibi kamu şirketleri yer alıyor. Bloomberg’in geçtiği habere göre yatırım görüşmeleri sanal ortamda da sürecek.

TVF’nin bu adımı tartışma yarattı. Uzmanların yorum ve soruları şöyle:

TVF’nin sabit getirili menkul kıymet yatırımcıları ile görüşecek olması elindeki devlet tahvilleri ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde borç elde etmek için ihaleye çıkabileceğinin göstergesi. Ama hangi menkul kıymetlerle borç toplayacağı açıklanmadı.

Örrneğin Ziraat Bankası, THY gibi kurumların/şirketlerin menkul kıymetleri ile mi, Hazine’nin çıkardığı devlet tahvilleri ile mi yapacak?

Yatırımcılara teklif edeceği faiz oranı ve vade ne olacak? Toplayabilirse eğer bu topladığı borç para ile hangi yatırımları finanse edecek?

Bir diğer soru Türkiye Varlık Fonu bu borçları geri ödeyemezse neyi teminat olarak göstermektedir? Milli iktisadi değerlerimiz yabancı yatırımcıların eline mi geçecek? Kamuoyu aydınlatılmalı.”

Paylaşın

Siyasi Yasak Davası: İmamoğlu’ndan “Yargının Mağduruyum” Yorumu

Kendisine siyasi yasak verilmesinin yolunu açacak olan davaya ilişkin açıklamalarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Olmayan bir suç üzerinden yargının mağduru durumundayım. Böyle bir dava olmaz” dedi.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti. Dava, son iki yıldır “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da okul ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yüksek Seçim Kurulu üyelerine ‘ahmak’ dediği gerekçesiyle yargılanan Ekrem İmamoğlu, “Olmayan bir suç üzerinden yargının mağduru durumundayım. Böyle bir dava olmaz” dedi.

Birgün’ün aktardığına göre; İmamoğlu, açıklamasının devamında, “Bu davanın görüşülmesi bile millet için üzülecek bir durum. Utanç verici bir durum ama ben yargıya güvenmek istiyorum inşallah en doğru kararı eninde sonunda verecektir” ifadelerini kullandı.

Demokrasi adına kötü olan bu durumdan bir an önce kurtulmak gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “Umarım bu durumdan sıyrılır, memleketin gerçek gündemine bakar, gerçek sorunları konuşuruz” dedi.

Siyasi yasak davası nedir?

Ekrem İmamoğlu, ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildiği 2019 yılının kasım ayında Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

O dönem Türkiye İçişleri Bakanı olarak görev yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti.

İmamoğlu ise Soylu’ya “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın” cevabını vermişti.

Bunun üzerine Türkiye’deki seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) üyeleri hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı suç duyurusunda bulunmuştu.

Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti.

Dava, son iki yıldır Türkiye’de “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Paylaşın

Ali Erbaş’ın Konutunun Giderleri Diyanet’in Bütçesinden Ödeniyor

Diyanet kaynaklarının iddiasına göre, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yaşadığı konutun elektrik, su, internet ve telefon gibi sabit ödemeleri de başkanlık bütçesinden ödeniyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait başkanlık konutu, Ankara’nın en lüks semtinde bulunuyor. Toplam üç kattan oluşan 450 metrekare kullanım alanlı konutun kış aylarında ancak binlerce liralık doğalgaz faturalarıyla ısıtılabildiği belirtiliyor.

Birgün’den Mustafa Bildircin’in aktardığı iddialara göre, her gün sabah 09.30’da başkanlığın daimi işçilerinden iki kişi, Diyanet Başkanlık Konutu’na giderek villanın temizliğini yapıyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş’ın yönlendirmesiyle çalışan personel, akşam saatlerinde işlerini bitirerek başkanlığa dönüyor. Villada temizlik yapan işçilerin, “Seher Erbaş’a hizmet etmesi için” hacca da götürüldüğü öne sürülüyor.

Villa için yapılan seferberlik bunlarla da sınırlı kalmıyor. Diyanet kaynaklarının verdiği bilgiye göre, bahçenin bakımını da Diyanet personeli yapıyor. Erbaş Ailesi’nin, “Göz zevki” için sürekli muhtelif bitkiler alınıp villanın bahçesine ekiliyor. Ali Erbaş’ın eşi Seher Erbaş’ın, “Kışlık gıda hazırlığını” da Diyanet’te sürekli işçi olan kadın personele yaptırdığı savunuluyor.

Diyanet kaynaklarının iddiasına göre, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın yaşadığı konutun elektrik, su, internet ve telefon gibi sabit ödemeleri de başkanlık bütçesinden ödeniyor.

Villanın tadilat ve malzeme alımlarının da “Dikkat çekmemesi için” devlet bütçesinden değil, bağışlarla finanse edilen Diyanet Vakfı üzerinden alındığı iddialar arasında yer alıyor. Villanın tadilatının Diyanet Vakfı kaynaklarıyla karşılandığı yönündeki iddialar Ali Erbaş’ın, “Kuran kursuna bir tuğla bağışlayanlara cennetten ev verilecek” sözlerini akıllara getiriyor.

Yürürlükteki Tasarruf Tedbirleri Genelgesi, mevcut lojman ve sosyal tesislerin ekonomiye kazandırılmasını öngörüyor. Savunma ve güvenlik hizmetlerinde kullanılan lojman ve sosyal tesisler uygulamadan hariç tutuluyor.

“Kaynak sadece Saray’a ve Saray efradına”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Türkiye’de yüz binlerce kişinin çatısı akan, rutubetli ve sıvası dökülen evlerde yaşamak zorunda kaldığının altını çizerek, “Diyanet İşleri Başkanı Erbaş ise vatandaşın vergileriyle sefa sürüyor. Geçim derdi yok, su, kira, elektrik, ulaşım, benzin derdi yok, filosundaki araçlara konulan benzin dahil hepsi Diyanet’in bütçesinden her ay tıkır tıkır ödeniyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Saray’ı inşa edilirken “Maliyeti açıklanırsa ekonomi bozulur” diyenler olduğunu anımsatan Bulut, şunları kaydetti:

“Saray’da yaşayanlar tabii ki barınma sorunu nedir bilmezler. Oysa Saray’a harcanan parayla, Saray’ın bir aylık harcamasıyla binlerce ev yeniden kurulabilir, binlerce vatandaşın barınma sorununu ortadan kaldırılabilirdi. Diyanet İşleri Başkanı’nın konutunu, elektriğini, suyunu veren devlet, vatandaşa gelince, asgari ücretliye, dar gelirliye, emekliye gelince, ‘Kaynak yok’ diyor. Kaynak sadece Saray’a ve Saray efradına var.”

Paylaşın

Türkiye’de Bir Aile Hekimine 3 Bin 72 Kişi Düşüyor

İPA tarafından hazırlanan genel sağlık istatistiklerine göre; Türkiye genelinde bir aile hekimine ortalama 3 bin 72 kişi düşerken, İstanbul’da bu rakam 3 bin 187’ye kadar yükseliyor.

Haber Merkezi / Türkiye Halk Sağlığı Haftası kapsamında, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından hazırlanan Genel Sağlık İstatistikleri yayımlandı.

Verilerden öne çıkan bölümler şöyle: “İstanbul’da ortalama yaşam süresi (79,1 yıl) Dünya ve Türkiye ortalamasının üzerinde, OECD ve AB ortalamasının ise altında.

Türkiye genelinde bir aile hekimine ortalama 3 bin 72 kişi düşerken, İstanbul’da bu rakam 3 bin 187’ye kadar yükseliyor.

İstanbul’daki özel hastane sayısı kamu hastanelerinin 3 katından fazla. Bu dengesizlik İstanbul’da sağlık hizmetine erişim ihtiyacı duyan kişileri büyük ölçüde özel hastanelere gitmek zorunda bırakmakta.

İstanbul’da 100 bin kişiye düşen toplam hekim sayısı (284), Türkiye ortalamasının (228) üzerinde, OECD ortalamasının (372) altında.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) açıkladığı verilere göre, yurt dışında hekimlik yapmak üzere İyi Hal Belgesi’ne
başvuru yapan kişi sayısı 2022 yılında 2 bin 685 iken 2023 yılında 3 bin 25’e yükseldi.

İstanbul’da 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 30 olup OECD (43) ve Türkiye ortalamasının (31) altında.

İstanbul’da yaşayan milyonlarca kadın cinsel sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 9 – 26 yaş arasındaki kişiler için ücretsiz HPV aşı uygulamasını başlattı.

Kadın sağlığı konusunda önemli alanlardan biri de meme kanseri farkındalık hizmetleri. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu kapsamda ücretsiz meme kanseri teşhisine yönelik hizmet vermekte.

Önemli bir halk sağlığı sorunu olan obezite toplumda günden güne artış göstermekte. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’de obez bireylerin oranı yüzde 20,2 iken İstanbul’da bu oran çok daha yüksektir: yüzde 30,1.”

Paylaşın

Yüzdeki Milialardan (Süt Lekeleri) Nasıl Kurtulunur?

Yüzünüzde temizlenmesi zor görünen o küçük beyaz şeyleri hiç gördünüz mü? Bu küçük şeylere milia denir, bazen süt lekeleri olarak da adlandırılır. Milialar, küçük beyaz kistlerdir.

Haber Merkezi / Bebeklerde daha yaygın olsalar da, milia her yaştan herkesi etkileyebilir.

Yenidoğanların yaklaşık yüzde kırkında milia vardır ve genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden geçerler. Ancak yetişkinlerde de milia vardır, bu daha kalıcı olabilir ve temizlenmesi için tedavi gerekebilir.

Milianın nedenleri

Milia, döküntü, kabarcık veya yanık gibi cilt hasarlarından kaynaklanabilir. Kimyasal peeling veya lazer tedavileri gibi bazı cilt bakım tedavileri bile bu kistleri üretebilir.

Uzun süre güneşe maruz kalmak cildin dış tabakasını kalınlaştırabilir, bu da milia oluşumuna yol açabilir.

Kalın kremler veya yağ bazlı bakımlar kullanmak cildi tıkayarak ölü hücreleri hapseder, bu da milia oluşumuna neden olabilir.

Yaş ilerledikçe cildin onarım kapasitesi azalır. Ölü deri hücreleri birikerek milia haline gelebilir.

Milia türleri

Birincil milia: Herhangi bir açık neden olmadan ciltte ortaya çıkabilen milia türüdür. Genellikle bebeklerde görülürler ve birkaç hafta içinde kaybolurlar.

İkincil milia: Cilt iyileşip yenilenirken, yanıklar, döküntüler veya aşırı eksfoliasyon ek milialara neden olabilir.

Yenidoğan miliaları: Bebeklerde yaygın olan neonatal milia sıklıkla burun, baş ve yüzde görülür. Genellikle herhangi bir tedavi olmaksızın geçerler.

Genç milia: Juvenil milia yüzde veya vücudun diğer bölgelerinde ortaya çıkabilir ve kalıtsal bozukluklarla bağlantılı olabilir.

Çoklu patlayıcı milia: Nadirdir, genellikle yüzde ve üst kollarda görülürler, tahriş edici olabilirler.

Milianın belirtileri: Milialar benzersiz bir görünüme sahip oldukları için kolayca tanımlanabilirler. Birincil belirtiler şunlardır:

Küçük beyaz yumrular: Genellikle 1-2 milimetre çapında, kümeler halinde küçük beyaz şişlikler görülür.

Enflamatuar olmayan: Milia, aknenin aksine kızarıklık veya şişliğe neden olmaz.

Dokunulduğunda sert: Milia genellikle sert bir yapıya sahiptir ve cildin altında küçük kum taneleri gibi hissedilebilir.

Yüzdeki milialardan nasıl kurtulunur?

Kimyasal peeling: Kimyasal peeling, dış tabakayı eksfoliye etmek ve yeni deri oluşumunu desteklemek için cilde kimyasal bir solüsyon uygulanmasını içerir. Bu, milianın giderilmesine yardımcı olabilir.

Lazer tedavisi: Lazer tedavisi, çevredeki cilde zarar vermeden miliayı hedef alarak, miliaların etkili bir şekilde temizlenmesine yardımcı olur.

Dermapen ile mikroiğneleme: Dermapen ile uygulanan mikroiğneleme tedavisinde, ciltte mikro yaralanmalar oluşturmak için minik iğneler kullanılır, kolajen üretimi uyarılır ve yüzdeki milialardan kurtulmaya yardımcı olunur.

Milia hakkında sık sorulan sorular:

Milia zararlı mıdır?

Hayır. Bu iyi huylu kistler herhangi bir sağlık sorununa da neden olmaz. Yine de bazı insanlar bunları estetik açıdan sorunlu bulabilir.

Milia stres nedeniyle mi oluşur?

Stresin milia üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak stres cildinizin sağlığını ve iyileşme kapasitesini tehlikeye atabilir, bu nedenle cilt sorunlarını daha da kötüleştirebilir.

Milia ne kadar süre etki eder?

Milia, türüne ve nedenine bağlı olarak birkaç haftadan birkaç aya kadar sürebilir. Yenidoğan miliası genellikle birkaç hafta içinde kaybolurken, yetişkin miliası tedavi olmaksızın daha uzun süre kalabilir.

Paylaşın

Vücut Cilalama Nedir Ve Neden Gereklidir?

Donuk, kuru bir cilde sahip olmaktan bıktınız mı? Işıltılı, parlak bir cilt mi istiyorsunuz? Eğer öyleyse, vücut cilalama tam da ihtiyacınız olan şey olabilir.

Haber Merkezi / Vücut cilalama, cildinizin yüzeyindeki ölü deri hücrelerini ve kirleri temizleyerek daha pürüzsüz, daha parlak ve daha taze görünümlü bir cilt ortaya çıkaran bir spa uygulamasıdır.

Vücut cilalamanın, cildini şımartmak isteyenler arasında popüler bir tercih olmasını sağlayan bazı şaşırtıcı faydaları vardır. İşte vücut cilalamanın faydalarından bazıları:

Peeling: Vücut cilalama, cildi nazikçe ovalamak ve ölü deri hücrelerini çıkarmak için aşındırıcı ürünler veya aletler kullanmayı içerir.

Bu işlem, alttaki taze, yeni deri hücrelerinin ortaya çıkmasına yardımcı olur, daha pürüzsüz ve daha parlak bir cilt elde edilmesini sağlar.

Gözenekleri açma: Cilt, zamanla gözenekleri tıkayabilecek kir ve yağ biriktirebilir. Vücut cilalama bu sorunu gidermeye, gözenekleri açmaya ve sivilceleri önlemeye yardımcı olur.

Vücut cilalama gözenekleri temiz tutarak cilt bakım ürünlerinin emilimine de yardımcı olur, böylece cilt bakım ürünlerinin cildin daha derinlerine nüfuz etmelerini ve daha etkili bir şekilde çalışmalarını sağlar.

Hücre yenilenmesi: Yaş aldıkça, doğal hücre yenilenme süreci de yavaşlar ve bu da ciltte donukluğa ve pürüzlü bir yapıya neden olur.

Vücut cilalama, ölü deri hücrelerinin dış tabakasını kaldırarak hücre yenilenmesini uyarır ve bu da yeni hücrelerin büyümesini teşvik eder. Bu da, daha pürüzsüz, daha eşit tonlu bir cilt ile sonuçlanır.

Nemlendirme: Birçok vücut cilalama ürünü, cildi derinlemesine nemlendirmeye yardımcı olan bileşenler içerir. Bu bileşenler cilde nüfuz ederek nemi yeniler ve cildi yumuşak, esnek ve iyi beslenmiş bırakır.

Vücut cilalama, gözenek tıkanıklığını ve akne oluşumunu önlemeye, ince çizgilerin ve kırışıklıkların görünümünü azaltmaya, cildin genel dokusunu ve tonunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Vücut cilasının kalıcılığı ne kadardır?

Vücut cilalamanın etkisi, kişinin cilt kalitesine ve sonrasındaki bakıma bağlı olarak birkaç hafta sürebilir.

Vücut cilalama işlemi ne sıklıkla yapılmalı?

Vücut cilalama işlemi 6 – 8 haftada bir yapılması önerilir.

Vücut cilalama bronzluğu giderir mi?

Evet, vücut cilalama bronzluğu gidermeye ve cilt tonunu eşitlemeye yardımcı olur.

Paylaşın

En Popüler Erkek Saç Kesimi Modelleri

2024 yılında, erkek saç modelleri, klasik ve modern unsurların bir arada yer aldığı bir yapıya bürünerek farklı tercihlere ve tarzlara uygun geniş bir yelpazede seçenekler sunuyor.

Mürettebat Saç Kesimi: Her yüz şekline ve saç tipine uygun, klasik ve çok yönlü erkek saç kesimi.

Undercut Saç Kesimi: Yanları kısa, üstleri daha uzun olan, cesur ve sıra dışı bir görünüm sunan şık bir saç kesimi.

Fade Saç Kesimi: Fade saç kesimi, kısa saçtan uzun saça doğru kademeli bir geçiş sağlayarak şık ve modern bir görünüm yaratır.

Pompadour Saç Kesimi: Üstte hacimli saçların yukarı ve arkaya doğru taranarak sofistike bir görünüm kazandırıldığı zamansız bir stil.

Buzz Saç Kesimi: Temiz ve minimalist bir stil için ideal, eşit derecede kısa saç uzunluğuna sahip, bakımı kolay ve pratik bir saç kesimi.

Quiff Saç Kesimi: Hacim ve dokuyu bir araya getiren, üstte daha uzun olan saçların yukarı ve arkaya doğru şekillendirildiği popüler bir erkek saç modeli.

Mohawk Saç Kesimi: Ortada uzun bir saç şeridi bulunan, yanların ise kazınmış veya kısa kesilmiş olduğu maceracı ve cesur bir saç kesimi.

Taper Saç Kesimi: Üstten yanlara ve arkaya doğru uzunluğu giderek azalan, temiz ve bakımlı bir görünüm sağlayan saç kesimi.

Yandan Ayrılmış Saç Kesimi: Saçın tek taraftan ayrıldığı, hem resmi hem de günlük kullanıma uygun, zamansız ve çok yönlü bir saç modeli.

Geriye Taralı Saç Kesimi: Geriye taranmış saç modeli, saçı geriye doğru tarayıp, şık ve cilalı bir görünüm için şekillendirici bir ürün uygulamayı içerir. Orta ila uzun saçlarda iyi sonuç verir.

Paylaşın