Kötü Amaçlı Yazılım Önleme (Anti-Malware) Nedir, Nasıl Çalışır?

Kötü amaçlı yazılım önleme, bir bilgisayar veya ağdaki kötü amaçlı yazılımları (malware) tespit etmek, önlemek ve kaldırmak için tasarlanmış bir yazılım türüdür.

Haber Merkezi / Bu yazılımlara virüsler, truva atları, casus yazılımlar, reklam yazılımları, solucanlar ve diğer zararlı yazılım türleri dahildir. Kötü amaçlı yazılım önleme programları, tehditleri tarayarak, belirleyerek ve ortadan kaldırarak bir sistemin ve verilerin güvenliğini sağlamaya yardımcı olur.

Kötü amaçlı yazılım önleme yazılımları, bilgisayar sistemlerini ve ağlarını, genel güvenlik ve işlevselliğini tehlikeye atabilecek çeşitli kötü amaçlı yazılımlardan (malware) koruyan bir koruyucu görevi görür.

Bu yazılımların temel amacı, virüsler, solucanlar, casus yazılımlar, reklam yazılımları, fidye yazılımları ve diğer zararlı program türleri gibi siber tehditleri tespit etmek, önlemek ve ortadan kaldırmaktır. Bu tehditler sistemlere sızabilir, kullanıcı bilgilerini tehlikeye atabilir, günlük işlemlerde kaosa neden olabilir veya bir sistemdeki güvenlik açıklarından yararlanarak saldırganların kontrolü ele geçirmesine olanak tanıyabilir.

Kişisel bilgisayarlarda, kötü amaçlı yazılım önleme yazılımları bireysel cihazları ve kullanıcı verilerini korurken, işletmeler ağlarını korumak ve hizmetlerinin güvenli ve sorunsuz çalışmasını sağlamak için bu yazılımları kullanabilirler.

Kötü amaçlı yazılımlara karşı etkili bir koruma sağlamak için, kötü amaçlı yazılım önleme yazılımları genellikle imza tabanlı tespit, davranış tabanlı tespit ve sezgisel yöntemlerden yararlanan çok katmanlı bir yaklaşım kullanır. İmza tabanlı tespit, bilinen kötü amaçlı yazılım imzalarını sistemdeki dosyalarla karşılaştırırken, davranış tabanlı tespit şüpheli örüntüleri belirlemek için cihazdaki etkinlikleri gözlemler.

Sezgisel yöntemler ise, kod içindeki belirli özellikleri analiz ederek kötü amaçlı yazılımları tespit eder. Bu bütünsel yaklaşım, gelişen ve ortaya çıkan tehditlere karşı kapsamlı bir savunma sağlar. Kötü amaçlı yazılım tanımlamaları ve yazılımlarındaki düzenli güncellemeler, sistemlerin sürekli yeni ve karmaşık saldırılara karşı korunmasını sağlar.

Sonuç olarak, kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma, hem kişisel hem de kurumsal bilgisayar ortamlarının güvenliğini ve bütünlüğünü korumada hayati bir araçtır.

Anti-Malware Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS):

Anti-malware nedir ve neden önemlidir?

Kötü amaçlı yazılım önleme, cihazlarınızdaki kötü amaçlı yazılımları (malware) tespit etmek, önlemek ve kaldırmak için tasarlanmış bir yazılımdır. Kötü amaçlı yazılımlar sisteminizi tehlikeye atabileceği, hassas bilgileri çalabileceği ve cihazınızın performansını olumsuz etkileyebileceği için önemlidir. Kötü amaçlı yazılım önleme, virüsler, Truva atları, fidye yazılımları ve casus yazılımlar gibi çeşitli kötü amaçlı yazılım türlerine karşı koruma sağlar.

Kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma yazılımları nasıl çalışır?

Kötü amaçlı yazılım önleme yazılımları, cihazınızı bilinen kötü amaçlı yazılım imzaları açısından tarayarak, şüpheli davranışları izleyerek ve yapay zeka kullanarak potansiyel tehditleri tespit ederek çalışır. Verilerinizin ve sisteminizin güvenliğini sağlamak için tespit edilen kötü amaçlı yazılımları cihazınızdan engeller, karantinaya alır veya kaldırır.

Kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma yazılımlarının temel özellikleri nelerdir?

Kötü amaçlı yazılımlara karşı koruma yazılımlarının temel özellikleri arasında gerçek zamanlı koruma, yeni kötü amaçlı yazılım imzaları için sık güncellemeler, kapsamlı tarama seçenekleri, karantina ve kaldırma yetenekleri ve güncel tehditlerle güncel kalmasını sağlamak için düzenli yazılım güncellemeleri sunulması yer alır.

Cihazımı bir anti-malware programıyla ne sıklıkla taramalıyım?

Cihazınızın güvenliğinin ihlal edildiğinden şüphelendiğinizde veya haftada en az bir kez tam sistem taraması yapmanız önerilir. Düzenli taramalar, gerçek zamanlı koruma ve sık güncellemelerle birlikte, cihazınızın yeni ortaya çıkan tehditlere karşı korunmasını sağlar.

Cihazımda birden fazla anti-malware programı kullanabilir miyim?

Yazılımlar arasında oluşabilecek olası çakışmalar nedeniyle birden fazla kötü amaçlı yazılım önleme programı kullanmak genellikle önerilmez; bu da sistem performansını düşürebilir ve kararlılık sorunlarına yol açabilir. Bunun yerine, çeşitli tehditlere karşı güçlü koruma sağlayan tek ve kapsamlı bir kötü amaçlı yazılım önleme çözümüne sahip olmak daha iyidir.

Paylaşın

Parlama Önleyici Filtre Nedir, Nasıl Çalışır?

Parlama önleyici filtre, parlama önleyici ekran veya parlama filtresi olarak da bilinir, bilgisayar monitörü veya akıllı telefon ekranı gibi bir görüntüleme cihazının üzerine yerleştirilen ince bir tabaka veya filmdir.

Haber Merkezi / Filtrenin temel işlevi, ortam ışığının neden olduğu parlamayı ve yansımaları azaltarak kullanıcıların ekranı rahatça görmesini sağlamaktır. Ayrıca, parlama önleyici filtreler ekranı çizilmelere ve lekelere karşı koruyabilir ve kullanım ömrünü uzatabilir.

Parlama önleyici filtreler, özellikle ortam ışığı seviyelerinin ve yansımaların görüntü kalitesini düşürüp izleyicide rahatsızlık yaratabileceği ortamlarda, çeşitli görsel görüntüleme senaryolarında önemli bir amaca hizmet eder. Bilgisayar monitörlerinden, TV’lerden ve mobil cihazlardan etkileşimli kiosklara, dijital tabelalara ve profesyonel görselleştirme sistemlerine kadar uzanan ekranlar günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldikçe, optimum görüntüleme koşullarını korumak büyük önem kazanmaktadır.

Parlama önleyici filtre, istenmeyen parlamayı, yansımaları ve ışık yoğunluğunu etkili bir şekilde azaltarak izleyicinin görsel konforunu, netliğini ve genel izleme deneyimini önemli ölçüde artıran özel bir ekran koruyucu veya yüzey kaplamasıdır. Parlama önleyici filtreler, ofisler, eğitim kurumları, sağlık tesisleri, ulaşım merkezleri ve diğer çeşitli kamusal ve ticari alanlar dahil olmak üzere farklı sektörlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bu filtreler, parlamayı en aza indirerek göz yorgunluğunu ve görsel yorgunluğu azaltmaya yardımcı olur ve kullanıcıların önemli bir rahatsızlık veya dikkat dağınıklığı olmadan uzun süreler boyunca çalışmasını veya içerik görüntülemesini sağlar. Ayrıca, özellikle veri okunabilirliğinin ve hassas görselleştirmenin son derece önemli olduğu kritik görev uygulamalarında ekran okunabilirliğini ve doğruluğunu artırmada önemli bir rol oynarlar.

Parlama önleyici filtre, ekrana ek bir koruyucu katman sağlayarak çizilmelere, toza ve lekelere karşı koruma sağlama avantajına da sahiptir. Genel olarak, çok çeşitli ortamlarda ve uygulamalarda güvenilir, konforlu ve verimli bir görüntüleme deneyimi sağlamak için parlama önleyici filtrenin entegre edilmesi şarttır.

Parlama Önleyici Filtre Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS):

Parlama Önleyici Filtre nasıl çalışır?

Parlama Önleyici Filtre, ekranınızın yüzeyine çarpan ışığı dağıtarak parlamayı ve doğrudan yansımaları en aza indirir. Bu sayede ekran daha kolay görülebilir ve gözleriniz daha az yorulur.

Anti-Glare Filtre hangi cihazlarda kullanılabilir?

Anti-Glare Filtreler, dizüstü bilgisayarlar, bilgisayar monitörleri, akıllı telefonlar, tabletler ve hatta bazı durumlarda televizyonlar gibi ekranlı çeşitli elektronik cihazlarda kullanılabilir.

Cihazıma Anti-Glare Filtre nasıl kurarım?

Cihazınıza Parlama Önleyici Filtre takmak için şu adımları izleyin: 1. Toz ve parmak izlerini gidermek için cihazınızın ekranını iyice temizleyin. 2. Parlama Önleyici Filtrenin arkasındaki kağıdı soyun. 3. Filtreyi cihazınızın ekranının kenarlarına dikkatlice hizalayın ve yapışması için hafifçe bastırın. 4. Kusursuz bir görünüm için kabarcıkları veya kusurları düzeltmek için bir kart veya bez kullanın.

Anti-Glare Filtresi ekran kalitesini veya dokunmatik hassasiyetini etkiler mi?

Yüksek kaliteli Parlama Önleyici Filtreler, parlamayı etkili bir şekilde azaltırken ekran kalitesi veya dokunmatik hassasiyet üzerindeki olası etkileri en aza indirecek şekilde tasarlanmıştır. Kullanıcılar ekran parlaklığında hafif bir azalma fark edebilir, ancak genel görüntüleme deneyimi büyük ölçüde etkilenmeyecektir.

Paylaşın

Reklam Yazılımı Önleme Nedir, Nasıl Çalışır?

Reklam yazılımı önleme, bir bilgisayar veya ağdaki istenmeyen reklam yazılımlarını tespit etmek, önlemek ve kaldırmak için tasarlanmış bir yazılım türüdür. Reklam yazılımı, istenmeyen reklamlar gösteren, kullanıcı verilerini toplayan ve sistem güvenliğini tehlikeye atabilecek bir kötü amaçlı yazılım türüdür.

Haber Merkezi / Reklam yazılımı önlemenin temel işlevi, kullanıcıları rahatsız edici reklamlardan korumak ve kişisel bilgilerini ve sistem bütünlüğünü güvence altına almaktır.

Reklam yazılımı önleme, öncelikle bilgisayar kullanıcılarını istenmeyen ve rahatsız edici reklam materyallerinden korumak için tasarlanmış bir yazılım programıdır. “Reklam” ve “yazılım” kelimelerinin birleşiminden oluşan reklam yazılımı, genellikle kullanıcıların cihazlarında izinsiz olarak banner ve açılır pencereler gibi reklamlar görüntüleyen uygulamaları veya kötü amaçlı kodları ifade eder.

Reklam yazılımlarının temel amacı, bu kötü amaçlı uygulamaları tespit edip sistemden kaldırarak sorunsuz ve güvenli bir tarama deneyimi sağlamaktır. Bu sayede, reklam yazılımlarının cihaz performansını düşürmesini, hassas kullanıcı verilerini toplamasını ve hatta kullanıcıları daha fazla güvenlik ihlaline yol açabilecek potansiyel olarak tehlikeli web sitelerine yönlendirmesini engeller.

Reklam yazılımı önleme programı kullanmak, çevrimiçi gizliliğinizi ve genel sistem güvenliğinizi korumada önemli bir rol oynar. Bu programlar, reklam yazılımlarını ortadan kaldırarak, istenmeyen reklamların dikkat dağıtıcı etkisi olmadan daha temiz ve daha hızlı bir tarama deneyimi sağlamaya yardımcı olur.

Ek olarak, reklam yazılımı önleme araçları, kullanıcıları çeşitli siber tehditlere karşı korumak için uyumlu bir şekilde çalışan antivirüs ve güvenlik duvarı uygulamalarıyla birlikte kapsamlı bir güvenlik paketinin parçası olarak entegre olarak gelir. Genel olarak, reklam yazılımı önleme araçlarının kullanıcının dijital güvenlik araç setine dahil edilmesi, güvenli ve keyifli bir çevrimiçi deneyim sağlamada önemli bir önlemdir.

Reklam Yazılımı Önleme Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS):

Neden reklam önleyici yazılıma ihtiyacım var?

Reklam yazılımları genellikle diğer yazılımlarla birlikte gelir ve bilginiz veya izniniz olmadan sisteminize sızabilir. Reklam yazılımı önleme yazılımları, bu istenmeyen programların cihazınıza yüklenmesini engeller ve mevcut reklam yazılımlarını tespit edip kaldırabilir. Bu, performansı artırır, bilgilerinizin gizli ve güvenli kalmasını sağlar ve genel olarak daha sorunsuz bir kullanıcı deneyimi sunar.

Reklam önleyici yazılımlar nasıl çalışır?

Reklam yazılımı önleme yazılımı, dosyalar, klasörler ve yüklü uygulamalar dahil olmak üzere sisteminizi tarayarak herhangi bir reklam yazılımının varlığını tespit eder. Tespit edildikten sonra reklam yazılımını kaldırır ve açılır pencereleri, yetkisiz indirmeleri veya şüpheli dosyaların yüklenmesini engelleyerek gelecekteki olası enfeksiyonları önler.

Reklam önleyici yazılımlar diğer güvenlik yazılımlarıyla uyumlu mudur?

Çoğu reklam yazılımı önleme programı, antivirüs, casus yazılım önleme ve güvenlik duvarı yazılımları gibi diğer güvenlik yazılımlarıyla uyumludur ve ek bir koruma katmanı sağlar. Ancak, optimum performans için herhangi bir reklam yazılımı önleme yazılımı yüklemeden önce mevcut güvenlik araçlarınızla uyumluluğunu kontrol etmeniz önemlidir.

İhtiyaçlarıma uygun doğru anti-reklam yazılımını nasıl seçerim?

Reklam yazılımı önleme yazılımı seçerken, mevcut güvenlik araçlarınızla uyumluluk, kullanım kolaylığı, reklam yazılımlarını tespit etme ve kaldırmadaki etkinliği ve yazılım sağlayıcısının sunduğu destek ve güncellemeler gibi faktörleri göz önünde bulundurun. Ayrıca, belirli bir reklam yazılımı önleme çözümüne yatırım yapmadan önce kullanıcı yorumlarını okuyabilir, özellikleri karşılaştırabilir ve ücretsiz deneme sürümünü veya sürümünü tercih edebilirsiniz.

Paylaşın

ANSI Karakter Seti Nedir, Neden Önemlidir?

ANSI Karakter Kümesi veya Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü Karakter Kümesi, bilgisayarlarda metin gösterimi için kullanılan bir karakter koleksiyonunu ifade eder.

Haber Merkezi / Bu küme, orijinal 128 karakterlik ASCII (Amerikan Bilgi Değişimi Standart Kodu) kodunun yanı sıra genişletilmiş karakterler, semboller ve özel biçimlendirme için ek 128 karakter içerir. Toplamda ANSI Karakter Kümesi 256 karakterden oluşur ve temel ASCII kodundan daha geniş bir karakter yelpazesini destekler.

ANSI Karakter Kümesi, çeşitli sistemler arasında tutarlı yorumlama için standartlaştırılmış bir karakter koleksiyonu sağlayarak, bilgi işlem ve dijital iletişim alanında önemli bir amaca hizmet eder. 1960’larda geliştirildiğinde, bu küme, bilgisayarlar ve platformlar arasında tutarlılık ve iletişim kolaylığı sağlamanın yanı sıra, orijinal ASCII kümesinin sınırlamalarını da ele almayı amaçlıyordu.

Grafik karakterlerin, ek noktalama işaretlerinin ve özel karakterlerin eklenmesi, bilgisayar destekli iletişimi büyük ölçüde genişletti. ANSI Karakter Seti, her sistemin kendine özgü bir karakter kodlamasına sahip olması durumunda ortaya çıkabilecek tutarsızlıkları ortadan kaldırdığı için vazgeçilmezdir.

Geniş bir harf, sembol ve kontrol kodu yelpazesine sahip olan ANSI Karakter Kümesi, birçok farklı kullanım alanında kendine yer bulmuştur. En yaygın kullanım alanlarından biri, kelime işlem programları ve metin düzenleyicilerde, paragraf sonları ve tablolama gibi önemli biçimlendirme öğelerinin tüm bilgisayarlarda istenildiği gibi görünmesini sağlamasıdır.

ANSI Karakter Seti, modern Latin alfabesindeki karakterleri desteklemenin yanı sıra, birçok Avrupa dilinin daha doğru bir şekilde tasvir edilebilmesini sağlayarak İngilizce bilmeyenleri de memnun etmiştir. Bu nedenle, ANSI Karakter Seti, farklı platformlarda sorunsuz iletişimi teşvik ederek çok sayıda kullanım senaryosuna hitap eden kapsamlı bir karakter seti sunar.

ANSI Karakter Seti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS):

ANSI, ASCII’den nasıl farklıdır?

Hem ANSI hem de ASCII karakter kümeleri olsa da, temel fark temsil ettikleri karakter sayısıdır. ASCII (Amerikan Bilgi Değişimi Standart Kodu), 128 karakteri temsil etmek için 7 bit kullanırken, ANSI 256 karakteri temsil etmek için 8 bit kullanır ve böylece daha fazla karakter ve simge desteği sağlar.

ANSI karakter seti Unicode’a nasıl dönüştürülür?

ANSI karakter kümesinden Unicode’a dönüşüm, bir karakter kodlama dönüşüm kütüphanesi veya programlama dilinizdeki yerleşik bir işlev gibi çeşitli yöntemlerle yapılabilir. Java, C# ve Python gibi çoğu modern programlama dili bu dönüşümü destekler.

ANSI Karakter Seti neden önemlidir?

ANSI Karakter Kümesi, karakter desteğini ASCII’nin sınırlarının ötesine genişleterek ek sembollerin, özel karakterlerin ve uluslararası karakterlerin kullanımına olanak tanıdığı için önemlidir. Bu uzantı, çeşitli dillerde daha geniş bir metin ve veri yelpazesinin görüntülenmesini ve işlenmesini mümkün kılmıştır.

ANSI Karakter Seti günümüzde hala kullanılıyor mu?

Evet, ANSI Karakter Kümesi günümüzde, özellikle eski sistemlerde hâlâ kullanılmaktadır. Ancak birçok modern uygulama ve sistem, birçok farklı dili ve metin temsili ihtiyacını destekleyen daha kapsamlı bir karakter kümesi sunan Unicode’u kullanmaya başlamıştır.

Paylaşın

Türkiye’de Enflasyon Avrupa Birliği Ortalamasının 15 Katı

Türkiye’de ortalama yıllık enflasyon yüzde 33.29 iken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ortalaması ise yüzde 2.2. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesinde.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK verilerini temel alarak yayımladığı Eylül 2025 enflasyon bülteninde, Türkiye ekonomisinin küresel sıralamadaki konumuna dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

Rapora göre, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında hem ortalama hem de gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunda bulunuyor:

Ortalama Yıllık Enflasyon: Türkiye’de yüzde 33.29 iken, AB ülkeleri ortalamasında bu oran sadece yüzde 2.2’dir. Türkiye’deki yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesindedir.

Gıda Enflasyonu: Türkiye’de yüzde 36.06 olan gıda enflasyonu, AB ülkeleri ortalaması olan yüzde 3’ün 12 katına denk geliyor.

Harcama grupları incelendiğinde, yıllık artışın en yüksek olduğu grup, yüzde 66.10 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artış ise yüzde 8.60 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı.

DİSK-AR, TÜİK verilerinin güvenilirliği konusunda da sert eleştiriler yöneltti. Kuruluş, TÜİK’in Haziran 2022’den bu yana enflasyon hesabına esas oluşturan madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesini kınadı.

Bültende, TÜİK’in madde fiyat listesini açıklama zorunluluğu getiren kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukuka direndiği vurgulandı:

“TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor… TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak madde fiyat listesini açıklamadı.”

Ayrıca, raporda TÜİK’e göre görülen yıllık enflasyondaki yavaşlama hızının büyük ölçüde, geçen yılın yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılın daha düşük aylık enflasyonunun almasından kaynaklanan baz etkisi olduğu belirtildi. DİSK-AR, fiyatlarda gerçek bir düşüşün söz konusu olmadığını savundu.

Paylaşın

RTÜK, Beş Kanala Ceza Yağdırdı

RTÜK, TELE1’e iki, SZC TV, Halk TV, Meltem TV ve Sun RTV’ye birer yaptırım cezası verdi. RTÜK’ün kararlarına göre, 2025 yılında SZC TV’ye 15, Tele 1’e 15 ve Halk TV’ye 14 yaptırım getirildi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) bugün düzenlediği toplantıda televizyonların yayın ihlallerini değerlendirdi. RTÜK, beş yayın kuruluşuna üst sınırdan idari para cezası uyguladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kontenjanından seçilen RTÜK üyesi Tuncay Keser, TELE1’e iki, SZC TV, Halk TV, Meltem TV ve Sun RTV’ye birer yaptırım uygulandığını yazdı.

TELE1’e; “Türkiye’nin Yönü” programında “RTE’nin Netenyahu’dan Farkı Ne?” KJ’si ve Merdan Yanardağ’ın Alevilere yönelik sözleri nedeniyle iki ayrı yüzde 3 idari para cezası verildi.

Her iki olayda da Yanardağ özür dilemiş ve düzeltme açıklamaları yapılmış olmasına rağmen, RTÜK bu yayınları “eleştiri sınırının aşılması” gerekçesiyle yaptırıma bağladı.

SZC TV’ye; “Sözün Aslı” programında CHP milletvekillerinin polis müdahalesine ilişkin açıklamaları nedeniyle, “mahkeme kararlarının iktidarın müdahalesiyle alındığı iması” taşıdığı gerekçesiyle yüzde 3 para cezası kesildi.

Halk TV’ye ise, “Açıkça” programında Murat Kubilay’ın MHP ve Devlet Bahçeli’ye yönelik ifadeleri nedeniyle yüzde 3 para cezası verildi. RTÜK bu sözleri de “eleştiri sınırını aşmak” şeklinde değerlendirdi.

Bunların dışında SUN RTV’ye yayın yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle, MELTEM TV’ye ise doğruluğu teyit edilmeden yapılan yayınlar nedeniyle yüzde 3 idari para cezası uygulandı.

RTÜK’ün kararlarına göre 2025 yılında SZC TV’ye 15, Tele 1’e 15 ve Halk TV’ye 14 yaptırım getirildi. Bu yaptırımlar arasında 25 gün yayın durdurma, 26 kez program durdurma ve toplamda 22 milyon TL’yi aşan para cezaları bulunuyor.

Cezalara tepki gösteren Keser, “Anayasal güvence altına alınmış ifade ve basın özgürlüğü, yalnızca çoğunluk lehine olan görüşlerin değil, ‘incitici, rahatsız edici’ ve aynı zamanda siyasal iktidarı eleştiren yayınların da korunmasını zorunlu kılar. Aksi durumda, düzenleyici kurumların tarafsızlık ilkesi gölgelenir, demokratik kamuoyu oluşumu zedelenir” dedi.

Paylaşın

İmamoğlu: Bizim Tarihimiz Zulme Boyun Eğmeyenlerin Tarihidir

Ekrem İmamoğlu, Bolu’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine gönderdiği mektubunda, “Bizim tarihimiz zulme boyun eğmeyenlerin tarihidir. Bu zulümleri bitireceğiz, bu büyük karanlığı dağıtacağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 59’uncusunu Bolu’da gerçekleştirdi. Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, mitinge bir mektup yolladı. İmamoğlu, CHP Bolu İl Başkanı Tahsin Mert Karagöz tarafından kamuoyu ile paylaşılan mektubunda şunları söyledi:

“Sizleri çok özledim. 19 Mart’tan bu yana ülkenize, özgürlüğünüze, hukuka ve demokrasiye sahip çıkıyorsunuz. Meydan meydan çoğalıyor, şehir şehir büyüyorsunuz. Tıpkı milli mücadele yıllarında ayağa kalkan vatanseverler gibi, bugün de ülkemizin geleceği için, seçme ve seçilme hakkımızın güvencesi için, adalet, eşitlik ve özgürlük için ayağa kalkıyorsunuz. Bu meydan, direnişin meydanıdır. Bu meydan, direniş sembolü Köroğlu’nun torunlarının meydanıdır. Bu meydan, milletin meydanıdır. Bu meydanı dolduran Boluluların sevgisini kazanmış, Bolu’ya hizmet için çalışan Bolu Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcan’a ve CHP Bolu İl Başkanı Sayın Tahsin Mert Karagöz’e yürekten teşekkürlerimi sunuyorum.

Bizi zindanlarda tutanların, milletimize hizmet etme hevesimizden alıkoyanların derdi milletledir. Devletin tüm imkanlarını kendi koltuğunu korumak için harcayan bu iktidarın derdi milletledir. Bir avuç insan, milletin dediği olmasın, milli irade özgürce tecelli etmesin diye her türlü hukuksuzluğu, her türlü kötülüğü yapıyor. Vatandaşının özgür seçim hakkını gasp ediyor, seçilme hakkından ise alıkoyuyor. Özgür seçim hakkı gasp edilmiş milletler, kendi vatanlarında esir edilmişler demektir. Biz, milletçe böyle bir esarete, böyle bir onursuzluğa asla izin vermeyiz, vermeyeceğiz. Şanlı tarihimizden gelen mücadele ruhumuzla, Cumhuriyet’in kazanımlarına sonuna kadar sahip çıkacağız. Milletimiz de iradesine sahip çıkacak. Çünkü, millet ne derse o olur. Cumhuriyet budur. Cumhuriyeti ve demokrasiyi içine sindiremeyenleri, milletin iradesini kabullenemeyenleri ne biz kabul ederiz ne de milletimiz kabul eder.

Biz, ezelden beri hür yaşamış bir milletiz. Boynumuza zincir takmaya, başımızı eğmeye çalışanlara karşı dimdik, omuz omuza duracağız. Bizim mücadelemiz, her şeyden önce bir adalet ve hürriyet mücadelesidir. Biz, yalnızca kendimiz için değil, herkes için ve her yerde adaleti ve hürriyeti sağlamak için yola koyulduk. Geldiğimiz bu geri dönülemez noktada, ülkemizde kayıtsız şartsız adaleti ve hürriyeti hâkim kılacağız. Vergide, devlet dairelerinde, okullarda, hastanelerde, sokaklarda, meydanlarda, sahillerde, tarlalarda, fabrikalarda adaleti sağlayacağız. Çiftçiler, üreticiler, girişimciler için adaleti sağlayacağız. Emekliler, çalışanlar için adaleti sağlayacağız. Kadınlar, gençler, çocuklar için adaleti sağlayacağız. Temeli adalet üstünde yükselen, vatandaş karşısında haddini ve hududunu bilen bir devlet inşa edeceğiz. Devleti, istisnasız herkesin hak ve hürriyetlerinin güvencesi haline getireceğiz.

“Bizim tarihimiz zulme boyun eğmeyenlerin tarihidir”

Mafyatik siyasete, vesayetçi, çıkarcı, partizan ve milletin iradesini yok sayan bütün örgütlenmelere karşı büyük bir mücadele vereceğiz. Herkes için her yerde adaletin ve hürriyetin hakim olduğu bir ülkenin özgüvenli, birbirine yürekten bağlı vatandaşlarına hiçbir güç diz çöktüremez. Bizim tarihimiz zulme boyun eğmeyenlerin tarihidir. Bu zulümleri bitireceğiz, bu büyük karanlığı dağıtacağız. Türkiye; adaletin, özgürlüğün, refahın, bolluğun, bereketin ülkesi olacak. Türkiye; gelecekten korkmadan yaşayan, geçim derdi nedir bilmeyen, mutlu ve özgür insanların ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Paylaşın

DEM Parti’nden “Demirtaş Ve Yüksekdağ” Çağrısı: Derhal Serbest Bırakılmalılar

DEM Parti AİHM’in hak ihlali kararlarını hatırlatarak, “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani tutsakları ile tüm siyasi tutukluların özgürlüğü bir an evvel sağlanmalıdır” çağrısında bulundu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi tutsakların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının gereği olarak derhal serbest bırakılması gerektiği çağrısında bulunarak şu açıklamayı yaptı:

“Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararlarının uygulanması kapsamında 17 Eylül 2025’te aldığı kararda [(1537th meeting, 15-17 September 2025 (DH) H46-41 Selahattin Demirtaş (No. 2) v. Turkey (Application No.14305/17)], Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun sözleşmenin 5.maddesinin 1 ve 3.fıkraları ile 18.maddesinin ihlali niteliğinde olduğunu hatırlatmış; Yüksekdağ ve Diğerleri davası hatırlatılarak dokunulmazlıklarının kaldırılmasının ve gözaltına alınıp tutuklanmalarının sözleşmeye aykırı olduğunu belirtmiş; Türkiye’nin Selahattin Demirtaş’ı bir an önce serbest bırakmasını talep etmiş ve bu davayla ilgili takibin üçer aylık dönemlerle yapılacağını açıklamıştır.

Bakanlar Komitesinin bu kararında her ne kadar Demirtaş ve Yüksekdağ kararlarına atıfta bulunulsa da esas olarak kamuoyunda “Kobanî Davası” olarak bilinen HDP MYK davasının dayanaktan yoksun olduğu ortaya konmuş ve aslında bu davada tutuklu bulunan tüm siyasetçilerin tahliye edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Nitekim kararın genel önlemler kısmında da esasında Türkiye’de haksız tutukluluğa son verecek önlemler alınması istenmiştir.

Kobanî Davası kapsamında, eski Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın dışında Ali Ürküt, Nazmi Gür, Alp Altınörs, Günay Kubilay, Aynur Aşan, Bülent Parmaksız, Dilek Yağlı, İsmail Şengül, Pervin Oduncu, Zeynep Karaman ve Zeynep Ölbeci de halen tutukludur.

Ankara 22. ACM arkadaşlarımızın hükmen tutukluluk kararını 16 Mayıs 2024’te vermiş, bu kararın üzerinden 1 yıldan fazla bir süre geçtikten sonra 25 Haziran 2025’te gerekçeli kararını açıklamış ve dava dosyası da 24 Eylül 2025’te Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine intikal ettirilmiştir.

Bu yargılama sürerken, Selahattin Demirtaş’ın bizzat bu davadaki haksız tutukluluğuyla ilgili AİHM’in (13609/20 Başvuru No) 8 Temmuz 2025 tarihli kararı açıklanmıştır. Bu kararda, özellikle yargılamadaki tüm haksızlıklar açıkça ortaya konmuş ve Demirtaş’ın siyasi saiklerle tutukluluğunun devam ettiği belirtilmiştir.

Siyasi iktidara sesleniyoruz: Kobanî Davasında, başta Sayın Demirtaş olmak üzere Sayın Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımızla ilgili bugüne kadar verilmiş çok sayıda AİHM kararı dikkate alınarak ve en son AİHM’in 8 Temmuz 2025 tarihli kararı gözetilerek Bakanlar Komitesi kararının gereği yerine getirilmeli ve arkadaşlarımız serbest bırakılmalıdır.

Sayın Demirtaş ve Yüksekdağ’ın 4 Kasım 2016’dan bu yana haksız tutukluluğu göz önüne alınarak AİHM kararlarının gereği, Anayasa 90/5. fıkra uyarınca yerine getirilmelidir. Dava kapsamında tutuklu bulunan tüm siyasetçiler bir an önce tahliye edilmelidir. Adalete olan güvenin daha fazla sarsılmaması ve toplumsal barış beklentilerinin yükseldiği böylesi bir dönemde barışa olan inancın pekiştirilmesi için arkadaşlarımızın bir an önce tahliyesi sağlanmalıdır.”

Paylaşın

Şimşek’e Göre Enflasyonun Nedeni “Zirai Don Ve Kuraklık”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı” dedi.

Hazine ve Maliye Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden enflasyon rakamlarını değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Eylülde yüksek gerçekleşen aylık enflasyonda gıda fiyatları belirleyici oldu. Zirai don ve kuraklık kaynaklı gıda enflasyonu uzun dönem eylül ayı ortalamasının 3 puan üzerinde gerçekleşti ve aylık enflasyona 1,1 puan katkı yaptı.

Okulların başladığı eylül ayında eğitim grubu ve ilgili diğer kalemler aylık enflasyona yaklaşık 0,7 puan katkıda bulundu.

Enflasyonun ana eğilimi dezenflasyonun süreceğine işaret ediyor. Dönemsel etkilerin azalması ve uyguladığımız arz yönlü politikalarla program önceliğimiz olan dezenflasyonun devamını sağlayacağız.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yıllık enflasyon ise yüzde 33,29 olarak gerçekleşti. Bu sonuçla aylık enflasyon piyasa beklentilerinin üzerinde açıklandı.

Ana harcama gruplarına yıllık olarak bakıldığında en fazla artış yüzde 51,36 ile konutta oldu. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,06, ulaştırmada ise yüzde 25,30 fiyat artışı kaydedildi.

Aylık bazda gıda ve alkolsüz içecekler kategorisinde fiyat artışı yüzde 4,62 oldu. Ulaştırmada yüzde 2,81, konutta ise yüzde 2,56 artış kaydedildi.

Kötü gelen enflasyon verisiyle Borsa İstanbul’da endeksler aşağı yönlü hareket etti. Güne yukarı yönlü başlayan BIST 100 endeksi gerileyerek 11 bin seviyesine indi.

Bağımsız araştırma kuruluşu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Eylül’de enflasyonun aylık bazda yüzde 3,79, yıllık artışın ise yüzde 63,23 olarak gerçekleştiğini açıkladı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) da İstanbul için hesapladığı endekste aylık enflasyonu yüzde 3,19 olarak duyurmuştu. Böylece Eylül’de aylık tüketici fiyat artışlarına ilişkin TÜİK, ENAG ve İTO verilerinin birbirine yakın seyrettiği görüldü.

Paylaşın

Frantz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri: Marksist Bir Eleştiri

Frantz Fanon’un 1961 yılında yayınlaanan Yeryüzünün Lanetlileri, sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve dekolonizasyon sürecinin psikolojik, politik ve toplumsal boyutlarını ele alan devrimci bir eserdir.

Haber Merkezi / Kitap, Fanon’un Marksist düşünceden etkilenmiş bir eleştiri sunduğu önemli bir metindir, ancak onun yaklaşımı klasik Marksizm’den farklılaşır. Fanon, Marksist sınıf analizini sömürgecilik bağlamına uyarlayarak, ezilenlerin mücadelesini ırk, kimlik ve kültür ekseninde yeniden tanımlar.

Fanon, Marksist sınıf mücadelesi kavramını sömürgeleştirilmiş toplumların dinamiklerine uygularken, klasik Marksizm’deki proletarya – burjuvazi ikiliğini sorgular. Fanon’a göre, sömürge toplumlarında temel çatışma, sömürgeci güçlerle yerli halk arasındadır. Bu bağlamda:

Sömürge burjuvazisi: Fanon, sömürge sonrası dönemde ortaya çıkan yerel burjuvaziyi eleştirir. Fanon’a göre bu sınıf, Marksist anlamda devrimci bir rol oynamaz; aksine, sömürgeci efendilerin yerini alarak sömürü düzenini devam ettirir. Fanon, bu “yerli elit”in devrimci potansiyelinin olmadığını savunur.

Köylülük ve lümpen proletarya: Klasik Marksizm’de köylülük ve lümpen proletarya genellikle devrimci bir güç olarak görülmezken, Fanon bu grupları sömürgecilik karşıtı mücadelenin öncüleri olarak tanımlar.

Fanon’un Marksist eleştirisi, şiddetin dekolonizasyon sürecindeki rolüne vurgu yapar. Marksizm’de devrim, sınıf bilincinin ve tarihsel materyalizmin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Fanon ise şiddeti, sömürgeleştirilmiş halkların kendilerini yeniden inşa etmeleri ve yabancılaşmadan kurtulmaları için bir araç olarak görür.

Şiddet, yalnızca fiziksel bir mücadele değil, aynı zamanda psikolojik bir arınma sürecidir: Sömürgecilik, ezilenlerin kimliğini ve insanlığını yok eder. Şiddet, bu yabancılaşmayı tersine çevirerek kolektif bilinci uyandırır. Fanon’un bu görüşü, Marksist devrim anlayışına psikolojik ve kültürel bir boyut katar.

Fanon, Marksist tarihsel materyalizmden yola çıkarak, ulusal kültürün dekolonizasyon sürecindeki önemini vurgular. Sömürgecilik, yerli kültürleri bastırarak onları değersizleştirir. Fanon’a göre, devrimci mücadele, yalnızca ekonomik veya politik değil, aynı zamanda kültürel bir yeniden doğuş gerektirir: Ulusal bilinç, sınıf bilincinden önce gelir ve sömürge sonrası toplumun temelini oluşturur.

Ancak bu bilincin dar bir milliyetçiliğe dönüşme tehlikesine karşı uyaran Fanon, Marksist evrenselcilikten etkilenerek, ulusal mücadelenin enternasyonalist bir dayanışmaya evrilmesi gerektiğini savunur.

Fanon’un analizi, klasik Marksizm’den birkaç noktada ayrılır:

Sınıf merkezli analiz yerine ırk ve sömürgecilik: Fanon, ırkın ve sömürgecilik deneyiminin, sınıf mücadelesini şekillendiren temel faktörler olduğunu öne sürer. Sömürge toplumlarında ırk, ekonomik sömürünün ayrılmaz bir parçasıdır.

Psikolojik boyut: Fanon, Marksizm’in maddi koşullar vurgusuna ek olarak, sömürgeciliğin birey ve toplum üzerindeki psikolojik etkilerini analiz eder. Yeryüzünün Lanetlileri’nde, sömürgeleştirilmiş bireyin içselleştirdiği aşağılık kompleksini ve bunun devrimci bilinçle nasıl aşılabileceğini tartışır.

Avrupa merkezcilik eleştirisi: Fanon, Marksizm’in Avrupa merkezli evrenselci yaklaşımlarını eleştirmiş ve dekolonizasyonun yerel dinamiklere dayalı bir teori gerektirdiğini savunur.

Fanon’un Marksist eleştirisi, bazı Marksist düşünürler tarafından çok “psikolojik” veya “romantik” bulunur. Özellikle, köylülere ve lümpen proletaryaya atfettiği devrimci rol, klasik Marksistlerin fabrika işçilerine odaklanan analizleriyle çelişir. Ayrıca, Fanon’un şiddete vurgusu, bazılarınca aşırı radikal bulunurken, diğerleri için ezilenlerin kurtuluşu için gerekli bir strateji olarak görülür.

Son söz olarak; Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri, Marksist çerçeveyi sömürgecilik ve ırkçılık bağlamında yeniden yorumlayan bir başyapıttır. Kitap, sınıf mücadelesini, sömürgecilik sonrası toplumların özgül koşullarına uyarlayarak, Marksizm’e psikolojik, kültürel ve ırksal bir perspektif ekler.

Fanon, devrimin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kimlik, kültür ve insanlık onuru mücadelesi olduğunu savunur. Bu nedenle, eser hem Marksist teoriye hem de dekolonizasyon hareketlerine derin bir katkı sunar.

Paylaşın