Yeni Bir “Kıta” Keşfedildi

Kuzey Atlantik Okyanusu’nun buzlu sularının altında gizlenen yeni bir kıta keşfedildi. Keşif, Kanada’nın Baffin Adası ile Grönland arasında bulunan Davis Boğazı civarında yapıldı.

Haber Merkezi / Davis Boğazı, milyonlarca yıl önce iki ada arasındaki tektonik plakaların yer değiştirmesi ve Dünya’nın kabuğunun yeniden şekillenmesiyle oluşmuştur.

Bu durum, okyanusta kalın bir kıta kabuğunun oluşmasına neden oldu. Bilim insanları, bu kabuğu yeni kıta olarak tanımladı.

Gondwana Research dergisinde yeni yayımlanan araştırmada, bilim insanları, Davis Boğazı civarında yaklaşık 33 ila 61 milyon yıl önce meydana gelmiş olabilecek levha tektoniği hareketlerini yeniden yapılandırdı.

Popular Mechanics dergisinin belirttiğine göre, bunun sonucunda Grönland’ın batı sularında, 12 ila 15 mil uzunluğunda, kalın bir kıtasal kabuk levhasının oluştuğunu buldular.

Bilim insanlarına göre, bu yeni kara parçasının ve oluşumunun incelenmesi, benzer coğrafi yapıların daha geniş bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olacak.

Araştırmaya ilişkin yapılan değerlendirmede, “Mikro kıta oluşumuna ilişkin tespit ettiğimiz mekanizma, dünya genelindeki diğer mikro kıtalara da yaygın olarak uygulanabilir” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

İYİ Parti’den Danıştay’a “Parayla Satılan” Vatandaşlıklar İçin İptal Başvurusu

Yabancılara para karşılığı verilen vatandaşlıkların iptali için Danıştay’a yapılan başvuru sonrası konuşan İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, “AKP tarafından sığınmacı ve yabancılara dağıtılmış olan 100 binlerce vatandaşlık iptal edilecek, bundan böyle ecdadımızın mücadele cehdi ile kazanılmış Türk vatandaşlığı, döviz karşılığında satılamayacaktır” dedi ve ekledi:

“Son 7 yılda yabancılara 309 bin konut satışı gerçekleşmiştir. İstatistikler bu konut satışlarının en az yarısının vatandaşlık karşılılığında olduğunu ortaya koymaktadır. Gayrimenkul karşılığı vatandaşlık, sadece satın alan kişiyi değil aynı zamanda aile üyelerini de kapsadığından, en az 500 bin kişinin bu yöntemle Türk vatandaşlığına geçirildiği anlaşılmaktadır.”

Dervişoğlu ayrıca, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesine karşı da Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtıklarını belirtti. Dervişoğlu, “Biz İYİ Parti olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kanunlara aykırı olarak Suriyeli sığınmacılara dağıtılmış 238 bin vatandaşlığın tamamının iptali için de hukuki süreç başlatmış bulunuyoruz” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu beraberindeki heyet ile beraber Ankara’daki Danıştay binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Dervişoğlu burada yaptığı konuşmada, para karşılığında yabancılara dağıtılmış tüm vatandaşlıkların iptali için Danıştay’a dava açtıklarını belirterek, “Döviz ve gayrimenkul alımı karşılığında verilmiş vatandaşlıkların tamamı kanunlara aykırıdır. İşte bu sebeple, Türk milletinin hukukunu, Türk vatandaşlığının şerefini ve itibarını korumak maksadıyla; Biz İYİ Parti olarak- para karşılığında dağıtılmış tüm vatandaşlıkların iptali için Danıştay’a dava açmış bulunmaktayız” dedi.

Cumhurbaşkanı tarafından istisnai yollarla dağıtılmış vatandaşlıkların tamamının anayasaya aykırı olduğunu ifade eden Dervişoğlu, şöyle konuştu: “İYİ Parti’nin atacağı bu hukuki adımla, AKP tarafından sığınmacı ve yabancılara dağıtılmış olan 100 binlerce vatandaşlık iptal edilecek, bundan böyle ecdadımızın mücadele cehdi ile kazanılmış Türk vatandaşlığı, döviz karşılığında satılamayacaktır.

Son 7 yılda yabancılara 309 bin konut satışı gerçekleşmiştir. İstatistikler bu konut satışlarının en az yarısının vatandaşlık karşılılığında olduğunu ortaya koymaktadır. Gayrimenkul karşılığı vatandaşlık, sadece satın alan kişiyi değil aynı zamanda aile üyelerini de kapsadığından, en az 500 bin kişinin bu yöntemle Türk vatandaşlığına geçirildiği anlaşılmaktadır.”

Dervişoğlu ayrıca, Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesine karşı da Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açtıklarını belirtti. Dervişoğlu, “Biz İYİ Parti olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından kanunlara aykırı olarak Suriyeli sığınmacılara dağıtılmış 238 bin vatandaşlığın tamamının iptali için de hukuki süreç başlatmış bulunuyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu Durdurulamıyor: 23 Ürünün Fiyatı Arttı

Dünya genelinde gıda enflasyonu açısından ilk sıralarda yer alan Türkiye’de fiyat artışları durdurulamıyor. Eylül ayında markette satılan 23 üründe fiyat artışı görüldüğü kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, patates ve kuru soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlar değerlendirdi.

Şemsi Bayraktar şu ifadeleri kullandı: “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 249 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat farkını yüzde 219,8 ile limon, yüzde 212,9 ile kuru kayısı, yüzde 212,2 ile kuru soğan ve yüzde 205,6 ile patates takip etti.

Havuç 3,5 kat, limon 3,2 kat, kuru kayısı, kuru soğan ve patates 3,1 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira 50 kuruş olan havuç 26 lira 18 kuruşa, 11 lira 50 kuruş olan limon 36 lira 78 kuruşa, 130 lira olan kuru kayısı 406 lira 76 kuruşa, 5 lira 60 kuruş olan kuru soğan 17 lira 48 kuruşa, 4 lira 70 kuruş olan patates 14 lira 36 kuruşa markette satıldı.

Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette kuru incir, üreticide kabak olurken, fiyatı en fazla düşen ürün ise markette limon, üreticide yeşil soğan oldu.

Eylül ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldü.

Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 32,7 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 20,5 ile yeşil fasulye, yüzde 14,1 ile sivri biber, yüzde 14 ile yumurta takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 30 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile havuç, yüzde 21,6 ile salatalık yüzde 15,9 ile maydanoz izledi.

Eylül ayında üreticide 28 ürünün 12’sinde fiyat artışı olurken 13’ünde fiyat düşüşü görüldü. 3 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 24,3 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 22,8 ile maydanoz, yüzde 18,2 ile marul ve kuru fasulye izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 48,6 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 31,8 ile yeşil fasulye, yüzde 20,4 ile salatalık, yüzde 20 ile sivri biber izledi.

Yeşil soğan, maydanoz, marul ve kuru fasulye arzındaki artışlar, bu ürünlerin fiyatlarına düşüş olarak yansıdı.”

“Patates ve kuru soğana müdahale edilmeli”

Devletin patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerektiğini belirten Bayraktar, şunları söyledi:

“Kışlık patateste hasat başladı. Türkiye İstatistik Kurumu bitkisel üretim 1. tahmin verilerine göre; patates üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 14 oranında artarak 6,5 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Odalarımızdan edindiğimiz bilgiye göre ise bu artışın daha da fazla olacağını tahmin ediyoruz.

Geçtiğimiz yıl patateste yeterlilik derecesi yüzde 103,6 olarak gerçekleşti. Bunun yanı sıra bu yıl geçen yıla göre yaklaşık 1,5 milyon ton fazla patates üretimi olacağı tahmin ediliyor.

Geçen yıl eylül ayında patateste üretici fiyatı ortalama 9,5 lira iken, bu yıl yaklaşık yüzde 50 oranında düşüşle 4,7 lira seviyesine geriledi. Üreticilerimiz patatesi 4,7 liraya satarken tüketici marketten 3 katı fiyatına satın alıyor.

Kışlık patateste depo ve işçilik giderleri maliyetleri daha da artırıyor. Artan maliyetler nedeniyle üreticilerimiz borçlarını ödeyememe korkusu yaşamaya başladı.

Ülkemiz kuru soğan üretiminde de bir önceki yıla göre yaklaşık 200 bin ton artış olacağı tahmin ediliyor. Kuru soğan ve patates üreticilerimiz, arzda yaşanan bu artış sonucu fiyatların daha fazla düşmesi endişesini taşıyor.

Kısıtlı açılan kuru soğan ihracatının tamamen açılması, yeni pazarlar bulunması ve önceki yıllarda olduğu gibi Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girerek patates ve kuru soğana müdahale etmesi gerekiyor. Devlet eliyle yapılacak patates ve kuru soğan alımlarında, üreticilere verilecek her türlü hizmette Ziraat Odaları’na da görev verilmelidir.”

Paylaşın

AK Parti’de Kongre Rahatsızlığı: Laf Olsun Diye…

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de büyük bir değişim beklenirken, yapılacak kongre öncesi il ve ilçe teşkilatlarının büyük çoğunluğunun genel merkez tarafından belirlenmesi, parti tabanında hayal kırıklığı yarattı.

Parti kulislerinde, “Bu durumda kongrelerin ne anlamı kalıyor. Kongrelerde yarış olmuyor, teşkilatlarda bu nedenle bir rahatsızlık başladı. Kongre süreci aslında teşkilatlara bir hareketlilik getirecek umudu vardı. Değişim ve yenilenme umuduyla motivasyon artacak beklentisi vardı. Şimdi çok sayıda il ve ilçedeki atamalar moralleri bozdu. Zaten seçilecek kişi evvelden belirleniyor. Laf olsun diye il ve ilçe kongreleri yapılacak” yorumları yapılıyor.

Gazete Pencere yazarlarından Nuray Babacan, “AKP eski tas eski hamam: Başkanlar belli, şeklen kongre” başlıklı yazısında, AK Parti kulislerinde konuşulanları aktardı. Babacan’ın yazısı şöyle:

“İktidar partisi AKP’de geçen hafta kongre süreciyle ilgili heyecan başladı, demek isterdik ama maalesef öyle olmadı. 21 Eylül itibariyle başlayan kongre sürecinde il ve ilçelerde sıkıntılı bir durum var. Şöyle ki; yüzlerce ilçe ve onlarca ilde başkanlar görevden alınıp, yerine Ankara’dan atama yapıldığı için ‘şeklen kongre’ yapılacak. Sadece Ankara’dan atananlar, kongrede tescillenecek.

Yıllardan beri AKP kongreleri, yarış olmaması, demokratik süreçlerin işlememesi nedeniyle eleştirilir. Ancak bu seferki durum, daha da kötü. AKP kongrelerinde, ilçe ve illerde genellikle yönetim ve delegeler, Ankara’nın istediği biçimde şekillenir, zaman zaman milletvekillerinin ortak istekleri dikkate alınırdı. Ancak bu kez çok sayıda il ve ilçenin yönetimi kongreler başlamadan, Ankara’dan atandı.

Şimdi geriye, Ankara’dan atananların kongre günü tescillenmesi kaldı. Bu da parti teşkilatında ve milletvekilleri arasında rahatsızlığa neden oldu. Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bu sadece mekanik bir kongre süreci olarak değerlendirilmemeli. Yeni dönemin, yeni ihtiyaçların siyasi ritmine göre neler yapılması gerektiği de bu sürecin içinde olacak” demişti. Ancak yapılanlar tam bir mekanik kongre sürecini gösteriyor.

Şöyle ki; AKP Genel Merkezi, çoğunluğunu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a danışarak, il ilçe kongreleri yapılmadan atamalar gerçekleştirdi. AKP kulislerine göre yüzlerce ilçe, onlarca ilde başkan ve yönetimler yaz boyunca değiştirildi. Bunlardan bir kısmı basına yansırken, çoğu sessiz sedasız gerçekleşti.

Heyecan kalmadı

Şimdi parti kulislerinde, “Bu durumda kongrelerin ne anlamı kalıyor. Kongrelerde yarış olmuyor, teşkilatlarda bu nedenle bir rahatsızlık başladı. Kongre süreci aslında teşkilatlara bir hareketlilik getirecek umudu vardı. Değişim ve yenilenme umuduyla motivasyon artacak beklentisi vardı. Şimdi çok sayıda il ve ilçedeki atamalar moralleri bozdu. Zaten seçilecek kişi evvelden belirleniyor. Laf olsun diye il ve ilçe kongreleri yapılacak” yorumları yapılıyor.

Anlaşılan, kongreler öncesinde yapılan bu atamalar hevesleri kırmış. AKP’de 21 Eylül 2024’de beldelerden başlayan süreç, ilçe ve il kongrelerine doğru ilerleyecek. 28 Aralık 2024 tarihinde il kongreleri başlayacak. Tüm çalışmalar Mart 2025 tarihinde tamamlanacak. Mayıs’ta da büyük kongre yapılacak.

Önümüzdeki 6 ay, partide değişimin olup olmayacağı, gençlere yer verilip verilmeyeceği, illerde yıpranan, hakkında iddialar bulunan, atalet içindeki kadroların yerine dürüst, temiz ve yeni isimlere öncelik verilip verilmeyeceği görülecek. 2019 yılında Tayyip Erdoğan’ın, “İllerde kanat önderleri kimlerse kadrolarımızı onlarla güçlendireceğiz. Biz yeni Ömerler lazım. Bu Ömerleri bulduğumuzda şu anki konumumuzdan daha ileri bir konuma geleceğiz” sözleri aklımıza geldi.

Parti teşkilatı ve milletvekilleri, tabanda gerekli yenilenmenin yapılmadığı, Ankara’yla ilişkilerini iyi tutanların, yerelde ayrıcalıklı konuma geldiğini, son atamalarla da kongrelerin bir anlamının kalmadığını dile getiriyorlar.

Atama yönteminin tercin edilmesinin nedeninin, kongrelerde yarışın önlenmesi olduğu gibi bir yorum doğru olmaz. Zira AKP’ de önceden belirlenmese bile, Cumhurbaşkanının ve genel merkezin istediğinin dışında isimlerin yarışa katılıp, sonuç alması gibi bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla atanan da kongrede aday gösterilen de ‘işaret edilmiş isim’ oluyor. Anlaşılan Ankara, zaten malumun ilanı olan bir durum için kendini yormamış.

Burada önemli olan tabana verilen mesaj. ‘Partinin içinde motivasyon ve heyecan yaratarak, tabandan gelen, çalışan, başarılı olan bir yerlere gelebilir’ mesajı ortadan kalkıyor. AKP’lilerin sitemi de buna.

AKP’nin yeni kongre süreci ve takvimi, bize göre şimdiye kadar yapılanlar arasında en önemlisi. Bu süreçte belirlenecek kadrolar, partinin en geç 2028’de yapılacak seçimlere dönük kaderini belirleyecek. Daha önce de dediğimiz gibi sonraki üç yılın siyasi tarihinde önemli bir kavşak olacak…”

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan: Erdoğan’ın Yanında Değiliz

YRP Lideri Fatih Erbakan, seçimlerde aday olmayı düşündüğünü belirterek, “Büyüyoruz diyoruz, Türkiye’nin en hızlı büyülen partiyiz diyoruz. Yeniden Refah Partisi’nin adayı olarak çıkmamız gerek. 2026’da aday olmayı düşünürüm. Halkımız bunu istiyor” dedi.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, Halk TV yayınına katılarak gündemi değerlendirdi.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiktan sonra Yeniden Refah Partisi’nden istifa eden Kasım Gülpınar’a ilişkin değişik duyumlar aldıklarını söyleyen Erbakan, “Tutarsız bir yaklaşım ve dengeli olmayan bir tavır olarak görüyorum. 3-4 ayda böyle bir dönüşüm yaşanması mantıklı değil. Kendisinin bir büyükelçilik veya bir bakanlıkla ilgili düşüncesinin olduğu duyumlarını alıyoruz. Doğruluğunu tam bilemiyorum. Böyle olursa Belediye Başkanlığını da bırakacak ki, büyükelçi veya bakan olsun. Bu kendisi açısından olumlu olmaz” dedi.

Erbakan, “Belediye başkanlarımız siyasi şantaja maruz bırakıldı. Kamu kurumlarıyla, bakanlıkla, DSİ’yle işleri olduğunda sürüncemede bırakıyorlar. Hatta sözlü olarak ‘sen de buraya gelirsen rahat edersin. AK Parti’ye gelirsen işler daha kolay olur’ gibi bir takım teklifler oluyor” diye konuştu.

AK Parti’yle işbirliğine gitmeyeceklerini söyleyen Erbakan sözlerine şöyle devam etti: “Gençler ‘kesinlikle oy vermeyiz’ diyorlar. AK Parti’nin kalesi denilen yerlerden feryatlar yükseliyor. Ülkenin acil olarak erken seçime gitmesi gerekiyor. AK Parti ve Erdoğan’ın yanında değiliz. Vatandaşlar 3-5 sene önce AK Parti ile aranızı bozmayın, Tayyip beye destek olun diyorlardı. Artık bu talep yok. YRP, 6.98 oranına ulaştık. Yüzde 7 seviyesine geldik. 1 milyon üye olunca yüzde 10 aşacağımıza inanıyoruz.”

Meclisteki diğer partilerle grup kurma gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan şunları söyledi: “Meclis’te bir grup kurulacaksa, bu grup Yeniden Refah Partisi çatısı altında olmalıdır. Yüzde 7 seviyesine geldi. 3 milyona yakın oy desteğiyle seçimlerden çıktık. Türkiye’nin 3 büyük partisi olduk. Olası bir birleşmenin Yeniden Refah partisi çatısı altında olması gerekir.”

Seçimlerde aday olmayı düşündüğünü belirten Erbakan, “Büyüyoruz diyoruz, Türkiye’nin en hızlı büyülen partiyiz diyoruz. Yeniden Refah Partisi’nin adayı olarak çıkmamız gerek. 2026’da aday olmayı düşünürüm. Halkımız bunu istiyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İsrail, Lübnan’a Girdi; ABD’den İran’a Uyarı

İsrail, Lübnan’ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik operasyon başlattığını ve örgüte karşı yeni bir cephe açtığını duyurdu. ABD Savunma Bakanı Austin kara operasyonu üzerine yaptığı açıklamada İran’ı “uzak durması” yönünde uyardı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Kuvvetleri’nden (IDF) yapılan açıklamada, “Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait terörist hedeflere ve altyapıya yönelik sınırlı, yerel ve hedef odaklı kara baskınları başlatıldı. Bu hedefler, sınır yakınındaki kasabalarda bulunmakta ve kuzey İsrail’deki topluluklar için acil tehdit oluşturmaktadır” denildi.

“İsrail Hava Kuvvetleri ve IDF topçu birlikleri, bölgedeki askeri hedeflere yönelik nokta atışlarıyla kara kuvvetlerine destek sağlamaktadır” denilen açıklamada, “Bu operasyonlar, siyasi kademenin kararı doğrultusunda onaylanmış ve uygulanmıştır” ifadeleri de yer aldı.

Operasyona “Kuzey Okları” adı verildiği belirtilerek, Lübnan’daki harekatın Gazze’deki çatışmalar ile diğer cephelerdeki mücadelelerle paralel olarak devam edeceği de vurgulandı. Operasyonun ne kadar süreceğine ilişkin ayrıntı verilmezken, ordunun aylarca bu operasyon için eğitim aldığı ve hazırlandığı ifade edildi.

Hizbullah’ın yanında güçsüz bir yapı olan Lübnan ordusu İsrail askerinin sınırı geçmesinden önce “pozisyon değiştirdi” ve bölgeden uzaklaştı.

Bölge sakinleri yoğun topçu atışları ve helikopter sesleri duyduklarını aktarırken Hizbullah’tan İsrail’in kara saldırısına “hazır oldukları” açıklaması geldi. Geçen Cuma günü Beyrut’ta öldürülen Hizbullah lideri Hasan Nasrallah halka hitaben yaptığı son televizyon konuşmasında İsrail’in kara operasyonu hazırlıklarına ilişkin, “Keşke bunu yapsalar. Onların tehdit olarak gördüğü şeyi biz fırsat sayıyoruz. Geçen 11 ayda buna hazırlandık” demişti.

Kara birliklerinin sınırı geçtiği sırada İsrail jetleri Beyrut’un güneyini bombaladı. Öncesinde IDF bölgedeki üç mahallenin boşaltılmasını istedi. Açıklamada Lübnanlılara hitaben, “Terörist Hizbullah grubuna yakın yerlerdesiniz. Binaları derhal terketmelisiniz” uyarısı yapıldı.

İsrail jetleri Lübnan’ın güneyindeki Sidon kentinde Filistinli mültecilerin barındığı Ayn el Helva Kampını bombaladı. Birleşmiş Milletlerin (BM) çatışmalar öncesine dayanan verisine göre kampta 55 bin kişi kalıyordu. Lübnan genelindeki 12 mülteci kampı 200 bin Filistinliye ev sahipliği yapıyor.

İsrail gece saatlerinde ayrıca Suriye’ye de hava saldırısı düzenledi. Suriye resmi haber ajansı SANA, başkent Şam’daki bir noktaya yönelik saldırıda üç sivilin öldüğünü bildirdi. İsrail son yıllarda Suriye’ye buna benzer yüzlerce saldırı gerçekleştirdi, hemen hiçbiri için herhangi bir açıklama yapmadı.

ABD Savunma Bakanı Austin kara operasyonu üzerine yaptığı açıklamada İran’ı “uzak durması” yönünde uyardı. Austin “İsrail’e saldırırsa bunun Tahran için ağır sonuçları olacağını” söyledi.

Daha önce İran Dışişleri Bakanlığı, Tahran yönetiminin İsrail’e karşı savaşması için Lübnan’a “herhangi bir askerî güç göndermediğini” açıklamıştı. İran şu ana dek Hizbullah’ın ağır kayıpları karşısında büyük ölçüde sessiz kaldı. Uzmanlar doğrudan çatışmalara dahil olmak istemeyen Tahran’ın seçeneklerinin sınırlı olduğu görüşünde.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İran’ın desteklediği Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinden iki gün sonra İngilizce görüntülü bir açıklama yaptı.

Netanyahu İran halkına seslendiğini söylediği açıklamada, “Ortadoğu’da İsrail’in ulaşamayacağı hiçbir yer yok. Halkımızı ve ülkemizi korumak için gitmeyeceğimiz hiçbir yer yok” dedi. İsrail Başbakanı, İran’da rejimin İran halkını her geçen gün uçurumun kenarına taşıdığını söyledi.

Netanyahu, “İran nihai olarak özgür olduğunda ve bu an pek çok kişinin düşündüğünden daha erken gelecek – her şey farklı olacak. İsrail ve İran barış içinde olacak. Bu gün geldiğinde rejimin beş kıtada inşa ettiği terör şebekesi iflas edecek. İran hiç olmadığı kadar gelişecek” diye konuştu.

Nasrallah’ın öldürülmesi hem Hizbullah hem de İran’a yönelik önemli bir darbeydi. Hasan Nasrallah İran’ın Ortadoğu’da İsrail ve ABD çıkarlarına karşı oluşturduğu Direniş Ekseni’ndeki en güçlü liderdi.

İsrail birkaç gündür Lübnan içinde bazı noktalarda özel kuvvetlerle operasyon yapmış ve bu operasyonlar kara harekatına bir hazırlık olarak değerlendirilmişti.

Lübnan Başbakanı Necib Mikati ABD ve Fransa’nın önerisi kapsamında ateşkes çağrısında bulundu, İsrail’den saldırıları durdurmasını istedi. Resmi olarak İsrail Lübnan’la savaş halinde değil, IDF Hizbullah’ı hedef aldığını söylüyor.

ABD ve Fransa diplomasiye şans vermek için 21 günlük ateşkes önermiş, İsrail bu teklifi reddetmişti.

Lübnan Sağlık Bakanlığı 17 Eylül’den beri İsrail saldırıları sonucu bin kişinin öldüğünü bildirdi. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de 200 bin kişinin ülke içinde yerinden olduğunu, 100 bin kişinin de Suriye’ye kaçtığını açıkladı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Stephane Dujarric, “İşgal görmek istemiyoruz” diyerek gelişmelere tepki gösterirken Birleşik Arap Emirlikleri’nden Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne bağlılık açıklaması geldi.

Hizbullah’ın yeni lideri kim olacak?

Hizbullah’ın bir sonraki liderinin kim olacağı konusunda söylentiler yayılmaya devam ediyor.

Lübnan medyasına göre öne çıkan isimlerden biri Hizbullah’ın yürütme kurulunun başkanı Haşim Safiyuddin. Sihalı grubun operasyonlarını yöneten Safiyuddin, Nasrallah’ın anne tarafından kuzenlerinden biri. Oğlu aynı zamanda merhum İranlı general Kasım Süleymani’nin damadı.

Halefinin kim olacağını veya Nasrallah’ın cenazesinin ne zaman veya nerede yapılacağı henüz bilinmiyor. Nasrallah’ın öldürülmesi sonrası ilk kez görüntülü mesajla ortaya çıkan Şeyh Naim Kasım, lider boşluğunun da hızla doldurulacağı kaydetmişti.

Hizbullah’ın iki numaralı ismi olarak kabul edilen Kasım, şimdiye kadar saldırılarını asgari ölçekte sürdürdüklerini, savaşın uzun sürebileceğini dile getirdi. Lübnan Başbakan Necib Mikati de bir Birleşmiş Milletler kararına dayanarak güney Lübnan’a ordu birlikleri gönderilebileceğini söyledi.

Söz konusu BM kararı, 2007 yılında savaşın bitimini sağlayan anlaşmaya bağlı olarak güney Lübnan’ın askerden arındırılmış bölge olmasını güvence altına alıyor. Bu güvence için BM Barış Gücü ve Lübnan ordusu devreye girebiliyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: Erdoğan Aday Olamaz

Gündeme ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın Anayasanın 101. maddesi uyarınca yeniden aday olamayacağını söyledi.

Erken seçim düzleminde Erdoğan’ın adaylığını yeniden gündeme getirmenin Anayasanın etrafında dolaşmak anlamına geldiğini belirten Müsavat Dervişoğlu, “Biz artık Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini anlatıyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara’daki gazete ve televizyon temsilcileriyle bir araya gelerek gündemi değerlendirdi. Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in aktardığına göre; Dervişoğlu, Türkiye’nin içinden geçtiği döneme ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Son 22 yılın izleri ülkemizin hem ekonomik hem de sosyal yapısında derin yaralar açtı. Toplumun her kesimi bu yozlaşmayı derinden hissediyor ama bu süreç aynı zamanda Türkiye’nin de bir yenilenmeye mecbur olduğu gerçeğini açıkça ortaya koyuyor. Ülkece bu tahribatı onarmamız, geleceğimizi sağlam temeller üzerine inşa etmemiz gerekiyor. Bugün eski yöntemlerle geçmişin politikalarıyla ilerlemek ne yazık ki mümkün görünmüyor. Yeni oluşacak dünya düzeninde yer almak istiyorsak ülke olarak da yenilenmek mecburiyetindeyiz.”

Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal alanda köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu belirten Dervişoğlu, “Her alanda yeniden yapılanmaya ihtiyacımız var. Bu değişimi başarmanın yolu ise her şeyden evvel yenilenmeye ve yeniliğe açık olmaktan geçiyor. Elbette bu saydığım değişim rüzgârları siyaseti de içine alıyor, onu da kapsıyor. Siyasetin de dönüşümü artık kaçınılmazdır” dedi.

Merkez siyasetin yeniden inşasına yönelik yaptığı çağrıyı anımsatan Dervişoğlu, “Merkez siyaset her zaman makul olanın, ortak aklın ve sağduyunun sesi oluştur. Toplumu kutuplaştıran siyaset anlayışının yerine; birleştirici, bütünleştirici, kavrayıcı bir siyaset anlayışı gereklidir. Benim çağrım Türkiye’nin her bireyinedir. Ortak akılla ve sağduyuda buluşma çağrısından ibaret bir bakış açısıdır” ifadelerini kullandı.

İktidarın yarım ağızla da olsa ekonomik krizi kabul ettiğini söyleyen Dervişoğlu, “Mevcut dengesizliği toplumun kanıksamasının zeminini oluşturdular. Toplumu her çarpıklığı normal karşılar ve kabul eder hale getirdiler. Başka bir ifadeyle hepimizi alıştırdılar” diye konuştu. Dervişoğlu, “Vatandaşı kötüye razı etmeyi başaran AKP’nin siyaseten başarılı olduğunu; fakat iyi olanı doğru bir biçimde anlatamayan, iyilik için rıza üretemeyen muhalefetin de en büyük kaybeden olduğunu itiraf etmem gerekiyor” dedi.

“Erdoğan aday olamaz”

Dervişoğlu, soru üzerine Erdoğan’ın Anayasanın 101. maddesi uyarınca yeniden aday olamayacağını söyledi. Erken seçim düzleminde Erdoğan’ın adaylığını yeniden gündeme getirmenin Anayasanın etrafında dolaşmak anlamına geldiğini belirten Dervişoğlu, “Biz artık Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini anlatıyoruz” dedi.

Dervişoğlu, Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına destek verip vermeyeceklerinin sorulması üzerine, “İsimler üzerinden tartışmaya sıcak bakmıyoruz. Bir güreş turnuvasına gittim, gizli görüştüler dendi. İYİ Parti’nin bu konuyla ilgili angajmanı, görüşmesi yoktur” yanıtını verdi.

İktidarın anayasa değişikliği istemlerini de değerlendiren Dervişoğlu, kendilerinin tek adam sistemini tahkim etmeyi hedefleyen bir öneriyi desteklemeyeceklerini dile getirdi. Parlamenter sisteme geçiş önerisi olursa tartışabileceklerini, Meclis’in denetiminin geliştirilmesini tartışabileceklerini belirten Dervişoğlu, “Öneri yok, çözüm değil tartışma aranıyor. Sorunların üstünün örtülmesi bakışı var. Bu, sorunların üstünü örtmeye yönelik yaklaşımlar” dedi.

Kendilerinin tek adam sistemini tahkim etmeyi hedefleyen bir anayasa önerisini desteklemeyeceklerini dile getiren Dervişoğlu, “İmamoğlu’na siyasi yasak tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna, “Devam eden dava ile ilgili konuşmak istemem. Eleştirdiğimi yapmak istemem. Adaleti töhmet altına bırakır” diye yanıt verdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kabine Toplantısı Sonrası Dikkat Çeken Mesajlar

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ülkemizin ticari hayatını zehirleyen fırsatçılığa karşı aldığımız tedbirleri masaya yatırdık. Fahiş fiyat artışı yapanlar ile etiket oyunları yapanlara denetimlerimizi daha da sıklaştıracağız. Fiyat köpüğünün yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu daha da hızlanacaktır” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“13 Eylül tarihinde mensubu ve mezunu olmaktan her zaman iftihar ettiğim Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi’ni gerçekleştirdik. Toplam 12 milyar liralık hayata geçirdiğimiz külliyemizin üniversitemize ve tüm öğrencilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. 1,5 asra yaklaşan tarihinde Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunmuş Marmara Üniversitemize böyle bir eseri kazandırmak şahsım için ayrı bahtiyarlık kaynağıydı. Yeni akademik yılda tüm hocalarımıza ve öğrencilerimize üstün başarılar diliyorum.

Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren üst aklın son günlerde Balkanlar’da da toplumsal fay hatlarını karıştırdığını görüyoruz. Biz Balkanlarda özellikle Bosna Hersek’te barış, huzur ve istikrarın korunmasından yanayız. Hassasiyetimizi Demokratik Eylem Partisi Genel Başkanı Bakir İzzetbegoviç’e de ifade ettim. Bundan sonra da Bosna Hersek’in yanında olduğunu sürdüreceğiz.

Son yıllarda bilhassa 15 Temmuz gecesi sergiledikleri yürekli duruş akabinde Diyanet teşkilatımıza yönelik sinsi bir kampanya yürütülüyor. 28 Şubat’tan gayet iyi hatırladığımız faşizan manşetlerin tekrar atılmaya başlanması linç kampanyasının parçasıdır. Manşetleriyle darbecilere selam çakanlar, bugün de 28 Şubat zihniyetini başörtülü, çarşaflı, sakallı, cübbeli diyerek yeniden hortlatmaya çalışıyorlar. Farklı yaşam tarzlarının hayatın bütün alanlarında görünür olmasından rahatsızlık duyuyor, milletimizin bazı kesimlerini adeta öcü gibi göstermeye kalkıyor.

Bu devlet hiçbir ayrım yapmadan tüm kurumlarıyla milletindir. 85 milyonun tamamıdır. İnsanımızın kılık kıyafetinden dolayı devletin belli kurumlarına giremediği dönemler artık sona ermiştir. Başörtü, saç, sakal ve çarşafından dolayı insanımızın ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğü günler artık mazide kalmıştır. Sırf başındaki örtüsünden dolayı annelerin çocuklarını lojmanlarda ziyaret edemediği, yemin törenine katılamadığı kötü günler artık tamamen geride kalmıştır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe Allah’ın izniyle hiç kimse o kara günleri bir daha geri getiremeyecektir. Hak ve hürriyetlerin vesayet heveslileri tarafından gasp edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz.

Adalet hizmetlerinde ülkemizi hak ettiği yere getirmek için yoğun gayret sarfediyoruz. 23 yıldır güven veren ve erişebilir adalet hedefimizden asla kopmadık. 9 bin civarında olan hakim savcı sayımız 15 Temmuz ihanetine rağmen yaklaşık 3 kat artışla 25 bini geçti. Nicelikle beraber niteliğin de artırılmasına öncülük veriyoruz. Bu sene uygulamaya geçirdiğimiz yardımcılık müessesesi ile hakim ve savcı adaylarımızın mesleğe daha donanımlı hazırlanmasını amaçlıyoruz. Bağımsız, tarafsız, adil ve etkili yargı sisteminin kökleşmesi için bundan sonra da çalışmayı sürdüreceğiz.

İnfaz sistemiyle ilgili bazı tartışmaları yakından takip ediyoruz. Vicdanları rahatlatacak, devlete olan güveni güçlendirecek cezasızlık algısının önüne geçecek adımları Meclisimiz de işbirliği ile mutlaka ama mutlaka atacağız. Ülkemizi yurt dışında gururla temsil eden müteahhitlerimizi bir kez daha kutluyorum. Çin’den sonra ikinci olduğumuz bu sektörde inşallah gelirlerimizi hak ettiği yere getireceğiz.

Bizim polisimiz, jandarmamız, askerimiz, vatandaşımıza karşı müşfik, suç işleyenlere, suçta kibirlenenlere karşı daima tavizsiz olmalıdır. Vazifesini hakka, hukuka, ahlaka uygun şekilde icra eden tüm güvenlik görevlilerimizin Cumhurbaşkanı olarak her zaman yanındayım.

Liglerimizin başlamasıyla birlikte Süper Lig futbol kulüplerimizin bir kısmını ve TFF yönetimini külliyemizde konuk ettik. Tüm liglerimizde rekabet, centilmenlik ve fair play seviyesi yüksek bir sezon izlemeyi arzu ediyoruz. Tüm yönetici ve sporcularımızdan azami hassasiyet bekliyorum.

BM 79. Genel Kurulu’na iştirak etmek üzere gittiğimiz New York’ta 4 gün boyunca oldukça verimli görüşmeler gerçekleştirdik. İran, Sırbistan, Ukrayna, Maldivler Cumhurbaşkanları, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı, Arnavutluk, Pakistan, Lübnan, İran, Hollanda, Yunanistan ve Ermenistan başbakanları. BM Genel Sekreteri, UCM başsavcısı ile verimli görüşmelerimiz oldu. BM ile birlikte Türkevimiz de küresel diplomasinin nabzının arttığı merkezlerden biri haline geldi. Böyle bir eseri ülkemize kazandırmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Ana muhalefet partisinin devrik eski genel başkanının Türkevi’nden niye bu kadar rahatsız olduğunu açıkçası anlayamıyoruz. Türkevi 85 milyonundur, 85 milyonun iftihar vesilesidir. Kapısı Türk milletinin her bir ferdine açıktır. Bunda ayıplanacak, eleştirilecek bir durum da göremiyoruz. Türkiye’nin başarılarına sevinmek yerine bundan gocunanları milletimize havale ediyoruz.

BM’deki hitabımda İsrail’in Gazze halkına uyguladığı soykırım başta olmak üzere bölgemizdeki çatışmalara özellikle dikkat çektim. Yine konuşmamızda Türkiye’nin dış politika vizyonuna dair kapsamlı bir ufuk turu yaptık. Yaklaşan kış mevsimi öncesinde insanlık olarak Filistin halkına yönelik yardımlarımızı artırmamız gerektiğini dile getirdim. Aldığımız tepkiler son derece olumluydu. Verdiğimiz mesajlarla bir kez daha insanlığın ortak vicdanına tercüman olduğumuzu gördük. Türkiye özgürlük, adalet, hak ve hakkaniyet için mücadele eden tüm mazlumların küresel platformda sesi haline gelmiştir.

Biz New York’ta iken İsrail, Lübnan’a yönelik saldırılarını daha da artırdı. Aralarında çok sayıda çocuğun olduğu 1000’i aşkın Lübnanlı hayatını kaybetti. Lübnan Başbakanı sayın Mikati ile görüşmemizde Türkiye’nin güçlü desteğinin yanlarında olduğunu çok net söyledim. 30 ton insani yardım Çarşamba günü Beyrut’a ulaştı. Yardımlarımızı güvenlik şartları elverdiği ölçüde devam ettireceğiz. Lübnanlı kardeşlerimizin ihtiyaçları katlanarak artıyor. Şimdiden 1 milyona yakın Lübnanlı sivil yerlerinden edildi. Sivil toplum kuruluşlarımız zor koşullara rağmen sahadalar, insani yardım konusunda ellerinden geleni yapıyorlar.

“İsrail’i ateşkese zorlayacak…”

Biz de diplomatik temaslarda hız verdi. Dışişleri Bakanımız, MİT Başkanımız Bu süreçte aslolan İslam dünyasının tavrıdır. Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da yaşanan zulme en büyük tepkiyi İslam ülkeleri vermelidir. Mazluma el uzatma noktasında bizim tüm dünyaya liderlik yapmamız gerekiyor. Kardeşlerimize biz sahip çıkmazsak başkalarının destek olmasını zaten bekleyemeyiz. İsrail’i ateşkese zorlayacak, ekonomik, ticari ve ekonomik adımlar atılmıyor. Bu atalet karşısında üzüntü duyduğumuzu özellikle söylemek isterim.

Bugün Filistin ve Lübnan’a sahip çıkmak, insanlığa sahip çıkmak, barışa, farklı inançların bir arada yaşama kültürüne sahip çıkmaktır. İsrail nesiller boyunca husumet tohumları serpmekte ona destek verenler bu suça ortak olmaktadır. İsrail sadece uluslararası hukuka olan inancı değil kendisine destek veren ülkelerin itibarını da yok etmektedir. Biz bu zulme, bu barbarlığa asla rıza göstermeyiz. Siyonist lobinin şahsımızı hedef alan hadsizliklerine de boyun eğmeyiz. Bugüne kadar hakkı haykırmaktan çekinmedik, hiçbir zaman da çekinmeyeceğiz. BM Genel Kurulu’nun 1950 tarihli Barış İçin Birlik Kararında olduğu gibi kuvvet kullanma tavsiyesinde bulunma yetkisi süratle devreye alınmalıdır. BM gerekirse güç kullanmalıdır.

İslam alemi ve dünyanın vicdan sahibi tüm ülkeleri bu modern barbarlığa karşı birleşmeye davet ediyorum. Bu ittifak kurulmadığı her gün tehlike daha da büyüyecektir. İsrail’in saldırılarının etkileri katliamı trübünden seyredenlere ulaşacaktır. Müslüman, Musevi, Hristiyan demeden uluslararası toplumu ve İslam alemini harekete geçmeye çağırıyoruz.

Göç yönetimi ile yürütülen çalışmaları kapsamlı şekilde ele aldık. Düzensiz göçü kaynağında engellemeye dönük çabalarımız sürüyor. Ülkemizdeki sığınmacıların güvenli, onurlu geri dönüşüne dair tüm paydaşlarla istişare içinde çalışıyoruz. Bu ülkeye bir daha Boraltan köprüsü utancı yaşatmadan, ülkemizin ticari ve ekonomik çıkarlarına zarar vermeden bu hassas süreci çok boyutlu şekilde yönetiyoruz ve yöneteceğiz. Yeni düzensiz göç akınlarına karşı tedbirlerimizi de sınır ötesinde alıyoruz.

Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya ovasına özel olarak odaklanacağız. Burada sulama yatırımlarını tamamlamayı, akıllı tarım uygulamalarına hızla geçmeyi ve turizm gelirlerini artırmayı hedefliyoruz. Özel sektörümüz için yerel kalkınma hamlesi teşvik programını önümüzdeki haftalarda ilan edeceğiz. Ülkemizin ticari hayatını zehirleyen fırsatçılığa karşı aldığımız tedbirleri masaya yatırdık. Fahiş fiyat artışı yapanlar ile etiket oyunları yapanlara denetimlerimizi daha da sıklaştıracağız. Fiyat köpüğünün yavaş yavaş ortadan kalktığını görüyoruz. Önümüzdeki dönemde bu daha da hızlanacaktır.”

Paylaşın

Beşiktaş, İkinci Yarıda Bulduğu Gollerle Üç Puana Uzandı

Süper Lig’in 7. hafta maçında Kayserispor ile Beşiktaş, Kayseri Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 3 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ın gollerini 56. dakikada Gedson Fernandes, 78 ve 90+1. dakikalarda Ciro Immobile kaydetti.

Beşiktaş, galibiyetin ardından puanını 16’ya yükseltti. Kayserispor ise 3 puanda kaldı.

Ligin bir sonraki haftasında Beşiktaş, Gaziantep FK ile deplasmanda karşılaşacak. Kayserispor ise deplasmanda Başakşehir ile karşılaşacak.

56. dakikada Baran Ali’den topu kapan Gedson Fernandes, ceza sahası içinde meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu (0-1). 78. dakikada penaltı atışını kullanan Immobile’nin vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu (0-2).

90+1. dakikada sağ kanattan topla ilerleyen Rashica’nın ortasında Immobile kafayı vururken top kaleci Bilal’in müdahalesine rağmen ağlara gitti (0-3).

Stat: Kayseri

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Ceyhun Sesigüzel, Hakan Yemişken

Kayserispor: Bilal Bayazit, Gökhan Sazdağı, Attamah, Carole, Hasan Ali Kaldırım (Arif dk. 65), Kartal Kayra, Boa Morte (Talha Sarıaslan dk. 79), Bourabia (Mane dk. 72), Baran Ali (Ali Karimi dk. 65), Cardozo (Bahoken dk. 79), Nazon

Beşiktaş: Mert Günok, Rashica, Gabriel Paulista (Tayyip Talha dk. 90+6), Felix Uduokhai, Emirhan Topçu, Cher Ndour, Gedson Fernandes (Onana dk. 65) Joao Mario, Rafa Silva (Salih Uçan dk. 90+2), Ernest Muçi (Semih dk. 65), Ciro Immobile (Zainutdinov dk. 90+2)

Goller: Fernandes (dk. 56), Immobile (dk. 78 pen. ve dk. 90+1) (Beşiktaş)

Paylaşın

Yoksulluk Sınırı 65 Bin Liraya Dayandı

4 kişilik ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gerekli gıda harcaması yani açlık sınırı 19 bin 830 liraya, yaşam standartlarını belirleyen yani yoksulluk sınırı ise 64 bin 595 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” ise aylık 25 bin 706 lira olarak hesaplandı.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), Eylül 2024 itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı.

Buna göre; Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 19 bin 830,73 TL ’ye, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 64 bin 595,21 TL ’ye, bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 25.706,18 TL ’ye yükseldi.

Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre % 2,90 oranında gerçekleşti. Altı aylık değişim oranı % 37,41 oldu. Son on iki ay itibariyle değişim oranı ise % 48,72 olarak hesaplandı. Yıllık ortalama artış % 71,23 olarak gerçekleşti.

Gıda ürünlerindeki fiyat değişimleri;

Süt, yoğurt, peynir grubunda; Süt, yoğurt, peynir ürünlerinin bulunduğu bu grupta geçtiğimiz aya göre bir fiyat değişikliği tespit edilmedi. Rekabet gereği fiyatlar kontrollü olarak değişse de ortalama olarak aynı kaldığı gözlemlendi.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller, ürünlerinin bulunduğu grupta; Et fiyatları bu ay tavuk ürünleri dışında “kısmen de olsa” azaldı. Dana etinin kilogram fiyatında 26 TL, kuzu etinin kilogram fiyatında ise 12 TL azalış olduğu tespit edildi. Tavuk etinin fiyatı sabit kaldı. Avlanma yasağının sona ermesiyle birlikte balık ürünleri çeşitlendi.

Palamut, hamsi, levrek, çupra gibi tezgâhlarda yaygın bulunan balık çeşitlerinin kilogram fiyatları 150 TL ile 450 TL arasında değişiklik göstermektedir. Genellikle okulların açılmasıyla artan yumurta fiyatları bu yıl da artış gösterdi. Kuru baklagiller grubunda nohut ve kırmızı mercimeğin kilogram fiyatlarında 2-3 liralık bir artış tespit edilirken diğer ürünlerin fiyatları sabit kaldı.

Taze sebze meyve grubunda; Taze meyve-sebze fiyatları bu ay mutfağa olumsuz yansıdı. Hesaplamada her zaman olduğu gibi gıda harcaması içinde günlük kullanımı yaygın olan mevsim ürünleri esas alındı. Her ay dikkatle takip edilen patates ve kuru soğan fiyatında bu ay bir değişiklik tespit edilmedi. Meyve fiyatlarında ortalamada 3 TL’lik bir artış tespit edilirken sebze fiyatlarında da ortalamada 10 TL’lik artış tespit edildi.

Ortalama sebze (ana yemekleri tamamlayan maydanoz, kıvırcık vb. salata yeşillikleri dâhil değil) kg fiyatı 37,50 TL, ortalama meyve kg fiyatı 63,43 TL oldu. Hesaplamada -bu ay- 21’i sebze ve 11’i meyve olmak üzere toplam 32 üründeki fiyat değişimi dikkate alındı. Ortalama meyve-sebze kg fiyatı 1,56 TL artış göstererek 46,16 TL olarak tespit edildi.

Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur, irmik gibi ürünlerin bulunduğu grupta En son Mayıs ayında gelen zam ile birlikte Ankara’da 200 gramı 10 TL olan ekmeğin fiyatında bu ay değişiklik görülmedi. Diğer ürünlerden pirinç, bulgur, makarna ve irmiğin fiyatında da değişiklik görülmedi. Un fiyatında bazı marketlerde ürün bazlı fiyat artışları tespit edildi fakat ortalamada un fiyatları da sabit kaldı.

Temel yağ ürünlerinin bulunduğu grupta; Temel yağ ürünlerinin bulunduğu bu grupta; ayçiçek yağının kilogram fiyatında 5 TL’lik artış tespit edildi. Diğer ürünlerden zeytinyağı, tereyağı ve margarin fiyatı sabit kaldı. Yeşil zeytin kilogram fiyatında 7 TL’lik artış tespit edilirken siyah zeytinin kilogram fiyatı ise 4 TL düştü. Yağlı tohum ürünlerinden sadece fındık fiyatında artış tespit edildi.

Son grup içinde yer alan diğer gıda maddelerinden; Son grupta yer alan gıda maddelerinden baharat ürünleri (kimyon, nane, karabiber vb.) geçen ay olduğu gibi bu ay da artış gösterdi. Çay fiyatlarında marketler arası değişkenlik dikkat çekti fakat ortalamayı etkileyen bir değişiklik tespit edilmedi. Ihlamurda yeni mahsulün gelmesiyle birlikte ciddi bir fiyat artışı gerçekleşti.

Diğer ürünlerden pekmezin fiyatında 3 TL’lik bir artış tespit edildi. Geçen ay kısmi miktarda artış gösteren bal ve şekerin fiyatı sabit kaldı. Fakat reçel fiyatı düştü. Tuz ve salça fiyatları geçen ay olduğu gibi bu ay da sabit kaldı.

Paylaşın