Özel’den “Cumhurbaşkanlığı Adaylığı” Açıklaması: Hevesim Yok

Cumhurbaşkanı adaylığına dair konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Kişisel olarak hiçbir adaylığım, hiçbir hevesim, kendime dair hiçbir talebim yoktur. Talebim milletime, ülkeme dairdir. Hedefim CHP’yi iktidar yapmaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nı ziyaret etti.

Ziyaret sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, “Ben hep ‘geçim olmazsa seçim olur’ dedim. Bugün Türkiye’de geçim var mı, soruyorum. Meydanlar yok diyor. ‘Erken seçim’ diye meydanlar inliyor” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “Bu şartlar altında Erdoğan’ın ‘5 yılı tamamlayacağım’ inadı beyhudedir. Yoksulluğu, işsizliği, güvencesizliği çözmemektedir. Gelecek sene kasım ayı görev süresinin yarısıdır. Eğer erken seçim olursa gelir hep birlikte milletin önüne gideriz. Yok erken seçim olmazsa, bu milleti açlığa, yoksulluğa itip 5 yılın sonuna doğru ‘gelin seçimleri 6 ay önce yapalım, ben aday olayım.’ Öyle bir şey yok!”

Erken seçim için talebini yineleyen Özel, “Önümüzdeki sene en geç kasım ayında, desin ki ‘2025 Mart’ta seçim yapalım’, ben dünden razıyım. Bugünden hazırım, koşa koşa sandıktayım, partim de iktidarda. Biz bir erken seçim istiyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adaylığına dair de konuşan Özel, ” Kişisel olarak hiçbir adaylığım, hiçbir hevesim, kendime dair hiçbir talebim yoktur. Talebim milletime, ülkeme dairdir. Hedefim CHP’yi iktidar yapmaktır” ifadelerini kullandı.

Özel, Bahçeli’nin DEM Partililerle olan ‘yakınlaşmasını’ şu sözlerle eleştirdi: “Bize geçmişte ‘DEM’leniyor diyenler, şimdi Devlet Bahçeli’nin kapatılmasını istediği partilere selam duruyor. Dünkü hakaretler unutulmadı.”

Paylaşın

10 Tonluk Yeni Bir Dinozor Türü Keşfedildi

İspanya’nın İber Yarımadası’nda yaşamış 10 tonluk yeni bir dinozor türü keşfedildi: Qunkasaura Pintiquiniestra. Yeni tür, uzun boyunlu ve uzun kuyruklu otçul dinozorlar olarak ayırt edilen sauropod grubuna ait.

“Pintiquiniestra ” Miguel Cervantes’in “Don Quixote de la Mancha” adlı romanında geçen bir karakter olan “Kraliçe Pintiquiniestra “ya atıfta bulunuyor. Dinozorun iskeletinin bir kısmı şu anda Cuenca’daki Castilla-La Mancha Paleontoloji Müzesi’nde sergileniyor.

2007 yılında Madrid-Levante hızlı tren hattı çalışmaları sırasında, dinozorların soyunun tükenmesinden önce Avrupa’da yaşamış son devlerden birine ait fosiller bulundu.

Qunkasaura pintiquiniestra, 73 milyon yıl önce İber Yarımadası’nda yaşamış yeni bir dinozor türünün adı.

Lizbon Üniversitesi Fen Fakültesi Dom Luiz Enstitüsü ‘nden Portekizli paleontolog Pedro Mocho, “Qunkasaura, Üst Kretase’de İber Yarımadası’nda yaşamış bir sauropod dinozorudur. Bu dinozorun Cuenca’da yaşadığını ve orada öldüğünü biliyoruz. Muhtemelen İber Yarımadası’nda dağılım gösteren bir gruba aitti ve özellikle bu dinozor, Avrupa ve Asya topraklarındaki diğer sauropod dinozorlarla yakınlıkları olan bir dağılıma sahip olduğuna inandığımız bir soya aitti,” dedi.

Yeni tür, Avrupa’nın geri kalanında nadir görülen büyük, uzun boyunlu ve uzun kuyruklu otçul dinozorlar olarak ayırt edilen sauropod grubuna aittir.

Qunkasaura pintiquiniestra, Avrupa’da bulunan en eksiksiz sauropod iskeletlerinden biri olmasıyla öne çıkıyor. Lo Hueco bölgesinde bulunan bu örnekten servikal, dorsal ve kaudal omurları, pelvik kuşağın bir kısmı ve uzuvları toplandı.

Mocho, “Yaklaşık 15 metre uzunluğunda bir örnekten bahsediyoruz, yani baştan kuyruğa, yaklaşık on ton ağırlığında ve omuza kadar üç metre yüksekliğinde olabilirdi. Ancak bu hayvanlar, yani sauropod dinozor grubu, çok daha büyük boyutlara ulaşabiliyordu,” dedi.

Bu örneğin Lo Hueco’da bulunması, bu ve diğer türlerin kıtalar arasında hareket ettiğini de gösteriyor.

Mocho, “Bazı nedenlerden dolayı, o zamanlar bir adaya karşılık gelen bir bölgede yaşayan bu büyük dinozor gruplarına sahibiz. O zamanlar İber Yarımadası, Fransa’nın güney kısmına bağlı bir adaydı. Biz buna, günümüzde Portekiz, İspanya ve Güney Fransa’nın bir bölümünü kapsayan İbero-Armorika adası diyoruz,” dedi.

Araştırmacıya göre, ada durumlarında türler evrimleşerek boyutlarını küçültme eğilimindedir çünkü daha az kaynak mevcuttur. Bu temelde, Qunkasaura’nın Avrupa’da evrimleşmediği, ancak Asya’dan İber Yarımadası’na göç ettiği tahmin ediliyor.

“Bu bölgede, muhtemelen 20 milyon yıldan daha eski, izole ve yalıtılmış bir ortamda yaşayan endemik gruplar zaten vardı. Bu yüzden bugün sadece sauropod dinozorlarda değil, diğer dinozor ve omurgalı gruplarında da küçük türler buluyoruz.”

Mocho, bu yeni soyun Asya ve Kuzey Amerika’dan iki türle akraba olduğunu fark etmenin mümkün olduğunu söyledi. Bu nedenle, orta ila büyük boyutlarının yanı sıra, bu türler muhtemelen bu bölgede izole bir şekilde evrimleşmemiş ve endemik türlere yol açmamıştır.

“Qunkasaura pintiquiniestra” adı, Lo Hueco yatağına yakın çeşitli coğrafi ve kültürel referanslardan gelmektedir. “Qunka ” Cuenca ve Fuentes bölgesinin toponiminin en eski etimolojisine atıfta bulunuyor. “Saura ” Latince “saurus” (kertenkele) kelimesinin dişiline karşılık geliyor ve 1998’de Cuenca’da ölen İspanyol ressam Antonio Saura’yı onurlandırıyor.

“Pintiquiniestra ” Miguel Cervantes’in “Don Quixote de la Mancha” adlı romanında geçen bir karakter olan “Kraliçe Pintiquiniestra “ya atıfta bulunuyor. Dinozorun iskeletinin bir kısmı şu anda Cuenca’daki Castilla-La Mancha Paleontoloji Müzesi’nde sergileniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

UEFA Avrupa Ligi: Galatasaray 1 Puana Razı Oldu

UEFA Avrupa Ligi ikinci hafta maçında RFS ile Galatasaray, Daugava Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Filip Glova’nın yönettiği karşılaşma 2 – 2 sona erdi.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın golleri 12. dakikada Dries Mertens ve 38. dakikada Yunus Akgün, RFS’nin gollerini ise 40. dakikada Janis Ikaunieks ile 55. dakikada Lasha Odisharia kaydetti.

Bu sonucun ardından Galatasaray, 4 puana yükseldi, RFS ise ilk puanını aldı.

12. dakikada orta sahada aldığı topla rakiplerini geçerek ceza sahasına giren Yunus sağdan ortasını yaptı. Arka direkte Icardi’nin kafayla vurduğu meşin yuvarlağı kale önündeki Mertens ağlara gönderdi: 0-1

38. dakikada Sanchez’in kendi sahasından savunmanın arkasına gönderdiği pasa Yunus Akgün hareketlendi. Topu iyi kontrol eden Yunus, karşı karşıya yaptığı vuruşla ağları havalandırdı: 0-2

40. dakikada çaprazdan ceza sahasına giren Ikounieks’in vuruşunda, kaleci Günay topun ağlara gitmesini önledi. Ancak dönen topla bir kez daha buluşan Ikounieks, meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 1-2

54. dakikada Kouadio’nun sol kanattan ortasında ön direkte Ikaunieks’in kafa vuruşunda üst direkten dönen topu kale önünde Odisharia ağlara gönderdi: 2-2

Stat: Daugava

Hakemler: Filip Glova, Daniel Polacek, Peter Bednar

RFS: Ondoa, Savanieks (Balodis dk. 46), Prenga, Lipuscek, Njie, Marhiev, Panic, Odisharia (Stuglis dk. 90+4), Ikaunieks, Kouadio (Osuagwu dk. 77), Ndjiki (Zelenkovs dk. 26)

Galatasaray: Günay Güvenç, Kaan Ayhan (Michy Batshuayi dk. 64), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı (Berkan Kutlu dk. 86), Ismail Jakobs, Lucas Torreira (Kerem Demirbay dk. 77), Gabriel Sara, Yunus Akgün, Dries Mertens (Yusuf Demir dk. 86), Barış Alper Yılmaz, Mauro Icardi

Goller: Dries Mertens (dk. 12), Yunus Akgün (dk. 38) (Galatasaray), Ikaunieks (dk. 40), Odisharia (dk. 54) (RFS)

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Mesajı: Dezenflasyon Süreci Devam Ediyor

TÜİK’in açıkladığı eylül ayı enflasyon verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Haziranda başlayan dezenflasyon süreci devam ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu dönemi önümüzdeki yılın ikinci yarısında başlayacak ve enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayarak tek haneye ulaşacağımız istikrar dönemi takip edecek. Tüm politikalarımızı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda eşgüdüm içinde ve kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eylül ayı enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Bakan Şimşek şu ifadeleri kullandı:

“Eylülde yıllık enflasyon bir önceki aya göre 2,6 puan düşüşle yüzde 49,4’e geriledi. Temel mal enflasyonu yıllık yüzde 28,3 ile görece düşük seviyedeyken geriye dönük fiyatlama davranışı kaynaklı katılık, hizmet enflasyonunda düşüşün yavaş gerçekleşmesine neden oluyor.

Haziranda başlayan dezenflasyon süreci devam ediyor. Bu dönemi önümüzdeki yılın ikinci yarısında başlayacak ve enflasyonda kalıcı düşüşü sağlayarak tek haneye ulaşacağımız istikrar dönemi takip edecek. Tüm politikalarımızı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda eşgüdüm içinde ve kararlılıkla uygulamayı sürdürüyoruz.

Enflasyonu düşürmek sadece hayat pahalılığı sorununu çözmeyecek aynı zamanda vatandaşımızın refahını kalıcı olarak artıracaktır.”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Eylül ayında bir önceki aya oranla yüzde 2,97 arttı. Yıllık artış ise yüzde 49,38 olarak kaydedildi.

TÜİK verilerine göre son bir yılın ortalamaları üzerinden yapılan hesaplamaya göre tüketici fiyatları yüzde 63,47, yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 44,81 artış gösterdi.

Geçen yılın Eylül ayı ile kıyaslandığında fiyatların en fazla arttığı gruplar yüzde 97,87 ile konut ve yüzde 93,59 ile eğitim oldu. En az fiyat artışı ise yüzde 26,60 ile ulaştırma ve yüzde 30,70 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 26,60 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 97,87 ile konut oldu.

TÜİK’in açıkladığı veriler dikkate alındığında TÜFE’nin yıllık bazda Temmuz 2023’ten bu yana en düşük oranda olduğu görülüyor.

Bağımsız araştırma kuruluşu ENAG’a (Enflasyon Araştırma Grubu) göre ise enflasyon yıllık bazda yüzde 88,63, bir önceki aya kıyasla da yüzde 5,34 artmış durumda.

Paylaşın

FIBA Kadınlar Süper Kupa Şampiyonu “Fenerbahçe”

FIBA Kadınlar Süper Kupa maçında Fenerbahçe ile Beşiktaş, Basketbol Gelişim Merkezi’nde karşı karşıya geldi. Sahadan 79 – 63 galip ayrılan Fenerbahçe, üst üste ikinci kez FIBA Kadınlar Süper Kupa şampiyonu oldu.

Haber Merkezi / Geçtiğimiz sezonun FIBA Kadınlar Avrupa Ligi (EuroLeague) şampiyonu Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı ile FIBA Kadınlar Avrupa Kupası (EuroCup) finalisti Beşiktaş, FIBA Kadınlar Süper Kupa maçında karşıya geldi.

Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan karşılaşmadan Fenerbahçe, 79 – 63 galip ayrılarak, üst üste ikinci kez FIBA Kadınlar Süper Kupa şampiyonu oldu.

Dün akşam oynanması planlanan mücadele tribünlerden sahaya atılan yabancı maddeler nedeniyle bugün oynandı.

Fenerbahçe, kupasını FIBA Avrupa Genel Sekreteri Kamil Novak’ın elinden aldı. Fenerbahçe’ye madalyalarını ise FIBA Avrupa Genel Sekreteri Kamil Novak ile FIBA Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Beşok takdim etti.

Fenerbahçe formasıyla ilk maçına çıkan Gabby Williams karşılaşmanın MVP’si seçildi. Oyuncu ödülünü TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu takdim etti.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Ahmak Davası” Açıklaması: Darbe Girişimi

Kendisi hakkında siyasi yasak istenen “ahmak davası” ile ilgili konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Demokrasi tarihimizi ve büyük bedellerle elde ettiğimiz kazanımlarımızı hiçe sayan bu dava siyasi tarihimize sürülmüş ne yazık ki kara bir lekedir” dedi ve ekledi:

“Yassıada yargılamalarını, Denizlerin, Mahirlerin idamlarını, 1980 darbesi sonrası siyasi yasakları, 28 Şubat sürecini, 15 Temmuz darbe kalkışmasını yaşamış ve dâimâ bu süreçleri demokrasiye sarılarak atlatmış aziz milletimiz ne pahasına olursa olsun masa başında kurulan bu tuzakları da kesinlikle bozacaktır.”

İmamoğlu, konuşmasının devamında, “Darbelerden bugünkü gibi her türlü vesayetten ve siyasi yasaklardan çok çekmiş olan milletimiz haklarının yeniden bir yargı darbesiyle ellerinden alınmak istendiğinin de farkındadır ve halkımız süreci tüm vicdanıyla, adalet duygusuyla izlemektedir. Bilinmelidir ki bu süreç bırakın bizim demokrasi mücadelemize ket vurmayı, milletimize hizmet yolunda bizleri daha da güçlendirecek ve daha da iyi hizmet etme yolculuğunda kararlı hâle getirecektir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında siyasi yasak istenen “ahmak davası” ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne duruşmaya katılma dilekçesi verdi. İmamoğlu, çıkışta basın mensuplarına davaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Artı Gerçek’in aktardığına göre; İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Temel şartlarından birinin söz konusu yöneticiye kendini bizzat savunma hakkı tanınması olduğunu düşündüğüm için bu talebimi az evvel üçüncü kez mahkemeye iletmiş bulunmaktayım. Öncelikle ülke ve dünya gündeminin tarihinin en zorlu süreçlerinden birinden geçtiği bu günlerde sizlerin karşısına böyle bir konuyla çıkmış olmaktan çok büyük bir ızdırap duyduğumu, üzüntü duyduğumu da belirtmek isterim.

Açıkçası ızdırabın birinci kaynağı milletimin açlığı ve yoksulluğudur. Dün açıklanan rakamlara göre ülkemizde açlık sınırı 19.830 lira. Yoksulluk sınırı ise 64.595 lira olmuşken emeklimin ayda 12.500 lira, işçimin 17.000 liraya mahkûm edilmiş olmasıdır benim aslında bugünkü ızdırabım.

Dört bir yanımızda tarihin en büyük jeopolitik sınavları yaşanırken hamaset dışında başka hiçbir şey üretmeyen aciz dış politikadır ızdırabım. Öncelikle açıkça ifade etmek isterim ki kamuoyunda ahmak davası olarak bilinen bu dava İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş başkanı olarak bana değil, aziz milletimizin iradesine yöneltilmiş açık bir darbe girişimidir.

Bu dava kesinlikle hukuki bir dava değil, siyasi bir davadır. Açıkçası belli mahfillerde kurgulanmış ucuz bir siyasi mühendislik içeren bir projedir. 23 sene önce yasaklara karşıyız diyerek yola çıkan iktidar İstanbul’da üç seçimdir bükemediği bileği entrikayla kırabilmenin açıkçası hesabı kitabı içerisindedir. Tam saha bakanlarıyla, milletvekilleriyle, bürokratlarıyla siyaset yapanlar bir kez daha milletin sandıktaki tokadını yemiştir.

Oturup nerede hata yaptığını anlamak yerine, nasıl bir yanlış içerisinde olduğunu anlamak yerine, iktidarlarını sürdürmek için ne yazık ki yargı dâhil her enstrümanı kullanmaktan başka hiçbir yol bulamamışlardır. Demokrasi tarihimizi ve büyük bedellerle elde ettiğimiz kazanımlarımızı hiçe sayan bu dava siyasi tarihimize sürülmüş ne yazık ki kara bir lekedir.

Yassıada yargılamalarını, Denizlerin, Mahirlerin idamlarını, 1980 darbesi sonrası siyasi yasakları, 28 Şubat sürecini, 15 Temmuz darbe kalkışmasını yaşamış ve dâimâ bu süreçleri demokrasiye sarılarak atlatmış aziz milletimiz ne pahasına olursa olsun masa başında kurulan bu tuzakları da kesinlikle bozacaktır.

Darbelerden bugünkü gibi her türlü vesayetten ve siyasi yasaklardan çok çekmiş olan milletimiz haklarının yeniden bir yargı darbesiyle ellerinden alınmak istendiğinin de farkındadır ve halkımız süreci tüm vicdanıyla, adalet duygusuyla izlemektedir. Bilinmelidir ki bu süreç bırakın bizim demokrasi mücadelemize ket vurmayı, milletimize hizmet yolunda bizleri daha da güçlendirecek ve daha da iyi hizmet etme yolculuğunda kararlı hâle getirecektir.

Benim bu yolda sırtımı yasladığım yer bellidir. Güvendiğim yegâne güç, önce Allah sonra da 86 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının iradesidir. Milletin iradesinin üzerinde de başka hiçbir güç yoktur. Sonuna dek demokrasinin ve millet iradesinin gerektirdiği nezaket ve ahlâkla bir ve beraber olarak yolumuza devam edeceğimizin kesin olduğunu milletimizin buradan duymasını istiyorum.

Milletimizin iradesine, millete saygı gösterin. Demokrasinin önünü açın. Bir vesileyle söylemiştim tekrar ifade etmek isterim. Millet İmamoğlu’nu nerede görmek istiyorsa, isterse, millet İmamoğlu’na neyi yakıştırmışsa yakıştırıyorsa, İmamoğlu orada olacaktır. Bu daha önce de böyle olmuştur. Bundan sonra da böyle olacaktır. Korkmayın ve ifade ediyorum ki asla ve asla sürecin en büyük en yüksek cesaretle tarafımızdan takip edildiğini de bütün yurttaşlarımın bilmesini isterim. Açıkçası net ifade edeyim. Milletin iradesine kafa tutmayın.

Mertçe yarışalım. Kıymetli dostlarım ve değerli basın mensubu arkadaşlarım, bana sarf edilen ahmak ifadesini kime iade ettiğim bellidir. Zaten o kişi bana ben de ona dava açtım. Ahmak ifadesinin suç olmadığı da Yargıtay kararlarıyla ortadadır. Basında bu kararlar da yayınlanmıştır. Beni haklı bulan bilirkişi raporları da ortadadır. Dünyanın en zorlama siyasi yasak davasın artık Türkiye gündemini işgal etmesini ben istemiyorum.

Umarım hak yerini bulacaktır. Hakkın yerini bulması için emek harcayan ve harcayacak olan herkese, özellikle yargı mensuplarına, hâkimlere, savcılara şükran duyuyorum. Milletimiz bu emekleri asla unutmadı, unutmayacak. Teşekkür ederim. Bugün yapmış olduğum bu başvuruyla ben bir duruşmaya katılmak istediğimi tekraren talep etmiş bulunmaktayım.”

Ne olmuştu?

İmamoğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “ahmak” dediği suçlamasıyla yargılandığı davanın, İstinaf Mahkemesi’nde incelemesi sürüyor. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vermiş, bu cezanın sonucu olarak siyaset yasağı da gelmişti.

Söz konusu dava, İmamoğlu’nun ilk kez İBB Başkanı seçildiği 2019 yılının kasım ayında Strazburg’daki Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde yaptığı konuşmada, kendisine “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek” diyen dönemin içişleri bakanı Süleyman Soylu’ya yanıt vermişti.

İBB Başkanı, “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın” demişti.

Ancak YSK “üyeleri hakarete uğradıklarını” ileri sürerek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Aynı zamanda Soylu da İmamoğlu’na dava açarken, başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti. Dava, Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor. Geçen hafta, İmamoğlu hakkındaki siyasi yasağın burada onaylandığı iddia edildi ama henüz resmi açıklama gelmedi.

Paylaşın

Sonbaharda Bu Vitaminle Sağlıklı Kalın

D vitamini esas olarak güneş ışığı yoluyla elde edilir; Ancak yılın ikinci yarısında güneş ışığına erişiminiz azaldığı için D vitamini eksikliğiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Haber Merkezi / D vitamini, kemik sağlığı ve bağışıklık da dahil olmak üzere vücudun düzgün işleyişinde önemli bir rol oynar. Hatta depresyon, tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve multipl skleroz gibi birçok kronik hastalığa karşı korunmaya bile yardımcı olur.

Araştırmalar, D vitamini eksikliği ile soğuk algınlığı, bronşit ve zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra hepatit, grip, covid-19 ve AIDS gibi çeşitli viral hastalıklar arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

Sonbahar ve kış aylarında D vitamini almanın üç önemli nedeni:

Kemik sağlığı: D vitamini vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olan tek vitamindir. Yeterli miktarda kalsiyum olsa bile, yeterli miktarda D vitamini alınmadan vücut bu özelliğini kullanamaz. Bu nedenle D vitamini eksikliği kemiklerin zayıflamasına (osteomalazi) ve daha ciddi vakalarda osteoporoza neden olabilir.

İnflamatuar hastalık riskinin azalması: D vitamini eksikliği kronik inflamasyon riskini artırır ve bazı kanser, kalp krizi vb. gibi ciddi hastalıklar riskini artırır.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek: Sonbahar ve kış aylarında pek çok kişi grip ve soğuk algınlığı virüslerinden dolayı hastalanıyor. Bağışıklık sisteminin aktivasyonu için gerekli olan D vitamini, akciğerleri ve solunum sistemini güçlendirerek bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını iyileştirir ve soğuk algınlığı, bronşit, grip ve yaygın görülen solunum yolu enfeksiyonlarını uzak tutar.

D vitamini eksikliğinin yaygın belirtileri:

Yorgunluk: Aşırı yorgunluk, D vitamini eksikliğinin bariz belirtilerinden biridir.
Kemik ve sırt ağrısı: Kemik ve sırt ağrıları D vitamini eksikliğinin belirtileri arasındadır.
Anksiyete ve depresyon: D vitamini eksikliği özellikle yaşlılarda anksiyete ve depresyonla ilişkilidir.
Yaraların yavaş iyileşmesi: Yaraların yavaş iyileşmesi D vitamini eksikliğinin belirtilerinden biridir.

Osteoporoz: D vitamini eksikliği osteoporoz ve sarkopeni (kas erimesi) gibi kemik hastalıkları riskini artırabilir.
Saç dökülmesi: Araştırmalar saç dökülmesinin D vitamini de dahil olmak üzere besin eksikliğinden kaynaklanabileceğini gösteriyor.
Kilo alımı: Obezite, D vitamini eksikliği için bir risk faktörüdür. Araştırmalar, D vitamini eksikliği ile karın yağlanması ve kilo alımı arasında olası bağlantılar ortaya koymuştur.

Paylaşın

Mide Yanmasına Neden Olabilecek Yedi Yiyecek

Sindirim sisteminde sık görülen rahatsızlıklarından biri olan “mide yanması”, ilaç almanın yanı sıra belirli yiyeceklerden uzak durulması ile kolaylıkla tedavi edilebilir.

Haber Merkezi / Mide yanması, göğüste yanma hissine neden olan sindirim sistemiyle ilgili bir sorundur.

Çoğunlukla göğüs kemiğinin arkasında hissedilen bu sorunun neden olduğu yanma hissine, boğazın arka kısmında ekşi tat, boğaza yemek yapışıyormuş hissi, öksürük, hıçkırık ve ses kısıklığı gibi başka belirtiler de eşlik edebilir.

Mide yanması genellikle mide asidi reflüsünden kaynaklanır. Reflü, midenin üst kısmındaki sfinkter (LES) adı verilen dairesel kasın gevşemesi ve tamamen kapanmaması sonucu ortaya çıkar.

Bu sorunun ortaya çıkmasıyla birlikte asit ve sindirim enzimleri, safra tuzları ve sindirilmeyen besinlerin de dahil olduğu mide içeriği yemek borusuna dönebilir ve göğüste yanma hissine neden olabilir.

Yemek borusunun mide asidine karşı koruma özelliği bulunmadığından, mide içeriği yemek borusuna girdiğinde iltihaplanma ve yanma hissi meydana gelir. Bazen mide yanması aynı şekilde yemek borusu iltihabına neden olan maddelerin tüketiminden de kaynaklanır.

7 yiyecek faktörü mide yanmasına neden olabilir:

Yüksek yağlı gıdalar, özellikle kızartılmış gıdalar, alt yemek borusu sfinkterindeki (LES) basıncı azaltarak asidin mideden yemek borusuna geri dönmesine neden olabilir. Yüksek yağlı gıdalar ayrıca mide boşalma hızını azaltarak ve LES üzerindeki baskıyı artırarak mide yanmasına neden olur.

Baharatlı yiyecekler genellikle mide yanmasına neden olur; Özellikle bu besinleri sık kullanmayan kişilerde. Baharatlı yiyecekler yemek borusunun iç yüzeyini doğrudan uyararak tahrişe neden olur. Mide ekşimesi semptomlarını kötüleştirebilen kapsais baharatlı yiyeceklerin önemli bir bileşenidir.

Alkol alt özofagus sfinkterini (LES) gevşetir, mide asidini arttırır, özofagus hareketlerini azaltır ve gıdanın mideye transferini yavaşlatır ve mide boşalma hızını azaltır.

Soda ve diğer gazlı içecekler mide yanmasına neden olabilir. Alkol gibi, bu içecekler de alt özofagus sfinkteri (LES) basıncını azaltabilir. Ayrıca bu içecekler mide genişlemesine neden olabilir.

Asitli meyve ve sebzeler mide ekşimesi semptomlarını şiddetlendirebilir. Bu gıdaların asitliği yemek borusunu tahriş eder ve daha hassas hale getirir.

Kahve ve çay gibi kafeinli içeceklerin tüketilmesi de mide yanmasına neden olabilir. Çok fazla kafein, alt özofagus sfinkteri (LES) basıncının azalmasına neden olabilir.

Çikolata kakao ve kafein içerir ve mide yanmasına neden olabilir. Çikolata aynı zamanda alt yemek borusu sfinkterindeki (LES) basıncı da azaltarak yemek borusunun midenin asidik içeriğiyle temasına neden olabilir.

Mide ekşimesi sıklıkla yemekten sonra veya geceleri ortaya çıkar. Beslenme değişiklikleri mide yanmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Haftada ikiden fazla mide yanması semptomlarınız varsa, göğüs ağrınız kötüleşirse ve buna kol ağrısı, nefes darlığı veya soğuk terleme gibi diğer semptomlar da eşlik ediyorsa derhal doktora görünün.

Paylaşın

Bilgisayar İşletim Sistemi Olmadan Çalışır Mı?

Temel olarak piyasada satın alabileceğiniz her bilgisayar, akıllı telefon ve oyun konsolunun ortak bir noktası vardır: hepsinin uygulamaları çalıştırmak ve temel görevleri yapmak için bir işletim sistemine (OS) ihtiyacı vardır.

Bilgisayarlara gelince, en popüler seçenekler Microsoft’un Windows’u ve Apple’ın MacOS’udur. Google’ın Chrome OS’u da daha ucuz dizüstü bilgisayarlar pazarına girmiş durumda. Ayrıca, açık kaynaklı olan ve çok sayıda kullanıcı özelleştirme seçeneği sunan Linux da var. Tüm bu işletim sistemleri bilgisayarların çalışması için olmazsa olmazdır, işletim sistemi kurulu olmadığında bir bilgisayar nasıl görünür?

Buna girmeden önce, işletim sisteminin tam olarak ne yaptığını açıklığa kavuşturalım. Bir işletim sistemi temel olarak bilgisayarın genel yüklenicisidir. Programlar açıkken, işletim sistemi hepsini denetler, ihtiyaç duydukları şeyleri iletir ve hepsine çalışabilecekleri ortak bir dil sağlar.

İşletim sisteminin yaptığı ve muhtemelen sizin bilmediğiniz birkaç şey daha var. Örneğin, belleğin nasıl yöneteceğine karar verecek olan işletim sistemidir (sadece sabit disk değil). Ayrıca bilgisayarın tek kullanıcılı, çoklu görevli bir işletim sistemi olduğunu unutmayın. Bu, yalnızca bir işlemci olduğu ancak aynı anda birçok programı çalıştırabileceği anlamına gelir.

Dosya indirirken, müzik dinlerken, bilgisayarınız bunları aynı anda yapıyormuş gibi görünür. Gerçekte, bilgisayar işlemler arasında son derece yüksek hızlarda geçiş yapar, o kadar yüksek ki, fark etmezsiniz.

Yani aslında işletim sistemi CPU’nun aynı anda tek bir şeyle ilgilenmesini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Ancak bir bilgisayar olduğu ve telaşlı bir sekreter olmadığı için, kullanıcının farkına bile varmayacağı kadar hızlı çoklu görev yapabilir. Çok çekirdekli CPU’ların benimsenmesiyle, işlemciler artık aynı anda dört, altı veya daha fazla görevi yerine getirebilir. Ancak, işletim sistemi hala bu görevlerden hangisinin önceliğe sahip olduğuna karar vermekten sorumludur.

İşletim sisteminin nasıl çalıştığına dair birkaç şey öğrendiğimize göre, şimdi işletim sistemi olmayan bir bilgisayarın nasıl görüneceğine bakalım.

En eski bilgisayarların işletim sistemleri yoktu; bir programla görevlendirilmiş devasa makinelerdi. Bu nedenle, işletim sistemlerine ihtiyaç duymuyorlardı. Peki bBir işletim sistemi yoksa, bilgisayarın herhangi bir şey yapmasını sağlayabilir misiniz?

Evet. Bilgisayarı çalıştırmak için standart bir işletim sistemi olmadan, bilgisayara tam olarak ne yapması gerektiğini söylemesi gereken kod (veya programlar) yazma pozisyonuna getirilirsiniz.

Yani, bir işlem programında bir belge hazırlamak istiyorsanız, bilgisayarınıza klavyenizde bastığınız her karaktere yanıt vermesini söyleyen sıfırdan bir kod oluşturmanız, daha sonra, bilgisayara bu yanıtların ekrana nasıl çevrilmesi gerektiğini söyleyen başka bir kod yazmanız gerekir.

Kelime işlem programınızın sahip olduğu her bir seçeneği veya olasılığı düşünün. Bunların her biri için doğrudan sabit diskinize kod yazmanız gerekir.

Bir işletim sistemi olmadığında, bilgisayarınız BIOS (Temel Giriş/Çıkış Sistemi) olarak bilinen küçük bir aygıt yazılımı parçası kullanarak önyükleme yapacaktır. BIOS, saati sıfırlama, voltaj düzenleme veya sistem hatalarını teşhis etme gibi çok basit özellikleri yönetir. En kullanışlı işlevi, uygun işletim sistemini önyüklemek için yüklü bir disk seçme özelliğidir, bu nedenle kelime işleme veya WEB’de gezinme gibi karmaşık görevleri yerine getiremeyecektir.

Bir işletim sistemi olmadan bilgisayarınız yalnızca bir program çalıştırabilir. Nokta. Bir belge oluşturabilirdiniz. Kaydedebilirdiniz. Yazdırabilirdiniz. Ancak bu belgeye bakıp masaüstünüzde bir saat çalıştıramazdınız. Bir işletim sisteminiz yoksa, aynı anda yalnızca bir işlem yapmak zorunda kalırdınız.

Paylaşın

Tatlı Patates, Siyah Fasulye Ve Kale Salatası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sağlıklı ve lezzetli bir salata tarifimi arıyorsunuz, tatlı patates, siyah fasulye ve kale salatasını deneyin. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 40 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 büyük tatlı patates, dilimler halinde kesilmiş
5 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
2 çay kaşığı biber tozu
½ çay kaşığı tuz

6 adet orta boy arpacık soğanı, dörde bölünmüş
3 yemek kaşığı limon suyu
1 büyük diş rendelenmiş sarımsak
450 gr lahana, sapları alınmış ve bölünmüş

400 gr haşlanmış siyah fasulye
1 su bardağı pişmiş kinoa
½ su bardağı ufalanmış beyaz peynir
½ su bardağı tuzsuz kabak çekirdeği, kavrulmuş

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Fırını önceden 220 derecede ısıtın. Tatlı patatesi 1 yemek kaşığı yağ, acı biber tozu ve 1/8 çay kaşığı tuzla büyük kenarlı bir fırın tepsisine koyun. Arpacık soğanlarını 1 yemek kaşığı yağ ve 1/8 çay kaşığı tuzla başka bir büyük kenarlı fırın tepsisine koyun. Sebzeleri bir kez çevirerek yumuşayana ve karamelize olana kadar yaklaşık 20 dakika kızartın.

Bu arada, büyük bir kasede kalan 3 yemek kaşığı yağ ve 1/4 çay kaşığı tuzla limon suyunu ve sarımsağı çırpın. Kaleyi ekleyin ve parlak yeşil ve parlak olana ve hacmi yaklaşık yarı yarıya azalıncaya kadar sosla masaj yapın. Fasulyeleri, kinoa, beyaz peynir, kabak çekirdeği ve arpacık soğanlarını ekleyin. Karıştırın ve tatlı patatesle tepesinde servis edin. Afiyet olsun…

Paylaşın