Tedavüldeki Her İki Banknottan Biri 200 Lira

200 lira, ekonomik kriz ve yüksek enflasyon sonucunda günlük kullanımın “zorunlu” parası haline geldi. Tedavüldeki banknotların neredeyse yarısını artık 200 liradan oluşturuyor.

Tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede yükseldi. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 banknotu 200 TL’ler oluşturuyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki son sunumu sırasında, banknotlarla (kâğıt para) ilgili bir soru üzerine “Şu anda üst kupür çalışması yok” dese de Eylül 2024 sonu itibarıyla tedavüldeki kâğıt paraların iki tanesinden biri “200 TL” haline dönüştü.

Oysa 200 TL, 2009 yılında temelde bankalararası işlemlerde kullanılsın diye Türkiye’nin en büyük kupürlü banknotu olarak tedavüle verilmişti. Ancak özellikle 2018 yılıyla birlikte şiddetlenen ekonomik kriz ortamı, yüksek enflasyon ve TL’nin değerindeki erime bugün 200 TL’yi günlük kullanımın “zorunlu” parası haline getirdi. Çünkü 200 TL ile Merkez Bankası’nın yıllık ortalama dolar kuruna göre 2009’da 129 dolar alınabilirken bu rakam bugün 6.2 dolara düştü.

Cumhuriyet’ten Serhat Aligil‘in aktardığı Merkez Bankası’nın yeni yayımladığı verilere göre tedavüldeki banknot sayısı, Eylül 2023’e (yıllık) kıyasla yüzde 24, Eylül 2022’ye (iki yıllık) kıyasla yüzde 52.3 artarak 5 milyar 280 milyon 711 bin 97 adede ulaştı. Bunların yüzde 49.7’si olan 2 milyar 623 milyon 168 bin 944 adedini ise 200 TL’ler oluşturuyor.

Adet bazında 200 TL’nin toplamdaki payı Eylül 2023’te yüzde 35.2, Eylül 2022’de ise yüzde 24.3’tü. Ayrıca 200 TL’lik kâğıt paralardaki artış oranı yıllık bazda 74.8, son iki yılda yüzde 211.8 oldu. Bunun yanında 200 TL’lik kâğıt paraların toplam tutardaki payı doğal olarak çok daha büyük. Tedavüldeki kâğıt paraların toplam tutarı 656.9 milyar liraya ulaşırken bunun içinde 200 TL’nin payı yüzde 79.9’a yükseldi. Bu pay Eylül 2023’te yüzde 66.4, Eylül 2022’de ise yüzde 52.6’ydı.

Paylaşın

Beşiktaş, Zirve Yolunda Yara Aldı

Süper Lig’in 8. hafta maçında Gaziantep FK ile Beşiktaş, Gaziantep Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Muhammet Ali Metoğlu’nun yönettiği karşılaşma 1 – 1 sona erdi.

Haber Merkezi / Beşiktaş’ı öne geçiren golü 31. dakikada penaltıdan Ciro Immobile, Gaziantep FK’nin beraberlik golünü ise Alexandru Maxim 90+5. dakikada kaydetti.

Beşiktaş, 7 maçta 17 puana yükseldi. Gaziantep ise bu maçtan 1 puan alarak 5 puana yükseldi.

Beşiktaş, milli aranın ardından Konyaspor’u ağırlayacak. Gaziantep FK ise Kayserispor deplasmanına gidecek.

28. dakikada Beşiktaş’ın İtalyan golcüsü Ciro Immobile’nin Gaziantep FK kalecisi Dioudis’in müdahalesiyle yerde kalması üzerine hakem Muhammet Ali Metoğlu, VAR incelemesi sonucu penaltı noktasını gösterdi. 31. dakikada penaltıyı kullanmak için topun başına geçen Immobile, meşin yuvarlağı kaleci Dioudis’in sağından ağlarla buluşturdu: 0-1.

41. dakikada Gaziantep FK’da Emre Taşdemir’in sol kanattan ceza sahasına gönderdiği topu önünde bulan Sorescu’nun yaptığı vuruşta, meşin yuvarlak filelerle buluştu. Ancak VAR’dan gelen uyarı sonrasında Sorescu’nun ofsaytta olduğu gerekçesiyle hakem Muhammet Ali Metoğlu gol kararını iptal etti.

47. dakikada savunma arkasına sarkarak kaleci Mert ile karşı karşıya kalan Okereke’nin yerden şutunu kaleci kurtardı. 65. dakikada Beşiktaş’ın ceza sahası dışında tehlikeli noktadan Masuaku ile kullandığı serbest vuruşta top yan direğin dibinden dışarı çıktı.

68. dakikada Rafa Silva’nın ceza sahası dışı sol çaprazından şutu kaleci Dioudis’te kaldı. 73. dakikada Mustafa’nın pasıyla sağ çaprazdan ceza sahasına giren Lungoyi’nin yerden sert şutu kaleci Mert’ten döndü. 80. dakikada sağ kanattan Rashica’nın yerden pasına Mustafa Hekimoğlu’nun vuruşu üstten auta çıktı.

90+5. dakikada ceza sahasına yapılan ortada Kodro’nun indirdiği topu savunma uzaklaştırmaya çalışırken, meşin yuvarlağı önünde bulan Maxim’in şutu ağlara gitti. 1-1

Stat: Gaziantep

Hakemler: Muhammet Ali Metoğlu, İbrahim Çağlar Uyarcan, İbrahim Bozbey

Gaziantep FK: Sokratis Dioudis, Ertuğrul Ersoy (Mustafa Eskihellaç dk. 62), Bruno Viana, Enric Saborit, Emre Taşdemir, Badou N’Diaye, Kacper Kozlowski (Kenan Kodro dk. 66), Deian Sorescu, Christopher Lungoyi (Halil Dervişoğlu dk. 84), Alexandru Maxim, David Okereke

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Gabriel Paulista (Emirhan Topçu dk. 21), Felix Uduokhai, Arthur Masuaku, Gedson Fernandes, Cher Ndour, Ernest Muçi (Tayyip Talha dk. 86), Rafa Silva (Bakhtiyor Zainutdinov dk. 86), Joao Mario (Milot Rashıca dk. 66), Ciro Immobile (Mustafa Hekimoğlu dk. 66)

Goller: Maxim (dk. 90+5), Ciro Immobile (dk. 31 pen.) (Beşiktaş)

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e “İşgal” Tepkisi

AK Parti “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” programında konuşan Erdoğan, “Hamas ve Hizbullah sadece bir bahanedir. Yemen, Suriye sadece bir bahanedir. İsrail hükümeti her gün yeni bir mazaret üretmektedir” dedi ve ekledi:

“İçimizdeki bazı İsrail dostları, bazı kalemşörler, her ne kadar gerçekleri gizlemek istese de Netanyahu ve çetesine dur denilmezse bu yayılmacı politikanın nereye varacağını bizler tahmin edebiliyoruz. İsrail vasıtasıyla yeni bir paylaşım savaşının planının yürütüldüğünü görüyor, tedbirlerimizi buna göre alıyoruz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin “Özümüzden Geleceğe Türkiye Buluşmaları” programında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Gençler, kah esnaf dükkanında çarşı ve pazarda, emekliden memura herkesin kapısını çaldık. Kongre sürecimiz öncesinde bize rehberlik edecek bir fikir havuzunu derlemiş bulunuyoruz. Kongre sürecimizde inşallah azami derecede yaralanacağız. Şu hususun altını çizmek istiyorum. Türkiye buluşmaları, AK Parti’nin milletimizin kalbindeki sarsılmaz yerini bir kez daha teyit etmiştir. Vatandaşlarımız sorunların çözüm adresi olarak partimizi ve ittifakımızı görüyor. Ekonomideki zorlukların üstesinden bizim geleceğimize inanıyor.

Vatandaşlarımız muhalefet aktörlerine güvenmiyor. Onlardan kendisine hayır geleceğine asla inanmıyor. İnsanımız AK Parti ve Cumhur İttifakı’na güveniyor. Açık açık söylemek istiyorum. AK Parti olarak bize verilen bu desteğin kıymetini çok çok iyi biliyoruz. Bu güveni inancı boşa çıkarmamakta kararlıyız. Bugüne kadar milletimizi hayal kırıklığına uğratmadık, uğratmayacağız.

Biz AK Parti olarak üye sayısı itibariyle Türkiye’nin en büyük ailesiyiz. Biz çıkar birliği yapmış bir hareket değil, Türkiye’ye hizmet aşkıyla gönül birliği, kader birliği, yol ve dava arkadaşlığı yapmış bir siyasi partiyiz. AK Parti teşkilatlarını bir arada tutan harç kardeşlik hukukudur. Biz birbirini ezerek yükselenlerden olmadık. Birbirinin elini tutarak, birbirine omuz vererek yükselenlerden olduk.

Hep söylüyorum; makamlar, rütbeler, oturulan koltuklar değişebilir, molalar olabilir, kesintiler olabilir, dinlenmeye çekilenler olabilir, ama uğruna ömrünü adadığımız AK Parti’nin temsilcisi kutlu dava inşallah ilelebet payidar olacaktır.

Bizden öncekilerden devraldığımız bu hizmet kervanı aynı şekilde yoluna devam edecektir. Bu süreçte öfke ve nefret diline prim vermeyecek, nezaket, hoşgörü ile gönüller fethederek yolumuzda ilerleyeceğiz. Buradaki her bir arkadaşımın da yürüttüğü mücadeleye bu geniş zaviyeden bakmasını istiyorum.

Son 1 yıldır bölgemizde çok kanlı çatışmalar yaşanıyor. İsrail’in Gazze halkına yönelik soykırımı 1. yılını tamamlamak üzere. 364 günde 17 binden fazla çocuğu, binlerce kadın, yaşlı, sivil, doktor, gazeteciyi alçakça şehit ettiler. Dünyanın gözleri önünde 50 bine yakın masum insan katledildi. Uluslararası hukuk, temel insan hak ve hürriyetleri, savaş hukuku, insanlığa dair ne kadar değer varsa hepsi ayaklar altına alındı. İşlenmedik suç, barbarlık kalmadı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar Gazze halkının direniş zeminini kıramadılar.

Gazzeli kardeşlerimiz tüm imkansızlıklara rağmen ümmetin ve insanlığın yüzakı olarak 364 gündür siyonist işgalcilere karşı kahramanca direniyor. Kendilerini buradan bir kez daha saygıyla selamlıyoruz. Filistin’in kahraman evlatlarına, mazlum ve mağrur gençlerine buradan en kalbi muhabbetlerimizi gönderiyoruz. Türkiye olarak tüm imkanlarımızla Gazzeli kardeşlerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Bunu da öyle hamaset olsun diye söylemiyorum. İsrail’e karşı ekonomik tedbir uygulayan yegane devlet biziz.

Gazze’ye miktar olarak en fazla yardım gönderen müslüman ülke biziz. Uluslararası tüm platformlarda Filistin halkının sesi, nefesi, savunucusu olan hükümet biziz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. İlk gün neyi savunuyorsak bugün de aynı değerleri savunuyoruz. Türkiye’de ne diyorsak BM’de kürsüsünde de aynı cümleleri kurmaktan asla çekinmiyoruz. Yalpalamadan, savrulmadan, kimseden korkmadan, kimsenin baskısına, tehdidine boyun eğmeden mazlumun yanında zalimlerin karşısındayız.

İsrail’in Lübnan’a başlattığı saldırılar sonrasında en güçlü tepkiyi veren ülkelerden biri biz olduk. İsrail hükümetinin bölgeyi kan gölüne çevirmeye amaçlayan kirli planlarını gören, deşifre eden, tüm insanlığı uyaran yine Türkiye’dir. Artık akıl ve basiret sahibi herkes şu gerçeği görüyor; dini fanatizmle hareket eden mevcut İsrail yönetiminin niyeti bellidir, hedefi bellidir, neyi gerçekleştirmek istediği çok net bellidir. Batılı güçler ise bunların asıl niyetlerini çok iyi bildikleri halde holokost utancından dolayı Netanyahu ve katliam çetesine seslerini çıkaramamaktadırlar.

Yıllardır bize özgürlüklerden bahsedenlerin Filistinli çocuklar için toplanan göstericilere nasıl davrandıklarını görüyorsunuz. Bırakın Filistinli mazlumların haklarının savunulmasına izin vermeyi Filistin bayrağına dahi tahammül edemiyorlar. Terör örgütlerine gelince protesto hakkı kutsaldır diyenler sözkonusu Filistin olunca, 50 bine yakın masum olunca faşizmin en nobran halini uyguluyorlar. Savuna geldikleri değerleri İsrail’in katliamlarını örtmek uğruna sadece 1 senede bizzat kendi elleriyle itibarsız hale getirdiler.

Şunu açık açık söylemek durumundayım. Geçen yüzyılın başında olduğu gibi coğrafyamızda sınırların kanla çizilmesine yönelik sinsi plan uygulamaya konulmuştur. Hamas, Hizbullah sadece bir bahanedir. Yemen, Suriye, İran sadece birer bahanedir. İşgal ve istila politikasına meşrulaştırmak için İsrail hükümeti her gün yeni bir mazaret üretmektedir. İçimizdeki bazı İsrail dostları bazı siyonist muhipleri, bazı kalemşörler gerçekleri gizlemeye çalışsa da Netanyahu ve çetesine dur denilmezse nereye varılacağını bizler tahmin edebiliyoruz.

İsrail vasıtasıyla yeni bir paylaşım savaşının, kirli savaşın yürütüldüğünü görüyor ve tüm tedbirlerimizi buna göre alıyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Şunu herkes bilsin ve anlasın. Türkiye 2300 yılı aşan köklü birikimiyle tecrübeli bir devlettir. Türkiye 85 milyon vatandaşıyla bölgesini istikrar ve güven kaynağıdır. Bugüne kadar nasıl devletimizin ve milletimizin güvenliğinde hiçbir zaafiyete izin vermediysek aynı hassasiyet, soğukkanlılık ve aynı kararlılıkla ve elbette aynı stratejik akılla hamlelerimizi planlıyoruz. Her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, vatan toprakları üzerinde ameliyat yapılmasına müsamaha gösteremeyiz. İsrail hükümetini şımartanları, koşulsuz destek vererek pervasız hale getirenleri buradan aklı selimle hareket etmeye davet ediyorum.

Daha çok kan dökülmeden, yıkım olmadan yularını elinizde tuttuğunuz bu zalimleri durdurun. Diğer türlü gözünü kan bürümüş İsrail hükümetinin harladığı ateş sadece bu coğrafyayı değil, bu coğrafyada yaşayan halkları değil sizleri de yakacak. Eninde sonunda size de ulaşacak. İslam alemini de aynı şekilde ekonomik ve ticari tedbirleri devreye almaya çağırıyorum. İsrail’e yönelik önlem almadığımız her gün bu kan deryası maalesef daha da büyüyecek. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yapmak bizim için tercihten öte bir mecburiyettir.

“Durmak yok, duraklamak, mola, yorgunluk, rehavet yok”

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehditlerin bertaraf edilmesine AK Parti teşkilatlarına düşen kardeşlik ruhunu yüceltmek, tam bir dayanışma içinde olmaktır. Herzamankinden daha fazla kenetleneceğiz, sahada olacak, çalışacak koşturacağız. Durmak yok, duraklamak, mola, yorgunluk, rehavet yok.

Muhalefetin hangi gündemlerin peşinde koştuklarını, dertlerinin ne olduğunu, millete ve şehirlere hizmet kaygılarının bulunmadığını inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz. Koltuk kavgasından, parti içi mücadelesinden başlarını kaldıramıyorlar. 31 Mart gecesinden bu yana yaklaşık 4 yıl sonra yapılacak seçimler için şimdiden birbiriyle kavgaya tutuştular. Ne millete ne şehirlere hizmet gibi dertleri var ne de vatandaşlara verdikleri sözleri yerine getirmek gibi hassasiyetleri var.

Eski genel başkanları bir köşeye atılmanın hıncıyla sosyal medyadan sürekli sağa sola saldırıyor. Milleti kutuplaştırarak, siyasi iklimi gererek kendini gündemde tutmaya çalışıyor. Zehirli dili ve söylemleriyle Türkiye’nin siyasi atmosferinin yumuşamasına, normalleşmesine, tansiyonun düşmesine bir türlü müsaade etmiyor. Biz iktidar ve muhalefet arasındaki diyalog zeminini iyileştirmek için uğraştıkça, gerilimden beslenenler buna engel olmak için ellerinden geleni yapıyor.

Türkiye’ye bir hayrım dokunsun diyorsanız, gölge etmeyin sizden başka ihsan istemiyoruz. Biz bunlara aldırmadan millete hizmet mücadelemizi azimle sürdüreceğiz. Bugün Oruç Reis araştırma gemimizi Somali’ye uğurladık. 2017 yılından beri ülkemize önemli hizmetlerde bulunan Oruç Reis, Somali’de her biri 5’er bin kilometre alanda sismik faaliyet yürütecek. On yıllardır çatışma, istikrarsızlık ve açlıkla anılan Somali, Oruç Reis’in keşifleri sonrasında ekonomik kalkınma, refah ve huzurla gündeme gelecek. Oruç Reis’ten Allah’ın izniyle müjdeli haberimize inanıyorum. Türkiye Buluşmaları programımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Trabzonspor’dan Altıncı Beraberlik

Süper Lig’in 8. hafta maçında Hatayspor ile Trabzonspor, Mersin Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Kadir Sağlam’ın yönettiği karşılaşma 1 – 1 berabere sona erdi.

Haber Merkezi / Hatayspor’un golünü 14. dakikada Görkem Sağlam, Trabzonspor’un golünü ise 48. dakikada Simon Banza kaydetti.

Bu sonuçla birlikte Hatayspor puanını 3’e, Trabzonspor ise 9’a yükseltti.

14. dakikada Pedro’nun pasında ceza sahası önünde Aboubakar’ın çıkardığı topa sert vuran Görkem Sağlam, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

48. dakikada sağ köşe noktasından Bardhi’nin kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Dragus’un kafayla çevirdiği topu Banza kafayla ağlara gönderdi. 1-1

Stat: Mersin

Hakemler: Kadir Sağlam, Serkan Olguncan, Suat Güz

Hatayspor: Erce Kardeşler, Kamil Ahmet Çörekçi, Kilama, Calvo Quesada, Cemali Sertel, Görkem Sağlam, Diack, Bamgboye (Stranberg dk. 73), Rui Pedro (Recep Burak Yılmaz dk. 65), Rivas (Fernandes dk. 65), Aboubakar

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Malheiro, Serdar Saatçi (Ali Şahin Yılmaz dk. 85), Mendy, Eren Elmalı, Lundstram, Okay Yokuşlu (Saracevic dk. 46), Edin Visca (Orsic dk. 73), Enis Bardhi (Umut Güneş dk. 73), Dragus, Simon Banza

Goller: Görkem Sağlam (dk. 14) (Hatayspor), Banza (dk. 48) (Trabzonspor)

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi Çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu belirterek, AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim” dedi ve ekledi:

“Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.”

Bu nedenle Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Bakırköy Belediye Başkanı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu’nu ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, Beyoğlu’nda yaşanan taciz olayı ve Fatih’teki kadın cinayetlerinin sorulması üzerine, olayları üzüntüyle takip ettiğini, pek çok katilin cezaevlerine girip çıkarak hapishaneleri mesken tuttuklarını söyledi.

Dün Fatih’te iki kadını öldürdükten sonra intihar eden kişinin defalarca psikolojik tedavi görmüş birisi olduğuna dikkati çeken Özel, devletin bunu yakından takip etmiş olması gerektiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nin kadınları yaşatan ve koruyan bir sözleşme olduğunu dile getiren Özel, şöyle devam etti:

AK Parti döneminde yapılmış bir tane iyi iş var nedir?’ deseydiniz ‘İstanbul Sözleşmesi’nin İstanbul adıyla bağıtlanıp Meclis’imizden oy birliğiyle geçmesi’ derdim. Bir nazar boncuğu vardı. Onu da bir seçim uğruna mahvettiniz ama görünen o ki seçim geçti halen daha bu konuda bir öz eleştiri yapmak yerine hatada ısrar ediyor. Daha doğrusu bunu hata kabul etmiyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatan bir sözleşme. Kadınlar öldürülüyor. İstanbul Sözleşmesi kadınları koruyan bir sözleşme. Kadınlar tacize uğruyorlar, şiddet görüyorlar.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendiğini ifade eden Özel, “O sözleşmenin yeniden Meclis’ten oy birliğiyle geçeceği bir zemini yaratmak sizin sorumluluğunuzda. Biz iki elimizi birden kaldırmaya yine hazırız. Varsanız İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden Meclis’te onaylayalım.” dedi.

Kanunların yetersiz kaldığını belirten Özel, Erdoğan’a, İstanbul Sözleşmesi’ni gelecek salı TBMM’de hep birlikte yeniden görüşmeyi teklif ettiğini söyledi. Özel, TBMM açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bazı DEM Parti’li milletvekilleriyle selamlaşmasının siyasette normalleşme sürecine girildiği şeklinde yorumlanmasına ilişkin şunları ifade etti:

Siyasette yeni bir dönem başlayacak, başlamayacaktan öte şunu görmek lazım; Bizim normalleşme dediğimiz şey varıp da Erdoğan ile ya da Bahçeli ile bir anlaşma yapmak değil. 22 yıldır bu ülkeyi bu hale getirenlerle bir anlaşma yapacak halimiz yok. Ne yapacağız, biz bu iktidarı ilk seçimde değiştireceğiz. Ama normalleşme, milletin seçtiklerine, milletin hatırına asgari saygıyı göstermek ve gerçek sorunlar konuşulsun diye suni gündemlerden kaçmaktır.

“Kutuplaşma diktatörlere yarar”

Özgür Özel, her partiyle bayramlaşan, bütün liderlerle selamlaşan tek lider olduğunu belirterek, 1 Ekim’de bu konuda bir farklılaşma olduğunu söyledi.

Bundan gayet memnun olduğunu dile getiren Özel, “Sayın Bahçeli ile DEM’in el sıkışması Türkiye’de tansiyonu düşürür. Kutuplaşmayı azaltır. Şunu bilmek lazım. Kutuplaşma diktatörlere yarar. Kutuplaşma tek adamlara yarar. Kutuplaşma sosyal demokratlara ve halkın geniş kesimlerine her zaman zarar verir, zarar verdi. Sözün güçlü olduğu yerde kutuplaşmanın olmaması lazım. Bahçeli DEM’in elini sıktı diye biz ne Bahçeli ile ne Erdoğan ile oturup anayasa yaparız, ne bir başka şey. Bizim de onlara sözümüz belli. Anayasaya uymayanlarla anayasa konuşmuyoruz, konuşmayacağız. Biz kimseyle koalisyon da kurmayacağız ama Türkiye ittifakını büyüteceğiz. Atatürk’ün partisini Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeniden iktidar yapacağız” dedi.

TBMM’nin açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye toprakları olduğu” şeklindeki açıklamasının ardından kendisinin Meclis’te toplantı yapılması talebinin kabul edildiğinin anımsatılması üzerine Özel, Meclis’in toplanmasını olumlu bulduğunu kaydetti.

Özel, “Ancak o oturuma mutlaka Sayın Erdoğan’ın gelmesi gerekiyor. ‘İki bakan yollayayım, onlar bilgi versin.’ işin ciddiyetine terstir. Bakanlar da bilgi verebilir. Bu oturumun 15-20 dakika, yarım saat sürme zorunluluğu yok. Bir gün bile sürebilir. İlgili bütün bakanlar bilgi versin ama Erdoğan çıksın ve her şeyi orada anlatsın. Yok yasak savmak için böyle bir oturum olursa bunu çıkar millete ifade ederim.” diye konuştu.

Devlet ciddiyetine yakışır bir sunum ve bilgilendirme beklediğini vurgulayan Özel, “O ciddiyete uygun davranacağım. Ciddiyetsiz davranırlarsa elbette kapalı oturumun tutanakları 10 yıl gizli kalacaktır ama içerikten milletim adına tatmin olmazsam bunu milletimle paylaşırım. İçeriği paylaşmam ama oradaki kandırmacayı paylaşırım.” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Interpol’den “Mafya” Uyarısı: Ülkeler Mücadeleyi Kaybetmek Üzere

Interpol Genel Sekreteri Jürgen Stock, “Dünya, organize suçla mücadeleyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya” dedi. Stock, etkin mücadele için ülkelerin polis teşkilatları arasında iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti.

10 yıllık görevin ardından Kasım ayında Interpol’den ayrılacak olan Jürgen Stock’un yerine Brezilyalı Valdecy Urquiza’nın geçmesi bekleniyor.

Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol) Genel Sekreteri Jürgen Stock çetelerle mücadelenin uluslararası düzeyde kaybedilmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Kasım ayında görevini yeni bir isme bırakacak olan Stock, Alman haber ajansı dpa’ya verdiği röportajda, “Dünya, organize suçla mücadeleyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya” diyerek çetelerin Avrupa’da da istikrarsızlık yaratabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

Kökeni İtalya’nın Kalabriya bölgesi olan ‘Ndrangheta mafyası gibi daha önce bölgesel faaliyet gösteren grupların ayak izlerinin artık her kıtada olduğunu aktaran Stock, söz konusu yapılar ile ilgili olarak “Küresel suçlular haline geldiler ve tıpkı küresel şirketler gibi davranıyorlar” dedi.

Çetelerin temel gelir kaynağının uyuşturucu ticareti olduğunu belirten Jürgen Stock, Hamburg, Rotterdam ve Anvers gibi limanlarda rekor miktarda uyuşturucu ele geçirilse de Avrupa sokaklarında ne fiyatın değiştiğini ne de arz sorunu yaşandığını dile getirdi. Yapılan çok sayıda başarılı operasyona rağmen piyasada bir uyuşturucu kıtlığı yaşanmadığına dikkat çeken Stock’un verdiği bilgiye göre, güvenlik güçlerinin müdahale edebildiği yasa dışı uyuşturucu ticaretinin genele oranı sadece yüzde 15 ila 20 seviyesinde.

Stock limanlardaki yolsuzluğun uyuşturucu ile mücadeleyi sekteye uğrattığını, Avrupa’ya uyuşturucu akışının devam etmesinin ancak bazı liman personelinin iş birliği ile açıklanabileceğini dile getirdi. Interpol Genel Sekreteri, uyuşturucu ticaretinde kaynağın Güney Amerika ülkeleri olduğunu, ayrıca Kuzey Afrika’daki karışıklıkların buralardaki limanlardan Akdeniz’e uyuşturucu taşınmasını kolaylaştırdığını aktardı.

Stock uyuşturucunun tüketiciye ulaştırıldığı son aşamada, özellikle rakip çeteler arasında yaşanan mıntıka mücadelesinin Almanya’ya sıçradığını da kaydetti. Son aylarda özellikle Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde peş peşe silahlı saldırı ve kundaklama olayları meydana gelmişti. Polis birbiriyle bağlantılı olduğu düşünülen bu olayların arkasında rakip uyuşturucu çeteleri olduğunu değerlendiriyor.

“Yetkililer en büyük 10-15 çeteyi dağıtmaya odaklanmalı” diyen Stock etkin mücadele için ülkelerin polis teşkilatları arasında iş birliğinin artırılması gerektiğini belirtti. 10 yıllık görevin ardından Kasım ayında Interpol’den ayrılacak olan Jürgen Stock’un yerine Brezilyalı Valdecy Urquiza’nın geçmesi bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, İsrail’den “Çöp” Almaya Devam Ediyor

Dünyanın çöpünü depolamaya devam eden Türkiye’nin 2024 yılının ilk üç ayında ise İsrail’den 1 milyon 304 bin 565 dolar karşılığında plastik çöp aldığı ortaya çıktı.

Everyday Plastic ve Çevresel Soruşturma Ajansı’nın (EIA) araştırmasına göre, 2022 yılında ilk kez ortaya çıktığından beri eleştirilen çöp ticaretine son verilmedi. Araştırma kapsamında İngiltere’de takip edilen geri dönüşüm atıklarının yüzde 70’inin yakıldığı, geri kalanının ise başta Adana’ya olmak üzere ihraç edildiği tespit edildi. Türkiye, 2024’ün ilk 3 ayında dünyanın her yerinden gelen toplam 273 bin 988 ton çöpü, toplam 36 milyon 101 bin 854 dolara satın aldı.

Everyday Plastic ve Çevresel Soruşturma Ajansı’na (EIA) bağlı gönüllüler Temmuz 2023 ve Şubat 2024’te İngiltere genelinde toplam 40 izleme cihazını (Apple AirTag) yumuşak plastik torbalar ve ambalajların içine paketleyerek Sainsbury’s ve Tesco mağazalarının önündeki toplama noktalarına bıraktı.

Yumuşak plastik ambalaj atıklarının yüzde 70’inin yakıldığı tespit edildi ki bu işlemin geri dönüşümle uzaktan yakından ilgisi yok. Hatta platsik yakmak doğaya verdiği zararla iklim krizini tetikleyen bir yöntem. Atıkların geri kalanı ise yumuşak plastik atığı daha düşük değerli ürünlere dönüştüren geri dönüşüm tesislerine gönderildi. Bu atıkların çoğu Adana’ya geldi.

Dünyanın birçok yerinden gelen çöplerin Adana’ya bırakıldığı 2022’de tespit edilmiş ve hükümet, “Türkiye Avrupa’nın çöplüğü mü?” ifadesiyle eleştirilmişti. Dönemin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise kesin bir dille “plastik atık” alınmadığını, ithal edilenin “değerli ham madde” olduğunu savunmuştu. Yapılan yeni araştırmayla çöp ticaretine devam edildiği ortaya çıktı.

Mehveş Evin’in Kısa Dalga’da yer verilen haberine göre, Küçük bir atık şirketleri grubu olan Eurokey’in ambalaj atığı ihracatçısı akreditasyonu 2022 yılında Çevre Ajansı (EA) tarafından askıya alınmıştı. Sebep ise şirketin Türkiye, Polonya ve Hollanda’daki alanlara plastik atıklarını ihraç etme biçimindeki ihlallerdi. Türkiye, 2022’de plastik çöp ithalatında Avrupa’da birinci, dünyada ikincisi oldu.

Aradan 2 yıl geçti. Descartes Datamyne’ın Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2024’ün Ocak, Şubat, Mart aylarında Türkiye, toplam 273 bin 988 ton çöpü, toplam 36 milyon 101 bin 854 dolara satın aldı. Çöp ticareti yapılan ülkeler arasında Avrupa’nın yanı sıra ABD, İsrail, Fas, Lübnan, Irak, Libya, Yemen, Tanzanya ve Tunus da yer alıyor.

Veriler incelendiğinde plastik atık ithalatının aydan aya değiştiği de görülüyor. Ocak ayında 11 milyon 612 bin 337 dolarlık çöp ithalatı yapılırken şubatta düşüş yaşanmış. Mart ayında ise 15 milyon 679 bin 984 dolarla en yüksek miktara ulaşılmış.

İsrail, Filistin topraklarındaki soykırımına 1 yıldır devam ederken Türkiye, İsrail’le olan ticari ilişkileri kesmiyor. Ticari gemiler, Türkiye limanlarından İsrail limanlarına kalkmayı sürdürüyor. 2024’te Türkiye’deki hangi şirketin hangi ülkeden plastik aldığı henüz bilinmiyor ancak Türkiye’nin İsrail’den ilk üç ayda 1 milyon 304 bin 565 dolar karşılığında plastik çöp aldığı belirtiliyor.

Öte yandan Aralık 2023’te AK Partili Bilal Nadir Gök’ün sahibi olduğu Adanus şirketinin İsrail’le çöp ticareti yaptığı öğrenilmiş, İsrail’le ticareti durdurması istenen Gök, çağrıya olumlu yanıt vermişti.

Paylaşın

Özgür Özel: Anayasayı Erdoğan İçin Değiştirmem

CHP Lideri Özgür Özel, erken seçim tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ben sadece bir sene boyunca buna izin veririm gelsin yarışalım. Bir sene geçti [diyelim] Erdoğan aday olacak, ‘Gelin anayasa değişikliği yapalım’, yok, kabul etmiyorum” dedi ve ekledi:

“Bana altın tepside iktidar vadetseler Erdoğan eliyle, ben o anayasayı Erdoğan için değiştirmem. Eğer Erdoğan aday olacaksa bir sene sonra olsun. [Ama] yok ‘Son 6 ayda geleceğim, aday olacağım’ [derlerse] 6 ay daha dişimi sıkarım aday olamazsın. Hesabını ona göre yapsın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı Medyascope yayınında önümüzdeki genel seçimlere ilişkin olarak, “Ben kazanılacak bir seçimi kaybettirecek işler yapmam. Ben kendi adaylığımı dayatıp en doğru adayın seçilmesine mani olmam,” açıklamasında bulundu.

CHP’nin ana muhalefet partisi olmanın ötesine geçmesi gerektiğine değinen Özel, “Evdeki bulgur ana muhalefetse, ben pirincin peşinden gideceğim. Evdeki bulgur ana muhalefetten öteye gitmiyorsa ben pirincin peşinden giderim. Ben partiyi iktidar yapmaya çalışıyorum,” diye konuştu.

Kendi parti tabanını memnun etmenin bir çözüm olmadığını vurgulayan Özel, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) iktidarından şikayetçi olan AK Parti seçmenine ulaşmak istediğinin altını çizdi.

“Bizim mahallede alkış almayı becerecek en iyi siyasetçiyim. Bizim mahalleyi memnun ederim, mutlu ederim ama bizim mahalleyi iktidar etmem için bizim mahallenin eleştirilerine rağmen iktidara gönül vermiş ama iktidardan yılmış insanlara sesimi duyurmam lazım, benim hakkaniyetli birisi olduğuma inanmaları lazım.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ayakta karşılamasına ilişkin kendi tabanından eleştirilerin olabileceğini söyleyen Özel, “Ben bunu yaparken ortalama seçmenin ne hissettiğine bakarım. Genel seçmende nasıl karşılandığı benim için önemli. Çünkü gelecek seçimin cumhurbaşkanı adayı ben değilim,” dedi.

Kendi adaylığı konusunda bir dayatma yapmayacağını dile getiren CHP lideri Özel, “Kendi adaylığımı dayatıp en doğru adayın seçilmesine mani olmam. Ben partiyi iktidar yapmaya çalışıyorum. AKP’li seçmen kulaklarını artık kapatmıyor,” ifadelerini kullandı.

İktidar yolunda risk almaktan kaçınmayacağını özellikle belirten Özel, “Her türlü riski ve bedeli ödemeye razıyım. Bu muhalefetten kurtulmak için gerekirse kendimi feda edeceğim. Ama partiye bu seçimi kazandıracağım,” diye konuştu.

CHP’nin bir sonraki genel seçimde iktidar olacağına dair inancını belirten Özel, aksi durumda siyaseti bırakacağını söyledi: “Ben bu partiyi ilk genel seçimlerde iktidar yapan genel başkan olacağım. O gün bu parti [CHP] iktidar olmazsa ertesi gün, öyle ‘kurultayı çağırıyorum’ falan değil, siyaseti bırakıyorum. Çok net söylüyorum. Bu parti iktidar olacak. Bunun önündeki engelleri kaldırmak için büyük çaba sarf edeceğim.”

‘Şu anda Erdoğan’ın bize karşı seçim kazanabilecek durumu yok’

Medyascope yayınında gazeteci Ruşen Çakır ile Göksel Göksu’nun erken seçime dair sorusuna dair ise Özel, “Şu anda Erdoğan’ın bize karşı seçim kazanabilecek durumu yok” yanıtını verdi.

Seçimin son düzlüğüne yaklaştığında iktidar tarafından gelecek bir erken seçim talebini kabul etmeyeceklerini söyleyen CHP lideri Özgür Özel, “Ben sadece bir sene boyunca buna izin veririm gelsin yarışalım. Bir sene geçti [diyelim] Erdoğan aday olacak, ‘Gelin anayasa değişikliği yapalım’, yok, kabul etmiyorum. Bana altın tepside iktidar vadetseler Erdoğan eliyle, ben o anayasayı Erdoğan için değiştirmem. Eğer Erdoğan aday olacaksa bir sene sonra olsun. [Ama] yok ‘Son 6 ayda geleceğim, aday olacağım’ [derlerse] 6 ay daha dişimi sıkarım aday olamazsın. Hesabını ona göre yapsın,” sözlerini dile getirdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Batı’ya “İsrail” Tepkisi

Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da 40 binden fazla insanın ölümüne neden olan İsrail üzerinden Batı’ya tepki gösteren Erdoğan, “Batılı güçler, bu katliam şebekesine silah, mühimmat, istihbarat ve diplomatik destek vermeyi sürdürüyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gazze’ye ve Lübnan’a yağan binlerce tonluk bombaların nereden geldiği, nerede üretildiği, kimler tarafından tedarik edildiği bellidir. Kimse kusura bakmasın ama dökülen her damla kana bombaları atanlar kadar o bombaları temin edenler de aynı derece ortaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana’da 2-6 Ekim tarihlerinde düzenlenen Teknofest organizasyonunun yapıldığı alanı ziyaret etti ve Orta Doğu’daki gerilime yönelik açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, bölgede son yılların en sancılı günleri yaşandığına işaret ederek, “Gerilim, çatışma ve savaşlar coğrafyamızı içten içe çökertiyor. Gazze ve Lübnan’daki katliamları millet olarak, insanlık olarak içimiz kan ağlayarak takip ediyoruz” dedi.

Gazze’ye yönelik İsrail saldırıları başlayalı neredeyse bir yıl olduğunu anımsatan Erdoğan, çoğu çocuk ve kadın 50 bin kişinin vahşice siyonist İsrail tarafından katledildiğini söyledi.

Saldırılarda 100 bine yakın insanın da yaralandığını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Şehirler birer enkaz yığınına döndü. İsrail, Hamas bahanesiyle önce Gazze’yi işgal etti, şimdi de Hizbullah bahanesiyle Lübnan’da kan döküyor. Filistin’in seçilmiş son başbakanı İsmail Heniyye’yi Tahran’da şehit ettikten sonra, geçtiğimiz günlerde de Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ı katlettiler. İsrail saldırılarında can veren Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.”

Uluslararası hukukun tamamen rafa kaldırılmış durumda olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bölgede ateşkese, barışa ve huzura her yaklaşıldığında, İsrail hükümeti bu süreci dinamitleyecek bir provokasyona imza atıyor. Ateşi tüm bölgeye yaymak, coğrafyamızı kana ve gözyaşına boğmak için her yola başvuruyorlar” ifadesini kullandı.

İsrail’in, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’i “istenmeyen kişi” ilan etmesine ilişkin Erdoğan, şunları söyledi: “Utanmadan, sıkılmadan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres’e, özellikle kalkıyor ‘Birleşmiş Milletler’e gelemez’ diye meydan okuyor. Şu hâle bak, şimdi 196 ülke, herhalde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine sahip çıkacaktır.

Sen kim oluyorsun da burada Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne yönelik, Birleşmiş Milletler’e gelemeyeceğine dair ferman gönderiyorsun? Kundaktaki bebekleri dahi öldürmekten zevk alan bir cinnet hâliyle karşı karşıyayız. Tüm bu gerçeklere rağmen ne yazık ki Batılı güçler, bu katliam şebekesine silah, mühimmat, istihbarat ve diplomatik destek vermeyi sürdürüyor. Gazze’ye ve Lübnan’a yağan binlerce tonluk bombaların nereden geldiği, nerede üretildiği, kimler tarafından tedarik edildiği bellidir.

Kimse kusura bakmasın ama dökülen her damla kana bombaları atanlar kadar o bombaları temin edenler de aynı derece ortaktır. Burada şunu çok açık ifade etmek durumundayım, bölgemizde sadece Gazze, Batı Şeria ve Lübnan ile sınırlı kalmayacak sinsi bir plan uygulamaya konulmuştur. Bu planın nihai hedefinin neresi olduğunu görmek ve anlamak için kâhin olmaya gerek yoktur.”

Tarih bilen, dinler tarihi bilen, siyaset ve diplomasi bilen herkesin meselenin Kudüs, Mescid-i Aksa ve “vadedilmiş topraklar” hezeyanı ile bağlantısını kolayca idrak edeceğini belirten Erdoğan, “Biz hepimiz arz-ı mevudun ne olduğunu gayet iyi biliriz. Vaat edilmiş toprakların ne olduğunu gayet iyi biliriz. 30 kilometre mesafede adeta Türkiye’ye meydan okuma yarışına giriyorlar. Bunları biz gayet iyi biliriz. Mevcut İsrail yönetimi yaptığı her açıklamayla, paylaştığı her haritayla asıl niyetlerini ortaya koyuyor” dedi.

Türkiye’nin sahadaki gelişmeleri anbean takip ettiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye’nin komşular ve bölgedeki tüm kardeş ülkelerle işbirliğini ileriye taşıdığını ifade etti.

TBMM’de de aynı gündem

Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) üçüncü yasama yılının açılışında yaptığı konuşmada yine İsrail’e seslenmişti. Erdoğan, “Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer bizim vatan topraklarımız olacaktır,” dedi.

“İsrail saldırganlığı Türkiye’yi de içine almaktadır. Vatanımız, milletimiz, bağımsızlığımız için bu devlet terörüne elimizdeki her imkanla karşı duracağız,” vurgusunda bulundu.

Lübnan’ın güneyindeki kara harekatının “önceki harekatlar gibi olmayacağını” belirten Cumhurbaşkanı, “Tüm kuruluşlar daha fazla vakit kaybetmeden İsrail’i durdurmalıdır. Biz Türk milleti olarak Lübnanlı kardeşlerimizi bu zor günlerinde yalnız bırakmayacağız, kendilerini destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Perşembe günü Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında da Birleşmiş Milletler’e (BM) çağrı yapıldı.

Toplantı sonrası yayınlanan açıklamanın dördüncü maddesinde, “…Filistin’de kalıcı ateşkes ve barışın gecikmeksizin sağlanması yönündeki Türkiye’nin kararlı çabalarının yanı sıra uluslararası gayretlerin de artırılarak sürdürülmesi gerektiği ifade edilmiştir,” denildi.

Paylaşın

Eylül Ayında “34 Kadın” Öldürüldü

Eylül ayında 34 kadın öldürüldü; Kadınların 22’si evinde, 6’sı sokakta, 3’ü işyerinde, 1’i otelde, 1’i arabada öldürülürken, 1 kadının öldürüldüğü yer ise tespit edilemedi.

Haber Merkezi / Öldürülen 34 kadından 12’si boşanmak istediği; barışmayı, evlenmeyi ve ilişkiyi reddettiği için öldürüldü. 2’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 1’i hedef olan kadının arkadaşının yanında öldürüldü. 18’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2024 eylül ayı raporunu yayımladı. Yayımlanan rapora göre, Türkiye’de bir ayda 34 kadın öldürüldü; 20 kadının ölümü ise şüpheli bulundu

Öldürülen 34 kadından 12’si boşanmak istediği; barışmayı, evlenmeyi ve ilişkiyi reddettiği için öldürüldü. 2’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesiyle, 1’i hedef olan kadının arkadaşının yanında öldürüldü. 18’inin ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Eylül ayında öldürülen 34 kadının 16’sı evli olduğu erkek, 4’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 4’ü birlikte olduğu erkek, 2’si oğlu, 2’si tanıdığı biri, 1’i akrabası, 1’i babası, 1’i eskiden evli olduğu erkek, 1’i tanımadığı biri tarafından öldürüldü. 2 kadının öldürüldüğü kişiyle yakınlığı tespit edilemedi. Bu ay kadınların yüzde 47’si evli olduğu erkek tarafından öldürüldü.

Kadınların 22’si evinde, 6’sı sokakta, 3’ü işyerinde, 1’i otelde, 1’i arabada öldürüldü. 1 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 65’i evlerinde öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların 18’i ateşli silahlarla, 10’u kesici aletle, 4’ü darp edilerek, 2’si boğularak öldürüldü. Bu ay öldürülen kadınların yüzde 53’ü ateşli silah ile öldürüldü.

Paylaşın