İpek Yolu’nun Mücevheri: Buhara

Özbekistan’ın Buhara şehri, sanki tarihin sayfalarından fırlamış gibi… İyi korunmuş ortaçağ mimarisi ve tarihi İpek Yolu ile olan derin bağlarıyla bilinen Buhara, geçmişe eşsiz bir bakış sunuyor.

Haber Merkezi / Buhara, sadece bir varış noktası değil; her caddesi her sokağı bir zaman yolculuğudur.

Ark Kalesi: Ark Kalesi, Buhara’nın zengin tarihine açılan anıtsal bir kapı olarak karşımıza çıkıyor. Zamanın yıpranmalarına maruz kalmış bu kale, ziyaretçilerine bir zamanlar burayı evleri olarak gören kraliyet ailesinin yaşamlarına dair eşsiz bir bakış açısı sunuyor.

Geniş alanlarını keşfederken, Buhara’nın köklü geçmişini anlatan eserlerle dolu müzelerle karşılaşacaksınız. Bu sadece bir ziyaretten çok daha fazlası; yüzyıllardır süregelen masallara bir dalış.

Kalyan Minaresi: Kalyan Minaresi görülmeden Buhara’ya yapılan hiçbir ziyaret tamamlanmış sayılmaz. Kasvetli tarihi nedeniyle Ölüm Kulesi olarak bilinen minare, günümüzde mimari harikaların sembolü olarak karşımıza çıkıyor.

Üzerine çıkılamıyor ama aşağıdan bakıldığında ihtişamı inkar edilemez. Yukarı baktığınızda sadece taş görmüyorsunuz; mimarisinde ayrıntılarıyla işlenmiş asırlık tarihe tanıklık ediyorsunuz.

Lyabi – Hauz: Buhara’nın hareketli merkezinde, tarihi medreseler ve hanlarla çevrili sakin bir vaha olan Lyabi – Hauz Topluluğu yer almaktadır. Göl kenarındaki bu dinlenme tesisi, gezginleri arkalarına yaslanıp antik binaların arasında dingin atmosferin tadını çıkarmaya davet ediyor.

Yolculuklarında huzur arayanlar veya yakınlardaki çay evlerinden gelen geleneksel Özbek çayını yudumlarken İslam mimarisini daha derinlemesine incelemek isteyenler için ideal bir nokta.

Antik kervansaraylar: İpek Yolu ticaretinin canlı tanıkları olan Buhara kervansarayları, tüccarlara ve develerine barınak sağlıyordu. Bu tarihi hanlar, uzak diyarlarda refah hayaliyle bu yolu kat edenlere somut bir bağ sunuyor.

Bugün, gezginleri taşlara kazınmış, antik sokaklarda esen rüzgarların fısıldadığı hikayeleri keşfetmeye davet ediyorlar ve Buhara’nın ticaret ve kültürdeki zamansız rolünü sergiliyorlar.

Paylaşın

Murat Yetkin Yazdı: CHP, Siyasi Miyopluk İçinde

Gazeteci Murat Yetkin, 31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde, AK Parti’yi geride bırakarak, birinci parti konumuna yükselen CHP’nin “siyasi miyopluk” içinde olduğunu ifade etti.

Murat Yetkin, “CHP’nin seçimlerindeki kazanımlarını büyük bir müsriflikle harcayarak yeniden ikinci parti konumuna düşmek üzere” yorumunu yaptı.

Yetkin, bugünkü yazısında, CHP’nin önündeki en büyük sorunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu aleyhindeki “ahmak davası” olduğunu belirtti.

Yetkin, yazısına şöyle devam etti: “İstinaf Mahkemesinde Demokles’in Kılıcı gibi bekletilen davadan CHP’nin elindeki (Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte) en önemli siyasi silah olan İmamoğlu’na siyaset yasağı çıkması için ellerini ovuşturan CHP’lilerin bulunduğu Ankara’da bir sır değil.

Erdoğan 1 Ekim Meclis’i açış konuşmasında muhalefetin yargı kararlarına itirazlarını hedef alarak endişe kaynağını göstermesine rağmen CHP İmamoğlu’nun siyaset yasağı ihtimaline karşı kampanya açacağı yerde tevekkülle kararı bekliyor. Adeta stratejisini yasağın çıkıp çıkmayacağı üzerine kurmayı bekleyen bir atalet içinde.

Siyasi miyopluk işte budur. Gözünün önündeki sorunu görememe, bindiği dalı kesmek de işte budur.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Gazze Açıklaması: Amansız Bir Trajedi

Gazze’ye düzenlenen saldırıları “amansız bir trajedi” olarak niteleyen OCHA Koordinatörü Joyce Msuya “Hiçbir istatistik veya kelime, gerçekleşen fiziksel, zihinsel ve toplumsal yıkımın boyutunu tam olarak anlatamaz” dedi.

Msuya, “Sivillerin sağlık hizmetlerine, gıdaya ve elektriğe erişimi ya çok kısıtlı ya da hiç yok. Çocuklar bir yıldır eğitimden uzak. Ailelerin sığındığı okullar defalarca bombalandı, sağlık çalışanları ve hastaneler sistematik biçimde hedef alındı” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) İsrail’in son bir yıldır Gazze’ye düzenlediği saldırıları “amansız bir trajedi” olarak niteledi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; OCHA Koordinatörü Joyce Msuya 7 Ekim’in yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, “Hiçbir istatistik veya kelime, gerçekleşen fiziksel, zihinsel ve toplumsal yıkımın boyutunu tam olarak anlatamaz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi devletleri, “Uluslararası hukuk ve insan haklarına saygı duyulmasını sağlamak için” nüfuzlarını kullanmaya çağırdı.

OCHA, Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısını ve 200’den fazla kişinin rehin alınmasını kınadı. İsrail verilerine göre, Hamas’ın 7 Ekim saldırısında bin 200 kişi öldürüldü, yaklaşık 5 bin 500 kişi yaralandı ve 200’den fazla kişi de rehin alındı.

Msuya, “Sivillerin sağlık hizmetlerine, gıdaya ve elektriğe erişimi ya çok kısıtlı ya da hiç yok. Çocuklar bir yıldır eğitimden uzak. Ailelerin sığındığı okullar defalarca bombalandı, sağlık çalışanları ve hastaneler sistematik biçimde hedef alındı” ifadelerini kullandı.

Çatışmalarda çoğu BM’nin Filistinli mültecilere destek ajansı UNRWA personeli 300’den fazla yardım görevlisi öldü. Msuya, Gazze’nin yardım görevlileri için dünyanın en tehlikeli yeri olduğunu söyledi, mevcut hiçbir çatışmada bu kadar fazla yardım personelinin ölmediğine dikkat çekti.

İnsani yardım görevlilerinin korunmak zorunda olduğunu kaydeden Msuya, “Saldırganlar ihlallerinden sorumlu tutulmalı, Gazze’ye saldırılar durmalı” dedi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 39 artarak 41 bin 909’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 137 artarak 97 bin 303’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu (PCBS), Gazze’de İsrail saldırılarında kısmen hasar gören konut sayısının yaklaşık 297 bin, tamamen yıkılan konut sayısının ise 87 bin olduğunu açıkladı.

Paylaşın

Türkiye, Gıda Enflasyonunda Yine Birinci

Türkiye, OECD ülkeleri arasında, gıda enflasyonu alanında yine ilk sırada yer aldı. OECD ülkeleri arasında Türkiye haricinde kalan 24 ülkede enflasyon düşerken, dokuz ülkede artış, beşinde ise sabit kaldı.

Ekonomim’de yer alan habere göre; Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ağustos ayında Türkiye’de yıllık enflasyondaki düşüşün etkisiyle genel enflasyonun bölgede gerilediğini duyurdu. Ancak Türkiye, gıda enflasyonu alanında yine ilk sırada yer aldı.

Temmuz ayında yüzde 50’yi aşan yıllık enflasyon, Ağustos ayında yaklaşık yüzde 10 puanlık bir düşüş gösterdi. Ancak bu düşüş, Türkiye’nin hala yüksek enflasyon oranlarına sahip olması nedeniyle ekonomik istikrar açısından bazı kaygıları da beraberinde getirdi. OECD ülkeleri arasında Türkiye haricinde kalan 24 ülkede enflasyon düşerken, dokuz ülkede artış, beşinde ise sabit kalma durumu gözlemlendi.

Bu durum, Türkiye’nin uluslararası ekonomik göstergelerdeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Yıllık OECD enerji enflasyonu, Temmuz ayındaki yüzde 3,3’ten Ağustos ayında yüzde 0,1’e düşüş gösterdi. Bu durum, 31 OECD ülkesinde düşüşler yaşanmasına neden oldu.

Yıllık gıda enflasyonu ve çekirdek enflasyon da benzer bir durum izledi. Çekirdek enflasyon, yalnızca 9 ülkede yükselirken, 19 ülkede sabit kaldı.

Enerji fiyatlarındaki bu keskin düşüş, gıda fiyatları üzerinde de olumlu bir etki yarattı. Yıllık OECD enerji enflasyonu, Temmuz ayındaki yüzde 3,3’ten Ağustos ayında %0,1’e önemli bir düşüş gösterdi. Bu durum, 31 OECD ülkesinde düşüşler yaşanmasına neden oldu.

Yıllık gıda enflasyonu ve çekirdek enflasyon da benzer bir trend izledi. Çekirdek enflasyon, yalnızca 9 ülkede yükselirken, 19 ülkede sabit kaldı. Enerji fiyatlarındaki bu keskin düşüş, gıda fiyatları üzerinde de olumlu bir etki yarattı. Ancak, gıda enflasyonundaki durgunluğu, bazı ülkelerde hâlâ kaygı yaratmaya devam ediyor.

Paylaşın

Vatandaşın En Önemli İki Sorunu: Ekonomi Ve Adalet

31 Mart’ta gerçekleştirilen yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan’a sunulmak üzere hazırlanan raporda vatandaşın en önemli iki sorununun ekonomi ve adalet olduğu belirtildi.

Raporun AK Parti MYK toplantısında gündeme gelmesi bekleniyor. Erdoğan’ın, raporlar doğrultusunda parti kurmaylarına yeni talimatlar verebileceği belirtiliyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla organize edilen “Türkiye Buluşmaları” sona erdi.

Türkiye gazetesinden Emrah Özcan‘ın haberine göre; 81 ilde 11 bin program yapan AK Parti, vatandaşın talep, istek ve şikâyetlerini kayıt altına alırken, raporlardan ilginç sonuçlar çıktı. Vatandaş, parti kurmaylarına ekonomik meselelerle ilgili şikâyetlerini anlatırken, adalet alanındaki endişelerini de dile getirdi. Edinilen bilgilere göre, vatandaşın istek ve şikâyetleri ilgili bakanlıklara bildirildi. Bakanlıklar, vatandaşların şikâyetleri doğrultusunda yeni reformlar için çalışmalara başladı.

Adalet: Adalet Bakanlığının toplumun hassas olduğu konularda, adalet anlayışını güçlendirecek, cezasızlık anlayışını ortadan kaldıracak bir takım adımlar atma yolunda olduğu öğrenildi. Vatandaşın taleplerine göre şekillenecek yeni yargı reformunun önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ardından da Meclis’e sunulacağı kaydedildi.

Ekonomi: Vatandaşın bir diğer problem olarak gösterdiği “ekonomi” için de hükûmetin ekonomi kurmayları harekete geçti. Problemin çözüm adresi olan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın, hâlen yürütülmekte olan programdan taviz vermeden, enflasyonu tek haneye düşürüp, vatandaşın alım gücünü artıracağı ve elini rahatlatacağı, gerek duyulduğu takdirde yeni bir dizi adımlar atacağı öğrenildi. Dar gelirli vatandaşların konut başta olmak üzere yaşadığı birçok sorun için yeni projeler geliştirileceği, önümüzdeki dönemde yaşanan sorunlara bir bir neşter vurulacağı öne sürüldü.

AK Parti kaynakları, yapılacak yeni ikinci dalga reformlarının, hepsinin sahadan gelen veriler ile beklentilere uygun bir şekilde gerçekleştirileceğine dikkati çekti. Reformların hepsinin teknik ve bürokratik bir anlayışla değil, milletin taleplerine yönelik dizayn edildiğini belirten parti kaynakları, hızlı bir reform süreci yaşanacağını söyledi. Konunun, bugün yapılması planlanan AK Parti MYK toplantısında da gündeme gelmesi bekleniyor. Erdoğan’ın, raporlar doğrultusunda parti kurmaylarına yeni talimatlar verebileceği belirtiliyor.

Paylaşın

Enflasyon Hedefleri Tutturulabilir Mi?

Prof. Dr. Sinan Alçın, “Merkez Bankası ve hükümetin yüzde 38 ila yüzde 42 bandında öngördüğü yıl sonu enflasyon tahmininin gerçekleşme ihtimali pek mümkün değil. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 45’lerde olacağını düşünüyorum” dedi.

Sinan Alçın, 2023’ün yaz aylarında Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık enflasyon artışlarının yaşanmasından dolayı, bu yıl Temmuz ve Ağustos aylarında enflasyonda kayda değer bir gerileme beklentisi olduğunu ancak hükümetin bu süreci doğru yönetemediğini ifade ediyor. Bu dönemde elektrik, doğal gazda fiyat artışları ve kira zamlarında üst sınırın kaldırılması gibi nedenlerle kamunun yön verdiği fiyatlarda ciddi artışlar yaşandığına işaret etti.

Alçın, “Önümüzdeki kış aylarında da her zaman olduğu gibi yaş meyve-sebze fiyatlarında artış, ısınma maliyetleri gibi konut harcamalarının artacak olması nedeni ile yine enflasyonda yükselişler göreceğiz. Bu süreçte bir de İsrail-İran çatışması nedeniyle petrol fiyatları yükselebilir. Dolayısıyla tüm göstergeler yıl sonu enflasyon hedefinin tutturulamayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 3 Ekim’de açıklanan son enflasyon verileri, Eylül ayında tüketici enflasyonunun yüzde 2,97 artarak beklentilerin üzerine çıktığını gösterdi. Son 12 aylık enflasyon yüzde 49,38 ile Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez politika faizi olan yüzde 50’nin altına gerilemiş olsa da hükümetin ve Merkez Bankası’nın (TCMB) eşgüdümünde yürütülen enflasyonla mücadele programının yeterince işleyip işlemediğine dair soru işaretleri oluştu.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran‘a konuşan uzmanlara göre, hükümetin 15 aydır uyguladığı programa rağmen enflasyonda beklenen seviyede bir düşüş henüz sağlanamadı. Yıl sonu enflasyon hedefinin tutturulması da zora girmiş durumda.

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Eylül ayında tüketici fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 49,38 arttı. Eylül ayında aylık enflasyon ise yüzde 2,97 oldu. Piyasa beklentileri aylık enflasyonun yüzde 2,2 seviyesinde çıkacağı yönündeydi. Üretici enflasyonu ise aynı dönemde yıllık bazda yüzde 33,09, aylık bazda ise yüzde 1,37 olarak gerçekleşti. Eylül ayında özellikle gıda, eğitim ve kira fiyatlarında yaşanan artışlar enflasyonun beklentileri aşmasında etkili oldu.

TÜİK verilerine göre, aylık bazda en yüksek artış yüzde 14,21 ile eğitim grubunda gerçekleşirken, eğitimi yüzde 4,16 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 3,86 ile de konut izledi. Yıllık olarak bakıldığında ise en yüksek artış yüzde 97,87 ile konut grubunda görüldü. Yıllık enflasyon bakımından konut grubunu yüzde 93,59 ile eğitim; yüzde 65,41 ile lokanta ve oteller izledi.

“Enflasyonla mücadele programı iyi işlemiyor”

Altınbaş Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre, yıllık enflasyon yüzde 50’nin altına inmiş olsa da hükümetin enflasyon programı istendiği gibi işlemiyor.

Ekonomi yönetiminin yılın üçüncü çeyreği için ortalama yüzde 2,5’lik enflasyon artışı beklentisi olduğunu ama bu dönemdeki ortalama aylık artışın yüzde 3,2’ye çıktığını hatırlatan Prof. Kozanoğlu, “Son çeyrek için ise hükümetin beklentisi enflasyon artışının her ay ortalama yüzde 1,5 oranına gerilemesi. Ancak son açıklanan veriler ve ekonomide yaşananlar bu öngörünün de tutmayacağını gösteriyor. Enflasyonla mücadelede işler yolunda gitmiyor” diye konuşuyor.

Peki hükümetin enflasyonla mücadele programı neden istenen etkiyi yaratmıyor?

Prof. Hayri Kozanoğlu, bu soruya şöyle yanıt veriyor: “Enflasyonun başlıca nedenlerinden biri yaşanan arz sıkıntısıdır. Türkiye’de özellikle tarım olmak üzere üretimde yaşanan arz sıkıntısı fiyatları yukarı çekiyor. İnsanlar hâlâ yakın gelecekte enflasyonun kayda değer bir şekilde düşeceğine inanmadığı için de mal ve hizmet talebi azalmıyor.

İnsanların enflasyonun düşeceğine ikna olması halinde harcamaların kesilmesi, talebin zayıflaması gerekir, ama bunu görmüyoruz. Geçtiğimiz hafta açıklanan tüketici kredileri ve kredi kartı harcamalarındaki artış da bunu gösteriyor. Öte yandan devlet tarafından yönetilen ve yönlendirilen vergi ve elektrik fiyatlarında da artış sürüyor. Yani kamu da enflasyonu düşürmeye katkıda bulunmuyor. Tüm bunlar bir araya gelince beklentiler de düşmüyor.”

Türkiye’de ücretliler ve emeklilerin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi, piyasa katılımcıları ve reel sektör ile karşılaştırıldığında yüksek değerini koruyor. İş dünyası oyuncuları enflasyonun yüzde 25-50 bandında seyredeceğini öngörürken, vatandaşların söz konusu dönemdeki enflasyon beklentisi hâlâ yüzde 70’in üzerinde seyrediyor.

Merkez Bankası’nın “Sektörel Enflasyon Beklentileri” başlıklı anket sonuçlarına göre, 2024 yılı Eylül ayında 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri piyasa katılımcıları için 1,2 puan azalarak yüzde 27,5’ye, reel sektör için 2,7 puan azalarak yüzde 51,1’e ve hane halkı için ise 1,5 puan azalarak yüzde 71,6’ya geriledi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hane halkı oranı ise bir önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 29 seviyesinde gerçekleşti.

Hükümetin gelecek üç yıla dair ekonomik tahminlerini içeren Orta Vadeli Program’da 2024 yılı için enflasyonun yüzde 41,5’e gerileyeceği ve 2025 sonunda yüzde 17,5 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Ancak bu hedeflerin tutturulması ihtimali giderek zayıflıyor.

Kırklareli Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, “Merkez Bankası ve hükümetin yüzde 38 ila yüzde 42 bandında öngördüğü yıl sonu enflasyon tahmininin gerçekleşme ihtimali pek mümkün değil. Yıl sonunda enflasyonun yüzde 45’lerde olacağını düşünüyorum” diyor.

Prof. Alçın, 2023’ün yaz aylarında Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık enflasyon artışlarının yaşanmasından dolayı, bu yıl Temmuz ve Ağustos aylarında enflasyonda kayda değer bir gerileme beklentisi olduğunu ancak hükümetin bu süreci doğru yönetemediğini ifade ediyor. Bu dönemde elektrik, doğal gazda fiyat artışları ve kira zamlarında üst sınırın kaldırılması gibi nedenlerle kamunun yön verdiği fiyatlarda ciddi artışlar yaşandığına işaret eden Sinan Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Önümüzdeki kış aylarında da her zaman olduğu gibi yaş meyve-sebze fiyatlarında artış, ısınma maliyetleri gibi konut harcamalarının artacak olması nedeni ile yine enflasyonda yükselişler göreceğiz. Bu süreçte bir de İsrail-İran çatışması nedeniyle petrol fiyatları yükselebilir. Dolayısıyla tüm göstergeler yıl sonu enflasyon hedefinin tutturulamayacağını gösteriyor.”

Geçtiğimiz günlerde ABD Merkez Bankası Fed ve Avrupa Merkez Bankası’ndan (AMB) gelen faiz indirimleri, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye piyasalarında da yankı buldu. Ancak TCMB’nin Mart 2024’te yüzde 45’ten yüzde 50’ye yükselttiği politika faizi, Eylül ayında da sabit tutuldu ve böylelikle yüzde 50’lik faiz yedinci ayını tamamlamış oldu.

Öte yandan Para Politikası Kurulu (PPK) açıklamasında yer alan kimi ifadeler, TMCB’nin hem yıl sonunda bir faiz indirimine hazırlandığı hem de enflasyonda istikrarlı bir düşüş trendi gözlenmeden faiz indirimine yanaşmayacağı yorumlarına neden olmuştu. Eylül ayı enflasyonun beklenenden yüksek çıkması ise faiz indirimi beklentilerinin daha da ötelenebileceği yorumlarına yol açtı.

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu’na göre, son enflasyon verisi nedeniyle Kasım ayı için beklenen faiz indirimi beklentisi 2025’e ertelenecek.

2024 içerisinde faiz indirimi yapılmaması halinde ise iş dünyasından çıkacak yüksek seslerin artacağını vurgulayan Prof. Kozanoğlu, “Küçük ve orta işletmeler, yani Anadolu sermayesi diyeceğimiz sermaye büyük ölçüde TL cinsinden borçlanıyor. Ve yüksek faizler o kesimin daha fazla belini büküyor. Şimdi yakın dönemde bir faiz indirimi olacak beklentisi ile seslerini yükseltmekle tereddüt ediyorlar. Ama beklenen faiz indirimi gelmezse seslerini yükselteceklerini düşünüyorum” diye konuşuyor.

“Kasım ve Aralık’ta faiz indirimi olacak”

Prof. Sinan Alçın ise, “Bana göre Merkez Bankası Kasım ve Aralık aylarında 250’şer baz puan indirime gidecek” diyor.

Amerikan Merkez Bankası Fed’in ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinden sonra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da bu sürece kayıtsız kalamayacağını dile getiren Alçın, “Son 1,5 ayda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve Merkez Bankası’nın kredi kartı borçlarının yapılandırılması ve konut kredilerinde daha uygun koşullar yaratılmasına ilişkin çalışmaları da bunun bir işareti” şeklinde konuşuyor.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Sığınmacılar” Çıkışı

Hatay’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar” dedi ve ekledi:

“Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Hatay’ın Defne ilçesinde halka seslendi. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Özgür Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Büyük acıdan 20 ay sonra Hatay’da, sizlerle birlikte bir kez daha göz gözeyiz, el eleyiz, omuz omuzayız. Acılarımız, sorunlarımız, ayağa kaldırılacak bir kentimiz ve hep birlikte baş etmemiz ve başarmamız gereken bir mücadelemiz var.

Bir yerel seçim süreci geçirdik. Yerel seçimin akşamında Türkiye’de büyük bir başarı, 47 yıl sonra CHP’nin birinci parti olmasını, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet etmeyi, ekonominin yüzde 78’ini, turizm kentlerinin yüzde 92’sini yönetme yetkisini aldık. O gece bir büyük başarı ama içimizde bir büyük yara oldu. O da Hatay Büyükşehir Belediyesi’ydi. Biz o süreçte hata yapmamak için elimizden geleni yapmamıza rağmen, bütün iyi niyete rağmen maalesef hatalarımız oldu, eksiklerimiz oldu, ders almamız gereken süreçler oldu… Ama bütün mazeretleri, bütün bahaneleri bir yana bırakarak Hatay’ı kazanmadığımız için bütün samimiyetimle Hatay’daki bütün güzel insanlardan özür diliyorum, affedin bizi.

O günden bugüne Hatay’da, bir daha Hatay’ı kaybetmemek için, bir daha Hatay’ı tehdide, şantaja terk etmemek için, bir daha bu kenti bir başına, çaresiz bırakmamak için, yeniden kazanmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Gölge kabinemizin bakanları, Hatayımızın milletvekilleriyle birlikte çok sayıda arkadaşımız, milletvekilimiz ekipler halinde, gruplar halinde geldiler gittiler, raporlarını hazırladılar. Yarın CHP’nin resmi MYK toplantısını Hatay’da yapacağız ve ardından bundan sonra Hatay’da hem ben hem milletvekillerim, yöneticilerim Hatay’ı bir dakika boş bırakmadan, yalnız bırakmadan mücadeleyi sürdüreceğiz.

6 Şubat günü, akşam depremde çok büyük kayıplar yaşadık ama kayıpların en büyüğünü, yıkımların en büyüğünü yaşadığımız kentlerden bir tanesi ve maalesef en çok ihmal edileni Hatay oldu. Önce gelmediler, duymadılar, ermediler, elimizden tutmadılar. Maalesef çok gecikmeli başlayan arama – kurtarma çalışmalarında hep Hatay’ı bir adım, iki adım, üç adım geride bıraktılar.

Devamında Hatay’ın diğer şehirlerle birlikte ayağa kaldırılacağını söyleyip, ‘Bir yıl içinde herkes evine geçecek’ deyip, 10 şehri ve Hatay’ı kandırıp oyları aldılar ama bırakın bir yılı 20 ayın sonunda -neredeyse iki yıl oluyor- Hatay’a söz verdikleri 254 bin konutun sadece 11 bin 366’sını verdiler. Oran yüzde 4. Yüzde 96 çadırda, konteynırda ya da gurbette. Evinde değil, evin dışında, evinden uzakta. Bir de ‘Ayrımcılık yapmıyoruz’ diyorlar. Bir de ‘Bunun siyasetini yapmayın’ diyorlar ama bırakın deprem konutunun siyasetini, caminin bile siyasetini yapıyorlar.

Burada bir rezerv alan rezaleti yaşandı. Burası biliyor ama Türkiye duysun. 21 Kasım 2023, bir genelge yayınladılar ve dediler ki ‘Az ve orta hasarlı evleri belediyeden güçlendirme izni alarak güçlendirip içine geçebilirsiniz.’ İnsanlar bu izinleri aldılar, gittiler evlerine kredi çekerek, borç alarak güçlendirme yaptılar. Yağmalanan kapılarını taktılar, boyalarını yaptılar, tam eve geçecekler, ‘Eyvah, biz senin evi rezerv alan ilan ettik, yıkacağız.’ ‘Ev sağlam.’ ‘Olsun, burası rezerv alan.’ Bu depremzedeler için yeni bir yıkım oldu.

Bu yıkıma biz itiraz ettik, milletvekillerimiz itiraz ettiler, Antakya ve Defne‘de 207 hektarlık alan rezerv alan ilan edildi, 50 bin kişi mülksüzleştirildi. Başvuruyu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptık, sonuç almayı bekliyoruz. Rezerve alanda bir doğru yok, rezerv alan ahlak ister, rezerv alan teknik bilgi ister, liyakat ister ama özünde ahlak ister. Öyle örnekler yazıldı, öyle örnekler duydum, öyle örnekler anlatılıyor ki ‘Benim’ diyen üçkağıtçının yapmayacağı işler. Yıllarca satılmamış, evlada bırakılmış yerleri sırf değeri çok diye rezerv alan ilan eden bir takım yamyamlar.

Amik Ovası’ndayız. Amik Ovası, dünyanın en verimli ovalarından birisi. 15 çeşit ürün yetişiyor, bu sene bir tanesi para etmedi. Özellikle Amik Ovası’nda yetişen pamukta bu sene büyük hayal kırıklığı var. 25 liraya maliyeti olan pamuğu, 18 liraya alanlara, geçen seneki fiyatın altında fiyata alanlara… Mazot üç katına çıkmış, işçilik üç katına çıkmış, her türlü ilaç gübre üç katına çıkmış, araç gereç ateş pahası, almak mümkün değil, ödünç kullanıyor millet, her şey artmış ama bir şey artmamış, ürüne verilen fiyat. 18 liraya düşmüş ve kapıda bankalar, tefeci gibi bekliyor. Sattın sattın, satmadın eve, traktöre haciz geliyor. Bu hale düşürdüler.

“Köylüler yeniden milletin efendisi olacak”

Bu ülkenin son Cumhurbaşkanı buralarda, köylüye, isyan eden çiftçiye, ‘Al ananı da git’ dedi. Bundan sonraki bunun gibi olmayacak, ilk Cumhurbaşkanı gibi olacak, köylüler yeniden milletin efendisi olacak.

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı sığınmacı sıkıntısı. Burada hassas bir durum var. Türkiye’de birileri göçmenlere, geçici korumada olanlara, onların yarattığı sıkıntılara itiraz ederken, ‘Benim evladım işsiz, sen ucuza onu çalıştırıyorsun’ derken, ‘Ben yoksulum, ilaca katılım payı ödüyorum, onlar ödemiyor’ derken, ‘Benim çocuğum okula aç gidiyor, bunlara aylık bağlanıyor’ derken çok haklı bir serzenişi söylüyorlar. Ancak bazıları dili öyle yanlış bir yerden kurup ‘Araplar’ deyip Araplara, Arapçaya nefret kusup buradaki insanlarımızın önemli bir kısmını çok üzüyorlar. Bu ülkede, Hatay’da, Mardin’de, Urfa’da 6 buçuk milyon ana dili Arapça olan, kendisi Arap olan ama bu memleketin has evladı olan vatandaşım yaşıyor. Onların gönlünü, kalbini kimse kırmasın. Ancak o vatandaşlarımız da hem de çok uzaklardan laf söyleyenlerin yanında bu işin en mağduru olanlar da onlar.

Türkiye’de geçici sığınmacı statüsünde bu insanlar, süreleri doldu. Tam zamanı af da çıktı. Çalışma yaptırmış. İçişleri Bakanlığı ile Göç İdaresi’ne geçici sığınmacıların Türkiye’de kalış sürelerinin artırılması, çalışma izinleri varsa uzatılması, olmayanlara çalışma izni verilmesi, Türkiye’de bunları ucuz işgücü olarak kullanmanın hesabını yapıyor. Yazıklar olsun, böyle günde sığınmacıları Esad’a göndermeye çalışacağına evlatlarımız yerine çalıştırmak için hazırlık yapıyorlar. Yazıklar olsun.”

Paylaşın

Galatasaray, Süper Lig’de Liderliğini Sürdürdü

Süper Lig’in 8. hafta maçında Galatasaray ile Alanyaspor, Ali Sami Yen’de karşı karşıya geldi. Hakem Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmadan Galatasaray, 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’ın golünü 28. dakikada Yunus Akgün kaydetti. Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 22’ye çıkardı, Alanyaspor ise 9 puanda kaldı.

Galatasaray, milli ara sonrası Antalyaspor deplasmanına gidecek. Alanyaspor ise Kasımpaşa’yı ağırlayacak.

15. dakikada Sara’nın pasıyla topla buluşan Mertens’in yay gerisinden vuruşunda kaleci Ertuğrul sağa yatarak golü önledi. Dönen topu Jakobs tamamlamak istedi ancak araya giren savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.

16. dakikada Sara’nın sağdan ortasında arka direkte uygun durumdaki Barış Alper Yılmaz, topa vole vurdu. Kaleci Ertuğrul, köşeden topu kornere çeldi.

24. dakikada sağ kanattan paslaşarak ceza sahasına girmeye çalışan Galatasaray’da savunmadan seken top Yunus Akgün’ün önünde kaldı. Bu oyuncunun plase vuruşunda kaleci Ertuğrul meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

28. dakikada Gabriel Sara’nın uzun pasında savunma arkasına sarkan Yunus Akgün, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Yunus, aşırtma bir vuruşla meşin yuvarlağı Ertuğrul’un üzerinden ağlara gönderdi: 1-0.

37. dakikada Icardi’nin pasında Barış Alper’in sol çaprazdan sert vuruşunda top üstten auta gitti.

47. dakikada Torreira’nın vuruşu sonrası savunmadan dönen topa Kaan Ayhan’ın ceza yayı gerisinden gelişine vuruşunda kaleci Ertuğrul meşin yuvarlağı parmaklarının ucuyla kornere çeldi.

58. dakikada Icardi’den aldığı pas sonrası önünü boşaltan Yunus Akgün pasını Sara’ya çıkardı. Bu oyuncunun ceza sahası içi sol çaprazdan sert vuruşunda kaleci Ertuğrul’un müdahalesiyle top oyun alanına geri döndü.

80. dakikada sol taraftan Gabriel Sara’nın kullandığı kornerde ceza sahası içinde iyi yükselen Abdülkerim Bardakçı’nın kafa vuruşunda kaleci Ertuğrul Taşkıran kurtarışı sonrası meşin yuvarlak oyun alanına geri döndü.

90+2. dakikada sağ taraftan topla birlikte ceza sahasına giren Marcos Lopes, rakibini geçip pasını Serdar Dursun’a bıraktı. Bu oyuncunun altıpasın sağ tarafından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak üstten auta gitti.

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Mehmet Türkmen, Deniz Caner Özaral, Samet Çavuş

Galatasaray: Fernando Muslera, Kaan Ayhan (Metehan Baltacı dk. 90+5), Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakçı, Ismail Jakobs, Lucas Torreira, Gabriel Sara, Yunus Akgün (Kerem Demirbay dk. 81), Dries Mertens (Roland Sallai dk. 65), Barış Alper Yılmaz (Elias Jelert dk. 90+5), Mauro Icardi (Michy Batshuayi dk. 81)

Alanyaspor: Ertuğrul Taşkıran, Florent Hadergjonaj, Nuno Lima, Fidan Aliti, Jure Balkovec, Gaius Makouta, Richard Coelho, Loide Augusto (Juan Coelho dk. 90), Efecan Karaca (Nicolas Janvier dk. 57), Yusuf Özdemir (Rony Lopes dk. 64), Sergio Cordova (Serdar Dursun dk. 64)

Gol: Yunus Akgün (dk. 28) (Galatasaray)

Paylaşın

Dünya Savaşı Tartışmaları: Erdoğan’ın Adaylığına Meşruiyet Kampanyası

“Üçüncü Dünya Savaşı” tartışmalarını değerlendiren CHP’li Fethi Açıkel, “Üçüncü Dünya Savaşı argümanın üzerinden, AKP iktidarının ömrünü uzatmaya çalışarak Erdoğan’ın üçüncü dönem Cumhurbaşkanlığı ihtimalinin kapısını aralamaya çalışmak beyhude bir Türkiye kamuoyunu yanıltma çabasıdır” dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin gerçek gündemi, memleketimizin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran, tarımda kendine yeterli bitiren ve yakın coğrafyada tutarsız ve ikircikli dış politikasıyla Türkiye’nin ulusal çıkarlarına büyük zarar veren AKP iktidarından ilk seçimde kurtulma gündemidir.”

TBMM 28’inci Dönem Üçüncü Yasama Yılı Açılış Töreni’nde Meclis Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Üçüncü Dünya Savaşı riski var” dedi. Erdoğan, İsrail’in asıl hedefinin Türkiye olduğunu savundu. Erdoğan’ın TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma, tartışmaları da beraberinde getirdi.

CHP Milletvekili Fethi Açıkel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleriyle başlayan savaş tartışmalarını BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirdi. Açıkel tartışmaların, “Erdoğan’a bir fırsat penceresi daha açma gayretinin parçası” olduğunu savundu.

Türkiye’nin tüm diplomatik, savunma ve istihbarat kurumlarının AKP’nin elinde olduğunun altını çizen Açıkel, şunları kaydetti: “Erdoğan’ın ve çevresinin, bu konuyu siyasi ikbali için bir kampanya aracına dönüştürmeye çalışması, AKP’nin devlet yönetimi ciddiyetinden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.

AKP hükümetleri, Türkiye’nin Ortadoğu’da karşı karşıya kaldığı tüm jeopolitik tehditler, Suriye ve Afganistan coğrafyasından Türkiye’ye yönelen düzensiz göç dalgası ve Radikal İslami ve bölücü terör örgütleri tarafından güvenlik güçlerimize ve yurttaşlarımıza karşı girişilen saldırılar başta olmak üzere, yakın dönemdeki pek çok güvenlik krizinin baş mimarıdır. AKP küresel emperyal güçlerin Ortadoğu’daki oyun planlarının bilerek ya da bilmeyerek maşası ya da taşeronu olarak hareket etmekten çekinmemiştir.”

Açıkel, iktidarın Suriye, Mısır ve Libya gibi ülkelerin toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini zedeleyecek politikalar izlediğini belirtti. AKP’nin Ortadoğu’ya yönelik politikasını, “Sorumsuz, fırsatçı ve maceracı bir aktör gibi” ifadesiyle değerlendiren Açıkel, “Barış koşullarında bile Türkiye’yi çok büyük krizlerin içine sürükleyen AKP hükümetlerinin, gerçek bir küresel krizde Türkiye’ye barış ve istikrar sağlayacağını düşünmek safdillik olur” diye konuştu.

Atatürk’ün, “Yurtta barış dünyada barış” ilkesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Lozan ve Montrö Boğazlar antlaşmaların Türkiye’yi kısıtlayan anlaşmalar olduğu iddiasıyla küçümsenmeye çalışıldığını kaydeden Açıkel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin yakın çevresinde büyük bir bölgesel kriz ortaya çıkarsa ya da Üçüncü Dünya Savaşı başlayacak olursa, bu sıcak çatışmalardan Türkiye’yi salimen kurtaracak olan parti şüphesiz CHP’dir. Muhtemel bir Üçüncü Dünya Savaşı argümanın üzerinden, AKP iktidarının ömrünü uzatmaya çalışarak Erdoğan’ın üçüncü dönem Cumhurbaşkanlığı ihtimalinin kapısını aralamaya çalışmak beyhude bir Türkiye kamuoyunu yanıltma çabasıdır

Türkiye’nin gerçek gündemi, memleketimizin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldıran, tarımda kendine yeterli bitiren ve yakın coğrafyada tutarsız ve ikircikli dış politikasıyla Türkiye’nin ulusal çıkarlarına büyük zarar veren AKP iktidarından ilk seçimde kurtulma gündemidir.”

Paylaşın

“Almanya, Türkiye’ye Silah İhracatına Onay Verdi” İddiası

Almanya’nın Türkiye’ye yıllar sonra ilk kez büyük ölçekli silah ihracatını onayladığı iddia edildi. Almanya, 2023 yılında Türkiye’ye silah ihracatı için yalnızca 1,22 milyon euro tutarındaki 17 başvuruya onay vermişti.

Almanya, Türkiye’ye yönelik ihracatlar için yalnızca Avrupa Birliği veya NATO ortaklarıyla ilgili ortak projelere yeşil ışık yakılacağına vurgu yapıyordu.

Almanya merkezli haber portalı Spiegel, Alman hükümetinin Türkiye’ye yıllar sonra ilk kez büyük ölçekli silah ihracatını onayladığını öne sürdü. Spiegel’in haberine göre, oturumları kamuoyuna kapalı olan Federal Güvenlik Konseyi kısa bir süre önce yaptığı toplantıda, NATO müttefiki Türkiye’ye değeri birkaç yüz milyon euroyu bulan silah ihracatına yeşil ışık yaktı.

İhracatına onay verilen 100 hava savunma füzesinin yanı sıra Türk Deniz Kuvvetleri için torpidolar ile Türk denizaltıları ve firkateynlerinin modernizasyonu için büyük malzeme paketlerinin bulunduğu belirtildi.

Spiegel’in Ekonomi Bakanlığı’nın listesine dayandırdığı haberine göre, Türkiye’ye gemilerin hava savunması için gönderilecek olan 100 adet güdümlü füzenin bedelinin yaklaşık 100 milyon euro olmasının beklendiği, bunun yanı sıra 28 adet SeaHake tipi torpidonun 156 milyon euroya Ankara’ya teslimatına onay verildiği belirtildi.

Haberde, denizaltıların modernizasyonuna yönelik malzeme paketleri de dahil ihracatına yeşil ışık yakılan silahların yaklaşık 336 milyon euro tutarında olmasının beklendiği kaydedildi.

Almanya’nın Türkiye’ye bu büyük çaplı silah ihracatına onay vermesi, 2021 yılından beri iktidarda olan Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’nin (FPD) oluşturduğu koalisyon hükümetinin izlediği politikada radikal bir yön değişikliğine işaret ediyor.

Spiegel’in haberinde Türkiye’nin “müttefikten bir soruna” dönüşmesi gerekçesiyle Berlin’in Türkiye’ye silah ihracatını önemli ölçüde kısıtladığı, “otokratik” bir lider olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle “Kürtlere karşı sert bir tutum” izlediği ifade edildi.

Almanya, 2023 yılında Türkiye’ye silah ihracatı için yalnızca 1,22 milyon euro tutarındaki 17 başvuruya onay vermişti. Spiegel’in haberinde 2024’ün başında da bu eğilimin devam ettiği kaydedildi.

Ekonomi Bakanlığı verilerine göre, hükümet bu yılın ilk çeyreğinde Ankara’ya sadece 23 milyon euro değerinde silah ihracatını onayladı. Hükümet, Türkiye’ye yönelik ihracatlar için yalnızca Avrupa Birliği veya NATO ortaklarıyla ilgili ortak projelere yeşil ışık yakılacağına vurgu yapıyordu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın