Özel’den “İmralı” Açıklaması: CHP Çizgisini Yapısını Koruyacak

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan sürece ilişkin konuşan CHP lideri Özgür Özel, “Biz diyoruz ki; Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte CHP her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der” dedi ve ekledi:

“Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, CHP’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de CHP çizgisini, yapısını koruyacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Göle Belediye Başkan Gökhan Budak’ı ziyaret etti. Ziyaret öncesi belediye binası önünde toplanan vatandaşlara hitap eden Özel, şöyle konuştu:

“Göle, henüz Kars’a bağlıyken 1950 yılı seçimlerinde yani çok partili dönem başlayınca belediyesini Cumhuriyet Halk Partisi kazanmıştı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak; 1973 seçimlerinde Göle’yi kazandık, 1984 seçimlerinde Göle’yi kazandık ve son dört yıldır kazanamadığımız Göle’yi bu seçimlerde büyük bir mücadelenin sonunda kazandık.

Belediye Başkanımız Gökhan Başkan, 60 yaşında. Göle’de doğmuş. Eğitiminin ilk, orta, lise kısmını Göle’de tamamlamış. Ankara Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler tahsil etmiş. Ardından çok sayıda kamu kurumunda farklı görevlerde bulunmuş, tecrübeli, devleti tanıyan, işleyişi bilen, Ankara’ya aşina ve buraya hizmet getirmek için atılması gereken adımları bilen biri. Tabii diğer belediye başkanlarımız gibi çok zor şartlarda görev yapıyor. Kendisinin mesul olmadığı borçlarla, faizleriyle muhatap.

Bütün imkansızlıklara rağmen Göle’nin 10 yıllık içme suyu krizini öz kaynaklarla çözmenin, üstelik kısa sürede, daha ilk yaz bu sorunu çözmüş olmanın büyük bir memnuniyetini yaşıyoruz. Gökhan Başkanımızla gurur duyuyoruz. Göle Cumhuriyet Meydanı’nın yenilenmesi, hastane ve otogara ulaşım sorunlarının çözülmesi, yüzde 80’i hayvancılıkla geçinen Göle’de hayvan pazarının düzenlenmesi, beklentilere uygun çağdaş bir pazar yerinin yapılması, yine sokak hayvanları ile ilgili barınak sorunun çözülmesi, Ulusal Kültür ve Kaşar Festivali’ni tam 42 yıl sonra Göle’de yeniden hayata geçirmesi 9 ay gibi kısa bir sürede yaptığı önemli işler.

Onu kutluyorum, belediye meclis grubumuzu, belediye meclisini kutluyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Bundan sonraki sürede de elbette 400 üzerinde belediyemizin her biri hizmet bekliyor. Ancak kardeş belediyecilik uygulamalarımızla, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katkılarıyla, yine sosyal demokrat belediyelerin; SODEM-Sen’in birlikteliğiyle Göle’mizin de ihtiyaçlarını zaman içinde hızla gidermek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak Göle’nin yanındayız, Gökhan Başkanın da arkasındayız.

Tabii Göle’de bu hizmetler; hayvan barınakları, hayvan satış yerleri, mezbahalar, kesimhaneler, meydanlar, yollar, belediyenin yapacağı işler. Yapılır, yapılmaya gayret gösterilir. Ama bazı işler var ki onları genel yönetimin yapması lazım. Özellikle şu anda Türkiye’de en büyük sorun; Göle gibi ilçelerin göç verme sorunu, gençleri burada tutamama sorunu. Burada Göle’ye, Ardahan’a, pozitif ayrımcılıkların yapılması lazım. Buradaki esnafın ayrı desteklenmesi lazım. Buraya yatırım yapacak sanayiciye başka yerlere yaptığı teşviklerden çok öte teşvikler vermek lazım.

Her şey bir yana şu anda eksi 17 derecede konuşuyoruz. Şimdi hava sıcaklığının 15 derece olduğu yer de kış, burası da kış. Ama burada doğalgaz saati fıldır fıldır dönüyor. Buraya da aynı doğal gazı satmak, bizim Manisa’ya, İzmir’e de aynı fiyattan doğalgaz satmak doğru değil. Böyle kış şartlarının çetin olduğu yerlerde herkesin küçük evladı var, hastası var. Kış şartlarının çetin olduğu yerlerde doğalgaz fiyatlarında buralara yüzde 50’nin üzerinde indirimler yapmak lazımdır. Bunları projelendirmek lazım.

Ayrıca Cumhuriyet Halk Partisi özellikle son bir yıldır emeklilerin, asgari ücretlerin, tarımla geçinenlerin, hayvancılıkla uğraşanların, esnafların sorunlarını sürekli gündemde tutmaya çalışıyor. Bir tarafta Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bahçeli. Ülkeyi her gün yeni tartışmaların içine sokmak isterken ‘Önce anayasa değiştirelim’ sonra teğmenler tartışması, sonra efendime söyleyeyim ‘İsrail Türkiye’ye saldıracak’ sonra Suriye. Diyorlar ki ‘Göreli, evet açsın, yoksulsun, işsizsin, güvencesizsin, geleceğin karanlık, üzülüyorsun ama üzülme zafer büyük sevinmelisin.

Suriye’de zafer kazandık.’ Ne kazandın? 13 yıldır Türkiye’ye 4 buçuk milyon Suriyeli senin yüzünden geldi. 200 milyar dolar para. ‘Bugün emekliye zam yapamıyorum’ diyor, o parayla 100 yıl boyunca emekliye maaş ödeyebilir. O para Suriyelilere harcandı. 283 Mehmetçik Suriye’de şehit oldu. Dünya kadar şehitler oldu, Gaziantep’te, Kilis’te, Karkamış’ta. Ne oldu? 13 yıl sonra ‘Zafer kazandık, HTŞ liderine takım elbise giydirdik, kravat taktık, artık korkmayacağız.

O katliam yapmayacak, artık demokratik yönetecek.’ Beyefendi sonunda diyorlar ki ‘Dört sene seçim yok, ondan sonra bakacağız.’ O yüzden biz Suriye’nin hep toplam bütünlüğünü savunduk, Suriyelilerin memleketine dönmesini hep savunduk. ‘Orada iç karışıklık yapmayın’ dedik. Suriye’de hem Alevileri hem Sünniler’i hem Türkmenleri hem Arapları hem Dürzileri hem de Kürtleri kapsayacak demokratik bir yönetim olsun dedik. Bunu Esad’a anlatmak istedik, anlatamadık. Şimdi gene söylüyor, Suriye’de istikrar istiyoruz.

Bir yandan son günlerde Türkiye’de Sayın Bahçeli’nin, düne kadar bu kürsülerden ip atan Bahçeli’nin, düne kadar bizi Meclis’te bulunan meşru siyasi parti DEM’le görüşüyoruz diye ‘Demleniyorlar’ diyen Bahçeli’nin bir çağrısıyla başlayan bir süreç var. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir döneminde asla ve asla çatışmadan, kandan, gözyaşından taraf olmadı. Analar ağlamasın istedik, terör dursun, gözyaşı dinsin istedik. ‘Bu işleri Meclis’te yapın’ dedik, vaktiyle kaçırdılar. Şimdi ‘Evet, Meclis doğru zemin’ diyorlar.

Biz de diyoruz ki, ‘Meclis zemininde olacak, şeffaf olacak, toplumsal mutabakata dayalı bir süreçte Cumhuriyet Halk Partisi her zaman olduğu gibi Atatürk’ün izinde yurtta barış der, dünyada barış der. Misak-ı Milli sınırlarını gözeten, ay yıldızlı al bayrağı benimseyen, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine saygılı birlikte yaşama iradesini sonuna kadar savunuyoruz. Kürtler de bizim, Türkler de bizim. Alevi de bizim, Sünni de bizim. Hepimiz kardeşiz, kardeşçe ve barış içerisinde yaşayacağız. Bundan sonraki süreçte de Cumhuriyet Halk Partisi çizgisini, yapısını koruyacaktır.

Kimse ama kimse endişe etmesin. Ne tıkayan oluruz, ne bozan oluruz. Ama kimse kusura bakmasın; hiçbir siyasi partinin de planının parçası olmayız. Bu işin çıkar siyasetine, parti siyasetine dökülmesine, bir kişinin yeniden seçilmesine endekslenmesine de Cumhuriyet Halk Partisi toplumsal mutabakat zemini içinde bakar ve böyle bir meselenin kişisel çıkar meselesi olarak, yeniden seçim meselesi olarak kullanılmasına asla ve asla izin vermez.

“Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?”

Bugün TÜİK; Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistik Kurumu enflasyonu bir açıklamış; ’1’. Niye? Çünkü gerçekte olduğu gibi enflasyonu yüzde 1 yerine 3 açıklasa, memur emeklisi 2 puan daha zam alacak. 11 almayacak da 13 alacak. İşçi emeklisi 14 almayacak, 16 alacak. O 2 puanın bile peşine düşmüşler. Zamlarda ocağı göstermişler, enflasyonu düşük göstermişler. Gerçek enflasyon yüzde 82, ENAG açıkladı.

TÜİK enflasyonu yüzde 44. Ama asgari ücretliye sadece yüzde 30 verdiler. Şimdi 12 bin 500 liralık en düşük emekli maaşını 14 bin – 14 bin 500 lira yapmanın hesabı içindeler. Bu geçim ücreti değildir, bu sefalet ücretidir, bu yoksulluktur. Bu doğalgazı yakamamak, bu çocuğun altına bezini, mamayı alamamak, bu okula giden çocuğa harçlık verememek, bu geçinememek demektir. Dün memleketim Manisa’da yılın ilk mitingini yaptım. Orada sordum Manisalılara ‘Bu maaşla, bu asgari ücretle, bu emekli maaşıyla geçim olur mu?’ diye.

Size soruyorum, Ardahan‘dan soruyorum, bu kez Göle‘den soruyorum, 2 bin 500 kilometre doğudan soruyorum, sınırdan size soruyorum: Bu maaşla geçim olur mu? Peki geçim yoksa? ‘Geçim yoksa, seçim var’ diyor Göleliler, Ardahanlılılar. Ey Erdoğan, sıcak salonlarda oturup kendi atadıklarına kendini alkışlatmak kolay. Göle’ye gelebiliyor musun? Ardahan‘a gelebiliyor musun? Posof‘a gelebiliyor musun? Vatandaşın hatırını sorabiliyor musun? Hayvancılıkla, tarımla uğraşana, emekliye, asgari ücretliye ‘Geçinebiliyor musun?’ diye sorabiliyor musun? Erdoğan geçmişte sokaktan geldiğini söylüyordu. Şimdi sokaktan kaçıyor. Salon siyasetçisi olmuş.

Sıcak salonlarda kendini alkışlatan Erdoğan’a sesleniyoruz: Memleket zorda, vatandaş darda. Cüzdanda yangın var, mutfakta yangın var, pazarda yangın var. Vatandaşın geçimi yok. Onun sesini duymuyorsun ama o sana sesleniyor. ‘Geçim yoksa seçim var’ diyor. O sandığı bizden kaçıramazsın. Sandık gelecek, halkın iktidarı kurulacak. Bunun başka yolu yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı olarak, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Bu soğuk havada sıcak misafirperverliğiniz için teşekkür ediyorum. Göle’yi seviyoruz, sizleri seviyoruz, saygıyla selamlıyoruz. Sağ olun, var olun.”

(Kaynak: chp.org)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu, DEM Parti’ye Kapıları Kapattı

DEM Parti ile görüşmeye kapıyı kapatan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz” dedi ve ekledi:

“İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Müsavat Dervişoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) PKK Lideri Abdullah Öcalan önerisi sonrası Meclis’teki siyasi partilerle başlattığı görüşmelere dair görüşlerini açıkladı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Dervişoğlu, şunları söyledi:

“10 yıl önce ilk denemesi yapılan bugün ise yeni paradigma adı altında tekrar tedavüle sokulan ihanet planı, tek adam ve iktidarının devamı için Beştepe, Balgat ve İmralı’nın ortaklaştığı bir kalkışma olarak karşımızdadır.

Geldiğimiz noktaya bir fikir ve eylem takibiyle varmışlardır. Önce Milli Mücadele’nin karargahı Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni devreden çıkarmışlar, sonra Cumhuriyet devletini saraya peşkeş çekmişler, şimdi ise son hamle olarak, üniter idari yapımızı, etnik ve bölgesel parçalara ayırmak kararında ortaklaşmışlardır.

Bahçeli ve Erdoğan’ın güç verdiği, terörist başının da katkı vereceğini vadettiği ‘yeni paradigma’ tam olarak budur.

İktidarın kendisini devlete izafe etmesi, kendisini devletin bütünü zannetmesi, bu ihaneti bir devlet projesi diye dayatması, bu ithal senaryonun ‘nesebi gayrı sahihliğini’ ortadan kaldırmaz. Unutulmamalıdır ki Türklük; dün olduğu gibi bugün de kendini devlet zannedenlerden büyüktür.

Bu yeni paradigmanın ortadan kaldırmak istediği, AK Parti ve DEM’in 100 yıllık parantez olarak addettikleri Cumhuriyetimizdir.  MHP Genel Başkanı’nın da iştahla alkışladığı proje budur. Kurdukları ittifakın hedefi, Atatürk’ün Türkiyesi’dir. Hedefi Türk’ün devletidir. Mesele bu kadar basit ve nettir.

Arsızlıkları öyle bir hale gelmiştir ki, eli kanlı bebek katili terör örgütü elebaşı büyük Türk milletinin önüne
barış güvercini diye çıkartılmaktadır. İYİ Parti olarak bizim, ‘Cumhuriyet düşmanlarıyla’ müzakere edecek hiçbir şeyimiz olamaz. İYİ Parti, affedilmek istenen terör örgütünü ve sözde liderini, onları meşrulaştırmak isteyen sözcülerini, ortaklarını ve siyasi sorumluluğu olmayan heyetlerini hiçbir surette muhatap almayacaktır!

İYİ Parti, Türk milletinin ve Türk devletinin beklentisinin hilafına atılacak hiçbir adımın içinde olmaz, olanlarla da yol yürümez. Sorunlarımızı konuşmaya değil; sorunlarımızı, sorunun kaynağıyla müzakere etmeye karşıyız.

‘Terörsüz bir Türkiye’ye değil, terör örgütlerinin ve terörist başının meşrulaştırılmasına karşıyız. ‘Terörsüz Türkiye’ ambalajıyla sunulan, ‘onursuz siyasetin’ karşısında dimdik duracak ve milletimizin bir kere daha kandırılmasına izin vermeyeceğiz.

Herkes emin olsun ki, İYİ Parti tarihin doğru yerinde konumlanmaya devam edecektir. Sorumluluğumuzun farkındayız. Süreci vakarla izleyen milletimizin duygularına tercüman olmaya devam edeceğiz. İYİ Parti, Türklüğün son ocağının ateşini söndürtmemek için vardır. İYİ parti, Türk milletinin aklını da, hakkını da, hukukunu da ne pahasına olursa olsun sonuna kadar savunacaktır!

Bu mücadele neyi gerektiriyorsa fikren, zihnen, bedenen; kimlerle verilecekse gençlerle, kadınlarla, yaşlılarla; nerede verilecekse Meclis’te, meydanlarda, sokaklarda, İYİ Parti bunun çatısıdır, yoludur ve cephesidir! Türk milletinin sinesinde, yine milletimizle el ele ve omuz omuza başlattığımız bu kutlu mücadele, sonsuza kadar kararlılıkla sürdürülecektir.

Sevdası Türkiye, kaygısı Türk milletinin geleceği olan herkesi İYİ Parti’nin çatısı altında buluşmaya ve milli mücadeleye katkı sağlamaya davet ediyorum.

Operasyon aparatları milletin vicdanında her geçen gün çığ gibi büyüyen İYİ Parti’yi zaafa uğratmaya uğraşsa da yolumuzdan dönmeyeceğiz. Türkiye’yi Türksüzleştirmeyeceğiz! Cumhuriyeti yıktırmayacağız! Türk milletini ve Türk devletini bu karanlık tünelden çıkartacak ve aydınlık ufuklarla buluşturacağız! Neferi olduğumuz Türk milletine saygıyla arz ederim.”

Paylaşın

Türkiye’de Zenginler Son 10 Yılda 13 Kat Daha Zenginleştiler

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu.

Haber Merkezi / En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), Gelir Dağılımı İstatistikleri 2024 Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye’de 2009 ile 2024 yılları arasında emekli  sayısı yüzde 85,3 oranında artarken; tüm gelir içerisinde emekli aylığının payı yüzde 2,7 azalarak yüzde 18,3’ten yüzde 15,6’ya geriledi.

Hanehalkı Kullanılabilir gelire göre bakıldığında; Türkiye için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,379 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,039 puan yükselerek 0,418’e yükselmiştir. İstanbul için Gini Katsayısı 2014 yılında 0,357 iken; 2024 yılında bu gösterge 0,071 puan yükselerek 0,428’e yükselmiştir. Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir.

İstanbul’da hanehalkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibariyle bakıldığında; 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,8 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 14,5 katına çıktı.

Türkiye’de 2014 yılından itibaren ortalama geliri en az artan grup en yoksul yüzde 20’lik gelir grubu olurken; ortalama geliri en fazla artan grup geliri en yüksek yüzde 20’lik grup oldu. En yoksul yüzde 20’lik grubun ortalama geliri son 10 senede 10,7 katına çıkarken; geliri en yüksek yüzde 20’lik grubun ortalama geliri 12,6 katına çıktı.

İstanbul’da en yüksek gelire sahip yüzde 10’luk kesimin payının en yoksul yüzde 10’luk kesimin payına oranı son 10 yılda 9 kattan 14 kata yükseldi. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 10’unun elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı; İstanbul’da 2014 yılında 9,25 iken; 2024 yılında bu oran 13,91’e yükseldi.

İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin olarak hesaplandı. TÜİK 2024 yılı ‘Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ bültenine göre bölgesel düzeyde eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre; İstanbul’daki yoksul sayısı 2 milyon 756 bin kişi olarak hesaplandı.

Konut masrafları yoksul bireylere yük getiriyor. TÜİK Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60’ı dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırının altında olan bireylerden konut masraflarının yük getirdiğini belirtenlerin oranı 2021-2024 yılları arasında yüzde 88,9’dan yüzde 93,8’e yükseldi. Aynı dönem dikkate alındığında; 2021 yılının başından itibaren Tüketici Fiyat Endeksinin ‘Konut’ kalemindeki artışın yüzde 423,7 olduğu görüldü.

Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranı yüzde 29,3 olduğu görülürken; 2021-2024 yılları arasında bu oranın 0-17, 18-64 yaş grupları için azaldığı; 65 Yaş Üstü nüfus için arttığı gözlemlendi. 2021 yılında Türkiye’de 100 yaşlıdan 17’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındayken; 2024 yılında 100 yaşlıdan 23’ü riski altındadır.”

Paylaşın

Türkiye’de Son Bir Yılda 394 Kadın Öldürüldü

Türkiye’de son bir yılda 394 kadın, evli olduğu erkek, baba, oğul, erkek bir akraba veya tanıdığı bir erkek tarafından öldürüldü. Aynı dönemde 259 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Haber Merkezi / Öldürülen 394 kadından 111’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 21’i ekonomik bahanelerle, 2’si nefret bahanesiyle, 27’si diğer bahanelerle öldürüldü. 233 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadınların 226’sı evinde, 76’sı sokakta, 13’ü ıssız bir yerde, 13’ü kamusal alanda, 13’ü arabada, 10’u işyerinde, 6’sı su ve kenarında, 5’i arazide, 4’ü otelde, 3’ü eğlence mekanında, 5’i bunlar dışında bir yerde öldürüldü. 20 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi.

Kadınların 222’si ateşli silahlarla, 113’ü kesici aletlerle, 33’ü boğularak, 14’ü darp edilerek, 3’ü yakılarak, 1’i yüksekten atılarak, 1’i bunlar dışında bir silahla öldürüldü. 7 kadının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2024 yılına ilişkin kadın cinayetleri verilerini açıkladı. Buna göre; 394 kadın öldürüldü, 259 kadın ise şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 394 kadından 111’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile,  21’i ekonomik bahanelerle, 2’si nefret bahanesiyle, 27’si diğer bahanelerle öldürüldü. 233 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

394 kadının 166’sı evli olduğu erkek, 45’i birlikte olduğu erkek, 31’i babası, 30’u eskiden evli olduğu erkek, 29’u tanıdığı biri, 25’i akrabası, 23’ü eskiden birlikte olduğu erkek, 22’si oğlu, 7’si kardeşi, 7’si tanımadığı biri tarafından öldürüldü. 9 kadının öldürüldüğü kişiyle yakınlığı tespit edilemedi. Bu yıl 280 kadın aile içindeki erkek tarafından öldürüldü.

Kadınların 226’sı evinde, 76’sı sokakta, 13’ü ıssız bir yerde, 13’ü kamusal alanda, 13’ü arabada, 10’u işyerinde, 6’sı su ve kenarında, 5’i arazide, 4’ü otelde, 3’ü eğlence mekanında, 5’i bunlar dışında bir yerde öldürüldü. 20 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Bu yıl öldürülen kadınların %57’si evlerinde öldürüldü.

Bu yıl öldürülen kadınların 222’si ateşli silahlarla, 113’ü kesici aletlerle, 33’ü boğularak, 14’ü darp edilerek, 3’ü yakılarak, 1’i yüksekten atılarak, 1’i bunlar dışında bir silahla öldürüldü. 7 kadının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi. Bu yıl öldürülen kadınların %57’si ateşli silah ile öldürüldü.

Bu yıl öldürülen kadınların 72’si 18 yaşından küçüktü ve 20 kadının öldürüldüğü anda koruma kararı vardı. Öldürülen 394 kadının 210’unun çocuğu vardı, 4’ü hamileydi. 143 kadının ise çocuk sahibi olup olmadığı tespit edilemedi. Öldürülen kadınların 197’si evli, 81’i bekardı. 116 kadının ise medeni haline dair bilgi tespit edilemedi.

Paylaşın

Ahmet Türk’ten “Devlet Bahçeli” Yorumu: Samimi

Devlet Bahçeli ile görüşmesine ilişkin konuşan Ahmet Türk, “Tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır” dedi.

İmralı Adası’na giderek Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti heyeti ile birlikte siyasi parti ziyaretlerine katılan Ahmet Türk, dün MHP GENEL Başkanı Devlet Bahçeli ile yapılan görüşme ve süreçle ilgili Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuştu.

Bahçeli ile görüşmeniz nasıl geçti? Sizi nasıl karşıladı?

Gerçekten çok iyi karşıladı. İnsani ilişkileri çok farklı, yakın, candan. Düşüncelerini açık ifade eden bir tavrı vardı. Birileri bu süreci farklı bir noktaya çekmeye çalışıyor.

Bizim tek derdimiz şudur; geçmişte 1000 yıllık Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden inşasıdır. Türklerle Kürtlerin dost olması Ortadoğu’daki geleceğini belirler, demokratik bir geleceğe öncülük yapmış olur. Ortadoğu’nun nereye evrileceğini bilmediğimiz bir dönemde Türkler ve Kürtler yeniden kucaklaşmalı. Yeniden kardeşçe ortak bir geleceği oluşturması gerekiyor. Bizim derdimiz budur. Bunun dışında ne belediyeyi ne de seçimleri düşünüyoruz. Elbette ki demokratik bir anayasa, Kürtleri kucaklayan bir anlayış ortaya çıktığı zaman bizim için mesele yok.

Kimseyle pazarlığımız yok. Bizim pazarlığımız bu ülkede demokrasinin kalıcı hale gelmesidir. Buna ihtiyaç var, Ortadoğu’da yarın ne olacağını kimse bilmiyor. Bugün Ortadoğu’da 50 milyonluk bir Kürt nüfusu var ve hepsinin yüzü Türkiye’ye dönük, kendilerini Türkiye’nin bir parçası olarak görüyorlar. Bunu kalıcı hale getirmek lazım. Yani yersiz tartışmalar yapılıyor, henüz işin başlangıcındayız. Neler olacağını nasıl gideceğine dair henüz ortaya çıkmış bir durum yok.

Kimseyle de bir pazarlık yok ama şu var ki bu seferki hem gelişmeler Kürtler ve Türklerin bir arada olmasını zorlayan bir süreç, zorunlu kılan bir süreç başka şansımız yok, eskisi gibi çok uç şeyleri gündeme getirmemek gerekir çünkü bir pazarlığa dönüşüyor, seçimle bunun ilgisi yok, bir pazarlık yok. Zaman içerisinde çok açık bir şekilde meclisle kamuoyuyla toplumla partilerle paylaşılacak. Bu bir ilk adımdır, ikinci, üçüncü adım nasıl gelişir biz de bilmiyoruz.

Görüşme sırasında Bahçeli’nin tutumu nasıldı? Anlattıklarınıza karşılık verdiği cevaplar itibarıyla tutumu nasıldı?

Çok iyi bir tutumu vardı. Gerçekten sayın Bahçeli’nin tutumunu görünce insan şok oluyor, samimi olduğunu da insan fark ediyor. Artık Kürtlerle Türklerin oturup kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi zamanıdır.

Çok acılı, sancılı süreçler yaşandı. Toplumda bir ayrışmanın bir gerginleşmenin olduğu bir noktada, emperyalizmin tüm güçleriyle Ortadoğu’ya saldırdığı bir noktada kendi meselemizi kendimizin çözmesi gerek. O da aynı bakışta, aynı yaklaşım gösterdi.

Şamil Tayyar’ın kayyum tweeti… Sizce de burada çelişki yok mu, ne dersiniz bu yoruma?

Burada partimin verdiği bir karar üzerine heyete katıldım. Orada bir çelişki yok, bizim için kayyum atanmış bilmem ne bizim tepkimiz halkın iradesine konan ipotek, mevki makam peşinde değiliz. Benim heyete katılmamın devletle ilgisi yok, partimin verdiği karardır.

Bundan sonra ne olacak?

Görüşmelerden sonra tahmin ediyorum ikinci bir görüşme yapılacak

Öcalan’a gidecek mi?

Olabilir, mümkündür. Ondan sonrasına bakacağız artık nasıl bir açıklama yapılacak. Fotoğraf daha net olur.

Erdoğan ile görüşecek misiniz?

Tabii ki bizim hedefimiz bütün siyasi partilerle buluşmaktır. Ama tabii ki bazıları görüşmeyebilir. O bizim meselemiz değil. birileri randevu vermezse yapacağımız bir şey yok.

Erdoğan’dan randevu talebi olacak mı?

Partinin temsili nasıl olur onu bilemeyiz.

PYD ile görüşme olacak mı?

Yok şu aşamada böyle bir şey yok ama biz isterdik ki Türkiye, PYD ile dostane bir ilişki kursun. Şu çok nettir Ortadoğu’nun en seküler halkı Kürtlerdir. Türkiye’nin Kürtleri kucaklaması Ortadoğu’da etkili bir aktör olmasını sağlar.

Paylaşın

Özgür Özel: Tuzu Kuruların Ensesi Kalınların İktidarı Bitiyor

Ardahan’da halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Sizin iktidarınızı, halkın iktidarını, emeklinin, emekçinin, çiftçinin, hayvancılıkla uğraşanın iktidarını kuracağız” dedi ve ekledi:

“Var mısınız halkın iktidarını kurmaya? Var mısınız? Göreceksiniz hep birlikte başaracağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Biz kazanınca yoksullar kazanacak. Biz kazanınca garibanlar kazanacak. Tuzu kuruların, ensesi kalınların iktidarı bitiyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ardahan’da halka seslendi. Erdoğan’ı eleştiren Özel, “Erdoğan diyor ki, ‘Emekliyi asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedim’. Maalesef doğru söylemiyor. Tayyip bey gelmeden önce onun kötülediği 3’lü koalisyon döneminde. Ecevit’in son döneminde en düşük emekli maaşı 1 buçuk asgari ücretti. Bugün asgari ücret 22 bin lira 1 buçuk katı olsa emekli maaşı 33 bin lira olacak. Şimdi 14 bin lira yapmaya hazırlanıyorlar. 14 bin lira emekliyi aç bırakma maaşıdır” diye konuştu.

Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Emekliyi sefalete mahkum etme maaşıdır. 14 bin lira ile emekli ev kirası ödese, Ardahan’da ortalama ev kirası 12 bin 200 lira. Yani bütün evlere ödenen kirayı ev sayısına böl, 12 bin 200 lira. 14 bin lira maaş, 12 bin lira ev kirası. Nasıl olacak bu geçim? Hadi ortalaması 12, en kötü eve razı oldun. 6 bin, 7 bin, 8 bin liradan aşağı ev yok. Maaşın yarısından çoğu kiraya geçiyor. Maaşı kiraya versen aç kalırsın, karnını doyursan sokakta kalırsın.

Diğer taraftan asgari ücrette 17 bin lirayı bir yıl boyunca zam yapmadılar. Neymiş efendim? Asgari ücrete zam yaparsak enflasyon artarmış. Hayatımda duyduğum en büyük yalan. Merkez Bankası hesaplamış, asgari ücret yüzde 1 artınca, enflasyon binde 0,7, 10 binde 7 artıyor. Enflasyonu eğer elektriğe zam yaparken düşünmezsen, doğalgaza zam yaparken düşünmezsen, sene başında MTV, ÖTV’ler arttı, şoför esnafı diyor ki ‘Arabalar eski, kaza yapacağız. Bırak araba değiştirmeyi lastik değiştiremiyorum.’ ÖTV, KDV’yi düşürmezsen enflasyon düşmez.

Geçen sene 17 bin 2 liralık asgari ücrete bir yıl boyunca 1 kuruş zam yapmadılar. Enflasyon işte çıktı yine yüzde 50. Bugün enflasyonu yüzde 1 olarak açıkladılar. Niye? Bugün açıklanan enflasyon toplam enflasyona etki edecek. Yüzde 2,5-3 çıksa, 2 puan fazla zam verecek. Emekliye yüzde 12 değil, 11 vermek için, 16 değil, 15 vermek için bugün enflasyonu geçen sene olduğu gibi bütün zamlar 1 Ocak’tan geçerli, enflasyon yüzde 1 dediler. Yine SSK emeklisinin, yine devlet memurluğundan emekli olanın, Bağ-Kur emeklisinin, tarım Bağ-Kur emeklisinin cebinden para çaldılar.

Yüzde 11 ile, yüzde 15 ile geçim olmaz. 22 bin lira asgari ücretle geçim olmaz. 14 bin lira emekli maaşıyla geçim olmaz. Geçim olmazsa ne olur? Geçim yoksa, seçim var. Erdoğan, dün Sayın Erdoğan Manisa’da benim hemşerilerim bağırıyordu, ‘Geçim yoksa seçim var’ diye. Bugün Ardahan’da Ardahanlı hemşerilerim bağırıyor. Eksi 17 derece sıcaklıkta, Türkiye’nin öbür ucunda, Manisa’dan 2 bin 400 kilometre ötede ses aynı. ‘Geçim yoksa, seçim var.’

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak dün bismillah dedik, ilk çağrımızı Manisa’dan yaptık. Bugün Ardahan’dayız. Birazdan Ardahan’ımızın, Kars’ımızın güzel ilçelerine tek tek gideceğiz. Yarın Kars’tayız. Öbür gün Sarıkamış’tayız. Öbür gün Erzurum’dayız. Haftaya Konya’da, Mersin’de, Kahramanmaraş’tayız. Biz emeklinin sesini duyurmaya, emekçinin sesini duyurmaya, yetimin, yoksulun hakkını aramaya, çiftçimize sahip çıkmaya, arıcımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

“Milletin ve halkın iktidarı geliyor”

Erdoğan zenginlerin dostudur. O emekliye bulamadığı parayı, beşli çeteye, 40 haramilere bulmaktadır. Onun 43 zengin müteahhidinin 37’si geçen sene 1 kuruş vergi vermedi ama buradaki Ardahanlıların vergi vermekten anası ağladı. Elektrik kullanırken vergi, suda vergi, mazota vergi, ekmeğe vergi, kıyafete vergi, kırtasiyeye vergi, bu vergilerin; dolaylı vergilerin toplamı yüzde 67. Yüzde 20 de maaşlarından kestin, yüzde 87. Şirketler ne verdi? ‘Yüzde 13’ dedin, yüzde 11 vergi toplandın.

Koca koca holdinglerden, koca koca zenginlerden, 40 haramilerden yüzde 11, garibandan, emekliden, emekçiden yüzde 87. Lanet olsun böyle düzene. Bu düzeni değiştireceğiz. Sizin iktidarınızı, halkın iktidarını, emeklinin, emekçinin, çiftçinin, hayvancılıkla uğraşanın iktidarını kuracağız. Var mısınız halkın iktidarını kurmaya? Var mısınız? Göreceksiniz hep birlikte başaracağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Biz kazanınca yoksullar kazanacak. Biz kazanınca garibanlar kazanacak. Tuzu kuruların, ensesi kalınların iktidarı bitiyor. Ardahanlıların iktidarı geliyor, milletin ve halkın iktidarı geliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

DİSK: Milyonlarca İşçinin 28,5 Puanlık Zammı Gasp Edildi

İşçi, memur ve emekli maaş zamlarına ilişkin açıklama yapan DİSK, açıklamasında, “12 Aylık ortalamalara göre  enflasyon yüzde 58,51, asgari ücret zammı sadece yüzde 30. Milyonlarca işçinin 28,5 puanlık zammı gasp edildi” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “2024 yılı son 6 aylık enflasyon yüzde 15,75. İşçi ve Bağ-Kur emeklileri için uygulanacak zam oranı yasa gereği yüzde 15,75, memur emeklileri zam oranı yüzde 11,54” denildi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK, 2024 yıl sonu enflasyon verileriyle hesaplanan işçi, memur ve emekli maaş zamlarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“TÜİK milyonların ekmeğiyle oynadı!
Resmi enflasyon oranları açıklandı!
Aralık 2024 enflasyonu sadece yüzde 1,03!!!
2024 yıl sonu resmi enflasyonu yüzde 44,38
12 Aylık ortalamalara göre enflasyon yüzde 58,51!

Asgari ücret zammı sadece yüzde 30!
Milyonlarca işçinin 28,5 puanlık zammı gasp edildi.
2024 yılı son 6 aylık enflasyon yüzde 15,75!
İşçi ve Bağ-Kur emeklileri için uygulanacak zam oranı yasa gereği yüzde 15,75.
Memur emeklileri zam oranı yüzde 11,54!”

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre enflasyon, Aralık 2024’te aylık bazda yüzde 1,03 olurken, yıllık bazda yüzde 44,38’e geriledi.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise tüketici fiyatlarında artışı aylık 2,34; yıllık yüzde 83,40 olarak hesapladı.

TÜİK’e göre yıllık bazda en hızlı fiyat artışı yüzde 91,64 ile eğitimde kaydedildi. Fiyat değişimi en az, yüzde 25,88 artışla ulaştırmada görüldü. Aylık bazda giyim ve ayakkabı kategorisinde eksi yönlü fiyat hareketi görülürken ev eşyası yüzde 2,78 ile artışın en yüksek yaşandığı grup oldu.

TÜİK Kasım ayında enflasyonun aylık yüzde 2,24; yıllık yüzde 47,09 oranında arttığını hesaplamıştı.

Aralık verisiyle birlikte emekli zamlarına etki eden altı aylık enflasyon farkı da belli oldu. Altı aylık enflasyon oranı yüzde 15,75 olarak hesaplanırken SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında bu oranda artış yapılacak.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Ahmet Türk” Sorusu: Muteber İse Neden Görevden Aldınız?

DEM Parti heyetinde yer alan Ahmet Türk’ün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Lideri Devlet Bahçeli ile görüşmesine atıfta bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ahmet Türk muteber ise neden görevden aldınız?” diye sordu.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, Esenyurt Belediyesi önünde Kent Lokantası açılışında konuştu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Ekrem İmamoğlu, dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşen DEM Parti heyetine atıfta bulunarak kayyum politikasına ve yerine kayyum atanan eski Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutukluluğunun devam etmesine tepki gösterdi.

DEM Parti’nin TBMM ziyaretleri heyetinde DEM Parti Milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder ile birlikte yer alan yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ü örnek gösteren İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

”Dün ne oldu devletimizin terörist diye görevden aldığı Sayın Ahmet Türk, devlet protokolümüzün ikinci sırasında yer alan TBMM Başkanı ile görüştü. Ardında da devletimizi yöneten ittifakın ortağı partinin genel başkanıyla bir araya geldi.

Yani devlet terörist diye görevden aldığı bir belediye başkanını devlet protokolü kapsamında kabul etti. Demek ki; Ahmet Türk muteber biri. Bize göre de öyle zaten ama bakıyorsunuz daha dün bir ay önce koca harflerle terörist yazıyorsun bakanlığın sitesine yerine kayyum atanmış Mardin’i yönetiyor. Muteber biriyse neden terörist diyerek kayyum atadınız. Terör bağı varsa neden devlet protokolüyle karşılıyorsunuz? İşte dün yaşanan bu garabet Esenyurt’ta yaşanan garabettir. Dün devletimizi düşürdükleri durum, tam da Ahmet Özer hocamızın yaşadığıyla aynıdır.”

Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Esenyurt’ta 2022 yılında yaşanan sel felaketinden sonra çizmelerini giyerek bölgeye gitmesini işaret eden İmamoğlu şunları söyledi:

“İşte sorunu yaratan aklın temsilcileri ise bizim burada yürüttüğümüz bu çalışmanın tam da göbeğinde yağan bir yağmurdan sonra çizmelerini giyip burada şov yapmışlardı. O zaman demiştim ben çizmelerimi yağmurdan sonra şov yapmak için giymem. Yağmurdan önce, yağmur yağınca sel o insanları rahatsız etmesin diye proje başlatmak için çizme giyerim demiştim. İşte bu millet o arkadaşı evine gönderdi, bizim söylediğimiz anlayışı da bu ilçede iktidar yaptı.”

Paylaşın

KKM’nin Maliyeti 1 Trilyon 200 Milyar Lirayı Buldu

İPA Başkanı Buğra Gökçe, Merkez Bankası verilerine atıfta bulunarak, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar lirayı bulduğunu ifade etti.

Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk” dedi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökçe, Resmi Gazete’de yayımlanarak sona erdirilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasına ilişkin sert eleştirilerde bulundu. Sosyal medya hesabından bir programa ait video paylaşan Gökçe, KKM’nin mali yüküne dikkat çekerek, “Vatandaşa verilmeyen zam kimin cebine gitti?” sorusunu gündeme getirdi.

Paylaştığı videoda, KKM’nin Türkiye ekonomisine getirdiği ağır yükleri detaylı bir şekilde açıklayan Gökçe, uygulamanın bütçeden devasa kaynaklar tükettiğini ve bu durumun dar gelirli kesimler üzerindeki etkisini vurguladı. Gökçe, KKM’ye harcanan bütçenin sosyal yardımlara, emekliye ve kamu çalışanlarına aktarılamadığına dikkat çekti.

Videoda, Merkez Bankası verilerine dayanarak konuşan Gökçe, KKM için harcanan toplam miktarın 1 trilyon 200 milyar TL’yi bulduğunu ifade etti. Bu rakamın Türkiye’nin son iki yıldaki toplam yatırım bütçesine eşit olduğunu belirten Gökçe, “Eğer bu kaynak KKM’ye aktarılmasaydı, Türkiye iki katı yatırım yapabilirdi. Parayı nereye gömdük? Emeklinin, çalışanın, asgari ücretlinin hakkını zenginin cebine koyduk,” dedi.

Gökçe, KKM uygulamasının toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini savundu. Uygulama kapsamında zengin kesimlerin menfaatine olan bir dağıtım yapıldığını belirten Gökçe, “Kur korumalı mevduat ile zengine, parasını dövize çevirmemesi karşılığında Türk lirasında tutması için ödeme yaptık. Bu, akıllara ziyan bir şey,” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Veriler Yaptıklarımızın Doğruluğunu Teyit Ediyor

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin konuşan Erdoğan, “Enflasyon verileri yaptıklarımızın doğruluğunu teyit etmiştir. Yıllık enflasyon 2023 sonuna göre 20 puan, zirveye göre 31 puan düşmüştür. 2025’te de OVP ve Enflasyon Raporu’yla beraber seyredecektir. Umut verici gelişmeler sürecek. Piyasalar hükümetimize, programımıza güveniyor” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “2024 yılı ihracat rakamlarının açıklanması programı”nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “İsrail’le ticari faaliyetlerini durduran tek ülke Türkiye olmuştur. Katliamların bir an önce durması kalıcı barışın yolunun açılması için gayret ediyoruz. Hükümetimizin aldığı bu karara destek veren şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Her yıl bir önceki yılın dış ticaret rakamlarını değerlendirmek iktidarımızın bir geleneği oldu. Bu toplantılarımıza büyük önem veriyoruz. Bunu aynı zamanda halka hesap vermenin bir yolu olarak görüyoruz. Her yıl artan dış ticaret rakamlarının bir tarafından hükümet varsa diğer tarafında özel sektörümüz bulunuyor. Ürünlerimizi dünyanın dört bir yana ulaştıran iş dünyasının temsilcilerini tebrik ediyorum.

Türkiye olarak bölgesel gelişmeler bağlamında belirsizliklerle dolu bir yıl geçirdik. Rusya-Ukrayna savaşı kimi zaman çok tehlikeli boyutlara vardı. Koronavirüs döneminde geçici denilerek devreye alınan önlemler küresel ekonomiyi geçen yıl da etkiledi. Jeopolitik gerilimler, siyasi çalkantılar, henüz tam istenilen seviyeye gelinemeyen enflasyonla mücadele dünyaya geçen yıl damga vurdu. 2025’te bizi nispeten daha iyi bir yıl bekliyor. Toparlanmayla birlikte salgın öncesi rakamların altında seyredeceği anlaşılıyor.

Kendimize yeni pazarlar, yeni ticaret ortakları bularak riskleri minimize etmeye çalışacağız. Küresel mal ve hizmet ticareti 2025 yılı için olumlu sinyaller vermesine karşın daha tedbirli hareket etmemiz gerekiyor.

“Nereden nereye…”

Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla ilerlemektedir. Büyüme stratejimizle yeni başarı hikayeleri yazmaya devam ediyoruz. 3. çeyrekte yüzde 2,1 büyüyen ekonomimiz, 17 çeyrektir kesintisiz büyüyor. Böylece ilk 9 ayda yüzde 3,2 büyümeye ulaştık. 2024’te ekonomimiz 3. çeyrekte yıllıklandırılmış 1 trilyon 260 milyar doları buldu. Kişi başı gelirimiz 15 bin doları aşmasını, 2025’te 17 bin doları aşmasını bekliyoruz. Nereden nereye…

Yüzde 4 büyümeye ulaşmayı hedefliyoruz. İstihdam son 1 yılda 1 milyon 31 bin kişi arttı, 2024 ekim ayında 32 milyon 970 bin kişi istihdamla tarihin en yüksek seviyeyi gördük. Ocak-Ekim’de işsizlik 8,8 ile son 23 yılın en düşük düzeyine inmiştir. 2023 Haziran ayında başlayan ve enflasyonla mücadelede ilk aşama haziranda bitmiş, 2. aşama dezenflasyon dönemi başlamıştır.

Bugün açıklanan enflasyon verileri yaptıklarımızın doğruluğunu teyit etmiştir. Yıllık enflasyon 2023 sonuna göre 20 puan, zirveye göre 31 puan düşmüştür. 2025’te de OVP ve Enflasyon Raporu’yla beraber seyredecektir. Umut verici gelişmeler sürecek. Piyasalar hükümetimize, programımıza güveniyor.

Bugün dünyanın her köşesinde ihracattayız. 2024 yılının ihracat rakamlarına baktığımızda bunu görüyoruz. 2024 yılı aralık ayında ihracatımız yüzde 2,2 artışla 23,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Böylece aylık ihracat rekoru kırdık. İthalat 11,1 artışla 33,1 milyar dolar oldu.

İhracatta cumhuriyet tarihi rekoru kırdık. 2023’e göre yüzde 2,5 artışla 262 milyar dolara çıktı. Dış ticaret dengemizde 106,3 milyar olan açık, 2024’te 82,2 milyar dolara kadar indik. Açığı 24 milyar dolar düşürdük. En fazla ihracat yapan 5 ilimiz İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa ve Tekirdağ’dır. Döviz ihracatımız azalırken makroekonomik göstergelerimiz güçlenmektedir. İhracat rakamlarının ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

Geçtiğimiz sene 2024 yılı mal ve hizmet ihracatı için sizlere 375 milyar dolar hedefini koymuştum. Hamdolsun size olan güvenimi boşa çıkartmadınız. 2025 yılında toplamda 390 milyar doları geçeceğimize inanıyorum. Önümüzdeki yıl bu rakamı da aşan bir ihracata ulaşacağımıza ben Cumhurbaşkanınız olarak sizlere güveniyorum.”

Paylaşın