Elazığ: Buzluk Mağarası

Buzluk Mağarası; Elazığ’ın Harput Mahallesi, Obuz Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Buzluk Mağarası, buzluk taşı denilen kayalıkların arasında derinliği 150-200 metre olarak tahmin edilen bir doğa harikasıdır. Mağaranın jeomorfolojik özelliği ve şekli ile burada gerçekleşen klimatolojik şartlardan dolayı sıcak yaz aylarında mağarada doğal olarak buz oluşmaktadır. Kış aylarında ise buz teşekkül edememektedir. Bu nedenle, yer altı hava akımı sonucunda mağara kışları sıcak, yazları ise soğuktur. Dünyada bu çeşit mağaraların sayısı çok azdır.

Buzluk Mağarası’nın üzerinde yer alan çöküntü dolini, doğu-batı yönünde 110 metre boyunda ve 50 metre genişliğinde elips şeklindedir. Dolin aynı zamanda buraya düşen yağışların toplandığı, mağaranın en önemli su deposu vazifesini görmektedir. Buzluk Mağarası’nın girişinde bir eyvan kısmı vardır. Sonraki bölümde buz tabakalarının oluştuğu birinci kısma inilmektedir.

Eski dönemlerde yöre insanları haziran, temmuz ve ağustos aylarında bu mağaradan çıkardıkları buzları hayvan sırtlarında Harput’a getirip satıyor ve para kazanıyorlardı.

Yaz aylarına burası öncelikle yerli turistlerin akınına uğramaktadır. Buzluk kayalıklarından kuzeye bakıldığı zaman Keban Baraj Gölü’nün masmavi güzelliği Pertek İİçesi’nin yeşilliği ile bütünleşerek izleyenlere eşsiz bir doğal tablo sunmaktadır. 1990 yılında doğal yapısı korunarak iniş basamakları ve aydınlatması yapılan mağaranın turistler tarafından daha kolay ziyaret edilmesine olanak sağlanmıştır.

Paylaşın

Elazığ: Hazar Gölü

Hazar Gölü; Elazığ’ın güneydoğusunda ve il merkezine 26 kilometre uzaklıktaki tektonik bir göldür. Elazığ – Diyarbakır karayolu güzergahında olup, Hazarbaba ve Mastar dağları arasındadır.

Denizden 1250 metre yükseklikteki gölün uzunluğu yaklaşık 22 kilometre olup en geniş yeri ise 5-6 kilometredir. Yüzölçümü 86 kilometreyi bulan gölün derinliği 200-250 metre arasında değişmektedir.

Hazar Gölü’nden turistik ve ekonomik olarak yararlanılmaktadır. Çevresindeki kamu kurum ve kuruluşlarına ait kampları, tatil siteleri, ikinci konutlarıyla tam bir tatil merkezi görünümünde olan Hazar Gölü, tertemiz berrak suyu, halka açık mavi bayraklı plâjlarıyla Elazığ’ın tatil ve dinlenme merkezi konumundadır. Gölün içerisinde olan Batık Kent birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş önemli yerlerden biridir.

Hazar Gölü’nde uluslarası spor şenlikleri, uluslararası Hazar şiir akşamları gibi etkinlikler de gerçekleştirilmektedir. Adeta cennetten bir köşe olan Hazar Gölü, bütün bu özellikleri dikkate alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Koordinasyon Daire Başkanlığı’nca yapılan çalışmalar neticesinde Avrupalı Seçkin Destinasyonlar arasında gösterilmiştir.

Paylaşın

Elazığ: Harput Kalesi

Harput Kalesi; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kaleye, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tarihsel kaynaklara göre Harput Kalesi, MÖ 8’inci yüzyılda Urartu Krallığı tarafından kurulmuştur. MÖ 6’ncı yüzyıldan itibaren Persler’in hâkimiyeti altına girmiştir. MÖ 1’inci yüzyıl ile MS 11.’inci yüzyıl arasında Part, Roma, Sasani, Bizans ve Abbasiler arasında büyük mücadelelere sahne olmuş, 11. yüzyılın sonuna kadar Bizans hâkimiyeti altında devam etmiştir.

Bu süre zarfında Ziata Castellum ve Kharpete, Arapça’da Hısn-ı Ziyad adıyla anılan kale, 1085 yılında Çubukoğulları, 1112 yılında Artukoğulları, 1234 yılında Selçuklular’ın egemenliği altında kalmıştır. Kale, Çubuk Bey’in, Artuklu Beyi Belek Gazi’nin ve Selçuklu Beyi Alaeddin Keykubad’ın hükümet merkezi olmuş, 1366 yılında Dulkadiroğulları ve Akkoyunlu devletleri arasında sık sık el değiştirmiştir.

Kale, 1465 yılında Akkoyunlu Hükümdarı Hasan Bahadır Han (Uzun Hasan) tarafından ele geçirilerek Akkoyunlu idaresine alınmıştır. Harput Bölgesi ve Kalesi, 1515 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı İmparatorluğu’nun idaresine geçmiştir.

Harput Kalesi hakkında çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Bir rivayete göre kalenin yapımı sırasında yaşanan su kıtlığı nedeniyle, zamanın hükümdarının emriyle harcın hazırlanmasında su yerine süt kullanıldığı, bu yüzden de kaleye “Süt Kalesi” dendiği söylenmektedir.

İç kale ve dış surlar olmak üzere iki bölümden meydana gelen Harput Kalesi’nin özgün bir yapı olarak günümüze kadar korunabilmesinde Artuklu Dönemi’nde yapılan onarımların katkısı büyüktür. Kale daha sonra Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlı Dönemi’nde de onarımlar görmüştür.

Kalesinin dış surları tamamen yıkılmıştır. Yalçın kayalar üzerinde inşa edilen ve kuşatılması oldukça zor olan kale, içerisinde hastane, tahıl ambarı, darphane, su sarnıcı, cephanelik, cami ve çok sayıda sivil yapının bulunduğu büyük bir mahalledir.

Paylaşın

Edirne: Uzunköprü, Telli Çeşme

Telli Çeşme; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Telli Çeşme Meydanı’nda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1800’lü yıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Çeşmenin suyu Sultan II. Murat’ın getirttiği su şebekesinden sağlanmıştır. 1960 yılında asıl yerinden alınıp 4-5 metre uzağa şimdi bulunduğu yere taşınmıştır.

Günümüzde iki musluğu olan çeşme 4 musluklu olarak tek parça som mermerden yapılmıştır. Yine mermerden bir adet yalağı bulunan çeşmenin üzeri Lale Devri süslemeleri ile aynı özellikleri taşıyan kıvrık dallar, rumiler, sarkıtlı-saçaklı süsler, selvi ve artık nesli tükenmiş olan İstanbul lalesi motifleri ile süslenmiştir.

Sanat tarihi yönünden çok değerli bir yapıttır. Ne yazık ki 1920-1922 Yunan İşgali sırasında bu süslemeler ile çeşmenin dört tarafında bulunan kitabelerin üzeri kazınmıştır. Bu yüzden yapılış tarihi ve kim tarafından yaptırıldığı hakkındaki bilgiler silinmiş, süslemelerinse yalnız izleri kalmıştır.

Paylaşın

Edirne: Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi

Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi; Edirne’nin Uzunköprü İlçesine bağlı Kırıkkavak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gazi Turhan Bey Türbesi, caminin hemen yanında yer almaktadır. Cami ve türbenin sağlam durumunu gösteren fotoğraflar bulunmuş, bilgi ve belgeler ile röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri onaylanmıştır. Türbe kare planlı ve kübik gövdeli, üzeri sağır ve yüksek kasnakla geçilen bir kubbe ile örtülüdür. Türbe düzgün kesme taşlarla yapılmıştır.

Türbe kapısı ve her cephede yer alan ikişer pencere açıklıkları düz lentolu olup sağır alınlıklı sivri kemerlere sahiptir. Gazi Turhan Bey’in Kırkkavak Köyü’nde cami, türbe, imaret, medrese, hamam ve zaviye yaptırdığı 1454 tarihli vakfiyesinden bilinmektedir. Köyün hemen dışında yer alan külliye hakkında net ve ayrıntılı bir bilgi bulunmamaktadır.

Cami’de yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Beden duvarlarında, minare kaidesinde ve üst örtüde taş ve tuğla örülerek hem almaşık hem de kasetleme tekniği uygulanmıştır. Minare gövdesi ve kemerlerde yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli olarak yapılan cami, kuzeybatı köşesinde yer alan minaresiyle anıtsal bir görünüme sahiptir.

Camide toplamda dört pencere yer almaktadır. Kuzey cephesinin batı ucunda giriş kapısı bulunmaktadır. Tüm cephelerinde ahşap kiriş ve hatıllara ait izler görülmektedir. Kiriş ve hatıl izlerinden, son cemaat yerinin ahşap bir çatı ile kapatılmış olabileceğini anlamaktayız. Güney duvarı ortasında beşgen planlı mihrap nişi yer almaktadır. Bu niş, tamamen alçı ile kaplı olup, beş sıra mukarnaslı kavrasaya sahiptir.

Tek süsleme öğesi olan iki gül rozeti burada yer alır. Dökülen sıvalardan kubbe ve geçişlerde yapı malzemesi olarak tuğla kullanıldığını görmekteyiz. Minaresi, poligonal kaideli, silindirik gövdeli ve tek şerefeli olarak yapılmıştır. Minareye, sivri kemerli bir kapı ve dört merdivenle ulaşılmaktadır. Ayrıca şerefeye ulaşılan merdivenlerin ahşaptan yapıldığını bilmekteyiz. Gazi Turhan Bey’e ait bu külliye kompleksi içerisinde yer alan diğer yapılar günümüze sağlam kalmıştır.

Paylaşın

Edirne: Uzunköprü, Muradiye Camii

Muradiye Camii; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Değirmenci Mahallesi, Hayrabolu Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Muradiye camisinin ilk yapımında kubbeli olduğununa dair minyatür resimler bulunduğu da belirtilmektedir. Caminin ön, arka ve yan saçak örtüleri düz çatı olarak yapılmıştır. Sağ ön köşede kesme taştan yapılmış tek şerefeli bir minaresi vardır.

Zaman aşımı nedeniyle pek yıkkın duruma gelen camiyi 1621 yılında II.Osman yeniden onartmış, duvarları kendi moloz taşları ile yapılmıştır. Caminin ilk kuruluşundaki durumunu belirten minyatür resimde bahsedilen ortasındaki kubbe bölümü bütünü ile değiştirilmiş, çatı beşik örtü durumuna getirilmiş ve kurşunla kaplanmıştır.

22×19 m. boyutunda, dikdörtgen biçimindeki caminin, bu boyutlara göre duvardan pek alçaktır. Yüksekliği 5.70 metrediCaminin önünde 3.80 X 22.20 metre boyutunda bir sundurması vardır. Sundurmanın çatısı on iki ahşap direk üzerine basmaktadır. Daha sonraki onarımlarda sundurmanın direkleri kaldırılmış, yerine duvar örülmüştür.

Caminin çatısı duvarlar ve iki sütun üzerine oturtulmuştur. Osmanlı dönemi camilerinde yapılmış, dikdörtgen beşik örtülü camilerinin en büyüğüdür. Caminin içinde on iki ahşap direk üzerine oturtulmuş bir harimi vardır.

Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinde Çelebi ve II.Murat Devri yapıtında Uzunköprü II.Murat camisinin mihrabı güneyden doğuya 30 derecedir. Oysa Uzunköprü’de caminin kıblesi 34.5 derece olması gerekir diye saptamıştır.

Caminin avlusu ve güneyinde haziresi (mezarlığı) bulunmaktadır. Bu mezarlıklarda Uzunköprü’nün ünlü kişileri gömülüdür. Caminin sol ilerisinde imarete ait aşhane ve medrese bulunmaktaydı. Caminin üç kapısı vardır. Sundurmadan geçen ön giriş kapısı, batı kapısı ve kadınlar kapısı denilen doğu kapısıdır.

Avlusunda da üç kapısı vardır. İkisi batıda biri de doğudadır. Batı üst kapısı üzerinde, Ergene medresesi müderrislerinde Enisü’l-Müsamirin adlı Edirne tarihini yazan Abdurrahman Hibrinin yazmış olduğu Mermer yazıt vardır. Yazıtta, Camiyi II.Murad’ın 1443 yılında yaptırdığı ve II. Osman’ın 1621 yılında onarttığı yazılıdır.

Cami Şadırvanı

Uzunköprü’de Muradiye camisi avlusunda, caminin giriş kapısı karşısında, atalarımızın otağ çadırlarını andıran, üst çatısı piramit biçiminde bir külahla örtülü bir şadırvanımız vardır.

Caminin ayrılmaz bir öğesi olan şadırvan halkın abdest almaları için yapılmış üstü kapalı, çok musluklu bir çeşmedir, ilk yapıldığında suyu Sultan II.Murad’ın Malkoç yöresinden getirttiği su şebekesinden sağlanıyordu. Günümüzde ise kent su şebekesine bağlandığı gibi bir kuyudan santrifüjle de su sağlanabilir durumdadır.

Şadırvan sekizgen prizma biçiminde bir hazinesi ve sekiz muslukludur. Her musluğun önünde, üstü ahşap beton oturma yerleri ve suların etrafa sıçramaması için derince bir yalak vardır, çatısı ilk yapıldığında, sekiz ahşap direk üzerine oturtulmuştu. Yeniden yapılanmasında ise sekiz demirli beton direk kullanıldı. Eski özgün yapısına bağlı kalınarak, hayırsever Sayın Ahmet Akalın tarafından günümüzdeki duruma getirilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Aziz Ioannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi

Aziz Ioannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Büyük Şehsuvarbey Mahallesi, Gazi Mahmut Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1875 yılında o dönemde Uzunköprü’de yaşayan Rumlar tarafından Aziz İoannis Prodromos (Vaftizci Yahya) adına yaptırılan Ortodoks kilisesidir. Moloz taştan inşa edilmiş, yer yer süs olarak tuğlalar kullanılmıştır.

Üç nefli (salonlu) bazilika tipindedir. Yarım kubbelidir. Apsis (mihrap) ve çatısı alaturka kiremit ile kaplıdır. Apsis ve salonları yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelidir. Orta nefin duvarları altısı sağda altısı solda olmak üzere 12 Havari’yi tek tek betimleyen freskler ile bezenmiştir.

Yapılış yılı olan 1875’ten Lozan Anlaşması’nda varılan Mübadele (Karşılıklı Yer Değiştirme ) kararı sonucu Rum ahalinin 1924’te bölgeyi terk etmelerine kadar kilisede 17.000 ‘den fazla kişinin vaftiz edildiği bilinmektedir.

Rum ahali giderken çanı da dahil olmak üzere kilise içerisinde bulunan tüm taşınır eşyaları beraberlerinde Yunanistan’a götürmüşlerdir. Kiliseye ait olan büyük çan şu anda İskeçe Kilisesi’nde kullanılmaktadır. Bu tarihten 2011 yılına kadar kilise kullanılmadan atıl bir halde bırakılmıştır.

Uzunköprü Belediyesi tarafından Kasım 2011 tarihinde başlatılan restorasyon çalışmaları 2013 yılında tamamlanmış, eski ihtişamlı görünümüne kavuşturulan tarihi kilise Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı büyük bir törenle 11 Mayıs 2013 tarihinde yeniden açılmıştır. Günümüzde kilise Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Edirne: Uzunköprü, Özgürlük Anıtı

Özgürlük Anıtı; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Muradiye Camii Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türk demokrasi tarihinin dönüm noktalarından biri olan II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin anısına yapılmış olan demokrasi anıtıdır. Osmanlı Devleti’nin 23 Temmuz 1908’de ikinci kez ilan ettiği meşrutiyet ile mutlak monarşiden parlamenter rejime geçmesiyle o güne dek görülmemiş bir özgürlükler dönemine girmiştir.

Bu büyük olayın bir ifadesi olarak meşhur Osmanlı aydınlarından ve dönemin Uzunköprü kaymakamı Mazhar Müfit Kansu ile Belediye Başkanı Hafız İsmail Yayalar’ın öncülüğü ve girişimleriyle 11 Aralık 1908’de köprünün ilçeye bakan sol baş tarafına dikilmiştir.

6 m yüksekliğinde olan anıt 2 m2’lik bir zemin üzerine inşa edilmiştir. İlk yapıldığında ön tarafına insanların, sol tarafına ise hayvanların kullanması için iki adet çeşme konulmuştur. Ancak 1938’de bu çeşmeler kaldırılmış ve üzerleri kapatılmıştır.

Fransız İhtilali’nin dört büyük ilkesini ifade eden Hürriyet, Adalet, Eşitlik (Müsavat) ve Kardeşlik (Uhuvvet) sloganları tabletler üzerine yazılarak tüm Türk tarihinin ilk hürriyet ve demokrasi anıtı olan Hürriyet Anıtı’nın dört yüzüne yerleştirilmiştir. 1964 yılındaki köprü restorasyonu sırasında anıt asıl yerinin 1 m soluna taşınmış, bu taşınma işlemi sırasında ise orijinal tabletler kaybolmuştur.

Günümüzde anıt üzerinde bulunan tabletler asılları olmayıp kaybolduktan sonra yaptırılan kopyalarıdır. Unutulmaya yüz tutmuş olan Hürriyet Anıtı yapılan restorasyonla tümüyle yenilenerek yapımından tam 104 yıl sonra 11 Aralık 2012 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Geçkinli Köyü Şehitliği

Geçkinli Köyü Şehitliği; Edirne’nin Süloğlu İlçesine bağlı Geçkinli Köyü, Sığır Yolu Mevkii’nde yer almaktadır.

Şehitliğe, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıta taş döşeli bir yolla ulaşılır. Anıt, prizma bir kaide üzerine mermer piramidal bir sütun halindedir. Ön cephesinde arapça yazılmış bir kitabesi vardır.

Anıtın dikilmesine neden olan savaşın tarihsel bilgisi şöyledir:

Balkan Savaşı’nda Geçkinli bölgesinde Bulgar ordusuna ait iki tümene karşı 3.Tümenimiz ile birlikte İzmit Redif Tümeni savaşmıştır. Düşmanın Geçkinli Köyü’nün kuzeyindeki höyüğü alma amacı, çatışmanın burada şiddetlenmesine neden olmuş ve birliklerimiz burada pek çok şehit vermiştir.

Paylaşın

Edirne: Tatarlar Köyü Türbesi

Tatarlar Köyü Türbesi; Edirne’nin Süloğlu İlçesi, Tatarlar Köyü, Ayazma Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kare planlı ve baldaken türbeler grubuna giren Tatarlar Köyü Türbesi’nin örtüsü, iç mekânı ve taşıyıcı sistemi büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kriptası (mezar odası) olan türbenin oturmalığı kaba yonu taş, diğer kısımları ise tuğla ile inşa edilmiştir.

Kare planlı ve tuğla malzemeyle örülmüş ayakların taşıdığı sivri kemerler üzerine binen kasnağa oturan örtü günümüzde mevcut değildir. Ancak mevcut izler ile benzer örnekler türbenin, olasılıkla poligonal kasnak üzerinde yükselen ve pandantiflerle geçilen bir kubbe ile örtülü olduğunu göstermektedir.

Dört sıra kaba yonu taşla örülmüş oturtmalık üzerinde yükselen ve kare planlı tuğla ayaklar üstten, sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Tamamen açık olan kemerler de ayaklar gibi tuğla ile örülmüştür. Kemerler, cepheye göre biraz daha içeriden başlamaktadır.

Yapının zemin döşemesi, sandukası, kriptası gibi konularda kesin yargıya varmamızı sağlayacak veriler ne yazık ki yok edilmiştir. Ancak oturtmalığın duvar dokusunda, döşemeye ait olması muhtemel ahşap hatıl ve kemer üzengi noktalarında, kemerleri birbirine bağlayan gergilere ait izler dikkati çekmektedir.

Paylaşın