Vitor Pereira: Henüz Yolun Yarısındayız

Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, HJK Helsinki maçının ardından yaptığı açıklamada, “İki maç oynayacağız, ilk maç bitti. Henüz yolun yarısındayız. 1-0’lık skor Finlandiya’da sahada çok çalışmamız gerekeceği anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, 1-0 galibiyetimizle tamamlanan HJK Helsinki maçının ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu.

İlk olarak genç oyuncular Muhammed ve Arda’yla ilgili değerlendirme yapan Pereira, “Çok gururluyum. Bugün gerçekten sahada çok iyi iki karakter gördüm. Gerçekten genç oyuncularımız çok kaliteli bir oyun ve karakterli bir görüntü sergilediler. Böylesine bir maçta problemsiz oynadılar. Tecrübeli futbolcular arasında ki tecrübeli olanlar da çok iyi performans sergiledi. Hafta boyunca çok çalıştılar, kendilerine çok inanıyorlar. Muhammed çok iyi bir gol attı onun için çok mutluyum. Aynı zamanda kaliteli bir oyun sergiledikleri için çok mutluyum. Onlar genç oldukları için değil kaliteli ve karakterli oldukları için oynadılar.” dedi. Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Pereira’nın açıklamaları şu şekilde:

“Kendi tecrübeme dayanarak şunu söyleyebilirim ki, genç oyuncuları yetiştirebilmek ve parlatabilmek istiyorsanız onlara her şeyden önce süre, özgüven vermeniz gerekir. Etrafındaki oyuncu grubunun özgüven vermesi, hata yaptıklarında onları desteklemesi gerekir. Bunlar olunca, oyuncuda kalite de varsa o zaman genç oyuncular parlayabiliyorlar. Tabii ki onların genç olması oynayacaklarının garanti olduğu anlamına gelmez. Kalite de varsa bu oyuncular bu şekilde gelişebilirler. Ben kariyerimde Avrupa’nın en büyük kulüplerinden biri olan Porto’da çalıştığımda 5 yıl altyapıda göre aldım. Arda karakterinde ve kalitesinde çok az oyuncu gördüm. Sürekli işine konsantre olup kendini geliştirirse keza Muhammed de öyle, ikisi de hiç şüphe yok ki Türk futbolu için çok önemli futbolcular olacaklar.

“Henüz yolun yarısındayız”

Kolay değil böylesine kapalı ve kompakt oynayan takımlara karşı, hatlarını birbirine bu kadar yakın tutan ve kapanan takımlara karşı oynamak kolay değil. Boşlukları bulabilmek için sabırlı olmanız gerekiyor. Devre arasında bu boşlukları bulabilmek ve değerlendirmek için neler yapmamız gerektiğini tekrar anlattık ve ikinci yarıda yansımalarını sahada gördük. Kariyerimde kupalar kazandıran çok fazla büyük maç oynadım. Ama bu maçında benim için çok özel bir yeri olacak. İki maç oynayacağız, ilk maç bitti. Henüz yolun yarısındayız. 1-0’lık skor Finlandiya’da sahada çok çalışmamız gerekeceği anlamına geliyor.

Bugün oyuncularımın sahaya koyduğu karakterden dolayı gururluyum. Tecrübelilerin performansından, oyuna giren gençlerin ortaya koyduğu karakterden gerçekten çok gururluyum. Takımımla gurur duyuyorum. Taraftarlarımızla gurur duyuyorum. Hem camia olarak, takım olarak ve taraftar olarak çok güzel bir ruh ortaya koyduk. Zorlukların üstesinden gelebilmek için. Çok önemli sakatlıklar yaşadık, henüz sezonun başı play-off oynuyoruz. Bu da elimizdeki opsiyonları azalttı ama takım ruhu ve taraftarlarımızın desteğiyle üstesinden gelmeyi becerebildik ve birlik olduk. Bu maç her zaman aklımda kalacak. Bugün ortaya koyduğumuz ruh ne kadar zorlukla karşılaşırsanız karşılaşın bunun üstesinden gelebilmek için bir karakter göstermenin sahaya yansımasıydı. Sakatlıklar hakkında tek bildiğim yarın MR çekecekler, MR sonuçları geldikten sonra durumların ne olduğunu sağlık ekibi benimle paylaşacak.”

Paylaşın

Ali Koç’tan Transfer Açıklaması: 3 Veya 4 Transfer Yapacağız

HJK Helsinki maçının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, taraftara seslenerek, “Daha Adanaspor maçı başlamadan yıpratma kampanyası başlatıldı. Kimlerin başlattığını biliyoruz, yakından takip ediyoruz. Üzülerek görüyorum ki çok çabuk gaza geliyorlar, yıpratıcı bir noktaya geliyorlar. Ben kolay kolay yıpranmam da takım olarak, teknik kadro olarak genç arkadaşlar yıpranmaya daha müsaitler.” dedi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Başkanı Koç, açıklamasında transfer yapılıp yapılmayacağına da değinerek,  “İnşallah en az 3, hesabı doğru yapabilirsek de 4 transferimiz olacak… En iyisini yapmak için sabırla bir süreçten geçiyoruz. 18 günümüz daha var” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, 1-0 galibiyetle tamamlanan HJK Helsinki maçının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Koç’un açıklamaları şu şekilde:

“Çok zor değildi, hakimiyet bizdeydi. İyi baskı yaptık. 94.dakikada baskı yapıyorduk, o da çok memnuniyet verici. Bir sistem kuruldu. O sistem yavaş yavaş oturuyor, sizler de görüyorsunuzdur. En memnun olduğum konu ise topu rakipteyken çabuk geri almamız, üçüncü bölgede basmamız, çok koşmamız, yardımlaşmamız, daha inançlı, daha savaşan bir ekip olmamız ama daha çok yolun başındayız. Köprünün altından daha çok sular akacak. Bu daha sistemin oturmamış hali.

“Doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum”

Ama diğer taraftan yeni sezona başlamadan önce çok şükür kamp dönemini kazasız, belasız, sakatlıksız atlattık derken anlaması güç şekilde arka arkaya 3 tane önemli oyuncumuz, ondan sonra Adana Demirspor maçında Serdar’ı kaybettik, bugün Novak’la İrfan… İnşallah ciddi bir şey yoktur. Dolayısıyla üstümüzde bir uğursuzluk var. Onlarla uğraşmaya çalışıyoruz kendi yöntemlerimizle fakat doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Hocamızı kutluyorum. Kısa zamanda sistemini öğretti, anlattı, inandırdı. Futbolcular da ayak uydurmaya çalışıyor.

“Ben kolay kolay yıpranmam”

İnşallah en az 3, hesabı doğru yapabilirsek de 4 transferimiz olacak. Transfer konusuna gelince taraftarlarımıza seslenmek istiyorum. Samimi taraftarlarımıza seslenmek istiyorum. Kalbi sarı lacivert çubuklu için atan, kayıtsız, şartsız Fenerbahçe’yi seven, destekleyen, iyiliğini isteyen, kulüp siyasetinin dışında olan gerçek taraftarlara sesleniyorum. Daha Adanaspor maçı başlamadan yıpratma kampanyası başlatıldı. Kimlerin başlattığını biliyoruz, yakından takip ediyoruz. Üzülerek görüyorum ki çok çabuk gaza geliyorlar, yıpratıcı bir noktaya geliyorlar. Ben kolay kolay yıpranmam da takım olarak, teknik kadro olarak genç arkadaşlar yıpranmaya daha müsaitler. Dün bir forma açıkladık; forma şöyleymiş, forma böyleymiş, arma yokmuş… Bence bu sene son yılların en güzel formalarıyla çıktık. Bu sene Puma dünya çapında kulüplerle tarihinde ilk defa yeni bir dizaynla aynı anda bir lansman yaptı. Şahsen çok beğendim. Yaygara kopartıyorlar ‘formada logo yokmuş’, şöyleymiş, böyleymiş. Formanın ön tarafı tamamen logo, arkada da renkli logomuz var. Şunu beklerdim; ‘Bravo Fenerbahçe, yepyeni dizayn, dünya çapında lansmanın parçası olmak… Puma takımları arasında birinci seviye takımlar arasında olmak, ona göre muamele görmek.’ Puma’ya da teşekkür ediyorum, iyi bir iş birliği başlattık.

“Lafımın altını çizerek söylüyorum”

Santrafor konusu. Ben gerek sezon sonunda bazı gazetecilerle, spor muhabirleriyle yaptığım toplantıda gerek Yüksek Divan Kurulu’nda bu senenin şifrelerini vermeye çalıştım. Bunlardan biri nasıl bir takım kurmak istediğimiz, ne tarz oyuncuların bizimle devam edeceğini, kendi için değil takım için özellikle oynayacak, 90 dakika savaşacak, taşıdığı formanın sorumluluğunu hem mesleğinde hem özel hayatında o bilinçle yaşayacak ve her şeyini verecek bir takım kuracağımızı ifade ettim. Gördünüz, 94.dakikada hala baskı yapan, birbiri için mücadele eden bir takım. Şahsından çok takım için. Lafımın altını çizerek söylüyorum.

Transferde rahat olun. ‘Bu tesadüfi bir sessizlik değildir. Ağustos ayının ikici yarısında ciddi fırsatlar çıkacaktır, biraz sabredin.’ dedik. Bunu derken iki santraforumuz artı Samatta –Samatta’yı Financial Fair Play’dan dolayı burada yazamıyoruz- ama en azından ikisini yazabileceğimiz Serdar’la Enner. Çok rahatlıkla birkaç maçı bunlarla geçebileceğimizi planladık. Kim tahmin edebilirdi iki, üç gün arayla ikisini de kaybedeceğimizi. Samimi taraftarımızdan rica ediyorum. Bizi yıpratmak ne demek? Takım kuramamışız, edememişiz, başkaları şöyle transfer yapmış… Geçen sene de biz çok yaptık, sezon başlamadan şampiyon ilan ediliyorduk. Çok transfer etmekle alakası yok. Disiplin, takım ruhu, sahada savaşan ekip, birbirine inanan ekip. 20 yaşındaki Muhammed golü atıyor, 16 yaşındaki Arda oyuna giriyor. Dolayısıyla biz doğru yoldayız. Daha bismillah demeden bu ruh haline kapılmalarını son derece kınıyorum, yadırgıyorum ve kırıldığımızı da belirtmek istiyorum. En iyisini yapmak için sabırla bir süreçten geçiyoruz. 18 günümüz daha var.

Kulüpler Birliği Vakfı olarak rica ettik federasyondan; 1 hafta sonra Avrupa’dan transfer penceresini kapatalım diye. Onlar zor da olsa yürürlüğe soktular. Ne fırsatlar çıkacak orada da göreceksiniz. Dolayısıyla sabredin. Şu 2-3 haftayı kazasız belasız atlatalım, Allah bizi kazadan beladan korusun. Başka takımlar e transfer yapıyorsa yapsınlar bu takım inancıyla, ruhuyla, gençleriyle, azmiyle birbiriyle savaşan bir ekipten oluşan takımın nasıl olduğunu gösterecek. Yeni sezonun hayırlı, uğurlu olmasını rica ediyorum.

“Pelkas satılmayacak”

Adana Demirspor maçından sonra konuşamamıştık. Özellikle Murat Sancak’a, Adana Demirspor yönetimine ve bizi orada çok güzel, sıcak karşılayan, başından sonuna kadar bize ilgi alaka gösteren Adana Demirspor camiasına da özellikle teşekkür etmek istiyorum. Çok güzel bir stada kavuşmuşlar. İyi de bir takımları var. Bu sıcağa rağmen Adana Demirspor’la ilk maçı oynamayı şans olarak görüyordum çünkü onlar daha oturmamış olacaklardı. Onların da yolu açık, şansları bol olsun. Haklı, adil, hak edenin kazandığı bir sezon geçirmeyi temenni ediyorum.” Pelkas’ın satılıp satılmayacağı yönündeki soruya Koç, “Satılmayacak” şeklinde cevap verdi.

 

Paylaşın

Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde Tur Kapısını Araladı

UEFA Avrupa Ligi Play-off turu ilk maçında Finlandiya temsilcisi HJK Helsinki’yi sahasında ağırlayan Fenerbahçe, 1-0 galip ayrıldı. Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golü 65. dakikada Muhammed Gümüşkaya kaydetti. Fenerbahçe, Helsinki ile rövanşı 26 Ağustos Perşembe günü Finlandiya’da oynayacak.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi Play-off turu ilk maçında karşılaştığı Finlandiya temsilcisi HJK Helsinki’yi 1-0 mağlup etti.

Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde oynanan karşılaşmada Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golü 65. dakikada Muhammed Gümüşkaya kaydetti.

Fenerbahçe, Helsinki ile rövanşı 26 Ağustos Perşembe günü Finlandiya’da oynayacak. Bu karşılaşma TSİ 19.00’da başlayacak. Turu geçen taraf Avrupa Ligi, elenen ekip ise Konferans Ligi gruplarına kalacak.

Maçtan dakikalar;

19. dakikada Gustavo’nun uzaktan şutunda top kaleci Tannander’de kalırken, 22. dakikada HJK Helsinki atağında Saksela’nın rakip yarı sahanın ortalarından sol taraftan kullandığı duran topta karambolde altıpas önünde topu önünde bulan Jair’in şutunda top üstten auta gitti.

28. dakikada Sosa’nın ortasında arka direkte Mesut’un topun gelişine vuruşunda top yandan auta çıkarken, 31. dakikada Zajc’ın sol ayağıyla ceza sahası sol çaprazdan şutunda top kalecide kaldı.

51. dakikada çalımlarla ceza sahasına giren Bright Osayi-Samuel’in yerden pasına müsait durumda penaltı noktasından İrfan Can Kahveci’nin sağ ayağıyla şutunda top savunmadan dönerken, 65. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun pasında ceza sahası dışı sol çaprazda topla buluşan Muhammed’in zor noktadan sert vuruşunda top ağlarla buluştu: 1-0.

Stat; Ülker Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi

Hakemler; Benoit Bastien, Hicham Zakrani, Aurelien Berthomieu

Fenerbahçe; Altay Bayındır, Tisserand, Serdar Aziz, Szalai, Osayi-Samuel (Dk. 62 Nazım Sangare), Sosa, Gustavo, Novak (Dk. 68 Arda Güler), İrfan Can Kahveci (Dk. 55 Ferdi Kadıoğlu), Zajc, Mesut Özil (Dk. 62 Muhammed Gümüşkaya)

HJK Helsinki; Tannander, Saksela, Moren, O’Shaughnessy, Murillo (Dk. 87 Peltola), Hostikka (Dk. 81 Kouassivi-Benissan), Sparv (Dk. 81 Vaananen), Jair, Riku Riski, Roope Riski (Dk. 64 Browne), Valencic (Dk. 87 Olusanya)

Gol; Dk. 65 Muhammed Gümüşkaya (Fenerbahçe)

Sarı kartlar; Dk. 41 Serdar Aziz (Fenerbahçe), Dk. 47 Murillo (HJK Helsinki)

(Görseller; fenerbahce.org)

Paylaşın

Kodum Pitlai, Malzemeleri, Hazırlanışı

Köri ile kaplanmış acı su kabağının muhteşem lezzetini bu yemeği yiyerek yaşayın! Çeşitli baharatlar ve otlarla hazırlanan çok lezzetli bir güney Hindistan yemeğidir. Bu yemeğin hazırlanmasında kullanılan malzemeler kolayca temin edilebilir. Baharatlar, bu aromatik yemeği hazırlamak için benzersiz bir şekilde kullanılmıştır. 

Haber Merkezi / O halde ertelemeyi bırakın ve bu lezzetli tarifi yapın ve keyfini çıkarın. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 4 kuru kırmızı biber
  • Herektiği kadar tuz
  • 4 yemek kaşığı bitkisel yağ
  • 1 su bardağı haşlanmış güvercin bezelyesi
  • 1 çay kaşığı demirhindi ezmesi
  • 2 köri yaprağı
  • Gerektiği kadar su
  • 4 karabiber
  • 1/2 çay kaşığı toz zerdeçal
  • 9 yemek kaşığı rendelenmiş hindistan cevizi
  • 2 acı kabak
  • 2 çay kaşığı kişniş tohumu
  • 2 çay kaşığı hardal tohumu
  • 1/2 çay kaşığı şeytantersi

Hazırlanışı;

Bu yemeği hazırlamak için önce acı kabağı akan suyun altında güzelce yıkayın. Daha sonra kabuklarını soyup ince dilimler halinde kesin. Dilimleme işlemi bittikten sonra orta boy bir tava alın ve orta ateşe koyun. Ardından tavaya biraz sıvı yağ koyup kızdırın. Dilimlenmiş kabağı gevrekleşinceye kadar dikkatlice kızartın. Dilimleri kızarttıktan sonra emici kağıt üzerine alıp kenarda bekletin.

Ardından küçük boy bir tava alıp orta ateşe oturtun. Kişniş tohumlarını, kuru kırmızı biberi, karabiberi ve rendelenmiş kişnişi 3-4 dakika kavurun. Ondan sonra küçük bir kavanoz alın ve bu baharatları içine aktarın. Baharatları iyice granül hale gelene kadar maksimum hızda karıştırın.

Ardından büyük boy bir tava alın ve orta ateşe koyun. Daha sonra içerisine yarım bardak su ile birlikte acı kabak parçalarını ekleyin ve bir süre karıştırın. Ardındana içine tuz, zerdeçal, hazırlanmış baharat karışımı, demirhindi ezmesi, rendelenmiş hindistan cevizi, haşlanmış güvercin bezelyesini ekleyin ve 5 dakika daha karıştırın. Şimdi alevi kısın ve 10-12 dakika daha kaynamaya bırakın, böylece baharatların aromaları karışıma iyice yayılır; iyice piştikten sonra servis tabağına alın.

Son olarak orta boy bir tavayı orta ateşe koyun ve içine biraz sıvı yağ ekleyin. Yağ ısındıktan sonra içine köri yaprakları, şeytantersi ve hardal tohumu ekleyin. Onları çatırdamaya başlayana kadar pişirin. Yemeği bu karışımla süsleyin ve sıcak olarak servis yapın. Afiyet olsun…

Paylaşın

Seyhan Kurt kimdir? Hayatı, Eserleri

16 Aralık 1971 yılında Fransa Grenoble’da dünyaya gelen Seyhan Kurt, Lyon’da Ecole de Jean Jaures’te okudu. 1985’te geldiği Türkiye’de Fransız dili ve edebiyatı ile sosyoloji öğrenimi gördü.

Haber Merkezi / Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü “Jean Baudrillard’da Tüketim Kültürü ve Simülasyon Kuramı” tezi ile bitirdi. Çalışmalarını Konya, Mersin ve Antalya’da turizm rehberliği yaparak sürdürdü.

Şiirleri 1997’den itibaren Varlık, Jurnal, Yom Sanat, Çalı, Tohum, Le Poète Travaille ve Türk Dili gibi dergilerde yayımlandı. Karacaoğlan Şiir Festivalinde birincilik ödülü aldı.

Eserleri; Kapa Gözlerini (1993), Destinos (1995), Hüznün Sözyitimleri (1998), El İlanı (2001), Beyaz ve Gölge (2003), Bizden Geçen Sular (2004), Seyyah (2012).

“Adres”

Varolmanın adıyla geçtiğim satırlardan
bilenmiş bıçağıyla döndüm unutuşun
kuşandığım adresler kalplerin örmediği birer kumaş
kalbim bende mucize oldu olalı
varolmanın adıyla
koynum
siyah bir çelenk

ten uyuşmazlığıdır
aşka dair yaratılan her imkan
kalp kalbe düşünce
kinlerden arınan zaman
dedim: bu an bu eşya bu esrar
hangi mısrayla geri verecek bana
unutuşun adresini
yürek denen uçsuz ülkeye inat

“Dua”

U.için

Dilimden kerpetenle sökülen dua
bende sır sana ihtar

Kendisiyle buluşmayı kısa kestiğinden insan
döner dönülmeyecek o en başkasına
bütün odalar bomboş
kapılar sağır acılar tekil
ayrılık iki ucu keskin yadigar
ancak ölümle uyutulur

Hayat seni tasarlanmış bir arıza yapar
sana önceden yürünmüş yollar düştüyse eğer
kaç köprüden geçtiğini bilmeden
aşk susturur
konuşturmaz
sabahın tamirhanesinden geçmez
geceden ödünç aldığın kusursuz serzenişler

Dilinden usulca dökülen dua
bana sır senden ihbar

Yüreğinin atlasında çırpınan kedi
sokaktan kadim yalnızlığının cımbızıyla
topladığın insanlar
kaç dalda yarıştı ömrün diyecekken
seni oyuncağı yapan bu şiir, zaman
kalbine koşan aklının maktulünden başka
ertelenmiş bir intihar mı kalır geriye
vaadedilmiş toprakları mı aynalarının
defnedilen bunca hayal arasında
dirilen tek sultadır: şimdiki zamanın hikâyesi
dilimden düşmez dua.

 

Paylaşın

Hindistan Cevizli Pirinç Pilavı, Malzemeleri, Hazırlanışı

Hindistan cevizili pirinç pilavı Güney Hindistan ait bir yemektir. Bu pirinç kendinizde dahil olmak üzer misafirlerinizde sevileceğinden emin olabilirsiniz; mutfakta kolayca bulunabilen malzemelerle sadece 15 dakikada hazırlanabilen, yapımı kolay ve hızlı bir tariftir. 

Haber Merkezi / Kuru meyvelerden hoşlanıyorsanız, kuru üzüm, badem ve hatta cevizle süsleyebilirsiniz.  O halde ertelemeyi bırakın ve bu lezzetli tarifi yapın ve keyfini çıkarın. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 250 gr pirinç
  • 100 ml süt
  • 1 tutam safran
  • 100 gr şeker
  • 200 ml hindistan cevizi sütü
  • 1 yemek kaşığı hindistan cevizi kreması

Hazırlanışı;

Bu lezzetli pilav tarifini yapmak için ilk önce bir kase alın ve içine pirinci ekleyin. Daha sonra hindistan cevizi sütü ekleyin ve kısık ateşte ısıtın. Pirinç kısmen pişene kadar kaynatın. Daha sonra normal süt, şeker, safranı ekleyin ve tekrar kaynatın; safran bu pilav tarifine güzel bir renk katacak.

Pirinç tamamen piştikten sonra tabağı alın ve taze hindistan cevizi kreması ile süsleyin. Hindistan cevizi, yemeğe damak zevkinize hitap edecek eşsiz bir tat ve aroma katmaktadır. Damak tadınıza renk katmak isterseniz kuru meyvelerle süsleyebilirsiniz.

Paylaşın

Seyhan Erözçelik kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mart 1962 yılında Bartın’da dünyaya gelen Seyhan Erözçelik, 24 Ağustos 2011 İstanbul’da hayatını kaybetti. Tam adı Mustafa Seyhan Erözçelik’tir. İlk öğrenimini Bartın Comhuriyet İlkokulunda tamamladı. İstanbul’daki Kadıköy Maarif Kolejini 1982’de bitirdi. Buradan mezun olduktan sonra girdiği Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü (1986) ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Dilleri ve Edebiyatları Filolosindeki öğrenimini yarıda bıraktı.

Haber Merkezi / 1986’da arkadaşlarıyla Şiir Atı Yayıncılık’ı kurdu ve Şiir Atı dergisinin yönetimine katıldı (Yalçın 2010: 408). 80’li yılarda şiire yakından ilgi uymaya başladı. Çeşitli reklam ajanslarında metin yazarı olarak çalıştı. 1996’da yaratıcı yönetmenlik yapmaya başladı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Reklam Yaratıcıları Derneği, Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi Mezunlar Derneği ve Uluslararası PEN Yazarlar Derneği üyesi olan sanatçı; yurt içinde ve yurt dışında şiirle ilgili çeşitli toplantılara, seminerlere katıldı. Princeton, Yale, Duke, Stevens Institute ve Buffalo State Üniversitelerinde Türk şiiri üzerine yapılan sempozyumlara davet edildi. Hayal Kumpanyası (1990) adlı şiir kitabı ile 1990 Yunus Nadi Şiir Mansiyon Ödülü (Özel sebeplerle ödülü kabul etmedi.), Toplu Şiirler (1980-2003) ile 2004 Behçet Necatigil Ödülü ve 2005 Dionysos Şiir Ödülü gibi ödüllerin sahibi oldu. Evli ve bir çocuk babası olan Erözçelik, 24 Ağustos 2011 tarihinde beyin kanaması sebebiyle İstanbul’da hayata veda etti. Vefat eden şairin cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

1980’li yıllarda şiire daha fazla ilgi duyan sanatçının Düşünbul başlıklı ilk şiiri 1982’de Yazko Edebiyat’ta yayımlanmış ve edebiyat dünyasında adını duyurmaya başlamıştır. Bu tarihten sonra kaleminden çıkan şiir ve düz yazılarını; Varlık, Sombahar, Şiir Atı, Gösteri, Argos, Defter, Gergedan, Adam Sanat, kitap-lık, heves ve Mahfil gibi süreli yayınlarda belli aralıklarla yayımlamayı sürdürmüştür. İkinci Yeni şiirinin kimi imgesel özelliklerinden ara sıra ilk şiirlerinde faydalansa da şiirde kendini nesnelleştirmesiyle kuşağındaki şairlerden ayrılmıştır. Dönemin imge temelli şiir yazan şairleri arasında dili farklı kullanışıyla dikkat çeker. Ece Ayhan şiirinden yola çıkarak kendine özgü bir dil geliştirme çabasına girer. Onun imgeciliği yer yer dilin sunduğu imkânlara yaslanan bir imgeciliktir. Mehmet H. Doğan da onun az yazan ortalarda görünmeyen birisi olduğunun altını çizmektedir. Erözçelik’te şiirsel öz, genellikle şair özneyle eş değildir. Sanatçının bu anlayışla kaleme aldığı şiirlerden oluşan Yeis ile Tabanca adını verdiği ilk şiir kitabı 1986 yılında yayımlanmıştır.

Erözçelik’e göre şiir bir anlamda “nesneleştirme işi”dir. Şiirlerinde; alışılmış sözdizimini paramparça etmesi, terennümden uzak durması ve dizelerde üçüncü tekil şahsa geçiş yapmasıyla kendini bireyselleştirmiş bir isim olarak ön plana çıkmış ve bu sayede 1980 kuşağı içerisinde adından söz ettirebilmiştir. Kelimeyi sadece anlamıyla değil, ses özellikleriyle de ele alması, kelimeleri büküp kırarak onlara birden fazla anlam yüklemesi, şiirlerindeki kırık dize yapıları, teatral dil kullanımı, yazım konusundaki çeşitlilik (italik, bold, standart yazımlar), Erözçelik’in şiirlerini biçim yönünden renkli bir hâle getirmiştir. İnsan-nesne ilişkisi, kötülük ve eşyanın tükenişi gibi temalar onun şiirlerinde ön plana çıkar. Geçmiş, anımsama, bellek kavramlarının şairin bütün bir şiir atlasına tesir eden kavramlardır. İlk şiir kitabı Yeis ile Tabanca (1986)’dan son kitabı Pentimento (2011)’ya kadar bahsedilen kavram ve tamalar onun şiirlerinde varlığını sürdürmüş ve Erözçelik şiir kitaplarını ilkinden sonuna belli kavramlar ve sorunsallar etrafında şekillendirdiğini belirtmiştir. Şiirleri Kitaplar Toplu Şiirler (1980-2003) adıyla yayımlanır ve Lale Müldür bunun üzerine kaleme aldığı yazısında şiirlerinin başlangıçta “çocukluk hastalıklarından çıktığını” sonraları olgunluğa ulaştığını, olgunluk şiirlerinin yer aldığı Yeis ile Tabanca’nın Erözçelik’in en iyi şiir kitabı olduğunu söyler.

Erözçelik şiirlerinde dile karşı hassasiyet gözterir. Onun şiir dili başlı başına ele alınması gereken bir meseledir. Çünkü Erözçelik eski Türk şiiri ve Türk lehçelerini merak eder dilin köklerine kadar inerek araştırır. Deneysel şiir olarak nitelendirebileceğimiz bazı şiirlerinde Bartın ağzına ve diğer Türk lehçelerinden sözcüklere yer vermiştir. Ergülen onun dile karşı özenli ve meraklı tavrını “Çıkışından itibaren ‘özgün’dü, şiirin bir ‘dilişi’ ve ‘diliçi’ sorun olduğunu erken kavrayan nadir şairlerdendi. Dille oynardı, bu kelimelerle oynamak gibi bir reklamcı işinden çok, mesleğini ‘dil’ haline getirmiş bir insanın işiydi. Ona artık şair mi denir sansar mı denir Seyhan mı denir, hiç önemi yok. O eski ve yeni Türkçelerin dili olmuş bir büyük şairdi. Küçük kardeşimdi”. şeklinde dile getirmektedir. Çoğu şair gibi Erözçelik’te bir yandan kendine özgü çizgisinde şiir yazarken diğer yandan poetik düşüncelerini ortya koymaktan geri kalmaz. Koçak da onun poetik duruşunu “Varlıktan yokluğa oradan tekrar varoluşa giden bir yol izler. Modernizmden kalkmış Kara şiire hareket etmiştir. Bu zaptetme girişiminde dışarıda tuttuklarıyla birlikte serüven renkli bir matematik dersine bürünür.” cümleleriyle ifade etmiştir. Şiirin yanı sıra çeviriyle de ilgilenen Erözçelik bu sayede hem dünya şiirinden beslenmiş hem de dünyasına yakın hissettiği şairler Kavafis ve Mandelştam’dan çeviriler yapmıştır. Yirminci yüzyılın en önemli Rus şairlerinden Osip Mandelştam’ın Vedalaşmaların İlmini Yaptım Ben (1992 adlı eserini dilimize kazandırdırmıştır. Asaf Hâlet Çelebi’nin şiirleri üzerine de bir şerh denemesi hazırlayan Erözçelik’in Gül ve Telve (1997) kitabı, Rosestrikes and Coffee Grinds adıyla 2010’da Talisman House tarafından yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Molakotal, Malzemeleri, Hazırlanışı

Molakootal, aromatik baharatlardan oluşan sattvik bir tarifitir. Bu lezzetli yemeğin daha doyurucu olmasını istiyorsanız yanına pirinç eşlik edebilir. Öyleyse hemen devam edin ve verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / O halde ertelemeyi bırakın ve bu lezzetli tarifi yapın ve keyfini çıkarın. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 2 su bardağı doğranmış tatlı patates
  • 1 adet dilimlenmiş kırmızı biber
  • 2 çay kaşığı hardal tohumu
  • Gerektiği kadar tuz
  • 1 çay kaşığı kimyon tohumu
  • 1 bardak durulanmış maş fasulyesi
  • 4 su bardağı su
  • 2 yemek kaşığı siyah mercimek
  • 1 yemek kaşığı rafine yağ
  • 3 tutam toz zerdeçal
  • 1 su bardağı rendelenmiş hindistan cevizi
  • 2 su bardağı ince kıyılmış yılan kabağı

Hazırlanışı;

Başlamak için orta ateşe bir tava koyun. İçine rafine yağı dökün. Isıtıldıktan sonra, kırmızı biberlerle birlikte siyah mercimekleri ekleyin ekleyin ve yaklaşık 3 dakika kızarttıktan sonra çıkarın ve bir kenara koyun.

Ardından yaklaşık 4 su bardağı suya, maş fasulyesi ve zerdeçal tozunu ekleyin ve kısık ateşte 10 dakika kadar pişirin. Piştikten sonra tatlı patatesi, yılan kabağını ve damak zevkinize göre tuzu ekleyin. Pişene kadar kaynatın.

Bu arada bir blender çıkarın, kızarttığımız siyah mercimek ve kırmızı biberi, rendelenmiş hindistan cevizini, kimyon tohumunu blendera koyun ve pürüzsüz olana kadar karıştırın. Ardından hazırlanan bu karışımı tavaya ekleyin ve yaklaşık 6-8 dakika kadar pişirin. Ardından servis tabağına alın.

Ondan sonra orta ateşte bir tavada hazırladığımız diğer karışımı hardal tohumlarıyla birlikte ısıtın ve diğer karışımın üzerine dökün. Afiyet olsun…

Paylaşın

Sevil Avşar kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Eylül 1957’de Mersin’de dünyaya gelen Sevil Avşar, aslen Karadeniz kökenlidir. İlk, orta, lise öğrenimini Mersin’de tamamlayan Sevil Avşar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / T. İş Bankası’ndan emekli olan Sevil Avşar, İstanbul’da yaşıyor ve bir kız çocuğu annesidir. Sevil Avşar’ın şiir, öykü ve denemeleri; Varlık, Yaba, Şiir Ülkesi, Şair Çıkmazı, Karşı, Çağdaş Türk Dili, İnsancıl, Pencere, Ütopiya, Ardıçkuşu, Söylem, Şizofrengi, Tay dergilerinde yayımlandı.

Eserleri; Yaşama Dokunmak İçin, Amatör Tamircisi Kalbinin

“Nasılsa”

Harika metod defterlerine çizdiğim
Umutta saklıydı yarın
Gözü pek gezginin matarasındaki
Son damla suda
Küçük harflerle yazdım adımı her
Savrulmada yenik ve yorgun
Sıra sıra düşen barikatların gerisinde
İflâh olmayan çocuğum hâlâ
Anne beni üşüme
Çerçevesinde anlamı solan inceliğimi
Ben yine gezdiririm iyimserliğimi
Çarşılarda nasılsa
Kolayına kaçmadan gurbetin ama
Kurtarılmış bölgeler aramadan aşka

“Masaldaki Yerim Ne”

“Sokak sıçrar eteğine, uzak dur” derdi babam
Durdum
Ev yapıştı etime
Soğuktu, karanlıktı, inadına tüterdi soba
Anadan doğma koşardım sözcüklere
Giyinir kuşanırdım deniz kokan harfleri
Bilmek isterdim ben kimim, masaldaki yerim ne

Hiçlik uğultuları bırakarak ardında
Hurdaya çıktı platonik aşklarım
Horlardım teni
Ben; karasevdalı ‘Sefil’
Her aşkta ezberimi bozuyordum biraz da

İçim sıkılıyordu ütülü rüyalarınızdan
Kalabalık; o bin başlı ejderha
Çocukluğuma dikmişti gözlerini
Çocukluğumu bırakamazdım
Tuttum elinden sımsıkı
Kabahat işler gibi yazdım şiirlerimi

Kazıdım yılların isini sesimin üzerinden
Çıkaramadım anne
Bundandır gülerken ağzım yara izi
Bu yüzden kambur duruyor her sevinç bende

“Düşe Kalka”

Durmadan eksilen gölgeni bağışla
Kıblesi karanlıklar yüceltsin bırak ölümü
Sıcak bir gülüştü o solgun fotoğraftan
Hiçbir yere çağıran akşamla gitti

Mutfaklarda sayıklama sokağı
Ateşböceklerini hatırla biraz
Sığdıramazdın odalara kendini

Sayfalar arasında düşe kalka büyüdün
Yollarda kalmış heveslerin ne kadar da yabancı
Aydınlanır genişlerdi cıvıltılarıyla zaman
Sen yine serçelere ağla diz boyu karda
Dağınık sarışınlığı yakındır dolunayın
Sen yine yalnızlığa başla

Paylaşın

Somon Biftek, Malzemeleri, Hazırlanışı

Lezzetli bir somon tarifi mi arıyorsunuz? O halde bu harika somon biftek tarifi tam size göre. Limon dilimleri, sarımsak tuzu ve limon biberi ile hazırlanan bu enfes somon biftek, damak zevkinize hitap edeceğine emin olabilirsiniz. Bu tarifin en güzel yanı fazla çaba gerektirmeden kısa sürede hazırlayabilmenizdir.

Haber Merkezi / O halde ertelemeyi bırakın ve bu lezzetli tarifi yapın ve keyfini çıkarın. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 300 gr somon balığı
  • 1 su bardağı soğan
  • 2 yemek kaşığı limon biberi baharatı
  • 4 yemek kaşığı tereyağı
  • 4 yemek kaşığı limon suyu
  • İsteğe göre sarımsak tuzu
  • 4 dilim limon

Süslemek için;

  • 2 sap taze soğan
  • 2 kiraz domates
  • 3 dal kişniş yaprağı

Hazırlanışı;

Bu lezzetli tarifi yapmak için ilk önce  somonu akan suyun altında yıkayın. Daha sonra fazla suyunu süzün ve istediğiniz şekilde kesin.

Ardından bir kase alın, 2 yemek kaşığı tereyağı ve 2 yemek kaşığı limon suyu ile bir tutam tuz ekleyin. Balık nemli olduğunda, balığı marine edin ve bir süreliğine kenara koyun. Bu arada fırını 180 derecede ısıtın.

Ondan sonra fırın tepsisini biraz tereyağı ile yağlayın. Marine edilmiş balığı yerleştirin ve kalan tereyağı ve limon suyu karışımını biraz kıyılmış kişniş ve baharatlarla dökün.

Sarımsak tuzu ve limon biberi baharatını serpin. Ardından limon dilimlerini soman dilimleri üzerine yerleştirin; fırını 200 dereceye yükseltin ve 20 dakika pişirin. Piştikten sonra taze kişniş yaprakları, domates ve taze soğan ile servis edebilirsiniz. Afiyet olsun

Paylaşın