Fenerbahçe Beko, Süper Lig’e Galibiyetle Başladı

Fenerbahçe Beko ING Basketbol Süper Ligi 2021-22 sezonu ilk hafta maçında Darüşşafaka Tekfen’e konuk oldu. Rakibi karşısında üstün bir oyun sergileyen Fenerbahçe Beko maçı 75-65 kazandı.

Haber Merkezi / İlk çeyreği 13-20 önde tamamlamayı başaran Fenerbahçe Beko, ikinci çeyrekte Marial Shayok’un hücumdaki etkili oyunuyla farkı çift hanelere kadar çıkardı ve soyunma odasına 26-40 önde girmeyi başardı.

Fenerbahçe Beko, üçüncü çeyrekte rakibinin farkı kapatmasına izin vermedi ve son çeyreğe 44-55 önde girdi. Son çeyrekte de üstün bir oyun sergileyen Fenerbahçe karşılaşmadan 65-75’lik skorla galip ayrıldı.

Fenerbahçe Beko’da Dyshawn Pierre 15 sayıyla en skorer isim olurken Nando de Colo 14, Marial Shayok 13 ve İsmet Akpınar da 12 sayıyla mücadele etti. Darüşşafaka Tekfen’de Troy Caupain 15 sayıyla takımının en skoreri olurken Nathan Boothe de 12 sayıyla oynadı.

Fenerbahçe Beko, EuroLeague’de ise ilk hafta maçında Kızılyıldız’ı konuk edecek. 1 Ekim Cuma günü Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda oynanacak maç saat 20.45’te başlayacak.

Paylaşın

Pereira: Fantastik Bir Oyuncu Grubuna Sahibim

Hatayspor galibiyetini yayıncı kuruluşa değerlendiren Fenerbahçe Teknik Direktörü Pereira, “Oyuncularımın performansından çok mutluyum. Gerçekten fantastik bir oyuncu grubuna sahibim. Böyle bir grupla çalışıyor olmaktan dolayı da çok gururluyum.” dedi.

Haber Merkezi / Fenerbahçe Teknik Direktörü Vitor Pereira, 2-1’lik Hatayspor galibiyetini yayıncı kuruluşa değerlendirdi.

Futbolcuların performansından dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Pereira’nın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Rakibimizi iyi analiz ettiğimizi düşünüyorum. Oyuncularım bugün stratejik olarak gerçek anlamda fantastik bir performans sergilediler. Çok güçlüydük. Daha fazla gol atamamış olmamız bizim için üzücü, çünkü çok fazla şans ürettik.

Daha sonra tabii ki oyunun içinde performansımızın düştüğü anlar oldu. Aslında hiç yoktan gol yedik ki futbolda bu tarz goller olabiliyor. Ama dediğim gibi 3, 4, 5 gol atabileceğimiz bir maçtı. Çok fazla pozisyon ürettik.

Defansif anlamda da çok istikrarlı bir performans sergiledik. Oyuncularımın performansından çok mutluyum. Gerçekten fantastik bir oyuncu grubuna sahibim. Böyle bir grupla çalışıyor olmaktan dolayı da çok gururluyum.”

Paylaşın

Fenerbahçe, Süper Lig’de Liderlik Koltuğuna Oturdu

Spor Toto Süper Lig’in 7. haftasında Hatayspor ile Fenerbahçe, Yeni Hatay Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmayı 17. dakikada Rossi, 30. dakikada Novak’ın golleriyle Fenerbahçe 2-1 kazandı. Hatayspor’un tek golünü 70. dakikada Louis kaydetti.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, bu galibiyetle puanını 16’ya yükselterek maç fazlasıyla Süper Lig’de liderlik koltuğuna oturdu. Hatayspor ise 13 puanda kaldı.

Fenerbahçe, 30 Eylül Perşembe günü UEFA Avrupa Ligi 2. hafta maçında Yunanistan temsilcisi Olympiacos; 3 Ekim Pazar günü de Süper Lig’in 8. haftasında Kasımpaşa ile karşılaşacak. Hatayspor ise Süper Lig’in 8. haftasında Yeni Malatyaspor’a konuk olacak.

Goller;

17. dakikada Fenerbahçe öne geçti. Sağ kanattan ceza sahası içinde Enner Valencia’nın ortasında topla buluşan Rossi’nin şutunda meşin yuvarlak ağlara gitti: 0-1.

29. dakikada Fenerbahçe farkı 2’ye çıkardı. Sağ kanattan Mert Hakan’ın kullandığı köşe vuruşunda Valencia’nın kafa vuruşunda top arka direğe yöneldi. Novak’ın altıpas içinde dokunduğu top ağlara gitti: 0-2.

70. dakikada Hatayspor farkı 1’e indirdi. Sağ kanattan gelişen atakta ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Louis, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-2.

Stat: Yeni Hatay

Hakemler: Abdulkadir Bitigen, Ceyhun Sesigüzel, Mustafa Savranlar

Hatayspor: Munir, Kamil Ahmet Çörekçi, Adekugbe (Dk. 89 Bülent Cevahir), Riberio, Fatih Kurucuk, Burak Öksüz, Lobjanidze (Dk. 71 Kamara), Boudjemaa (Dk. 63 Emre Çolak), Diouf, Traore (Dk. 89 Muhammed Mert), El Kaabi (Dk. 63 Louis)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Filip Novak, Kim Min-Jae, Attila Szalai, Ferdi Kadıoğlu, Mert Hakan Yandaş (Dk. 61 Crespo), Luiz Gustavo, Muhammed Gümüşkaya (Dk. 85 Mesut Özil), Diego Rossi (Dk. 85 Pelkas), Mergim Berisha (Dk. 76 Serdar Dursun), Enner Valencia (Dk. 61 Osayi-Samuel)

Goller: Dk. 17 Diego Rossi, Dk. 29 Filip Novak (Fenerbahçe), Dk. 70 Louis (Atakaş Hatayspor)

 

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Gençlerimiz, Umudu Dışarı Bağlıyorlar

İzmir’de düzenlene Fütürizm Çalıştayı’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, gençlerin iş bulamadıkları için yurtdışına gitmeye çalışmalarına ilişkin, “Gençlerimiz, kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarı bağlıyorlar. En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuşmasında Nazım Hikmet’ten de dizeler okudu; “‘Bugün Pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi olduğunu gördüm, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum’

Konuşmasında, “Çocuklarımızın merak duygusunu sağlayamazsak yüksek eğitim inşasını sağlayamayız. O nedenle eğitimcilere, üniversitelere çok ama çok ihtiyacımız var.” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu’nun Fütürizm Çalıştayı’nda yaptığı açıklamaları şöyle;

“12 Eylül, 15 Temmuz sonrası pek çok bilim insanının üniversite dışında bırakılması, KHK’lar ile görevlerine son verilmesi gerçekten çok büyük bir kayıp. Üniversite bilgi üretecek ki üretilen bilgiyi sanayici elle tutulur bir metaya dönüştürebilsin. Eğer üniversite bilgi üretemezse sizin büyüme şansınız yoktur. Üniversiteler gerçekten üniversite mi, bunu hep birlikte sorgulamamız lazım. En başta bu sorgulamayı yapacak olan, siyaset kurumudur.

“En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır”

‘İnsanoğlu tekerleği 1 milyon yılda keşfetti’ diyorlar. 21. yüzyıldayız. Her saniyede birden fazla buluş var. Biz, kendi ülkemizde yüksek yetenek inşasını sağlayamazsak hızlı ve sağlıklı büyüme şansımızı kaybederiz. Yüksek yetenek inşası deyimini bir kurultayda konuşmuştum. Özü şu: Bir ülkenin nüfusunun ortalama yüzde ikisi, zeki insanlardan oluşuyor ve bu insanlar, toplumu sürükleyen yeni buluşlara imza atan insanlar. Bu insanlara yeni olanaklar sağlanması ve karşılaştıkları sorunların çözülmesi lazım. İngiltere’de buharla çalışan motorun keşfi, yüksek yetenek inşasını sağlayan bir ülkenin başarısıdır. Bütün sömürgelerden en yetenekli insanlar gelmiştir oraya. Bugün yüksek yetenek inşası konusunda en büyük çabayı gösteren ülke ABD’dir. Dünyanın her tarafından en yetenekli insanları ülkede topluyor. Gençlerimiz, kendi alanlarıyla ilgili sağlıklı bir çalışma ortamı bulamadıkları için umudu dışarı bağlıyorlar. En büyük kaybımız, yüksek yetenekli insanlarımızın geleceklerini dışarıda aramalarıdır.

Nazım Hikmet’ten dizeler

Nazım’ın bir şiiri vardı, aklımda kaldı. ‘Bugün Pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak, bu kadar mavi olduğunu gördüm, bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum’ diyor. Çocuklarımızın merak duygusunu sağlayamazsak yüksek eğitim inşasını sağlayamayız. O nedenle eğitimcilere, üniversitelere çok ama çok ihtiyacımız var.”

Paylaşın

Babacan: Fahiş Fiyatların Nedeni Erdoğan’ın Ekonomi Yönetimi

Partisinin Çekmeköy ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, son dönemde gündemin önemli başlıklarından olan ‘fahiş fiyatlar’ üzerinden iktidara yüklenerek, “Fahiş fiyatların nedeni Sayın Erdoğan’ın ipe sapa gelmez ekonomi yönetimi. Başka yerde aramayın” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘zincir market’ açıklamalarını da değerlendiren Babacan, “Belli ki birileri kulağına bir şeyler fısıldamış. Artık küçük ortak bakmış, ‘Bisküvi fiyatları arttı, şu marketleri suçlayın’ mı demiş, ne demiş orasını bilemiyoruz” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İstanbul’da partisinin Çekmeköy ilçe kongresinde konuştu. Babacan’ın gündeminde zincir market tartışması, açılan terör soruşturmaları ve KHK’lar vardı. 2016-2020 yılları arasında silahlı terör örgütü suçundan en az 1 milyon 576 bin 566 adet soruşturma başlatıldığını söyleyen Babacan şu ifadeleri kullandı:

Türkiye’de birileri, terörle mücadele ediyoruz diye diye, kendi vatandaşıyla kavgaya tutuşmuş. Terör örgütleriyle mücadele etmek, devletin en tabii ve en öncelikli görevidir. Bunlar kırmızı çizgidir. FETÖ’ye, PKK’ya karşı verilen haklı mücadelede bakıyoruz, kurunun yanında yaş da yanıyor. Terörle mücadeleyi sulandıran bir tablo. Temel ceza hukuku prensiplerinin görmezden gelindiğine şahit oluyoruz. Birtakım anayasal haklarını kullanan vatandaşlarımızın terörle suçlandığını görüyoruz.

Sayın Erdoğan, tüm istihbarat birimleri kendisine bağlı olduğu halde; doğru veya yanlış, eksik veya fazla, istihbarat bilgisinin her türlüsü önünde olduğu halde kendisine soranlara ‘Kandırıldım’ diyor, konuyu kapatıyor. Konu vatandaşa gelince durum hiç umurunda değil. Sayın Erdoğan’a soracak olursanız; 1,5 milyondan fazla kişi, terör örgütü şüphelisi. Kendisine sesleniyorum. 1,5 milyon teröristin olduğu bir ülke olabilir mi? Siz insanların aklıyla dalga mı geçiyorsunuz? Sizin gücünüz postacı Ömer’e, öğretmen Ayşe’ye, esnaf Mehmet’e, akademisyen Şebnem’e mi yetiyor? Bu mu sizin gücünüz? Bu mu sizin adaletiniz? Mazlumların ahını alan bir iktidar oldunuz.

“Nöbetleşe zorbalığa son vereceğiz”

Biz hukukun, adaletin peşindeyiz. 1,5 milyondan fazla insanın terörle suçlandığı bir ülkede, ciddi bir adalet problemi olduğunu söylüyoruz. Biz, bu hukuksuz düzene son vereceğiz. Türkiye’nin, gücü ele geçirenin zayıfı ezdiği bir ülke olmasına, bir daha asla müsaade etmeyeceğiz. Zayıfların, mazlumların, garibanın tepesinde o yargı kılıcını sallayanların ellerinden o kılıçları alacağız ve kırıp atacağız. Nöbetleşe zorbalığa son vereceğiz.

Bir devletin, idari bir kararla, sorgusuz sualsiz, vatandaşını işsizliğe, açlığa, yokluğa mahkûm etmesi hangi kitapta yazıyor? Bağımsız ve tarafsız yargı kararı olmadan, kimin nasıl hazırladığı belli olmayan listelerle, yüzbinlerce insanın kamudan ömür boyu menedilmesi, sosyal güvencelerinin ellerinden alınması, ailelerin itibarsızlaştırılması hangi kitapta yazıyor? Yargı kararı olmadan vatan haini olarak fişlenip dışlanmaları, özel sektörde dahi iş bulamamaları hangi vicdana sığar? KHK’lılar kimseden merhamet dilemiyor. Sadece adalet istiyorlar. Sayın Erdoğan ne diyor? ‘KHK meselesi yargının konusudur’ diyor. Yargının konusuysa, yargıdan beraat eden ya da takipsizlik kararı verilenlerin hakları niçin iade edilmiyor?

Marketleri düşman ilan ediyorlar. Gerçekten Allah akıl fikir versin. Bu aklı kimden alıyorsa, gerçeklerle bağı tamamen kopmuş durumda. Belli ki birileri kulağına bir şeyler fısıldamış. Artık küçük ortak bakmış, ‘Bisküvi fiyatları arttı, şu marketleri suçlayın’ mı demiş, ne demiş orasını bilemiyoruz. Şimdi de haftanın düşman panosuna marketleri, fiyatları oturttular.

“Fiyatların artışının temelinde kur artışı var”

Sayın Erdoğan’a sormak lazım: Fiyatlar düşükken başarı hükümetin de yükselince mi suçlusu marketler oluyor? Ben gittiğim her ilde, her ilçede esnafımızla sohbet ediyorum. Esnafımız ‘Zincir marketler az sayıda üründe fiyatı düşürüyor, bizi zora düşüyoruz’ diyorlar. Küçük esnafımızın zincir marketlerden şikâyeti, fiyatların yüksek olması değil, düşük olması. Fiyatların artışının temelinde kur artışı var.

Taraflı cumhurbaşkanının göreve başlamasından bu yana köprü geçiş ücretleri %309, otoban geçiş ücretleri %76 arttı. Elektrik tarifelerindeki artış %168’e, doğalgaz tarifelerindeki artış %196’ya ulaştı. Fahiş etiketler arıyorsanız, asıl fahiş etiketler burada. Bu zamları yapan kim? Sayın Erdoğan, kendi belirlediğiniz fahiş köprü ve otoyol fiyatlarıyla mücadele etmek için kimi görevlendireceksiniz? Haydi, marketlere Ticaret Bakanlığı’nın müfettişlerini saldınız, peki fahiş elektrik ve doğal gaz tarifeleriyle mücadele etmek için hangi müfettişleri görevlendireceksiniz? Fahiş fiyatların nedeni Sayın Erdoğan’ın ipe sapa gelmez ekonomi yönetimi. Başka yerde aramayın.

Artık bu iktidar döneminin sonuna geliyoruz. Bu iktidarın büyük ortağı da küçük ortağı da müsait bir yerde inecekler. Sayın Bahçeli’nin 2001’de ortak olduğu kriz tablosunu, bu ülke yeniden yaşamadan, emaneti teslim alacağız.  Aynı 2002 ve 2009’da olduğu gibi, ülkemizi bu krizden de çıkartmak hayırlısıyla yine hep beraber bizlere nasip olacak.”

 

Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışıyorsanız, Bu 3 Şeyi Unutmayın

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, son 1,5 yıldır hayatımızda yarattığı yıkımın yanı sıra birçok farklı sorunu da beraberinde getirdi. Salgının neden olduğu en büyük sorunlardan biri, hepimizin fazladan kilo almasıdır.

Haber Merkezi / Bu ekstra kiloyu kaybetmek göz korkutucu bir görev olabilir. Sorun, kilo verirken çoğu insanın sadece forma girmeye odaklanmasından kaynaklanır, bu da birçok sağlık sorununa yol açabilir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için hatırlamanız gereken üç şey var.

Yeterli miktarda su tüketmek

Kilo vermeye çalışsanız da çalışmasanız da, vücudunuzu susuz bırakmamak çok önemlidir. Su genellikle açlığı bastırır (burada normal koşularda aç kalmaktan bahsediliyor), bu nedenle yeterli su tüketmek sizi aşırı yemek yemekten alıkoyar ve böylece kilo vermenize yardımcı olur. Uzmanlar günde en az 2,5 litre su içilmesi gerektiğini söylüyor.

Beslenmenize meyveleri ekleyin

Kilo vermeye çalışırken genellikle rafine şekeri kesmeniz önerilir. Meyveler, gün boyu ihtiyacınız olan enerjiyi sağlayacak doğal şekere sahiptir. Hem tok kalmak hem de enerji ihtiyacınızı karşılamak için meyve tüketiminizi maksimum orana çıkarın.

Daha fazla hareket edin

Vücut için her hareket önemlidir. Uzun süre oturmak, bazı ölümcül hastalıklara yakalanma riskinizi de artırır. Her gün bir saat özel bir antrenman yapıyor olsanız bile, gün boyu aktif kalmanız önerilir. Merdiven çıkmak, kısa yürüyüşler yapmak veya telefonda konuşurken yürümek, metabolizmanızı hızlandırabilir ve kilo vermenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Demirtaş: ‘Kürt Sorunu’ Çözüldü Diyenler Yalan Söylüyor

2016 yılından beri Edirne F tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “‘Asimilasyon bitti’ diyenler, ‘Kürt sorunu çözüldü’ diyenler yalan söylüyorlar” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından Kürtçeye çevrilen çocuk klasikleri kitaplarının duyurusunu yapan Demirtaş, “Kitap alacak imkanınız yoksa lütfen bana ulaşın. Sizlere 10 kitaplık bu setle birlikte Kürtçe sözlük ve gramer kitabı da gönderebilirim. Ayrıca Kürtçe okuyup yazmak ve konuşmak için Kürt olmak da gerekmiyor. O nedenle bu Kürtçe kitap setini, isteyen Türk kardeşlerime de memnuniyetle hediye etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, açıklamasının devamında, “Lütfen biraz empati yapın, kendi çocuğunuza da anadilinin unutturulduğunu bir düşünün. Maalesef, bugün milyonlarca Kürt çocuğu kendi anadilinde okuyup yazamıyor. Evet, birlikte yaşamalıyız. Evet, eşit olmalıyız. Evet, Türkiye ve Cumhuriyet hepimizindir. O halde, Kürt çocuklarının kendi anadillerinde okuyup yazmalarının kime ne zararı olacak?” dedi.

Demirtaş’ın sosyal medya paylaşımları şöyle:

“1- Merhabalar. ARAM Yayınları, aralarında Pollyanna, Robin Hood ve Pinokyo’nun da olduğu çocuk klasiklerini Kürtçeye çevirip yayımlamış. Bana da gönderdiler, sağ olsunlar.

2- Kitap alacak imkanınız yoksa lütfen bana ulaşın. Sizlere 10 kitaplık bu setle birlikte Kürtçe sözlük ve gramer kitabı da gönderebilirim.

3- Bakın, bu önerdiğim Kürtçe çocuk romanlarını okuyup anlayabilecek Kürt çocuğunun sayısı o kadar az ki artık. ‘Asimilasyon bitti’ diyenler, ‘Kürt sorunu çözüldü’ diyenler yalan söylüyorlar. Lütfen biraz empati yapın, kendi çocuğunuza da anadilinin unutturulduğunu bir düşünün.

4- Maalesef, bugün milyonlarca Kürt çocuğu kendi anadilinde okuyup yazamıyor. Evet, birlikte yaşamalıyız. Evet, eşit olmalıyız. Evet, Türkiye ve Cumhuriyet hepimizindir. O halde, Kürt çocuklarının kendi anadillerinde okuyup yazmalarının kime ne zararı olacak?

5- Ayrıca Kürtçe okuyup yazmak ve konuşmak için Kürt olmak da gerekmiyor. Tıpkı İngilizce bilmek için İngiliz olmak gerekmediği gibi. O nedenle bu Kürtçe kitap setini, isteyen Türk kardeşlerime de memnuniyetle hediye etmek isterim.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıkladı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 26 bin 145 yeni vaka tespit edilirken, 193 kişi de hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Vaka sayısı 19 bin! Sizce, 20 binin altında günlük vaka sayısı bu toplum için ulaşılması güç bir hedef mi? Hep birlikte karar verip, bugün 26.145 olan vaka sayısını kısa sürede, kritik eşik olan 20 binin altına indirebiliriz. Sonucunu iyi bildiğimiz tedbirler ve aşı bize yeter!” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 342 bin 145 test yapıldı, 26 bin 145 yeni vaka tespit edildi, 193 kişi hayatını kaybetti, 19 bin 199 kişi de sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Yeni tabloyu sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Koca, “Vaka sayısı 19 bin! Sizce, 20 binin altında günlük vaka sayısı bu toplum için ulaşılması güç bir hedef mi? Hep birlikte karar verip, bugün 26.145 olan vaka sayısını kısa sürede, kritik eşik olan 20 binin altına indirebiliriz. Sonucunu iyi bildiğimiz tedbirler ve aşı bize yeter!” dedi.

Aşılamada son durum

Güncel verilere göre, birinci doz Türkiye ortalaması yüzde 86.02, ikinci doz ortalaması yüzde 69.98, birinci, ikinci ve üçüncü doz toplamı ise 107 milyon 641 bin 923 oldu.

“Maskemizi mutlaka takalım”

Bakan Koca, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla maske uyarısında bulunarak, “Covid-19 virüsü kişiden kişiye geçip yayılırken, direnci zayıf olanları yatağa düşürüyor. Bulaştığı herkesi daha kötü sonuçlar için adeta aracı gibi kullanıyor. Kendini koruyan, başkalarını da hastalıktan, ölümden korur. Dışarıda, birbirimize yakınken maskemizi mutlaka takalım.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu “Felsefe ve Siyaset Sempozyumu’nda Konuştu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükada Anadolu Kulubü’nde gerçekleşen Prens Adaları Felsefe ve Siyaset Sempozyumu’na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ülkede gerçekten güçlü bir felsefi düşünceye ihtiyacımız var” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasına, “Felsefe siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan birisidir. Eğer siyasetçi ülkenin sorunlarına eğiliyor ve o ülkenin sorunlarını çözmeye adaysa mutlaka felsefecilerle de bir araya gelmek zorundadır. Siyasetçinin en azından asgari belli bir entelektüel derinliğe ihtiyacı vardır” ifadeleriyle devam etti. Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Seçimler dolayısıyla Adalar’a ilk geldiğimde, ‘Adalar’ın biraz tanıtılması lazım, bir turistik alan olarak görülmemesi lazım’ dedim. Buranın bir tarihsel derinliği var, görkemli bir geçmişi var, olağanüstü bir coğrafyası var ve olağanüstü güzel insanları var. Başkana dedim ki ‘Seçildikten sonra burayı sadece Türkiye’nin değil aslında Avrupa’nın, dünyanın bir felsefe merkezine dönüştürebiliriz. Dünyanın en önemli felsefecileri gelip Adalar’da felsefeyi anlatabilirler. Doğayı izleyebilirler. Bir ağacın altına uzanıp gökyüzüne baktıklarında sonsuzluğu görebilirler.’ Felsefecilerin en çok bu tür şeylere ihtiyacı var. Görecek, düşünecek, sorgulayacak hayatı, bunların hepsinin olması lazım. Sabahleyin ‘Felsefe nedir’ diye bir bakayım dedim, internete. Şöyle bir cümle yakaladım, önemli bir cümle: ‘Felsefe neleri bilmediğini bilmektir’ diyor. Ticaret lisesinde okurken, Fransızca hocamızın söylediği bir cümleyi hiç unutmuyorum ve gittiğim pek çok yerde bu cümleyi hep anlatırım. ‘Bildiğimiz bir nokta ise bilmediğimiz noktanın etrafı kadardır. Bildiğimiz kocaman bir daire ise bilmediğimiz o dairenin etrafı kadardır. Dolayısıyla ne kadar çok şey bilirseniz aslında ne kadar az şey bildiğinizin farkına varırsınız’ diyor. Aslında felsefe de bu. Daha çok şey bilmeliyiz, daha çok şeyleri keşfetmeliyiz. Eğer biz bunu yapabilirsek, Türkiye’ye çok güzel katkılarda bulunmuş oluruz. Evet, siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu alanlardan birisidir. Eğer siyasetçi ülkenin sorunlarına eğiliyor ve o sorunları çözmeye adaysa mutlaka felsefecilerle de bir araya gelmek zorundadır.

“Sanatın gücünü görüyorsunuz”

Siyasetçinin en azından asgari belli bir entelektüel derinliğe ihtiyacı vardır, bunun olması lazım. Entelektüellerde belli bir felsefi derinlik olunca özgüvenin olduğunu da görebiliyorsunuz. Bunu lise çağlarında okuduğum ‘Üç Silahşörler’ kitabının önsözündeki bir öyküyü anlatarak, ifade edeyim. Sanatın ve sanatçının gücünü anlatıyor aslında o öykü. Pek çok yerde anlattım bunu. Alexandre Dumas Üç Silahşörler’i yazıyor ve Paris’te günlük bir gazetede yayınlanıyor bu. Parisliler sabahın erken saatlerinde gazete büfelerine gidiyorlar, gazeteyi alıyorlar romanın sonu ne oldu diye. Yaz ayları geliyor ve Alexandre Dumas diyor ki, ‘Yaz geldi benim tatile ihtiyacım var.’ Gazetenin patronunu arıyor, ‘Ben tatile çıkacağım, dönüşte romanı bitiririm’ diyor. Patron ‘Yapamazsın’ diyor. ‘Bütün Parisliler bunu bekliyor, sen bırakıp tatile gidemezsin.’ Dumas, ‘Gideceğim’ diyor. ‘Mahkemeye vereceğim’ diyor. ‘Verebilirsin’ diyor. Evet yargıcın karşısına çıkıyorlar. Yargıç, ‘Parisliler sizi bekliyor, romanı bitirmeden tatile gidemezsin’ diyor. Kararı veriyor. Alexandre Dumas geriye dönüyor ‘Bana bir kâğıt-kalem getirir misiniz’ diyor. Bir kağıt-kalem geliyor, romanın baş aktörünün adını yazıyor, ‘Elinde kılıcı, ayakları titredi, yere düştü ve öldü’ altına ‘son’ yazıyor ve ‘Götür yayınla’ diyor. ‘Roman bitmiştir.’ Bunun üzerine patron ‘Ama yapamazsın’ diyor. ‘Benim tatile ihtiyacım var, ben tatile gideceğim’ diyor ve kazanıyor. Dolayısıyla gücü görüyorsunuz, güçlüyü de görüyorsunuz ve siz özgüveni de görüyorsunuz bu öyküde. Sanatın gücünü görüyorsunuz aslında. Acaba sanata ve dolayısıyla felsefeye ne kadar değer veren bir toplumuz bunun sorgulanması lazım.

“Bilimi, felsefeyi unuttuk”

Pek çok sanatçımızı hapishanelerde çürüttük. Bilimi, felsefeyi unuttuk. Sözlerimi yine farklı bir bağlamda bir Çin öyküsü anlatarak bitireyim. Bir Çin bilgesi anlatır, der ki ‘Biz üç kardeştik. Üçümüz de doktorduk. En büyük ağabeyimiz hasta geldiği gün tedavi ederdi. Öldüğünü yeni bir hasta geldiğinde öğrendik. İkinci kardeşimiz uyanıktı’ diyor. ‘Hasta geldi, tedavi etmedi. Mahalleye yayıldı tedavi etmediği, eyalete yayıldı. Tedavi etti, öldüğü zaman bütün eyalet onun arkasından göz yaşı döktü. Üçüncü kardeşimiz en uyanığı, cin gibi birisiydi. Hasta geldi tedavi etmedi, mahalleye, eyalete yayıldı tedavi etmediği. Bütün Çin’e ayıldıktan sonra tedavi etti. Öldüğünde Çin onu ulusal kahraman ilan etti.’ Kim doğruyu yaptı ve kim doğruyu yapıyor. Felsefenin temel konusu işte bu. Öykülerden yola çıkarak, bizim zihin dünyamızın zenginleşmesini sağlamak. Adalar bunun için biçilmiş bir kaftan, güzel bir yer. Gönül ister ki, bu pandemi dolaysısıyla olmadı, dünyanın en önemli felsefecilerini buraya çağıralım. Gelsinler, bizler ve gençler onları dinleyebilsinler. Bunun ortamını yaratmak mümkün bu ortamın yaratılması dileğiyle hepinize sevgiler saygılar sunuyorum.”

Paylaşın

HDP Sözcüsü Günay: Çözümün Adresi Meclis’tir

HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu tartışmayı başlatmış olmasını muhalefetin çözüm konusunda inisiyatif alma istemini kıymetli buluyoruz. Türkiye bu tartışmayı geçmişte yaşananları inkar etmeden, yaşadıklarından dersler çıkararak, siyasi bir ciddiyet ve olgunlukla yürütmelidir. Demokratik ve barışçıl bir çözümün yeri de elbette Meclis’tir.” dedi. 

Haber Merkezi / Basın toplantısında son günlerde öne çıkan muhataplık ve çözüm tartışmaları, öğrencilerin barınma sorunlarını değerlendiren Günay’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

“Türkiye çok kritik ve önemli bir dönemeçten geçiyor. Türkiye bugünkü koşulları kaldırmıyor, iktidar aklının tercih ettiği bu çözümsüzlük ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Türkiye daha fazla bu koşulları kaldıramaz, şartlar ve koşullar değişimi dayatıyor. Toplumsal sorunlarda çözüm artık bir tercih olmaktan çıkmış ve bir zorunluluğa dönüşmüştür. Muhalefet kanadının son dönemlerde başlattığı Kürt sorununda çözüm ve muhataplık tartışmalarını önemli buluyoruz.

Tam da bu yüzden 27 Eylül’de Türkiye’nin geleceğine ışık tutacak bir tutum belgesi açıklıyoruz. 27 Eylül, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok önemli bir başlangıç olacaktır. Deklarasyonumuz nefes almakta zorlanan topluma nefes aldıracak, tıkanmış ve sorunlara çözüm bulmaktan uzak siyaset kurumuna yeni bir politik perspektif sunacaktır. Aylardır sahadayız, her kesimden insanla bir araya geldik. Sahadan çıkardığımız sonuçları, elde ettiğimiz verileri kurullarımızda tartıştık ve günlerdir süren yoğun tartışmaları tutum belgesine yansıttık.

“Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez”

Son dönemlerde yaşanan tartışmalardan da anlaşılacağı üzere Türkiye’nin en büyük ve en temel sorunu Kürt sorunudur. Toplumsal ve siyasal gelişmeler bu gerçekliği her gün daha fazla açığa çıkarıyor. Kürt sorunu temelde Türkiye’nin demokrasi sorunudur. Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşemez, Türkiye demokratikleşmeden de Kürt sorunu çözülmez. Bu konuda bizim bakış açımız da rotamız da nettir.

Kürt sorunu ve muhataplık meselesi üzerinden Türkiye’yi tekrar çözümsüzlüğe mahkûm edecek negatif yaklaşımlar görüyoruz. Buradan şunu net bir şekilde vurgulamak isterim. Kürt halkının talepleri nettir, sorunun muhatapları bellidir, çözüm yolu açıktır. Çözüm tartışmaları ciddiyetle, geçmişten ders çıkarılarak ve yaşananları inkar etmeden yürütülmelidir

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu tartışmayı başlatmış olmasını muhalefetin çözüm konusunda inisiyatif alma istemini kıymetli buluyoruz. Türkiye bu tartışmayı geçmişte yaşananları inkar etmeden, yaşadıklarından dersler çıkararak, siyasi bir ciddiyet ve olgunlukla yürütmelidir. Demokratik ve barışçıl bir çözümün yeri de elbette Meclis’tir.

HDP muhataptır

Şunun açık ve net olarak bilinmesi gerekir. HDP Türkiye’nin tüm sorunları gibi Kürt sorununu da çözmeyi önüne bir görev olarak koymuş bir Türkiye partisidir. HDP’nin Türkiye’nin en büyük sorunu olan Kürt sorununu demokratik temelde çözmek için kararlılığı ve iradesi vardır, tüm sorunlarda olduğu gibi bu kadim sorunda da elbette muhataptır. Demokratik müzakere partisi olarak Kürt sorunun çözümünü demokratik bir Türkiye için elzem görüyoruz, bu yüzden bugün de yarın da çözüm çabası içinde olmaya devam edeceğiz. Ancak bu sorunun çok boyutlu, çok katmanlı ve karmaşık bir sorun olduğunu Türkiye’nin son kırk yılına şahit olmuş herkes bilir.

Konuşulması gereken demokratik bir Türkiye’nin nasıl inşa edileceği, onurlu bir barışın nasıl sağlanacağıdır. Bu açıdan parti olarak üzerimize düşen yapıcı sorumluluğu almaya her zaman hazırız. Değer biçtiğimiz ve fazlasıyla önemsediğimiz son günlerdeki çözüm ve muhataplık tartışmalarının yeni bir döneme kapı aralamasını umuyoruz. Bu konuda umutluyuz ve Türkiye’nin geleceği için zaten çözümden başka bir şans da yoktur.

Öğrencilerin ciddi barınma sorunları var

Değerli basın emekçileri halkımızın yaşadığı sorunlar, çektiği sıkıntılar maalesef bitmiyor. Yakından takip ettiğiniz üzere pandemi sonrası yüz yüze eğitimin başladığı bugünlerde öğrenciler ciddi bir barınma sorunuyla karşı karşıya. Yurt imkanları kısıtlı, özel yurt fiyatları el yakıyor, öğrencilere verilen devlet desteği fahiş kiralar karşısında komik bir meblağ olmaktan ileriye gidemiyor. Ülkede önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisi sayısı 8 milyon 700 bin civarında. Buna karşılık KYK’ye ait toplam 552 yurdun öğrenci kapasitesi ise 84 bin 363. Pandemi sürecini yönetemeyenler, sosyal devlet olma iddiasında da öğrencileri barındırma noktasında sınıfta kaldı.

Peki öğrenciler barınacak yer bulamazken iktidar ne yapıyor?

Ticarethane mantığıyla her köşe başına en basit ihtiyaçlarını bile karşılayamayacağı öğrencilerin doldurulduğu özel üniversitelerin açılmasına önayak oldu.

Tarikat yurtlarına aktarılmak üzere 173 milyon 704 bin lira destek bütçesi ayırdı.

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre New York’ta yaklaşık 2.5 milyar TL’ye mal olan Türkevi binasını yaptırdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” kitabının reklamı, New York’un ana cadde ve sokakları ile Times Meydanı’ndaki bazı led ekranlarda ve seyyar kamyonlarda yapıldı.

En ucuz yurt 800 TL, burs ise 650 TL

Türkiye’de Kredi Yurtlar Kurumu’nun yurtlarına yerleşebilmek için bile torpil gerekiyor. Ev kiralarının zaten yanına yaklaşılmıyor. En ucuz özel yurt ise 800 liradan başlıyor. Öğrencilere destek ödenekleri olan Kredi Yurt Kurumu’nun kredisi ve bursu sadece 650 lira. Bu öğrencilerin nasıl geçinmesi bekleniyor? Asgari ücretle geçinen bir hanenin çocuğunun üniversiteye gidip barınmasını, yemesini, içmesini, insani koşullarda bir üniversite hayatını neyle karşılaması bekleniyor?

Yurt sorununun bir de kadın boyutu var tabii. Birçok genç kadının eğitim hayatı iktidarın yarattığı yurt çıkmazı sebebiyle tehlikede. İktidar her adımında kadınları yavaş yavaş sosyal hayattan, eğitimden, ekonomik özgürlükten uzaklaştırmaya çalışıyor.

Çözüm önerilerimiz

Barınamayan öğrenciler diyor ki, “Bize yalnızca parklar ve banklar kaldı.” Bu harami düzeni, halkımıza ve çocuklarımıza reva görülen geleceksizliği kabul etmiyoruz. Barınma hakkı için mücadele eden öğrencilere dönük gözaltı saldırılarına son verilmeli. Barınamadığı için parklarda protesto halinde olan gençlerle görüşülmeli, barınma sorunu yaşayan öğrenciler için acil bir çözüm bulunmalı. Yurt yerleştirme süreçlerinde ayrımcılık, kayırmacılık ve torpil vakaları bir an önce önlenmeli. Yurt imkanı sağlanmayan öğrencilere “kira destek bursu” verilmeli. Ev kiraları denetlenmeli, fahiş fiyatlı kira istenmesinin önüne geçilmelidir. Öğrencilere verilen KYK bursu ve kredisi arttırılmalı, bu ekonomik kriz sürecinde zengin şirketlerin ve yandaşların vergileri değil, KYK borçları sıfırlanmalı.

Gençlerin taşıdığı, iktidarı tehdit eden potansiyeli görüyoruz. İktidar da görüyor. Bu nedenle en temel hak mücadelesine dahi tahammülleri yok. Ama biz gençlerin hayatını mahvetmelerine izin vermeyeceğiz! Barınamıyoruz diyen ve mücadele eden bütün öğrencilerin yanındayız. Partimizin kapılarının bütün öğrencilere açık olduğunu da yeniden hatırlatmak istiyorum.

Paylaşın