CHP’li Akın: Vatandaşlar Artık Faturalarını Ödeyemiyor

CHP’li Akın, beş zincir markete yönelik fahiş fiyat denetimi yerine fahiş faturalara denetim yapılması gerektiğini belirterek, “Tek adam sisteminin hayata geçtiği son 3 yılda elektrik ve doğalgaz faturaları ikiye katlandı. Vatandaşlar artık faturalarını ödeyemiyor. Her ay 100 binlerce hanenin elektrik ve doğalgazı kesiliyor. Bu durumda asıl fahiş oranda artan enerji faturaları için denetim yapılması gerekmiyor mu?” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, yaptığı yazılı açıklamada bu hafta açıklanması beklenen enerji zamlarıyla ilgili iktidara çağrıda bulundu. CHP’li Akın, açıklamasında şunları dile getirdi:

“İktidar artan hayat pahalılığı üzerine beş zincir markete yönelik fahiş fiyat denetimi başlattı. Fiyat artışlarının yanlış ekonomi politikası nedeniyle yaşandığı geçen hafta Merkez Bankası’nın aldığı faiz kararla bir kez daha anlaşılmıştır. Enerjiye yapılacak zam bütün sektörlerin maliyetlerini artıracağı için temel gıda ürünlerinin fiyatlarına da yükseltecektir. Enerjiye yapılacak zammın yaratacağı domino etkisi enflasyonu daha da yükseltecektir.

“İktidar vatandaşın değil, şirketlerin yanında yer almayı tercih etmiştir”

Fahiş fiyatlar üzerine Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde marketlerde denetim yapılırken; fahiş faturalar üzerine iktidar uyarılarımıza karşın şirketlerle faturaların düşürülmesi konusunda somut bir adım atmamıştır. Tam tersine iktidarın şirketlerin zam taleplerini değerlendirdiği kamuoyuna yansımıştır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kış gelmeden saray iktidarı ve elektrik şirketleri oturup bu fatura işini konuşsunlar” uyarısına karşın iktidar vatandaşın değil, şirketlerin yanında yer almayı tercih etmiştir.

Artık vatandaşlarımız temel bir hak olan enerji faturalarını bile ödemekte ciddi anlamda zorlanmaktadır. Her ay 100 binlerce hanenin elektrik ve doğalgazı kesilirken; iktidar elektrik faturasını ödeyemediği için 2,1 milyon haneye yardım yapıldığını da itiraf etmiştir. Bu kapsamda yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte elektrik faturalarına yüzde 2 oranında yansıtılan TRT payının kaldırılması ve KDV oranının düşürülmesi yönünde acilen düzenleme yapılmalıdır. Vatandaşın faturasını düşürmesini sağlayacak bu düzenlemelerle ilgili pek çok kanun tekliflerimiz parlamentoda beklemektedir.”

Paylaşın

Alışveriş Bozukluklarının Tedavisinde ‘İlk Adım’

Aşırı veya kontrolsüz satın alma veya alışveriş oldukça yaygın ve büyüyen bir sorundur, ancak bu önemli psikolojik ve sosyal sorunun kapsamını ve etkilerini ölçmekteki sorunlar devam etmektedir. Satın Alma-Alışveriş Bozukluğu resmi olarak ayrı bir tanı olarak kabul edilmedi, ancak bir araştırma ekibi ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği geliştirdi.

Haber Merkezi / Flinders Üniversitesi’nden Profesör Mike Kyrios ve Dr Dan Fassnacht liderliğindeki bir araştırma ekibi, ölçülebilir bir aşırı satın alma ölçeği uygulayabilen tanı kriterleri geliştirdi.

Profesör Kyrios, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Aşırı Satın Alma Derecelendirme Ölçeği’nin Satın Alma-Alışveriş Bozukluğunun ciddiyetini ölçmede önemli bir ilk adımı oluşturduğunu vurgulayarak, “Önerilen tanı kriterlerine dayanan aşırı satın alma veya alışverişin ciddiyetini değerlendirmek için hiçbir önlem yoktur ve bu, devam eden araştırma çabalarını sınırlandırmaktaydı” dedi.

Kadınların ve gençlerin daha yüksek aşırı satın alma eğiliminde olduğunu belirten Kyrios, açıklamasının devamında şunları ifade etti;

“Eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji”

“Satın alma, kendimizde gördüğümüz eksiklikleri gidermek için kullandığımız bir strateji gibi görünüyor. Kendi değerlerinden daha emin olmayanların aşırı satın alma veya alışverişe yenik düşmeleri ve ilgili yararsız inançlar geliştirmeleri daha olası”

“Bir dereceye kadar açıklıyor”

Satın almanın faydaları hakkında güçlü inançlara sahip olmanın aşırı satın alma ciddiyetinin önemli göstergeleri olduğunu açıklayan Dr. Dan Fassnacht ise, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bir nesneyi satın almanın duygusal güvenliğe yol açacağına veya nesneyi satın almamanın fırsat kaybına yol açacağına dair güçlü inançlar, insanların neden satın alma dürtülerini kontrol edemediklerini bir dereceye kadar açıklıyor” ifadelerini kullandı.

Araştırma grubu, bulguların aşırı satın alma tedavilerinin geliştirilmesi için önemli etkileri olduğunu düşünüyor.

Paylaşın

HDP, ‘Demokrasi Tutum Belgesi’ni Açıkladı: Güçlü Demokrasi

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 2023’te düzenlenecek cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimleri öncesi ve sonrasına dönük tavır ve ilkelerin yer aldığı ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nu açıkladı. 11 maddelik belgede, güçlü demokrasi vurgusu yapılırken, “Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunun Kürt sorunu olduğu” savunuldu.

Haber Merkezi / HDP Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar, tarafından kamuoyuyla paylaşılan 11 maddelik ‘Adalete, Demokrasiye, Barışa Çağrı Deklarasyonu’nu şu şekilde:

1. Güçlü demokrasi: Türkiye’nin temel ihtiyacının katılım, müzakere ve demokratik uzlaşı esasına dayalı, evrensel temel hak ve özgürlüklerin en geniş şekilde sağlandığı güçlü demokrasi olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.

2. Tarafsız ve bağımsız yargı: Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.

3. Kayyım rejimi değil halk iradesi: Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.

4. Kürt sorununda demokratik çözüm: Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP, demokratik çözüm ve barış konusunda üzerine düşen her şeyi yapmaya, Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir rol üstlenmeye hazırdır. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan bu sorunun çözümü için muhataplarla diyalog kurulması, inkâr ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. Meclis, diyalog ve çözüm zeminini kurarak, demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak ve odak olmalıdır. Bu çerçevede, başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.

5. Barışçı dış politika: Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli işbirliğine yönelik stratejiler yeni dönemin dış politika anlayışının temelidir. Komşularımız başta olmak üzere diğer ülkelerle savaş ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, maceracı politikalardan uzaklaşmak, güçlü ve ilkeli diplomasiye, diyaloga ve her alanda iyi ilişkilere dayalı barışçıl politikalar yürütmek, hepimizin yararınadır.

6. Kadına özgürlük ve eşitlik: Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.

7. Ekonomide adalet: Ekonomik krizin yarattığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikalar esastır. İstihdamın artırılması ve adil gelir dağılımı hedefi ile, işsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldıracak bir ‘Hakça Dağıtım Programı’ en büyük toplumsal ihtiyaçtır. Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır. Halkın; elektrik, doğalgaz, su, internet gibi temel ihtiyaçları ‘Sosyal Haklar Programı’ kapsamında ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz sağlanması; Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT), Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) mağduru gençlerin, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi acil ihtiyaçtır. Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çiftçilerin yanlış politikalar sonucu oluşan borçlarının silinmesi, pandemi döneminde mağduriyetleri olağanüstü artan esnafın desteklenmesi ilk yapılması gerekenler arasındadır. Kadın yoksulluğuna son verecek ve kadınların ekonomik yaşamda daha etkin olmasını sağlayacak politikalar şarttır. Emekçilerin sendikal örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarının evrensel ölçütlerde güvence altına alınması vazgeçilmez olandır.

8. Kamu yönetiminde liyakat: Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.

9. Doğaya saygı: İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir. Başta enerji, ulaşım, kentleşme ve tarım olmak üzere tüm politikalarda doğa hakları odaklı yaklaşım acil zorunluluktur. Her canlının sağlıklı bir ekosistem içinde yaşam hakkının etkin yasalarla koruma altına alınması; orman yangınları, sel gibi ağır ekolojik tahribatın önüne geçmek için elzemdir.

10. Gençler için özgür yaşam: Gençlerin yaşam tercihlerine saygı duyan bir yaklaşımla, kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri ve özgürce yaşayabilmeleri için başta eğitim ve kültür olmak üzere ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda bütün engellerin kaldırılması, eğitim sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi özgür ve güvenceli yaşamın gereğidir. Gençlerin ekonomik olarak desteklenmeleri, her alanda daha fazla yönetime katılmaları, yaratıcı ve ilerletici fikirlerin toplumda daha belirleyici hale gelmesine yol açacaktır.

11. Demokratik anayasa: Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 49, Yoksulluk Sınırı 9 Bin 931 Liraya Yükseldi

TÜRK-İŞ’in ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın 2021 yılı Eylül ayı sonuçlarına göre, eylül ayında açlık sınırı 3.049 liraya yükselirken, ‘yoksulluk sınırı’ ise 9 bin 931 lira 59 kuruş oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ),  ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın 2021 yılı Eylül ayı sonuçlarını açıkladı.

Araştırmaya göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden ‘açlık sınırı’ 3 bin 49 lira olarak belirlendi.

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen ‘yoksulluk sınırı’ ise 9 bin 931 lira 59 kuruş oldu.

Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 3 bin 709 lira 23 kuruş olarak hesaplandı.

Mutfak enflasyonundaki değişim ise araştırmaya şöyle yansıdı:

Dört kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 4,18 oranında artış gösterdi.

Yılın ilk dokuz ayı itibariyle fiyatlardaki artış yüzde 17,72 oranında gerçekleşti. Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 24,56 oldu. Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 19,58 olarak hesaplandı.

Türk-İş, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’ yapmaktadır.

Paylaşın

Diyabet İçin Vegan Diyeti: Avantajları Ve Dezavantajları

Sağlıklı bir diyet diyabetin yönetiminde önemli bir rol oynar. Diyebetiniz varsa, vegan bir diyetin bu rahatsızlığı yönetmenize yardımcı olup olmayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Eğer vegan diyetiyle ilgileniyorsanız, başarılı olmak için nasıl yemek planlayacağınızı, alışveriş yapacağınızı ve kendi kendinizi nasıl izleyeceğiniz çok önemlidir.

Haber Merkezi / Vegan diyeti, diyabeti kontrol altına almada yardımcı olabilecek tek diyet olmasa da, durumu kontrol altında tutmak için iyi bir diyettir. İşte, diyabet için vegan diyeti, avantajları ve dezavantajları ve diyette nasıl başarılı olunacağı konusunda 3 günlük örnek bir yemek planı.

Vegan diyeti nedir ve nasıl yapılır?

Vegan diyeti, et, süt ve hayvansal ürünlerden tamamen arındırılmış bir diyet türüdür. Onun için, tüm beslenme ihtiyaçlarınızı karşıladığınızdan emin olmak için dikkatli bir planlama gerektirir.

Genel olarak, karbonhidratlar kan şekeri düzeylerini protein ve yağdan daha fazla etkilediğinden, diyabetli kişilerin karbonhidrat alımlarını gün boyunca tutarlı tutmaları gerekir.

Yemekler ve atıştırmalıklar, karbonhidrat, protein ve sağlıklı yağ ile dengelenmelidir, çünkü öğününüze karbonhidrat olmayan yiyecekleri dahil etmek, karbonhidratların kan şekeriniz üzerindeki etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Diyabet için vegan bir diyet uyguluyorsanız, yemek ve atıştırmalık hazırlamak için kullanabileceğiniz bazı karbonhidrat, protein ve yağ örnekleri;

  • Karbonhidratlar; Tam tahıllı un (ekmek, makarna), pirinç, patates, yulaf, irmik, kinoa, meyve (taze, dondurulmuş veya şekersiz konserve), mısır
  • Proteinler; Soya fasulyesi ve soya fasulyesi ürünleri, fasulye, mercimek, bezelye, yer fıstığı, ağaç kuruyemişleri, fındık ezmesi, tohumlar
  • Yağlar; Zeytinyağı, avokado yağı, avokado, fındık ve tohumlar, hindistancevizi, bitki bazlı sürülebilir ürünler

Ek olarak, bir tür sindirilemeyen karbonhidrat olan lif, çoğu bitki bazlı gıdada bulunur. Lif, bu gıdaların daha doyurucu olmasına ve ayrıca kan şekeri etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Sahip olduğunuz diyabet tipine, fiziksel aktivite seviyenize, yaşınıza, cinsiyetinize ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak, bir diyetisyen, her öğünde ihtiyacınız olan en uygun karbonhidrat miktarını belirlemenize yardımcı olabilir.

Avantajları;

Bir vegan diyetinin diyabet için potansiyel avantajları, kan şekeri yönetimi, insülin duyarlılığı ve kilo yönetimini içerir.

  • Kan şekeri yönetimi; Araştırmalar, vegan bir diyetin geleneksel bir diyete göre biraz daha iyi kan şekeri yönetimi ile sonuçlandığını ortaya koymaktadır
  • İnsülin hassasiyeti; İnsülin, normal glikoz seviyelerini korumaya yardımcı olan anahtar hormondur. Araştırmalar, hayvan proteinlerinin insülin direncinin gelişimine bitki proteinlerinden daha güçlü bir şekilde katkıda bulunabileceğini öne sürüyor
  • Kilo yönetimi; Vegan beslenme, tip 2 diyabetli kişilerin kilolarını kontrol etmelerine yardımcı olarak faydalı olabilir. Kilo vermek, insülin duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir ve vegan diyetler, yağ ve kalorilerde omnivor diyetlerden daha düşük olma eğilimindedir, bu da kilo vermeyi kolaylaştırabilir

Dezavantajları;

Genel olarak vegan diyetinin diyabetli insanlar içi bazı potansiyel dezavantajları vardır. Dikkatli bir planlama ile bu olumsuzluklar önlenebilir.

Besin eksiklikleri; Vegan diyeti yapanlar, özellikle B12 vitamini, B6 vitamini, demir, kalsiyum, omega-3 yağları, iyot ve çinko eksiklikleri olmak üzere diğer insanlara göre belirli besin eksiklikleri riski altındadır. Bununla birlikte, tüm bu besin maddelerini, diyetinize bu besinlerin iyi kaynakları olan bitki bazlı gıdaları takviye ederek aşabilirsiniz.

İşte bu besinlerin vegan kaynaklarına bazı örnekler;

  • B12 Vitamini; Güçlendirilmiş besin mayası, güçlendirilmiş tahıllar
  • B6 Vitamini; Nohut, patates, muz, güçlendirilmiş tahıllar
  • Demir; Zenginleştirilmiş tahıllar, beyaz fasulye, bitter çikolata, mercimek, ıspanak, tofu
  • Kalsiyum; Zenginleştirilmiş portakal suyu, tofu, güçlendirilmiş tahıllar, şalgam yeşillikleri, lahana
  • Omega-3 yağları; Chia tohumları, keten tohumları, kanola yağı, soya fasulyesi yağı
  • İyot; Deniz yosunu, iyotlu tuz, soya sütü, badem sütü
  • Çinko; Güçlendirilmiş tahıl, kabak çekirdeği, kaju fıstığı, nohut, badem, barbunya fasulyesi

Yetersiz protein; Vegan diyeti yapanların optimal sağlığı korumak için yeterli protein ve doğru amino asit çeşitliliğini almaları da zor olabilir. Protein, yeni vücut dokuları oluşturmak için gereklidir ve amino asitler sağlığınızda çeşitli roller oynar.

Vegan protein kaynakları şunlardır;

  • Soya; Tofu, tempeh, soya fıstığı, siyah soya fasulyesi, soya sütü
  • Baklagiller; Nohut, siyah fasulye, barbunya, yer fıstığı, fıstık ezmesi, mercimek, bezelye
  • Kuruyemişler; Badem, fındık, macadamia fıstığı, fındık yağı, fındık sütü
  • Tohumlar: Chia tohumu, keten tohumu, ayçiçeği çekirdeği, kabak çekirdeği, ayçiçek yağı
  • Tahıllar: Kinoa, yulaf, teff, amaranth
  • Protein tozları; Bezelye proteini, soya proteini

Aşırı karbonhidrat; Özellikle diyabetli insanları etkileyebilecek vegan diyetinin son bir dezavantajı, kan şekeri seviyenizi etkileyebilecek karbonhidratlarda aşırıya kaçmanın kolay olmasıdır. Bitkisel gıdalar hayvansal gıdalardan daha fazla karbonhidrat içerir, bu nedenle vegan beslenme doğal olarak omnivor beslenmeye göre daha fazla karbonhidrat içerir. Karbonhidratlar bir bütün olarak sağlıksız değildir ve kesinlikle diyabet için sağlıklı bir diyetin parçası olabilir, ancak sağlıklı kan şekeri seviyelerini korumak için alımınızı sınırlı hale getirmek önemlidir. Sizin için en uygun karbonhidrat miktarı hakkında sağlık danışmanınızla konuşun.

İşte diyabet için üç günlük vegan yemek planı;

1.gün

  • Kahvaltı; Taze meyveli yumurtasız Fransız tostu
  • Atıştırmalık; Havuç ve kereviz ile humus
  • Öğle yemeği; Pirinç, tempeh ve sebze kasesi
  • Atıştırmalık; Fırında pişmiş çıtır lahana cipsleri ve kavrulmuş badem
  • Akşam yemeği; Nohut ve patates
  • Atıştırmalık; Çikolatalı badem ezmesi protein topları

2. gün

  • Kahvaltı; Vişne çikolatalı hindistan cevizi sütü chia pudingi
  • Atıştırmalık; Taze meyve ve ayçiçeği tohumu ile hindistan cevizi yoğurdu
  • Öğle yemeği; Fıstık miso soslu gökkuşağı kinoa salatası
  • Atıştırmalık; Çıtır kavrulmuş nohut
  • Akşam Yemeği: İtalyan usulü siyah fasulye köftesi
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmesi proteinli kupa kek

3 gün

  • Kahvaltı; Nihai yüksek proteinli kahvaltı burritoları
  • Atıştırmalık; Vanilyalı chai latte smoothie
  • Öğle yemeği; En iyi vegan simit sandviçi
  • Atıştırmalık; Guacamole ve mini tatlı biber
  • Akşam yemeği; Brokoli ve edamame ile spagetti, tavada kızartma kabak
  • Atıştırmalık; Fıstık ezmeli muzlu kek
Paylaşın

Biyolojiye Meydan Okuyan Yaratıklar: Çıplak Köstebek Fareleri

Dünyanın en güzel memelileri olmasalar da, çıplak köstebek fareleri (Heterocephalus Galbe) kesinlikle en şaşırtıcıları arasındadır. Bu kemirgen, olması gerekenden 10 kat daha uzun yaşıyor, acıya karşı dayanıklı ve kansere karşı büyük ölçüde bağışık kazanmış. Çıplak köstebek fareleri, kırışık pembe derilerinin altında yaşam iksirinin sırrını saklıyor olabilirler.

Haber Merkezi / Adından da anlaşılacağı gibi, çıplak köstebek farelerinin vücutlarında kıl veya tüy yoktur. Bu bir memeli için neredeyse duyulmamış bir şey. Bu sürpriz olmamalı, böyle özel bir yaratık benzersiz bir görünümü hak ediyor.

Çıplak köstebek fareleri, Doğu Afrika’ya özgü bir türdür. Çıplak köstebek fareleri, yüzeyin birkaç metre altında, çok karmaşık tünel ağları içinde yaşarlar. Yüzeyin birkaç metre altında sıcaklık asla yükselmez veya düşmez, bu yüzden koruyucu tüye veya kıla ihtiyaç yoktur. Çıplak köstebek farelerinin sahip oldukları bir kaç tüyden oluşan bıyık ve gezinmelerine yardımcı olan birkaç özel vücut kıllıdır.

Vücut sıcaklıklarını düzenlemek için herhangi bir çevresel baskının olmaması, çıplak köstebek farelerinin soğukkanlı olarak evrimleşmesini sağlamıştır; gezegendeki bu tür tek memelidir.

Çıplak köstebek fare kolonileri, arı kolonilerine benzer. Çıplak köstebek fareleri, tek üreyen dişi olan bir kraliçe tarafından yönetilen 300 bireyden oluşan kolonilerde yaşar; evet, tıpkı arılar gibi. Köstebek farelerin çiftleşme ve sosyal olarak etkileşim kurma şekli, memelilerden çok belirli böcek türlerine benzer. Bu davranış, eusosyallik olarak bilinir. Diğer köstebekler gibi, çıplak köstebek faresinin en büyük varlığı dişleridir.

Kanser direnci

Çıplak köstebek fareleri ile ilgili en şaşırtıcı şey çıplak gözle görülemez; kansere karşı olağanüstü direnç. Çıplak köstebek farelerinde çok az belgelenmiş kanser vakası vardır ve bilim insanları bir gün onları neyin koruduğunu belirleyip insanlara aktarmayı umuyorlar.

Bazı araştırmalar, çıplak köstebek farelerinin hücrelerinin, kanser hücrelerinin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına izin vermeyen, yapısal ve besinsel destek sağlayan farklı bir madde ağına sahip olduğunu göstermektedir.

Bazı insanlar kapsaisin (acı biberleri acı yapan madde) aldıklarında şoka girebilirler, ancak çıplak köstebek fareleri maddeyle temas ettiklerinde herhangi bir acı hissetmezler. Çıplak köstebek fareleri, güçlü bir asitle karşılaştıklarında, ağrıya duyarlı sinirlerindeki moleküller, asidi bir anestetik haline getirir. Bu nedenle, zarar vermek yerine, güçlü bir asit aslında çıplak köstebek farelerini uyuşturur.

Çıplak köstebek fareleri, tıpkı bizim gibi, yoğun ısıya veya basınca maruz kaldıklarında acı hissederler, ancak normalde ağrıya neden olması gereken belirli kimyasalları etkisiz hale getirme yetenekleri bilim insanlarının büyük ilgisini çekmektedir. Örneğin, çeşitli hastalıklar nedeniyle dokularında asit birikmesine bağlı kronik ağrı çeken birçok insan var. Köstebek farelerinin biyolojisine dayalı bir ilaç harikalar yaratabilir.

Birbirleriyle yakın ve yeraltında yaşamaya alışkın olan çıplak köstebek fareleri, düşük oksijen koşullarına oldukça dayanıklı olacak şekilde evrimleşmiştir. Oksijen kullanımları o kadar verimlidir ki, oksijen olmadan beş saate kadar yaşayabilirler.

Oksijenin düşük veya hiç olmadığında, memeliler hücrelerinde enerji üretimine güç sağlamak için fruktoz kullanırlar. Bu metabolik yol bu güne kadar sadece bitkilerde belgelenmiştir. Bu durum, bir gün, kalp krizi ve felç gibi oksijen yoksunluğu krizlerinden mustarip hastalar için yeni bir tedaviye dönüştürülebilir.

30 yıla kadar yaşayabilirler

Çoğu durumda, vücut büyüklüğü ile yaşam süresi arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Genel olarak konuşursak, vücut ne kadar büyükse, yaşam süresi de o kadar uzundur ve bu özellikle memeliler için de geçerlidir. Çıplak köstebek farelerinin vücut büyüklükleri göz önüne alındığında 4-6 yıl yaşamaları beklenebilir. Ancak 30 yıla kadar yaşayabilirler.

Bunlar çıplak köstebek fareleri hakkında en şaşırtıcı gerçeklerden bazıları. Birçok kişi komik görünümlerine yüksek sesle gülebilir, ancak bugün öğrendiğimiz bir şey varsa, bu kemirgenlerin bir gün birçok insanın hayatını kurtarabilecek inanılmaz güçlere sahip olduğudur.

Paylaşın

HDP’li Sancar: Halk İradesine Saygısızlığın Başladığı Yerde Demokrasi Biter

Partisinin düzenlediği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Demokrasi sadece merkezi idarede kuvvetler ayrılığı ile sadece seçimle gerçekleşebilecek bir yönetim şekli değildir. Şüphesiz seçim ve halk iradesi demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Bunlar olmazsa diğer konuları konuşmanın gereği ve anlamı kalmaz. Halk iradesine saygısızlığın başladığı yerde demokrasi biter” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, “Tartışmaların Kürt sorunu etrafında yoğunlaştığı bir dönemde bu konferansın anlamı büyüktür. Bizler demokrasiyi bütün ayakları ve bütün ilkeleriyle yerleştirmek için yola çıkmış bir geleneğin temsilcisi devamı ve yeni bir bileşimiyiz. HDP, Türkiye’de barışı, demokrasiyi, özgürlüğü ve eşitliği bütün bölgelere yerleştirmenin adresidir. Bu mücadele geleneğinin geldiği en yüksek aşamadır. Elbette bu nihai bir nokta değildir. Bizlerden sonra da bu mücadele başka boyutlar kazanarak büyüyecektir. Bizler, sizler bu onurlu mirasın şimdiki emanetçileriyiz. Üzerimize düşen sorumlulukları, halkımıza karşı yükümlülükleri onurlu bir şekilde yerine getirmek için elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz, yeter ki bu geleceğe ışık saçan yolu bizden sonrakilere hakkıyla devredelim” sözleriyle başlayan Sancar, açıklamalarının devamında şu ifadeleri kullandı;

Gelecek kuşaklarla barışı, özgürlüğü ve demokrasiyi birlikte inşa edelim. Demokrasi sadece merkezi idarede kuvvetler ayrılığı ile sadece seçimle gerçekleşebilecek bir yönetim şekli değildir. Şüphesiz seçim ve halk iradesi demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Bunlar olmazsa diğer konuları konuşmanın gereği ve anlamı kalmaz. Halk iradesine saygısızlığın başladığı yerde demokrasi biter. İşte kayyım rejimi halk iradesini gasp etmenin en vahşi yöntemi olarak demokrasinin tümüne yönelik bir darbe olarak karşımıza çıktı ve Türkiye’de çöküşün en önemli adımı oldu. Türkiye’yi karanlık bir çukura sürükleyen gelişmelerin en kritik yerinde halk iradesini tanımayan, keyfi, tekçi anlayış yatıyor. Eğer bu anlayışı durduramazsak gelecekte de böyle olacaktır ama biz bu gidişatı durdurmaya kararlıyız. Demokrasiyi sağlam bir şekilde yerleştirebilmek için halk iradesine mutlak saygı, halkın denetimi ve halkın katılımı şarttır, bütün bunlar da yerelde başlar, ülkenin tümüne yayılır. Böyle olursa demokrasi gerçek anlamına kavuşur. Yerel demokrasi olmadan demokrasinin ülke genelinde kurulmasının anlamı yoktur. Çünkü yerel demokrasi halkın iradesinin en somut yansıdığı alandır. Yerel demokrasi halkın katılımının en doğrudan olduğu halkın denetiminin en etkili olduğu alandır.

Yerel demokrasinin en güçlü ve kararlı savunucusu HDP’dir

Tekçiliğe, zorbalığa karşı halkın iradesinin etkili hayata geçmesi gerekiyor. Eğer erkleri, iktidarı, merkezde toplarsanız keyfilik, yolsuzluk, soygun, talan, yozlaşma kaçınılmazdır. Kuvvetleri devlet içinde birbirinden ayırmak yetmiyor, merkezin yetkilerini yerele devredeceksiniz. Yerele yetki devrini genişlettikçe, yerel yönetimlerin kaynaklarını güvence altına aldıkça demokrasiyi sağlam bir temele oturtmuş olursunuz. Bunun en güçlü ve kararlı savunucusu da HDP’dir. O nedenle diyoruz ki Türkiye’nin demokratik geleceği yerel demokrasiden bağımsız düşünülemez.

Kayyım rejiminin en az 3 alanda büyük tahribatları var. Birincisi kültürel asimilasyondur. Kayyım halk iradesini gasp ederken kimliğini de talan ediyor. Kültürel asimilasyonun yani 100 yıllık planların en ağır uygulamasını kayyım rejimi oluşturuyor. Kayyım rejimi aynı zamanda siyasal asimilasyon yöntemidir. Çünkü Kürt halkını kendi iradesini kullanabilen bir özne olmaktan çıkarmayı  ve siyasal hayatına yabancılaştırmayı hedefliyor. Kürt halkının kendi olarak var olma, kendi ilkeleri ile siyasal temsiliyet oluşturma imkanlarını ortadan kaldırmak istiyor. Kürt halkını iradesiz, başka partilere dağıtılmış, etkisiz bir topluluğa dönüştürme operasyonunun en önemli aracıdır. Oysa kayyıma karşı yerel demokrasiyi savunurken biz Kürt halkının siyasi özne olma hakkını da savunuyoruz. Kürt halkının bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olma hakkını savunuyoruz. O nedenle kayyım rejimine karşı mücadele siyasi özne olma hakkına sahip çıkma mücadelesidir.

Yerel demokrasiden asla vazgeçmek söz konusu olmaz

Bir asimilasyon da ahlaki asimilasyondur. Yani yozlaştırma politikalarıdır. Gençlerimizi toplumumuzu, kendi değerlerinden koparma uygulamalarının en sinsi şekilde hayata geçirilmesinin modelidir. Yolsuzluklar, halkın kaynaklarının talanı, gençliğin başta uyuşturucu olmak üzere kendi kişiliğinden ve toplumundan koparılmasının bütün yöntemlerini hayata geçirdiler kayyımlar. Kayyım rejimine karşı mücadele ahlaki asimilasyon ve yozlaşmaya karşı değerlerimizi savunma mücadelesidir. Yerel demokrasi değerlerimizi ilkelerimizle, ilkelerimizi aydınlık geleceğimiz ile buluşturan bir hedeftir. Yerel demokrasiden asla vazgeçmek söz konusu olmaz. Yerel demokrasisiz bir barış inşa etmek mümkün olmaz.

Belki şimdi şehirlerimizde seçilmiş yöneticilerimizi görevden aldılar ama sizler burada bulunan belediye eşbaşkanları, seçilmiş belediye meclis üyeleri halkın gerçek temsilcileri olarak yükümlülüklerini yerine getiriyorsunuz. Eksikliklerimizle, bazı alanlarda yanlışlarımızla bu mücadele devam etti ve edecek. Eksikliklerimiz, özeleştiri yapmak, kendimizi sorgulamak ve halkın denetimine açık olmakla ortadan kalkar. Bizler asıl denetim mercii olarak kendimizi partimizi, tüm yönetici organlarımızı sizlerin tabanın denetimine açık tuttukça büyüyebiliriz. Önümüzdeki dönemde bunu çok daha etkili şekilde yapacağımızdan şüphemiz yok. Bugüne kadarki eksiklik ve yanlışlıkları da yine en geniş demokratik sorgulama, özeleştiri ve denetim yöntemleri ile gidereceğimizden hiçbir şüphemiz yok.

Herkes yarın açıklayacağımız deklarasyonu bekliyor. Bu deklarasyonda neler yer alacağına dair ipuçları vermek istemiyorum. Beklesinler yarın Türkiye’nin bütün halklarına duyuracağız. Orada yer alan bir özü tekrar etmekte sakınca yoktur. Biz bu ülkede her kesime özgürlüğü ve demokrasiyi, her inanca eşitliği getirmek için yola çıktık. Bütün halklar özgür ve bütün inançlar eşit olacak ve demokrasi bu ülkede sağlam bir şekilde kurulacak. Bu olmadan Türkiye’de aydınlığı yakalamak da yeni bir başlangıç yapmak da mümkün değildir. HDP bütün baskılara, bütün oyunlara, kara propagandaya ve psikolojik savaş yöntemlerine rağmen ilkelerinden asla vazgeçmedi, mücadelesinden taviz vermedi, bedel ödemekten geri durmadı.

Özgürlüğe, demokrasiye, eşitliğe ve aydınlığa yakın duruyoruz

Bugün sizin gibi seçilmiş değerli dostlarımızın bir kısmı zindanlarda rehine olarak tutuluyor. Gültan Kışanak ve Selçuk Mızraklı şahsında içerideki tüm arkadaşlarımıza, hepiniz adına en güçlü selam ve sevgilerimizi yolluyoruz. Yine 2016 Kasım darbesi ile eş genel başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere birçok yöneticimiz siyasi rehine olarak alındı. Onları da buradan özgürlüğün yakın olduğu inancıyla selamlıyoruz. Özgürlüğe, demokrasiye, eşitliğe ve aydınlığa yakın duruyoruz, eşikteyiz. Bu eşiği geçmenin yolu HDP’nin oluşturduğu değerler ve ilkelerden geçer. Biz programlarımızı kimseye kayıtsız şartsız kabul edilmek üzere dayatıyor değiliz. Toplumun bütün kesimleri ile müzakere istiyoruz. Türkiye’de demokrasiye giden yol, müzakere ve diyalog, katılım ve toplumsal meşruiyetten geçiyor. HDP bunun en etkili önerilerini sunuyor. Yarın da temel mesajımız bu olacak. hedefimiz bu, müzakere istiyoruz. Müzakereyi çıkarınca siyaset kalmaz, sorunları silahla, şiddetle, savaş politikaları ve güvenlikçi anlayışla değil müzakere diyalog ve en geniş toplumsal mutabakatla çözmek istiyoruz. Türkiye’nin tüm sorunlarını çözmeye talibiz. HDP olmadan bu ülkeye demokrasiyi, barışı, eşitliği özgürlüğü getirmek mümkün olmayacaktır. Müzakere kanalları yerleştikçe, diyalog sürekli hale geldikçe bunu Türkiye’nin bütün halklarına anlatabileceğimizden hiçbir şüphe duymuyoruz.

Yolumuza büyüyerek devam ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen HDP büyüyor. HDP’nin büyümesi umudun büyümesidir, demokratik gelece inancın büyümesidir. HDP ayazda bir yaz güneşidir. HDP çölde bir vahadır. HDP tayfunda güvenli bir liman, karanlıkta güçlü bir ışıktır. HDP en karamsar dönemlerde halkların en büyük umududur. Bunu önümüzdeki dönemde hep birlikte, mahallede, sokakta, şehirlerde, meydanlarda, salonlarda anlatmaya devam edeceğiz. Müzakere yolunu genişlettikçe halkların demokratik iradesini, HDP’nin demokrasi güçleriyle oluşturacağı ittifakta çözüm gücü ve çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz.

HDP olarak umudunuzu boşa çıkarmayacağız

Çok acı çekildi, çok bedel ödendi ama unutmayın boşuna çekilmiyor bu acılar, boşuna ödenmiyor bu bedeller. Biz diyoruz ki Türkiye’nin başta Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış olmak üzere bütün sorunlarını çözecek kadrolara, inanca ve inada sahibiz. O nedenle geleceği birlikte kurmak istiyoruz. Türkiye’ye aydınlık, özgür geleceği birlikte getirmek istiyoruz. Demokrasi diyoruz ille de demokrasi, barış diyoruz ille de barış ve eşitlik diyoruz ille de eşitlik. İnadın ve inancın insanlarına ve partisine ve buna yüzünü dönmüş ve buna umudunu bağlamış bütün insanlara yürek dolusu sevgi ve selam gönderiyorum. İnancınızı, inadınızı, umudunuzu HDP olarak boşa çıkarmayacağız. Birlikte yürüyeceğiz. Bu yol büyüyor, kervan genişliyor ve kapılar açılıyor.”

Paylaşın

Fatih Terim: Hak Ettiğimiz Üç Puanı Zor Da Olsa Aldık

Göztepe karşılaşması sonrasında yayıncı kuruluşa değerlendirmelerde bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, “Galip geldiğimiz için çok mutluyum. Hak ettiğimiz üç puanları alamadık ama bugün hak ettiğimiz üç puanı zor da olsa aldık” dedi.

Haber Merkezi /  Fatih Terim, açıklamasının devamında, “Oyunu baştan sona kontrol altında tuttuk diyebilirim. İkinci yarıda Göztepe’nin fazla topla oynadığı bölümde de epey pozisyona girdik. Rakibin kaleyi bulan ilk topu gol oldu. O da iyi ki gol oldu, yoksa Muslera kırmızı görebilirdi. Oyuna iyi başlayan, anlayışını ortaya koyan, pozisyon bulan hatta boş kalelere bile gol kaçıran Galatasaray kendi hatasıyla geriye düştü. İlk yarıda yaptığımız pres ve baskıyı ikinci yarıda daha fazla yaptık. O baskı içerisinde biz de rakip kalecinin hatasıyla beraberliği yakaladık. Ardından Morutan’ın güzel bir golü vardı. O kadar rakibin aklına bile gelmeyen goller yiyip puanlar kaybettik ki… İyi oynadığımız maçları anlatamadık. Skor herkes için daha önce geldiğinden oyunumuz ön plana çıkmadı. Oyuncularımın skoru koruma çabalarını saygıyla karşılıyorum” diye konuştu.

Saha içerisinde Alpaslan Öztürk’e ceza sahası içerisinde yapılan hareket için Fatih Terim, “Sezon başından beri bir şey demiyorum. Yine demeyeceğim; ancak Alpaslan’ın bir pozisyonu var. Bu VAR’ı yok etmek demek. Oyun içerisinde hakemin de bunu görmesi gerekiyordu. VAR’dan bu görülmüyor ve ve müdahale edilmiyorsa o zaman hiç VAR hakemi koymamak lazım. Daha ileri gitmek istemiyorum. İçeride tekrar seyrettim. Olacak bir şey değil. Hem kart hem penaltı; ama maalesef geçen sene saha içerisinde, bu sene VAR’da arkadaşımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.

“İşte ben bu Galatasaray’ı anlatmaya çalışıyorum”

Ali Sami Yen’de görmek istediği anlayışta bir taraftarın olduğunu belirterek kendilerine teşekkür eden Terim, “Başka şeylerin oyunumuzun önüne geçmesini istemiyorum. Takımımızı tebrik ediyorum. Çok iyi mücadele ettiler. Burada bir parantez taraftarımıza açmak istiyorum. İşte benim Ali Sam Yen’de görmek istediğim taraftarımız bu. En sıkıntılı dönemde çıktılar takımı sırtladılar. Onları yukarıya çektiler. Neredeyse beraberce oynadılar. İşte ben bu Galatasaray’ı anlatmaya çalışıyorum. Kendilerine takımım adına teşekkür ediyorum. Hiçbir zaman oyunu bırakmayan bir Galatasaray düşünürler. Ben de futbolculuğumdan teknik adamlığıma kadar, benden, takımımdan ümidi kesmeyen bir taraftara alışkınım. Uzun zaman sonra bunu görmek beni çok mutlu etti. Kendilerine çok teşekkür etmek istiyorum. İşte böyle birleşildiği zaman çok şeyler başarılabilir” dedi.

“İyi bir takım olmak istiyoruz”

Saha içerisinde daha iyi bir takım olmaya gayret edeceklerini dile getiren Fatih Terim, “Beklemediğimiz oyuncuların pas hataları oldu. İkinci yarı Morutan düzeldi ve çok şık bir gol attı. Alex de biraz düzeldi. Bu arkadaşlarımız kazandıkça taraftarın da verdiği güvenle çok daha iyi oynayacaklar. Her geçen gün onların biraz daha lehine olacak. Sadece onlar değil, kaleci Muslera’dan Diagne’ye, Mostafa’dan Emre’ye kadar birçok arkadaşımız var. Alpaslan’da sonradan girerek iyi oynadı. Tecrübelisi ve genciyle bir arada iyi bir takım olmak istiyoruz. Artık herkes nerede nasıl oynayacağını iyi bildiği için daha iyi oyunlar oynayacağız inşallah” yorumunu yaptı.

Paylaşın

Galatasaray, Kazanmayı Bildi

Süper Lig’in 7. haftasında Galatasaray ile Göztepe Türk Telekom Stadı’nda karşı karşıya geldi. Galatasaray, Halil Dervişoğlu ve Olimpiu Morutan’ın golleriyle karşılaşmadan 2-1 galip ayrıldı. Göztepe’nin tek golünü ise Ndiaye’ye kaydetti.

Haber Merkezi / Galatasaray, 4 haftanın ardından aldığı bu galibiyet ile puanını 11’e çıkardı. Bu sezon ligdeki 4. mağlubiyetini alan Göztepe ise 5 puanda kaldı.

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Stefan Kuntz, karşılaşmayı tribünden takip etti. Kuntz’a yardımcılığına getirilen Kenan Koçak eşlik etti.

Galatasaray, perşembe günü UEFA Avrupa Ligi’nde Olimpik Marsilya’ya ardından pazar günü Rizespor’a konuk olacak. Göztepe ise Giresunspor’u ağırlayacak.

Goller;

43. dakikada Galatasaray savunmasının arkasına atılan topta Muslera çıkıp çıkmamakta tereddüt etti. Ndiaye’nin vuruşuna Muslera müdahale etse de top filelerle buluştu: 0-1

49. daikakada Galatasaray’ın orta sahada kaptı topta Halil Dervişoğlu uzaktan kaleyi yokladı. Kaleci İrfan Can’ın eldivenleri arasından geçen top filelerle buluştu: 1-1.

57. dakiakada sağ kanatta topla buluşan Olimpiu Morutan karşısındaki iki oyuncunun arasından geçerek ceza sahasına sokuldu. Sağ çaprazdan topu filelerle buluşturan Morutan, takımını öne geçiren golü kaydetti: 2-1.

Stat: Türk Telekom

Hakemler: Ali Şansalan, Kerem Ersoy, Hakan Yemişken

Galatasaray: Muslera, Yedlin, Luyindama (Alpaslan dk. 46), Nelsson, Van Aanholt, Cicaldau, Berkan, Feghouli (Diagne dk. 46), Morutan (Oğulcan dk. 84 ?), Kerem, Halil (Emre Kılınç dk. 70)

Göztepe: İrfan Can, Kerim, Arslanagic, Angel, Berkan (Kahraman dk. 77), Yalçın (Tijanic dk. 61), Soner (Baku dk. 77), Halil, Laurency (Jahovic dk. 77), Nwobodo, Ndiaye

Goller: Ndiaye (dk. 43) (Göztepe), Halil Dervişoğlu (dk. 49), Morutan (dk. 56) (Galatasaray)

Paylaşın

Fenerbahçe Beko, Süper Lig’e Galibiyetle Başladı

Fenerbahçe Beko ING Basketbol Süper Ligi 2021-22 sezonu ilk hafta maçında Darüşşafaka Tekfen’e konuk oldu. Rakibi karşısında üstün bir oyun sergileyen Fenerbahçe Beko maçı 75-65 kazandı.

Haber Merkezi / İlk çeyreği 13-20 önde tamamlamayı başaran Fenerbahçe Beko, ikinci çeyrekte Marial Shayok’un hücumdaki etkili oyunuyla farkı çift hanelere kadar çıkardı ve soyunma odasına 26-40 önde girmeyi başardı.

Fenerbahçe Beko, üçüncü çeyrekte rakibinin farkı kapatmasına izin vermedi ve son çeyreğe 44-55 önde girdi. Son çeyrekte de üstün bir oyun sergileyen Fenerbahçe karşılaşmadan 65-75’lik skorla galip ayrıldı.

Fenerbahçe Beko’da Dyshawn Pierre 15 sayıyla en skorer isim olurken Nando de Colo 14, Marial Shayok 13 ve İsmet Akpınar da 12 sayıyla mücadele etti. Darüşşafaka Tekfen’de Troy Caupain 15 sayıyla takımının en skoreri olurken Nathan Boothe de 12 sayıyla oynadı.

Fenerbahçe Beko, EuroLeague’de ise ilk hafta maçında Kızılyıldız’ı konuk edecek. 1 Ekim Cuma günü Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda oynanacak maç saat 20.45’te başlayacak.

Paylaşın