Bilsen Başaran Kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mayıs 1954 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Bilsen Başaran, Erzurum Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde ön lisans programını tamamladı. İçel, Erzurum, İstanbul’da devlet okullarında öğretmen ve yönetici olarak yirmi altı yıl görev yaptıktan sonra emekli oldu.

Haber Merkezi / İstanbul’da özel dershanelerde öğretmen, Türkçe birim başkanı ve metin yazarı olarak görevini sürdürdü. Edebiyat çalışmalarını öğretmenliğiyle iç içe yürüttü. Bilsen Başaran; MEB (Öğretmen şairler arası şiir yarışmaları) Şiir Birinciliği (1985 yılı), İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü 1992 Şiir Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1993 Nahit Övünç Şiir Yarışması Toplumsal Dalda Birincilik Ödülü, 2002 Necati Cumalı Şiir Özel Ödülü, 2002 Aykırı Sanat Dergisi Şiir Yarışması Birincilik Ödülü ve Özgür Eğitim Yayınları Çocuk Yazını Mevlüt Kaplan Edebiyat Ödülü (Mansiyon) gibi çeşitli ödüllere değer görüldü. Türkiye Yazarlar Sendikası, Besam, Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği, Cumalı-Seferis Gökyüzü Kültür ve Sanat Derneği üyesi olup hâlen İzmir’de yaşamaktadır.

Bilsen Başaran, kalem ürünlerini 1985’ten itibaren Varlık, Tömer Dil Dergisi, Agora, Damar, Şiir Defteri, Çalı, Kıyı, Edebiyat Gündemi, İskenderiye Yazıları, Berfin Bahar, Beşparmak, Akköy, Aykırı Sanat, Papirüs, Ardıç Kuşu, Öğretmen Dünyası, Çağdaş Türk Dili, Dize, İzmir İzmir Sanat Dergisi, Afrodisyas Kültür ve Sanat Dergisi, Edebiyat Güncesi, Çığ (Yugoslavya-Prizren) Sanat Dergisi ve Şiiri Özlüyorum gibi dergilerde yayımlamayı sürdürmüştür.

Bilsen Başaran’ın edebiyat çalışmaları içinde şiirin özel ve önemli bir yeri olmasının yanı sıra; çocukların dünyaya bakış açısını zenginleştirmek, ilgi, algı ve yetilerini beslemek, duygu, düşünce gelişimlerini desteklemek için nitelikli yapıtlara duyulan gereksinime gücü ölçüsünde katkı sağlamak için çocuk kitaplarına da yer vermiştir. Bu minvalde çocuklar için şiir, roman ve hikâye kitapları yayımlamıştır. İlk şiir kitabı U Dönüşü Yok adıyla 1990 yılında yayımlanmış ve Başaran şiirde istikrarlı ve üretken bir şair olmuştur.

Mustafa Yıldız onun şiirini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Başaran’ın şiiri biraz çaba harcamayı gerektiriyor. Eşeledikçe yeni çağrışımlara ulaşıyor; damağınızda değişik tatlar bırakan taze imgelerle tanışıyoruz. Bilsen Başaran’ın kenine özgü sayılabilecek bir şiirin izini sürdüğü söylenebilir.” (Yıldız 2001). Yazı hayatında hikâyeye de yer veren Bilsen Başaran’ın “Kül Kadınlar”a adadığı Kül Kadınlar Güncesi (2010) kitabındaki öyküler, kadının toplumsal yapı içerisindeki yerinin tekrar sorgulanmasını sağlayacak niteliktedir.

Eserleri;

Yittiğim Ülkem
Düş Çocukları
Küçük Yıldız Tohumları

“Boyunduruk”

Gözlerinin uzun öykülere düşmesi ne güzel
Hüzünlerin çalınması gerdanından…

Seni korkuların dudaklarımın en uzun uykusu
Öyle bir sıcaksın ki
-alev sağıyor aramızdaki zaman-
İnceden inceye bir kan sızıntısı…
Kanatların yüreğime düşüyor
Ne güzel kanlarımızın seviştiğini bilmek.

Pusuya düşmüş yirmilik güz yatışın.

Mülteci bir yüreği buyruksuzluğuna sundum
Dil bilmezliğine…
Bu ülke benim değil
uçurumlar sustukça
kartalların intiharına.

Elvan bakışın gecikmiş köprüm uzanmış Zap üstüne
Zaman kelepçelemiş yeri göğü.

Derin karanlıklarda uyumuş aklımın karasevdalısı
Kendi kendini kurşunlar mı mavzer
Anadandoğma bırakılır mı inanmak.

Kaldır gözkapaklarını sağnağım
Bu gümüş boyunduruk altında susuşun
ömrümün en uzun yemini.

Paylaşın

Bilal Kolbüken Kimdir? Hayatı, Eserleri

1975 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Bilal Kolbüken, ilk ve orta okulu Eskişehir’de okudu, Gümüşhane Adalet Meslek Lisesini, Ankara Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nu bitirdi. 

Haber Merkezi / 18 yaşında başladığı Adliye memuriyetinden 2002 yılı nisan ayında istifa ederek ayrıldı. Selçuk Üniv. Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Bilal Kolbüken, halen aylık “Kül” edebiyat dergisini ve iki aylık “Külöykü” dergisini yayımlıyor. Şiire ortaokul yıllarında başlayan Kolbüken’in şiirleri birçok dergide yayımlanmaktadır.

“Haluk Bilginer’in gözyaşları”

reklamlardan sonra devam edecek

bir yaşamın izini sürüyor, trapezde
traşlanmamış bir kadının kaba etleri-
ne hazırlıyor keskisini

(yazabilmek için saçlarını kazıtıp
odalara kapanan bir eksik etikti
yüzünde şarkılar )

ağlıyordu ve örtülen bir erkek sesi

gövdesinde iki ejder
ve son halini almamış bir kara defterin
kalkıyordu sisi, yazıldıkça
”bir aşkın darmadağınık parmak izleri
ve ahşap çerçevede içkanama”

(yarı gece sokaklara çıkar eski sevgilisine
aşık bir yarım yazar)

“Kolay değildi”

işte böyle böyle, sizi unuttum
başka kadınlar denedim anlatmaya değmez
başka avlularda başka biçimlerde dikildim

gözlerim, uzağı pek seçemez
başka uzakları başka başka düşlerim
fena değildi ve
sayılmaz

işte böyle böyle sizi unuttum
kadınlar denedi beni sizden mi saklicam
başka gecelerde
başka otobüsler kaçırdım

böyle böyle işte, sizi unuttum
başka kadınlar da terk etti beni laf aramızda
başka kapıları başka sözlerle çarptılar suratıma

gözlerim, uzağı pek seçemez -hâlâ mı, hâlâ-

“Örümcek”

(saati durmuştu zamanın
siz saate bakıyordunuz
ağzınızın kenarında bir kızçocuğu
saçlarınızdaki gecekonduları okşuyordu)

babaların ağladığı saatlerde biterdiniz yanımda
kendi kendine konuşan saatlerde
fosforlu saatlerde ahşap saatlerde
kendine geç kalmış saatlerde

(zamanı durmuştu saatin
siz zamana bakıyordunuz
örümcek ağını örüyordu)

babaların ağladığı saatlerde biterdiniz yanımda
kendi kendine konuşan babaların
fosforlu babaların ahşap babaların

kendine geç kalmış babaların–

“Gri”

birbirine düşen iki boşluktunuz, zamanla
mürekkep salgılayan ve suları kirleten
bir apartmanın sarışın uykusuyla uyanıp
kalıyordunuz geride

çizgilere basmadan yürüyen bir peygamber

birbirine düşen iki boşluktunuz, zamanla
mürekkep salgılayan ve suları kirleten
bir apartmanın sarışın uykusuyla uyanıp
kalıyordunuz geride

çizgilere basmadan yürüyen bir peygamber–

Paylaşın

Bilal Kayabay Kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Eylül 1947 yılında Adana’nın Tufanbeyli ilçesinin Şar Köyünde dünyaya gelen Bilal Kayabay, Artvin’in Aşağı Maden köyünden halk şairi Kabakçıoğlu’nun torunudur. Çerkes kökenli olan ailesi Kafkasya’dan 1864’da Türkiye’ye göç etti, değişik illerde yaşadıktan sonra Adana’ya yerleşti.

Haber Merkezi / İlkokulu Şar Köyü İlkokulunda, ortaokulu Saimbeyli-Feke Ortaokullarında okudu. Ankara Atatürk Akşam Lisesinden sonra, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesinde öğrenim gördü. Öğrencilik yıllarında değişik işlerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalıştı. 2 Ocak 1980’de silahlı saldırıya uğradı, ağır yaralandı. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinden 1996’da emekli oldu ve İstanbul’a yerleşti. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Dil Derneği üyesidir.

Bilal Kayabay’ın ilk şiiri İnsanlar Sence, Öğretmen Dünyası dergisinin Kasım 1987 sayısında yayınlandı. Daha sonraki eserleri Damar, İnsancıl, Türk Dili, ABC, İzlek ve Yaba Öykü dergilerinde yayınlanan Kayabay, halk şiirinden faydalanarak ironi dolu, coşkulu ve fikrî ağırlıklı şiirler yazdı. Sözcükleri altalta sıralayıp bir sözcük koridoru açarak yoğun bir şiir kümesi oluşturmada da çok başarılıdır. Şiirlerinde hece vezni ile yazdı; aşk, hasret, acı, vb.konuları işledi. Kayabay’ın beşi yayımlanmış, biri yayına hazır altı şiir kitabı vardır.

“Ben kendi mavimdeyim”

yelin suyla öpüştüğü
zamanlara saklıyorum
kendimi

bir damladan
denizlere varana
sular hep değişirken
bengiledim yelimi

şimdi okyanustayım
unutsun göller beni

her yakamoz
bir gülücük
bebek yanaklarından

ben uçuk mavimdeyim

“Yasaklıyım büyümeye”

gelmelerin
avcumda sarı bir yirmibeşlik
çocukluk ağzımda kınalı şeker
yabanıl dudaklar kalır hediye

yanar su içmem üstüne

gitmelerin
oyunlarda yitirmem ki paramı
çocukluğumun gönlünde cehennem
samanıl yangınlar kalır geriye

yanar su serpmem üstüne

dün çocuktum
bugün ozan

yasaklıyım büyümeye

“Yüreğini dört aç sevdam”

beni sevmek
en çok
sana yakıştı

sırtlan sizsiliğinde sokulur
sevgilere
korkular
yüreğini dört aç sevdam

gönlümün tan vaktidir
gözlerimdeki yangın
üç sesli bir kuş konar
kirpiklerine
gizil sevdaları diler

yeraltı sularına benzeyen aşkın

soluğun
soluğumda baharlar
soluğun
toroslar’dan esen poyraz gibidir
dağlı çiçekleri taşır
içime

seni sevmek
en çok
bana yakışır

yüreğini dört aç sevdam

“Eytişim”

Mırnavlara çıkmalıyım bir gece
Gönül koyup gitmemeli mart ayı
Uğramayabilir bize bir daha

Bu yolculuk karayerde…
Nah biter

Ben uğrarım kedilerin ayına

Hangi dalda bir gül açsa kırmızı
Suboyu yazıyabanda
Düğün kurmuş kelebekler türküsü
Güzel dönüşüm/dür çirkin dünyaya

Paylaşın

Zehra Betül Yazıcı Kimdir? Hayatı, Eserleri

1966 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Zehra Betül Yazıcı, 1989’da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi.1997’de İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinden radyodiagnostik dalında uzman hekim olarak mezun oldu.

Haber Merkezi / Şiirleri ve yazıları Varlık, Hürriyet Gösteri, Yasakmeyve, Virgül, Papirüs, Koridor, Şiir Sanatı gibi dergilerde yayımlandı. 2003’ten bu yana şiir, özellikle de şiirde kadın üzerine yazılar yayımlamaktadır. Eskişehir’de özel bir hastanede doktorluk mesleğine devam etmektedir.

Zehra Betül’ün şiirlerine duyguların hâkim olduğu söylenebilir. Şiirlerine sanata ve hayata dahil olan her şey girer. Sürdürülen hayatın izleri takip edilebilir.

Şiirlerindeki en önemli temalardan biri “zaman”dır. Zaman kavramını sürekli irdeleyerek, çoğaltarak okura yeniden sunmak ister. Umut, direnç, güvensizlik, yalnızlık gibi temalar da zamana eşlik ederler. İnsan ile doğa arasındaki etkileşim de şairin duyarlılıkla yaklaştığı meselelerden biri olarak değerlendirilebilir.

“Beyoğlu”

duvarlarımız yıkıldı, tunçtan çanını giyinmiş,
zangoç yoktu,
süslü çantalarda unutulmuş
saki kadınlardık hepimiz

aç gözlü çocukluğumuza
uçan halısıyla kondu
şairin son virgülü,
sonlar birer kara delik

baharın soğuk gecesi çöktü üzerimize,
kendimden söz etmeyeceğim,
kör aynadaki asla kadar uzun
kahve çekirdeğindeki sır

mevlevisiz bir düşün ölümü düştü
şiirlerden şehrinize,
ben de
şehrinizdeydim galiba

“Bir varmış bir yokmuş”

acımsı çiçek adlarını aydınlatan
mor takım yıldızları geçiyor alacakaranlığımdan
büyüyüp duran arpacık soğanından anlıyorum
fazlası var eksiği yokmuş iki gözümün

şekerlemelerine konuk olmuşum
burnumun direğini sızlatan sevgililerin
yalnızlarmış ve bayramlar varmış
iki virgül arasına sıkışmış küçücük dileklerim
yüzünü duvarındaki çatıağa saklamış bir çocukken
kulağına küpe olmuşum genç bir kadının
bugün değilse de yarın olabilir
uçurtmalarln kuyruğuna eklenişim

bayramlar varmış ya da öyle bir şey
uyurmuşum amonsız bir sessizliğin içinde
o bir türlü dile gelmeyen gözlerinde sonsuzluğun
kuyruklarını kovalayon kırçıl kediler yurdunda
herkesin bir babası varmış
içlerine pembe ponterler saklanırmış

zar kadar ince bir şeymiş gecenin gündüze vedası
tam tutunacakken
kristal bir vaaza sarınıp gitmiş tanyeri
herkesin uykusu varmış
ve Araf’ta dinlenen rüyaları

“Şahmaran”

damarlarını gördüm senin
alnımın yanı başında senin
akan, sessiz, derin kanımızın uğultusunu
orada bildim
kendini bilmenin bir taşı avuçlarında tutmak
kayaların üstünde kavını bırakmak olduğunu

ellerini gördüm
süs kirazlarına parmaklarını aşılıyor diye değil
hiç nedensiz sevdim onları
parmaklarımı öpüşünü
sonra o öpüşü alnının ortasına taşıyan amennayı
kadınlarınla birlikte bana yükselmiş höyüklerinde
küçük bir demon olarak yaşamayı sevdim

yutağından geçerken bir elmanın çığlığında
bütün peygamberler meryem’den doğmaydı
hepsi meryem’in aşığı, duydum
asla’ya çıkan dört yol ağzıydı bütün çarmıhlar

dudaklarının tadını salome olarak aklıma yazdım
sürünerek derinine ulandım, tılsımına
çok sonra da senin olduğunu bilecek
kazınsa da çıkmayacak kadar derinime
kumruların ötüşlerini hiç nedensiz bıraktığı arka bahçeye
kaç kuşun
kaç kadının biriktiği dokunuşlarını
bir hiç olan yüzüme yazdım

sınırlarında ara sokakların
kim bilir ne zamandır bizi bekliyordu bu aşk

Paylaşın

Betül Tarıman Kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Eylül 1962 Edirne’nin Keşan İlçesinde dünyaya gelen Betül Tarıman, Bingöl Yenişehir İlkokulunu (1974), Konya Atatürk Lisesini (1980) bitirdi. İlk ve orta öğrenimini farklı şehirlerde tamamladı. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan Betül Tarıman, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu (1986).

Haber Merkezi / İlk şiiri Ağustos 1992 tarihli Kıyı dergisinde çıktı. Şiirlerini Varlık, Şiir Odası, Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, İnsan, Bahçe, Şiiri Özlüyorum başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayımladı. Şiirlerle fotoğraf sergisi açtı. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) tarafından “Mahalleleri ve Muhtarlıkları Güçlendirme Projesi” kapsamında kurulan Kastamonu Mahalle Evinde gönüllü olarak sanat danışmanlığı yaptı.

Şair ve yazar Rıfat Ilgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü ile Oğuz Atay Öykü Ödülü ve Roman Ödülünün kurucusu olan Betül Tarıman, Cumhuriyet Kitap ekinde aralıklarla kitap tanıtımları yapmaktadır. Şair, 2004 yılında Necatigil Ödülünü kazandı. Betül Tarıman, Antalya’da yaşamaktadır.

Betül Tarıman, ağırlıklı olarak şiir türünde ürünler vermiştir. Şiir kitapları çocuklar ve yetişkinler için olmak üzere ikiye ayrılır. İlk şiir kitabı 1997 yılında Volkan Matbaacılık tarafından basıldı. Bunu Kardan Harfler, Güle Gece Yorumları, Yol İnsanları, Kar Merdiveni, Ağır Tören gibi şiir kitapları takip etti.

Betül Tarıman şiir dilinin günlük dilden farklı olduğuna inanır. Şair, Ağır Tören (2009) ve kendisine 2005 Behçet Necatigil Şiir Ödülünü kazandıran Kar Merdiveni (2007) adlı kitaplarında kadın sorununu da şiirlerinde işlemiştir. Tarıman’ın çocuklar için yazdığı hikâyelerinde ise yaratıcılık ve hayal gücünün ön planda olduğu, yalın bir dilin kullanıldığı görülmektedir.

“Dantel çorapları behiye teyzenin”

varsa yoksa düşleriniz
ve bir masumiyet rengi gözlerinizden akan
eteklerinizden çözülen ipi tutturun
o r d a kalın
sizde aitlik duygusu var
taşınmaz malları gibi evlerin
ağır bir esans kokusu
gelişigüzel sürülmüş
geceyle sütliman

sizde tıklım tıklım çarşılar
kandil simitleri kumaşlar
açsanız sandığı sandıkta
nüfus cüzdanı yeni yetmenin
doğum hanesinde nisan üşümüş
vişneyle yaz karıştırılmış sabahla

ihanet duygusu var sizde
üşüyen sorularla daha zor
evetlerle daha kolay
“bilinmedi bilinmesin” istediğiniz
söz ayrımı saçlarından akan
hiç çıkarmadığınız o çorap
dantel, gül işlemeli
eski bir rüzgâr belki esen
böyle durup dururken

“Duvar yazısı”

gitmekten başka
yalanı yoktur gidenin

sonsuz ve siyahtır
veda mektubu yazmak
durup durup çöl halini şeylerin
bunu hep yapıyoruz
aynı şeyi
adını güz koyuyoruz nesnelerin

buğuya sır diyoruz
cümle sır oluyor ağzımıza
aksın da erisin
batsın diye içimize
o diken tan

kötü kış olduk
yazılmaya çıktık duvara
yontulduk tenha parklar
karıştık şikayet
‘şiir yazıyorum”
zaman gül satıyor
şimdi zamana eklendik

sonrası korkaklığı şehrin
uzun bir itiraz sevişmelerde
dokunsam kiri çıkar göğün
açtığım pencerelerde
çatallanır çocuk kadar gece
gitmek geçer içimden
artık gitmek de kalmadı

yasaktır ömrün taşrasında rüyaya inmek

“Tehlikeye işarettir sınırda kalmak”

ağ örülüdür göğüm bakılınca
parantezim ol kalbime ak

gövdesinde üşüyen adam
kardeşliğin uzun yakınıma dur
bahçen geniş girebilirim
doruklarım derindir yolcuyken
zamanım bol ufkuma kan

zarafetin sızdırıp serinliği içime
ne bir sonum ne de başlangıç
kükreyiş ol tenimi şaşırtan

şaşırt korkunç sularımı
taylar içimi deli koşuyor
yarasalar koşuyor, kurbağalar
aşka karşı duruyor
evlilik resmi duvarda
gerginlik hissi ya da
gitme hakkımı kullanıyorum
itiraz çocukluğumdur
varlığını çelişkime sunan adam

içimden dışıma bir dağ boşalıyor!

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 80 Bini Aştı

Kovid 19’da son 24 saatte 82 bin 180 yeni vaka tespit edilirken, 174 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Kış aylarında Covid-19 riski yüksek. Aşının zamanında yapılması önemli.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 424 bin 164 test yapılırken, 82 bin 180 yeni vaka tespit edildi. 174 kişi hayatını kaybederken, 83 bin 225 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; BU HAVADA AŞI? Sağlık çalışanlarımız görevlerinin başında. Aşı hatırlatma dozunuzun zamanı gelmişse, hava koşullarından kaynaklanan göze alınması mümkün zorlukları engel kabul etmeyin. Kış aylarında Covid-19 riski yüksek. Aşının zamanında yapılması önemli.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Kovid 19 Aşısının Çocuklarda Ve Gençlerde Yan Etkisi Az

İsrail Sağlık Bakanlığı, koronavirüs aşısı olan çocuklar ve gençlerde ağır yan etkilerin çok nadir görüldüğünü bildirdi. Bakanlık tarafından açıklanan ilgili rapora göre, aşı yapılan 12-15 yaş arası yaklaşık 900 bin çocuktan sadece 15’inde kalp kası iltihaplanması olarak da bilinen miyokardit tespit edildi.

Bu miyokardit vakalarından 12’sinin ilk doz aşıdan sonra görüldüğü ve kalp kası iltihaplanan 15 çocuktan 14’ünün erkek olduğu aktarıldı. Rahatsızlığın oldukça hafif atlatıldığı vurgulanan raporda, tüm çocukların birkaç günlük hastane tedavisinin ardından taburcu edildiği bildirildi.

Sağlık Bakanlığı raporuna göre 5-11 yaş arası çocuklarda ise aşı sonrası hiç miyokardit vakası görülmedi. Kalp kası iltihaplanmasına yakalanma riski en yüksek grubun ise ikinci doz aşıdan sonra 16-24 yaş arası gençler olduğu ifade ediliyor. 16-19 yaş arası grupta miyokardit riski istatistiksel açıdan 6 bin 638’de bir, 20-24 yaş arası grupta ise 9 bin 574’te bir olarak saptandı.

En düşük riskli grup 30 yaş üstü kadınlar

Koronavirüs aşısı sonrası miyokardit riski en düşük grubun ise 30 yaş üstü kadınlar olduğu belirtiliyor. Rapor, bu grupta bir milyondan fazla aşılanan kişi içinde sadece bir kişide kalp kası rahatsızlığı görüldüğünü ortaya koyuyor. Diğer yandan aşı olmayıp koronavirüse yakalanan kişilerin kalp kasının iltihaplanması riskinin ise aşılılara göre çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor.

Aşı kampanyasını çok büyük oranda BioNTech/Pfizer aşısı ile sürdüren İsrail’de geçen yıl Mayıs ayında 12-15 yaş grubunun, geçen Kasım ayında ise 5-11 yaş grubundaki çocukların aşılanmasına başlanmıştı. Ülkede gençlerin yüzde 60’ının, çocukların ise yüzde 20’sinin şu ana dek aşılandığı bildiriliyor.

İsrail Sağlık Bakanlığı’nın özellikle tüm yaş gruplarındaki yan etkileri ele alan raporu, aşı kampanyasının başından 17 Ocak 2022 tarihine kadar olan süredeki aşılamalardan çıkarılan sonuçları kapsıyor.

Paylaşın

Meral Akşener’in Sağlık Durumuna İlişkin Açıklama

Yeni tip koronavirüse (Kovid 19) yakalandığı duyurulan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in sağlık durumunun çok iyi olduğu, mevcut durumun rutin prosedürlerden kaynaklandığı açıklandı.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, koronavirüse yakalanan İYİ Parti lideri Meral Akşener’in sağlık durumuyla ilgili açıklamada bulundu.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, “Sağlık durumunun çok iyi olduğunu, mevcut durumun rutin prosedürlerden kaynaklandığını ve en yakın zamanda aramızda olacaklarının müjdesini de aziz milletimizle paylaşıyorum” açıklamasında bulundu.

Ne olmuştu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, korona virüsüne (Covid-19) yakalandığını duyurmuştu.

Twitter hesabından açıklama yapan Meral Akşener, eşi Tuncer Akşener’le 1 hafta boyunca karantinada olacaklarını belirtti.

Akşener, “Yaptırdığım Kovid testim pozitif çıktı. Eşimle birlikte bir hafta boyunca karantinada olacağız. Çok şükür ikimiz de iyiyiz, kimse merak etmesin. Karantina sonrasında milletimizle buluşmaya kaldığımız yerden devam” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

HDP’li Feleknas Uca: Türkiye, AİHM Kararlarını Hiçe Sayıyor

HDP’li Feleknas Uca, “Türkiye’deki hiçbir hükümet döneminde, bu kayıplarla ilgili etkin bir soruşturma yürütülmediği için devletin doğrudan sorumlu olduğu bu davalar, Türkiye mahkemelerinde zaman aşımına uğramaktadır. Türkiye, kayıp dosyalarından onlarca kez AİHM’de mahkûm olmasına rağmen, AİHM kararları da hiçe sayılmaktadır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Feleknas Uca, Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmesinden Korunması Uluslararası Sözleşme raporuna ilişkin, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) bugünkü oturumunda konuştu. Uca’nın konuşmasının tamamı şöyle:

“Sayın başkan, değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum; Mr. Andrê Gattolin’e bu raporu hazırladığı için teşekkür ederim,

Bilindiği gibi; zorla kaybedilen kişiler sorunu sadece onlarca yıl öncenin değil günümüzün de en önemli sorunlarından ve insan hakları ihlallerindendir. Savaşlar nedeniyle göç yollarına düşen insanlar, özellikle kadınlar ve çocuklar, Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere birçok ülkede insan ticareti ağlarında kaybolmaktadırlar.

Zorla kaybedilmelere, sadece savaş esnasında değil devletlerin sorumluluğu altında, yani gözaltı durumlarında da rastlanmaktadır. İç savaşlar da zorla kaybedilmeler için önemli etkenlerdir.

Örneğin İspanya iç savaşından doksanlı yıllara kadar yüzlerce çocuk kaçırılmış ve bu kayıplara yönelik herhangi bir yasa olmadığından, etkili bir soruşturma ve dava süreci yürütülmemektedir. Bu suçların soruşturulmaması İspanya hükümetini doğrudan bundan sorumlu tutar.

Ne yazık ki; Avrupa Konseyi üyesi birçok ülkede zorla kaybedilme soruşturmaları etkin yürütülmemekte ve kayıp yakınları devlet baskısıyla karşılaşmaktadır. Devletler, inkâr ve yok saymayı çözüm olarak görmektedir. Çözüm bu olarak görüldüğü taktirde, yeni hak ihlallerinin kapıları açılmaktadır.

Diğer bir konu ise gözaltında kaybedilen insanlar, Türkiye’de doksanlı yıllarda binlerce insan devlet sorumluluğunda, gözaltında kaybedilmiştir.

Ancak, Türkiye’deki hiçbir hükümet döneminde, bu kayıplarla ilgili etkin bir soruşturma yürütülmediği için devletin doğrudan sorumlu olduğu bu davalar, Türkiye mahkemelerinde zaman aşımına uğramaktadır. Türkiye, kayıp dosyalarından onlarca kez AİHM’de mahkûm olmasına rağmen, AİHM kararları da hiçe sayılmaktadır.

“Kayıplar devletin sorumluluğunda”

Öyle ki; kayıp yakınlarının oluşturduğu “Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri” gibi örgütlenmeler devletin baskısına maruz kalmaktadır.

Ne yazık ki gözaltında kayıp vakaları 90’lı yıllarla sınırlı kalmamıştır. Halen kendini sivil polis olarak tanıtan kişiler, insanları yasadışı bir şekilde alıkoyup, ıssız yerlere, kayıtsız gözaltı noktalarına götürüp tehdit etmektedirler. Türkiye, uluslararası sözleşmelere uymak yerine, bu hak ihlaline sebebiyet veren uygulamada ısrar etmektedir. Bu da yaşanan tüm kayıp vakalarında devletin doğrudan sorumlu olduğunu göstermektedir.

Buradan sözleşmeyi imzalamayan tüm üyeleri, Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmesini (CED) imzalamaya ve bunu etkin bir şekilde uygulamaya davet ediyorum.

Ayrıca Konsey’in bu tür suçlara yönelik etkili bir yaptırımlar uygulamasını tavsiye ederim. Kadınların ve çocukların acılarına son vermek, haklarını korumak hepimizin ortak sorumluluğu ve görevidir.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Kendisini Evine Davet Eden Öğrenciyi Kırmadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine mail atarak evine davet eden İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Beray Naz Pusat isimli öğrenciyi eşi Selvi Kılıçdaroğlu’yla birlikte ziyaret etti.

Haber Merkezi / Saray İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Beray Naz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir e-posta göndererek onu evine davet etmişti. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Beray Naz’ın isteğini kırmayarak eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile ziyarette bulundu.

Kılıçdaroğlu’nu karşısında gören aile fertlerinden Hüseyin, gözyaşlarını tutamadı. Beray ve ailesi tarafından sevinçle karşılanan Kılıçdaroğlu, aileyle geçirdiği vakti sosyal medya hesabından da paylaştı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu paylaşımında şu sözlere yer verdi:

“Saray İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Beray Naz, bana bir e-posta göndererek evine davet etmişti. Eh, bizde davete icabet etmek adettendir. Selvi Hanım’la Pusat Ailesi’ne misafir olduk. Çayları çok lezzetliydi”

Paylaşın