TFF Duyurdu: Süper Lig’de Yabancı Oyuncu Kuralı Değişti

TFF, önümüzdeki sezonun geçerli olacak 12+2 yabancı kuralında değişiklik yapıldığını duyurdu. TFF, daha önce en az 2 oyuncunun 2003 ve sonrası doğumlu olması şartını, en az 2002 doğumlu olarak güncelledi.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) 2025/26 sezonunda geçerli olacak 12+2 yabancı kuralında değişiklik yaptı. TFF’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“TFF Yönetim Kurulu’nun 07.07.2025 tarih ve 46 sayılı toplantısında alınan kararla Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı’nda, Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilir Talimatı’nda, 2025-2026 Sezonu Süper Lig Müsabakaları Statüsü’nde ve 2025-2026 Sezonu TFF 1. Lig Müsabakaları Statüsü’nde değişiklik yapılmasına karar verilmiştir.”

TFF’den daha önce yapılan açıklamaya göre takımların kadrolarındaki 14 yabancı futbolcudan 2’sinin 1 Ocak 2003’ten sonra doğmuş olması gerektiği belirtilmişti.

Paylaşın

PKK’nın “Silah Bırakma” Töreni Canlı Yayınlanmayacak

Kürdistan Demokratik Topluluklar Birliği (KCK), güvenlik nedeniyle silah bırakmanın gerçekleşeceği tören alanına gazetecilerin alınmayacağını, törenin canlı yayınlanmayacağını duyurdu.

Haber Merkezi / Daha önce yapılan duyurularda silah bırakma töreninin gazeteciler tarafından izleneceği bildirilmişti.

PKK’nın Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Süleymaniye kentinde gelecek günlerde yapması beklenen silah bırakma töreninin güvenlik nedeniyle gazetecilere kapatıldığı kararı duyuruldu.

Kürdistan Demokratik Topluluklar Birliği’nden (KCK) konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Değişen güvenlik durumu sebebiyle, Süleymaniye’de gerçekleşmesi planlanan törenle ilgili detayların kısa sürede değiştirilmesi gerekiyordu.

Tören planlandığı gibi gerçekleşecek ancak canlı yayınlanmayacak ve basın mensuplarının katılması mümkün olmayacak. Bunun için çok üzgünüz ve bu acil son dakika değişikliği için anlayışınızı rica ediyoruz. Törenin yapılacağı yerin yakınında, törenden sonar video kayıtlarının yayınlanacağı bir ekran kurulacaktır.

Sizi bilgilendirebilmemizin tek yolu bu olacak. Oraya davetlisiniz. Bazılarınız yöntemdeki son dakika değişikliği nedeniyle törene katılmamaya karar verebilir; Bu kararı tamamen anlıyor ve saygı duyuyoruz ve verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı üzgünüz.”

Suriye, İran, Irak ve bazı Avrupa ülkelerinde koordine olan KCK, PKK’yı da kapsayan bir çatı örgütü olarak biliniyor.

Amerikan Associated Press (AP) haber ajansına konuşan PKK sözcülerinden Zagros Hiwa, Süleymaniye’de bir grup PKK’lının dağlardan inerek silahlarını sivil toplum kuruluşları ve ilgili tarafların gözetiminde imha edeceğini, sembolik bir silah bırakma töreni gerçekleştirileceğini açıklamıştı.

Hiwa, törene katılacak kişi sayısının henüz netleşmediğini, bu sayının 20 ila 30 arasında olabileceğini söylemişti.

Daha önce ulusal ve uluslararası çeşitli yayın kuruluşlarında silah bırakma töreninin 10-12 Temmuz arasında yapılacağına ilişkin bazı haberler yayımlanmıştı.

İktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” adını verdiği yeni çözüm süreci, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla Mayıs ayında kendini feshettiğini açıklaması ve silah bırakacağını duyurması ile karşılıklı somut adımların beklendiği bir aşamaya geçilmişti.

Geçen hafta DEM Parti’den yapılan açıklamada, yaklaşık 40 kişiden oluşan PKK’ya mensup bir grubun sembolik bir törenle silah bırakacağı bildirilmişti.

PKK’dan yapılan açıklamada örgütün silahsızlanma yönünde başka adımlar atması için “Öcalan’a yönelik tecrit rejimine son verilmesi ve silahlı mücadele stratejisini terk eden gerillanın Türkiye’deki demokratik siyasete yeniden entegre edilmesini sağlayacak anayasal, hukukî ve siyasî adımların atılması gerektiği” belirtilmişti.

Paylaşın

Haziran Ayında En Çok “DİBS” Kazandırdı

Haziran ayında, aylık en yüksek reel getiri tüketici fiyat endeksi ile indirgendiğinde yüzde 2,82 ile DİBS’te gerçekleşti. Aynı dönemde, borsa 1,10 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Haziran 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 1,73 , tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 2,82 oranlarıyla DİBS’te gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından euro yüzde 1,50, mevduat faizi (brüt) yüzde 0,98 ve külçe altın yüzde 0,62 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 0,70 ve BIST 100 endeksi %2,16 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise; Euro yüzde 2,59, mevduat faizi (brüt) yüzde 2,06, külçe altın yüzde 1,71 ve Amerikan Doları yüzde 0,36 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi yüzde 1,10 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10,35, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 12,33 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde BIST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 14,03, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 12,49 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 22,37, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 21,37 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde BIST 100 endeksi, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 18,29, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 18,96 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde külçe altın; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 40,31, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 29,29 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 14,41, euro yüzde 4,31 ve DİBS yüzde 0,16 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 2,62 ve BIST 100 endeksi yüzde 27,81 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 5,43 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 3,87, DİBS yüzde 7,70, Dolar yüzde 10,26 ve BIST 100 endeksi yüzde 33,48 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

TL’nin Reel Değeri Tarihin En Düşük Seviyesinde

Sosyal medya hesabından dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Hakan Kara, 200 TL’lik banknotun dolar karşısındaki değerinin tarihsel olarak en düşük seviyeye gerilediğini belirtti.

Yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki sert değer kaybının etkileri, banknot kullanımında da belirgin şekilde hissedilirken, eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.

“En büyük banknotumuz 200 TL = 5 $. Tarihin en düşük seviyesi. Bu bir tercih.” ifadelerini kullanan Kara, bu durumun geçmişte yalnızca 2001 ekonomik krizinde yaşandığını hatırlatarak, “Bundan önceki en yakın dip değer 2001 krizinde yaşanmıştı (6,6 $).” dedi. Paylaşımında, doların kendi içindeki enflasyonu hesaba katmadığını da not düşen Kara, bu bağlamda mevcut değersizleşmenin daha da çarpıcı olduğunu ima etti.

Kara’nın yorumunda öne çıkan bir başka başlık ise, devletin para politikası tercihine dair olası bir niyet okumasıydı. “Bu bir tercih. Nakit kullanımı azaltılarak kayıt dışılığın önlenmesi amaçlanıyor.” diyen Kara, banknotların alım gücündeki düşüşün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yapısal ve yönetsel bir tercihin sonucu olabileceğini vurguladı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre Haziran 2025 itibarıyla 200 TL’lik banknotlar tedavüldeki toplam paranın yüzde 85’ini oluşturuyor. Ancak bu yüksek oran, TL’nin alım gücündeki erime nedeniyle artık günlük harcamalarda yetersiz kalabiliyor. 2015 yılında tek bir 200 TL’lik banknotla alınabilen bir ihtiyaç sepeti için bugün en az 2.400 TL’ye, yani 12 adet 200 TL’lik banknota ihtiyaç duyuluyor.

Kara’nın paylaşımına eşlik eden grafik, 200 TL’lik banknotun yıllara göre dolar karşısındaki değerini gözler önüne seriyor. Grafik, 200 TL’nin nominal değil reel olarak da ciddi oranda değer kaybettiğini ortaya koyuyor. Kara’nın bu değerlendirmesi, enflasyonla mücadele sürecinde izlenen para politikası tercihlerinin toplumun günlük yaşantısına etkileri açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor.

Paylaşın

Dünya’nın Aşırı Sıcak Kalmasının Gizli Nedeni Bulundu

Yeni bir araştırma, Dünya’nın en büyük yok oluş olayı (yaklaşık 252 milyon yıl önce) sırasında tropikal ormanların çökmesinin, gezegenin milyonlarca yıl boyunca aşırı sıcak kalmasının başlıca nedeni olduğunu ortaya koydu.

Haber Merkezi / Tropikal ormanlar, karbondioksiti atmosferden çekip bitkilerde ve toprakta depolama süreci olan karbon sekestrasyonunda önemli bir rol oynar. Bu ormanlar, “Permiyen-Triyas Kitlesel Yok Oluşu” sırasında yok olduğunda, Dünya soğumak için kullandığı temel araçlardan birini kaybetti.

Yok oluş sırasında, karbonu emecek ormanlar olmadığı için gezegen, yaklaşık 5 milyon yıl boyunca süper sera durumunda kaldı; bu durum, yok oluşu tetikleyen volkanik patlamaların sona ermesinden sonra bile devam etti.

Leeds Üniversitesi’nden araştırmanın baş yazarı Dr. Zhen Xu, Permiyen-Triyas yok oluş olayını izleyen aşırı küresel ısınmanın bilim insanlarını yıllardır şaşırttığını belirterek, “Bu olayı öne çıkaran şey, Dünya tarihinde başka hiçbir yüksek sıcaklık döneminde görülmemiş bir şey olan tropikal ormanların tamamen çökmesiydi” diyor.

Araştırma, Leeds Üniversitesi ve Çin Jeoloji Bilimleri Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yapıldı.

Permiyen-Triyas Kitlesel Yok Oluşu, yaklaşık 252 milyon yıl önce, Permiyen ve Triyas dönemleri arasında gerçekleşen, Dünya tarihindeki en büyük kitlesel yok oluş olayıdır. Deniz türlerinin yüzde 90-95’i ve karasal türlerin yüzde 70’e yakını yok oldu.

Başlıca nedenleri arasında volkanik aktiviteler (Sibirya Trapları), metan salınımı, okyanus anoksisi, iklim değişikliği ve karbon döngüsündeki bozulmalar yer alır. Bu olay, dinozorların ve modern ekosistemlerin evrimine zemin hazırladı.

Paylaşın

Entegre Dövüş Sanatı: Yongmudo

“Ejderha Dövüş Yolu” anlamına gelen yongmudo (veya Yongmoodo), Güney Kore kökenli modern bir dövüş sanatıdır ve 1998 yılında Yong-In Üniversitesi’nde resmi bir disiplin olarak geliştirilmiştir.

Haber Merkezi / Yongmudo, taekwondo, judo, hapkido, ssireum (Kore geleneksel güreşi), boks ve güreş gibi çeşitli dövüş sanatlarının tekniklerini birleştirir. Öz savunma odaklı olan Yongmudo, vuruşlar, tekmeler, fırlatmalar, eklem kilitleri ve yer dövüşü gibi teknikleri içerir.

Yongmudo, esnek ve duruma uyarlanabilir öz savunma becerileri öğretmeyi amaçlar. Ayrıca, durum temelli egzersizler ve farklı kurallara sahip sparring (dövüş) türleriyle pratik öz savunma yeteneklerini geliştirmeye odaklanır.

Yongmudo’nun temel felsefesi, fiziksel ve zihinsel disiplini birleştirerek pratik öz savunma becerileri geliştirmek ve bireyin kendine güvenini artırmaktır.

Yongmudo yapmak için temel teknikler, fiziksel hazırlık ve zihinsel disiplin gereklidir. İşte Yongmudo’nun nasıl yapıldığına dair kısa ve pratik bir rehber:

Temel ilkeler ve hazırlık:

Fiziksel hazırlık: Yongmudo, esneklik, güç, dayanıklılık ve koordinasyon gerektirir. Antrenmanlar genellikle ısınma, esneme ve kondisyon egzersizleriyle başlar.

Zihinsel odak: Dövüş sanatının felsefesi, öz disiplin, kendine güven ve durumsal farkındalığı vurgular. Meditasyon veya nefes egzersizleri, zihni hazırlamak için kullanılabilir.

Ekipman: Genellikle rahat bir spor kıyafeti (dobok benzeri üniforma) ve koruyucu ekipmanlar (örneğin, eldiven, kask veya dizlik) kullanılır.

Temel Teknikler:

Vuruş ve tekmeler (taekwondo etkisi): Yüksek ve hızlı tekmeler, yumruklar ve diz vuruşları. Örneğin, dönme tekmeleri veya düz tekmeler sıkça çalışılır.

Fırlatmalar (judo ve ssireum etkisi): Rakibi yere indirmek için kalça fırlatmaları, omuz atışları veya bacak süpürme teknikleri.

Eklem kilitleri ve kontrol (hapkido etkisi): Kol, bilek veya omuz kilitleriyle rakibi etkisiz hale getirme.

Yer dövüşü (güreş etkisi): Yerde rakibi kontrol etme, sabitleme veya teslim alma teknikleri.

Durum temelli savunma: Gerçek hayatta karşılaşılabilecek senaryolara göre (örneğin, bıçaklı saldırı, birden fazla saldırgan) savunma teknikleri çalışılır.

Antrenman süreci:

Temel teknik çalışmaları: Yeni başlayanlar, temel vuruş, fırlatma ve kilit tekniklerini öğrenir. Form (kata benzeri hareket dizileri) ve partnerle çalışma yaygındır.

Sparring (dövüş pratiği): Kontrollü dövüşlerle teknikler uygulanır. Yongmudo’da farklı kurallar altında sparring yapılır: sadece vuruş, sadece fırlatma veya hibrit dövüş.

Senaryo tabanlı eğitim: Gerçekçi savunma senaryoları (örneğin, ayakta veya yerde saldırı) çalışılarak pratik beceriler geliştirilir.

Fiziksel kondisyon: Güç, çeviklik ve dayanıklılık için egzersizler (şınav, plank, ip atlama) düzenli olarak yapılır.

Eğitim ortamı:

Yongmudo genellikle bir dojo veya spor salonunda, eğitmen (usta) gözetiminde öğrenilir. Yong-In Üniversitesi’nde geliştirilen bu sanat, profesyonel eğitmenler tarafından öğretilir.

Kademeler ve ilerleme:

Yongmudo’da ilerleme, kemer sistemiyle (genellikle beyazdan siyaha) ölçülür. Her kemer seviyesinde teknik bilgi, fiziksel beceri ve zihinsel olgunluk test edilir. Eğitim, başlangıç seviyesinden ileri seviyelere doğru tekniklerin karmaşıklığını artırır.

Pratik ipuçları:

Düzenli antrenman: Haftada 2-3 kez antrenman, temel teknikleri öğrenmek için yeterlidir.

Eğitmene danışma: Kalifiye bir Yongmudo eğitmeniyle çalışmak, sakatlanmayı önler ve doğru tekniği garantiler.

Sabır ve disiplin: Yongmudo, çok yönlü bir disiplin olduğu için öğrenmesi zaman alabilir.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti Erdoğan İle Görüştü

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü.

Haber Merkezi / Yaklaşık 1 saat süren görüşmede, Milli İstihbarat Başkanı (MİT) İbrahim Kalın ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala da yer aldı.

DEM Parti’den görüşmeye ilişkin kısa bir yazılı açıklama paylaşıldı: “İmralı Heyeti üyelerimiz Pervin Buldan ve Mithat Sancar, bugün Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Beştepe’de görüştü. Heyetimiz, sürecin geldiği yeni aşama ve bundan sonra yapılacaklar konusunda görüş ve önerilerini aktardı. Görüşmede, sürecin ilerlemesi konusunda karşılıklı iradenin devam ettiği vurgulandı.”

“Tarihi bir görüşme”

DEM Parti İmralı Heyeti’nde yer alan Buldan ve Sancar, görüşme öncesi de gazetecilere açıklama yapmıştı.

Pervin Buldan, ziyarete ilişkin olarak şunları söylemişti: “Bu ikinci görüşme. Tarihi bir görüşme bizim açımızdan. Çünkü süreç yeni bir aşamaya giriyor artık. Ve bu yeni aşamada istişarelere ihtiyaç var, görüş alışverişine ihtiyaç var. Bu nedenle bugün Sayın Cumhurbaşkanı kendi heyetiyle, biz de heyet olarak bütün bunları konuşacağız, tartışacağız. Gerekli adımların atılması açısından bir istişarenin sağlanması önemlidir. Dolayısıyla hayırlı ve verimli bir toplantı olmasını temenni ediyoruz. Bu görüşmeye biz, çok büyük bir anlam biçiyoruz.”

Mithat Sancar, “Bu görüşme önemli gerçekten. Biraz önce sayın eş genel başkanlarımızla da istişare ettik. Sürecin yeni bir aşamaya geldiği biliniyor. Bu yeni aşamanın özellikleri, sonrasının gereklilikleri konusunu bugün sayın Cumhurbaşkanı ile ve heyeti ile istişare edeceğiz. Bu konuda görüşlerimizi açıklayacağız, kendilerini dinleyeceğiz” demişti.

Mithat Sancar, metan gazına maruz kalan 19 askerden 12’sinin ölümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok derin üzüntü yaşadık. Biz Sayın Öcalan ile görüşmedeyken bu haber geldi. Öcalan’ı da bizi de derinden üzdü. Bu tür acıların yaşanmaması için zaten bu yolu ilerletmek gibi bir görevimiz var. Hepsine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve baş sağlığı diliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Pervin Buldan ise “Ben de özellikle yaşamını yitiren, şehit olan askerlere Allah’tan rahmet diliyorum. Gerçekten çok üzücü bir haber aldık, bugün sayının 12’ye ulaştığını duyduk. İşte barışın kıymeti burada belli oluyor. Barış sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu biz bu tür durumlarda daha iyi anlayabiliyoruz. Bundan sonra hiçbir insanımızın yaşamını yitirmemesi için barışın ilerlemesi gerekiyor” açıklamasını yapmıştı.

Buldan ve Sancar 6 Temmuz Pazar günü İmralı Adası’nda PKK lideri Abdullah Öcalan ile bir araya gelmişti. DEM Parti’nin daha önce duyurulmayan Öcalan görüşmesi 2,5 saat sürmüştü.

Partiden yapılan açıklamada şu ifadeler yer almıştı: “Öcalan görüşmemizde sürecin yeni bir aşamaya geçmekte olduğunu vurguladı. Atılacak yeni adımlarla birlikte sürecin gereklerini yerine getirme hususunda herkese, hepimize sorumluluklar düştüğünü ifade etti.”

Paylaşın

Siyasi Operasyonlar Türkiye’nin Risk Algısını Yükseltiyor

Belediyelere yönelik operasyonlar, yerel seçimlerde, muhalefetin elde ettiği başarıların geri alınmasına yönelik sistematik bir “sindirme operasyonu” olduğu değerlendirilirken, sürecin, dış yatırımcılar nezdinde Türkiye’nin güvenilirliğini zedelediği belirtildi.

Uluslararası ekonomi yayıncılığının önde gelen kuruluşlarından Bloomberg, son dönemde Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyelere ve muhalif siyasetçilere yönelik artan operasyonların, Türkiye’nin yatırım ortamı ve risk profili üzerindeki etkilerini analiz eden dikkat çekici bir haber yayımladı.

Haberde, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik tutuklama süreci ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında başlatılan soruşturmanın ardından muhalefet üzerindeki baskının dozunun belirgin biçimde arttığı vurgulandı. Gözaltı ve tutuklamaların sadece siyasetle sınırlı kalmayarak gazetecilerden öğrencilere, sosyal medya içerik üreticilerinden karikatüristlere kadar genişlediğine dikkat çekildi.

Bloomberg analizinde, yaşanan gelişmelerin Türkiye’deki hukuk devleti algısını ciddi şekilde sarstığı ve bu durumun siyasi istikrar üzerinde baskı oluşturduğuna işaret edildi. Özellikle muhalefet çevreleri tarafından, yerel seçimlerde elde edilen başarıların geri alınmasına yönelik sistematik bir “sindirme operasyonu” olarak değerlendirilen bu sürecin, dış yatırımcılar nezdinde Türkiye’nin güvenilirliğini zedelediği belirtildi.

Analizde, Türkiye ekonomisinin halihazırda ciddi zorluklarla mücadele ettiği bir dönemde siyasi baskıların tırmanmasının, ekonomi yönetiminin yeniden güven tesis etme çabalarını sekteye uğratabileceği ifade edildi. Bloomberg, piyasalardaki ilk tepkiye de dikkat çekerek, Türk Lirası’nın hafta başında ABD Doları karşısında yüzde 0,2 değer kaybettiğini not etti.

Bloomberg’in haberinde yer alan bir diğer çarpıcı tespit ise, siyasilerin ağırlıklı olarak yolsuzluk, cumhurbaşkanına hakaret, İslam’a veya ulusal değerlere yönelik söylemler nedeniyle suçlandığı oldu. Bu suçlamaların hükümete yakın medya organları tarafından sıkça kamuoyuna servis edildiği ifade edildi.

Haberde, yaşanan baskı ortamının kısa vadeli etkilerin ötesine geçerek, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli ekonomik hedeflerine de zarar verebileceği uyarısı yapıldı. Hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü alanlarında derinleşen tedirginliğin, doğrudan yabancı yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olduğu vurgulandı.

Bloomberg’e göre, mevcut siyasi atmosfer, Türkiye’nin ekonomik toparlanma sürecine ciddi bir risk unsuru olarak eklenmiş durumda.

Paylaşın

Muhittin Böcek Geçici Olarak Görevden Uzaklaştırıldı

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında tutuklanan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, geçici olarak görevden uzaklaştırıldı.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek için “hakkında rüşvet alma suçu nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanması üzerine Anayasa’nın 127. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır.”

Ne olmuştu?

CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, belediyelere yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, iş insanı Yusuf Yadoğlu’nun ifadeleri doğrultusunda rüşvet iddiasıyla tutuklandı.

Yadoğlu’nun, Böcek’in oğlu Gökhan Böcek üzerinden bazı maddi işlemler gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü soruşturma kapsamında, Böcek savcılıktaki ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti.

Böcek, oğlunun yurtdışında olduğunu ancak planlı bir seyahatte bulunduğunu ve kaçma niyeti olmadığını belirtti. Rüşvet iddialarıyla ilgili ise “Bir ev için kimseye minnet edecek durumda değilim” diyerek kendisini savundu.

CHP’li 13 başkan tutuklu

İlk operasyon 30 Ekim’de Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e yönelik gerçekleştirildi. Özer, “PKK üyeliği” iddiasıyla tutuklandı ve yerine kayyum atandı.

17 Ocak’ta Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat “rüşvet ve ihaleye fesat” suçlamalarıyla tutuklandı. Şubat sonunda Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler de benzer suçlamalarla cezaevine gönderildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonda ise İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tutuklandı. Suçlamalar arasında “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak”, “rüşvet almak”, “ihaleye fesat karıştırmak” ve “terör örgütüne yardım” iddiaları yer aldı.

3 Haziran’da Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Adana Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin de tutuklanan isimler arasına katıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne uzanan soruşturmalarda, 1 Temmuz’da eski Başkan Tunç Soyer de “ihaleye fesat karıştırma” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla tutuklandı.

Son olarak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, ‘rüşvet’ soruşturması kapsamında tutuklandı.

Paylaşın

Çocuklara Sessizce Zarar Veren Beş Yiyecek

Konu çocuk sağlığı olduğunda, her ebeveyn en iyisini ister. Doğru beslenme, bir çocuğun gelecekte geliştirme riski altında oldukları hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Ebeveynlerin çocuklarına besleyici yiyecekler sağlamak için ellerinden geleni yaptıklarına şüphe yoktur.

Ancak, zararsız veya hatta sağlıklı olduğu düşünülen yiyeceklerden bazıları sessizce bu hedefe karşı çalışıyor olabilir. Evet, renkli ambalajların ve ilgi çekici pazarlamanın altında gizlenen bazı ara sıra yapılan şımartmalar aslında çocuğun sağlığını riske atıyor olabilir.

İşte çocuğun sağlığında sessizce tahribata yol açabilecek beş yiyeceğin listesi:

Şekerli içecekler (Gazlı içecekler, meyve suları, enerji içecekleri): Bu içecekler, yüksek fruktozlu mısır şurubu veya şeker içerirler. Diş çürümesi, obezite ve tip 2 diyabet riskini artıran bu içecekler, çocuklarda konsantrasyon sorunlarına da yol açabilir.

Paketli atıştırmalıklar (cips, kraker): Bu tür atıştırmalıklardaki trans yağlar ve yüksek sodyum kalp sağlığını tehdit eder ve obeziteye katkıda bulunurlar. Besin değeri oldukça düşük olan bu atıştırmalıklar, ayrıca bağımlılık da yapabilirler.

İşlenmiş et ürünleri (sosis, sucuk, salam): Bu tür yiyecekler, nitrat ve koruyucu maddeler içerirler; uzun vadede kanser riskini artırabilirler. Bu tür yiyeceklerdeki yüksek tuz içeriği kan basıncını da yükseltebilir.

Şekerli tahıllar (renkli kahvaltılık gevrekler): Bu yiyecekler, yüksek şeker içeriği nedeniyle kan şekeri dalgalanmalarına neden olurlar, obezite ve diş çürüklerini tetiklerler. Ayrıca, bu yiyeceklerin besin değerleri de genellikle düşüktür.

Fast food (hamburger, patates kızartması): Bu yiyecekler yüksek kalori, doymuş yağ ve tuz içerirler. Bu yiyeceklerin tüketilmesi, obezite, kolesterol artışı ve bağırsak sağlığı sorunlarına yol açabilir.

Paylaşın