İmamoğlu “CHP Ön Seçim” Başvurusunu Yaptı: Uzun Ve Meşakkatli Bir Yol

CHP’nin cumhurbaşkanı adayının belirleneceği ön seçim başvurusunu yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Çok uzun ve çok meşakkatli bir yol. Asfalt tarafı da var, taşlı tarafı da var, patika tarafı da var” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu CHP’nin bir sonraki seçimde göstereceği cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere düzenlenecek ön seçime girmek için başvurusunu yaptı.

Başvuru İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan tarafından CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Pehlivan İmamoğlu’nun aday başvuru belgelerini CHP Seçim ve Parti İçi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’ye sundu.

Başvurunun ardından açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, “İnşallah hayırlısı olur. Uzun bir yolculuk, uzun bir iş. Çok uzun ve çok meşakkatli bir yol. Asfalt tarafı da var, taşlı tarafı da var, patika tarafı da var ama İnşallah o yolu milletimizle birlikte aşacağız” dedi.

İmamoğlu, aşvurunun ardından sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı:

“Bugün yeni bir başlangıcın ilk adımını atarak, mensubu olmaktan onur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı olmak için resmi müracaatımı yaptım. İnsanca yaşamayı hak eden, özgürlüğe, adalete, refaha ve birlik olmaya hasret milletimizle bir yolculuğa çıkıyoruz.

Devletimizi demokratik ve güçlü, milletimizi zengin ve huzurlu, vatandaşlarımızı eşit ve özgür kılma yolculuğuna çıkıyoruz. Parlamenter demokrasi, güçler ayrılığı ve denge denetleme mekanizmalarını en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Demokratik katılımı önceleyeceğiz.

Milletimizin kaygılarını, endişelerini giderecek, hep birlikte umudu ve gelecek hayallerini ayağa kaldıracağız. Adaleti iktidarın değil mülkün temeli kılacak, devletin kurumlarını, bilimi, sanatı, sporu, medyayı partizanlıktan kurtaracak, rakiplerimizi düşman görmeyecek, siyasi rekabeti milletin huzurunda adil, medeni ve mertçe bir yarışa dönüştüreceğiz.

Ülkemize, birliğimize, dirliğimize ve güçlü Türkiye hedefine hep birlikte sahip çıkacağız. Çok çalışacağız, çok kazanacağız, adil paylaşacağız. Milletçe bereketimizi artıracağız. İnanç ve umutla yürüyeceğimiz bu mücadelede asla yorulmayacağız ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve şehitlerimizin emaneti Cumhuriyetimiz’i ikinci yüzyılında bir yıldız misali parlatacağız. Milletimizin güçlü katılımı ve dualarıyla, Yolumuz açık olsun.”

Mansur Yavaş ön seçime katılmayacak

Adaylık için ikinci isim olan Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş ise ön seçime katılmayacak.

Mansur Yavaş, 3 Şubat Pazartesi günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarına ilişkin, “Aday belirlemenin çok erken olduğu düşüncesindeyim. Seçim tarihi belli değil. O zamana kadar Türkiye’de şartlar değişir” demişti.

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların öncelik olduğunu ifade eden Yavaş, ”Ben öncelik olarak şu ekonomik sıkıntı varken adayların birbirinin enerjisini yormaması, toplumun bununla uğraşmaması kanaatindeyim. Bütün siyasi partilerin, özellikle muhalefetin hep birlikte bugün yaşanan derin yoksulluğa sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum” cümlelerini sarf etmişti.

Ön seçim süreci ve takvimi

Tarih: CHP üyeleri, 23 Mart 2025 Pazar günü sandık başına gidecek.

Katılım: Ön seçimde oy kullanabilmek için 28 Şubat 2025’e kadar CHP’ye üye olunması gerekmekte. Partinin, şu anda yaklaşık 1,6 milyon üyesi bulunmakta.

Yöntem: Sandıklar il ve ilçe merkezlerinde kurulacak, mühürlü pusulalar kullanılarak seçim gerçekleştirilecek.

Adaylık başvuruları: Aday olmak isteyenlerin 17 – 21 Şubat 2025 tarihleri arasında başvurularını yapmaları gerekmekte. Kesin aday listesi 22 Şubat’ta açıklanacak ve oy pusulaları 24 Şubat’tan itibaren basılmaya başlanacak.

Onay süreci: Üyeler tarafından seçilen aday, CHP tüzüğüne göre Parti Meclisi’nin onayına sunulacak.

Paylaşın

CHP Lideri Özel, TİP Lideri Baş’ı Ziyaret Etti: Ortak Mücadele Vurgusu

CHP Lideri Özgür Özel, TİP Lideri Erkan Baş ile yaptığı görüşme sonrası, “Türkiye’nin içinde bulunduğu, hem vatandaşın yakıcı sorunlarını ve bunların çaresinin bir sandık olduğunu, erken seçim olduğunu ve bu iktidarın bir an önce değiştirilmesi, emekten yana ve demokrasiden eşitlikten yana bir iktidarın ülkeyi yönetmesi ile mümkün olduğuna ilişkin görüş alışverişinde bulunduk” dedi.

Haber Merkezi / TİP Lideri Erkan Baş ise görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Çok ağır bir süreçten geçiyoruz. Türkiye şu an itibarıyla Yunanistan nüfusu kadar işsizin yaşadığı bir ülke haline geldi. Toplumun tüm kesimlerinin yargı sopasıyla dövüle dövüle mahkum edilmediği bir ülke. İktidar bir oyun planlıyor. Dün en son örneğini gördük. Bizi, mücadele edenleri satın alabilecek para yoktur. Kim iktidara karşı mücadele ediyorsa onun yanındayız. Hep birlikte kurtulacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile görüştü. İstanbul’da gerçekleşen görüşmenin ardından açıklama yapan Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bütünüyle muhalefetin yargı sopasıyla, yargı taciziyle sindirilmeye çalışıldığı bu süreçte, partimizin buna karşı geçmişte konvansiyonel muhalefet yöntemlerinin tamamını tükettiği süreçte, seçilmiş organlarının yaptığı değerlendirmeler sonucunda erken seçim sandığının bir an önce gelmesi için tüm yönleri ile bu seçime hazır olduğumuzu göstermek ve bir seçimin olmazsa olmazı partinin adayının da belirlenmesi sürecinde olduğumuzu, bunu 23’ünde yapacağımız bir ön seçimle, CHP’ye Şubat ayı sonuna kadar üye olmuş herkesin oy kullanacağı bir ön seçimle belirleyeceğimizi ve bundan sonraki sürecimizle ilgili TİP’in değerli heyetine CHP’nin içinden gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Onların önerilerini, değerlendirmelerini dinleme imkanı bulduk.

Ben bugün öğleden sonra Silivri Cezaevi’nde Sevgili Can Atalay’ı ziyaret edeceğim. Onun yanında tutuklu belediye başkanlarımızı ve Gezi davasından hepimiz adına tutuklu olan, hepimiz adına cezaevinde yatan arkadaşlarımızı ayrı ayrı ziyaret edeceğim. Biraz önce ifade edildiği gibi iktidar, muhalefete ayrı ayrı saldırarak, bazen çok stratejik hedefler belirleyip o hedefler üzerinden muhalefeti bölmeye çalışarak, hatta bir siyasi partinin iç işlerine müdahale edip, daha önce de ifade etmiştim CHP’ye karşı yargı eliyle bir siyasi operasyon ve darbe girişiminde bulunarak 1.5 yıl önce bitmiş bir kurultayı ve olağan kurultay sürecine altı ay kalmış bir yerde 1.5 yıl önce yapılmış bir kurultayı iptal etmeye kalkacak kadar bir darbe ittifakını örgütlemeye çalışarak bu iktidar her şeyi deniyor.

Bunun karşısında yapılabilecek tek şey muhalefetin birlikte olmasıdır. Bütün halinde güçlü bir itirazı, güçlü bir direnişi hep birlikte örgütlenmesidir ve sonunda da bu iktidara karşı seçim sandığında hep birlikte olmaktır. Bu hep birlikte olmaktan ittifakları değil, bu iktidara karşı muhalefetin birbirine güç vererek, birbirinden güç alarak mücadele etmesinden bahsediyoruz. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi bizim çok uzun yıllardır emek mücadelesinde duyduğumuz şimdi de siyasette bir arada olmanın ve bir arada mücadele etmenin simge sözleriyle biz de ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyoruz.”

CHP’nin Cumhurbaşkanı aday adaylığı başvurusunun yarın sona ermesi ve gelinen süreç hakkındaki görüşleri sorulan Özgür Özel, şunları söyledi: “Benim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak beklentim, bu sürecin tüm aday adayları açısından adil ve şeffaf bir şekilde yürümesidir. Gruptaki arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre Sayın Ekrem İmamoğlu aday olmak için gerekecek imza sayısının üç katına yakınını zaten ilk günün sonunda veya 24 saat içinde tamamlamıştı. Salı günü ilk imza atıldıktan 24 saat sonra gerekli imza sayısına dakikalar içerisinde ulaşıp bir gün içinde de üç katına ulaşmıştı. Şu anki son rakamı bilmiyorum, arkadaşlar Ankara’dan açıklarlar.

Onun dışında grubumuza çeşitli başvurular oluyor, ya da basına yansıyor. Biz bütün başvurulara gidip kendilerini zaten milletvekillerimizin Ankara’da olduğu bir süreçte, bütün başvuranların gidip milletvekillerimize bu taleplerini iletmelerini ve tüm adaylar açısından eşit bir şekilde, adil bir şekilde yaklaşıyoruz. Yarın akşamüstü saat 17.00’ye kadar imza sayısı 20’yi geçen aday adaylarını Genel Merkezimize bildireceğiz ve o aday adayları kendi başvurularını diğer evrakları ile birlikte tamamlayacaklar. Süreç, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hem Meclis ayağı tabii orası milletvekillerinin imza attıkları bir süreç. İlk kez yaşanıyor olmasından dolayı ilgi çekici ve heyecan verici. Ama esas büyük heyecanın 81 il ve 973 ilçede ve bilhassa online üyelikler üzerinden 18-25 yaş arası seçmende Cumhuriyet Halk Partisi‘ne kayıt olma noktasında yaşandığını görüyoruz.

Bu partiye olan teveccühün, yönelmenin ötesinde, Erdoğan’ın karşısında, bir sonraki cumhurbaşkanlığı yarışına girecek adayı belirlemek ve aslında Erdoğan’ın değiştirilmesi, bu düzenin değiştirilmesi, yasakların kalkması, özgürlüklerin gelmesi, yasak olan tek şeyin yasaklar olacağı bir Türkiye’nin inşasına duyulan özlem, yoksulluğa itiraz, işsizliğe itiraz, örgütlenmenin karşısındaki her türlü engellemeye ve saldırganlığa itiraz, basın özgürlüğünün kısıtlanmasına itiraz noktasındaki bir toplumsal uyanışı ve hareketlenmeyi hep birlikte görüyoruz. Bizim esas heyecanla takip ettiğimiz taraf o taraftır.”

Özgür Özel, “Lütfü Savaş’ın CHP Kurultayı’na ilişkin CHP MYK, PM ve YDK’nın görevden uzaklaştırılması taleplerinin mahkeme tarafından reddedilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna, “Yapılan başvurunun hukuki bir zemini yok. Yapılan başvuru, siyaseten yıpratma başvurusudur. Yapılan başvuru, bugünkü iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi’nin birinci parti olmasından ve Türkiye’de bu iktidara itiraz edenlerin çok büyük bir çoğunlukla bu iktidarı savunan Cumhur İttifakı’nın çok ilerisinde olmasından duyulan rahatsızlık ve panikle Cumhuriyet Halk Partisi’ni karıştırmaya, tartıştırmaya, bu tartışmadan medet ummaya çalışanların yaptığı bir planlamadır. Orada da Lütfü Savaş, sadece bu kirli oyunun kullandığı bir piyondur” yanıtını verdi.

CHP Lideri Özel, “TÜSİAD gözaltılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in farklı ülkelere yaptığı yatırım ziyaretleri bu süreçte olumsuz etkilenir mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Mehmet Şimşek sunumlar yapıyor. Sunumunu tek slayta indirsin. ‘Türkiye yatırım yapmak için böyle bir ülke’ desin. TÜSİAD Başkanı’nın iki polisin kolundaki fotoğrafını, Türkiye’deki yatırım ortamı bu kadar müsait diye gösterebilir. Herhalde Mehmet Şimşek’in en son isteyeceği fotoğraf, kendisi açısından o fotoğraftır. Yani hukuk güvencesinin olmadığı, mülkiyet güvencesinin olmadığı, insanların ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkeye kimse gelip de yatırım yapmak istemez. TÜSİAD’ın yapmış olduğu geçen haftaki açıklamadan sonra durdular, beklediler. Ve Erdoğan’ın dün verdiği startla o görüntüleri yaşattılar.

Sadece TÜSİAD değil, sendikalar bunu söylüyor, dernekler bunu söylüyor, vakıflar bunu söylüyor, muhalif gazeteciler bunu yazıyor, bütün siyasetçiler bunu söylüyor ve muhalefet hangi kanattan olursa olsun aynı sert muameleye tabi tutuluyor. Çünkü buradaki bütün maksat, ‘Kimse sesini çıkarmasın, sesini çıkaranın başına bu gelir.’ Dün de Erdoğan şöyle bir şey yaptı, ‘Bugüne kadar sendikacıları, işçileri, öğrencileri, gazetecileri, siyasetçileri cezalandırıyorduk. Bakın kimsenin garantisi yok. Sermayenin temsilcilerinin de başına aynı şey geliyor.

Kimse ağzını açmaya kalkmasın.’ Grup toplantısında söylemiştim bir Afrika atasözünü. Ormandan dışarıya doğru aslanla ceylan, sırtlanla kaplan bir arada kaçıyorsa; birileri ormanı yaktı demektir. Orman yanıyor, Türkiye yanıyor. Ve dünkü görüntüler, TÜSİAD’ın muhatap olduğu muamele, bütün Türkiye’ye gözdağıdır. Muhalefet zaten bu gözdağına çoktandır bedel ödüyordu. Şimdi sırayı TÜSİAD’a getirdiler. Biz özgürlükleri savunan, hukuku savunan, demokrasiyi savunan kim varsa onun yanındayız, arkasındayız ve her türlü özgürlüğü savunuyoruz.

Son sözüm şu olsun, son ifadem, Recep Tayyip Erdoğan dün grup konuşmasında bir şiir polemiğini kendisi açısından sürdürmeyi tercih ediyor. Bir parmak bir yeri işaret ettiğinde, gerçekten akıllı insanlar parmağın işaret ettiği yere bakar. Ama parmağın işaret ettiği yere bakmak yerine parmağın ucuna bakanlar, aslında akılları yerine duygularına esir olmuş ve kaybetmeye mahkum olanlardır. Ben Erdoğan’a şunu hatırlatıyorum. Bir şiir okumuştun, suç olacak bir şey de değildi. Ama bu Siirt’teydi. Sen Siirt’te bir şiir okudun, yasaklı duruma düştün. Sonra CHP ile birlikte anayasa değişikliği yapıldı, kimse ifade özgürlüğünün engellenmesinden dolayı siyasi yasaklı olmamalıdır. Partinin başındaydın ama ‘Muhtar bile olamaz’ deniliyordu.

Milletvekili yolu kapalıydı. Anayasa değişti ve Siirt’te yapılan seçimlerle ilk kez milletvekili ve başbakan oldu. Vaktiyle Erdoğan’a oy verip ona siyaset yolunu açan Siirt, yüzde 60 oy ile bir belediye başkanı seçiyor sen de ona kayyum atıyorsun. Bu Siirt üçlemesi Erdoğan’ın ve AK Parti’nin demokrasi yolculuğunun özetidir. Vaktiyle ‘Demokrasi bir trendir, gerektiğinde ineriz’ dediğinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Şimdi trenden indi. İndiği istasyon, bizim CHP olarak tarihin bir kara lekesi olarak adlandırdığımız otoriterlik, despotluk ve bundan sonra Türkiye’deki hiç kimsenin mal, mülk, fikir, ifade özgürlüğünün olmadığı bir otoriter sistemdir. Onların varmak istediği istasyon burasıymış, indiler. Ama demokrasi treni yoluna devam edecek. Tarih inenleri de yazacak, direnenleri de yazacak.”

Erkan Baş: Hep birlikte kurtulacağız

TİP Lideri Erkan Baş ise, “Türkiye çok ağır bir süreçten geçiyor buna ilişkin değerlendirmeler yaptık. Nedeni çok basit Türkiye şu an itibarıyla Yunanistan nüfusu kadar işsizin, Hollanda nüfusu kadar da yoksulun yaşadığı hale geldi. Bu iktidarın da devam etmesinin yolu toplumun tüm kesimlerinin yargı sopasıyla dövüle dövüle mahkum edilmesi. Buna isyan edenlerin polis çopuyla, cezaeviyle sindirmesi olduğunu görüyoruz. İktidar bir oyun planlıyor. Kendisi dışında kimsenin konuşamayacağı. Dün en son örneğini gördük. Bizi, mücadele edenleri satın alabilecek bir para yoktur. Bizi kokrutabilecekleri herhangi bir enstrümanları da yoktur. Bu ülkede kim iktidara karşı mücadele ediyorsa sonuna kadar onun yanındayız. Hep birlikte kurtulacağız. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Özel, Erdoğan’a Seslendi: Darbenin Neresindesin?

Partisine yönelik soruşturmalara tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a seslenerek, “Sana darbe yapılırsa ben karşısındayım, 15 Temmuz’da gördük. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Peki sen Akın Gürlek’in yürüttüğü bu darbenin neresindesin?” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara’da İl Genel Meclis Üyeleri Buluşması’nda konuştu. Özgür Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi: “Örneğin, rahmetli Ecevit’e yönelik ne söylüyorsa, hatırlayın, 68.000 öğretmen atanmamış durumdaydı. Efendim madem atamayacaksın bu evlatları, bu sabileri niye mezun ettin?

Geldiğimizde bütün öğretmenleri atayacağız diye gelen Erdoğan, bugün rahmetliyi 68.000 öğretmenin hesabını soran Erdoğan, 1 milyon atamadığı öğretmenin gözlerinin içine bakmak durumunda. Ve 1 milyon atanmamış öğretmen var. Bu sabileri madem atamayacaktın, niye okuttun sorusu kendi sözü kendisini sınıyor, tarih önünde kendisini mahkum ediyor.

Yine depremde, depremin 3. günü oldu. Nerede bu devlet? Halen daha çadırı olmayan depremzedeler var diyen Erdoğan, depremin 33. gününde nerede bu devlet? Halen daha 33 gün olmuş, çadırı olmayan depremzedeler var sözüyle sınandı, bunun karşısında kaldı.

“CHP birinci parti”

Türkiye’de 7 bölgede belediyesi olan tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. O yüzden dönüp de Erdoğan gibi kinayelerle, alaylarla, rakiplerini küçük görmeyle asla meşgul olmadık. Ama yine de Türkiye’de 7 bölgede, Türkiye’de Ege bölgesinde bütün belediyeleri Cumhuriyet Halk Partisi’nin aldığını ve Erdoğan’ın Ege bölgesinde olmadığını ifade etmek gerekiyor. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin her bölgede olduğunu ve bundan sonra da her bölgede olacağını ifade edelim.

Bugüne kadar yapılan ciddi anketlerin ortalamasına göre CHP, 3,5-4 puan farkla birinci parti. Bu durum Sayın Erdoğan’ın hazımsızlık duygusunu tetiklemiştir. Dünyanın bütün diktatörleri gibi Türkiye’yi yöneten siyasi akıl da şu anda sadece ve sadece kendi iktidarının devamına, bunun da ancak baskı ve korkuyla olacağına inanmış durumdadır. Bu yüzden dün grup toplantımızda ifade ettiğim bir sivil darbe mekaniği şu anda Türkiye’de harekettedir, çalışmaktadır.

Bugün bir sivil darbe mekaniği işliyor ve Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sivil darbe mekaniğine karşı ne söyleyeceğini merak ediyorum. Ve tertemiz kurultayı, dün 81 il başkanı geldi. 81 ilin 81 il başkanı geldi dün, baba evinde açıklama yaptı. Ama bir darbe mekaniği, o sonucu hazmedemeyenlerin, karşımızda daha doğrusu bir darbe ittifakı var. O sonucu hazmedemeyenlerin, o sonucun ürettiği 31 Mart’ın mağluplarının ve esas olarak da bugün yükselen umudu korkuya çevirmeye çalışanların örgütlediği bir darbe mekaniği var.

Siyasi darbe yürütmenin başına yapılır. Siyasi darbe eskiden başbakana yapılıyordu, şimdi cumhurbaşkanına yapılır. 15 Temmuz’da sahip çıktım, bu gece yapsınlar yine karşısındayım. Yine sonuna kadar seçilmişlerin arkasındayım. Ama bugün bir siyasi darbe yapılıyor bir cumhurbaşkanına. Mevcut cumhurbaşkanına değil, bu milletin seçeceği bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapmaya çalışıyorlar

Buradan Erdoğan’a sesleniyorum! Darbeyi sana yaparlarsa ben karşısındayım. 15 Temmuz’da gördün! Soruyorum, sen bu darbenin neresindesin? Akın Gürlek’in yürüttüğü, adli tarafını yürüttüğü Ankara’da yürütülen Cumhuriyet Halk Partisi’ne, baba evimize, baba ocağına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye darbe yapmaya çalışanlar. Adayımızı belirlemeye çalışıyoruz, aday adaylarının başvuru günlerindeyiz. 23 Mart’ta yapacağımız yapacağımız ön seçimi yaptırmamaya çalışanlar.

Çıkaracağı cumhurbaşkanı adayının seni yeneceğini bildiğiniz için mi bu darbenin içindesiniz, yönetimindesiniz? Değilseniz çıkın bu darbe girişimine karşı bir tutum alın. Alamıyorsanız, susuyorsanız, biz 15 Temmuz’da susmadık. Yarın olsun yine susmayız ama sana darbe yapıldığında sana sahip çıkan bu demokrasinin mimarı Cumhuriyet Halk Partisi’ne darbe yapmaya çalışanlara da, içinde olanlara da, işbirlikçilerine de, göz yumanlara da yazıklar olsun!

Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! Söz veriyorum başaramayacaksınız! İl genel meclisleri ayağa kalkmış! Belediye başkanları ayağa kalkmış! Milletvekilleri ayağa kalkmış! Biz ayaktaysak oturanlar utansın!”

Paylaşın

Özel’den İmamoğlu’na Yönelik Soruşturmalara Tepki: Darbe Yapılıyor

Ekrem İmamoğlu’na yönelik soruşturmalara tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapılıyor. Biz bu darbeye teslim olmayız. Ön seçim yapmayalım diye partimizin yönetimine , bu partiyi böldürtmeyiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle: “Kartalkaya. 36’sı çocuk 78 vatandaşımızın hayatını kaybettiğinden beri, geçen hafta 3 demiştik, 4 hafta oldu. Tam 28 gün oldu. 28 gündür vicdanlar yanıyor, o kor hiç sönmüyor.

Biz bu işi 10 günde bitiririz diye söz veren İçişleri Bakanı’nın ağzını bıçak açmıyor. Bilirkişi heyetini genişletiyoruz deyip sulandırmaya çalışan, sonra direnci görünce yeni heyet görevlendirdik denilen bilirkişinin ise raporu hala ortada yok. Gözaltı süreleri uzatıldı. Ardından tutuklamalar, serbest bırakmalar yapıldı ama bir bilirkişi raporuna göre değil, Ankara’dan giden baskıya ve oradaki talimatlandırmaya göre yapıldı.

Turizm Bakanlığı’ndan kimseye dokunmadılar ve döndüler, AK Parti’ye yük olmayacak bir sistematiğin içine dönüştürdüler. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. Dikkatle takip ediyoruz. Şunu biliyoruz, pazar günü bekleniyor. Turizm Bakanını görevden almak yerine kongre sonrası zaten geniş bir kabine değişikliğinin içinde bu işi eritip AK Parti’nin sorumluluğunu örtme maksadı açıkça görülüyor.

Hukuken sorumluluklar var, siyasi sorumlu var ama bir tane vicdani sorumlu varsa, böylesi bir dönemde bir tek kişiyi seçeceksiniz, gerisini o seçecek. Meclis olarak karışmayacaksınız. Genel soru veremeyeceksiniz, hesap soramayacaksınız. Hesabı bir kişi verecek denilen yerde, Yenidoğan Çetesini bu hale getiren, o bebeklerin hayatına sebep olan bakanı atayan da bu kültür turizmini atayan da meselenin tek sorumlusudur. O sorumlunun bir adı vardır o da Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Tabii Kültür Bakanına istifa edecek misin diyen arkadaşlarına, ‘niye edeyim ya, Sağlık Bakanı etti mi’ demişti. Seni görevden alır mı? ‘Nasıl alacak? Yenidoğan çetesinde Sağlık Bakanını aldı mı da beni alacak’ demişti.

Yüzde 70’in üzerinde memnuniyetler görülürdü. O zamanki sağlığa karşı şiddet araştırmalarında somut tespit vardı. Bunların iktidar tarafından kendi lehlerine yoğun iletişimi, sağlık alanında ortaya çıkabilecek herhangi bir olumsuzlukta, her şey bu kadar iyiyken niye benim başıma, yakınımın başına bu geldi diye doğrudan sağlık emekçisini hedef gösteriyor derlerdi.

Hatay’ın rezerv alan sorunu bütün farklı illerde de yaşanmaya başladı, yaşanıyor. Bu sefer de Malatya Yeşilyurt ilçesinde bir rezerv alan kriziyle karşı karşıyayız. Bilimsel olarak yapılması gereken değerlendirmelerin sübjektif kriterlerle, hele hele değerli yerleri, ya bu garibanların, yoksulların burada işi ne, onları alalım, şuralara taşıyalım, buraları farklı değerlendirelim yaklaşımı Hatay’da aldığı itiraz çeşitli şehirlerden yükseliyor. Bu konudaki takibimizi ve dikkatimizi sürdürdüğümüzü ifade etmek isterim.

Geriye düşmeyen, geliri gerilemeyen, fakirleşmeyen kimse kalmadı. Eskinin orta direği artık yoksul, eskinin yoksulları ise derin yoksulluğun pençeleri arasında can çekişiyorlar. Bu ekonomik buhranda emekliler, asgari ücretliler kadar mağdur olan kesimlerin başında öğrenciler de geliyor. Yapılan önemli ve bilimsel bir çalışma, Eylül 2024’te üniversite öğrencisinin aylık yaşam maliyetinin  22 bin 920 lira olduğunu gösteriyor.

Eylül’den bugüne resmi enflasyon rakamı 6 aylık işlendiğinde 25 bin liraya çıkıyor bu maliyet. Üç öğün beslenme ve barınma giderlerinin bir asgari ücreti aştığı bir ülkede yaşıyoruz. Son yıl okulunu donduran üniversite öğrencilerinin sayısı pandemide donduranların üzerine çıkmış, geride bırakmış durumda. 2023’te 74.000, 2024’te de 56.000 üniversite öğrencisi okulunu dondurdu ve geriye gitti.

Burada bir yoksulluk salgınıyla, yoksulluk pandemisiyle karşı karşıyayız. 250 bin üniversite öğrencisi haftanın 3 günü çalışayım, İŞKUR’un bulacağı işte diye başvurmuş durumda. Öğrencilerin nasıl bir yoksullukla, nasıl bir geçim sıkıntısıyla, nasıl bir barınma, nasıl bir karnını doyurma sorunuyla karşı karşıya olduğunun en net göstergesi. Ve bu öğrencilerin neredeyse tamamı KYK kredisi almak durumunda olan öğrenciler, gelir durumları o noktada olan öğrenciler.

Elbette istiyor ki yaptığı yargı tacizlerini konuşalım. Konuşacağız. İstiyor ki yaptığı haksız saldırıları, hukuksuzlukları konuşalım ve bu meseleleri konuşmayalım. Yangın konuşulmasın. Yoksulluk konuşulmasın. Yenidoğan çetesi konuşulmasın. Milletvekillerinin doktorları hedef göstermesi konuşulmasın. Öğrencinin açlığı, yoksulluğu konuşulmasın.

Ramazan geliyor Sayın Erdoğan. Ramazan’da insanların açlığı yok, tokların açların halinden anlaması için üzerlerine farz olmuş bu ibadet geliyor ve açlar, tokların kendinin halinden anlamadığını gayet iyi biliyorlar. Ramazandan önce karşılaştırmayı bu sefer Ramazan kolisi için yapalım. 20 yıl önceye gitmeyeceğiz, Sadece geçen seneye gideceğiz. Bir Ramazan kolisi, 8 temel ürün.

Ramazan’da karnı doyuracak, kursaktan geçecek, orucu tutturacak, sahurda ve iftarda lazım olan, yetmez ama olmazsa olmaz 8 temel ürün: ayçiçek yağı, bulgur, makarna, nohut, kıyma, un, pirinç ve çay. Aynı koli geçen sene 950 TL’ydi. Bu sene aynı markalar ve aynı satılan yerde 1.610 TL Artış yüzde 70. Buradan mübarek Ramazan yaklaşırken oruca niyetlenen ve alışveriş yapması gereken herkesin bu hesabı gözüne, vicdanına emanet ediyorum.

Bu yüzde 70 mi Ramazan kolisinin enflasyonu? Peki reva mı asgari ücretliye verilen zam yüzde 30. Emekliye gelince, son verdiği zam yüzde 15. Geçen Ramazan’dan beri verilen toplam zam yüzde 40’ın biraz üstünde. Tayyip Erdoğan, ben emeklimi hiçbir zaman enflasyona ezdirmedim, hiçbir zaman ben asgari ücreti enflasyona ezdirmedim diyenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum. Milletimizin vicdanına.

Biz Tayyip Erdoğan’la sürekli birbirimizi takip ediyoruz. O, sıcak salonlarda atamadıklarına kendini alkışlatıyor. O da beni takip ediyor, ‘Sayın Özel’ diyor, ‘memleket memleket gezip sarraflara girip, kuyumculara gidip altın hesabı yapıyor’ diyor. ‘Altın hesabını bırak’ diyor ve başka bir yere çağırıyor beni. Çağırdığı tarafa gitmiyorum diye çıldırıyor.

Benim Manisa hariç 54 memlekete 213 ziyaret yapmışım bir yılda. Tayyip Bey deprem bölgesinde bile tek ile gitmiş, saatler kalmış, sıcak bir salonda beşli çeteye ödül dağıtmış. Oysa ben onu ben onu konteynerlara çağırdım. Bir yılda hepiniz evine gireceksiniz dediği 670 bin kişinin sesini duymaya çağırdım. Hatay’daki 222 bin kişiden 215 bininin inin hala konteynerda olduğunu görmeye çağırdım.

Bak, son bulduğum rakam nedir? Asgari ücret ilk 1951’de belirlenmiş. 1951’den bugüne kadar, üstünden 74 sene geçmiş, asgari ücret ilk kez bu sene bir tam altın alamaz duruma gelmiş. Bu hale getiren Erdoğan’ı, ona oy veren ve bu altın hesabını herkesten iyi bilen Ayşe teyzemle Mehmet amcama şikayet ediyorum.

Bu fakirliğin, yoksulluğun temel nedeni ne diye sorarsanız dünyadaki bütün ekonomistler şöyle söyler; Ülkenin tuttuğu yol doğru değil. Birinci Cumhurbaşkanının gösterdiği yön belliyken tersi yöne giden ve gitmek için de herkesi ikna etmeye çalışan bir anlayış var. Gazinin gösterdiği yönde bağımsız yargı, güçlü parlamento, kuvvetler ayrılığı var. Hukukun, kuvvetler ayrılığının ve hukuk devletinin, demokrasinin peşinden gidenlerin 10 kat gerisindeyiz. İyi olduğumuz, gitmeye niyetlendiğimiz yerdekiler.

Hissiyatıyla uyanmalar, alarmla değil kötü haber telefonlarıyla uyanmak artık muhalefetin tümünün ana gündemi, yaşantısının bir parçası. En son 1 milyonu aşan nüfusuyla Van Büyükşehir Belediyesi’ne bir kayyum daha atandı. Dün bunları not almıştık. Bu sabah genel başkanlarıyla da konuştuğum EMEP’in, DİSK’in, toplumsal muhalefetin birer parçaları olan pek çok yapının çok sayıda mensubu bir gerekçeyle, yaratılmaya çalışılan bir algıyla, efendim 5 sene önce bir konferansa davetlilermiş, gitmişler, demokrasi konuşmuşlar, toplumsal muhalefeti güçlendirmeyi konuşmuşlar.

Bugün onların her birisinin kapısına polis dayandı, yeni bir operasyon başladı. Kayyum olarak atanan valiler halkın iradesini bir kez daha yok sayarken buna demokratik itirazlar şiddetle ve yeni gözaltılarla ve tutukluluklarla cezalandırılıyor ve 11 ayda 11 belediyeye kayyum atandı. Geçmişte olduğu gibi bugün de bu hukuksuzluğa kime atandığı ve algı operasyonuyla nelerin söylendiğine bakmaksızın karşı çıkmaya devam ediyor.

Dün güçlü bir heyetle, kamuoyu tarafından dikkatle takip edilen bir ziyareti Van’a gerçekleştirdik. Van sokaklarındaki bu demokrasi dayanışmasına CHP’nin verilen önem, duyulan güven ve geleceğe dair umut şunu gösteriyor ki adı Zafer Partisi de olsa, DEM’li belediye de olsa, CHP de olsa, Emek Partisi de olsa, yarın başka bir parti de olsa, taban tabana zıt siyasetler de olsa, bu iktidarın karşısındaki bütün muhalefete düşen şudur; kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.

Antep’te 11 fabrikada işçiler, yemek ücretlerinin, yol ücretlerinin ellerinden alınmasına isyan ediyor. Enflasyon karşısındaki zam talepleri ve AK Parti milletvekilinin fabrikasında ‘zenginliğimizi Allah verdi’ diyen ama çalışanına vermeyenlerin durumu ortada ve buna itiraz eden BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen önce gözaltına alındı, had bildirildi, akıllı ol dendi, salıverildi. Ardından dün tekrar gözaltına alındı, akıllanmıyorsun deyip hapse atıldı.

Onun isyan ettiği fabrika, AK Parti milletvekilinin fabrikası, 2023 yılında 3 milyar lira ciro yapmış. Ödediği vergi yalnızca 390 bin lira. Dönmüşler emekçinin yemeğine, yol parasına göz dikmişler. Öte yandan Türkiye’nin iki büyük fast food zincirinin 7 bin işçisi konkordato mağduru. Ancak Çalışma Bakanlığı yanlarında duracağına işçiyi yalnız bırakıyor, hak aramalarına engel oluyor. Çayırhanlı madencilerin attıkları her adıma eşlik ettik. Hakkını arayan kim varsa onun da yanında, yakınında, dimdik arkasında durmaya devam ediyoruz.

Gazetecilere, Barış Pehlivan’a, Kürşat Oğuz’a, 20 gündür tutuklu olan Suat Toktaş’a, Seda Selek’e, Serhan Asker’e, 4 yıldan 9’ar yıla kadar hapis cezaları talep edildi. Hesap ediyorlar ki Halk TV’yi susturabiliriz, özgür basını susturabiliriz, gazetecileri sindirebiliriz. Bugün de aralarında 4 gazetecinin de olduğu 52 kişi yeni bir şafak operasyonuyla sindirilmeye çalışılıyor.

Bir yandan bakıyorsunuz çok farklı siyasi partilerin genel başkanları, yöneticileri. Bakıyorsunuz, Erdoğan’ı defalarca yenmiş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve belediye başkanları, belediye meclis üyeleri. Bir tarafta muhalif olan tüm gazeteciler, bir tarafta sendikacılar, onun yanında TÜSİAD, onun yanında, yanında, yanında, yanında, herkes birden bu iktidarın baskısının altında ve sopasının hedefinde.

Neler oluyor diye bakan ve bu olan bitene biraz uzakta bakıp da bu yaşananları gören vatandaşlarımıza şunu söylemek isterim. Bir Afrika atasözü var, ‘Eğer ormandan aslan, zebra, ceylan, sırtlan hep birlikte aynı yöne kaçıyorlarsa orman yanıyor demektir.’ Ormanı yakıyorlar, memleketimizi yakıyorlar, hep birlikte sahip çıkmak durumundayız

HÜDA PAR hafta sonu ‘Kürt sorunu çalıştayı’ yapmış. Kürt sorununu HÜDA PAR’ın yarattığı zeminde tartışmaya kalkarsak bu parti kendini inkâr etmiş olur. O HÜDA PAR ki domuz bağcılarının partisidir, kadına karşı şiddetin vücut bulduğu partidir, ‘bekar kadınları sahiplendirmek lazım’ diyebilen bir partidir.

O HÜDA PAR bayrağa, devlete, Atatürk’e karşıdır. Demokrasiden yararlanıp demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. HÜDA PAR’a sesim yok ama Recep Tayyip Erdoğan’a söyleyecek bir sözüm var: Kimler kimlerle beraber Tayyip Bey? Kimler kimlerle beraber?

Son olarak, çok kritik ama sonu güzel bir sürecin içindeyiz. Biraz önce bahsettiğim baskılar, hukuksuzluklar her birimizi bir şekilde tehdit eden kişilere, kurumlara, hatta partilere yönelik siyaset alanıyla ilgili birtakım tasarımları içeren bir sürecin içindeyiz.

Bugün bu kürsüden kayda geçirmek isterim ki Türkiye, sivil darbe dinamiğinin işlediği bir sürecin içindedir. Türkiye’de yaşanan ve yaşatılan süreç bir sivil darbe girişimidir. Darbeyi askerler yaparsa askerî darbedir, siviller yaparsa sivil darbedir ve darbe, ülkeyi yönetenlere karşı yapılır. Bütün dünya muhalefete bakar. 15 Temmuz’da ‘Cumhuriyet Halk Partisi, seçilmiş parlamentonun ve demokrasinin arkasındadır, darbecilerin karşısındadır ve bu darbeye meydan okumaktadır’ diyen kişi benim.

Bir Cumhuriyet Halk Partili de bunun dışında bir tutum ve tavır içinde olmamıştır. Sayın Erdoğan okuduğu bir şiirden dolayı siyasi yasak aldı. Biz o siyasi yasağı desteklemedik. Hatta devamında partisinin başında olup milletvekili olamadığı için Sayın Baykal Anayasa’yı değiştirip o Siirt’teki milletvekilimizi de istifa ettirtip yapılan ara seçimle Erdoğan’ı Meclis’e taşıyıp başbakan yapacak kadar, o sürece olanak sağlayacak kadar bir demokratik olgunluk ve erdem göstermiştir.

“Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapılıyor”

Şimdi Ekrem İmamoğlu kendisine karşı açılan 5 ayrı davada ışık hızıyla 2,5 yıl hapsi isteniyor. Sayın İmamoğlu’na 5 ayrı davadan 5 sefer siyasi yasak isteniyor. Ankara’da MİT eliyle tetiklenen bir süreci ifşa etmiş ve o an için o ifşanın üzerinden durdurmuştuk.

Belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz tutuklanıyor. Muhalefetin tüm muhalefet olanakları, sesini duyuracağı televizyon kanalları, haberlerini yapan gazeteciler, onlarla birlikte eylem yapan sivil toplum örgütleri baskı altına alınmaya çalışılıyor ve dört bir yandan bu giderken bu sivil darbe girişimi Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı da kirli bir planın içinde.

Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanına darbe yapılıyor. Biz bu darbeye teslim olmayız. Ön seçim yapmayalım diye partimizin yönetimine , bu partiyi böldürtmeyiz. Darbeye karşı ayağa kalkan örgütümüzün alnından öpüyorum.”

 

Paylaşın

Özel’den Partililere “Kılıçdaroğlu” Talimatı: Hakkında Konuşmayın

CHP Lideri Özgür Özel’in partisinin MYK toplantısında, CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında değerlendirmede bulunmadığı ve bu konuda partililere de konuşmaması yönünde bilgi verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), CHP Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Yaklaşık dört saat süren toplantının ana gündemini, belediyelere yönelik operasyonlar, ön seçim süreci, gündemdeki gelişmeler oluşturdu. ‘Şaibe’ iddialarıyla inceleme başlatılan CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı toplantının ana gündemlerinden biri oldu.

Edinilen bilgiye göre, MYK toplantısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şaibeli kurultay konusuna ilişkin bir değerlendirme yapmadı. Sadece bu konuda partililerden öneriler aldı. Özel’in Kılıçdaroğlu’na yönelik bir değerlendirmede bulunmadığı ve bu konuda partililere de konuşmaması yönünde bilgi verdiği öğrenildi. Özel, bu konuda eski genel başkanlar hakkında yorum yapmanın doğru olmayacağını belirtmişti.

Konuyla ilgili Artı Gerçek’ten Seda Taşkın‘a konuşan CHP’li bir yetkili “Partide Kemalciler, Özgürcüler polemiği oluşturup bizi tuzağa çekmeye çalışıyorlar. Karşımızda demokrasinin D’sinden anlamayan bir iktidar var. Biz onların bu oyununa gelmeyeceğiz” dedi.

Kurultayın yeniden yapılacağı ve kayyım atanacağı iddialarına ilişkin de değerlendirmede bulunan partili, bu iddialara ilişkin, “Hukukun olmadığı bir yerde her şey olabilir. CHP’nin veremeyeceği hesabı yok” açıklamasında bulundu.

Toplantının gündemlerinden birisi de 23 Mart’ta yapılacak ön seçim oldu. Edinilen bilgiye göre, CHP ön seçimde geniş bir katılım bekliyor. Bu konuda cumhurbaşkanı aday adayı olacak kişiler için de sürecin kolaylaştırılacağı belirtildi. Bu konuda milletvekillerine isteyen kişilere imza verebileceği açıklamasında bulunuldu. Aynı milletvekilinin farklı aday adaylarına oy kullanabileceği belirtildi. Görüştüğümüz partililer, cumhurbaşkanı aday adayı olma konusunda bir sınırlamanın olmayacağını belirterek, aday adaylarına gereken desteğin verileceğini de aktardı.

Edinilen bilgiye göre, ön seçim süreci tamamlandığında belirlenen isim 72 saatlik itiraz sürecin ardından meclis grubuna sunulacak. Artı Gerçek’e bilgi veren bir partili, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesiyle birlikte çalışma ofisinin kurulacağını da aktardı. Buna göre CHP Genel Merkezi idari bir ofis gibi kullanılacak ve kampanya cumhurbaşkanı adayının çalışma ofisinden yürütülecek.

50 bin kişi CHP’ye üye oldu

Bu arada Özgür Özel’in, üyelik için katılım çağrısının karşılık bulduğu belirtildi. Görüştüğümüz partililer, 50 bin kişinin çağrı üzerine katılım yaptığını söyledi. Aynı partili, ön seçimle ilgili reklam kampanyası başlayacağını da duyurdu.

Muharrem İnce’nin bir süredir CHP’ye katılması bekleniyordu. Bu konuda görüş aldığımız bir partili ise partilere yapılan ziyaretler kapsamında Memleket Partisi’ne de bir ziyaret gerçekleştirileceğini belirterek, katılma konusunun bu ziyarette gündeme geleceğini aktardı. Aynı partili, partilerine çok sayıda siyasetçinin katılma talebinin olduğunu ekledi.

Paylaşın

Özgür Özel: Erdoğan, Elindeki Kiri Bize Bulaştırmaya Çalışıyor

Manisa’da katıldığı bir etkinlikte konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Erdoğan ve ekibi elindeki kiri, karayı bize bulaştırmaya çalışıyor. Bu oyuna gelmeyiz. Cumhuriyet Halk Partililer kendilerini bilirler, bizleri bilirler. Bütün Türkiye onları bilir. CHP dürüstlüğün, namusluluğun, hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın partisidir” dedi ve ekledi:

“Verilmeyecek en ufak bir hesabımız, Tayyip Erdoğan’ın çirkeflikleriyle, elindeki karayla bizi çekmeye çalıştığı çukurla, o kirli çukurla hiçbirimizin işi yoktur. ‘Yok benim işim var, Tayyip Erdoğan’ın peşine gideceğim, onun pisliğine bulaşayım’ diyenler onun yanına gidebilirler. Biz biriz ve beraberiz. Hep birlikte durmamız gereken yerdeyiz.”

Özgür Özel, konuşmasının devamında, “Buradan bu çirkin saldırılara üzülen herkese söylüyorum. Kimse üzülmesin. Niye korkuyorlar? Bütün ilçeleri neredeyse kaybettikleri gibi Türkiye’yi de kaybedeceklerini biliyorlar. Biliyorlar ki millet kimi göndereceğine de karar vermiş, kimi getireceğine karar vermiş. Bu süreci hep beraber kararlılıkla, omuz omuza, alnımız açık, başımız dik ve gururla ilerletmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da Türkiye’nin UNESCO Jeoparklar Ağı denetiminden geçen ilk jeoparkı Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı Ziyaretçi Karşılama Merkezi açılış törenine katıldı. Törende konuşan Özgür Özel, şunları söyledi:

“Kula – Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nın yeterince tanıtılırsa Türkiye’ye en çok döviz getiren, ziyaret edilen, turist çeken yerlerden biri haline gelecek. Türkiye’de bir tane var. Dünyada bu jeopark turizmi, bunlara olan ilgi çok yüksek. Bunların meraklısının ekonomik düzeyi de çok yüksek. Ben bugün Kula’da esnaflarımızla sohbet imkanı buldum. Kula’ya yapılacak en büyük iyilik burayı tanıtmak diyorlar. Bu jeoparkın alacağı ziyaretler, yerli, yabancı ziyaretler Kula’mıza da, Salihli’mize de çok önemli ve çok geliştirilebilir bir imkan yaratıyor turizm açısından. Ben Türkiye’nin neresinde tanıtımına katkı sağlayabileceğim turist getirebilecek bir zenginliğimiz varsa onu zaten görünür kılmaya çalışıyorum.

Dünyanın en eski festivallerinden bir tanesi Mesir Festivali burada. En eski halk ilacı, tıbbi, tarihi, mistik değeri var. Kültürel değeri var. Ve hak ettiğinin çok altında turist geliyor. İspanya’da boğalar kovalıyor insanları. Milyonlar gidip oraya milyarlar bırakıyor. Burada yüz binlerce kişinin ellerini şifaya açtığı 41 çeşit Spil Dağı’nda endemik yetişen bitkisel ürün, baharattan mütevellit mucizevi bir karışım ama dünyaya anlatmamışız. Ben bana gelen bütün büyükelçilere mesir macunu verip götürüyorum.

Dünyanın neresine gitsem mesir macunu hediye ediyorum. Almanya Büyükelçimiz teşekkür etti. En zor gün hiç konuşamayacağım bir yerde bütün gün toplantıyı ‘mesir macunu’ kurtardı dedi. Mesir Festivallerinde yurt dışından yapıları burada ağırlayabileceğimiz dünya fitoterapi kongrelerini, bitkilerle tedavi kongrelerini, eczacılık kongrelerini, tıp kongrelerini yapabileceğimiz, dünyadaki sosyal demokratların, siyasi akrabalarımızın önemli toplantılarını, Mesir Haftası’nda gelip buralarda yapabileceğimiz, misafir edebileceğimiz birtakım işleri hayata geçirmek durumundayız.

“Erdoğan’ın kavgacı siyasetine sırt dönüyoruz”

Biz burada bir cesaret göstermenin, dik durmanın, dirençli olmanın, mücadele etmenin önemini biliyoruz. Ama bir yandan iktidar insanların yokluğu, yoksulluğu, işsizliği, çaresizliği konuşulmasın diye başka şeyler konuşturmak, gerginlikler yaratmak, kavgalar çıkarmak istiyor. Biz onlarla mücadele edeceğimiz zeminde, hukuk devrinde mücadele ediyoruz. Siyasi zeminle mücadele ediyoruz. Ama onlar gibi değil, onlar gibi sırtımızı sizlere, emeklilere, asgari ücretlilere yoksullara dönmüyoruz. Biz sırtımızı Recep Tayyip Erdoğan’ın kavgacı siyasetine dönüyoruz.

Yüzümüzü emekliye, esnafa, çiftçiye, memura, işsize ve gençlere dönüyoruz. Onlar için bir şeyler yapmaya uğraşıyoruz. Bunun adı Büyükşehirde Ferdi Başkanın yaptığı işler oluyor. Bunun adı Kula’da belediyemizin yaptığı işler oluyor. Bir taraftan ekonomi takımımız bütün Türkiye’yi geziyor. Bir büyük ekonomik kaostan, sıkıntıdan, krizden Türkiye’yi nasıl çıkaracağımızın reçetesini iş dünyasına anlatıyor. Bir yandan esnaf masamız, esnafları geziyor. Tarım Komisyonumuz tarımın sorunlarını görünür kılıp CHP’nin çözüm önerilerini sunuyor tartışıyor.

CHP önce 81 ilde, sonra 973 ilçede şimdi tekrar dönüp 81 ilde il danışma kurullarını yaparak parti programını hazırlıyor. Bunu 973 ilçede çalışıyoruz. Aynı zamanda akademisyenlerle, aynı zamanda kıdemli, deneyimli siyasetçilerle, aynı zamanda sivil toplumla, sendikalarla, aynı zamanda dünyaya bakan dört farklı ekiple çok daha çağı yakalayan, kolay okunan, iyi anlatılabilecek insanların dertlerine çareyi bulduğu, kendini o partinin programında bulduğu, o programın da bir iktidar programı olmasına kredi açacakları bir muhteşem çalışmanın içinde parti.

“Büyük bir ittifakın bileşenleriyiz”

CHP baba evine çağrı yapıyor. O baba evinin kapısı Kula’da açık, adı Kula ilçe Başkanlığı. Manisa’da açık. İlçe başkanlıklarımız, il başkanlıklarımız 81 ilde, 973 ilçede pazar dahil akşam 21.00’e kadar baba evinin kapısı adayımızı belirleyeceğimiz seçimde oy kullanmak isteyecek herkesi üye kaydetmek üzere açıktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sevene, baba evinde yer var. Biz artık siyasette bir büyük ittifakın bileşenleriyiz; Türkiye ittifakının.

Şimdi birileri bizim belediye, büyükşehir ve genel olarak Türkiye’de elde ettiğimiz bu büyük zaferi görmezden gelmek için ve yine adım adım ilerlediğimiz, 2025’te yapılması için büyük bir mücadele verdiğimiz, vereceğimiz erken seçimde ‘Yok 2025 de kaçtı…’ Nerede yakalayıp da o sandığı koyarsak o seçimi kazanacağımızı bildikleri için CHP’nin aday belirleme sürecini, 1 milyon 600 bin üyeye ve bütün Türkiye’ye davette bulunduğu süreci kirletmeye, değersizleştirmeye, çeşitli tartışmalarla o sürecin ne kadar önemli olduğunu görünür kıldırmamaya çalışıyorlar.

Onun için partimiz çirkin bir saldırının altında. Hepinizin gözünün önünde olmuş kurultayımıza, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu kadar şeffaf, bu kadar açık, yarışmacı ama birbirine saygılı herkesin gözünün önünde olmuş kurultayımıza kendilerince kara çalmak için o kendi kirli ellerini partimize uzatmaya çalışıyorlar. Bir meczuba bir dilekçe verdirmişler bir yıldır dosya açıkta duruyor. Bir tane kanıt yok, evrak yok, şahit yok. Şimdi gizli tanıklar icat etmeye çalışıyorlar. Bir tane somut bir şey ortada yok.

Ama Tayyip Erdoğan bana üç ayda bir ‘Efendim şaibeli kurultay, cevap ver…’ Sustuk, vermedik, vermedik. Çünkü bizi o septik çukuruna çekmeye çalışıyor. Bizi oraya çekip o tartışmalarla değersizleştirmeye çalışıyor. Biz bu oyuna gelmedik. Gelenler oldu ve devamında kendi yandaş basınlarından bize manşetlerle iftiralar, hakaretler etmeye çalışıyorlar. Bu parti Tayyip Bey’in patron parası ile alıp rezidanslarda oturup, avukat bürolarında konuşup kurduğu, gelip de yasakları artırdığı, burasına kadar yolsuzluğa batırdığı, memlekette her işin bir partiye üyelik yetmez, o partinin her türlü gönlünü yapmak, her iş adamının yaka silktiği kadar bu memlekette yapılan her ihaleye ortak olmak gibi pratiklerinin olduğunu Kula’daki AK Partililer ve MHP’liler de biliyor.

Bütün Türkiye biliyor. CHP, savaş meydanlarında kurulmuş bir parti. CHP, bugün Manisa’da yüzde 60 oy alıyorsa, kadrolarının bu israf düzenini bitirip, hizmeti getireceğine olan inancından. Babasını, dedesini, dayısını, anasını herkesin tanıdığı pırıl pırıl bir adayın ne yapacağını bildiğinden. Her taziyesine, her düğününe, her yemeğine, her acısına, her sevincine koşan kadroların asla çıkar ilişkileri içinde olmadığını bildiğinden. Bu partinin evlatlarının temiz olduğundan emin olduğundan yüzde 60’larla, Kula gibi bir yerde yüzde 50’lerle seçimler kazanabilmişiz.

Buradan bütün Türkiye’ye söylemek isteriz ki, Tayyip Erdoğan ve ekibi elindeki kiri, karayı bize bulaştırmaya çalışıyor. Bu oyuna gelmeyiz. Cumhuriyet Halk Partililer kendilerini bilirler, bizleri bilirler. Bütün Türkiye onları bilir. CHP dürüstlüğün, namusluluğun, hesap verilebilirliğin ve şeffaflığın partisidir. Verilmeyecek en ufak bir hesabımız, Tayyip Erdoğan’ın çirkeflikleriyle, elindeki karayla bizi çekmeye çalıştığı çukurla, o kirli çukurla hiçbirimizin işi yoktur. ‘Yok benim işim var, Tayyip Erdoğan’ın peşine gideceğim, onun pisliğine bulaşayım’ diyenler onun yanına gidebilirler.

Biz biriz ve beraberiz. Hep birlikte durmamız gereken yerdeyiz. Buradan bu çirkin saldırılara üzülen herkese söylüyorum. Kimse üzülmesin. Niye korkuyorlar? Bütün ilçeleri neredeyse kaybettikleri gibi Türkiye’yi de kaybedeceklerini biliyorlar. Biliyorlar ki millet kimi göndereceğine de karar vermiş, kimi getireceğine karar vermiş. Bu süreci hep beraber kararlılıkla, omuz omuza, alnımız açık, başımız dik ve gururla ilerletmeye devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları nasıl Samsun’a çıktılar da Anadolu’yu karış karış gezdilerse, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütledilerse CHP’li kadrolar, aynı kararlılık ve aynı cesaretle önce bu ülkeyi bir kez daha kurtarıp, ondan sonra demokrasiyi bir kez daha kurmaya kararlıdırlar.

Bu işin sonunda biz kazanacağız. Kulalı yoksullar kazanacak, Salihli’deki emekçiler kazanacak, Sarıgöl’deki çiftçiler kazanacak, Alaşehir’in esnafı kazanacak. Mağdurlar kazanacak. Türkiye’nin emeklisi, emekçisi, yoksulu birlikte kazanacak. Bu zengin severler gidecek, yoksulları sevenler, onları da artık yoksulluktan kurtarmaya and içenler gelecek. Bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak. Bunun için üstümüze düşen neyse onu kararlılıkla yapmaya bundan devam edeceğiz.

Dün memnuniyet anketleri sunuldu ve Türkiye’de yüzde 58 CHP’li belediyelerin memnuniyet oranı. Yüzde 65 ile Ferdi Zeyrek Türkiye’nin en başarılı üçüncü belediye başkanı. Manisa’daki belediyelerimizden seçildiği günden geride olan bir tane belediyemiz yok hamdolsun. Bugün seçim olsa en az oyunu artıran dört puan artırmış. Toplamda bugün seçim olsa yüzde 58 ile aldığımız Manisa’da yüzde 66’lar görünüyor. ‘Bu pazar günü milletvekili seçimi olsa’ sorusunun Manisa’daki cevabı son seçimlerin 16-17 puan ilerisinde.

Yani bugün dört milletvekiliyiz. Kaybedince üzülmüştük. birlikte olunca çok memnun olduk ama yapılan anketler, Manisa’nin sonuçları beş milletvekilinin geldiğini, altıncısının kapıda olduğunu gösteriyor. CHP iktidara yürüyor. Bundan sonra memlekete emek vermeye devam edeceğiz. Kibirsiz, halkın içinde, sizin gibi yaşayan, sizinle birlikte olan kadrolarımız bu memleketi kardeşçe, hemşehri olarak sarmaya, sarmalamaya, sizinle birlikte olmaya devam edecek.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Üçlü Zirve: “Mansur Yavaş’a Meclis Başkanlığı Teklif Edildi” İddiası

9 Şubat’ta Ankara’da bir araya gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş görüşmesinde, Yavaş’a TBMM Başkanlığı teklif edildiği öne sürüldü.

TBMM Başkanlığı döneminde, parlamenter sisteme dönüş sürecini yürütmesi ve anayasa değişikliğine öncülük yapması istenen Mansur Yavaş’ın bu öneriye net bir cevap vermediği iddia edildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, 9 Şubat’ta Ankara’da bir araya geldi.

Artı Gerçek’ten Seda Taşkın‘ın CHP kaynaklarından edindiği bilgilere göre, görüşmede, Mansur Yavaş’a Meclis Başkanlığı teklif edilerek, parlamenter sisteme dönüş sürecini yürütmesi ve anayasa değişikliğine öncülük yapması istendi. Yavaş ise bu öneriye net bir cevap vermedi.

Ne olmuştu?

CHP’den yapılan açıklamaya göre, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile bir araya geldi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşme 2,5 saat sürdü.

Görüşme sonrasında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile sosyal medya hesabından bir fotoğrafını paylaşan Özel, “Birlikteyiz Hep birlikte olacağız Hep beraber kazanacağız Türkiye kazanacak…” ifadelerini kullandı.

Yapılan üçlü görüşmenin ardından Yavaş’ın aday olmayacağı kulislere yansıdı. Adaylığına kesin gözüyle bakılan İmamoğlu için bugün CHP’li il başkanları ‘aday ol’ çağrısı yaptı. CHP tarafından açıklanan takvime göre cumhurbaşkanı aday adayları 21 Şubat’a kadar başvuru sürecini tamamlayacak. Ön seçim 23 Mart’ta yapılacak.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Kayyım Atanmasına Tepki; Erken Seçim Çağrısı

Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın görevden alınması ve yerine kayyım atanmasına tepki gösteren CHP Lideri Özgür Özel, “Çare, erken seçim sandığını milletimizin önüne koymak” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan’ın görevden alınması ve yerine kayyım atanmasına tepki gösterdi.

Van ile birlikte 11 ayda 11 seçilmiş belediye başkanının görevden uzaklaştırıldığını hatırlatan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bekir Kaya ve Bedia Özgökçe Ertan’dan sonra 3’üncü kez üst üste Van halkının iradesi çiğnenmiş, Abdullah Zeydan, seçimleri kazandığı kente hizmet etmekten hukuksuzca alıkonmuştur” ifadesini kullandı.

Özel, “Bir kez daha hatırlatırız ki, İçişleri Bakanlığı’na kayyum atama yetkisi veren düzenlemenin kaldırılmasını öngören yasa teklifimiz TBMM’de beklemektedir. Çare, erken seçim sandığını milletimizin önüne koymak, yürütme yetkilerini kullanan ancak milletimizin gözünden düşmüş, demokrasiyi, hukuku, özgürlükleri ayaklar altına alan bu iktidarı sandıkta yenmektir” dedi.

Manisa’nın Ahmetli ilçesinde halka seslenen Özgür Özel’in gündeminde yine Van Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyım vardı. Özel, Erdoğan’ın okuduğu şiir nedeniyle hapse girmesini nedeniyle 2002 seçimlerinde uygulanan seçim yasağını hatırlattı.

Deniz Baykal’ın çabalarıyla Anayasa’nın değiştirildiğini ve Erdoğan’ın başbakan olduğunu belirterek “Bugün geldiğimiz noktada Erdoğan, gücünü seçimden alan Erdoğan, adil seçimlerle yönetime geldiğini unutmuş” dedi. Özel şöyle devam etti:

Akıl almaz yanlış işlere girdiler. 31 Mart’ta millet karar verdi. Türkiye’nin 65’ini bize verdi. Ekonominin yüzde 80’i CHP’li belediyelerde. Millet ne dediyse o olması lazım ama bu arkadaş buna hazmedemedi.

Erdoğan’a bunu sorsun birisi. Sen Siirt’teki şiirden yasaklı oldun. CHP kaldırdı, birlikte kaldırdık yasağı Meclis’te. Siirtli milletvekilleri istifa ettirildi. Siirt’ten milletvekili oldun. Geçtiğimiz aylarda Siirtlilerin seçtiği belediye başkanına kayyım atadı. ‘Siz bilmezsiniz. Beni seçerken doğru yapıyordunuz.’

Bugün Van’daki belediyeye kayyım atıyor. Kardeşim suçu varsa belediye meclisi başkanı kendi içinden seçer. Ceza konuşulduğu anda mahkeme kararını bekleseniz, kesinleşse, kesinleşince belediye meclisinden seçseniz bir şey olmaz.

Benim İstanbul’daki belediyeme kayyım atadı. Beşiktaş Belediye Başkanımı içeri attı. Ovacık Belediye Başkanı’na kayyım atadı. Hazmedemiyor ve sürekli belediye meclis üyelerini alıyor tutukluyor. Kardeşim daha bir yıl olmuş, temiz kağıdı vermişsin bu insanlara. Aday olabilir mi? Olur. Suçu var mı? Yok. Benim teminatım devlet ya. Devlete soruyorum aday gösterirken. Temiz kağıdını devletten almış, dokuz ay sonra hazımsızlık yapıyor.

Patron millettir. Millet seçince kendini patron görüp milleti küçük görenlere bunun hesabını soracağız. Erdoğan’a buradan sesleniyorum. Millet kim seçtiyse baş tacı. Bunu yaparsan bindiğin dalı kesersin… Gazeteci arkadaşlar diyorlar ki ‘Ne düşünüyorsunuz?’ Ne düşüneceğim? Milletin seçtiği yönetir. Katlanacaksın. Suçu varsa ayırırsın, belediye meclisinin içinden seçtirirsin ama böyle hazımsızlık doğru bir mesele değildir.”

Abdullah Zeydan, açık ara farkla kazanmıştı

Zeydan, 31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimleri, Vanlıların yüzde 55’inin oyunu alarak kazanmıştı. AKP’nin adayı Abdulahat Arvas ise oyların yüzde 27’sini alarak ikinci sırada gelmişti. Van’ın tüm ilçelerinde de ipi DEM Parti göğüslemişti.

Abdullah Zeydan, Hakkari milletvekili olduğu sırada, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HDP) milletvekillerine yönelik 2016’da yapılan operasyonlar kapsamında tutuklanmıştı. Hakkında “örgüte yardım etmek” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla dava açılan Zeydan’a yöneltilen suçlamalara, 2015’te Hakkari’nin Yüksekova ilçesindeki bir eyleme katılması, “yasaklı bölgeye girmesi” ve bir konuşmasında sarf ettiği “PKK sizi tükürüğünde boğar” ifadeleri gerekçe gösteriliyor.

AK Parti’nin kaybettiği yerel seçimlerin ardından, Türkiye’nin güneydoğusundaki birçok belediyeye kayyum atanmış bulunuyor. Şu ana kadar sırasıyla Hakkari, İstanbul Esenyurt, Mardin, Batman, Şanlıurfa Halfeti, Tunceli, Ovacık, Van Bahçesaray, Mersin Akdeniz ve Siirt’e kayyum atandı.

Son 10 yıl içinde toplamda 150 belediyeye kayyum atandı. Kayyum atamalarındaki gerekçelerde ağırlıklı olarak terörle iltisak veya terör örgütlerine destek verme suçlamaları öne çıkıyor. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL döneminde, 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yerel yönetimlerde ciddi değişiklikler meydana geldi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde (OHAL) 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile hazırlanan kayyum düzenlemesi, 1988’de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Muhalefet partileri kayyum uygulamasının Anayasa’ya aykırı olduğunu savunurken, İçişleri Bakanlığı kayyum atamalarını Anayasa’nın 127’inci maddesine dayandırıyor.

“Mahalli İdareler” başlıklı Anayasa’nın 127’nci maddesi, İçişleri Bakanı’na “görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organları veya bu organların üyelerini, geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar [görevden] uzaklaştırma” yetkisini veriyor.

Bu madde belediye başkanlarının görevden alınmasını sağlıyor ancak belediye başkanının yerine kimin atanacağına ilişkin bir düzenleme yer almıyor. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda belediye başkanlarının görevden alınmasına ilişkin koşullar düzenleniyor. İçişleri Bakanlığı, görevden almanın yasal dayanağı olarak bu kanunun 45. ve 47. maddelerine işaret ediyor.

“Belediye başkanlığının boşalması hâlinde yapılacaklar” 45. maddede düzenlenirken, 15 Ağustos 2016 tarihinde çıkarılan KHK ile bu maddeye bir “kayyum” fıkrası eklendi. Eklenen fıkraya göre; İçişleri Bakanı, belediye başkanlarını terör gerekçesiyle görevden alma durumunda valileri veya kaymakamları kayyum olarak atayabiliyor.

47. maddede belirtilen görevden uzaklaştırmalara dair koşullarda ise “Görevleriyle ilgili bir suç nedeniyle haklarında soruşturma veya kovuşturma açılan belediye organları veya bu organların üyeleri, kesin hükme kadar İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilir” deniliyor.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’ın “Erken Seçim Yok” Sözlerine Yanıt

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’ın, “Erken seçim yok” açıklamasına ilişkin, “Sayın Erdoğan, ‘Ülkenin böyle bir talebi, sorunu yok ki’ demiş. Herhalde geldiği ülkeleri kastediyor. Malezya’da falan yok herhalde. Bizim burada var. Aramıza hoş geldi. Bir sorsun, sokağa çıksın bakalım. Salon seven, sıcak seven Erdoğan’ı sokağa çıkmaya, seçmene sormaya davet ediyorum” dedi ve ekledi:

“Hazır sorulmuşu var. Hepimizin abonesi olduğu, tüm partilere giden anketler var. Bir baksın bakalım 31 Mart’ta yüzde 30’larda, 25’lerde olan erken seçim talebi şimdi nerelere tırmanmış. 65 gösteren var, 70 gösteren var. Sayın Erdoğan ‘Milletin erken seçim talebi yok’ diyorsa, onu inip bir de pazarda ateş pahası etiketlerle muhatap emekliye sorsun. Çıksın gitsin, kasabın önünden geçemeyen asgari ücretliye sorsun. Ya da gitsin böyle veresiye defterlerini tahsil edemeyen esnafa sorsun. Ürettiği ürünü maliyetinin altında fiyatına satın aldığı çay üreticisine, fındık üreticisine, fıstık üreticisine sorsun. Sokağa çıksın bir bakalım. Sıcak salondan çıksın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ı ziyaret etti. Özgür Özel, “Sayın Genel Başkanımızı ve kıymetli heyetini ziyaret ederek geçirmiş oldukları başarılı kurultay süreçlerinden dolayı kutlayıp, yeni üstlendikleri bu önemli görevde kendilerine hem şahsımız hem de Cumhuriyet Halk Partililer adına başarı dileklerimizi ifade ettik. İçinde bulunduğumuz siyasi konjonktüre ilişkin, partimizin karşı karşıya bulunduğu saldırılar, yargı tacizi ve bu sürece karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin yetkili organlarında alınan kararlar ve yürütülen süreçler hakkında da Sayın Genel Başkanımıza ve heyetine bilgi verme imkanı buldum.

Bundan sonra da Sayın Genel Başkanımızla bundan önceki hem birlikte yürüttüğümüz ittifak süreçlerindeki iyi ilişkiler ve olumlu birlikte çalışma süreçlerini de hatırlayarak, bundan sonraki süreçte de iletişim halinde olmaya, içinde bulunulan siyasi şartları birlikte değerlendirmeye karar verdik. Bu konuda karşılıklı mutabakatımızı ifade ettik. Ben bir kez daha kendisine başarılar diliyorum. Hepinize teşekkür ediyorum” dedi.

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özgür Özel, TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras hakkında açılan soruşturmayla ilgili şunları söyledi: “Dünkü açıklamalarımda da ifade etmiştim. TÜSİAD yeni bir şey söylemiyor. Bunu ilk kez TÜSİAD da söylemiyor. Hepimiz söylüyoruz. Sendikalar söylüyor. İşçilerin örgütü söylüyor. Şimdi de patronların örgütü söyledi bunu. İşveren örgütü söyledi. Bu söyledikleri, ‘Bunlar yaşanıyor’ dedikleri hangisi yaşanmadı Türkiye’de? Y

aşam hakkıyla ilgili, insanların konakladıkları bir otelde bir yangın çıkıp da bu kadar kişinin hayatını kaybetmesinden tutun da yaşam hakkına dair söylediklerinden, yargı bağımsızlığına, soruşturmalara dair söylediklerine kadar TÜSİAD nerede haksız? Bugün açılan soruşturma, dün TÜSİAD Başkanı’nın yaptığı açıklamayı doğrulamıştır. Böyle bir açıklama dünyanın hangi ülkesinde soruşturma ile sonuçlanır? Almanya’da TÜSİAD’ın muadili kurum bu açıklamayı yapsa, hükümeti eleştirse böyle bir soruşturma açılıyor mu? İngiltere’de, Fransa’da, gelişmiş demokrasilerde açılıyor mu? Peki açılmayan bu ülkelerin milli geliri kaç para? Böyle ifadeler kullanıldığında kimi derdest ederler? Hangi ülkelerde bu olur bir bakın.

Hangi ülkelerde oluyorsa, onların milli gelirleri o soruşturmaların açılmadığı, herkesin özgürce konuştuğu ülkelerin 10’da biri. Orada yönetenler mütevazi, halk zengin; burada yönetenler saraylarda oturuyor, halk korkuyor ve fakir. Demokrasi demek zenginlik demektir. Bugün yapılan baskılar, Türkiye’de kimseye fayda etmemektedir. Ayrıca hukuk devletiyle ilgili talep, elbette ki en çok da iş dünyasının talebi olacak. Türkiye’ye yabancı yatırımcı gelmesinden tutun, Türkiye’ye borç verilirkenki faizin oranına kadar.

Demokrasi endeksinde neredeyseniz, sonuç buna etki ediyor. Bu insanlar sizin hukuk tanımaz, öngörülemez tutumlarınız yüzünden yabancı ortak bulmakta da zorluk çekerler, yabancı kaynak bulmakta da zorluk çekerler. Bu hükümetin bu tutumu yüzünden Türkiye’de herkes daha pahalı kredi kullanıyor yurtdışından. Belediyesi de öyle, onaylanırsa şayet. Kamu kurumları da öyle. Özel sektördeki şirketler de öyle. O yüzden adalet isteyenlere ‘Sen bu işlere karışma’ diyemezsiniz, hele hele böyle soruşturmalar açamazsınız. Söyleyeceğim bundan ibaret.”

Özel, Erdoğan’ın, “Erken seçim yok” açıklaması hakkında ise şunları söyledi: “Sayın Erdoğan, ‘Ülkenin böyle bir talebi, sorunu yok ki’ demiş. Herhalde geldiği ülkeleri kastediyor. Malezya’da falan yok herhalde. Bizim burada var. Aramıza hoş geldi. Bir sorsun, sokağa çıksın bakalım. Salon seven, sıcak seven Erdoğan’ı sokağa çıkmaya, seçmene sormaya davet ediyorum. Hazır sorulmuşu var.

Hepimizin abonesi olduğu, tüm partilere giden anketler var. Bir baksın bakalım 31 Mart’ta yüzde 30’larda, 25’lerde olan erken seçim talebi şimdi nerelere tırmanmış. 65 gösteren var, 70 gösteren var. Sayın Erdoğan ‘Milletin erken seçim talebi yok’ diyorsa, onu inip bir de pazarda ateş pahası etiketlerle muhatap emekliye sorsun. Çıksın gitsin, kasabın önünden geçemeyen asgari ücretliye sorsun. Ya da gitsin böyle veresiye defterlerini tahsil edemeyen esnafa sorsun. Ürettiği ürünü maliyetinin altında fiyatına satın aldığı çay üreticisine, fındık üreticisine, fıstık üreticisine sorsun. Sokağa çıksın bir bakalım. Sıcak salondan çıksın.”

Özel, CHP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı süreci ve toplumsal muhalefeti birleştirme adımları hakkındaki soruya şu yanıtı verdi: “Şunu ifade edeyim. Bizim anladığımız siyaset biçiminde, partiler kendi içlerinde ve kamuoyunu ilgilendiren ve ileride ülke açısından sonuç doğurabilecek süreçleri yaşıyorlarsa, bundan birbirlerini haberdar etmeleri doğru olur. Hele hele bizim gibi geçmişte ittifak olmuş partiler söz konusu olduğunda… Şuradan örnek vereyim. Yeni Yol Partisi oluşumu sırasında Sayın Babacan genel başkanlar adına ve sayın genel başkanlarımız ayrı ayrı süreçle ilgili siyasi muhataplarını bilgilendirdiler.

Hem Gelecek, Saadet grubunun lağvedilmesi, Yeni Yol grubunun ortaya çıkması sürecinde gün ve gün bilgilendirildik. Şimdi biz de Cumhurbaşkanı adayımızı belirlerken, bir siyasi partinin genel başkanı doğal adaydır. Sayın Babacan, Yeniden Refah Partisi’nde Sayın Erbakan bunları ifade ettiler. Ama ben kendim aday olmadığım için, yerime bir aday belirlenirken bir süreç tarif ediyoruz. Bu süreç hakkında da bilgilendirme imkanı bulduk. Ama ziyaretimizin özü, hayırlısı olsun ziyaretidir. Ama bunun dışında da sürekli iletişim halinde olmak, daha sık bir araya gelmek ve gitmek noktasında da hemfikiriz zaten.

Biz geçen seçimde, adayı çok geç belirlerken hata yaptık. Ama sürekli ittifak konuşarak çok erkenden de hata yaptık. İttifak meselesi bazen siyasi partileri -kendi kanaatimi ifade ediyorum- kendi özgün, bağımsız yapılarını milletimize arz etme noktasında ittifak yapan partiler çok erkenden bu ittifakı konuşmaya başladıklarında sıkıntı çekebiliyorlar. Oysa ki hepimiz seçmenden bambaşka siyasi görüşlerimiz ve bambaşka önerilerimizle ve bu farklılıkları Türkiye’nin gücüyle ve muhalefetin gücü olabilecek şekilde kendi siyasetimizi yapma dönemindeyiz. İttifak ihtiyaç olursa günü geldiğinde bunlar mutlaka değerlendirilir. Şimdi yürüyen süreç Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi Cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecidir.

Buradan ‘Toplumsal muhalefetin adayını biz belirliyoruz, böyle olacaktır’ falan gibi bir yaklaşımımız da yok. Ama bütün muhalefet partilerini çok önemsiyoruz. Toplumsal muhalefeti bir arada tutmak ve onlarla bir arada olmak için, hep birlikte olmamız için bir patronaj talebimiz yok. Bu bütün bir parçası olarak, bütün muhalefetle birlikte emek vermeye, mücadele etmeye hazırız. Zaten şu anda da bizim yaşadığımız süreçlerde ya da diğer partilerin yaşadığı süreçlerde bizim katkımızla, bu dayanışma eksiksiz olarak bugüne kadar ifade edildi. Bundan sonra da artarak devam edecektir diye ümit ediyorum.

“Muhalefet sayısız saldırı altında”

Özel, Erdoğan’ın “CHP’li belediye başkanları kendi aralarında çatışıyorlar, biz işimize bakıyoruz” şeklindeki sözleri hakkında da şunları söyledi: “Olması gerekeni söylemiş ama yapması gerekeni söylememiş. Böyle yapmıyorlar. Bugün Akın Gürlek’i İstanbul’a ben atamadım. Akın Gürlek İstanbul’da çok mahkeme değiştirerek ve özellikle belki dünya yargı tarihinin en mobilize hakimi olarak adaleti katletti, katletti, katletti. Sonra da ödülünü aldı. Siyasi bir makam olarak Erdoğan’ın nitelendirdiği bakan yardımcılığı görevine geldi. ‘Eskiden bakanlar siyasi, müsteşarlar teknikti. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasi’ diyen ben değilim.

Eğer bir hakim ya da savcı siyasete atılmak için istifa ederse, görevine geri dönemez. Ama kanun yazılırken bakan yardımcılığı yok diye şimdi bundan istifade ederek, siyasi görevle İstanbul’a başsavcı olarak yolladı. Şimdi o başsavcı gitti. Gidene kadar bir şey yokken, gittikten beri kimseye huzur yok. En son bak TÜSİAD’dayız şimdi. Ama ondan öncesi Gençlik Kolları Genel Başkanım, Büyükşehir Belediye Başkanım iki kere, ilçe belediye başkanlarım, ikisi içeride. Sanatçılar. 78 yaşında bir akademisyen. Bir gazeteci, Halk TV. Suat Toktaş. Bitmiyor, bitmiyor. Sayısız saldırı altında bütün muhalefet. En son TÜSİAD’a geldi. Yarın herhangi bir dernek açıklama yapsa biliyor ki TÜSİAD’ın başına gelen, misliyle benim de başıma gelecek.

İstanbul’u sindirmeye, susturmaya çalışan bir siyasi operasyon, Türkiye’ye korku salan bir siyasi operasyon gerçekleşiyor. Bir partinin Genel Başkanı, Antalya’da işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı, ya kendi ikametinin olduğu yerde ya o şehirde olur. İstanbul’dan, Ankara’dan gözaltına alıp getiriliyor, olacak iş değil. Sonra da bu iddia terk edilip, Kayseri’de işlediği iddia edilen bir suçtan tutuklanıyor. Sayın Ümit Özdağ. Bunların hepsi bir yerde yapılıyor. Erdoğan’ın siyasi rakipleri tek tek ayıklanıyor. Yargı darbesinin karşısında bugün Türkiye’de demokrasi. Ondan sonra tutmuş, ‘Benim alakam yok. Ben karışmam.

Siyasi yasak benim işim değil’ ki kendisi siyasi yasak mağdurudur. Siyasi yasak mağduriyetini anlata anlata iktidara gelenler, bugün rakiplerine, yani neyle muhatap oldularsa mislini kendileri yapıyorlar. Gördükleri zulümden ders alıp bu ülkeyi demokratik bir ülke yapacaklar diye düşünürken, gördükleri zulmü unutmayıp kimselere bunu yapmazlar diye beklerken beterini yapıyor. Olacak işler yapmıyorlar. En sonunda siyasi rakibi olan siyasi partileri kapatmaya da gelirlerse şaşırmam. Çünkü kendileri kapatma davası ile muhatap olmuşlardı. En sonunda görün, kimi tehlikeli görüyorsa kapatacak. Bu noktaya getirmeye çalışıyor bu işi. Biz de buna teslim olmamak için çok özel bir sürecin içindeyiz.

Bundan sonra da Sayın Erdoğan, hem erken seçim talebini he bu erken seçimin bütün gereklerini görmeye devam edeceğiz. Biz o saldırdığında bunu siyaseten bir savaş ilanı kabul ettiğimizi görmüştüm. Bize savaş ilan etti Erdoğan, şimdi de savaşıyor bizimle. Biz de siyaseten yapmamız gereken neyse bütün gücümüzle, bütün gayretimizle, bütün kudretimizle bunu yapmak durumundayız. Ama şunu ifade edeyim son söz olarak. Onun gündemi buraya sıkıştırmasına karşı erken seçimin gündemi; bu ülke nasıl zenginleşecek, bu insanların karnı nasıl doyacak. bu açlık ve sefalet nasıl bitecek.

Emekliye zam nasıl verilecek. Asgari ücret nerelere gelecek. Gümbür gümbür bunları konuşmaya geliyoruz. Sanmasın ki onun yargı tacizini konuşmaya devam edeceğiz. Onun gereğini yapacağız. Yolumuza çıkacağız, önümüze bakacağız. Hodri meydan. Ne yapıyorsa yapsın. Yapacağı bir şey daha kaldı, onun da zaten meydanı kendisine çoktan okundu. Derdi kimleyse gelsin. Orayla değil partimleyse ben de buradayım. O yüzden Sayın Erdoğan öyle bir tur attı ve geldi, ‘Bu ülkede her şey yolunda.’ Hiç yolunda değil. Berbat ettin gittin. Üç günde de düzeltemedik daha.”

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu’ndan İktidara: Mertçe Mücadele Edelim

Son günlerde birbiri ardına yaşanan tutuklamalara ilişkin konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Hiçbirinin ülkemize faydası yok. Uluslararası camiaya baktığımızda bu yapılan işlerin her birisi bir değer kaybı, itibar kaybıdır” dedi ve ekledi:

“Böyle olduğu sürece ülkede gerçekten ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez, yoksulluk büyür. Dolayısıyla biz istiyor ve diliyoruz ki bütün bunları bir kenara bırakın, mertçe mücadele edelim. Dürüst bir biçimde, şeffaf bir biçimde mücadele edelim. Millet de ona göre kararını versin. Ben iktidarı mertliğe davet ediyorum, etmeye de devam edeceğim.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sözcü’den Saygı Öztürk‘e konuştu. İmamoğlu, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı için yapacağı ön seçim hakkında açıklama yaptı.

İmamoğlu, “Siyasi partinin üyeleri, araya hiç kimseyi koymadan yol haritası belirleme konusunda en üst seviyede bir makam tercihi ile ilgili planlamadır. O bakımdan ‘Demokrasi devrimi’ diye niteliyorum. En önemli kutlama böyle bir demokrasi devriminin partimiz tarafından yapılmasıdır. Adaylar muhtemelen önümüzdeki hafta gibi netleşecek. Ondan sonrası Allah kerim” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, hakkında açılan davalar ve siyaset yasağı tehdidi hakkındaki soruya şu yanıtı verdi: “Bu tehditlere bakarsak önümüzü görme gayreti gerçekten körleştirir. 2019 adaylığımdan önce bile bunlar konuşuluyordu. Beylikdüzü Belediye Başkanlığım üzerinden şu yapılacak, bu yapılacak deniliyordu. Ama tereddütsüz dahil olduk. Sonra hayatımızdan davalar hiç eksik olmadı. Bir şey bulamadılar, uydurdukları bir davayla karşımıza dikildiler. Bunlar benim konsantrasyonumu bozmuyor. Vaktimi çalıyor mu? Mecburen çalıyor.

Baksanıza aynı güne (11 Nisan) üç tane dava koymuşlar. Bir insan kendi davasına gitmek istese, imkansızlığı önümüze sunmuş oldular. Masumiyet karinesini yerle bir eden ve yargılama düzeni, sistemi darmadağın eden ve de ‘Asla böyle bir dava olmaz’ diyeceğimiz davalarla yargılanan bir durumdayım. Aldığımız ya da alacağımız kararların hiçbirinde ‘Buna göre karar alalım’ diye bir duygu yok. Kararları milletimiz, demokrasimiz, partimiz menfaatine en doğru şekilde alma yönünde kararlıyız.”

Duruşmalara katılmayacağını avukatları tarafından temsil edileceğini söyleyen İmamoğlu, son günlerde birbiri ardına yaşanan tutuklamalara ilişkin olarak da şunları söyledi: “Medya da zor durumda. Kısıtlamalar, tutuklanmalar, baskılar yaşanıyor. Hiçbirinin ülkemize faydası yok.

Uluslararası camiaya baktığımızda bu yapılan işlerin her birisi bir değer kaybı, itibar kaybıdır. Böyle olduğu sürece ülkede gerçekten ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez, yoksulluk büyür. Dolayısıyla biz istiyor ve diliyoruz ki bütün bunları bir kenara bırakın, mertçe mücadele edelim. Dürüst bir biçimde, şeffaf bir biçimde mücadele edelim. Millet de ona göre kararını versin. Ben iktidarı mertliğe davet ediyorum, etmeye de devam edeceğim.”

“Mansur Yavaş başkanımız çok özel bir noktada”

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la olan ilişkileri için ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz gerçekten ülke menfaati için yan yana olan, duran, birbirini sevgiyle, saygıyla karşılayan yani başta genel başkanımız olmak üzere Mansur Yavaş Başkanımız hatta diğer bütün dostlarımızın saçının teline bile zarar gelmeyecek şekilde bir yol tariflemeyi hassasiyetle planlıyoruz. Kaldı ki burada Mansur Yavaş başkanımız tabii ki çok özel bir noktada.

Benim için de, Ankara halkı için de, milletimiz için de öyle. Dolayısıyla Mansur Yavaş Başkanımız da dün de yan yanaydık bugün de yan yanayız, yarın da yan yana olmaktan büyük onur ve gurur duyarım. Hep birlikte milletimizin bu zor günlerinin geride kaldığı,  gerçekten milletimizin, başta çocuklarımızın gençlerimizin mutlu olduğu bir geleceği hazırlayacak aktörler olacağız. Başarı hepimizin ve milletimizin olacak. Böyle bir döneme hep beraber yürüyoruz inşallah.”

Paylaşın