Afganistan’da 19 Milyon İnsan Açlıkla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı’na (WFP) göre, bu kış yaklaşık 19 milyon Afgan yetersiz beslenme ve açlıkla karşı karşıya ve 3 milyon çocuk en fazla risk altında olan grup.

Yetkililer çocuklarda yetersiz beslenme vakalarının hızla arttığına dikkat çekiyor. Kandahar’daki Mirwais Hastanesi de çocuklarda yetersiz beslenme vakalarının hızla arttığını bildiren yerlerden.

Dr. Muhamed Sadık, Kandahar’daki Mirwais Hastanesi’nde 38 yıldır çocuk doktoru. Hastane bölgeye hizmet veriyor ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından destekleniyor. Dr. Sadık hastaneye yetersiz beslenme nedeniyle artan sayıda 5 yaşından küçük çocuklar getirildiğini söylüyor.

Dr. Sadık, “Eğer geçen 3 ayla kıyaslayacak olursam, bu ay raporumu hazırlarken rakamların ikiye katlandığını söyleyebilirim. Yani, çocuk hasta kabullerinde yüzde 100 artış var” diyor. Dr. Sadık, Taleban’ın kontrolü ele geçirmesinden sonra çatışmaların azalmasıyla kırsal bölgelerde durumun sakinleştiğini ve daha fazla kişinin tedavi için kente gelebildiğini belirtiyor.

Dr. Sadık, “Şimdi herkes kente gelebiliyor. Önceleri o bölgelerde yetersiz beslenen hastalar vardı ama bize ulaşamıyorlardı. Şimdi herkes bize ulaşabiliyor. Bu nedenle sayı her gün artıyor” ifadelerini kullanıyor.

Dünya Gıda Programı’na göre bu kış yaklaşık 19 milyon Afgan yetersiz beslenme ve açlıkla karşı karşıya ve 3 milyon çocuk en fazla risk altında olan grup. Dr. Sadık yetersiz beslenme vakalarının çoğunluğunun 5 yaşın altındaki çocuklarda görüldüğünü anlatıyor.

Acil gıda ihtiyacı ve 5 yaşından küçük hastaların iki katına çıkmasıyla sağlık ekibi aşırı yoğun. Ve ayrıca aylardır maaş alamıyorlar. Uluslararası yardım taahhütlerine rağmen İnsan Hakları İzleme Örgütü Afganistan’ın insani krizin gerisindeki sorunları çözmesi için daha fazlasını yapması gerektiğini vurguluyor.

(Kaynak: Amerika’nın Sesi)

Paylaşın

UNESCO Duyurdu: Beş Yılda 400 Gazeteci Cinayete Kurban Gitti

Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) açıkladığı rapora göre, 2016’dan 2020 yılları arasında dünya genelinde yaklaşık 400 gazeteci cinayete kurban gitti. Açıklanan raporda, dünya genelinde basın özgürlüğünün tehlikede olduğuna dikkat çekilirken, internet ve sosyal medya platformlarının artan rolüne de vurgu yapıldı.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; UNESCO dünya genelinde ifade özgürlüğü ve medyanın durumuna ilişkin yeni raporunu Paris’te kamuoyuyla paylaştı. “İfade Özgürlüğü ve Medya Gelişiminde Dünya Trendleri” başlığını taşıyan raporda dünya genelinde basın özgürlüğünün tehlikede olduğu kaydedildi.

UNESCO raporuna göre dünya nüfusunun yüzde 85’i son 5 yılda yaşadığı ülkede basın özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar olduğunu deneyimledi. Basın mensuplarına yönelik öldürme, kaçırma, zorla kaybetme, keyfi tutuklama, işkence gibi tehditler arttı. Raporda2016’dan 2020 yılı sonuna kadar yaklaşık 400 gazetecinin cinayete kurban gittiği kaydedildi.

Çoğu Asya ve Güney Amerika ülkelerinde işlenen bu cinayetlerden sadece yüzde 13’ü aydınlatılabildi. Rapora göre sadece 2020 yılında tutuklanan gazetecilerin sayısı 274 olarak kaydedildi. Bu sayının da son 30 yıldır hiç bu kadar yüksek olmadığı kaydedildi.

UNESCO raporunda internet ve sosyal medya platformlarının artan rolüne de dikkat çekildi. Geçmişe göre daha fazla insanın enformasyona erişime sahip olduğu, ancak dezenformasyon ve nefret söylemlerinin yayılmasındaki artışın ve medyaya olan güvenin azalmasının endişe verici olduğu kaydedildi.

Medya ekonomik olarak da zorda

Medyanın ekonomik durumunun da raporda dijital şirketlerin rekabeti nedeniyle zorlaştığı kaydedildi. Geçen beş yılda dünya genelinde günlük gazetelerin reklam gelirlerinin yarıya düştüğü ifade edildi.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay raporun önsözünde, “Beş dijital platformun tüm reklam gelirlerinin yarısından fazlasını aldığı bir zamanda medyanın hayatta kalmak için yeni ekonomi modelleri bulması gerekiyor” dedi. Azoulay, Covid-19 pandemisiyle beraber oluşan ekonomik resesyonların da medyayı etkilediğini söyledi.

UNESCO 2011 yılından bu yana dünya genelinde basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliğini izliyor. 2014 ve 2018 yılından sonra bu rapor UNESCO’nun yayınladığı üçüncü rapor oldu. Bugün özeti yayınlanan raporun tam metni daha sonra kamuoyuyla paylaşılacak.

Paylaşın

2020’de 62 Gazeteci Görevi Başında Öldürüldü

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazetecinin sırf işlerini yaptıkları için öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, on davadan dokuzunda katillerin cezasız kaldığı belirtildi.

UNESCO, 2 Kasım Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle, “Tehdit altındaki gazeteciler = sansürlü toplumlar” başlıklı açıklama yaptı.

UNESCO’nun öldürülen gazeteciler gözlemevine göre, 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazeteci sırf işlerini yaptıkları için öldürüldü. Bu cinayetlerde, on vakadan dokuzu yargısal olarak çözülmedi ve katiller cezasız kaldı.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasına son verilmesinin, tüm insanların ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişimini güvence altına almak için en acil konulardan biri olduğunun altını çizen UNESCO, “Cezasızlık, daha fazla ölüme yol açar, genellikle çatışmanın kötüleşmesinin, hukuk ve yargı sistemlerinin çökmesinin bir belirtisidir” diyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten açıklama

BM Genel Sekreteri António Guterres de gün nedeniyle yaptığı açıklamada, “Üye devletleri ve uluslararası toplumu bugün ve her gün dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerle dayanışma içinde olmaya, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçları kanunun tüm gücüyle soruşturmak ve kovuşturmak için gereken siyasi iradeyi göstermeye çağırıyorum” dedi.

UNESCO, cinayetlerin yanı sıra gazetecilerin kaçırılma, işkence ve diğer fiziksel saldırılardan tacize kadar sayısız tehdide maruz kaldıklarını ve bu saldırıların medya çalışanları için bir korku iklimi yarattığına dikkat çekti.

Kadın gazetecilerin, özellikle çevrimiçi yapılanlar olmak üzere tehdit ve saldırılardan özellikle etkilendiğine dikkat çeken UNESCO’nun yakın tarihli “The Chilling: Kadın gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddette küresel eğilimler” araştırmasına göre, ankete katılan kadın gazetecilerin yüzde 73’ü, işleriyle bağlantılı olarak çevrimiçi ortamda tehdit edildiklerini ve hakarete uğradıklarını söylüyor.

Çoğu durumda, gazetecilere yönelik şiddet, tehdit ve saldırıların gerektiği gibi soruşturulmadığını belirten UNESCO, cezasızlığın, ciddi insan hakları ihlallerini, yolsuzlukları ve suçları örtbas ederek tüm toplumlara zarar vermesinden endişe duyduğunu paylaştı.

Savcılık hizmetlerinin yalnızca cinayetleri değil, aynı zamanda gazetecilere yönelik şiddet ve tehditleri soruşturma ve kovuşturmadaki rolüne vurgu yapan UNESCO, bu yılki kampanyanın, tehdit mağduru gazetecilerin yaşadığı psikolojik travmaya dikkat çekmeyi, medya çalışanlarına saldıranların cezasız kalmasına son vermek için bu tehditlerin soruşturulması ve kovuşturulmasının önemi konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediğini ifade etti.

Gün hakkında

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 2013’te aldığı kararla 2 Kasım’ı Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Tarih, 2 Kasım 2013’te Mali’de Radio France Internationale (RFI) radyosunun iki muhabiri Ghislaine Dupont ve Claude Verlon’un öldürülmesinin anısına seçildi.

BM aldığı kararda, üye devletleri, gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek, hesap verebilirliği sağlamak, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçların faillerini adalete teslim etmek ve mağdurların uygun çözümlere erişimini sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çağırıyor.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

BM’de Olağanüstü Bir Tanık: Dinazor

Birleşmiş Milletler, fosil yakıtları yakmanın tehlikeleri ve küresel ısınma hakkında tanıklık etmesi için ‘olağanüstü bir tanık’ çağırdı, bu tanık bir ‘dinozor’du.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP-26) öncesi sosyal medyada ilginç bir video yayınlandı. Videoda, dinozor, New York’taki ünlü BM Genel Kurul Salonu’nu bastığı ve oradaki üst düzey diplomatlara ‘yok oluşun kötü bir şey olduğunu’ söyledi.

Dinazor, konuşmasının devamında, “Bir iklim felaketine doğru gidiyorsunuz. Yine de hükümetler, fosil yakıtları sübvanse etmek için her yıl yüz milyarlarca kamu parası harcıyor. Bu milyarları her yıl dev meteorları sübvanse etmek için harcadığımızı hayal edin” dedi.

Video, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) inandırıcı olmasına dair ciddi bir mesaj taşıyor. UNDP tarafından yayınlanan bir raporda, dünya genelinde her yıl yaklaşık 423 milyar doların, fosil yakıtları sübvanse etmek için harcadığı belirtildi.

Bu rakam, fosil yakıt emisyonlarının çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar gibi, petrol, kömür ve gaz yakmanın dolaylı maliyetlerini içermemektedir. BM Genel Sekreteri António Guterres, artan fiyatların “toplumsal huzursuzluğa” yol açabileceği nedeniyle fosil yakıt sübvansiyonlarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Paylaşın

İran 2020’de 4’ü Çocuk 250’den Fazla Kişiyi İdam Etti

Birleşmiş Milletler (BM), İran’ın 2020’de en az 4’ü çocuk 250’den fazla kişiyi, bu yıl ise, şimdiye kadar 9’u kadın ve bir çocuk olmak üzere 230 kişiyi idam ettiğini duyurdu. Orta Doğu ülkeleri içerisinde gerçekleştirilen idamların yarısından fazlası İran’da uygulandı.

Haber Merkezi / Uluslararası Af Örgütü’ne göre, idam sıralamasında İran’ı Mısır, Irak ve Suudi Arabistan izledi. Af Örgütü’nün açıkladığı verilere göre, 2020’de Orta Doğu’da 493 idam cezası uygulandı.

BM İnsan Hakları İran Özel Raportörü Cavid Rehman, BM Genel Kurulu İnsan Hakları Komitesinde yaptığı konuşmada, İran’ın idam cezasını “endişe verici düzeyde” uygulamaya devam ettiğini söyledi.

Rehman, son raporunda İran’ın idam cezasını uygulamada kullandığı gerekçelerle ilgili “belirsiz ulusal güvenlik suçlamaları” gibi ciddi endişelere vurgu yaptığını ifade ederek ülkenin “en temel güvenlik önlemlerinin bile bulunmadığı kusurlu yargı süreçlerine” sahip olduğu değerlendirmesinde bulundu.

Rahman, ayrıca, mahkemelerin işkence altında zorla alınan ifadeler güvenmesi… İran İslam Cumhuriyeti’nde ölüm cezasının uygulanmasının keyfi olduğu sonucuna götürdüğünü belirtti.

Paylaşın