Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 Bin 287 Sivil Hayatını Kaybetti

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiği, 16 bin 384 kişinin de yaralandığı açıklandı. Savaşta çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade edilirken, 537 çocuğun öldürüldüğü bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Ukrayna oturumunda, katılımcılar Rusya’ya savaşı sonlandırma ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na dönme çağrısı yaptı.

BM Siyasi ve Barış İnşası İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, burada yaptığı konuşmada, Rusya’nın Ukrayna savaşının üzerinden 500 gün geçtiğini, bu dönemin Ukrayna halkı için ” cehennem” gibi olduğunu söyledi.

DiCarlo, savaşın başlangıcından bu yana teyit edilen bilgilerin 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiğini, 16 bin 384 kişinin ise yaralandığını gösterdiğini belirtti.

Çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade eden DiCarlo, 537 çocuğun öldürüldüğünü bildirildi.

DiCarlo, bu yıl 79 ülkeden yaklaşık 345 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağının öngörüldüğünü kaydedilerek, “Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması 33 milyon ton gıdanın ihracatını sağladı. Küresel gıda fiyatlarını düşürdü.” açıklamasında bulundu.

BM ve Rusya arasındaki mutabakat zaptının da somut sonuçlar verdiğini aktaran DiCarlo, BM’nin çabalarını sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly ise Rus kamplarında yaklaşık 19 bin Ukraynalı çocuğun bulunduğunu belirterek, “Rusya Ukrayna’nın kimliğini ve kültürel tarihini çocukları savaş aracı olarak kullanarak silmek istiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya izliyor ve Rusya sorumlu tutulacaktır.” vurgusunda bulunan Cleverly, savaşın sadece Ukrayna halkını değil, tüm dünyadaki muhtaç toplumlara zarar verdiğini kaydetti.

Cleverly, “Rusya’ya masaya dönme ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı sonsuz olarak uzatma ve tam olarak uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Rusya’nın faaliyetlerinin “yemeği insanların ağzından aldığını” belirten Cleverly, savaşın bir 500 gün daha sürmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Zelenskiy BM Genel Sekreteri Guterresile görüştü

Öte yandan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı telefonda görüştü.

Zelenskiy, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Guterres ile telefon görüşmesi yaptığını bildirdi.

Guterres ile görüşmesinde Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı ele aldıklarını belirten Zelenskiy, “Rusya’nın küresel gıda piyasasını istikrarsızlaşmaya çalıştığını ve Ukrayna’nın gıda ürünlerine bağlı çeşitli ülkelerdeki 400 milyon kişinin hayatını tehlikeye attığını” savundu.

Zelenskiy, “Tahıl anlaşmasının sürdürülmesi gerekiyor. Guterres ile gıda güvenliği ve Karadeniz’de gıda yollarının sağlanması amacıyla sorumlu devletlerle de birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık” dedi.

Tahıl anlaşması

Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM arasında 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da tahıl sevkiyatı anlaşması imzalanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın durdurulduğunu belirterek, ilgili şartlar uygulandığında Rusya’nın anlaşmaya geri döneceğini dün bildirmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da söz konusu anlaşmaya, Batı’nın Rus gıda ve gübresine yaptırım uygulamaktan vazgeçmesi halinde döneceklerini açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Türkiye ile BM’ye Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı Rusya’sız sürdürme teklifini içeren mektup gönderdiğini belirterek, “Ukrayna, BM ve Türkiye, birlikte gıda koridorunun çalışmasını ve gemilerin denetlenmesini sağlayabilir.” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Duyurdu: Küresel Kamu Borcu Rekor Düzeyde

2022 yılında yıl küresel kamu borcu 92 trilyon dolarla rekor kırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, durumu “Görünen piyasalar değil, insanlar acı çekiyor” sözleriyle özetledi.

Antonio Guterres, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Bazı çok yoksul ülkeler borçlarını ödemekle halklarına hizmet etmek arasında seçim yapmaya zorlanıyor” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel kamu borcu 2022 yılında 92 trilyon dolara yükselerek bir rekora imza attı. Dünya genelinde iç ve dış kamu borcu son 25 yılda 5 kattan fazla yükseldi.

Özellikle de borç yükü gelişmekte olan ülkelerin sırtında. Gelişmekte olan ülkelerin kamu borcu küresel kamu borcunun toplamının nerdeyse yüzde 30’unu oluşturuyor.

59 gelişmekte olan ülke, gayri safi milli hasılasına kıyasla çok yüksek seviyelerde borç içinde. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarının yüzde 62’si bankalar, tahvil sahipleri gibi özel kredi verenlere.

Afrika’da özel kredi sağlayanlara borç 2010’da yüzde 30 iken, 2021’de yüzde 44’e yükselmiş. Latin Amerika’da da devletlerin dış borcunun yüzde 74’ü özel kredi sağlayanlara.

BM raporu, uluslararası mali piyasaların gelişmekte olan ülkelere krediyi yetersiz ve yüksek faizle verdiğine de dikkat çekiyor. Rapor, borçların ödenmesi konusunda ayrıntıya girmeden bir mekanizma kurulması çağrısı yapıyor.

Rapora göre, ülkeler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi krizlerle mücadele edebilmek için borca yöneldi.

Paylaşın

BM’den Putin’e “Tahıl Anlaşmasını” Sürdürme Teklifi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Karadeniz tahıl anlaşmasını birkaç ay daha sürdürmeye izin vermesi teklifinde bulundu.

BM sözcüsü Stephane Dujarric bugün, Guterres’in dün Putin’e bir mektup göndererek Rus gıda ve gübre ihracatını hızlandırmak ve Ukrayna tahılının Karadeniz’den ihraç edilmesine devam etmek için bir yol teklif ettiğini söyledi.

Stephane Dujarric, “Amaç, Rus Tarım Bankası aracılığıyla mali işlemleri olumsuz etkileyen engelleri ortadan kaldırmak ve aynı zamanda Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden geçişini sürdürmek” dedi.

Daha fazla ayrıntı vermeyen Stephane Dujarric, Guterres’in meseleyle ilgili tüm taraflarla görüştüğünü ve önerilerini Rusya ile değerlendirmeye istekli olduğunu kaydetti.

Reuters haber ajansının bazı kaynaklara dayandırdığı haberine göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e, Ukrayna tahılının Karadeniz’deki limanlardan güvenli ihracatını sağlayan anlaşmanın süresini uzatması karşılığında Rusya’nın tarım bankasının bir alt kolunun uluslararası ödeme sistemi SWIFT’e bağlanmasını teklif etti.

Rusya, kendi tahıl ve gübresinin ihracatı için gereken şartların karşılanmadığı gerekçesiyle, süresi Pazartesi günü dolacak olan anlaşmayı iptal etme tehdidinde bulunmuştu. Anlaşma kapsamında son iki gemiye süre dolmadan önce Odesa limanında tahıl yükleniyor.

Moskova’nın kilit taleplerinden biri, Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın uluslararası ödeme ağı SWIFT’e yeniden bağlanmasıydı.

Avrupa Birliği, geçen yıl Haziran’da Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’yı SWIFT sisteminden çıkarmıştı. Mayıs ayındaysa bir AB yetkilisi, Rus bankalarının sisteme yeniden dahil edilmesi seçeneğini düşünmediklerini söylemişti.

Ancak üç kaynağa göre AB, tahıl ve gübre ödemeleri için şimdi Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın bir alt kolunu SWIFT sistemine bağlama seçeneğini ele alıyor. Avrupa Komisyonu, konuya ilişkin açıklama talebini yanıtsız bıraktı.

Kremlin ise konuya ilişkin açıklama yapmadı. Rusya’nın gıda ve gübre ürünleri Ukrayna işgali sonrasında Batılı ülkelerin yaptırımlarına tabi olmasa da Moskova, ödemeler, lojistik ve sigorta gibi alanlardaki kısıtlamaların nakliyenin önünde engel oluşturduğunu kaydediyor.

BM yetkilileri, Rusya’nın SWIFT ödeme sistemine erişimi olmadığı bu dönemde Amerikan bankası JPMorgan Chase’in Amerikan hükümetinden güvencelerle bazı Rus tahıl ihracatı ödemelerini işleme koymaya başlamasını sağlamıştı.

BM ayrıca Afrika İhracat-İthalat Bankası Afreximbank’la Rusya’nın Afrika’ya yaptığı tahıl ve gübre ihracatının parasal işlemlerini gerçekleştirmesi için bir platform kurması üzerinde de çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna tahıl anlaşmasından çıkma tehdidi küresel gıda güvenliğine ilişkin korkuları körüklüyor

Rusya’nın Karadeniz tahıl anlaşmasının süresini uzatmayabileceğine ilişkin kaygılar, açlığın pençesindeki ülkelerde Ukrayna gıda ürünlerin ulaşmayacağı korkularını tırmandırdı.

BM; buğday, arpa ve bitkisel yağın önde gelen ihracatçı ülkeleri olan Rus ve Ukrayna’nın özellikle Afrika, Ortadoğu ve bazı Asya ülkelerinin muhtaç olduğu gıda ürünlerini tedarik etmeye devam etmesi için kırılgan anlaşmayı kurtarmaya çalışıyor. Anlaşma, Ukrayna’nın şimdiye kadar 32,8 milyon ton tahılı gelişmekte olan ülkelere göndermesini sağladı.

Rusya’nın anlaşmadan çıkması, Somali, Etiyopya ve Afganistan gibi açlık riski altında olan ve gıda tedariki için Dünya Gıda Programı’na muhtaç olan ülkelerin ana gıda kaynağını kesebilir ve çatışma, ekonomik kriz ve kuraklıkla mücadele eden savunmasız ülkelerin gıda güvenliği sorununu körükleyebilir. Ukrayna’dan ihraç edilen tahıl miktarı, şimdiden azalmış durumda.

Yük gemilerinin silah değil, sadece gıda ürünü taşıdığından emin olmak için yapılan denetimlerin ortalama günlük sayısı Ekim’de 11’ken Haziran’da 2’ye düştü. Bu nedenle Ekim’de 4,2 milyon ton tahıl ihraç edilirken bu miktar, Mayıs’ta 1,3 milyon tona geriledi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin Küresel Gıda ve Su Güvenliği Programı Direktörü Caitlin Welsh, “Anlaşmanın süresi uzatılmazsa gıda güvenliği için Ukrayna’ya muhtaç olan ülkeler başka kaynaklar aramak zorunda kalacak ve büyük olasılıkla Rusya’ya yönelecek, ki Rusya’nın da niyetinin bu olduğunu sanıyorum” dedi.

Ukrayna Altyapı Bakanlığı, Rusya’nın denetimleri reddetmesi nedeniyle 29 geminin Türkiye karasularında beklemede olduğunu kaydetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Karadeniz Tahıl Anlaşması: Rusya Uzatmamakta Kararlı

Rusya’nın Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) elçisi Gennady Gatilov, Izvestia gazetesine verdiği mülakatta Karadeniz tahıl anlaşmasını sürdürmek için hiçbir gerekçelerinin olmadığını söyledi.

Gennady Gatilov, mülakatta Rusya’nın anlaşmanın uzatılması için öne sürdüğü koşulların karşılanmadığını kaydetti. Bu koşullar arasında Rus Tarım Bankası’nın (Rosselkhozbank) SWIFT bankacılık ödeme sistemine yeniden dahil edilmesi de yer alıyor.

Gatilov, “Rusya olumlu değişiklikler umuduyla anlaşmayı defalarca uzattı. Ancak şu anda gördüklerimiz, anlaşmanın devamını kabul etmemize gerekçe oluşturmuyor” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması, Rusya’nın işgali nedeniyle sıkışan Ukrayna tahılının Karadeniz limanlarından güvenli şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini önlemeyi amaçlıyor.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından küresel gıda krizini önlemek için geçen yıl BM ile Türkiye arabuluculuğunda Ukrayna’dan tahıl ihracatının devamını sağlamak için varılan anlaşmanın süresi 17 Temmuz’da doluyor. Rus yetkililerden anlaşmadan çekilmeyi düşündüklerine dair açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Rus Izvestia gazetesi bugün yayınladığı bir haberde, Rusya’nın Cenevre’deki BM elçisi Gennady Gatilov’un Karadeniz tahıl anlaşmasını sürdürmek için hiçbir gerekçelerinin olmadığını söylediğini bildirdi.

Gatilov gazeteye verdiği geniş kapsamlı bir mülakatta Rusya’nın anlaşmanın uzatılması için öne sürdüğü koşulların karşılanmadığını kaydetti. Bu koşullar arasında Rus Tarım Bankası’nın (Rosselkhozbank) SWIFT bankacılık ödeme sistemine yeniden dahil edilmesi de yer alıyor.

Gatilov, “Rusya olumlu değişiklikler umuduyla anlaşmayı defalarca uzattı. Ancak şu anda gördüklerimiz, anlaşmanın devamını kabul etmemize gerekçe oluşturmuyor” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması, Rusya’nın işgali nedeniyle sıkışan Ukrayna tahılının Karadeniz limanlarından güvenli şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini önlemeyi amaçlıyor.

Birleşmiş Milletler geçen hafta, tahıl yüklü 29 geminin başvuruda bulunmasına rağmen 26 Haziran’dan bu yana hareketlerine izin verilmemiş olmasından endişe duyduğunu açıkladı.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin geçen ay, ülkesinin Ukrayna’nın tahıl ihracatına devam edebilmesini sağlayan Karadeniz tahıl anlaşmasından çekilmeyi düşündüğünü söylemişti.

Rusya, anlaşmanın süresini uzatmak için kendisine uygulanan yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Rusya’nın gıda ve gübre ihracatı yaptırımlara tabi olmasa da, Moskova ve önde gelen Rus tahıl ve gübre ihracatçılarına göre Batı’nın ödemeler, lojistik ve sigorta konularındaki kısıtlamaları sevkiyatların önünde engel teşkil ediyor.

Rusya ve Ukrayna dünyanın en büyük tarım üreticilerinden ikisi ve buğday, arpa, mısır, ayçiçeği tohumu ve ayçiçeği yağı ihracatında önemli rol oynuyor.

“ABD ile yeni bir anlaşma olabilir”

Rusya’nın BM elçisi Gatilov açıklamalarında ABD ile Rusya arasındaki son silah anlaşması olan “New Start” nükleer silah anlaşmasına da değindi.

İki ülkenin stratejik nükleer cephaneliklerini sınırlandıran ve Rusya’nın askıya aldığı anlaşmanın feshedilmesi seçeneğinin değerlendirilmesine gerek kalmamasını umduğunu söyleyen Gatilov, Moskova’nın, Rusya’nın nükleer silahların azaltılması anlaşmasına ancak Washington’un Rusya’yı “stratejik bir yenilgiye uğratma yönündeki yıkıcı tutumundan” vazgeçmesi halinde döneceğini ifade etti. Rus yetkili, ülkesinin yeni bir anlaşma için görüşmelere açık olabileceğini de sözlerine ekledi.

Gatilov, “Keşke bunun yerine Şubat 2026’dan sonra yeni bir anlaşmayı görüşmeye başlayabilsek” dedi. 2010’da imzalanan anlaşmanın süresi 2026’da doluyor.

Gatilov ayrıca Izvestia’ya verdiği demeçte, Rusya’nın Ukrayna krizine diplomatik bir çözüm bulmaya açık olduğunu ancak “Kiev ve Batı’nın askeri güç kullanımı konusunda iddialı olmaya devam etmesi nedeniyle şu anki görünümün karanlık olduğunu” dile getirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan: Saldırılarda Binden Fazla Sivil Öldü

Afganistan’daki Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun (UNAMA) hazırladığı yeni rapora göre 2021 Ağustos’un ortasından bu yıl mayıs sonuna kadar saldırılarda en az 3 bin 774 sivilin öldüğü veya yaralandığı kaydedildi.

Öte yandan BM raporu Afganistan’da “kayda değer sayıda” kişinin, hiçbir grubun üstlenmediği veya BM misyonunun herhangi bir yapıyla ilişkilendiremediği saldırılardan dolayı öldüğünü eklerken, bu ölümlerin tahmini veya kesin sayısını vermedi.

İlgili yıla ait BM raporuna göre 2020’de 8 bin 820 sivilin öldüğü veya yaralandığı kaydedilirken, bunların 3 bin 35’ini hayatını kaybedenler oluşturuyordu.

BM’nin bu yılki raporunda Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana düzenlenen saldırıların 4’te 3’ünün “ibadet yerleri, okul ve pazarlar gibi kalabalık alanlarda” el yapımı patlayıcılarla gerçekleştirildiğine dikkat çekildi. Bu saldırılarda sert İslamcı rejim altında 92 kadın ve 287 çocuk öldürüldü.

Independent Türkçe’de yer alan habere göre; Birleşmiş Milletler (BM) salı günü, Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından 1095’i şiddete bağlı ölüm olmak üzere Afganistan’da 3 bin 700’den fazla sivilin öldüğü veya yaralandığının kaydedildiğini bildirdi.

Ölen ve yaralanan sivillerin sayısı binlere varsa da savaş ve isyanla geçen önceki yıllara kıyasla azaldı.

Afganistan’daki BM misyonunun (UNAMA) hazırladığı yeni rapora göre 2021 Ağustos’un ortasından bu yıl mayıs sonuna kadar en az 3 bin 774 sivilin öldüğü veya yaralandığı kaydedildi.

Öte yandan BM raporu Afganistan’da “kayda değer sayıda” kişinin, hiçbir grubun üstlenmediği veya BM misyonunun herhangi bir yapıyla ilişkilendiremediği saldırılardan dolayı öldüğünü eklerken, bu ölümlerin tahmini veya kesin sayısını vermedi.

İlgili yıla ait BM raporuna göre 2020’de 8 bin 820 sivilin öldüğü veya yaralandığı kaydedilirken, bunların 3 bin 35’ini hayatını kaybedenler oluşturuyordu.

BM’nin bu yılki raporunda Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana düzenlenen saldırıların 4’te 3’ünün “ibadet yerleri, okul ve pazarlar gibi kalabalık alanlarda” el yapımı patlayıcılarla gerçekleştirildiğine dikkat çekildi. Bu saldırılarda sert İslamcı rejim altında 92 kadın ve 287 çocuk öldürüldü.

Raporda, el yapımı patlayıcıyla düzenenen saldırıların çoğunun Taliban’ın bölgedeki ezeli rakibi olan ve IŞİD grubunun, IŞİD-Horasan diye bilinen kolu tarafından gerçekleştirildiği de eklendi.

Ayrıca raporda Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana “intihar saldırılarının öldürücülüğünden” endişe duyulduğu, daha az saldırının daha fazla ölüm ve yaralanmaya yol açtığı belirtildi.

Bu saldırılar Afganistan’ın ülke çapında mali ve ekonomik krizle sarsıldığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Rapora göre ülke, Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana bağışçı fonlarında yaşanan keskin düşüşle boğuşurken, mağdurlar Taliban liderliğindeki mevcut hükümet altında “tıbbi, mali ve psikososyal desteğe” erişmekte zorlanıyor.

Bu saldırıların derhal durdurulmasını talep eden UNAMA, Taliban’ın fiili iktidarının artık ülke nüfusunun güvenliğinden sorumlu olduğunu da ekledi.

Rapora yanıt veren Taliban Dışişleri Bakanlığı, grubun 2021’de ABD ve NATO yetkililerinden kontrolü almasının ardından durumun kademeli şekilde iyileştiğini belirtti.

Bakanlık, Taliban’ın yönetimi Afganistan “çöküşün eşiğindeyken” ele geçirdiğini ve düzgün yönetimle doğru kararlar alarak “ülkeyi ve hükümeti bir krizden kurtarmayı başardığını” iddia etti.

“Ülke genelinde güvenlik sağlandı” diye belirtilen açıklamada Taliban’ın Şii mekanları da dahil ibadet yerleri ve kutsal türbelerin güvenliğini öncelik olarak gördüğü ifade edildi.

Taliban, kız çocuklarının 6. sınıftan sonra eğitim almasını yasaklayarak ve kadınların kamusal hayattaki ve iş hayatının çoğundaki varlığını ortadan kaldırarak toplumsal cinsiyete dayalı zulme yol açan sert kurallar getirdi. Rejim kadınların sivil toplum örgütlerinde ve BM’de çalışmasını da yasaklayarak milyonlarca kişiye yardım ulaştırılmasını fiilen engelledi.

Tüm bunlar grubun Kabil’in kontrolünü ele geçirdikten sonra, ilk başta daha ılımlı bir yönetim vaat etmesine karşın gerçekleşti.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Uyuşturucudan Ölenlerin Sayısı Yüzde 17,5 Arttı

2023 Dünya Uyuşturucu Raporu’nda uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında gözle görülür artış yaşandığına, 2009-2019 döneminde madde bağımlılığı nedeniyle ölenlerin yüzde 17,5 arttığına dikkat çekildi.

Rapora göre, dünyada en çok kullanılan uyuşturucu esrar oldu. Raporda, uyuşturucu kullanımı nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulandı.

Raporda, son 10 yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığı, 2021’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin uyuşturucu kullandığı bilgisi yer aldı.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), 2023 Dünya Uyuşturucu Raporu’nu açıkladı.

Raporda, son 10 yılda uyuşturucu kullanımının yüzde 23 arttığı, 2021’de dünya genelinde 15-64 yaş aralığındaki her 17 kişiden birinin uyuşturucu kullandığı bilgisi yer aldı.

Küresel olarak 2021’de 296 milyon kişinin uyuşturucu kullandığı aktarılan raporda, 2020’de bu sayının 284 milyon olduğu, bir yılda uyuşturucu kullanma oranının da yüzde 18 arttığı kaydedildi.

İnsani krizler nedeniyle çok sayıda insanın yerinden edildiği, tedavi hizmetleri ve diğer müdahalelerin yetersiz kaldığı, “uyuşturucu enjekte eden kişilere” yönelik tahminlerin önceki yıllara oranla daha yüksek olduğu belirtildi.

Rapora göre, dünyada en çok kullanılan uyuşturucu esrar oldu: 2021’de 219 milyon kişi bu maddeyi kullandı. Bu dünya nüfusunun yüzde 4’üne tekabül ediyor. 2021 yılında 15-16 yaş aralığındakilerin de yüzde 5,3’ü (13,5 milyon genç birey) esrar kullandı.

Yaklaşık 60 milyon kişi “opioid” menşeli sentetik uyuşturucu çeşitleri, 36 milyon kişi amfetamin türü maddeler, 22 milyon kişi kokain ve 20 milyon kişi ekstazi kullandı.

Uyuşturucu kullanımı nedeniyle rahatsızlıklar yaşayan ve tedavi hizmeti bekleyenlerin sayısında ciddi artış gözlemlendiği vurgulanan rapora göre, uyuşturucu kullanımına bağlı sağlık sorunları yaşayanların oranı son 10 yılda yüzde 45 arttı, bu durumdaki kişilerin sayısı 39,5 milyona yükseldi.

Madde bağımlılığı nedeniyle çeşitli rahatsızlıklar yaşayanların ancak beşte biri tedavi imkanı bulabiliyor. COVID-19 pandemisi nedeniyle terapi ve tedavi olanakları bu dönemde daha da sınırlandı.

Rapora göre, 2021’de 13,2 milyon kişi damardan enjekte edilen uyuşturucu kullandı.

Raporda, uyuşturucu kullanımı sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısında da gözle görülür artış yaşandığına, 2009-2019 döneminde madde bağımlılığı nedeniyle ölenlerin yüzde 17,5 arttığına dikkat çekildi:

“2019’da uyuşturucu nedeniyle yaklaşık 500 bin kişi yaşamını yitirdi. Hepatit C’nin yol açtığı karaciğer hastalıkları, uyuşturucuya bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri ve uyuşturucu kullanımına atfedilen toplam ölüm sayısının yarısından fazlasını oluşturuyor.”

Uyuşturucu üretimi ve trafiği

Dünyada, hem kokain arzında hem de talebinde belirgin artışın yaşandığına, bu durumun muhtemelen geleneksel sınırların ötesinde yeni pazarların gelişimini teşvik edeceğine işaret edilen raporda, kokainin elde edildiği koka ağacının 315,5 hektarlık bir alanda ekildiği, 2021’de 2 bin 304 ton gibi rekor seviyede kokain üretim yapıldığı bilgisi yer aldı.

Küresel kokain pazarı ABD’nin yanı sıra Batı ve Orta Avrupa’da yoğunlaşmaya devam ediyor ancak Afrika, Asya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmekte olan ülkelerde de hızlı şekilde yayılıyor.

Küresel yasa dışı afyon üretiminin büyük kısmı, başta Afganistan olmak üzere sınırlı sayıda ülkede yapılıyor. 2022’de 7 bin 800 ton olan küresel üretimin yüzde 80’i, yani 6 bin 200 tonu Afganistan’da üretildi. Afganistan’ı 795 ton ile Myanmar ve 504 tonla da Meksika izliyor.

Dünya genelinde afyonun yüzde 95’i Afganistan, Myanmar ve Meksika’da üretiliyor; koka ağacı ise Kolombiya, Peru ve Bolivya’da ekiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

10 Yılda Zorla Yerinden Edilen Çocuk Sayısı İki Katına Yükseldi

Yerinden edilen çocuk sayısı 2022 yılı sonu itibariyle 43,3 milyona ulaştı. Son 10 yılda zorla yerinden edilen çocuk sayısı ise iki katına yükseldi. 43,3 milyon çocuğun yüzde 60’ının çatışma ve şiddet sonucu yerinden edilirken, sığınma talep eden çocuk sayısı ise 17,5 milyona ulaştı.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Yerinden edilen çocukların sayısındaki artış, dünya genelindeki çatışma, kriz ve iklim değişimi nedeniyle meydana gelen afetlerle ilişkili” dedi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde yerinden edilen çocuklara ilişkin rapor yayımladı. Raporda yerinden edilen çocuk sayısının 2022 sonu itibariyle 43,3 milyona ulaştığı belirtildi.

Raporda, yerinden edilen çocukların çoğunun tüm çocukluğunu bu şekilde geçirdiğine dikkat çekilirken, “Son 10 yılda zorla yerinden edilen çocuk sayısı iki katına çıktı” denildi.

Yine raporda, 43,3 milyon çocuğun yüzde 60’ının çatışma ve şiddet sonucu yerinden edildiği, sığınma talep eden çocuk sayısının ise 17,5 milyona ulaştığı aktarıldı.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Yerinden edilen çocukların sayısındaki artış, dünya genelindeki çatışma, kriz ve iklim değişimi nedeniyle meydana gelen afetlerle ilişkili” dedi.

Zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldi

Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğitimler 2022” başlıklı raporunu açıkladı.

Raporda, geçen yıl 2021 sonuna göre yaklaşık 19 milyon artan zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldiği belirtildi.

Bu rakamın 62,5 milyonu ülke içinde yerinden edilenleri, 35,3 milyonu mültecileri, 5,4 milyonu sığınmacıları, 5,2 milyonu da uluslararası korumaya ihtiyaç duyan bireyleri kapsıyor.

Düşük ve orta gelirli ülkeler, dünya genelindeki mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 76’sına ev sahipliği yapıyor.

En az gelişmiş ülkeler zorla yerinden edilenlerin yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken, mülteciler ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yaklaşık yüzde 70’i komşu ülkelerde yaşıyor.

En fazla mülteci Türkiye’de

Raporda, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olduğu bilgisi yer aldı.

Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Ulusal nüfuslarına göre, Aruba Adası (nüfusunun 6’da 1) ve Lübnan’ın (nüfusunun 7’de 1’i) en fazla sayıda mülteciye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer insanlara ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Raporda, dünya nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan çocukların, zorla yerinden edilenlerin yüzde 40’ını oluşturduğu bildirildi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Raporu: En Fazla Mülteci Türkiye’de

Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke. Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Dünya genelinde 2022’de toplam 2,6 milyon sığınma başvurusu yapılırken, ABD’nin 730 bin 400 kişiyle en fazla başvuru alan ülke oldu. ABD’yi 217 bin 800 ile Almanya takip ederken, Costa Rika, İspanya ve Meksika da bu alanda ilk 5’te yer aldı.

Dünya genelindeki toplam mülteci sayısı yüzde 35 artışla (8,9 milyon kişi) 2022’nin sonunda 34,6 milyona ulaştı. Bu artış büyük ölçüde ülkelerindeki savaştan kaçan Ukraynalı mülteciler ile İran ve Pakistan’daki Afganistanlıların sayısının revize edilmiş tahminlerinden kaynaklanıyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğitimler 2022” başlıklı raporunu açıkladı.

Raporda, geçen yıl 2021 sonuna göre yaklaşık 19 milyon artan zorla yerinden edilenlerin sayısının 108,4 milyona yükseldiği belirtildi.

Bu rakamın 62,5 milyonu ülke içinde yerinden edilenleri, 35,3 milyonu mültecileri, 5,4 milyonu sığınmacıları, 5,2 milyonu da uluslararası korumaya ihtiyaç duyan bireyleri kapsıyor.

Düşük ve orta gelirli ülkeler, dünya genelindeki mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 76’sına ev sahipliği yapıyor.

En az gelişmiş ülkeler zorla yerinden edilenlerin yüzde 20’sine ev sahipliği yaparken, mülteciler ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların yaklaşık yüzde 70’i komşu ülkelerde yaşıyor.

En fazla mülteci Türkiye’de

Raporda, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon mülteciyle dünya genelinde en fazla mülteci nüfusuna ev sahipliği yapan ülke olduğu bilgisi yer aldı.

Türkiye’yi, 3,4 milyon ile İran, 2,5 milyon ile Kolombiya ve 2,1 milyon ile Almanya takip etti.

Ulusal nüfuslarına göre, Aruba Adası (nüfusunun 6’da 1) ve Lübnan’ın (nüfusunun 7’de 1’i) en fazla sayıda mülteciye ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer insanlara ev sahipliği yaptığı kaydedildi.

Raporda, dünya nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan çocukların, zorla yerinden edilenlerin yüzde 40’ını oluşturduğu bildirildi.

En çok başvuru alan ülke: ABD

Dünya genelinde 2022’de toplam 2,6 milyon sığınma başvurusu yapılırken, ABD’nin 730 bin 400 kişiyle en fazla başvuru alan ülke olduğu ifade edildi.

ABD’yi 217 bin 800 ile Almanya takip ederken, Costa Rika, İspanya ve Meksika da bu alanda ilk 5’te yer aldı.

Raporda, tüm mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin 6,5 milyon ile Suriye, 5,7 milyon ile Ukrayna ve 5,7 milyon ile Afganistan’dan geldiğinin altı çizildi. Buna göre korumaya ihtiyaç duyanların yüzde 52’si bu 3 ülkeden geldi.

Dünya genelindeki toplam mülteci sayısının yüzde 35 artışla (8,9 milyon kişi) 2022’nin sonunda 34,6 milyona ulaştığı da belirtildi.

Bu artış büyük ölçüde ülkelerindeki savaştan kaçan Ukraynalı mülteciler ile İran ve Pakistan’daki Afganistanlıların sayısının revize edilmiş tahminlerinden kaynaklanıyor.

Raporda, 5,7 milyon ülke içinde yerinden edilmiş kişi ve 339 bin 300 mülteci dahil yerinden edilmiş 6 milyondan fazla kişinin, 2022’de ülkelerine döndüğü aktarıldı.

114 bin 300 mülteci, sığınma başvurusu yapılan ülkeden onları kabul eden başka bir ülkeye transfer edildi. Bu oran da bir önceki yıla göre yarı yarıya arttı.

BMMYK’nin de 116 bin 500 mülteciyi yeniden yerleştirme için ülkelere teslim ettiği bilgisi paylaşıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, “Bu rakamlar bize bazı insanların çatışmaya girmek için çok hızlı ve çözüm bulmak için çok yavaş olduğunu gösteriyor. Sonuç, evlerinden zorla koparılan milyonlarca kişinin her biri için yıkım, yerinden edilme ve ıstıraptır” dedi.

Raporda, kalıcı çözümler için parlak bir tablonun olmadığı değerlendirmesi yer aldı.

Paylaşın

120 Binden Fazla Çocuk Çatışmalarda Ya Öldüğü Ya Da Sakatlandı

2005 yılından bu yana dünya genelinde 120 binden fazla çocuğun silahlı çatışmalarda sakatlandığı ya da öldürüldüğü bildirildi. Kayıtlara geçmeyen saldırılar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği kaydedildi.

2005 yılından bu yana en az 105 bin çocuk silahlı güçler ya da silahlı gruplar tarafından silah altına alındı ya da doğrudan çatışmalarda görevlendirildi. Ayrıca en az 32 bin çocuk da kaçırıldı.

Ayrıca milyonlarca çocuğun yerinden edildiği, arkadaş veya akrabalarını kaybettiği ya da ebeveynlerinden veya yakınlarından ayrı düştüğü belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’ndan (UNICEF) bugün Oslo’da düzenlenen savaşlarda çocukların korunmasına ilişkin uluslararası konferans öncesi yapılan açıklamada, 2005 yılından bu yana dünya genelinde 120 binden fazla çocuğun silahlı çatışmalarda sakatlandığı ya da öldürüldüğü bildirildi.

Savaşlarda çocukların daha iyi korunmaları için küresel ölçekte daha yoğun çalışmalar yapılması gerektiğini belirten UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Her savaş nihayetinde çocuklara karşı bir savaştır” dedi.

UNICEF’ten yapılan açıklamada savaştan etkilenen çocuklarla ilgili başka çarpıcı verilere de yer verildi.

Buna göre 2005 yılından bu yana en az 105 bin çocuk silahlı güçler ya da silahlı gruplar tarafından silah altına alındı ya da doğrudan çatışmalarda görevlendirildi. Ayrıca en az 32 bin çocuk da kaçırıldı. UNICEFverilerine göre 16 binden fazla çocuk ise cinsel şiddete maruz kaldı.

Yapılan açıklamada çocukların doğrudan etkilendiği okul ve hastanelere yönelik 16 binden fazla saldırı gerçekleştirildiği de ifade edildi.

UNICEF çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakalarının Afrika, Asya ve Latin Amerika’da 30’dan fazla çatışmadan elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilebildiğini açıklarken, kayıtlara geçmeyen saldırılar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca milyonlarca çocuğun yerinden edildiği, arkadaş veya akrabalarını kaybettiği ya da ebeveynlerinden veya yakınlarından ayrı düştüğü bilgisine de yer verildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de 32 Aydır Yükselen Gıda Fiyatları Dünya Genelinde Son İki Yılın En Düşük Seviyesinde

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, küresel gıda fiyatları, mayıs ayında son iki yılın en düşük seviyesine geriledi. Türkiye’de ise gıda fiyatları Eylül 2020’den bu yana 32 aydır aralıksız yükseliyor.

Küresel gıda fiyatları mayısta bitkisel yağlar, süt ürünleri ve tahıl kaynaklı düşüş gösterdi. FAO, şeker ve et fiyatlarındaki artışları dengeleyen tahıl, bitkisel yağlar ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşü yansıttığına dikkat çekti.

Raporda, küresel tahıl üretiminin bu yıl mısır üretimindeki artışla geçen yıla göre yüzde 1 artarak 2 miyar 813 milyon tona çıkacağı tahmininde bulundu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyat endeksinin, mayıs ayında son iki yılın en düşük seviyesine gerilediğini duyurdu.

FAO, bitkisel yağlar, tahıllar ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşün şeker ve et fiyatlarındaki artışlara üstün gelmesi sonucu bu gerilemenin yaşandığını aktardı.

FAO’ya göre, nisan ayında 127.7 puan olan fiyat endeksi mayıs ayında 124,3 puana düştü. Buna göre dünya gıda fiyat endeksi, 124,3 puanla, yaklaşık 2 yıl sonra 2021 yılı nisan ayındaki seviyesine geriledi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022 mart ayında fiyat endeksi, 2021 yılı nisan ayına oranla yüzde 22 artış göstermişti.

FAO’nun tahıl fiyat endeksi, geniş arz beklentileri ve Karadeniz Tahıl Girişimi’nin Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlara izin vermesi nedeniyle mayıs ayında bir önceki aya göre yaklaşık yüzde 5 düştü.

FAO, bununla birlikte kısmen bazı ihracatçı ülkelerdeki arzın sıkılaşması nedeniyle uluslararası pirinç fiyatlarının mayıs ayında artmaya devam ettiğini belirtirken, geçen ay temel gıda fiyatlarının artmasıyla ilgili endişelerini dile getirdi.

Bitkisel yağ fiyat endeksinin, büyük yağlı tohum arzı ve hurma yağına olan zayıf talebi yansıtarak aylık yaklaşık yüzde 9 oranında düştüğünü kaydeden FAO, küresel süt ürünleri fiyatlarının, yüzde 3’ün üzerinde gerilediğini bildirdi.

FAO’ya göre şeker fiyatları, mayıs ayında nisan ayına göre yüzde 5,5 artış göstererek art arda dördüncü ayda da artış gösterdi.

FAO açıklamasında, Brezilya’da iyileşen hava koşulları ve düşen ham petrol fiyatlarının şeker piyasalarındaki yüksek artışı frenlediği yorumu yapıldı.

Bu açıklamadan ayrı olarak tahıl arz ve talebine ilişkin yayımlanan ayrı bir FAO raporunda, bu yıl dünya tahıl üretiminin 2022’ye göre yüzde 1’lik bir artışla 2,813 milyar ton olacağı tahmini yapıldı.

Buna gerekçe olarak özellikle mısır üretiminde beklenen artış gösterildi.

2023 ve 2024 sezonunda küresel tahıl stoklarının yıllık yüzde 1,7 artarak 873 milyon tona ulaşacağı tahmin edilen raporda, bunun da mısır, pirinç ve arpa stoklarının artması ile gerçekleşeceği tahmininde bulunuldu.

Türkiye 32 aydır seriyi bozmadı

Türkiye’de ise TÜİK verilerine göre nisan ayında tüketici enflasyonu yüzde 43,68 olurken, gıda ve alkolsüz içecekler kategorisindeki yıllık fiyat artışı ise yüzde 53,92 olarak açıklanmıştı.

Türkiye’de gıda fiyatları Eylül 2020’den bu yana 32 aydır aralıksız yükseliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın