Koronavirus: D Vitamininin Önemi

D vitamini, birçok uzman tarafından Kovid 19 enfeksiyonu için önleyici bir tedavi olarak önerilmiştir. D vitamini, cilt güneş ışığına maruz kaldığında vücut tarafından üretilir. Kapalı alanda kalmak vücuttaki D vitamini seviyesini düşürür.

Haber Merkezi / Kovid 19 salgını sırasında herkesin evde kalması önerildiğinde, vücuttaki D vitamini seviyesinin kontrol edilmesi çok önemlidir.

D vitamininin Kovid 19 tedavisindeki etkisine dair doğrudan bir kanıt bulunmamakla birlikte, inflamasyonu kontrol etmedeki rolü nedeniyle uzmanlar tarafından koruyucu bir tedavi olarak değerlendirilmektedir. Kovid 19 enfeksiyonu, tümü inflamasyon içeren miyokardit, mikrovasküler tromboz ve/veya sitokin fırtınalarına yol açar.

D vitamininin birincil rolü bağışıklığı artırmak ve iltihabı hafifletmektir ve muhtemelen bu nedenle Kovid 19‘u önlemek için D vitamini alımını artırmaya yönelik öneriler vardır. Düşük D vitamini seviyeleri, inflamatuar sitokinlerde bir artış ile ilişkilendirilmiştir.

İnsanlar bu günlerde kapalı kalmayı tercih ediyor. Bu durum, koronavirüs yayılımının bir dereceye kadar durdurulması için bulunmaz bir nimet iken, diğer yandan vücuttaki D vitamini seviyesinde de bir düşüşü tetikleyebilir.

Uzmanlar ne diyor?

Minnesota Üniversitesi’nden uzmanlar, konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “D vitamini aslında zatürre/ARDS, iltihaplanma, inflamatuar sitokinler ve tromboz ile ilgili olarak Kovid 19‘un şiddetini azaltırsa, o zaman takviyeler pandeminin etkisini azaltmak için nispeten kolay bir seçenek sunacaktır.” diyorlar.

D vitamini takviyeleri konusunda uzman önerileri alınmalıdır. Bunun dışında cildi her gün birkaç dakika güneş ışığına maruz bırakmak gerekir. Günlük beslenmede D vitamini yönünden zengin besinler eklenmelidir.

Somon balığı, morina karaciğeri yağı, mantar, inek sütü, soya sütü ve yumurta gibi yağlı balıklar gibi besinler D vitamini açısından zengindir. Genellikle yaşlı bireylerin her zaman mikro besinlerde eksik olduğu görülür. Takviye, bu yaş grubuna ait kişiler için bir zorunluluktur.

Paylaşın

Omega-3 Omega-6 Yağ Asitleri, Hangisi Daha Sağlıklı?

Her yağ kötü değildir! ‘Şişman’ kelimesiyle ilgili çağrışımlar çoğunlukla olumsuz olmuştur ve gündelik jargon ‘iyi yağ’ ifadesine yer bırakmamıştır. Popüler düşünce ne derse desin, gerçek şu ki yağlar iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır.

Haber Merkezi / Doymuş ve trans yağ asitlerine kötü yağlar olarak bilinir ve genel sağlığımız için kötüdür. Bu yağlar, kolesterolü yükseltebilir, arterleri tıkayabilir ve kalp hastalıkları riskini artırabilirler. Tekli ve çoklu doymuş yağlar, kalp sağlığı ve kolesterol açısından sahip oldukları faydalardan dolayı iyi yağlar olarak sınıflandırılır.

Omega-3

Omega-3 doymamış, yaygın olarak bilinen bir yağ asididir. Hidrokarbon zincirinin sondan üçüncü ve ikinci olan karbon atomları arasındaki çift bağ ile oluşan Omega-3, çoğunlukla balık yağlarında bulunur ve kalp, karaciğer, akciğer, kan damarları ve bağışıklık sağlığının korunmasına yardımcı olur. Hücre duvarının yapısı da omega-3 yağ asitleri tarafından korunur. Omega-3 yağ asitlerinin başlıca üç türü şunlardır:

– ALA (alfa linolenik asit)

– DHA (Dokosaheksaenoik asit)

– EPA (Eikosapentaenoik asit)

Kaynakları;

Omega-3 yağ asitlerinin ana kaynakları balık ve diğer deniz ürünleri, özellikle somon, uskumru, ton balığı ve sardalya gibi soğuk su balıklardır. Kuruyemişler ve tohumları da Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir ve aynı dozun iyi bir şekilde alınmasını sağlamak için düzenli olarak tüketilmelidir. Keten tohumu yağı, soya fasulyesi yağı ve kanola yağı gibi bitkisel yağlar, omega-3 yağ asitlerinin harika kaynaklarıdır.

Faydaları;

Omega-3 yağ asidi açısından zengin bir beslenme, kalp ve akciğer sağlığı sağlar. Kan trombositlerinin bir araya toplanmasını önlediği için kardiyovasküler hastalıkları olan kişiler için de faydalıdır. Çocuklarda anksiyete, DEHB ve depresyon gibi zihinsel bozuklukların giderilmesine yardımcı olur. Ayrıca göz sağlığı için önemlidir.

Omega-6

Omega-3 bilinmesine rağmen, çoğumuz için nispeten bilinmezliğini koruyor. Omega-6 aynı zamanda sağlıklı bir doymamış yağ türüdür. Omega-3 yağları gibi, vücut da genleri düzenleyen ve bağışıklık sağlığını destekleyen omega-6 yağ asitlerine ihtiyaç duyar. Omega-6 yağlarının dört ana türü vardır:

– LA (Linoleik asit)

– ARA (Araşidonik Asit)

– GLA (Gama linolenik)

– CLA (Konjuge linolenik asit)

Kaynakları;

Kenevir, ayçiçeği gibi tohumlar omega-6 yağ asidi açısından zengindir. Avokado ve aspir gibi yağlar da omega-6 açısından zengindir ve ceviz ve kaju gibi kuruyemişler size gerekli miktarda omega-6 yağ asidi sağlayabilir. Yumurtalar da aynı şekilde harika bir kaynaktır.

Faydaları;

Yağ asidi kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur ve normal büyüme ve gelişme için beyin fonksiyonunu düzenleyen önemli bir faktördür. Ayrıca cilt ve saç büyümesini uyarır, kemik sağlığını korur, metabolizmayı düzenler ve üreme sisteminin korunmasına yardımcı olur.

Paylaşın

Kahveyi Zayıflama İçeceğine Nasıl Dönüştürebilirsiniz?

Güne başlamak için bir fincan kahveye ihtiyaç duyanlardan biri misiniz, ancak kilo verme hedefiniz sizi bu sevdiğiniz içeceğin tadını çıkarmaktan alımı koyuyor. O zaman vereceğimiz tüyoları dikkatlice okuyun.

Haber Merkezi / Bu harika tüyolar, kahvenizi sadece güçlü bir zayıflama içeceğine dönüştürmekle kalmayacak, aynı zamanda kahvenizin tadını çıkarmanızı da sağlayacak.

Hindistan cevizli kahve

Kahvenin tadına ve sağlığına katkıda bulunabilecek hafif ama güçlü bir baharat Hindistan cevizidir. Bu kombinasyon çok yaygın olmasa da, Hindistan cevizinin yağ moleküllerini parçalamaya yardımcı olan manganez ve hızlı kilo kaybına yardımcı olan iyi diyet liflerine sahip olması nedeniyle harikadır. Bu baharatı kahvenize ekleyebilirsiniz.

Limonlu kahve

Bu kombinasyon, espresso ve ½ limon ile sadece birkaç dakikada hazırlanabilir. Sıcak bir fincan espresso hazırlayın ve ½ limon suyunu ekleyin. Limon, yağ yakmaya yardımcı olan, metabolizmayı hızlandıran ve sistemdeki toksinleri temizleyen C vitamini ve sitrik asit açısından zengindir.

Tereyağı veya Hindistan cevizi yağı

Keto diyeti yapıyorsanız, tuzsuz tereyağı veya saf hindistancevizi yağı gibi orta zincirli trigliseritin (MCT) kahveye eklendiği Bullet kahveyi duymuş olmalısınız. Kahveyi kalori açısından zengin yapan bu kombinasyon tokluk sağlar, bu da daha hızlı kilo vermeye yardımcı olur.

Bitter çikolatalı kahve

Bitter çikolata veya şekersiz kakao, harika bir antioksidan kaynağıdır. Kafein ve bitter çikolata kombinasyonu kilo vermeye yardımcı olur. Şekersiz bitter çikolataları tercih ettiğinizden emin olun.

Tarçınlı kahve

Bir fincan sıcak kahveye bir tutam tarçın ekleyin, bu hafif-tatlı baharat sadece kahvenin tadını vurgulamakla kalmaz, aynı zamanda yavaş yavaş kilo vermeye yardımcı olan kan şekeri seviyelerinin yönetilmesine de yardımcı olur. Kahvenize ¼ çay kaşığı tarçın ekleyin veya tarçın çubuğunu suda kaynatın ve ardından kahve telvesi ekleyin.

Paylaşın

Beslenmenize Eklemeniz Gereken 6 Süper Besin

Vücudu oluşturan organların ihtiyaç duyduğu belirli gıdalar vardır ve bir de tüm vücudumuz için faydalı olan vitaminlerle dolu süper gıdalar vardır. Genel sağlığımızı etkileyen bu gıdalar çeşitli şekillerde tüketilebilir.

Haber Merkezi / Beslenmenize mutlaka eklemeniz gereken 6 süper gıdayı sizler için derledik. Şimdi beslenmenize ekleyin, yıllar sonra bize teşekkür edin!

Keten tohumu

Boyutlarına aldanmayın, bu küçük kahverengi tohumlar besinlerle doludur. Yüksek oranda Omega-3 yağ asidi nedeniyle vücudun doğal yağ üretimini artırır ve cildin nemli kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, kilo kaybını kolaylaştıran harika bir süper besindir. Buna ek olarak, kolesterol içermezler, bu nedenle kalbiniz için son derece faydalıdır.

Hindistan cevizi

Hindistan cevizi yağı süper yiyeceklerin tanrısıdır. Hindistan cevizi yağı söz konusu olduğunda hiçbir şey yanına yaklaşamaz. Akla gelebilecek her şey için kullanılabilir. Vitamin, mineral ve lif bakımından zengin olan bu ürünü mutlaka beslenmenize eklemelisiniz.

Papaya

Bu meyve, beslenmenize ekleyebileceğiniz başka bir süper besindir. Yüksek papain içeriği ile cilt bakım ürünlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Papaya, A, C ve E vitaminleri açısından zengindir, bu da papayaların diyabetik kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde yardımcı olduğu anlamına gelir. Papaya suyu, döngüyü normalleştirmeye yardımcı olabileceğinden, düzensiz döngüsü olan kadınlar için harikadır.

Kinoa

Cildinizin ihtiyaç duyduğu ‘güzellik kaynağı’. Kinoa, hem kolajen üretimine yardımcı olur hem de cildi daha elastik ve sağlıklı hale getirir, cildinizin kırışıklıklar, yaşlılık lekeleri vb. gibi yaşlanma belirtileriyle savaşmasına yardımcı olur. Bir başka önemli faydası da sivilcelerle savaşa yardımcı olan sebum düzenleyici özelliğidir.

Aloe Vera

Hindistan cevizi kadar şaşırtıcı olan Aloe Vera, çok amaçlı gıdaların kralıdır. Bitkinin iç kısmından çıkarılan jel bir sağlık iksiridir. Cilt sorunları, akne, yara izi ve güneş yanığı tedavisi için üretilen ürünlerde kullanılır. Aloe Vera jeli, cildin dokusunu iyileştirmek ve yaşlanmayı yavaşlatmak için bağımsız bir ürün olarak bile kullanılabilir. Aloe Vera suyunun içilmesi kabızlık ve mide ekşimesinin tedavisine yardımcı olur. Ayrıca temiz cilt ile birlikte sindirime fayda sağlar.

Zeytinyağı

Zeytinyağının yerini hiçbir şey tutamaz. Kan şekeri seviyesini yönetmeye, kolesterol, kalp, göğüs veya sindirim sorunları riskini azaltmaya yardımcı olması için beslenmenize mutlaka sızma zeytinyağı ekleyin. Sadece yemeğinize sağlıklı bir lezzet katmakla kalmaz, güzellik rutininizin bir parçası olarak da kullanılabilir. Ayrıca, nemlendirici özelliklerin yanı sıra yaşlanma karşıtı antioksidanlarla doludur.

Paylaşın

Kilo Vermeye Çalışırken Kahvaltıda İçebileceğiniz En İyi 5 İçecek

Kilonuzu korumaya veya kilo vermeye çalışırken, sabah ilk iş olarak ne yediğiniz ve içtiğinize çok dikkat etmeniz gerekir. Yedikleriniz ve içtikleriniz (su dışında) bir miktar kalori içerir. Kahvaltıda düşük kalorili ve besleyici bir içecek almak metabolizmayı hızlandırabilir ve yağ yakma sürecine yardımcı olabilir.

Haber Merkezi / Hepimizin sabahları içmeyi sevdiğimiz favori bir içeceği olsa da, kilo vermeye odaklandığınızda daha iyi olan bazı içecekleri burada bulabilirsiniz.

Kahve

Kahve çoğu insanın sabahları favori içeceğidir ve dürüst olmak gerekirse, dikkatli bir şekilde hazırladığınız sürece güne bir fincan kahveyle başlamakta yanlış bir şey yoktur. Kilo kaybı söz konusu olduğunda, sadece şekersiz sade kahve tüketilmeli.

Kahveye şeker ve süt eklemek, günlük diyet planınızı mahvedebilecek kalori almak demektir. Ayrıca günlük kahve tüketimini 2 fincan ile sınırlayın. Aksi takdirde uykusuzluk, dehidrasyon ve şişkinlik gibi aşırı kafein alımının yan etkileriyle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz.

Yeşil çay

Yeşil çayı tüketmek için birçok neden vardır. Araştırmalar, yeşil çayın yağ yakma sürecini hızlandırabileceğini ve egzersiz yaparken performansınızı artırabileceğini gösteriyor. Bu içeceğin ana bileşeni, sağlığa bir çok açıdan faydalı kateşinlerdir. Ayrıca ebegümeci çayı, oolong çayı gibi başka bitki çaylarını da deneyebilirsiniz.

İnfüze su

Sabahları içilebilecek bir diğer en iyi içecek de demlenmiş sudur. Demlenmiş su durumunda denenecek çok fazla içecek vardır. Limon, nane, tarçın veya elma deneyebilirsiniz. Tu gıda ürünlerinin yağ yakıcı özellikleri vardır. Ayrıca bağışıklığınızı güçlendirmeye, sizi daha uzun süre tok tutmaya ve dehidrasyonu önlemeye yardımcı olabilirler.

Sebze veya meyve suyu

Bir bardak sıkılmış taze meyve veya sebze suyu size bol miktarda kalori sağlayabilir. Meyve veya sebze sularının kalorisi düşüktür ve metabolizmayı hızlandırabilir. Sabahları bir bardak meyve veya sebze suyu, yağ yakma sürecini hızlandırmaya ve bir sonraki öğüne kadar tok kalmanıza yardımcı olabilir.

Bir bardak smoothie

Bazı meyve ve kuruyemişlerle yapılan bir bardak smoothie başlı başına eksiksiz bir kahvaltı olabilir. Süt, meyve ve kuruyemişlerin sağlık faydasını sağlar. Bir bardak smoothieniz varsa, sağlıklı bir kilo kaybı için gerekli tüm besin maddelerini alabilirsiniz demektir. Egzersiz yapıyorsanız, protein alımınızı artırmak için protein tozu da ekleyebilirsiniz.

Paylaşın

Çocukları Diyabet Riskinden Korumak İçin Yapılması Gerekenler

Yapılacak basit yaşam tarzı değişiklikleri, tip 2 diyabetin başlamasını önlemeye yardımcı olabilir. Obezite, yüksek kolesterol veya ailede diyabet öyküsü nedeniyle yüksek risk altındaysanız, önlemeye yönelik adımlar daha da önemlidir.

Haber Merkezi / Günümüzde diyabet sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da yaygın bir durumdur. Ebeveynler, çocuklarda bu durumun gelişmesini önlemek için birçok şey yapabilir. İşte atabileceğiniz bazı basit adımlar:

Hareketli olmak

Bu günlerde çocuklar çoğu zaman ekrana yapıştırılıyor. Çocuğunuzla yürüyüşe çıkın, top oynayın, onların sevdikleri fiziksel aktiviteleri yapın. Çocukların her gün en az 60 dakika fiziksel aktiviteye ihtiyacı vardır, bunu unutmayın.

Kilo yönetimi

Çocuğunuz fazla kiloluysa, kilo vermek diyabet riskini azaltmasına yardımcı olabilir. Onunla konuşun ve kilo vermenin sağlığını korumak için neden önemli olduğunu anlamasını sağlayın.

Şekeri azaltın

Çocuklar şekerli yiyecekleri sever. Ancak buna dikkat etmeli ve şeker tüketimini sınırlandırmalısınız. 

Sağlıklı atıştırmalıklar

Çocuklara erken yaşlardan itibaren meyve, kepekli tahıllar vermeye odaklanın. Her seferinde bir yiyeceği tanıttığınızda çocuğunuz, daha sağlıklı atıştırmalıklara yönelecektir.

Ekran süresini sınırlayın

Çok fazla ekran süresi göz sorunlarına, uyku sorunlarına ve daha az fiziksel aktiviteye neden olabilir.

Akşam yemeğini zamanında yiyin

Aslında, tüm öğünleri doğru zamanda yemek, kan şekerini kontrol altında tutmanın harika bir yoludur. Yemek yerken televizyonu kapalı tutun ve dikkati başka herhangi bir şekilde dağıtmaktan kaçının.

Paylaşın

Yeni Doğan Bebek Ne Kadar Yemeli?

Ebeveynler olarak, bebeğiniz için yaşına ve ihtiyacına göre bir beslenme programı sürdürmeye dikkat etmelisiniz. Yeni doğan bebeğin midesi başlangıçta o kadar küçüktür ki bir seferde sadece 1 – 1.5 çay kaşığı sıvı alabilir. Bebek büyüdükçe mide büyür ve gerilir.

Haber Merkezi / Bebekler çok hızlı büyüdüğü için ne kadar beslenmeye ihtiyaçları olduğunu anlamak zordur. Biberonla besleniyorsanız daha kolaydır. Yeni doğmuş bir bebeğiniz varsa, işte size yardımcı olabilecek bir kaç ipucu;

Anne sütüyle beslenen bebekler için beslenme programı;

Yeni doğan bebeğin, ilk hafta günde en az 8 -12 kez emzirilmesi önerilir. Bebeğinizi bir seferde 4 saatten fazla beslemeden bırakmayın. Bebek büyüdükçe süt miktarı da artar ve böylece bebek her beslenmede daha kısa sürede daha fazla süt tüketebilir.

Her ne kadar farklı bebeklerin farklı beslenme şekilleri olsa da, 1 ila 3 aylık bebekler günde 7 ila 9 kez, 3 ila 6 aylık bebekler günde 6-8 kez beslenir ve 6 aydan sonra bebekler günde ortalama 6 kez beslenir. Yarı katıların eklenmesi bebeğin ekstra beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olduğundan, bebek 12 aya ulaştığında emzirme günde dörde kadar azaltılabilir.

Biberonla beslenen yeni doğan bebekler için beslenme programı;

Biberonla beslenen bebekler her 2 – 3 saatte bir beslenirler ve iki aydan sonra zaman aralığı 3 – 4 saate kadar çıkabilir. 4 ila 6 ay arasında bebekler her 4 – 5 saatte bir 6 aydan sonra ise yine 4 – 5 saatte bir beslenmesi önerilir.

Yeni doğan bebeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gerekenler;

Bir yaşın altındaki bebeklere süt dışında sıvı verilmemelidir. Su, meyve suyu veya inek sütü verilmemelidir. Bunlar uygun beslenme değildir ve bebeğinizin midesini bozabilir. Bebek 6 aylık olduktan sonra su verilmelidir.

Biberona tahıl ürünleri eklenmemelidir, boğulma tehlikesine yol açabilir. Bir bebeğin sindirim sistemi 4-6 aya kadar tahılları kaldıramaz.

Bebeğinizin aç olup olmadığını nasıl anlarsınız?

Zamanında programlanmış besleme, erken doğan ve herhangi bir tıbbi durumu olan bebekler için en iyisidir. Ebeveynler ayrıca bebeğin aç olup olmadığına dair ipuçlarını arayabilir ve bebeği buna göre besleyebilir. Buna talep üzerine besleme veya duyarlı besleme denir.

Elleri ağzına sokmak, yalamak, ağzını açmak, telaş olmak gibi basit ipuçları bebeğinizin aç olduğuna işaret edebilir.

Aşırı beslenme belirtileri;

Aşırı beslenen bebeklerde mide ağrısı, gaz veya kusma görülebilir. Bu bebekler ayrıca yaşamlarında daha sonra obezite geliştirme riski altında olabilir. Doyduklarını anlamaları kolay olsun diye, onları arzularından daha az beslemeleri tavsiye edilir.

Paylaşın

Sigarayı Bıraktıktan Sonra Neden Kilo Alınır?

Sigara, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumsuz etkileyen bir bağımlılıktır. Ancak, bu bağımlılıktan kurtulmak kolay bir iş değildir. Sigarayı bırakmaya çalışanlar genellikle istenmeyen yan etkilerle karşı karşıya kalırlar ve bu da nikotin bağımlılığından vazgeçmeyi daha da zorlaştırır; bunlardan biri de kilo alımıdır.

Haber Merkezi / Sigarayı bırakmaya çalışırken kilo almanız normaldir. Bu, sigara içmeye devam etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Sigara, kanser, kalp hastalığı, felç, akciğer hastalıkları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununa yol açabilir. Sigarayı bıraktıktan sonra oluşan kilo fazlalıklarından rahatlıkla kurtulabilirsiniz, ancak sigaraya bağlı diğer kronik hastalıklar ölümcül olabilir.

Uyuşturucu ve Alkol Bağımlılığı dergisinde yayınlanan bir araştırma, sigarayı bırakırken kilo almanın asıl suçlusunun beynimiz olduğunu ortaya çıkardı. Sigara, iştahı azaltan bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, sigarayı bıraktığınızda kendinizi daha aç hissedebilir ve normalden daha fazla yemek yiyebilirsiniz. Nikotin yoksunluğu, sağlıksız ve işlenmiş gıdalar için özlemimizi artırır.

Tüm bu faktörler bir arada kişinin sigarayı bırakmaya çalışırken kilo almasına neden olur. Sigarayı bıraktıktan sonra kilo almanın bir başka nedeni de nikotin yokluğunda meydana gelen yavaş metabolizmadır; bir kişi sigara içmediğinde daha az kalori yakar.

Sigarayı bıraktıktan sonra kilo alımını tamamen tersine çevrilebilirsiniz. Sigarayı bırakmaya çalışıyorsanız, en başından itibaren sağlıklı bir kiloyu korumak için adımlar atmak iyidir. Önce kilo alıp sonra verme derdinden kurtulursunuz.

Sigarayı bırakırken veya bıraktıktan sonra sağlıklı kilonuzu korumak için izlemeniz gereken birkaç şeyi listeledik.

Hareketli olun;

Egzersiz yapıyorsanız devam edin, yapmıyorsanız, biran önce başlamalısınız. Egzersiz yapmak metabolizmanızı hızlandırır ve normalden daha fazla kalori yakmanıza yardımcı olur. Egzersiz rutininize kardiyo ve kuvvet antrenmanı seansları ekleyin. Her gün en az 45 dakika egzersiz yapın.

Beslenmenize daha fazla lif ekleyin;

Lif sizi daha uzun süre tok tutar. Lif bakımından zengin yiyecekleri tüketmek, sağlıksız yağlı ve şekerli yiyecekler için istek duymanızı engelleyebilir. Kilo vermek ve korumak için renkli sebzeler, meyveler ve sağlıklı yağlar tüketin. Sağlıklı beslenme, kronik hastalık riskini de azaltabilir.

Kendinizi asla çok aç bırakmayın;

Bir yemek programı yapın ve buna bağlı kalmaya çalışın. Yemek zamanlamanız arasındaki boşluk uzun olmamalıdır. Düzenli aralıklarla ve sağlıklı yiyecekler yiyin. Ayrıca tüm mikro ve makro besinleri içeren dengeli bir beslenme yapın.

Zamanında uyuyun;

Kilo vermeye çalışırken uyku programınız da önemlidir. Uykusuzluk veya daha az saat uyumak, sabahları sağlıksız yiyecekler için özleminizi artırabilir. Ayrıca uyku eksikliği, strese, sinirliliğe ve konsantrasyon eksikliğine de yol açabilir.

Paylaşın

Hamilelik Sonrası Kilo Verme: İşte Bilmeniz Gereken Her Şey

Hamilelik öncesi görünüme geri dönmek ve o eski kıyafetlerin içine sığmak istemeyen anne yoktur. 9 ayda aldığınız kiloları vermeniz kesinlikle zaman alsa da imkansız değil. Hamilelik sonrası kilo vermenin güvenli yollarını hevesle arayan annelerden biriyseniz, bunun için doğru yerdesiniz.

Haber Merkezi / Bebeğin ağırlığı, amniyotik sıvı ve plasenta da dahil olmak üzere yaklaşık beş ila altı kilo ağırlık, bebek doğar doğmaz hemen kaybedilir. Peki ya diğer kilolar, işte hamilelik sonrası fazla kilolardan kurtulmanıza yardımcı olacak beş basit ipucu;

Emzirme;

Emzirmenin kilo vermenize yardımcı olup olmayacağı konusundaki tartışmalar hala devam ediyor. Fakat, emzirmenin daha hızlı kilo vermenize yardımcı olabileceğini ortaya koyan çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Kesin olan şey, emzirmenin kalori yakmasıdır (günde yaklaşık 300), bu da kilo vermenize yardımcı olabilir. Ayrıca emzirmek bebeğinizin sağlığı için de iyidir.

Dengeli beslenme;

Yeni anne olmanın stresini yaşarken, istekleriniz kilo almanıza neden olabilir. Hamilelik öncesi yaptığınız gibi sağlıklı beslenmek kilo vermenizin temel kuraldır. Dengeli beslenme ve öğünler arasında sağlıklı atıştırmalıklar, sizi gün boyunca hareketli kılacak enerjiyi verebilir.

Besinlerle dolu tabaklar;

Özellikle bebeğinizi emziriyorsanız, vücudunuzun hamilelik sonrası maksimum beslenmeye ihtiyacı vardır. Besinlerle dolu, daha az kalori ve yağ içeren yiyecekleri seçin. Balık, yoğurt, yağsız et, tavuk gibi, bunlar omega 3, lif ve protein açısından zengin besinlerdir. Bunlar vücudunuzun çok ihtiyaç duyulan beslenmeyi sağlayacaktır.

Susuz kalmayın;

Hamilelik öncesi veya hamilelik sonrası olsun, susuz kalmamak her zaman çok önemlidir. Çalışmalar, vücudun yeterli suya sahip olduğunda, metabolizmanın hızlandığını ortaya koymuştur. Yeterli su içip içmediğinizi anlamanın bir yolu, idrarınızın rengidir. İdrarınız nispeten berraksa ve her iki-üç saatte bir gidiyorsanız, susuz değilsiniz demektir.

Hareket edin;

Ya hamilelik sonrası kilo vermek ya da genel olarak kilo vermek, sağlıklı bir beslenme ve düzenli bir egzersiz, uzun vadede ekstra kilo vermenin kesin anahtarıdır. Düzenli egzersiz yapamıyorsanız, daha fazla hareket edin. Kilo vermek için kısa yürüyüşler ve basit esneme hareketleri yapın.

 

Paylaşın

Formsuz Olduğunuzu Gösteren 6 İşaret

Pandemi, fiziksel ve zihinsel sağlığımızı kesinlikle etkiledi. Bazı insanlar bu dönemde zamanını çalışarak, egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek harcarken, bazı insanlarda tam tersini yönde davranışlar ortaya koydu. 

Haber Merkezi / İster çok kilo almış olun, ister kendiniz gibi hissetmiyor olun, bunların hepsi yeni bir başlangıç yapmanız gerektiğini gösterebilir.

Egzersiz yapmaktan sağlıklı beslenmeye kadar, tüm bunlar vücudunuzda ve zihninizde olumlu değişiklikler yapabilir. Ancak, önce değiştirmeniz gerekip gerekmediğini belirlemeniz gerekir. İşte o işaretlerden bazıları;

En ufak bir harekette nefesiniz kesiliyor;

Zinde ve sağlıklı bir insan asansör yerine genellikle merdivenleri kullanmayı tercih eder. Aksine, en ufak bir harekette nefes kalacağını bilenler asansöre binmeyi, merdiven kullanmaya tercih ederler; bu büyük bir sorun. Daha hareketli olmanın, egzersiz yapmanın ve sağlıklı beslemenin zamanı gelmiş demektir.

Kalp atış hızı;

Nefesinizin yanı sıra, kalp atış hızınız da size ne kadar formda olduğunuzu söyleyebilir. Hareket etmediğinizde veya dinlenirken bile nabzınızın yüksek olduğunu fark ederseniz, bu durum, vücudunuzun bir şeylere tepki geliştirdiğini gösterir.

Yaralanmaya daha yatkınsın;

Vücudunuz zayıf olduğunda veya formsuz olduğunda, yaralanmalara daha yatkın hale gelirsiniz. Sırtınızda, boyun bölgesinde, omuzlarınızda veya vücudunuzun herhangi bir yerinde sık sık ağrılar yaşamaya başlarsınız. Bu ihmal edilmeyecek kadar önemli bir durum, hemen düzenli egzersiz yapmaya başlamalısınız. Bu aynı zamanda kaslarınızı güçlendirmeye ve sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardımcı olacaktır.

Uykusuz geceler;

Yeterince hareket etmemek, sağlıksız beslenme ve stres,  uyku kalitenizi etkileyebilir. Bu, aynı zamanda vücudunuzu en iyi şeyden mahrum bıraktığınız anlamına gelir. Uyku problemi devam ederse vücudunuz kronik sağlık risklerine maruz kalabilir. 

Sağlıksız yiyeceklere için can atıyorsun;

Hareketsiz bir yaşam tarzı sürdürdüğünüzde sağlıksız yiyeceklere başvurabilirsiniz. Abur cubur için açıklanamayan istek, sağlığınız için çok zararlı olabilir. Uzmanlara göre, hareketsiz kalmak, ghrelin adı verilen ve sürekli aç hissetmenize neden olan bir hormonu tetikleyebilir.

Obez olmak;

Formda olmamanın kesin göstergelerinden biri obez olmaktır. Doktorunuz fazla kilolu olduğunuzu söylediyse, sağlıksız ve formsuz olma ihtimaliniz yüksektir. Obez olmak sizi çeşitli hastalıklara yakalanma riskine sokar ve ayrıca günlük fonksiyonlarınızı engeller. Uzun vadede bir sorun haline gelebilse de, egzersiz ve sağlıklı beslenme ile kontrol altına alınabilir.

 

Paylaşın