Bir Günde Ne Kadar Şeker Tüketmelisiniz?

Popüler beslenme modelleri, genellikle şeker ve karbonhidratları kesmenin faydalarını anlatır, ancak tüm şekerler aynı değildir. Birçok yiyecek doğal şeker içerir: Meyveler fruktoz, süt ürünleri laktoz gibi…

Haber Merkezi / Çok fazla şeker tüketmek tip 2 diyabet, kalp hastalığı ve diş çürüğü gibi rahatsızlıklarla bağlantılıdır. Ancak bu, şekerden tamamen uzak durmanız anlamına gelmez.

Günlük şeker tüketiminizi toplam kalori alımınızın yüzde 6-10’undan fazla olmayacak şekilde sınırlamaya çalışın. Düzenli olarak hangi yüksek şekerli yiyecek ve içecekleri tükettiğinizi ve bunları daha düşük şekerli alternatiflerle nasıl değiştirebileceğinizi düşünün.

Önerilen günlük şeker alımı: Doğal olarak tükettiğiniz şekerin miktarına ilişkin kesin bir öneri bulunmamakla birlikte, ilave şekerler için bazı sınırlamalar bulunmaktadır.

Örneğin, günde 2 bin kalori tüketiyorsanız, uzmanlar ilave şeker tüketiminizi günde 12 çay kaşığı (50 gram) ile sınırlamanızı öneriyor.

Çocuklar için öneriler daha da düşüktür. 2 yaşın altındaki bebekler için hiçbir şekilde eklenmiş şeker önerilmezken, ergenler ve 2 yaşın üzerindeki çocuklar için günde 6 çay kaşığından (25 gram) fazla tüketmemesi önerilir.

Çok fazla şeker tüketmenin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri:

Hipertansiyon (yüksek tansiyon),
Kalp hastalığı,
Uyku apnesi (uyurken nefesinizin durmasına ve tekrar tekrar başlamasına neden olan kronik bir solunum bozukluğu),
Osteoartrit (eklem çevresindeki kıkırdak (kemikleri çevreleyen bağ dokusu) kademeli olarak bozulduğunda oluşan bir eklem rahatsızlığı),
Kronik ağrı,
Kanser.

Paki şeker tüketiminizi nasıl azaltırsınız?

Şeker tüketiminize nasıl dikkat edebileceğinizi merak ediyor olabilirsiniz. İlk önce hangi yüksek şekerli yiyecekleri tükettiğinizi düşünerek başlayın. Ardından, ilave şekeri en aza indirebileceğinizi düşünün.

İşte, şeker tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:

Kahve ve çay gibi içecekleri tüketirken daha az tatlandırıcı (veya hiç tatlandırıcı olmaması) kullanmaya özen gösterin.

Akşamları yüksek şekerli yiyeceklere karşı istek duymamak için gün boyu lif, protein ve sağlıklı yağ içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın.

Yine akşamları yüksek şekerli işlenmiş gıdalar yerine meyve, kuruyemiş, tohum, sebze ve humus gibi atıştırmalıkları tercih edin.

Alışveriş yaparken mümkün olduğunca ilave şeker içermeyen ürünleri satın almaya çalışın, bunları meyve veya az miktarda bal veya diğer tatlandırıcılarla kendiniz tatlandırın.

Paylaşın

Yemekten Sonra Yorgunluk Hissi Nasıl Önlenir?

Yemek sonrası yorgunluk, yemekten sonra enerji seviyesinde geçici bir düşüşle karakterize edilen yaygın bir durumdur. Yemek sonrası yorgunluğun nedenleri çok yönlü olsa da, etkilerini azaltmak için birkaç etkili strateji vardır.

Haber Merkezi / Bu stratejilerden bazılarını uygulayarak, yemek sonrası yorgunluğun üstesinden gelebilir ve sürdürülebilir enerjinin tadını çıkarabilirsiniz.

Aşırı yemek: Sindirim sırasında kan akışı vücudun diğer bölgelerinden sindirim organlarına yönlendirilir ve böylece yiyeceklerin parçalanması ve emilimi desteklenir. Özellikle aşırı ve ağır öğünlerin vücudun geri kalan kısmına giden oksijen ve enerji seviyesinde geçici düşüşe yol açabileceğini ve yorgun hissetmenize neden olabileceğine dikkat edin.

Alkol: Alkol merkezi sinir sistemini baskılayan bir maddedir, başka bir ifadeyle beyin aktivitesini yavaşlatır. Bu nedenle alkolün etkileri arasında uykululuk, uyuşukluk, baş dönmesi hissi de yer alır. Alkolün yemekle birlikte tüketilmesi bu etkileri daha da artırabilir ve yemek sonrası enerji düşüşünü daha da yoğunlaştırabilir.

Yetersiz uyku: Vücudun doğal uyku – uyanıklık döngüsü olan sirkadiyen ritimdeki bozulmaların da yiyecek tüketiminden bağımsız olarak yorgunluğa katkıda bulunabileceği bilinmektedir. Düzensiz uyku, vardiyalı çalışma veya jet lag, sirkadiyen ritmi bozabilir ve yorgunluğa yol açabilir.

Hareketsiz yaşam: Hareketsiz bir yaşam tarzı kendinizi yorgun hissetmenize neden olabilir. Kullanılmayan kaslar zamanla zayıflayabilir ve kolayca yorulmanıza neden olabilir.

Besin eksiklikleri: Vitaminler ve mineraller genel olarak optimum sağlık için gereklidir. Özellikle B vitaminleri, C vitamini, demir, magnezyum ve çinko gibi belirli besinler enerji üretimi için gereklidir ve bu besinlerdeki eksiklikler yorgunluğa yol açabilir.

Yemekten sonra yorgunluk nasıl önlenir?

Yemek sonrası yorgunluğu önlemek ve enerji seviyenizi korumak için ipuçları:

Metabolizmanızı düzenlemek ve yorgunluğa yol açabilecek kan şekeri dalgalanmalarını önlemek için yemek öğünlerinizi planlayın.

Rafine karbonhidrat alımını sınırlayın ve beslenmenize baklagiller, nişastalı sebzeler ve tam tahıllar gibi daha kompleks karbonhidratlar ekleyin.

Beslenmenize meyveler, sebzeler, yağsız proteinler ve doymamış yağlar gibi daha besleyici yiyecekler ekleyin.

Sindirime yardımcı olduğu, besin emilimini desteklediği ve genel enerji seviyesini korumaya yardımcı olduğu için su içmeyi ihmal etmeyin.

Alkol ve kafein tüketimini en aza indirin. Alkol geçici bir rahatlama hissi sağlasa da yorgunluğu artırabilir. Benzer şekilde, kafein de başlangıçta uyarıcı olsa da enerji düşüklüğüne yol açabilir ve yemek sonrası yorgunluğa katkıda bulunabilir.

Genel sağlığınız ve enerji seviyenizi artırmak için düzenli fiziksel aktivite yapın.

Her gece 7 veya daha fazla saat uyumayı hedefleyin.

Paylaşın

Sağlıklı Bir Kilo İçin 7 Doğal İştah Kesici

Doğal iştah kesiciler, iştahınızı dizginleyerek daha uzun süre tok hissetmenizi sağlayan yiyecekler, içecekler ve takviyelerdir: Yüksek lifli yiyecekler, yağsız proteinler ve sağlıklı yağlar…

Haber Merkezi / Doğal iştah kesiciler, bilinçli beslenme, porsiyon kontrolü ve düzenli fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı alışkanlıklarıyla birleştirildiğinde daha etkili olur.

Yüksek lifli gıdalar: Yüksek lifli gıdaların sindirimi daha uzun sürer, bu da daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur. Lif ayrıca kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olur ve bu da iştah kontrolüne katkıda bulunur.

Yetişkinler için önerilen günlük lif alımı (DRI) erkekler için günde yaklaşık 31 gram ve kadınlar için günde yaklaşık 25 gr’dır.

Beslenmenize daha fazla lif eklemek için her gün çeşitli yüksek lifli yiyecekler tüketmeyi hedefleyin: Sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tohumlar, baklagiller, tam tahıllar.

Çemen otu: Baklagiller familyasından bir bitki olan çemen otunun tohumları, çözünür lif açısından zengindir, sindirimi ve karbonhidratların emilimini yavaşlatmaya yardımcı olur, bu da uzun süreli tokluk hissine ve iştah azalmasına yol açabilir.

Çemen otu ayrıca kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur ve bu da prediyabet ve tip 2 diyabet hastalarına fayda sağlayabilir.

Acı biberler: Acı biberlerin ana bileşen olan kapsaisin, iştahı azaltabilir ve yağ yakımını artırabilir. Araştırmalar, akşam yemeğinde acı biber tüketmenin tokluk hissini artırdığı ve gece (akşam yemeğinden sonra) yemek yeme isteğini azaltarak kalori alımının kontrol edilmesine yardımcı olduğu ortaya koymuştur.

Yağsız proteinler: Her öğününüze tavuk, balık, tofu, yumurta ve baklagiller gibi yağsız protein kaynakları eklemek, toplam kalori alımınızı azaltmanıza yardımcı olabilir.

Çok fazla protein tüketmek böbrek hastalığı olan kişilerde böbreklere zarar verebilir. Protein alımınızı bol miktarda meyve, sebze ve tam tahıllarla dengeleyin.

Sağlıklı yağlar: Sağlıklı yağlar diğer besinlere göre daha uzun sürede sindirilir ve kan şekeri seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur.

Sağlıklı yağları beslenmenize dahil etmek için avokado, kuruyemiş, çekirdek, zeytinyağı, bitkisel yağlar (örneğin ayçiçeği) ve deniz ürünleri gibi doymamış yağlar açısından zengin yiyecekleri tercih edebilirsiniz.

Yeşil çay: Yeşil çay, Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından yapılır. Hem yeşil çay hem de yeşil çay özütü (çayın yoğunlaştırılmış bir hali) iştah bastırma ve kilo yönetimine yardımcı olabilir.

Fazla miktarda tüketilmesi karaciğere zarar verebileceği için karaciğer rahatsızlığı olan kişilerin yeşil çay ve özlerini tüketmekten kaçınmaları önerilir.

Bitter çikolata. Tatlı krizleriniz başladığında, az miktarda bitter çikolata, iştahınızı bastırmanın lezzetli bir yolu olabilir. Bitter çikolata, tokluk hormonlarını etkileyebilecek polifenoller açısından zengindir.

Bitter çikolata iştahınızı bastırmaya yardımcı olsa da, yağ ve şeker içeriği iştah üzerindeki olumlu etkilerini ortadan kaldırabilir. Kilo yönetimi hedefinizse, bitter çikolatayı ölçülü tüketmeyi hedeflemelisiniz.

Paylaşın

“Çöp Gıda” Yemeyi Bırakmak İçin 9 İpucu

Çöp gıda veya gıdalar, fast food, soda, şekerleme, kurabiye ve tuzlu atıştırmalıklar gibi aşırı işlenmiş yiyecek ve içecekleri tanımlamak için yaygın olarak kullanılan bir terimdir.

Haber Merkezi / Bu tarz gıdalardan oluşan beslenme alışkanlığı, obezite, yağlı karaciğer, yüksek kan şekeri, depresyon, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkilendirilmektedir.

Eğer çöp gıdalardan oluşan beslenme alışkanlığınızdan kurtulmaya çalışıyorsanız, deneyebileceğiniz birkaç etkili yöntem var.

Evde daha fazla yemek pişirin: Evde daha fazla yemek pişirmeye çalışmak, abur cuburu azaltmanın en iyi yollarından biridir. Eğer evde yemek pişirmeye alışık değilseniz, haftada bir veya iki öğünü evde hazırlayarak yavaş yavaş başlayabilir ve sonrasında evde yemek hazırlama sürenizi artırabilirsiniz.

Daha fazla protein tüketin: Protein en doyurucu besindir. Çalışmalar, protein alımını artırmanın atıştırmayı azaltmanın ve aşırı yemeyi önlemenin etkili bir yolu olduğunu ve bunun da abur cubur tüketmeyi azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Düzenli beslenin: Vücudunuzu gerekli besinlerden mahrum bırakmak veya yiyecek tüketimini aşırı kısıtlamak, sağlıksız gıda tüketimini azaltmanın etkili bir yolu gibi görünebilir, ancak tam tersi etkiye de neden olabilir.

Doyurucu yiyecekler tüketin: Beslenme ve yiyecek seçimleriniz konusunda zorluk çekiyorsanız, belirli yiyeceklerin vücudunuzu ve açlık seviyenizi nasıl etkilediğini öğrenmek, daha sağlıklı bir beslenme planı geliştirmenize ve sağlıksız yiyecek tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olabilir.

Yeterince uyuyun: Uyku sağlık için olmazsa olmazdır ve vücudunuzu kaliteli uykudan mahrum bırakmak yiyecek seçimlerinizi olumsuz yönde etkileyebilir ve abur cubur yeme isteğinizi artırabilir.

Stresinizi yönetin: Stres, fiziksel ve ruhsal sağlığınızı önemli ölçüde etkileyebilir ve hatta yiyecek seçimlerinizi etkileyebilir. Stresten kaçınmak imkansız olsa da, sağlıklı stres yönetimi uygulamaları geliştirmek, abur cubur tüketiminizi azaltmanıza yardımcı olabilir.

Mutfağınızı yenilemeyi düşünün: Mutfağınız abur cuburla doluysa, ultra işlenmiş ürünleri daha besleyici yiyecekler ile değiştirmeyi düşünebilirsiniz.

Kısıtlayıcı diyetlere başlamayın: Gereksiz yere kısıtlayıcı diyetler uygulamak genel sağlık için iyi değildir ve yiyeceklerle olan ilişkinizi olumsuz yönde etkileyebilir.

Düzenli  alışveriş yapın: İyi donanımlı bir mutfağa sahip olmak, evde daha fazla yemek hazırlamanızı kolaylaştırır, bu da daha az abur cubur yemenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Yaşlanmayı Hızlandıran Dokuz Yiyecek Ve İçecek

Yaşlanma zamanla oluşan doğal bir süreçtir. Yaşlanmayı durduramazsınız ama bu süreci iyi beslenerek ve sağlıksız yiyeceklerden uzak durarak yavaşlatabilirsiniz.

Haber Merkezi / Daha uzun süre genç görünmek istiyorsanız kaçınmanız gereken dokuz yiyecek ve içecek:

Kızarmış yiyecekler: Kızartılmış yiyecekler, hücresel hasara neden olan serbest radikalleri serbest bırakır. Bu serbest radikaller, yaşlanma sürecini hızlandıran çapraz bağlama adı verilen bir sürece yol açar.

Rafine karbonhidrat: Beyaz ekmek gibi rafine karbonhidratlar, vücutta iltihaplanmaya yol açarak kronik hastalık riskini artıran ve yaşlanma sürecini hızlandıran ileri glikasyon ürünlerin oluşumuna yol açar.

İşlenmiş etler: Sosis ve pastırma gibi işlenmiş etler sülfit, doymuş yağ ve sodyum içerdiklerinden cilde zararlıdır. Bunlar cildi kurutabilir ve iltihaplanmaya neden olabilir, bu da süreçte kolajeni gevşetir.

Tuzlu yiyecekler: Çok fazla tuz tüketmek susuzluğa ve su tutulmasına neden olabilir. Tuzlu yiyeceklerin düzenli tüketimi ciltten su kaybına neden olabilir ve bu da cildin daha hızlı yaşlanmasına yol açar.

Baharatlı yiyecekler: Baharatlı yiyecekler cildinizin kırmızı ve lekeli görünmesine neden olabilir.

Şekerli yiyecekler: Rafine şeker iltihaplanmaya neden olur ve cildinizi esnek ve genç tutan hem kolajen hem de elastine zarar verir. Çok fazla şeker tüketmek kilo alımına ve diğer sağlık sorunlarına da neden olabilir.

Trans yağlar: Hazır yiyecekler ve abur cuburlar genellikle trans yağlar açısından zengindir. Trans yağlar, atardamarları ve kan damarlarını sertleştiren veya daraltan bir etkiye sahiptirler. Bu durum, cilde giden kan akışını azaltarak erken yaşlanmaya ve kırışıklıklara neden olur.

Kömürde pişirilmiş et: Kömürde pişirilmiş etler sağlığınıza zararlı olan pro – inflamatuar hidrokarbonlar içerir. Bu durum, vücuttaki kolajenin parçalanmasına neden olabilir ve bu da erken yaşlanmaya yol açar.

Kafein: Çok fazla kahve içmek susuzluğa neden olabilir, kuru ve donuk görünümlü cilde yol açabilir. Kahve tüketiminizi sınırlamaya çalışın ve her fincan kahve için ek bir bardak su içmeye çalışın.

Alkol: Alkol, karaciğerinize zarar verir ve bu da karaciğerinizin vücudunuzdaki toksinleri filtreleme ve atma yeteneğini etkiler. Toksinler vücutta biriktiğinde, sivilce, kolajen ve elastikiyet kaybı, cilt kuruluğu gibi sorunlara yol açar.

Paylaşın

Tiroid Hastası Mısınız? İşte Beslenmeniz Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Hızla artan bir hastalık haline gelen tiroid, kötü yaşam nedeniyle nedeniyle oluşur ve tiroid oluştuğunda, vücutta bazı önemli hormonlar çok fazla veya çok az üretilir.

Haber Merkezi / Hipertiroidizm, hipotiroidizm, tiroidit ve hashimoto tiroiditi gibi birçok tiroid türü vardır. Hipotiroidizm, tiroid bezinizin tiroid hormonunu düzgün bir şekilde üretemediği durumdur. Bu durumda, obezite vücutta hızla gelişir.

Böyle bir durumda, beslenme ve yaşam tarzınızda bazı değişiklikler yapılarak tiroid kontrol edebilir.

Tiroid hastası ne yememeli?

Yağlı, kızarmış, aşırı tatlı ve işlenmiş yiyeceklerin tüketilmesi tamamen bırakmalı. Lahana, brokoli ve soya gibi turpgiller familyasından sebzeler, tiroid hastasına zarar verebilecek guatrojenler içerir. Bu yiyeceklerde çok az tüketilmeli.

Tiroid hastası ne tüketmeli?

Tiroidden muzdarib olanlar, lif açısından zengin meyve ve sebzeleri beslenmesine dahil etmeli. Lif açısından zengin besinler metabolizma hızını artırır. Bu besinler, ayrıca vücuttaki tiroid fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olan hem mikro hem de makro bileşenler içerir.

Vücutta iyot eksikliği de tiroid sorunlarına neden olabilir. Bun edenle yemeklerde iyotlu tuz kullanılmalı ve bol bol deniz ürünleri tüketilmeli.

Tiroid hastaları için temel vitaminler

Tiroid hastalarında D vitamini eksikliği de bulunur. Bu nedenle, tiroid hastaları gün içinde bir süre güneşte oturulmalı veya doktor tavsiyesi doğrultusunda D vitamini takviyesi almalı. Tiroid hastaları, ayrıca magnezyum açısından zengin yeşil yapraklı sebzeleri ve selenyum açısından zengin kuru meyveleri de beslenmelerine eklemeli.

Tiroid için hangi egzersizler yapılmalı?

Tiroid rahatsızlığından muzdarib olanlar kilo alma eğiliminde oldukları için günde en az 40 – 45 dakika fitness egzersizi yapmalı.

Paylaşın

Bu Beş İpucuyla Gece Atıştırmalıklarına Son Verin!

Gece geç saatlerde kendinizi sık sık buzdolabını karıştırırken mi buluyorsunuz? Bu durum bir çok kişi için ortak bir zorluk olabilir; can sıkıntısı, stres ya da sadece alışkanlık.

Haber Merkezi / Korkmayın! Birkaç basit ipucuyla gece yarısı atıştırmalıklarına son verebilir ve daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinebilirsiniz. İşte, size yardımcı olacak beş ipucu:

Susuz kalmayın: Bazen gece geç saatlerde açlık hissettiren şey dehidrasyonun bir işareti olabilir. Atıştırmaya başlamadan önce bir bardak su içmeyi deneyin ve birkaç dakika bekleyin. Dehidrasyon bazen kendisini açlık olarak maskeleyebilir, bu nedenle gün boyu susuz kalmamak, gece geç saatlerde gereksiz atıştırmaların önlenmesine yardımcı olabilir.

Dengeli yemekler planlayın: Gece yarısı atıştırmalıklarını önlemenin en iyi yollarından biri, gün boyu dengeli yemekler yediğinizden emin olmaktır. Daha uzun süre tok kalmanızı sağlamak için öğünlerinize bol miktarda lif, protein ve sağlıklı yağlar ekleyin. Yağsız protein, tam tahıllar ve sebzeleri içeren besleyici bir akşam yemeği, gece geç saatlerde atıştırmalıkları önlemeye yardımcı olabilir.

Dikkatli yeme: Gece geç saatte olsa bile yemek yerken dikkatli olun. Vücudunuzun açlık işaretlerine dikkat edin ve kendinize gerçekten aç olup olmadığınızı, yoksa alışkanlıktan mı yoksa can sıkıntısından mı yemek yediğinizi sorun.

Sağlıklı atıştırmalıklar: Gece geç saatlerde kendinizi gerçekten aç hissediyorsanız, beslenmenizi bozmayacak sağlıklı atıştırmalık seçeneklerini tercih edin. Taze meyve, yoğurt, kuruyemişler veya patlamış mısır gibi atıştırmalıkları hazır bulundurun.

Uyku rutini oluşturun: Uyku vakti rutini oluşturmak, vücudunuza dinlenme ve uykuya hazırlanma zamanının geldiği sinyalini vermenize yardımcı olabilir. Yatmadan önce kitap okumak, sıcak bir banyo yapmak veya hafif sporlar gibi sakinleştirici aktiviteler yapın.

Bu basit ipuçlarını uygulayarak, gece geç saatlerde iştahınızı kontrol altına alabilir ve genel olarak daha sağlıklı yeme alışkanlıkları geliştirebilirsiniz.

Unutmayın, ara sıra kendinizi şımartmakta sorun yoktur, ancak yeme alışkanlıklarınıza dikkat etmek ve bilinçli seçimler yapmak, uzun vadede sağlıklı yaşam hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir. Yani bir dahaki sefere bütün gece yemek yeme isteği duyduğunuzda, bunun yerine bu etkili taktiklerden birini deneyin!

Paylaşın

Veganlar İçin Kalsiyum Açısından Zengin 5 Yiyecek

Vegan yaşam tarzını seçenler veya bitki bazlı beslenmeyi takip edenler için endişe yaratan besin maddelerinden biride kalsiyumdur. Geleneksel olarak süt ürünleriyle ilişkilendirilen kalsiyum, güçlü kemiklerin ve genel sağlığın korunması için hayati öneme sahiptir.

Haber Merkezi / Neyse ki, öğünlerinize kolayca dahil edebileceğiniz, süt ürünü olmayan, vegan dostu çok sayıda kalsiyum kaynağı var. İşte bitki kaynaklı, kalsiyum açısından zengin beş besin:

Tofu ve Tempeh: Tofu ve tempeh gibi soya bazlı ürünler kalsiyum açısından zengindir. Soya fasulyesinden yapılan tofu, kızartmalar, omletler veya tatlılar gibi yemeklere dahil edilebilir. Öte yandan fermente soya ürünü olan tempeh de bir başka kalsiyum açısından zengin seçenektir.

Yapraklı yeşiller: Lahana, kara lahana, marul ve brokoli gibi yapraklı yeşillikler kalsiyum açısından mükemmel kaynaklarıdır. Bu yeşilliklerle yapılacak yiyecekler ile  kalsiyum ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

Güçlendirilmiş bitki sütü: Badem, soya ve yulaf sütü gibi çeşitli bitkisel sütler artık kalsiyum ve diğer temel besinlerle zenginleştiriliyor. Bitki sütü seçerken, kalsiyumla zenginleştirilmiş olanı seçtiğinizden emin olun.

Yenilebilir deniz yosunu: Yenilebilir deniz yosunu, özellikle de suşi rulolarında yaygın olarak kullanılan nori, kalsiyum açısından şaşırtıcı derecede zengindir. Nori, eşsiz tadı ve dokusunun yanı sıra bu temel minerale önemli bir destek sağlar. Vegan suşi ruloları hazırlayarak, salatalara ekleyerek veya çeşitli yemeklerde baharat olarak kullanarak noriyi beslenmenize dahil edebilirsiniz.

Kuruyemişler ve Tohumlar: Badem, chia ve susam tohumu, tahin hem kalsiyum hem de diğer temel besinler açısından zengindir. Badem iyi bir atıştırmalıktır; chia tohumları ise pudinglere, smoothielere veya yulaf ezmesine eklenebilir. Susam tohumları ve tahin ise soslarda veya ezmelerde kullanılabilir.

Paylaşın

Hiperkalsemiden Kemik Kaybına: Aşırı D Vitamininin 5 Yan Etkisi

Genellikle ‘güneş ışığı vitamini’ olarak adlandırılan D vitamini, kemik sağlığı ve bağışıklık sistemini destekleme de dahil olmak üzere birçok vücut fonksiyonu için gereklidir.

Haber Merkezi / Ancak çoğu şey gibi iyi bir şeyin de fazlası zararlı olabilir. D vitamini eksikliği büyük bir endişe kaynağı olsa da, önerilen miktarların aşılması çeşitli rahatsız edici ciddi yan etkilere yol açabilir.

İşte aşırı D vitamininin 5 potansiyel yan etkisi:

Hiperkalsemi: Aşırı D vitamini alımıyla ilişkili en önemli risklerden biri, kandaki yüksek kalsiyum seviyesi ile karakterize bir durum olan hiperkalsemidir. D vitamini vücudun kalsiyumu emmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, çok fazla D Vitamini aşırı kalsiyum emilimine yol açarak mide bulantısı, kusma, halsizlik, sık idrara çıkma gibi semptomlara ve ciddi vakalarda böbrek taşlarına ve hatta böbrek hasarına neden olabilir.

Böbrek sorunları: Aşırı D vitamini takviyelerinin tüketimi böbreklere baskı yapabilir. Böbrekler vücuttaki kalsiyum seviyesinin düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar. D vitamini toksisitesine bağlı aşırı kalsiyum, özellikle kişinin zaten altta yatan böbrek sorunları varsa, potansiyel olarak böbrek hasarına veya işlev bozukluğuna yol açabilir.

Sindirim sorunları: Yüksek dozda D vitamini takviyesi almak mide bulantısı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu semptomların şiddeti bireyin toleransına ve tüketilen D vitamini miktarına bağlı olarak değişiklik gösterebilir. D Vitamini takviyesi aldıktan sonra kalıcı mide-bağırsak rahatsızlığı yaşıyorsanız bir sağlık uzmanına danışmanız önemlidir.

Kemik kaybı: Paradoksal olarak aşırı D vitamini seviyesi kemik kaybına yol açabilir. D vitamini kemik sağlığı ve kalsiyum emilimi için çok önemli olsa da, çok fazlası vücuttaki kalsiyum metabolizmasının hassas dengesini bozabilir ve zamanla kemikleri zayıflatabilir. Bu etkinin hiperkalsemi ve uzun süreli D vitamini toksisitesi ile birlikte ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Karışıklık ve yönelim bozukluğu: Çok fazla D vitamini kalsiyum seviyesini bozduğunda beyniniz etkilenebilir. Bu kafa karışıklığına yol açarak net düşünmeyi zorlaştırabilir. Oryantasyon bozukluğu ortaya çıkar ve kendinizi kaybolmuş ve yersiz hissetmenize neden olabilir. Ciddi durumlarda, gerçeklik algınızı bozan halüsinasyonlar bile meydana gelebilir.

Paylaşın

Güne Hızlı Başlamak İçin Beş Sağlıklı İçecek

İster kapıdan aceleyle çıkıyor olun, ister sakin bir sabah geçiriyor olun, sağlıklı ve besleyici içecekler, güne iyi bir başlangıç ​​yapmak için ihtiyacınız olan enerjiyi ve besin maddelerini sağlayacaktır.

Haber Merkezi / Smoothieden latteye kadar, işte beş farklı sağlıklı sabah içeceği:

Yeşil smoothie: Vitamin, mineral ve antioksidanlarla dolu yeşil ağırlıklı smoothieler sabahınızı neşelendirmenin harika bir yoludur. Krema kıvamı için bir avuç ıspanak veya lahana, olgun bir muz, çilek veya mango gibi meyveler, bir miktar badem sütü ve bir parça yoğurdu karıştırın. Besin açısından zengin bu karışım öğle yemeğine kadartok hissetmenizi sağlayacaktır.

Yulaf ezmeli smoothie: Yulaf, bir kaşık protein tozu, bir avuç fındık veya tohum, bir tutam tarçın ve seçtiğiniz sütü bir karıştırıcıda birleştirin. Pürüzsüz olana kadar karıştırın ve kendinize lif, protein ve temel besinler açısından zengin, lezzetli ve doyurucu bir smoothie hazırlayın.

Matcha latte: Matcha, antioksidanlar açısından zengin, hafif bir kafein takviyesi sağlayan, toz haline getirilmiş bir yeşil çaydır. Bir çay kaşığı matcha tozunu sıcak suyla köpürene kadar çırpın, ardından sütü ve bir miktar balı ekleyin. Güne sakin ve odaklanmış bir başlangıç ​​için bu lattenin tadını çıkarın.

Pancarlı smoothie: Pancar, kan akışını iyileştirmeye ve kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilecek antioksidanlar ve nitratlarla yüklüdür. Pişmiş pancarı (veya isterseniz çiğ), bir avuç karışık meyveyi, bir kaşık protein tozunu, bir miktar hindistancevizi suyunu ve bir miktar limon suyunu bir karıştırıcıda birleştirin, pürüzsüz hale gelinceye kadar karıştırın.

Zerdeçal latte: Bir çay kaşığı zerdeçal tozu, bir tutam karabiber (emilimini arttırmak için) ve tatlandırmak için biraz bal veya akçaağaç şurubu ile bir miktar sütü (süt ürünü veya bitki bazlı) karıştırın ve ısıtın. Bu altın iksir sadece rahatlatıcı bir tada sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda güne iyi başlamanız için sayısız fayda da sağlıyor.

Paylaşın