Avrupa, Rusya İle Olası Savaşa Hazırlanıyor

Avrupa ülkeleri, Ukrayna ile savaşı kazanma ihtimali yükselen Rusya’nın tehditleriyle karşı karşıya kalabilir. Bu olasılık Avrupa ülkelerini askeri yönden yeni adımlar atmaya zorluyor.

Avrupa’nın en büyük, dünyanın da üçüncü büyük tirajlı gazetesi Bild, Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz’in ülkesinin, Rusya ile topyekün bir savaş olasılığına karşı hazırlık yaptığını söylediğini bildirdi.

Bild’e göre, Bakan Kosiniak-Kamysz, Ukrayna’nın Rusya ile savaşı kaybetme ihtimalinin yükseldiğini ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in Polonya dahil NATO ülkelerine saldırmaya karar verdiği bir senaryoya hazırlandığını açıkladı.

“Bu sözleri öylesine söylemiyorum” diyen Kosiniak-Kamysz, durumun ve gelişmelerin dikkatle değerlendirdiğini ve analiz edildiğini, ülke savunması için şimdiden somut adımların atıldığını, örneğin silahlanma alanındaki eksikliklerin incelendiğini kaydetti.

Habere göre Polonya Savunma Bakanı, ülkesinin Belarus ve Rusya ile olan sınır bölgesinde yeni sığınaklar inşa ettiğini ve bu hamlenin “genel ulusal savunma planının bir parçası” olduğunu da söyledi.

Bakan Kosiniak-Kamysz, “Rusya’nın saldırması durumunda, Polonya Avrupa Birliği’nin (AB) ortak savunmasında çok önemli bir rol oynayacak. AB Komisyonu da bunun farkında” diye konuştu.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşın ardından Polonya ve diğer Avrupa ülkelerine saldırabileceği şeklindeki görüşleri paylaşan bir diğer isim de Alman Savunma Bakanı Boris Pistorius.

“Avrupa askeri tehdit durumuyla karşı karşıya”

Rusya ile 5-8 yıl içinde bir savaş yaşanabileceğini iddia eden ve “Putin’in bir gün bir NATO ülkesine saldırabileceğini hesaba katmak zorundayız” diyen Pistorius, kısa bir süre önce yaptığı bir açıklamada, “Hem olası hem de maksimum risk senaryolarını analiz ediyoruz. Kesin olan bir şey var ki, Avrupa’da bir kez daha 30 yıldır görülmemiş bir askeri tehdit durumuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Göreve geldiği geçen yıl Ocak ayından bu yana sık sık Almanya’nın Rusya ile savaşa hazır olması çağrısında bulunan Pistorius, ülkesinin gelecekte Avrupa’nın karşılaşacağı güvenlik sorunlarına karşı kendini savunmaya hazır olmadığı uyarısını da yapıyor.

Alman askeri uzmanlar da yıllarca izlenen tasarruf politikaları nedeniyle yatırım yapılmayan Almanya ordusunun hareket kabiliyetini yitirdiğini, subay ve astsubay eksikliği nedeniyle eğitimlerin zor yapıldığını ve tatbikatların bile iptal olmasının artık olağan hale geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, ordunun şu anda sıcak bir çatışmaya hazırlıksız olduğunu vurguluyor.

“Rusya büyük olasılıkla…”

İsveç Sivil Savunma Bakanı Carl-Oskar Bolin ve Genelkurmay Başkanı Micael Byden da İsveç halkını Rusya ile savaşa hazır olmaları yönünde uyarmış, uyarı ülkede paniğe neden olmuştu.

Danimarka İstihbarat Dairesi de Rusya’nın olası bir sıcak çatışmaya girebileceğini duyurdu. Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ise, “Rusya büyük olasılıkla NATO üyesi ülkelere karşı askeri gücünü kullanabilecek” dedi.

Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya, güvenlik endişeleri nedeniyle sınırlarındaki savunmayı güçlendirmek amacıyla önümüzdeki birkaç yıl içinde sığınaklar ve savunma tesisleri inşa etme kararı almışlardı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Asgari Ücrette Avrupa Ülkeleri Arasında Sondan 5. Sırada

Verilere göre, Türkiye, asgari ücrette 26 Avrupa ülkesi arasında sondan beşinci sırada yer alıyor. En yüksek asgari ücret ise 2 bin 570 euro ile Lüksemburg’da veriliyor.

Ayrıca Avrupa’da temmuzda asgari ücretler yeniden artırılacak ancak Türkiye’de iktidar bu yıl ikinci artış olmayacağını açıkladı.

2024 yılında yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkarılan asgari Türkiye’yi Avrupa’da en düşük ücret alan ülkeler arasından çıkaramadı. Eurostat verilerine göre Türkiye, Avrupa’da en düşük 5’inci ücret alan ülke oldu.

Bu yıl Türkiye’de asgari ücret yüzde 49 artışla 17 bin 2 TL’ye çıkarılsa da Avrupa ülkeleri arasında da en kötü ücretlerden olmaktan kurtulamıyor. Türkiye’de asgari ücret ilk kez 500 doları aşsa da 26 Avrupa ülkesi içinde 22’nci sırada yer alarak son sıralardaki yerini koruyor.

10haber’in haberine göre, Türkiye’de 20 bin 2 lira olan brüt asgari ücret, 32 lira 93 kuruş olan kura göre 607 euro oldu. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa ülkelerinde 2024 yılının ilk yarısında geçerli asgari ücretleri açıkladı.

Buna göre Avrupa’da aylık brüt asgari ücretin en yüksek olduğu ülke 2 bin 570 euro ile Lüksemburg olurken, bu ülkeyi, 2 bin 146 euro ile İrlanda, 2 bin 70 euro ile Hollanda, 2 bin 54 euro Almanya takip etti. 385 euro ile Arnavutluk, 477 euro ile Bulgaristan, 532 euro ile Karadağ, 543 euro Sırbistan ve 607 euro ile Türkiye en düşük asgari ücrete sahip 5 ülke olarak sıralandı.

Ayrıca Avrupa’da temmuzda asgari ücretler yeniden artırılacak ancak Türkiye’de iktidar bu yıl ikinci artış olmayacağını açıkladı. Eurostat’ın 1999 yılından bu yana verilerini inceleyen Euronews’te yer alan haberde, Türkiye’nin asgari ücrette euro bazında en yüksek seviyeye eriştiği yıl 2024 oldu.

Ancak enflasyonun etkisinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken bu en yüksek rakam Türkiye’de milyonlarca çalışanın aldığı ortalama ücret haline dönüştü.

İşgücünde bulunan yaklaşık 32 milyon kişinin yarısı asgari ücret alırken, milyonlarca çalışan da asgari ücretin biraz üstüne ücretlerle geçinmeye çalışmak durumunda kalıyor.

Paylaşın

Avrupa’da Hanehalkı Gelirinin Düştüğü Tek Ülke Türkiye

Avrupa ülkeleri arasında euro bazında kullanılabilir hanehalkı gelirinin düştüğü tek ülke Türkiye oldu. 2016-2021 yılları arasında Türkiye’de gelir bin Euro (yüzde 27) düştü.

TÜİK verilerine göre 2022 yılında Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 98 bin 416 TL oldu. Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 48 bin 642 TL hesaplandı. Bu da eşdeğer hanehalkı büyüklüğünün 2,02 olduğunu gösteriyor.

Avrupa’da gelir seviyesinde önemli farklılıklar bulunuyor. Bu durum kıta genelindeki gelir eşitsizliğin boyutunu ortaya koyuyor. Batı ve İskandinav ülkeleri, birçok güney ve doğu ülkesine kıyasla daha yüksek harcanabilir gelire sahip. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri sıralamasında Türkiye ise son sıralarda yer alıyor.

Legatum 2023 Refah Endeksi’ne göre dünyanın en müreffeh ülkelerinin üçte ikisi Avrupa’da yer alıyor, ancak gelir eşitsizliği Avrupa genelinde oldukça yaygın. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri sadece AB üye ülkeleri arasında değil, diğer Avrupa ülkeleri arasında da önemli farklılıklar gösteriyor.

“Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri” temel olarak hanehalkının harcayabileceği ve tasarruf edebileceği geliri gösteriyor. Biz bunu haber boyunca “kullanılabilir hanehalkı geliri” olarak kısalttık.

Farklı vergi rejimleri ve fiyat seviyeleri nedeniyle ülkelerin harcanabilir gelir seviyelerini doğru bir şekilde karşılaştırmak zor. Ancak farklılıkları ölçmenin ve karşılaştırmanın bir yolu, her ülkede satın alma gücü standardına (PPS) göre eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirine bakmak. Bu da yaşam standartları hakkında bir fikir verir.

Peki, Avrupa’da en yüksek ve en düşük kullanılabilir hanehalkı gelirine sahip ülkeler hangileri? Avrupa’da gelir eşitsizliği ne kadar yaygın?

Satın alma gücüne göre (PPS) hanehalkı fert geliri 2022 yılında AB’de 18 bin 706 oldu. Bu değer Türkiye’de ise 6 bin 10 gerçekleşti. Avrupa’da en yüksek kullanılabilir hanehalkı geliri 33 bin 214 ile Lüksemburg’da; en düşük ise 4 bin 385 ile Arnavutluk’ta. Bu değerin en düşük olduğu AB ülkesi ise 9 bin 971 ile Bulgaristan.

Kullanılabilir hanehalkı geliri, beş İskandinav ülkesinde AB ortalamasının üzerinde ancak Norveç ikinci sırada yer alırken, diğerlerinden hiçbiri ilk beşe giremedi.

AB’nin nüfus olarak en büyük dört ülkesine baktığımızda kullanılabilir hanehalkı geliri Almanya (23 bin 197) ve Fransa’da (20 bin 575) AB ortalamasının üzerinde gerçekleşti. İtalya (18 bin 472) ve İspanya (17 bin 254) ise AB ortalamasının altında kaldı.

AB’ye en son katılan ülke olan Hırvatistan’ın, altı AB ülkesinden daha yüksek gelire sahip olması dikkat çekti.

Haritada görüldüğü üzere gelir dağılımında açık bir coğrafi bölünme söz konusu: Kullanılabilir hanehalkı geliri en yüksek batı ve İskandinav ülkelerinde kaydedilirken, çoğu güney ve doğu ülkesinde ise bu gelir daha düşük seyretti.

AB’ye aday ülkeler listedeki en düşük kullanılabilir hanehalkı gelire sahip ülkeler oldu. Arnavutluk (4 bin 385) en alt sırada yer alırken, bu ülkeyi Kuzey Makedonya (5 bin 988) ve Türkiye (6 bin210) takip etti.

Satın alma gücü yerine Euro cinsinden gelir dikkate alındığında, Avrupa’daki gelir eşitsizliği dağılımı daha keskin.

AB’de 2022 yılında kullanılabilir hanehalkı fert geliri 19 bin 83 Euro oldu. Lüksemburg 45 bin 310 Euro ile yine zirvede. Arnavutluk 2 bin 523 Euro ile yine sonda. Türkiye ise 36 ülke içinde 2 bin 752 Euro ile sondan ikinci sırada.

Bu gelir Almanya’da 25 bin Euro; Fransa’da ise 23 bin 53 Euro gerçekleşti. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Euro cinsinden gelir AB’ye aday ülkelerde oldukça düşük gerçekleşti.

Peki, Euro bazında eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri son 5 yılda nasıl değişti?

Dokuz AB üye ülkesi ve iki aday ülkede 2017 ve 2022 yılları arasında (ya da verilerin mevcut olduğu son beş yıl içinde) yüzde 40’tan fazla artış gösterdi. Bu değişim AB geneli için yüzde 17 oldu.

Romanya yüzde 101 ile en yüksek artışı kaydederken, onu Sırbistan (yüzde 68) ve Litvanya (yüzde 66) takip etti. Bu gelirin AB ortalamasından daha yüksek olduğu ülkelerdeki değişim daha düşük kaldı. Örneğin İsviçre’de yüzde 1, Norveç’te yüzde 2 ve Fransa ile İsveç’te yüzde 5 oldu.

Euro bazında kullanılabilir hanehalkı geliri düştüğü tek ülke Türkiye oldu. 2016-2021 yılları arasında Türkiye’de gelir bin Euro (yüzde 27) düştü.

Değişimlere yüzde olarak değil de Euro cinsinden bakıldığında, en yüksek artış Lüksemburg’da (8 bin 995 Euro) kaydedilirken bu ülkeyi İrlanda (6 bin 181 Euro) ve Hollanda (5 bin 976 Euro) takip etti. AB’deki ortalama artış 2 bin 802 Euro olurken bu artış Almanya’da 3 bin 80 Euro ve Fransa’da bin 93 Euro gerçekleşti.

Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri nedir?

Ülkeler arası yaşam standartlarını kıyas ederken en rağbet gören verilerden birisi eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri. Peki, Türkiye İstatistik Enstitüsü (TÜİK) ve AB İstatistik Ofisi Eurostat tarafından kullanılan bu gelir ne anlama geliyor, nasıl hesaplanıyor?

Öncelikle “hanehalkı kullanılabilir net geliri”ne bakalım. TÜİK’in tanımıyla basitçe hanehalkındaki her bir ferdin elde ettiği kişisel yıllık kullanılabilir gelirlerin toplamı ile hane bazında elde edilen yıllık gelirlerin toplamından bu dönem için ödenen vergiler ve haneye yapılan düzenli transferler düşüldükten sonra geriye hanehalkı kullanılabilir geliri kalıyor.

Bu gelirler; maaş-ücret, yevmiye, müteşebbis geliri ile emekli maaşı, dul-yetim aylıkları ve yaşlılara yapılan ödemeler, karşılıksız burs vb. ayni veya nakdi gelirler ile gayrimenkul kira geliri, haneye yapılan karşılıksız yardımlar, 15 yaşın altındaki fertlerin elde ettiği gelirler vb. olabilir.

Bir hanede bulunan kişi sayısı kadar bunların yaşı ve harcama ihtiyacı farklı oluyor. Bu dikkate alınarak “eşdeğer hanehalkı büyüklüğü” bulunuyor.

Bu iki veri kullanılarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri” hesaplanıyor. Aslında hanenin kazandığı gelirin hanedeki kişi sayısına bölünmesi demek. Ancak hanedeki kişi sayısında bireylerin yaşı da dikkate alınıyor.

Medyan ise ülkedeki tüm gelirler küçükten büyüğe sıralandığında ortaya düşen değeri gösteriyor ve “eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan geliri” bulunuyor.

Kıyaslamada ulusal para birimleri yerine Satın Alma Gücü Standardı (PPS) tercih ediliyor. Çünkü ülkeler arasında fiyat farkı var. Örneğin Almanya’daki kira ücreti ile Romanya’daki kira ücreti veya gıda fiyatı aynı değil. Satın alma gücü tüm bu farklılıklar dikkate alınarak hesaplanıyor.

Fiyat seviyesi farklılıklarını ortadan kaldıran bir tür yapay para birimi olan PPS, tek bir PPS’nin herhangi bir ülkede aynı mal veya hizmeti satın alabilmesini sağlıyor.

TÜİK verilerine göre 2022 yılında Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 98 bin 416 TL oldu. Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 48 bin 642 TL hesaplandı. Bu da eşdeğer hanehalkı büyüklüğünün 2,02 olduğunu gösteriyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

51 Binden Fazla Türkiye Vatandaşı Avrupa’ya İltica Başvurusu Yaptı

2023 yılının ilk dokuz ayında Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 51 bini aştı. Türkiye vatandaşlarının en çok iltica başvurusu yaptığı ülke açık ara Almanya oldu.

İltica sayısında Türkiye vatandaşları Suriyeli ve Afganlardan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Temmuz ayında 14 bin 835 Suriye vatandaşı, 8 bin 105 Afgan ve 5 bin 905 Türkiye vatandaşı Avrupa Birliği (AB) ülkelerine iltica etti.

Avrupa ülkelerine iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı her geçen gün artıyor. 2023 yılı bitmeden eylül ayı itibariyle yıllık bazda tüm zamanların rekoru kırıldı.

Euronews Türkçe’nin aktardığı AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine göre 2023 yılının ilk dokuz ayında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 51 bini aştı. Eski rekor 2022 yılında 48 bin 615 başvuru ile kırılmıştı.

Türkiye vatandaşlarının en çok iltica başvurusu yaptığı ülke açık ara Almanya oldu. 2023 yılındaki rekor artışta Almanya’ya yapılan başvurular etkili oldu. Geçici verilere göre Almanya 35 binden fazla başvuru ile tüm başvurular içinde yüzde 69 paya sahip.

Eurostat’ın iltica verileri 2008 yılından başlıyor. Bazı ülkelerin bazı yıllara ilişkin verileri eksik. Eksik verileri olan ülkelere göç eden Türkiye vatandaşlarının sayısı oldukça az. Dolayısıyla tüm bunları verilere yansıyan “en az iltica sayısı” olarak kabul etmek gerek.

2008-2015 yılları arasında AB ülkelerine ilk kez iltica eden Türkiye vatandaşlarının sayısı 4 bin civarında seyretti ve 5 binin üzerine çıkmadı. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı 2016’dan sonra ise iltica sayısı hızla arttı.

2016’da ilk kez iltica sayısı 10 bin sınırına dayanırken Covid-19 öncesi 2019 yılında bu sayı 23 bini aştı. 2022 yılında ise 48 bin 615 Türkiye vatandaşı ilk kez AB’ye iltica etti.

2023 yılı yaz aylarında ise Almanya’ya rekor seviyede başvuru gerçekleşti. Bu genel toplama da yansıdı. Bazı ülkelerin eylül ayı verileri eksik olmasına rağmen eylül ayı itibariyle 2023 yılında en az 51 bin 415 Türkiye vatandaşı AB ülkelerine ilk kez iltica etti. Sene sonuna kadar bu sayının daha da artmasına kesin gözüyle bakılıyor.

2023 yılında Ocak-Eylül arasında 35 bin 235 Türkiye vatandaşı Almanya’ya ilk kez iltica etti. Bu sayı toplamın yüzde 69’una karşılık geliyor. Bu da 10 iltica başvurusundan 7’sinin Almanya’ya gerçekleşti anlamına geliyor. Eksik verilerin eklenmesiyle bu oran çok az düşebilir.

Almanya’da aylık bazda rekor üstüne rekor

2008 başından bu yana aylık bazda Almanya’ya Türkiye vatandaşlarının yaptığı ilk iltica başvuru sayısı 2023 yılına kadar hiç 5 bine ulaşmamıştı. Kasım 2022’de 4 bin 730 başvuru ile tüm zamanların rekoru kırılmıştı.

2023 yılında ise aylık bazda Almanya başvurularında rekor üstüne rekor geldi. Ağustos 2023’te 5 bin 620 Türkiye vatandaşı Almanya’ya iltica etti. Böylece ilk kez 5 bin sınırı aşıldı. Eylül ayında yeni bir rekor daha geldi. 6 bin 440 başvuru ile 6 bin sınırı da ilk kez geçildi.

2023’te Ocak-Eylül döneminde Almanya’ya 71 bin 840 Suriyeli iltica başvurusu yaptı. Aynı dönemde başvuru yapan Türkiye vatandaşı sayısı ise 35 bin 285 oldu. Ancak Türkiye vatandaşlarının yaptığı başvuru sayısı bu şekilde artmaya devam ederse aylık bazda Türk vatandaşlarının Suriyelileri geçmesi gündeme gelebilir.

Eurostat’ın son paylaştığı bültende iltica sayısında Türkiye vatandaşları Suriyeli ve Afganlardan sonra üçüncü sırada yer alıyor. Temmuz ayında 14 bin 835 Suriye vatandaşı, 8 bin 105 Afgan ve 5 bin 905 Türkiye vatandaşı AB ülkelerine iltica etti.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden “Uyuşturucu Çeteleri Çocukları ‘Asker’ Gibi Kullanıyor” Uyarısı

Gençlerin Avrupa’nın en büyük güvenlik tehditlerinden biri olan ve giderek büyüyen acımasız uyuşturucu ticaretine kapıldığını söyleyen Ylva Johansson, “Radikalleştiriliyorlar ve katil olmak üzere yetiştiriliyorlar. Bunlar çocuk askerlerin uyuşturucu çetelerindeki karşılığıdır” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson, organize suç örgütleri tarafından yönetilen uyuşturucu ticaretinin bugün Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en ciddi güvenlik tehditlerinden biri olduğunu belirtti ve durumun giderek kötüleştiğine dikkat çekti.

İsveç’te geçen hafta iki kişiyi öldüren 16 yaşındaki bir çocuğun başka bir cinayetle bağlantılı olduğunu ve ağır silah bulunmaktan tutuklandığını belirten Johansoson “Bu çocukların işlediği bir dizi cinayetten yalnızca biri.” diyerek duruma örnek gösterdi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Johansson, kokainin yanı sıra fentanilin de öncelikleri arasında olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği’nin stratejileri neler?

AB, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında çocukların örgütlere katılımının önüne geçecek stratejileri güçlendirmek istiyor. Bunlar arasında hırsızlık ya da okulu bırakma gibi erken işaretleri izleyerek çocukların tespit edilmesi gibi önlemler de bulunuyor.

AB ayrıca, ulusal mercilerin ve uyuşturucu kullananların piyasaya giren yeni bir tehlikeli madde hakkında bilgilendirilmesi için Avrupa çapında yeni bir uyuşturucu uyarı sisteminin geliştirilmesini hedefliyor.

Bunun yanı sıra Avrupa limanları arasında istihbarat paylaşımını da daha etkin hale getirmeyi amaçlayan AB, istihbarat paylaşımı ve suçlularla mücadele stratejileri konusunda Orta ve Güney Amerika ülkeleriyle çalışmayı planlıyor.

Birlikte geçen yıl 303 ton kokain ele geçirildi. Bu oran son on yılda beş kat artışa işaret ediyor. En fazla uyuşturucu yakalanan ülkelerin başında Belçika, Hollanda ve İspanya bulunuyor. AB çapında işlenen tüm cinayetlerin yarısının uyuşturucuyla bağlantılı bulunduğunu gösteren son veriler de AB mercileri üzerine bu konudaki baskıyı artırıyor.

Paylaşın

Türkiye, Küresel Organize Suç Endeksi’nde Avrupa’da Birinci

Türkiye, başta uyuşturucu kaçakçılığı, göçmen ve tarihi eser kaçakçılığı, insan ticareti, yolsuzluk, sigara ve alkol kaçakçılığı, silah ve mühimmat kaçakçılığı gibi başlıkların yer aldığı Küresel Organize Suç Endeksi’nde Avrupa’da birinci dünyada ise 14. sırada.

Araştırma için organize suça ilişkin yayınlar incelenerek veriler toplanıyor. Yerel uzmanlar ve gruplar bunların doğruluğunu kontrol ediyor. Sonra da endeks skoru ortaya çıkıyor. 1 en düşük, 10 ise en yüksek skor. Yüksek skorlar bu ülkede organize suç oranının yüksek olduğunu gösteriyor.

Küresel Organize Suçlar Raporu, Türkiye’de çeşitli mafya gruplarının hükümet ve diğer siyasetçilerle yakın ilişki kurarak polis ve yargı karşısında koruma sağladıklarının aktarıldığını bildirdi. Türkiye’nin 2023 skoru 7,03 puan. Bu skor 2021 yılında 6,89 idi. Bu son iki senede işlerin biraz daha kötüye gittiğini gösteriyor.

Uluslararası Organize Suç İnisiyatifi’nin Küresel Organize Suç Endeksi 2023 raporu yayımlandı. Endeks BM üyesi 193 ülke içinde gelişen organize suç faaliyetlerini karşılaştırıyor.

Organize suç skoru için ülkedeki suç ortamı ve suç aktörlerine bakılıyor. Bunlar toplam 20 alt başlıktan oluşuyor. Suç ortamına dair başlıklar arasında insan ticareti, insan kaçakçılığı, silah kaçakçılığı, eroin ticareti, kokain ticareti, sentetik uyuşturucu ticareti, mali suçlar, yenilenemez kaynakların yasadışı ticareti, uyuşturucu ticareti gibi başlıklar bulunuyor. Suç aktörleri için ise mafya grupları, kriminal ağlar, devlet bağlantılı aktörler, yabancı suç aktörleri ve özel sektör aktörleri inceleniyor.

Türkiye’nin genel organize suç skoru 7,03. Alt başlıklarda ise devlet bağlantılı suç aktörleri ve insan kaçakçılığı 9 puan ile Türkiye’nin en kötü olduğu alanlar olarak kayda geçti.

İnsan kaçakçılığı birilerinin kendi rızası ile kaçak yollarla bir ülkeye sokulması anlamına gelirken insan ticareti ise kişilerin rızası dışında fuhuş ve zorla çalıştırma da dahil olmak üzere sömürü için gerçekleştirilen ticaret.

Silah ticareti, eroin ticareti ve mafya vari suç gruplarında ise Türkiye’nin puanı 8,5. İnsan ticareti puanın 8 olması da bunun Türkiye’de ne kadar büyük bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Küresel Organize Suç Endeksi’nin zirvesinde ise 8,15 puan ile Myanmar yer alıyor. Ardından Kolombiya ve Meksika geliyor. İran, Türkiye ile aynı puan ile yine 14. Sırada bulunuyor. Rusya ise 6,87 puan ile 19. sırada.

Türkiye Avrupa ülkeleri arasında ise ilk sırada. Organize Suç Endeks skoru en yüksek olan AB ülkesi ise İtalya oldu.

Türkiye hakkında öne çıkan bulgular

Endeks dışında ülkeler raporda başlık başlık değerlendiriliyor. Öne çıkan bazı bulgular şöyle:

Türkiye’nin Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki kavşakta yer alan coğrafi konumu ve uzun sınırları, ülkeyi insan ticareti ve insan kaçakçılığı için önemli bir transit ve hedef ülke haline getirmektedir.

Özellikle cinsel sömürü ve zorla çalıştırma amaçlı insan ticareti Türkiye’de giderek yaygınlaşıyor. Türkiye büyük bir mülteci nüfusuna ev sahipliği yapmaya devam ederken, insan tacirleri bu toplulukların savunmasızlığından yararlanarak kadınları ve çocukları cinsel sömürü için insan ticaretine zorlamaktadır.

Genç kızların gayri resmi dini törenler yoluyla zorla evlendirilmesi, ekonomik bir başa çıkma mekanizması olarak giderek yayılmaktadır.

Suç şebekelerine ek olarak, devlet içinde yerleşik aktörler de insan ticaretinde rol almakta ya da en azından kolaylaştırmaktadır.

Rapora göre Türkiye; Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden Avrupa’ya yönelik göçmen kaçakçılığında kilit transit ülke olmaya devam ediyor.

Ayrıca Afrika ülkelerinden gelen düzensiz göçmen sayısında da bir artış söz konusu ve bu artış Türkiye’nin vize şartlarını hafifletmesi ve ülkeye giriş için iyi havalimanı bağlantıları sayesinde kolaylaşmaktadır.

İnsan ticaretine benzer şekilde, insan kaçakçılığı da yolsuzluğa bulaşmış hükümet yetkilileri tarafından kolaylaştırılmaktadır. Haberler, devletle ile bağlantılı aktörlerin ve meşru işletmelerin bu pazara doğrudan dahil olduğunu iddia ediyor.

Rapora göre akaryakıt kaçakçılığı, daha ucuz petrole olan talepten ve özellikle Suriye, Irak ve İran kaynaklı kaçak petrol satışından vergi geliri elde etme fırsatından yararlanan Türkiye’deki organize suç grupları için en kârlı gelir kaynaklarından birisi.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle eroin ticareti için bir kaynak, transit ve hedef ülke konumunda.

Türkiye tarihsel olarak uluslararası kokain kaçakçılığı rotasında yer almamasına rağmen, son birkaç yıl içinde ele geçirilen kokain miktarındaki artışın, Amerika ve Avrupa’daki yüksek sayıdaki ele geçirmeler nedeniyle nakliye rotalarındaki değişimin bir sonucu olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Türkiye, Güneydoğu ve Doğu Avrupa’yı hedef alan kokain kaçakçılığında daha önemli bir transit ülke haline gelmektedir

Türkiye’de faaliyet gösteren ve geleneksel mafya sistemini model alan önemli sayıda mafya tarzı grup bulunmaktadır. Ülkede varlıklarını sürdüren bu grupların hükümetle ve diğer siyasetçilerle yakın ilişkiler geliştirdikleri ve bu sayede kolluk kuvvetleri ve yargı karşısında koruma sağladıkları bildirilmektedir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NATO’nun Rusya’ya “Avrupa” Yanıtı: Gökyüzü Kalkanı

Aralarında Almanya, Büyük Britanya, Hollanda, Belçika ve Avusturya’nın da olduğu 15 Avrupa ülkesi Brüksel’deki NATO toplantısı sırasında kısaca “Sky Shield” olarak da adlandırılan ortak bir Avrupa hava savunma sistemi kurmak üzere bir niyet beyanı imzaladı.

Ancak NATO’nun Avrupa’ya yönelik koruyucu şemsiyesinde halihazırda boşluklar var. Almanya’nın geçtiğimiz ekim ayında başlattığı Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) adlı hava savunma sistemi, bu açıkları kapatmayı amaçlıyor.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Avrupa’nın tümü için bir güvenlik kazanımından” söz etti ve ortak bir Avrupa hava savunmasının, her ülkenin kendi pahalı ve karmaşık hava savunmasını kurmasından daha ucuz ve etkili olacağını savundu.

Ancak Fransa, İtalya ve Polonya şu ana kadar bu girişime soğuk bakıyor. Özellikle Paris’in en önemli eleştiri noktası, proje için İsrail ve ABD’den teknoloji satın alınacak olması.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile Avrupa’da uzun yıllar sonra yeniden savaş rüzgârları esmeye başladı. Bir süredir silahlanmayı arka plana atan pek çok Avrupalı NATO üyesi, savaşın ardından yeniden silahlanmaya ve yeni savunma stratejileri geliştirmeye başladı. Bunlar arasında Ukrayna’daki savaşın tırmanması ve Moskova ile bir çatışma yaşanması durumunda olası Rus füze saldırılarına karşı koruma stratejileri de yer alıyor.

Ancak NATO’nun Avrupa’ya yönelik koruyucu şemsiyesinde halihazırda boşluklar var. Almanya’nın geçtiğimiz ekim ayında başlattığı Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) adlı hava savunma sistemi, bu açıkları kapatmayı amaçlıyor. 15 ülke Brüksel’deki NATO toplantısı sırasında ortak bir Avrupa hava savunma sistemi kurmak üzere bir niyet beyanı imzaladı.

Kısaca “Sky Shield” olarak da adlandırılan bu girişim belgesine Almanya’nın yanı sıra Belçika, Bulgaristan, Estonya, Finlandiya, Büyük Britanya, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Romanya ve Slovakya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan ilk imza atan ülkeler oldu. Daha sonra Danimarka, İsveç, Avusturya ve İsviçre de girişime dahil oldu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Avrupa’nın tümü için bir güvenlik kazanımından” söz etti ve ortak bir Avrupa hava savunmasının, her ülkenin kendi pahalı ve karmaşık hava savunmasını kurmasından daha ucuz ve etkili olacağını savundu. Ancak Fransa, İtalya ve Polonya şu ana kadar bu girişime soğuk bakıyor. Özellikle Paris’in en önemli eleştiri noktası, proje için İsrail ve ABD’den teknoloji satın alınacak olması.

ESSI’nin amacı kısa, orta ve uzun menzilli savunma sistemlerini mümkün olduğunca koordineli bir şekilde edinerek havadan gelebilecek tüm tehditlere karşı savunma yapabilmek. Alman Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgilere göre kısa menzil, 15 kilometreye kadar genişlik ve 6 kilometreye kadar yüksekliği kapsıyor. Orta menzil tanımı, 15 ila 50 kilometre uzaklığa ve 25 kilometre yüksekliğe tekabül ediyor. Uzun menzil olarak ise 50 kilometreden daha uzak bir mesafe ve 35 kilometre kadar yükseklik kabul ediliyor.

Federal Savunma Bakanlığı, “Her üç alanda var olan kabiliyet boşlukları ESSI tarafından kapatılacak ya da mevcut kabiliyetler genişletilecek ya da güçlendirilecek” diyor. Bu amaçla yetersiz kalmaya başlayan mevcut koruma sistemleri, IRIS-T gibi modern sistemlerle değiştirilecek.

IRIS-T, yaklaşan füzelere, seyir füzelerine, insansız hava araçlarına, uçaklara ve helikopterlere karşı 40 kilometreye kadar mesafede ve 20 kilometreye kadar irtifada savunma yapabiliyor. Birim fiyatı ise yaklaşık 145 milyon euro. Bu yılın haziran ayında Alman Federal Meclisi Bütçe Komisyonu, altı adet IRIS-T ateş ünitesinin tedarikine yeşil ışık yaktı. Alman Hava Kuvvetleri, Ukraynalı askerlerin eğitimi sayesinde bu sisteme zaten aşina. Almanya şu ana kadar Ukrayna’ya iki IRIS-T ateş ünitesi teslim etti.

Uzun menzilli hava savunmasında Federal Alman Ordusu Bundeswehr, hâlâ etkili olduğu düşünülen Patriot (Phased Array Tracking Radar to Intercept on Target=Hedefte Durdurma için Faz Dizili Takip Radarı), silah sistemine sahip. Bu sistemin de korunması ve modernize edilmesi planlanıyor. ABD’nin yer tabanlı hava savunma füze sistemi, uçaklara, seyir füzelerine ve orta menzilli balistik füzelere karşı kullanılabiliyor. Patriot, 1984 yılından itibaren Bundeswehr de dahil olmak üzere dünyanın belli başlı ordularında kullanılmaya başlandı. Şu anda Almanya’da 12 Patriot rampası bulunuyor. Ancak bu sayı tüm ülkeyi kapsamak için yeterli görülmüyor.

2 bin 400 kilometreye kadar menzile sahip Arrow 3

Bir başka boşluk da hedeflerine dünya atmosferi dışında da kilitlenebilen uzun menzilli balistik füzelere karşı savunma yeterliliğinde. Federal Alman Savunma Bakanlığı’nın sitesinde konuyla ilgili şu ifadeler yer alıyor: “Özellikle Rusya bu silahlara zaten sahip olduğu için bu alandaki açık hızla kapatılmalıdır. Almanya, bin kilometreden daha uzun menzilli füze tehdidine karşı kendisini, önceden planlanandan daha hızlı bir şekilde koruyabilmelidir.”

Almanya’da 2025 yılı sonuna kadar faaliyete geçmesi beklenen ABD-İsrail füze savunma sistemi Arrow 3 ile hedeflenen de bu eksikliğin kapatılması. Federal Meclis’in bütçe ve savunma komisyonları, haziran ayında söz konusu alımı onayladı. İsrailli kaynaklara göre, toplam maliyet yaklaşık dört milyar euroyu buluyor. Arrow 3, saldırgan silah sistemlerini atmosfer dışında 100 kilometreden daha yüksek bir irtifada yok edebiliyor ve 2 bin 400 kilometreye kadar menzile sahip. “Patriot’a benzer şekilde, Arrow 3 de mobil fırlatıcı, mobil kontrol merkezi, mobil radar istasyonu ve güdümlü füzelerden oluşan bir etkileşim içinde çalışıyor.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi, ülkeleri gerekli silah sistemlerini ortaklaşa tedarik etmeyi ve bu sayede geniş bir alanı, mümkün olduğunca ucuza koruma kapsamı içine almayı hedefliyor. Bu süreçte hangi ülkenin hangi ihtiyaca sahip olduğunun göz önünde bulundurulması öngörülüyor. ESSI üyeleri, birbirlerini sistemler ve ilgili mühimmat konusunda desteklemeyi de taahhüt ediyor. Bu da ortak tedarik ve bakım, satın alma ve işletme maliyetlerinden tasarruf sağlayacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kişi Başına Düşen Doktor Sayısı: Türkiye Avrupa’da Son Sırada

2021 yılı verilerine göre Avrupa’da kişi başına düşen doktor sayısının en düşük olduğu ülke Türkiye. Türkiye’de 100 bin kişiye 218 doktor düşüyor. Zirvede ise 629 doktor ile Yunanistan var.

Diğer bazı ülkelerde 100 bin kişiye düşen doktor sayısı ise şöyle: Portekiz 562, Norveç 516, Almanya 453, İtalya 411, Hollanda 390, Belçika 325 ve Fransa 318.

Türkiye’de doktorlar başta olmak üzere sağlık görevlileri sık sık şiddet mağduru oluyor. Türkiye’den yurt dışına giden doktor sayısı da son yıllarda giderek artıyor. Türk doktorların ilk tercihi Almanya oluyor.

2021 yılı verilerine göre Türk vatandaşları senede ortalama 8 defa muayene olmak için doktora gidiyor. Türkiye bu alanda Avrupa ülkeleri içinde üst sıralarda yer alıyor.

Ülkedeki toplam hekim sayısı açısından Türkiye yine üst sıralarda yer almasına rağmen nüfus dikkate alındığında durum tam tersi. Kişi başına düşen doktor sayısı açısından Türkiye Avrupa’da son sırada yer alıyor.

Yıllık doktora gitme sayısı ülkeden ülkeye büyük farklılık gösteriyor. AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın açıkladığı 2021 yılı verilerine göre bu sayı 2 ile 11 arasında değişiyor.

İlk sırada 11 defa ile Slovakya bulunurken İsveç 2,3 defa ile son sırada. Türkiye’de ise bir kişi yılda ortalama 8 defa doktora gidiyor.

Türkiye bu alanda 29 Avrupa ülkesi içinde beşinci sırada yer alıyor. Almanya 9,6 kere ile ikinci olurken ardından Macaristan (9,4 defa) ve Hollanda (8,6 defa) geliyor. Bu sayı Fransa’da 5,5 olurken Yunanistan’da 2,7.

Öte yandan COVID-19 salgını döneminde muayene sayısında bir düşüş yaşandı. Salgın öncesi 2019 yılında Türkiye’de bir kişi senede ortalama 9,8 defa doktora gidiyordu. Bazı ülkelerde ise çok daha keskin düşüşler yaşandı. Örneğin İtalya’da 2019’da 10,4 olan muayene sayısı 2021’de 5,3’e düştü.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) raporuna göre muayene sayısında ülkeler arasında bu kadar fark olmasının çeşitli sebepleri olabilir. Bunların başında bazı ülkelerde hemşire ve diğer sağlık görevlilerin önemli rol üstlenmesi. İsveç ve Finlandiya buna bir örnek. Bu durum doktora ihtiyaç oranını düşürüyor.

Doktorların baktıkları hasta başına ücret aldıkları ülkelerde ise bu sayı daha yüksek. Buna örnek Slovakya ve Çekya.

Eurostat verilerine göre 2021 yılında Türkiye’de bulunan toplam hekim sayısı 183 bin 569 oldu. Zirvede ise 377 bin hekim ile Almanya yer alıyor. Türkiye doktor sayısında Almanya, İtalya (243 bin), Fransa (216 bin) ve İspanya’nın (213 bin) ardından beşinci sırada bulunuyor.

Türkiye Avrupa’da son sırada

Ülkelerin nüfusu birbirinden oldukça farklı. Bundan dolayı asıl olan kişi başına düşen doktor sayısı. 2021 yılı verilerine göre Avrupa’da kişi başına düşen doktor sayısının en düşük olduğu ülke Türkiye. Türkiye’de 100 bin kişiye 218 doktor düşüyor. Zirvede ise 629 doktor ile Yunanistan var.

Diğer bazı ülkelerde 100 bin kişiye düşen doktor sayısı ise şöyle: Portekiz 562, Norveç 516, Almanya 453, İtalya 411, Hollanda 390, Belçika 325 ve Fransa 318.

Türkiye’de doktorlar başta olmak üzere sağlık görevlileri sık sık şiddet mağduru oluyor. Türkiye’den yurt dışına giden doktor sayısı da son yıllarda giderek artıyor. Türk doktorların ilk tercihi Almanya oluyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD Ve Avrupalı ​​Müttefikleri, Rusya’dan Büyük Miktarlarda Nükleer Ürün Satın Aldı

Rusya, ABD ve Avrupa’daki firmalara yaklaşık 1,7 milyar dolarlık nükleer ürün sattı. Satışlar, Batı’nın Moskova’ya 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle katı yaptırımlar getirmesi ve petrol, gaz, votka ve havyar gibi temel Rus hammaddelerinin ithalatını engellemesi sırasında gerçekleşti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Rusya geçen yıl ABD’nin ihtiyaç duyduğu uranyumunun yaklaşık yüzde 12’sini sağladı. Avrupa, 2022’de uranyumunun yaklaşık yüzde 17’sini Rusya’dan aldığını bildirdi.

Rusya’nın ABD’ye gönderdiği nükleer ürünlerin değeri, 2021’de 689 milyon dolar ve 2020’de 610 milyon dolardan geçen yıl 871 milyon dolara ulaştı. ABD’nin Rusya’dan uranyum ürünleri ithalatı 2020’de 6,3 tondan 2022’de 12,5 tona neredeyse ikiye katlandı.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre Avrupa, geçen yıl Rus nükleer endüstri ürünlerine yaklaşık 828 milyon dolar (yaklaşık 750 milyon Euro) harcadı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri Rusya’dan çok büyük miktarlarda nükleer yakıt ve bileşikler almaya devam ediyor. Batılı yaptırımların dışında tutulan bu ürünler sayesinde Moskova, yüz milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor.

Fakat bu durum hem silahsızlanma uzmanları hem de bazı politikacılar tarafından ithalatın Moskova’nın nükleer silah geliştirmeye devam etmesine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürme kapasitesine destek sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Çoğunlukla sivil amaçlı nükleer enerji santrallerinde kullanılan bu yakıt konusunda Rusya’ya olan aşırı bağımlılık Putin’in kaynağı kesmesi halinde ABD ve Avrupalı ülkelerinde enerji açığı yaşama riskini beraberinde getiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Silahsızlanma Politikası Eğitim Merkezi Direktörü Henry Sokolski, silah üretenlere mali kaynak aktarmanın anlamsız olduğunu vurgulayarak “Silah yapan insanlara para vermek zorunda mıyız? Bu çok saçma. Nükleer eneji üreticilerine Rusya’da yakıt ithal etmeleri açık bir şekilde yasaklanmazsa oradan almaya devam ederler. Çünkü oradan almak daha ucuz, neden almasınlar ki?” ifadelerini kullandı.

1.7 milyar dolarlık nükleer ürün

Sektör uzmanlarına göre Rusya Ukrayna’nın işgali sonrasında bile ABD ve Avrupalı şirketlere 1,7 milyar dolar değerinde nükleer ürün ihraç etti.

Karbon emisyon salımı yapmaması nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak görülen nükleer enerjiye ilgi de artıyor. Dünya genelinde inşa halinde 60 reaktör bulunurken 300 tanesi daha plan aşamasında. Fakat uzmanlar enerji üretimi aşamasında temiz olmasına rağmen barındırdığı riskler ve atıkların saklanması ile ilgili sorunlara dikkat çekiyor.

Halihazırda 440 reaktörde nükleer enerjiden elektrik üreten 30 ülkenin birçoğu yakıt olarak kullanılan radyoaktif materyali Rus devletine bağlı Rosatom’dan temin ediyor. Şirketin 2022 raporuna göre Rosatom, uranyum zenginleştirme bakımından dünya lideri, uranyum üretimi ve yakın imali bakımından da üçüncü sırada.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkede 33 yeni reaktör inşa eden Rosatom ve bağlı şirketleri geçen yıl nükleer enerji ile ilgili 2,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Ukraynalı yetkililer ise dünya liderlerine Rosatom’a yaptırım uygulaması çağrısında bulunuyor.

Ama böyle bir yaptırım Avrupa’da tamamen Rus yakıta bağımlı olan 5 ülkedeki 19 reaktörde soruna yol açabilecek. Öte yandan daha önce Rus nükleer yakıtı kullanan İsveç, Finlandiya, Slovakya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti bu alımları ya tamamen kesti ya da kesmeye çalışıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Avrupa’da Her Yıl 238 Bin Kişi Hava Kirliliği Nedeniyle Ölüyor

Avrupa Çevre Ajansı’nın raporuna göre, Avrupa Birliği’nin 27 üyesinin yanı sıra Türkiye, Norveç, İsviçre, İzlanda ve Liechtenstein’da her yıl  en az 238 bin kişi hava kirliliğine bağlı nedenler sebebiyle hayatını kaybediyor.

Raporda ayrıca, hava kirliliğinin Avrupa’da her yıl 18 yaş altı bin 200 çocuk ve gencin erken ölümüne yol açtığına dikkat çekildi.

Avrupa Çevre Ajansı, kamuoyuna bugün açıkladığı raporunda, havadaki zararlı maddelerin sadece yetişkinler için değil aynı zamanda çocuklar açısından da büyük bir çevre riski oluşturduğuna işaret ediliyor. Raporda, bunun çocuk ve gençlerin yaşam beklentisini dramatik bir şekilde düşürdüğü kaydedildi.

Ajansın raporunda, erken ölümlerin yanı sıra kötü hava kalitesinin çocuk ve gençlerin ilerleyen yaşlarında hastalıkları da beraberinde getirdiği vurgulandı. Çocukların anne karnından yetişkinliklerine kadar hava kirliliğine karşı savunması olduğu belirtilen raporda, “Son yıllarda kaydedilen ilerlemelere rağmen, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ile İtalya’da hava kirliliği seviyesinin Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği seviyenin üzerinde seyrettiği” not düşüldü.

Raporda yer alan veriler, Avrupa Birliği’nin 27 üyesinin yanı sıra Türkiye, Norveç, İsviçre, İzlanda ve Liechtenstein’ı kapsıyor. Ajansın geçen Kasım ayında açıkladığı rapora göre 2020 yılında söz konusu ülkelerde tüm yaş gruplarından en az 238 bin kişi hava kirliliğine bağlı nedenler sebebiyle hayatını kaybetti.

Bilanço aslında daha büyük olabilir

İngiltere ve Ukrayna gibi birçok Avrupa ülkesi ise rapora dahil edilmedi. Uzmanlar bu nedenle Avrupa çapındaki bilançonun aslında çok daha kötü olduğunu tahmin ediyor.

Hava kirliliğinden etkilenen çocuk ve gençlerin toplam nüfustaki oranının “nispeten düşük” olduğuna işaret edilen raporda, buna rağmen çocukluktaki kronik rahatsızlıkların ileriki zamanlarda büyük bir yüke dönüşeceği tespiti yapıldı.

Avrupa Çevre Ajansı, raporunda öncelikle okullar ve anaokulları, spor tesisleri ve toplu taşıma alanlarında hava kalitesinin iyiliştirilmesini önerdi. Hava kirliliğinin erken doğumlara ve düşüklere yol açabilecek bir etkiye sahip olduğuna işaret eden Ajans, kötü havanın doğumdan sonra astım ve diğer solunum yolu hastalıkları da dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunları riskini artırdığı uyarısında bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın