ABD’nin Uyarı Mektubu İş Dünyasını Tedirgin Etti

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo’nun Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) gönderdiği mektupla, ‘Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceği’ uyarısında bulunması, iş dünyasını endişelendirdi. 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, ihracat yaptıkları ve dış ticaret fazlası verdikleri her ülkenin kendileri için değerli olduğunu belirterek, ABD’nin mektubu için “Umuyorum ki sorun derinleşmez. Ama sonuçta her ülke gereksinimlerini bir noktadan karşılanmak durumunda. Türkiye o bölgeye yakın bir coğrafya ve eskiden beri çok güzel işbirlikleri var, hem ticari hem de siyasi anlamda. Şu anda hiçbir hazır giyimciden Türk ihracatçısından bize böyle bir geri bildirim gelmedi. İleriye dönük bakılınca kafada ABD ve AB Rusya’dan dünya kadar petrol ve gaz alıyor, nasıl bir ambargodur?’ diye soruluyor umarım ki o tür şeyler nüksetmez” dedi.

İKMİB: Risk söz konusu

Dünya gazetesinin haberine göre, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister ise Rusya’nın en çok ihracat yaptıkları 11’inci ülke olduğuna dikkat çekti. Rusya’ya kimya sektörü ihracatının Ocak-Temmuz 2022 döneminde 514,8 milyon dolar olarak gerçekleştiği bilgisini paylaşan Pelister, değer bazında yüzde 72,75’lik artışın söz konusu olduğunu söyledi. Pelister, yaptırım konusunun gündeme gelmesi halinde sadece Rusya’ya ihraca yapan firmaların değil, onlarla iş yapan şirketlerin de etkileneceğini ifade etti.

ÇİB: İki taraftan da zarara uğruyoruz

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat tüm sektörlerin temkinli olması gerektiğini vurgularken; Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler “Özellikle Türkiye’de Rus kütüğünden inşaat çeliği üreten firmalarımıza yaptırım gelecek. Bu Kanada ile başladı diğer AB ülkeleri ve ABD’de soruşturma başlatabilir. Böyle bir durumda sektörümüz çok büyük zarar görür. Özellikle Rus ürünlerinin boykot edilmesi ve herhangi bir üründe kullanılmasının yasaklanması iç piyasa ve ihracatta işleri daha da zorlaştırır Şimdi bu durumda Rusya’dan hammadde ve ara malı alamıyoruz. Gidip daha pahalıya farklı ülkelerden alıyoruz. Ürünü üretiyoruz ama bu seferde satamıyoruz. Çünkü aynı ürünü Ruslar yarı fiyatına satıyor. İki taraftan da zarara uğruyoruz. Şirketlerimiz gün geçtikçe rekabet gücünü kaybediyor. İç piyasada siparişler durgun ihracatta durgun son çeyrekte. İhracatımız 8 ayın sonu itibariyle miktarda yüzde 8,5 düştü” değerlendirmesinde bulundu.

TASD: Rusya en önemli pazar

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, savaş öncesi Rusya’nın 1 numaralı pazarları olduğunu belirterek, “Şu anda ikinci sırada ama ticaret paralar biraz yavaş da gelse devam ediyor. AYMOD fuarında da yoğun bir katılım görüyoruz İtalyan ayakkabı firmaları Rus müşteriler ile buluşabilmek için bizim fuarımıza geliyor neticede. O da bir anlamda ambargonun delinmesi oluyor. Temkinliyiz Rusya’ya uygulanan yaptırımların Batı tarafından uzun süreceğini öngörüyoruz. Ambargo konusunu risk olarak değerlendiriyoruz ama şu an fiili bir durum yok. Bu ticaretin de bir yolunu bularak devam edeceğini öngörüyorum” dedi.

Paylaşın

Suriye’de ABD Üslerine Roketli Saldırı

Suriye’nin doğusundaki Deyr ez Zor ilinde ABD güçlerinin konuşlandığı Ömer ve Kuniko gaz sahasının çevresine roket saldırıları düzenlendi. CENTCOM, saldırıda Amerikan askerlerinin hafif yaralandığını ve saldırıya karşılık verildiğini duyurdu.

Suriye haber ajansı SANA, Deyr ez Zor ilindeki Ömer ve Kuniko petrol sahalarında bulunan ve ABD güçlerinin konuşlandığı iki askeri üsse saldırı düzenlendiğini aktardı.

Ajansa bilgi veren bir kaynak, saldırının roketlerle yapıldığını, üslerin bulunduğu bölgeden duman yükseldiğini bildirdi.

“Amerikan işgal kuvvetlerinin bölgeyi kapattığını” söyleyen kaynak, saldırının ardından ABD uçaklarının bölgede yoğun uçuş gerçekleştirdiğinden dolayı saldırıda yaralı ya da ölen olup olmadığının bilinmediğini ifade etti.
AA’nın haberine göre ABD güçleri roketlerin geldiği yöne topçu ve roket atışı düzenledi.

Fox News: Saldırıda birkaç asker yaralandı

El Şark News’un ABD muhabiri Hiba Nasır paylaşımına göre, Fox News, Suriye’de gerçekleşen iki saldırıda birkaç ABD askerinin hafif yaralandığını aktardı.

ABD, Suriye’deki üslerine yönelik saldırıdan İran destekli grupları sorumlu tuttu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye’nin kuzeydoğusundaki üslerine yönelik akşam saatlerinde yapılan saldırının ardında İran destekli grupların olduğunu ve ABD’nin gereken karşılığı verdiğini belirtti.
‘3 araç ile çok sayıda mühimmat yok edildi’

CENTCOM’dan yapılan yazılı açıklamada, Suriye’deki iki ABD üssüne yönelik bugün düzenlenen roket saldırılarına karşılık verildiğini ve saldırılarda kullanılan 3 araç ile çok sayıda mühimmatın yok edildiği aktarıldı.

‘ABD’li askerler hafif yaralandı’

Yapılan incelemeler sonucu ‘saldırıda yer alan 2 ya da 3 İran destekli militanın öldürüldüğü’ sonucuna varıldığına işaret edilen açıklamada, ilk saldırının Suriye yerel saati ile dün 19.20’de yapıldığı bilgisi verildi. Bunun ardından Deyr ez Zor’daki Ömer petrol sahası içinde bulunan “Green Village” (Yeşilköy) adlı üsse art arda roketler düştüğü ve buradaki ABD’li askerlerin hafif yaralandığı belirtildi.

‘ABD, İran ile çatışma peşinde değil’

Saldırılara ABD askerlerinin helikopterlerle karşılık verdiğine işaret edilen açıklamada, “ABD, İran ile çatışma peşinde değil ancak halkımızı korumak ve savunmak için gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz” denildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen CENTCOM Komutanı General Erik Kurilla ise, “Konuyu yakından takip ediyoruz. Bölgedeki tehditleri azaltmak için her türlü imkana sahibiz ve ABD askerlerini ve koalisyon birliklerini saldırılardan koruma konusunda kendimize güveniyoruz” ifadesini kullandı.

ABD ordusu, dün yaptığı açıklamada, ‘ Suriye’nin doğusunda İran Devrim Muhafızları destekli milislerin kullandığı bölgeleri hedef alan isabetli hava saldırıları düzenlediği’ açıklamasını yapmıştı.

Üsse 16 Ağustos’ta da saldırı olmuştu

Petrol sahası içinde konutlar bölgesi olarak bilinen Yeşilköy’de koalisyon güçlerinin konakladığı konutların yanı sıra silah depoları bulunuyor.

Koalisyon güçleri 16 Ağustos’ta yerel saatle 21.00 sularında Deyr ez Zor’daki Yeşilköy adlı üsse konuşlu koalisyon güçlerine yönelik roketli saldırı girişimi olduğunu belirtmiş, CENTCOM ise 23 Ağustos’taki açıklamasında saldırıya karşılık olarak Suriye’de İran destekli gruplara hava saldırısı düzenlendiğini duyurmuştu.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Araştırma: Fazla Haber Okumak Hasta Ediyor

Yeni bir araştırmaya göre haber okumaya fazla kaptırmak, hem fiziksel hem de zihinsel açıdan hasta edebilir: Haber bağımlılarının yüzde 61’i fiziksel rahatsızlıklardan mustarip.

ABD’deki Teksas Teknoloji Üniversitesi’nden araştırmacılar, haberleri takıntılı şekilde takip eden yurttaşların sağlık durumunu inceledi.

Hakemli bilimsel dergi Health Communication’da yayımlanan bulgular, bu kişilerin kaygı ve stres de dahil olmak üzere, hem zihinsel hem de fiziksel sağlık sorunlarından mustarip olma riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.
Bulgulara göre, son gelişmeleri sürekli kontrol edenler, “önemli ölçüde daha fazla fiziksel rahatsızlıktan” şikayetçi oldu.

Araştırma ekibi, son gelişmelerden sürekli haberdar olma isteğinin, insanları kısır döngüye sokabileceğini ifade etti.

Ekibe göre bu kişiler pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve iklim krizi gibi küresel olaylara dair haberler karşısında güçsüz ve sıkıntılı hissedebiliyor.

Araştırmada 1100 ABD’li yetişkinle çeşitli anketler yapıldı. Anket soruları arasında “Haberlere o kadar kaptırıyorum ki dünyayı unutuyorum”, “aklım sık sık haberlerle ilgili düşüncelerle meşgul” gibi ifadeler yer alıyordu. Katılımcılardan bu ifadelerin kendileri için ne kadar doğru olduğunu belirtmeleri istendi.

Daha sonra katılımcılara yorgunluk, ağrı, dikkat eksikliği ve mide-barsak rahatsızlıkları, stres veya kaygı gibi sorunlardan mustarip olup olmadıkları soruldu.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 16,5’i (yaklaşık 6 kişiden 1’i) ciddi derecede sorunlu haber tüketimi kategorisine girdi. Bu yetişkinler orta, minimal ve problemsiz haber tüketimi sınıfında yer alanlara kıyasla daha fazla rahatsızlık çekiyordu.

Orta derecede sorunlu kategorisine girenlerse toplam sayının yüzde 27,3’ünü oluşturdu. Bu kişiler de alt kategorilerdekilere göre kıyasla önemli ölçüde daha fazla rahatsızlıktan mustaripti.

Araştırmada ayrıca, haber bağımlılarının yüzde 61’inin fiziksel rahatsızlık deneyimlediği tespit edildi.

Makalenin ortak yazarı Bryan McLaughlin, “Haberlerde görülen bu olaylara tanık olmak, bazı insanların sürekli alarm durumunda kalmasına sebebiyet verebilir” diye konuştu: Gelişmeleri izleme motivasyonunu aşırı hale getirebilir ve dünyayı karanlık ve tehlikeli bir yer gibi gösterebilir.

Araştırma ekibi, “sorunlu haber tüketimi” diye niteledikleri bu davranışı bir tür bağımlılık diye tanımladı.

Bu bağımlılığın belirtileri arasında kişinin haberlerle aşırı meşgul olması, aynı zamanda haberleri okumanın ve izlemenin kaygıyı azalttığını düşünmesi yer alıyor.

McLaughlin’, “bu bireylerin, duygusal sıkıntılarını hafifletmek için günün her saatinde haberlere bakmayı saplantı haline getirdiğini” belirtiyor: Ancak bunun bir faydası olmuyor ve haberleri ne kadar çok kontrol ederlerse, yaşamlarının diğer yönleri de bundan etkilenmeye başlıyor.

Ekip, haber tüketimi ve rahatsızlıklar arasındaki ilişkiyi daha net biçimde belirleyebilmek için ileri araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Uykusuzluk İnsanları Bencil Ve Asosyal Yapıyor

ABD’deki Berkeley’den (Kaliforniya Üniversitesi) uzmanlar, uykusuz kalmanın insanları daha bencil ve asosyal yaptığını belirledi: Ne kadar az uyursan o kadar bencil olursun.

PLOS Biology adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan bulgulara göre yetersiz uyku, bireylerin bir başkasına yardım etme ihtimalini kötü yönde etkiliyor.

Araştırmacılar, 24 kişiyi 8 saatlik uykudan ve uykusuz bir gecenin ardından sonra inceledi. Katılımcıların başkasına el uzatma isteğinde, yorgun olduklarında yüzde 78’lik bir düşüş olduğu ortaya kondu.

Bu kişilerin beynini inceleyen uzmanlar uykusuz kalmayı, beynin sosyallikle ilgili bölgesinde aktivitenin azalmasıyla ilişkilendirdi.

Ekip, 2001-2016’da ABD’de yaz saati uygulamasından önce ve sonra yapılan 3 milyonu aşkın bağışı da inceledi. Zira yaz saati uygulaması, daha kısa uyku anlamına geliyor. Yaz saati uygulamasına geçildikten sonra bağışların yüzde 10 azaldığı belirlendi.

100’den fazla kişide 3-4 gün boyunca yapılan çalışmada, bencilliği ölçmede uyku kalitesinin uyku miktarından daha önemli olduğu bulundu.

Araştırmayı yöneten sinirbilimci Eti Ben Simon, “Uykuda sadece bir saatlik kayıp bile başkasına yardım etme tercihini etkilemek için fazlasıyla yeterliydi” ifadesini kullandı.

Araştırma ekibinde yer alan bir diğer sinirbilimci Matthew Walker şöyle konuştu:

Uyku kaybının asosyal davranışları tetiklediğini ve insanların, doğuştan gelen birbirlerine yardım etme arzusunu azalttığını keşfettik.

“Yani bir bakıma ne kadar az uyursan o kadar az sosyal ve çok bencil olursun” diyen Walker, yeterli uyku alındığında başkalarına yardım eli uzatma arzusunun geri kazanıldığını vurguladı.

Paylaşın

ABD’den Suriye’de ‘İran Destekli Gruplara’ Hava Saldırısı

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) İletişim Direktörü Albay Joe Buccino, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor şehrinde “ABD personelini İran destekli gruplardan korumak için” hava saldırıları düzenlediğini açıkladı.

CENTCOM’un resmi sosyal medya hesabında da paylaşılan açıklamada, ABD silahlı kuvvetlerinin söz konusu saldırılarının ABD Başkanı Joe Biden’ın emirleri doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.

Albay Buccino, “Bu hassas saldırılar, ABD güçlerini 15 Ağustos’ta ABD personeline yönelik İran destekli gruplarca gerçekleştirilen saldırılar gibi saldırılara karşı savunma ve [bu tür] saldırılardan koruma amacı taşıyordu” açıklamasında bulunarak özetle şöyle dedi:

“ABD saldırıları, İran’ın İslami Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı altyapı tesislerini hedef aldı.

Bugünkü saldırılar, ABD personelini korumak ve savunmak için gerekliydi. Birleşik Devletler, [saldırıların] tırmanma riskini sınırlandırma ve ölü ve yaralı riskini en aza indirme amacı taşıyan orantılı ve kasıtlı bir eylemdi.

Başkan [Biden], İran destekli grupların saldırılarını sekteye uğratmak ya da engellemek için [Anayasanın] 2. maddesinden doğan yetkisini kullanarak bu saldırıların emrini verdi.

Birleşik Devletler, çatışma peşinde değil; ancak, halkımızı korumak ve savunmak için gerekli önlemleri almaya devam edecek. ABD güçleri, IŞİD’in kalıcı olarak yenilmesini sağlamak için Suriye’de kalıyor.”

Öte yandan, söz konusu CENTCOM açıklaması dün gerçekleştirilen hava saldırılarında ölü veya yaralı olup olmadığı ya da saldırılarda ne tür hava araçlarının kullanıldığı hakkında detay vermedi.

Dünkü saldırı, ABD’nin Irak ve Suriye’deki “İran destekli gruplara” yönelik ilk saldırısı değil. ABD, Haziran 2021’de de Suriye’deki iki noktada ve Irak’taki bir noktada operasyonel tesisleri ve silah depolama tesislerini vurmuştu.

ABD, IŞİD’le mücadele kapsamında Suriye’ye ilk askeri güçlerini Başkan Barack Obama döneminde göndermişti. Mevcut durumda ABD’nin çoğunluğu ülkenin doğusunda olmak üzere Suriye’de yaklaşık 900 personeli bulunuyor.

ABD basınının aktardığına göre, İran destekli gruplar Fırat’ın batısındaki Deyrizor şehrinde yoğunlaşıyor. Deyrizor aynı zamanda Irak sınırında petrol sahalarının bulunduğu stratejik bir şehir olarak biliniyor. ABD’nin vurduğu bölge, İran destekli grupların ve Suriye güçlerinin kontrolünde.

“15 Ağustos” saldırısı hakkında

15 Ağustos 2022’de Deyrizor şehrinde IŞİD karşıtı koalisyon güçlerinin konuşlandığı üssün yakınlarına roket saldırısı yapıldığı açıklandı.

ABD öncülüğündeki koalisyondan yapılan yazılı açıklamada, Deyrizor’daki Ömer petrol sahası içindeki “Green Village” (Yeşilköy) adlı üsse konuşlu koalisyon güçlerine yönelik roketli saldırı girişimi olduğu belirtildi.

Konuyla ilgili ilk yapılan açıklamada saldırının nereden yapıldığı hakkında bilgi verilmedi; saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığı kaydedildi. Öte yandan, aynı açıklamada, Yeşilköy’deki koalisyon güçlerinin 5 Ocak’ta İran destekli gruplarca hedef alındığı hatırlatıldı.

Petrol sahası içinde konutlar bölgesi olarak bilinen Yeşilköy’de koalisyon güçlerinin konakladığı konutların yanı sıra silah depoları bulunuyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

TÜSİAD, ABD’den Uyarı Mektubu Aldığını Doğruladı

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD),, bugün Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde yayımlanan ve ABD Hazine Bakan Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Türk iş insanlarını yaptırım uygulanan Ruslarla iş yapmaları durumunda ABD’nin kısıtlamaları kapsamına girme riskiyle karşı karşıya kalacağı konusunda uyardığı belirtilen haberine ilişkin yazılı açıklamada bulundu.

Açıklamada, “24 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını takip eden günlerde ABD ve AB başta olmak üzere 30’dan fazla ülke Rusya’ya yönelik yaptırım kararları almıştır. Bugün çeşitli basın organlarında yer aldığı üzere, ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adewale Adeyemo’nun, Rusya’ya yönelik yaptırımlar kapsamında, yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar ile kurulabilecek ilişkilerin Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere de yaptırım riski olarak yansıyabileceğine yönelik mektubu TÜSİAD’a da iletilmiştir. İlgili mektup, TÜSİAD tarafından, Dışişleri Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile paylaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

Paylaşın

“ABD, Rusya Nedeniyle TÜSİAD’a Yaptırım Mektubu Gönderdi” İddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmede daha derin ekonomik işbirliğinin sinyalini vermesinin ardından, Amerikan yönetiminin Moskova ile ilişkiler konusunda Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.

Wall Street Journal gazetesi, ABD Hazine Bakanlığı’nın ‘Rusya yaptırımlarının delinmemesi’ konusunda Ankara’yı uyarmasının ardından TÜSİAD’a da bir mektup gönderdiğini yazdı.

İddiaya göre mektupta, Rusya’daki kurum ve şahıslara Ukrayna’daki savaş nedeniyle uygulanan yaptırımların delinmesi halinde TÜSİAD üyesi şirketlere ABD tarafından yaptırım uygulanabileceği belirtildi. Wall Street Journal, Joe Biden yönetiminin özellikle de Soçi görüşmesi sonrasında, NATO müttefiki olan Türkiye üzerinde Rusya ile ilişkileri konusundaki baskıyı giderek artırdığını yazdı.

Habere göre, 22 Ağustos tarihinde ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Wally Adeyemo tarafından Türkiye’deki Amerikan Şirketler Derneği’ne ve TÜSİAD’a birer mektup gönderildi. Mektupta, yaptırımlara tabi olan Ruslarla iş yapan Türk şirketlerinin ABD yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtildi.

‘Kendileri de risk altında’

Wall Street Journal’a göre mektupta, “ABD’nin yaptırım listesinde olan kişilere maddi destek sağlayan şahıslar veya kurumların kendileri de Amerikan yaptırımı riski altındadır” denildi. Mektupta, Türk bankalarının bir yandan Amerikan bankalarıyla ilişki içindeyken bir yandan da yaptırım listesinde bulunan Rus bankalarıyla aynı ilişkilere sahip olamayacağı belirtildi; “Yaptırımlara tabi olan Rus aktörlerle ilişkiler, Türk mali kurumlarını ve şirketlerini yaptırım riski altına sokabilir” ifadeleri kullanıldı.

Wall Street Journal, “Yazılı uyarılar, Ukrayna’daki topyekûn işgal sonrasında Rusya’ya dayatılan uluslararası yaptırımlara Türk kurumlarının da uyması için ABD tarafından ortaya konulan çabalarda bir tırmanış” yorumunu yaptı.

‘Biden yönetimi uyarıların tonunu yükseltti’

Gazeteye konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin özel görüşmelerinde “Türkiye’nin yaptırım altındaki Rus varlıkları için güvenli bir sığınak haline gelmesinden” duydukları endişeyi uzun süredir dile getirdiğini, Biden yönetiminin son günlerde Türkiye hükümetinin bu yaptırımlara uyması talebini daha yüksek sesli şekilde dillendirdiğini söyledi.

Wall Street Journal, söz konusu mektup hakkında Dışişleri Bakanlığı’na yönelttikleri sorulara yanıt alamadıklarını da yazdı.

Ne olmuştu?

ABD Hazine Bakanı Yardımcısı Adeyemo, geçen hafta Hazine ve Maliye Bakanı Yardımcısı Yunus Elitaş’la bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Washington’dan yapılan açıklamada, Adeyemo’nun Elitaş’a, “Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulunduğu belirtilmişti.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Suriye Uyarısı: Tüm Taraflar Ateşkes Hattını Korumalı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’nin kuzeyinde son günlerde artan şiddet konusunda açıklama yaptı: Derin endişe duyuyoruz ve tüm taraflara ateşkes hattını koruma çağrısında bulunuyoruz.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yeni bir harekât düzenlemekten söz ettiği bir dönemde bölgede şiddet tırmanırken ABD’den yeni açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Suriye’nin kuzey sınırında artan şiddetten “derin endişe duyduklarını” söyledi.

Price, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada “ABD, Suriye’nin kuzey sınırı boyunca son dönemde düzenlenen saldırılardan derin endişe duyuyor ve tüm taraflara ateşkes hattını koruma çağrısı yapıyor” dedi.

ABD’li sözcü, “El Bab, Haseke ve diğer yerlerdeki sivil ölümlerden büyük üzüntü duyuyoruz” ifadelerini kullanırken, Washington’ın “IŞİD’in kalıcı şekilde yenilgiye uğratılmasına ve Suriye ihtilafına siyasi çözüm bulunmasına bağlılığının sürdüğünü” belirtti.

Suriye’nin Haseke kentinde cuma günü Birleşmiş Milletler’in bir eğitim yardımı programına katılan ve voleybol oynamakta olan bir grup kız çocuğun insansız hava aracı saldırısıyla hedef alındığı, dört çocuğun öldüğü, 11 kişinin yaralandığı belirtilmişti. Yerel kaynaklar saldırıdan Türkiye’yi sorumu tutmuştu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise Türkiye destekli isyancıların kontrolünde bulunan El Bab’da “rejim yanlısı güçlerin bir pazar yerine saldırması sonucu” altısı çocuk 17 sivilin öldüğünü, 35 kişinin de yaralandığını duyurmuştu. Bu saldırının, Türkiye’nin geçen hafta en az üç Suriye askerinin ölümüne yol açan hava saldırısına misilleme olarak Şam yönetimi tarafından düzenlendiği öne sürülmüştü.

(Kasa: Kısa Dalga)

Paylaşın

Reuters: ABD, Taliban’la Görüşmelere Devam Edecek

Taliban’ın ayak sürümesine ve öldürülen El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin Afganistan’ın başkenti Kabil’de yaşayabilmesine rağmen ABD’nin, dondurulan varlıkların serbest bırakılması için görüşmelere devam edeceği öne sürüldü.

Reuters’ın konu hakkında bilgisi olan ve adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberde bu kararın, ülkede giderek büyüyen insani krize dair Washington’da artan endişeleri gösterdiği yazıldı.

Taliban’ın geçen sene yönetimi ele geçirmesinden sonra Washington, Kabil’in 7 milyar dolarını ABD’de dondurmuştu. Şubat ayında Beyaz Saray, 3,5 milyar doların 11 Eylül kurbanlarının halen devam eden hukuki süreçleri ve tazminat talepleri için ayrılmasına karar vermişti. Paranın diğer yarısının da insani yardım temelinde doğrudan Afgan halkına aktarılacağı açıklanmıştı. Bunun için ABD’nin müttefikleriyle birlikte İsviçre merkezli uluslararası bir fon oluşturması bekleniyor.

Kimliğinin gizli tutulması koşuluyla konuşan iki kaynağa göre ABD’nin Dışişleri ve Hazine bakanlıklarından yetkililer, bağımsız analistlere 11 Ağustos’ta verilen brifingde, yavaş olmasına rağmen görüşmeleri sürdüreceklerini söyledi.

ABD’li bir yetkilinin, Taliban ve Afganistan Merkez Bankası’nın “hızlı hareket etmediğini söylediği” öne sürüldü.

Haber ajansı, Dışişleri Bakanlığı’nın brifing hakkında yorum yapmaktan kaçındığını ancak bir kaynağın bunu doğruladığını yazdı.

Söz konusu paradan Afganistan Merkez Bankası’nın yeniden sermayelendirilmesinde, Afgani’nin değerinin artırılmasında ve enflasyonda mücadelede de hedefleniyordu.

Ancak El Kaide lideri ez-Zevahiri’nin Kabil’de öldürülmesinin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, merkez bankasının yeniden sermayelendirilmesini “kısa vadeli bir seçenek olarak görmemeye” başladı. Zira paranın, terör örgütlerine aktarılabileceği endişesi arttı.

Habere göre ABD’li yetkililer brifingde, görüşmelerin Taliban’ın uluslararası camianın ortak olduğu taleplere direnmesi yüzünden de zorlaştığını söyledi.

Bu talepler arasında Afganistan Merkez Bankası’nın başına deneyimli profesyonellerin getirilmesi var. Ayrıca kara para aklanmaması için bağımsız bir kurul oluşturulmasının prensipte kabul edilmesine rağmen resmiyete dökülmediği de iddia edildi.

Taliban’ın ayrıca, uluslararası yardım fonlarını Birleşmiş Milletler aracılığıyla Kabil’deki insani yardım kuruluşlarına dağıtılmasını kabul etmediği öne sürüldü.

ABD “Alternatif yollar arıyoruz” açıklamasını yapmıştı

Joe Biden yönetimi, dondurulmuş 3,5 milyar doları Afganistan Merkez Bankası’na yakın zamanda iade etmeyeceğini iki hafta önce açıklamıştı.

ABD’nin Afganistan Özel Temsilcisi Thomas West, The Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada “Afganistan Merkez Bankası’nın yeniden sermayelendirilmesini kısa vadeli bir seçenek olarak görmüyoruz” demişti.

Aylardır Afganistan Merkez Bankası’yla görüşmelerin sürdürüldüğünü ifade eden West, 3,5 milyar doların teröristlerin eline geçmeyeceğine inanmaları için yeterli güvencenin verilmediğini vurgulamıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price da milyonlarca kişinin açlıkla boğuştuğu ülkenin parasını Afganlar için kullanmak üzere alternatif yollar aradıklarını Washington’da gazetecilere ifade etmişti.

Taliban’ın kadınlara yönelik baskısıyla dikkat çeken demokrasi karşıtı tutumları, Batı’nın tepkisini topluyor. El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin başkent Kabil’in merkezindeki bir evde yaşayabilmesi de bu tepkiyi büyüttü.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 11 Eylül saldırılarının da aralarında bulunduğu pek çok eylemden sorumlu bu önemli ismin Kabil’de yaşamasının, iki ülke arasındaki çekilme anlaşmasının ihlali anlamına geldiğini söylemişti. Ancak Taliban, Zevahiri’den haberdar olmadığını öne sürüyor.

Paylaşın

Mars’ta Yetiştirilmesi Gereken İlk Bitki Belirlendi

Bilim insanları, uzun zamandır Mars’ta mahsul yetiştirmenin uygun yollarını arıyor. ABD’deki Iowa State Üniversitesi’nden araştırmacılar, Mars’ta yetiştirilmesi gereken ilk bitkinin yonca olduğunu belirledi. 

Hakemli bilimsel dergi PLOS One’da 17 Ağustos’ta yayımlanan bulgulara göre yonca, Kızıl Gezegen’de yetiştirilecek diğer bitkiler için gübre görevi görebilir.

Çok uzak olduğu için Mars’ta insanları beslemek çok büyük bir zorluk teşkil ediyor. Gezegenin toprağı da ve suyu da ekinler için uygun değil. Bilim insanları bu yüzden uzun zamandır Mars’ta mahsul yetiştirmenin uygun yollarını arıyor.

Iowa State Üniverwsiesi’nde mikrobiyoloji okuyan Pooja Kasiviswanathan’ın yönettiği bir araştırma ekibiyse yoncanın Mars koşullarına uygun olduğunu belirledi.

Mars toprağına mümkün olan en benzer örneği hazırlayan ekip, yoncanın bu besin açısından fakir gezegende iyi yetişeceğini belirledi.

Ayrıca yoncadan gübre olarak yararlanılınca az bakım gerektiren, hızlı büyüyen ve fazla suya ihtiyaç duymayan şalgam, turp ve marul hazırlanan Mars toprağında başarılı bir şekilde yetiştirildi.

Araştırma ekibi, tatlı su ihtiyacının Mars’taki tuzlu suyun Synechococcus sp. PCC 7002 adlı deniz bakterisiyle arıtılarak karşılanabileceğini düşünüyor.

Öte yandan Kızıl Gezegen’deki toprak, araştırmacıların hazırladığı örnekten farklı olabilir. Yine uzmanlar, çalışmanın bilim insanlarına ve astronotlara umut verici seçenekler sunduğunu belirtti.

Araştırma ekibinde yer alan biyojeokimyager Elizabeth Swanner, “Hazırladığımız Mars toprağında hiçbir besin maddesi değişikliği yapmadan yonca yetiştirebilmemize çok şaşırdım” dedi.

Mikrobiyoloji öğrencisi Kasiviswanathan ise “Bulgularımızın, ileride NASA’nın Mars misyonuna yönelik araştırmalarını desteklemesini umuyorum” diye konuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın