ABD Büyükelçisi’nden Dikkat Çeken Türkiye Ve Yunanistan Açıklaması

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake, “NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.”

Flake, açıklamasının devamında, “Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Yunanistan arasında gerilim sürerken Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake’den dikkat çeken açıklamalar geldi. Flake’in açıklaması şu şekilde:

“Son dönemde bana ABD’nin Ege’de güvenliğe ilişkin pozisyonunda bir değişiklik olup olmadığı sorusu yöneltiliyor. Bu soruya cevabım “Hayır”. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır. Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.

“Türkiye, özellikle gıda güvenliğini ileri bir noktaya taşıyarak ve Ukrayna ile Rusya arasında diyaloğu gerçekleştirerek değerli bir destek sağlamayı sürdürmektedir. Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.”

 

Paylaşın

Yeni Bir Koronavirüs Varyantı Geliştirildi; Bilim Dünyasından Tepki

Boston Üniversitesi’nden bilim insanları, öldürücülük oranı yüzde 80 olan yeni bir koronavirüs varyant elde ettiklerini öne sürdüler. ABD’li araştırmacıların açıkladığı bu gelişme bilim dünyasında kızgınlık yarattı.

Araştırmayı yürüten ekip bu yeni mutant varyantın insanlarda daha az öldürücü olmasının muhtemel olduğunun da altını çizdi ama aynı zamanda sonuçlar laboratuvar ortamında geliştirilmiş akciğer hücrelerinde beş kat fazla virüs parçacığı bulunduğunu da ortaya koydu. Makale henüz hakem denetiminden geçmedi.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre, ABD’de Boston Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, koronavirüsün Çin’in Vuhan kentinde çıktığı sanılan ilk hali ile Omicron varyantını laboratuvar ortamında bir araya getirip öldürücülük oranı yüzde 80 olan yeni bir varyant elde ettiklerini öne sürdü.

Virüsün 2020’deki yayılışının arkasında da bu tarz deneyler yattığına inanıldığı için ABD’li araştırmacıların açıkladığı bu gelişme bilim dünyasında kızgınlık yarattı.

Sonuçları geçen hafta makale olarak yayınlanan deneylerde, ‘bağışıklık sistemini atlatan ve ciddi bir hastalığa yol açan’ bu yeni koronavirüs varyantının verildiği farelerin yüzde 80’i deneyler sırasında öldü.

Araştırmayı yürüten ekip bu yeni mutant varyantın insanlarda daha az öldürücü olmasının muhtemel olduğunun da altını çizdi ama aynı zamanda sonuçlar laboratuvar ortamında geliştirilmiş akciğer hücrelerinde beş kat fazla virüs parçacığı bulunduğunu da ortaya koydu.

Makale henüz hakem denetiminden geçmedi.

Boston’daki bu deneylerle ilgili konuşan eski İsrail Biyolojik Araştırma Enstitüsü Başkanı Shmuel Shapira, “Yasaklanmalı, ateşle oynuyorlar” dedi.

Şu ana kadar dünya genelinde 625 milyonu aşkın kişi Kovid 19 salgınından etkilendi, 6,5 milyondan fazla kişi de bu salgında hayatını kaybetti. Türkiye’de ise yaklaşık 17 milyon kişi bu salgından etkilenirken, 101 bini aşkın kişi de yaşamını yitirdi.

Koronavirüs hastalığı (Kovid 19), SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Kovid 19’a yakalanan kişilerin çoğu, hafif ila orta düzeyde semptomlar göstermekte ve özel bir tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşmektedir. Bazıları ise ciddi şekilde hastalanmakta ve tıbbi yardıma ihtiyaç duymaktadır. Bazıları ise hayatını kaybetmektedir.
Paylaşın

ABD, Güneş’i Karartmayı Hedefliyor

İklim krizine çözüm arayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), krizin etkilerini hafifletme amacıyla Güneş’i karartmanın yollarını araştıracak. CNBC’nin haberine göre Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi, bu doğrultuda tasarlanan 5 yıllık bir araştırma projesini koordine edecek.

Proje, atmosferdeki sera gazlarının neden olduğu ısınmayı azaltmak için Dünya’ya ulaşan Güneş ışığı miktarını değiştirme fikrini temel alıyor.

Araştırma planı, Güneş ışığını uzaya geri yansıtmak için atmosfere partiküller püskürtmeyi ve bunun Dünya üzerindeki olası sonuçlarını değerlendirmeyi içeriyor.

Bu yöntem hava araçlarıyla atmosferin stratosfer katmanına çeşitli gaz ve partiküllerden oluşan ince bir sis yaymak demek. Bazı bilim insanları bu sayede Güneş ışığının bir kısmının uzaya geri yansıyacağına ve gezegenin soğuyacağına inanıyor.

Ancak böyle bir senaryoda hangi gaz ve partiküllerin kullanılması gerektiği yıllardır tartışma konusu.

İklim teknolojilerine odaklanan yatırım fonu Lowercarbon Capital’in kurucusu Chris Sacca, Beyaz Saray’ın bu hamlesini olumlu görenlerden.

CNBC’ye konuşan Sacca, “Bu yöntem milyarlarca insanın geçim kaynağını koruma potansiyeline sahip” dedi: Beyaz Saray, araştırmayı ilerletiyor. Böylece gelecekte verilecek herhangi bir karar, jeopolitik ayrımlara değil bilime dayanabilir.

Söz konusu fikir ilk kez 1989’da Harvard Üniversitesi’nde görev alan Prof. David Keith tarafından incelenmişti. O zamandan beri zaman zaman dile getirilse de birçok uzman bu fikre şüpheyle yaklaşıyor.

Carnegie İklim Yönetişim Girişimi’nin yöneticisi Janos Pasztor, “Bir ülkenin önce emisyon azaltımlarında ne yaptığına bakılmalı. Buna bakmadan diğer adımlarını değerlendiremezsiniz” ifadelerini kullandı: Güneş radyasyonunu değiştirmek asla iklim krizine çözüm olmayacak.

Atmosfere partikül püskürtmek

Güneş’ten gelen ışığın bir kısmını engelleme fikri 2020’de Güney Afrikalı bilim insanlarının yürüttüğü bir araştırmayla da gündeme gelmişti.

Cape Town Üniversitesi’nde görevli bilim insanları, kentin üzerindeki atmosfere büyük miktarda kükürt dioksit gazı salmayı ve Güneş’i kalıcı olarak “karartarak” su kaynaklarını korumayı amaçladıkları bir plan hazırlamıştı.

Bu planın su kıtlığı riskini 2100’den önce yüzde 90 oranında azaltacağı ifade edilmişti.

Ancak birçok uzman bu fikre karşı çıkmıştı. Kükürt dioksit tekniğinin çevre ve insan sağlığı üzerinde zararlı etkileri olabileceği belirtilmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Trafikte Birbirlerine Ateş Açan İki Baba Kızlarını Vurdu

ABD’nin Florida eyaletinde trafikte tartışan iki baba birbirlerine ateş açtı. Açılan ateş sonucu babalarının yanında bulunan iki kız yaralandı. Hastaneye kaldırılan yaralı kızların hayati tehlikesi olmadığı bildirilirken iki sürücü tutuklandı.

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Florida eyaletinde trafikte birbirine ateş eden iki adam hakkında cinayete teşebbüsten dava açıldı.

Nassau Şerif Ofisi’nden yapılan açıklamada, 35 ve 43 yaşlarındaki iki sürücü kilometrelerce süren yol kavgasından sonra gözaltına alındığı belirtildi.

Şerif Bill Leeper’ın açıklamalarına göre, iki sürücü arasında atışmalarla başlayan kavga araçları birbirlerinin üzerine sürerek devam etti. Bu arada araçlarda bulunan diğer kişiler de sözlü tartışmaya başladı ve açık camlardan birbirlerine su şişeleri attı.

İki araç yan yana geldiğinde sürücülerden biri silahını çıkararak diğer araca doğru ateş etti ve hızlanarak devam etti. Silahtan çıkan kurşunun 5 yaşındaki kızını bacağından yaraladığını fark eden diğer sürücü kaçan aracı yakalayarak 7-8 el ateş etti. Kurşunlardan 3’ü arabaya isabet ederken araçta bulunan 14 yaşındaki kızı sırtından yaraladı.

Görgü şahitlerinin polise ihbarından sonra kenara çekilen iki aracın sürücüleri polisin yanında da tartışmaya devam etti. Hastaneye kaldırılan yaralı kızların hayati tehlikesi olmadığı bildirilirken iki sürücü tutuklandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ABD Gezisi ‘Gizemli’ Miydi?

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaretin iç siyasetteki yansımalarını değerlendiren Gazeteci Fehmi Koru, Kılıçdaroğlu’nun gezisine “gizem” kattığını söyledi ve bunu acemice bulduğu görüşünü dile getirdi.

Fehmi Koru, “Kazalar kaderimiz olmamalı.. CHP Kılıçdaroğlu’nun gezisine gizem katmak zorunda mıydı?” başlıklı yazısında gündemi değerlendirdi. Koru’nun kişisel blogunda kaleme aldığı köşe yazısının Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisiyle ilgili kısmı şöyle:

“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisi de yine beklendiği türden tepkilerle tartışılıyor. İktidar ortakları geziyi gizli ve gizemli toplantılar yapıldığı gerekçesiyle ‘şaibeli’ buluyor; CHP ise…

Geziyi CHP cephesinin nasıl değerlendirdiğini, Kılıçdaroğlu ile birlikte ABD’ye giden heyetten CHP İstanbul milletvekili Yunus Emre’nin kaleminden Karar gazetesinde bugün okumak mümkün.

Emre’ye göre “Bu seyahat, cumhuriyetin ikinci yüzyılında bilimin ışığında ilerleme amacı için bir dönüm noktası.”

Kılıçdaroğlu’nun ‘İkinci Yüzyıl Vizyonu’ adı verilen bir yaklaşımı var; o çerçevede orada iş çevreleri, öğrenciler ve düşünce kuruluşlarıyla temas kurmak üzere ABD’ye gidilmiş.

Yazıda ABD’nin eğitim kurumlarıyla bizim üniversitelerimiz mukayese ediliyor, Harvard ve MIT gibi üniversitelerde bilimsel araştırmalarıyla öne çıkan Türkler’in bilim dünyasına katkıları övülüyor, bu arada yurtdışı eğitimlerini ABD’de almakta olan öğrencilerimizin ülkeleriyle yakından ilgilendikleri izlenimi özellikle vurgulanıyor.

İyi de, bu tür tespitler için bir parti liderinin o kadar zahmete katlanması gerekir miydi? Şu sırada hem de? Harvard ve MIT gibi ABD’nin öndegelen bilim yuvalarında eğitim görmüş herhangi bir kişiyle oturulup konuşulsa, benzer bir sonuca hiç zahmetsiz ulaşılabilirdi. Yazar, iktidar cephesinin geziye ilişkin eleştirilerine cevap teşkil edecek pek bir şey söylemiyor.

Gizli ve gizemli toplantılar iddiasıyla ilgili… Birlikte gidilen seyahati izlemekte olan gazetecilerden habersiz geçirilen sekiz saat ile ilgili… Temasları ve görüşmeleri izlemeleri için ABD’de bulunan gazetecilerin toplantıların çoğuna alınmamaları biraz garip değil mi? İktidar cephesinin eleştirileri daha çok gezinin bu yönleriyle ilgili ve onları önemseyip geçersiz kılacak herhangi bir açıklama milletvekili Yunus Emre’nin yazısında yok. Yoksa gezinin özellikle ‘gizemli’ kalması mı isteniyor?

Önemli mi bütün bunlar? Aslında önemsiz. İktidar cephesinin geziye atfettiği ‘gizlilik ve gizem’ özelliği günümüz gerçekleri açısından fazla anlamlı değil. Bugünün dünyasında birileriyle yüz yüze görüşmek için on saatlik zahmetli bir yolculuğa çıkmak gerekmiyor; cep telefonuyla bile görüntülü görüşmeler yapılabiliyor. Ülkelerin diplomatları gerektiğinde temas kurulmakla da görevliler. Liderinin gezisini, öncesi ve sırasında iyi planlamadığı görüntüsü vermekteydi CHP, galiba sonrasında da acemilik sürüyor. Kritik bir seçime gidilen bir ülkede muhalefetin acemiliği gerçekten şaşırtıcı.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Beyaz Saray, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu İzliyor’ İddiası

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, Center for American Progress kuruluşu ile yaptığı toplantıya, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatör ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu söyledi.

Orhan Bursalı, ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediğini ifade etti.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’deki temasları hakkında bir köşe yazısı kaleme aldı.

Bursalı’nın bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Önceki gün Center for American Progress kuruluşu ile toplantısı vardı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının. Toplantıya katılanların arasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatörün ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu öğrendik. Ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediler.

Toplantıya katılanlar söz aldıklarında isimlerini söylüyorlar ancak söz almayanlar sadece dinleyici pozisyonunda kalıyorlar ve görevleri tam olarak bilinmiyor.

Hükümet kanadından katılımcılar sadece dinlemekle yetinmiş, soru sormamışlar.

Kılıçdaroğlu çok kısa konuşma yapmış ve soruları yanıtlamış. Katılanlar çoğunlukla Türkiye üzerine uzmanlar.

Amerikan hükümeti tarafından alt düzeyde bile olsa 10 kişiyi aşkın yüksek katılım, şüphesiz siyasi ilginin bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu doğrudan siyasetle bir ilişki istemedi ama bu tabii ki siyasetin konuşulduğu bir toplantı. Edindiğimiz bilgiye göre Kılıçdaroğlu çeşitli konularda bugüne kadar yaptığı açıklamalar çerçevesinde yanıtlar verdi. Seçim güvenliği üzerine sorular arasında “Daha önceki seçimlerde RTE’nin söylediği ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ gibi bir durum ortaya çıkar mı” sorusu da vardı. Ve meraklar aynı zamanda seçim güvenliği üzerindeydi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Uzaylıların Varlığına İlişkin Yeni Bir İşaret Bulundu

ABD’deki Riverside Üniversitesi’nden bilim insanları, Dünya dışı yaşamın göstergesi olabilecek yeni bir işaret belirledi: Gülme gazı. Bilim insanları, ötegezegenlerde uzaylılara ait bir iz arayan projelerde bu gaza dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Nitröz oksit (NO2) diye de bilinen gülme gazı, vücutta mutluluk hormonu diye adlandırılan dopamin molekülünün salınımına yol açtığı için güldürüyor. Tıpta ağrı kesici olarak da kullanılan gazın yanlış veya fazla kullanılması ise sağlık açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.

Hakemli bilimsel dergi The Astrophysical Journal’da yayımlanan yeni araştırmanın başyazarı, “Oksijen ve metana biyolojik imza olarak çok fazla odaklanıldı” diye konuştu: Nitröz oksidi ciddi biçimde değerlendiren çok az sayıda araştırmacı oldu. Bu ihtimale az ilgi gösterilmesinin bir hata olduğunu düşünüyoruz.

Nitröz oksit, Dünya’da mikroorganizmalar tarafından üretiliyor. Ancak şu anda atmosferde çok yoğun değil. Bu da ötegezegenlerde yaşam ararken gülme gazının ihmal edilmesine yol açtı.

Ancak araştırmanın ardındaki ekip, Dünya tarihinin bazı dönemlerinde bu gazın yoğun olabileceğini belirtiyor.

Schwieterman, “Okyanuslardaki koşulların N2O’nin biyolojik olarak çok daha fazla salınmasına olanak tanıdığı bazı dönemleri hesaba katmıyorlar” dedi: O dönemlerdeki koşullar, bir ötegezegenin bugün geldiği noktayı yansıtabilir.

Schweiterman ve ekibi ekibi, canlı organizmaların başka gezegenlerde nasıl nitröz oksit üretebileceğini canlandırmak için bilgisayar simülasyonlarına başvurdu.

Simülasyonlar, bu gazın dikkate değer bir biyolojik imza olabileceği durumlar olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar buradan hareketle, Dünya dışı yaşama dair keşif görevlerinde bu gazın da aranması gerektiği sonucuna vardı.

Ekip, ötegezegenlerin atmosferlerini inceleyebilen James Webb Uzay Teleskobu gibi gelişkin cihazların nitröz oksit aramak için kullanılabileceğini savunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Nükleer Silah Tartışması: Putin Kullanırsa Batı’nın Planı Ne?

İsmini açıklamayan bir NATO diplomatı, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda, NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çekerek, 3 senaryonun gündemde olduğunu söyledi: Tam ekonomik ambargo, siber saldırı, ABD’nin cevabı…

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 24 Şubat’tan beri devam ederken uluslararası kamuoyunda nükleer silah ve atom bombası tartışması devam ediyor… Geçen haftalarda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in nükleer silah kullanma ihtimalini açık tuttuğunu vurgulaması sonrasında Batı dünyasında ve bölgedeki ülkelerde endişe artmaya devam ediyor.

Almanya’nın çok okunan gazetelerinden Bild’e konuşan üst düzey bir NATO diplomatı ismini açıklamadan olası senaryoları değerlendirdi. Rusya’nın nükleer silah kullanması durumunda NATO’nun bazı önlemler ve yol haritaları üzerinde durduğuna dikkat çeken yetkili 3 senaryonun gündemde olduğunu açıkladı.

Bild’e konuşan yetkili, Putin’in nükleer silah düğmesine basması durumunda Rusya’yı tam tecrit altına alarak ticaret ablukası uygulanmasının gündemde olduğunu açıkladı. Birinci seçeneğin bu olduğunu belirten yetkili, “Rus doğalgazı ve petrolüne tam ambargo uygulanacak. Bu da Rus ekonomisinin batı dünyasından tamamen uzaklaşması anlamına gelecek. Hammaddeleri için alıcı bulmak zorunda kalacaklar” dedi. Böyle bir durumda Rusya’nın Çin ve Hindistan’la yakınlaşması beklenirken, bu ülkelerin de yaptırım sebebiyle farklı bir şekilde hareket edebileceği öngörülüyor.

“Nükleer silah ile karşılık verilmeyecek”

Öte yandan Bild’e konuşan bir yetkili ise Rusya’nın olası bir nükleer silah kullanması durumunda büyük bir siber saldırıya geçeceğini söyledi. Alman Savunma Bakanlığı Yönetim Ekibinin eski lideri olan Nico Lang, “Putin’in nükleer silah kullanması durumunda ABD siber saldırı düzenleyerek telefon ve internet gibi ana iletişim ağlarını hedef alabilir” dedi.

Bild’e konuşan üst düzey NATO diplomatı da Biden yönetiminin Rusya’ya askeri karşılık vermesinin gündemde olduğunu dile getirdi. İsmini açıklamayan yetkili, “Eğer Putin, Ukrayna’ya nükleer silah kullanırsa ABD askeri yanıt verebilir” dedi.

Fakat yetkili ABD ve Batı ülkelerinin Rusya’nın nükleer saldırısına nükleer silah ile yanıt verilmeyeceğini ve geleneksel silahlarla saldırılacağını söyledi.

Paylaşın

ABD’nin Silah Stoğu Hızla Azalıyor

24 Şubat’ta başlayan işgalden bu yana Ukrayna’ya en fazla askeri desteği sağlayan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) mühimmat depolarındaki erime hızı üretimi kapasitesini geride bıraktı. ABD’nin Ukrayna’ya verdiği bazı mühimmatların stoğunun kısa zaman içerisinde kritik seviyenin altına inebileceği bildirildi.

Euronews Türkçe’nin AFP’den aktardığı, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Mark Cancian’ın kaleme aldığı analizde, savaş planları ve tatbikatlar için hazır halde bulundurulması gereken bazı ekipmanların minimum seviyeye indiği ve işgal öncesi seviyelere getirilmesinin yıllar alabileceği vurgulandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir askeri yetkili de büyük bir güçle savaşırken gerekli olan mühimmat miktarının beklenenden çok daha fazla olduğunun anlaşıldığını ve Washington yönetiminin bu konuda dersler çıkardığını vurguladı.

1990’larda Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla ABD’nin savunma harcamalarını azaltması sonucu Amerikan savunma şirketleri de üretimlerini ciddi anlamda kısmıştı. Bir çok şirket de kapanmak zorunda kalmıştı.

Şimdi ise Amerikan hükümetinin savunma şirketlerini atıl durumdaki bir çok üretim hattını tekrar canlandırmaya ikna etmesi gerekiyor. 2020 yılında üretimine son verilen uçaksavar füzesi Stinger da bunlardan birisi.

ABD tarafından Ukrayna’ya sağlanan ekipmandan bazıları savaşın simgesi haline gelmişti. Javelin tanksavarları ve güdümlü füze fırlatıcısı HIMARS’lar bunlardan bazıları.

ABD’nin 80 kilometreden fazla menzili bulunan GPS güdümlü HIMARS roket stoğunun çok azaldığı belirtildi.

ABD’nin bu stoğun üçte birini Ukrayna’ya göndermesi halinde Kiev’in 8 ila 10 bin roket almış olacağını ve bunun onlara aylarca yetebileceğini belirten Cancian, “Faka stoğun tükenmesi halinde bir alternatifi bulunmuyor,” ifadelerin kullandı. Üretimin yıllık 5 bin adet olduğunu belirten Cancian ABD’nin bu sayıyı artırmaya çalışmasına rağmen bunun yıllar alacağını vurguladı.

ABD ayrıca Ukrayna’ya şu ana kadar 8 bin 500 Javelin gönderdi fakat onun da yıllık üretimi bin adet düzeyinde.

ABD Mayıs ayında 350 milyon dolar değerinde sipariş verdi fakat bunun stoklara girmesi yıllar alacak.

Pentagon verilerine göre ABD Ukrayna’ya ayrıca 800 binden fazla 155 milimetre NATO standardı havan mermisi gönderdi. Bu ABD tarafından tüm batılı ülkelere sağlanan miktarın dörtte üçüne denk geliyor.

Cancian’a göre havan topu mermisi sayısı da ABD’nin kendi kabiliyetlerini sekteye uğratmadan başka ülkelere verebileceği sınıra ulaşmış durumda. ABD şu anda bu top mermilerinden ayda 14 bin adet üretebiliyor. Pentagon bu kapasiteyi 3 yıl içerisinde 36 bine çıkarmayı hedefliyor. Artırılmış haliyle bile bu yıllık 432 bin adet anlamına geliyor ki bu Ukrayna’ya 7 ayda verilenin yarısından daha az bir miktar.

Paylaşın

Uzak Doğu’da Sular Isınıyor; ABD’den Kuzey Kore’ye Mesaj

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yaptı. Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesine Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Japon Denizi’ne fırlattıkları füzelerle yanıt verdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Patrick Ryder, Kuzey Kore’nin Japonya hava sahasını aşan uzun menzilli balistik füze denemesi yapmasını kınayarak ABD’nin “bu denemeye yanıt olarak Japonya ve Güney Kore ile bölgede ayrı ayrı askeri tatbikat yaptığını” açıkladı.

Günlük basın toplantısında bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Patrick Ryder, “Birleşik Devletler, Kuzey Kore’yi daha faza istikrarsızlaştırıcı ve yasadışı faaliyetlerden kaçınmaya çağırıyor” dedi.

Ryder, Pyonyang’ın füze denemesine yanıt olarak ABD Deniz Piyadeleri ile Japonya Savunma Kuvvetleri’nin Japon Denizi’nde tatbikat yaptığı bilgisini paylaştı. Sözcü, eş zamanlı olarak ABD Hint-Pasifik Kuvvetleri’nin de Güney Kore ile Batı Çin Denizi’nde tatbikat yaptığını aktardı.

“Kuzey Kore’ye mesaj”

Ryder, özetle şu açıklamada bulundu:

“Bu angajmanlar, caydırıcılık ve dinamik saldırı yeteneklerimizi sergilerken, uluslarımızın birlikte çalışabilirliğini göstermek için yapıldı.

“Bunlara ek olarak gün içinde (Savunma) Bakan [Lloyd] Austin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti programlarının oluşturduğu tehditleri tartışmak ve sonuçlarını ele almak üzere Japonya ve Kore Cumhuriyeti’ndeki meslektaşlarıyla görüştü.

“Bakanlar, dünkü füze denemesinin BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olduğu ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiğinde hemfikirler.”

Bölgede yapılan tatbikatların bir gövde gösterisi olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Ryder, bu tatbikatların “Kuzey Kore’ye de ABD’nin, Japonya ve Güney Kore’nin yanında olduğu ve her türlü tehdide karşı birlikte hareket ettiği konusunda mesaj gönderdiğini” söyledi.

Güney Kore’nin uzun menzilli füzesi başarısız oldu

Öte yandan, Kuzey Kore’nin dünkü (4 Eylül) balistik füze denemesi karşısında Güney Kore’nin fırlattığı füzelerle ilgili bilgi veren Güney Kore ordusundan yetkililer, “dört kısa menzilli füzenin Japon Denizi’ndeki hedeflere başarıyla atıldığını” söyledi.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Güney Kore yapımı daha uzun menzilli bir füze denemesi başarısız oldu.

Atıldıktan kısa bir süre sonra düşen füze, herhangi bir can kaybı ya da yaralanmaya neden olmadı.

Yetkililer bu tatbikatın, “Pyongyang’dan yapılan provokasyonları” durdurmak için yapıldığını ekledi.

Kuzey Kore’den 5 yıl sonra ilk deneme

Kuzey Kore, 3 Ekim 2022’de beş yılın ardından ilk defa Japonya toprakları üzerinden balistik füze denemesi yapmıştı.

Japonya Savunma Bakanı Hamada Yasukazu, konuyla ilgili bir açıklama yaparak 1000 kilometre irtifaya ulaşan balistik füzenin Japonya’nın üzerinde yaklaşık 1 dakika havada yol aldığını açıklamıştı.

Hamada, ülkenin kuzeydoğusundan geçerek yaklaşık 4 bin 600 kilometre seyreden füzenin, Japonya’nın 3 bin 200 kilometre doğusuna Pasifik Okyanusu’na (Büyük Okyanus) düştüğünü kaydetmişti.

Kuzey Kore’nin balistik füze denemesi hakkında, Japonya hükümeti de yerel saatle sabah 07:29’da “Kuzey Kore’nin bir füze fırlatmış olduğu görülüyor. Lütfen sığınaklara saklanın” uyarısında bulunan bir açıklama yapmış, Güvenlik Konseyi’ni de toplantıya çağırmıştı.

Paylaşın