Ford, Binlerce İşçiyi İşten Çıkarmaya Hazırlanıyor

Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyuran Ford, çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli otomobil üreticisi Ford’un, Avrupa tesislerinde çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planladığı belirtildi. Ford bir süre önce aldığı kararla 14 bin kişinin istihdam edildiği, Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyurmuştu.

Alman IG Metall sendikası temsilcisi Paul Hecker Köln’de, Ford tesislerinde düzenlenen sendika toplantısının ardından yaptığı açıklamada, şirket yönetiminin işyeri işçi temsilciliğine sunduğu belgelere atıfta bulunarak, işten çıkarmalardan fabrikanın ürün geliştirme biriminde çalışan personelin üçte ikisinin etkileneceğini söyledi.

Yapılan açıklamada, en kötü durumda yönetim kademesinde çalışan her beş personelden birinin de işini kaybedebileceği ifade edildi. Sendika olumsuz gelişmelerden en fazla Ford’un Almanya’da bulunan tesislerinin etkileneceğini kaydetti. Ancak şirketten bu konuda henüz bir açıklama yapılmadı.

“Ford geleceğini baltalıyor”

Sendika temsilcisi Hecker, şirketin aldığı kararı eleştirerek, “Ford geleceğini baltalıyor” dedi. Köln’ün geçmişte Fiesta ve Focus gibi dünya çapında satılan otomobilleri üreterek, burada iyi otomobiller yapılabileceğini kanıtladığını sözlerine ekleyen temsilci, Ford’un gelecekte de bunu sürdürebilmek için gereken kaynakları ortaya koymayı reddettiğini belirtti.

“Ford’un küresel bir tedarikçi olmaktan çıkıp küresel olmayan bir şirket olma yolunda ilerlemesi gibi bir tehlike görüyoruz” ifadelerini kullanan Hecker, şirket yönetiminden planlarını yeniden gözden geçirmesini ve kalkınmayı da içeren yeni projeler için bağlayıcı bir taahhütte bulunmasını talep ettiklerini söyledi.

Sendika temsilcisi Hecker, “Eğer şirket iş birliği yapmama yolunu seçerse, biz her şekilde hazırız” diyerek, karara karşı direniş göstereceklerini kaydetti. Temsilci, IG Metall sendikası olarak, Ford’u Almanya’da ve Avrupa genelinde etkileyebilecek sert önlemlerden kaçınmayacaklarını da sözlerine ekledi.

Köln’deki tesislerinde yaklaşık 14 bin kişiyi istihdam eden Ford’un yönetiminden ise sendikanın açıklamalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmazken, Cuma günü yapılan bir duyuruya atıfta bulunmakla yetinildi. Söz konusu açıklamada Ford’un Avrupa’da elektrikli otomobil üretimini desteklediği ve olası bir yeniden yapılanma konusundaki spekülasyonlar hakkında yorum yapılmayacağı kaydedildi.

Kaç kişi çıkarılacak

Radio Köln ise konuya ilişkin haberinde şirketin ürün geliştirme biriminde çalışan 3 bin 800 kişinin yüzde 65’inin 2024 yılına kadar işlerine son verileceği ileri sürüldü. Radyo böylece 2 bin 500 kişinin işten çıkarılacağını kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

2022 Yılında 24 Bini Aşkın Türkiye Vatandaşı Meksika’dan ABD’ye Geçti

Türkiye’den Meksika’ya giderek ABD’ye kaçanların sayısı 31 bin 485 kişiye yükseldi. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin son verilerine göre, 2020 yılında bin 944, 2021 yılında 4 bin 989 2022 yılında ise 24 bin 362 Türkiye vatandaşı Meksika sınırından ABD’ye sığınmacı olarak geçti.

Son üç yılda, Türkiye’den 253 çocuk ailesiyle birlikte, 23 çocuk da kendi başlarına refakatiz olarak Meksika sınırından ABD’ye giriş yaptı. Meksika sınırından ABD’ye geçen sığınmacı sayısı aylık rekor rakamlara ulaştı. Son resmi verilere göre, ABD’ye geçmeye çalışan sığınmacıların sayısı yirmi yılı aşkın bir süredir görülmeyen rekor seviyelerde olmaya devam ediyor.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin resmi rakamlarına göre Meksika sınırından ABD’ye geçenler arasında farklı ülkelerin vatandaşları yer alıyor. Daha çok Latin Amerika ülkelerinin vatandaşları, Meksika sınırından sığınma talebiyle ABD’ye geçiyor.

Meksika sınırından ABD’ye geçenler arasında Türkiye vatandaşları da var. Son yıllarda, Türkiye’den Meksika’ya gelerek ABD’ye kaçanların sayısı 31 bin 485 kişiye yükseldi. ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin son verilerine göre, 2020 yılında bin 944, 2021 yılında 4 bin 989 2022 yılında ise 24 bin 362 Türk Meksika sınırından ABD’ye sığınmacı olarak geçti.

Son üç yılda, Türkiye’den 253 çocuk ailesiyle birlikte, 23 çocuk da kendi başlarına refakatiz olarak Meksika sınırından ABD’ye giriş yaptı. Meksika’dan ABD’ye sığınmacı olarak geçenler yasalar gereğince gözaltına alınmalarının ardından daha çok Arizona ve Teksas eyaletlerindeki tutukevlerine yerleştiriliyor. Sığınmacıların çok büyük bir çoğunluğu ABD’ye iltica talebinde bulunuyor.

İltica talep eden kişi herhangi bir Amerikan vatandaşının sponsor olması durumunda, bir hafta ile 1,5 ay bir süre içinde tutukevinden serbest bırakılıyor. Meksika sınırından ABD’ye geçen Türkiye vatandaşları son aşamada mahkemeye çıkarak çoğunluklu olarak siyasi nedenler, LBGT ya da dini tercihleri yüzünden Türkiye’de ayrımcılık gördükleri için iltica talebinde bulunuyor.

“Türklere sponsor bulma çeteleri oluştu”

Teksas eyaletinin El Paso kentinde ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’ne bağlı sınır devriyesi olarak görev yaptıktan sonra emekli olup bir üniversitede akademisyen olarak çalışan, “sınır güvenliği ve ABD’ye kaçak girişler” konusunda uzman bir kişi VOA Türkçe’ye, Meksika sınırından ABD’ye giriş yapan Türklerle ilgili açıklamada bulundu.

Açıklamasında, “Son birkaç yıldır şimdiye kadarki yıllarda hiç rastlanmamış bir şekilde sınırda Türklerin hareketliliğine tanık oluyoruz. Meksika’dan ABD’ye geçen Türklerin sayısı her geçen ay artıyor. Profillerine bakınca aralarında, doktor, mühendis ve avukatların da olduğunu beyaz yakalıları da görüyoruz. Bir Türk’ün Meksika sınırından ABD’ye girişi aracılara da verdiği paralarla birlikte 10 bin dolara kadar çıkabiliyor.

Bu kişiler için tutukevlerine yerleştirilmeleri sonrasında bir de sponsor aşaması başlıyor. İçeriden çıkabilmeleri için birinin sponsor olması gerekiyor. Türkler, kendi sponsor mekanizmalarını kurmuş. İçerde bulunan Türklere sponsor bulmak içinde organize suç çeteleri ortaya çıkmış. Türk çeteler, tutukevlerindeki Türklere 3 ile 5 bin dolar karşılığında sponsor bulup serbest kalmalarını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: 10 Ölü, 10 Yaralı

ABD’nin California eyaletinin Los Angeles kentinin 13 km doğusunda yer alan Monterey Park’ta gerçekleşen silahlı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi de yaralandı. Saldırının bir dans kulübünde gerçekleştiği belirtiliyor.

60 bin nüfuslu Monterey Park çok sayıda Asya kökenli yaşıyor. Güvenlik yetkilileri saldırganı arama çalışmalarının devam ettiğini ve şüphelinin erkek olduğunu belirtti.

ABD’nin California eyaletinin Los Angeles kentinde Çin Ay Yeni Yılı kutlamalarında yapılan silahlı saldırıda ölenlerin sayısı 10’a yükseldi. Olayda yaralanan 10 kişinin de tedavi altında olduğu ve bazılarının durumunun kritik olduğu açıklandı.

Los Angeles kent merkezine 13 kilometre mesafede bulunan Monterey Park’ta Çin Ay Yeni Yıl kutlamalarında kan aktı.

Los Angeles polisi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin olay yerinde olduğu ve silahlı saldırıda 9 kişinin öldüğü belirtildi. Daha sonra yapılan açıklamada ölü sayısının 10 olduğu kaydedildi.

Los Angeles Şerif Depertmanından Andrew Meyer, 10 kişinin olay yerinde hayatını kaybettiğini ifade etti. 10 kişinin de yaralandığını aktaran Meyer, hastaneye kaldırılanlardan bazılarının durumlarının ağır olduğunu kaydetti.

Saldırının nedenine dair bilgi verilmezken erkek saldırganın, olay yerinden kaçtığı ve arama çalışmalarının sürdüğü açıklandı.

60 bin nüfuslu kentte Asya kökenlilerin yoğun yaşadığı ve her yıl Ay Yeni Yılı kutlamalarının yapıldığı belirtildi.

Görgü tanıkları, silahlı saldırının Ay Yeni Yılı kutlamasından bir saat sonra bir eğlence mekanında gerçekleştiğini kaydetti.

Yerel saatle 21:00’de başlayan ve hafta sonu süren kutlamalar, geçen yıl 100 binden fazla ziyaretçi çekmişti.

Paylaşın

ABD Maliye Bakanı’ndan “Küresel Mali Kriz” Uyarısı

CNN’e verdiği röportajda, borç limitinin artırılmaması halinde ABD’nin temerrüde düşmesinin küresel bir mali krize yol açabileceği uyarısında bulunan ABD Maliye Bakanı Yellen, ABD dolarının rezerv para birimi rolünün de zarar görebileceğini ifade etti.

ABD Maliye Bakanı Yellen, “Böyle bir senaryoda birçok kişi işini kaybeder ve borçlanma maliyetleri yükselir” ifadelerini kullandı.

ABD hükümeti 31 trilyon 400 milyar dolarlık borçlanma limitine ulaşmıştı. Bu rakam, hükümetin halihazırda harcadığı parayı yansıtıyor.

Yellen, Kongre liderlerine, bakanlığın 5 Haziran’a kadar temerrüdü önleyebilecek olağanüstü nakit yönetimi önlemleri uygulamaya başladığını bildirdi.

Maliye Bakanı Yellen CNN’e verdiği röportajda, temerrüde düşülmesi halinde bunun küresel bir mali krize neden olabileceğini söyledi.

Yellen, “Bu, doların tüm dünyada işlemlerde kullanılan bir rezerv para birimi olma rolünü kesinlikle baltalayacaktır. Böyle bir senaryoda birçok kişi işini kaybeder ve borçlanma maliyetleri yükselir” değerlendirmesinde bulundu.

Yatırımcılar, iş grupları ve ılımlı muhafazakarlardan oluşan ve giderek büyüyen bir kesim, temerrüde düşmenin tehlikeleri konusunda uyarıda bulunurken Beyaz Saray, borç tavanının yükseltilmesi konusunda katı Cumhuriyetçiler’le müzakere etmeyi reddediyor. Bunun nedeni yönetimin, yeterli sayıda Cumhuriyetçi’nin nihayetinde taleplerinden geri adım atacağına dair inancı.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler bazı hükümet programlarında kesinti yapılmasını istiyor.

Yellen, borç tavanının zaten Kongre tarafından izin verilen harcamalar için olduğunu ve herhangi bir ek harcama talep etmediğini söyledi.

Yellen, “Yani mesele ek harcama yapma hakkını elde etmek değil. Bu sadece Kongre’nin halihazırda onayladığı faturaları ödemekle ilgili. Bu, üzerinde pazarlık yapamayacağınız ya da müzakere edemeyeceğiniz bir konu” diye konuştu.

Çin Başbakan Yardımcısı Liu He ile Çarşamba günü İsviçre’nin Zürih kentinde yaptığı ilk yüz yüze görüşmesiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Yellen, ABD ve Çin’in iklim değişikliği gibi küresel öneme sahip konularda düzenli iletişimi sürdürmeleri ve işbirliği olasılıkları aramaları gerektiğini söyledi.

Yellen, “İşbirliğimizi ve küresel zorlukların üstesinden gelmek için birlikte çalışma taahhüdümüzü ele aldık” dedi.

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya Tavsiye: Bekle

Bu hafta Ukrayna’ya yeni bir 2,5 milyar dolarlık askeri yardım paketini onaylayan ABD, ayrıca, Ukrayna ordusunun tedarik edilen yeni silahların önemli ölçüde kullanımını öğrenip yararlarını keşfetmesinin ardından büyük bir saldırı başlatmasının daha başarılı olacağı görüşünde olduğunu da bildirdi.

ABD yetkilileri, Ukrayna’ya “Rusya’ya karşı büyük bir saldırı başlatmak için Washington’dan gelen silah sevkiyatının ve bunların eğitiminin tamamlanması” tavsiyesinde bulundu.

Aralarında Reuters muhabirinin de bulunduğu bazı basın yayın organlarının temsilcilerine konuşan ve ismini açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, Kiev’in büyük bir taarruz başlatmadan önce ABD tarafından sağlanan son ağır silahların kullanımıyla ilgili Ukrayna ordusunun eğitiminin tamamlanması gerektiği düşüncesinde olduğunu aktardı.

“Önce silahların kullanımıyla ilgili eğitimler tamamlansın”

Beyaz Saray yetkilisi, ABD’nin Ukrayna ordusunun tedarik edilen yeni silahların önemli ölçüde kullanımını öğrenip yararlarını keşfetmesinin ardından büyük bir saldırı başlatmasının daha başarılı olacağı görüşünde olduğunu bildirdi.

ABD’nin son gönderdiği silahların kullanımıyla ilgili eğitimlerin tamamlanmadığını kaydeden yetkili, büyük bir saldırıdan önce bunun tamamlanmasının mutlaka gerektiğini Kiev yönetimine aktardıklarını bildirdi. ABD’nin Ukrayna’ya şu an için Abrams tankları vermeme konusundaki kararında sürecin devam ettiğini kaydeden Beyaz Saray yetkilisi, bu tankların maliyetli ve bakımı zor olduğu için Ukrayna’ya göndermeyi planlamadıklarını söyledi.

Bu hafta Ukrayna’ya yeni bir 2,5 milyar dolarlık askeri yardım paketini onaylayan ABD Başkanı Joe Biden, basına yaptığı açıklamada, “Ukrayna ihtiyacı olan her türlü yardımı alacak.” ifadesini kullanmıştı.

Abrams tankları vermeyi şu anda kabul etmeyen ABD bununla birlikte, son olarak Ukrayna’ya yüzlerce zırhlı araç gönderme vaadinde bulundu.

ABD’den Ukrayna ordusuna ne tavsiye ediyor?

Bu arada son haftalarda Rusya ve Ukrayna ordusu arasında yoğun çatışmaların yaşandığı Bakhmut kentiyle ilgili soruları yanıtlayan Beyaz Saray yetkilisi, ABD’nin Kiev’in bu kentin savunması için çok fazla kaynak ayırdığı ve büyük bir ihtimalle Rusya’nın eline geçecek bu kentin savaşın seyrini değiştirecek bir stratejik özelliği sahip olmadığı düşüncesinde olduğunu aktardı.

Bu cephedeki savaşla ilgili ABD ve Ukrayna askeri yetkilileri arasındaki görüşmelerin sürdüğünü kaydeden yetkili, Rusları güney Ukrayna’da ellerinde tuttukları bölgelerden çıkarmak için bir büyük saldırıya hazırlanırken Bakhmut’u savunmak için ne kadar enerji harcamanın gerekliliğinin iyi düşünülmesi gerektiği mesajını verdi.

Aynı yetkili, Ukrayna’ya Rusya’nın yıpratma stratejisi izlediği gerekçesiyle Moskova’nın top atışlarına karşılık Kiev’in buna karşılık vermeme yolunu izlemesinin tavsiye edildiğini bildirdi.

Yetkili, ABD’nin en son silah tedarikinin zırhlı araçları içermesinin nedeninin bu olduğunu, çünkü bunun Ukrayna’nın savaş şeklini değiştirmesine yardımcı olacağını sözlerine ekledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti Ve CHP’den ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a Tepki

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel’den ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Wall Street Journal’da yayınlanan makalesine tepki geldi.

İYİ Parti Lideri Akşener, John Bolton’un yazdığı makaleyle ilgili olarak “Millet irademizi hedef alan bu açıklamaların her biri; ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık dönemin devamlılığını sağlamaya, dış politikayı iç politikaya malzeme etmeyi alışkanlık hâline getirmiş sayın Erdoğan’ı desteklemeye yöneliktir” dedi.

CHP’li Özel’de, “John Bolton’un küstah bir dille kaleme aldığı ve NATO’yu müdahaleye çağıran hadsiz makalesini okudum. Ne NATO ne ABD ne başkaları ülkemize müdahale edemez, müdahaleyi aklından bile geçiremez” ifadelerini kullandı

“Açıklamalar Erdoğan’ı desteklemeye yönelik”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, John Bolton’un yazdığı makaleyle ilgili olarak “Millet irademizi hedef alan bu açıklamaların her biri; ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık dönemin devamlılığını sağlamaya, dış politikayı iç politikaya malzeme etmeyi alışkanlık hâline getirmiş sayın Erdoğan’ı desteklemeye yöneliktir” dedi.

Akşener, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Büyük Türk Milleti, her daim hür yaşamıştır ve hür yaşamaya devam edecektir. Tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi Cumhuriyetimizin yeni asrında da; Bağımsızlığına sahip çıkacak, iradesini hiçbir ülkenin ve hiçbir yapının kirli siyaset oyunlarına alet etmeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Türk Milleti, sandıkta her türlü vesayete ve güç odağına büyük bir demokrasi dersi verecektir!” diyen Akşener “Söz de, karar da milletimizindir! Yerli, yabancı hadsiz açıklamalar da bunları fırsat bilen hamaset simsarları da bu gerçeği değiştiremeyecektir!” dedi.

CHP’li Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “John Bolton’un küstah bir dille kaleme aldığı ve NATO’yu müdahaleye çağıran hadsiz makalesini okudum. Ne NATO ne ABD ne başkaları ülkemize müdahale edemez, müdahaleyi aklından bile geçiremez” ifadelerini kullandı.

“Seçimler ülkemizin iç işidir” diye devam eden Özel, “Bizler milletimizin helal oylarıyla iktidara talibiz. Milletimizin vereceği karar başımızın üstündedir. Bugüne kadar milletimizin vermediği hiçbir yetkiye talip olmadık olmayacağız. Bu çağrıları yapanlar buna yeltenenler karşılarında bizi bulurlar” dedi.

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya “Ağır Silah” Yardımı

ABD, Ukrayna’ya zırhlı araçlar ve hava savunma sistemlerini de içeren toplam 2,5 milyar dolarlık yeni paket açıkladı. ABD, Rusya’nın Ukrayna’yı geçen yıl Şubat ayında işgal etmesinden bu yana bu ülkeye toplamda 27 milyar 400 milyon dolar güvenlik desteği yaptı.

ABD Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre Washington’un Ukrayna’ya son askeri yardım paketi içinde 59 Bradley Savaş Aracı ve 90 Stryker Zırhlı Personel Taşıyıcı yer alıyor.

Son yardıma ayrıca HIMARS roket sistemi için mühimmat, sekiz Avenger hava savunma sistemi, binlerce topçu mermisi ve yaklaşık 2 bin tanksavar roketi için ek mühimmat dahil.

Kış mevsiminin Rus güçlerine yeniden organize olma ve büyük bir saldırı başlatma fırsatı verebileceği kaygıları nedeniyle Ukrayna batıdan daha fazla silah talep ediyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski Aralık ayında Washington’da ABD Kongresi’ne hitaben yaptığı konuşmada Ukrayna’ya yapılan desteğin, “hayır işi” olmadığını, “demokrasiye yatırım” olduğunu söylemiş, ABD’den güvenlik alanındaki desteğini sürdürmesini istemişti.

Öte yandan Reuters haber ajansına konuşan Amerikalı bir yetkili CIA Başkanı William Burns’un yakın zamanda Ukrayna’ya gizli bir ziyaret yaptığını ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yle biraraya geldiğini belirtti.

Haberi ilk veren Washington Post gazetesine göre ziyaret geçen haftanın sonunda gerçekleşti. Haberde Burns’un, Zelenski’yi Rusya’nın gelecek askeri planlarıyla ilgili beklentileri konusunda bilgilendirdiği belirtildi. Ayrıca Burns’un, ABD’nin desteğinin ulaşmasının bir noktada zorlaşacağını belirttiği kaydedildi.

Washington Post’un kaynaklarına dayandırdığı habere göre Zelenski ve üst düzey istihbarat yetkilileri Cumhuriyetçiler’in ABD Temsilciler Meclisi’nde az farkla çoğunluğu elde etmesinin ardından Ukrayna’nın ABD ve Batı yardımının daha ne kadar devam etmesini bekleyebileceğini tartıştı.

Öte yandan aralarında İngiltere ve Hollanda’nın da olduğu bir dizi ülke de yeni yardım paketi sözü verdi. Açıklama, Almanya’da bugün gerçekleşecek ve 50 ülkenin silah yardımlarını koordine edeceği toplantı öncesinde yapıldı.

Estonya’daki bir askeri üste bir araya gelen 11 ülkenin temsilcileri, Ukrayna’nın yeni bölgelerde hakimiyet kurması ve Rusya’nın ilerlemesinin durdurulması hedefiyle silah yardımlarını artırmaya karar verdi.

İngiltere, Polonya, Letonya, Litvanya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Hollanda ve Slovakya, daha çok destek sözü verdi.

Ortak açıklamayla duyurulan yardım paketleri şunları içeriyor:

  • İngiltere: 600 Brimstone füzesi
  • Danimarka: 19 Fransız yapımı Caesar tipi obüs
  • Estonya: Havan topları, cephane, destek araçları ve tanksavar bomba atarlar
  • Letonya: Stinger hava savunma sistemleri, iki helikopter, İHA’lar
  • Litvanya: Uçaksavar ve iki helikopter
  • Polonya: : S-60 uçaksavar ve 70 bin mermi
  • Çek Cumhuriyeti: Cephanelik, havan topları ve zırhlı personel taşıyıcılar.
  • Hollanda: Yardım paketini Cuma günü duyuracak.

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, Estonya’daki ziyareti sırasında yaptığı konuşmada, “2023’te, Ukraynalıların Rusya’yı püskürtüp Ukrayna dışına çıkararak ülkede egemenliklerini yeniden tesis etmelerinin zamanı geldi” dedi.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelikleri Süreci: ABD’den Türkiye’ye Onaylama Çağrısı

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Beyaz Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri ve henüz iki ülkenin NATO’ya katılım sürecini onaylamamış olan Türkiye’nin tutumu gündeme geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre bir soru üzerine Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirtti, müttefiklerin iki ülkenin NATO’ya katılımına ilişkin onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre’e , İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine ilişkin süreç bağlamında, “ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye’yi güvenilir bir NATO müttefiki olarak görüp görmediği” sorusu yöneltildi.

Sözcü Karine Jean-Pierre, Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirterek söze girdi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve üyelik başvurularını onaylamak üzere hızla harekete geçmek için Senato ile çalıştıklarını vurgulayan Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Karine Jean-Pierre, ‘’Geri kalan müttefiklerin de onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile bu iki ülke arasında devam eden görüşmeler ve olası anlaşma konusunda yorum yapmamayı tercih eden Beyaz Saray sözcüsü, bu konudaki soruları Türk hükümetine yönlendirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Macaristan Şubat ayında onaylayacağını açıklamıştı

NATO’nun 30 üyesinden 28’i Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra NATO üyeliği başvurusunda bulunan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılımına kendi parlamentolarında onay vermiş durumda.

Türkiye ve Macaristan henüz onay sürecini tamamlamamış olan iki NATO üyesi. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Şubat ayında Meclis toplandığında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylayacaklarını belirtmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Bakan Çavuşoğlu’ndan F-16 Açıklaması: Anlaşmalar Sağlandı

ABD’den satın alınacak F-16’lar ile ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Çavuşoğlu, “Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir.” dedi ve ekledi:

“Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Başkan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Bisera Turkoviç ile ortak basın açıklaması yaptı.

Açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, ABD ziyareti ile ilgili, “Çarşamba günü Sayın Blinken ile stratejik mekanizma toplantısının bakanlar düzeyinde ikinci toplantısını gerçekleştireceğiz. Arkadaşlarımız önden Washington’a gittiler. Ve orada bugün ve yarın hazırlık toplantılarını gerçekleştirecekler. Biz de çarşamba günü hep beraber gündemimizde belirlediğimiz konuları değerlendireceğiz” dedi.

F-16’ların satışı konusunda askeri müzakerelerin tamamlandığını belirten Çavuşoğlu şöyle devam etti:

“ABD Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı’na gönderdi. Şimdi Dışişleri Bakanlığı, yani yönetim; Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla gayrı resmi bir şekilde Kongre’ye bildirimde bulundu. Her iki kanatta da Dış İlişkiler Komisyonu başkanları ve de en tecrübeli üye, dört kişiye bildiriliyor.

Daha sonra buradan herhangi bir itiraz gelmezse bu süreç tamamlanıyor. Resmi bildirim oluyor. Resmi bildirimde biliyorsunuz, Amerika Kongresi’nin sürecini. Başkanın bu yöndeki talebini yüzde 51 ile reddetme olasılığı var. Bu olursa başkan tekrar gönderir. Bu sefer üçte iki çoğunlukla reddedilmesi gerekiyor. Yani Amerikan tarihinde de fazla görülmemiş bir uygulama.

Özellikle bir iki itiraz var ama; özellikle bir senatör, sürekli itirazını gündeme getiriyor. Biz sorunsuz bir şekilde geçmesini arzu ederiz. Her düzeyde, yönetimle; anlaşmalar sağlandı. Özellikle yönetimin; bunun sadece Türkiye için değil, NATO için de önemli olduğunu vurgulaması aynı şekilde önemlidir. Burada irade yönetimde. Yönetim, kararlı durursa herhangi bir sorun yaşanmaz. Ama daha önce de söyledik. Biz öyle şartlı, elimizi kolumu bağlayan bir şekilde herhangi bir ülkede ürün almak istemeyiz.”

Paylaşın

Ukrayna – Rusya Savaşı: Zaman, Ukrayna’dan Yana Değil

24 Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili bir yazı kaleme alan Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ve eski ABD Savunma Bakanı Robert Gates, savaşta zamanın Ukrayna’nın lehine olmadığını ifade ettiler.

The Washington Post’ta yayımlanan ve “Zaman, Ukrayna’dan yana değil” başlığını taşıyan yazıda Rice ve Gates savaşla ilgili şu an kesin olan tek durumun, “çatışma ve yıkımın devam etmesi” olduğunu ileri sürdü.

İkili, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bütün Ukrayna’yı kendi kontrolüne almayı, bunu başaramazsa ülkeyi yok etmeyi amaçladığını savundu. Eski bakanlara göre Putin, “Rus İmparatorluğu’nu tekrar kurma amacına inanıyor.”

Rice ve Gates şu ifadeleri kaleme aldı:

İkimiz de Putin’le birkaç kez görüştük. Putin’in, zamanın ondan yana olduğuna, Ukraynalıları ve ABD’yle Avrupa’nın birliğinin Ukrayna’ya desteğinin eninde sonunda parçalanacağına inandığını düşünüyoruz. Savaş devam ederken Rusya ekonomisi ve halkı tabii ki zarar görecek. Ancak Ruslar çok daha kötülerine katlandı.

Tecrübeli siyasetçiler, “Yenilgi Putin için bir seçenek değil” diye yazdı:

Putin, Rusya’nın bir parçası ilan ettiği doğudaki 4 bölgeyi Ukrayna’ya bırakamaz. Eğer Putin, bu yıl askeri başarı elde edemezse Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki mevziler üzerindeki kontrolü koruması gerekir ve buralar, Ukrayna’nın Karadeniz kıyısının geri kalan kısmını almaya, tüm Donbass’ı kontrol altına almaya ve ardından batıya doğru ilerlemeye yönelik yeni saldırılar için köprübaşı görevi görebilir.

Kırım ilhakını hatırlatan Rice ve Gates, Putin’in sabırlı olacağını vurguladı.

Cumhuriyetçi Partili ikili bunun yanında, Ukrayna’nın istilaya kahramanca ve başarılı bir şekilde yanıt vermesine rağmen ülke ekonomisinin darmadağın olduğunu, milyonlarca insanın kaçtığını, altyapının yok edildiğini, madenlerinin, sanayinin ve tarım arazilerinin çoğunun Rusya kontrolünde olduğunu ileri sürdü.

Ukrayna’nın askeri potansiyeli ve ekonomisi artık neredeyse tamamen Batı’dan, özellikle de ABD’den gelen hayati öneme sahip yollara bağlı. Rus ordu birliklerine karşı başarı sağlanamazsa Batı’nın Ukrayna’ya ateşkes müzakeresi yapma baskısı, savaş alanındaki duruma bağlı olarak yoğunlaşacak.

Siyasetçiler “Mevcut koşullar altında müzakere edilen herhangi bir ateşkes, Rus güçlerini hazır olduklarında istilaya devam etmelerini sağlayacak güçlü bir pozisyona taşır. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Rice ve Gates bundan kaçınmanın tek yolunun, Ukrayna’ya yapılan yardımlarda büyük bir artışa gidilmesi olduğunu iddia etti.

“Bu bizim savaşımız değil”

Politikacılar hem Kongre’de hem de halk arasında “Bize ne? Bu bizim savaşımız değil” söylemlerinin arttığını ancak ABD’nin dünya savaşları ve 11 Eylül saldırısıyla “Hukukun üstünlüğüne ve uluslararası düzene yönelik saldırıları göz ardı edilemeyeceğini” öğrendiğini yazdı:

Sonunda güvenliğimiz tehdit edildi ve çatışmanın içine çekildik. Bu kez, bizimki de dahil olmak üzere dünya ekonomileri, Putin’in saldırganlığının neden olduğu enflasyonist etkiyi ve büyüme üzerindeki engeli şimdiden görüyor. ABD ve bir bütün olarak NATO’dan daha fazlası talep edilmeden önce onu şimdi durdurmak daha iyi. Ukrayna’da savaşın sonuçlarına katlanmaya istekli kararlı bir ortağımız var. Böylece ileride kendimiz aynı şeyi yapmak zorunda kalmayacağız.

İkili, ABD Başkanı Joe Biden’ın Rusya’yla doğrudan karşı karşıya gelmeme politikasına katıldıklarını söylese de şu ifadeleri kullandı:

Ancak cesaret kazanmış bir Putin bize bu seçeneği sunmayabilir. Gelecekte Rusya’yla çatışmaktan kaçınmanın yolu, Ukrayna’nın istilacıları geri püskürtmesine hemen yardım etmektir.

Rice, 2005-2009’da eski ABD Başkanı George W. Bush döneminde dışişleri bakanlığı görevini yürütmüştü. ABD bu dönemde Irak’a, El Kaide ve Mehdi Ordusu’na karşı mücadelesinde destek vermiş ve 2006 Lübnan Savaşı’nda İsrail’in yanında yer almıştı. Washington’ın Irak ve Afganistan’daki operasyonları da devam ediyordu.

Yine Bush döneminde 2006’da savunma bakanlığına getirilen Gates, 2009’da Beyaz Saray’a oturan eski ABD Başkanı Barack Obama tarafından tekrar bu göreve layık görülmüştü. 79 yaşındaki siyasetçi Haziran 2011’e kadar bakanlık yapmıştı.

Washington, Gates savunma bakanıyken askerlerinin Irak’tan çekilmesinin ardından merkezi hükümete karşı başlayan ve 2013’te son bulan isyana karşı da Bağdat’a destek verdi. ABD, 2011’deki Birinci Libya İç Savaşı’nda da operasyon düzenlemişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın