Ford Avrupa’da 3 Bin 800 Kişinin İşine Son Verecek

2035’te sadece elektrikli araç satmayı planladığın duyuran ABD’li otomobil üreticisi Ford Motor, küresel otomotiv sektörünün elektrikli araçlara geçiş yaptığı ortamda Avrupa’da yaklaşık 3 bin 800 kişiyi işten çıkartacak.

Ford’dan yapılan açıklamaya göre gelecek 3 yılda Almanya ve İngiltere’de sırasıyla yaklaşık 2 bin 300 ve bin 300 kişinin işine son verilecek.

Ford, mühendislik çalışmalarını ABD’de yoğunlaştırarak bölgedeki maliyetlerini azaltmayı hedefliyor. Avrupa’da ticari araç pazarında lider olan üretici, bireysel araç sınıfında ise karlılığını korumakta zorlanması nedeniyle üretim ve tedarik zincirinde agresif maliyet kesintilerine gidileceğini duyurmuştu.

Ford Tepe Yöneticisi Kim Farley de sık sık elektrikli araç üretiminde iş gücüne daha az ihtiyaç olduğunu ve rekabetçi olabilmek için maliyet kesintilerinin kaçınılmaz olduğunu dile getiriyordu.

Ford’un Elektrikli Otomobil Avrupa Birimi Yöneticisi Martin Sander konu hakkında “Ford’un gelecekte Avrupa’da sürdürülebilir kârlılığını sağlamak için geniş çaplı aksiyonlar alınması ve araç geliştirme, üretim ve satışında değişiklikleri içeren bir yol benimsenmesi gerekiyor. Bu da organizasyonel yapıyı etkileyecek” değerlendirmesini yaptı.

Ford’un Almanya’daki Köln ve Aachen tesislerinde 2 bin 300, İngiltere’de bin 300 ve Avrupa’nın geri kalanında da 200 pozisyon kapatılacak. Şirketten yapılan açıklamada bu kesintilerin gönüllü ayrılma programları ile hayata geçirmeyi planladıkları belirtildi.

Sendikalar ocak ayında yaptıkları açıklamada en kötü senaryoda üretim hatlarında 2 bin 500 pozisyonun azaltılacağını idari birimlerde de 700 kişilik kesinti olacağını duyurmuştu.

Şirketin son açıklaması en kötü senaryonun üzerine çıksa da Köln ve Aachen fabrikalarında 2032 yılı sonuna kadar zorunlu işten çıkarma yapılmayacağı garantisi verildi.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği verilerine göre Ford, geçen yıl Avrupa’da 516 bin 614 yeni araç satışıyla yüzde 4,6’lık pazar payı elde etti. Öte yandan elektrik teknolojisine 50 milyar dolar yatırım yapan şirket elektrikli araç alanında iddialı bir hedefle 2026 yılına kadar 600 binin üzerinde satış gerçekleştirmeyi planlıyor.

Paylaşın

AP’den Depremlerle İlgili Çarpıcı Analiz: Yıllarca…

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Associated Press (AP) Türkiye ve Suriye’de on binlerce kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremle ilgili çarpıcı bir analiz haber yayınladı.

Associated Press (AP) uzmanlara dayandırdığı haberinde Türkiye’nin deprem bölgelerinde gayrimenkul sektörünü canlandırmak için yıllarca çağdaş inşaat kurallarını zorunlu tutmadığı belirtiliyor.

Haberde Türkiye’nin yıllarca çağdaş bina yapım yönetmeliklerini uygulanmasını zorunlu tutmayarak kaderi tahrik ettiği, gayrimenkul sektörünü canlandırmak için bazı deprem bölgelerinde bu yönetmeliklerin uygulanmamasına izin verdiği hatta bazı durumlarda uygulanmamasını cesaretlendirdiği vurgulanıyor.

Bina yapım yönetmeliğinin uygulanmasındaki gevşekliğin yıllardır jeoloji ve mühendislik uzmanları tarafından dile getirildiği belirtilen haberde son depremin ardından konunun yine gündeme geldiği kaydediliyor.

Londra Koleji Üniversitesi’nde acil durum planlaması profesörü olan David Alexander, “Bu kalitesiz yapı nedeniyle oluşan bir felaket, deprem nedeniyle değil” diyor.

Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, deprem bölgesindeki birçok yapının kalitesiz malzemeler ve yöntemlerle yapıldığının bilinen bir gerçek olduğunu ve çoğunlukla da devletin standartlarıyla uyumlu olmadığını kaydetti.

Muhcu, yıkılan binalar arasında 20 yıldan fazla önce yürürlüğe giren bina yapım yönetmeliklerinden sonra yapılan çok sayıda yeni bina olduğuna dikkat çekti.

Muhcu, bölgedeki yapı stoğunun deprem gerçeğine rağmen zayıf olduğunu, sağlam olmadığını belirtiyor.

Problemin üzerine gitmenin pahalıya mal olacağı ve ülkenin ekonomik büyümesinin kilit kısmını oluşturan inşaat sektörünü frenleyeceği gerekçesiyle uzmanlar problemin yıllarca görmezden gelindiğini belirtiyor.

Associated Press’in haberine göre uzmanlar depremin neden bu kadar yıkıma neden olduğuna dair çok sayıda kanıtın olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre kağıt üzerinde bina yapım yönetmelikleri var ama bunun çok nadir uygulanması zorunlu tutuluyor.

Bazı uzmanlar yetkililerin soruşturmalarla ilgili açıklamalarını yetersiz buluyor, ekonomik büyümeye destek olan inşaat sektöründeki canlılıkla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil bölgesel ve yerel yetkililerin de bu konudaki politikalarının mercek altına alınması gerektiğini belirtiyor.

Türkiye’de 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi hükümet tarafından bina yapım yönetmeliklerini ihlal eden şirket ve kişilere af çıkarıldı.

2021’de Jeoloji Mühendisleri Odası bir dizi rapor yayınlayarak Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye de dahil olmak üzere bazı bölgelerde var olan ve yapılmakta olan yeni yapılarla ilgili uyarılarda bulundu.

Jeoloji Mühendisleri Odası hükümete, binaların yapım yönetmeliklerine uygun ve güvenli bölgelerde yapıldıklarından emin olunması için çalışmalar yürütmesi çağrısında bulundu.

Bir yıl önce Jeoloji Mühendisleri Odası yayınladığı raporda gecekondu ve inşaat affı politikalarının tehlikeli olduğunu belirtmiş ve felaket güvenliğine olan ilgisizliğin önlenebilir ölümlere neden olabileceği uyarısında bulunmuştu.

1999 depreminin ardından yapım yönetmelikleri sıkılaştırıldı ve kentsel dönüşüm hala yürürlükte.

Ama iyileştirme özellikle yoksul kentlerde yeterince hızlı olmuyor.

Mimarlar Odası Başkanı Muhcu’ya göre inşaatçılar genelde düşük kaliteli malzemeler kullandı, projenin denetimi için daha az sayıda profesyonel işe aldı ve maliyetleri düşük tutmak için de bazı yönetmeliklere uymadı.

Muhcu, 2018 seçiminden önce çıkarılan yapı barışının güvensiz binaları yasal hale getirdiğini belirtiyor ve bunun bedelinin de binlerce ölüm, binlerce binanın yıkılması ve ekonomik kayıplarla ödendiğini kaydediyor.

Güvenli olarak reklam edilen yeni yapılan binalar bile yıkıldı.

Havaalanı pistinin zarar gördüğü, iki kamu hastanesinin yıkıldığı Hatay’da depremzede Bestami Çoşkun, aralarında gösterişli de olan birçok yeni binanın yıkıldığını belirtiyor.

Antakya’da 2012 ya da 2013 yılında yapılan 12 katlı bir bina yıkıldı. Kaç kişinin öldüğü ya da enkaz altında olduğu bilinmiyor. Rönesans Rezidansı bölgedeki lüks yapılardan biri olarak nitelendiriliyordu.

Anadolu Ajansı’na göre binanın denetimini yapan bir inşaatçı yurt dışına çıkmak üzereyken İstanbul Havaalanı’nda yakalandı.

Antakya’da yıkılan bir başka bina da Güçlü Bahçe. Yapımına 2017’de başlanmış ve 2019’da yapımı bitmiş. Binanın açılışına Doğrulukpayı adlı internet sitesinin haberine göre Hatay’ın belediye başkanı ve diğer bölgesel yetkililer de katılmış.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD, Çin’in ‘Casus’ Balonunu Okyanus Üzerinde Vurdu

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Başkan Joe Biden’in emri ile Çin’den yola çıkan, Pekin’e ait keşif/gözetleme balonunun, Güney Carolina açıklarında, Atlas Okyanusu üzerinde savaş uçakları tarafından vurularak düşürüldüğünü bildirdi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden ise, gazetecilere yaptığı açıklamada, Amerikan hava sahasına giren Çin’e ait balonun düşürülmesi emrini günler önce verdiğini belirtti. Balonun varlığı konusunda geçen Çarşamba günü bilgilendirildiğini aktaran Biden, mümkün olan en kısa sürede düşürülmesi yönünde emir verdiğini vurguladı.

Pekin yönetimi ise insansız ve sivil misyona sahip olduğunu belirttiği balonun düşürülmesi karşısında rahatsızlığını dile getirirken, “yaşanan olayın uluslararası teamüllerin ciddi biçimde ihlali olduğu” değerlendirmesinde bulundu.

Balonun vurulması operasyonu sırasında Güney Carolina bölgesinde uçuşlar durduruldu. Olayın ardından Çin ve ABD arasındaki ilişkiler gerilirken, Pentagon yaşananların Amerikan egemenliğinin “kabul edilemez bir ihlali” olduğunu ifade etti.

Pentagon henüz operasyona ilişkin bir açıklama yapmazken Çin’in casus balonunun düşürülmesi gerektiği konusunda çok sayıda Kongre üyesinden açıklamalar gelmişti. Konunun ABD’nin egemenlik meselesi haline geldiği tartışmaları yapıldı.

Reuters haber ajansı fotoğrafçısı bir jetin balona yaklaşarak onu vurduğunu vurulma anında bir patlama görüntüsünün ortaya çıkmadığını ardından balonun düşmeye başladığını söyledi.

Balonun vurulduğu an ve düşüşünün Myrtle sahili bölgesinden görülebildiği belirtiliyor. Reuters fotoğrafçısı balonun vurulması esnasında iki askeri jetin olduğunu belirtti.

Çin yönetimi balonun casusluk amacı taşımadığını meteorolojik ölçümler yapmak amacıyla kullanıldığını ve kazara ABD’ye yöneldiğini iddia etti. Ancak bu gelişme üzerine ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin’e yapacağı ziyareti erteleme kararı aldı. Konu ABD ve Çin arasında yeni bir gerilim konusu haline geldi.

ABD Savunma Bakanlığı, bir başka Çin casus balonunun da Latin Amerika üzerinde görüldüğünü söyledi ancak tam konum hakkında bilgi vermedi.

Düşürülen balonun enkazı çıkartılıyor

ABD Savunma Bakanlığı, deniz üzerinde düşürülen balonun enkazının çıkarılmasına başlandığını da açıkladı. Bunun ne kadar zaman alacağının bilinmediğini de belirten Bakanlık, enkazın suların sakin olduğu bir bölgede bulunduğunu ve çıkarılmasının kolay olacağını tahmin ettiklerini bildirdi.

ABD’li makamların verdiği bilgiye göre balon ilk olarak 28 Ocak’ta Alaska üzerinde görüldü ve o zamandan bu yana da gözetleniyor. 30 Ocak’ta Kanada, 31 Ocak’ta da ABD’nin Idaho eyaletinde gözlemlenen balonun, ilk olarak tespit edildiği andan itibaren, Çin adına faydalı olabilecek bilgileri toplamasının da engellemeye çalışıldığı aktarıldı.

Balon, ABD’li yetkililere göre hiçbir zaman sivil uçuş sahası için de tehlike arzetmedi. Enkazının çıkarılmasıyla Çin’e ait balonun hangi misyonla uçtuğunun tespit edilmesinin amaçlandığı da kaydediliyor.

Pentagon, geçen Perşembe günü ilk olarak balonun tespit edildiğine dair bilgiyi kamuoyu ile paylaşmış, balonun Montana eyaleti sınırlarında bulunan nükleer başlıklı kıtalararası balistik füzelerin muhafaza edildiği hava üssü yakınlarında da görüldüğünü bildirmişti.

Kolombiya da balon tespit etti

Bu arada Kolombiya da benzer bir balonun kendi hava sahasında tespit edildiğini duyurdu.Kolombiya Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, 17 bin metre yükseklikte, ülkenin kuzeyinde görülen balonun ulusal güvenlik açısından tehlike arzetmediği de bildirildi.

Diğer ülkelerle tespit edilen cismin aydınlatılması meselesinde iş birliği yapıldığı da aktarılırken, Pentagon Sözcüsü Pat Ryder de ikinci bir balonun Latin Amerika hava sahasında görüldüğünü bildirdi. Pekin ise ABD’de görülen dışında bir balonun varlığına dair açıklama yapmadı.

Balonlar genellikle gözetleme amaçlı kullanılan araçlar ve kulanımları yeni değil. Uydulardan farklı olarak balonlar normalde tek bir noktada kalıp, incelenmesi hedeflenen noktaları çok daha yakından büyüteç altına alabiliyorlar ve radarlar tarafından tespit edilmeleri de zor.

Telekomünikasyon kanallarına dair bilgi toplayabilme imkanına sahip balonların rotası ve izleyeceği yol konusundaki teknik imkanları günümüzde oldukça iyi ve rüzgar veya başka hava muhalefeti nedeniyle yörüngesinden çıkma ihtimali de düşük olarak görülüyor.

Paylaşın

ABD’den Türk Şirketleri Ve Bankalarına Rusya Tehdidi

Hükümet yetkilileri ve bankacılık sektörü temsilcileriyle biraraya gelen ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson, yaptırım listesindeki Rus kurumlarla iş yapmaları halinde Türk şirketlerinin ve bankalarının yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı. Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

ABD’li Müsteşar Brian Nelson Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Türkiye’de başkent Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulundu. Amerikalı yetkili, ziyaretin İstanbul ayağında Rusya’ya Ukrayna işgali sebebiyle uygulanan uluslararası yaptırımları görüşmek üzere Türkiye Bankalar Birliği ile biraraya geldi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı burada yaptığı konuşmada, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede zayıf noktaların giderilmesine yönelik ortak çabanın altını çizdi.

Bakanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan konuşma metnine göre Müsteşar Nelson, yaptırım uygulanan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

“Çift kullanımlı teknoloji transferi” uyarısı

Amerikalı yetkili Türk şirketleri ve bankalarının, Rus askeri endüstriyel kompleks tarafından kullanılabilecek çift kullanımlı teknoloji transferine ilişkin işlemlerden kaçınmak amacıyla daha fazla önlem almaları gerektiğini vurguladı.

Amerikalı yetkilinin açıklamasında bahsi geçen çift kullanımlı teknoloji, hem ticari hem de askeri alanda kullanılabilen malzemelere işaret ediyor.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolu Ofisi (OFAC) 26 Ocak’ta Rus savunma şirketleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen firmalara genişletilmiş yaptırım açıklamıştı.

Aviacon Zitotrans adlı Rus kargo havayolu şirketinin, Rus devleti kontrolundaki savunma şirketi Rosoboroneksport adına yurtdışında Rus savunma ekipmanı satışını kolaylaştırmak amacıyla, Türk bir şirketi ve Türk diplomatları kullanmaya çalıştığı iddia edilmişti.

Rus devletinin kontrolunda bulunan savunma şirketi Rosoboroneksport, ABD’nin yaptırım listesinde yer alıyor.

“Suistimale açık sektörlerden biri emlak”

Türkiye ve ABD’de yasadışı aktörlerin kötüye kullanımına en açık sektörlerden birinin emlak sektörü olduğunu belirten ABD’li üst düzey yetkili, lüks gayrimenkul üzerinden kara para aklanmasını engellemek için özel sektörün emlak işlemlerini sıkı incelemeye tabi tutması gerektiğini söyledi.

Brian Nelson yaptırım listesindeki Rus oligarkların Amerika’da emlak yatırımı yapması olasılığına karşı özel sektörü uyardıklarını hatırlattı.

Türkiye’nin Rusya’dan enerji ithalatı ve tarım ürünü ticaretine bağımlı olduğunu anladıklarını belirten ABD’li müsteşar, son bir yıl içinde Türkiye’den Rusya’ya ikinci derece ürün ihracatındaki artışa dikkat çekti.

Amerikalı yetkili bu durumun Türkiye’de özel sektörü yaptırım riskine karşı açık hale getirdiği uyarısında bulundu.

“Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini kullanmaya çalışıyor”

Müsteşar Nelson, “Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini uluslararası yaptırımlara karşı koymak için kullanmaya çalışıyor. Rus bankaları aldatıcı ödeme uygulamalarını teşvik ediyor ve bilgiyi gizleyen ödemeler uyguluyor” dedi.

Nelson, yaptırım listesinde bulunan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

Daha sıkı denetim ve paravan şirket uyarısı

Rus işadamlarının Türkiye’de gayrimenkul ve yat almaya devam ettiğini belirten Amerikalı yetkili yaptırım riskinin azaltılması için, Rus kurum ve şahıslarla yapılan işlemlerde daha sıkı denetim uygulanması çağrısında bulundu.

Nelson, “Denetim ABD’nin yaptırım listelerini kontrol etmenin ötesine geçmeli. Taramada yaptırım listesinde bulunan Rus ve Belaruslu aktörlerin paravan olarak kullandıkları şirketler de tespit edilmeli” dedi.

Rusya’nın Ukrayna işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı insansız hava araçları göndermişti. Türkiye Karadeniz’de komşusu olan Moskova ve Kiev’le yakın ilişkilere sahip.

Türkiye son dönemde Rusya ile ticaretini ve turizm faaliyetlerini de arttırdı. Bazı Türk şirketlerin, Batılı ortakların yaptırımlar sebebiyle geri çekilmesinin ardından, Rus varlıklarını satın aldığı ve satın almaya çalıştığı biliniyor.

ABD’li yetkili, Türkiye’nin çatışma bölgelerine yakın uluslararası bir ticaret merkezi olması sebebiyle zorluklarla karşı karşıya olduğunu anladıklarını belirtti.

“Hükümetler olarak uluslararası ortamdaki bu tehditleri azaltmaya çalışmakla birlikte, hükümetlerin gittikçe değişen yasadışı finans tehditleri karşısında özel sektör kadar hızlı uyum sağlayamadığı alanlar var” diyen Amerikalı yetkili, Türk mali sisteminin korunması için bağımsız adımlar atılması çağrısı yaptı.

Müsteşar Nelson, Rusya’nın uluslararası yaptırımları ve Türkiye dahil çok sayıda ülkedeki mali denetimleri baypas etme çabalarını durdurmak için çalıştıklarını ifade etti.

“Rusya’nın mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koyacağız”

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı.

Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

Biden yönetimi Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin birinci yıldönümünün yaklaştığı günlerde, Moskova’nın uluslararası yaptırımları ve denetimleri baypas etme çabalarını engellemeye devam edeceklerinin mesajını veriyor.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson da, “Rusya’nın saldırganlığı devam ettiği sürece ABD ve müttefikleri önlemlerin kapsamını genişletmeye devam edecek ve Rusya’nın bu haksız savaşını finanse etmek için küresel mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koymak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “Rusya Yaptırımları” Baskısı

Özellikle Türkiye’ye Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması konusunda uyarılarda bulunan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın Amerikan yapımı uçaklarla seferlerini sürdürmesini engellemek için Türkiye’ye baskıyı artırıyor.

Washington yönetimi ayrıca İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da Türkiye’ye uyarılarda bulunuyor.

Wall Street Journal gazetesinin isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberine göre üst düzey Amerikalı yetkililer geçtiğimiz ay, Rusya ve Belarus’ta Türkiye’ye gelen Amerikan yapımı uçaklara yakıt ikmali, yedek parça ve bakım gibi hizmetler sunan Türk vatandaşlarının hapis, para cezası, ihracat izni iptali gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Habere göre uyarı notunu Amerikan Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Thea Rozman Kendler geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iletti.

Uzmanlar bu uyarının ABD ve müttefiklerinin Rusya ve Belarus’a Ukrayna işgali sonrası uyguladıkları yaptırımların uygulanıp uygulanamadığı noktasında bir test olduğunu belirtiyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, ayrıntılar hakkında yorum yapmayı reddederken Rus, Belarus ve İranlı ticari havayolu şirketlerine hizmet verme konusunda ABD’nin uyguladığı ihracat kontrollerine uyulması konusunda uyarılar yapıldığını onayladı.

Beyaz Saray geçen yıl şubat atında Rusya’ya Amerikan yapımı uçaklara ihracat yasağı getirmişti. Bu kontroller kapsamında Amerikan yapımı ya da bünyesinde yüzde 25’ten fazla Amerikan yapımı parça bulunduran uçakların Rusya ve Belarus’a lisans verilmeden uçması yasaklandı.

Gazeteye göre Rus ve Belaruslu havayolu şirketleri filolarında bulunan Boeing 777, 757 ve 737 tipi uçaklarla 1 Ekim’den bu yana İstanbul, İzmir ve Antalya’ya 2 bin 100’den fazla uçuş gerçekleştirdi.

ABD’den Türkiye’ye “yaptırımlara uyun” ziyareti

Ayrıca, ABD Maliye Bakanlığı’ndan Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, önümüzdeki hafta aralarında Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın da bulunduğu ülkelere bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaretin konusu Rusya’ya yönelik yaptırımlara uyulması ve İran yaptırımları olacak.

Reuters haber ajansının ABD Maliye Bakanlığı Sözcüsü’nün açıklamasına istinaden yaptığı haberde bakanlığın Terörizm ve Finansal İstihbarat’tan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında bölgeye bir ziyaret gerçekleştirecek. Nelson, Türkiye ve diğer ülkelerdeki ziyaretleri sırasında hükümet yetkilileri, iş adamları ve finans kurumlarının yetkilileriyle biraraya gelecek.

Görüşmelerde Washington’un Rusya’ya yönelik yaptırım kararlarına uyulması konusunda kararlılığı bir kez daha ilgili kişi ve kurumlara bir kez daha hatırlatılacak.

Paylaşın

Rusya Yaptırımları: ABD’den Türkiye’ye Kritik “Uyarı” Ziyareti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edecek. Nelson, yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Brian Nelson’ın ziyaret Ankara ve Washington arasındaki ilişkilerin NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ile ilgili görüş ayrılıkları nedeniyle gerildiği bir döneme denk gelecek.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

ABD Hazine Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Brian Nelson, önümüzdeki hafta Türkiye ve Ortadoğu’ya gerçekleştireceği ziyaretlerde yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Reuters’a konuşan bir ABD Hazine Bakanlığı sözcüsü, Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edeceğini söyledi.

Sözcünün ajansa verdiği bilgiye göre, Nelson bu ülkelerde hükümet yetkilileri, şirketler ve finans kuruluşlarıyla yapacağı görüşmelerde, ABD’nin yaptırımlarını agresif şekilde uygulamaya devam edeceğini vurgulayacak.

Sözcü, yaptırım listesindeki şirketlerle iş yapan ya da bu konuyla ilgili “gerekli özeni göstermeyen” birey ve kurumların ABD piyasalarına girememe riskiyle karşılaşacağı uyarısında bulundu.

Nelson’ın Ankara ve İstanbul’daki görüşmelerini 2-3 Şubat’ta gerçekleştireceğini belirten sözcü, ABD’li yetkinin şirket ve bankaları olası çift kullanımlı teknoloji transferlerine ilişkin işlemlerden kaçınmaları için uyaracağını söyledi. ABD, söz konusu teknolojilerin bu yolla Rus ordusu tarafından kullanılabilmesine imkân tanınmasından endişe ediyor. Çift kullanımlı ürünlerin hem ticari hem de askeri uygulamaları olabiliyor.

ABD ve müttefikleri, Rusya’ya Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamandaBatı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair de söz verdi.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

Washington, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesinden de endişeli. ABD Hazine Bakanlığı geçen ay Türk iş insanı Sıtkı Ayan ve şirketlerini, İran Devrim Muhafızları yararına petrol satışı gerçekleştirilmesi ve para aklanmasına yardım ettiği gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı.

Paylaşın

ABD’de Yüz Binlerce Kişi “Polis Şiddetini” Protesto Etti

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Tennessee eyaletinin Memphis kentinde 29 yaşındaki siyahi Tyre Nichols’ın beş siyahi polis tarafından gözaltına alınırken uğradığı şiddet sonucu ölümünün ardından ABD genelinde yüz binlerce kişi “polis şiddetini” protesto etti.

628 bin nüfusa sahip Memphis şehrinin yüzde 65’i siyah Amerikalılar’dan oluşuyor.

ABD Başkanı Joe Biden ve Tyre Nichols’ın ailesi protestoların barış içerisinde olması ve şiddet olaylarına dönüşmemesi çağrısında bulundu.

Yetkililer ülke genelinde haftasonu boyunca çok sayıda geniş çaplı protesto eylemi olmasını bekliyor. Bu sebeple birçok noktada güvenlik önlemleri arttırılıyor.

Tyre Nichols’ın, gözaltına alınırken uğradığı şiddet sonucu ölümünün ardından polis kamerası görüntüleri, dün akşam 19:00’da kentin emniyet müdürlüğü tarafından yayınlandı.

Beş siyahi polisin dört dakika içinde dokuz farklı darbesiyle ağır yaralanan daha sonra da yaşamını yitiren Nichols’a yönelik ölümcül polis şiddetinin görüntülerinin yayınlanması sonrasında ABD genelinde protesto gösterileri düzenlendi.

New York, Los Angeles, Philedelphia ve Boston gibi kentlerde, yayınlanan video sonrasında yüzbinler polis şiddetini protesto etti. New York Belediye Başkanı Eric Adams eski bir polis olarak yayınlanan videoda gördüklerini irkilerek izlediğini söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden da yaptığı açıklamada, videoyu izlediğinde son derece acı hissettiğini ve öfkelendiğini dile getirdi.

Videoda ise polis memurları Nichols’ı arabasının sürücü koltuğundan sürüklerken ve “Kahretsin, ben bir şey yapmadım … Sadece eve gitmeye çalışıyorum” diye bağırırken gösteriyor. Polis yüzüstü yatmasını emrettiği Nichols’ı yere yatırıyor ve ardından yüzüne biber gazı sıkıyor.

Nichols kurtuluyor, ayağa fırlıyor ve yola doğru koşmaya başlıyor. Peşindeki polis memurları ise kendisine şok tabancasıyla ateş ediyor. Ayrı bir videoda, memurların Nichols’u tekrar yakalayıp dövmeye başlamasının ardından yaşanan boğuşma görülüyor.

İki memur Nichols’u tutarken, üçüncüsü tekmeliyor. Dördüncü polis de Nichols’a yumruk atmadan önce sopa gibi görünen bir şeyle darbeler indirirken görülüyor.

Polislerin vücut ve araç kameralarından elde edilen görüntüler, memurların ikinci derece cinayet, saldırı, adam kaçırma, görevi kötüye kullanma ve baskı ile suçlanmalarından bir gün sonra Memphis Belediyesi’nin YouTube sayfasında paylaşıldı.

Polis memurları, polis teşkilatından ihraç edilmişlerdi

Tamamı siyah olan polis memurları, 7 Ocak’ta Nichols ile trafikte karşılaşmaları ve Nichols’un ağır şekilde dövülmesinin ardından, geçen hafta sonunda polis teşkilatından ihraç edilmişlerdi. Nichols aldığı yaralara yenik düşmüş ve üç gün sonra hastanede hayatını kaybetmişti.

Memphis polis şefi Cerelyn Davis ve videoyu yayınlanmadan önce Nichols’un yakınlarıyla birlikte izleyen aile avukatları, görüntülerin acımasız olduğu ve infiale yol açabileceği konusunda önceden uyarıda bulunmuş ve halkı sükunete davet etmişti.

Davis CNN’e yaptığı açıklamada görüntüleri tanımlarken “İnsanlığa meydan okuyan eylemler göreceksiniz” demişti.

Nichols’ın ailesini temsil eden sivil haklar avukatı Ben Crump, videodaki son sözlerin Nichols’ın annesi için ağlaması olduğunu söylemişti.

Tyre Nichols’ın annesi RowVaughn Wells da bugün yaptığı açıklamada “Hiçbir anne benim şu anda yaşadığımı yaşamamalı, hiçbir anne benim çocuğumu kaybettiğim gibi vahşi bir şekilde evladını kaybetmemeli” diye konuşmuştu.

Paylaşın

“Bankalar İçin Riskler Devam Ediyor” Uyarısı

Aksiyom Alternatif Yatırımları’ndan (Axiom Alternative Investments) Jerome Legras, “Bir taraftan faizlerin yükselmesi bankalara fayda sağlarken diğer taraftan ekonomik görünümdeki belirsizlik ve batık kredi riski çok yüksek” dedi.

Merkez bankalarının faizleri yükseltmesi ile artan borçlanma maliyetleri uzun süredir bekleyişte olan Avrupalı bankaların karlılıklarına önemli katkıda bulundu fakat bu defa da ekonominin yavaşlaması riskiyle karşı karşıya kaldılar.

Amerikan Merkez Bankası Fed ve Avrupa Merkez Bankası, geçen sene 10 yıldır neredeyse sıfır düzeyinde tuttukları politika faizini yükseltmeye başladı. Bunun etkisi ilk olarak bankaların bilançolarına yansıdı.

Avrupa’nın iki önde gelen bankası İsveçli SEB ve İspanyol Sabadell 2022’de güçlü karlar açıkladı. Fakat faizlerin yükselmesi bankalar için iyi bir gelişme olsa da artan hayat pahalılığı ve savaşın etkisiyle yavaşlayan ekonomi özellikle emlak gibi şişen balonların patlamasına yol açabilir.

Reuters’e konuşan Axiom Alternative Investments’tan Jerome Legras, “Bir taraftan faizlerin yükselmesi bankalara fayda sağlarken diğer taraftan ekonomik görünümdeki belirsizlik ve batık kredi riski çok yüksek,” ifadelerini kullandı.

İsviçreli UBS, İtalyan Unicredit ve Hollandalı ING gibi Avrupa’nın en büyük bankaları 2022 performanslarını önümüzdeki günlerde açıklayacak.

Faizlerin en hızlı yükseldiği İngiltere’de ise bankalar gelecekten biraz daha umutlu. Finans kuruluşları 2023’te karlarının yükselmeye devam edeceği sinyallerini verdi.

Fakat İngiltere’de iflas eden şirket sayılarındaki artış ve 2022’nin dördüncü çeyreğinde konut fiyatlarında görülen yüzde 2,5’lik gerileme ekonominin gidişatı ile ilgili olumsuz bir tablo çiziyor.

Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank da yükselen faizlerden olumlu etkilendi. Bankanın son çeyrekte de kar açıklayarak üst üste onuncu çeyrekte pozitifte olması bekleniyor.

Fakat Almanya ve Avusturya’da bankaların özellikle ticari gayrimenkul alanında aktif olmaları emlak piyasasında yaşanacak problemlerden daha fazla etkilenebilecekleri anlamına geliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç Ve Finlandiya” Hatırlatmalı F-16 Mesajı

Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine hazır olduğu konusunda hemfikir olduklarını belirterek, Macaristan ve Türkiye dışında tüm NATO müttefiklerinin iki ülkenin NATO üyeliğini onayladıklarını hatırlattı.

“Bu durum Türkiye ile her diyaloğumuzda gündeme geliyor” diyen Nuland, İsveç’in Türkiye ile bir yol haritası hazırladığını ve buradaki kriterlerin birçoğunu karşıladıklarını, daha fazlası için de çalışmaya devam ettiklerini belirtti.

Nuland, “Müttefiklerimiz olarak ihtiyaç duyduklarını düşündüğümüz güvenlik desteğini onlara verebilmek için Kongre’nin desteğine ihtiyacımız olduğunu Türk müttefiklerimize de belirttik” dedi. Nuland, Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay vermesinin, Türkiye’nin F-16 satın almasına ABD Kongresi’nde daha sıcak bakılmasını muhtemel kılacağı mesajını verdiklerini kaydetti.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nda “Rusya’nın Saldırganlığıyla Mücadele: Ukrayna ve Ötesi” adlı oturumda, Türkiye’ye olası F-16 satışı ve Ankara’nın İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliğine itirazları da gündeme geldi.

Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland’ın senatörlerin sorularını yanıtladığı oturumda Demokrat Senatör Jeanne Shaheen, Türkiye’nin F-16 satın almasına, iki kuzey Avrupa ülkesinin NATO üyeliği Türkiye’nin meclisi tarafından onaylanmadıkça karşı çıkacağını belirtti.

Shaheen, İsveç’in NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin kaygılarını gidermek için istekli şekilde çalıştığını belirtti. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu durumu iç siyasetteki çıkarları için kullanıyor göründüğü görüşünü dile getiren Shaheen, bu durumun NATO’nun çıkarlarına ve Ukrayna’nın Rusya’yla savaşına destek için ABD’nin ihtiyaç duyduğu güvenlik mutabakatına da aykırı olduğunu savundu.

Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Victoria Nuland, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine hazır olduğu konusunda hemfikir olduklarını belirterek, Macaristan ve Türkiye dışında tüm NATO müttefiklerinin iki ülkenin NATO üyeliğini onayladıklarını hatırlattı.

“Bu durum Türkiye ile her diyaloğumuzda gündeme geliyor” diyen Nuland, İsveç’in Türkiye ile bir yol haritası hazırladığını ve buradaki kriterlerin birçoğunu karşıladıklarını, daha fazlası için de çalışmaya devam ettiklerini belirtti.

Nuland, “Müttefiklerimiz olarak ihtiyaç duyduklarını düşündüğümüz güvenlik desteğini onlara verebilmek için Kongre’nin desteğine ihtiyacımız olduğunu Türk müttefiklerimize de belirttik” dedi. Nuland, Ankara’nın İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay vermesinin, Türkiye’nin F-16 satın almasına ABD Kongresi’nde daha sıcak bakılmasını muhtemel kılacağı mesajını verdiklerini kaydetti.

ABD Dışişleri Sözcüsü: “İki konu birbirinden ayrı”

Nuland’ın bu açıklamaları ABD Dışişleri Bakanlığı’nın günlük basın brifinginde soruldu.

Sözcü Yardımcısı Vedant Patel, Kongre’de bu satışa muhalefet sürerken Nuland’ın sözlerinin Ankara tarafından ”dostça bir öneri” olarak yorumlanmasının nasıl beklendiği sorusuna, bugünkü oturumu izlemediğini ancak genel olarak yürütmenin, Başkanı Biden’ın ve bakanlığın F-16’lar konusunda çok net olduğu yanıtını verdi.

Kongre’nin görüşlerini de memnuniyetle karşıladıklarını kaydeden Patel, ”Ancak Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olduğu ve NATO sistemi içerisinde güvenlik operasyonelliği konusunda desteğimizin devam edeceği konusunda da net olduk. Dolayısıyla bu konuda net olmaya devam edeceğiz. Yani bu iki konu (F-16lar ile İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya kabulü) birbirinden ayrı olmaya devam edecek; herhangi bir karşılıklılık söz konusu değil” dedi.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılmak için geçen yıl başvuruda bulunmuştu ancak tekliflerinin NATO üyesi 30 ülkenin tamamı tarafından onaylanması gerekiyor. Türkiye ve Macaristan henüz başvuruları onaylamadı.

Türkiye iki ülkenin Kürt milislere karşı terörle mücadele çabalarını arttırmasını istiyor.

Son olarak İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği başvurusunun ardından Türkiye’nin bu ülkelerden terör örgütleri konusunda talepleri ve NATO üyeliklerine onayıyla ilgili üç ülke arasında yürütülen görüşmeler tıkanmış, Şubat’ta yapılması planlanan üçlü mekanizma toplantısı Türkiye tarafından süresiz ertelenmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den İsveç Ve Finlandiya Açıklaması: Birlikte NATO’ya Üye Olmalı

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelik süreçlerine ilişkin soruyu yanıtlayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, ABD’nin Finlandiya ve İsveç’in ilk fırsatta birlikte NATO’ya üye olmalarını istediğini ifade etti.

Washington’un Finlandiya’nın İsveç olmadan İttifak’a olası katılımını destekleyip desteklemeyeceği sorulan Price, ”varsayımsal” olarak nitelendirdiği bu konuda yorum yapmayı reddetti.

Böyle bir sorunun gündemlerinde olmadığını söyleyen Ned Price, ”Bu her zaman Finlandiya ve İsveç’le ilgili yürütülen bir görüşme olmuştur’’ dedi. Price, 28 üyeli bir ittifaktan 30 üyeli bir NATO’ya dönüşümün gerçekleşmesini istediklerini kaydetti.

ABD yönetiminin, üçlü görüşmelerin durmasıyla ilgili Türk yetkililerle temasa geçip geçmediğinin sorulması üzerine, “Bir sonraki görüşme turları iptal edilmedi, ertelendi” vurgusu yapan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Price, “Bu Finlandiya, İsveç ve Türkiye’nin nerede olduklarını değerlendirmeleri için bir fırsattır. Açıkçası bu istişarelerin devam ettiğini görmek istiyoruz” diye konuştu.

Üçlü mutabakat kapsamında meselelerin Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasında çözülmesi gerektiğini belirten Price, “Bu mutabakatın imzalanmasında yanlarında bulunmaktan gurur duyduk ancak nihayetinde biz bu mutabakatın bir tarafı değiliz. Söyleyebileceğim tek şey Finlandiya ve İsveç’in Türkiye ile üçlü mutabakat kapsamında verdikleri taahhütleri yerine getirmek üzere somut adımlar attıklarıdır’’ dedi.

İsveç Başbakanı’ndan açıklama: Provokatörler

Öte yandan, İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da dün Dışişleri Bakanı Tobias Billström ve Savunma Bakanı Pal Jonson ile başkent Stockholm’de düzenlediği ortak basın toplantısında konuyla ilgili konuştu. “İsveç’in NATO’ya katılmasının ne kadar ciddi olduğunu bazılarının anlamadığını” ifade eden İsveç Başbakanı Kristersson, “provokatörlerin İsveç’in NATO üyeliğini engellemeye çalıştığını” söyledi:

“İsveç, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra en ciddi güvenlik sorununu yaşıyor. İsveç’in NATO’ya katılmasının ne kadar ciddi olduğunu bazıları anlamıyor. Provokatörler, İsveç’in üyeliğini engellemeye çalışıyor. Türkiye ile tekrar işleyen bir diyaloğa dönmek istiyoruz. Türkiye, kendi kararlarını kendi verir, buna saygı duymak zorundayız, bu süreci sakinleştirmek istiyoruz.”

“Finlandiya ve İsveç, NATO’ya birlikte girmek istiyor”

Kristersson, Finlandiya’nın İsveç ile NATO’ya beraber girmek istediğine de dikkat çekerek, “Finlandiya, hala NATO’ya İsveç ile beraber girmek istiyor. İsveç’in NATO’ya üye olması engellenirse, bu durum Finlandiya’nın NATO’ya yalnız girmesine engel teşkil etmez” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsveç’e yönelik son açıklamalarına da değinen Kristersson, “Erdoğan’ın açıklamasına yorum yapmayacağım. Bunu kimsenin, ‘Erdoğan kapıyı kapattı’ şeklinde yorumladığını sanmıyorum” değerlendirmesini yaptı.

Kristersson, İsveç’in NATO üyeliği konusunda açık konuşmak istediğini ifade ederek özetle şöyle dedi: 28 ülke, İsveç’in ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hakkında bireysel kararlar aldı, Türkiye kendi kararını veriyor. İsveç, Finlandiya ve Türkiye arasındaki anlaşmaya uymamız için işleyen bir diyalog gerektiriyor ve bu garip bir şey değil. Aksi takdirde bunun İsveç güvenliği için sonuçları var.

Billström: Hükümet durumu yakından takip ediyor

İsveç Dışişleri Bakanı Billström ise Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakılmasına değinerek, şunları kaydetti: “Kitapların yakılmasının çok karanlık bir tarihi vardır. Bunu belirtmek, Türkiye’ye yaranmaya çalışmak değildir.

“Türkiye’de ve protestoların düzenlendiği Afganistan ve Pakistan gibi diğer ülkelerde sert tepkiler var. Sosyal medyada, İsveç mallarını boykot etmek isteyen sesler yükseldi. Hükümet, durumu yakından takip ediyor.”

Savunma Bakanı Jonson da İsveç’in NATO’ya üye olması için çabalarının devam edeceğini ve bunun İsveç’in NATO güvenliğine çok şey katacağını söyledi.

Paylaşın