ABD Savunma Bakanlığı Duyurdu: Çin’e Karşı Robot Ordusu Kuruluyor

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin’in artan gücüne karşı koymak amacıyla iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemini kullanmaya başlamayı planladığı duyuruldu. Replicator adı verilen programının 18 ila 24 ay içinde birden fazla alanda, binlerce otonom sistemi sahaya çıkaracağı ilan edildi.

Diğer bir deyişle geliştirilen robotik silahlar karada, denizde, havada ve uzayda görev alabilecek. Proje kapsamında geliştirilen robotların, öncelikli görevler uğruna riske atılabilecek kadar uygun maliyetli olması planlanıyor.

Replicator programı, hızla binlerce robot üreterek ABD’ye gelecekteki olası savaşları kazanmak için gerekli olduğu düşünülen sayıda mühimmat sağlayacak. Bunun yanı sıra ABD’li yetkililer, uzun vadede robotların seri üretimini kurumsallaştırmayı hedefliyor.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Kathleen Hicks, ABD ordusunun Çin’in artan gücüne karşı koymak amacıyla iki yıl içinde binlerce otonom silah sistemini kullanmaya başlamayı planladığını duyurdu.

Replicator adı verilen yeni proje, ordunun tüm birimleri için uygun fiyatlı sistemler üretmek amacıyla savunma ve diğer teknoloji şirketleriyle birlikte çalışmayı amaçlıyor.

Çeşitli derecelerde bağımsız çalışabilen askeri sistemler son 10 yılda giderek daha yaygın hale geldi. Ancak yorumculara göre ABD’den gelen bu son açıklama, “savaşan robotların çağının yaklaştığını” düşündürüyor.

Nitekim Hicks, pazartesi günkü konuşmasında, savaşların yürütülme biçiminin değiştirilmesine yönelik “acil ihtiyaçtan” bahsederek, Replicator programının 18 ila 24 ay içinde birden fazla alanda, binlerce otonom sistemi sahaya çıkaracağını ilan etti.

Diğer bir deyişle geliştirilen robotik silahlar karada, denizde, havada ve uzayda görev alabilecek. Proje kapsamında geliştirilen robotların, öncelikli görevler uğruna riske atılabilecek kadar uygun maliyetli olması planlanıyor.

Yetkililer program kapsamındaki cihazların tek kullanımlık olacak şekilde tasarlanmadığını ama birçoğunun kaybolması veya hasar alması durumunda maddi kaybın çok büyük olmayacağını söylüyor.

Projenin özellikle Çin’le rekabet amacıyla tasarlandığı düşünülüyor. Zira Çin’in insan gücünün yanı sıra daha fazla tankı, daha fazla gemisi ve füzesi mevcut.

Replicator programı, hızla binlerce robot üreterek ABD’ye gelecekteki olası savaşları kazanmak için gerekli olduğu düşünülen sayıda mühimmat sağlayacak. Bunun yanı sıra ABD’li yetkililer, uzun vadede robotların seri üretimini kurumsallaştırmayı hedefliyor.

Hicks, “Çin liderliğinin saldırganlığın risklerini dikkate almasını ve olası savaşlar söz konusu olduğunda ‘O gün bugün değil’ demesini sağlamalıyız” diye konuştu: Sadece bugün değil. 2027’de, 2035’de, 2049’da ve sonrasında da bu geçerli olmalı.

Hicks ayrıca, Pentagon’un Çin tehdidine karşı binlerce drone satın alacağını da ifade ediyor. Hicks, “Çin ordusunun kalabalığına kendi kalabalığımızla karşılık vereceğiz. Ancak bizimkine hazır olmak, onu vurmak ve yenmek zor olacak” diyor.

ABD bu hamleyle çok sayıda otonom sistemini birlikte sahaya süren ilk ülke olabilir. Ancak diğer ülkelerin de onu yakından takip etmesi bekleniyor. Hem yapay zeka hem de savaş uçağı üretiminde büyük güce sahip olan Çin ve Birleşik Krallık (BK) da önemli birer aday.

Nitekim yakın zamanda yapay zekanın tehlikelerini özgürce tartışabilmek için Google’daki görevinden ayrılan Geoffrey Hinton, “korkutucu” robot askerlerin savaş tehdidini artıracağını öne sürmüştü.

ABD Savunma Bakanlığı’nın “robot askerler yapmayı seveceğini” iddia eden Hinton, gerçek insan birliklerini kaybetme tehlikesi olmayan droidlerin daha küçük ulusların güvenliği için bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştı.

The New York Times Daily podcast’inde konuşan 72 yaşındaki teknoloji gurusu, “ABD Savunma Bakanlığı robot askerler yapmak istiyor. Bu robot askerler oldukça korkutucu olacak” demişti.

Robot bilimindeki hızlı ilerlemelerle birlikte yapay zekanın yakında dünya çapındaki modern ordulara büyük avantajlar sağlayabileceği, askeri personelin, pilot ve mühendislerin yerini alacağı düşünülüyor.

Bu alandaki en iddialı atılımlardan biri BK ordusunda yaşanıyor. Britanyalı general Nick Carter, 2030’a kadar BK ordusunun dörtte birinin robotlardan oluşacağı görüşünde: 30 bini robot olmak üzere 120 bin kişilik bir ordumuz olabileceğini düşünüyorum, kim bilir?

ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley de martta yaptığı açıklamada 15 yıl içinde orduların, donanmaların ve hava kuvvetlerinin önemli bölümlerinin robotik olacağına inandığını söylemişti.

“Savaşın karakteri sık sık değişir” diyen Milley, şöyle eklemişti: Bu teknolojilerin tümü aynı anda birleşiyor ve hepsi önümüzdeki 10 veya 15 yıl içinde meyvelerini verecek.

Avustralya’daki Griffith Üniversitesi’nden Peter Layton, The Conversation’daki yazısında robot silahlar alanındaki son atılımları değerlendirdi. “Her türlü görev için her yerde robotlar kullanılıyor” diyen araştırmacı, “Askeri robotlar artık zamanı gelmiş bir fikir” diyor.

Ancak araştırmacının aktarımına göre, yakın gelecekte piyasaya sürülecek robot silahların hemen hepsi insanların kontrolünde olacak.

Son gelişmeleri takiben, uluslararası örgütler ve düzenleyici kurumlar da gözlerini robotik silahlara çevirdi. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), bu alanda çalışmalar yapan kurumlardan.

15-19 Mayıs 2023’te ICRC bünyesindeki Ölümcül Otonom Silah Sistemlerine ilişkin Hükümet Uzmanları Grubu, son gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanmıştı.

Grup, otonom silah sistemleriyle ilgili bağlayıcı olmayan sınırlamalardan oluşan bir taslak hazırlamıştı. Bu taslağın yeni uluslararası kuralların temelini oluşturabileceği düşünülüyor. Ancak otonom silahların yol açtığı insani, hukuki, etik ve güvenlik kaygılarını etkin biçimde ele almak için daha spesifik ve pratik düzenlemelere ihtiyaç duyulacak.

BM Güvenlik Konseyi de yapay zekanın uluslararası barış ve güvenliğe yönelik potansiyel tehditlerine ilişkin ilk toplantıyı 18 Temmuz’da gerçekleştirilmişti. Toplantıda otonom silahlar önemli bir başlıktı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bu ay BM’nin konuyla ilgili olası girişimlerini hazırlamak üzere yapay zeka alanında uzman bir danışma kurulu atamayı planlıyor.

Guterres, temmuzda yaptığı açıklamada, “Bilim insanları ve uzmanlar, yapay zekanın insanlık için nükleer savaş riskiyle aynı düzeyde varoluşsal bir tehdit olduğunu ilan ederek dünyayı harekete geçmeye çağırıyor” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD Askeri Helikopteri Düştü: 3 Ölü, 5 Yaralı

Avustralya’da eğitime katılan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) ait askeri helikopterin düşmesi sonucu 3 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı. Arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

Kaza ABD, Avustralya, Endonezya ve Filipinler ordularının katıldığı Predators Run tatbikatı sırasında meydana geldi. ABD ve Avustralya, bölgede Çin’e karşı son yıllarda askeri işbirliğini artırıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Deniz Piyadelerine ait “V-22 Osprey” (askeri tiltrotor) tipi helikopter Avustralya’nın kuzeyindeki bir adaya düştü. İçinde 23 askerin bulunduğu askeri uçağın düşmesi sonucu en az 3 ABD askerinin hayatını kaybetti duyuruldu.

Beş askerin ise ağır yaralandığı bildirildi. Yetkililer, bazı yaralıların durumunun kritik olduğunu açıkladı.

Avustralya’da yayın yapan ABD News’ün Avustralya Savunma Bakanlığından aktardığına göre, 23 ABD deniz piyadesini taşıyan helikopter, Darwin kentinin kuzeyinde bulunan Melville Adası’na düştü.

Melville, Darwin ile birlikte 2 bin 500 askerin katıldığı tatbikatın gerçekleştirildiği Tiwi Adaları’nın bir parçası. ABD ve Avustralya, bölgede Çin’e karşı son yıllarda askeri iş birliğini artırdı.

CNN’in haberine göre ise ABD deniz piyadelerinden bir yetkili, yaptığı yazılı açıklamada “Uçakta 23 kişi vardı. Üç kişinin öldüğünü teyit ettik. Royal Darwin Hastanesi’ne sevk edilen beş askerin ise durumu ağır,” dedi.

Askerlerin eğitim için yola çıktıkları belirtilen açıklamada, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

Avustralya Başbakanı Anthony Albenese, düzenlediği basın toplantısında, “Hükümet ve Savunma Bakanlığı olarak amacımız, bu kazaya en iyi şekilde müdahale etmek ve bu zor zamanda elimizden gelen tüm yardımı yapmak,” dedi.

Ukrayna’da L-39 tipi iki savaş uçağı havada çarpıştı

Öte yandan Ukrayna Hava Kuvvetleri’nden yapılan açıklamada, L-39 tipi iki savaş uçağının görev uçuşları sırasında havada çarpıştıkları ve 3 pilotun olayda hayatlarını kaybettikleri belirtildi.

Kaza Cuma günü Ukrayna’nın başkenti Kiev’in batısında yer alan Zhytomyr bölgesi üzerinde meydana geldi. Hava kuvvetleri ölen pilotlardan birinin “Juice” takma adını kullandığını ve uluslararası medyaya verdiği çok sayıda röportajla tanınan biri olduğunu açıkladı.

Hava kuvvetleri açıklamasında ölenlerin yakınların taziye sunulurken olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edildi.

Paylaşın

ABD’den Kritik “Ukrayna” Kararı: F-16 Gönderilmesini Onayladı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ukrayna’ya Rusya’ya karşı savunmada kullanılmak üzere F-16 jetleri gönderilmesini onayladığı açıklandı. Danimarka ve Hollanda üzerinden gerçekleşecek sevkiyat için bu iki ülkede yürütülen pilot eğitimlerinin tamamlanmasının beklendiği belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden Mayıs ayında Ukraynalı pilotların F-16’larla eğitim programlarını onaylamıştı. Danimarka’daki eğitimin yanı sıra Romanya’da da bir eğitim merkezi kurulması öngörülüyor.

Reuters’in haberine göre, ABD Başkanı Anthony Blinken Hollandalı ve Danimarkalı taraflara mektubunda, “ABD’nin hemF-16 savaş uçaklarınınUkrayna’ya transferi hem de Ukraynalı pilotların nitelikli F-16 eğitmenleri tarafından eğitilmesine verdiği desteği dile getirmek için yazıyorum” ifadelerini kullandı.

Blinken, mektupta “Ukrayna’nın devam eden Rus saldırganlığına ve egemenlik haklarının ihlaline karşı kendini tek başına savunabilmesi kritik durumda olmayı sürdürüyor” dedi. Blinken, “üçüncü tarafların taleplerine” verilen onayın, Ukrayna’ya pilotların eğitimi tamamlanır tamamlanmaz yeni kazanılan yeteneklerden yararlanma fırsatı vereceğini belirtti.

F-16’lar ne kadar işlevsel olacak?

Ukrayna hava kuvvetleri sözcüsü Yuriy İhnat bir Ukrayna televizyonuna yaptığı açıklamada Kiev’in F-16 savaş uçaklarını bu sonbahar ve kış kullanamayacağını belirtmişti.

Amerikalı yetkililer de özel yorumlarında, Rusların hava savunma sistemleri ve Ukrayna üzerindeki tartışmalı hava sahaları dikkate alındığında, F-16’ların Ukrayna’nın mevcut karşı savunmasına çok az katkı vereceği ve savaşın seyrini değiştirmesinin beklenmediğini bildirmişti.

Ukrayna, Rus güçlerinin hava üstünlüğüne karşı Amerikan yapımı F-16’ları talep ediyor; Danimarka ve Hollanda da ABD’den resmi onay bekliyordu. Amerikan yapımı savaş uçaklarının müttefiklerinden Ukrayna’ya transferi için ABD’nin onayı gerekiyor.

Öte yandan Rusya, Moskova şehir merkezine saldırı düzenleyen Ukrayna’ya ait bir İHA’nın düşürüldüğünü açıkladı. Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Telegram’dan yaptığı açıklamada İHA’nın düşürülmesi sonrası enkazının Expo merkezi yakınlarına düştüğünü ancak ciddi hasar vermediğini belirtti.

Paylaşın

Hawaii’deki Yangında Can Kaybı 89’a Yükseldi

Hawaii’nin Maui adasında çıkan yangınlarda yaşamını yitirenlerin sayısı 80’e yükseldi. Yangın 1960 yılında bölgede 61 kişinin öldüğü yangın felaketinden bu yana görülen en büyük yangın olarak kayıtlara geçti.

Bilim insanları, Hawaii’deki orman yangınlarının temel sebebinin iklim değişikliği olduğuna inanıyor. Bilim insanlarına göre, azalan yağışlar, yükselen sıcaklıklar ve istilacı türlerin adaları orman yangınlarına karşı daha duyarlı hale getirdi.

Hawaii Üniversitesi ve Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından 2015’te yayımlanan araştırmaya göre, 1990’dan bu yana, seçilen izleme alanlarındaki yağış, yağışlı mevsimde yüzde 31 ve kurak mevsimde yüzde 6 daha düşük oldu.

Maui Polis Şefi John Pelletier, köpekli arama-kurtarma ekiplerinin yangından etkilenen alanın sadece yüzde üçünü tamamladığını söyledi.

“Kontrol altına almamız gereken en az 5 mil karelik bir alan var ve bu alan sevdiklerimizle dolu. Şimdiye kadar 89 kişi bulduk. Bugün iki tanesini tespit ettik,” diyerek ölü sayısının artmasının muhtemel olduğunu ve “henüz hiçkimsenin bunun boyutunu bilmediğini” belirtti.

Ekipler, ilk aramayı tamamladıkları evlere parlak turuncu renkle X, insan kalıntıları tespit ettikleri yerlere ise İK işareti bırakıyor.

Ölülerin kimliklerini tespit etmenin son derece zor olduğunu söyleyen Pelletier “kalıntıları elimize alıyoruz ve dağılıyorlar…bulduğumuz kalıntılar metali eriten bir yangından geriye kalanlar oluyor,” ifadelerini kullandı.

Küle dönen Front Street’i gezen Vali Josh Green “Bu kesinlikle Hawaii’nin karşılaştığı en kötü doğal afet,”  diyerek “Sadece yaşayanlara destek olabiliriz. Şu anda odak noktamız insanları mümkün olduğunca yeniden bir araya getirmek, onlara barınma ve sağlık hizmetleri sağlamak ve ardından yeniden inşaya yönelmek,” ifadelerini kullandı

Green, Batı Maui’de en az 2 bin 200 binanın hasar gördüğünü ya da yıkıldığını ve bunların yüzde 86’sının konut olduğunu söyledi. Ada genelinde hasarın 6 milyar dolara yakın olduğunun tahmin edildiğini de sözlerine ekledi. Vali yaraları sarmanın çok uzun bir zaman alacağını söyledi.

Paylaşın

Hawaii Yanmaya Devam Ediyor: Can Kaybı 80’e Ulaştı

Hawaii’nin Maui adasında devam eden yangınlarında hayatını kaybedenlerin sayısı 80’e yükseldi. Yangın 1960 yılında bölgede 61 kişinin öldüğü yangın felaketinden bu yana görülen en büyük yangın olarak kayda geçti.

Haber Merkezi / Yangınlara ilişkin soruşturma başlatıldığını duyuran Hawaii Başsavcısı Anne Lopez’in ofisinden yapılan açıklamada, “yetkililer tarafından yangından önce, yangın esnasında ve yangından sonra alınan kararların kapsamlı bir şekilde inceleneceği” belirtildi.

Lopez, konuya ilişkin “Yangınlardan önce ve yangınlar sırasında alınan kararları anlamak ve bu incelemenin sonuçlarını halkla paylaşma taahhüdünde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Adanın Lahaina şehrinde yangının hemen hemen tamamen kontrol altına alındığı açıklanırken diğer iki alanda devam eden yangınlardan birinin yüzde 50 diğerinin de yüzde 80 oranında kontrol altına alındığı belirtildi.

Öte yandan yangınla birlikte devam eden bir tartışmada halkın yaklaşan yangınla ilgili uyarılıp uyarılmadığı. Adada doğal afetlerle ilgili bir uyarı sistemi olduğu ancak bunun yangın yerleşim yerine yaklaşırken kullanılmadığı iddia ediliyor.

Hawaii Valisi Josh Green konuyla ilgili olarak medyaya yaptığı değerlendirmede konunun detaylı olarak araştırılması talimatını verdiğini söyledi.

Maui Adası İtfaiye Şefi Bradford Ventura, yangının çok büyük hızla yayıldığını ve iletişim hatlarına da zarar verdiğini bu nedenle çalışanlar acil durum yönetimiyle iletişim kurmak konusunda sıkıntı yaşadıklarını söyledi.

Yangın Lahaina şehrinin yaklaşık 56 km uzağındaki Kula kasabasında Salı gecesi başladı ve güçlü rüzgarın da etkisiyle hızla yayıldı. Lahaina sakinleri de yangının başlamasından yaklaşık 5 saat sonra elektriklerin kesildiğini söylüyorlar.

FEMA Yöneticisi Deanne Criswell, yangınların binlerce insanı yerinden ettiğini söyledi. Barınaklarda kalanlar derin bir belirsizlik duygusu yaşadıklarını ifade ederken, vali, yerinden edilmiş sakinleri ev ve otellerdeki boş odalarla buluşturmak için bir yardım hattı kurulacağını söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden, Maui Adası’nı yangın dolayısıyla “felaket bölgesi” ilan etmişti. Biden, yangınlardan etkilenenlerin zararlarının tazmin edileceğini belirtmişti.

Hawaii Valisi Josh Green, 10 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ilk belirlemelerden sonra yanan binalarda yapılacak incelemenin ardından can kaybının “ciddi ölçüde” artacağını kaydetmişti.

Sebep iklim değişikliği

New York Times’ta yer alan analize göre, bilim insanları, Hawaii’deki orman yangınlarının temel sebebinin iklim değişikliği olduğuna inanıyor. Bilim insanlarına göre, azalan yağışlar, yükselen sıcaklıklar ve istilacı türlerin adaları orman yangınlarına karşı daha duyarlı hale getirdi.

Hawaii Üniversitesi ve Colorado Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından 2015’te yayımlanan araştırmaya göre, 1990’dan bu yana, seçilen izleme alanlarındaki yağış, yağışlı mevsimde yüzde 31 ve kurak mevsimde yüzde 6 daha düşük oldu.

Paylaşın

ABD Ve Avrupalı ​​Müttefikleri, Rusya’dan Büyük Miktarlarda Nükleer Ürün Satın Aldı

Rusya, ABD ve Avrupa’daki firmalara yaklaşık 1,7 milyar dolarlık nükleer ürün sattı. Satışlar, Batı’nın Moskova’ya 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle katı yaptırımlar getirmesi ve petrol, gaz, votka ve havyar gibi temel Rus hammaddelerinin ithalatını engellemesi sırasında gerçekleşti.

ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne göre, Rusya geçen yıl ABD’nin ihtiyaç duyduğu uranyumunun yaklaşık yüzde 12’sini sağladı. Avrupa, 2022’de uranyumunun yaklaşık yüzde 17’sini Rusya’dan aldığını bildirdi.

Rusya’nın ABD’ye gönderdiği nükleer ürünlerin değeri, 2021’de 689 milyon dolar ve 2020’de 610 milyon dolardan geçen yıl 871 milyon dolara ulaştı. ABD’nin Rusya’dan uranyum ürünleri ithalatı 2020’de 6,3 tondan 2022’de 12,5 tona neredeyse ikiye katlandı.

AB’nin istatistik ofisi Eurostat’a göre Avrupa, geçen yıl Rus nükleer endüstri ürünlerine yaklaşık 828 milyon dolar (yaklaşık 750 milyon Euro) harcadı.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupalı müttefikleri Rusya’dan çok büyük miktarlarda nükleer yakıt ve bileşikler almaya devam ediyor. Batılı yaptırımların dışında tutulan bu ürünler sayesinde Moskova, yüz milyonlarca dolar gelir elde etmeye devam ediyor.

Fakat bu durum hem silahsızlanma uzmanları hem de bazı politikacılar tarafından ithalatın Moskova’nın nükleer silah geliştirmeye devam etmesine ve Ukrayna’daki savaşı sürdürme kapasitesine destek sağladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

Çoğunlukla sivil amaçlı nükleer enerji santrallerinde kullanılan bu yakıt konusunda Rusya’ya olan aşırı bağımlılık Putin’in kaynağı kesmesi halinde ABD ve Avrupalı ülkelerinde enerji açığı yaşama riskini beraberinde getiriyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Silahsızlanma Politikası Eğitim Merkezi Direktörü Henry Sokolski, silah üretenlere mali kaynak aktarmanın anlamsız olduğunu vurgulayarak “Silah yapan insanlara para vermek zorunda mıyız? Bu çok saçma. Nükleer eneji üreticilerine Rusya’da yakıt ithal etmeleri açık bir şekilde yasaklanmazsa oradan almaya devam ederler. Çünkü oradan almak daha ucuz, neden almasınlar ki?” ifadelerini kullandı.

1.7 milyar dolarlık nükleer ürün

Sektör uzmanlarına göre Rusya Ukrayna’nın işgali sonrasında bile ABD ve Avrupalı şirketlere 1,7 milyar dolar değerinde nükleer ürün ihraç etti.

Karbon emisyon salımı yapmaması nedeniyle fosil yakıtlara önemli bir alternatif olarak görülen nükleer enerjiye ilgi de artıyor. Dünya genelinde inşa halinde 60 reaktör bulunurken 300 tanesi daha plan aşamasında. Fakat uzmanlar enerji üretimi aşamasında temiz olmasına rağmen barındırdığı riskler ve atıkların saklanması ile ilgili sorunlara dikkat çekiyor.

Halihazırda 440 reaktörde nükleer enerjiden elektrik üreten 30 ülkenin birçoğu yakıt olarak kullanılan radyoaktif materyali Rus devletine bağlı Rosatom’dan temin ediyor. Şirketin 2022 raporuna göre Rosatom, uranyum zenginleştirme bakımından dünya lideri, uranyum üretimi ve yakın imali bakımından da üçüncü sırada.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 10 ülkede 33 yeni reaktör inşa eden Rosatom ve bağlı şirketleri geçen yıl nükleer enerji ile ilgili 2,2 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdi.

Ukraynalı yetkililer ise dünya liderlerine Rosatom’a yaptırım uygulaması çağrısında bulunuyor.

Ama böyle bir yaptırım Avrupa’da tamamen Rus yakıta bağımlı olan 5 ülkedeki 19 reaktörde soruna yol açabilecek. Öte yandan daha önce Rus nükleer yakıtı kullanan İsveç, Finlandiya, Slovakya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti bu alımları ya tamamen kesti ya da kesmeye çalışıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NYT: Karadeniz, Tehlikeli Bir Gerilim Merkezine Dönüştü

Türkiye’nin Karadeni’deki politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EDAM (Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi) Direktörü Sinan Ülgen, “Türkiye, Karadeniz’de herhangi bir NATO misyonuna çok olumsuz bakıyor. Bölgedeki NATO varlığının artmasının Rusya’yla çatışma riskini de artıracağı düşünülüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO müttefiklerininden boğazlara savaş gemisi göndermemelerini istediğini hatırlatan Ülgen şunları söyledi: Bu konunun altında yatan gerilim ABD ve Türkiye’nin Karadeniz’e nasıl baktığı ve konuyu NATO şemsiyesi altında nasıl ele alacaklarıyla ilgili. Ancak şimdiye kadar Türkiye, boğazları Rus savaş gemilerine kapadı ve ABD de Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak bir hamle yapmadı.

ABD merkezli New York Times gazetesi, 18. ayını geride bırakmaya hazırlanan Ukrayna savaşında “bugüne kadar gözden kaçan” Karadeniz’in tehlikeli bir gerilim merkezi haline dönüştüğünü yazdı.

Rusya’nın tahıl koridoru girişiminden çekilmesinin ardından bölgedeki gerilimin arttığına dikkat çekilen haberde, Rus güçlerinin Karadeniz kıyısındaki bölgeleri vurmaya başladığı, Ukrayna’nın ise Rus gemilerine yönelik peş peşe saldırılar düzenlediği hatırlatıldı.

Geçen günlerde deniz drone’larıyla gerçekleşen saldırılarda Ukrayna güçleri kendi kıyılarından yüzlerce kilometre uzaktaki Rus limanlarını hedef almış ve Rusya’nın Karadeniz’deki 6 limanına yaklaşan gemiler için uyarı yayımlamıştı.

New York Times’ın haberinde Karadeniz’in kontrolü için verilen savaşın küresel enerji piyasaları ve gıda tedarik rotaları için önemli olduğu belirtilirken, NATO’nun da Rus güçleriyle doğrudan bir çatışmaya çekilmeden seyrüsefer özgürlüğünü sağlamaya çalıştığına dikkat çekildi.

Haberde, Putin’in uzun yıllardır bölgedeki Rusya etkisini artırmak için Karadeniz kıyılarında limanlar ve tatil kentleri inşa ettiği ve Rus donanmasının güney filosunun da Moskova’nın bölgedeki askeri gücünü yansıttığı belirtildi.

Karadeniz’de NATO Rusya rekabeti

Kırım’ın 2014’teki ilhakından itibaren Karadeniz’de kontrolü sağlamanın Rusya için kesin bir savaş hedefi olduğu vurgulanan haberde bölgede Türkiye, Bulgaristan ve Romanya gibi üç NATO ülkesinin de bulunduğuna dikkat çekildi ve bölgenin NATO için Ukrayna kadar önemi olduğuna dikkat çekildi.

Rus güçleri savaşın başından bu yana Karadeniz kıyısındaki üç büyük Ukrayna limanını ele geçirmiş ve bu kıyılara deniz mayınları döşeyerek Ukrayna donanmasını bölgede etkisiz hale getirmişti. New York Times, bölgedeki NATO ülkelerinin havada ve denizde keşif görevleri yürütse de çatışmanın içine çekilmemek adına daha dikkat hareket etmek zorunda kaldığını aktardı.

Türkiye’nin bölgedeki politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan EDAM (Ekonomi ve Dış Politikalar Araştırma Merkezi) Direktörü Sinan Ülgen, “Türkiye, Karadeniz’de herhangi bir NATO misyonuna çok olumsuz bakıyor. Bölgedeki NATO varlığının artmasının Rusya’yla çatışma riskini de artıracağı düşünülüyor” diye konuştu.

Türkiye’nin NATO müttefiklerininden boğazlara savaş gemisi göndermemelerini istediğini hatırlatan Ülgen şunları söyledi: Bu konunun altında yatan gerilim ABD ve Türkiye’nin Karadeniz’e nasıl baktığı ve konuyu NATO şemsiyesi altında nasıl ele alacaklarıyla ilgili. Ancak şimdiye kadar Türkiye, boğazları Rus savaş gemilerine kapadı ve ABD de Türkiye’yi köşeye sıkıştıracak bir hamle yapmadı.

Ukrayna savaşında Karadeniz’in yeni gerilim noktalarından biri haline gelmesi petrol fiyatlarının artacağı yönündekli endişeleri de yeniden gündeme taşıdı.

Küresel petrol ve petrol ürünü tedarikinin yüzde 3’ünden fazlasının Karadeniz üzerinden dünyaya açıldığı biliniyor. Normal şartlarda Rusya günde 750 bin varil petrolü Karadeniz üzerinden geçirse de bu rakam 400 bin ila 575 bin varile kadar gerilemiş durumda.

Ukraynalı yetkililer ise savaşı Rus limanlarına doğru genişleterek Moskova’nın ekonomik kayıplarını artırmak istiyor. ABD yönetimi, Karadeniz’den çıkarılamayan Rus petrolünün ikame edilememesi durumunda petrol fiyatlarında varil başına 10 ila 15 dolarlık bir artış bekliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan Çarpıcı Açıklama: Zelenskiy, Saldırılarla Washington’ı Tehlikeye Atıyor

Rusya-Ukrayna Savaşı’nda 524. gün geride kalırken Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, dikkat çeken bir açıklama yaptı. Zaharova, Ukrayna’nın Rusya’daki sivil yapılara saldırarak ABD’ye şantaj yaptığını söyledi.

İki ülke güçlerinin karşılıklı saldırılarıyla gerginlik son 24 saatte tekrar tırmanırken Mariya Zaharova, Ukrayna’nın saldırılarla daha fazla destek almaya çalıştığını belirterek, “Zelenskiy, sivil altyapılara terör saldırıları düzenleyerek Washington’ı tehlikeye atıyor” dedi.

Bianet’in The Kyiv Independent sitesinde yer alan habere göre, Rusya güçleri son bir günde Ukrayna’nın 9 ayrı bölgesine bir dizi saldırı yaptı.

Ukraynalı yetkililere göre, Dnipropetrovsk, Donetsk, Kharkiv, Herson, Sumy, Chernihiv, Luhansk, Mykolaiv ve Zaporizhzhia oblastları saldırıya uğradı.

En az 12 ölü, 104 yaralı

Rusya güçlerinin saldırılarında en az 12 kişi hayatını kaybederken, 104 kişi de yaralandı. Vali Serhii Lysak, Dnipropetrovsk Oblastı’nda Rusya saldırılarında en az 6 kişinin öldüğünü ve 81 kişinin yaralandığını bildirdi.

Yetkililere göre, Rusya kuvvetlerinin Kryvyi Rih şehrine yaptığı balistik füze saldırısında 10 yaşında bir kız da dahil olmak üzere altı kişi öldü ve en az 81 kişi de yaralandı.

Belediye başkanına göre, şehirdeki 1000’den fazla apartman ve bina saldırıdan etkilendi.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak, sosyal medya hesabında Rusya’nın başkenti Moskova’ya yapılan İHA saldırıları hakkında paylaşımlarda bulundu.

Moskova’nın hızla “tam teşekküllü bir savaşa” alıştığını belirten Podolyak, “Bu savaş yakında tamamen ‘savaşın yazarlarının’ topraklarına taşınacak. Rusya’da bundan sonra yaşanacak her şey nesnel bir tarihi süreçtir. Daha fazla tanımlanamayan İHA’lar, daha fazla çöküşler, daha fazla iç çatışmalar, daha fazla savaşlar olacak” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, Moskova’ya bağlı Odintsovo ve Narofomonisk ilçeleri üzerinde 2 Ukrayna İHA’sının havada Rusya hava savunma sistemleri tarafından vurulduğunu belirtti.

Russia Today’e göre, Belediye Başkanı Sergey Sobyanin yaptığı açıklamada, Ukrayna insansız hava araçlarının başkentin finans ve ticaret bölgesini hedef aldığını doğruladı.

Sobyanin, bir İHA’nın hava savunmasını aşmayı başardığını ve Avrupa’nın en yüksek gökdelenlerinden bazılarının bulunduğu Moscow City’deki yüksek binalardan birini vurduğunu söyledi.

Bir İHA’nın da elektronik harp sistemiyle etkisiz hale getirildiği açıklandı.

Savunma Bakanlığı, Karadeniz filosundaki Sergey Kotov ve Vasily Bykov adlı iki gemisine insansız deniz aracıyla yapılan saldırıyı da püskürttüklerini duyurdu.

“Zelenskiy, saldırılarla Washington’ı tehlikeye atıyor”

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da Ukrayna’nın Rusya’daki sivil yapılara saldırarak ABD’ye şantaj yaptığını söyledi.

Ukrayna’nın saldırılarla daha fazla destek almaya çalıştığını söyleyen Zaharova, “Zelenskiy, sivil altyapılara terör saldırıları düzenleyerek Washington’ı tehlikeye atıyor” dedi.

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya Yeni Yardım Paketi: 400 Milyon Dolar

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya 400 milyon dolarlık ek güvenlik desteği açıkladı. Bu, ABD’nin Ukrayna’ya göndereceği 43’üncü güvenlik destek paketi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, Kiev’e 43 milyar dolardan fazla askeri yardım sağladı. Yeni destek paketi hava savunma füzeleri, zırhlı araçlar ve küçük drone’lar da içeriyor

Pakette ilk kez ABD tarafından tedarik edilen Teledyne FLIR savunma şirketinin ürettiği Black Hornet keşif drone’ları da yer alacak. FLIR İnsansız Hava Sistemleri, ABD ordusuna küçük keşif drone’ları sağlaması için Nisan ayında 93 milyon dolarlık ihalenin sahibi olmuştu.

Silah yardım paketi ayrıca, Patriot hava savunma sistemleri ve Ulusal Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemleri (NASMS) için mühimmat, Stinger uçaksavar sistemleri, Yüksek Hareketli Topçu Roket Sistemleri (HIMARS) için daha fazla mühimmat; Stryker Zırhlı Personel Taşıyıcıları ve çeşitli diğer füze ve roketleri içeriyor.

Yardım, Başkan’a acil durumlarda Kongre onayı olmaksızın ABD stoklarından diğer ülkelere hızla mal, ekipman ve hizmet transferi yapmasına olanak tanıyan kararname kapsamında sağlandı. Ukrayna’ya gönderilecek bu malzemeler, ABD’nin envanter fazlasından alınacak.

Bu, ABD’nin Ukrayna’ya göndereceği 43’üncü güvenlik destek paketi. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, Kiev’e 43 milyar dolardan fazla askeri yardım sağladı.

Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, yardımı açıkladığı sırada Rusya’nın geçen hafta Karadeniz Tahıl Anlaşması’ndan çekilmesinin ardından Ukrayna limanlarına ve altyapısına saldırımasına da değindi.

Blinken, “Rusya her an güçlerini Ukrayna’dan çekerek bu savaşı ve Ukrayna kentleriyle halkına karşı bu zalim saldırılarını sonlandırabilir. Ne kadar zaman alırsa alsın ABD, ortakları ve müttefikleri Ukrayna için birlik olacak” dedi.

Karadeniz Tahıl Anlaşması bir yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye arabuluculuğunda Rusya’nın işgali nedeniyle kötüye giden küresel gıda kriziyle mücadele amacıyla imzalanmıştı.

İngiltere bugün yaptığı açıklamada Rus ordusunun Karadeniz’deki sivil gemileri hedef almaya başlayabileceğine işaret eden istihbarat aldığını söyledi. Öte yandan Avrupa Birliği, Ukrayna’nın neredeyse tüm tarım ürünlerini demiryolu ve karayoluyla ihraç etmesine yardım etme sözü verdi.

Paylaşın

Kuzey Kore İki Balistik Füze Daha Fırlattı

ABD’ye ait askeri denizaltının Güney Kore’ye demirlemesinden saatler sonra Kuzey Kore, iki balistik füze fırlattı. Japonya, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu duyurdu.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

ABD’ye ait bir balistik füze denizaltısının Güney Kore’ye ait limana ulaşmasından birkaç saat sonra Kuzey Kore iki balistik füze denemesinde bulundu. Kuzey Kore’nin füze fırlattığına dair bilgi Japonya ve Güney Kore orduları tarafından duyuruldu.

Ohio sınıfı nükleer silahlı bir balistik füze denizaltısı olan USS Kentucky, ülkenin güneydoğusundaki Busan limanına yanaştı.

Denizaltının gelişi ABD ile Güney Kore’nin, Kuzey Kore’ye karşı askeri işbirliğini geliştirdiğibir döneme rastlıyor. İki ülkenin işbirliği kapsamında 40 yıl sonra ilk kez bir ABD denizaltısı Güney Kore sularına demirlemiş oldu. Washington ve Seul, Kuzey Kore ile bir nükleer savaş durumunda karşı ülkeye nasıl karşılık verileceğine dair koordinasyonlara başlamıştı.

Denizaltına çıkan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, denizaltının gelişinin ittifakın ABD’nin stratejik varlıklarını konuşlandırma ve nükleer koruma sağlaması yönündeki kapasitesini vurguladığını söyledi.

Yoon yaptığı konuşmada, “Kuzey Kore’nin nükleer bir provokasyon düşünmesini imkansız hale getireceğiz. Eğer böyle bir şey yaparsa bunun rejiminin sonu olacağı konusunda açıkça uyardık” dedi.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore tarafından ateşlenen her iki füzenin de Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü açıkladı.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Pyongyang yönetimine bu tür fırlatmaları durdurma çağrısında bulundu. Güney Kore ordusundan yapılan açıklamada, “Kuzey Kore’nin art arda balistik füze fırlatmasını, Kore Yarımadası’nın ve uluslararası toplumun barış ve istikrarına zarar veren ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olan ciddi provokatif eylemler olarak şiddetle kınıyoruz” denildi.

ABD ordusu füze fırlatmalarından haberdar olduğunu ve müttefikleri ve ortaklarıyla yakın istişare halinde olduğunu bildirdi.

ABD Hint-Pasifik Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada fırlatılan füzelerin ABD ya da müttefikleri için acil bir tehdit oluşturmadığı ancak bu olayların Kuzey Kore’nin yasadışı silah programının istikrarı bozucu etkisinin altını çizdiği belirtildi.

Japonya Savunma Bakanı Yasukazu Hamada gazetecilere yaptığı açıklamada, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu söyledi. Hamada, Japonya’nın Kuzey Kore’yi diplomatik kanallar aracılığıyla protesto ettiğini söyledi.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

Kuzey Kore’ye kaçan ABD askeri

Diğer yandan disiplin cezasıyla karşı karşıya olan Güney Kore’deki bir ABD askerinin yasadışı şekilde Kuzey Kore geçmesiyle ayrı bir kriz yaşanıyor. ABD Ordusu askerin kimliğini 2021 yılında birliğe er Travis T. King olarak açıkladı.

ABD Savunma Bakan Lloyd Austin, askerin salı günü iki Kore arasındaki sınırda bulunan Ortak Güvenlik Bölgesi’nde oryantasyon turundayken “kasıtlı olarak ve yetkisiz bir şekilde” Kuzey Kore’ye geçtiğini söyledi. Askerin akıbetini belirlemeye çalışan ABD’li yetkililer King’in Kuzey Kore’nin gözetimi altında olduğuna inandıklarını belirtti.

Seul’deki Ewha Üniversitesi profesörlerinden Leif-Eric Easley, “Kuzey Kore’nin son balistik füze ateşlemesinin muhtemelen bir Amerikan askerinin sınırı geçmesiyle ilgisi yok, ancak böyle bir olay da sorunların çözümüne yardımcı olmuyor” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın