Açlık Sınırı 23 Bin 615 Yoksulluk Sınırı 81 Bin 686 Lira

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 23 bin 615 liraya, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama göre, yoksulluk sınırı ise 81 bin 686 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 37 bin 912 lira oldu. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 37 bin 912 lira olarak tespit edildi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), Açlık ve Yoksulluk Sınırı Mayıs 2025 Dönem Raporu’nu açıkladı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ve BİSAM’ın hesaplamalarına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı mayıs ayında 23 bin 615 lira oldu. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 81 bin 686 lira oldu.

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 6.597 lira, bu değer yetişkin bir kadın için 6.254, 15-18 yaş bir genç için 6.610, 4-6 yaş arası bir çocuk için 4.155 lira oldu. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 23 bin 615 lira olarak tespit edildi. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 81 bin 686 liraya ulaştı.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 37.912 lira oldu. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 37.912 lira olarak tespit edildi.

Günlük harcamalarda Mayıs 2025 dönemi için en yüksek maliyet grubunu 211.71 liralık harcama gereksinimi ile meyve ve sebze oluşturdu. İkinci en yüksek maliyetli harcama grubu 210,71 lira ile süt ve süt ürünleri oldu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 161.64 lira, ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 71.43 oldu. Katı yağ ve sıvı yağ ise 40.69 lira masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 15.22, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 19.29 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda et, yumurta ve kurubaklagil yüzde 27.3 ile ilk sıradayken, süt ve süt ürünleri grubunun payı yüzde 26.77’dir. Meyve ve sebze grubunun payı ise yüzde 26.9 olarak tespit edildi. Ekmek, makarna vb.’nin toplam içindeki payı yüzde 11.38, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.62 oldu.

Paylaşın

Mehmet Şimşek: Enflasyon Tek Haneye Düşecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirmek olduğunu belirterek, “Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Program, genel anlamda öngördüğümüz çerçevede sonuç veriyor” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Enflasyonla mücadele başta olmak üzere cari açık, bütçe dengesi, rezerv durumu ve kur korumalı mevduat (KKM) gibi başlıklarda açıklamalarda bulunan Şimşek, uygulanan ekonomik programın öngörüldüğü şekilde ilerlediğini söyledi.

Şimşek, ekonomi programının temel hedefinin enflasyonu kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirmek olduğunu belirterek, “Enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Program, genel anlamda öngördüğümüz çerçevede sonuç veriyor” dedi. Enflasyondaki düşüşün sürdürülebilirliği açısından alınan mali ve parasal önlemlerin etkili olduğunu ifade etti.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin cari açık performansında da olumlu gelişmeler yaşandığını belirterek, “Uzun süredir cari açık, milli gelire oranla yüzde 1’in altında seyrediyor. Bu, programın ikinci önemli hedefinde de başarılı olunduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Deprem nedeniyle bütçede yaşanan geçici genişlemenin ardından, bu yıl için sıkı mali disiplin hedeflediklerini söyleyen Şimşek, 2024 yılında yüzde 4,9 olan bütçe açığını önemli ölçüde azaltmayı hedeflediklerini ifade etti. “Bütçe açığı nispeten yüksek seyrediyor, ama deprem yaralarını başarılı bir şekilde sarıyoruz. Açıkta belirgin bir düşüş var” dedi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine ilişkin de bilgi veren Şimşek, Ağustos 2023’te 144 milyar dolarla zirve yapan KKM tutarının, bugün 15 milyar doların altına indiğini açıkladı. Bu düşüşün piyasayı bozmadan sağlandığını belirten Bakan, “Ağustos 2023’te KKM zirveyi buldu, 144 milyar civarına çıktı; bugün 15 milyar doların altına inmiş durumda. Bunu piyasayı bozmadan başardık. Yakında bu uygulamaya tamamen son vereceğiz” dedi.

Şimşek, Türkiye’nin döviz rezervleri konusunda da dikkat çekici veriler paylaştı. “Rezerv gelirlerine baktığımızda, nette 90 milyar dolar artış var. Brütte de 55-60 milyar dolarlık bir artış yaşandı. Rezerv yeterliliği noktasında kaygımız yok” diyen Bakan, Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının da önemli ölçüde azaldığını söyledi. 2003-2023 döneminde uzun vadeli rezerv ortalamasının 0,9 olduğunu hatırlatan Şimşek, Mayıs 2023’te bu oranın 0,7’ye düştüğünü, ancak Mayıs 2024 sonunda 0,97’ye yeniden yükseldiğini belirtti.

Kamu tarafından belirlenen fiyatlar konusunda da açıklamada bulunan Şimşek, bundan sonraki süreçte hedef enflasyonun göz önünde bulundurulacağını ve fiyat ayarlamalarında bu çerçevenin dışına çıkılmayacağını söyledi.

NTV canlı yayınında konuşan Şimşek ayrıca uygulanan ekonomi programının 2024’ün ilk çeyreğinde yaşanan iki büyük ekonomik şoku – önce iç kaynaklı, ardından dış kaynaklı – başarıyla atlattığını belirterek, “Bu program Türkiye’nin ekonomik direncini güçlendirdi” dedi.

“Ekonomi programımız öngördüğümüz çerçevede çalışıyor”

Son olarak, uygulanan ekonomik programa yönelik güvenin hem içeride hem dışarıda devam ettiğini vurgulayan Şimşek, “Ekonomi programımız öngördüğümüz çerçevede çalışıyor. Temel makro dengelerde iyileşme var, riskler azalıyor. Türkiye’nin ekonomik bünyesi artık daha sağlam” açıklamasında bulundu.

Paylaşın

Zafer Havalimanı’nın Yapım Maliyeti 50 Milyon Euro Garantisi 208 Milyon Euro

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren Zafer Havalimanı’nın yapım maliyetinin 50 milyon euro olduğu, havalimanını yapan şirkette 208 milyon euro garanti ödeneceği açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın kamuoyuna sunduğu veriler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve yolcu garantili projelerin maliyetini bir kez daha gündeme taşıdı.

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren havalimanı için, 2025 yılının ilk 5 ayı da dahil olmak üzere bugüne kadar şirkete toplam 76 milyon euro garanti ödemesi yapıldı. Oysa bu sürede gerçekleşen yolcu sayısı garanti edilen rakamların çok altında kaldı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerine göre, 2025’in ilk 5 ayında Zafer Havalimanı’nda iç ve dış hatlar toplam yolcu trafiği 31 bin 161 kişi oldu. Geliş-gidiş toplamı üzerinden ortalama giden yolcu sayısı yaklaşık 15 bin 580 kişi olarak hesaplandı. Ancak bu dönemde garanti edilen yolcu sayısı 549.055 idi. Bu da yaklaşık yüzde 97’lik bir sapmaya işaret ediyor.

Bu düşük gerçekleşme oranına rağmen Hazine, işletmeci firmaya sadece 2025’in ilk 5 ayı için 2.811.163 euro (yaklaşık 126 milyon TL) garanti ödemesi yapacak. Sözleşmeye göre garanti ödemeleri sadece “giden yolcu” sayısı üzerinden hesaplanıyor.

Deniz Yavuzyılmaz’ın açıkladığı verilere göre, havalimanı 2044 yılında kamuya devredilecek. O tarihe kadar şirkete yapılacak toplam garanti ödemesinin 208 milyon euro’yu bulması bekleniyor. Bu tutar, havalimanının yapım maliyetinin dört katından fazla.

Paylaşın

Galatasaray, Leroy Sane İle Üç Yıllık Sözleşme İmzaladı

Geçtiğimiz sezonu şampiyon olarak bitiren ve kadrosunu güçlendirmek isteyen Galatasaray, beş yıldır Bayern Münih forması giyen 29 yaşındaki Leroy Sane ile üç yıllık sözleşme imzaladı.

Haber Merkezi / Leroy Sane, imza törenin ardından yaptığı açıklamada, “Bir an önce bu kulüp için her şeyimi vermek, bu takımda başarılar kazanmak ve taraftarımızla da bir araya gelmek için sabırsızlanıyorum” dedi.

Galatasaray’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Profesyonel futbolcu Leroy Aziz Sane ile 01.07.2025 tarihinden başlamak üzere, 3 sezon için anlaşmaya varılmıştır. Yapılan anlaşmaya göre, futbolcuya her bir sezon için net 9 milyon avro garanti ücret ile net 3 milyon avro tutarında sadakat primi ödenecektir.” ifadelerine yer verildi.

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Sane’nin imza törenin ardından yaptığı açıklamada, “Şampiyonlar Ligi’nde en büyük mücadeleyi verecek takımı kuracağız. Sane formaları satışta ve bu formaların yüz binlerce satılmasını bekliyoruz. Taraftarımızın büyük desteğine ihtiyacımız var” dedi.

Sane, Bayern Münih formasıyla çıktığı 220 maçta 61 gol ve 55 asist kaydetti. Sane bu sezon ise toplamda 13 gol atıp 6 asist yaptı.

Leroy Sane, 2016 yılında Schalke 04’ten 52 milyon bonservis bedeliyle Manchester City’ye transfer olmuştu. Sane, 2020’de ise 49 milyon euro bonservis bedeli karşılığında Bayern Münih’e transfer olarak Almanya’ya döndü.

Paylaşın

Suriye’de Kadınlara “Kamu Ahlakı” Gerekçesiyle Tesettür Mayo Zorunluluğu

Suriye’de kadınlara yüzerken, “kamu güvenliğinin standartlarını iyileştirmek ve kamu ahlakını korumak” gerekçesiyle, vücudu örten tesettür mayo giymesi zorunluluğu getirildi. 

Aralık 2024’te Ahmed Şara liderliğindeki İslamcı isyancı güçler Beşar Esad rejimini devirerek yıllardır süren iç savaşı sona erdirmişti. Bunun ardından ülkenin geçiş hükümetinin başına geçen Şara, ülkeyi kapsayıcı bir şekilde yöneteceği sözünü yinelemişti.

Suriye’de geçiş hükümeti, kadınların halka açık plajlarda ve yüzme havuzlarında yüz, eller ve ayaklar dışında vücudu örten tesettür mayo veya diğer “uygun” kıyafetleri giymesi gerektiğini duyurdu.

Suriye devletine ait haber kanalı El-İhbariye el-Suriye’nin haberine göre, Turizm Bakanlığı tarafından çıkarılan düzenlemelerin amacı “kamu güvenliğinin standartlarını iyileştirmek ve kamu ahlakını korumak”.

Yönergede, özel plajlar, kulüpler ve havuzlar ile dört yıldızın üzerindeki otellerin düzenlemeden muaf tutulduğu belirtildi. Kadınlar Suriye’deki halka açık plajlarda genellikle muhafazakar giyiniyor ancak bazı kadınlar Batılı mayo stillerini tercih edebiliyor.

Yeni yönetmeliğe göre, plaj ve halka açık havuzlara gidenlerin “daha muhafazakar mayolar” giymesi gerekiyor. Düzenlemede “vücudun daha fazla kısmını kapatan burkini veya mayolar” ifadesine yer veriliyor.

Kararnamede, kadınların yüzme alanları arasında hareket ederken de mayolarının üzerine kapalı veya bol giysiler giymeleri gerektiği belirtildi. Kararnamede, “Plaj dışında uygun şekilde örtünmeden mayo ile dolaşmak yasaktır” denildi.

Karara göre erkeklerin de yüzmedikleri zamanlarda gömlek giymeleri ve yüzme alanları dışında çıplak göğüsle gezmemesi gerekiyor. Açıklamada muafiyet tanınan yerlerde “normal Batı mayolarının” genel olarak serbest olduğu belirtildi ancak bunların “kamu zevki sınırları içinde” kalması gerektiği belirtildi.

Kararda, genel olarak omuz ve dizleri kapatan bol giysiler giyilmesi ve “şeffaf ve dar giysilerden kaçınılması” gerektiği ifade edildi. Yönergede kurallara uymayanların cezalandırılıp cezalandırılmayacağı veya kuralların nasıl uygulanacağı belirtilmedi. Ancak plajlarda uyumu izlemek için cankurtaranlar ve denetçiler atanacağı belirtildi.

Aralık 2024’te Ahmed Şara liderliğindeki İslamcı isyancı güçler Beşar Esad rejimini devirerek yıllardır süren iç savaşı sona erdirmişti. Bunun ardından ülkenin geçiş hükümetinin başına geçen Şara, ülkeyi kapsayıcı bir şekilde yöneteceği sözünü yinelemişti.

Mart ayında Şara, beş yıllık geçiş dönemini kapsayan bir anayasa bildirgesi imzalamıştı. Belgede, önceki anayasada olduğu gibi cumhurbaşkanının dininin İslam olduğu belirtiliyor. Buna ek olarak İslam hukukunun yasamanın “kaynaklarından biri” değil “ana kaynağı” olduğu söyleniyor. Bildirgede ayrıca kadın hakları, ifade özgürlüğü ve medya özgürlüğü de güvence altına alınıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Patronlar Kulübü TÜSİAD’dan Enflasyon Çıkışı: En Önemli Sorun

TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz” dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısı gerçekleşti. Toplantıda konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, ülkenin en önemli sorunun yüksek enflasyon olduğunu söyledi. Uygulanan ekonomi politikaları ile enflasyonun bir yere indirildiğine dikkat çeken Arası, “Ekonomik programı güçlendirerek devam ettirmeliyiz” dedi.

Aras, “Enflasyonist olmayan adil vergilendirme yapılmalı, ekonomik dalgalanma yaratmamalıyız” diyerek, “Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor. Artık güvenilir üretici olmak düşük maliyetli üretici olmak kadar önemli” değerlendirmesinde bulundu.

Aras’ın konuşmasında dikkat çeken noktalar özetle şöyle: “Enflasyon en kısa sürede düşük hanelere indirmeliyiz, sıkılaştırma politikaları enflasyonu bir yere kadara düşürdü. Son dönemde yaşanan döviz dalgalanmasına Merkez Bankası döviz satarak dengeledi. Çıkış yolu, kalıcı düşük enflasyondur. Enflasyonla özel sektör ve kamu olarak birlikte mücadele etmeliyiz.”

Mümkün olan en kısa zamanda enflasyonun tek haneye indirilmesi gerektiğini dile getiren Aras, “Yükselen reel faiz ekonomik büyümeyi etkilerken enflasyonu olumlu etkileyebilir. Türkiye’nin dış borç sürdürülebililirlik sorunu yok. Kaynakların verimli kullanılması, harcamaların kontrol altına alınması sağlanmalı” şeklinde konuştu.

“Bankalar, kaynakları verimli şirketlere kullanırsa fiyatlamalar daha sağlıklı olacaktır” yorumunu yapan Aras, “Önümüzdeki dönemde enflasyonu indirmek için büyük fırsat var. İstikrarlı bir ortam için alan yaratılmalı. Şirketler karmaşık ortamda ekonomik olduğu kadar jeopolitik zekaya da ihtiyaç duyuyor” dedi.

Bölgesel istikrarsızlıkların küresel güvenliği etkilediğini söyleyen Aras, “Türkiye uygun kapasitesi olan ülkelerle enerji ve güvenlik alanlanıda çalışabilir” ifadelerini kullandı.

“Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesi düşünülemez”

Türkiye gibi bir ülkenin sanayisiz büyümesinin düşünülemeyeceğini belirten TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Sanayide performans zayıflığı sadece son çeyrek meselesi değil, büyümeyi sanayi dışında sektörler sürüklüyor” dedi.

AB’nin güvenlik ve savunma politikalarında değişikliğe gittiğini söyleyen Turan, ABD’de yaşanan gelişmelerin tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Turan “Bildiğimiz dünya kökten değişiyor” derken “Hiçbir ülke bu değişimin dışında kalmayacak” diye konşutu.

Büyüme rakamlarına da değinen Turan “Büyüme rakamları ile ekonomideki yavaşlama teyit edildi. Türkiye gibi bir ülke için sanayisiz büyüme elbette düşünülmemeli” diye konuştu. Turan ayrıca “Ekonomimizi rekabetçi kılacak yapısal dönüşümleri hayata geçirmeliyiz” dedi.

YİK Başkanı Aras’ın da konuşmasında vurguladığı Gümrük Birliği’ne değinen Turan “30 yaşında gelmiş olan Gümrük Birliği kesinlikle güncellenmeli. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ihmal edilmemesi gereken bir başlık” diye konuştu. Turan “Türkiye’nin AB’ye tam üyelik süreci yeniden canlandırılmalı” ifadelerini kullandı.

Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması konusu hakkında konuşan Turan “Ukrayna ve Suriye’nin yeniden yapılanması için Türkiye’nin bu sürece entegre edilmesi gerekir” dedi. Turan konuşmasının sonunda “Terör sorununun kalıcı olarak ortadan kalkması en büyük dileğimiz. Sağduyu ortak akıl güven ve dayanışma her zamankinden daha önemli” diye konuştu.

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

Hindistan’da Uçak Düştü: En Az 294 Ölü

Hindistan’ın batısında bulunan Ahmedabad kentindeki Sardar Vallabhbhai Patel Havaalanı’ndan Londra Gatwick Havaalanı’na gitmek üzere havalanan bir yolcu uçağı kalkıştan kısa süre sonra düştü.

Haber Merkezi / Polis yetkilisi Vidhi Chaudhary, yolcu uçağının doktorlar ve tıp öğrencilerinin kaldığı binaların üzerine düştüğü olayda en az 294 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Uçakta 232’si yolcu, ikisi pilot, 10’u kabin görevlisi olmak üzere toplam 242 kişinin bulunduğu bildirildi. Uçakta 169 Hindistan, 53 İngiltere, yedi Portekiz ve bir Kanada vatandaşı bulunduğunu açıkladı.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, kazanın ardından “Ahmedabad’daki elim kaza hepimizi sarstı ve derinden üzdü. Bu kelimelerle tarif edilemeyecek kadar acı bir olay” dedi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Modi, bakanlarla ve yardım çalışmalarını sürdüren yetkililerle temas halinde olduğunu söyledi.

Hindistan İçişleri Bakanı Amit Shah, kazayla ilgili olarak Gucerat eyaleti yetkilileriyle görüştü ve Yeni Delhi hükümetinin desteğini açıkladı. Hindistan Sivil Havacılık Genel Müdürü Faiz Ahmed Kidwai, Gucerat eyaletindeki uçak kazasının, kalkıştan 5 dakika sonra meydana geldiğini açıkladı. Kidwai, düşen yolcu uçağının 244 kişiyi taşıdığını açıkladı.

Hindistan Havacılık Bakanlığı da yaptığı açıklamada, “Şok içindeyiz. En yüksek alarm durumundayız, kurtarma ekipleri sevk edildi” dedi. Havayolu şirketi, kazayla ilgili yaptığı açıklamada, “Ahmedabad-Londra Gatwick seferini yapan AI171 sefer sayılı uçak kaza yaptı. Şu an detayları tespit ediyoruz. Güncellemeyi en kısa zamanda paylaşacağız” dedi.

Hindistan medyasında kazaya ilişkin ilk görüntüler yayınlandı. Videolarda düşen Boeing 787 Dreamliner tipi uçağa ait enkaz parçalarının yandığı, bölgede yoğun duman bulunduğu görülüyor. Kazanın nedeni henüz netlik kazanmazken, ölü ve yaralı sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

Boeing 787’nin bu şekilde düştüğü ilk olay

Düşen uçağı, Boeing 787 modelinin bu şekilde yere çakıldığı ilk vaka olarak kayıtlara geçti. Dreamliner olarak da bilinen bu model 14 yıl önce piyasaya sürülmüştü.

Altı hafta önce ise üretici firma, bu modelin 1 milyar yolcu taşıma eşiğine ulaştığını duyurmuş, bunu önemli bir dönüm noktası olarak ifade etmişti. O dönemde yapılan açıklamada, dünya genelinde faaliyette olan 1.175’ten fazla Boeing 787’nin yaklaşık beş milyon uçuş gerçekleştirdiği ve toplamda 30 milyon uçuş saatini aştığı belirtilmişti.

Bugünkü kaza, özellikle 737 programlarında yaşanan ölümlü kazalar ve teknik sorunlarla mücadele eden şirket için büyük bir darbe anlamına geliyor.

Paylaşın

Kadına Şiddet En Yakınlardan Geliyor

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) raporuna göre; Kadına yönelik şiddet, büyük çoğunlukla “güvenli” kabul edilen ev ortamında ve mağdurun en yakınındaki erkek tarafından uygulanıyor.

TKDF’nin Ev İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’na, 1–31 Mayıs 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 286 başvuru yapıldı. İstanbul 34 çağrıyla listenin başında yer alırken, onu 8 çağrıyla Kocaeli, 6 çağrıyla Ankara izledi. Hattın verilerine göre, Mayıs ayında 24 farklı ilden ihbar geldi.

İstanbul’daki başvurular en çok Avcılar, Kartal ve Fatih gibi ilçelerden gelirken; Eyüpsultan, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Esenyurt ve Şişli gibi farklı bölgelerden de tekil başvurular yapıldığı kaydedildi.

Rapor kapsamında Mayıs ayı boyunca 65 yeni vaka kayda geçti. Bu vakaların 42’si ev içi şiddet, 30’u ise kadınların resmî nikahlı eşleri tarafından uygulanan şiddet olarak belgelendi. TKDF, çağrıların 16’sının sığınak talebi içerdiğini, birinin ise acil müdahale gerektiren bir durum olduğunu belirtti. 51 çağrıya hukuki bilgilendirme yapılırken, 23 kişi karakollara, 15 kişi ise barolara yönlendirildi.

Şiddet ihbarlarında mağdur profili ağırlıklı olarak 15–60 yaş aralığındaki kadınlardan oluştu. Şiddet mağdurlarının yüzde 96,4’ü kadın, yüzde 1,9’u ise kız çocuklarından oluştu.

Vakalarda en sık rastlanan şiddet türleri psikolojik (%39,69) ve fiziksel (%39,68) şiddet oldu. Bunları sosyal (%6,35), cinsel (%3,17) ve ekonomik şiddet (%0,11) takip etti. TKDF raporunda, pek çok başvuruda birden fazla şiddet türünün birlikte yaşandığı, ancak bazı türlerin mağdurlar üzerinde daha kalıcı etkiler bıraktığı vurgulandı.

Raporun en çarpıcı bulgularından biri, şiddetin büyük çoğunlukla “güvenli” kabul edilen ev ortamında ve mağdurun en yakınındaki erkekler tarafından uygulanması oldu. Resmî nikahlı eşler, şiddet vakalarının yüzde 44,6’sında saldırgan konumunda yer aldı. Babalar ve erkek çocuklar da saldırganlar arasında dikkat çeken diğer aile bireyleri oldu.

97 binden fazla yardım çağrısı

TKDF’nin verilerine göre, 15 Ekim 2007’den bu yana Acil Yardım Hattı’na toplam 97.706 çağrı ulaştı. Bu çağrılar yalnızca Türkiye’nin 81 ilinden değil, aynı zamanda ABD, Almanya, Fransa, Azerbaycan ve Suudi Arabistan gibi 35 farklı ülkeden geldi.

Kadına yönelik şiddetin boyutlarını bir kez daha ortaya koyan rapor, ev içi güvenliğin görünenden çok daha kırılgan olduğunu ve kadınların en çok güvendikleri erkekler tarafından mağdur edildiğini gösteriyor. TKDF, şiddetle mücadelenin yalnızca kolluk güçleriyle değil, toplumsal bilinç ve koruyucu sosyal politikalarla yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

İnşaat Maliyetleri Yüzde 22,69 Arttı

İnşaat maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,67, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,69 arttı. İnşaat malzeme maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,01, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18 arttı.

Haber Merkezi / İnşaat işçilik maliyetleri nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,07, bir önceki yılın aynı ayına göre işçilik maliyetleri yüzde 31,82 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İnşaat Maliyet Endeksi Nisan 2025 verilerini açıkladı.

İnşaat maliyet endeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 1,67, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,69 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,01, işçilik endeksi yüzde 1,07 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,00, işçilik endeksi yüzde 31,82 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,14 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,15, işçilik endeksi yüzde 1,11 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,96, işçilik endeksi yüzde 30,93 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,36, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 21,22 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,58, işçilik endeksi yüzde 0,92 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 15,08, işçilik endeksi yüzde 35,10 arttı.

Paylaşın

Geçtiğimiz Ay, Kayıtlara Geçen En Sıcak İkinci Mayıs Ayıydı

Avrupa Birliği’nin iklim izleme servisine göre, geçen ay karada ve okyanuslarda kayıtlara geçen en sıcak ikinci mayıs ayı oldu. Bu, geçen yıl mayıs ayında kırılan rekorun hemen altında.

İklim izleme servisine göre, gezegenin ortalama yüzey sıcaklığı, sanayi öncesi seviyelerin 1,5 santigrat derece üzerindeki eşiğin altına düştü. Haziran 2024’ten Mayıs 2025’e kadar geçen 12 aylık dönemde ısınma, 1850 – 1900 referansına göre ortalama 1,57 C olarak gerçekleşti.

2025 Mayıs’ı, Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi’ne (C3S) göre, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ikinci mayıs ayı oldu. İlk sırada ise rekor sıcaklıkların yaşandığı 2024 Mayıs yer alıyor. Kuzeybatı Avrupa’da olağandışı kuraklık yaşanmasına neden olan bu sıcaklık artışı, küresel çapta dikkat çekti.

Verilere göre, geçen ay küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı 15,79°C olarak ölçüldü. Bu, 1991-2020 ortalamasının 0,53°C üzerinde. Ayrıca geçen ay, sanayi öncesi dönem olarak kabul edilen 1850-1900 ortalamasından yaklaşık 1,4°C daha sıcaktı. Bu durum, son 22 ayın 21’inde 1,5°C eşiğinin aşılmasıyla süregelen sıcak dönem serisini kesintiye uğrattı. Ancak AB’li bilim insanları, bu durumun uzun sürmeyeceğini söylüyor.

C3S Direktörü Carlo Buontempo, “Mayıs 2025 1,5°C eşiğinin üzerinde geçen benzeri görülmemiş uzunluktaki aylar dizisini kesiyor” dedi.

Paris Anlaşması’nın hedefi olan küresel ısınmayı 1,5°C altında tutma hedefi ise tekil aylarla değil, on yıllık ortalamalarla değerlendiriliyor. Yani teknik olarak bu eşik henüz aşılmış değil.

Buontempo şöyle ekliyor: “Bu durum gezegen için kısa süreli bir soluklanma sağlayabilir, ancak iklim sistemindeki ısınma devam ettiği için yakın gelecekte 1,5°C eşiğinin tekrar aşılmasını bekliyoruz.”

Son aylarda dünya genelinde yüksek sıcaklıklar, kurak havayla birlikte seyretti. Avrupa’da geçen ay Kuzey ve Orta Avrupa’nın büyük bölümüne, ayrıca Rusya’nın güneyi, Ukrayna ve Türkiye’ye ortalamanın altında yağış getirdi.

Bu bahar, kuzey ve batıda normallerin altında, güney ve kuzeybatı Rusya’da ise normallerin üzerinde yağışlarla geçti. Kuzeybatı Avrupa’nın bazı bölgeleri, 1979’dan bu yana en düşük yağış ve toprak nemi seviyelerini gördü. Süregelen kuraklık, 1992’den bu yana kaydedilen en düşük ilkbahar akarsu debilerine yol açtı.

Avrupa Kuraklık Gözlemevi’ne göre, 11-20 Mayıs tarihleri arasında Avrupa ve Akdeniz havzasındaki kara alanlarının yarısından fazlası kuraklık riski altındaydı. Bu oran, gözlemlerin başladığı 2012’den bu yana yılın o dönemindeki en yüksek seviye oldu.

Kuzey Avrupa’daki çiftçiler, bu olağanüstü kurak havanın buğday ve mısır gibi ürünlerin filizlenmesini geciktirmesinden endişeli. İngiltere Ulusal Çiftçiler Birliği, mayıs başında yaptığı açıklamada, ülkenin son yüzyıldaki en kurak ilkbaharı nedeniyle bazı mahsullerin şimdiden başarısız olduğunu duyurdu.

Avrupa Merkez Bankası (ECB) da Mayıs sonunda, su kıtlığının euro bölgesi ekonomik üretiminin yaklaşık yüzde 15’ini tehdit ettiğini açıkladı. Oxford Üniversitesi uzmanlarıyla birlikte yürütülen yeni bir araştırma, su kıtlığının euro bölgesi ekonomisi için doğayla ilgili en büyük risk olduğunu ortaya koydu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın