İcradaki Dosya Sayısı Son Bir Yılda 1,5 Milyon Arttı

Ekonomik kriz vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Vatandaşın borcu 4.8 trilyona yaklaşırken, İcra dairelerinde işlem gören dosya sayısı son bir yılda 1.5 milyon arttı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu’nun hazırladığı güncel ekonomi raporuna göre, KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu nisan ayı itibarıyla 5 trilyon lirayı aşarken, tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını geçti. Bireysel borçlar da 4.8 trilyon liraya yaklaşmış durumda. Artan borçların yargıya yansıması ise icra dosyalarındaki patlamayla kendini gösteriyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları, nisan ayında bir önceki aya göre 201 milyar lira artışla 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi. Bu borçların 115.9 milyar liralık kısmı zamanında ödenemediği için takibe alınmış durumda. Yılın ilk dört ayında KOBİ borçlarındaki toplam artış 660 milyar lirayı buldu.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu da nisan ayında 38.4 milyar lira artışla 1 trilyon 9 milyar liraya çıkarak tarihî bir eşiği geçti. Sektörde yılbaşından bu yana toplamda 140 milyar liralık borç artışı yaşandı. Takibe düşen tarım kredilerindeki artış ise yüzde 75’e yaklaşarak 6.3 milyar liraya ulaştı.

Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel borcu, yalnızca 23-30 Mayıs haftasında 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

Ekonomik tablo yargı sistemine de yansıdı. 1 Ocak – 6 Haziran tarihleri arasında icra dairelerine UYAP sistemi üzerinden gelen yeni dosya sayısı 4 milyon 336 bine ulaştı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.9’luk bir artışa karşılık geliyor. Aynı dönemde işlem gören toplam dosya sayısı 23 milyon 630 bine yükselirken, son bir yılda net dosya artışı 1 milyon 519 bin olarak kaydedildi.

Paylaşın

ABD Savunma Bakanlığı F-35 Talebini Yarıya İndirdi

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD’nin en büyük savunma şirketi Lockheed Martin tarafından geliştirilen F-35 talebini 48’den 24’e düşürdü. Karar, Lockheed Martin’e ciddi bir darbe anlamına geliyor.

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), Lockheed Martin üretimi F-35 savaş uçaklarıyla ilgili olarak Kongre’den talebini yarı yarıya azalttığı bildirildi. Bloomberg’in haberine göre, Bakanlık bu hafta Kongre’ye gönderilen tedarik talep belgesinde Hava Kuvvetleri için geçen yıl öngörülen 48 uçağa karşılık, yalnızca 24 adet savaş uçağının alınmasını istedi.

Haberde, Hava Kuvvetleri’nin artık F-35 uçakları için 3,5 milyar dolar, bu uçaklar için önceden malzeme tedariki amacıyla ise 531 milyon dolar talep etmeyi planladığı belirtildi.

Pentagon’un ayrıca bu mali yıl için Kongre tarafından onaylanan 17 uçak yerine donanmanın F-35’in uçak gemisine uyumlu versiyonundan 12 adet talep ettiği, Deniz Piyadeleri’nin ise bu yılki bütçeye kıyasla iki uçak daha az alacağı ifade edildi.

Bllomberg’in haberinde talebin azaltılmasının, Hava Kuvvetleri’nin 2026 mali yılı bütçesini güncelleme yollarından biri olma ihtimaline dikkat çekildi. Revizyonun, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, önümüzdeki beş yıl içinde ABD’nin askeri harcamalarını yüzde 8 oranında düşürme planına uyum sağlama amacı taşıyor olabileceği belirtildi.

Diğer yandan Bakan’ın geçen Şubat ayında kesintilerden muaf tuttuğu 17 alandan biri Hava Kuvvetleri’nin yeni insansız hava aracı (İHA) programı olmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerindenkarşılıklı ithamlarla köprüleri attığı milyarder Elon Musk’ın da aralarında olduğu bazı Cumhuriyetçiler F-35’lerin üretimini sert biçimde eleştirerek, “İHA çağına” vurgu yapmıştı.

Karar, ABD’nin en büyük savunma sanayi şirketi olan Lockheed Martin’e ciddi bir darbe anlamına geliyor. Söz konusu kesinti, Hava Kuvvetleri’nin dünyanın en büyük silah programı F-35’in en büyük müşterisi konumunda olması nedeniyle oldukça kritik.

Lockheed Martin’in mali biriminin yöneticisi, Mayıs ayında teknik modernizasyona bağlı gecikmelerle boğuşan F-35 jetleri için şirkete nihai sözleşmenin verilmesini beklediklerini söylemişti.

Lockheed Martin, 2024 yılında ABD ve müttefiklerine toplam 110 adet F-35 savaş uçağı teslim etti. F-35 programı, şirketin gelirlerinin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gaziosmanpaşa Belediyesi AK Parti’ye Geçti

AK Partili Eray Karadeniz, yolsuzluk soruşturması kapsamında görevinden uzaklaştırılan ve tutuklanan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin yerine belediye başkanvekilliğine seçildi.

Haber Merkezi / Oylamanın ardından tepki gösteren Bahçetepe, “Tarih sizi affetmeyecek..” ifadelerini kullandı. Hakan Bahçetepe, 31 Mart’ta halkın büyük bir demokrasi başarısıyla göreve getirdiği bir belediye başkanının hukuki dayanağı olmayan, siyasi içerikli bir süreçle görevinden alındığını ifade etti.

Gaziosmanpaşa Belediye meclisi, yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan belediye başkanı Hakan Bahçetepe’nin yerine geçici olarak görevi devralacak ismi belirlemek üzere Meclis 1. Başkanvekili Erdoğan Yıldırım Özçelik’in başkanlığında Gaziosmanpaşa Belediye binasında olağanüstü toplandı.

AK Parti, mevcut Meclis Grup Başkanvekili Eray Karadeniz’i aday gösterirken, CHP’nin adayı Murat Topaloğlu oldu. İlk iki turda hiçbir aday yeterli çoğunluğa ulaşamazken, son turda dengeler AK Parti lehine değişti. Üçüncü tur oylamada Karadeniz 21 oy alarak başkanvekili seçildi. CHP’nin adayı Topaloğlu ise 16 oyda kaldı.

Bu sonuçla birlikte, Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin başkanlık görevini soruşturma süreci sonuçlanana kadar AK Parti’li Karadeniz yürütecek.

“Milli irade gaspı”

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, yaptığı ilk açıklamada “Bu tam anlamıyla bir milli irade gaspıdır” dedi. Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Büyük bir hukuksuzluk gerçekleşti. İstanbul’dan 3, Adana’dan 2 belediye başkanımız, parti meclis üyemiz, bürokratlarımız gözaltına alındılar. İnsanlık dışı muamelelerle bir gözaltı süreci yaşandı.

Ve arkasından tutuklanarak cezaevine gönderildiler. Bugün İstanbul’un 3 ilçesinde Belediye meclislerinde başkanvekilliği seçimi gerçekleşti. Avcılar’da ve Büyükçekmece’de başkanvekilliği seçimi, birlik beraberlik içerisinde, demokrasiye uygun bir biçimde, millet iradesine uygun bir biçimde devam ediyor. Burada Gaziosmanpaşa’da tam anlamıyla bir irade gaspı yaşandı.”

“Tarih sizi affetmeyecek”

Oylamanın ardından sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Bahçetepe, “Tarih sizi affetmeyecek…” dedi.  Bahçetepe, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yalnızca şahsım adına değil, Gaziosmanpaşa halkının iradesi adına büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. 31 Mart’ta sizlerin oylarıyla, büyük bir demokrasi başarısıyla göreve geldik. Görevimin başında geçirdiğim kısa sürede; adil, şeffaf ve halkçı bir belediyecilik anlayışını hayata geçirdik. İhtiyaç sahibi komşularımıza ulaştık, israfı önledik, hizmette adaleti esas aldık. İnsana değer veren bir anlayışı hakim kıldık.

Ben bu göreve sizin güveninizle, sizin dualarınızla geldim. Her adımımı şeffaf attım, her kuruşun hesabını verdim. Yetimin hakkını korumayı, alın terine saygıyı, adaleti ve vicdanı pusulam bildim.

Şimdi ise ne yazık ki bu çabalar, bu emekler; hukuki temele dayanmayan, siyasi içerikli bir sürecin gölgesinde kaldı. Belediyemiz, halkın iradesine rağmen, masa başında alınmış bir kararla el değiştirdi. Bu sadece şahsıma yönelik bir müdahale değil, aynı zamanda demokrasiye ve siz Gaziosmanpaşalı komşularımın tercihlerine yönelik büyük bir saygısızlıktır.

Sokağa çıktığınızda, bu halkın yüzüne nasıl bakacaksınız? Mahallenin annelerine, gençlerine, çocuklarına ne söyleyeceksiniz? Onların alın teriyle kurulan bu iradeyi hiçe sayarken, vicdanınıza ne diyeceksiniz? Ancak herkes bilsin ki tarih sizi affetmeyecek!

Gaziosmanpaşa halkı neyin doğru, neyin adil, neyin vicdanlı olduğunu çok iyi bilir. Bugün fiziken yanınızda olmayabilirim ama sizin gönlünüzde, kalbinizde yerim olduğuna yürekten inanıyorum. Ben milletime güveniyorum. Desteğiniz, dualarınız ve inancınızla, hep birlikte, yine omuz omuza olacağız. Çünkü biz gücümüzü makamdan değil, halktan alıyoruz. Çünkü hak yerini bulur, adalet eninde sonunda kazanır.”

Paylaşın

DEM Parti’den Üç Bakanlığa “Şüpheli Kadın Ölümleri” Araştırılsın Önergesi

DEM Parti Milletvekili Kamuran Tanhan, şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması talebiyle üç ayrı soru önergesi verdi.

Kamuran Tanhan, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediği, bazı vakaların otopsi yapılmadan “intihar” olarak kayda geçtiği yönündeki iddiaların ciddi kamuoyu endişesine neden olduğunu belirtti. Tarhan ayrıca, yargının kadın cinayetlerinde uyguladığı “iyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimlerinin cezasızlığı körüklediğini ve caydırıcılığı zayıflattığını söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan, Türkiye’de artan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekerek Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın yanıtlaması talebiyle üç ayrı soru önergesi verdi.

Kamuran Tanhan, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin her geçen yıl artarak toplumsal bir krize dönüştüğünü belirtti. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ardından kadınların yaşam hakkı üzerindeki tehdidin daha da belirginleştiğini vurgulayan Tanhan, devletin koruma ve önleme mekanizmalarının yetersiz kaldığını dile getirdi.

Tanhan, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediği, bazı vakaların otopsi yapılmadan “intihar” olarak kayda geçtiği yönündeki iddiaların ciddi kamuoyu endişesine neden olduğunu belirtti. Kamuran Tanhan ayrıca, yargının kadın cinayetlerinde uyguladığı “iyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimlerinin cezasızlığı körüklediğini ve caydırıcılığı zayıflattığını söyledi.

Bakanlıklara yöneltilen sorular

Kamuran Tanhan, hem kadın cinayetlerinin hem de şüpheli ölümlerin münferit değil, yapısal bir adaletsizlik düzeninin sonucu olduğunu belirterek ilgili bakanlıklardan şu sorulara yanıt verilmesini istedi:

Adalet Bakanlığı’na:

2020–2025 arasında kadın cinayetleriyle ilgili kaç fail hakkında işlem yapılmıştır? Kaçı tutuklanmış, kaçı serbest bırakılmıştır?
Aynı dönemde şüpheli kadın ölümleriyle ilgili kaç soruşturma başlatılmış, kaçı tamamlanmış, kaçı takipsizlikle sonuçlanmıştır?
Otopsi yapılmadan intihar kaydıyla kapatılan vakalar bulunmakta mıdır? Bu durumun önüne geçilmesi için standart bir adli prosedür geliştirilmiş midir?
“İyi hâl” ve “haksız tahrik” indirimleriyle ilgili bir reform çalışması yürütülmekte midir?
6284 sayılı Kanun kapsamında kaç kadına koruma kararı verilmiştir, bu kararlar ne oranda ihlal edilmiştir?

İçişleri Bakanlığı’na:

2020–2025 yılları arasında kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümü sayısı kaçtır? Bu vakaların yaş gruplarına ve illere göre dağılımı nedir?
Kadın cinayetlerinde alınan vatandaş şikâyetlerinin kaçı dikkate alınmış, şikâyet sonrası koruma tedbiri sağlanmış mıdır?
Şüpheli kadın ölümleriyle ilgili kaç dosyada otopsi yapılmıştır, kaç vaka intihar olarak kaydedilmiştir?

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na:

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sonrası kadına yönelik şiddet konusunda bir etki analizi yapılmış mıdır?
Şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yapılmakta mıdır? Bu süreçler nasıl takip edilmektedir?
2024 ve 2025’te koruma talep etmesine rağmen öldürülen kadın sayısı kaçtır?
Şüpheli kadın ölümlerinin özel olarak izlendiği bir sistem mevcut mudur?
2025 yılı için kadına yönelik şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe ne kadardır ve nasıl kullanılmaktadır?

Tanhan açıklamada, “Kadın cinayetleri münferit olaylar değil, kadınları koruyamayan sistematik bir adaletsizlik düzeninin sonucudur. Devlet, failleri değil kadınları suçlayan yaklaşımdan vazgeçmeli; koruma ve adalet mekanizmalarını işler hale getirmelidir” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2024 Yılında Türkiye’de 73 Bin 482 Kitap Yayınlandı

TÜİK’in verilerine göre; 2024 yılında Türkiye’de 73 bin 482 kitap yayınlandı. Yayınlanan materyal sayısı ise 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 6,5 azalarak 92 bin 595 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kütüphane İstatistikleri 2024 verilerini yayınladı. Buna göre; Kütüphane sayısı 2024 yılında 1 Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi, 1 Milli Kütüphane, 1 301 halk kütüphanesi, 637 üniversite kütüphanesi ile 42 bin 889 örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanesi olmak üzere toplam 44 bin 829 oldu.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi kitap sayısı 2024 yılında yüzde 3,2 artarak 2 milyon 613 bin 965 oldu. Bir önceki yıla göre kitap sayıları Milli Kütüphanede yüzde 8,3 artarak 1 milyon 829 bin 534, üniversite kütüphanelerinde yüzde 3,5 artarak 22 milyon 420 bin 99, halk kütüphanelerinde yüzde 3,6 artarak 25 milyon 82 bin 260, örgün ve yaygın eğitim kurum kütüphanelerinde yüzde 5,4 azalarak 65 milyon 227 bin 96 oldu.

2023 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi verileri kütüphanenin idari kayıtlarından derlenmeye başlanmıştır.

Türkiye’de 487’si devlet ve 150’si vakıf üniversitesi olmak üzere toplamda 637 üniversite kütüphanesinin mevcut olduğu görüldü. Üniversite kütüphanelerinin elektronik kitap sayısı bir önceki yıla göre yüzde 6,0 artarak 125 milyon 428 bin 957 oldu. Üniversite kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı yüzde 2,0 artarak 4 milyon 282 bin 978 olurken, kitap dışı materyal sayısı yüzde 4,1 azalarak 1 milyon 594 bin 486 oldu.

Halk kütüphanelerinden yararlanan kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15,4 artarak 38 milyon 737 bin 705 oldu. Halk kütüphanelerine kayıtlı üye sayısı bir önceki yıla göre yüzde 8,6 artarak 6 milyon 726 bin 993 oldu.

Yayımlanan materyallerin sayısı 2024 yılında, 2023 yılına göre yüzde 6,5 azalarak 92 bin 595 oldu. Yayınlar konularına göre incelendiğinde 2024 yılında yayımlanan materyallerin yüzde 21,4’ünün akademik, yüzde 21,3’ünün yetişkin kurgu edebiyat, yüzde 19,4’ünün ise eğitim olduğu görüldü.

Paylaşın

Türkiye, Hazırlık Maçında Meksika’ya Yenildi

2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri kapsamında Meksika ile Türkiye, Kenan Memorial Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Moeth Gaymes’in yönettiği karşılaşmadan Meksika, 1 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Meksika’ya galibiyeti getiren golü 45. dakikada Orbelín Pineda kaydetti.

Meksika – Türkiye arasında oynanan bu karşılaşma, iki takım arasında oynanan ilk karşılaşma olarak kayıtlara geçti. Türkiye, ABD kampındaki ilk özel maçında karşılaştığı ABD’yi 2-1 mağlup etmişti.

45. dakikada Meksika öne geçti. Sağdan kullanılan taç atışı sonrası Ruiz’in pasıyla ceza sahasında topla buluşan Pineda’nın dönerek vuruşunda, meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

Stat: Kenan Memorial

Hakemler: Moeth Gaymes, Denroy Barker, Ryan Graves (Saint Vincent ve Grenadinler)

Meksika: Malagon, Sanchez, Montes, Reyes, Gallardo, Alvarez (Dk. 61 Lira), Ruiz (Dk. 84 Chavez), Pineda (Dk. 61 Alvarado), Quinones (Dk. 71 Gimenez), Sepulveda (Dk. 71 Jimenez), Vega (Dk. 61 Huerta)

Türkiye: Berke Özer, Mert Müldür, Merih Demiral, Çağlar Söyüncü, Yasin Özcan (Dk. 46 Mustafa Eskihellaç), Kaan Ayhan (Dk. 77 Demir Ege Tıknaz), İsmail Yüksek (Dk. 62 Orkun Kökçü), İrfan Can Kahveci (Dk. 62 Barış Alper Yılmaz), Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 77 Deniz Gül), Kenan Yıldız (Dk. 84 Ahmed Kutucu)

Gol: Dk. 45 Pineda (Meksika)

Paylaşın

Küresel Ekonomi “1960’lardan Bu Yana En Kötü On Yıla” Hazırlanıyor

Dünya Bankası’nın raporuna göre, küresel ekonomik büyüme 1960’lardan bu yana en zayıf on yıla doğru gidiyor. Banka, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor” dedi.

Küresel büyümenin bu yıl, resesyonlar haricinde, 2008’den bu yana en yavaş seviyeye düşmesi bekleniyor. Bu yavaşlamanın temel nedenleri arasında ABD tarifeleriyle bağlantılı ticaret gerilimleri ve politika belirsizlikleri öne çıkıyor.

Bu değerlendirme, Dünya Bankası’nın Salı günü yayımladığı son Küresel Ekonomik Görünüm raporunda yer aldı.

Dünya yalnızca altı ay önce pandemi sonrası ‘yumuşak iniş’e yaklaşmış görünürken, rapor bugün ‘küresel ekonominin yeniden türbülansa girdiğini’ vurguluyor.

Dünya Bankası, ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. Küresel ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 2,3’e gerilemesi bekleniyor; bu da yıl başında öngörülen orandan neredeyse yarım puan daha düşük.

Her ne kadar yakın vadede küresel bir durgunluk öngörülmese de Dünya Bankası’na göre önümüzdeki iki yıl için yapılan tahminlerin gerçekleşmesi halinde, 2020’lerin ilk yedi yılı, 1960’lardan bu yana herhangi bir on yıl içindeki en yavaş ortalama büyüme dönemine işaret edecek.

Ticaret ve politika belirsizliklerinin yanı sıra, küresel büyümenin önündeki diğer engeller arasında artan jeopolitik gerilimler, giderek sıklaşan aşırı iklim olayları ve büyük ekonomilerde beklenenden düşük büyüme oranları yer alıyor. Bu sonuncusu, küresel çapta olumsuz etkiler doğurma riski taşıyor.

Dünya Bankası Başekonomisti ve Kalkınma Ekonomisinden Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Indermit Gill, bu konuda şu çarpıcı ifadeyi kullandı: “Asya hariç, gelişmekte olan dünya adeta kalkınmadan yoksun bir bölgeye dönüşüyor. Uzun süredir kalkınma potansiyelini pazarlıyor.

Ancak gelişmekte olan ekonomilerdeki büyüme, 2000’lerdeki yıllık ortalama yüzde 6’dan, 2010’larda yüzde 5’e, 2020’lerde ise yüzde 4’ün altına düştü. Bu, küresel ticaretteki büyümenin de benzer şekilde yüzde 5’ten, yüzde 4,5’e ve şimdi yüzde 3’ün altına düşmesiyle paralel seyrediyor. Yatırım artışı yavaşlarken, borç seviyeleri rekor düzeylere ulaştı.”

Dünya Bankası, gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin (EMDE) kişi başına gelir farklarını kapatma ve aşırı yoksulluğu azaltma konularındaki ilerlemesinin de zayıflayacağını öngörüyor. Banka, iklim değişikliğinin etkileri dahil olmak üzere uzun süredir devam eden sorunlarla mücadele için daha fazla destek çağrısında bulunuyor.

Rapora göre, EMDE ülkelerinde hükümetlerin enflasyon risklerini sınırlamaya ve kamu maliyesini güçlendirmeye, bu kapsamda harcama önceliklerini yeniden düzenlemeye odaklanması gerekiyor.

Ancak Dünya Bankası’na göre büyük ekonomiler ticaret gerilimlerini azaltmayı başarırsa, küresel büyüme beklenenden daha hızlı toparlanabilir.

Analize göre, bugün yaşanan ticaret anlaşmazlıkları, tarifelerin Mayıs sonu seviyelerine göre yarıya indirilmesiyle çözülebilirse, küresel büyüme 2025 ve 2026 yıllarında ortalama 0,2 puan daha yüksek olabilir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Herhangi Bir Dine Mensup Olmayanların Sayısı 1,9 Milyara Ulaştı

Pew Araştırma Merkezi’nin araştırmasına göre; Dünya genelinde kendisini herhangi bir dine mensup görmeyenlerin sayısı son on yılda 270 milyon artarak 1,9 milyara ulaştı.

Pew Araştırma Merkezi’nin (Pew Research Center) sonuçlarını yeni yayımladığı çalışma, dünyadaki inançlıların 2010-2020 döneminde nasıl değiştiğini ele aldı. Kapsamlı araştırmada 2 bin 700’den fazla anket ve nüfus sayımından edinilen veriler bir araya getirildi.

En büyük dini grup Hıristiyanlar olmayı sürdürdü. Ancak toplam sayıları 2,3 milyara çıksa da dünya nüfusuna göre oranları azaldı. Hıristiyanların oranı yüzde 1,8’lik düşüşle yüzde 28,8’e geriledi. Sahraaltı Afrika, en çok Hıristiyanı barındıran bölge unvanını Avrupa’dan devraldı.

İslam’a inananlarsa nüfus artışından pozitif ayrıştı. Yüzde 1,8’lik artışla dünyanın Müslümanların oranı yüzde 25,6’ya çıktı. 2020 itibarıyla Müslümanların ortalama yaşı 24, Müslüman olmayanlarınsa 33.

Araştırmanın başyazarı Conrad Hackett, “10 yıllık bir süreçte böylesine çarpıcı bir değişim yaşanması çok dikkat çekici. Bu zaman zarfında Müslüman ve Hıristiyan nüfus sayıları birbirlerine yaklaştı. Dünyanın en hızlı büyüyen dini İslam” dedi.

Hackett, gidişata göre gelecek yıllarda en çok takipçiye sahip dinin değişerek İslam olacağını da vurguladı.

Hindu ve Yahudilerin sayısıysa, dünya nüfusunun artışıyla orantılı bir büyüme gösterdi. Hinduların sayısı 126 milyon artarak 1,2 milyara ulaştı. Yahudi nüfusuysa yaklaşık bir milyonluk artışla 14,8 milyona yükseldi.

Dikkat çeken bir diğer grup da kendilerini herhangi bir dine ait hissetmeyenler oldu. Onların da dünya nüfusu içindeki oranı arttı: 2010’da yüzde 23,3’ken, 2020’de yüzde 24,2 oldu. Dünyada 1,9 milyar kişi bu kategoride.

Araştırmacılar, bu grubun yaş ortalamasının yüksekliği ve düşük doğurganlık oranı nedeniyle nüfus içindeki paylarının azalacağını tahmin ediyordu. Ancak dinden çıkanlar beklentileri boşa çıkardı. Din değiştirme en çok Hıristiyanlarda görüldü.

Hackett, “Dikkatle yaptığımız 10 yıllık araştırmada, dünyanın pek çok yerinde dinlerden uzaklaşmanın genel eğilim olduğunu görüyoruz” deyip ekledi: Genç yetişkinler arasında Hıristiyan olan her bir kişiye karşı, bu dinden ayrılan üç kişi var.

Kendi inançlarını bir dinin çatısı altında görmeyenlerin sayısında Çin başı çekiyor. Ülkedeki 1,4 milyar kişiden 1,3 milyarı bu kategoride. Asya devini ABD (331,5 milyonda 101 milyon) ve Japonya (126,3 milyonda 73 milyon) takip ediyor.

10 yıllık periyotta inananlarının sayısı azalan tek din, Budizm oldu. 343 milyondan 324 milyona gerileyen rakamda düşük doğum oranlarının yanı sıra dinden çıkanların sayısı da etkili.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Karşılıksız Çek Oranında Rekor Artış

Karşılıksız çıkan çek sayısı bu yılın ilk dört aylık döneminde yüzde 50,8 oranında arttı. Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında arttı.

Bankadan kredi alamayanlar çeke, senede sarıldı. Nisanda 7 bin 109 kişi ilk kez çek kullandı. Ocak-nisan döneminde karşılıksız çıkan çekler yüzde 50,8 arttı.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre, son aylarda özellikle batık banka kredilerindeki artışla belirginleşen ve icra dosya sayısına da yansıyan borcunu ödeyememe eğilimi, karşılıksız çek ve protesto edilen senet sayılarında da kendisini gösteriyor. 2025 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan, 14,4 bin kişiye ait 89 bin adet çekin toplam tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50,8 artarak 65 milyar TL oldu.

Karşılıksız işlemi yapılan 5 bin 633 kişiye ait toplam 6 milyar 179 milyon TL tutarındaki 10 bin 38 adet çek ise daha sonra ödendi.

Yüksek faiz oranları nedeniyle finansmana erişim sorunlarının artmasıyla işletmeler, nakit akışını sürdürebilmek için yeniden çeke yöneldi. Sene başından bu yana çek kullanımı da artmaya başladı. İlk kez çek kullanan kişi sayısı Ocak ayında 5 bin 347 iken Nisan ayında 7 bin 109 kişiye ulaştı. Ancak karşılıksız çekler ve buna bağlı mağduriyetler de büyüdü. İlk kez karşılıksız işlemi yapılan kişi sayısı ise bin 604’ten 2 bin 170’e çıktı.

Aynı dönemde vadesinde ödenmediği için protesto edilen senet sayısı da yüzde 32,4 oranında artarak 68 bin 742’den, 91 bin 17’ye çıktı.

Paylaşın

Avusturya’daki Okul Saldırısında En Az 10 Kişi Öldü

Avusturya’nın güneyindeki Graz kentindeki bir ortaokulda meydana gelen silahlı saldırıda en az 10 kişi öldü, çok sayıda kişi de ağır yaralandı. Yerel medya, 30 kadar kişinin yaralandığını bildirdi.

Haber Merkezi / Graz Belediye Başkanı Elke Kahr, Avusturya’nın APA haber ajansına verdiği demeçte, saldırıda önce dokuz kişinin öldüğünü söyledi, ardından ölü sayısını on olarak açıkladı.

Avusturya Başbakanı Christian Stocker, silahlı saldırıyı “ulusal bir trajedi” olarak nitelendirdi ve ülkenin hissettiği acı ve kederin tarif edilemez olduğunu söyledi.

Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, “Bu dehşet kelimelerle ifade edilemez. Bugün Graz’daki bir okulda yaşananlar ülkemizin kalbini derinden sarsmıştır.” dedi. Van der Bellen, Avusturya’nın yas tuttuğunu ve acı çeken herkesle dayanışma içinde olduklarını belirtti.

Yerel medya saldırının okulun eski bir öğrencisi tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. Yerel medyaya demeç veren polis sözcüsü Fritz Grundning, saldırı sonrasında failin kendi hayatına da son verdiğinin değerlendirildiğini açıkladı.

Yerel medya güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberlerinde saldırganın olayı tek başına gerçekleştirdiğini duyurdu. Saldırının gerekçesi hakkında henüz bilgi bulunmuyor.

Avusturya’da benzer silahlı saldırılar çok nadir olarak gerçekleşiyor. Küresel Barış Endeksi Avusturya’yı dünyanın en güvenli 10 ülkesi arasında gösteriyor. Yetkililer saldırıyı ‘Cumhuriyet tarihinin en kanlı kitlesel silahlı saldırılarından’ biri olarak değerlendiriyor.

Yaklaşık 300 bin nüfuslu Graz, Avusturya’nın güneyindeki Steiermark (Styria) eyaletinin başkenti.

Paylaşın