Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 34 Bin 454’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 205. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 66 artarak 34 bin 454’e çıktı. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 138 artarak 77 bin 575’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, İsrail’in Refah’ı işgal etmesine engel olabilecek tek ülkenin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olduğunu söyledi. Mahmud Abbas bu işgalin “Filistin halkının tarihindeki en büyük felaket” olacağını belirtti.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun düzenlediği Kalkınma İçin Küresel İş Birliği, Büyüme ve Enerji Özel Toplantısında konuşan Abbas, “ABD’ye İsrail’den Refah operasyonunu durdurmasını istemesi çağrısında bulunuyoruz çünkü İsrail’in bu suçu işlemesine engel olabilecek tek ülke Amerika’dır” diye konuştu.

İki gün süren zirveye ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın yanısıra İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk çabalarında bulunan ülkelerin temsilcileri de davet edildi.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken bugün Riyad’a hareket etti. ABD Dışişleri Bakanlığı Blinken’in Pazartesi ve Salı günü Riyad’da yapacağı görüşmelerde “İsrail için güvenlik garantileri içeren bağımsız bir Filistin devletine giden yolu” ele alacağını açıkladı.

Ziyaretin İsrail ile Hamas arasında savaşın patlak vermesinden bu yana Blinken’ın Ortadoğu’ya düzenlediği yedinci diplomatik misyon olduğu belirtildi. Dünya Ekonomik Forumu toplantısına katılacak olan Blinken Riyad’da Arap ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla da bir araya gelecek.

İsrail ordusu, komutan Herzi Halevi’nin savaşa devam etme planlarını onayladığını söyledi; İsrail medyası bunun Refah operasyonuna atıf olduğunu belirtti.

Uydu görüntüleri biraz daha kuzeyde olan büyük ölçüde harabeye dönmüş Han Yunus’ta yeni çadır kampları kurulduğunu gösteriyor. Bunların Refah’tan göç etmek zorunda kalan insanları barındıracağı yorumları yapılıyor.

Hamas, İsrail’den Gazze Savaşı’nda ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını açıkladı. Radikal İslamcı örgütün üst düzey isimlerinden Halil El Hayya Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Hamas bu teklifi değerlendirecek ve bir yanıt verecek” dedi.

İsrail’in önerisinin, 13 Nisan’da Mısır ve Katarlı müzakerecilere iletilen Hamas’ın pozisyonuna yanıt niteliğinde olduğu belirtildi. İsrail, dolaylı müzakerelerde ateşkes ve İsrailli rehinelerin serbest bırakılması konularında örgüt üzerindeki zaman baskısını artırıyor.

Axios haber portalı ve İsrail medyasının üst düzey İsrailli yetkililere dayandırdığı haberlere göre, yakın zamanda bir uzlaşmaya varılmaması halinde Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta da bir kara operasyonuna başlanacağı belirtiliyor.

İsrail medyasında Mısır ve İsrailli heyetler arasındaki son görüşmelerde Hamas’la sınırlı bir uzlaşmaya varıldığı; buna göre yalnızca ileri yaştaki rehinelerle, kadın ve hasta rehinelerin serbest bırakılacağına yönelik haberler yer almıştı.

Axios’un haberinde, ateşkesin süresinin ise Hamas tarafından serbest bırakılacak rehinelerin sayısına bağlı olacağı belirtildi. İsrail, Hamas’ın iki hafta önce masaya getirdiği kalıcı ateşkes talebini ise reddediyor.

Paylaşın

UNESCO’dan ‘Sosyal Medya’ Açıklaması: Gençleri Bunalıma Sokuyor

Sosyal medya genç kızların cinsel içerikli, sağlıksız ve gerçekçi olmayan vücut standartlarını teşvik eden ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir dizi uygunsuz video materyaline ulaşmalarını sağlıyor.

Uygunsuz görüntü ve içeriklere ulaşan ergenlik çağındaki kızlar, erkeklere göre kendilerini iki kat daha fazla yalnız hissediyor ve yeme bozuklukları yaşıyor.

Facebook’un genç kızların yüzde 32’sinin vücut yapıları konusunda iyi düşünmediklerini, Instagram’ın kendilerini daha da kötü hissettirdiğini ifade ettiklerini belirtiyor.

Kısa, ilgi çekici videolarla karakterize edilen TikTok’un bağımlılık yaratan tasarımı, ekran başında aşırı zaman harcanmasına yol açarak öğrencilerin dikkatini akademik sorumluluklardan ve ders dışı etkinliklerden uzaklaştırdığı vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletler Kültür ve Eğitim Örgütü (UNESCO), yayımladığı 2024 Toplumsal Cinsiyet Raporu’nda, sosyal medyanın genç kızlar üzerindeki olumsuz ve zararlı etkilerini açıkladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre; UNESCO raporu, dijital teknolojilerin öğretme ve öğrenmeyi geliştirirken aynı zamanda mevcut sosyal eşitsizlikleri arttırdığı, kullanıcıların mahremiyetini ihlal ettiğini, gençlerin gelişim sürecinde kariyer seçimlerinde yanlışlık yapmaları gibi çok fazla olumsuz etkilere neden olduğunu vurguluyor.

Kapsamlı rapor, özellikle yetişme çağındaki genç kızların genç erkeklere oranla başta sosyal medya platformları olmak üzere internette çok daha risk altında olduklarına dikkat çekiyor. UNESCO raporunda, özellikle sosyal medyadaki algoritma odaklı, görsel tabanlı içeriğin genç kızları cinselliğin de arasında olduğu sağlıksız davranışlara yönlendirebildiği belirtiliyor.

Raporda, sosyal medyanın, genç kızların özgüvenleri ve beden imajı üzerinde zararlı etkilere yol açtığı, bunun da kızların akademik başarısı dahil ruh sağlıkları açısından olumsuz etkilere neden olduğu vurgulandı. Raporda yer verilen bulgulara göre, sosyal medya genç kızların cinsel içerikli, sağlıksız ve gerçekçi olmayan vücut standartlarını teşvik eden ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bir dizi uygunsuz video materyaline ulaşmalarını sağlıyor.

Uygunsuz görüntü ve içeriklere ulaşan ergenlik çağındaki kızlar, erkeklere göre kendilerini iki kat daha fazla yalnız hissediyor ve yeme bozuklukları yaşıyor.

UNESCO raporu, Facebook’un genç kızların yüzde 32’sinin vücut yapıları konusunda iyi düşünmediklerini, Instagram’ın kendilerini daha da kötü hissettirdiğini ifade ettiklerini belirtiyor. Kısa, ilgi çekici videolarla karakterize edilen TikTok’un bağımlılık yaratan tasarımı, ekran başında aşırı zaman harcanmasına yol açarak öğrencilerin dikkatini akademik sorumluluklardan ve ders dışı etkinliklerden uzaklaştırdığı vurgulanıyor.

Raporda, OECD ülkeleri genelinde, 15 yaşındaki kızların yüzde 12’sininin internette şiddete maruz kaldığı, bu oranın erkeklerde yüzde 8 olduğu belirtiliyor. İnternette dolaşan cinsel içeriklerin, yapay zeka tarafından oluşturulan derin sahtekarlıkların, cinsel görüntülerin genç kızlar için çok daha risk taşıdığına dikkat çekiliyor.

Rapor için yapılan ankete katılan birçok ülkedeki kız öğrenciler, sosyal medyada görmek istemedikleri fotoğraf veya videoları görmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.

UNESCO raporu, dijital teknolojilerin öğretme ve öğrenmeyi geliştirebilirken aynı zamanda kullanıcıların mahremiyetinin ihlali, dikkatin öğrenimden uzaklaştırılması gibi riskleri de beraberinde getirdiği konusunda uyarılarda da bulunuyor.

Raporu hazırlayan ekipten Anna Daddio, raporun son yirmi yılda kızlara yönelik ayrımcılığın tersine çevrilmesinde kaydedilen ilerlemeyi vurgulamış olsa da aynı zamanda teknolojinin genç kızların eğitim fırsatları üzerindeki olumsuz etkisini de ortaya çıkardığını söylüyor.

BM Haber’e raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan Daddio, sosyal medyadaki kızlara yönelik farklı taciz türlerinin erkeklere oranla çok daha fazla olduğunu vurguluyor. Daddio, sosyal medyanın zihinsel sağlık sorunları ve yeme bozukluklarına neden olduğunu ve özellikle de kızları eğitimden alıkoyarak, akademik başarılarını etkilediğini gösteren kanıtların arttığını belirtiyor.

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan Yeni Anayasa Açıklaması: İktidara Can Simidi Olmasına İzin Vermeyeceğiz

Yeni anayasa tartışmalarına değinen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Evet yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç var. Az önce ortaya koyduğumuz bütün bu toplumsal sorunların çözümünde demokratik Anayasanın oynayacağı rol çok önemlidir. Ancak mevcut iktidar, mevcut 82 Anayasasını dahi uygulamayan bir iktidardır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu iktidar şimdi diyor ki biz Anayasa yapacağız. Şimdi söyleyeceğimizi iktidar muhalefet ve bütün toplumsal dinamikler lütfen can kulağı ile dinlesin; Biz DEM Parti olarak Anayasa tartışmalarını toplumla birlikte yapmak üzere hazırlıklarımıza başladık. Anayasa tartışmalarının yeni kapı gibi iktidarın can simidi olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Toplumun hakiki ihtiyaçları üzerinden Anayasa tartışmaları ilerlemelidir. Siyasi partileri aşan en geniş mutabakatı hedefleyen Anayasa tartışmaları hedeflemeliyiz.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin il eş başkanları toplantısı öncesinde gündemdeki gelişmelere dair açıklama yaptı.

“Değerli basın emekçileri; önümüzdeki dönemin hem siyasal hem örgütsel hem yerel yönetimler bağlamında bizi bekleyen görevlerimiz ve sorumluluklarımızı burada hep birlikte değerlendirecek, önümüzdeki dönemin yol haritasını hep birlikte ortaya çıkaracağız. Ben şimdiden toplantımızın başaralı geçeceğini umuyorum, hepimize başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, evet bizler bir seçim atlattık. Bizim açımızdan, DEM Parti açısından özel olarak zorlu bir seçimdi. Bunun nedeni bizlerin özellikle bölgede, Kürdistan’da yarıştığı parti, iktidar partisiydi ağırlıklı olarak ve devletin bütün olanaklarını seferber eden bir partiye karşı bizler yarışmış olduk kıt olanaklarla. Ve aynı zamanda zaten geçmiş dönemde atanmış olan kayyım rejimine karşı bizler güçlü bir halkla birlikte güçlü bir varoluş sergiledik ve bir başarıya hep birlikte imza attık. Çok zor koşullarda yürüttük bu seçimleri.

Bu zor koşulların sebeplerinden birisi de 32 merkeze kayyımcı rejimin aynı zamanda kayyım seçmen göndermesiyle alakalıdır. Birçok il  ve ilçe merkezine, belediyemizdeki toplam 32 merkeze asker ve polis kaydırarak seçimleri bizden bu şekilde de çalmaya çalıştılar. Ama bizler bunu da bertaraf ettik önemli oranda ve elbette ki 10 merkezimizde bu kayyım seçmenle seçimleri kazandığını zanneden AKP, bu seçimlerde bir kazanç elde etmemiştir. Şırnak halkının göstermiş olduğu direnişi, kayyım seçmene karşı kayyım seçmeni teşhir eden pratiklerini de buradan kutluyoruz.

Ve Şırnak’ta 10 bine yakın asker ve polisin gelip oy kullandığı bir yerde 2000 küsür bir oyla bizler bu seçimleri tırnak içinde kaybetmişiz gibi gözüksek de bu seçimin kazananı DEM Parti’dir, bu seçimin kazananı Şırnak halkıdır. Şırnak halkının direnişini, verdiği mücadeleyi kutluyorum ve asla bu 10 merkezde, seçmen kaydırarak kazanılan yerlerde yönetime gelen AKP’li belediye başkanları ve yönetimi meşru değildir, bu belediyelerin bizden çalındığının altını bir kez daha çizmek isterim.

Değerli arkadaşlar bizler bu zorluklarla, bu seçim çalışmalarını yürütürken başta değerli halklarımız, analar, kadınlar olmak üzere, gençler çok büyük bir emek verdi. Ve bütün bu emeğin organizasyonunu yapan, buna öncülük eden ve bu seçimlerin gerçekten her biri gizli kahraman olan siz değerli il eş başkanlarımızın huzurunda, şahsında bütün örgütümüze teşekkür ediyorum, emeğinize, yüreğinize sağlık. Buradan yine kayyımcı rejime karşı, kayyımcı rejimin bitmeyen oyunlarına karşı Van’da bizlere bir darbe gerçekleştirilmek istendi. Ve belediye Eş Başkanımız ile ilgili sözüm ona hukuku ve yargıyı yanlarına alarak bir girişimde bulundular.

Bu girişimi boşa çıkaran Van halkına ve İl Örgütüne de buradan sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum, emeğinize, yüreğinize sağlık. Sizler bizlere bir kez daha şunu göstermiş oldunuz. Kayyımcı anlayışa karşı halk bir arada olunca, halkın örgütlü gücüyle bizler elbette bu anlayışı geri püskürtebileceğimizi bir kez daha hatırlamış ve göstermiş olduk. Van halkına teşekkürlerimizi buradan bir kez daha sunuyoruz. Seçimlerden hemen sonra çeşitli operasyonlar başladı. Batman İl Örgütümüze, Hınıs İlçe Örgütümüze yapılan korsanvari baskılar dün bizi yıldırmadığı gibi bugün de yıldırmayacak. Batman İl Eş Başkanımız da gözaltına alınıp bırakıldı  ve şu an aramızda. Buradan hepimiz adına kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum.

Bizler seçimlerin genel çerçevesini değerlendirirken esasen Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal süreci değerlendirmiş oluyoruz. Ve esasen Türkiye halklarının, Türkiye’nin doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi her kesimden bütün halkların, bütün inançların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin  aynı zamanda nasıl bir Türkiye talebinde bulunduklarının da haritasını ortaya koyacaktır bizlerin yapacağı seçim değerlendirmesi. Evet toplum bir bütün olarak bu seçimlerde “artık yeter” dedi.

Bu seçimlerde AKP-MHP iktidarına, otoriter rejime geri adım attıran, onları başarısızlığa uğratan seçim sonuçları ortaya çıktı. Türkiye’de ortaya çıkan bu seçimin haritasını bütün siyasetçilerin en iyi şekilde okuması gerekiyor. Otoriterleşmeye karşı toplum dur demiştir, özgürlüklerin kısıtlanmasına dur demiştir. Ve toplumun burada ortaya koyduğu bu iradeye başta muhalefet olmak üzere toplumun hangi kesimi ne demiştir, bu seçimlerde bize ne mesaj verilmiştir sorusunu en iyi şekilde irdelemek ve önümüzdeki dönem muhalefetin siyasetini bu çerçevenin üzerinden ilerletmesi gerekiyor.

“ODTÜ’lü devrimci gençlerin yanındayız”

Özgürlükler kısıtlandı diyoruz evet, her alanda özgürlükler kısıtlandı. Bakın Cumhurbaşkanı kayyımcı rejim anlayışı gereği ODTÜ’ye rektörü kendi atadı. Seçilmiş olan rektörleri üniversitelere atamıyorlar, yine kayyımcı zihniyetle kendi yandaş rektörlerini atıyorlar ve yandaş rektör özellikle gençlerin her sene gerçekleştirdiği Devrim Stadyumu’ndaki şenliği yasaklamıştır. Şu anda devrim yürüyüşü çerçevesinde ODTÜ’lü gençlerin devam eden ve Ankara’daki bütün demokrasi güçlerinin destek verdiği bir eylemlilik söz konusu. Biz de buradan ODTÜ’lü gençlerle dayanışma içinde olduğumuzun altını bir kez daha çiziyoruz.

Devrim yürüyüşündeki ısrarımızın, direnişi büyütmedeki amacınızın, ODTÜ’lü devrimci gençlerin yanında olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ediyoruz. Değerli arkadaşlar, üniversitelerde çok ciddi akademisyenlerin ihraçları gerçekleşti. Barış imzacısı akademisyenler başta olmak üzere ki barış imzacısı akademisyenler Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için akademi camiası olarak “biz tavrımızı ortaya koyuyoruz” dedikleri için ihraç edildi ve akabine gerçekten üniversitelerde bilim üreten akademisyenler ihraç edildi. İşte bu otoriter rejimin doğurduğu sonuçlardır.

Ve yine değerli arkadaşlar açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, hayat pahalılığına karşı toplum top yekun olarak dur demiştir. Bugün bizlerin sıklıkla ifade ettiği gibi ve eskiden derdik ya bıçak kemiğe dayandı. Bıçak kemiği kesti ve şu an iliklerimize kadar, toplum iliklerine kadar açlığı ve yoksulluğu hissetmektedir.

Bugün Türkiye’de asgari ücret 17 bin lira iken açlık sınırı 17 bine dayanmış durumdadır. Yoksulluk sınırı 57 bine dayanmış durumdadır. Gıda enflasyonu aldı başını gitti. Gıda enflasyonu yükseldikçe evde pişen yemeğimize yansıdığını hepimiz biliyoruz. Yediğimiz ekmeğe, çocuklarımıza yedirdiğimiz ekmeğe, süte, ete yansıdığını görüyoruz. Bizler sahadayken gerçekten şunu o kadar açık ve net gördük ki sebze halinin kapılarında bekleyen ailelere ve oradan kenara bırakılacak olan sebzeyi, meyveyi götürüp evde çocuklarına yedirmek isteyen ailelere, et almak için sabahın 4’ünde et kuyruğuna giren ailelere bizler tanıklık ettik bu seçim döneminde.

Ve bunlar diyor ki “biz Türkiye yüzyılında yepyeni bir tabloyla karşınıza çıkacağız”. Bu açlık ve yoksulluk tablosu ortada dururken Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki “Türkiye sahalara döndü, son yıllarda yaşanan sıkıntıları geride bıraktık” diyor. Bunlar vatandaşlarla düpedüz alay ediyor. Biraz önce bahsini ettiğim tablodan bihaber olarak davranan bu insanlar, esnafın siftah etmeden kepenk kapattığını bilmeyen insanlardır. Bu iktidar, saray, kendi yandaşına bu ülkenin bütün varlıklarını ve kaynaklarını peşkeş çektiği için ne yazık ki insanların neyi nerede yaşadığının farkında değiller.

Bakın biz Kürdistan’da çalışmalarımızı yürütürken oradaki insanların açlık ve yoksullukla nasıl baş başa kaldığını gördük. Hayvancılık ve tarımın nasıl bitirildiğini o bölgede bir kez daha gördük. Gençlerin özellikle Kürdistan bölgesi başta olmak üzere Türkiye’deki gençlerin açlık ve yoksulluktan kaynaklı göç yolunu nasıl tuttuklarını hepimiz gördük, tanıklık ettik. Bunlara elbette çözüm üretmek üzere biz sahada olacağız, DEM Parti sahada olacak.

Bizler sahada olarak bu sorunların çözümü için değerli halkımızla, işçilerle, emekçilerle dayanışarak mücadelemizi büyüterek sahada olacağız. Herkese eşit, adil, hakça bir geçim sağlansın diye, birileri doysun, birileri aç kalmasın diye, milyonlar yastığa başını koyduğu zaman aç olarak değil, tok ve mutlu olarak o yastığa başını koysun diye bizler DEM Parti olarak sahalarda olacağız, mücadelemizi buradan büyüteceğiz.

İşte bu seçimlerde bu tabloya karşı başta bu ülkenin işçileri, emekçileri, emeklileri, esnafları olmak üzere herkes bu iktidarın yiyici zihniyetine karşı dur demiştir. Yine düşünce ve ifade özgürlüğüne karşı gösterilen baskıcı anlayışa yine bu seçimlerde dur denilmiştir. Bakın biliyorsunuz Kobanî Kumpas Davası bir tweet gerekçe gösterilerek açılmış bir dava ve başta Eş Genel Başkanlarımız, seçilmişlerimiz olmak üzere Kürt siyasetçileri, Türkiye sol ve sosyalist hareketten siyasetçilerin yıllardır tutuklu olduğu ve 37 kez ağırlaştırılmış müebbet talep ettikleri Kobanî Kumpas Davasının gerekçesi ne yazık ki bir tweet olarak karşımıza çıkıyor.

Bu dava düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran en önemli örneklerden biri olarak Türkiye tarihinde siyasete kara harflerle yazılmış olacak bir örnektir. Biliyorsunuz 16 Mayıs’ta Kobanî Kumpas Davasının karar duruşması gerçekleştirilecek. Buradan Türkiye’de bu iktidara dur diyen, bu iktidara artık yeter diyen her kesimden Kobanî Kumpas Davasına bizler destek bekliyoruz.

Kobanî Kumpas Davasını biz Türkiye halkları, ezilenleri ve sömürülenleri olarak dur demeyi başarırsak Türkiye’de aydınlık sayfaların açılmasının zamanı yakın demektir. O yüzden Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal güçlere çağrımızdır. Kobanî Kumpas Davasında bizler hep birlikte dayanışalım ve kararın gerçekten demokrasinin lehine, siyaset yapma özgürlüğünün lehine çıkmasını sağlayalım. Orada haksız ve hukuksuz yere tutuklu bulunan başta Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Ayla Akat ve buradan ismini sayamadığım bütün arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasının gerektiğinin altını çiziyorum.

Bu iktidara, bu otoriterleşmeye, yaşam tarzına müdahale eden anlayışa karşı en güçlü duruşu sergileyen kadınlar oldu. Evet hep ifade etmiştik, etmeye da devam edeceğiz. Kadınlara dönük baskıları, 5000 yıllık erkek egemen zihniyetin kadınlar üzerindeki ezici ve sömürücü anlayışını biz kesintisiz bir şekilde 5000 yıldır yaşamaktayız. Ama bazı dönemler vardır ki otoriter rejimlerin güçlendiği dönemlerde kadınların üzerindeki bu tablonun daha çok arttığını, daha da karanlık bir tablo haline geldiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz.

Kadınlar bu dönemde güçlü bir duruş sergileyerek başta eş başkanlık ve eşit temsiliyete sahip çıkarak güçlü bir duruş sergilemişlerdir. Özellikle DEM Parti’nin eşbaşkanlık ve eşit temsiliyetine dönük bu dönemde çok saldırılar oldu. Bu saldırıların bir kısmı sistem tarafından bir kısmı da farklı kanallar üzerinden gerçekleşti. Ama burada kadınlar hep birlikte şöyle bir dayanışma sergiledi.

Eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet başta Kürt kadın hareketi olmak üzere Türkiye kadın hareketinin en önemli kazanımıdır. Kadınlar “bunu asla hiç kimsenin yok etmesine izin vermeyeceğiz” dedi. Bu seçimlerde en büyük başarı kadınlarındır. Kadınlar “eşbaşkanlık mor çizgimizdir” dedi ve bununla ilgili güçlü sonuçlar aldık. Ben bu sonuçlarımıza imza atan bütün kadın arkadaşlarımızı buradan sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kadınlar aynı zamanda Türkiye’nin genelinde her gün “katledilmek istemiyoruz, yaşam hakkı bizim de en doğal hakkımızdır ve yaşamak istiyoruz” dedi. Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçen AKP iktidarını cezalandırmıştır bu seçimlerde. Kadınlar 6284 sayılı kanunu, kadınlara ve çocukları şiddetten korumayı hedeflemiş olan bir kanunu tartışma konusu haline getirmek isteyen AKP iktidarına dur demiştir. Nafaka hakkına göz diken, kadınların tarihsel kazanımına göz diken, kadınları ikinci sınıf insan olarak evde sadece evinde oturup yemek yapsına, çocuk doğursuna mahkum etmek isteyen anlayışa kadınlar bu seçimlerde hep birlikte dur demiştir.

Yine en güçlü duruşu bu seçimlerde farklı halklar ve inançların sergilediğini gördük. Aleviler başta ÇEDES projesi olmak üzere inançlarının Kültür ve Turizm Bakanlı’ğına bağlanarak asimile edilmesine karşı bu seçimlerde bu iktidara dur demiştir, yeter artık gayrı demiştir. Eğitimin dinselleştirilmesi yeter artık demiştir. Yine bu seçimlerde yine en güçlü duruşu sergileyenler depremzedeler oldu. Biliyorsunuz Türkiye tarihinde hatta dünya tarihinde son 600 sene boyunca yaşanmış olan bütün doğal afetlere baktığımızda en çok can kaybı ve yıkımın yaşandığı depremi bizler geçen sene yaşadık.

Ve bu depremde yaşamını kaybedenleri sizlerin huzurunuzda bir kez daha anıyorum. Bu iktidar depremzedelerin yaralarını sarmamaya ant içmiş. Depremzedelerin yaşam alanlarını yerinde dönüştürmek, sağlıklı binalar yapıp depremzedelere destek olmak yerine ne yazık ki rezerv alan ilan edip yine yandaş beşli çetesine, o inşaat sektöründeki çetelerine buraları peşkeş çekmek için bir hazırlık içindeler ve yollarını, haritalarını böyle çizmişler. Depremzedeyi adeta bir müşteri olarak gören, depremzedenin acısını paylaşmayan, yaşadığı maddi manevi yıkımı ve ölümleri görmeyen anlayışa depremzedeler artık yeter dur demiştir bu seçimlerde.

Bizler Kürdistan’da kayyımcı zihniyeti göndererek başarıya imza attık. Yeni belediyeler kazanarak ikinci bir başarıya imza attık. En büyük başarılarımızdan biri de bu rejime ve otoriterleşmeye dur deme konusunda ortaya koyduğumuz adımdır. Özellikle Kent Uzlaşısı formülasyonu ile ortaya koyduğumuz tutum DEM Parti’nin Türkiye halklarına sorumluluğunu yerine getirdiği tarihsel bir dönemeçtir. Bizler batıda Kent Uzlaşısıyla çok ciddi sonuçlar elde ettik. Türkiye genelinde ortaya çıkan bu haritada DEM Parti seçmenimizin, Kürt halkının katkısı Kürdistan’da olduğu kadar batıda da çok büyük olmuştur.

Bu süreçte bizler bu katkıyı sağlayarak aslında 3’üncü Yol’un ve demokratik cumhuriyetin inşasının yollarını açmak istedik bu konuda büyük bir başarıya imza attık. Asıl işimiz şimdi başlıyor. Şu anda Türkiye’de bahsettiğimiz bütün bu toplumsal alanlarda yaşanan sorunlar, bu iktidarın bu toplumsal alanlardaki sorunları derinleştirmesine karşı şayet seçmen ve Türkiye halkları hep birlikte dur dediyse o halde muhalefetin ve DEM Parti’nin önünü açmış demektir. O halde bizler bu açılan yola doğru girmek, bu kanalları doğru örgütlemek gibi bir görev ve sorumlulukla karşı karşıyayız.

Kadın, gençlik ve ekoloji hareketleri başta olmak üzere her kesimden güçlü bir örgütlenmeye ihtiyacımız var. Farklı halklar ve inançların eşit yurttaşlık hakkı temelinde bir yaşam talebi vardır. Biz muhalefete düşen en büyük görev bunu sağlamaktır. Toplum yeterince ayrıştırılıp kutuplaştırıldı. Toplum yeterince bölündü, artık yeter. Toplum huzura kavuşmak, mutlu olmak istiyor. Sorunlarına gerçek anlamda çözüm üretecek bir siyasetin ortaya çıkmasını istiyor.

Biz DEM Parti olarak bütün Türkiye halklarına buradan ilan ediyoruz ki sizin verdiğimiz mesajı gayet iyi anladık, bu mesaj çerçevesinde siyasetimizi yürüteceğiz. Bu seçimlerde Kürt halkı ortak yaşam konusunda bir yandan “ben irademe sahip çıkıyorum” dedi bir yandan “ortak yaşam konusunda ısrarcıyım” dedi. Türkiye halkları olarak da Kürt halkının bu mesajını en iyi şekilde almak, değerlendirmek ve önümüzdeki dönem siyasetini bu çerçevede şekillendirmek gibi bir görev ve sorumluluğu var siyasetin. DEM Parti olarak bu konuda üzerimize düşen bütün görev ve sorumluluğumuzu yerine getirmeye hazırız. Elimizi taşın altına koyup bu çalışmaları yapacağız.

“Anayasa tartışmalarını toplumla birlikte yürüteceğiz”

Bugün Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biri de anayasa gündemidir. Anayasa tartışmaları gündeminde elbette DEM Parti’nin güçlü bir sözü var. Biz 82 askeri cunta anayasası ile yol yürünmeyeceğini, yaşadığımız bütün bu süreçlerin sorumlularından birinin de aynı zamanda askeri cunta anlayışı olduğunu bilen bir yerden söylüyoruz; evet yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç var. Az önce ortaya koyduğumuz bütün bu toplumsal sorunların çözümünde demokratik anayasanın oynayacağı rol çok önemlidir.

Bu mevcut iktidar, mevcut 82 anayasasını dahi uygulamayan bir iktidardır. Bu iktidar şimdi diyor ki “biz anayasa yapacağız”. Şimdi söyleyeceğimizi iktidar, muhalefet ve bütün toplumsal dinamikler lütfen can kulağı ile dinlesin. Biz DEM Parti olarak anayasa tartışmalarını toplumla birlikte yapmak üzere hazırlıklarımıza başladık. Anayasa tartışmalarının Yenikapı gibi iktidarın can simidi olmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Toplumun hakiki ihtiyaçları üzerinden anayasa tartışmaları ilerlemelidir. Siyasi partileri aşan en geniş mutabakatı hedefleyen bir anayasa tartışmaları hedeflemeliyiz.

Bakın bu seçimden sonra planlı bir biçimde DEM Parti belediyelerini bayrak üzerinden sınamaya kalktılar. Başta hükümet temsilcileri sözcüleri olmak üzere yandaş ve havuz medyası, yazar çizerler işte “DEM Parti bayrak indirdi” diyor. Bu külliyen yalandır! Önceki toplantımızda Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan buna en geniş şekilde açıklık getirmiştir. Bizim sembollerle, bayrakla bir sorunumuz yoktur. Türkiye kamuoyunu olası bir kayyım gaspıyla ilgili hazırlamaya çalışıyorlar. Bunun için bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Bu yalan yanlış haberlerin, bu yalan ifadelerin nedeni budur.

Değerli Türkiye kamuoyu AKP’nin atadığı kayyımlar ve rejimi sadece Kürt halkının iradesini çalmadı sadece, bir yurttaşın seçme ve seçilme hakkını elinden almadı, aynı zamanda bu iktidar belediyelerimize çöreklenerek hizmet için kullanılması gereken belediye kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çektiler. Büyük oranda belediye kaybettikleri için acaba kayyım atayarak yine bu rant çetelerini tekrar Kürdistan belediyelerinde çörekletebilir miyiz anlayışı var. Bütün Türkiye halklarına sesleniyorum bayrağını seven halkın hakkı olan hizmet için ayrılmış olan parayı yandaşına peşkeş çekmez. Bunlar bayrağı kullanarak öyle bir rant alanı yaratmak istiyorlar.

Değerli halkımız Kürt sorunun demokratik zeminde çözümü başta olmak üzere Aleviler ve bu topraklarda yaşayan farklı halklar ve inançlardan her yurttaşımızın bu ülkede eşit yurttaşlık hakkından faydalanabilmesi için ve bunları garanti altına almak, kendi rengiyle bu ülkede yaşam sürmesini sağlayabilmek için bizlerin evet demokratik bir anayasa yapmaya ihtiyacı vardır. Aynı zamanda kadınları, gençleri, yoksulları, emekçileri, işsizleri, emeklileri, çocukları ve herkesi kapsayacak bir demokratik anayasaya ihtiyacımız var. Bu çerçevede bizler çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu çalışmaların da startını verdik.

“8 Mart, Newroz ve 31 Mart ruhuyla 1 Mayıs alanlarında olacağız”

Önümüz 1 Mayıs. Seçimlerde muhalefetin, demokrasi güçlerinin güçlü bir biçimde çıktığı bir dönemde, ezilmeye ve sömürülmeye karşı ortak tavrın geliştiği bir dönemde 1 Mayıs alanlarında çok daha güçlü olarak 8 Mart’ın, Newrozun ve 31 Mart seçimlerinin ruhunu 1 Mayıs alanlarına taşımak gibi bir görev ve sorumluluğumuz var. Böyle bir duygu ve hissimiz de var. 1 Mayıs’ta “Emeğin ve Özgürlüğün Ülkesini Kurmak İçin Geliyoruz” şiarıyla Taksim’de, Van’da, Batman’da, Amed’te, Çukurova’da, Karadeniz ve İç Anadolu’da Türkiye’nin dört bir yanında emek ve meslek örgütleri ve demokrasi güçleriyle birlikte alanlarda olacağız.

Alanlardan bizler şunu bir kez daha haykıracağız. Savaşa değil barışa, işe, aşa, ekmeğe bütçe istiyoruz. Bu talepte bulunan milyonlarca insan olarak alanlarda, meydanlarda birlikte olmak için 1 Mayıs alanlarında olalım. DEM Parti olarak bu genelgemizi il örgütlerimize gönderdik bu konuda il örgütlerimiz elinden gelen her türlü çabayı gösterecektir.

Özgür basın emekçilerine yakın zamanda bir operasyon gerçekleşti. Medyanın tekeli vardı şimdi sarayın tekelini sağlamlaştırmak ve gerçek haber alınmasını engellemek için operasyon gerçekleştirildi. Bu operasyon sadece özgür basına yönelik değildir. Yurttaşın haber alma hakkını engelleyen bir operasyondur. Bu operasyonu, gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz. Son operasyonda tutuklanan gazeteci arkadaşlarımızın da derhal serbest bırakılmasını istiyoruz. Türkiye gazetecilerin en fazla hapiste olduğu bir ülkedir. Bütün bunlar yaşanırken kim hangi anayasadan bahsedebilir? Demokratik bir anayasadan bahsedeceksek başta basın özgürlüğü olmalıdır. Basın emekçilerinin tamamı cezaevlerinden tahliye edilmelidir. Hepinize katılımınızdan dolayı teşekkür ederim. Başarılı bir toplantı gerçekleşmesini ümit ediyorum. Basın emekçilerine çok teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Irak’ta Eşcinsel İlişki Suç Kapsamına Alındı: 10’dan 15 Yıla Kadar Hapis Cezası

Irak Parlamentosu’nun kabul ettiği ‘Fuhuş ve Eşcinsellikle Mücadele Yasası’ adlı yasaya yeni yasaya göre; eşcinsel ilişkiye en az 10 yıl, en fazla 15 yıl hapis cezası çarptırılacak.

Our World in Data’ya göre 60’tan fazla ülke eşcinsel ilişkiyi suç sayarken 130’dan fazla ülkedeyse eşcinsel eylemler yasal.

Irak’taki az sayıdaki LGBTİ+ örgütü arasında yer alan IraQueer “Kendi olmanın bir suç olduğu bir dünyaya doğru ilerliyoruz” açıklamasını yaptı.

Açıklamada “Bu yasanın kabul edilmesi birçoğunun şu anda ve gelecekte hayatını karartacaktır. Genç Iraklılar yakalanacak ve hükümet herhangi bir gerekçe olmaksızın onları cezaevine atabilecek veya onlara daha kötü şeyler yapabilecektir” denildi.

Uluslararası Af Örgütünün Irak uzmanı Ras Salaji, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada gelişmenin “bütünüyle korkunç” olduğunu söyledi. Irak’ın “LGBT topluluğuna ayrımcılığı yasalaştırdığını” söyleyen Salaji 30 yıldan eski olan fuhuş yasasında yapılan değişikliğin “temel insan haklarına ağır bir saldırı” olduğunu belirtti.

Irak Parlamentosu eşcinsel ilişkiyi suç sayan ve 10 ila 15 yıl arasında hapis cezası öngören bir yasa tasarısını onayladı. ‘Fuhuş ve Eşcinsellikle Mücadele Yasası’ adını taşıyan yeni yasa uyarınca trans bireyler de bir ila üç yıl arasında hapis cezasına çarptırılabilecek.

Yasayı destekleyenler, bunların ülkedeki dini değerlerin korunmasına yardımcı olacağını söylüyor. Hak grupları ise bu değişikliklerin Irak’ın LGBT bireylere yönelik ihlallerle dolu siciline bir kara leke daha eklediğini söylüyor.

Eşcinselliği veya fuhuşu teşvik edenler, cinsiyet değiştirme ameliyatı yapan doktorlar, “kasıtlı olarak” kadın gibi davranan erkekler ve “eş değiştirme” eyleminde bulunanlar da yeni yasa kapsamında hapis cezasına çarptırılacak.

1980’lerin sonunda kabul edilen fuhuşla mücadele yasasında değişiklik öngören tasarının bir önceki taslağında eşcinsel ilişkiler için idam cezası öngörülmüştü. Ancak ABD ve diğer Batılı ülkelerin itirazı üzerine bu tasarı değiştirilmişti.

Milletvekili Amir al-Maamouri yaptığı açıklamada, yeni yasanın “cinsel sapkınlıkla mücadelede önemli bir adım” olduğunu söyledi.

Değişiklik önergesini veren milletvekili Raed al-Maliki’ye göre yasa tasarısının kabulü Başbakan Muhammed Şia el-Sudani’nin bu ay başındaki ABD ziyareti sonrasına ertelenmişti. Maliki, “Ziyareti etkilemek istemedik. Bu bir iç meseledir ve Irak’ın içişlerine herhangi bir müdahaleyi kabul etmiyoruz” dedi.

Irak’taki az sayıdaki LGBTİ+ örgütü arasında yer alan IraQueer “Kendi olmanın bir suç olduğu bir dünyaya doğru ilerliyoruz” açıklamasını yaptı.

Açıklamada “Bu yasanın kabul edilmesi birçoğunun şu anda ve gelecekte hayatını karartacaktır. Genç Iraklılar yakalanacak ve hükümet herhangi bir gerekçe olmaksızın onları cezaevine atabilecek veya onlara daha kötü şeyler yapabilecektir” denildi.

Uluslararası Af Örgütünün Irak uzmanı Ras Salaji sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada gelişmenin “bütünüyle korkunç” olduğunu söyledi. Irak’ın “LGBT topluluğuna ayrımcılığı yasalaştırdığını” söyleyen Salaji 30 yıldan eski olan fuhuş yasasında yapılan değişikliğin “temel insan haklarına ağır bir saldırı” olduğunu belirtti.

yasa değişikliğine ABD ve İngiltere’den de tepki geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller kabul edilen yasanın “Irak toplumunda en çok risk altında olanları tehdit ettiğini” ve “ifade özgürlüğünü engellemek için kullanılabileceğini” söyledi.

Yasanın yabancı yatırımları kaçırabileceği uyarısında bulunan Miller, “Uluslararası iş koalisyonları daha şimdiden Irak’taki bu tür bir ayrımcılığın iş dünyasına ve ekonomik büyümeye zarar vereceğine işaret etti” dedi. İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron da yasayı “tehlikeli ve endişe verici” olarak niteledi.

Paylaşın

Göztepe Yeniden Süper Lig’de

Gençlerbirliği’ni 2-0 mağlup eden Göztepe, 1. Lig’in bitimine iki hafta kala Süper Lig’e çıkmayı garantiledi. Daha önce Eyüpspor, Süper Lig’e yükselmeyi garantilemişti.

Haber Merkezi / Süper Lig’e yükselecek 3. takım play-off mücadelesinin ardından belli olacak.

1. Lig’de Göztepe ile Gençlerbirliği, Gürsel Aksel Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Göztepe, karşılaşmadan 2-0  galip ayrıldı. Göztepe’ye galibiyeti getiren golleri 77. dakikada Fıratcan Üzüm ve 902. dakikada Lundqvist kaydetti.

Bu galibiyet ile Göztepe, 2 yıl sonra yeniden Süper Lig’e yükseldi.

Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, “Çok mutluyum çünkü buraya tek sebep için tek hedefle geldim o da Süper Lig’e çıkmaktı. Bu büyük kulüp taraftarıyla, tesisleriyle, organizasyonuyla Süper Lig’de olmayı hak ediyor” dedi.

Takımlarının Süper Lig’e yükselişini tribünde coşkuyla karşılayan binlerce taraftar, maçın bitimiyle kutlamaları sokaklara taşıdı. Araçlarıyla ve yaya şekilde sokakları dolduran coşkulu Göztepe taraftarları, sloganlar atarak büyük sevinç yaşadı.

Goller

77. dakikada Doğan’ın pasında topu önüne alıp iki rakibinin arasından geçip ceza sahası içine giren Fıratcan, düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

90+3. dakikada Lundqvist orta sahada Musa’dan kazandığı topu solundaki Kubilay’a bıraktı. Kubilay’ın ceza sahası içi solundan ortasında Lundqvist’in gelişine yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-0

Stat: Gürsel Aksel

Hakemler: Mustafa Kürşad Filiz, Ömer Lütfü Aydın, Mahmut Gülle

Göztepe: Lis, Taha Altıkardeş, Tarkan Serbest (Dk. 30 Fıratcan Üzüm), Heliton, Ogün Bayrak, Celil Yüksel (Dk. 64 Kubilay Kanatsızkuş), Dennis, Yalçın Kayan (Dk. 64 Doğan Erdoğan), Ümit Akdağ, Messaoud (Dk. 64 Lundqvist), Romulo (Dk. 81 Atınç Nukan)

Gençlerbirliği: Osman Ertuğrul Çetin, Nzaba (Dk. 88 Özgür Çek), Yiğit Efe Demir (Dk. 88 Oltan Karakullukçu), Alperen Babacan, Yasin Güreler, Amilton, Oğuzhan Berber, Akabueze (Dk. 62 Rahman Buğra Çağıran), Ensar Kemaloğlu, Siliki (Dk. 46 Musa Çağıran), Melih Bostan (Dk. 62 Yatabare)

Goller: Dk. 77 Fıratcan Üzüm, Dk. 90+3 Lundqvist (Göztepe)

Paylaşın

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan Batı’ya “Filistin” Eleştirisi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “HAMAS tabii ki bizim çok üzüldüğüm bir saldırıyı İsrail’de yaptı. Biz, terör uygulamalarını yapan ve insanları topluca katleden her yapıyı terör politikası olarak görüyoruz. Maalesef bugün aynısı masum Filistinlilere oluyor” dedi ve ekledi:

“Her iki konunun da bu ölçüde değerlendirilmesini, bir an önce Filistinlilerin böylesi kötü bir zulme mâruz kalmaları parçalanmalarını sona erdirmeyi talep ediyorum. Bu konuda Batı ülkeleri iyi sınav vermiyor. Tek taraflı bakıyorlar. Biz, daha gerçekçiyiz.”

CNN International, yerel seçimlerde ikinci kez İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu ile röportaj gerçekleştirdi. Röportajda İmamoğlu, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarını bitirmek için muhalefetin en iyi umudu” olarak tanıtılması dikkatlerden kaçmadı.

7 Ekim 2023’te ‘Aksa Tufanı’ operasyonu sonrası Filistin’de yaşanan savaşı değerlendiren İmamoğlu, HAMAS’ın saldırılarını terör eylemi olarak yorumlarken İsrail’in de Filistin halkına zulmettiğini söyledi. İmamoğlu, Orta Doğu’ya “demokrasi gelmesinin” tüm dünyanın yararına olacağını vurguladı.

Erdoğan’ın İsrail’e en sert çıkış yapan liderden biri olduğu ve Hamas lideri İsmail Heniyye’yi kısa süre önce konuk etmesinin hatırlatılması üzerine. İmamoğlu yanıt olarak şunları söyledi:

“HAMAS tabii ki bizim çok üzüldüğüm bir saldırıyı İsrail’de yaptı. Biz, terör uygulamalarını yapan ve insanları topluca katleden her yapıyı terör politikası olarak görüyoruz. Maalesef bugün aynısı masum Filistinlilere oluyor. Her iki konunun da bu ölçüde değerlendirilmesini, bir an önce Filistinlilerin böylesi kötü bir zulme mâruz kalmaları parçalanmalarını sona erdirmeyi talep ediyorum. Bu konuda Batı ülkeleri iyi sınav vermiyor. Tek taraflı bakıyorlar. Biz, daha gerçekçiyiz.

Filistin – İsrail savaşının 205. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 66 artarak 34 bin 454’e çıktı. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 138 artarak 77 bin 575’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Dervişoğlu: Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak

İYİ Parti’nin yeni genel başkanı Müsavat Dervişoğlu, seçim sonrası yaptığı konuşmada, “Bugün itibariyle birbirimize sarılarak yaralarımızı saracağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ondan sonra da Allah’ın izniyle iktidar yolcuğuna yine ağabeyim Koray Aydın’la, kardeşim Tolga Akalın’la ve bu dava için alın teri döken sizlerle devam edeceğiz. Herkes emin olsun, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum, büyüklerimin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene”

İYİ Parti’nin 5’inci Olağanüstü Kurultayı bugün Ankara’da ATO Congresium’da yapıldı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in aday olmadığı seçimin ilk turunda, TBMM Grup Başkanı Koray Aydın, Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcı Mehmet Tolga Akalın ve Günay Kodaz genel başkanlık için yarıştı. Müsavat Dervişoğlu, genel başkan seçildi.

Dervişoğlu, seçimin ardından konuşma yaptı. Sahneye gelen Müsavat Dervişoğlu, ilk olarak genel başkan adayı Koray Aydın’la görüştü. “Hayırlı uğurlu olsun” diyen Aydın, sarılarak Dervişoğlu’nu tebrik etti. Bir diğer genel başkan adayı Tolga Akalın da sahneye gelerek Dervişoğlu’nu tebrik etti.

Genel başkan adayları Aydın ve Akalın’la sahnede konuşma yapan Dervişoğlu, “Ben bir yarış kazanmadım çünkü kimseyle yarışmadık biz. Herkesin gözü bu kongredeydi. Hepinizden Allah gani gani razı olsun, en küçük bir tatsız bir olay bile yaşanmadı. Bu İYİ’ler ve cesurlar hareketinin, nasıl bir hareket olduğunun, nasıl bir siyasi ahlaka sahip olduğunun en büyük delilidir” dedi.

İYİ Parti’nin “aile” olduğunu söyleyen Müsavat Dervişoğlu, “Sayın Koray Aydın benim aile büyüğüm ve ağabeyimdir. Sayın Tolga Akalın da benim kardeşimdir. Sizlerin adayları olarak bu yolculuğa çıktık. Asıl siz çok büyük bir ailesiniz, size mensup olmaktan hepimiz iftihar ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İktidar olmak için hep birlikte mücadele edeceklerini vurgulayan Dervişoğlu, “Bugün itibariyle birbirimize sarılarak yaralarımızı saracağız. Ondan sonra da Allah’ın izniyle iktidar yolcuğuna yine ağabeyim Koray Aydın’la, kardeşim Tolga Akalın’la ve bu dava için alın teri döken sizlerle devam edeceğiz. Herkes emin olsun, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum, büyüklerimin ellerinden küçüklerin gözlerinden öpüyorum. Ne mutlu Türk’üm diyene” şeklinde konuştu.

Genel başkan adaylarının konuşmalarından öne çıkan mesajlar

Grup Başkan Vekili Müsavat Dervişoğlu, Grup Başkanı Koray Aydın, Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın ve Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz, kongrede konuşmalarını yaptı.

Konuşmasında yerel seçim sonuçlarına ve partinin bundan sonraki sürecine değinen Müsavat Dervişoğlu, “İYİ Parti kuruluş amacına bakıldığında elbette siyasetin merkezinde olacaktır. Verilecek mücadeleyi asla ıskalamayacaktır. Toplumun bütün kesimlerini kucaklayacaktır” dedi.

Dervişoğlu, “Sizlere yalvarıyorum. Allah rızası için diyorum. Türkiye’nin meydanlarında Tayyip Erdoğan’la hesaplaşmak istiyorum. Bana o gücü verin. Bana o desteği verin. Benden esirgemeyin” diye konuştu.

Dervişoğlu’nun ardından kürsüye çıkan Tolga Akalın, “Bugün eski Türkiye’nin, yani Tayyip Erdoğan iktidarının son günü. Bugün iktidar yoluna girişimizin ilk günü. Elbette bu yürüyüşte Türk yurtseverleri, Türk demokratları ve samimi muhafazakarlarla omuz omuza yeni bir dönemi açıyoruz” dedi.

İYİ Parti’nin yerel seçim performansına değinen Koray Aydın ise konuşmasında “Doğru bir değerlendirme yapmaz, acil bir değerlendirmede bulunmazsak bu kötü tablo sürekli hale gelecektir. Genel başkanımızın olağanüstü kurultay yolunu açması ve kendisinin de aday olmaması demokratik bir olgunluktur. Örnek bir tavırdır. Şimdi sıra sizlerdedir” dedi.

Koray Aydın’ın ardından kürsüye son olarak Günay Kodaz çıktı. Kodaz, “Biz bu partiyi masa başında kurmadık. İYİ Parti Türkiye’nin umududur. Bugüne kadarki emekleri için Sayın Meral Akşener’e teşekkür ediyorum. Partimizde mutlaka emek, liyakat, bilgi, istişare, çalışkanlık, sözünde durma hakim olmalıdır” diye konuştu.

Paylaşın

Derbiyi Kazanan Fenerbahçe, Zirve Takibini Sürdürdü

Süper Lig’in 34. maçında Fenerbahçe ile Beşiktaş, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Volkan Bayarslan’ın yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 30. dakikada Michy Batshuayi, 69. dakikada İrfan Can Kahveci kaydetti. Beşiktaş’ın tek golünü ise 82. dakikada Cenk Tosun attı.

Bu galibiyetle puanını 89’a çıkaran Fenerbahçe, 93 puandaki lider Galatasaray’ı takibini sürdürdü. Ligde bu sezon 13. kez sahadan yenik ayrılan ve 51 puanda kalan Beşiktaş ise üçünçülük iddiasında yara aldı.

Karşılaşmadan dakikalar

4. dakikada ceza sahası içinde topla buluşan Batshuayi’nin pasında Ferdi’nin sol çaprazdan sert vuruşunda meşin yuvarlak yandan auta gitti. 10. dakikada Tadic’in pasında topla buluşan Batshuayi’nin ceza sahası içi sol çaprazdan sert vuruşunda kaleci Mert gole izin vermedi.

21. dakikada İrfan Can Kahveci’nin savunma uzun pasında, ceza sahasının sol çaprazında kaleciyle karşı karşıya kalan Szymanski’nin vuruşunda Mert Günok meşin yuvarlağı ayaklarıyla oyun alanına çeldi. 30. dakikada Fred’in pasıyla savunma arkasına hareketlenen Tadic, meşin yuvarlağı göğsüyle altıpas önündeki Batshuayi’ye indirdi. Bu oyuncunun gelişine şutunda, top filelerle buluştu: 1-0.

40. dakikada savunma arkasına atılan uzun pasta topla buluşan Muçi’nin ceza sahası içine girdikten sonra sol çaprazdan vuruşunda kaleci Livakovic meşin yuvarlağı çeldi. 48. dakikada Ghezzal’ın sol taraftan kullandığı köşe vuruşunda altıpas içinde iyi yükselen Muleka’nın kafa vuruşunda kaleci Livakovic topu çeldi. Pozisyonun devamında Necip’in gelişine vuruşunda Szymanski’ye çarpan top oyun alanına döndü.

69. dakikada ceza sahası önünde top kapma mücadelesinde meşin yuvarlağı önünde bulan Batshuayi, yanında müsait durumdaki Szymanski’yi gördü. Ceza yayı üzerinde Szyamnski, sağdan ceza sahasına bindiren uygun durumdaki İrfan Can’a topu aktardı. Milli oyuncu, kontrol ettikten sonra çektiği şutta top ağlarla yolladı: 2-0

82. dakikada soldan Muleka’nın pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Cenk Tosun’un dönerek yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak filelere gitti: 2-1

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Volkan Bayarslan, Serkan Ok, Serkan Olguncan

Fenerbahçe: Livakovic, Osayi Samuel, Becao (Çağlar Söyüncü dk. 19), Djiku, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek (Krunic dk. 19), Fred, İrfan Can Kahveci, Szymanski (Mert Hakan Yandaş dk. 88), Tadic, Batshuayi (Dzeko dk. 74)

Beşiktaş: Mert Günok, Necip Uysal, Worrall, Colley, Masuaku, Al Musrati, Gedson, Rashica (Ghezzal dk. 46), Muçi (Chamberlain dk. 62), Muleka, Semih Kılıçsoy (Cenk Tosun dk. 78)

Goller: Dk. 30 Batshuayi, Dk. 69 İrfan Can Kahveci (Fenerbahçe), Dk. 82 Cenk Tosun (Beşiktaş)

Kırmızı kart: Dk. 25 Al Musrati (Beşiktaş)

Paylaşın

Özel’den ‘İsraf’ Açıklaması: Birileri Homini Gırtlak Yemeyecek

CHP Lideri Özgür Özel Manisa’nın Yunusemre Belediyesi ziyaretinde yaptığı konuşmada, “Standart belediyecilik hizmetlerinde bir aksama olmayacak. Her kuruş sosyal belediyecilik için, yoksullar için, dezavantajlı gruplar için harcanacak” dedi ve ekledi:

“Bu kentte birileri açlık çekerken, birileri sefa sürmeyecek. Birileri yoksulluk çekerken, birileri dağda belediyenin yaptırmış olduğu köşklerde, israf masalarında homini gırtlak yemeyecek. Yoksulluk varsa, yoksulluk ortadan kalkana kadar kimse israf, şatafatın, lüksün yaşandığı bir belediyede bulunmayacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’da 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde partisinin adaylarının kazandığı Yunusemre ile Şehzadeler belediyelerini ziyaret etti.

Özel, Yunusemre Belediye Başkanlığı’nı ziyaretinde, belediyelere tasarruf genelgesi yollayacaklarını açıklayarak, “Standart belediyecilik hizmetlerinde bir aksama olmayacak. Her kuruş sosyal belediyecilik için, yoksullar için, dezavantajlı gruplar için harcanacak. Bu kentte birileri açlık çekerken, birileri sefa sürmeyecek. Birileri yoksulluk çekerken, birileri dağda belediyenin yaptırmış olduğu köşklerde, israf masalarında homini gırtlak yemeyecek. Yoksulluk varsa, yoksulluk ortadan kalkana kadar kimse israf, şatafatın, lüksün yaşandığı bir belediyede bulunmayacak” dedi.

Özel, “Benim açımdan çok anlamlı bir ziyaret. Yunusemre benim de Belediye Başkanımızın da pek çoğumuzun da ikamet ettiği ilçe. Bizler, her ikimiz de Şehzadeler’de doğmuş, orada okumuş, büyümüş ve daha sonra da Yunusemre ilçesine taşınmış insanlarız. Parti üyeliğimizin kaydı Yunusemre’ye aittir. Geçen seçim, Manisa ittifak gereği İYİ Parti’deydi. Hem ilçemiz, hem büyükşehir. Partimizin logosunun olmadığı bir seçimi yaşamıştık. Elimizden geleni yapmıştık. Maalesef Manisa kazanılamamıştı. Bu sefer CHP Manisa’daki 17 ilçeden, liste veremediği bir ilçeyi de saymazsak, yarışa girdiği sadece 2 ilçeyi kaybetti.

MHP iktidarda olduğu büyükşehir ve 5 ilçeyi kaybetti. Manisa’da partimize ait belediye başkanları dışında Yeniden Refah’ın bir, AKP’nin iki belediyesi var. Geriye kalan 15 belediyede CHP’li belediye başkanları kamu görevini yapacaklar. Manisa’da yıllardır seçim kaybettik. Yıllar oldu, bir bayramlaşmaya Cahit Kaplan ile ikimiz gitmiştik sadece. Hep yalnızdık, hep zorluklar çektik. Bizi arayıp partinin milletvekili olarak, partinin grup başkanvekili olarak, ülkemizin ana muhalefet partisi olarak, arayıp bir isteğiniz, yapabileceğimiz bir şey var mı diye soran olmadı. İl başkanıma talimatım o yönde oldu.

Bundan sonraki her resmi günde ve bayramda, birinci partinin ve Manisa’daki iktidarın sahibi olarak bütün partileri arayıp onları buralara dahil etmek olacak. Manisa’daki oy veren, vermeyen herkese sesleniyoruz. Seçimi sandıkta bıraktık. Manisa’daki yüzde 60’lık başarımızın sebebi geçmişte olan her şeyi bir yana bırakıp, Manisa’da parti içinde birliktelik ve barışı sağlamış olmamızdır. AKP’ye, MHP’ye oy atan kimse kendini dışarıda hissetmesin. Bu belediyeler onlara da hizmet etmek için var.. Ne esnafı, ne müteahhitti. Kurallar neyse herkese eşit uygulanacak. Bunu herkes böyle bilsin” diye konuştu.

Özel, “Tabi geçmiş dönemlerde yapılan birtakım hatalar ve eksiklikler, birtakım kasıtlar, birtakım kusurlar var. Küçük hataları ve kusurları görmeyiz. Ama kasıtları ve özellikle kamu kaynaklarının bir partinin yandaşlarına peşkeş çekilmesini, 150 bin liraya yapılacak işin 350 bin liraya yapılmasını, bunların hiçbirini affetmeyiz. Sorumlusu kamu görevlisiyse, kamu görevlisi, siyasetçiyse siyasetçi verecek. Ama onu asla ve asla bir hesaplaşma ve hesap görme şeklinde değil kanun neyi gerektiriyorsa, bilgi ve belgeleri savcılara teslim etme şeklinde, objektif şekilde yapacağız. Onun dışında suçu olmayan, hatası, ufak tefek hatası olana bir şey yapmayız.

Fark etmeden kendisine suç işletilenlerin durumunu birlikte değerlendireceğiz. Ama suçun, rüşvetin, kirliliğin parçası olan kimseyle yol yürümemiz mümkün değildir. Onlar hesaplarını verecekler. İçinde bulunduğumuz oda Türkiye’nin en çok konuşulan makam odalarından bir tanesi. Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama müsriflik, israf varsa biz ondan uzak dururuz. O noktada devri sabık yaratma niyetinde değiliz. Ama yetimin hakkını, Manisa’nın hakkını yemiş olan varsa, Manisa’nın hakkını başkalarına peşkeş çekmiş olan varsa o dönemler bitti. Şimdi onların hesabını verme dönemi başladı.

Çünkü bu Manisa’da esnaf yokmuş gibi Türkiye’nin öbür ucundaki esnaflardan, şirketlerden ihaleler verenler veya Manisa’nın varlıklarını birilerine peşkeş çekip oradan bir partiyi finanse edenler, oralardan bazı kirli işleri siyasetin finansmanında kullananların döneminin sona ermiş olmasını memnuniyetle görüyoruz. Bundan sonra kimseyi üzmeden, rencide etmeden, ailelerle uğraşmadan ama gerçek sorumlular savcılık önünde geriye dönük olarak hesaplarını verecekler. O konuyu yapmazsak kendimizi inkar etmiş oluruz. Ama parti anlamında, partili anlamında, oy veren anlamında, kimsenin ekmeği ile oynama, kimseyi işinden etme gibi işler olmayacak. Tabi yürüyen soruşturmalar var. O soruşturmalar devam edecek” ifadesini kullandı.

“İsraf edilmeyecek, her kör kuruş halkçı belediyeciliğe harcanacak”

CHP Lideri Özgür Özel, Manisa Şehzadeler Belediyesi ziyaretinde, “Burada israf edilmeyecek. Her kör kuruş, halkçı belediyeciliğe harcanacak. Yoksullara, ihtiyaç sahiplerine harcanacak. Biz bu belediyeleri efendim bunlardan aldık, şimdi sıra bizde diye değil. O dönem bitti, yeni bir dönem başladı diye başlatıyoruz” dedi. Özel, “Geçmişte AKP’nin yönetiminde ne kadar israf, ne kadar israf, fazladan harcama varsa hepsine engel olacağız” diye konuştu.

Özel, Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın Cumhuriyet Halk Partisi Gençlik Kolları’ndan geldiğini anlatarak, “Şehzadeler Belediyesi ziyareti benim açımdan birçok yönden çok anlamlı. Birinci anlamı, Gençlik Kolları Başkanlığından, Gençlik Kolları yöneticiliğinden, hatta çocukluk yaşlarından beri, bundan 15 yıl önce Gülşah 19 yaşında filandı. Ben milletvekili olduğumda ve devam ettiğimiz bütün süreçlerde Gülşah hep bir yerlerde vardı. Bazen gençlik kolları il başkanımız olarak görev yaptı. İl başkanlığında adayımız oldu.

Parti içinde mücadeleler oldu, oralarda birlikte siyaset yaptık ama esas önemli olan mesele gençlik kollarından gelen, kadın bir siyasetçi olarak genel başkan olduktan sonra gençler ve kadınlarla ilgili ortaya koyduğumuz yaklaşımda Gülşah ilimizdeki bu yaklaşımın temsilcisi. Anket sonuçlarında diğer adaylara göre en yüksek oyu alan 4 adaydan bir tanesiydi. İlk 4’ün içindeydi. Sözümüz vardı, kadınlar eğer diğer adaylarla eşit kazanma potansiyelindeyse doğrudan aday göstereceğiz dedik. Gülşah Türkiye’deki doğrudan aday gösterdiğimiz ilk kadın belediye başkan adayıdır. Şunu gördük ki gençlere ve kadınlara şans verildiğinde seçmen buna olumlu reaksiyon veriyor. O açıdan çok kıymetli” diye konuştu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 34 Bin 388’e Çıktı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 204. günü geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 32 artarak 34 bin 388’e çıktı.

Haber Merkezi /Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 69 artarak 77 bin 437’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Hamas, İsrail’den Gazze Savaşı’nda ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin bir teklif aldıklarını açıkladı. Radikal İslamcı örgütün üst düzey isimlerinden Halil El Hayya Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Hamas bu teklifi değerlendirecek ve bir yanıt verecek” dedi.

İsrail’in önerisinin, 13 Nisan’da Mısır ve Katarlı müzakerecilere iletilen Hamas’ın pozisyonuna yanıt niteliğinde olduğu belirtildi. İsrail, dolaylı müzakerelerde ateşkes ve İsrailli rehinelerin serbest bırakılması konularında örgüt üzerindeki zaman baskısını artırıyor.

Axios haber portalı ve İsrail medyasının üst düzey İsrailli yetkillere dayandırdığı haberlere göre, yakın zamanda bir uzlaşmaya varılmaması halinde Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta da bir kara operasyonuna başlanacağı belirtiliyor.

İsrail medyasında Mısır ve İsrailli heyetler arasındaki son görüşmelerde Hamas’la sınırlı bir uzlaşmaya varıldığı; buna göre yalnızca ileri yaştaki rehinelerle, kadın ve hasta rehinelerin serbest bırakılacağına yönelik haberler yer almıştı.

Axios’un haberinde, ateşkesin süresinin ise Hamas tarafından serbest bırakılacak rehinelerin sayısına bağlı olacağı belirtildi. İsrail, Hamas’ın iki hafta önce masaya getirdiği kalıcı ateşkes talebini ise reddediyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Başkanı Borge Brende, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dahil bazı uluslararası yetkililerin, bu hafta Riyad’da olacaklarını ve Gazze’de olası bir barış anlaşmasına varılmasını amaçlayan görüşmeler yapacaklarını söyledi.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Brende, “Kilit oyuncular şu anda Riyad’da. Umarım görüşmeler uzlaşı ve barışa yönelik bir sürece dönüşür.” dedi.

Pazar günü başlayacak görüşmelerinin Dünya Ekonomik Forumu toplantıları kapsamında olacağını belirten yetkili, Gazze’deki insani krizin gündemde olacağını aktardı.

Toplantıda Orta Doğu ülkelerinin yanı sıra Almanya, Fransa ve İngiltere dahil bazı Avrupalı yetkililer de hazır bulunacak. Brende binin üzerindeki katılımcı arasında toplam 12 devlet ve hükümet başkanının yer alacağını söyledi.

Borge Brende, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in toplantılara Katar Başbakanı, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Umman Veliaht Prensi ve Bahreynli yetkililerin de aralarında bulunduğu bölgesel liderlerle birlikte katılacağı bilgisini verdi.

Ayrıca Brende, Mısır Dışişleri Bakanı Semih Şukri’nin de Gazze’deki savaşı sona erdirmek ve kalan İsrailli rehinelerin serbest kalması çabalarını yeniden başlatmak amacıyla Mısırlı müzakerecilerin cuma günü İsrail’de gerçekleştirdiği görüşmelere dair yetkililere bilgi vermek üzere orada olacağını sözlerine ekledi.

WEF Başkanı, “Rehinelerle ilgili görüşmeler ve olası bir ateşkes için az da olsa hızlanma söz konusu.” ifadesini kullandı.

Paylaşın