Bakırhan’dan ‘Normalleşme’ Yorumu: Kürtler Hariç

“Siyasette yumuşama veya normalleşme” mesajlarına ilişkin konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kobani Davası’ndan çıkan ağır cezaların, “Kürtler hariç normalleşme” anlamına geldiğini söyledi.

Tuncer Bakırhan, konuşmasının devamında, “Devlet aslında CHP ile normalleşme arayışını kastediyor gibi bir durum var. Kürtlerin bir siyasi davayla cezalandırılmaları aslında (devletin) bizi dışında bıraktığını, öyle bir niyetleri olmadığını net bir şekilde ortaya koydu” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, başta Kobani davası olmak üzere normalleşme tarışmaları, ve partisinin yeni dönem yol haritasına ilişkin BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın sorularını yanıtladı.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 31 Mart’ta yapılan yerel seçimleri kaybetmesinin ardından, DEM Parti tabanında az da olsa bir kesimde “Acaba AKP biraz daha demokratik zemine evrilir mi?” beklentisinin olduğunu belirten Bakırhan, Kobani davasında “müebbete denk gelen” cezalar verildiğini söyledi.

Bakırhan, kararların DEM Parti’de söz konusu beklentileri tümüyle ortadan kaldırdığını belirtti. DEM Parti Eş Başkanı, Kobani davasıyla ilgili olarak ulusal ve uluslararası alanda yoğun çalışma yürüteceklerini, davayla ilgili oluşan olumsuz algıyı kırmak için mücadele edeceklerini vurguladı:

“Hem davaya yaklaşımımız, hem de taleplerimiz birçok dile çevrilecek. Ülke içerisinde de aslında bir biçimde başladık. Buluşmalar, mitingler, en geniş seviyede meseleyi doğru anlatmak… Çünkü en baştan ‘Katiller, yağmacılar’ dediler, öyle bir algı oluşturdular. Tamamen beraat etmesi gereken bir karar. Zaten büyük ihtimalle temyizden döner, dönmesi gerekiyor.”

Kobani davası sonrası eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, T24 yazarı Murat Sabuncu’ya verdiği röportajda, kendisinin cezaevinden siyaset yapmasından rahatsız olanları, “siyaset tüccarı keneler” olarak tanımlamış, aktif siyaseti de “bu keneler” yüzünden bıraktığını söylemişti.

Kobani davası kararları açıklandıktan sonra, 42 yıl hapis cezasına çarptırılan Demirtaş’ı cezaevinde ziyaret eden Bakırhan’a, eski HDP liderinin bu açıklamalarını nasıl karşıladığını, kırgınlığının olup olmadığını sorduk:

“Birçok yetersizliklerimiz olabilir. Buradaki mücadelelerimiz yeteri kadar sonuç yaratmamış veya öyle görünüyor olabilir” diyen Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama çok değerli insanlarla birlikte mücadele ediyoruz. Onun için bu söze gönderme biçiminden lütfen bu anlaşılmasın. Hem içerde hem dışarıdaki arkadaşlarımızla ortak bir akılla, ortak bir ruhla bu süreci götürebiliriz. Figen başkanımız ve Selahattin başkanımız tarafından da bunlar dile getirildi.

Cezaevleri de dışarısı da mücadele alanıdır. Daha büyük, daha güçlü kenetlenmemiz gerektiği düşüncesi orada ortaya çıktı. Cezaevindeki arkadaşlarımızla birlikte daha güçlü bir diyalog, daha güçlü bir temasla birlikte ortak mücadelemizi yürüteceğiz. Kamuoyu da bunu görecek.

Onların cezaevinde olması, siyaseten artık atılı oldukları anlamına gelmesin. Öyle değerlendirmiyoruz, tam tersine…Bizim aramızda bir şey çıkmaz, bir ortak mücadelenin neferleriyiz.”

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kobani davasıyla ilgili yaptığı ilk değerlendirmede, “Geç de olsa hakkın yerini bulduğunu görüyor, bundan da mağdurlar ve demokrasimiz adına memnuniyet duyuyoruz” demişti.

Bakırhan ise Kobani davasında, kimsenin “öldürme” suçlamasından ceza almadığına dikkat çekti: “Cumhurbaşkanı bence yeterince takip etmiyor veya yoğunluğundan mahkeme kararına bile bakmadı. Eski söylediklerini tekrar ediyor gibi. İşte Yasin Börü meselesi gibi. Mahkemenin böyle bir kararı, ifadesi yok.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, siyasette normalleşme tartışmaları sürerken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) DEM Parti’nin kapatılmasi ve partinin milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması çağrılarını da değerlendirdi. Bakırhan, AKP ile Cumhur İttifakı ortağı MHP arasında “gerilim” olduğu görüşünde.

Van’daki mazbata tartışmasında iki partinin aktörlerinin söylemleri arasında büyük bir makas olduğunu belirten Bakırhan, “Bir gerilim var, bence iyi de gitmiyor bu ortaklık” dedi ve ekledi: “Nereye evrilir bilmiyorum ama demokrasiye evrilmesinin yararlı olacağını düşünüyorum… MHP, Türkiye’de oyun bozan bir durumdadır. Zaten bütün rolü, misyonu budur.”

Bakırhan, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi, “yargıya sürekli talimat vermekle” suçladı, Kobani ve diğer siyasi davalardaki kararlarda bu tutumun etkili olduğunu savundu.

‘Bizi daha çok Batı’da göreceksiniz’

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçim sonuçları ve partisinin yeni dönemde izleyeceği yol haritasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Önümüzdeki dönemde yoksullukla mücadeleye ve adalet arayışına odaklanacaklarını vurgulayan Bakırhan, “Gerçekten Türkiye’nin en önemli meseleleri, yoksulluk ve adalettir” dedi.

Partisinin yeni dönemdeki hedeflerini “örgütlenme ve genişleme” olarak açıklayan Bakırhan, “Genişlemenin iki anlamı var; demokratik ittfaklar ve partiyi geniş çevrelere açma. O nedenle, bizi daha çok Batı’da göreceksiniz önümüzdeki günlerde” diye konuştu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, yerel seçimlerde AKP’nin kaybında Kürt seçmenin rolünü de değerlendirdi.

Bakırhan, Kürt seçmenin bölgede “kaçak oy kullanımına” tepkisini, büyükşehirlerde AKP’ye kaybettirerek ortaya koyduğunu söyledi: “(İstanbul’da) Esenyurt’un neredeyse en büyük nüfusunu Karslılar, Iğdırlılar, Ardahanlılar oluşturuyor. Kars’ta ‘İradenizi gaspetmeye çalışıyorlar, kaçak seçmen getiriyorlar’ dedik.

İstanbul’da yaşayan bir Karslı, Ardahanlı; kaçak seçmen getiren bir iktidarın başka yerde kazanmasını ister mi? Aslında oradaki söylemimize uygun bir pratik sergilemiş halkımız. Stratejik davranmış. AKP kaçak seçmen götürmeseydi, dengeler başka olurdu. Dolayısıyla AKP önce kendisini sorgulamalı. 3-4 tane Kürt kentini, DEM Partili belediyeyi almak için Türkiye’yi kaybettiler.”

Paylaşın

Türkiye’nin Geneli İçin ‘Çok Şiddetli Kuraklık’ Alarmı

Türkiye genelinde yağışlar nidan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67, normaline göre ise yüzde 50 oranında azaldı. Meteorolojik kuraklık haritalarında Türkiye’nin büyük bölümünde ‘olağanüstü’ ve ‘çok şiddetli kuraklık’ alarmı verildi.

Haber Merkezi / Tüm bölgeler normalinin altında yağış alırken, en fazla azalma gösteren bölge yüzde 84 ile Karadeniz oldu. Bölgenin 2024 yılı Nisan ayı yağışları son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. En az yağış 8,5 kilogram ile Ardahan’da kaydedilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon, Bayburt, Artvin ve Ardahan’da son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) Nisan ayının yağış raporunu açıkladı. Rapora göre, Türkiye geneli nisan ayı yağışı normalinin ve geçen yıl nisan ayı yağışının altında gerçekleşti. 2024 yılı Nisan ayı yağışı 28.5 mm, nisan ayı normali (1991-2020) 57.5 mm, 2023 yılı Nisan ayı yağışı 86.8 mm’dir. Yağışlar normaline göre yüzde 50 ve geçen yıl nisan ayı yağışlarına göre yüzde 67 azaldı.

Nisan yağışları Bilecik, Bursa, Kastamonu, Samsun, Amasya, Tokat, Giresun, Rize, Trabzon Rize, Artvin, Ardahan, Burdur, Afyonkarahisar, Denizli ve Antalya sahil kesiminde yer yer yüzde 80’in üzerinde azalma gösterirken, İstanbul Avrupa yakası, Kırklareli, Çanakkale ve Mersin Mut çevrelerinde yüzde 60’ı aşan artışlar kaydedilmiştir. Bölge genelinde tüm bölgeler normalinin altında yağış almış, en fazla azalma gösteren bölge yüzde 70 ile Karadeniz Bölgesi olmuştur. Bölgenin 2024 yılı nisan ayı yağışları son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti.

İl geneli yağışlarda en fazla yağış 95.7 mm ile Hakkari, en az yağış 8.5 mm ile Ardahan’da kaydedilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Trabzon, Bayburt, Artvin ve Ardahan’da son 64 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşmiştir. İllerimiz içinde normaline göre en fazla azalma yüzde 85 ile Artvin ve Ardahan’da, en fazla artma ise yüzde 16 ile Çanakkale’de meydana geldi.

Türkiye genelinde nisan ayında ortalama 5.9 yağışlı gün görülmüştür (1991-2020 normali 10.8 gün). Yağışlı gün sayıları Ege Bölgesi, İç Anadolu’nun ve Akdeniz Bölgesi’nin batısı, Bolu, Bursa, Bilecik, Mersin, Şanlıurfa, Mardin, Bingöl, Siirt, Şırnak ve Artvin çevrelerinde 5 günün altına düşerken, Edirne, Kırklareli, Samsun, Ordu ve Trabzon çevrelerinde 10-15 gün aralığında gerçekleşti.

Marmara: Bölgenin nisan ayı yağışı 39.3 mm, normali 51.9 mm ve 2023 yılı Nisan yağışı 94.5 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 24, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 58 azalma gerçekleşti.

Ege: Bölgenin nisan ayı yağışı 24.7 mm, normali 54.0 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 74.2 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 54, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 67 azalma gerçekleşti.

Akdeniz: Bölgenin nisan ayı yağışı 23.0 mm, normali 53.5 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 76.9 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 57, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 70 azalma gerçekleşti.

İç Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 21.4 mm, normali 45.5 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 60.2 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 53, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 65 azalma gerçekleşti.

Karadeniz: Bölgenin nisan ayı yağışı 16.9 mm, normali 56.2 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 102.3 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 70, 2023 yılı Nisan ayı yağışlarına göre yüzde 84 azalma gerçekleşti.

Doğu Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 40.4 mm, normali 74.3 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 116.4 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 46, 2023 yılı Nisan ayı yağışlarına göre yüzde 65 azalma gerçekleşti.

Güneydoğu Anadolu: Bölgenin nisan ayı yağışı 43.9 mm, normali 62.4 mm ve 2023 yılı Nisan ayı yağışı 69.0 mm’dir. Yağışlarda normaline göre yüzde 30, 2023 yılı Nisan ayı yağışına göre yüzde 36 azalma gerçekleşti.

Paylaşın

Erdoğan, Özel’i Ne Zaman Ziyaret Edecek? Tarih Belli Oldu İddiası

AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın en kısa zamanda Özgür Özel’i ziyaret edeceği, ziyaretin haziran ayı ortalarında gerçekleşebileceği, Kurban Bayramı’nda da CHP ile AK Parti arasında “nezaket ziyaretlerinin yapılacağı” konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la 2 Mayıs’ta görüştü. Görüşmesinin ardından Erdoğan’ın Özel’i ne zaman ziyaret edeceği merak konusu oldu. AK Parti kulislerinde Erdoğan’ın Özel’i haziran ayı ortasında ziyaret edeceğini belirtildiği öne sürüldü.

Cumhuriyet’te yer alan Selda Güneysu haberine göre AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bir kez daha “normalleşme” adımının geldiği kaydedildi. Toplantıda Erdoğan’ın, MKYK üyelerine, 2 Mayıs’ta CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile AK Parti Genel Merkezi’nde yaptığı görüşmeyi anlattığı ve “Biz her zaman muhalefetle görüşmeye, temasta kalmaya hazırdık ama önceki yönetim buna çok imkân vermedi. CHP, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Yenikapı ruhuna iki, üç hafta dayanabildi” dediği kaydedildi.

AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın da en kısa zamanda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret edeceği konuşuluyor. Ziyaretin haziran ayı ortalarında gerçekleşebileceği, Kurban Bayramı’nda da CHP ile AK Parti arasında “nezaket ziyaretlerinin yapılacağına” işaret ediliyor.

Paylaşın

Türkiye Kupası Beşiktaş’ın

Türkiye Kupası Finali’nde Beşiktaş ile Trabzonspor, Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Ali Şansalan’ın yönettiği karşılaşmadan Beşiktaş, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a kupayı getiren golleri 45+3. dakikada Ghezzal, 54. dakikada Salih Uçan ve 90+4. dakikada Al-Musrati, Trabzonspor’un gollerini ise 14. dakikada Paul Onuachu, 89. dakikada Pepe kaydetti.

Bugüne kadar 17 kez final oynayan Beşiktaş, 11. kez kupayı kazanmayı başardı. 1974-1975, 1988-1989, 1989-1990, 1993-1994, 1997-1998, 2005-2006, 2006-2007, 2008-2009, 2010-2011 ve 2020-2021 sezonlarında kupayı müzesine götürmeyi başardı.

Beşiktaş, kupayla birlikte önümüzdeki sezon Avrupa kupalarında mücadele etmeyi de garantiledi. Beşiktaş, 2024-2025 sezonunda UEFA Avrupa Ligi play-off turundan Avrupa macerasına başlayacak.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Ghezzal’ın pasında topla buluşan Muçi’nin ceza sahası içi sol çaprazdan plase vuruşunda top uzak kale direğinin yanından auta gitti.

14. dakikada sol kanatta Eren Elmalı’nın yerden pasında orta sahada taç çizgisi yakınında Necip Uysal’dan vücut çalımıyla sıyrıldıktan sonra topu kontrol eden Onuachu, süratle ceza sahasına yöneldi. Nijeryalı oyuncu, ceza alanında Colley’i çalımladıktan sonra altıpasın solundan yaptığı aşırtma vuruşla meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 0-1

16. dakikada gelişen Beşiktaş atağında Muleka, sağdan ceza sahasına girip Eren Elmalı ve Denswil’i geçtikten sonra şutunu çıkardı, kaleci Uğurcan Çakır topu iki hamlede kontrol etti. 33. dakikada siyah-beyazlı ekip beraberlik golüne yaklaştı. Masuaku’dan aldığı pasla sol çaprazdan ceza sahasına giren Gedson Fernandes’in yaptığı vuruşta kaleci Uğurcan Çakır meşin yuvarlağı kornere çeldi.

45+3. dakikada Salih Uçan’ın ceza sahasında içeriye çevirdiği meşin yuvarlağa Bardhi’nin eliyle müdahalesinin ardından hakem Ali Şansalan, penaltı noktasını gösterdi. Topun başına geçen Ghezzal, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-1.

54. dakikada Muleka’nın ceza yayı solunda çizgi yakınından aşırtma pasında, Salih Uçan’ın altıpasın gerisinden yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu: 2-1.

70. dakikada Visca’nın ceza yayı önünden sert vuruşunda kaleci Mert’in parmaklarıyla dokunduğu top üst direğe çarparak kornere gitti. 84. dakikada Rashica’nın ceza yayının gerisinden sert vuruşunda kaleci Uğurcan, sağ köşeye giden topu kornere çeldi.

89. dakikada Visca’nın sağdan kullandığı kornerde Meunier’nin ceza sahasında yaptığı kafa vuruşunda kaleci Mert Günok’un sağına uzanarak çeldiği top, Pepe’nin önünde kaldı. Bu oyuncunun arka direkte yaptığı tek vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti: 2-2.

90+4. dakikada Pepe’nin ceza sahası içinde uzaklaştırmak istediği top kısa düştü. Al-Musrati’nin ceza yayının hemen gerisinden yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak filelerle buluştu: 3-2.

Stat: Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Ali Şansalan, Serkan Ok, Serkan Olguncan

Beşiktaş: Mert Günok, Svensson, Necip Uysal (Worrall dk. 90+7), Colley, Masuaku, Salih Uçan, Al Musrati, Gedson, Ghezzal (Rashica dk. 64), Muçi (Semih Kılıçsoy dk. 90+7), Muleka (Aboubakar dk. 75)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Meunier, Mendy, Denswil, Eren Elmalı, Berat Özdemir (Pepe dk. 68), Umut Güneş (Umut Bozok dk. 83), Visca, Bardhi, Fountas (Trezeguet dk. 55), Onuachu

Goller: Rachid Ghezzal (dk. 45+3 pen.), Salih Uçan (dk. 54), Al Musrati (dk. 90+4) (Beşiktaş), Paul Onuachu (dk. 14), Pepe (dk. 89) (Trabzonspor)

Paylaşın

Almanya’daki Türkiye Kökenli Sığınmacı Sayısı Yüzde 51 Arttı

Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan Türkiye vatandaşlarının sayısı 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 51’lik artışla 152 bin olurken, 2024 yılında Almanya’dan sınır dışı edilen Türkiye vatandaşlarının sayısı ise 449 oldu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Almanya’da sığınma başvurusunda bulunan yabancı ülke vatandaşlarının sayısı geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 3 oranında arttı. Artışta Türkiye, Afganistan ve Suriyeli sığınmacıların sayısındaki artış etkili oldu. Federal İstatistik Dairesinin verilerine göre 2023 yılı sonu itibarı ile Merkezi Yabancılar Siciline kayıtlı olan sığınmacıların sayısı bir önceki yıla göre 95 bin artarak 3 milyon 170 bine çıktı.

Söz konusu sayı, devletler hukukundan doğan veyahut insani ya da siyasi gerekçelerle Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan tüm sığınmacıları kapsıyor. Bu kişiler üç alt gruba ayrılıyor: Koruma statüsü için başvuruda bulunmuş ancak başvurusu henüz sonuçlanmamış olanlar, koruma statüsü talebi kabul edilmiş, sınırlı ya da sınırsız oturum hakkı kazanmış olanlar ve koruma statüsü talebi reddedilmiş ya da oturum hakkını kaybetmiş ve Almanya’yı terk etmesi gerekenler.

Üç milyon 170 bin sığınmacının 977 binini, Rusya’nın başlattığı savaş sonrası ülkelerini terk ederek Almanya’ya sığınan Ukrayna vatandaşları oluşturuyor. Ukraynalıların sayısının bir önceki yıla göre yüzde 3 oranında düşerken Suriyeli sığınmacıların sayısı yüzde 6 artarak 721 bine, Afganların sayısı ise yüzde 12 artışla 323 bine yükseldi. Türkiye vatandaşlarının sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 51’lik artışla 152 bine çıktı. Iraklıların sayısı ise yüzde 5 oranında azalarak 200 bine düştü.

Koruma talebinde bulunanlardan yaklaşık 2 milyon 530 bin kişiye koruma statüsü verildi. Bu yabancıların çoğunun Ukrayna vatandaşı olduğu kaydedildi. Ancak statülerin çoğunun belirli bir süre için verildiği, sadece 340 bin sığınmacıya süresiz koruma statüsü verildiği öğrenildi.

Almanya’da yılın ilk çeyreğinde sınırdışı edilenlerin sayısı da 2023’ün aynı dönemine göre arttı. İçişleri Bakanlığının Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre 2024 yılında Mart ayı sonuna kadar ikamet izni verilmemiş 4 bin 791 kişi sınırdışı edildi. Ocak-Mart 2023 döneminde sınırdışı edilenlerin sayısı ise 3 bin 566 olarak kayıtlara geçmişti. İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre 2023 yılında sınır dışı edilenlerin toplam sayısı ise 16 bin 430.

Ocak-Mart 2024 döneminde sınırdışı edilen yabancılar arasında Kuzey Makedonya vatandaşları 483 ile başı çekiyor. İkinci sırada ise 449 kişiyle Türkiye vatandaşları geliyor. Türkiye’yi 416 kişiyle Gürcistan, 345 kişiyle Afganistan ve 312 kişiyle Sırbistan takip ediyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezerv Birikimi Hız Kesmiyor

Merkez Bankası’nın (TCMB), 17 mayıs ile biten haftada, toplam rezervleri 139 milyar 100 milyon dolara, aynı haftada bankanın net rezervler 33,84 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük20,4 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü2,18 trilyon lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 17 mayıs ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri 139 milyar 100 milyon dolara yükseldi. Aynı haftada bankanın net rezervler 33,84 milyar dolara yükselirken, swap hariç net rezervleri ise eksi 14,8 milyar dolar olarak kaydedildi.

Ayrıca Merkez Bankası’ndan (TCMB) yapılan açıklamaya göre kısa vadeli TL mevduat için zorunlu karşılık oranı yüzde 8’den yüzde 12’ye, uzun vadeli mevduat için ise sıfırdan yüzde 8’e çıkarıldı.

Kısa vadeli KKM’de zorunlu karşılık oranı yüzde 25’ten yüzde 33’e, uzun vadeli KKM’de ise yüzde 10’dan yüzde 22’ye yükseldi. Yeni oranlarda tesis tarihi 24 Mayıs olarak açıklandı.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 17 mayıs ile biten haftada 20,4 milyar TL düşüş kaydetti. Kur korumalı mevduat toplamı 2,18 trilyon TL’nin altına gelmiş oldu.

Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre döviz mevduatları da aynı haftada parite etkisinden arındırıldığında 1,2 milyar dolar azaldı. Pariteden arındırılmış olarak bakıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatlarının 1,1 milyar dolar düştüğü izlendi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 35 Bin 800’e Yükseldi

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 91 artarak 35 bin 800’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 210 artarak 80 bin 200’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Avrupa’da Filistin’in uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik adımlar atılıyor.

Norveç, İrlanda ve İspanya’dan Filistin devletini tanıma kararı geldi. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store, Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Norveç hükümeti, Norveç’in Filistin’i bir devlet olarak tanımasına karar verdi” dedi.

On binlerce kişinin öldüğü ve yaralandığı bir savaşın ortasında hem İsraillilere hem de Filistinlilere siyasi çözüm sunan tek alternatifi canlı tutmaları gerektiğini belirten Store, bunun, “yan yana, barış ve güvenlik içinde yaşayan iki devlet” olduğunun altını çizdi.

Hükümetten yapılan açıklamada, Norveç’in iki devletli çözümü desteklediği ve ilerletmeye çalıştığı vurgulanarak Filistin’in bir devlet olarak tanınmasının, Norveç’in, Orta Doğu’daki çatışmaya kalıcı bir çözümün sadece iki devletli bir çözüm yoluyla sağlanabileceği yönündeki uzun süredir devam eden tutumunu vurguladığı bildirildi.

Açıklamada, Filistin’in, Avrupa’daki benzer görüşe sahip ülkelerle eş zamanlı olarak, uluslararası hukuka ve ilgili BMGK kararlarına uygun şekilde 1967 sınırlarıyla 28 Mayıs’ta tanınacağı belirtildi. Avrupa Birliği üyesi olmayan Norveç, İsrail’in en büyük destekçisi ABD’nin çok yakın müttefiki.

İrlanda basını, benzer bir duyurunun İrlanda Dışişleri Bakanı’nın katıldığı bir basın açıklamasında yapılacağını aktardı. İspanya’da ise Başbakan Pedro Sanchez’in meclise hitap ederek resmi tanıma için bir tarih belirlenmesini istemesi bekleniyor.

Üç Avrupalı ülke, Filistin’in bağımsızlığını tanıma kararını, İsrail’in yoğun sivil nüfuslu Refah kentine karadan operasyon başlatması üzerine aldı. Uluslararası kamuoyu, Gazze’de yerinden olan yaklaşık 1,5 milyon Filistinlinin çadırlarda yaşam mücadelesi verdiği Mısır sınırındaki kente bir operasyon düzenlenmesine karşı çıkıyor.

İlerleyen süreçte Slovenya ve Malta’nın da benzer yönde adım atması beklenirken bölgede barışın ancak iki devletli çözümle mümkün olacağı görüşü Avrupa genelinde hakim.

Aralarında Rusya, Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 144’ü Filistin’in bağımsızlığını tanıyor. 2014 yılında İsveç, Filistin’i bir devlet olarak tanıyan ilk AB üyesi olmuştu. Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Romanya Filistin’i tanıyan diğer birlik üyeleri.

İki devletli çözüm nedir?

İki devletli çözümün savunucuları, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’nın İsrail’den geçen bir koridorla birbirine bağlandığı bir Filistin öngörüyor. Yirmi yıl önce bunun nasıl işleyebileceğine dair ayrıntılar, eski İsrailli ve Filistinli müzakereciler tarafından bir planda ortaya konmuştu.

Cenevre Anlaşması olarak bilinen bu planın ilkeleri arasında Kudüs’ün Yahudi mahallelerinin İsrail’in başkenti, Arap mahallelerinin de Filistin’in başkenti olarak tanınması ve askerden arındırılmış bir Filistin devleti yer alıyordu.

Paylaşın

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Yeni Yönetim Kurulu Listesini Açıkladı

Adaylık toplantısında açıklamalarda bulunan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, 9 Haziran’daki kongre öncesi yeni yönetim kurulu listesini duyurdu. Ali Koç’un listesinde Acun Ilıcalı da yer aldı. Selahattin Baki, İlker Dinçay, Ömer Okan ve Can Gebetaş ise yeni yönetim kurulunda yer almadı.

Ali Koç’un yönetim kurulunda şu isimler yer alıyor: “Erol Bilecik, Burak Çağlan Kızılhan, A. Sertaç Komsuoğlu, Acun Ilıcalı, Ahmet Ketenci, Alper Alpoğlu, Cenk Öztanık, Eren Dişli, Ergun Özen, Esin Güral Argat, Fethi Pekin, Hakan Safi, Hamdi Akın, Hulusi Belgü, Hüseyin Bozkurt, M. Kemal Danabaş, Mehmet S. Dereli, Nedim Keçeli, Özgür Özaktaç, Rıfat Perahya, Selma A. Rodopman.”

Fenerbahçe’de 30-31 Mayıs’ta çoğunluk sağlanamazsa 8-9 Haziran’da yapılacak olağan seçimli genel kurul öncesi Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Faruk Ilgaz Tesisleri’nde açıklamalarda bulundu. Koç’un açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Başarılarımızla da hatalarımızla da tamamıyla yüzleştik. Hedeflerimizin henüz amaçladığımız düzeye gelmediğinin farkındayız. Tüm süreci analiz ettik, karşıdan bir gözle kendimizi kritik ettik. İlk dönemimizde Futbol takımımızda doğru yapmadığımız olmuştur. Transfer tercihlerimizle, hoca tercihlerimizle bizi sorgulayabilirsiniz. Açık yüreklilikle söylüyorum ki geçmişte yaşananlardan çok şey öğrendik, neler yapılması gerektiğini bugün çok çok daha iyi görüyoruz.

Gelir gelmez ekonomik duruma baktık. İyi olmadığını bekliyorduk ama bu kadar kötü olacağını beklemiyorduk. Onlar da bu duruma tam hakim değillerdi. Kimse bir kulübün finansal durumunu bu hale getirmez. UEFA’nın 2018 yayınladığı raporda Avrupa’da batmaya en yakın kulüp olarak Fenerbahçe belirtiliyor.

Biz bırakırken 3.5 milyar küsur borç vardı, şimdi 11’e geldi diyorlar. Bunu bu şekilde ifade etmek, muhasebe ve finans konularına çok uzak olan insanların yapacağı şey. 31 Mayıs 2018’de 3 milyar 180 milyon TL olan borcumuz, 29 Şubat 2024 itibariyle 23 milyar 650 milyon TL’ye geliyor. Hangi kurdan bakarsak bakalım Fenerbahçe’nin borcu yarı yarıya inmiştir.

Finansal olarak batma noktasından aldığımız bu kulübü adeta canla başla çalıştık. Finansal bağımsızlığımızın temellerini atarken sportif anlamda hiçbir branşta rekabetten ödün vermedik… Bankalar Birliği anlaşmasından dolayı gelirlerimizin brütten yüzde 50’si bankalara gittiği için yarattığımız ekonomiden bu sezonu sürdürmeye çalıştık. 6 yıl boşa gitti diyenlere bunu hatırlatmak istedim.

Finansal daha sağlıklı ve yönetilebilir hale getirdik. Yeni gelir kalemleri yaratarak ekonomi büyüttük. Her türlü ekonomik sıkıntıya rağmen takım ve olimpik sporlarda istikrarlı bir başarı yakaladık… İlk dönemimizde muhtelif sebeplerden kaynaklı hatalarımız ve yanlış kararlarımız oldu. Sistem tarafından giyotinden geçirilmeseydik şampiyonluğa ulaşabilme şansımız vardı. Hep engellendik. Son 2 sezonda yapılan hatalardan arınmış, transfer başarısı sağlamış, tüm sistematik engellere rağmen tarihin en iyi kadrolarını kurduk.

Futbolda başarılı bir istikrar sağladığımız aşikardır ve geleceğe ümitle bakmamızı sağlamıştır. Son 10 sene ve 5 senenin toplam puan tablolarına baktığımızda bu söylem net şekilde doğrulanmaktadır. Fenerbahçe bu tablolarda hep zirvede olmuş ve şampiyon olması hep engellenmiştir… Kulübümüzü aldığımız noktadan bugünkü noktaya getirmek için canla başla mücadele ettik. Başkan adayı olmamın ana nedenlerinden biri başladığımız bu dönüşümü tamamlayarak Fenerbahçe’yi hem mali hem de sportif açıdan hedeflediğimiz noktaya getirmektir.

‘Ali Koç varken Fenerbahçe’yi şampiyon yapmazlar’ söyleminin arkasında seçim stratejisi hazırlayanlara iki lafım var. Adaylık kararı alma nedenlerimden biri budur. 2 televizyon programında bu ifadeleri kullandım. Bu kesinlikle umutsuzluk ve teslimiyet ifadesi değildir. Bu sözler tam tersine bir isyanın, bir mücadelenin dışa vurumudur. Türkiye’de futbolu istediği gibi dizayn etmek isteyenlere bir mesajdı. Fenerbahçe sistematik bir şekilde yoğun saldırılara maruz kalmış ve kalmaya devam etmektedir.”

Transfer mesajı

Transfer için mesaj veren Ali Koç, “Normal bir lig olsa büyük bir heyecan içinde olurduk. Malum ortam, dizaynlar… Allah’tan ümit kesilmez. Bu başarı şampiyonlukla taçlanır. En son 90 puan üzerinde bir sezonun bitişi 1988/89’da olmuştur. Son 10 senede 90 puan üzeri alan takım olmamıştır. Tarihte 2 kere olmuştur 90 puan üzer. Futbol yatırımlarımız 2 senedir meyvesini verdi. Bu sezon çok güçlü olan takımıza yapacağımız takviyelerle, şampiyonluk yarışını domine edeceğiz.

Gelecek sezonun çalışmaları uzun süredir devam etmektedir. Şampiyonluk sözü vermedim hiç. Karakter gereği hiçbir zaman hiçbir konuda büyük konuşmadım. Son 2 sezonda yaşadıklarımızdan hareketle ve takviyelerle çok daha kuvvetli bir Fenerbahçe yaratacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Öyle bir takım kuracağız ki şampiyonluk sözü vermeme gerek kalmayacak. Avrupa’da iki senedir yakaladığımız başarıyı istikrarlı hale getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Konyaspor – Galatasaray maçı açıklaması

Ali Koç, Galatasaray’ın Konyaspor ile oynayacağı maç için UEFA’ya başvurduklarını açıkladı. “Fenerbahçe’nin Konyaspor ile oynayacağı maç öncesi valiler, belediye başkanları, birçok isim gördük. Bugün bu hafta sonu Konyaspor, Galatasaray ile çok önemli bir maça çıkacak. Tesislerde vali, belediye başkanlarını görmememizi neye bağlıyorsunuz?” sorusunu cevaplayan Ali Koç, “Sisteme! Sadece Konya’da değil, birçok yerde oldu bu. Konyaspor’un bizden puan alması lazımdı. Korakor mücadele etmesi lazım. Konyaspor Başkanını severim. Konyaspor camiasını çok bilmem.” dedi.

Açıklamalarına devam eden Ali Koç, “Hepimizin korktuğu bir konu var. Bu konunun UEFA, FIFA nezdinde gözlemci yollanmasını istiyoruz. Buraya verilecek hakemler ve Konyaspor’un rakibinden ötürü istiyoruz. TFF ve UEFA’ya yazı yolladık. Endişemiz var. Buna benzer şeylere çok tanık olduk.” Konyaspor’un bizden puan alması lazımdı. Korakor mücadele etmesi lazım. Konyaspor Başkanını severim. Konyaspor camiasını çok bilmem. Hepimizin korktuğu bir konu var. Bu konunun UEFA, FIFA nezdinde gözlemci yollanmasını istiyoruz. Buraya verilecek hakemler ve Konyaspor’un rakibinden ötürü istiyoruz. TFF ve UEFA’ya yazı yolladık. Endişemiz var. Buna benzer şeylere çok tanık olduk.” ifadelerini kullandı.

Aziz Yıldırım’a çağrı

Rakibi Aziz Yıldırım’a canlı yayına çıkma çağrısında bulunan Ali Koç, şu ifadeleri kullandı: “Önceki başkanımız, 6 sene boyunca kurullara gelmeyip, dışarıdan bize ağır salvolar yaparken, genel kuruldan 1 gün önce garip, ilginç, karakterine uygun basın toplantıları yaparken hep rica ettik, gelin TV’ye çıkalım, kendimizi anlatalım. Camia bizi tanısın, anlasın dedik. Ona pek rağbet etmemişti. Şu an hiç tereddüt etmeyecektir. Tekrar aday oldu. Öz güveni tavan yapmış, yelkenleri dolmuş hızla ilerliyor. Aday olduğu için kongre üyelerine saygı duyduğu için, iki aday olarak TV’ye çıkıp sizleri çok daha iyi aydınlatacağımızdan zerre şüphem yok. Bu sefer de kabul etmezse belki de Dursun Özbek ile televizyona çıkar.”

Paylaşın

‘Kur Korumalı Mevduat’ Hesaplarında Gerileme Devam Ediyor

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 17 mayıs ile biten haftada 20,4 milyar lira düşüş kaydetti. Kur korumalı mevduat toplamı 2,18 trilyon liranın altına gelmiş oldu.

Haber Merkezi / Aynı hafta Merkez Bankası’nın (TCMB) swap hariç net rezervleri eksi 14,8 milyar dolara geriledi. Bankanın toplam rezervleri ise 139,1 milyar dolara yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 17 mayıs ile biten haftada 20,4 milyar TL düşüş kaydetti. Kur korumalı mevduat toplamı 2,18 trilyon TL’nin altına gelmiş oldu.

Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre döviz mevduatları da aynı haftada parite etkisinden arındırıldığında 1,2 milyar dolar azaldı. Pariteden arındırılmış olarak bakıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatlarının 1,1 milyar dolar düştüğü izlendi.

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 17 mayıs ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri 139 milyar 100 milyon dolara yükseldi. Aynı haftada bankanın net rezervler 33,84 milyar dolara yükselirken, swap hariç net rezervleri ise eksi 14,8 milyar dolar olarak kaydedildi.

Ayrıca Merkez Bankası’ndan (TCMB) yapılan açıklamaya göre kısa vadeli TL mevduat için zorunlu karşılık oranı yüzde 8’den yüzde 12’ye, uzun vadeli mevduat için ise sıfırdan yüzde 8’e çıkarıldı.

Kısa vadeli KKM’de zorunlu karşılık oranı yüzde 25’ten yüzde 33’e, uzun vadeli KKM’de ise yüzde 10’dan yüzde 22’ye yükseldi. Yeni oranlarda tesis tarihi 24 Mayıs olarak açıklandı.

Paylaşın

Özgür Özel İle Mustafa Destici Görüştü: Türkiye Normalleşemez

BBP Lideri Mustafa Destici ile görüşme sonrası açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından cumhurbaşkanı ve siyasi parti liderleriyle görüşmelerin yarattığı siyasette “normalleşme” iklimi için eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

Haber Merkezi / “Ankara’nın ortasında iki kız babası bir siyasetçi bir ülkü ocaklarının da önceki genel başkanlarından birisi bir siyasi cinayete kurban gidecek, onu uyuşturucu torbacıları öldürecek, kamu görevlileri kaçmalarına yardım edecek ve o kan yerde kalacak. Neden? Bir partideki birilerinin yapmış olduğu temaslar ortaya çıkmasın parti zarar görmesin! O kan orada durdukça Türkiye’de siyaset normalleşemez! Cumhur İttifakı’nın bu yüksen kurtulması lazım.”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ile CHP Genel Merkezi’ndeki makamında bir araya geldi. CHP lideri Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları İlhan Uzel ve Sevgi Kılıç eşlik etti. Özel ve Destici görüşmenin ardından açıklamalarda bulundu.

Özel konuşmasında şunları söyledi: “31 Mart seçimlerinden sonra Türkiye siyasetinde çeşitli şekillerde nitelendirilen bir normalleşme süreci yaşanıyor. Ama bizim bugünkü görüşmemiz bir normalleşme sürecine işaret etmiyor. Çünkü biz zaten Meclis’te görev yaptığı sırada da Sayın Destici ile iki siyasi partinin yürütmesi gereken hem nezaket kuralları, hem protokol kuralları çerçevesinde hep birlikte olmuş ve temaslarımızı sürdürmüş iki partiydik. Bayramlaşmalarda heyetlerinin birbirini ziyaret ettiği, bayramlarda Genel Başkanlarının birbirini aradığı bir siyasi parti olarak bugünkü ziyareti bir hayırlı olsun ziyareti olarak son derece önemli buluyoruz.

Gündemimizde pek çok konu vardı ama Türkiye’de, Avrupa ve Dünya’nın çok gerisinde bir Siyasi Partiler Kanunu ile karşı karşıyayız. Siyasetin finansmanının şeffaf olması, denetim altında olması, bazı siyasi partilere Hazine ve seçim yardımı yapılıyorken sadece beş partiye bugünkü uygulama ile yapılabiliyor. Bazı siyasi partilerin bundan mahrum olmasının kabul edilemez olduğu noktasında bir kez daha karşılıklı fikir birliği içinde olduğumuzu gördük. 2018 seçimlerinden hemen önce ben CHP’nin heyet başkanı olarak ziyaret etmiştim genel merkezlerini. Orada Hazine yardımının hiç değilse yüzde 1’in üzerinde oy almış bütün partilerin almasını savunmuştuk.

Öyle bir taslağımız vardı. Ama gelen baskın seçim bu tartışmaları olanaklı kılmadı ve ardından da bambaşka bir gündeme savruldu Türkiye. Bugün yine bir kez daha ifade etmek isterim ki fikirlerin tümünün kolayca ifade edilebilmesi, toplum tarafından duyulmasının sağlanması ancak ve ancak siyasi parti kurulmasının kolaylaştırılması, siyasi parti faaliyetlerinin devlet tarafından desteklenmesi ve özellikle belli bir mali gücün altındaki siyasi partilerin bugünkünün aksine pozitif ayrımcılıkla seslerini duyurmaları, örgütlenmelerini sağlamaları noktasında mutlaka gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor.

Biz Sayın Destici’yle, BBP ile ayrı ittifaklardayız. Ayrı siyasi yelpazenin farklı kanatlarındayız. Bu konudaki müşterek duygumuzu her ikimiz ifade ettik. Bundan sonraki süreçte bir düzenleme yapılması noktasında biz buna son seçimlerin en çok oy almış birinci partisi olma sıfatıyla da AKP’nin 22 yıllık pratiğinden farklı olarak gönülden destek vereceğimizi ve oy vereceğimizi ifade etmek istiyorum. Bir kez daha kendisine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum.

İçeride tekrar ettiğim bir tebriği burada ifade etmem gerekir. BBP başta Sivas il belediyesi olmak üzere bu dönemde çok sayıda ilçe ve belde belediyesini kazandılar. Neredeyse iki katına çıkardılar. Onu seçim akşamı özellikle Sivas’ın BBP tarafından alınmasına ben ‘BBP amiral gemisini, sancak gemisini kazandı’ diye ifade etmiştim. Ben de kendilerini tebrik ediyor. Belediye başkanlarına ve belediye meclis üyelerine başarılı çalışmalar diliyorum.”

Özel, gazetecilerin soruları üzerine, “Yarın Saadet Partisi’ni ziyaret edeceğim. Önümüzdeki hafta yine önce Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler, milletvekili bulunan siyasi partiler ve mümkün olan, siyasette aktif olarak bir sıklet merkezini temsil eden tüm siyasi partilerin liderleri ile görüşmek istiyorum” dedi. Özel, sokak hayvanları ile ilgili düzenleme hazırlığına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi:

“Ülkemizde sahipsiz sokak hayvanları sorunu olduğu bir gerçektir. Bu konuda 31 Mart tarihinden sonra hem yerel yönetimlerimize ışık tutmak, hem yapılacak olası çalışmalara yasal zemin hazırlamak üzere Türkiye Veteriner Hekimler Birliği ile bir araya geldiğimiz toplantıda kendilerine bu soruna hem insan sağılığını ve güvenliğini önceleyen, hem de hayvan haklarına saygılı doğru bir çözümün önerilmesiyle ilgili taleplerimizi iletmiştik. Kendileri de bu konuda kendilerinden görüş alınmasının mesleklerine verilen değer açısından ve konunun gerçek uzmanlarına danışılması açısından bu yaklaşımımızı kıymetlendirdikleri ifade etmişlerdi.

Kendilerinin hazırlık süreci tamamlandıktan sonra böyle bir görüşmeyi yapmayı ümit ediyorduk. Son günlerde bizim de basından takip edebildiğimiz kadarıyla bu konuda bir hareketlenme var. Bir hazırlık var. Sayın Genel Başkan’ın ifade ettiği gibi bir taslak görmüş değiliz henüz. Taslak üzerinden elbette hep birlikte çalışacağız. Ancak TBMM insan kaynağı ile verilen emek ile harcanan en kıymetlisi zaman, Meclis imkânları ile Ocak 2020’de tüm grubu bulunan siyasi partilerin katılımıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurdu. Bu komisyon hayvan haklarının korunmasına yönelik olarak raporunu verdi. Bu raporda bu soruna da etraflıca yer verildi.

Bu rapor hazırlanırken uzmanlar, akademisyenler dinlendi. Bu konuda uzun bir çalışma sonucunda çok iyi bir rapor ortaya çıktı. Bu raporda uyutma meselesi hasta ve tedavi edilemez hayvanlar ve kontrolü mümkün olmayan bir takım hayvanlarla sınırlı, sokak hayvanlarının çoğalmasını engelleme ile ilgili bir uyutma tedbiri kesinlikle burada yok. Ama burada soruna bir müdahale var. Diyor ki rapor: Bir hayvan hakları fonu kurulmalıdır. Bu hayvan hakları fonunun gelirleri belediyelerin aldıkları emlak, çevre, temizlik vergilerinden aktarılacak paylar. At yarışından, Milli Piyango gibi şans oyunlarından aktarılacak paylar ve idari cezalardan aktarılacak paylarla bağışlardan oluşmalıdır.

Bu fon barınakların yapılması, kısırlaştırmaların yapılması ile ilgili harcamaları bu fondan karşılanabilir ve yeterli kaynak sağlanır. Bunu tüm siyasi partiler böyle söyledi. Meclis bunu bu şekliyle karara bağladı. Şimdi bugün tasarruf tedbirleri söz konusu olunca ‘Efendim biz parayı seçim ekonomisine harcadık, bu köpekleri uyutalım’ derseniz, bunun tutar bir tarafı yok. O yüzden bu fon kurulmalıdır. Başta kısırlaştırma olmak üzere barınaklar için bu paralar olmalıdır. Uyutma, hastalar, tedavi edilemeyen hayvanlar, saldırganlığı önlemeyen hayvanlar üzerinde son tedbir olarak zaten bilim insanları tarafından da ifade edilmektedir.

Bizim yaklaşımımız Meclis’in kendi raporuna sahip çıkması ve bu fonun mutlaka kurulması yönündedir. Bu fonun önemli gelir kalemlerinden bir tanesi de bağışlardır. Türkiye’de bu sorun iki başlıdır. Bir yandan biraz önce Sayın Genel Başkan’ın da ifade ettiği gibi okula giden çocuklar, sabah erken vakitte ibadete giden yaşlılar, aracı olmayan toplu taşımaya erken vakitte ulaşmaya çalışan, belli bir gelirden yoksunlar açısından bir güvenlik sorunudur.

Bu sorun görülmezse ve meseleye bu sorun görülmeden bakılırsa çözüm olmaz. Diğer yandan da bu hayvanların yaşam hakkı vardır. Hayvan hakları vardır. Hayvan severlerin hassasiyeti vardır. O yüzden kurulacak böyle bir fona çok ciddi bağış ve katkıların yapılabileceği, bu konuda hiçbir sıkıntının olmayacağı da aşikârdır. Ama tasarruf tedbirleri konusunda binlerce, on binlerce, yüz binlerce candan tasarruf edemezsiniz. Bu konuda çok istikrarlı, dengeli ve bilimsel işler yapmak gerekiyor. Koronavirüs meselesi kısırlaştırma konusunda engel olmuş ve inanılmaz derecede bir popülasyon artışı olmuştur.

Burada etkin kısırlaştırma ve biraz önce Sayın Genel Başkan’ın da ifade ettiği, Sivas Belediyesi’nin bir önceki yerel iktidarları döneminde bin tane sokak hayvanının tamamen kısırlaştırıldığı, barınağa alındığı örnek gibi yapıldığında çok kısa sürede bu sorunda hızlı bir düşüş yaşanacaktır. Biz bu meselenin maalesef bir sınıfsal sorun haline dönüşüp, yoksulların tehdit altında olduğu, zenginlerin de hayvan haklarını savunduğu bir ikilemden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir ikileme düşürülmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Sorun Türkiye’nin sorunudur. Hep beraber çözeceğiz.

Özel, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’nin belediyelerdeki personel alımı konusundaki açıklamalarına ilişkin soruya, “Dört başı mamur bir özeleştiri olmuş. CHP bu kadar belediyeyi aldı da kimden aldı. Bunları DSP’den almadı. BBP’den almadı. Tamamına yakınını AKP’den, bir kısmını da MHP’den aldık bu belediyelerin. Seçim zamanında dünya kadar eleman alıyorlar dediği kendi seçim kaybetmiş belediye başkanlarına ilişkin eleştiridir. Partisine dair bir özeleştiridir. Gelmiş belediye başkanımız, görev yapacak. Ama bir bakıyor. Seçimi kaybetme telaşıyla, belki kaybedeceğini bilerek ya da kazanabilmek umuduyla AKP’li belediye başkanı son iki ayda 600-700 kişi almış.

Bunları işten çıkarsanız ki mecburen işten çıkarılıyor. Son dönemde yapılan bu yığma alımlar. Bu bazen CHP tarafından aday gösterilmeyip başka aday tercih edilen, o günkü CHP’li sonradan başka partiden ya da bağımsız aday olmuş birkaç arkadaşımız da yaptı. Onlar da çıkarılıyor. Onlar belki CHP’ye yakın isimler almışlar ama bu yığma. 600-800 kişiye maaş ödemeye kalktığınızda Özhaseki’nin dediği gibi ‘Belediyenin bütçesi buna müsait değil’ diyor. Bu kişilerin tamamına yakınını AKP’li belediye başkanları aldı. Şimdi devlet bu yükü niye çeksin, CHP’li belediye bu yükü çekerken niye hizmet edemesin? Ben Sayın Özhaseki’ye soruyorum. Belediye başkanlarımızın ifadeleri şu, hiç olmazsa beş tane, 10 tane elim ayağım olacak, hizmeti birlikte yapacağım elemana ihtiyacım var diyor.

Seninki 600 tane doldurmuş, bırak 10 tane de yeni eleman alalım diyor. Tasarruf tedbirleri var. Öyle olmasın, böyle olmasın. Hem ekmekle oynanmasın, hem CHP’li belediye eleman alamasın. Nasıl kendi icraatını yapacak? Bu milli iradeye topyekûn bir saygısızlık. Kendisini şu anlamda tebrik ediyorum. AKP belediyeciliğinin son günlerini çok iyi özetlemiş. Kaybedeceğini anlayınca yüzlerce elemanı doldur. Ne kadar varsa doldur. Seçimi kaybedince de CHP’nin kucağına bunu bırak. Bugün Türkiye gazetesinin manşetine baktım. Devlet bu yükü niye çeksin? Niye yaptınız bunu?” yanıtını verdi.

“Türkiye normalleşemez”

Özel, MHP Genel Başkan Yardımcıları İzzet Ulvi Yönter ve Semih Yalçın’ın açıklamalarına ilişkin olarak şunları kaydetti: “Cumhur İttifakı’nın iki bileşeni Rabia’da birleşmişlerdi, hep dört yapıyordu. Bir kere de biz Rabia yaptık. Arkadaşların baya canları sıkılmış görünüyor. Oradaki tespitim şu olacak. Oradaki sorduğum sorular ve söylediklerim üzerine tespitim şu. Memnun olduğum husus şudur ki ben isim vermedim. Ama beyefendiler konuyu kendi üzerlerine almışlar.

Memnun olduğum konu şudur ki o iki kişiyi koskoca MHP camiasında, sadece o ikisi savundu. Kendilerini savundular. Bize hakaret etmeyi tercih ettiler. Bir üçüncü isim çıkıp da ne onları savunmaya kalktı. Ne de başka bir şey söyledi. Mesele bu kadar hassas. Mesele bu kadar ciddi ve mesele bu kadar gerçek zaten. Ben bunun üstüne daha fazla ne söyleyeyim? Cümle âlemin bildiğini sadece ima ettik. İki tane hakaret dolu tweet. İki tane benim o bana söylüyor diyen kişi. Üçüncü bir kişi yok ki bunları savunsun ve arkalarında dursun. Vicdanlar yaralıdır.

Normalleşme sorunuza da cevabım şu. Ankara’nın ortasında iki kız babası bir siyasetçi, bir Ülkü Ocakları’nın da önceki Genel Başkanlarından birisi, bir siyasi cinayete kurban gidecek, onu uyuşturucu torbacıları öldürecek, kamu görevlileri kaçmalarına yardım edecek. Cenaze ve kan yerde kalacak. Neden? Bir partideki birilerinin yapmış olduğu temaslar, görüşmeler, iletişim ortaya çıkmasın. Parti zarar görmesin. İttifakımız zarar görmesin. O cenaze, o kan orada durdukça Türkiye’de siyaset normalleşemez. İlk önce MHP’nin, ucu kime gidiyorsa gitsin deyip bu yükten kurtulması, sonra Cumhur İttifakı’nın bu yükten kurtulması, Türkiye siyasetinin bu yükten kurtulması lazım. Normalleşme diyorsanız, normal siyasi partiler bir cinayet işlendiğinde ona karşı bir sis indirmeye çalışmazlar. Biz inen sisin farkındayız. O sis kalkmadan Türkiye normalleşemez.”

“Sokak hayvanlarını uyutmayı kapsayan tasarıyı destekleyeceğiz”

Destici ise konuşmasında şunları kaydetti: “Bir hayırlı olsun ziyaretinde bulunduk. Aslında daha önce planlamıştık ama araya seçim girdi. Girdikleri ilk seçimde de başarıyla çıktılar. Başarılarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. BBP olarak biz de belediye sayısını yüzde yüzün üzerinde artırarak çıktık. Büyükşehirlerin neredeyse yarısına yakını CHP’de geri kalanı da Cumhur İttifakımızda. Biz hem AKP‘nin olduğu hem de CHP’nin olduğu yerlerde uyum içerisinde çalışma yürütüyoruz.

Farklı bir ittifakı içerisindeyiz tabi bu hassasiyeti de gözeterek siyasetimize devam ediyoruz. Neticede Türkiye partisiyiz. Önceliğimiz milletimizin birliği refahı huzuru. Bunun için elbette birlik olmaya ve birlikte hareket etme zorunluluğu olan noktalarda millete ve devlete karşı olan bir borcumuz var. Bugün de görüşmemizde yeni anayasayı konuşma fırsatı bulduk. Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğine inanıyoruz. Konuşmalarımızda şunu gördük ki CHP de Türkiye’nin yeni, demokratik ve sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğu konusunda hem fikiriz.

Ben Kemal Beye ifade ettiklerimi Özgür Beye de ifade ettim. Herkes teklifini kamuoyu önünde paylaşsın ben uzlaşamayacağımız noktaları bir kenara bırakarak en azından azami müştereklerimizde buluşarak bir anayasa yapma konusunda gayret göstermemiz gerektiğini söyledim. Bizim için kırmızı çizgi terör ve şiddettir. Terör örgütleriyle arasına mesafe koyduğu sürece her siyasi parti her sivil toplum örgütü hatta her fert kendi fikrini özgürce söyleyebilir, inancını yaşayabilir. Kırmızı çizgimiz terör ve şiddettir. Bunda da aynı fikirde olduğumuzu gördük. Bu görüşme çok faydalı oldu.”

Destici, sokak köpeklerinin uyutulması hazırlığına ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Neticede biz BBP olarak bize teslime dilen belediyelerde bir ay içinde bu çalışmaları başlatacağımızı ve sokaklarımızı hastalıklı ve saldırgan sokak köpeklerinden temizleyeceğimizi ifade ettiler. Belediyelerimiz bu çalışmalarını tamamladılar. Şu anda köpekler toplanıyor. Tedavi görecekler tedavi görecekleri yerlere, barınak imkanı olanlar barınaklara, hastalıklı ve terbiye edilemeyecek şekilde saldırgan olanların da uyutulması konusunda biz çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu konuda devletimizin yasa hazırlığı içinde olduğunu duymaktan da büyük bir memnuniyet duyduk. Bu yasa teklifini de desteklediğimizi ifade ediyorum. Şu ana kadar bildiğimiz haliyle bizim seçim öncesi söylediğimiz her şeyin o yasa içerisinde birebir olduğunu görüyoruz.”

Paylaşın