Mehmet Şimşek’e Göre Ekonomi İyiye Gidiyor!

Ekonomiye ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Şimşek, “Borçlanma faiz oranlarımız düşüyor. Programımız sayesinde ülkemize yatırımcı ilgisi artmaya ve CDS risk primimiz gerilemeye devam ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dezenflasyon sürecinde daha da iyileşecek makro göstergelerimizle birlikte borçlanma maliyetlerimiz düşüşünü sürdürecek ve kamu maliyesindeki olumlu görünüm güçlenecektir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından ekonomiye dair açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında, borçlanma faiz oranlarının düşüşe geçtiğini ve yatırımcı ilgisinin artmakta olduğunu belirten Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı.

“Borçlanma faiz oranlarımız düşüyor. Programımız sayesinde ülkemize yatırımcı ilgisi artmaya ve CDS risk primimiz gerilemeye devam ediyor. Azalan risk primi ve gerileyen enflasyon beklentileriyle hazine tahvil faizleri düşüyor.

2 yıl vadeli TL cinsi gösterge tahvilin faizi marta göre yaklaşık 1000 baz puan geriledi. 5 ve 10 yıl vadeli dolar cinsi tahvillerin faizi ise nisandan bu yana yaklaşık 50 baz puan düştü.

Dezenflasyon sürecinde daha da iyileşecek makro göstergelerimizle birlikte borçlanma maliyetlerimiz düşüşünü sürdürecek ve kamu maliyesindeki olumlu görünüm güçlenecektir.”

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye’ye “Sıkı Para Politikası Sürdürülmeli” Tavsiyesi

Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendir Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, “Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

Fitch Ratings Türkiye Analisti Erich Arispe Morales, Türkiye’nin ekonomi politikalarını değerlendirdi. CNBC-e’ye konuşan Morales şunları şöyledi:

“Hükümetin politika kararları, vergi ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere, tavsiyede bulunmuyoruz. Maliye politikasına ilişkin mevcut odak noktamız, geçen ay açıklanan harcama kısıtlama tedbirlerinin ve potansiyel gelir tedbirlerinin merkezi yönetim açığını ne ölçüde düşüreceği ve Merkez Bankası’nın daha sıkı politika duruşuyla tutarlılığı artırarak enflasyonu kontrol altına alma hedefini ne ölçüde destekleyeceğidir.

Kredi rating derecelendirme perspektifimizden bakıldığında kamu maliyesi, düşük borç seviyeleri (GSYH’nin %30’u), güçlü gelir tabanı, yönetilebilir borç amortismanları ve iyileşen finansman koşulları sayesinde emsallerine göre güçlü kalmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin makroekonomik senaryosuna ilişkin Haziran güncellememizde, iç talebin dirençli seyri ve özellikle Nisan ayında gözlenen beklenenden güçlü enflasyon ivmesi nedeniyle Mart ayında %40 olan 24 yıl sonu enflasyon tahminimizi %43’e yükselttik. Haziran ayındaki para politikası kararında da vurgulandığı üzere, Merkez Bankası’nın sıkı politika duruşunu sürdürmekte kararlı olduğunu düşünüyoruz.

Sonuç olarak, TCMB’nin ana politika faizini sadece yıl sonunda 250 baz puan indirmesini bekliyoruz. Politika yapıcıların önündeki zorluk, enflasyonu benzer ülkelerle karşılaştırılabilir seviyelere indirmek için genel olarak sıkı bir politika duruşunu uzun bir süre devam ettirmektir.”

TL cazibesini artırdı

Öte yandan HSBC Stratejistleri Myrat Toprak ve Charlotte Ong tarafından kaleme alınan raporda enflasyondaki yavaşlamanın TL’nin cazibesini artırdığı belirtildi.

Haziran enflasyonunun Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türk Lirası için pozitif olduğunu kaydeden stratejistler “Para politikası ve kredibilite perspektifinden bakılınca Haziran enflasyon verisi oldukça olumlu” değerlendirmesini yaptı.

Verinin Türk Lirası için de olumlu olduğu belirtilen raporda TCMB anketinde yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 43,5 olduğu hatırlatılarak “Enflasyon beklentilerinde olası aşağı yönlü revizyonla birlikte ileriye dönük reel faizlerin yükselmesi ve liranın cazibesinin daha da artması muhtemel” ifadesine yer verildi.

Raporun sonuç kısmında ise şu ifadeler yer aldı; “Haziran ayında olduğu gibi aylık enflasyonda ılımlı artış gelecek aylarda da sürerse reel faiz dinamikleri de iyileşmeye devam edecek. Yılın ikinci yarısında politika yapıcılar Dolar / TL’nin stabil seyretmesinden yana da olsa da lira reel anamda daha ılımlı biçimde değerlenebilir.”

Paylaşın

Erdoğan Astana’da: İsrail’in Durdurulması Lazım

Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuşan Erdoğan, “16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım” dedi ve ekledi:

“İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor… Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz.

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir… Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana’da Şanghay İşbirliği Örgütü Genişletilmiş Oturumu’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

Aziz kardeşim Tokoyev’e nazik davetleri için teşekkür ediyorum. Zirve için belirlenen “Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Arayışı’nda Çok Taraflı Diyalogun Güçlendirilmesi” teması son derece isabetli olmuştur. Kural temelli uluslararası sistemin sütunlarının sarsılmakta olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Terörizm, İslam ve yabancı düşmanlığı, düzensiz göç, iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği ile tedarik zincirlerindeki aksamalar gibi meydan okumalar, yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddetini artırıyor. Bunun en son ve acı örneği hepimizin gözleri önünde Gazze başta olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında sergilenmektedir.

16 binden fazla masum çocuğun altında can verdiği yıkıntılar, esasen meşruiyetini kaybeden uluslararası sistemin enkazıdır. Gazze’deki yıkıma son verilmesi için İsrail’in durdurulması lazım. İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesi kabul etmeye zorlanması lazım, bunun için de İsrail yönetimi üzerindeki baskının artırılarak sürdürülmesi gerekiyor.

Karamsarlığa kapılmadan küresel adalet için seslerini yükselten ilkeli ülkeler var. Türkiye olarak güçlünün haklı olduğu değil haklının güçlü olduğu, ekonomik eşitsizliklerin üzerine giden, barış, güvenlik, istikrar ve refah üreten etkili ve tüm insanlığı kucaklayıcı bir uluslararası sistemin inşası için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz. Amacımız, insanı ve insani değerleri merkeze alan girişimci diplomasi anlayışıyla bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmektir.

Gazze’ye gönderilen yardımların üçte birini Türkiye olarak biz üstlendik. Yaklaşık 620 ton insani yardım taşıyan 20’inci iyilik trenimiz 12 Haziran’da Afganistan’a ulaştı.

Türkiye terörün kanlı yüzünü çok iyi tanıyan bir ülkedir. Terörizmin farklı biçimleri ile 40 yıldır mücadele ediyoruz. Terörle mücadele tecrübemiz uluslararası işbirliğinin elzem olduğunu gösteriyor. 4 milyondan fazla yerinden edilmiş insana ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası toplumunda sorumluluk bilinci ile hareket etmesi gerektiğini dile getiriyoruz. Yeniden Asya girişimimizle Asya ile ilişkilerimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz.”

“Asya ile yakınlaşmak istiyoruz”

Erdoğan, Astana’daki temasları kapsamında, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya geldi. Zirvenin yapıldığı Bağımsızlık Sarayı’ndaki görüşme, basına kapalı gerçekleştirildi. Görüşmede, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yer aldı.

Görüşmenin ardından açıklama yapan Erdoğan, şunları ifade etti: “Yaşanan jeopolitik sarsıntıların şiddeti artıyor. Bunun en önemli örneği Gazze’de. Yaklaşık 40 bin masum hayatını kaybetti. Bu yıkımın önlenmesi için İsrail’in durdurulması, kalıcı ateşkesin ilan edilmesi gerekiyor.

İsrail üzerinde uluslararası baskıların artması lazım. Küresel adaletsizlikleri ortadan kaldıran, barış, güvenlik, refah üreten uluslararası bir sistemin kurulması için tüm engellemelere rağmen çalışıyoruz… Bölgemizde ve ötesinde bir barış kuşağı tesis etmek istiyoruz.

Türkiye, terörizmin PKK, PYD, FETÖ gibi yüzleriyle 40 yıldır mücadele ediyor. Bu kapsamda Şangay İşbirliği Teşkilatı’yla koordinasyonumuzu daha çok güçlendirmeye hazırız. Türkiye olarak geçici koruma altındaki Suriyeliler de dahil olmak üzere 4 milyon insana ev sahipliği yapıyoruz.

İnsani yardımlar bu sorunlarda temel araçlardan biri. Uluslararası toplumun ilkeli bir mensubu olarak, Türkiye önemli bir güç çarpanıdır. Asya ile ilişkilerimiz her alanda yarar ekseninde güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu teşkilatla ilişkilerimizi geliştirmeye önem veriyoruz.”

Paylaşın

Brüt Rezervlerde Bir Hafta 4,7 Milyar Dolarlık Erime

28 haziran ile biten haftada Merkez Bankası’nın (TCMB) brüt rezervleri 142,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın bir önceki hafta brüt rezervleri 147,6 milyar dolar düzeyindeydi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan, yurt dışında yerleşik kişiler piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle yurt dışında yerleşikler 679,5 milyon dolarlık tahvil sattı. Söz konusu miktar 26 Mart 2021 tarihinden itibaren en büyük çıkış olarak kaydedilirken seçimden sonra tahvilde görülen ilk çıkış oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 28 Haziran haftasında 18,3 milyar TL düşüş kaydetti. Son düşüşle birlikte kur korumalı mevduatların büyüklüğü 2 trilyon 14 milyar TL oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 28 haziran ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Açıklanan verilere göre, bankanın brüt rezervleri 142,9 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın bir önceki hafta brüt rezervleri 147,6 milyar dolar düzeyindeydi.

Aynı haftada net rezervlerde de gerileme gözlemlendi. Verilere göre, ilgili haftada net rezervler 39,4 milyar dolar oldu. Net rezervler önceki haftada 44,85 milyar dolar seviyesindeydi. Swap hariç net rezervler ise aynı haftada 12,7 milyar dolardan 11,6 milyar dolara düştü.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan, yurt dışında yerleşik kişiler piyasa fiyatı ve kur hareketlerinden arındırılmış verilerle yurt dışında yerleşikler 679,5 milyon dolarlık tahvil sattı. Söz konusu miktar 26 Mart 2021 tarihinden itibaren en büyük çıkış olarak kaydedilirken seçimden sonra tahvilde görülen ilk çıkış oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduatlar 28 Haziran haftasında 18,3 milyar TL düşüş kaydetti. Son düşüşle birlikte kur korumalı mevduatların büyüklüğü 2 trilyon 14 milyar TL oldu.

Kur korumalı mevduatlarda son olarak şirketlere yönelik vergi avantajının bitmesiyle gerilemenin devamı da bekleniyor. Yeni bir karar alınmadığı takdirde kur korumalı mevduat (KKM) ve katılım hesaplarına uygulanan kurumlar vergisi istisnası 1 Temmuz itibarıyla sona erdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Döviz cinsinden kur korumalı mevduatta şirketlerin vergi avantajının Temmuzda yenilenmeyeceğini açıklamıştı.

Paylaşın

Özel Ve Özdağ’dan Ortak Açıklama: Sığınmacılar Vurgusu

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, Kayseri’de yaşanan gerilime ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, “Bugün Türkiye’nin çözmesi gereken bir sığınmacı sorunu var” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Zafer Partisi heyetinde, Zafer Partisi Genel Sekreteri Cezmi Polat, Zafer Partisi Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Şehirlioğlu, Zafer Partisi Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Av. Murat Yıldız, Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan yer aldı.

CHP lideri Özel’e CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ile Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci, Gamze Taşcıer ve Aylin Nazlıaka eşlik etti.

Özgür Özel ve Ümit Özdağ, görüşmenin ardından kameraların karşısına geçerek açıklama yaptı. Özel, sığınmacılarla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin düzensiz göç, kaçak göçmen sorunu vardır ve bu sorunun çözülmesi için CHP olarak en kuvvetli inisiyatifi alacağımızı bu seçim süreci bittikten sonra söyledik. Zamanında ‘Esad’la görüşün’ dediğimizde bize dediğini bırakmayanlar şimdi tekrar ‘tatil yapabiliriz’ noktasına geldiler. Ben Beşar Esad’la görüşmenin sağlanması, Suriye’nin istikrara kavuşması ve sığınmacıların her birisinin AB’nin de elini taşın altına sokarak gitmesini tüm muhataplarımızla görüşüyoruz.

Yarın Başbağlar’dan sonra Bükreş’e uçacağım. Bükreş’te Avrupa Sosyalist Partisi ve Sosyalist Enternasyonel’de birlikte çalıştığımız liderlerin her birisine daha önce büyükelçilerine söylediğim ve bir yemekte ifade ettiğim konuyu bu sefer Sosyalist Entarnasyonel marjında bir kez daha bu sorunun çözümüne ilişkin olarak siyasi irade ve kararlılığımızı ifade etmek durumundayım.

Bunun yanında sayın genel başkanımızın yasama faaliyetleri noktasında, maalesef biz çok isteriz biz tüm siyasi partilerin mecliste temsil ediliyor olmasını. Bununla ilgili de “Türkiye vekilliği” olmak üzere önerilerimiz var. Yüzde kaç alırsa oy en az o kadar milletvekiliyle, 100 milletvekilinin partilerin genel oyu üzerinden belirlenmesi ve seçim barajlarının temsiliyete engel olmaması yönünde. Zaten sıfır barajı savunan tüm partilerin eşit bir şekilde hazine yardımından istifade etmesi gerektiğini savunan bir siyasi partiyiz

Özdağ, Milli Takım futbolcusu Merih Demiral’in galibiyet sonrası yaptığı Bozkurt işaretine ilişkin olarak, “Bu Türk milletinin 2 bin yıldan beri işareti. Bozkurtla karşılaşanlar birbirlerine Türk olduklarını göstermek için Bozkurt yaparlar. Herhangi bir siyasi partiyle ilgisi yok. Bence Alman devletinin bozkurt yapanlarla değil, Hitler işareti yapanlarla uğraşması daha isabetli olur” dedi.

Özgür Özel de, “Gol sevincini yaşarken kullandığı bu işaretten dolayı böyle bir soruşturmayı doğru bulmadığımızı dün de ifade ettik. Ama bu tartışmayı köpürtmek, büyütmek ve bir siyasi çekişme noktasına getirmeye çalışmak başta Milli Takım’a zarar verir, herkesin bu konuda duyarlı davranması gerekiyor.

Bu işaret konusunda özgürlükçü olmak lazım sıkıntı yok ama bundan birkaç yıl önce bir genç futbolcumuz bu sefer zafer işareti yapınca bugün bu işaretin özgürlüğünü savunanlar tarafından linç edilmişlerdi. Onları kendi tutarlılıkları açısından kendilerini sorgulamaya davet etmek lazım. Yoksa futbolcumuzun yaptığı işaretten ziyade oynadığı güzel futbol hepimize yaşattığı gurur yönünden değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Rusya Ve Çin’den Batı’ya Karşı İttifak Çağrısı

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) üyelerini, “soğuk savaş mantığıyla hareket ediyorlar” diye eleştirdiği Batı ülkelerine karşı, “birleşmeye ve dış müdahalelere direnmeye” çağırdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Avrasya’da yeni bir “iş birliği mimarisi” kurma önerisini yineleyerek, bunun “modası geçmiş ve sadece belirli devletlere fayda sağlayan” Avrupa-Atlantik merkezli sisteme alternatif oluşturacağını belirtti.

Belarus’un katılmasıyla üye sayısı 10’a çıkan Şanghay İş Birliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Kazakistan’ın başkenti Astana’da devam eden toplantıları sona erdi. Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Pakistan’ın da aralarında bulunduğu üye ülke liderleri, burada yaptıkları konuşmalarda iş birliğini artırma niyetlerini tekrar etti.

Zirvenin ikinci ve son gününde konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ŞİÖ üyelerini, “soğuk savaş mantığıyla hareket ediyorlar” diye eleştirdiği Batı ülkelerine karşı, “birleşmeye ve dış müdahalelere direnmeye” çağırdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Avrasya’da yeni bir “iş birliği mimarisi” kurma önerisini yineleyerek, bunun “modası geçmiş ve sadece belirli devletlere fayda sağlayan” Avrupa-Atlantik merkezli sisteme alternatif oluşturacağını belirtti.

Ukrayna Savaşı’nın sorumluluğu ile ilgili olarak bir kez daha Batıyı suçlayan Putin, Kiev ve Batı’nın, Moskova’nın koşullarında masaya oturmayı kabul etmesi halinde çatışmaları durdurmaya hazır olduğunu dile getirdi. Putin ayrıca ŞİÖ ortakları arasında dolar yerine yerel parayla ticaretin yaygınlaştığını ifade ederek, bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rus lider ayrıca, grup olarak yeni bir ödeme sistemi geliştirilmesini de önerdi.

Rusya, Ukrayna Savaşı sebebiyle Batı’nın uyguladığı yaptırımlardan dolayı, küresel ödeme yöntemi olan SWIFT mekanizmasının dışında bırakılmış durumda.

Vladimir Putin konuşmasında, ŞİÖ ve benzer oluşumlara işaret ederek, “Çok kutuplu bir dünya gerçeğe döndü. Giderek daha fazla ülke adil bir düzeni destekliyor ve kendi geleneksel değerlerini savunuyor” dedi.

Erdoğan, Putin ve Şi ile görüştü

Türkiye üyesi olmadığı ŞİÖ toplantılarına “diyalog partneri” olarak katılıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Astana temasları kapsamında bugün Çin lideri Şi Cinping ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile bir araya geldi.

Erdoğan dün de Rusya lideri Putin ile ikili görüşme gerçekleştirmiş, toplantıda Suriye ve Ukrayna konularının ele alındığı açıklanmıştı. Astana’daki zirvenin tamamlanmasıyla ŞİÖ dönem başkanlığı Kazakistan’dan Çin’e geçti.

Bu arada Astana’daki zirveye katılmayan Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin 8-9 Temmuz’da Rusya’nın başkenti Moskova’yı ziyaret edeceği açıklandı. Daha önce duyurulan söz konusu ziyaretin tarihi bugüne dek net değildi.

Bölgesel rakipler olan Çin ve Hindistan, Batı yaptırımlarının ardından Rus petrolünün en büyük alıcıları haline geldi. Aynı zamanda ABD ile de yakın ilişkileri bulunan Hindistan, şu ana kadar Rusya’yı Ukrayna işgalinden ötürü kınamaktan kaçındı.

Moskova’ya son ziyaretini 2015 yılında yapan Modi, 2019 yılında Rusya’nın doğusundaki Vladivostok şehrinde resmi temaslarda bulunmuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

6 Ayda 205 Kadın Erkekler Tarafından Öldürüldü

2024 yılının ilk 6 ayında 205 kadın erkekler tarafından öldürüldü. 2021 yılının ilk 6 ayında 131, 2022 yılının ilk 6 ayında 164, 2023 yılının ilk 6 ayında 147 kadın erkekler tarafından öldürülmüştü.

Haber Merkezi / 205 kadından 65’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 12’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesi ile, 13’ü diğer bahanelerle öldürüldü.

Öldürülen 205 kadının 86’sı evli olduğu erkek, 22’si birlikte olduğu erkek, 20’si eskiden evli olduğu erkek, 19’u babası, 15’i tanıdığı biri, 11’i eskiden birlikte olduğu erkek, 10’u akrabası, 9’u oğlu, 4’ü tanımadığı biri, 3’ü kardeşi tarafından öldürülmüştür. 5 kadının failinin yakınlığı tespit edilemedi.

Kadınların 117’si evinde, 46’sı sokakta, 7’si arabada, 5’i ıssız yerde, 4’ü işyerinde, 4’ü kamusal alanda, 3’ü otelde, 3’ü arazide, 2’si eğlence mekanında, 2’si bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 12 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), 2024 yılının ilk 6 ayında kadın cinayetleri raporunu açıkladı. Buna göre; 2024 yılının ilk 6 ayında 205 kadın cinayeti işlendi, 117 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 205 kadından 65’i boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile, 12’si ekonomik bahanelerle, 1’i nefret bahanesi ile, 13’ü diğer bahanelerle öldürüldü. 114’ünün ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi.

Öldürülen 205 kadının 86’sı evli olduğu erkek, 22’si birlikte olduğu erkek, 20’si eskiden evli olduğu erkek, 19’u babası, 15’i tanıdığı biri, 11’i eskiden birlikte olduğu erkek, 10’u akrabası, 9’u oğlu, 4’ü tanımadığı biri, 3’ü kardeşi tarafından öldürülmüştür. 5 kadının failinin yakınlığı tespit edilemedi.

Kadınların 117’si evinde, 46’sı sokakta, 7’si arabada, 5’i ıssız yerde, 4’ü işyerinde, 4’ü kamusal alanda, 3’ü otelde, 3’ü arazide, 2’si eğlence mekanında, 2’si bunların dışında bir yerde öldürülmüştür. 12 kadının nerede öldürüldüğü tespit edilemedi.

Öldürülen kadınların 120’si ateşli silahlarla, 64’ü kesici aletle, 11’i boğularak, 3’ü boğularak, 2’si yakılarak, 1’i yüksekten atılarak öldürüldü. 4 kadının öldürülme şekli bilgisi tespit edilemedi.

Paylaşın

Suriyeliler, Ekonomik Krizin Nedenlerinden Biri Mi?

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, “Bugün Gaziantep’te faaliyet gösteren kayıtlı Suriyeli işletme sayısı, odamız, Sanayi Odası ve Esnaf Odaları dahil toplam 6 bin 300. Kayıtlı Suriyeli istihdam sayısı ise 12 bin. Bu sayılar bile şehrimizdeki Suriyeli nüfusu düşününce kayıt dışılığın boyutunu gözler önüne sermeye yeter” dedi.

Otomotiv sektörü işletmecisi Mehmet Çelik ise konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İlk geldiklerinde misafir olarak geldikleri ve bir süre sonra tekrar dönecekleri söylendi. Hepimiz onlar için elimizden geleni yaptık. Evlerimizi de açtık, eşyalarımızı da paylaştık çünkü olması gereken buydu” dedi ve ekledi:

“Bu misafirlik 10 yılı geçti, şu anda aklınıza gelebilecek her türlü sektörde onlar çalışıyor. Herkes kendi kısmetini kazanır ama maliyet ve giderleri hesaplayınca haksız bir rekabet oluyor. Biz de bu durumdan olumsuz etkileniyoruz. Ben kiramı, vergimi, personel maaşını, sigortamı, faturalarımı öderken, onlar ya bunların birçoğunu ödemiyor ya da bir işletmede 5-6 ortak çalışıyor, giderleri olmadığı için de bizden fazla kazanmış oluyorlar.”

Türkiye’de son dönemde sığınmacılara yönelik artan öfkenin nedenlerinin birinin ülkedeki ekonomik koşullar ve sığınmacıların kayıt dışı çalışmasından kaynaklanan haksız rekabet olduğu değerlendirmeleri kimi çevrelerce yapılıyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı (GİB) verilerine göre, 27 Haziran 2024 itibariyle İstanbul’dan sonra geçici koruma kapsamındaki en fazla Suriyeli, 429 bin 855 kişinin yaşadığı Gaziantep’te bulunuyor. İstanbul’da ise bu sayı 530 bin 506.

36 bin üyeli Gaziantep Ticaret Odası’nca geçen hafta düzenlenen bir toplantıda, ekonomik sorunların tetikleyicilerinden biri olarak iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan Suriyeli göçmenler gösterildi. İktidara yapılan çağrıda “13 yıllık misafirliğin son bulması” ve başta kayıtdışı göçmenler olmak üzere tüm Suriyeli sığınmacıların geri gönderilmesi talep edildi.

VOA Türkçe’den Orhan Erkılıç‘a konuşan Gaziantepli esnaf, Ticaret Odası ile aynı düşünceleri paylaşırken, Suriyeli işletme sahipleri ise kente ekonomik anlamda faydaları dokunduğunu dile getiriyor.

Ülkelerinde savaş bitse bile farklı grupların kontrolünde olan bölgelerin iş, ticaret ve yaşam için henüz güvenli olmadığına dikkat çeken Suriyeli iş insanları, Türkiye’deki ekonomik krizden kendilerinin de olumsuz etkilendiğini ifade ediyor. Peki, Suriyeliler’in Türk ekonomisine katkısı ne?

Bu hafta görevinden istifa eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti genel başkan yardımcısıyken 2021’de “Suriyeliler giderse ekonomi çöker” demişti. Ancak rakamlar bunu doğrulamıyor. Birçok Suriyeli’nin düşük ücretle ve kayıtdışı çalıştığı görülüyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi tarafından Şubat 2020’de yayınlanan “Türk İşgücü Piyasasında Suriyeli Mülteciler” araştırmasına göre, Türkiye’de yaklaşık 950 bin Suriyeli çalışıyor. Ancak çalışan Suriyeliler arasında kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 91,6 gibi çok yüksek bir seviyede bulunuyor.

Daha yakın tarihli bir rapor ise Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından hazırlanan “İşgücü Piyasasında Suriyeliler” raporu. 2021 tarihli raporda, “Suriyeliler’in çoğunlukla kayıt dışı istihdam edilmelerinin temelinde kültürel farklar, işverenlerin yaklaşımları, ekonomik koşullar ve yasal düzenlemeler gibi nedenler yatmaktadır” tespitinde bulunuluyor.

“Haksız rekabet yaratıyorlar”

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, 46 meslek grubunu temsilen yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı basın toplantısında Suriyeli sığınmacıların kayıt dışı ticari faaliyetler yoluyla “haksız rekabet” yarattığını ve yaşanan birçok ekonomik sorunun kaynağı olduğunu savundu.

Son günlerde yoğun şekilde tartışılan pahalılık, fahiş fiyatlar ve barınma sorunlarına dikkat çeken Yıldırım, “Elbette tüm bu bahsettiğimiz sorunların tetikleyicilerinden biri hiç şüphesiz 13 yıldır şehrimizde yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeliler’dir. Kayıt dışı ticari faaliyetlerinin yarattığı haksız rekabet, kimi sektörlerde elde ettikleri üstünlükler, işletmelerimizin iç ve dış pazar kayıpları, kiralar başta olmak üzere genel fiyat seviyesine ve sosyo-kültürel yapımıza olan olumsuz etkileri ne yazık ki her geçen gün artan bir oranda hissediyoruz’’ dedi.

Yıldırım, “Bugün Gaziantep’te faaliyet gösteren kayıtlı Suriyeli işletme sayısı, odamız, Sanayi Odası ve Esnaf Odaları dahil toplam 6 bin 300. Kayıtlı Suriyeli istihdam sayısı ise 12 bin. Bu sayılar bile şehrimizdeki Suriyeli nüfusu düşününce kayıt dışılığın boyutunu gözler önüne sermeye yeter. Bu durumun Türk işletmeler açısından yarattığı haksız rekabeti hepiniz tahmin edebilirsiniz” diye konuştu.

Otomotiv sektörü işletmecisi Mehmet Çelik ise , 2011 sonrası Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların şu anda her sektörde çalıştığını ifade ederek, şunları anlattı: “İlk geldiklerinde misafir olarak geldikleri ve bir süre sonra tekrar dönecekleri söylendi. Hepimiz onlar için elimizden geleni yaptık. Evlerimizi de açtık, eşyalarımızı da paylaştık çünkü olması gereken buydu.

Bu misafirlik 10 yılı geçti, şu anda aklınıza gelebilecek her türlü sektörde onlar çalışıyor. Herkes kendi kısmetini kazanır ama maliyet ve giderleri hesaplayınca haksız bir rekabet oluyor. Biz de bu durumdan olumsuz etkileniyoruz. Ben kiramı, vergimi, personel maaşını, sigortamı, faturalarımı öderken, onlar ya bunların birçoğunu ödemiyor ya da bir işletmede 5-6 ortak çalışıyor, giderleri olmadığı için de bizden fazla kazanmış oluyorlar.”

“İşveren, Suriyeliler nedeniyle yevmiyeyi azaltıyor”

Sarımsak tarlasında dört çocuğu ve eşiyle mevsimlik tarım işçiliği yaptığını ifade eden Müslüm Ceylan da, Suriyeliler’in gelmesiyle birlikte tarım işinde daha ucuza çalışmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

Ceylan, “Son yıllarda verilen ücrete ‘tamam’ demek zorunda kalıyoruz. Çünkü bizim kabul etmediğimiz yevmiyeleri Suriyeliler kabul ediyor. İtiraz ettiğimiz zaman işveren bizi, Suriyeli işçileri çalıştırıp bize iş vermemekle tehdit ediyor. Defalarca Suriyeliler’e kabul etmemelerini söyledik ama bizi dinlemiyorlar. Bir an önce ülkelerine dönseler işçi olarak bizim değerimiz yeniden artar” diye konuştu.

Gaziantep’te beş yıldır tekstil sektöründe hizmet verdiğini ifade eden işletme sahibi Suriyeli Yusuf E. M. ise Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunlardan Suriyeli iş insanlarının da etkilendiğini belirtti.

Suriyeli bir Türkmen olarak hem Suriye’de hem Türkiye’de dışlandığını anlatan Yusuf E.M. “Şu anda Antep’in Ünaldı bölgesinde çalışan Suriyeli işletme sahiplerinin neredeyse yarısı Mısır, Kerkük, Libya gibi bölgelere taşındı. Biz ekonomik anlamda ne Antep’e ne de Türkiye’ye zarar verdik. Gece gündüz çalışıyoruz, çalışan bir kitle nasıl zarar verebilir ki? İş verenin vicdansızlığı, ev sahibinin vicdansızlığı Suriyeli’ye mal ediliyor. Bizim artık bir tadımız kalmadı, çoğu gitti, böyle devam ederse biz de gitmenin yollarını arıyoruz. İşçi kesim gitse Antep’in ekonomisi zarar görür. Hem tekstilde hem tamirhanelerde hem tarımdaki işi Suriyeliler yapıyor” diye konuştu.

İstikrar ve güvenlik vurgusu

Gaziantep Ticaret Odası’ndan yapılan açıklamayı doğru bulmadığını belirten Suriyeli iş insanı B.H. de, Gaziantep’e katma değer sağladıklarını ifade ederek, ülkesinde farklı grupların yönettiği bölgelerde iş yapmanın da işletme kurmanın da mümkün olmadığını belirtti.

B.H., Ticaret Odası Başkanı Yıldırım’ın görüşlerinin aksine ekonomiye zarar vermediğini, tam tersine kent ve ülke ekonomisine katkı sağladığını savundu:

“Yaklaşık yedi yıl önce burada başlattığım işletmemi giderek büyüttüm. Şu anda 100’den fazla kişi buradan ekmek yiyor. Ürettiğim ürünleri Ortadoğu’nun yanı sıra Avrupa ülkelerine de ihraç ediyorum. Her türlü işim, işletmem, ticaretim yasal zeminde ve prosedüre uygun. Üretim yapıyorum, ticaret yapıyorum, vergimi ödüyorum ve Türkiye’ye ticari ve ekonomik değer katıyorum. Ben ticaret odası başkanının dediği gibi Antep ekonomisine zarar vermiyorum, tam tersi Antep ve tüm Türkiye ekonomisine fayda sağlıyorum.”

Bir iş insanı olarak her yerde üretim yapabileceğini söyleyen B.H., “Elbette ülkeme dönüp orada da üretim yapmak isterim. Ancak şu anda ülkemde gidebileceğimiz alanların hiçbirinde devlet yok tam bir güvenlik yok. Suriye’deki tek sorun savaşın bitmesi değil, devlet yok, güvenlik yok. Oralarda birçok örgüt ve grup var. Her an birisi gelip bana ya da işletmeme zarar verebilir ya da el koyabilir. Türkiye’yi seviyorum, halk da devlet de bize sahip çıktı ama şunu tüm samimiyetimle söylüyorum; ülkemde tekrar istikrar sağlanıp güvenli hale geldiği an bir dakika bile durmadan gidebilirim” dedi.

Paylaşın

Rusya, Türkiye’nin Arabuluculuk Önerisine Kapıyı Kapattı

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin Ukrayna’da arabuluculuk teklifine ilişkin, “Hayır, bu mümkün değil” dedi. Ancak Peskov, Rusya’nın Türkiye’ye neden itiraz ettiğine dair başka ayrıntı paylaşmadı.

Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor, aynı zamanda Kiev’e silah sağlıyor. NATO üyesi Türkiye daha önce Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasına aracılık etmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ukrayna savaşında arabuluculuk teklifine Kremlin’den olumsuz yanıt geldi.

Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü Liderler Zirvesi için gittiği Kazakistan’ın başkenti Astana’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin görüştü.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre Erdoğan, “Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında devam eden savaşın önce ateşkes, ardından barışla sona erdirilmesi için uzlaşı zeminini oluşturabileceğini, iki tarafı da memnun edebilecek adil bir barışın mümkün olduğunu” ifade etti.

Türkiye’nin bu önerisine Moskova’nın yanıtını Putin’in sözcüsü Dmitri Peskov verdi.

Bir Rus televizyonuna verdiği mülakatta Türkiye’nin arabuluculuğu sorulunca Peskov, “Hayır, bu mümkün değil” dedi. Ancak Kremlin’in neden Türkiye’ye itiraz ettiğine dair başka ayrıntı paylaşmadı.

Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Türkiye, aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor, Kiev’e silah sağlıyor. NATO üyesi Türkiye daha önce Kiev ve Moskova arasında tahıl koridoru anlaşmasına aracılık etmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

JPMorgan’dan Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 42,5

ABD merkezli yatırım bankası JPMorgan, Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini 43,4’ten yüzde 42,4’e düşürdüklerini duyurdu. Banka, Türkiye için 2025 yılı sonu enflasyon tahminini ise yüzde 25 olarak belirlemiş durumda.

Öte yandan Merkez Bankası (TCMB), sekiz ay sonra yavaşlayan enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, enflasyonun, hizmet grubunda sınırlı olmak üzere, tüm gruplarda gerilediğini belirtti.

Goldman Sachs, Morgan Stanley ve JP Morgan, Türkiye’nin haziran ayı enflasyonunu yorumlarken dezenflasyonun beklenenden iyi başladığına dikkat çekti. Yılsonu enflasyon hedefi içinse Goldman Sachs yüzde 36, Morgan Stanley yüzde 42,4 ve JPMorgan yüzde 42,5 tahmininde bulundu.

Morgan Stanley raporunda dezenflasyona iyi bir başlangıç yorumunu yaptığı raporunda çekirdek enflasyondaki düşüşe vurgu yaptı.  Yüzde 1,6 gelen aylık enflasyonun son 13 ayın en düşük aylık enflasyon verisi olduğu ifade edildi. Yıl sonu enflasyonu için Morgan Stanley 42,4 tahmininde bulundu. Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına devam edeceği düşünülüyor.

Cnbc-e’de yer alan habere göre, yıllık enflasyonun yüzde 71,6’yla beklenenden daha fazla düştüğü vurgulandı. Buna rağmen hizmet enflasyonu ve vergi artışlarının enflasyon konusunda risk teşkil ettiği yorumu yapıldı. Morgan Stanley Dolar/TL kurunun son 3 ayda yüzde 2 bandında değiştiğine dikkat çekti.

Goldman Sachs’ın raporunda da enflasyonun beklenenden daha hızlı düştüğü ifade edildi. Çekirdek enflasyon verilerinin döviz kurlarıyla yakından ilişkili olduğuna dikkat çekildi ve TL/USD paritesindeki sakinliğin düşük çekirdek enflasyonunda etkili rol oynadığı belirtildi. Tıpkı Morgan Stanley gibi Goldman Sachs’ta mart ayından beri TL’deki stabiliteyi vurguladı.

Goldman Sachs hizmet enflasyonunun halen yüksek olduğunu belirtirken önümüzdeki aylarda burada da düşüş görüleceği yorumunda bulundu. Piyasa algısı nedeniyle hizmet sektöründeki yapışken enflasyon beklentisinin hızlıca değişeceği öne sürüldü.

Ekonomi yönetiminin asgari ücrette değişiklik yapmayacağı vurgusu da raporda kendine yer buldu. Yılın ilk yarısında büyüme rakamlarının beklenenden daha iyi olduğuna değinildi ve yılın ikinci yarısı için talebin yavaşlamaya başladığı ifade edildi.Bu yavaşlama etkisiyle manşet enflasyonun 2024 için yüzde 36’ya kadar gerileyebileceği ifade edildi.

JP Morgan’ın son raporuna göre, Türkiye’de Haziran ayında enflasyon oranları beklenenden daha fazla düşüş gösterdi. Manşet enflasyon, Mayıs ayında yıllık yüzde 75,5’ten Haziran ayında yıllık yüzde 71,6’ya geriledi. Bu düşüşte, temel mal fiyatlarındaki yavaşlama önemli bir rol oynadı.

Raporda, çekirdek mal enflasyonunun Haziran ayında aylık yüzde 0,1 artarak yıllık yüzde 50,6’ya düştüğü belirtiliyor. Hizmetler enflasyonu ise yıllık yüzde 95,3’e geriledi. Gıda fiyatları da aylık yüzde 1,8 artış göstererek, yıllık gıda enflasyonu yüzde 68,1’e geriledi.

JP Morgan, elektrik fiyatlarının yüzde 38 oranında artırılmasının ve otomatik tüketim vergilerinin yükseltilmesinin enflasyon üzerindeki yukarı yönlü baskıları artırdığını vurguluyor. Ancak, yıl sonunda manşet enflasyonun yüzde 42,5’e düşmesi bekleniyor. Ayrıca, 2025 yılı sonu için enflasyon tahmini yüzde 25 olarak belirlenmiş durumda.

Raporda, Merkez Bankası’nın sıkı para politikasını sürdürmesi gerektiği belirtiliyor. Maliye politikasında da sıkılaştırma adımlarının devam etmesi gerektiği, aksi takdirde enflasyonun kontrol altına alınmasının zorlaşacağı vurgulanıyor.

Merkez Bankası (TCMB) enflasyonu nasıl değerlendirdi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sekiz ay sonra yavaşlayan yıllık enflasyon verisinin ardından fiyat gelişmelerine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı:

“Tüketici fiyatları haziran ayında yüzde 1,64 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 3,85 puan düşüşle yüzde 71,60 olarak gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon, hizmet grubunda sınırlı olmak üzere, tüm gruplarda gerilemiştir. Hizmet grubunda aylık fiyat artışı, önceki aya kıyasla zayıflamakla beraber görece yüksek seyrini korumuştur. Aylık fiyat artışı kira ve lokanta-otel alt gruplarında yavaşlarken, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinde güçlenmiştir.

Dayanıklı mal fiyatları döviz kurundaki ılımlı seyir, iç talep gelişmeleri ve otomobilde gerçekleşen indirim kampanyalarına bağlı olarak uzun bir aranın ardından haziran ayında gerilemiştir. Gıda grubunda aylık fiyat artışı bir önceki aya yakın gerçekleşmiştir. Bu dönemde, işlenmiş gıda alt grubunda ekmek ve tahıllar fiyat artışı ile öne çıkan kalem olmuştur. İşlenmemiş gıda alt grubunda ise mevsimsellikten arındırılmış veriler, taze meyve ve sebze fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiğine işaret etmiştir.

Öte yandan, son aylarda belirgin bir artış eğilimi sergileyen kırmızı et fiyatları haziran ayında azalmıştır. Enerji grubundaki fiyat artışında ise akaryakıttaki indirimlere karşın, şebeke suyu fiyatları belirleyici olmuştur. Üretici fiyatları aylık artışı zayıflamaya devam etmiş, yıllık üretici enflasyonu yüksek bazın da etkisiyle önemli ölçüde gerilemiştir. Bu görünüm altında, mevsimsellikten arındırılmış verilerle, B ve C göstergelerinin aylık artış oranları zayıflamış, göstergelerin yıllık enflasyonları gerilemiştir.”

Paylaşın