Özel’den Bahçeli’ye Dikkat Çeken Yanıt

Devlet Bahçeli’nin kendisini hedef alan açıklamalarına cevap veren Özgür Özel, “Bahçeli’ye hiçbir şey demeyeceğim. Sadece Cumhur İttifakı’na oy verenlere şunu söyleyeceğim çarşıda pazarda keyfiniz yerindeyse Cumhur İttifakı’na oy verin” dedi ve ekledi:

“Ama Devlet Bey’in dedikleri mutfağınızda, cüzdanınızda görmüyorsanız bu milletin yeri sahte milliyetçileri değil. Çok ağır laflar var yine, ama konuşmanın devamını okuyunca vazgeçtim. AK Parti söylüyor, MHP kabul ediyor. Kendine ait bir fikri olmayan parti. Çok sevdiğini söylediği köpeklere komisyonda ne söylediklerini duyunca benimle ilgili iyi şeyler söylememesine çok sevindim.

‘O ikisi’, bütün örgütün yaka silktiği o ikisi yazıyor, çiziyor saldırıyor… MHP’nin o ikisinden başka savunanı olmamasından da o ikisinin partideki yerinin zorluklarının da farkındayım. kişilik bir listesi yapmışlar, bizimle hesaplaşacaklarmış. Biz 154’ümüze istediğiniz gibi hesaplaşın ama siz önce bir kendi vicdanınızla hesaplaşın.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Özel’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

Bugün her salı olduğu gibi 13.30’da geldiniz. Ama yaklaşık yarım saat sizi beklettik. Bunun önemli bir gerekçesi var. Biraz önce İstanbul’da bir tören tamamlandı. O törene 2024 yılında, bu sene yapılacak olan olimpiyatlar için ülkemizi temsil edecek 102 sporcumuz İstanbul’dan uğurlanıyordu. O törenin, tüm televizyonlarda eksiksiz yayınlanabilmesi için biz grup toplantımızı o törenin bitişine erteledik.

Biraz önce üzücü bir haber aldık. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın annesi İpek Anne hakkın rahmetine kavuştu. Bakırhan ailesine ve DEM Parti’ye başsağlığı diliyoruz.

Erzurum Kongresi manda ve himayeyi reddetmiştir. 9. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’in Mustafa Kemal’in yanında durduğu ve milli mücadelenin seyrini değiştiren bir kongredir. bu. ‘Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz’ diyen Mustafa Kemal ile kongre üyeleri, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu gerçekleştirdiler. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o kongreye katılan herkesi ve milli mücadelenin bütün kahramanlarını rahmetle ve minnetle anıyorum.

Bugün, aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘benim şahsi meselem’ dediği Hatay’ın anavatana katılışının 85. yıl dönümü. 1918’den 1939’a kadar 21 yıllık bir mücadelenin sonunda Hatay, 23 Temmuz günü Antakya’daki Fransız bayrağını indirerek Türk bayrağını kaldırdı. Bunun için o gün Hatay Millet Meclisi’nde oy kullanan ve Hatay’ı sınırlarımıza katan o günkü tüm Hatay milletvekillerini rahmetle anıyoruz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘şahsi meselem’ dediği Hatay, özellikle 6 Şubat depremi, o sırada yaşananlar, kurtarma çalışamalarındaki aksaklıklar, ardından verilen sözler, seçimdeki şantajlar, tehditler, oy sayımındaki hileler, yapılan itirazların reddedilmesiyle yaşanan mağduriyetler, sakın ama sakın Hatay’ı ümitsizliğe savurmasın. Nasıl bu partinin kurucusunun şahsi meselesi ise tüm CHP’lilerin Hatay şahsi meselesidir. Sonuna kadar yanlarındayız, Hatay’ı saygıyla selamlıyoruz.

Geçtiğimiz hafta KKTC’deydik. 3 gün boyunca orada temaslarda bulunduk. Önceki genel başkanlarımız Altan Öymen, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın vardı. Çetin ve Karayalçın, ayrıca dışişleri bakanlığı görevlerinde bulunmuş, Sayın Çetin TBMM Başkanlığı görevinde bulunmuş. Hepimizin gurur duyduğumuz siyasi geçmişleri, partimize ve Türkiye’ye katkılarıyla bizimle birlikteydiler.

Geçtiğimiz hafta gölge Milli Eğitim Bakanımız Sayın Suat Özçağdaş ve eğitimcilerin katkılarıyla Anıtpark’ta 24 saat süren bir eğitim maratonu gerçekleştirdik. Tam 92 konuşmacı katıldı. 92 konuşmacı sabah 10’dan diğer sabah 10’a kadar, ara vermeden, 21 ana başlıkta, 100 alt başlıkta Türkiye’de eğitimi konuştular. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu konuştular.

Öğretmenlere yapılan haksızlıkları, ‘atanamayan’ diyerek masumlaştırıp atanmayan 1 milyon öğretmeni konuştular. Atatürksüz, bilim dışı, hurafelerle dolu müfredatı konuştular. Kendi başına hurafenin cisimleşmiş hali, bu Milli Eğitim Bakanı’nın yaptıkları. Enine boyuna konuştular. Sadece eleştirmediler. Kitabı yapılacak, belgeseli yapılacak. Ama şöyle bir baktığınızda, yüzde 20 eleştiri ise yüzde 80 öneri sundular. Biz gelince ne yapacağız? Genel Başkan Yardımcılarımız, gölge bakanlarımız anlattılar.

Sokak hayvanları: CHP olarak en net yaklaşan partiyiz. Sorun yoktur diyenlerden değiliz. Çare ölüm diyenlerin karşısındayız. Bu sorun sınıfsal bir riske girmek gibi bir probleme evriliyor. İşinize kendi aracınızla gidebiliyorsanız belki de sizin için sokak hayvanı problemi yoktur. Ancak yoksul bir mahallede işinize yürüyerek gitmek zorundaysanız, sokak hayvanı problemi vardır. Ama bir ay tutalım, sahiplenilmeyeni ötanazi yapalım demek Hayvan dostlarına, gençlerimize başta grubum olmak üzere buna aylardır itiraz eden herkese hiç değilse ötanazi kelimesini çıkardıkları için yürekten teşekkür ediyorum.

Ancak sorun çözülmemiştir. Fiilen katliamlar devam etmektedir. Kanun bu konuda belediyelere görev vermektedir ama para vermemektedir. Zaten belediyelerin yurtdışından buldukları kredilere cumhurbaşkanı ve Mehmet Şimşek tarafından imzalanmamaktadır. Karşımızda yasa tasarısının ilk halini destekleyenlerin oranı yüzde 7.  Bu kanunu destekleyen kimse yok. Ötenazi kelimesi çıkarılınca sorun çözüldü sanmayın. Bütün belediyelerin lojistiği planlaması lazım.

Devlet Bahçeli’ye yanıt: Bahçeli’ye hiçbir şey demeyeceğim. Sadece Cumhur İttifakı’na oy verenlere şunu söyleyeceğim çarşıda pazarda keyfiniz yerindeyse Cumhur İttifakı’na oy verin. Ama Devlet Bey’in dedikleri mutfağınızda, cüzdanınızda görmüyorsanız bu milletin yeri sahte milliyetçileri değil. Çok ağır laflar var yine, ama konuşmanın devamını okuyunca vazgeçtim. AK Parti söylüyor, MHP kabul ediyor.

Kendine ait bir fikri olmayan parti. Çok sevdiğini söylediği köpeklere komisyonda ne söylediklerini duyunca benimle ilgili iyi şeyler söylememesine çok sevindim. ‘O ikisi’, bütün örgütün yaka silktiği o ikisi yazıyor, çiziyor saldırıyor… MHP’nin o ikisinden başka savunanı olmamasından da o ikisinin partideki yerinin zorluklarının da farkındayım. kişilik bir listesi yapmışlar, bizimle hesaplaşacaklarmış. Biz 154’ümüze istediğiniz gibi hesaplaşın ama siz önce bir kendi vicdanınızla hesaplaşın. Bizim vicdanımız rahat. ‘Vicdanım rahat, bu ikisi yüzünden bu partinin lekelenmesinden şikayetçi değilim’ diyen varsa rahat uyusun. Gün gelecek vicdanı rahat olmayanlar o ikisinden hesap soracaklar.

Vergi paketi ve emekli maaşları: EYT’linin maaşı 10 bin, kirası 15 bin TL ve başka işte çalışıyor diye işten çıkartılmasını istiyorlar. EYT’lileri çalıştıranlardan ceza kesip, 13 milyar TL gelir elde edecekmiş. 5’li çeteden ise 559 milyon TL vergi ödemeyenlerden alacakmış. Affettiği vergi ise 660 milyar TL’ydi. Biz vergide adaletle ilgili bir kanun teklifi hazırladık.

Emekli maaşının bir asgari ücret olması gerektiğini söyledik, Tayyip Bey buna dertlenmiş. Demiş ki ‘bunların sırtında küfe’ yok. Aslında ben de onu söylüyorum. Ben küfeyi istiyorum. CHP olarak küfeyi istiyoruz. Millet sana küfeyi verdi, ağır geldi. Bırak ben taşıyacağım, ver küfeyi. Küfenin içine emekliyi koyuyorsun ağır geliyor, asgari ücreti koyuyorsun ağır geliyor. Tarım, çay üreticisi beyefendiye ağır geliyor. Fındık, üzüm, narenciye, buğday ağır geliyor. Milletin efendisi denilen çiftçiyi taşıyamıyor, ağır geliyor. Ama 47 tane firmanın vergi borcunu silelim deyince küfeyi taşıyor. Ver o küfeyi ver, biz taşıyalım. Küfelerini taşıyamayanlar çıkarın o küfeyi biz taşıyacağız.”

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha!

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de Yalvaç Belediye Başkanı Mustafa Kodal, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Dün de İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersagun Yücel ve 27. dönem İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, partilerinden istifa ettiklerini açıklamışlardı.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde İYİ Parti’den Isparta Yalvaç Belediye Başkanı seçilen Mustafa Kodal, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Kodal, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Memleketime ve hemşerilerime hizmet etmek amacıyla girdiğim siyaset yolunda, sizlerin desteğiyle 31 Mart 2024 tarihinde Yalvaç Belediye Başkanlığı görevine seçildim. Göreve başladığımda da ifade ettiğim gibi herkesin belediye başkanı olarak eşit ve tarafsız hizmet etmek maksadıyla parti kimliğimi ve rozetimi bir kenara bırakarak, sadece Yalvaç’ın ve Yalvaçlının menfaatleri doğrultusunda azimle çalışmayı kendimize ilke edindik.

Siyasi inancım gereği, Türk milliyetçiliği fikriyatında önce ülkem ve milletim, sonra şahsım ilkesiyle siyasi partilerin memlekete ve vatandaşa hizmet etmenin bir aracı olarak gördüm, böyle görmeye de devam edeceğim. Aslolan memleketimiz olan kadim şehir Yalvaç’ımızı en iyi noktaya getirecek çalışma gayreti içerisinde, herkes ve her kesimle ortaklaşa, barışık bir biçimde işimize odaklanmaktır. İşimiz de Yalvaç’ımıza ve Yalvaçlımıza hizmet etmektir.

Bu çerçevede, memleketimize ve siz değerli hemşerilerime daha güçlü ve daha faydalı şekilde hizmet verebilmek maksadıyla, bugün itibarıyla seçimlerde çatısı altında yarıştığım ve seçim döneminden bugüne üyesi bulunduğum İYİ Parti’den ayrılmaya karar verdim. Bu kararımın temelinde, şahsi siyasi amaçlar değil, sadece ve sadece Yalvaç’ımızın daha iyi hizmet alması, daha güçlü bir yönetim sürecinin birlikte oluşturulması bulunmaktadır. Kararımı kamuoyuna duyurur, tüm hemşerilerime selam ve saygılarımı sunarım.”

Dün iki üst düzey istifa yaşanmıştı

Dün de İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersagun Yücel ve 27. dönem İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, partilerinden istifa ettiklerini açıklamışlardı. Ersagun Yücel’in istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 34’e düşmüştü.

Ersagun Yücel, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kurucu liderimiz Sayın Meral Akşener hanımefendinin daveti üzerine katıldığım, kurulmasında ve gelişmesinde emeklerimiz olan ve Kurucu Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili olduğum İYİ Parti’den istifa ettiğimi bildirmek isterim.” ifadelerini kullanmıştı.

Aylin Cesur, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti: “Değerli İYİ Parti’liler, bugün itibariyle İYİ Parti üyeliğimi sonlandırmış bulunmaktayım. İYİ Parti üyesi olduğum günden beri birlikte çalıştığım tüm kıymetli İYİ Parti’li arkadaşlarıma, ‘Türkiye daha iyi olsun’ diye yola çıkmış ve ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesine katkı sağlamak için bizimle birlikte canla başla çalışmış tüm teşkilat mensuplarına, sevgili gençlerimize, kadınlarımıza ve parti gönüllüsü arkadaşlarıma,

İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e ve tüm parti kurucularına teşekkürlerimi sunuyor; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu ve yönetimine, halen görevde olan İYİ Parti teşkilatlarına ve halen görevde olmayan parti mensuplarına başarılar ve esenlikler diliyorum. Kamuoyunun bilgisine sunarım. Saygılarımla…”

Paylaşın

Merkez Hakem Kurulu’nun Yeni Başkanı Belli Oldu

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yeni Merkez Hakem Kurulu (MHK) başkanını açıkladı. TFF’den yapılan açıklamada MHK’nın yeni başkanının Ferhat Gündoğdu olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / MHK’nın yeni üyelerinin Ahmet Şahin, Yunus Yıldırım, Sebahattin Şahin, Hikmet Öksüzoğlu, Mustafa Kamil Abitoğlu, İbrahim Çınar, Ziya Çetin, Ali Zağlı olduğu ifade edildi.

Ferhat Gündoğdu kimdir?

1987 – 1991 yılları arasında Kara Harp Okulu’nda işletme ve yönetim alanında lisans eğitimi alan Ferhat Gündoğdu, 2002 – 2004 yılları arasında Ankara Üniversitesi’nde spor yönetimi ve 2005 – 2007 yılları arasında Atatürk Üniversitesi’nde işletme ve yönetim alanında lisans üstü eğitimleri aldı.

Ferhat Gündoğdu, sonrasında ise 2014’te Ankara Üniversitesi’nde spor yönetimi alanında doktora aldı. Gündoğdu, 2019’da Sabri Çelik başkanlığındaki Merkez Hakem Kurulu’nda üye olarak görev yaptı. Ferhat Gündoğdu, 19 Ekim 2021’de ise Metin Tokat’ın istifası sonrası Merkez Hakem Kurulu üyesi olarak atandı.

TFF bünyesinde MHK Eğitimden Sorumlu üyesi olarak görev alan Ferhat Gündoğdu, Lokman Hekim Üniversitesi’nde spor yöneticiliği alanında akademik görevlerde bulundu. Gündoğdu, Türk Eğitim Derneği’nde de okul yatırımları ve planlama müdürü olarak görev yürütmektedir.

Paylaşın

Kremlin, “Erdoğan Ve Esad Moskova’da Görüşecek” İddiasını Yalanlamadı

Kremlin, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Ağustos ayında Rusya’nın başkenti Moskova’da görüşecek iddialarını yalanlamadı.

Haber Merkezi / Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Sabah gazetesinde çıkan bu haberle ilgili soru üzerine “Çeşitli düzeylerdeki Türk ve Suriyeli temsilciler arasında belli temaslar kurulmasının kolaylaştırılması konusu gerçekten gündemde” yanıtını verdi.

Dimitri Peskov, “Elbette bölgede önemli rol oynayan bir ülke olan Rusya dâhil birçok ülke iki ülkenin ilişki kurmasına yardımcı olmak istiyor. Bu tüm bölge için önemli” diye ekledi.

Daily Sabah’ta yer alan Dilara Aslan’ın haberinde, görüşmelere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in arabuluculuk yapmasının planlandığı, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin de görüşmeye davet edilebileceği iddia edildi. İran’ın ise yüksek ihtimalle davet edilmeyeceği öne sürülmüştü.

Öte yandan Erdoğan’ın Esad ile Moskova’da bir araya geleceği yönündeki haberler yalanlanmıştı. Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili konuya ilişkin, “Sayın Cumhurbaşkanımızın, Suriye Cumhurbaşkanı Esad’la Moskova’da bir görüşme yapacağı yönündeki haberler gerçeği yansıtmamaktadır” ifadelerini kullanmıştı.

Normalleşmede ilk adım 28 Aralık’ta atıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez resmi görüşme için Moskova’da bir araya gelmişti.

Toplantıda ilişkilerin normalleştirilmesinin yanı sıra Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan 3,7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine gönüllü geri dönmeleri konusunun da ele alınacağı kaydedilmişti.

Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde konuyla ilgili yer alan açıklamada “Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi hakkında görüş alışverişinde bulunulması, terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşleri de dahil olmak üzere insani konuların ele alınması planlanmaktadır” denilmişti.

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atılmıştı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alınmıştı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirilmişti.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım olmuştu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtilmişti.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yinelemişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington’da yaptığı basın toplantısında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a Suriye ile normalleşme gündemi kapsamında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşme talimatı verdiğini söylemişti.

Washington dönüşü uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan yol haritasının muhataplarıyla birlikte Fidan’ın oluşturacağını bildirmişti. “Suriye’nin toprak bütünlüğünün bizim de çıkarımıza olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz. Suriye’de inşa edilecek hakkaniyetli bir barış, en çok bize fayda sağlayacak” diyen Erdoğan, bu inşa sürecinin en önemli adımı da Suriye ile yeni bir dönem başlatmaktan geçtiğini söylemişti.

Şu ana kadar bu sürecin olumlu istikamette geliştiğini ve yakın zamanda somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade eden Erdoğan, ABD ve İran’ın da bu süreci desteklemesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bu süreci baltalamak isteyenlere karşı da “hazırlıklı oldukları” mesajını vermişti.

Erdoğan, “Suriye’nin bir ve bütün olarak yeni bir gelecek inşa etmesi için oluşacak iklimden kimsenin rahatsızlık duymaması temel beklentimizdir. Bu süreci terör örgütleri zehirlemek için elinden geleni yapacaklardır. Provokasyonlar tertipleyip oyunlar kuracaklardır. Tüm bunların farkındayız ve hazırlıklıyız” demişti.

16 Temmuz’da yapılan kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, Beşar Esad’a isim vermeden çağrıda bulunarak, “Karşılıklı saygı ve müşterek menfaatler temelinde daha önce karşımızda konumlanan ülkelerle dahi ilişkilerimizi güçlendirdik. Tüm bunları malum çevrelerin körüklediği eksen tartışmasına rağmen başardık” demiş ve eklemişti:

“Dostlarımızın sayısını çoğaltmaya büyük önem veriyoruz. Büyük güçler arasındaki paylaşım kavgasının hızlandığı bir dönemde dış siyasette yeni denklemler kurmamız Türkiye için tercihten öte ihtiyaçtır. Bu açılımlara komşularımızla birlikte diğer ülkelerin de muhtaç olduğunu görüyoruz. Bunun için sıkılı yumrukların açılmasında fayda olduğunu görüyoruz.”

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizine Dokunmadı

Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği gibi politika faizini bu ayda sabit tuttu. Banka, mart ayında politika faizini, 500 baz puan artışla yüzde 45’ten yüzde 50’ye yükseltmişti.

Haber Merkezi /Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, sıkı politika duruşuna devam edileceği vurgulanarak, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” denildi.

Temmuz ayı faiz kararı öncesinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, enflasyondaki düşüş beklentisinin hedeflerine “yakınsadığını” belirterek, dezenflasyon sürecinin önümüzdeki aylarda daha da belirginleşeceğini ifade etmişti.

Merkez Bankası (TCMB), Haziran’da 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutma kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50’de sabit tutulmasına karar vermiştir.

Haziran ayında aylık enflasyonun ana eğilimi belirgin bir zayıflama kaydetmiştir. Öncü göstergeler temmuz ayında aylık enflasyonun, para politikasının görece etki alanı dışında kalan yönetilen-yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamaları ile işlenmemiş gıda fiyatlarındaki arz yönlü gelişmeler neticesinde geçici olarak artacağına işaret etmektedir. Buna karşın, ana eğilimdeki yükselişin nispeten sınırlı kalacağı öngörülmektedir.

Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talebin, halen enflasyonist düzeyde olmakla birlikte, yavaşlamaya devam ettiğini teyit etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.

Kredi büyümesi ve kompozisyonu göz önünde bulundurularak makro finansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek şekilde yabancı para kredilere yönelik ek önlemler alınmıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenmeye devam edilecektir. Likidite koşulları muhtemel gelişmeler göz önünde bulundurularak yakından izlenmektedir. Sterilizasyon araçları, gerektiğinde çeşitlendirilerek etkin şekilde kullanılacaktır.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

Bahçeli, Özel’i Hedef Aldı: Türkiye’de Ekonomik Kriz Yok

Partisinin genel merkezinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Devlet Bahçeli, Karamsar tablolar çizenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü kavramaktan aciz düşenlerdir” dedi ve ekledi:

“CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Ekonomi yükseliş kulvarındadır. Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, yatırım ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi sevindirici bir gelişmedir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin genel merkez binasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler bu şekilde:

“Yeni yüzyıl Türkiye için emsalsiz fırsatlarla doludur. Milli birlik ve beraberlik içinde bu fırsatları yakalayacağımız düşüncesindeyim. Milletimizin hassasiyetleri üzerinde oynama yapanlar, çok tehlikeli provokasyonları birer birer sahneye sürmektedir.

Muhalefetin umut bağladığı, bölücülerin ve teröristlerin kukla olarak hizmet ettiği Joe Biden’ın başkanlık yarışından çekilmesi etkileri olacak bir gelişmedir. Sayın Cumhurbaşkanımız ve iktidarını devirme planları yapanların kendileri tasfiye olmaktadır. Güney sınırlarımız boyunca kurulmak istenen bağlantı noktaları kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mücadelesi ve iktidarın dirayetiyle berhava edilmiştir. Açılan kilidin kapatılmasıyla hiçbir terör örgütü nefes alamayacaktır.

Bölücülüğü sokağa taşıma gayretleri son günlerde hızlanmıştır. Bu tahrikleri dikkatle takip ettiğimiz herkes tarafından bilinmelidir. Kapalı devre işbirliği halinde olan ve siyasi ortaklık kuran CHP ile DEM ateşle oynadığı malumlarınızdır. Tam bu günlerde CHP Genel Başkanı’nın ‘Kürtler ben eşit hissetmiyorum diyorsa onlar eşit hissedene kadar hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz’ açıklaması yakından tanıdığımız bölücü bir ağızdır.

Türkiye’nin bölünmesi hususunda iş birliği halinde olan DEM ve CHP’nin ateşle oynadığı malumlarınızdır. DEM’lenen CHP milli güvenliğimize zarar vermektedir. DEM’lenen CHP demokrasimize leke sürmekte, milli birlik ve kardeşlik hukukumuzu kundaklamaktadır. CHP’nin şifreleri PKK’nın elinde, DEM’in kullanımındadır.

Karamsar tablolar çizenler, gerçek manada Türkiye’nin gücünü kavramaktan aciz düşenlerdir. CHP Genel Başkanı’nın tarihin en ağır ekonomik krizinin yaşandığını iddia etmesi, ülkesine ve milletine itibar etmeyen bir siyasetçinin deli saçmasıdır. Ekonomi yükseliş kulvarındadır.

Dezenflasyon süreci her geçen gün tesirini göstermekte, büyüme, istihdam, yatırım ve cari fazla hedefleri iyimser beklentileri kamçılamaktadır. Kredi derecelendirme şirketlerinin ekonominin pozitif ivmesini teyit etmesi sevindirici bir gelişmedir.

Yumuşama dayatması altında Türkiye’nin Türk siyaset ve demokrasi sisteminin ilkelerinden uzaklaşması, ihanetin aklanma ve temize çıkarma uğraşları stratejik bir tuzak olarak karşımızdadır. Bu tuzağın kurnaz mimarı dış güdümlü zillet çephesidir. Politikasızlık içinde kıvranan CHP yönetiminin yumuşama veya normalleşme çağrıları zemzem diye ikram edilen baldıran zehrinden başka bir şey değildir.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yıldönümü nedeniyle Kıbrıs Türk halkıyla kucaklaşmak kuşkusuz milli bir heyecan yaratmıştır. Kıbrıs Türklüğünün zulümden kurtuluş gününde soydaşlarımızla birlikte olmaktan şahsım adına büyük bir memnuniyet duyduğumu açıklamak boynumun borcudur. Kıbrıs Türk milletinin kardeşlik anıtıdır. Kıbrıs, bölgenin kilit taşıdır. Tüm dikkatlerin odağı Kıbrıs’tır. Kıbrıs Türklüğünün egemenlik haklarını yok sayan tacizler bitmemiştir. Kıbrıs’ta barıştan ödü kopanlar var.

Bir Yunan şarkıcının Çeşme’de Türk bayrağına ve Atatürk posterlerine karşı sergilediği saygısızlık ile egemenliğimiz altındaki bazı adalarda fiili durum yaratması sabrımızı zorlayan ilkel ahlaksızlığa bir başka örnektir. Bu kafa yapısı ile iyi komşuluk hukuku ilişkisi kurmanın ne kadar mümkün olduğu ayrıca ele alınmak durumundadır.

Türk milleti hayvanları sever. Köpekleri dost kabul eder. O sebepten köpeklere karşı uygulanacak yanlışın karşısında olur. MHP gerekeni yapacaktır.

Bazı çevreler MHP’ye karşı çok büyük suçlamalarda bulunmuşlardır. Bunların toplamı 154 kişidir. Sizlerle çok zaman beraber oluyoruz. Televizyonlarda ayrıldığımız şahsiyetler var. Şu liste kimin hangi gün, hangi saatte, nasıl konuştuklarının, MHP’ye hangi hakaretleri yaptıklarının toplamıdır.

Bu dosya elimizdedir, günü geldiğinde işleme geçecektir. ‘Bizi hedef gösteriyor’ saçmalığından da kendilerini kurtarsınlar. Bizlere her türlü hakareti yapıyorlar, olayları saptırıyorlar, konuşmaması gerekenleri konuşmaya mecbur ediyorlar. Bizim hedefimiz adalettir, kendileri muhatabımız dahi değildir.”

Paylaşın

Tüketicinin Ekonomiye Güveni Yılın En Düşük Seviyesinde

Haziran ayında 78,3 olan tüketici güven endeksi temmuz ayında yüzde 3,1 oranında azalarak 75,9’a oldu. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tüketici Güven Endeksi Temmuz 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Haziran ayında 78,3 iken Temmuz ayında yüzde 3,1 oranında azalarak 75,9 oldu.

Alt endekslerden, mevcut dönemde hanenin maddi durumu yüzde -5,4 azalışla 60,4, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi yüzde -4,2 azalışla 75,9’a, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi yüzde -7,0 azalışla 70,8 seviyesine geriledi. Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi yüzde 2,6 artışla 96,5 seviyesine yükseldi.

Tüketici güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Tüketici güven endeksi, aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir. İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

TFF’de İstifa Depremi: İbrahim Hacıosmanoğlu’nun Listesindeydi

Bayram Saral, “İstişareye dayalı, birlikte şeffaf yönetim anlayışının gerçekleşmeyeceğine dair şahsımda oluşan kanaat dolayısıyla” sözleriyle TFF yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Türkiye Futbol Federasyonu’nda (TFF) yeni başkan İbrahim Hacıosmanoğlu yönetiminde yer alan Bayram Saral, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Bayram Saral’ın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Sayın futbol kamuoyunun malumu olduğu üzere 2 Nisan 2024 tarihinden başlayıp 18 Temmuz 2024 tarihine kadar devam eden TFF seçimleri sürecinde, Türk futbolunu içine düştüğü kaostan kurtarmayı amaçlayan yüzlerce kulüp yöneticisi ve Türk futbolunun önde gelen paydaşları ile büyük bir hak arayışı mücadelesi sonucunda 18 Temmuz tarihli TFF seçimini şahsımın da yönetim kurulunda bulunduğu Sayın İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu kazanmıştır.

Bu mücadele sürecinde şiarımız “adil, liyakate dayalı, herkese eşit mesafede davranış ve tüm yönetim kurulu üyelerinin katılımı ile birlikte şeffaf yönetim” vaadi olmuştur.

İstişareye dayalı, birlikte şeffaf yönetim anlayışının gerçekleşmeyeceğine dair şahsımda oluşan kanaat dolayısıyla, bu derin fikir ayrılığının TFF kurumuna ve mevcut yönetimine zarar vermemesi adına bugün itibariyle TFF yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyuna duyurur, mevcut başkan ve yönetim kuruluna üstün başarılar dilerim.

Yaklaşık 4 ay boyunca devam eden demokratik hak arayışı mücadelemizde bizlere destek veren tüm kulüp başkanları ve yöneticilerine, TFF delegelerine, bütün çalışma arkadaşlarımıza en içten şükranlarımı arz eder, haklarını helal etmelerini dilerim.”

Paylaşın

100’den Fazla Ülke Tarihin En Büyük Borç Krizini Yaşıyor!

Gelişmekte olan 100’den fazla ülke tarihin en büyük borç krizini yaşıyor. Bu durum sağlık, eğitim, sosyal korumaya yönelik hamlelerin yanı sıra iklim değişikliğine karşı politikalarda da kesintiye gidilmesini gerektiriyor.

NCA Genel Sekreteri Dagfinn Høybråten, “Yüksek borç yükü, bir ülkenin ekonomisi için büyük bir harcama anlamına geliyor ve sosyal yardım, eğitim ve sağlık harcamalarını kesilmesi nedeniyle ilk önce toplumun daha yoksul kesimlerini vuruyor. Borç krizi felç edici bir durum ve tüm diğer gelişme çabalarını baltalıyor. 1982 krizi, 20 yıldan fazla sürdü ve pek çok acıya yol açtı, ta ki 2005’te çözülene kadar…” dedi.

Gelişmekte olan ülkelerin bütçelerinin neredeyse yarısını alacaklılarına verecek kadar büyük borç krizlerinde olduğu bildirildi.

Norveç Kilise Yardımı (NCA) adlı yardım kuruluşunun Uluslararası Borç Hafifletme (DRI) adlı kampanya grubuna hazırlattığı rapora göre, gelişmekte olan 100’den fazla ülke tarihin en büyük borç krizini yaşıyor.

Bu durum sağlık, eğitim, sosyal korumaya yönelik hamlelerin yanı sıra iklim değişikliğine karşı politikalarda da kesintiye gidilmesini gerektiriyor.

Rapora göre gelişmekte olan 144 ülkedeki borç yönetimi, ortalama olarak bütçe gelirlerinin yüzde 41,5’ini, harcamaların yüzde 41,6’sını, gayrısafi yurtiçi hasılanınsa yüzde 8,4’ünü alıyor.

Bu konuda acil eyleme geçilmezse borç kaynaklı sorunların, 2030’lara da damga vuracağı ve 1982’de Latin Amerika’da ya da 1990’larda Batı’da yaşanan krizlerden dahi büyük olacağı bildirildi.

2020’de G20 bu konuya karşı adımlar atmaya çalışsa da beklenen gelişmenin sağlanamadığı belirtilen raporda borç hafifletmeye dair şu öneriler yapıldı:

1- Tüm bölgelerdeki bütün gelir seviyelerindeki ülkelere açık olmalıdır ve onların ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir.
2- Bütçe gelirlerinin yüzde 15’inden az borç ödenmelidir.
3- Bir ülke yardım talebinde bulunduğunda borç ödemeleri hemen durdurulmalıdır.
4- Tüm alacaklıları kapsamalıdır.
5- Anlaşmazlık ve davalar olduğunda tüm büyük finans merkezlerinde borçlulara yönelik yasal korumalar sağlanmalıdır.

Ülke borcu spekülasyonu yapan fonlar sıklıkla eleştiriliyor. Bu fonlar, ikincil piyasadan indirimli fiyatlarla sıkıntılı borçları satın alır ve daha sonra mahkemelerde nominal değeri artı faiz, cezalar ve bazı diğer ücretler üzerinden ödeme yapılmasını isterler. Her ne kadar eylemleri yasal olarak haklı olsa da, bu tür fonlar devlet borçluları ve borçlu ülkenin halkı üzerinde olumsuz etki yaratabilir.

Raporun yazarlarından Matthew Martin, Birleşik Krallık hükümetine seslenerek “akbaba fonları” diye adlandırılan bu uygulamayı yasal yollarla engellemesini istedi.

NCA Genel Sekreteri Dagfinn Høybråten da gelişmekte olan ülkelerin yöneticilerinin borçlar yüzünden ellerinin kollarının bağlandığına işaret etti:

Yüksek borç yükü, bir ülkenin ekonomisi için büyük bir harcama anlamına geliyor ve sosyal yardım, eğitim ve sağlık harcamalarını kesilmesi nedeniyle ilk önce toplumun daha yoksul kesimlerini vuruyor. Borç krizi felç edici bir durum ve tüm diğer gelişme çabalarını baltalıyor. 1982 krizi, 20 yıldan fazla sürdü ve pek çok acıya yol açtı, ta ki 2005’te çözülene kadar…

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası: Milletvekili Sayısı 34’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Ersagun Yücel partisinden istifa etti.

Haber Merkezi / Ersagun Yücel, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, “Kurucu liderimiz Sayın Meral Akşener hanımefendinin daveti üzerine katıldığım, kurulmasında ve gelişmesinde emeklerimiz olan ve Kurucu Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili olduğum İYİ Parti’den istifa ettiğimi bildirmek isterim.” ifadelerini kullandı.

Ersagun Yücel’in istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 34’e düştü.

Gün içerisinde 27. dönem Isparta Milletvekili Aylin Cesur da İYİ Parti’den istifasını duyurmuştu. Cesur, istifasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermişti:

“Değerli İYİ Parti’liler, bugün itibariyle İYİ Parti üyeliğimi sonlandırmış bulunmaktayım. İYİ Parti üyesi olduğum günden beri birlikte çalıştığım tüm kıymetli İYİ Parti’li arkadaşlarıma, ‘Türkiye daha iyi olsun’ diye yola çıkmış ve ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesine katkı sağlamak için bizimle birlikte canla başla çalışmış tüm teşkilat mensuplarına, sevgili gençlerimize, kadınlarımıza ve parti gönüllüsü arkadaşlarıma,

İYİ Parti Kurucu Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e ve tüm parti kurucularına teşekkürlerimi sunuyor; İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Müsavat Dervişoğlu ve yönetimine, halen görevde olan İYİ Parti teşkilatlarına ve halen görevde olmayan parti mensuplarına başarılar ve esenlikler diliyorum. Kamuoyunun bilgisine sunarım. Saygılarımla…”

Paylaşın