Meclis Genel Kurulu’nda Yumruklu Kavga

DEM Parti Milletvekili Ali Bozan, “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor” sözleri sonrası AK Parti Milletvekillerinin saldırısına uğradı.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

Meclis Genel Kurulu’nda vergi kanunu görüşmelerinde yumruklu kavga yaşandı. Eski bakan Adil Karaismailoğlu’nun DEM Parti Milletvekili Ali Bozan’ı yumrukladığı görülürken “hırsız”, “ahlaksız”, “şerefsiz”, “terörist” sözleri havada uçuştu.

DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan vergi adaletsizliği üzerine yaptığı konuşmasında “AKP, TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde çalıyor. Ama bu cebinden maaşı çalınan işçinin, emekçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor. Ben de buradan o cebinden ücreti, maaşı çalınan yurttaşların adına bağırmak istiyorum: Hırsız var, hırsız var, hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor” ifadelerini kullandı.

Bunun üzerine AK Parti sıralarından ‘Terbiyesizlik yapma’, ‘Ahlaksızlık yapma’, ‘Git ağzını yıka’ sesleri duyuldu. Bozan ise “Gelin, kendinizi ifade edin. Kendinizi ifade etmekten acizsiniz, kendinizi ifade etmekten aciz olduğunuz için ancak hakaret ediyorsunuz, ağzınız pislik kokuyor o yüzden” yanıtını verdi.

Tansiyonun giderek yükseldiği Genel Kurul’da AK Partili milletvekilleri, “İn oradan terbiyesiz” diye bağırdı. Ali Bozan’ın “Terbiyesiz de sensin, ahlaksız da sensin” demesi üzerine AK Parti milletvekilleri kürsüye yürüdü. AK Partililerin Bozan’ı kürsüden indirmeye çalışması sonrası karşılıklı hakaretler devam etti.

Bu sırada AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok’un “Şerefsizsiniz, hırsızsınız, teröristsiniz, alçaksınız!” dediği duyuldu.

Kısa süre içinde sözlü tartışma Ali Bozan’a saldırıya yönelik fiziki saldırıya döndü. AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Erdemir, Bozan’a yumruk attı. Eski Ulaştırma Bakanı ve AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu’nun da Ali Bozan’a yumruk attığı görüldü. Ali Bozan’ın yere düşmesi sonrası AK Partili milletvekilleri Bozan’ın etrafını sararak o yerdeyken saldırıya devam etti.

Meclis polisinin müdahale ettiği kavgada DEM Partili ve CHP’li milletvekilleri de kavgayı önlemeye çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir’in yere düştüğü görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye, Basın Özgürlüğünde Bu Yılda Sınıfta Kaldı

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer aldı. Endeksin en üst sırada Norveç, en alt sırasında Eritre bulunuyor.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada yer alıyordu. Türkiye bu yılki endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Türkiye’de 24 Temmuz, 116 yıldır “Basın Bayramı” ya da “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak kutlanıyor.

116 yılın ardından Türkiye, basın özgürlüğünü savunan Fransa merkezli uluslararası sivil toplum kuruluşu olan Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (Reporters sans frontières – RSF) 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 158. sırada yer alıyor.

Endekste en üst sırada Norveç bulunurken, 180. ve en sırada Doğu Afrika ülkesi Eritre, 179. sırada ise Suriye yer aldı.

Osmanlı Devleti zamanında basılan gazeteler ancak “saraya” bağlı sansür memurlarının onayından geçtikten sonra yayımlanabiliyordu.

24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet ilan edilmeden bir gece öncesinde gazeteler “devrim” niteliğinde bir karar alarak, sabah saatlerinde gelecek olan sansür memurlarına kapılarını açmayıp gazeteleri direkt olarak baskıya gönderdiler.

Sansüre karşı ilk mücadele olan bu olayın yıldönümü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) 1948 yılında aldığı kararla “Basın Bayramı” olarak ilan edildi. 1971’de ise adı “Basın Özgürlüğü için Mücadele Günü” olarak değiştirildi.

Ancak “Basın özgürlüğü için mücadele” gününde Türkiye’nin basın özgürlüğü bilançosu iç açıcı gözükmüyor.

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (International Press Institute – IPI) Türkiye verilerine göre, şu anda 13 gazeteci cezaevinde bulunuyor. IPI’ın rakamlarına göre 2024 yılının başından bu yana ise 219 gazeteciye yönelik hak ihlali tespit edildi.

Bu ihlallerin 95’i “tehdit, hedef gösterme ve sözlü şiddet” kategorilerinde gerçekleşirken, toplam ihlallerin yüzde 43’ünü oluşturdu. Son 6 ayda gazetecilere yönelik uygulanan 85 hak ihlali ise “tutuklama, gözaltı ve davaları içeren yasal yollarla yapılan şiddet” kategorisinde yer alıyor. Hak ihlallerinden en az 25’i ise “fiziksel şiddet” olarak tespit edildi.

Görülen davaların yüzde 39’unda gazeteciler “terör örgütüne üye olmak” ya da “terör propagandası” yapmakla suçlanırken, yüzde 30’unda ise “hakaret ve iftira” suçlarından yargılandı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 24 Temmuz’a ilişkin basın açıklaması yayınladı. Açıklamada “Bugünün sansür memurlarını dayanışma ile yeneceğiz” ifadelerini yer verildi.

IPI’ın derlediği verilere göre sadece Temmuz 2024’te 141 gazete veya haber sitesi Basın İlan Kurumu (BİK) tarafından kısıtlamaya maruz kaldı. Toplamda ise bu kurumlara 505 günlük erişim yasağı getirildi.

Nisan-Haziran Bağımsız İletişim Ağı Medya Gözlem Raporu’na göre ise, üç ayda yaklaşık Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) medya kuruluşlarına toplamda 29 milyon 205 bin 625 TL’lik para cezası kesti.

Türkiye, RSF’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2023 yılında 165. sırada bulunurken 2024’te 158. sırada yer aldı. Türkiye bu endekse göre, Filistin, Yemen, Venezuela, Pakistan, Somali ve Libya gibi birçok ülkenin gerisinde kaldı.

Euronews Türkçe’ye konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, RSF’nin yıllık olarak yayınladığı “Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi”nde Türkiye’nin 158. sırada yer almasının, medya bağımsızlığına saygı duyulmamasının bir yansıması olduğunu ifade etti.

Önderoğlu, RSF’nin endeksinin, Türkiye’deki kamuoyunun ve medyanın çoğulcu yapısının hiçe sayıldığını ortaya koyan bir gösterge olduğunu belirtti.

Medyaya hükmetmenin amaçlandığını savunan Önderoğlu, Türkiye’nin verilerine ilişkin “Bu, yargıya hakim olmayı önceleyen bir politikanın fotoğrafıdır. Demokratik kurumsallık görüntüde var ancak içi boşaltılmış” değerlendirmesinde bulundu.

Basın özgürlüğü anlamında Türkiye’nin gelişim göstermesi için yargı mekanizmasının düzelmesi gerektiğini savunan Önderoğlu sözlerini şöyle noktaladı:

“Üst sıraları kazanma, yargı mekanizmasının yapı ve işleyişi itibarıyla hakkaniyet temellerine oturtulması, otoriter yasama pratiğinden vazgeçilmesi ile gazetecilere yönelik keyfi tutuklama ve kovuşturmalara son verilmesine bağlıdır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişikin davayla ilgili olarak “müdahil olma” talebindeki dilekçesinde, gazetecilerinde yer aldığı 154 kişilik bir isim listesini mahkemeye sundu.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Sinan Ateş davasına “suçtan zarar gören” olarak katılma talebinde bulunan MHP’nin, başvuru dilekçesinde 154 kişinin ismini vererek mahkemeye çağrılmasını istediğini yazdı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır Meclis’te yaptığı konuşmada, Sinan Ateş davasına katılma talebinde bulunan MHP’nin dilekçesinde yer alan isim listesi için, “Bu fişlemedir ve birinin burnu kanarsa iktidar hesabını veremez” dedi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Milletvekili Sayısı 33’e Düştü

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Nimet Özdemir istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada, Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım” ifadelerini kullandı.

Nimet Özdemir’in istifasıyla İYİ Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) milletvekili sayısı 33’e düştü.

Suların durulmadığı İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu. Özdemir, istifa kararına ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasi hayatımın başlangıç noktası ve inandığım değerler uğruna büyük mücadele verdiğim İYİ Parti’den, gönül bağımı kopardığım için ayrılmış bulunmaktayım. Bir Vekil olarak, sadece beni seçenlerin, seçim bölgemdeki vatandaşlarımızın değil, bütün Türkiye’nin Vekili olduğumun bilincindeyim.

Seçim kampanyamı; Yetiştirme Yurtlarından çıkan kız çocuklarımız, hem anne hem baba olmak zorunda olan kadınlarımız, engellilerimiz ve sahipsiz hayvanlarımıza çare olacak mücadele için girdiğimi, bu vesileyle de Vekilliği kazandığımı biliyorum.

Sözünü verdiğim dört başlık başta olmak üzere, vatandaşlarımızın yaşadıkları sorunlara çare olmak adına çalışmalarıma devam edeceğimden emin olun. Benim için önemli olan; değerlerimden, inançlarımdan vazgeçmeden bunları savunmak. Bundan sonraki Vekillik hayatımda bu ilkeler doğrultusunda tüm gücümle çalışmaya devam edeceğim. Bana oy verenleri utandırmayacağım.”

Nimet Özdemir kimdir?

1970 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde dünyaya gelen Nimet Özdemir, ilköğrenimini ve ortaöğrenimini Ankara’da; üniversiteyi Conley Amerikan Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde tamamladı.

2008 yılında inşaat alanında faaliyet gösteren bir şirkette kurucu ortak olarak görev alan Özdemir, 2015 yılında ise kule vinç kiralama alanında, 2020 yılında ise inşaat malzemeleri temini alanında faaliyet gösteren bir şirket kurdu.

İYİ Parti’nin 2017’de kuruluşundan itibaren partiye üye olan Nimet Özdemir, İstanbul’da il ve ilçe delegeliği görevlerinde bulundu. Ümraniye’de ilçe yöneticiliği yapan Özdemir, il bazında da görevler üstlendi. Nimet Özdemir, İYİ Parti Hayvan hakları, STK ve derneklerden sorumlu başkan yardımcısı olarak görev yaptı.

2023 Türkiye genel seçimlerinde İstanbul 1. bölgeden 1. sıra milletvekili adayı olan Nimet Özdemir, 28. dönem TBMM İstanbul milletvekili olarak seçildi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’li Belediyeleri Hedef Aldı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, “CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor” dedi ve ekledi:

“CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bugün vefatının 29. yıl dönümü olan Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Merhum Dr. Sadık Ahmet’i rahmetle yad ediyorum. Batı Trakya Türk azınlığının bugünkü kazanımlarında merhum Sadık Ahmet’in mücadelesinin çok büyük payı vardır. Yunan makamları ile görüşmelerimizde Batı Trakya’daki soydaşlarımızın sorunları, gündemimizin ilk sırasında yer alıyor. Meseleler sürekli takibimizde. Aynı durum Kıbrıs Türk halkının gasp edilen hakları için de geçerli.

KKTC: Kıbrıs Türk halkı 3 çeyrektir ayrımcılığa maruz kalıyor. 1963 ile 1974 yılları arasındaki katliamları bir çoğumuz daha dün gibi hatırlıyoruz. Yakılan köyleri, öldürülen çocukları, Kıbrıslı kardeşlerimizin dramlarını asla unutamayız. Tüm bu zulümler işlenirken Batılı kurum ve kuruluşlar hiçbir şey yapmadı. Gazze soykırımını seyrettikleri gibi uzaktan izlediler. 1983 yılında KKTC ilanıyla Barış Harekatı taçlandırılmıştır ancak bağımsızlık iradesini kırmaya yönelik politikalar devam etti. 2004’te Annan Planı’na evet diyen KKTC cezalandırılırken, hayır diyen Rum Kesimi, AB’ye tam üye yapılarak ödüllendirildi. Müzakerelerden de hiçbir sonuç çıkmadı.

Eski yöntemlerle bir yere varılamayacağını gördük. Federalizme bizim de Kıbrıs Türkü’nün de karnı tok. 20 Temmuz’u büyük bir coşku ile cumartesi günü kutladık. Kıbrıs davasına verdiğimiz önemi bir kez daha tüm dünyaya ilan ettik. Hedefimiz KKTC’nin tanınırlığını artırmaktır. Kıbrıs Türk halkının kendi ayakları üzerinde durması için de desteklerimizi, yatırımlarımızı sürdürüyoruz.

Özellikle muhalefetin Türkiye’yi yabancılara şikayet eden eski siyasetini terk etmeye başlamasını önemsiyoruz. Sabık genel başkan döneminde CHP’nin dış politikada yaşadığı savrulmalar, siyasi rekabet kavramıyla açıklanamayacak boyutlara ulaşmıştı. Kimi CHP milletvekilleri, PKK’nın Suriye’deki uzantılarının gönüllü avukatlığını yapıyorlardı. 15 Temmuz ihanetinin faillerini aklama görevini de CHP yönetimi üstlenmişti. Muhalefetin normalleşmesi adına kayda değer buluyorum. Lefkoşa’daki beraberliğin milli meselelerde istikrarlı şekilde sürdürülmesini temenni ediyorum.

Biz komşularımızla ilişkilerimizde gerilim peşinde değiliz. Bölgemizde ve dünyada dostlarımızın sayısını artırmaya bakıyoruz. Bu politikamızda da samimiyiz, iyi niyetliyiz. Ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde hareket edildiği takdirde aşılamayacak hiçbir engel görmüyoruz. Son 1 yılda bu yönde önemli adımlar attık. Pek çok uluslararası kuruluşla işbirliğimizi ilerlettik.

Enflasyon: Ekonomide de sıkıntılarımızın üstesinden geliyoruz. OVP’nin olumlu sonuçlarını görmeye başladık. Enflasyonu bundan sonra daha hissedilir biçimde düşecektir. Fiyat balonu kimi sektörlerde yavaş yavaş sönüyor. Fiyatlama anlayışlarının piyasa gerçekleriyle uyumlu hale geldiğini görüyoruz. Sene sonu enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere mutlaka indireceğiz. Moodys’in kredi notumuzu 2 kademe artırması, 10 yıl sonra gelen bu not artırımı Türkiye için çok geç kalmış bir adımdı. Bunlar elbette yeterli değil.

Kredi derecelendirme şirketleri adaletli davrandıkça bu notlar da hak ettiğimiz seviyelere çıkacaktır. Milletimiz gönlünü ferah tutsun. Türkiye doğru yoldadır. Hedeflerine emin adımlarla ilerlemektedir. Daha önce nasıl enflasyonu tek haneye indirdiysek inşallah aynısını yine başaracağız. Bunu AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan başka yapabilecek kimse de yoktur. Muhalefet havanda su dövmektedir. Bunlar aynı riyakarlığa seçim döneminde de başvurdular. 4-5 ay öncesini hatırlayın. Suyu ucuzlatmaktan bahsediyorlardı, şimdi yüzde 400-500 oranında zam yapıyorlar.

Emekliler: Emeklilerimizi kapılarına dahi yaklaştırmıyorlar. Seçim bitti, verilerin sözler rafa kalktı. CHP’li belediyelerin yolsuzluk, hırsızlık girdabına vatandaşlarımız tekrar sürüklendi. Dans düzenlemesinin belediyecilik zannediyorlar. İdeolojik bağnazlık bunların paçalarından akıyor. CHP Genel Başkanı’na şunu söylemek isterim. Dürüst siyaset sözlerin arkasında durmayı gerektirir. Tutmadığınız sözlerin mahcubiyetini daha büyük vaatlerde bulunarak gizleyemezsiniz. Gücünüz yetiyorsa belediye başkanlarına söyleyin. Bedava yapacağız diyerek söz verip 3 ayda 3-4 kez zam yaptıkları hizmetlerin fiyatlarını düşürsünler. Emeklilere faydanız olsun istiyorsanız belediyeleriniz SGK’ya olan birikmiş borçlarını ödesinler. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız belediyelerin kaynağında bu borçların tahsiline başlayacaktır.

Benim çiftçim, üreticim, sanayicim, işçim şüphesiz en iyisine layıktır. Bilhassa ömrünün en güzel yıllarını ailesine, ülkesine hizmet için harcayan emeklilerimizin hakkını ödeyemeyiz. Emeklilerimizin yanında yer almayı asli görevimiz olarak görüyoruz. Son 21 yılda emeklilerimizin hayat kalitesini yükseltecek birçok adım attık. Bizden önce emekli maaşları insani standartların altındaydı. Kasım 2002’de en düşük emekli aylığı 66 liraydı. Yani 43 dolardı. Bu dönemde asgari ücret 184 lira olarak uygulanıyordu. Bu da 122 dolardı. Emeklilerimizin önemli bir kısmı asgari ücretin 3’te 1’i aylık almaktaydı.

En düşük emekli aylığını 12 bin 500 liraya, yani 380 dolara yükselttik. Son 2 yılda yüzde 257 oranında artırmış olduk. Bu yıl ocak ayında yüzde 49.3 oranında aylıkları artırmıştık, temmuzda da aylıklara yüzde 24.7, emekli sandığına ise yüzde 19.3 oranında zam yaptık. 2024’te emekli maaşlarında yüzde 78-86 oranında artışa gittik. Bu artış, enflasyon beklentisinin oldukça üzerindedir. Emeklilere bayram ikramiyesi ödemelerini biz başlattık. Bir diğer imkan ise banka promosyonudur.

Kamu bankalarımızın öncülüğünde emeklilerimize ödenen promosyonların yükseltilmesini temin ettik. 8-12 bin lira promosyon alıyorlar. Tüm bunlarla birlikte Çalışma Bakanlığımız ‘Emekliler Yılı’ kapsamında farklı alanlarda pek çok imkan sağlıyor. Çok daha fazlasını yapacağız. Depremin faturası azaldıkça, ekonomide uyguladığımız politikalar sonuç verdikçe, ilave kaynağı başta emeklilerimiz olmak üzere halkımızın emrine sunacağız. Gösterdiğimiz tüm bu çabalara rağmen yaşadığınız sıkıntıların tamamen farkındayım, serzenişlerinizi duyuyorum.

Tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Bizim popülizmle işimiz yok. Biz, meydanlarda söz verip sonra unutanlardan değiliz. Verdiği sözün her zaman arkasında dimdik duranlardan olduk. Bizden öncekilerin yaptığı yanlışları tekrarlamamakta kararlıyız. Bu ülke meydanlarda vaat yarıştıranlardan çok çekti. Böyle bir hataya yeniden düşme lüksümüz yok. Amacımız, ekonomimizi enflasyonu körükleyecek kısır döngüye sokmadan, insanlarımızın refahını kalıcı olarak artırmaktır.

Sokak hayvanları: Bugün bazı şeyleri açık açık konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de bir başıboş köpek sorunu var. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde göremeyeceğiniz bir sokak köpeği popülasyonuyla karşı karşıyayız. Bu sayı her yıl katlanarak artıyor. Bu köpekler üstelik çocuklara, yetişkinlere, yaşlılara, koyun sürülerine saldırıyorlar. Trafik kazalarına sebep oluyorlar. Çocuklarımızı parçalamak suretiyle bizden koparıyorlar. Kuduz vakaları ile yabancı ülkelerin vatandaşlarına uyarılarını saymıyorum bile.

Milletimiz bizden bu sorunu çözmemizi istiyor. Halkımız sokakların güvenli hale gelmesini istiyor. Vatandaşımız hem şiddetin hem sağlığımıza yönelik tehdidin sona ermesini arzuluyor. Bizim bu feryatlara tepkisiz kalmamız düşünülemez. Hayvanlar konusunda kimse bize merhamet dersi vermeye kalkışmasın. Hele hele bölücü terör örgütünün beşikteki bebeği katletmesine, Gazze’de sayısı 16 bini bulan masum çocuğun katledilmesine ses çıkarmayanlar kalkıp da bize merhametten bahsetmesin.

Köpek yüzünden çocuğu hayatını kaybetmiş annenin üzerine yürüyen bir karakter fukarasının diline en son alacağı kelime merhamettir. Herhangi bir canlıya karşı yüreğinde zerre merhamet olan biri kalkıp da o densizliği yapamaz. İnsan sevmiyorlar ki, bir köpeği nasıl sevecekler? Birileri geliyor, Meclis’e taşınıyor. Koridorları işgal edip Meclis altında milletvekillerine katil diye bağırabiliyor. Milletvekili, milletin temsilcisidir.

Biz bu densizliğe pabuç bırakacak bir grup değiliz. Biz 3-5 marjinal karakterin çığırtkanlık yaparak bağırarak Meclis’i çalışamaz hale getirmesine eyvallah etmeyiz. Burası milletin meclisidir. Kimse şanına gölge düşüremez. Gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Yasa teklifi kabul edildi. Sokak hayvanlarını da yaşatmayı amaçlayan teklife ‘evet’ diyen tüm milletvekillerini tebrik ediyorum. Bu meseleyi Meclis tatile girmeden önce taşkınlıklara prim vermeden yasalaştırarak sokaklarımızı güvenli hale getireceğiz. Asla taviz yok, bu işi bitireceğiz.

Son 1 haftadır ortalığı ayağa kaldıran sanatçılar, dernekler ve medya mensuplarından başıboş köpekleri sahiplenme kampanyamıza güçlü destek bekliyorum.”

Paylaşın

Türki­ye’deki Tekstil Şirketleri Mısır’a Taşınıyor!

Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını söyledi. Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Rafi Ay, üretim şartlarının iyileştirilmemesi ve işçi haklarının sağlanmaması halinde fabrika göçünün daha da artacağa dikkat çekti. İşçi maaşlarıyla tasarruf yapılmayacağını söyleyen Ay, asgari ücrete ara zammın kaçınılmaz ha­le geldiğini vurguladı.

Hak-İş’e bağlı Öz İplik İş Sen­dikası Başkanı Rafi Ay, basında sansürün kaldırılı­şı ve basın bayramı olarak kutlanan 24 Temmuz dola­yısıyla gazetecilerle sohbet toplantısı düzenledi.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in aktardığına göre; Ülkedeki ekonomik zorluklar nedeniyle sabit gelirlilerin zor günler geçirdiğini belirten Rafi Ay, “Bizden tasarruf istiyor­lar. Emekçiler bırakın tasarrufu 100 yıl önce gündemden kalkan karın doyurma ve barınma sorunuyla boğuşuyor. Biz karnımızı doyuramıyoruz, kiramızı ödeyemiyoruz” dedi.

Fason üretim yapan Türk şirketlerin üretimle­rini Mısır’a kaydırdığını ve son 1 yılda Mısır’a gö­çen Türk üretici sayısının 130’a ulaştığını bildiren Rafi Ay, 90 bin işçinin de teks­til sektöründen gitmek zorunda kaldığını ifade etti.

Asgari ücrete ara zam yapılması gerektiğinin altını çizen Rafi Ay, sendikacı­lığın önünde ciddi engel­ler çıkarıldığını anlatırken işçilerin eylemler için harekete hazır olduğunu, konfederasyonlardaki değerlendirmelerin ardın­dan görevin sendikalara düşebileceğini söyledi.

Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması gere­kirken yükün çalışanlara yüklendiğini söyleyen Rafi Ay, “Kazan­cımızla vergi arasındaki fark yüzde 115. Asgari ücret artarken vergi dilimleri artırılmadı, bizden daha çok vergi almak için makas daraltıldı. Eskiden son 2 ayda ikinci vergi dilimine gi­rerdik, şimdi nisandan itibaren ikinci dilime, eylülden sonra da üçüncü dilime giriyoruz. E biz çok kazanmıyoruz ki” dedi.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan İktidara “Küfe” Tepkisi: Bu Millet Sizin Marabanız Değil

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil” dedi ve ekledi.

“Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz. Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Müsavat Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Emekli maaşları: Erdoğan bir müjdeyi bir bakana veriyorsa bilin ki o müjdeyi Erdoğan bile beğenmemiştir. Meclis’e getirdikleri yasalara bakıyorsunuz. Kurumların yüzlerce sayfalık çalışmalarında yer alan düzenlemeler Meclis’e gelmiyor, gelemiyor. Çünkü güçleri tefeci bezirganlara, beton ağalarına, sanal vurgunculara yetmiyor. Kendi kendini yiyen yılan misali dönüp her şey Saray’da düğümleniyor. Olan da çiftçiye işçiye, gençlere, emekliye oluyor.

Yumurta küfesi iktidarın sırtındaysa, iktidar da vatandaşın sırtında. İnin beyler vatandaşın sırtından bu millet sizin köleniz değil, marabınız değil, uşağınız hiç değil. Gereken mücadeleyi Meclis’te sürdürmeye devam edeceğiz. Dün nasıl başardıysak bugün de başaracağız. İtibardan tasarruf etmeyenlerden biz tasarruf edeceğiz.

Rant uğruna feda edilmeyen bir karış toprağımız kalmamıştır. Her afet sonrasında söz konusu alanların birilerinin cebine girecek rant olacağını biliyoruz. Saray rejimleri milletin kanını emerler. Saray rejimi bize ded ki çocuklar mı ölsün, köpekler mi ölsün dedi. Onlara göre illa birileri ölmeli. Yeni bir tuzak kurmaları gerekiyordu. Bu attıkları vicdan bombası ile uğraşıp duruyoruz.

Sokak hayvanları: Bir parti genel başkan olarak değil, sade vatandaş olarak sesleniyorum. Ölümle, yok etmeyle başlayan hiçbir cümleden hayır gelmez. Bunu fazlasıyla yaşamış, kiminize göre abiniz, bir kardeşiniz oalrak söylüyorum. Sokak hayvanları meselesini ortak akılla çözmek hepimiz için önemli bir imtihandır.

MHP’nin listesi: İki cihanda yan yana gelemeyecek bazı insanları bölücü, liberal, Marksist yapıların elemanı diye yaftalamışlar. Bunu yapanlara sesleniyorum. Bu bize saygısızlıktır. Çok bir şey söylemek istiyorum. Ayrıntıya girip de kimseyi mahcup etmek istemiyorum. İçimde yetiştiğim camiayı kırmak istemem. Ancak sabrın da bir sınırı vardır. Sözlerimin muhatapları maziyi paylaştığım insanlar değil, eline dava arkadaşlarının kanı bulaşmış alçaklardır.

Hayatım boyunca bölücü, liberal, Marksist ve FETÖ’cü diye hiç anılmadım. Bütün ömrüm boyunca kullandığım tek bir sıfat var. Onu da öyle bir ayağa düşürdünüz ki, sizin yüzünüzden utancımdan kullanamıyorum. Allah sizi ıslah eylesin. Buradan onlara sesleniyorum. Beni sakın ha sakın hangi sebeple olursa olsun, başkalarının havuzuna dahil etmeyin. Beni kimseyle de karıştırmayın.”

Paylaşın

Diyanet Yöneticisinin Eşine Kurasız Özel Hac Vizesi

Diyanet İşleri Başkanlığı’nda “kayırmacılık” geleneği devam ediyor. 2,5 milyon yurttaş hacca gitmek için kuraya girip sıra beklerken Diyanet yöneticisinin eşinin, “Mücamele” adı verilen özel bir vize ile hacca götürüldüğü belirlendi.

2023 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kızı ve kardeşi Metin Erbaş’ı kuraya sokmadan hacca götürdüğü basına yansımıştı.

Ticari vize ile hacca giden yurttaşları kuraya girmediği için Suudi Arabistan yetkililerine şikâyet ettiği kaydedilen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özel vize ile hacca götürdüğü isimlere yenileri eklendi. Toplam 2,5 milyon yurttaş hacca gitmek için kuraya girip sıra beklerken Diyanet yöneticisinin eşinin, “Mücamele” adı verilen özel bir vize ile hacca götürüldüğü belirlendi.

2023 yılında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın kızı ve kardeşi Metin Erbaş’ı kuraya sokmadan hacca götürdüğü öğrenilen Diyanet İşleri Başkanlığı, “Kayırmacılık” geleneğini 2024 yılında da sürdürdü.

Birgün’den Mustafa Bildircin‘in Diyanet kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Huriye Martı’nın eşi için “Mücamele” vizesi alındı. Martı’nın eşi Ali İhsan Martı, sıra beklemeden eşi ile birlikte hacca götürüldü.

Diyanet kaynaklarına göre, Başkan Yardımcısı Huriye Martı ve eşi Ali İhsan Martı, kendilerine özel olarak tahsis edilmiş olan ve Diyanet’in Mekke’deki ana merkezlerinden biri olan Daru’l-hadi otelinde konakladı.

Eşini kuraya sokmadan özel vize ile yanında götüren Huriye Martı’nın bir ay Mekke’de kaldığı kaydedildi. Diyanet İşleri Başkanlığı görevlisi olarak hacca giden ve bir ay Mekke’de kalan Martı’ya, kaldığı gün başına Suudi Riyali üzerinden harcırah ödendiği de bildirildi.

Harcırahın, hacılardan alınan ücretlerden ödendiğinin altını çizen Diyanet kaynakları, Huriye Martı’nın Mekke’de bulunduğu süreçte bacağından rahatsız olduğunu ifade ederek, çok yoğun çalışamadığını ve günlerinin büyük bölümünü otelde geçirdiğini savundu.

Paylaşın

İstanbul, Ankara Ve İzmir Göç Ediyor: Rota Sahil Şehirleri

İstanbul, Ankara ve İzmir sürekli göç ediyor. Aralarında denize kıyısı bulunan Balıkesir, Samsun ve Ordu’nun da olduğu göç alan iller sıralamasında birinciliği Muğla alıyor.

2023 yılına ait taşınma verilerine göre, 81 ilden 350 bine yakın nakliyat talebi analiz edildi ve en çok talebin İstanbul, Ankara, İzmir’den geldiği belirlendi.

Haber Global’den Sibel Gülersöyler‘in haberine göre, Aralarında denize kıyısı bulunan Balıkesir, Samsun ve Ordu’nun da olduğu göç alan iller sıralamasında birinciliği Muğla alıyor. Türkiye’nin Muğla’dan sonra en çok göç alan ikinci şehri Balıkesir’e en yoğun göç ise  İstanbul’dan gerçekleşiyor.

Balıkesir’e göçün dağılımına bakıldığında ise şehir merkezinden çok denize kıyısı olan yazlık ilçelerin tercih edildiği görülüyor. Balıkesir’e göç edenler en çok Edremit ve Ayvalık’ı tercih ediyor. Türkiye’nin en çok göç alan üçüncü şehri Karadeniz bölgesinden. Samsun’un deniz kıyısında yer alan ilçeleri Atakum ve İlkadım metropollerden göçün yoğunlaştığı ilçeler olarak öne çıkıyor.

2023 yılının bir diğer trendi ise büyük evlere yönelim. 3+1 ve üzeri ev tiplerine talep artışı yaşanıyor. 4+1 evlere taşınma talebi bir önceki seneye göre yüzde 22 artışta. 5+1 evlere talep yüzde 13, 3+1 evlere talep yüzde 10 arttı. Temmuz ve ağustos ayları, maaş ve zam artış döneminin etkisiyle taşınmanın en yoğun tercih edildiği dönem oluyor.

Verilerin detayına inildiğinde İstanbul’da büyük ev talebine karşılık veren ilçeler şöyle sıralandı: Kadıköy ve Pendik, 3+1 konut arayışının yöneldiği ilçelerde başı çekerken 4 ve üzeri oda sayısına sahip evlere taşınma talebinde ise taşınmanın yönü Başakşehir ve Beylikdüzü olarak öne çıkıyor.

Ankara’da, yüzde 26 büyüme ile en çok 5+1 ev tipleri tercih edilirken, Çankaya açık ara fark ile büyük evlerde yaşamak isteyen Ankaralıların ilk tercihini oluşturuyor. İzmirli de tercihini 2023 yılında 3+1 evlerden yana kullandı. 3+1 evler için Karşıyaka tercih edilirken 4 ve üzeri odalı evlerde yaşamak isteyenler şehirden uzaklaşarak Urla’ya taşınmaya karar verdi.

Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Yasemin Zaimoğlu, İstanbul’un en çok göç alan illerin başında geldiğini belirterek, “TÜİK verilerine göre 2019- 2023 yılları arasında İstanbul’dan göç ilk 10 şehir sıralamasında dikkat çekiyor. Kocaeli ise ilk sırada yer alıyor. Bu şehri ise  Ankara, Tekirdağ, İzmir ve Bursa takip ediyor. 4 yıldır listede yer alan Sakarya ve Antalya ise 2023 yılı göç verilerinde yer almıyor” dedi.

İlk 10 şehir sıralamasını mercek altına alan Zaimoğlu, şöyle devam etti. “Göç alan yerler de sanayileşme ve iş imkanlarının olduğu iller.  Vatandaş, İstanbul’un yerine konut satış ve kira fiyatlarının daha uygun olan illeri tercih etmeye başladı.

Mevcut verilere bakarak önümüzdeki senelerde Kocaeli, Tekirdağ, Ankara, İzmir ve Bursa’nın listede varlığını sürdüreceğini tahmin etmekteyiz. Ayrıca listede daha önceki yıllarda da bulunan Tokat’ın da  varlığını devam ettirebileceği düşünüyoruz. İstanbul’dan, Muğla ve Antalya’ya göç listede varlığını sürdürüyor.”

Paylaşın

HSBC, Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Beklentisini Yüzde 44,6’ya Çekti

HSBC, daha önce yüzde 48,0 ve yüzde 29,0 olan 2024 sonu ve 2025 sonu enflasyon beklentilerini sırasıyla yüzde 44,6 ve yüzde 27,7 olarak revize etti. Yıl sonu dolar beklentisini de 36 lira seviyesine çekti.

The Hongkong and Shanghai Banking Corporation’ın Türkiye iştiraki HSBC, Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri değerlendirdiği son raporunu yayınladı.

Gazete Pencere‘nin aktardığı raporda. “Daha sıkı para ve/veya maliye politikası enflasyonda daha hızlı bir düşüşe ve dış açıkta daha hızlı bir iyileşmeye yol açabilir, ancak politika yapıcıların ekonomiyi yumuşatmak için daha kademeli bir makro ayarlamayı tercih ettiğini düşünmeye devam ediyoruz. Büyüme tahminimiz 2025 yılı için değişmeyerek yüzde 3,6’da kaldı” dedi.

Haziran ayı TÜFE’nin hem manşet hem de çekirdek enflasyon için temel aylık fiyat artış hızının (mevsimsellikten arındırılmış, 3mma) yavaşlaması nedeniyle beklenenden daha düşük gerçekleştiğini belirten HSBC, daha önce yüzde 48,0 ve yüzde 29,0 olan 2024 sonu ve 2025 sonu TÜFE beklentilerini sırasıyla yüzde 44,6 ve yüzde 27,7 olarak revize etti.

HSBC raporda, “Para politikasına ilişkin baz senaryomuz yıl boyunca faiz oranlarının değiştirilmemesi yönündedir. Tahminlerimize göre reel politika faizi Kasım ayından itibaren önemli ölçüde pozitif olacak, ancak şimdilik 4. çeyrekte başlayacak faiz indirimlerinin bir miktar erken olabileceğini düşünmeye devam ediyoruz. Yüksek enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne ilişkin yukarı yönlü risklerin temel kaynakları olmaya devam etmektedir” değerlendirmesini yaptı.

Hükümetin altın ithalatını sınırlama kararının etkili olduğunu ve altın ithalatı yılın ilk beş ayında yıllık bazda yüzde 54 oranında düştüğünü hatırlatan HSBC, “Çekirdek ithalat şu ana kadar daha dirençli seyretti. Yine de yakın zamanda 2024-25 cari açık tahminlerimizde küçük bir aşağı yönlü revizyon yaptık” dedi.

“TL’nin cazibesini daha da artıracağına inanıyoruz”

Raporda, “TL konusunda yapıcıyız. Para birimi için düşük enflasyon reel faizler kanalıyla destekleyici olmaktadır. Şimdiye kadar, yükselen nominal faiz oranları, reel faizleri artırma ve dolarizasyon sürecini destekleme konusunda ağır bir iş yapmak zorundaydı. Bundan böyle reel faizlerin pozitif dinamiği enflasyondaki düşüşten kaynaklanabilir. Reel faizlerin 2024 yılı sonuna kadar önemli ölçüde pozitif hale gelebileceğine ve TL’nin cazibesini daha da artıracağına inanıyoruz. Dolar/TL’yi yılsonunda 36,0 seviyesinde görüyoruz” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Şampiyonlar Ligi: Fenerbahçe Avantajı Kaptı

UEFA Şampiyonlar Ligi 2. eleme turu ilk maçında Lugano ile Fenerbahçe, Thun Stadı’nda karşı karşıya geldi. Portekizli hakem Tiago Martins yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 4-3 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini, 45+1. 46. ve 67. dakikalarda Edin Dzeko ve 73. dakikada Ferdi Kadıoğlu, 4. dakikada El Wafi, 64. dakikada Uran Bislimi ve 90+4. dakikada Valenzuela kaydetti.

Karşılaşmanın rövanşı, 30 Temmuz Salı günü Kadıköy’de oynanacak. Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü Jose Mourinho, bu sezon ilk resmi maçından galibiyetle ayrıldı.

Fenerbahçe, Lugano’yu elemesi halinde UEFA Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Lille ile karşılaşacak. Devler Ligi’nde 3. eleme turunda ilk maçlar 6-7 Ağustos’ta, rövanş karşılaşmaları ise 13 Ağustos’ta oynanacak.

4. dakikada sağdan Grgic’in altıpasın önüne etkili ortasında Djiku’dan önce topa kafayla vuran El Wafi, meşin yuvarlağı filelere gönderdi (1-0).

44. dakikada Osayi – Samuel’in pasında ceza sahası içinde Tadic, Cimignani’nin müdahalesiyle yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi. 45+1. dakikada penaltı vuruşu için topun başına geçen Dzeko, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (1-1).

46. dakikada Tadic’in pasında Dzeko’nun ceza sahası içi sağ çaprazdan sert vuruşunda meşin yuvarlak yakın direk dibinden ağlarla buluştu (1-2). 64. dakikada Bislimi’nin ceza sahası içi sol çaprazdan vuruşunda top ağlarla buluştu (2-2).

67. dakikada Szymanski’nin sol taraftan pasında Dzeko’nun ceza sahası içi sağ çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu (2-3). 73. dakikada Fred’in pasında topla buluşan Ferdi’nin ceza sahası içine girdikten sonra sol çaprazdan yaptığı vuruşta top yerden giderek ağlarla buluştu (2-4).

90+4. dakikada Mert Hakan Yandaş’tan topu kapan Valenzuela, ceza sahası içi sol çaprazdan yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı uzak köşede filelerle buluşturdu (3-4).

Hakemler: Tiago Martins, Bruno Jesus, Hugo Ribeiro

Lugano FC: Saipi, Zanotti, Papadopoulos, El Wafi, Valenzuela, Grgic (Belhaj Mahmoud
Dk. 80), Doumbia, Cimignani (Mai dk. 61), Bislimi (Correia dk. 71), Bottani (Mahou dk. 72), Aliseda (Przybylko dk. 72)

Fenerbahçe: Livakovic, Osayi Samuel (Mert Müldür dk. 69), Çağlar Söyüncü, Djiku, Oosterwolde, Fred (Mert Hakan Yandaş dk. 86), Krunic, Tadic (Ferdi Kadıoğlu dk. 69), Szymanski, Kent (İrfan Can Kahveci dk. 68), Dzeko (Cenk Tosun dk. 80)

Goller: El Wafi (dk. 4), Uran Bislimi (dk. 64), Valenzuela (dk. 90+4) (Lugano FC) Edin Dzeko (dk. 45+1 Pen., dk. 46 ve dk. 67), Ferdi Kadıoğlu (dk. 73)(Fenerbahçe)

Paylaşın