Bahçeli’den “Bölgesel Savaş” Uyarısı

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını kınayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Binlerce bebek, çocuk, kadın yaşlı hunharca şehit edilirken ne dünya ne de İslam ülkeleri soykırımın önüne geçen sonuç alıcı bir girişimde bulunamamaktadır. İsrail terörü, taşınması, kaldırılması, hazmedilmesi imkansız bir sınırdadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Eğer böyle giderse, vahşet durmazsa, inanç ve insan haklarına kategorik saldırılar ısrarla devam ederse ya küresel ya da bölgesel bir savaş son tercih olarak karşımıza çıkacaktır. Geldiğimiz noktada öncelikle katliamı durduracak bir ateşkes rejiminin süratle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ardından Ortadoğu’da barış ve huzuru sürdürebilir kılacak adımların süratle atılması gerekmektedir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ortadoğu’da barış ve huzurun sürdürebilir kılınması için ‘Kudüs Paktı’ oluşturulması gerektiğini vurguladığı yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Kudüs aynı zamanda dinlerin, kültürlerin, farklı kökenlerden gelen insanların asırlarca iç içe, yan yana, huzur ve sükûnetle yaşadığı barış ve kardeşlik kentidir. Hz. Adem’den, Hz.Muhammed’e nice peygamberlerin ayak bastığı, büyük medeniyetlerin barındığı, melikler, sultanlar, komutanlar, alimler ve gönül insanlarının isimlerini toprağının her köşesine kazıdığı tarihsel mirasın medar-ı iftiharıdır Kudüs.

Kudüs’ün kalbi Mescid-i Aksa, Mescid-i Aksa’nın kalbi ise Muallak Kayasıdır. Altın kubbeli Kubbetü’s Sahra ise Kudüs’ün sembolüdür. Efendimizin Recep ayının 27. gecesi Cenab-ı Allah’ın lütfu üzerine yücelerin yücesi ilahi makamlara mucizevi yükselişinin ilk adım ve anısıdır Kudüs.

Kudüs inancımızın namusu, İslam’ın nigehbanı, dinlerin, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma ve kucaklaşma nirengidir. Kudüs mukaddesatımızın kemer taşı, inanç haklarımızın ebedi yadigarıdır.

Kudüs ilk kıblemiz ve ortak kaderimizdir. Mescid-i Aksa Miraç Mucizesinin kutlu yadigarıdır. Kudüs zalimlerin tasallutu altında inim inlemekte, manen feryat etmektedir. Yeryüzünün en faziletli mekanları camiler, camilerin en faziletlileri Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ve kuşatılmış, hüzne boğulmuş, için için yanmış Mescid-i Aksa’dır.

7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail’in Gazze’ye yönelik katliam ve saldırıları hız kesmeden sürmektedir. ABD destekli İsrail, bir soykırıma, insanlık dramına dönüşen saldırılarına devam etmektedir.

Küresel savaş uyarısı: Binlerce bebek, çocuk, kadın yaşlı hunharca şehit edilirken ne dünya ne de İslam ülkeleri soykırımın önüne geçen sonuç alıcı bir girişimde bulunamamaktadır. İsrail terörü, taşınması, kaldırılması, hazmedilmesi imkansız bir sınırdadır.

Eğer böyle giderse, vahşet durmazsa, inanç ve insan haklarına kategorik saldırılar ısrarla devam ederse ya küresel ya da bölgesel bir savaş son tercih olarak karşımıza çıkacaktır. Geldiğimiz noktada öncelikle katliamı durduracak bir ateşkes rejiminin süratle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Ardından Ortadoğu’da barış ve huzuru sürdürebilir kılacak adımların süratle atılması gerekmektedir.

Bölgesel ittifak çağrısı: Bu amaçla Türkiye, Suriye, Irak, Mısır başta olmak üzere bölge ülkelerinin girişimiyle bir “Kudüs Paktı” oluşturulmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milletinin vicdanının sesi, ileriyi gören gözüdür. Bu itibarla, bugün Gazze’yi yerle bir eden, Kudüs’te Mescid’i Aksa’yı her gün taciz eden, Batı Şeria’daki Filistinlilere huzur yüzü göstermeyen İsrail’in durdurulması hem Türk milletinin arzusu, hem de bölgenin ve dünyanın huzuru için asgari bir zarurettir.

Bütün bunlar güçlü bir bölgesel dayanışma olmadan sağlanamayacaktır. Türkiye’nin çağrıları ve çabalarına bölge devletlerinin de samimi ve olumlu cevap vermeleri gerekmektedir.

Bu kapsamda, bugüne kadar farklı şekillerde var olan Filistin veya Kudüs temelli bölgesel diyalog ve işbirliği zeminlerinin hepsini kapsayacak biçimde daha sıkı ve güçlü bir bölgesel ittifaka ihtiyaç vardır. İslam toplumlarının bir ve beraber olması gereken, tek ses, tek nefes halinde bulunması mecburiyet arz eden bugünkü insanlık döneminde, hakkımıza sahip çıkamazsak şerefimizi kaybedeceğimiz herkes tarafından iyi bilinmelidir.

Kudüs konusu, sadece Filistinlilerin sorunu olmayıp bütün Müslümanların, aynı şekilde adalet ve hakkaniyet kaygısı taşıyan herkesin sorunudur. Kudüs, küresel barış ve huzurun anahtarıdır. Bu anahtar doğru kullanılmazsa tetiklenen kaos Ortadoğu’yu vurmakla kalmayacak, tüm dünyayı kasıp kavuracaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi inancımızın haysiyet ve davasını, mazlumların varlık ve yaşam haklarını sonuna kadar müdafaaya devam edecek, bu uğurda da taviz vermeyecektir. Zalimlere karşı safımız masumların yanıdır. Canilere ve insanlık dramına karşı tarafımız hakkın, hakikatin ve adaletin çizgisidir.

Türkiye, 1967 şartlarında başkenti doğu kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin derhal kurulmasının Ortadoğu’da kalıcı barış ve çözüm için tek seçenek olduğunu başından beri ileri sürmektedir. Türkiye Filistin davasının samimi savunucusudur. İktidarıyla muhalefetiyle aziz Türk milleti bu mücadeleyi sürdürmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ülkemizdeki huzur, refah ve istikrar ortamının devam ettirilmesinin bölgesel gelişmelerle yakından ilişkili olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin güvenlik halkasında yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinin siyasi ve ekonomik bakımdan istikrara kavuşmasına millîi güvenliğimiz açısından büyük önem atfediyoruz.

Bu çerçevede, Türkiye ile birlikte diğer İslam ülkelerinin katılımıyla oluşturulacak bir “Kudüs Paktı”nın ülkemizin güvenliği bakımından da gerekli görüyoruz. Geldiğimiz noktada bölgenin; kendi ayakları üstünde durmak, emperyalist ülkelerin çizdiği politikalara göre değil, kendi imkân ve kaynaklarını halkının geleceği için kullanma becerisini göstermek, aynı zamanda da bölge ülkelerini bir insanlık suçu olan terörün menşei ve merkezi konumu olmaktan kurtarmak, tüm bölge ülkeleri için ertelenemez bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Suriye’nin kaos üreten yapısına toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde çözüm üretilmesi bölgenin istikrarı bakımından öncelikli bir zorunluluktur. Bununla birlikte, bölgede yaşayan tüm halkların huzur ve güvenliğini sağlamak, insanca yaşamanın erdeminden nasiplerini almalarını temin etmek gibi bir insani yükümlülük de vardır. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları gibi evrensel değerlerin hiçe sayıldığı ve her gün biraz daha anlamını yitirdiği Gazze’de, İsrail’in mazlum Filistinlilere uyguladığı soykırım politikasının derhal son bulması gerekmektedir.

Tüm Dünyayı karşısına alarak katliama devam eden Netenyahu yargılanıp tutuklanmalıdır. Gazze’de gelinen nokta, 1967 şart ve sınırlarını esas alan iki devletli bir çözümün zorunlu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

O sebeple bu sorunlu coğrafyada huzur ve barışı, istikrarı ve ekonomik kalkınmayı, paylaşma ve dayanışmayı mümkün kılacak bir adıma ihtiyaç bulunmaktadır. Bölgenin bir “huzur kuşağı” olmasını mümkün kılacak “Kudüs Paktı”nın kurulmasına Türkiye öncülük edebilecektir.

Zira, bölge ülkelerinin tüm inisiyatifi eline alarak, dayanışma ve işbirliği içerisinde bölgesel sorunları çözebiliyor olması, bölgenin geleceği açısından hayati derecede önemlidir. Bu bölgenin kaos üreten yapısının derhal sona erdirilerek dünyaya refah ve istikrar ihraç eden bir yapıya kavuşturulması acil bir ihtiyaçtır. İnanıyoruz ki bu girişim, ilgili ülkelerde de karşılık bulacak, Gazze’nin, Kudüs’ün ve bölgenin makûs talihini değiştiren tarihî bir adım olacaktır.”

Paylaşın

Yoksulun “Gıda Enflasyonu” Yüzde 106

TÜİK’in enflasyon verilerinden yararlanılarak yapılan hesaplamaya göre; en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 106 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 42 düzeyinde kaldı.

Haber Merkezi / Hesaplamaya göre emeklilerin gıda enflasyonu ise yüzde 93,9 oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı temmuz ayı enflasyon verilerine ilişkin açıklama yaptı.

TÜİK verilerine göre; enflasyon temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 3,23 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,8 oldu. 2024 yılının ilk yedi ayında ortalama fiyat artış oranı ise yüzde 28,7 oldu.

Temmuz ayında en yüksek fiyat artışı yıllık yüzde 104,5 ile eğitim oldu. İkinci en yüksek fiyat artışının görüldüğü harcama grubu yıllık yüzde 98,5 artışla konut olurken üçüncü harcama grubu ise yüzde 76 ile lokanta ve oteller oldu.

Emeklinin gıda enflasyonu yüzde 93,9

DİSK-AR’ın TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre; emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 93,9 oldu. Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 66,9 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 83,7 ve en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 106 olarak gerçekleşti.

Yüksek gelir gruplarının daha düşük gıda enflasyonu hissettiği görülüyor. Dördüncü (yüksek) yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 58,4 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 42,1 oldu. Böylece en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 106 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 42 düzeyinde kaldı.

“Gıda enflasyonunda olduğu gibi resmi ortalama enflasyon oranları da düşük gelirlilerin, emekçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ve hissettiği oranlar değildir” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Uluslararası alanda Avrupa, ABD, Almanya ve Japonya Merkez Bankaları gibi çeşitli kuruluşlar tarafından hissedilen/algılanan ve beklenen tüketici enflasyonu düzenli olarak yayımlanıyor. Ancak TÜİK, aylık Tüketici Eğilim Anketi gerçekleştirmesine rağmen, bunun çıktısı olan “hissedilen/algılanan enflasyon”u açıklamıyor. TÜİK, uluslararası kuruluşların yaptığı gibi halkın hissettiği/algıladığı enflasyon oranı ve beklenen enflasyonu da elinde hazır bulunan verileri işleyerek yeni bir veri olarak yayımlamalıdır. TÜİK ayrıca gelir gruplarına göre enflasyon farklılaşmasını da açıklamalıdır.”

DİSK-AR’ın hesaplamasına göre, 2005 Temmuz’da 116 olan TÜFE endeksi, Temmuz 2024’te 2.394’e yükseldi. 2005 Temmuz’da 109 olan gıda fiyatları endeksi ise 2024 Temmuz’da 3.412’ye yükseldi. Temmuz 2005’te yüzde 7,8 olan yıllık enflasyon oranı Temmuz 2024’te yüzde 61,8 oldu. 2005’te yüzde 4,4 olan yıllık gıda enflasyonu ise Temmuz 2024’te yüzde 60’a yükseldi.

Öte yandan son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark açılmaya başladı. Temmuz 2005’te TÜFE’yle aynı seyreden gıda fiyatları endeksi Temmuz 2024’te TÜFE’nin 1.018 puan üstüne çıktı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Sosyal Medya” Çıkışı: Dijital Faşizmle Karşı Karşıyayız

Instagram’a getirilen erişim engeline ilişkin konuşan Erdoğan, “Sosyal medya şirketlerinin çıkarlarına dokunan her hususta mafya gibi davrandıklarına bizzat şahit oluyoruz, gemi azıya çekti, azgınlaştılar. Filistinli şehitlerin fotoğraflarına bile tahammül edemeyip anında yasaklayan, bunu da özgürlük olarak pazarlayan bir dijital faşizmle karşı karşıyayız” dedi ve ekledi:

“Suç ve terör şebekeleri bu mecralarda istedikleri propagandayı yapıyorlar. Ama bu şirketler ellerinde her türlü imkan olduğu halde mağduriyetlerin önünü kesecek hiçbir adım atmadı. Amerika ve Avrupa’daki kurallara uyma noktasında gösterdikleri özeni, mesele Türkiye olunca bilinçli şekilde esirgiyorlar. Daha önce defalarca görüştük ancak gereken işbirliğini tesis edemedik. Türkiye’nin haklı talepleri karşılanır, hassasiyetlerine saygı gösterilirse mesele zaten kendiliğinden hal yoluna girecektir.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  partisinin İnsan Hakları Eğitim Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“İnsan hakları fikrinin muhafazası toplumsal barışın teminatıdır. İnsan Hakları Eğitim Programımız bu amaca hizmet edecektir. Programımızı coğrafyamızda son derece ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemde icra ediyoruz. Hepimizi ürkütmesi gereken kan, savaş ve çatışma sahneleri adeta sıradan hale geldi. Bu kötü gidişatı tersine çevirecek adımlar da atılmıyor. Gerekli dersler çıkarılmıyor. Bu kayıtsızlık karşısında patlak veren her kriz bir öncekini aratıyor.

Gazze kriziyle beraber küresel sistem iflas bayrağını çekmiştir, Gazze tüm dünyada maskeleri indirmiştir. Gazze’de yaşanan soykırımı anlatmaya artık kelimeler yetmiyor. Soykırım başlayalı tan 10 ay oldu. İsrail Gazzelileri sadece bomba ve kurşunlarla öldürmüyor; aç, susuz bırakarak ölüme mahkum ediyor. Gittikçe 2,3 milyon insana karşı barbarlığın her türlüsünü sergiliyor. Normalde insanlığı ayağa kaldırması gereken bu zulüm karşısında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıt yok. Dünya siyaseti en sert virajlarından birini dönüyor. Uluslararası sistemde ciddi güç boşluğu var, ahlak ve vicdan kaybıyla karşı karşıyayız.

Batı, Netanyahu yönetimi daha çok çocuk öldürsün diye her türlü desteği sağlıyor, katilleri avuçları şişinceye kadar alkışlıyor. Günümüzün Hitler’i Netanyahu’nun yalanlarını ayakta alkışlayanlar, ellerine yapışan o kara lekeyi ömür boyu temizleyemeyecek. Mazlumların özellikle acıları üzerinde sevinç çığlıkları atan fukaraları tarih affetmeyecek. Antisemitik yaftası ile belki bizi susturmaya çalışacaklar. Ama haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanlardan olmadık, olmayacağız. Birilerine şirin görünme peşinde değiliz. Bedeli ne kadar ağır olursa olsun hakkı tutmanın peşindeyiz.

Kim ne derse desin, soykırımcıların olması gereken yer meclis kürsüleri değil, işledikleri suçların hesabını verdikleri mahkeme salonlarıdır. Onları kırmızı halıyla karşılamak vicdansızlıktan öte basiretsizliktir.

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye kardeşimizin Tahran’da katledilmesini alışlardan bağımsız göremeyiz. Bütün dünya İsrail’in ateşkese ikna edilmesini beklerken sonuç bu olmuştur. Akıl ve izan sahibi kimse böyle bir durumu normal karşılayamaz. Bundan 3,5 ay önce torunları ve çocukları şehit edilmişti. Bu sefer şehitler kervanına kendisi katıldı. Yakınları şehit oldu ama Haniye yüzündeki tebessümü hiçbir zaman kaybetmedi.

Haniye’yi tanıyan herkes onun nasıl yiğit dava adamı olduğunu çok çok iyi bilirdi. Kendisi aynı zamanda Filistin’in son seçilmiş başbakanıydı. Biz kendisinin gayretine, milletimize olan samimi muhabbetine yakinen şahittik. Biz ayın 15’inde Meclisimizde Mahmud Abbas’ı konuşturmanın gayreti içindeydik. Aynı şekilde Haniye’yi de davet etme planı içindeydik. Bazı cibiliyeti bozuk olanlar bizim ona gösterdiğimiz bu ilgili kabul edemiyor. Yani sizden mi izin alacaktık, biz milletimizden izin aldık.

“Dijital faşizmle karşı karşıyayız”

Mesele Türkiye olunca aslan kesilen ne kadar kurum ve kuruluş varsa hepsi İsrail karşısında süt dökmüş kediye dönüyor. Gelinen noktada, sosyal medya şirketlerinin çıkarlarına dokunan her hususta mafya gibi davrandıklarına bizzat şahit oluyoruz, gemi azıya çekti, azgınlaştılar. Filistinli şehitlerin fotoğraflarına bile tahammül edemeyip anında yasaklayan, bunu da özgürlük olarak pazarlayan bir dijital faşizmle karşı karşıyayız.

Suç ve terör şebekeleri bu mecralarda istedikleri propagandayı yapıyorlar. Ama bu şirketler ellerinde her türlü imkan olduğu halde mağduriyetlerin önünü kesecek hiçbir adım atmadı. Amerika ve Avrupa’daki kurallara uyma noktasında gösterdikleri özeni, mesele Türkiye olunca bilinçli şekilde esirgiyorlar. Daha önce defalarca görüştük ancak gereken işbirliğini tesis edemedik. Türkiye’nin haklı talepleri karşılanır, hassasiyetlerine saygı gösterilirse mesele zaten kendiliğinden hal yoluna girecektir.

Burada başka bir mesele de Türkiye’deki muhalefetin kaypak tutumudur. Muhalefet partileri hemen ayağa kalkıyor. Sosyal medya platformlarına bir çift laf etmeyenler klavye ve ekran başına geçip Türkiye’yi Batı’ya şikayet sırasına giriyorlar. Sosyal medya platformlarının rezilliklerini eleştirmeyenler, estirdikleri faşizme laf etmeyenler, Türkiye’yi Batılılara şikayet sırasına giriyor. Özgürlükleri savunmak böyle olmaz. Bunun adı ‘ev zenciliği’dir. Batıdan çok batıcı, ev zencilerinin tek gayesi sahiplerine şirinlik yapmaktır. Bizim onlarla işimiz yok. Mücadelemizi onların sahiplerine karşı yürüttük. Bugün de kuklalarla zaman harcamıyor, işimiz asıl kukla oynatanlarla.

Yaptığımız anayasamızın el verdiği ölçüde vatandaşımızın hakkını korumaktır. Hassasiyetlerimize özen gösterirlerse mesele zaten yoluna girecektir. Hükümet olarak bizim kimsenin özgürlüğüyle, ifade hürriyetiyle, işiyle, aşıyla, ticaretiyle, hayat tarzıyla herhangi bir sorunumuz yok.”

Paylaşın

İran’dan Dikkat Çeken Açıklama: İsrail Cezalandırılmalı

İsmail Haniye suikastine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanani, ülkesinin “bölgedeki gerginliğin çatışmaya dönüşmesini istemediğini ancak daha fazla istikrarsızlık yaşanmaması için İsrail’in cezalandırılmasının şart olduğunu” belirtti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, olası İran saldırısına ilişkin, ülkesinin her şeye hazır olduğunu ve saldırıya uğraması halinde sert bir şekilde karşılık vereceğini söylemişti. Netanyahu’nun açıklamalarından sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ülkesinin herhangi bir saldırıya güçlü bir şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Hamas lideri Haniye, İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Şükür ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Hamas lideri İsmail Haniye’yi Tahran’da öldüren “siyonist rejimin büyük bir hata yaptığını” ve “bunun cevapsız kalmayacağını” dile getirdi.

İran merkezli Tesnim haber ajansının aktardığına göre, Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi’yi başkent Tahran’da kabul eden Pezeşkiyan, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, suikastın tüm uluslararası kurallara aykırı olduğunu ifade ederek “İran İslam Cumhuriyeti tüm Müslüman ülkelerden ve bütün özgür milletlerden, işlenen bu cinayetin en sert dille kınanmasını bekliyor” dedi.

“Özgürlük, demokrasi ve insan haklarının en büyük düşmanlarının, tüm bilimsel ve operasyonel kabiliyetlerini terörist faaliyetler ve iğrenç suçlar için kullandığını” belirten Pezeşkiyan, “özgürlük, demokrasi ve insan hakları savunucusu olduğunu söyleyip, kendilerine karşı gelenleri bu prensiplerin ve değerlerin düşmanı olarak tanımlıyorlar” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kanani de yaptığı açıklamada, İran’ın “bölgedeki gerginliğin çatışmaya dönüşmesini istemediğini ancak daha fazla istikrarsızlık yaşanmaması için İsrail’in cezalandırılmasının şart olduğunu” belirtti. Açıklamasında ABD’ye çağrıda bulunan Kanani, Washington’dan İsrail’e verdiği desteği kesmesini ve “saldırganın cezalandırılmasına” destek vermesini talep etti.

İran Devrim Muhafızları’nın komutanı Hüseyin Selami de, “İsrail’in uygun bir zamanda cezalandırılacağını” ifade etti.

Paylaşın

Can Atalay: AYM Kararı Derhal Uygulanmalı

AYM’nin hak ihlal kararına ilişkin açıklama yapan Can Atalay, “Anayasa Mahkemesi Kararı’nın derhal uygulanarak hukuka dönülmesini, Anayasa açık hükümlerinin uygulanmasını, zaten kaybettiğimi hiçbir zaman düşünmediğim vekilliğimin yeniden tanınmasını, hakkımda art arda verilen hak ihlalleri kararlarının doğal sonucu olarak tahliye edilmemi bekliyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yenileyerek diyorum ki: Anayasa Mahkemesi kararının gereklerinin ivedilikle uygulanmasını, Anayasa’nın açık hükümlerine daha fazla direnilmemesini, zaten hiç düşmediği tespit edilen milletvekilliğine ilişkin tüm prosedürün yerine getirilmesini, Anayasa Mahkemesi’nin konu ile ilgili üç kararının doğal ve zorunlu sonucu olarak bekliyorum.”

Anayasa Mahkemesi (AYM), 1 Ağustos’ta Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay Milletvekili seçilen Can Atalay hakkında verdiği gerekçeli kararıyla, milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde olduğunu tespit etti.

Can Atalay, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yazılı bir açıklama yaptı. Atalay, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Anayasa’nın açık, hiçbir kuşkuya yer bırakmayan hükümlerine karşın “olmayan hükümlerle”, “olmayacak işlemlerle” seçilmiş bir milletvekilinin milletvekilliğini “düşürdüler”. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni Anayasa’nın açıkça çiğnenmesine ortak ettiler. Tepkim, itirazım, uğradığım haksızlığın yanı sıra ülkemize yaşatılan “anayasal kriz”dir. Kimin hangi hakkı, hangi yetkiyi nasıl kullanacağının öngörülemediği; kuralsızlığın egemen olduğu bu halin memlekete vereceği zararlardan ülkem adına endişe duydum.

Anayasa Mahkemesi’nin bir kez daha gelişmeyi hukuk zeminine çekme kararını hem kendim hem de ülkem için çok önemli buluyorum. Milli iradeye ve kolu bacağı budanmış dahi olsa demokrasiye zerre saygısı olanlar memlekete daha fazla zarar vermemelidir. Artık söz konusu olan meclisin hukukudur. Artık söz konusu olan meclisin saygınlığıdır. Artık söz konusu olan meclise talimatla işlem yaptırılmasına itirazdır.

Anayasa Mahkemesi Kararı’nın derhal uygulanarak hukuka dönülmesini, Anayasa açık hükümlerinin uygulanmasını, zaten kaybettiğimi hiçbir zaman düşünmediğim vekilliğimin yeniden tanınmasını, hakkımda art arda verilen hak ihlalleri kararlarının doğal sonucu olarak tahliye edilmemi bekliyorum.

Yenileyerek diyorum ki: Anayasa Mahkemesi kararının gereklerinin ivedilikle uygulanmasını, Anayasa’nın açık hükümlerine daha fazla direnilmemesini, zaten hiç düşmediği tespit edilen milletvekilliğine ilişkin tüm prosedürün yerine getirilmesini, Anayasa Mahkemesi’nin konu ile ilgili üç kararının doğal ve zorunlu sonucu olarak bekliyorum.

Paylaşın

Avrupa Ligi: Trabzonspor’un Play – Off Turu Muhtemel Rakibi Belli Oldu

Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi Play – Off turunda Braga – Servette eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak. Play – Off turunda ilk maçlar 22 Ağustos’ta, rövanş maçları ise 29 Ağustos’ta oynanacak.

Haber Merkezi / UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu kuraları İsviçre Nyon kentindeki UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) merkezinde çekildi.

Trabzonspor, Rapid Wien’i elemesi halinde UEFA Avrupa Ligi Play – Off turunda Braga – Servette eşleşmesinin galibi ile kozlarını paylaşacak. UEFA Avrupa Ligi Play – Off turunda ilk maçlar 22 Ağustos’ta, rövanş maçları ise 29 Ağustos’ta oynanacak.

Beşiktaş ise play – off turunda FK Partizan – FC Lugano eşleşmesinin galibiyle karşılaşacak.

UEFA Avrupa Ligi’ndeki diğer eşleşmeler ise şu şekilde:

Lincoln RI / D. Minsk – Anderlecht
Jagiellonia / B. Glimt – Ajax / Panathinaikos
Ludogorets / Qarabağ – New Saints / Petrocub
LASK – FCSB / Sparta Prag
RFS / Santa Coloma – APOEL / Slovan Bratislava
Maccabi Tel Aviv / Panevezys – Backa Topola
Malmö / PAOK – Shamrock / Celje
Midtjylland / Ferençvaroş – Kİ / Banja Luka
Molde / Cercle Bruge – Rijeka / Elfsborg
V. Plzen / Krvybas – Hearts

Öte yandan Fenerbahçe ile Galatasaray’ın UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turundaki muhtemel rakipleri belli oldu.

Galatasaray play-off turunda İsviçre ekibi Young Boys ile eşleşti. Fenerbahçe ise Lille’i elemesi durumunda Slavia Prag – Union SG eşleşmesinin galibi ile kozlarını paylaşacak.

Play-off turunda ilk maçlar 20 / 21 Ağustos’ta, ikinci maçlar ise 27 / 28 Ağustos tarihlerinde oynanacak.

Paylaşın

Babacan’dan İktidarın Ekonomi Programına Tepki: Faiz Artır Vergi Artır

DEVA Lideri Ali Babacan, iktidarın uyguladığı ekonomi programına ilişkin Şu andaki bu programda enflasyonun düşmesini sağlayan en önemli faktör döviz kurunun aşağı yukarı sakin ve sabit gitmesi. Çünkü dövize siz şu anda aylık yüzde 5 faiz ödüyorsunuz” dedi ve ekledi:

“Çünkü yabancı birisi Türkiye’ye 100 milyon dolar getirdiğinde bir ay sonra 105 milyon dolar geri götürdü. Yüksek faizi verdiğiniz sürece bu para geliyor. Yüksek faiz indiğinde aynı döviz gelecek mi? Yoksa ben Türkiye’den kazanacağımı kazandım Afrika’da, Latin Amerika’da yüksek faizli bir başka ülke bulurum mu diyecek?… Aslında bir ekonomik program da yok, faiz artır, vergi artır.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘ya konuştu. İktidarın uyguladığı ekonomi programını eleştiren Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomik programlar en az üç ayaklı olur, ama şu anda ekonomik programın sadece iki ayağı var. Bir para politikası ayağı var. Yani enflasyon yüksek, ben de faiz yükselteyim. Parasal sıkılaştırma diyoruz. Bir de maliye politikası ayağı var. O da enflasyon yüksek, bütçe açığını azaltayım. Bütçe açığını azaltmanın yolu da şu anda yaptıkları vergi artırımı. Tasarruf anlamında işe yarar bir şey yok. İki ayaklı bu program nihai başarıya ulaşamaz.

Üçüncü ayak yapısal reform ayağıdır. Yapısal reform ayağında kurumların güçlendirilmesi, kural bazlı ekonomi yönetimi vardır. Bütçe açığını azaltmak istiyorsanız gidin Avrupa Birliği’nin kamu ihalesi mevzuatını aynen Türkiye’de uygulayın. Asıl tasarruf oradan gelir. Milyar dolarlık projeler yarışmasız veriliyor. Garanti verilmiş 100 bin araç. Yarışma ile yapsan belki 50 bin araç garantili başkası yapacak.

Çanakkale Köprüsü, 1923 metre. Geçen bir mühendis grup geldiğinde anlattı. Normalde köprü 1500 metre, Cumhuriyet 1923 diyerek 423 metre eklemişler. İnanılır gibi değil. 1500 metre köprü ile 1923 metre köprünün maliyeti de öyle orantılı değil. Maliyet böyle eksponansiyel artıyor. Asma sistemleri değişiyor, belki iki, üç katına mal oluyor uzattığınız zaman.

Örneğin Merkez Bankası’nın yasasını değiştirirsiniz. Dersiniz ki Merkez Bankası Başkanı 5 yıllığına görevlendirilir, Cumhurbaşkanı bile görevden alamaz. Eskiden öyleydi. Üçüncü ayak eksik olunca herkes korkuyor. Cumhurbaşkanı izin verdiği için bunlar faizi yüzde 50’ye çıkarabildi ama acaba yarın birden değiştirir mi bilmiyorlar.

Yarın aileden birisi bir şey söyler, -torunu demiş ya Paris’e gitme- “Yeter milletin canına okudunuz yüzde 50 faizle” der. Ertesi gün ‘kardeşim ya faiz düşür ya da çek git’ diyebilir Merkez Bankası Başkanına? Bunun olmayacağının garantisi var mı? Onun için üç ayaklı program diyorum. IMF programlarının bile bir de dördüncü ayağı olur. O da sosyal destektir. Bu uyguladıkları programın sosyal ayağı da yok.

Başarılı olacağını nasıl tanımladığımıza bağlı. TÜİK’in enflasyonunu veri alalım, ilk yıl yüzde 40’a indirdi. Ama arkası gelmeyecek ki. Bu programda gerisi gelmez. Şu andaki bu programda enflasyonun düşmesini sağlayan en önemli faktör döviz kurunun aşağı yukarı sakin ve sabit gitmesi. Çünkü dövize siz şu anda aylık yüzde 5 faiz ödüyorsunuz.

Çünkü yabancı birisi Türkiye’ye 100 milyon dolar getirdiğinde bir ay sonra 105 milyon dolar geri götürdü. Yüksek faizi verdiğiniz sürece bu para geliyor. Yüksek faiz indiğinde aynı döviz gelecek mi? Yoksa ben Türkiye’den kazanacağımı kazandım Afrika’da, Latin Amerika’da yüksek faizli bir başka ülke bulurum mu diyecek?

Aslında bir ekonomik program da yok, faiz artır, vergi artır. Vergi kimin için artıyor? Meclis’e getirdiklerini gördük. İmar rantına vergi getirebildiler mi? Türkiye’de asıl büyük para orada. Pahalı arabaya binenlerin peşine düşüyorlar. Boşuna uğraşmasınlar ben söyleyeyim. Türkiye’de 20-30 milyon lira üzerinde satılan arabalar varsa bu arabaların üçte ikisinin kaynağında imar rantı vardır.

Türkiye’deki menkul ve imar rantı sanayiye göre çok daha hızlı ve kolay bir para kazanma alanı haline geliyor. İmar rantlarında büyük bir bölüm de kayıt dışı oluşuyor. Son 5 yıl içerisinde daire alıp da tapuyu, faturayı tam yapabilen var mı? 10 kat yerine 30 katlık izin veriyorsunuz. Belediyelerin hemen hemen hepsi bunu yapıyor. AK Parti, CHP farkı yok. Siyasetin ve siyasetçinin kayıt dışı finansmanı da buradan geliyor. Bu vergisizdir.

Türkiye’deki ekonomik kaynakların yanlış dağıtılmasına sebep olmaktadır. Asıl vergi almak istiyorsanız imar yasasına “Emsal değişikliği harcı” koyun, “değer artışı vergisi” deyin. Bakın asıl o zaman devlet olarak vergi topladığınızı göreceksiniz hem de kayıt dışılığı kökünde önlemiş olacaksınız. Ve ondan sonra da kolay para kazanma yolu kalmayınca sanayiye de daha çok yatırım olduğunu göreceksiniz. Asıl ekonomik yapının temelinde bu bozukluk var.”

“Erken seçim için erken”

CHP’nin “erken seçim” çağrısını da değerlendiren Babacan, şu ifadeleri kullandı: “Muhalefette olanlar refleks olarak hemen seçim olsun ister. Bir daha şansını denemek ister. Her seçim muhalefet için bir şanstır, bir fırsattır. Ama ben bu talebi zamanında ve gerçekçi yapmak gerektiğini düşünüyorum.

Yıpratır. Patinaj kötü bir şey. Bir gücünüz var mı? Sayılar tutuyor mu? Siz bastırınca iktidarın yapacağına inanıyor musunuz? Ben biraz erken görüyorum. Özellikle CHP’nin belediyeleri başarılı şekilde yönettiğini ispat etmesi lazım. Ondan sonra daha güçlü şekilde erken seçim diyebilir.”

Babacan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Şimşek’ten “Enflasyon” Yorumu: Geçici Etkiler Kaynaklı Arttı

TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendiren Mehmet Şimşek, yıllık enflasyonun düştüğünü ve temmuzda aylık enflasyonun geçici etkiler kaynaklı arttığını kaydetti.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Şimşek, yıllık enflasyonun düştüğünü ve temmuzda aylık enflasyonun geçici etkiler kaynaklı arttığını kaydetti.

“Yıllık enflasyon ise Haziran’a göre 9,8 puan azalarak yüzde 61,8’e geriledi. Ana hedefi dezenflasyon olan programımızın her alanda olumlu sonuçlarını almaya devam ediyoruz.” diyen Şimşek önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüşün daha çok hissedileceğini kaydetti.

Enflasyon, TÜİK’e göre yüzde 61.78, ENAG’a göre yüzde 100.88

Bağımsız ekonomistler ile akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Haziran 2024 enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) temmuz ayında yüzde 5,91 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 100,88 olarak gerçekleşti. Ana harcama grup enflasyon oranları baz alındığında temmuz ayında en yüksek artış konut kategorisinde oldu. En düşük artış ise sağlık grubunda görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) rakamlarını açıkladı. Buna göre, Enflasyon temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 3,23, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,78 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 65,93 oldu.

Öncü göstergeler de temmuz ayında enflasyonun artacağını gösteriyordu. 2024 Temmuz ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 4,21, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 1,04 oranında arttı. Temmuzda yıllık artış perakendede yüzde 72,80, toptan eşyada yüzde 55,12 oldu.

Paylaşın

Dışişleri Bakanlığı’ndan Lübnan İçin Seyahat Uyarısı

Lübnan’da güvenlik durumunun bozulabileceğini duyuran Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarımızın zorunlu olmadığı sürece Lübnan’a seyahat etmekten kaçınmaları uyarısında bulundu.

Haber Merkezi / Bakanlık, Lübnan’da bulunan vatandaşlarımızın ise tedbirli olmaları, zorunlu olmadıkça Nebatiyeh, Güney Lübnan, Bekaa ve Baalbek – Hermel vilayetlerine gitmemeleri ve Lübnan’da kalmaları zorunlu olmayanların mümkünse ticari uçuşlar halen devam ederken Lübnan’dan ayrılmaları tavsiye etti.

Dışişleri Bakanlığı, bölgedeki son gelişmeler sonrası, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Lübnan için seyahat uyarısı yaptı. Bakanlık, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Kıymetli vatandaşlarımız, bölgemizdeki son gelişmeler nedeniyle, Lübnan’daki güvenlik durumunun hızlı bir şekilde bozulması ihtimali mevcuttur.

Bu itibarla, vatandaşlarımızın elzem olmadığı sürece Lübnan’a seyahat etmekten kaçınmaları; Lübnan’da bulunan vatandaşlarımızın ise tedbirli olmaları, zorunlu olmadıkça Nebatiyeh, Güney Lübnan, Bekaa ve Baalbek-Hermel vilayetlerine gitmemeleri ve Lübnan’da kalmaları elzem olmayanların mümkünse ticari uçuşlar halen devam ederken Lübnan’dan ayrılmaları tavsiye olunmaktadır.

Gelişmelerin Bakanlığımızın ve Beyrut Büyükelçiliğimizin resmi web sitelerinden ve sosyal medya hesaplarından takip edilmesi yararlı olacaktır. Acil durumlar için Beyrut Büyükelçiliğimize aşağıdaki telefonlardan ulaşılabilmektedir: + 961 3 944 904 / + 961 70 622 012”

Paylaşın

İsrail’den İran’a Saldırı Uyarısı: Karşılık Veririz

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, haftalık kabine toplantısı öncesi olası İran saldırısına ilişkin, ülkesinin her şeye hazır olduğunu ve saldırıya uğraması halinde sert bir şekilde karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / Binyamin Netanyahu’nun açıklamalarından birkaç saat sonra İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ülkesinin herhangi bir saldırıya güçlü bir şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

ABD merkezli haber sitesi Axios’un yayımladığı bir habere göre, Hizbullah askeri şefi Fuad Şükrü ve Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesi ardından İran’ın 5 Ağustos Pazartesi günü İsrail’e yönelik saldırı başlatacağı ileri sürüldü.

Üç Amerikalı ve İsrailli yetkililerin görüşlerine dayandırılan haberde, İran’ın olası bir misillemesinin, 13 Nisan’da İsrail’e düzenlenen saldırı gibi gerçekleştirmesinin beklendiği ancak kapsamının daha geniş olabileceği belirtildi. Saldırının Hizbullah’ı da içerebileceğinin düşünüldüğü de aktarıldı.

Kuveyt gazetesi El Ceride’nin haberine göre, ABD’li yetkililer gizlice Ankara’dan İran’a giderek, “İsrail’e saldırıp Netanyahu’nun oyununa gelmeyin” diye uyarıda bulundu. Ayrıca, İran’ın İsrail’e saldırması durumunda İsrail’i savunacaklarını, ancak büyük bir savaş istemediklerini belirtti.

İran’da ordu ve istihbarat görevlileri gözaltında

Hamas lideri İsmail Haniye’nin öldürülmesinde İsrail’in İranlı ajanları kullandığı öne sürüldü. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Telegraph’ta yer alan ve İranlı iki yetkilinin ifadelerine dayanan habere göre, İsrail’in dış istihbarat servisi Mossad tarafından devrişilen İranlı ajanlar Haniye’nin Tahran’da kaldığı binanın üç farklı odasına patlayıcı yerleştirmekle görevlendirildi.

Gazeteye konuşan, isimleri gizli tutulan İranlı yetkililer güvenlik kamerası kayıtlarının, ajanların birkaç dakika içinde farklı odalara odaya girip çıktıklarını gösterdiğini iddia etti. Aktarılana göre Haniye’nin kaldığı odadaki patlayıcılar Çarşamba günü saat 02.00’da uzaktan kumanda ile patlatıldı. Ajanların daha sonra ülkeyi terk ettiği ancak hala İran’dan yerel bir kaynakla temas halinde oldukları öne sürülüyor.

Haberde ayrıca Haniye’nin aslında Mayıs ayında helikopter kazasında hayatını kaybeden İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin cenazesine katıldığı sırada öldürülmesinin planlandığı ancak kalabalığın fazla olması ve eylemin başarısız olma ihtimali yüzünden bunun iptal edildiği iddiası yer aldı.

Bu planın yerine Mossad’ın görevlendirdiği iki İranlı’nın Haniye’nin kaldığı ülkenin en seçkin askeri birimlerinden Devrim Muhafızları’na ait misafirhaneye patlayıcı yerleştirilmesi planının devreye sokulduğu kaydedildi.

Haniye, İran’da göreve yeni seçilen Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak için Tahran’da bulunuyordu.

ABD’nin New York Times gazetesi ise Haniye’nin öldürülmesiyle bağlantılı olarak İran’da en az 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan arasında istihbarat ve ordu görevlileri ile Haniye’nin kaldığı misafirhanenin çalışanları bulunuyor. Haberin soruşturmayı bilen iki İranlı yetkiliye dayandığı belirtiliyor.

New York Times birkaç gün önce de Haniye’yi öldürdüğü belirtilen bombanın Devrim Muhafızları misafirhanesine aylar önce sokulduğunu yazmıştı.

Haniye’nin öldüğü haberinin basına yansımasının ardından Hamas liderinin bir insansız hava aracı ya da uçaktan ateşlenen bir füze ile vurmuş olabileceği ihtimali üzerinde durulmuştu. İran ve Hamas saldırıyla ilgili İsrail’i suçlarken, İsrail yönetimi ise şimdiye kadar saldırıyı ne üstlendi ne de reddetti.

Ne olmuştu?

İran’ın İslam Devrim Muhafızları Ordusu, çarşamba günü yaptığı açıklamada Hamas’ın en üst düzey liderlerinden Haniye’nin Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın göreve başlama törenine katılmak için bulunduğu başkent Tahran’da öldürüldüğünü belirtti.

Hamas tarafından yapılan açıklamada, Haniye’nin İsrail’in “Tahran’da düzenlediği bir saldırıda” öldürüldüğü doğrulandı. Haniye’nin bir korumasının da saldırıda öldürüldüğü bildirildi. Suikastin ardından İran’da üç gün ve Türkiye’de bir gün süreyle yas ilan edildi.

Haniye’nin cenaze töreni cuma günü Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. Haniye ve korumasının naaşları, Filistin bayraklarıyla örtülü tabutların içinde taşındı. Hamas’ın Katar merkezli siyasi ofisinin üst düzey liderleri Haniye’nin ailesine baş sağlığı dilerken, erkekler diz çöküp dua etti.

Haniye’nin muhtemel halefleri olarak görülen Halil el-Hayya ile Haniye’nin yakın yardımcılarından eski Hamas lideri Halid Meşal ve Filistin İslami Cihad örgütünün başkanı da cenaze töreninde yer aldı.

Suikastler, İsrail’in işgali altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Dürzi beldesi Mecdel Şems’e geçen hafta bir roket saldırısı düzenlenmesinin ardından geldi. Saldırı sonucunda 12 kişinin hayatını kaybetti.

İsrail, Hizbullah’ı saldırıyı gerçekleştirmekle suçlamış, Hizbullah ise bunu reddetmişti. İsrail-Hamas savaşının başladığı ekim ayından bu yana Hizbullah ve İsrail arasında çatışmalar devam ediyor. Sınır ötesindeki çatışmalar ölümlere ve on binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu.

Paylaşın